Etiket: orhan kurul

  • Erzincan Newrozu: 100 yıllık sorun eşit haklarla çözülmeli-VİDEO

    Erzincan Newrozu: 100 yıllık sorun eşit haklarla çözülmeli-VİDEO

    PİRHA- Erzincan’da “Demokrasi ve Özgürlük” şiarıyla kutlanan Newroz’da konuşan siyasetçiler, Kürt sorununun eşit haklar temelinde çözülmesi gerektiğini vurguladı; barış, demokrasi ve halkların ortak mücadelesi öne çıktı.

    Erzincan’ın Ulular Beldesi’nde yüzlerce yurttaşın katılımıyla gerçekleştirilen Newroz kutlamaları, “Ülkede demokrasi, bölgede barış” pankartı ve yapılan siyasi konuşmalarla dikkat çekti. DEM Parti ve Emek Partisi temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, Kürt sorunu, barış süreci ve demokratik toplum vurgusu ön plana çıktı. Kutlamalara DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul’un yanı sıra çok sayıda sivil toplum ve siyasi parti temsilcisi ile yüzlerce yurttaş katıldı.Newroz, demokrasi ve barış için yaşamlarını yitirenlerin anısına saygı duruşuyla başladı.

    EŞİT HAKLAR TEMELİNDE ÇÖZÜLMESİ GEREKEN 100 YILLIK SORUN”

    İlk olarak Kürt sorununun 1 Ekim 2024 yılından beridir başka bir mecrada tartışıldığını söyleyen Emek Partisi(EMEP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Orhan Kurul, “Bu tartışmaları olumlu buluyoruz. Kürt sorununun eşitliğe dayalı demokratik çözümünün gerekli ve bir ihtiyaç olduğunu hatırlatıyoruz. Ama 1 Ekim 2024’ten bu yana PKK kongre yaptı, kendini feshetti. PKK silah bıraktı, silahlarını yaktı ve çekildi. Kürt hareketinden çeşitli olumlu açıklamalar var. Peki ortada ne var? Meclis Komisyonu raporu var. Onda da Kürt sorunu, “terör” sorununa indirgeniyor. Başından söyleyelim: Kürt sorunu, terör sorununa indirgenemeyecek kadar önemli bir sorundur. Kürt sorunu, eşit haklar temelinde çözülmesi gereken yüz yıllık bir sorundur” dedi.

    “MÜCADELEYİ DİRİ TUTMAK ZORUNDAYIZ”

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci için bir an önce gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulayan Kurul, şunları söyledi: “Bugün birlikte bayram geçirmesi gerekenler hâlâ cezaevinde. Siyasi tutukluların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Kayyımlar bu ülkede halkın iradesine çökmüş vaziyette duruyor. Derhal geri çekilmelidir. Mecliste hâlâ “bilinmeyen dil” olarak tutanaklara geçen Kürt dilinin, ana dilinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Ana dilin kamusal alanda kullanılmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bunların hiçbiri için yasal bir düzenlemeye gerek yok. Yarın yapılabilir. Bu ülkede yarın, söylediğimiz her şey hayata geçirilebilir. Ama beklenti yaratarak bir Salı günü Meclis grubunda elini yükselten, diğerinin Perşembe günü buna alkış tutmasıyla bu halk oyalanmamalıdır. Bu halkta beklenti yaratmaktan vazgeçin. Halkımıza da bu alandan bir kez daha çağrı yapıyoruz: Kürt sorununun eşit haklar temelinde çözümü için mücadeleyi büyütmekten başka bir çaremiz yok. Bize beklenti yaratmaya çalışanlara karşı, bugüne kadar yaptığımız gibi, bu Newroz alanlarını kazandığımız gibi mücadeleyi büyütmek, diri tutmak ve ayakta durmak zorundayız.”

    CANLAR EL ELE VERİRSE HER SORUN AŞILIR”

    Ardından söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Türkiye’de barışın egemen olması, bütün halkların insanca bir arada yaşayabileceği, birbirinin derdine merhem olabileceği bir sürecin adımlarının atıldığını söyledi. Bu sürecin nihayete ermesi için herkese büyük sorumluluklar düştüğünü ifade eden Fırat, “Cezaevlerinde olan on binlerce arkadaşımız, yoldaşımız var. İsimlerini tek tek zikretmeden; her biri birbirinden değerli canlar… İmralı’dan Kandil’e kadar yüreği burada olan, barışa duygularıyla ve emekleriyle katkı sunan herkese selam olsun. Bayram, hepimizin ortak değeridir ve hepimiz için bir sorumluluktur” diye konuştu.

    “Bütün halkların; Alevi’nin, Türk’ün, Kürt’ün, Sünni’nin birbirini ayırt etmeksizin bu topraklara bir bahar borcu vardır” diyen Fırat, “Bu topraklara barış borcumuz var. Barışı getirmek için hepimizin omuzlarında büyük bir sorumluluk vardır. Yunus’un ‘Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü’ dediği gibi, bizim de sorumluluklarımız var. Bahar sadece doğada değil, insanın kalbinde başlar. Eğer kalbimizde kin varsa bahar gelmez. Eğer kalbimizde zulüm varsa huzur gelmez. Görüyoruz ki bu coğrafyada huzur yok; bunu hepimiz acı bir şekilde yaşıyoruz. Bir toplum vicdanını yitirmişse o toplum ölmüştür; yaşayan bir ölüye dönüşür. Bu yol rızalık yoludur sevgili dostlar. Rızanın kapısı herkese açıktır. Lokmayı paylaşmak, incitmemek, kardeş olmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Hepimiz aynı coğrafyanın parçasıyız; canımız da bir, derdimiz de bir olmalıdır” dedi.

    Halkların zulme karşı el ele vermesi gerektiğini vurgulayan Fırat, “Ateşte eritilen demir nasıl yumuşarsa, zulüm de dayanışmayla erir. Zalimlere karşı başkaldıran Demirci Kawa’ya selam olsun. Hepimiz bu direnişten pay almak zorundayız. Eğer bu coğrafyada sevgi egemen olsun istiyorsak, bu sürece katkı sunmak zorundayız. Newroz işte budur: zulmü eritmek, kalpleri yumuşatmaktır” diye konuştu.

    “DEVLET KENDİ YARATTIĞI ZULÜMLE YÜZLEŞMEK ZORUNDA”

    Son olarak söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise şunları söyledi: “Newroz, bizim açımızdan mazlumların zalimlere karşı çıktığı, halkların zulme karşı direnişini simgeleyen tarihsel bir gündür. Hem hakikatimizde, hem de direniş ve mücadele tarihimizde yeri vardır. Bu tarihsel süreçten geçerken demokratik toplum mücadelesini hep birlikte yürüteceğimiz, bu ülkeye barışı hep birlikte armağan edeceğimiz bir dönemden geçiyoruz. Fakat bu süreç öyle kolay olmayacak. Türkiye’de bu kadar inkârcı bir akla, bu kadar zulüm üreten bir anlayışa karşı demokratik mücadeleyi geliştirmek kolay olmayacak; bunu biliyoruz. Ama ısrarımız şudur: Bu topraklar barışı hak eden topraklardır. Ancak bu topraklarda barışı ve demokratik toplumu inşa ederken, mevcut siyasal iktidar ve devlet zihniyeti kendi yarattığı zulümle yüzleşmek zorundadır.

    Onun için Newroz ateşi; demokrasi ve özgürlük ateşidir. Demokrasi ve özgürlük şiarıyla kutladığımız her alanda şunu söylüyoruz: Bu ülkeye barışı halklar armağan edecektir. Eğer bugün bu ülkede Kürt halkı, Aleviler ve yok sayılan, inkâr edilen bütün halklar mücadele yürütüyorsa, bu kazanımlar onların yarattığı mücadele sayesinde ortaya çıkmıştır. İşte bu topraklara düşen binlerce can, bu yiğit insanlar sayesinde bugünlere geldik. Selam olsun onlara, selam olsun.”

    Yapılan konuşmaların ardından gençlerle ve halkla birlikte Newroz ateşi yakıldı. Newroz ateşinin etrafında halaya duran halk Sanatçı Hasan Ali Sezer’in seslendirdiği şarkılar eşliğinde eğlendi.

    PİRHA/ERZİNCAN

     

  • Seyit Rıza Meydanı’nda Rojava için çerağ uyandırıldı!- VİDEO

    Seyit Rıza Meydanı’nda Rojava için çerağ uyandırıldı!- VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Rojava’da gerçekleşen katliamlara dur demek için Seyit Rıza Meydanı’nda çerağ uyandırdı. Rojava’ya uygulanan saldırıların günümüz Kerbelası olduğuna dikkat çeken DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, “Bugün Rojava’da internet dahil, su, yiyecek, her türlü yardıma kapatılmış ve bu coğrafyada bir soykırım planlaması devrede” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, “Kerbela’dan Rojava’ya Yaşanan Karanlığa Karşı Çerağlarımızı Yakıyoruz” şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda toplanarak, Rojava için çerağ uyandırdı.

    Seyit Rıza Meydanı’na ‘Biji Berxwedana Rojava’, ‘Qoma Rojava Teyna Nî Yo’, ‘ Yekê Yekê Gelê Kurd Yekê’ sloganlarıyla gelen yurttaşlar, meydanda ‘Rojava Vicdandır, Direniştir, Özgürlüktür Teslim Alınamaz’ pankartı etrafında toplandı. Eyleme DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun yanı sıra, bir çok kurum ve kuruluş katıldı.

    “MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI DERHAL AÇILMALIDIR”

    Yakılan çerağların Rojava’daki karanlığı yok edeceğini belirten DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş, “Rojava halkı yalnız değildir. Biran önce Mürşitpınar sınır kapısı açılmalı ve Rojava’ya gereken yardımlar geciktirilmeden ulaştırılmalıdır” dedi.

    Eylemde konuşan Emek Partisi (EMEP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Orhan Kurul, Rojava’da insanlık ayıbının işlendiğini belirtti ve devamında şunları dile getirdi: “Rojava’da çok açık bir savaş suçu işleniyor. Rojava’da kadınlar, çocuklar bile bile ölüme mahkum ediliyor. Göz göre göre Rojava’daki halkımız, kardeşlerimiz ölüme sürükleniyor” dedi

    Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın derhal açılması gerektiğine dikkat çeken Kurul, “Bugüne kadar yaptığımız çağrıları bir kez daha tekrar ediyoruz. En son söylenmesi gereken lafı en başta söylüyorum. Mürşitpınar Sınır Kapısı derhal açılmalı, insani koridor sağlanmalıdır” dedi ve bu talebin Dersim halkı tarafından çok acil bir şekilde yerine getirilmesi istendiğini vurguladı.

    “Rojava’yı kendi çıkarlarının bir oyun aletine, oyun aracına dönüştürmeye çalışıyorlar. Ancak Rojava’daki halkımız bugüne kadar yaptığı gibi bugün de kendi kaderini tayin edebilmenin koşullarını zorluyor. Bunun için mücadele ediyor” diyen Kurul, “Emek Partisi olarak buradan bir kez daha tekrar ediyoruz. Rojava halkı kendi kaderini tayin edebilme hakkına sahiptir. Bunun koşulları sağlanmalıdır” dedi ve insani koridorun biran önce açılması gerektiğine dikkat çekerek konuşmasını sonlandırdı.

    “ROJAVA’DA BUGÜN BİR KERBELA YAŞANIYOR”

    Rojava’ya uygulanan inkar ve imha politikasının güncel bir Kerbela olayı olduğuna dikkat çeken DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, “Bugün Rojava’da internet dahil, su, yiyecek, her türlü yardıma kapatılmış ve bu coğrafyada bir soykırım planlaması devrede. Biz bu zihniyeti çok iyi tanıyoruz. Dersim’den biliyoruz. Dersim katliamından biliyoruz” dedi. Devamında ise şunları söyledi:

    “Yıllardır inkarla imha ile yürüyen, Alevilere, Kürtlere, başta olmak üzere farklı inançlarla gösterilen katliam planlamalarından çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla Suriye’de biricik tek yol Suriye’nin demokratik bir ülkeyi inşa edilmesinden geçiyor. Ve Türkiye ve iktidar bu sorumluluğa sahiptir. İktidarın, Türkiye’nin politikası Suriye’de demokratik bir yaşamın inşa edilmesi üzerine kurulmalıdır.”

    Kordu, Hızır ayı içerisinde olduklarını belirterek, “Dersim’deyiz, Hızır ayındayız. Hızır’da tüm mazlumların yanında olan Dersim halkı, Alevi toplumu, Hızır’da bugün burada lokmalarını tutarken, dualarını yaparken önce insanlık için duasını eder, sonra kendisi için duasını eder. Dersim halkı bugün darda olan Rojava halkı için dualar ettiğini” söyledi.

    Ayten Kordu, konuşmasının sonunda Rojava halkının yanında olduklarını belirterek, “Dolayısıyla biz bu coğrafyadan seslenen Kürtler, Aleviler, devrimciler, sosyalistler, demokratlar, kendisine insanım diyen herkes buradan sesleniyoruz. Gerek kendi coğrafyamızda ya da Suriye’de, Ortadoğu’da demokratik bir yaşam barışçıl bir yaşam zor değildir. Mümkündür. Yeter ki bu kolektif akıl işlesin. Yeter ki bu kolektif politika hayata geçsin” dedi ve konuşmasını sonlandırdı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’den 2026 mesajı: Barış için mücadele, özgürlük için ısrar!-VİDEO

    Dersim’den 2026 mesajı: Barış için mücadele, özgürlük için ısrar!-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eş Başkanları Nurşat Yeşil ile Özgür Ateş, DEM Parti Dersim İl Eş Başkanları Hümeyra Tusun Yeğin ile Özcan Ateş, ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi ve EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, 2026 yılına dair mesajlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Yapılan açıklamalarda barış, demokrasi, özgürlük ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıkarken, yeni yıla mücadele vurgusuyla girildi.

    İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı uzun yıllardır mücadele yürüten Aleviler, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. Kurum temsilcileri, 2025 yılının da baskı politikalarına karşı mücadelenin sürdüğü bir yıl olduğunu vurgularken, 2026’da bu mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Dersim’deki kurum temsilcileri yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.

    “DAHA ÖZGÜR YILLARA”

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, 2026 yılına dair beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:

    “2025 yılında başlayan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini, çıkarılacak yasalarla 2026 yılında daha sağlam temellerle ilerlemesini; kimsenin dilinden, dininden, ırkından, cinsel yöneliminden dolayı ayrıştırılmadığı, tüm insanların onurda ve haklarda eşit olduğu, kadınların ve LGBTİ+’ların daha özgür yaşadığı bir toplumu 2026 yılı için diliyorum, temenni ediyorum.”

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş ise yeni yıl mesajına kültürel ve toplumsal barış vurgusuyla başladı:

    “Öncelikle tüm halkımızın Gağan bayramını kutlayarak başlamak istiyorum. Barışın coğrafyamızda egemen kılınması için, savaşsız, sömürüsüz bir dünya için 2026’ya dair beklentilerimizin bu yönde olmasını diliyor ve temenni ediyorum.”

    “BARIŞIN YILI OLSUN”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, 2025 yılının toplumsal baskılar ve savaşlarla geçtiğine dikkat çekerek, barışın somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguladı:

    “Öncelikle 2025 yılını da aslında bir önceki yıllardan çok farksız yaşamadık. Yani genel olarak toplumsal baskı, demokrasinin olmayışı, kadına, çocuğa ve doğaya yönelik yapılan saldırılarla geçti. Diğer yandan dünyada da yaşanan savaşlar bizleri olumsuz anlamda etkiledi. O yüzden 2026 yılının ülkemize, Orta Doğu’ya ve tüm dünyaya öncelikle barış getirmesini istiyorum. Bu atılan barış adımlarının somut adımlarla ilerlemesi toplum açıdan çok önemli. Bunların dışında kadına yönelik şiddetin olmadığı, çocukların şiddete uğramadığı, öldürülmediği, doğanın katledilmediği, emekçilerin hakkını aldığı, güzel, mutlu, huzurlu bir yıl diliyorum.”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş ise tarihsel acılara işaret ederek barış ve kardeşlik çağrısı yaptı:

    “Geçtiğimiz yıllar bu topraklarda katliamlar, zulümler yaşandı. Temennimiz odur ki bundan sonraki yıllarda, bu acı ve katliamların son bulmasıdır. Her halkın kendi diliyle, rengiyle, kimliğiyle, inancıyla özgür yaşamasını istiyoruz. Çocuk çocukluğunu, yaşlı yaşlılığını mutlu ve huzurlu yaşasın. Yeni yıl halkımızın berrak suyunun kirlenmediği, savaşların ve ölümlerin olmadığı, doğanın katledilmediği, börtü böceğin öldürülmediği, barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir yaşam diliyorum. Özelde Kürt halkının ve tüm dünya halklarının yeni yılını kutluyorum.”

    “EMEKÇİLERİN ÖZGÜR OLDUĞU BİR YIL OLSUN”

    ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, 2025 yılının emekçiler ve ezilen halklar açısından zorlu geçtiğini belirterek, yeni yıl için mücadele ve umut vurgusu yaptı:

    “2025 yılı, Türkiye işçi sınıfı, emekçileri ve ezilen halklar açısından büyük zorlukların, büyük sıkıntıların ve büyük mücadelelerin olduğu bir yıl oldu. Bu yıldan aldığımız güçle yeni yılı selamlamak istiyoruz. Özellikle başta Kürt halkının, Kürt ulusunun barış ve demokrasi mücadelesinde atmış olduğu yeni bir adım var. Umarım bu karar Kürt halkına, Kürt ulusuna ve ezilen halklara adil, demokratik bir barışı getirir. Diğer yandan grevlerin, direnişlerin, işçi kıyımlarının, çocuk ölümlerinin, çocuk işçi ölümlerinin ve kadın ölümlerinin çokça arttığı bir yılı geride bıraktık. Yeni yılın en azından bunların olmaması ve ezilen halkların, işçi sınıfının, emekçilerin, gençlerin, çocukların ve kadınların özgür olduğu, mutlu olduğu, gerçekten gelecekleri konusunda herhangi bir kaygı yaşamadıkları bir yıl olmasını temenni ediyorum ve yeni yılda da en azından dünya halklarının savaşsız, sömürüsüz bir yaşamı inşa etmesini temenni ediyoruz.”

    “2026 BİZİM YILIMIZ OLACAK”

    EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul ise mücadele çağrısını büyüterek 2026’ya dair umutlu bir mesaj verdi:

    “2025 yılını tamamlayarak bir yüzyılın ilk çeyreğini de tamamlamış olduk. Bu yılda da işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadeleyle dolu bir yıl oldu. Tabii ki egemen sınıflar bakımından da kendi tahakkümlerini arttırmak, kendi tahakkümlerini kurmanın bir yılı olarak devam etti. 2026’nın işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadelenin kazanacağı bir yıl olacağını umuyoruz. Mücadelemizi birleştirir, beraber hareket eder, vitesi yükseltirsek 2026 yılı bizim yılımız olacaktır. Herkese mutlu yıllar.”

    PİRHA/DERSİM

  • Üç Fidan, Dersim’de anıldı-VİDEO

    Üç Fidan, Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-68 kuşağının önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, idam edilişlerinin 53’üncü yıldönümünde Dersim’de anıldı. 

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, 68 Kuşağı’nın devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 53’üncü yıldönümünde parti binasından yürüyüş gerçekleştirip Seyit Rıza Meydanı’nda anma programı gerçekleştirdi. Kitle yürüyüşte sık sık ‘Yaşasın devrim ve sosyalizm’ , ‘Devrim şehitleri ölümsüzdür’ , ‘Emperyalistler, işbirlikçiler 6. Filo’yu unutmayın’ sloganları atıldı.

    Anma programına yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan, DAD Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ile Zeynel Kete, DEM Parti Haklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ve Dersim’de ki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Basın açıklamasını Eylül Yantemur okudu. Açıklamada ‘Yaşasın devrim ve sosyalizm’ pankartı açıldı.

    “EŞİT VE ÖZGÜR BİR ÜLKENİN OLABİLECEĞİNİ İLAN ETMİŞTİLER”

    Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş’in dönemin sermaye sınıfı tarafından sınıfsız bir ülke ve dünya mücadelesini cezalandırmak amacıyla idam edildiğini söyleyen EMEP Dersim İl Gençlik Yöneticisi Eylül Yantemur, “Denizlerin mücadelesi tüm dünyada savaş çığırtkanlıklarının yükseldiği bir dönemde eşit ve özgür bir ülkenin olabileceğini ilan etmişti. Denizler barış, ezilen halkları ve işçi sınıfını savunmuşlardı” diye belirtti.

    “ONLAR SOSYALİZM İÇİN MÜCADELE ETTİLER”

    Türkiye’nin her yerinde devrimciler, demokratlar, halklar 6 Mayıs için bir arada olduğunu belirten DEM Parti Haklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “3 devrimci ve 68 kuşağının Türkiye’deki öncüleri idam edildi. 53 yıldır biz bu idamı protesto ediyoruz. 53 yıldır Deniz, Hüseyin ve Yusuf unutulmadılar. O gün bugündür aileler çocuklarının adını, Deniz, Yusuf, Hüseyin olarak koydu. Çünkü onlar idam sehpasına giderken yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği dediler. Onlar sosyalizm için mücadele ettiler” dedi.

    “DENİZLERİN VE TÜM DEVRİMCİ GENÇLERİN MÜCADELESİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş’in demokratik ve özgür bir Türkiye hayali olduğunu ifade eden CHP Tunceli İl Başkanı Kemal Özcan, “Bizlere düşen görev de onların hayallerini gerçekleştirmektir. Biz inanıyoruz ki demokrasi, adalet ve özgürlük herkes içindir. Denizlerin ve tüm devrimci gençlerin mücadelesine sahip çıkmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “YOLUMUZ DENİZLERİN YOLUDUR”

    EMEP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Orhan Kurul ise şunları dile getirdi:

    “Yolumuz idam sehpasına giderken, ‘Yaşasın Kürt ve Türk halklarının bağımsızlık mücadelesi ’ diyen Denizlerin yoludur. Yolumuz Kürt halkının sorununun demokratik ve eşit temelde çözümünü savunan devrimcilerin yoludur. Hiçbir şüpheniz olmasın.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de, polis müdahalesi protesto edildi-VİDEO

    Dersim’de, polis müdahalesi protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim İl Örgütü’nün, basın açıklamasına polisin müdahale etmesi Dersim’de protesto edildi. Yapılan açıklamada, “Demokratik haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Dişle, tırnakla kazanılmış bu hakların korunması, geliştirilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.

    19 Temmuz’da DEM Parti Dersim İl Örgütü’nün, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi operasyonlarına yönelik yapmak istediği açıklamaya polis müdahale etmişti. Yapılan müdahalede Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin’in belinde iki kırık oluştu.

    EMEP Dersim İl Örgütü, polis müdahalesine tepki göstermek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ile Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de destek verdi. Açıklamada, ‘Şiddet ve işkence insanlık suçudur, hesap soracağız’ pankartı açıldı. Açıklamada sık sık ‘Faşizme karşı omuz, omuza’ sloganı atıldı. Açıklamayı EMEP Dersim İl Örgütü Yöneticisi Orhan Kurul okudu.

    “İŞKENCECİ POLİS DERHAL GÖREVİNDEN ALINMALIDIR”

    Valiliğin Dersim’i huzur kenti yaptık diyerek şehrin sahibi edalarıyla hareket ettiğini söyleyen Orhan Kurul, “Şimdi buradan, kendini buranın sahipleri sananlara sesleniyoruz, biz ezelden beridir buradayız. Bu kentin her bir sokağında devrimcilerin izleri var. Huzur şehri yarattık deyip, kendi hegemonyanızı kurmaya çalışıyorsunuz ama buna müsaade etmeyeceğiz. Demokratik haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Dişle, tırnakla kazanılmış bu hakların korunması, geliştirilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Dün il başkanımıza yapılan canice saldırı karşısında bu işkenceci polis derhal görevinden alınmalıdır. İşkence yapmaktan zevk alan bu polis görevinden uzaklaştırılana, cezasını alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK”

    Kemik kırığı sebebiyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen bir soruşturma başlatıldığını söyleyen Avukat Çağla Yolaşan, “Hem kolluk personelinin hem de emri altında olduğu amirlerinin sorumluluğunu ifade ederek işkence ve kötü muamele suçundan ayrıca suç duyurunda bulunduk” diye belirtti.

    “BUNDAN SONRA ANAYASAYA UYULSUN”

    Anayasal hakların Dersim’de sıklıkla ihlal edildiğini belirten Dersim Baro Başkanı Fatma Kalsen, “Bundan sonra buna benzer olayların gerçekleşmemesi için gerekli önlemlerin alınmasını ve Anayasa ile AİHM Sözleşmeleri’ne uyulmasını talep ediyoruz” diye ifade etti.

    “AKP İKTİDARI ŞİDDETTEN BESLENİYOR”

    AKP iktidarının şiddetten beslendiğini belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Anayasal hakkım olan basın açıklamamı emniyetten, valilikten icazet alarak mı yapacağım? Bu anlayışı kınıyoruz ve bundan sonra da sokak mücadelesi hakkımızı kullanmaya devam edeceğiz. Huzur kenti demekle o yer huzur kenti olmuyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de, DEM Parti’nin açıklamasına polis müdahalesi-VİDEO

  • Dersim’deki gazeteciler: 10 Ocak çalışan gazeteciler günü kutlanacak bir gün olmaktan çıktı

    Dersim’deki gazeteciler: 10 Ocak çalışan gazeteciler günü kutlanacak bir gün olmaktan çıktı

    PİRHA-10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü bu dönemde yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltı, tutuklama, sansür, oto sansürün gündemden düşmediği bir süreçte kutlanıyor. Dersim’de çalışan gazeteciler, mesleklerinin her geçen gün baskılanmaya devam ettiğini belirterek 10 Ocak’ın kutlanacak bir gün olmaktan çıktığını söylediler.

    Dersim’deki gazeteciler Caner Aktan ve Orhan Kurul, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü değerlendirdi.

    “GAZETECİLERİN HİÇBİR HAK VE ÖZGÜRLÜĞÜ KALMADI”

    Yeni Dersim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Caner Aktan, gazetecilerin özgürlükleriyle birlikte özlük haklarını da kaybettiğini, bu nedenle 10 Ocak 1961 kazanımlarının aradan geçen 60 yıldaki kayıplarla birlikte 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününün “kutlanılacak” değil “anılacak bir güne” dönüştüğünü söyledi.

    Aktan, “Eskiden meslek büyüklerimiz 10 Ocak’ı bir bayram olarak kutluyordu. Daha sonra özlük haklarına dönük saldırılarla birlikte bu bayram kutlama gününe dönüştü.” diyerek şunları aktardı:

    “Bugün geldiğimiz noktada ise 10 Ocak kutlanacak bir gün olmaktan çıktı. Çünkü gazetecilerin hiçbir hak ve özgürlüğü kalmadı. Aynı durum Dersim’deki gazeteciler için de geçerli. Basın emekçilerinin sorunlarının başında işsizlik geliyor. Dersim’de iletişim fakültesi mezunu çok sayıda meslektaşımız var. Ancak son yıllarda sektörde yaşanan yüzde 70 daralma nedeniyle iş bulmakta zorlanıyor. Çalışanlar da sendikalı olmadıkları için hak ettikleri ücretleri alamıyor. Özgürlüklerimiz ayaklar altına alınabilir. Ancak bizim sözümüz var; gazetecilik görevimizi onurlu, erdemli ve teslim olmadan yerine getirip, kaybettiğimiz haklarımızı elde edene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    “TÜRKİYE’DE GAZETECİLİK BASKILANMAYA DEVAM EDİYOR”

    Evrensel gazetesi Dersim muhabiri Orhan Kurul ise gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü doğrudan mesleğin kendisini hedef alan baskı, tutuklama, tehdit, sansür ve iş güvencesizliği altında karşıladığını söyledi.

    Kurul, gazeteciliğin her geçen gün baskılanmaya devam ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Uluslararası basın kuruluşları da, Uluslararası Basın Enstitüsü’de, gazetecilerin sendikaları da gazeteciliğin kıskaca aldığını raporlarında ifade ediyorlar. Gazeteciler, faaliyetinden dolayı tutuklanıyor, basın toplantılarında muhalif gazeteciler sorularından dolayı azarlanıyor, tehdit ediliyor. Bu sorunları daha da uzatmak mümkün.

    Özetle Türkiye’de gazetecilere, ‘gazetecilik yapmayın’ deniyor. Ancak bunun karşısında geçmişte olduğu gibi bugün de inatla gerçeğin üstüne giden ve gerçekleri halka ulaştırmaya çalışan gazeteciler bu mesleği sürdürüyor.”

    “DAHA CESUR BİR YEREL GAZETECİLİĞE İHTİYAÇ VAR”

    Kurul, Dersim yerelinde gazetecilerin gerçeğe ulaşma yönündeki dayanışmasının gazetecilik mesleğini kolaylaştırdığını da ifade etti. Daha cesur bir yerel gazeteciliğe ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Kurul, “Daha iyi olabilir mi elbette ki olabilir, olmalı da. Gerçeklerin üzerine daha çok giden ve bunu cesurca yazmaya en çok ihtiyaç olunan dönemdeyiz. Ben, Dersim’de gazeteciler arasındaki dayanışmanın, bu mesleği yapmayı kolaylaştırdığını düşünüyorum. Bu dayanışmanın daha çok olması gerekliliğini de ekleyerek tabi ki. Dersim’de tarihi çok eskilere dayanan bir yerel gazetecilik geçmişi var. Oldukça önemli işler yaptıklarını da düşünüyorum. Ancak, özellikle resmi kurumlarla olan ilan ilişkileri, bazen otosansüre sebep oluyor. En önemli gelir kaynaklarının bu ilanlar olması ister istemez böyle bir etki oluşturuyor olabilir. Ama bu kentte yerel gazetelerden birinin geçmişte yaptığı haberlerden dolayı bir valiyi yerinden ettiği de biliniyor. Bu bakımdan daha cesur bir yerel gazeteciliğe ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

    “GÜVENLİKÇİ POLİTİKALAR MESLEĞİ ZORLAŞTIRIYOR”

    “Güvenlikçi politikalar ister istemez haber kaynaklarımıza da etki ediyor” diyen Kurul, bu politikalardan kaynaklı Dersim’de gazetecilik yapmanın kimi zorlukları olduğunu kaydetti. Kurul şu cümlelerle devam etti:

    “Dersim kolluk güçleri tarafından kuşatılmış bir kent. Bu ‘güvenlikçi’ politikalar ister istemez haber kaynaklarımıza da etki ediyor. Kimi zaman, sokakta röportaj yapabilecek birini bulamadığımız zamanlar oluyor. Eylemleri izleyen gazetecilere para cezaları yazılıyor, soruşturma başlatılıyor. Bu da her yerde olduğu gibi bu mesleği  yapmayı zorlaştırıyor. Ancak, bu kentte gazetecilik yapan bütün gazeteciler Evrensel muhabiriyken gerçeğin peşinde giden ve katledilen Metin Göktepe’yi ve onun gazeteciliğini biliyorlar. Namık Tarancı’yı, Musa Anter’i, bölgede katledilmiş onlarca gazetecinin hayat hikayesi, tutuklanan gazetecileri biliyorlar ve tüm bunlar haber yazma konusunda da başka bir cesaret veriyor gazetecilere. Bu cesareti büyütmenin ve daha ileriye taşımanın oldukça önemli olduğu bir süreçten geçiyoruz.”

    Cihan BERK/  Dersim