Etiket: orman yangınları

  • MEB’den ‘Yeşil Vatanı Korumak’ projesi: Sorunların üstünü örten ‘yeşil bir boyama’!-VİDEO

    MEB’den ‘Yeşil Vatanı Korumak’ projesi: Sorunların üstünü örten ‘yeşil bir boyama’!-VİDEO

    PİRHA- Okullarda bu yıl ilk ders ‘Orman Yangınlarına Karşı Yeşil Vatanı Korumak’ temasıyla işlenmeye başladı. Ekolojist ve Avukat İpek Sarıca, bu projeyi asıl sorunların üstünü örten ‘yeşil bir boyama’ olarak değerlendirirken, Eğitimci Bülent Karakaş ise orman yangınlarına yetersiz müdahaleleri hatırlatarak Diyanet’e ayrılan bütçe ile 100 yangın uçağının alınabileceği gerçekliğine işaret etti. 

    Okullarda bu yıl ilk ders “Orman Yangınlarına Karşı Yeşil Vatanı Korumak” temasıyla işlenmeye başladı. 2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca çevre çalışmalarına rehberlik etmek için “Yeşil Vatan Tematik Takvimi Uygulama ve Yönetim Rehberi” hazırlandı.

    İçerikte okullarda doğa sevgisinin pekiştirilmesi,  orman yangınlarına karşı farkındalık, fidan dikimi ve orman temizliği gibi çalışmaların sürdürülmesinin heflendiği “Yeşil Vatan Korunması” projesi birçok okulda uygulamaya konuldu.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanan “2025-2026 eğitim ve öğretim yılına ilişkin iş ve işlemler” konulu genelge tüm illere gönderildi.

    Orman alanlarının sermayeye peşkeş çekilerek imara açılması, orman yangınlarına yönelik müdahalenin eksikliği ve yetersiz ekipmanın bulunması, ülkenin tamamının maden arama sahasına çevrilmesi gün yüzünde iken yeni eğitim-öğretim yılında böyle bir projenin gündeme getirilmesi birçok çevreden ‘Bu nasıl bir çelişki’ tepkilerine yol açtı.

    “MADENLERİN ORTAYA ÇIKARDIĞI SUSUZLUK FATURASI YURTTAŞLARA KESİLİYOR”

    Ege Çevre ve Kültür Platformu Yürütme Kurulu Üyesi  ve aynı zamanda da İkizköy avukatlarından olan İpek Sarıca, İzmir’de bir süredir devam eden susuzluğun faturasının yurttaşlara çıkarılmak istendiğine vurgu yaparak, “Evet bu olması gereken bir çalışma, ama böyle olmaması gereken bir çalışma. Bu sene İzmir Büyükşehir Belediyesi yurttaşlara ‘az su kullanın’ diye çağrılarda bulundu ve geçtiğimiz haftaya kadar devam eden su kesintileriyle başa çıkmamızı talep etti. Bunun yanında da su kaynaklarını tüketen Efem Çukuru, Bergama’daki maden ocaklarının ortaya çıkardığı susuzluğun faturasını biz yurttaşlara lanse edilmeye çalışıldı. Ben bunun da biraz benzer olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

    “SORUNUN ÜSTÜNÜ ÖRTEN ‘YEŞİL BİR BOYAMA’

    İpek Sarıca, İkizköy’de maden ocakların tahrip etitği alanlara öğrencilerin fidan dikmeye götürüldüğünü belirterek, “Örneğin fidan dikimi. Rehabilite edilmeye çalışılan bir maden arazisine gidip fidan mı dikecekler? Aklıma gelen bu ve bunu Muğla’da her sene uyguluyorlar. İkizköy’de bulunan maden ocaklarının yeşertilmesi için çocukları fidan dikimine götürüyorlar. Asıl sorunu çözmek yerine onların üstünü örtecek ‘yeşil bir boyama’. Bunu yapılarını aslında  ‘yeşil bir boyama’ şeklinde tanımlayabiliriz” dedi.

    “DOĞANIN KORUNMASI DAHİ ULUS-DEVLET KAVRAMINA SIĞDIRILMIŞ”

    İpek Sarıca şöyle devam etti:

    “Bir kavramda çok dikkatimi çekti; ‘Yeşil Vatanın Korunması’. Doğanın korunması bile ulus-devlet kavramının içerisine sağdırılmış. Hatırlayalım Akbelen’de de şu şekilde bir şarkı vardı; ‘Komutan savunduğun o vatanın içinde bu ağaçlarda dahil’. Kaz Dağları’nda bulunan altın madenleri bir tek Türkiye’deki yeraltı sularını kullanmıyor, bu yeraltı suları Yunanistan Midilli Adası’na kadar varıyor. Hatta Muğlalıların ‘Kaz Dağlarında kuyuya düşen bir koyun Midilli’deki Dimitri amcanın kuyusundan çıkmıştır’ anlatısı vardır. Evet bu yapılması gereken bir şey ama bu yöntemlerle de olamaz. Çocuklara daha çok çevre eğitimi konusunda eğitimler verilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

    “KULAĞA HOŞ GELİYOR, AMA GELİP GEÇİÇİ”

    Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube Başkanı Bülent Karakaş da son maden yasasını hatırlarak, bunun tamamiyle sermayenin ranta ulaşmasına giden yol bir yasa olarak gördüğünü ifade etti. Karakaş, “Orman yangınlarına karşı ‘Yeşil Vatanı Korumak’ cümlesi kulağa hoş geliyor açıkçası. Ancak bunlar gelip geçici olmamalı. Eğitim müfredatı içerisinde bunların  tamamı ile yerleştirilmesi gerekiyor. Bakıyoruz; yeni maden yasasında ÇED raporunun gerekli olmadığına dair cümleler geçiyor. ÇED raporuna karşı olumlu veya olumsuz bir cevap iletilmemiş ise bu olumlu sayılarak maden aramalara devam ediliyor. Bu yasada sermayeder madencilerin her alanda ranta ulaşması sağlanıyor. Biz Eğitim-Sen olarak bunun doğru olmadığını savunuyoruz. Madem ki böyle bir duyarlılık var, yangın söndürme uçaklarının alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “DİYANET’E AYRILAN BÜTÇEYLE 100 SÖNDÜRME UÇAĞI ALINABİLİYOR”

    Ülkede genelindeki son orman yangınlarında yetersiz müdahale gerekçesiyle yanan binlerce hektarlık alanlara işaret eden eden Bülent Karakaş, Diyanet’e ayrılan bütçeyle 100 söndürme uçağının alınabildiğini dile getirdi. Karakaş, “Öyle ki 2023 yılında Diyanet bütçesine ayrılan 102 milyar TL ile 100 tane yangın söndürme uçağı alınabiliyor. Gerçekten ekolojik sistemi, yeşili, doğayı savunuyorsak  ve bunu da çocuklarımıza aşılamak istiyorsak Diyanet’e aktarılan bütçenin yarısı bile yangın söndürmeye dair ekipmanlara aktarılırsa günlerce yanan ormanların olmadığını görecektik. Yangınlar daha önce söndürülecek ve binlerce hektar ormanlar yanmayacaktı. Dolayısıyla bu çelişkili durumlardan kurtulup halklara, insanlara, doğaya önem vermek gerektiğini düşünüyorum. Bizler ekolojik bir çevreden, doğayı da insanlığı bir parçası olarak düşünüyoruz. Bunu Milli Eğitim Bakanlığı’na ve iktidara hatırlatmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Mersin Çevre Platformu’ndan orman yangınlarına tepki- VİDEO

    Mersin Çevre Platformu’ndan orman yangınlarına tepki- VİDEO

    PİRHA- Mersin Çevre Platformu, artan orman yangınlarına tepki göstererek, “Yeni maden yasasının daha büyük ve yıkıcı orman yangınlarının meydana geleceğinin habercisidir” dedi.

    Artan orman yangınlarında ihmallerin etkili olduğuna dikkat çeken Mersin Çevre Platformu, “Enerji ve maden şirketlerine ormanlarımızı teslim etmeyeceğiz. Ormanlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

    Mersin Çevre Platformu, son günlerde artan orman yangınlarına ilişkin Pozcu GMK Bulvarı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. “Torba yasayı geri çekin. Ormanına dokunmayın” pankartının açıldığı eylemde, “Ormanıma, havama, suyuma dokunma” sloganları atıldı. Basın açıklamasına Mersin Emek ve Demokrasi Platformu da destek verdi.

    “ORMANLAR ŞİRKETLER İÇİN YAKILDI”

    Basın metnini okuyan Mersin Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Sibel Ünlü, orman yangınlarının büyük bir kısmının yeni maden yasasıyla, şirketlere yeni alanlar açmak için insan eliyle çıkartıldığını ileri sürdü.

    Yeni maden yasasının daha büyük ve yıkıcı orman yangınlarının meydana geleceğinin habercisi olduğunu söyleyen Ünlü, şu ifadeleri kullandı:

    “Kuşlar, memeliler ve diğer canlıların yaşam alanı olan yanan ormanlık alanlarını onarmak ve yeniden düzenlemek hem ekosistemin toparlanması hem de yaban hayatının korunması için önemlidir.Yanan ormanlık alanlarının ekoloji temelli bilimsel kriterlere göre yeniden onarılması gerekmektedir.Ormanlar geleceğimiz ve yaşam kaynağımızdır. Yetkililerin acilen özelleştirme politikalarından vazgeçerek, Yeni Maden yasasını iptal etmelidir. Ormanları koruyan ve yangın ile ilgili yasal düzenlemeler günün şartlarına uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.Enerji ve Maden Şirketlerine ormanlarımızı teslim etmeyeceğiz. Ormanlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Mücadelemiz hukuksal ve demokratik olarak devam edecektir.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Celal Fırat: Yanan orman alanlarının yapılaşmaya açılması söz konusu mudur?

    Celal Fırat: Yanan orman alanlarının yapılaşmaya açılması söz konusu mudur?

    PİRHA – DEM Partili Celal Fırat, Eskişehir’deki orman yangınında 10 kişinin ölmesiyle sonuçlanan facianın tüm yönleriyle araştırılması için Meclis’e çağrıda bulundu. Fırat, Bakan İbrahim Yumaklı’ya “Yanan orman alanlarının imar planlarında değişiklik yapılması, yapılaşmaya açılması veya özel sektör projelerine tahsis edilmesi söz konusu mudur?” sorusunu da yöneltti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde başlayan ve Afyonkarahisar İhsaniye’ye kadar ilerleyen orman yangınlarıyla ilgili Meclis’e çağrı yaptı. Fırat, 10 orman emekçisinin hayatını kaybetmesinin tüm yönleriyle araştırılması için Meclise soru önergesi sundu.

    “AÇIK BİR İDARİ İHMAL VE KURUMSAL SORUMSUZLUK”

    Milletvekili Fırat, yılbaşından bu yana 47 farklı ilde 1.351 orman yangını çıktığını, yaklaşık 80.000 hektarlık orman alanının kül olduğunu belirtti.

    Orman yangınları sebebiyle bu yıl içerisinde toplam 13 yurttaşın hayatını kaybettiğine değinen Fırat, şu açıklamayı paylaştı:

    “Sayısı bilinmeyen hayvanlar can vermiş, evler, köyler, tarım alanları maddi hasarlara maruz kalmıştır. Bu yangınların çıkmasında çoğunda erken müdahale eksikliği, yetersiz hava desteği, elektrik altyapılarının eski ve bakımsız olmasının getirdiği ihmalkarlık ve sistematik hazırlıksızlık belirleyici olmuştur.

    Son olarak, 23 Temmuz 2025 tarihinde Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde başlayan ve Afyonkarahisar İhsaniye’ye kadar ilerleyen orman yangını ise facia ile sonuçlanmıştır. Tarım ve Orman Bakanı’nın açıklamasına göre, yangına müdahale edenlerden 5 orman çalışanı ve 5 AKUT gönüllüsü olmak üzere toplam 10 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu trajik kayıplar, orman yangınlarına karşı yürütülen mücadelenin ne denli yetersiz olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

    Her yaz yaşanan bu yangınlar bir ‘doğal afet’ değil, açık bir idari ihmal ve kurumsal sorumsuzluk sonucudur. Kamusal yatırımların ve hazırlığın olmayışı sadece doğayı değil, insan hayatını da hedef almaktadır.

    Her yıl artarak devam eden orman yangınları bir kader değil, kötü yönetimin ve kamusal görevlerin özelleştirme politikalarıyla işlevsizleştirilmesinin doğrudan sonucudur.”

    “YANAN ORMAN ALANLARININ YAPILAŞMAYA AÇILMASI SÖZ KONUSU MUDUR?”

    İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması talebiyle ilettiği önergede şu sorulara yer verdi:

    “Eskişehir-Seyitgazi yangınına dair ilk uyarı saat kaçta alınmıştır ve müdahale ne zaman başlatılmıştır?

    Hayatını kaybeden 10 kişi tam olarak hangi saat aralığında yangının içinde mahsur kalmıştır? Tahliye veya koordinasyon eksikliği neden yaşanmıştır?

    Yangının ilerleyeceği öngörülmesine rağmen neden hava desteği (helikopter, uçak) zamanında sevk edilmemiştir?

    Hayatını kaybeden orman işçileri ve AKUT mensupları için alınan iş güvenliği tedbirleri nelerdir? Bu kişiler yangına müdahale için gerekli eğitimleri almış mıdır?

    Bu yangında görev yapan personelin sayısı, ekipman durumu ve eğitim seviyesi nedir?

    Yangın söndürme sistemlerinin modernizasyonu, personel eğitimi ve erken uyarı sistemleri için Bakanlık tarafından 2025 yılı içerisinde ne kadar bütçe ayrılmıştır?

    Orman yangınlarında etkin hava filosu kullanımı için THK uçakları neden hizmet dışı bırakılmıştır? Bu uçakların yeniden kullanıma sokulması için herhangi bir planlamanız var mıdır?

    2025 yılı içinde orman yangınlarına müdahale için kullanılan uçak, helikopter ve insansız hava aracı (İHA) sayısı kaçtır? Bunların illere göre dağılımı nasıldır?

    Yanan orman alanlarının imar planlarında değişiklik yapılması, yapılaşmaya açılması veya özel sektör projelerine tahsis edilmesi söz konusu mudur?

    Eskişehir yangını özelinde olmak üzere, yaşanan can kayıplarının sorumluları hakkında etkin soruşturma yapılacak mıdır? Bunlar kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Perihan Koca Dörtyol’dan seslendi: Halkın iklim yasası TBMM’ye getirilmeli- VİDEO

    Perihan Koca Dörtyol’dan seslendi: Halkın iklim yasası TBMM’ye getirilmeli- VİDEO

    PİRHA- Hatay Dörtyol’da çıkan orman yangınını yerinde inceleyen DEM Parti Milletvekili Perihan Koca, müdahalenin geç yapıldığını belirterek, halkın iklim yasasının Meclis’e getirilmesi çağrısında bulundu. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Perihan Koca, beraberindeki heyetle birlikte Hatay’ın Dörtyol ilçesinde çıkan ve yerleşim yerlerini tehdit eden orman yangınlarına ilişkin bölgede incelemelerde bulundu. Yangının dün akşam saatlerinde başladığını hatırlatan Koca, sabah saatleri itibarıyla büyük ölçüde kontrol altına alındığını ancak riskin halen sürdüğünü söyledi.

    “MÜDAHALELER YETERSİZ”

    Perihan Koca, “ Yüzde 90 oranında yangına müdahale edildiğini öğrendik. Ancak ne yazık ki rüzgarın etkisiyle yangının başka bölgelere sıçrama riski hala devam ediyor. Bu nedenle hem ekiplerin müdahalesi hem de kamuoyunun dikkati elzem” dedi.

    Bölgede yürütülen tahliye çalışmalarına da değinen Koca, ciddi bir nüfusun güvenlik nedeniyle yaylalardan uzaklaştırıldığını belirterek şunları söyledi:

    “Aldığımız bilgilere göre 9 yaylada tahliye işlemleri başlatılmış ve toplamda bin 870 insanımız bulundukları yerlerden uzaklaştırılmış durumda. Kimi zehirlenme vakalarının da yaşandığını öğrendik. Tüm bu gelişmeler, bize bir kez daha gösteriyor ki, ne yazık ki bu yangına da geç müdahale edilmiştir. Tıpkı ülkenin dört bir yanında olduğu gibi.”

    “ACİL EYLEM PLANI ŞART”

    Koca, Türkiye genelinde art arda çıkan orman yangınlarının tesadüf olmadığını, bu durumun iklim krizi ve sermaye kaynaklı doğa tahribatıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Sorunun yalnızca yangın söndürmeyle değil, köklü bir anlayış değişikliğiyle çözülebileceğini belirtti. Koca, “İklim değişikliğiyle birlikte yangınların sıklığı ve şiddeti artmış durumda. Memleketimiz bugün, geldiğimiz noktada bir yangın yerine, bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Bu bir rastlantı değil. Sermaye projeleri nedeniyle topraklarımız ne yazık ki kundaklanıyor. Ormanlar, yaylalar, vadiler göz göre göre yok ediliyor. Bu durum karşısında hâlâ kapsamlı bir iklim politikası oluşturulmamış olması kabul edilemez” diye konuştu.

    Yaşanan yangınlara karşı önleyici ve koruyucu tedbirlerin hem merkezi hem yerel düzeyde gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Milletvekili Koca, Meclis’e çağrıda bulundu:

    “Doğayı, yaşamı, insanı merkeze alan bir halkçı ekolojik perspektifle hareket edilmesi gerekiyor. Acil eylem planları oluşturulmalı. Bu yalnızca geçici bir müdahale meselesi değil; bütünsel bir yaklaşım gerektiriyor. Buradan, yangın bölgesinden bir kez daha ifade ediyoruz; halkın iklim kanunu derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilmelidir.”

    PİRHA/ HATAY

  • Dörtyol’daki orman yangınları büyüyor: 9 yayla boşaltıldı

    Dörtyol’daki orman yangınları büyüyor: 9 yayla boşaltıldı

    PİRHA- Hatay’ın Dörtyol ilçesinde çıkan orman yangını, şiddetli rüzgar nedeniyle yerleşim alanlarına doğru ilerledi. 9 yayla tahliye edilirken, bin 870 kişi bölgeden uzaklaştırıldı.

    Hatay’ın Dörtyol ilçesinde yerleşim yerlerine yakın noktada çıkan orman yangını, kuvvetli rüzgarın etkisiyle hızla yayıldı. Yangın nedeniyle bölgede bulunan 9 yayla tedbir amaçlı tahliye edilirken, toplam bin 870 kişi güvenli alanlara alındı. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Ziyaret Yaylası’nda bazı evlerin tehlike altında olduğunu açıkladı.

    9 YAYLA BOŞALTILDI

    Dörtyol ilçesi Kızmızıburun mevkiindeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın, kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Bölgedeki yerleşimlere yaklaşan yangın nedeniyle valilik tarafından acil tahliye kararı alındı. Vali Masatlı, yapılan açıklamada “Şu ana kadar 9 yaylada yaşayan toplam 1.870 vatandaşımızı tedbiren tahliye ettik. Ziyaret Yaylası’nda ise 4 ila 5 evin yangından etkilenmiş olabileceği değerlendiriliyor” dedi.

    HASSA VE YAYLADAĞI’NDAKİ YANGINLAR KONTROL ALTINDA

    Hatay’ın diğer ilçelerinde de yangın alarmı yaşandı. Hassa ilçesi Arpalıuşağı Mahallesi’nde çıkan yangının ekiplerin yoğun müdahalesi sonucu kontrol altına alındığını belirten Vali Masatlı, Yayladağı ilçesindeki yangında da kontrol sağlandığını ve soğutma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.

    Vali Masatlı ayrıca, Türkiye-Suriye sınırının karşı tarafında yer alan Lazkiye bölgesinde bir yangın çıktığını ve bu yangına müdahale amacıyla birkaç ekibin Suriye tarafına yönlendirilmeye çalışıldığını belirtti.

    MÜDAHALE SÜRÜYOR

    Dörtyol’daki yangına, çok sayıda orman, AFAD, itfaiye ve jandarma ekibiyle havadan ve karadan müdahale ediliyor. Yangının kontrol altına alınabilmesi için çalışmalar sürerken, vatandaşların tahliye edildiği bölgelerde güvenlik önlemleri artırıldı.

    Yetkililer, bölgedeki hava koşullarının yangın söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirtirken, rüzgarın dinmesi halinde kontrolün kısa sürede sağlanmasının beklendiğini ifade ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Çevre Platformu yangınlardaki ihmale karşı çağrıda bulundu- VİDEO

    Mersin Çevre Platformu yangınlardaki ihmale karşı çağrıda bulundu- VİDEO

    PİRHA- Mersin Çevre Platformu, Diyarbakır ve Mardin’de meydana gelen yangınlarda birçok canlının yaşamını yitirmesinde hiçbir önlem almayan yetkililerin sorumluluğu olduğuna dikkat çekerek, “Yangının felakete dönüşmesine neden olan sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılmalı” dedi.

    Mersin Çevre Platformu, Diyarbakır ve Mardin başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında meydana gelen yangınlara ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti, CHP, TİP İl temsilcileri, emek ve demokrasi güçleri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamayı platform adına Ünal Şahin okudu.

    “YANGINA ZAMANINDA MÜDAHALE EDİLMEDİ”

    Ünal Şahin, yetkililerin iklim krizinden kaynaklı hava sıcaklıklarının artması sonucu her yıl tekrarlanan yangınlarla ilgili teknik önlem almadığını kaydetti. Orman yangınları devam ederken yetkililerin, zamanında teknik bakım ve iyileştirme yapmadığı elektrik iletim hatlarından kaynaklı Diyarbakır’ın Çınar, Mardin’in Mazıdağı ilçelerindeki köylerde yangınların meydana geldiğini belirten Ünal, yangına zamanında müdahale edilmediğine işaret etti.

    16 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 200 kişinin yaralandığı, binlerce hektarlık tarım ve ormanlık alanın yok olduğu ve yaklaşık bin küçükbaş hayvanla birlikte milyarlarca canlının yanarak ölmesine neden olan yangında yetkililerin sorumlu olduğunun altını çizen Ünal, “Diyarbakır’ın Çınar, Mardin’in Mazıdağı kırsalında çıkan yangının felakete dönüşmesine neden olan sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılmasını, yanan tarım ve ormanlık alanlarımızın derhal iyileştirilmesini ekonomik kayba uğrayan yurttaşlarımızın ekonomik kaybının karşılanmasını ve bölgenin afet bölgesi olarak ilan edilerek halkın mağduriyetinin giderilmesini istiyoruz” dedi.

    Ünal, meydana gelen olaylardan yetkililerin ders çıkararak, gerekli önlemlerin alınmasını talep etti.

     

  • Ziraat Mühendisleri Odası: Dünya Ormancılık Günü’nü ülkemizde buruk kutluyoruz

    Ziraat Mühendisleri Odası: Dünya Ormancılık Günü’nü ülkemizde buruk kutluyoruz

    PİRHA – Ziraat Mühendisleri Odası, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü sebebiyle yaptığı açıklamada “Tam da şimdi, orman ekonomisi değil, orman ekolojisi zamanıdır. Ormanlarımızı kamucu politikalarla koşulsuz koruyalım” çağrısında bulundu.

    Uluslararası Ormanlar Günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 28 Kasım 2013’teki kararıyla 21 Mart tarihinde kuruldu. Her yıl bu tarihte çeşitli etkinliklerle tüm orman türlerinin önemi konusunda farkındalık yaratılmakta.

    Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez de 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nde uyarıda bulunarak “Tam da şimdi, orman ekonomisi değil, orman ekolojisi zamanıdır. Doğamızı ve geleceğimizi yok etmeyelim. Ormanlarımızı kamucu politikalarla koşulsuz koruyalım” dedi.

    Yazılı açıklama paylaşan Baki Remzi Suiçmez, ormanların yalnızca bir ağaç topluluğundan ibaret olmadıklarını vurgulayarak “Orman, doğal yaşamın ve insan yaşamının vazgeçilmezidir” diye belirtti.

    “RAKAMLARA İHTİYATLA YAKLAŞIYORUZ”

    Baki Remzi Suiçmez, şu açıklamada bulundu:

    “Ülkemiz ormanları, biyolojik çeşitlilik açısından kuzey yarımkürenin en önemli ormanlarındandır. Orman Genel Müdürlüğü 2023 yılı faaliyet raporuna göre; ülkemiz orman varlığı ülke yüzölçümünün yaklaşık %29,8’ini kaplamakta, 23.363.071 hektar toplam orman alanı içerisinde normal kapalı orman alanı 13.708.972 hektar ile toplam orman alanının %58,68’ini, boşluklu kapalı orman alanı ise 9.654.099 hektar ile %41,32’sini oluşturmaktadır. Orman alanının %95,74’ü koru, %4,26’sı baltalık olarak işletilmekte olup, toplam ağaç serveti yaklaşık 1,77 milyar m3, ormanların odun hammaddesi verim gücünün bir göstergesi olan artım ise 50,1 milyon m3 düzeyindedir.

    Resmi istatistiklere göre; 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığımız, 2023 yılında 23,3 milyon hektara çıkmıştır. Orman varlığımızın artmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmekle birlikte, ormanlık olarak gösterilen alanların fiili olarak orman olmadığı gerçeği karşısında bu rakamlara ihtiyatla yaklaşıyoruz.

    2023 yılına kadar 811 bin hektar orman alanı madencilikten enerjiye, turizm ve imardan ulaştırmaya uzanan geniş bir yelpazedeki uygulamalara tahsis edilmiş iken, fiilen orman olmayan ve ülke toplam ormanların %3’ünden fazlasına karşılık gelen bu alanlar orman varlığı envanterinde halen orman olarak görünmeye devam etmektedir.

    Ormanlarımızın azalmadığı aksine arttığı yönünde oluşturulan kamuoyunu yanıltıcı bu algıya karşı, tek tek ağaç dikmenin ya da fidan dikme seferberliğinin orman alanlarını artırmaya çözüm olmadığını görerek, rakamlar üzerinden haklılık yarışına girmeden, koşulsuz olarak ekosistemi ile birlikte ormanlarımızı koşulsuz korumanın önemi ve gereğinin kamuoyuna anlatılmasını zorunlu görüyoruz.”

    “RESMİ İZİNLERLE ORMANLIK ALANLARIMIZ YOK OLMAKTA”

    Baki Remzi Suiçmez, dünyada ve de ülkemizde orman varlığımızın kaybının ana nedenine de değinerek, ekonomik çıkarlar sebebiyle yaşatılan tahribata dikkat çekti.

    Suiçmez, açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu geri dönülmez tahribat ve talanın nedeni ise, bu olumsuzluğa izin veren ve göz yuman siyasi iktidar tercihleridir. Ormanlarımızı koruması gereken kamu yönetimi ormanlarımızın ormancılık amacı dışında kullanılmasına yönelik Anayasaya aykırı yasal izinler vermektedir. Ülkemizde ana düzenleme olan 6831 sayılı Orman Kanunu, çıkarıldığı 1956 yılından bugüne kadar çok sayıda değişikliğe uğradı. Özellikle son yıllarda siyasal iktidarın “torba yasa”larla “yaz-boz tahtasına” dönüştürdüğü çok sayıda hukuksal düzenlemelerde yapılan her değişiklik, Anayasanın 44., 169. ve 170. maddelerine karşın ormanlarımızı, orman köylülerimizi ve orman topraklarımızı koruma adına değil, aksine madencilik, enerji, turizm, ekoturizm yatırımlarına ve kentleşme süreçlerine dayanak oluşturmuştur.

    Ülkemizde son yıllarda “İnsan için orman, ekonomi için orman” söylemiyle, ormanın korunması gereken bir ekosistem değil, insan ve ekonomi için bir kaynak olarak görüldüğü bir politika tercihi izlenmektedir. Yaşamsal ve çevresel etkileri göz önünde bulundurulmaksızın hazırlanan projelere verilen resmi izinlerle yasal olarak nitelikli ormanlık alanlarımız yok olmakta, zarar görmektedir. Kitlesel imhaya yol açan amaç dışı kullanım izinleri kadar, özel ormancılık, rehabilitasyon, odun ticareti, tarıma açma uygulamaları da tartışılması gereken diğer ciddi politika tercihleridir.

    Ekosistem bütünü bozularak yapılan orman talanı, toplumsal mücadele ve hukuk mücadelesine karşın maalesef devam etmektedir. 2002 yılından beri sürekli gündeme gelen mevzuat değişiklikleri, doğayı, çevreyi, ormanı ve tarım alanlarını korumaya duyarlı kesimlerin toplumsal mücadelesi ve hukuk mücadelesi ile defalarca yargı tarafından durduruldu. Kaz Dağları’ndan Fatsa’ya, İkizdere’den Akbelen’e, Cerrattepe’den İliç’e kadar ODA’mızın da açtığı davalarda verilen yargı kararlarına ya uyulmadı ya da yeni düzenlemelerle hukuka karşı hile yöntemi seçildi. Bilinmelidir ki; doğamızı, ormanlarımızı, tarım alanlarımızı, meralarımızı, zeytinliklerimizi, su havzalarımızı koruma mücadelemize devam edeceğiz.

    “ORMAN HAFTASI’NI ÜLKEMİZDE BURUK KUTLUYORUZ”

    Dünyada ve de ülkemizde orman varlığımızın kaybının ana nedenlerinde diğeri, orman yangınlarıdır. 2021 yılında ülkemizde çok vahim sonuçlara yol açan ve ciddi müdahale yetersizlikleri yaşanan orman yangınlarını önlemek için son dönemde hava ve yer filosu güçlendirmeleri gibi bazı olumlu adımlar atıldı. Ancak OGM verilerine göre, yangın başına yanan alan miktarı 2023’te 2,60 hektar olarak hedeflenmişken, yangın başına ortalama 6,1 hektarlık alan yanarak kül oldu. Orman yangınlarının topyekûn bir yok oluş olduğu gerçeğinden hareketle, yangın öncesi, yangın anı ve yangın sonrası gereken hazırlıklar ve anında gerekli müdahale gecikmeden yapılmalıdır.

    Gelecek nesillerimize temiz bir çevre ve yaşanabilir bir dünya bırakmanın yolu, su kaynaklarımızı korumanın yolu, toprak erozyonunu önlemenin yolu, temiz hava solumamızın yolu; sessizce çığlık atan ormanlarımızın sesini duymak, ormanlarımızı korumak, geliştirmek ve orman alanlarımızı genişletmekten geçmektedir.

    Dünyanın akciğeri ormanlarımızın sınıfsal veya bireysel çıkar uğruna vahşice yok edilmediği, ülkemiz ormanlarının Kazdağları dahil sermayenin çıkarları için katledilmediği, 2/B uygulamalarına son verildiği, 2/A uygulamalarının orman köylüsünün gerçek gereksinimlerine hizmet ettiği, bazı meslek odası ve sendikaların çıkar hesaplarıyla yanlışlara ve orman talanına karşı susmadığı, bilimsel esaslara dayalı halk yararına kamucu ormancılık politikalarının uygulandığı bir gelecek umuduyla; 21 Mart 2024 tarihinde “Dünya Ormancılık Günü”nü ve “Orman Haftası”nı ülkemizde buruk kutluyoruz.

    “MADENCİLİK PROJELERİNE KESİNLİKLE İZİN VERİLMEMELİDİR”

    Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, orman politikaları konusunda yapılması gerekenleri de şu şekilde sıraladı:

    “Kamucu ormancılık politikaları derhal yaşama geçirilmelidir.

    Ormancılık kamu yönetiminin tek beklentisi ormandan sağlanacak gelir olmamalı, uygulanacak politikaların özü endüstriyel ormancılık değil, orman ekosistemlerinin varlığının sağlıklı bir şekilde bütünsel devamlılığının sağlanması olmalıdır.

    Artırılan bütçesi ve güçlendirilen personel yapısı ile Orman Bakanlığı yeniden kurulmalıdır.

    Orman alanlarının tespiti ve tescili tamamlanmalı, nitelikli orman alanları artırılmalıdır.

    Boşluklu kapalı, bozuk, verimsiz orman sayılan orman ekosistemleri korunmalı ve iklim değişikliklerine direnebilecek biçimde kendini yeniden üretebilme kapasitesi desteklenmelidir.

    Ayrımsız tüm ormanlık alanlar 2/B uygulamaları ile imara açılmamalıdır.

    Ormanlarda madencilik, enerji, imar, turizm, tarım, yol, güvenlik gibi amaç dışı faaliyetler sonucu ağaç keserek ya da alan yok ederek orman ekosistemine zarar verilmemelidir.

    Halkın yaşam hakkını görmezden gelen, doğal yaşamı tehdit eden, denetimsiz, çevreye telafisi imkânsız zararlar veren ve orman alanlarını en fazla tehdit eden vahşi ve sömürgeci madencilik projelerine kesinlikle izin verilmemelidir.

    Orman alanları ekoturizm projeleriyle belli kişi ve şirketlerin rant amaçlı kullanımlarına açılmamalıdır.

    Orman yangınlarına karşı hazırlıklı olunmalı, en kısa sürede en uygun ve etkin bütüncül müdahale yapılmalıdır.

    Orman alanlarının orman alanı olarak kalmasına ve kendini yenilemesine izin verilmelidir.

    Ormanlarda toprak kaybının azaltılmasına yönelik erozyonla mücadele ile mera ıslah çalışmaları geliştirilmelidir.

    Orman hastalık ve zararlılarına karşı etkin mücadele yürütülmelidir.

    Orman köylüleri güçlü kooperatifler temelinde desteklenmeli ve kalkındırılmalıdır.

    Orman ve de doğa katliamı ivedilikle durdurulmalı, insanlık suçu işleyenler yargılanarak en ağır cezalara çarptırılmalıdır.

    Çözüm, belli; ciddi bir siyasi irade, bilime uygun kararlar, sürekli toplumsal ve hukuksal mücadele. Tam da şimdi, Orman Ekonomisi değil, Orman Ekolojisi zamanıdır.

    Şairin dediği gibi; “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim. Bu cennet bizim.”

    PİRHA/ANKARA

  • Fırat, Orman Bakanına yanan ormanların yerine yapılan konutları ve otelleri sordu

    Fırat, Orman Bakanına yanan ormanların yerine yapılan konutları ve otelleri sordu

    PİRHA -Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, orman yangınlarına ilişkin verdiği soru önergesinde, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya “1980-2002 yılları arası ile 2002 yılından bugüne kadar yanan orman arazilerinin üzerine hangi konutlar, oteller yapılmış, hangilerine maden işletme ruhsatı verilmiştir?” diye sordu.

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, orman yangınları hakkında Meclis’e soru önergesi verdi.

    Celal Fırat, daha çok deniz kenarlarında çıkan yangınların “İmar rantı için buraları yaktılar” tartışmalarını gündeme getirdiğinin altını çizerek ormanların yanmasının ekolojik tahribat, iklim değişikliği ve kuraklık gibi birçok sorunu da beraberinde getirdiğini belirtti.

    Fırat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya“1980-2002 yılları arası ile 2002 yılından bugüne kadar yanan orman arazilerinin üzerine hangi konutlar, oteller yapılmış, hangilerine maden işletme ruhsatı verilmiştir?” sorusunu yöneltti.

    “YANGINLAR ‘İMAR İÇİN BURALARI YAKTILAR’ TARTIŞMALARINI HAKLI OLARAK GÜNDEME GETİRMEKTEDİR”

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya ilettiği önergenin gerekçesinde şunları kaydetti:

    “Orman yangınları başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de yaz aylarında inanılmaz boyutlarda artış göstermektedir. Orman yangınları doğal sebeplerle olduğu gibi, dikkatsizliğin yanında kasti olarak yakıldığı kamuoyuna yansıyan vakalardan bilinmektedir. Daha çok deniz kenarlarına çıkan yangınlar “İmar rantı için buraları yaktılar” tartışmalarını haklı olarak gündeme getirmektedir. Ormanların yanması ekolojik tahribat, iklim değişikliği ve kuraklık gibi birçok sorunu da beraberinde getirmektedir.

    Türkiye’nin 1988’den beri kaydedilmiş orman yangını verilerine göre rapor edilmiş orman yangını sayısında bir artış görülmekle birlikte yanan ormanlık alanlarda ise düşüş olduğu gözlenmektedir.

    Türkiye Orman Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 1988-2019 arasında toplamda 68.579 adet yangın çıkmış, 336.824 hektar alan yanmıştır. Bu veri, yılda ortalama 2.143 adet yangına, 10.526 hektar alanın tahribine tekabül etmektedir. Bu yangınların büyük bir kısmı, % 48’i ihmâl/kaza, % 10’u kasıtlı olmak üzere beşerî faktörler sonucu çıkmış, %11’i doğal nedenlere atfedilmiştir. Yangının çıkma nedeninin bulunamadığı vakalar genel orman yangınlarının % 30’luk bir kısmını oluşturmuştur.

    2021 yılında çoğunluğu Akdeniz, Ege, Marmara, Batı Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki 53 ilde çıkan 299 orman yangınında 8 kişi hayatını kaybederken, önceki yıllara göre büyük artışla 150 binden fazla hektar orman alanı ve yerleşim yeri küle dönmüş ve binlerce hayvan can vermiştir.

    Önceki dönem Tarım ve Orman Bakanı’nın açıklamasına göre 2022 yılında çıkan 2 bin 43 orman yangınında 12 bin 384 hektar alanın yandığını bildirilmiştir.

    2023 yılında da Türkiye’nin birçok ilinde yangınlar olmuş, Çanakkale merkeze bağlı Damyeri köyünde 22 Ağustos tarihinde çıkan yangın rüzgarında etkisiyle büyümüş, ormanlık alana sıçrayan yangında 12 köy yangından etkilenmiştir. Yangında 2 bin 650 hektarı ormanlık alan olmak üzere 4 bin 80 hektar alan yanarak, küle dönmüştür.
    Yine Ağustos ayı içerisinde Şırnak’ın Silopi ilçesinde bulunan Cudi dağının eteklerinde çıkan (çıkarılan) ve geniş bir alana yayılan orman yangını için acil müdahale çağrısında bulunurken yangına müdahale edilmesine izin verilmediği yerel kaynaklardan aktarılmıştır.

    Anayasanın 169. Maddesinde “…Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz…orman sınırlarında daraltma yapılamaz.” denilmektedir. Anayasanın bu amir hükmüne rağmen yanan ormanların ne kadarının imara açıldığı ne kadarının maden sahası yapıldığı veya tekrar ağaçlandırıldığı ile ilgili resmi kayıtlara ulaşmak mümkün görülmemektedir.

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, bu bağlamda; Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya şu soruları yöneltti:

    1- 1980-2002 yılları arası ile 2002 yılından bugüne kadar yanan orman arazilerinin üzerine hangi konutlar, oteller yapılmış, hangilerine maden işletme ruhsatı verilmiştir?
    2- Bakanlığınız kayıtlarında 1980-2002 yılları arası ile 2002 yılından günümüze yanan ormanların yangın sonrası fotoğrafı ile aynı yerlerin bugünkü hava fotoğrafını beraber yayınlamayı düşünüyor musunuz? Bu orman alanlarında yerleşim, konut, otel, tatil köyü, maden sahası varsa bunların mülkiyetleri kime aittir?
    3- 1980-2002 yılları arası ile 2002 yılından bugünümüze, yanan tüm ormanlık alanların miktarı ne kadardır? Bunların ne kadarı tekrar ağaçlandırılmıştır?
    4- 1980-2002 yılları arası ile 2002 yılından bu yana yıllara ve illere göre çıkan orman yangınları istatistiği neden yayımlanmamaktadır?
    5- 1980-2002 yılları arası ile 2002 yılından bu yana çıkan orman yangınlarının sebepleri kategorik olarak nelerdir? Rant için kasti olarak yakıldığı iddia edilen alanlarda yapılaşma olduğu iddiaları doğru mudur?
    6- Orman yangınlarına hızlı müdahale edilmesi için Türkiye’nin kaç yangın söndürme uçağı bulunmaktadır?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Halk, Orman Genel Müdürlüğüne, bakanlığa ve iktidara karşı ormanları koruyor!’

    ‘Halk, Orman Genel Müdürlüğüne, bakanlığa ve iktidara karşı ormanları koruyor!’

    PİRHA – HDP Ekonomi ve Tarım Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Rıdvan Turan, yaptığı açıklamada iktidarın, ormanlık alanları rant ve savaş politikaları için kullandığını belirtti. Turan, “Ormanları yakmanın asla ve asla gerekçesi olamaz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomi ve Tarım Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Rıdvan Turan, ekonomideki son gelişmelere ve orman yangınlarına ilişkin açıklama yaptı. HDP Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısında Turan, “Cudi’de yanan ormanlar için muhatap bulamıyoruz” dedi.

    Rıdvan Turan, kolluk güçlerinin, yanan ormanlarla ilgili paylaşımlarını hatırlatarak, ilgili bakanlıkların konuya dair açıklama yapması gerektiğini söyledi. Rıdvan Turan, açıklamasında şu başlıklara dikkat çekti:

    “Eskiden başka saiklere karşı Bakanlık ve Orman Genel Müdürlüğü ormanları korurdu, şimdi halk, Orman Genel Müdürlüğüne, bakanlığa ve iktidara karşı ormanları koruyor. Özellikle iktidarın bu konudaki sorumluluğunu vurgulamak istiyoruz. İktidarın, sistematik bir biçimde rant ve savaş politikalarına terk etmiş olduğu ormanlık alanlarında azalma var. Deyim yerindeyse geleceğimizden sistematik bir biçimde çalmaya devam ediyor. Sosyal medyaya düşen kolluk güçlerinin yanan ormanları adeta bir film seti haline dönüştürmüş oldukları paylaşımlar konusunda mutlaka iktidarın ve bakanlığın açıklama yapması gerekiyor, bu konuda yükümlülük sahibidirler.

    Bir diğer taraftan Akbelen Ormanlara yönelik olarak sermayenin daha fazla karı artsın diye o bölgede son derece sınırlı olan yatakların, fosil enerji yataklarının açığa çıkartılması amacıyla başlatılan orman kıyımı da çok yoğun bir biçimde sürüyor. Şunu ifade etmek istiyorum; ormanları yakmanın asla ve asla gerekçesi olamaz. Ormanlar hepimizin ortak varlıklardır ve gelecek nesillere emanet ettiğimiz arlıklarımızdır. Ama zamanında Zonguldak-Botan el ele anlayışı nasıl iktidarları gönderen bir anlayış haline gelmişse, mücadele birliğine vurgu yapılmışsa şimdi Akbelen Ormanı ile Cudi’de yakılan ormanların kardeşliğini haykırmanın ve kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya çağırmanın tam zamanıdır.

    “2018’DEN SONRAKİ SÜREÇTE ADIM ADIM YOKSULLUK ARTTI”

    Özellikle; devasa bir krizin eşiğine geldiğimiz devasa bütçe açıklarının verildiği, cari açıklarının sürekli krizler, sürekli rekorlar kırdığı günümüzde düne bakıp nereden nereye geldiğine bakmamız gerekiyor.

    Bir taraftan döviz krizi, bir taraftan ramak kala devletin mali krizi, bir taraftan borç krizi gibi faktörler ekonominin temel yapısal problemi olarak gündemde duruyor. Biliyorsunuz bununla ilgili de iki gün önce resmi gazetede yayınlandı bir ek bütçe. Şimdi genel olarak bakıldığında bu 22 yıllık zaman dilimi içerisinde AKP politikaları sürekli yoksuldan alıp zengine veren bir istikamet ikame etti.

    “ENFLASYON ÇOK DAHA FAZLA ARTACAK”

    Günün sonunda olacak olan şu, enflasyon bu bütçe açığı dolayısıyla çok daha fazla artacak, buna bağlı olarak yoksulluğun ve işsizliğin daha fazla arttığı bir yaşam maliyeti krizinin gündeme geleceği bir süreçle karşı karşıya kalacağız ne yazık ki.

    10 yıllık zaman dilimi içerisinde iktidar, hemen hemen hiçbir talebine -tutturma demiyorum- yaklaşamamıştır. Bu bütçe, esasen deprem giderleri saikiyle yapılmıştı. Gerekçe öyleydi, ama giderlere bakıldığında 500 milyarlık bir miktar deprem için öngörülmüşken kalan 600 milyar civarında paranın nereye harcandığı belli değildi. Para, bakanlıklar arasında bölüştürülmüş durumda. Bu kalemlerin içerisinden yerel seçimlere yönelik olarak bir kaynak transferinin yapılacağı, devletin militarist kulvarı daha da güçlendireceği, savaş harcamalarının daha fazla artırılacağı, TOMA ve copun daha fazla yapılacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok.

    “GIDA ENFLASYONU OLMADIĞI KADAR ARTACAK”

    Zaruri mallardaki fiyatların mutlaka dondurulması, gıda ve ısınma gibi etkin fiyat kontrollerinin yapılması gerekiyor. Enerji başta olmak üzere kamusal varlıkların tekrar kamulaştırılması gerekir. İstihdam desteği sağlanmalı, yoksullara yönelik nakit destekler ve temel gelir güvencesi sağlanmalı, karlara üst sınır getirilmeli. Anti tekel düzenlemeler planlanarak enflasyon düşürülmelidir.

    Yoksullardan daha fazla vergi alarak bütçe açığını kapatmaya çalışmak, enflasyonu daha boyutlandırmak bu yükü yoksulların boynuna yüklemek fasit dairedir. Enflasyonun düşmesi sınıfsal bir tercihtir ve temel olarak en yoksulları vurduğu için sınıfsal bir zaviyeden yaklaşmak gerekir. Önümüzdeki dönem, özellikle bu yaz döneminde Türkiye’de gıda fiyatlarının giderek arttığı dikkate alınırsa -ki yazın düşmesi beklenir- dünyanın tersine bu fiyatların giderek arttığı göz önünde bulundurulursa çarşı ve pazarın el yakacağını görmek mümkün. Yaklaşan yerel seçimlere dayanışma ekonomilerinin örgütlendirilmesi, koopetariftçiliğin yaygınlaştırılması mantığıyla gitmek, demokratik ekonomi anlayışımızın temeli olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Ekoloji Komisyonu’ndan uyarı: Orman yangınlarına karşı yetkililer tedbir almıyor!

    HDP Ekoloji Komisyonu’ndan uyarı: Orman yangınlarına karşı yetkililer tedbir almıyor!

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekoloji Komisyonu, orman yangınlarına karşı yetkilileri harekete geçmeye çağırdı.

    Küresel orman gözlemi yapan Global Forest Watch’un 2022 yılında yayınladığı bir rapora göre dünyada yanan ağaç örtüsü miktarı son 20 yılda neredeyse iki katına çıktı.

    İklim değişikliği nedeniyle küresel çapta sıcaklıklar arttı ve kuraklık daha da belirgin hale geldi.

    Türkiye’de 2022 yılında yaşanan yoğun orman yangınlarının tekrarlanmaması adına HDP Ekoloji Komisyonu, yetkilileri uyardı. İklim krizinin daha şiddetli geçtiğini vurgulayan komisyon, “Dünya Meteoroloji Örgütü, 2023 Temmuz ayı sıcaklık artışları ve sıcak hava dalgalarının ani sıcaklık değişikliklerine ilişkin ciddi uyarılarda bulunuyor.” dedi

    “EKOLOJİK KRİZ, ORMANLARI KORUMASIZ HALE GETİRDİ”

    HDP Ekoloji Komisyonu, sıcak hava dalgalarının en büyük etkisinin orman yangınları olduğunu belirterek, “11-16 Temmuz dünya genelinde etkili olan ve Afrika Sıcak Hava Dalgası olarak adlandırılan dalganın Türkiye ve Kürdistan’ı da etkisi altına alacağı, sıcaklıkların 5-10 derece mevsim normali üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor. Türkiye’deki 16 Meteoroloji Bölge Müdürlüğü ve Suriye’deki meteorolojik ölçüm tahminleri de bu uyarıları doğruluyor. Buna karşın Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve bağlı bölge müdürlükleri uyarıları ve yerel yönetimlerin alması gereken önlemler yetersizdir. Yerel yönetimlerin alması gereken tedbirlere ilişkin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarıları da neredeyse yok denecek kadar azdır. Türkiye ve Kürdistan’daki orman varlıkları yeterince nemi olmayan, bakımsız ve korunmayan ormanlardır. Ekolojik varlıklara saldırılar, madencilik faaliyetleri, enerji yatırımı faaliyetleri ekolojik kriz içindeki ormanları korumasız hale getirmiştir” denildi.

    “HAREKETE GEÇMELİ”

    Yapılan açıklamada Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sıcak hava dalgası sebebi ile yerellere ciddi uyarılar yapmadığı ve gerekli tedbirlerin de almadığı belirtilerek şöyle devam edildi:

    “Gün ışığının yangına sebebiyet verecek kadar ısıtabileceği her bir orman varlığı bölgesinde, nemlendirme ve temizlik çalışmaları acil şekilde yapılmalıdır. Yangın söndürme uçakları yangın tehlikesine karşı ormanları nemlendirmek için orman varlıklarına su taşımada aktif kullanılmalıdır. Bu bölgelerdeki yerel yönetimler, uyarı beklemeden harekete geçmeli ve gereken tedbirleri almalıdır. Sıcak hava dalgaları kararsız hava olaylarının da habercisidir. Ekolojik varlıkları tahrip edilmiş, başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere yanlış kentleşmenin bulunduğu bölgeler ciddi sel baskını tehlikesi altındadır. Serhat ve Botan bölgeleri için de sel baskını riski yüksektir. Kayyım belediyelerinin olduğu bölgelerde halkımızı bu tarihlerde gerekli tedbirli almaya çağırıyoruz.

    Ani sıcaklık artışı canlı vücudunun dayanma sınırını zorlayacağı için gölgede kalmak ve yeterince su almak kritik öneme sahiptir. Başta yerel yönetimler olmak üzere yurttaşlarımızı sokak hayvanları için su bırakmaya ve gölgelik alanlar oluşturmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’den ‘orman yangınlarına karşı tedbir’ talimatı

    CHP’den ‘orman yangınlarına karşı tedbir’ talimatı

    PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, partileri bünyesindeki belediyelere talimat verildiğini belirterek ‘Orman yangınlarına karşı tedbirli olunmalı’ dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, yaz aylarıyla birlikte yangın riskinin artması nedeniyle CHP’li belediyelerin orman yangınlarına karşı dikkatli olması ve tedbir almaları yönünde talimat verildiğini bildirdi. CHP’li Akın, “Her ne kadar doğrudan belediyelerimizin sorumluluk alanı olmasa da kentlerde çıkabilecek orman yangınlarına karşı belediyelerimizin hassasiyetle gerekli tedbirleri alması önem arz ediyor” diye belirtti.

    Yerel Yönetimlerden Sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Akdeniz iklim sisteminde yer alan kentlerdeki belediyeler başta olmak üzere tüm belediyelere orman yangını riskine karşı tedbir alınmaları yönünde yazı gönderildiğini bildirdi.

    Ahmet Akın; 2023 yılına ilişkin meteorolojik verilere göre, Türkiye’nin önümüzdeki aylarda, özellikle de Ağustos ayı itibariyle sıcak hava sistemlerinin etkisi altına gireceğinin tahmin edildiğine dikkat çekti.

    “SICAK HAVANIN ETKİSİYLE ARTIŞ YAŞANABİLİR”

    CHP’li Akın, belediyelere gönderilen yazıda şunların yer aldığını kaydetti:

    “2021 yılında Temmuz-Ağustos aylarında yaşanan orman yangınlarında toplamda 8 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 53 ilimizde 150 bin hektardan fazla ormanlık alan ve pek çok yerleşim yeri yangından etkilenmiştir. Ancak iktidarın yaşanan bu acı tecrübelere karşılık; orman yangınlarına müdahalede yeterli düzeyde hava filosu oluşturmak ve kadrolu, profesyonel ekipler çalıştırmak yerine; kiralama ve taşeron ekiplerle çalışmaktaki ısrarı devam etmektedir. Bu doğrultuda her ne kadar doğrudan sorumluluk alanınızda olmasa da kentlerinizde çıkabilecek olası orman yangınlarına karşı belediyelerimizin şimdiden hassasiyetle gerekli tedbirleri alması önem arz etmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de orman yangınları

    İzmir’de orman yangınları

    PİRHA-İzmir’in Karaburun ilçesinde ormanlık alanında başlayan yangına müdahale sürüyor. Rüzgarın etkisiyle genişleme eğilimi gösteren yangın için Muğla ve Balıkesir’den de takviye uçak ve helikopter bölgeye ulaştı. Sıcak hava dalgası İspanya’da da yangın çıkarttı.

    İzmir’in Foça ilçesinde çıkan ve kontrol altına alınan orman yangınının hemen ardından bu kez de Karaburun ilçesinde yangın çıktı. İnsansız hava aracının (İHA) tespit ettiği yangına müdahale sürüyor. Rüzgarın etkisiyle genişleme eğilimi gösteren yangın için Muğla ve Balıkesir’den de takviye uçak ve helikopter bölgeye ulaştı.

    İzmir’in Foça ilçesinde bugün saat 14.00 sıralarında bir at çiftliğinin bulunduğu alanda başlayan yangın, 2 saat süren havadan ve karadan müdahalenin ardından söndürülmüştü.

    İSPANYA’DA DA YANGINLAR BAŞLADI

    İspanya’da sıcak hava dalgasının yol açtığı orman yangınlarıyla mücadele devam ederken, Kastilya ve Leon bölgesindeki Sierra de la Culebra sıradağlarında şu ana kadar yaklaşık 20 bin hektarlık alan küle döndü.

    İspanya’da sıcak hava dalgası, sıcaklıkları rekor seviyelere taşırken, ülkenin farklı bölgelerinde itfaiye ekipleri orman yangınlarını kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürüyor. Katalonya’daki orman yangınları kontrol altına alınamazken, Kastilya ve Leon bölgesinde Portekiz sınırına yakın Zamora’da da alevler giderek yayılıyor.

     

    HABER MERKEZİ

  • Ekoloji örgütleri Ovacık’ta forum düzenledi-VİDEO

    Ekoloji örgütleri Ovacık’ta forum düzenledi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de askeri operasyonlar sonucu çıkan orman yangınlarına devletin müdahale etmemesine, halkın müdahalesinin engellenmesine tepki gösteren 34 ekoloji örgütü, Dersim’in Ovacık ilçesinde forum düzenledi.

    Dersim’de askeri operasyonlar sonucu çıkan orman yangınlarına devletin müdahale etmemesi, halkın müdahalesinin engellenmesine tepki gösteren 34 ekoloji örgütü dün Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yapmıştı.

    Ekoloji örgütleri bugün de Ovacık’ta yangınlara ilişkin bilgilendirme forumu düzenledi. İlçe halkının da katıldığı forumda, yangınların çıkmasını önlemek için ne tür tedbirleri alınması gerektiği ve müdahale biçimlerine ilişkin bilgi verildi. Forumun ardından ortak doğa tablosu çizildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Ekoloji örgütleri Dersim’den seslendi: Ormanları yakmak insanlık suçudur-VİDEO

    Ekoloji örgütleri Dersim’den seslendi: Ormanları yakmak insanlık suçudur-VİDEO

    PİRHA-Dersim’e gelen 34 ekoloji örgütü, orman yangılarına dikkat çekmek ve ekoloji örgütlerine destek vermek için Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı. Anayasaya göre ormanları yakmanın suç olduğunu vurgulayan Munzur Çevre Derneği’nden Ali Yıldız, “Suçtur, hiçbir gerekçe ormanları yakmayı haklı gösteremez. Ama Dersim’de yıllardan beri köylerimiz, ormanlarımız yakılmakta, bu bir insanlık suçudur” dedi.

    Dersim’de haftalardır çıkan orman yangınları ve yangınlara müdahale edilmemesi kamuoyunun tepkisini çekiyor. Son olarak Ovacık ilçesine bağlı Sevqu (Yaylagünü) ve Xezku (Otlubahçe) köyleri arasında, yoğun bombardıman sonucu çıkan orman yangını devam ediyor.

    34 ekoloji örgütü ile Dersim’deki demokratik kitle örgütleri, bugün Seyit Rıza Meydanı’nda orman yangılarına dikkat çekmek için açıklama yaptı.

    “DERSİM’DE ORMANLARIN SÖNDÜRÜLMEMESİNE DİKKAT ÇEKMEK İSTİYORUZ”

    Nerede bir talan, nerede bir ekolojik yıkım varsa orada olmaya çalıştıklarını söyleyen Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süheyla Doğan, “Bizler orman yangınlarının sermayenin yol açtığı ekonomik kriz olduğunu ama bu bölgelerde başka gerekçelerle de yapıldığını biliyoruz. Aynı zamanda yangınları söndürmede devletin içinde bulunduğu acizliği de biliyoruz. O yüzden çevre örgütleri olarak başımızın çaresine bakmaya karar verdik. Dersim’de ormanların söndürülmeyişine dikkat çekerek Türkiye’de gündem olmasını sağlamak istiyoruz” dedi.

    Bugün ekolojik yıkıma, doğa talanına karşı burada toplandıklarını belirten Mezopotamya Ekoloji Birliği’nden Vahap Işıklı, “Ülkenin bir tarafı rant için yakılırken Kürdistan coğrafyasında orman yangınları sürüyor. Orman yangınlarının sebebinin altında güvenlik meselesi çıkıyor ve halkın orman yangınlarına müdahalesine engel olunuyor” diye belirtti.

    “HİÇBİR GEREKÇE ORMANLARIN YAKILMASINI HAKLI GÖSTEREMEZ”

    Munzur Çevre Derneği’nden Ali Yıldız ise, “Anayasaya göre ormanları yakmak suçtur hiçbir gerekçe ormanları yakmayı haklı gösteremez. Dersim’de yıllardan beri köylerimiz, ormanlarımız yakılmakta bu bir insanlık suçtur. Her yıl haziran ayından başlayıp ekim ayının sonuna kadar ormanlarımız yakılmakta ve yaşam alanlarımız tahrip edilmektedir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • 34 ekoloji örgütü, Dersim’e gidiyor

    34 ekoloji örgütü, Dersim’e gidiyor

    PİRHA- 34 ekoloji örgütü, orman yangılarına dikkat çekmek ve ekoloji örgütlerine destek vermek için Dersim’e gideceğini açıkladı. 

    Dersim’de çıkan ve günlerce müdahale edilmeyen yangınlara ilişkin 34 doğa, yaşam savunucuları ve ekoloji örgütleri ortak yazılı açıklama yaptı.

    14 Eylül’de Dersim’in ziyaret edileceği belirtilen açıklamada, ekolojik yıkımı araştırmak ve bölgedeki ekoloji örgütlerine destek verileceği vurgulandı.

    İktidarın afetlere müdahale edemediği için gönüllü olarak afet bölgelerine gideceklerinin vurgulandığı açıklamada, “Dersim coğrafyasındaki yangına güvenlik gerekçesiyle 11 gün boyunca müdahale edilmemesi bir eko kırımdır, yaşam alanlarının yok edilmesine sessiz kalmaktır. Hangi gerekçeyle olursa olsun bu kabul edilemez. Bizler aşağıda imzası olan doğa ve yaşam savunucuları küresel iklim krizinin doğurduğu sel ve yangın felaketleri ile boğuşurken gerek ticari gerek siyasi, ’ıslah’ ya da ‘düzenleme’ gerekçeleriyle doğanın tahrip edilmesine, canlı çeşitliliğinin ve yaşamın alanlarımızın yok edilmesine sessiz kalmayacağımızı beyan ediyor yollara düşüyoruz” denildi.

    Dersim’deki yangınların nedenini araştırmak için gidileceği belirtilen açıklamada, “Dersimdeki ekolojik yıkımı araştırmak ve bölgede aktif olan ekoloji örgütleri ve aktivistlerine destek vermek gerektiği durumda arama kurtarma faaliyetlerine destek vermek için; 14 Eylül Salı aksamı Dersim için yollara düşüyoruz” ifadelerine yer verildi.

    Çağrı yapan 34 kurumlar ise şöyle:

    “AKE Yangın Müdahale, Bakırtepe Çevre Platformu (BÇP), Bodrum Ekoloji ve Çevre Platformu (BÇP), Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM), Didim Çevre Platformu (DİÇEP), Divriği Yaşam ve Doğa Platformu, Doğanın Çocukları (DÇ), Doğa İçin Sanat Derneği (DİSDER), Ekoloji Birliği (EB), EB Gençlik Meclisi, EB Kadın Meclisi, Heryer Kazdağları (HYK), İstanbul 78’liler Girişimi, Kadıköy Dayanışma Ağı (KDA), Kadıköy Kent Dayanışması (KKD), Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağları Ekoloji Platformu (KEP), Kazdağları İstanbul Dayanışması (KİD), Malatya Çevre Platformu (MAL ÇEP), Mersin Nükleer Karşıtı Platform (Mersin NKP), Mezopotamya Ekoloji Hareketi (MEH), Munzur Araştırma ve Kurtarma Derneği (MUDAK), Muğla Kadın Dayanışma Derneği (MKDD), Ovacık Belediyesi, Peri Suyu Koruma Platformu (KAR-DEF), Pertekliler Derneği, Tokat Reşadiye Çevre Platformu (TRÇP), Toplumsal Afet Platformu (TAP), Validebağ Savunması (VS), Ya Kanal Ya İstanbul (YKYİ), Yeryüzü Ekoloji Kolektifi (YEK), Yeryüzünden Haberler İnternet Haber Sitesi, Yeşil Direniş Ekoloji ve Yaşam Gazetesi, Yaşam ve Dayanışma Yolcuları (YDY)”

    (HABER MERKEZİ)

  • ÇGD: Ağustos ayında 208 habere erişim engeli konuldu, 8 gazeteci darp edildi!

    ÇGD: Ağustos ayında 208 habere erişim engeli konuldu, 8 gazeteci darp edildi!

    PİRHA- ÇGD Genel Yönetim Kurulu, 2021 Ağustos ayı ‘Medya Raporu’ ve öne çıkan gelişmeleri kamuoyu ile paylaştı. Yapılan açıklamada, Ağustos ayı içerisinde gazetecilerin, orman yangınları ve göçmenlerle ilgili haberleri nedeniyle baskı ve şiddete maruz kaldıkları ifade edildi. Raporda ayrıca, Ağustos’ta toplam 208 habere erişim engeli konulduğuna da işaret edildi.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Yönetim Kurulu, yaptığı basın açıklaması ile 2021 Ağustos ayını kapsayan ‘Medya Raporu’ ve öne çıkan gelişmeleri değerlendirdi. Yazılı yapılan açıklamada ‘Medya İzleme Raporu’nun 40’ıncısını kamuoyu ile paylaşıldı.

    Türkiye’de gazetecilere yönelik sansür, tehdit-şiddet, gözaltı-yargılama, özlük haklarında yaşanan kayıplar ile haberlerde yapılan manipülasyonların devam ettiğine işaret eden ÇGD, ihlallerin gün geçtikçe arttığına vurgu yaptı.

    “YA SESİMİZİ DUYURACAĞIZ YA DA YOK OLACAĞIZ!”

    ÇGD yönetimi, 2021 Ağustos ayında iktidarın, özellikle orman yangınları ve göçmenler üzerinden gazetecilere baskı uyguladığını ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Geçen ay orman yangınları ile göçmenlere ilişkin yaşanan gelişmeler, Türkiye’de devlet organizasyonun çürümüşlüğünü gösterirken, çıkan dumanlar ve pis kokuların gazeteciler tarafından tüm açıklığıyla halka aktarılması, kimi zaman kamu otoriteleri kimi zaman ‘organize gruplar’ tarafından engellenmeye çalışıldı. Orman yangınlarına müdahalede yaşanan, tüm dünyanın şahitlik ettiği yetersizliklerin duyurulması, iktidarın basın kuruluşları üzerindeki sopası konumundaki Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından önce tehdit sonra cezalarla engellenirken, halkın haber alma hakkı için yayıncılık yapmaktan geri adım atmayan yayın organları ‘organize gruplar’ tarafından basılarak susturulmak istendi.

    Geçen ay, tutarsızlıklarla dolu ve bir vatandaşın ölümüyle sonuçlanan göçmen politikasına ilişkin gerçekler konusunda da basın üzerinden baskı ve manipülasyonlarla iktidarı temize çıkarma çabalarına şahitlik ettik. Bu süreçte iktidar yanlısı basının yayıncılık anlayışı, muhalif bakış açısına sahip kesimleri hedef gösterme şeklinde oldu. Gazetecilik yapmaktan vazgeçtiklerini çok uzun zamandır ilan etmiş olan iktidar yanlısı yayın organlarının, orman yangınları ile göçmenlere ilişkin yayınladıkları haberler, sadece gazetecilik ilkeleri açısından değil insanlık değerleri açısından da izanı yitirdiklerini gösterdi.

    Türkiye’nin görsel hafızası ve kamu yayıncılığının adresi Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) Yönetim Kuruluna, basın özgürlüğüne karşı isimlerin atanması Temmuz ayında olmuştu. Atamaların ardından geride kalan bir ayı aşkın süreçte yeni TRT yönetiminin ‘icraat’larının neler olacağının işareti de verildi. Kurumu tırnak ucu kadar tanımayan ve bir o kadar emeği geçmemiş kişiler, arkalarına aldıkları siyasi güce güvenerek Kurumun insan hafızasını yok etmeye yöneldi. Bu yıl itibariyle Kurumda 22 yılını dolduran şef montajcı, aynı zamanda KESK Haber-Sen’in yöneticisi Deniz Salmanlı, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek önce açığa alındı 3 ay sonra 375 sayılı KHK ile ihraç edildi. Bu karar alınırken Deniz Salmanlı hakkında dava açılmamış, hatta savunması bile alınmamıştı. İktidar ve onun yetkilendirdiği kadrolar, halkın gerçekleri duymasını engellemenin yanında bu gerçekleri dillendirenlere de yaşam alanı tanımayacak bir anlayışa bürünmüş durumda. İktidarın, partizanca uygulamalarını artıracağı ve bu kapsamda engel gördüğü herkesi tasfiyeye devam edeceği bir gerçektir. Bu duruma karşı bizler de haklarımızı daha örgütlü ve ilkeli şekilde savunmakta kararlıyız. Ya düşüncelerimiz doğrultusunda yaşayıp görüşlerimizi özgürce söyleyeceğiz ve sesimizi duyuracağız ya da yok olacağız!”

    AĞUSTOS AYINDA 208 HABERE ERİŞİM ENGELİ KONULDU!

    ÇGD yönetimi, paylaştığı raporda Ağustos ayında yer alan gelişmelerin istatistiğini de şu şekilde sıraladı:

    “4 haber sitesi tamamen erişime engellendi; 147’sine doğrudan olmak üzere toplam 208 habere erişim engeli konuldu; ikisi orman yangınlarıyla ilgili olmak üzere dört olay kapsamında güvenlik güçleri tarafından akreditasyon ve Emniyet’in toplumsal olaylarda görüntü ve ses kaydı alma yasağına ilişkin hukuksuz genelgesi dayanak gösterilerek onlarca gazetecinin haber takibi engellendi. Beş olayın takibi sırasında 6 gazeteci gözaltına alındı; 4 gazeteci hakkında iddianame düzenlendi ve dava açıldı. Açılan davalar kapsamında 1 gazeteci hakkında üç yıla kadar hapis istenirken, 2 gazeteci hakkında yaptıkları haber nedeniyle 100 bin lira tazminat talep edildi; üç yeni soruşturma kapsamında 3 gazeteci ifade verdi; 2 gazeteci yürüyen yargılamalar kapsamında toplamda 10 yıl 5 ay hapse çarptırıldı. Geçen ay dört olay takibi sırasında 8 gazeteci darp edildi; 1 gazeteci tehdit edildi; 1 gazeteci silahlı saldırıya uğradı; 1 gazeteci bir siyasi parti temsilcisi tarafından hedef gösterildi; 1 gazeteci öldürüldü.”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi Kadınlar: İnancımızdan da, doğamızdan da vazgeçmiyoruz

    Alevi Kadınlar: İnancımızdan da, doğamızdan da vazgeçmiyoruz

    PİRHA-Alevi Kadınlar, birçok yerde devam eden orman yangınlarına ilişkin açıklama yaparak; “Yanan ağaç değil, yanan geçmişimiz ve geleceğimizdir, yanan biziz. İnancımızdan da doğamızdan da vazgeçmiyoruz. İnadına nefesleneceğiz! İnadına koruyacağız doğamızı, inadına yeşerteceğiz yarınlarımızı.  Hakikat hep dilimizde olacak!” dedi.

    Alevi Kadınlar Dersim, Bingöl ve Bitlis’te devam eden orman yangınlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, doğanın bilinçli olarak tahrip edildiğini ve yangınlara müdahale etmeyenlere karşı inançları gereği doğayı savunmaya devam edeceklerini belirttiler.

    “YANAN BİZİZ, YAKAN DEVLET”

    Alevi Kadınlar, ‘Bitlis’ten Dersim’e, Dersim’den Bingöl’e her yeri ateş sarmış’ diyerek şunları dile getirdi:

    “Harde Deweş yanıyor. Doğamız, ormanlarımız göz göre göre kül oluyor. Sadece doğa değil, bütün bir yaşam yok oluyor!

    Alevi Kadınlar olarak 13 gündür yanan ağaç değil her birimizin yüreği, canı… Yanan biziz, yakan devlet. Ve yakmaya devam ediyor acımadan onca börtü böcek, onca canla birlikte. Yanan ağaç değil, yanan geçmişimiz ve geleceğimizdir, yanan biziz. Yanan coğrafyamız, yanan Xızır mekânı, yanan ziyaretgâhlarımızdır. Yanan tarihimizdir tıpkı 1937 gibi. Tüketilmek istenen biziz.

    İstiyorlar ki; ne bir türkü çınlasın vadilerimizde, ne bir kuş ötsün yamaçlarımızda, ne bir bitki koksun ormanlarımızda. Bu zihniyet kör bir karanlık, bu bakış kör bir baykuş bakışıdır, bu yürek taş bir yürektir.”

    “İNANCIMIZDAN DA, DOĞAMIZDAN DA VAZGEÇMİYORUZ”

    Çıkan orman yangınlarının bilinçli olarak söndürülmediğini belirten Alevi Kadınlar; “Söndürmek istemeyen bu akıl, geleceği söndüren sinir uçlarını besliyor. Ve zalimdir bombalayan, gaz döken, zulüm eken yarınlara. Çöle çevirir yeri, göğü! Ne toprak ne su ne ağaç bırakır ne nefes bırakır! Alevi Kadınlar olarak; Çaranasıra ikrarımız var. İnancımızdan da, doğamızdan da vazgeçmiyoruz.

    İnadına nefesleneceğiz! İnadına koruyacağız doğamızı, inadına yeşerteceğiz yarınlarımızı.  Hakikat hep dilimizde olacak!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Vadisi’nde devam eden yangın kontrol altına alındı

    Munzur Vadisi’nde devam eden yangın kontrol altına alındı

    PİRHA-Munzur Vadisi’nde 3 gün önce başlayan orman yangınının kontrol altına alındığı açıklandı.

    Dersim’in Hozat ilçesi ile Pülümür Vadisi’nde askeri operasyon sonucu başlayan orman yangınları devam ediyor.

    Munzur Vadisi’nde bulunan Fırtına Veli Çeşmesi’nde devam eden orman yangınının kontrol altına alındığı açıklandı. Yangına iki gündür müdahalede bulunan yurttaşlardan edinilen bilgilere göre, akşam saatlerinde yangın tamamen kontrol altına alındı.

    Hozat ilçesinde 15 gün önce başlayan yangın ise hala devam ediyor. Dört gün önce Roj Deresi’ndeki çıkan yangına ise bugüne kadar bir müdahalenin yapılmadığı kaydedildi.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir’den Dersim’e ses: Hava desteği sağlanmalı, müdahaleye engel olunmamalı-VİDEO

    İzmir’den Dersim’e ses: Hava desteği sağlanmalı, müdahaleye engel olunmamalı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Hozat ve Ovacık İlçelerinde 17 Ağustos’ta askeri operasyonlar sırasında başlayan orman yangınına müdahalenin engellenmesine tepki gösteren İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, “Her ne gerekçe ile olursa olsun doğamıza, insanımıza yapılan saldırılar kabul edilemez. Kanun koyucuları ve kolluk güçlerini sorumluluğa davet ediyoruz. Koordinasyonun hızlı bir şekilde kurulması ve yerel görevlilerin de katılım ile yangınlara acilen müdahale edilmesini bekliyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

     

    Dersim’in Hozat ve sonrasında Ovacık ilçesinde 17 Ağustos’ta askeri operasyonlar sırasında başlayan orman yangını yayılarak devam ediyor.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Dersim’de devam eden orman yangınlarına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirerek askeri operasyonlar sonrasında çıkan orman yangınlarına müdahalenin engellenmesine tepki gösterdi. Konak’ta bulunan Uzun Han Kafe’de gerçekleşen açıklamaya siyasi partiler, İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Menemen Dersimliler Derneği, Aktepe Dersimliler Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi ve İnsan Hakları Derneği temsilcileri katıldı.

    Kurumlar adına açıklamayı okuyan Menemen Dersimliler Derneği Başkanı Gamze Yentür, yaşanan bu yıkımın rant hesabı ile hareket edenlerin ve devletin gücünü arkasına alanların yarattığı bir eko kırım olduğuna vurgu yaparak, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir kırım yaşandığının altını çizdi.

    Yentür, ayrıca özellikle hava desteği ile gerekli müdahalenin sağlanması ve koordinasyonun hızlı bir şekilde kurularak yerel görevlilerin de katılım ile yangınlara acilen müdahale edilmesi çağrısında bulundu.

    “DOĞA KIRIMI AYNI ZAMANDA KÜLTÜREL VE SOSYAL KIRIMDIR”

    Dersim dışında Şırnak, Hakkari ve Siirt illerinde de operasyonlar kaynaklı orman yangınları devam ettiğini hatırlatan Yentür, yangına hiçbir şekilde müdahale edilmediği gibi, belediyeler ve halkın müdahalesine de izin verilmediğini belirterek, “Başlangıçta 200 metrekarelik alanda başlayan yangın kilometrelerce alana yayılmıştır. Dersim’de yaşanan sadece doğa kırımı değildir. Aynı zamanda kültürel ve sosyal bir kırımdır. Valilik tarafından yapılan yangınların kontrol altına alındığı bilgisi bölgedeki kaynaklarca doğrulanmamaktadır. Bölgede yangınların hala devam ettiği görülmektedir. Yangın alanı özel güvenlik bölgesi ilan edilerek mayınlanmış bir alandır. Öte yandan karadan müdahalenin çok sonuç vermeyeceği, havadan müdahalenin şart olduğu ifade edilmektedir” diye konuştu.

    “KOLLUK GÜÇLERİNİ SORUMLULUĞA DAVET EDİYORUZ”

    Aşırı kar hırsı ile bir avuç sermayenin yarattığı bu kırımı önlemenin ancak birlikte karşı durma ve güçlü bir şekilde itiraz etmekle mümkün olduğunu ifade eden Yentür, “Eko kırıma karşı durmak demokrasiye, evrensel değerlere inanan herkesin sorumluluğudur. Her ne gerekçe ile olursa olsun doğamıza, insanımıza yapılan saldırılar kabul edilemez. Kanun koyucuları ve kolluk güçlerini sorumluluğa davet ediyoruz. Koordinasyonun hızlı bir şekilde kurulması ve yerel görevlilerin de katılım ile yangınlara acilen müdahale edilmesini bekliyoruz. Özellikle hava desteği ile gerekli müdahale sağlanmalı ve sonrasında ivedilikle tahribatın boyutları tespit edilerek rehabilite çalışmalarına başlanmalıdır” dedi.

    Yentür, son olarak başta Dersim merkez ve ilçeleri olmak üzere ülkenin farklı yerlerinde yaşayan halkları yan yana gelmeye ve yaşam alanlarının yok olmaması için seslerini yükseltmeye çağırdı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • 74 Barodan Dersim’de devam eden yangınlara ilişkin açıklama: Dayanışma zamanı

    74 Barodan Dersim’de devam eden yangınlara ilişkin açıklama: Dayanışma zamanı

    PİRHA-Türkiye Barolar Birliği’ne (TBB) bağlı 74 baro Dersim’de devam eden orman yangınlarına ilişkin ortak bir açıklama yaparak; “Birçok yerleşim yerinde çıkan yangınlara maddi ve manevi olarak katkı sundu isek Kastamonu ve Van’daki selzedelerle aynı şekilde dayanışma içinde olduysak; bugün de yok olan ormanlar için Tunceli ile dayanışma zamanı. Yetkililer, devam eden yangınlara derhal havadan ve karadan müdahale edilmeli” dedi.

    Türkiye Barolar Birliği’ne (TBB) bağlı 74 baro yaptığı ortak açıklama ile Dersim’de devam eden orman yangınlarına karşı duyarlılık çağrısı yaparak, ‘Yakın zamanda nasıl ki Muğla, Aydın, Antalya, İzmir, Mersin, Isparta, Hatay ve daha birçok yerleşim yerinde çıkan yangınlara maddi ve manevi olarak katkı sundu isek Kastamonu ve Van’daki selzedelerle aynı şekilde dayanışma içinde olduysak; bugün de yok olan ormanlar için Tunceli ile dayanışma zamanı’ dedi.

    “BUGÜN TUNCELİ İLE DAYANIŞMA İÇİNDE OLMALIYIZ”

    Baroların ortak açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

    “2021 yılının Mayıs ayından bu yana Adana, Antalya, Aydın, Burdur, Denizli, Hakkari, Hatay, Isparta, İzmir, Mersin, Muğla, Osmaniye, Şırnak, Elazığ, Tunceli ve bir çok ilimizde daha önceki yıllarda olduğu gibi orman yangınları çıkmaktadır. Orman yangınlarında her türlü ağaç, otlak alan ve hayvanların barınma yerleri yok olmakta ve bir bütün halinde canlı yaşamı olumsuz etkilenmektedir. Dünyamızın endemik çeşitliliği floristik ve faunistik zenginliğini barındıran coğrafyamızda ve ülkemizde yanan her ağaç; kuruyan her dere; ateş altındaki her dağ ve tepe; ölen her hayvan, her canlı, anıt ağaçlar; sadece doğal zenginlik değil aynı zamanda kültürel, inançsal ve tarihsel birer öğedir. Sahibi değil yalnızca bir parçası olduğumuz bu dünya, bu nedenle de bizlere çocuklarımızdan emanettir. Yakın zamanda nasıl ki Muğla, Aydın, Antalya, İzmir, Mersin, Isparta, Hatay ve daha birçok yerleşim yerinde çıkan yangınlara maddi ve manevi olarak katkı sundu isek Kastamonu ve Van’daki selzedelerle aynı şekilde dayanışma içinde olduysak; bugün de yok olan ormanlar için Tunceli ile dayanışma zamanı. Bir bütün olarak ülkemizde ne sebeple olursa olsun ormanlarımızın yanması ve yakılmasına karşı çıkıyor ve yok olmakta olan alanların kurtarılması için yetkili makamları derhal adım atmaya çağırıyoruz!”

    “DEVAM EDEN YANGINLARA DERHAL HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE EDİLMELİ”

    ‘Halkımıza, kamuoyuna ve basına çağrımız; inancımızın, tarihimizin ve kültürel mirasımız olan doğamızdan, yaşam parçamızdan acılar yükselirken; cümle canlıya, kurda, kuşa sahip çıkılmasıdır’ denilen açıklamada son olarak şu cümleler aktarıldı:

    “Devletin resmi kurumlarına, bu konu ile ilgili yetkisi bulunan en üst kademeden taşra örgütlerine kadar bütün seçilmiş ve atanmışlara da bir kez daha “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” şeklindeki Anayasanın 56. maddesini hatırlatıyoruz. Yine Anayasa’nın 169. maddesiyle “Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi”nin devletin güvencesine bırakıldığını ve Orman Kanunu ile Çevre Kanunu hükümlerine göre de ormanları korumak ve yaşatmak için gerekli iş ve işlemlerin derhal gerçekleştirilmesi hukuksal bir zorunluluk olduğunu da unutmayın diyoruz. Bu kapsamda Tunceli ilimizde Hozat ve Ovacık İlçemizde 18 Ağustos 2021 tarihinden itibaren birden fazla alanda devam eden yangınlara derhal havadan ve karadan müdahale edilmesi gerekmektedir. Ülkemizin en önemli floristik ve faunistik zenginliğini barındıran coğrafyamızda ki yangınlar daha fazla zarara yol açmadan derhal söndürülmelidir. Biz aşağıda imzası olan Baro Başkanları olarak, hukuki sürecin takipçisi olacağımızı bildiriyoruz. Bununla birlikte adli makamlardan da bu olayların en ince detayına kadar araştırılarak sonucunun da kamuoyuna ve basına duyurulmasını talep ediyoruz.”

    İmzacı olan baro başkanları listesi şu şekilde:

    “Adana Baro Başkanı Av. Semih Gökayaz

    Adıyaman Baro Başkanı Av. Mustafa Köroğlu

    Afyonkarahisar Baro Başkanı Av. Turgay Şahin

    Ağrı Baro Başkanı Av. Mehmet Salih Aydın

    Amasya Baro Başkanı Av. Bahadır Tekeş

    Ankara Baro Başkanı Av. Erinç Sağkan

    Antalya Baro Başkanı Av. Polat Balkan

    Artvin Baro Başkanı Av. Ayla Varan

    Ardahan Baro Başkanı Av. Osman Nuri Yıldız

    Aydın Baro Başkanı Av. Gökhan Bozkurt

    Balıkesir Baro Başkanı Av. Erol Kayabay

    Bartın Baro Başkanı Av. Ferhat Parlatır

    Batman Baro Başkanı Av. Erkan Şenses

    Bilecik Baro Başkanı Av. Halime Aynur

    Bingöl Baro Başkanı Av. Ömer Faruk Hülakü

    Bitlis Baro Başkanı Av. Fuat Özgül

    Bolu Baro Başkanı Av. Sabri Erhendekçi

    Burdur Baro Başkanı Av. Ramazan Gedik

    Bursa Baro Başkanı Av. Gürkan Altun

    Çanakkale Baro Başkanı Av. Soner Aydın

    Çankırı Baro Başkanı Av. Mustafa Deniz

    Çorum Baro Başkanı Av. Kenan Yaşar

    Denizli Baro Başkanı Av. Adnan Demirdöğer

    Diyarbakır Baro Başkanı Av. Nahit Eren

    Düzce Baro Başkanı Av. Taner Çakır

    Edirne Baro Başkanı Av. Tacettin Sivrikaya

    Elazığ Baro Başkanı Av. Mustafa Yentür

    Erzincan Baro Başkanı Av. Adem Aktürk

    Erzurum Baro Başkanı Av. Talat Göğebakan

    Eskişehir Baro Başkanı Av. Mustafa Elagöz

    Gaziantep Baro Başkanı Av. Bektaş Şarklı

    Giresun Baro Başkanı Av. Soner Karademir

    Gümüşhane – Bayburt Baro Başkanı Av. Serkan Pekmezci

    Hakkâri Baro Başkanı Av. Ergün Canan

    Hatay Baro Başkanı Av. Hüseyin Cihat Açıkalın

    Iğdır Baro Başkanı Av. Serkan Alakan

    Isparta Baro Başkanı Av. Ünsal Çankaya

    İstanbul Baro Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu

    İzmir Baro Başkanı Av. Özkan Yücel

    Kahramanmaraş Baro Başkanı Av. Muhammed Burak Gül

    Karabük Baro Başkanı Av. Emrah Köklü

    Kars Baro Başkanı Av. Fettah Çapkurt

    Kastamonu Baro Başkanı Av. Özgür Demir

    Kayseri Baro Başkanı Av. Cavit Dursun

    Kırıkkale Baro Başkanı Av. Talat Apaydın

    Kırklareli Baro Başkanı Av. Turgay Hınız

    Kocaeli Baro Başkanı Av. Bahar Gültekin Candemir

    Konya Baro Başkanı Av. Mustafa Aladağ

    Kütahya Baro Başkanı Av. Ahmet Atam

    Malatya Baro Başkanı Av. Enver Han

    Mardin Baro Başkanı Av. İsmail Elik

    Mersin Baro Başkanı Av. Gazi Özdemir

    Muğla Baro Başkanı Av. Cumhur Uzun

    Muş Baro Başkanı Av. Kadir Karaçelik

    Nevşehir Baro Başkanı Av. Murat Boz

    Niğde Baro Başkanı Av. Emin Alper Öztürk

    Ordu Baro Başkanı Av. Sibel Torun

    Osmaniye Baro Başkanı Av. İbrahim Halil Yavuzdoğan

    Sakarya Baro Başkanı Av. İlknur Ebiz Yıldız

    Samsun Baro Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran

    Siirt Baro Başkanı Av. Nizam Dilek

    Sinop Baro Başkanı Av. Hicran Kandemir

    Sivas Baro Başkanı Av. Fatih Sevim

    Şanlıurfa Baro Başkanı Av. Mehmet Velat İzol

    Şırnak Baro Başkanı Av. Rojhat Dilsiz

    Tekirdağ Baro Başkanı Av. Sedat Tekneci

    Tokat Baro Başkanı Av. Melih Yardımcı

    Trabzon Baro Başkanı Av. Sibel Suiçmez

    Tunceli Baro Başkanı Av. Kenan Çetin

    Uşak Baro Başkanı Av. Emin Çoşkun

    Van Baro Başkanı Av. Zülküf Üçar

    Yalova Baro Başkanı Av. Fedayi Doğruyol

    Yozgat Baro Başkanı Av. Muhsin Ayanoğlu

    Zonguldak Baro Başkanı Av. Türker Kapkaç.”

    PİRHA/DERSİM