Etiket: orman kesimi

  • İkizköylülerden Akbelen için dayanışma çağrısı-VİDEO

    İkizköylülerden Akbelen için dayanışma çağrısı-VİDEO

    PİRHA- İkizköylüler, Akbelen Ormanı’nın kesim izninin uzatılmasına karşı açtıkları iptal davasının 13 Haziran’da görülecek duruşmasına katılım çağrısı yaptı. 

    Muğla’nın Milas ilçesi bağlı İkizköy sakinleri Akbelen Ormanı’nın kesim izninin uzatılmasına karşı açtıkları iptal davasına katılım çağrısı yaptı. İkizköylü yurttaşlar, yayınladıkları videolarla 13 Haziran’da Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmaya katılım çağrısı yaptı. Çektiği videoyla sesini duyurmaya çalışan İkizköy Muhtarı Nejla Işık, Akbelen için 5 yıldır mücadele ettiklerini hatırlattı. 24 Temmuz 2023’te tüm direnişe rağmen Akbelen Ormanı’nın kesildiğini anımsatan Işık, eylemler sürecinde kendilerine uygulanan baskıları hatırlatarak buna rağmen mücadeleyi bırakmadıklarını söyledi.

    Şimdi ise bu mücadelenin davasının görüleceğini belirten Işık, herkesi dayanışmaya çağırarak:  “Şu an Akbelen oyuluyor, dinamitler patlatılıyor, su kaynaklarımız yok oluyor, zeytinliklerimiz, hayvanlarımız, sebzelerimiz tozun içinde. Buna rağmen bu köyden gitmemek için inat ediyoruz. Herkesi bu sesi yükseltmeye 13 Haziran’da Muğla 1’inci İdare Mahkemesi önüne bekliyoruz” çağrısı yaptı.

    “DOĞAMIZI SAVUNMAK SUÇ MU?”

    İkizköylü Aytaç Yakar da çektiği videoda, çam ağaçları için verdikleri mücadeleye herkesi beklediklerini söyledi. Havasını, suyunu, toprağını seven herkesten destek beklediklerini belirten Yakar, “55 yaşına kadar görmediklerimi son 1 yılda gördüm. Jandarmanın, biber gazının ne olduğunu bilmezdim. Ama toprağımı savunduğum için bunları öğrendim. Doğamızı savunmak suç mu?” diye sordu.

    SARICA: BAŞVURU HUKUKSUZ

    Davanın avukatlarından İpek Sarıca ise orman kesim izninin 28 Aralık 2021’de bittiğini hatırlattı. Yürütmeyi durdurma iptal edilmesi kararlarının yapılacak işlemin geriye dönük zararlarını önlemek için alındığını kaydeden Sarıca, “İznin bitiş tarihinden önce Orman Bölge Müdürlüğü’ne başvuru yapılması gerekiyor. Fakat bu izin ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı varken, şirket kesim için başvuru yapmış. Müdürlük ise başvuruyu alıyor ve işlem yapmadan askıda bekletiyor. Başvuru konusu hukuksuz bir işlem ve bu işleme dayanarak kesim iznini uzatma kararı veriliyor. O kararla Akbelen Ormanı katledildi ve eko-kırım suçu işlendi. Duruşmada bu iznin iptal edilmesini isteyeceğiz. Doğaya, geleceğe ne kadar saygı duyulduğu bu duruşmada belli olacak. Bu hukuksuzluğa karşı hep birlikte olmak gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/MUĞLA

     

     

  • ‘Akbelen’de kestiğiniz ormanlar da bizim, Cudi’de yaktığınız ormanlar da’ -VİDEO

    ‘Akbelen’de kestiğiniz ormanlar da bizim, Cudi’de yaktığınız ormanlar da’ -VİDEO

    PİRHA-KESK Ankara Şubeler Platformu, “Akbelen’de ağaç kesimini durdurun” talebi ile basın açıklaması yaptı. AKP İktidarının çevre politikasını eleştiren KESK’liler, “Şirketlerle el ele veren iktidar, doğadaki tüm kaynakları sonsuz bir şekilde tüketebileceğini, ranta dönüştürebileceğini varsayıyor ve buna göre hareket ediyor” denildi.

    KESK Ankara Şubeler Platformu, Muğla’da kömür madenciliği yapılması için Akbelen Ormanları’ndaki ağaç kesimine yönelik basın açıklaması yaptı. KESK’liler, 25 Temmuz’da kolluk kuvvetleri eşliğinde kesime başlanan Akbelen Ormanlarındaki müdahalenin durdurulması için çağrıda bulundu.

    KESK Şubeler Platformu yürütmesi adına açıklamayı, Tarım Orman-SEN Şube Başkanı Osman Özyurt okudu.

    “SERMAYE ÖNLERİNE GELEN HER NE VARSA TALAN EDİYOR”

    Osman Özyurt, dünya tarihinin beş büyük yokoluş dönemi geçirdiğini vurgulayarak, “İlk defa bu dönemde sanayileşme ve teknolojik gelişimin kontrolsüz kullanımı ile insanın sebep olduğu altıncı büyük yokoluş sürecini yaşıyoruz” dedi. Özyurt, sermaye güçlerinin, doğaya verdikleri zararın altını çizerek “Bu yüzyılın en önemli mücadele alanlarından biri de yönetenlerle el ele vermiş şirketlere karşı, doğayı yani yaşamı savunanların verdiği mücadeledir. Şu anda Akbelen Ormanlarında yaşanan tam da böylesi bir mücadeledir. Sadece bu bölgede enerji ihtiyacını karşılamak için 3 adet termik santral vardır, bu enerjiye bireylerden ziyade sanayinin ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Sermaye para kazanmak için emek, toprak, hammadde, enerji sömürüsünü bir bütün halinde sürdürürken, önlerine gelen her ne varsa talan etmeye devam ediyor.” dedi.

    “MAFYALAŞMIŞ ŞİRKET!”

    Osman Özyurt, açıklamasının devamında, “İktidarın, sermayeyle el ele vererek kar hırsıyla yaşamlarımızı yok etmesine asla izin vermeyeceğiz” vurgusunu yaptı. Özyurt, şöyle devam etti:

    “Yaklaşık dört yıl önce saray şirketlerinden Limak’ın da içinde bulunduğu Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Şirketine (YK Enerji) maden ruhsatı veren iktidar, hem yeraltı zenginliklerini peşkeş çekiyor hem de doğamızı yok ettiriyor. Şirket her fırsat bulduğunda ağaçları katletmeye devam ediyor. İki yıl önce çıkan orman yangınında, termik santrallerin zarar görmemesi gerekçesiyle yine ağaçlar kesildi. Şu anda ise termik santrale kömür sağlama gerekçesiyle çok daha büyük bir doğa katliamı gerçekleştiriliyor. Devletin gücünü arkasına alan saray şirketi Limak yine devletin polisi, jandarmasıyla birlikte, ormanını korumak için orada bulunan köylülere, kadınlara acımasızca saldırıyor, 94 yaşındaki neneye bile saldırıyor. Limak’ın dozerlerini, kepçelerini ormana sokmakta bir sakınca görmeyen devletin güvenlik güçleri halkın ormana girmemesi için ilaçlı tazyikli su, gaz ve copla pervasızca saldırıyor. Bir nevi mafyalaşmış şirket, köylülerin ormanını korumak için açtığı iptal davasının sonucunu bile bekleme gereği duymuyor.

    “O ZAMAN SORUYORUZ: HUKUK KİMİN İÇİN VAR?”

    Diğer taraftan güvenlikçi politikalar nedeniyle Cudi’de ormanlar her yıl olduğu gibi yakılıyor. Özellikle son yıllarda bölgede binlerce hektar orman ya kesilerek ya da yakılarak bizzat iktidar tarafından yok edilmektedir.

    Neticede Sarayın şirketleri daha çok kazansın diye ormanlarımız katlediliyor. Kömür madeni çıkarmak için toprağımız talan ediliyor. Toprağımızla birlikte yeraltı sularımız yok ediliyor. Kısaca bir bütün olarak yaşam alanlarımız yok ediliyor. Milyonlarca yılda oluşmuş kömür gibi fosil yakıtlar, yakıta dönüştüğünde havadaki karbon miktarı artıyor, salgın hastalıklar artıyor, küresel ısınma hızlanıyor ve iklim krizi derinleşiyor.

    Kimi bölgeler; sel, fırtına gibi afetlere daha fazla maruz kalırken, kimi bölgelerde kuraklık artışı hızlanıyor. Yeraltı sularındaki büyük yok oluşlar yer altındaki hareketliliği etkiliyor ve depremlerin oluşumuna zemin hazırlıyor.

    Sermayeye yasalarla peşkeş çekilen doğal yaşam alanları insanlarla birlikte bütün canlı ekosistemini yok etmenin yanı sıra kendi arazisinde üretim yapan köylülerin de üretimden uzaklaşarak sermayeye ucuz işgücü olmasına neden oluyor.

    Kestiğiniz tek bir ağaç, çıkardığınız tek bir kömür insanların, hayvanların ve bitkilerin hayatını yok ediyor ve o bölgede yaşayan halkı göçe zorluyor; geçmişinden, toprağından ve geleceğinden koparıyor.

    İktidarın sermayeyle el ele vererek kar hırsıyla yaşamlarımızı yok etmesine asla izin vermeyeceğiz. AKP iktidarının sebep olduğu hiçbir katliama göz yummayacağız. Ekolojik yaşam mücadelesini sürdüreceğiz. Kimi zaman yakarak, kimi zaman yıkarak yok etmeye çalıştığınız ormanlarımızı pervasızca yok etmenize göz yummayacağız. Akbelen’de kestiğiniz ormanlar da bizim, Cudi’de yaktığınız ormanlar da bizim.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Pilavtepe, Kucak ve Dumluyazı köy ve mezralarının ormanlarının kesilmesine hayır!’

    ‘Pilavtepe, Kucak ve Dumluyazı köy ve mezralarının ormanlarının kesilmesine hayır!’

    PİRHA- Peri Suyu Koruma Platformu, Elazığ-Karakoçan ilçesine bağlı Çan bölgesindeki Pilavtepe, Kucak ve Dumluyazı köy ve mezralarının sınırları içerisinde belirlenen alanlarda orman kesimi yapılmasını kabul etmeyeceklerini duyurdu. 

    Karakoçan Dernekler Federasyonu’na bağlı Peri Suyu Koruma Platformu, yazılı bir açıklama yaparak, Elazığ-Karakoçan ilçesine bağlı Çan bölgesindeki Pilavtepe, Kucak ve Dumluyazı köy ve mezralarının sınırları içerisinde belirlenen alanlarda orman kesimi yapılmasının planladığını, bunu kabul etmeyeceklerini bildirdi.

    EKOLOJİK KIRIM

    Özel orman kesimi için proje hazırlanması çalışmalarının yapıldığının köylülerce belirtildiğini belirten platform, ekolojik kırıma yol açan durumları hatırlattı:

    “Hatırlanılacağı gibi coğrafyamızda Peri Suyu ana kolu üzerinde son on iki yılda, Tatar Barajı ve HES, Seyrantepe Barajı ve HES, Pembelik Barajı ve HES, Özlüce Barajı ve HES, Yedisu Regülatörü ve HES, Kığı Barajı ve HES, Duru Regülatörü ve HES, Karataş Regülatörü ve HES, Kazan Barajı ve HES projelendirilmiş olup, bu projelerinin yedi tanesi faaliyete geçirilmiş ve Çayırgülü (Badran) köyünde taş ocağı, Kızılca Köyünde atıl durumundaki Mermer Ocağı, Kığı ilçesi Eskikavak Köyü yakınlarında faaliyete geçirilen Kurşun-Gümüş-Çinko maden projeleri ve köylülerin meralarına yapılan Karakol-kalekollar ile Peri Vadisi’’nde ekolojik bir kırıma yol açmıştır.”

    “YAĞMA VE TALAN DEVAM EDİYOR”

    Salgın sürecinde yaşam alanlarının yağma ve talan edilmesine devam edildiği belirtilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Elazığ-Karakoçan ilçesine bağlı Pilavtepe, Kucak ve Dumluyazı köy ve mezralarının sınırları içerisinde kesimi belirlenen bu alanın genç bir ormanlık alanı olduğu, köylülerin kendi ihtiyaçları için kullandığı ve aralarında nadiren büyük ağaçlara rastlanıldığından, orman vasfını yitirmemiş olan bu alanın “güvenlik” gerekçesi öne sürülerek, özel orman kesimi için proje hazırlanması çalışmasına başlanmıştır.”

    Köylüleri kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullandığı bu ormanlık alanında, güvenlik” ile ilgili son on yılda hiçbir sorun da yaşanmadığı belirtilerek, ormanların kesilmesi halinde yaşanacak olumsuzluklar maddeler halinde şöyle sıralandı:

    ✓Orman kesimi yapılacak olan Pilavtepe, Kucak ve Dumluyazı köy ve mezralarının geçim kaynağının hayvancılık olduğundan, doğal afet olan sel ve heyelan felaketlerini bu ormanların önlediği,

    ✓Orman İşletmelerinin alışılagelmiş seyreltme ve düz kesim uygulamalarının aksine, bilimsel kriterler baz alınarak konunun uzmanlarınca projeler hazırlanmadan, yereldeki halkın görüşleri alınarak değil, merkezi yönetimin direktifleri doğrultusunda bu projelerin hazırlandığı,

    ✓Bu kesimlerin yapılması sonucunda, köylerin mağduriyeti ile birlikte, bölgemizde çok ciddi sonuçlara yol açarak önümüzdeki dönemde ekosistemde yarattığı tahribat çok daha fazla hissedilecektir.

    ✓Buradaki ormanlarımızın yok edilmesi; iklim değişikliğine, ormanlarımızda yaşayan birçoğu endemik bitki ve hayvan türlerinin yok olmasına neden olacaktır.

    ✓Biyolojik zenginliği bakımından öne çıkan yöremizdeki kertenkele, kaplumbağa, yılan, tavşan, ayı, kurt, tilki, domuz, sincap, dağ keçileri vs gibi türlerin yok edilmesi kaçınılmazdır,

    ✓Yöremiz aynı zamanda temiz bir oksijen alanı ve bu dağlarda çiçek veren çeşitli bitkilerden ötürü arıcılığında yapılması çalışmaları ile köylülere ayrı bir gelir elde etme olanağını ortadan kaldıracaktır.

    ✓Bu plansız, kontrolsüz kesimlerle yaban hayatının yaşam alanı daralacak ve önemli tür kayıpları ile buna bağlı olarak ekosistem çöküşü yaşanacaktır.

    ✓Orman birkaç ağaç değil, barındırdığı tüm türler, arılar, kuşlar, çiçekler, mantarlar ile bütündür.

    ✓Yaşam alanlarımızın talanına yönelik saldırılar gün geçtikçe daha da artıyor. Dağlar, dereler, ormanlar, tarım arazileri maden-enerji-turizm şirketleri ve onları destekleyen iktidarlar tarafından peşkeş çekiliyor.

    ✓Acaba bu orman kesiminin sonucunda hangi maden sahası projesi karşımıza çıkacaktır. Kazdağları, Murat Dağı, Salda Gölünden sonra şimdi sıra bölgenin simgesi olan PİLAVTEPE DAĞI’nda mı?

    ✓Artık Yeter! Köylülerin tarım alanlarına, derelerine, ormanlarına sahip çıkma mücadelesi büyüyor. Bunlar mücadelelerinin enerjisini haklılıktan ve adaletten alıyor.

    ✓Buradan bütün ilgililere sesimizi daha gür olarak duyurmak istiyoruz. Ormanımızın kesilmesine, yüzlerce yılda oluşan orman ekosistemimizin yok edilmesine izin vermeyeceğiz.

    ✓2019 yılı küresel boyutta iklim krizine bağlı afetlerin yaşandığı bir yıl oldu. Bu afetler nedeniyle orman ekosistemlerinin, biyolojik çeşitliliğin korunması özellikle önem kazanmışken, doğal varlıklarımıza yalnızca “Güvenlik” öne sürülerek yok etmeyi öngören bu anlayışın devam ettirilmesini kabul etmiyoruz.

    ✓Orman Genel Müdürlüğü’nü bilim insanlarına kulak vermeye çağırıyoruz! Yüzlerce yılda oluşmuş verimli ormanlar “Güvenlik” öne sürülerek yok edilemez.

    ✓Artık kimsenin gizleyemeyeceği kadar açık ki bütün dünyayı saran virüsün sebebi Ekolojik yıkımdır. Doğaya karşı yıkım-talan devam ederse daha büyük salgınlarla karşı karşıya kalacağız.

    PİRHA/ ELAZIĞ