Etiket: ortak açıklama

  • Alevilerden Türkiye ve yurtdışında eş zamanlı Sivas eylemleri: Sivas için adalet, herkes için adalet-VİDEO

    Alevilerden Türkiye ve yurtdışında eş zamanlı Sivas eylemleri: Sivas için adalet, herkes için adalet-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları PSAKD’nin öncülüğünde, Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla İstanbul, İzmir, Adıyaman ve Antalya’da eş zamanlı basın açıklamaları yaptı. Açıklamalarda adalet talebi yinelenirken, Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi çağrısı yapıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla İstanbul, İzmir ve Antalya’da eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirdi. “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla yapılan eylemlerde, Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi talebi yinelenirken, katliamlarla yüzleşilmeden demokrasi ve toplumsal barışın sağlanamayacağı vurgulandı.

    PSAKD Genel Merkezi tarafından hazırlanan ortak açıklamada, Sivas Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığı belirtilerek mücadeleden vazgeçilmeyeceği ifade edildi. Açıklamada, “Bugün buraya sadece 33 yıl önce yitirdiğimiz canlarımızı anmaya gelmedik. Hesap sormaya, yüzleşmeye ve bu toprakların kötü talihini değiştirmek için omuz omuza vermeye geldik” denildi.

    İSTANBUL’DA “SİVAS İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET” ÇAĞRISI

    Sivas Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla İstanbul’da bir araya gelen Aleviler ve demokrasi güçleri, adalet talebini yineledi. Etkinlikte, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi tarafından hazırlanan ortak açıklama okundu.

    Alevi kurumları adına açıklamayı PSAKD Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülsev Kaya okudu. Açıklamada, Sivas Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığı belirtilerek, katliamın gerçek sorumlularıyla yüzleşilmesi ve adaletin sağlanması talep edildi.

    Etkinlik, “Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız” ve “Sivas İçin Adalet, Herkes İçin Adalet” sloganlarıyla sona erdi.

    İZMİR’DE “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ” MESAJI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) bileşenleri, İzmir Karşıyaka İZBAN önünde bir araya gelerek, “Yakanları da, aklayanları da affetmeyeceğiz. Şeriatçı ve faşist kuşatmaya karşı gelin canlar bir olalım” pankartıyla yürüyüş gerçekleştirdi.

    Karşıyaka Çarşısı boyunca yürüyen kitle, sık sık “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Sivas’ı unutma, unutturma” sloganları attı. Yürüyüşün ardından Karşıyaka İskele karşısında basın açıklaması yapıldı.

    Açıklama, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Katliamda hayatını kaybedenlerin isimleri tek tek okunurken, alandakiler hep bir ağızdan “Burada” diye seslendi.

    Çok sayıda Alevi kurumu ve demokratik kitle örgütünün katıldığı etkinlikte konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Türkiye’nin dört bir yanında “33 Yıl, 33 Can” şiarıyla anma etkinlikleri düzenlediklerini belirtti.

    Adalet mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayan Aslan, “1993 yılında Sivas’ın hesabı sorulsaydı, sonraki yıllarda yaşanan katliamlar olmayacaktı” dedi.

    Türkiye’nin barışa, laikliğe, özgürlüğe ve eşitliğe ihtiyacı olduğunu ifade eden Aslan, “Bu ülkenin çok dilli, çok kimlikli ve çok inançlı bir yapıya sahip olduğunu artık bu ülkeyi yönetenler kabul etmek zorunda. Bu ülkede gerçek anlamda eşitlik ve demokrasi sağlanana, yaşanan katliamlarla devlet yüzleşene ve gerçek sorumlular hesap verene kadar mücadelemiz sürecek” diye konuştu.

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm tarafından okunan ortak basın açıklamasının ardından katılımcılar bağlamalar eşliğinde deyişler seslendirdi. Semah dönülmesinin ardından etkinlik alkışlar ve sloganlarla sona erdi.

    ANTALYA’DA MADIMAK İÇİN ADALET TALEBİ

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) bileşenleri, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla Antalya Attalos Anıtı önünde bir araya geldi.

    Etkinlik, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından semah dönüldü.

    Alevi kurumları adına ortak basın açıklamasını PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan okudu. Açıklamada, Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığı vurgulanırken, katliamın sorumlularıyla gerçek anlamda yüzleşilmesi gerektiği belirtildi.

    Açıklamada ayrıca Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi talebi yinelenirken, Sivas’ta yakılan 33 canın mücadelesinin eşit yurttaşlık, laiklik, demokrasi ve adalet mücadelesi olduğu ifade edildi.

    Katılımcılar, “Sivas İçin Adalet, Herkes İçin Adalet”, “Unutmadık, Unutturmayacağız” ve “Madımak Utanç Müzesi Olacak” sloganları eşliğinde etkinliği sonlandırdı.

    ADIYAMAN’DA 33 CAN ANILDI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adıyaman Şubesi’nde yapılan anmada basın metnini Şube Başkanı Ali Sekman okudu.

    PSAKD’nin ortak açıklamasında, Madımak Oteli’nin derhal ve koşulsuz biçimde Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi talebi yinelendi. Açıklamada, geçmişte yaşanan katliamlarla yüzleşilmeden demokrasi, barış ve toplumsal adaletin sağlanamayacağı vurgulanırken, eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi talepleri bir kez daha dile getirildi.

    Açıklamanın ardından deyişler seslendirildi.

    İSTANBUL/İZMİR/ANTALYA/ADIYAMAN/PİRHA

  • Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden 7 kentte eş zamanlı çağrı: Barış ertelenemez-VİDEO

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden 7 kentte eş zamanlı çağrı: Barış ertelenemez-VİDEO

    PİRHA- İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Mersin, Urfa ve Eskişehir’de okunan ortak açıklamada, Meclis Komisyonu raporunun üzerinden üç aydan fazla zaman geçmesine rağmen somut hiçbir adım atılmadığı belirtildi. Kalıcı ve onurlu bir barış için ısrarcı olduklarını vurgulayan kadınlar, siyasi tutsakların serbest bırakılmasından kayyımların geri çekilmesine kadar 5 acil talebini tüm ayrıntılarıyla kamuoyuyla paylaştı.

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, erkek egemenliğine, savaşa, militarizme ve erkek-devlet şiddetine karşı barışın toplumsallaşmasının acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulamak üzere Türkiye’nin yedi büyük kentinde (İstanbul, Mersin, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Urfa ve Eskişehir) eş zamanlı eylemlerle bir araya geldi. Coğrafyamızda yaklaşık elli yıldır süren çatışmaların ardından silahların bırakılması kararıyla ölümlerin durmasını çok önemli bir kazanım olarak gördüklerini belirten kadınlar, bu sürecin demokratik, adil ve onurlu bir barışla tamamlanması gerektiğini ifade etti. 7 ilde ortak açıklamayı okuyanlar:

    İstanbul-Nimet Tanrıkulu

    Mersin- Canan Yüce-Sara Kaya

    Diyarbakır-Zeynep Sipçik

    İSTANBUL

    Barışın inşası için TBMM bünyesinde kurulan Komisyona katılarak 5 acil taleplerini ilettiklerini hatırlatan inisiyatif, yayınlanan Komisyon raporunda kadınların taleplerine yer verilmediğini, raporun dili ve bağlamının kadınların beklentilerinden uzak olduğunu vurguladı. Meclis’in siyasi sorumluluk üstlenmesini değerli bulmakla birlikte, 18 Şubat 2026’da açıklanan raporun üzerinden üç aydan fazla zaman geçmesine rağmen ne yasal düzenlemelerin yapıldığını ne de mevcut hukuki çerçevenin uygulandığını belirtti.

    Kadın hareketinden ve feminist hareketten temsilcilerle bir araya gelen inisiyatif, Meclis komisyonunun dikkatine sundukları ve güncel örneklerle genişlettikleri 5 acil talebi şu şekilde sıraladı:

    “SİYASET SUÇ OLMAKTAN ÇIKSIN, TERÖRLE MÜCADELE KANUNU KALDIRILSIN”

    Siyasetin suç olmaktan çıkarılması, Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan düzenlemelerin kaldırılması istenirken, süreç boyunca gözaltı, tutuklama ve cezaların artarak sürdüğü vurgulandı.

    “Örgüt üyeliği”, “örgüt propagandası”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “yanıltıcı bilgiyi yayma” gibi suçlamalarla halkın, basının ve muhaliflerin susturulmaya çalışıldığı; Şırnak’ta barış talebini dile getiren sendika emekçilerine soruşturma açıldığı, toprağını ve doğasını savunan kadınlar ile LGBTİ+’ların gözaltına alındığı belirtildi. Jineoloji çalışmaları ve kadın örgütlenmelerinin suç sayıldığı, feminist gece yürüyüşleri ile Newroz etkinliklerinin engellendiği ifade edildi.

     En acil taleplerden biri olan hasta mahpusların serbest bırakılması konusunda hiçbir ilerleme sağlanmadığı, cezaevlerinde sağlık hakkı ihlallerinin sürdüğü aktarıldı. Ciddi sağlık sorunları olan Pınar Tikit’in tahliyesinin hukuksuzca engellendiği, 34 yıldır Sincan Cezaevinde bulunan Nedime Yaklav’ın tahliyesinin ise gözlem kurulu kararıyla bir yıl daha uzatıldığı hatırlatılarak, yargının kadınları ve barış talep edenleri korumak yerine baskı politikalarını sürdürdüğü dile getirildi.

    MERSİN 

    “TÜM KAYYIMLAR GERİ ÇEKİLSİN, KARARNAMELER İPTAL EDİLSİN”

    Kayyım atamalarının zemini olan ve OHAL bahanesiyle yasalaştırılan Cumhurbaşkanı Kararnamesinin iptal edilmesi talep edildi. Bugün itibariyle DEM Parti’li Hakkari, Mardin, Batman, Halfeti, Siirt, Dersim, Bahçesaray, Akdeniz, Van ve Kağızman Belediyelerinin hala kayyımlarla yönetildiği, seçilmiş belediye eşbaşkanlarının görevlerine dönemediği gibi hukuksuz davalarla uğraştığı belirtildi.

    Kayyımların ilk icraat olarak kadın danışma merkezlerini ve yaşam evlerini kapattığı ya da işlevsizleştirdiği somut örneklerle açıklandı. Batman’da çok dilli kreşin müftülüğe devredilerek Kur’an kursuna dönüştürüldüğü, 34 kadın çalışanın işten çıkarıldığı; 8 Mart ve 25 Kasım idari izinleri, HPV aşısı ve doğum izni gibi kazanılmış hakların kayyım tarafından iptal edildiği bildirildi. Ayrıca CHP’li belediyelere yönelik operasyonların, tutuklamaların ve irade gaspının devam ettiği hatırlatılarak, seçilmişlerin derhal görevlerine iade edilmesi istendi.

    DİYARBAKIR

    “EŞİTLİK VE KAPSAYICILIK TEMEL ALINSIN, ANADİLDE EĞİTİM VE HİZMET SAĞLANSIN”

    Sürecin altyapısı oluşturulurken tüm kimlik ve aidiyetlerin eşit kabul edilmesi, anadilde eğitim ve kamusal hizmetlere ulaşım önündeki engellerin kaldırılması gerektiği ifade edildi.

    Özellikle Kürt illerinde kadınların jinekolojik muayeneden doğuma kadar en temel sağlık hizmetlerine dil bariyeri nedeniyle erişemediği vurgulandı. Batman Belediyesi’ndeki çok dilli çalışmaların kayyım tarafından yok edildiği, kadınları erkek şiddetinden korumak için tasarlanan KADES iletişim başvuru sisteminde hala Kürtçe seçeneğinin yer almamasının kadınların can güvenliği önünde büyük bir engel oluşturduğu belirtilerek anadilde eğitim için acil düzenleme çağrısı yapıldı.

    “ABDULLAH ÖCALAN DAHİL SÜRECİN TÜM TARAFLARIYLA GÖRÜŞMENİN ÖNÜ AÇILSIN”

    Çatışma çözümü ve müzakerelerin ilerleyebilmesi için kadınların, sivil toplum temsilcilerinin ve bağımsız heyetlerin sürecin tüm taraflarıyla doğrudan temas kurabilmesinin güvence altına alınması istendi.

     Suriye’de cihatçı HTŞ rejiminin Rojava’ya saldırısı ve ABD-İsrail’in İran’a yönelik hamleleri başladığında Abdullah Öcalan ile görüşmelerin ve barış söyleminin askıya alınmasının, yasal güvence olmadığında sürecin dar siyasi çıkarlara feda edilebileceğini gösterdiği ifade edildi. Gerçek bir barış için tarafların birbirini yok saymaması gerektiği belirtilerek, Abdullah Öcalan’ın eşit müzakereci olarak tanınmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması ve Meclis Komisyonu’nun kadınların, akademisyenlerin ve sivil toplumun görüşlerini dikkate alması talep edildi.

    “HAKİKAT VE YÜZLEŞME KOMİSYONU KURULSUN, SAVAŞ SUÇLARI İNCELENSİN”

    Savaştan doğrudan etkilenen, yakınlarını kaybeden, zorla göç ettirilen, gözaltında taciz ve tecavüze uğrayan kadınların barış sürecinde eşit temsil edilmediği vurgulandı. Kadın hareketinin sürecin aktif bir bileşeni olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilerek şu talepler sıralandı:

    Kamu personelinin ve kolluk güçlerinin cinsiyetçi uygulamaları ile üniformalı şiddetin açığa çıkarılması ve cezalandırılması için yasal altyapısı olan tam yetkili kadın hakikat komisyonlarının kurulması istendi. İpek Er, Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş gibi henüz aydınlatılmamış olayların, Kürt kadınlarına dönük erkek-devlet politikalarının özel ve sistematik olarak işletildiğini gösterdiği savunuldu. Zorunlu göçle boşaltılan ve güvenlik bölgesi ilan edilen köylerin sahiplerine iade edilmesi ve zararların tazmin edilmesi talep edildi.

    11 Temmuz 2025’te Bese Hozat’ın okuduğu açıklama ile başlayan silah bırakma sürecine karşılık devlet kanadından herhangi bir adım atılmadığı hatırlatıldı. Silah bırakan kadınların toplumsal hayata katılımını destekleyecek, siyasal mücadelede yer almalarını sağlayacak toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı pozitif ayrımcı mekanizmaların ve yasal düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesi gerektiği altı çizilerek çağrı sonlandırıldı.

    HABER MERKEZİ

  • DEM Parti ve bileşen partilerinden ortak açıklama: Çağrıyı bütün kesimlerin sahiplenmesi gerekir-VİDEO

    DEM Parti ve bileşen partilerinden ortak açıklama: Çağrıyı bütün kesimlerin sahiplenmesi gerekir-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti ve bileşenleri gündeme ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada sürece ilişkin değerlendirmeler yapılırken barış vurgusu ön plana çıktı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), bileşen partileri ile yapacağı toplantı öncesinde gündeme ilişkin DEM Parti Genel Merkezi’nde ortak basın açıklaması yaptı.

    BİLEŞENLERİMİZ İLE BİRLİKTE SAYIN ABDULLAH ÖCALAN’IN BARIŞ ÇAĞRISINI DEĞERLENDİRDİK

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptığı, konuşmada şunları söyledi:

    “Bileşenlerimiz ile  birlikte Sayın Abdullah Öcalan’ın barış çağrısını beraberce değerlendirdik. Her kesiminin önünün açılacağına inanıyoruz. Süreç bir taraftan Kürt sorunun önünü açan aynı zamanda her kesimin eşit yurttaş olarak yaşaması önündeki engelleri de açacaktır.”

    “BARIŞ TOHUMLARI TOPRAKLARA DÜŞMÜŞTÜR”

    Yeşil Sol Parti Eş Genel Sözcüsü Didem Göçer, barış görüşmelerini desteklediğini belirterek, “Sonucun ne olacağı ise tüm bireylerin ellerindedir. Barış tohumları topraklara düşmüştür. Orta Doğu’ya bu tohum umut olacaktır” diye konuştu.

    “İŞÇİ SINIFINA SESLENİYORUZ, BU SÜRECİN DOĞRUDAN MUHATABI OLMALIDIR”

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi Eş Genel Başkanı Murta Çepni tarihi günlerden geçildiğine vurgu yaparak, “Kürt sorunun en başta demokrasi meselesi olduğunun altını çizmek istiyoruz. Kürt halkı bu günlere mücadeleler ile geldi bizler devrimciler olarak Kürt halkının doğrudan destekleyicisiyiz. Kürt halkının sorunları herkesin sorunlardır. Demokrasi güçlerine karşı saldırılar durdurulmalıdır. İşçi sınıfına sesleniyoruz, bu sürecin doğrudan muhatabı olmalıdır. Barış mücadelesi durmadı, durdurulamadı” dedi

    “BÜTÜN KESİMLERİN BU SÜRECİ DESTEKLEMESİ GEREKİYOR”

    Sosyalist Dayanışma Platformu Sözcüsü Kezban Konukçu, “Barış ve demokratik toplum sürecini destekliyoruz. 100 yılı aşan Kürt sorunu sadece Kürt halkının omzuna yıkılamaz. Bütün kesimlerin bu süreci desteklemesi gerekiyor. Ekmekte istiyoruz, barışta. Demokratik toplum inşası için hep birlikte mücadele edelim” diye konuştu.

    “SOSYALİSTLER OLARAK BARIŞIN KALICILAŞMASI ADINA GÖREVLERİMİZİ İFA EDECEĞİZ”

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, “27 Şubat’ta sayın Abdullah Öcalan tarafından açıklama hem bölgemizde, hem ülkemizde, hem dünyada bir enerji oluşturduğunu görüyoruz” diyerek şunları söyledi:

    “Sosyalistler olarak barışın kalıcılaşması adına görevlerimizi ifa edeceğiz. Çağrının başarıya ulaşması birçok açmazı çözecektir. Bu barış çabası bir sonuca ulaşırsa bölgenin de barışa ulaşacağını görmemiz gerekiyor. Meclis’e görevlerin düşmesinin yanı sıra tüm muhalif kesimlere de büyük görevler düşüyor.”

    “HALKLAR ADINA OLUMLU KAZANIMLAR OLACAĞININ İNANCINDAYIZ”

    Birleşik Devrimci Parti Genel Başkan Elif Torun Öneren, tecriti kırmanın ilk adımı atıldığını söyleyerek  “Halklar adına olumlu kazanımlar olacağının inancındayız. Eğer halklardan biri eziliyorsa diğer hakların mutlu olması imkansızdır. Kürt halkı ile birleşik bir mücadele hattında birleşerek mücadelenin içerisinde olacağız” diye konuştu.

    “BARIŞ SÜRECİ İÇİN YENİ BİR MEVZUAT OLUŞTURULMASI GEREKİYOR”

    Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise şunları kaydetti:

    “Aslında çok kritik bir zaman dilimini ve tarihi bir süreci birlikte deneyimliyoruz. Bu çağrıyı bütün kesimlerin sahiplenmesi gerekir. Bu çağrının içerisinde ötekinin olmadığı bir ülke var. Bu çağrı yalnız bırakılmamalı. Görüşmeler sözden pratiğe dökülmesi gerekiyor. Dün Kobani de 9 kişilik bir aile katledildi, bunu kabul etmek mümkün değil. Barışa inanan herkes yeni sabotajları deneyimlemek istemiyor. Sayın Öcalan’ın İmralı’da tutulması yeterli midir? Barış süreci için yeni bir mevzuat oluşturulması gerekiyor. Bir belirsizliğe heba edeceğimiz bir geleceğimiz yok. Çözüm konusunda herkesin elini taşın altına koymaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • LGBTİ+ derneklerinden açıklama: Yaşamlarımız, irademiz değerlidir, kudretlidir

    LGBTİ+ derneklerinden açıklama: Yaşamlarımız, irademiz değerlidir, kudretlidir

    PİRHA – Cumhurbaşkanlığı ikinci tur oylamasından sonra 17 Mayıs ve Kaos GL dernekleri ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Aşklarımıza, yaşamlarımıza ve birbirimize sahip çıkacağız. Bizi kapatmayı vaat olarak sunsalar da bir kere açıldık, bir daha kapanmayız.” denildi.

    28 Mayıs’ta düzenlenen Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tur oylamasını, kesin olmayan sonuçlara göre Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 52,16 oy oranıyla kazanmasının ardından LGBTİ+ derneklerinden ilk açıklama geldi.

    17 Mayıs ve Kaos GL derneklerinin ortak açıklamasında, Erdoğan’ın seçim kampanyası süresince ve seçim sonrası konuşmalarında LGBTİ+’ları hedef gösterdiği belirtilerek “Bizi kapatmayı vaat olarak sunsalar da; bir kere açıldık, bir daha kapanmayız,” denildi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Her seçim döneminde olduğu gibi bu seçim döneminde de LGBTİ+ düşmanlığı ile dolu bir süreci hep beraber izledik. Bizim hakkımızda konuştular. Bizi, yaşamlarımızı hakaretlerle değersizleştirmeye çalıştılar. Ancak yaşamlarımız, irademiz değerlidir, kudretlidir. 13. Cumhurbaşkanı, İstanbul’da yaptığı konuşmasında yine bizleri hedef gösterdi. Alışmadık, kanıksamadık ancak mücadelemizin bu sözlerden daha büyük olduğunu da unutmadık. 17 Mayıs ve Kaos GL dernekleri olarak, LGBTİ+ toplumunu güçlendirmeye, LGBTİ+’ların eşitliği ve özgürlüğü için mücadele etmeye devam edeceğiz.

    Seçimler ve sonrasının gösterdiklerini değerlendirip, yeni dönem için yol haritamızı çıkartacak, LGBTİ+ kamuoyu başta olmak üzere tüm toplumla paylaşacağız. Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseksler olarak doğduğumuz andan itibaren başlayan mücadelemizle bu karanlık günleri de aşacağız. Birbirimizden güç almaya devam edeceğiz. Mücadeleyi, dayanışmayı, sevmeyi sürdüreceğiz. Aşklarımıza, yaşamlarımıza ve birbirimize sahip çıkacağız. Bizi kapatmayı vaat olarak sunsalar da bir kere açıldık, bir daha kapanmayız. LGBTİ+’ların özgürleşmesi, tüm toplumu özgürleştirecek!”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Her koşulda barışı savunmalıyız’ açıklaması yapan 12 baronun başkanına soruşturma açıldı

    ‘Her koşulda barışı savunmalıyız’ açıklaması yapan 12 baronun başkanına soruşturma açıldı

    PİRHA-Ağrı, Batman, Bingöl, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Barosu Başkanları hakkında Türk Silahlı Kuvvetlerinin geçtiğimiz Kasım ayında Kuzey Suriye ve Irak’a yönelik düzenlediği hava operasyonlarına karşı “Her Koşulda Barışı Savunmalıyız!” başlığıyla yayınladıkları ortak açıklama gerekçe gösterilerek “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını aşağılama (Türk Ceza Kanunu m. 301)” suçu şüphesiyle soruşturma açıldı.

    Ağrı, Batman, Bingöl, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Barosu Başkanları, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye’nin kuzeyine yönelik 20 Kasım 2022’de hem havadan hem de karadan başlattığı “Pençe Kılıç Hava Harekatı” ismi verilen operasyona ilişkin 21 Kasım’da “Bölge Barolarından Ortak Açıklama; Her Koşulda Barışı Savunmalıyız!” başlığıyla ortak açıklama yayınlanmıştı. Açıklamada, bölgedeki sorunlara askeri müdahaleler yerine barışçıl siyasi çözümler arama çağrısı yapılmıştı.

    Baroların bu açıklama ile PKK ve YPG’ye “destek” verdiğini savunan bir kişi, internet üzerinden Diyarbakır 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü’ne ihbarda bulundu. İhbarda, “Ekteki görseldeki bildiriden görüleceği üzere Diyarbakır ve beraberindeki 12 baronun 21.11.2022 tarihli PKK/YPG’ye destek açıklamasıyla ilgili gereğini arz ederim” denildi.

    BAROLARIN YAPTIĞI AÇIKLAMANIN YAYINLANDIĞI HABER SİTELERİNİN EKRAN GÖRÜNTÜSÜ SUÇ UNSURU GÖSTERİLDİ

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu,  ortak açıklamada ismi geçen 12 baro başkanının açık kimlik bilgilerinin tespit edilerek, haklarında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını aşağılama” suçundan ayrı ayrı fezleke hazırlanıp, savcılığa gönderilmesi için polise talimat verdi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, 12 baro başkanı hakkında yürüttüğü soruşturmayı jet hızıyla tamamlayıp hazırladığı fezlekeyi aynı gün soruşturmayı yürüten Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yetkilendirilen savcıya gönderdi. Fezlekede yer alan “Araştırma Tutanağı”nda baroların yaptığı açıklamanın yayınlandığı haber sitelerinin ekran görüntüsü suç unsuru olarak gösterildi.

    TSK, TERÖRLE MÜCADELE KONUSUNDA İTİBARSIZLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILDI

    Tutanakta, baroların yaptığı açıklamaya ilişkin olarak şu değerlendirme ve iddialara yer verildi:

    “12 baronun açıklaması ile ilgili örgüte müzahir internet haber sitesinde ‘Kürdistan Baroları, Hükümeti Siyasi Çözüm Aramaya Davet Etti’ şeklinde haber başlığı olduğu. Haber içeriğinin bir kısmında ‘Kürdistan’da bulunan 12 Baro, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye ile Irak Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarına ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı’ şeklinde ifadelerin yer aldığı. 12 baronun ortak basın açıklaması içeriği incelendiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyon yaptığı PKK/YPG’nin saldırılarından bahsedilmediği gibi örgütün bulunduğu bölgelerin güvenli olarak nitelendirilerek PKK/YPG’nin legal olarak görüldüğü. TSK’nın operasyonlarının meşru olduğu ve İstanbul ilindeki terör saldırısı sonrası gerçekleştiğinden bahsedilmediği.  Açıklama içeriğinde her ne kadar barış vurgusu yapıldığı görülmüş ise de yaşanan süreç,  gerek PKK/KCK/YPG terör örgütü gerekse örgüte müzahir haber siteleri ile diğer oluşumların protesto vb. çağrıları dikkate alındığında ihbara konu 12 baronun basın açıklamasının örgütün ‘TSK’nın sivilleri öldürdüğü, kimyasal silah kullandığı vb. propagandalarına uygun şekilde yapıldığı ve Devletin  (Türk Silahlı Kuvvetleri) terörle mücadele konusunda itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı değerlendirilmektedir.”

    12 BARO BAŞKANININ GÖREV YAPTIĞI İLLERDEKİ BAŞSAVCILIKLARA FEZLEKE GÖNDERİLDİ

    12 baro başkanının görev yaptığı illerdeki başsavcılıklara fezleke gönderildi. Terör Suçları Soruşturma Bürosu savcısı, Ağrı Barosu Başkanı Serdar Günakın, Batman Barosu Başkanı Erkan Şenses, Bingöl Barosu Başkanı Ömer Faruk Hülakü, Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, Hakkari Barosu Başkanı Ergün Canan, Mardin Barosu Başkanı İsmail Elik, Muş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik, Siirt Barosu Başkanı Muhammed Alptekin, Şanlıurfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel, Şırnak Barosu Başkanı Rojhat Dilsiz ve Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz hakkında yürüttüğü soruşturmada görevsizlik kararı verdi.

    Savcı, baro başkanları hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılması için hukukçular hakkında hazırladığı soruşturma evraklarını, ikamet ettikleri illerin başsavcılıklarına gönderdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Bahar Hezer’in katilinin en ağır cezayı alması için sürecin takipçisi olacağız’

    ‘Bahar Hezer’in katilinin en ağır cezayı alması için sürecin takipçisi olacağız’

    PİRHA-TMMOB Dersim, Diyarbakır, Mardin, Batman, Urfa, Hakkâri ve Van Şubeleri TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Şanlıurfa İl Temsilciliği Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Hezer’in öldürülmesine ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, “Kadın katillerine sunulan cezasızlık politikaları kadın katillerine cesaret vermektedir” denildi.

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Şanlıurfa İl Temsilciliği Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Hezer, 3 Aralık’ta erkek kardeşi tarafından sırtından vurularak öldürüldü.

    TMMOB Dersim, Diyarbakır, Mardin, Batman, Urfa, Hakkâri ve Van Şubeleri TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Şanlıurfa İl Temsilciliği Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Hezer’in öldürülmesine ilişkin ortak açıklama yaptı.

    “BİR MESLEKTAŞIMIZI DAHA KADIN CİNAYETİNE KURBAN VERDİK”

    Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nün üzerinden henüz 10 gün geçmesine rağmen bir meslektaşlarının daha kadın cinayetine kurbana verdiklerinin ifade edildiği açıklamada, “TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Şanlıurfa İl Temsilciliği Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Hezer, 3 Aralık günü güpegündüz sokak ortasında erkek kardeşi tarafından sırtından vurularak katledildi. Şehrimizde yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı bir günde sokak ortasında bir kadın katledildi. Tekrar gördük ki hiçbir koruma önlemi kadınları korumak için seferber edilmiyor. Kadınların can güvenliğinden sorumlu olan siyasi iktidar sadece kendisini korumuş durumda. Kadın katillerine sunulan cezasızlık politikaları kadın katillerine cesaret vermektedir. Bahar’ın katledilmesi başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere kadın kazanımlarına karşı gelişen tahammülsüzlük ve coğrafyamızda gelişen şiddet ikliminden bağımsız ele alamayacağımız bir sonuçtur. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde sokağa çıkmamız önlenirken, sokağa çıkan kadınlar şiddet uygulanarak gözaltına alınmış ama Bahar’ın katili elinde pompalı silahla sokakta yürüyebilmiştir” denildi.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET POLİTİKTİR”

    Kadın cinayetlerinin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu ve kadına yönelik şiddetin politik olduğu belirtilen açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “Bireysel silahlanmadaki artışların nasıl sonuçlandığını görüyoruz. Kadın düşmanı politikaların kadına karşı şiddetin her türünü doğurduğunu ve her gün kadınların katledildiğini görüyoruz. Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet, ekonomik şiddet, dijital şiddetin ve ısrarlı takiplerin her gün artarak hayatın her alanında kadınlara karşı yaygınlaştığını görüyoruz. Eril zihniyetin ortaya çıkardığı sonuçları ne yazık ki artık her gün görüyoruz. Devletin tüm mekanizmaları ve tüm bireyler üzerine düşeni yapmalı. Erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz. Takılan kravatlara yapılan indirimlere tahammülümüz artık yok şiddetin her türlüsünün karşısında yer alacağız. Bahar’ın bıraktığı yerden, kadın karşıtı tüm politikalara ve eril iktidarcı zihniyete ve kadın katillerine karşı mücadelemizin büyüyerek devam edeceğini, Bahar’ın asla yalnız olmadığını, susmadığımızı, korkmadığımızı, itaat etmediğimizi tekrarlıyoruz. Bahar’ın katilinin en ağır cezayı alması için sürecin takipçisi olacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 7 Alevi çatı kurumundan Erdoğan’a: Polemik değil hak istiyoruz!

    7 Alevi çatı kurumundan Erdoğan’a: Polemik değil hak istiyoruz!

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  ‘Önümüzdeki hafta cuma günü Alevi vatandaşlarımız için adım atacağız’ sözlerine ilişkin 7 Alevi kurumu yeni bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alevilerin taleplerini yasal ve anayasal güvence altına alma sözünü açıkça vermeli. Eğer bir adım atılmazsa bu girişimlerin siyasi malzeme olmaktan öteye geçmeyeceğini kamuoyu ile açıkça paylaşacağız.” dedi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün grup toplantısında yaptığı konuşmada ‘Önümüzdeki hafta cuma günü Alevi vatandaşlarımız için adım atacağız’ sözlerine ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, temel hak ve özgürlüklerden hızla uzaklaşıldığı vurgusu yapılarak devletin tüm katliamlarla yüzleşmesi gerektiği, eşit yurttaşlık talebinin hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi.

    “TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER YASAL VE ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALINMALI”

    ‘Polemik değil hak istiyoruz!’ vurgusu yapan Alevi kurumları, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Temel hak ve özgürlüklerden hızla uzaklaşıldığı, kutuplaştırıcı dil ve üslubun siyasette ve yaşamın her alanında etkin olduğu, ayrımcılığın ve asimilasyon politikalarının artarak devam ettiği, inkâr ve imhaya dayalı siyasetin ve devlet politikasının kurumsallaştığı, sosyal adaletin yok edildiği bir dönemde demokratikleşme, temel hak ve özgürlüklerin yasal ve anayasal güvence altına alınmasına dair söylemlerin iktidar ve muhalefet arasında polemiklere yol açtığı görülmektedir.

    KURUMLAR TALEPLERİNİ BİR KEZ DAHA YİNELEDİ

    Toplumun bütün kesimleri açısından hak ve özgürlüklere dair talepleri önemsediğimizi ve desteklediğimizi belirterek, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinin ve cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasının anayasal güvence altına alınmasını açıkça bir kez daha talep ediyoruz.

    Ayrıca zorunlu din dersleri uygulamasının müfredattan acilen çıkartılmasını ve Diyanet İşleri Başkanlığının lağvedilerek inançların özgürleşmesi yönünde adım atılmasını talep ediyoruz.

    Devlet tüm katliamlarla toplumsal yüzleşmenin önünü açmalıdır.

    Bu bağlamda biz aşağıda imzası bulunan Alevi kurumları olarak yıllardır mücadelesini yürüttüğümüz ve üzerinde ortaklaştığımız temel taleplerimizin yasal ve anayasal güvence altına alınmasına yönelik beklentimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

    “ERDOĞAN, ALEVİLERİN TALEPLERİNİ YASAL VE ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALSIN”

    Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü grup toplantısında ifade ettiği anayasal haklarla ilgili sözlerine bağlı kalarak 7 Ekim Cuma günü Şahkulu Dergahında yapacağı ziyaretinde yukarıda belirtilen Alevilerin taleplerine yönelik yasal ve anayasal düzenlemeler yapılacağının sözünü açıkça beyan etmesini bekliyoruz.

    Eğer yasal ve anayasal herhangi bir adım atılmazsa bu girişimlerin daha önce yapılan çalıştaylar gibi siyasi malzeme olmaktan öteye geçmeyeceğini kamuoyu ile açıkça paylaşacağız.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı!’

    ‘Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı!’

    PİRHA- “Savaşa Karşı Barış Hemen Şimdi Her Yerde” başlığı ile ortak açıklama yayınlayan 7 siyasi parti ve oluşum,  “Hiroşima, Nagazaki, Vietnam ve Halepçe bu vahşetin tarihsel vesikalarıdır. Bu vahşete seyirci kalmayacağız! Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı” dedi.  

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Savaşa Karşı Barış Hemen Şimdi Her Yerde” başlığı ile Rusya- Ukrayna savaşına ilişkin ortak yazılı açıklama yayınladı.

    “YAYILMACI POLİTİKALARIN TARAFI DEĞİLİZ”

    Dünyada pandeminin yaraları sarılmaya çalışılırken büyük ve yeni bir savaş tehdidiyle karşı karşıya kalındığına dikkat çekilen açıklamada, kapitalizmin insanlığın ekmeğini, sağlığını düşünmediği gibi enerji ve silah tekellerinin çıkarları için yeni bir savaşa alan açtığı belirtildi. Açıklamada, “Donbas üzerinden tırmanan Ukrayna-Rusya gerilimiyle başlayan savaş ve işgalin arkasında esas olarak bu gerçeklik vardır. Rusya ve ABD öncülüğündeki NATO’nun halkların iradesini yok sayan yayılmacı politikalarının tarafı değiliz. Halklar, bu iki odaktan birine taraf olmak zorunda değildir. Haksız savaşları ve savaşa güç toplama çağrılarını reddediyoruz. Tarafımız barıştır, tarafımız bütün dünyada savaşa karşı ayağa kalkan halklarla aynıdır” denildi.

    AKP İKTİDARINA UYARI

    “Türkiye’de ‘Barış hemen şimdi!’ diyerek sokaklara çıkan emek ve demokrasi güçlerini selamlıyoruz” denilen açıklamada “ Savaş aygıtlarının küresel tahkimatına karşı küresel barışın hayat bulması için tüm halklarımızı alanları doldurmaya çağırıyoruz. Türkiye, 3. Dünya savaşının ateşini fitilleme ihtimali olan bir kamplaşmanın ve çatışmanın tarafı olmamalıdır. Dış politikasında uzunca bir dönemdir küresel ve bölgesel güçlerle işbirliği halinde agresif ve komşu halklarla sürekli çatışma pozisyonunda olan AKP iktidarını uyarıyoruz. Türkiye ne NATO’nun ne de Rusya’nın savaş blokuna dahil edilemez. Barış isteyen halklar da buna geçit vermeyecektir” sözlerine yer verildi.

    “DEMOKRASİ GÜÇLERİ SAVAŞA KARŞI BİRLEŞMELİ”

    Savaşların en büyük kaybedenin emekçiler, yoksullar, kadınlar ve gençler olduğuna dikkat çekilen açıklamanın geri kalanında şöyle denildi:

    “Ülkemizin bütün halkları, işçi ve emekçileri savaşa, militarizme ve şovenizme karşı birleşmelidir. Savaş aynı zamanda demokrasinin düşmanıdır. Diktatörlüğe, otokrasiye, oligarşiye giden en kestirme yol savaşlardır. Savaş kadınlar için daha çok göç, taciz ve tecavüzdür. Savaş doğanın yıkımıdır. Sadece insanların değil tüm canlıların yaşamlarına kast eder. Ülkemizde demokrasi için mücadele eden tüm kesimler savaşa karşı birleşmeli, halkların boğazlanmasından ve savaş baronlarının daha da güçlenmesinden başka hiçbir işe yaramayacak bu savaşı bertaraf etmek için büyük bir dayanışma göstermek demokrasi mücadelesinin zorunlu bir parçasıdır.

    “KARDEŞLİK İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTME ZAMANI”

    Donetsk, Lugansk ve Ukrayna’da siviller hayatını kaybediyor, halklar yerinden yurdundan edilerek kitlesel göçe maruz kalıyor. Bütün savaş ve işgal güçleri bölgeden çekilmeli, halklara kendi kaderini tayin hakkı tanınmalıdır. Emperyalizm ve faşizm, verilen talimatlardan da görüldüğü üzere; nükleer silahları dahi devreye sokacak kadar gözü dönmüş ve çılgındır. Hiroşima, Nagazaki, Vietnam ve Halepçe bu vahşetin tarihsel vesikalarıdır. Bu vahşete seyirci kalmayacağız! Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DİSK: Asgari ücret insanca yaşamaya yetecek ücret olmalıdır-VİDEO

    DİSK: Asgari ücret insanca yaşamaya yetecek ücret olmalıdır-VİDEO

    PİRHA-DİSK, 2022 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere yapılacak olan ilk toplantı öncesi TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ sendikalarının da destek verdiği basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir” denildi.

    2022 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere yapılacak olan ilk toplantı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çağrısıyla 1 Aralık 2021 Çarşamba günü (yarın) sosyal tarafların katılımıyla yapılacak.

    Yarın başlayacak olan asgari ücret görüşmeleri öncesinde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği önünde TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ sendikalarının da destek verdiği ‘Asgari ücret insanca yaşamaya yetecek ücret olmalıdır’ başlıklı basın açıklaması yaptı.

    Yapılan açıklamada, ‘Geçinmek istiyoruz. Gelirde adalet, vergide adalet’ yazılı pankart açılırken sık sık ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘işçiyiz haklıyız, kazanacağız’ sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını okuyan DİSK Bölge temsilcisi Tayfun Görgün, asgari ücretin tüm toplum kesimlerini ilgilendirdiğini ve döviz kurunda yaşanan dalgalanma nedeniyle çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını vurguladı. Görgün, vergi dilimlerindeki artışlar nedeniyle asgari ücret alan işçilerin yılın son dört ayında eksik ücret aldığını hatırlatan konfederasyonlar, bu nedenle, asgari ücretin vergi dışında bırakılmasını talep etti.

    “ASGARİ ÜCRET VERGİDEN MUAF TUTULMALIDIR”

    Asgari ücretin saptanmasında öncelikle Anayasa’da yer alan ‘geçim şartları’ yaklaşımına uyulması gerektiğini belirten Görgün, “Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir. Asgari ücretten yapılacak vergi, sosyal güvenlik vb. kesintiler net tutarın üzerine ilave edilmeli ve yıl boyunca asgari ücret açıklanan bu net ücretin altına düşmemelidir. Asgari Geçim İndirimi (AGİ) işçinin medeni durumuna göre ayrıca ilave edilmelidir. Tüm ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmı vergiden muaf olmalıdır. Gelir vergisi tarifesi en az yeniden değerleme oranında artırılmalıdır. Ayrıca ücretliler için damga vergisi uygulaması kaldırılmalıdır. Asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran da yüzde 10 olmalıdır” şeklinde konuştu.

    “İŞVERENLERE SAĞLANAN DESTEK İŞÇİLERE DE VERİLMELİDİR”

    Açıklamasında asgari ücrete dair taleplerini sıralamaya devam eden Görgün sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Asgari ücret, herhangi bir ayırım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak ve yıllık belirlenmelidir. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalıdır. Asgari ücret, ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmeli ve bu özelliği temel alınarak belirlenmelidir. Devlet çalışanlar arasında ayrım yapmamalı, kamuda geçerli en düşük aylık tutarını asgari ücret belirlenirken de dikkate almalıdır.

    Asgari ücret ile bağlantılı olarak ve günümüz ekonomik koşullarını da dikkate alarak; İşverenlere sağlanan sosyal güvenlik prim desteğinin benzeri bir destek işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak şekilde işçi SGK prim payı 5 puan düşürülerek bütçeden karşılanmalıdır. ‘Sosyal Devlet’ ilkesi gereği ‘aile yardımı’ çalışmayan eş için uygulamaya konulmalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı ve asgari ücret teşviki sadece sendikal örgütlenmenin olduğu işyerleri için uygulanmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Ordu’daki Alevi kurumlarından panel tepkisi: Alevi asimilasyonuna hizmet eden sahte Aleviler katılıyor

    Ordu’daki Alevi kurumlarından panel tepkisi: Alevi asimilasyonuna hizmet eden sahte Aleviler katılıyor

    PİRHA- Ordu’da bulunan Alevi kurumları, 2 Ekim Cumartesi günü Gürgentepe’de  yapılması planlanan “Kürtünler, Nalcılar ve Güvenç Abdal Ocakları Kültür Günü” panelinin Alevi kurumlarıyla ilgisi olmadığını açıkladı. Yapılan ortak açıklamada “Alevi Bektaşi kültürünü tanıtma paneline Dersim Tunceli üniversitesi rektörü Prof  Durmuş Boztur, Coşkun Kökel, gibi Alevi asimilasyonuna hizmet eden sahte Aleviler katılıyor. Örgütlü Alevileri yok sayan bu tutumunu protesto ediyoruz. Panele hiç bir Alevi, dede katılmamalı” denildi. 

    Ordu’nun Gürgentepe İlçesinde Dursun Ali Göktepe isimli şahıs tarafından ‘Kürtünler, Nalcılar ve Güvenç Abdal Ocakları Kültür Günü’ panel düzenlenmesine çok sayıda Alevi kurumu tarafından tepki geldi.

    Ordu’da bulunan Güvenç Abdal Derneği Genel Merkezi ve Gürgentepe Şubesi, Alevi Kültür Derneği Ordu Şubesi, Fatsa Alevi Kültür Derneği, Karadeniz Alevi Birliği Fatsa Şubesi, Ünye Alevi Kültür Derneği, Gölköy-Kozören Mahallesi Kültür ve Cemevi Derneği, Gürgentepe Fezali Derviş Kültür ve Cemevi Derneği, Gürentepe Ezeltere Kültür ve Cemevi Derneği, Ünye Üç Pınar Köyü Derneği, Salıpazarı Avut Dağı Kültür Derneği yaptıkları ortak açıklama ile 2 Ekim 2021 Cumartesi günü Ordu İli Gürgentepe İlçesinde yapılması planlanan “Kürtünler, Nalcılar ve  Güvenç Abdal Ocakları Kültür Günü” panelinin Alevi kurumlarıyla ilgisi olmadığını açıkladı.

    Yapılan ortak açıklamada tüm Alevilere ve dedelere de çağrı yapılarak söz konusu panele katılmamaları istendi.

    “ÖRGÜTLÜ ALEVİLERİ YOK SAYAN TUTUMU PROTESTO EDİYORUZ”

    Alevi kurumları tarafından yapılan açıklamada, “Ordu’da Alevilere rağmen Alevi Bektaşi kültürünü tanıtma etkinlikleri yapılıyor. Devlet kendine yakın Aleviler üzerinden asimilasyon politikası izliyor. Alevi Bektaşi kültürünü tanıtma paneline Coşkun Kökel gibi Alevi asimilasyonuna hizmet eden sahte Aleviler katılıyor. Bizler Alevi kurumları olarak devlet erkanı ve Ordu Valisinin de örgütlü Alevileri yok sayan bu tutumunu protesto ediyoruz” denildi.

    Düzenlenen panele canların ve dedelerin katılmaması yönünde çağrı yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “2 Ekim 2021 Cumartesi günü Ordu İli Gürgentepe İlçesinde Dursun Ali Göktepe isimli şahıs tarafından ‘Kürtünler, Nalcılar ve Güvenç Abdal Ocakları Kültür Günü’ panel duyurusu yapılmıştır. Duyurusu yapılan panel, adı geçen şahsın kendi bireysel davranışı olup; Ordu da yaşayan Alevi canları ve dedelerini temsil etme yetkisi bulunmamaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarını da etkilemeye çalıştığı görülmektedir. Bu çalışmanın biz aşağıda isimleri bulunan Alevi Kültür Dernek ve kurumları ile hiçbir ilgisi yoktur. Bizler kurumsal olarak bu etkinliğe katılmıyoruz. Bu nedenle;  Alevi canların ve dedelerimizin  bu konuyu dikkate almalarını  önemle rica ederiz.”

    PİRHA/ORDU

     

  • 78 barodan ortak açıklama: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz

    78 barodan ortak açıklama: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz

    78 baro başkanı, İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıl dönümünde yaptığı ortak açıklamayla, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi, hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi paylaşıyoruz” dedi. 

    İstanbul Sözleşmesi’nin imzaya açılmasının 10. yıl dönümünde 78 baro başkanı ortak bir açıklama yaparak, Türkiye’nin AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla sözleşmeden çekilme kararının kadınları korumasız bırakacağını vurgulayarak, kararın geri alınması için yetkilileri göreve çağırdı.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇMİYORUZ”

    “İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte olduğunu, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi, hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla saygılarımızla paylaşıyoruz” diyen baro başkanlarının açıklaması şu şekilde:

    “İstanbul Sözleşmesi’nin 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmasının ve Türkiye tarafından ilk imzacı olarak imzalanmasının 10. yıldönümünde, Sözleşme’den 20 Mart 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kararıyla çekilmenin; hukuka, Anayasaya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu bir kez daha beyan ediyoruz.
    Kadına karşı şiddeti, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve ayrımcılığın bir sonucu olarak gören; kadına yönelik şiddeti insan hakkı ihlali olarak kabul eden İstanbul Sözleşmesi’nin tüm hükümleriyle etkin uygulanması taleplerimizi yükselttiğimiz bir dönemde, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden üstelik ‘hukuka aykırı bir şekilde’ çekilmesi kabul edilemez. Devletin görevi bireylerin haklarını, hayatlarını korumak, eşitsizliği ve ayrımcılığı ortadan kaldırarak şiddetsiz bir ortam ve yaşam hakkı sağlamaktır.

    Biz aşağıda imzası olan Baro Başkanları olarak; kadınları korumasız bırakacak çekilme kararının geri alınması için yetkilileri göreve davet ediyor, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte olduğunu, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi, hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla saygılarımızla paylaşıyoruz.”

    (HABER MERKEZ)