Etiket: ortaköy

  • Ortaköy halkı seslendi: Doğamızı geleceğimizi vermeyeceğiz!-VİDEO

    Ortaköy halkı seslendi: Doğamızı geleceğimizi vermeyeceğiz!-VİDEO

    PİRHA – Sarıkışla’nın Ortaköy ilçesinde faaliyet gösteren Ata Madencilik ve Kuyumculuk A.Ş.’nin mermer ocağı işletmesini genişletmek istemesi köylülerin tepkisini topladı.Ortaköylüler Sosyal Yardımlaşma Kültür Sanat Eğitim ve Sağlık Vakfı (ORVAK) Yönetim Kurulu Üyesi Ergün Türkyılmaz, köylüler adına yaptığı basın açıklamasında “Köyümüzden mermer ocağına verilecek daha fazla toprak yok” dedi.

    Ergün Türkyılmaz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Ülkenin her yerinde, neredeyse her köy, her kasaba; maden köyüne, maden kasabasına dönüştürülmektedir. Son olarak çıkarılan maden yasasıyla devlet bu dönüşümün şirketler lehine kolaylaştırılmasına zemin oluşturmuştur,
    Ülkemizin yüzde 70’ine yakın bir alanı 386.000 ruhsat verilerek, tüm yaşam kaynaklarımız yağmalanıyor ve bütün coğrafyamız yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilerek talan edilmektedir.”

    “5000 YILLIK ARKEOLOJİK MİRAS VAHŞİCE YOK EDİLDİ”

    “Köyümüzde 11.04.2014 yılından itibaren, Ata madencilik ve Kuyumculuk A.Ş firması 11 yıldır, 10 hektar üzerinde faaliyet göstermektedir.

    Bu alan üzerinde geçmişi 5000 yıla dayanan, arkeolojik bulgularla tespit edilmiş mağaraların ve kral mezarlarının olduğu bilinmektedir.
    Bu kültürel miraslarımızı mermer ocağı faaliyetiyle vahşice yok etmişlerdir.”

    Türkyılmaz, bölgenin doğal yapısının da ciddi biçimde tahrip edildiğini belirtti:

    “Bölgemize has sadece bu alanda yetişen endemik bitki türlerimiz, hemen yanı başında tarım arazilerimiz bulunmaktadır.

    İç Anadolu’nun su havzası olan Kızılırmak’a sadece 35 metre mesafede olan bu ocak, aynı zamanda köyümüzün göz bebeği kaplıcamız çermiğin suyunun geçtiği bölgede olduğu, dosyamızda da uzman kişiler tarafından belgelenmiştir.”

    “MERMER OCAĞI TARIMI SUYU VE YAŞAMI YOK EDİYOR”

    11 yıl içerisinde 10 hektar üzerinde çalışan mermer ocağı;

    • Tarım arazilerimize yakınlığından dolayı mahsullerimizin zehirlenmesine,

    • Kızılırmak suyunun kirlenmesine,

    • Kültürel miraslarımızın yok edilmesine,

    • Endemik bitki türlerimizin yok olmasına ve

    • Çermik kaplıcamızın su debisinin düşmesi, yeraltı suyunun yön değiştirmesine ve su ısısının düşmesine neden olmuştur.

    “12 HEKTAR DAHA GENİŞLETİLMEK İSTENİYOR”

    “Ortaya çıkan bunca tahribata rağmen yaşama, doğaya düşman mermer ocağının 12 hektar daha genişletilmesi istenmektedir.

    Yani Ortaköy’de yaşam, tarım, doğa yok edilerek Ortaköy; Ata madenciliğe altın tepside sunulmak istenmektedir.”

    Türkyılmaz, bilirkişi heyetine de seslenerek doğadan yana taraf olmaya çağırdı:

    “Bugün bu genişletme için yaptığımız itiraza karşı gelen bilirkişi heyetine buradan köyüne, yaşamına sahip çıkan Ortaköylüler olarak seslenmek istiyoruz. Alanında liyakatlı olan sizlerin; bilimden, yaşamdan, doğadan, Ortaköy’den yana taraf olmanızı bekliyoruz.
    ÇED raporu gerektirmeden verilen kapasite genişletme izninin iptali noktasında rapor sunulmasını umuyoruz.”

    “KÖYÜMÜZÜ YAŞAMI TOPRAĞIMIZI SAVUNACAĞIZ” 

    “Ortaköylüler olarak buradan kamuoyuna da sesleniyoruz.

    İnsan sağlığını, doğayı, havayı, hiçbir canlının hayatını, daha fazla kâr hırsıyla düşünmeyen, mermer ocağına, köyümüzden daha fazla toprak vermeyeceğiz.
    Köyümüzü, yaşamı, toprağımızı savunmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz.
    Bu topraklar bize atalarımızdan kaldı,
    bu yüzden çocuklarımıza temiz, yaşanılabilir Ortaköy bırakmak bizim boynumuzun borcu.
    Buradan beyanımızdır. Talana, ekolojik yıkıma karşı, temiz, yaşanabilir bir Ortaköy için mücadeleye devam edeceğiz.”

    Açıklamanın sonunda Türkyılmaz, destek veren kurumlara teşekkür ederek sözlerini tamamladı:

    “Bugün bizleri destekleyen tüm demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarına, siyasi partilere teşekkür ederiz.”

    PİRHA/SİVAS 

  • Reina saldırganı Masharipov için istenen ceza belli oldu

    Reina saldırganı Masharipov için istenen ceza belli oldu

    Reina saldırısı davasında sanık Abdulkadir Maasharipov’a 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

    Ortaköy’deki eğlence merkezi Reina’ya yılbaşı gecesi düzenlenen ve 39 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıya ilişkin davada savcılık, Abdulkadir Masharipov’un 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.

    Reina adlı gece kulübüne 1 Ocak 2017 yılbaşı gecesi Abdülgadir Masharipov tarafından düzenlenen saldırıda 39 kişinin hayatını kaybetmiş, 79 kişi yaralanmıştı.

    İDDİANAMEDEN

    İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 2017 yılının ilk saatlerinde Ortaköy’deki eğlence merkezi Reina’ya düzenlenen saldırıda 39 kişinin öldüğü, 79 kişinin de yaralandığı bilgisine yer veriliyor. İddianamede, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen Abdulkadir Masharipov hakkında, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “39 kişiyi nitelikli şekilde kasten öldürme”, “79 kişiyi kasten öldürmeye teşebbüs etme”, “Silahlı terör örgütüne üye olma”, “Sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alma ve bulundurulma” suçlarından 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile bin 555 yıldan 2 bin 397 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediliyor.

    Masharipov’un eşi Zarina Nurullayeva’nın da arasında bulunduğu 4 sanık hakkında da aynı cezalar istenirken, diğer 52 sanık hakkında da, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek” ve “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçlarından birer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15’er yıla kadar hapis cezası isteniyor.

  • Baraj mağduru köylüler: Biz direnmedik, siz sahip çıkın doğanıza -VİDEO

    Baraj mağduru köylüler: Biz direnmedik, siz sahip çıkın doğanıza -VİDEO

    PİRHA-Erzurum Hınıs’a bağlı üç köyü kapsayan Başköy Sulama Barajı tamamlanmak üzere. Köylüler baraja karşı mücadelede geç kaldıklarını belirterek, “Biz bu mücadeleyi yürütemedik. Baraj yapılmak istenen yerlerde insanlar ses çıkarsın” diye çağrıda bulundular.

    HABERİN VİDEOSU

    1985 yılında projelendirilen Erzurum’daki Başköy Sulama Barajı’nın yapımına 2015’de başlandı. Hınıs İlçesi’nin 6 km kuzeybatısı Başköy Deresi üzerinde yer alan barajın tamamlanması durumunda ise tarım alanları ve yerleşim yerleri sular altında kalacak. Arazi sahiplerine 2016 yılına kadar evleri ve arazilerini boşaltmaları için tebligat gönderilmişti. Arazilerine son fasulyelerini eken, mezarlarını ve yaşam alanlarını son kez ziyaret eden köylüler, “Biz bu mücadeleyi yürütemedik” diyerek insanlara yaşadıkları bölgedeki doğa talanlarına karşı sessiz kalmamalarını istedi.

    500 yıllık tarihi bir köy olan Başköy’ün tam ortasından dere geçiyor. Doğası ve tarihi dokusuyla tüm güzellikleri bünyesinde barındırıyor. Derede yaşayan kırmızı alabalık da başka bir geçim kaynağı olan Başköy’de, Erzurum Hınıs’ta bile okul ve sağlık ocağı bile yokken tüm bunları bünyesinde barındırıyordu. Tüm bu tarihi doku barajın ardında yok olacak.

    “TARİHİ GÜZELLİKLER BİR BİR YOK OLACAK”

    Başköy’de yaşayan Ali Ekber Setacı, “Dedelerimiz atalarımız burada yaşadı. Ama maalesef baraj dolayısıyla yakın bir tarihte köyümüz sular altında kalacak. Köyümüz en güzel köylerden biriydi tarihi ve doğal güzelliğiyle. Köyümüzü oba köylere feda ettik” dedi.

    “30 yıl önce etüt çalışmaları için geldiler ve Ortaköylüler bizim baraja daha yakın, orada arazileri vardı direnmediler. Para vermeden dozerler koyamayız dediler ve parasını aldılar’’ diyen Setacı, barajın böylece projelendirildiğini söyledi. Setacı, “Kimse direnmedi ve bugün bu duruma geldi” diyerek yaşadıkları mağduriyeti anlattı.

    Bir yandan geç kaldıklarını düşünen Setacı pişmanlığını şu sözlerle ifade etti:

    “Devletten şuana kadar 2 bin 500 para aldım. Devlet dese ‘gel Ali Ekber ben seni 100 bin lira borçlandırırım, bu barajdan vazgeçeriz’ ben seve seve feda ederim.”

    Setacı dedelerinden kalan topraklarının su altında kalacağını söyleyerek şu çağrıda bulundu:

    “Halk dirensin. Biz tepkiliyiz ama elden bir şey gelmiyor. Ortaköylüler çevre köyler direnseydik belki baraj yapılmazdı. Tunceli’de, Karadeniz’de örneği gördük. Burası Alevi köyü, kutsal mekanlarımızın bir kaçı ile verimli topraklarımız hep sular altında kalacak.”

    “BARAJA KARŞI MÜCADELE EDEMEDİK”

    Hatun Setacı de köylerinin baraj altında kalacağı için tepkili. Setacı, “Bizim millet de destek çıkmadı kimse dilekçe vermedi kimse direnmedi. Biz mağduruz mezarlarımız sular altında kalacak şaşırdık kaldık ne yapacağımızı bilmiyoruz” dedi.

    Melih Berşe de yaşadıklarını biraz da ‘kader’ diye nitelendirerek baraja karşı direnç gösterememiş olmaktan dolayı pişmanlık duyuyor. Berşe şöyle konuştu:

    “Köyümüzün kaderi çizilmiş, yapabileceğimiz bir şey yok devlet yatırım yapmış. Bu karar verilirken burada değildik ekmek kavgası ekmek davası emekçi insanlar. Bitmiş, bu saatten sonra yapılacak bir şey yok. Şu gördüğünüz ilköğretim okulumuz 1919’da Horasan’da bir de burada Başköy de var. Buranın mazisi Ermenilere dayanıyor. Ziyaretlerimiz var ama yapılacak bir şey yok. Burada olsaydık eylem düzenleyebilirdik Trabzon’da olduğu gibi. Halkımızın sahip çıkmasını istiyorum. Ben 2 senedir burada yaşıyorum.”

    50 yıldır köyde yaşayan Şefika Halat ise baraj yapımından dolayı burayı terk edeceğini söyleyip, ellerinden bir şey gelmediğini söyledi. Halat, konutları sevmediğini, burada köyde yaşamak istediğini de ekledi.

    SON FASULYELER EKİLDİ

    Öte yandan Başköy’ün tarım arazileri de oldukça verimli. Fasulye ekerek geçimini sağlayan köylüler bu sene son hasadını toplayacak.

    Karadeniz ailesinin son defa ektikleri tarla, gelecek yıl yapılacak baraj nedeniyle su altında kalacak. Bu sene ektikleri ürünlerin hasadını alıp şehre göç edecek olan Abdülhakim Karadeniz, “Bizim işimizde bu sene sondur. Yıllarca bu topraklarda yaşadık. Evlerimiz, mezarlarımız su altında kalacak” dedi.

    Fasulyelerini 3 dönüm arazilerine ekerken rastladığımız Leyla ve Cemal Bulut çifti de toprağı çapalıyorlar. 47 sene sonra emekli olup köylerine dönen Bulut çifti zahmeti çok fasulyeleri Eylül’de toplamaya başlayacak. Bulut çifti, “Buralarda kendimizi iyi hissediyoruz. İstanbul’da yaşanmaz. Buranın havası bize yarıyor” diyor. Hem geçim kaynağı hem de sofralarının vazgeçilmezi fasulyeler tarlalarında. Son kez belki de türkü söyleyip çaba yapmaya devam ediyorlar.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    ERZURUM

    Haberin Videosu

     

     

  • Darbe mağduru fasulyeler

    Darbe mağduru fasulyeler

    PİRHA- Erzurum Hınıs’ta önemli geçim kaynaklarından biri olan fasulye için çapalama dönemi başladı. Her tarlada üç beş kişi her gün güneşin altında sabahtan akşama kadar çapa yapıyor. Erzurum Hınıs’a bağlı Ortaköy’de yaşayan Karadeniz ailesi de fasulye ekenlerden biri. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL’in ilan edilmesiyle birlikte okullar, yurtlar ve askeriyenin kapatılmasıyla fasulyeleri satamayan Karadeniz ailesi mağdur olmuş. 

    Haberin Videosu

    Erzurum Hınıs’a bağlı köylerde fasulye ekimi giderek yaygınlaşıyor. Yıllar önce başka memleketlerden gelip topraklarına fasulye ekerek işleyenlere bakarak başlamışlar bu işe. Bir yandan geçim kaynakları olurken bir yandan da bu işe başladıkları için hayıflanıyorlar: “Bu fasulyeyi ekme işini bizim köyde biri yaptı, o bizim başımıza bela etti.”

    Abdulhakim Karadeniz, “Tarlayı biz icare ettik Hasan efendiden” diyor.

    Tarlaya fasulyeyi ekiyor, kaldırıyor, sürüyor ondan sonra da harman üzerinde araba gezdirip çıkartıyorlar. Biz de Karadeniz ailesi ile çapa yaparken karşılaşıyoruz.

    Karadeniz, “Bu fasulyeyi ekme işini bizim köyde biri ekti, o bizim başımıza bela etti. Şimdi o da terk etmiyor biz de terk etmiyoruz” diyor. Bir yandan zahmeti çok olduğu için yapmak istemiyor bir yandan da geçim kaynağı olduğu için vazgeçemiyor.

    TARLAYI BAŞLIK PARASI İÇİN EKİYOR

    12 kişilik bir ailenin geçim kaynağı olduğu gibi oğlunun başlık parası ve düğün masrafları için son defa ekiyorlar.

    Abdülhakim Karadeniz şöyle konuşuyor:

    “Oğlum nişanlı, başlık parası, düğün masrafları falan var. Kışın da bu memlekette paran olmadı mı işimiz zor olur, çalışan yok. Bu sene biz satamadık fasulyeyi. Her sene başka okullara satardık. Okullar da darbeden dolayı kapandı. Darbe bizi etkiledi. Okullar, yurtlar ve askeriyenin kapatılması bizi etkiledi.”

    Bu seneki ürünlerin elinde kaldığını söyleyen Karadeniz, “Satması da yan gider yan kalır. Önceki sene iyiydi. Rize’den gelip götürüyorlardı” diyor. Bu bölgede 50 tona yakın fasulye elde edildiğini söyleyen Karadeniz, bu seneki ürünleri de elinde kalırsa çöpe gideceği için oldukça üzgün.

    TARLA GELECEK SENE SULAR ALTINDA KALACAK

    Karadeniz ailesinin son defa ektikleri tarla, gelecek yıl yapılacak baraj nedeniyle sular altında kalacak.

    Bu sene ektikleri ürünlerin hasadını alıp şehre göç edecek olan Karadeniz şöyle konuşuyor:

    “Bu baraj bu sene kapatılırsa araziler su altında kalır. Bizim işimizde bu sene sondur. Biz razı olmasak da devlettir, devletin önünde kimse duramaz. Biz şehire gidiyoruz daha kimse çapa yapmıyor. Canımız sıkılıyor, yıllarca bu topraklarda yaşadık. Evlerimiz, mezarlarımız su altında kalacak. Ölenler zaten kalıyor, sağ olanlar da gidiyor.”

    Eşi Gülminnet Karadeniz de bir yandan ev işleri bir yandan da çapa işi ile ilgileniyor. Karadeniz,Fasulye çapası yapıyorum. Zor iş yapıyoruz. Ev işlerini kızım yapıyor. Koyunlarımız da büyük baş hayvanlarımız da yok. Sadece çapa işiyle, tarlayla uğraşıyoruz” diyor.

    Semra ACAR/Sevim KAHRAMAN

    ERZURUM/Hınıs