Etiket: oyun

  • “Bu oyunu kim yazdı?” adlı oyun Dersim’de gösterildi-VİDEO

    “Bu oyunu kim yazdı?” adlı oyun Dersim’de gösterildi-VİDEO

    PİRHA- Tiyatro Lilith tarafından “Bu oyunu kim yazdı?” adlı oyun Dersim’de sanatseverlerin karşısına çıktı.

    Tiyatro Lilith tarafından “Bu oyunu kim yazdı?” adlı oyun Munzur Üniversitesi’nde sergilendi. Yönetmenliğini Duygu Çelik Burkay’ın üstlendiği oyunda, kadına yönelik şiddete ve Gülistan Doku’nun kaybedilmesine değinildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kadıköy Halk Tiyatrosu, Sivas Katliamı’nı sahneye taşıdı: Sivas’a Ağıt- VİDEO

    Kadıköy Halk Tiyatrosu, Sivas Katliamı’nı sahneye taşıdı: Sivas’a Ağıt- VİDEO

    PİRHA- Kadıköy Halk Tiyatrosu, Madımak Katliamı’nı sahneye taşıdı. “Sivas’a Ağıt” oyunun yazarı ve yönetmeni Ali Yalçıner, “Hayatım boyunca unutamayacağım bir travma benim için. Televizyonun başında insanların canlı canlı yakılmasını, boğularak ölmesini izledim. Nasıl unutturacağım bunu, ben unutamıyorum ki!” dedi.

    Sivas Katliamı’nın üzerinden 30 yıl geçti. Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçının katilleri ya zaman aşımı gerekçesiyle beraat ettirildi ya da yurt dışına kaçarak mahkeme salonuna dahi getirilmedi. Bu katliamın acıları ise yüreklerde hala çok yeni.

    Kadıköy Halk Tiyatrosu katliamın 30. Yılında Sivas’ı unutturmamak şiarıyla yola çıkarak yaşananları tiyatro sahnesine taşıdı.

    Ali Yalçıner’in yazıp yönettiği “Sivas’a Ağıt” oyunun başrollerini Ayşegül Yalçıner, Onur Can Kaplan ve Arda Yükselener paylaştı.

    “SİVAS’A AĞIT”

    Başrol oyuncularından Ayşegül Yalçıner’in rüyasında Madımak Otel’inde katliama tanık olmasıyla kurgulanan oyunda, Alevi yurttaşların 30 yıldır mücadele ettiği ‘Madımak Otel’i utanç müzesi olsun’ talebine pek çok kez yer verilmiş.

    PİRHA’nın sorularını yanıtlayan oyunculardan Ayşegül Yalçınerr, oyunun sahnelenmesine giden süreci şöyle anlattı:

    “Ali Bey ile beraber Kadıköy Halk Tiyatrosu’nu kurduk. Her sezon yeni oyun yapıyoruz ve yaptığımız oyunlar genelde toplumsal değeri olan oyunlar. Yani komedi oyunu çıkardığımızda dahi yine söyleyeceğimiz sözü söylüyoruz, hiç sakınmıyoruz. 30 yıl dolayısıyla ben de Sivaslı olduğum için Sivas’a Ağıt’ı çıkaralım dedik. İsim annesi de benim oyunun. Araştırdık, bir takım insanlarla görüştük, röportaj yaptık, okuduk.. Mazlum Çimen’le görüştük mesela, o beni çok etkilemişti. Konuşurken o ana gitmesi, o gün yaşadığı duygular hala taze. 31. seneye girdik ama  benzer acılar yaşanıyor. Korkunç bir ülke, korkunç bir zaman biz de sesimizi çıkarmak için böyle bir oyun yapmaya karar verdik”

    “SEYİRCİYE SİVAS’I HATIRLATIYOR OLMASI BİZİM İÇİN DEĞERLİ”

    Oyunculardan Onur Can Kaplan  Sivas’a Ağıt’ın hem kendileri hem de seyirciler için bir hafıza oluşturduğunun altını çizerek, “Belli bir süre sonra insanın kulağı ister istemez duruma alışıyor gibi geliyor oynuyorken ama hala bu cümleleri duyuyor olmak, Sivas’ı oynayacağımız gün sahneye geldiğimiz zaman bunları hatırlatıyor olması ve en önemlisi bence seyirciye bunları hatırlatıyor olması bizim için değerli” dedi.

    “DEPREM SÜRECİYLE BENZER ACILAR YAŞADIK”

    Deprem süreciyle beraber oyun çıkarırken benzer acılar yaşadıklarını ifade eden oyuncu Ayşegül Yalçıner “Nasıl orada insanlar yakıldı, Hatay’da da insanlar enkaz altında donarak öldüler. Arama kurtarma ekipleri günler sonra gitti. Çok zorlu bir süreç, bir oyuncu olarak. Dert hepimizin, acı hepimizin. Bunu böyle iliğinle, kemiğinle hissederek bir oyun çıkarmaya çalışmak hakikaten çok zor ama sözümüzü söylememiz lazım. Hep bunun için mücadele ediyoruz işte. Orayı utanç müzesinden önce restaurant yaptılar, orada yemek yedi insanlar. Böyle bir saçmalık olabilir mi, bunlar kabul edilebilir şeyler değil” diye konuştu.

    “BÖYLE BİR KATLİAMA KARŞI ÇIKMAK İÇİN SADECE İNSAN OLMAK GEREKİYOR”

    Oyunun yazarı ve yönetmeni Ali Yalçıner ise katliamı unutturmamak için mücadele edeceğini belirterek şunları dile getirdi:

    “30 yıl geçmiş üzerinden toplum olarak herkes kulağının üstüne yatıyor. Halk da öyle politikacılar da öyle. Bir insanın böyle bir katliama karşı çıkması için, bundan acı duyması için mutlaka Alevi, Sünni ya da solcu olması gerekmiyor sadece insan olmak gerekiyor. Bizim derdimiz acının altını çizip insanları üzmek değil. Oyunun belgesel bir tarafı var. O zamanki orijinal sesleri, konuşmaları kullanıyoruz. Oyundaki karakterler Süleyman Demirel şapkası takıyorlar. Kocaman bir tane asker şapkası, imam şapkaları var.

    “80 YAŞINDA DA UNUTTURMAMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİM”

    Bizim amacımız bunu unutturmamak. 30 sene daha yaşarsam 80 yaşında da bunu unutturmamak için mücadele edeceğim, çünkü üstü kapatıldı. Cumhurbaşkanı kararıyla geçtiğimiz sene faillerden bir tanesi yaşlı diye cezaevinden salındı. Bu insanların acıları ne olacak? Burada katledilen insanların aileleri ne olacak? Babanızın bir yerde yakıldığını düşünün. Ben o zamanlar lise öğrencisiydim. Hayatım boyunca unutamayacağım bir travma benim için. Televizyonun başında insanların canlı canlı yakılmasını, boğularak ölmesini izledim. Nasıl unutturacağım bunu ben unutamıyorum ki!”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

     

     

  • KESK’ten deprem bölgesinde çocuklar için oyun atölyesi-VİDEO

    KESK’ten deprem bölgesinde çocuklar için oyun atölyesi-VİDEO

    PİRHA- Sendikalar da depremzedelerle dayanışmak için afet bölgesinde. Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Adıyaman Koordinasyon çadırlarında çocuklara resim atölyesi kurarak, depremzede çocukların yaşadığı travmayı oyunlarla aşmaya ve sosyal alan ihtiyacını karşılamaya çalışıyor.

    Maraş merkezli iki büyük depremin ardından hemen harekete geçen Kamu Emekçileri Sendikası, deprem bölgesinde kurduğu çadırlarla çalışmalarına devam ediyor.

    Depremde çok sayıda üyesini kaybeden, şube binaları yıkılan KESK, bölgedeki insanların acil gereksinimlerinin karşılanması için çalışmalarını sürdürüyor. Konfederasyon, depremden etkilenen illerde koordinasyon çadırları kurarak gönüllü ekibi ile Adıyaman ve çevre illere gitmişti.

    Depremin etkilediği tüm illerde halkla birlikte, oluşturulan koordinasyon merkezlerinde başta yemek, barınma, hijyen gibi ihtiyaçları karşılamak için çalışan Kamu Emekçileri Sendikası, diğer yandan tüm koordinasyon merkezlerinde çocuk odaklı çalışmalarını sürdürüyor.

    OYUN ALANI KURULDU

    Bu kapsamda Adıyaman’da depremzedelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında çocuklara oyun alanı da kuruldu.

    KESK Koordinasyon Çadırı’nda depremzedelerin bulunduğu alanda oluşturulan masaların etrafında bir araya gelen çocuklar ile her gün farklı etkinlikler organize ediliyor.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • ‘İktidarın susturma, sürgün ve yok saymasına karşı ortak tutum belirlemeyiz’-VİDEO

    ‘İktidarın susturma, sürgün ve yok saymasına karşı ortak tutum belirlemeyiz’-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Mücahit Göker, iktidarların suskun, müdahale etmeyen, itirazda bulunmayan, soru sormayan, sorgulamayan, kabullenen bir toplum istediğini, bunun için de sanatçıları susturmaya çalıştığını söyledi. Göker, “Susturmaya, sürgüne, yok saymaya karşı ortak tutum belirlemeyiz” dedi.

    Ülke genelinde ‘Kamu güvenliği ve sağlığı, toplumun huzuru, çevrenin korunması’ gerekçesiyle konserler, tiyatrolar ve festivaller yasaklanırken, sanatçılar gözaltına alınıp tutuklanıyor.

    Günden güne artan yasaklara karşı tepkiler de yükseliyor. Son dönemde pek çok kültür sanat etkinliğinin, valilikler ve kaymakamlıklarca yasaklanmasına dair sanatçı Mücahit Göker, PİRHA‘ya konuştu.

    Türkiye’de süregelen iktidarların ekonomik, eğitim, inanç, sosyal, kültürel, sanatsal, toplumsal alanlarda ideolojik hegemonyasını korumak ve güçlendirmek için baskı uyguladığını belirten Göker, “İktidarlar suskun, müdahale etmeyen, itirazda bulunmayan, soru sormayan, sorgulamayan, kabullenen bir toplum ister. Bunun için de bu politikalara zarar vereceğini düşündüğü kesimlere yönelir. Sonrasında da halkayı genişleterek en uç kesimlere kadar kendinden olmayan herkesi susturmaya ve kendi ideolojilerini kabul ettirmeye zorlarlar” dedi.

    “İKTİDAR MUHAFAZAKAR KESİMİ YANINDA TUTMAYI HEDEFLİYOR”

    İktidarın sanatçıya “Muhalif olmayacaksın, bana karşı durmayacaksın, bu şartlarda bütün yolları sana açarım. Aksi takdirde de sesini kısar, konserini, oyununu yasaklar, cezaevine atarım, sürgüne yolların” dediğini vurgulayan Göker, şöyle devam etti:

    “Son dönemde iktidarları zora düştükçe, yasakçı ve baskıcı politikalarını daha da arttırdı. Bununla ‘karşı’ tarafı susturmayı, özellikle dini argümanları kullanarak muhafazakar kesimi yanında tutmayı hedefliyor.”

    “TUTUM BELİRLEMELİYİZ”

    Sanatçıların iktidarın oyunlarına gelmeden özgürleşebilmenin yollarını bulması gerektiğinin altını çizen Sanatçı Mücahit Göker, “Daha gür sesle durabilmeli. Sadece sanatçılar değil, toplumun tüm kesimleri aynı refleks içinde hareket ederse başarılı olunacaktır. Susturmaya, sürgüne, yok saymaya karşı tutum belirlemeyiz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

    İLGİLİ DOSYALAR

    >‘Baskının ortadan kaldırılması isteniyorsa sanatçılara sahip çıkılmalı’

    >Ahmet Özbek: İktidarın konser yasakları toplumun yaşam biçimine de müdahaledir

  • İlhan Sami Çomak, oyun hakkında bilgi aldı-VİDEO

    İlhan Sami Çomak, oyun hakkında bilgi aldı-VİDEO

    PİRHA- İlhan Sami Çomak’ın “Hayat Seni Çok Seviyorum” oyununun hazırlıkları sürüyor.

    İlhan Sami Çomak’ın “Hayat Seni Çok Seviyorum” adlı oyununun hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, 8 Eylül’de gösterime girecek oyunun ilk günkü biletleri tükendi.

    28 yıldır cezaevinde olan Çomak, cezaevinden sahneye bağlandı.

    Oyunun yönetmeni Kemal Aydoğan ile konuşan Çomak, oyunun gidişatına dair bilgi aldı ve başarılar diledi.

    Gülseven Medar ve Ali Tekbaş’ın oynayacağı “Hayat Seni Çok Seviyorum” adlı oyun 8 Eylül’den itibaren Moda Sahnesi’nde. Biletleri satışa çıkan oyunun tarih ve saatleri şöyle:

    -8 Eylül saat 20.30 (yer kalmadı)

    -9 Eylül saat 20.30

    -10 Eylül saat 20.30

    -11 Eylül saat 16.00

    PİRHA/İSTANBUL

  • Londra Cemevi’nde ‘Ben kolay ölmem’ oyunu sahnelendi

    Londra Cemevi’nde ‘Ben kolay ölmem’ oyunu sahnelendi

    PİRHA- Bu yıl ‘Barış ve Adalet’ şiarı ile düzenlenen Britanya 11’inci Alevi Festivali kapsamında Londra Cemevi’nde, bu kez bir tiyatro oyunu sahnelendi.

    Britanya 11’inci Alevi Festivali kapsamında Londra Cemevi’nde Kürt hukukçu Ali Has’ın kaleme aldığı ve iki büyük şair Ahmed Arif ile Cemal Süreya’yı bir araya getiren ‘Ben Kolay Ölmem’ adlı oyun sahnelendi. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği oyuna, Cemevi Eşbaşkanı Filiz Koç, demokratik kitle örgütü temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    Oyunda, Cemal Süreya karakterini Göktay Tosun; Ahmed Arif’i ise Cüneyt Yalaz canlandırdı. Yönetmenliğini Nesimi Kaygusuz’un üstlendiği oyunun müziklerini, oyuna özel yaptıkları besteleriyle Kardeş Türküler’den Vedat Yıldırım ve Bajar Grubu’ndan Cansun Küçüktürk sahnede eşlik etti.

    İki şairin yaşamları ile birlikte Türkiye’nin yakın tarihteki kanlı süreçlerini izleyiciyle buluşturan oyun izleyicide duygusal bir etki bıraktı. Özellikle 1943 yılında 33 Kürt’ün kurşuna dizilerek katledilmesi ve  Dersim Katliamı’nın işlendiği replik ve şiirler sırasında izleyici gözyaşlarına hakim olamadı. Kardeş Türküler’den sanatçı Vedat Yıldırım’ın Kürtçe uzun havaları da izleyiciden tam not aldı.

    BEN KOLAY ÖLMEM

    Londra’da yaşayan Kürt hukukçu Ali Has tarafından kaleme alınan ‘Ben Kolay Ölmem’ adlı oyun her iki şairin de bir çok otobiyografik belge, anı, röportaj ve mektuplarına ulaşılarak yoğun bir araştırma sonucu ortaya çıkmış.

    Kürt ve Alevi halkının iki önemli ferdi olan Ahmed Arif ve Cemal Süreyya’nın bir tren vagonunda buluşarak çıktıkları bir yolculuk ile başlıyor oyun, Bu yolculuk, bir yüzleşme olduğu kadar iki şairin yaşamlarında etki bırakan olaylara ve derin izlere yer veriyor. Her iki şairin kesişen hayatları, arkadaşlıkları ve mücadelelerinin anlatıldığı yolculukta Cemal Süreyya’nın bir Dersim sürgünü olarak şehirlilerin, Ahmed Arif’in ise dağların ovaların sokakların şairi olduğu vurgusu yapılıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hallacı Mansur’ oyunu Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde izleyiciyle buluştu-VİDEO

    ‘Hallacı Mansur’ oyunu Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde izleyiciyle buluştu-VİDEO

    PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde sahnelenen tek kişilik ‘Hallacı Mansur’ tiyatro oyununun yazarı ve yönetmeni Cemal Uçarman ile oyuncu Arsey Kaya ve ışık yönetmeni Tülay Yıldırım Ede oyuna dair PİRHA’ya konuştu. Bazı cemevlerinin kendilerine yer vermediğini belirten Uçarman, “Biz de Hallac’ın torunuysak, Pir Sultan’ın torunuysak mücadele ede ede yapacağız bu işleri böyle olacak” dedi.

    Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde sahnelenen, yazar ve yönetmenliğini Cemal Uçarman‘ın yaptığı ‘Hallacı Mansur’ tiyatro oyununda Hallacı Mansur’u oyuncu Arsey Kaya canlandırıyor. Tiyatro oyununu; yönetmen Cemal Uçarman, oyuncu Arsey Kaya ile sahne ve ışık yönetmeni Tülay Yıldırım Ede ile konuştuk.

    Yaklaşık 30 yıldır tiyatro yaptığını aktaran Cemal Uçarman, “Genelde muhalif sanat yapıyorum. Bu ülkede ve dünyada görülmeyen şeyleri anlatmak bizim işimiz. Mesela maden ocağı ile ‘Yeni Kömür’ yapmıştım. Kadın cinayetleri ile ilgili ‘Acema’ oyununu koymuştum daha sonra Amerika’daki ırkçılığa karşı ‘Saygılı Yosma’ oyununu ve 3 yıl önce ‘Pir Sultan’ oyununu yazdım hem de oynadım. Şimdi Hallacı Mansur’u yapıyoruz. 30 yıllık sanat hayatımda tamamen insana dokunan, ortak değerlerde buluşan işler yapmaya çalıştık. Bugün de onun için Antalya’dayız” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI SADECE İBADET YAPILAN YERLER DEĞİL”

    Daha önce Pir Sultan ile Hacı Bektaş ile ilgili olarak da tiyatro oyunları yaptığını belirten Uçarman, şunları söyledi:

    “Türkiye’de hatta dünyada ilk defa böyle bir şey yapılıyor. 1960’larda Irak’ta böyle bir anma yapılmış ama oyun olarak Türkiye’de ilk defa bunu yapan biziz. Bu çok onur verici bir durum zaten bunu ilk yapmayı da istiyorum çünkü bu toplum değerlerinin farkında değil, kendi değerlerini bilmiyorlar. Hallacı oynadığım zaman oyunuma gelen insanlar bana atıyorlar; hocam şu kitabı önerir misiniz? Şu kitap nasıl? Hallacı merak etmeye başladılar.

    Bu güzel bir şey ama benim derdim şu; popüler kültüre zaten yeteri kadar televizyonlar yer veriyor, iktidar alanlar açıyor. Ama bunu sosyal demokrat belediyeler veya Alevi kurumları yapmaması gerekiyor. Bütün mesele toplumu dönüştürmek, geliştirmek, ileriye taşımak. Bunu ancak sanat ile yapabiliriz. Alevi kurumları sadece ibadet yapılan yerler değil ki orada muhabbet yapılıyor, orada tiyatro, müzik yapılıyor, orada semah dönülüyor. Yani insanlığın tarihinde ne varsa orada yapılabiliyor. Bu muhteşem bir şey ama onlarda iktidarın ya da belediye iktidarının ya da oralarda kim varsa onların tekeline girmiş gibi ve bu da can yakıcı bir durum.”

    “HALLAC-I MANSUR ÇAĞININ ÇOK ÖTESİNDE BİR İNSAN”

    “Bütün Alevi kurumlarında oyunlarımı oynamak istiyorum çünkü belediyelerde ciddi problemler yaşıyoruz. Birisi veriyor, birisi vermiyor” diyen Uçarman, belediyelerin, cemevlerinin ve derneklerin bu tür etkinliklere yer vermesi gerektiğini söyledi. Uçarman, şöyle konuştu:

    “Herkesin Konyaaltı Cemevi gibi davranmasını istiyorum. Onlar bizi buldular. Israrla gelmemizi istediler. Bütün koşulları yarattılar. Çok teşekkür ediyorum, çok duyarlılar. Biz buraya gelince başka bir insan gördük. Çünkü birçok cemevine gittik prova için bile bize sahne vermediler. Biz de Hallac’ın torunuysak, Pir Sultan’ın torunuysak mücadele ede ede yapacağız bu işleri böyle olacak.

    Ben Hallacı Mansur’u filozof olarak görüyorum. Çağının çok üzerinde bir adam. ‘Enel Hakk’ demiş ve sorgulamaya başlamış. Hallacı Mansur’un yıkıcı bir yanı da var. Böyle bütün varoluş felsefesini biraz altüst eden yanı var. Ondan korkuyorlar çünkü daha pragmatik yaklaşıyorlar. Ben bu yaşama dair yani pamuğa nasıl yaklaşıyor, güle nasıl yaklaşıyor, insana nasıl yaklaşıyor, ölüm karşısındaki, aşk karşısındaki, evren karşısındaki duygusu nedir? Ben bunu merak ettim ve bunun tanınmasını istediğim için yani böyle bir cevher var bin küsur yıldır fark edilmemiş. Hallac çok özel bir yerde duruyor.”

    “MALYA OVASI’NDA BİNLERCE ALEVİ KATLEDİLDİ, BUGÜN KİMSE ANMIYOR”

    Uçarman sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cemevleri, Kerbela’dan ibaret değil. Bakın Malya’da Bizans ve Selçuklu döneminde (1240 Yılı Kasım’ı başında ‘Babai Türkmen Kıyamı’) Malya Ovası’nda on binlerce Alevi katledilmiş ama kimse bugün anmıyor. Babai ayaklanmasında, Börklüce ayaklanmasında binlerce insan öldü ki tarihin her döneminde öldü. Sanki onlar yokmuş gibi bir tek acı ordaymış gibi anlatılması; bu bir asimilasyon tabi ki de o acıyı da anlatılmasını kıymetli buluyorum. Bütün acılar aynen anlatılmalı. Kızılderili’nin de acısı Alevi’nin acısı olmalı.”

    “FİLOZOFLAR BİRİLERİNİ HİMAYESİ ALTINDA DEĞİL, EVRENSELDİR”

    Oyuncu Arsey Kaya ise Hallacı Mansur’un çok farklı bir yönünü paylaştıklarını kaydetti. Oyun gösterimine 18 Şubat’ta başladıklarını söyleyen Kaya, “Hallacı Mansur’un projesi geçen sene nisan ayında çıktı. Cemal Uçarman’la birlikte uzun süre araştırdık. 4 aylık provaların sonucunda 18 Şubat’ta İstanbul’da ilk oyunumuzu gerçekleştirdik.

    Hallac’ı Mansur dönemin kadısına ‘Enel Hakk’ demiş. Ama o bambaşka bir kişilik, 1100’lü yılardan günümüze gelen bir geleneği var. Bütün felsefelerin, dinlerin, öğretilerin hocası olmuştu Hallacı Mansur. Ama hiçbir zaman onlardan olmamıştır, onların hep üstünde olmuştur. Biz burada yüreğimizin yettiği, dilimizin döndüğünce Hallacı Mansur’un sadece Alevilere, sosyalistlere, devrimcilere, Kürtlere değil, evrenselliğini insanlara anlatmak ve kulaklarına kar suyu kaçırmak gibi bir derdimiz var.

    Hallacı Mansur 1100 yıl önce sekiz yıllık hapishane zindanlık döneminden 6 tane eseri günümüze kadar geldiyse bu esasında Hallacı Mansur’un ne kadar haklı mücadele yürüttüğünün bir göstergesi. Filozoflar birilerinin himayesi altında değildir, evrenseldir” ifadelerini kullandı.

    “‘ENEL HAK’ DEMEK BAŞKA BİR BOYUTA GEÇMEKTİR”

    Özel tiyatro eğitimi aldığını belirten ışık yönetmeni Tülay Yıldırım Ede yönetmen Cemal Uçarman ile Cumartesi Anneleri eyleminde tanıştığını belirtirken; Normalde aslında her zaman oyuncu olarak tiyatronun içerisinde yer aldım. İlk defa ışık ve ses yönetmeni olarak görevliyim. Ama bir tiyatrocu her şeyi yapar. Hallacı Mansur tek kişilik bir oyun ve bu ekipte olmaktan dolayı çok mutluyum. Ben burada ışık ve ses yönetmeniyim. Hallacı Mansur birçok değerli insan gibi çok değerli olan ama değeri görülmemiş biri. Maalesef bir zulüm görmüş. ‘Enel Hak’ sözünü bile anlayamayan insanlar tarafından linç edilmiş, ölüme kadar götürülmüş bir insan. ‘Enel Hakk’ demek kendinden vazgeçip kendinden ötesine başka bir boyuta geçmesidir” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Oyuncağı çamur ve taşlar olan Dersimli küçük koçer Rumet Haki’nin bir günü-VİDEO

    Oyuncağı çamur ve taşlar olan Dersimli küçük koçer Rumet Haki’nin bir günü-VİDEO

    PİRHA- Dersimli Rumet Haki Benler, doğayı erken tanıyan özgür ruhlu ve iflah olmaz hayalperest en küçük koçerlerden. Oyun arkadaşları koyunlar ve çoban köpekleri. Oyuncakları ise çamur ve taşlar.

    Yazın en bunaltan günlerinde buz gibi suyun, solmayan bir yeşilin ve kristalleşmiş parça parça karın varlığı ile serinlik hissi uyandırıyor yaylalar.

    Bu yaylalarda mera alanlarının azalması nedeniyle hayvanlarını otlatmaya gelen koçerlerin de maceraları iki bahar arasında geçiyor. İlkbahar ile başlayan yolculuk havaların soğumasıyla son buluyor. Bu zahmetli yolculukta ise çocuklar doğa ile çabuk tanışıyor. Bu zahmetli yolculuğun içerisindeki koçerlerden en küçükleri olan 7 yaşındaki Dersimli Rumet Haki Benler de doğa ile çabuk tanışan çocuklardan.

    KOÇER ÇOCUKLARIN GÖREVLERİ BELLİ

    En taze ot, en taze çiçek onlar için açar ve doğa koçerlere bütün sırlarını fısıldar. Hangi ot zehirli, hangi ot yemek yapılır, güç kuvvet veren şifalı bitki hangisidir bilirler. Doğa ile böylesine birbirini anlayan koçer çocukların elbette görevi var.

    Dört mevsim zorlu yaşam koşullarına adapte olan bu koçer toplulukların kendilerine ait sistemleri var. Aynı ailenin üyelerinden meydana gelen bu topluluklarda yetişkinler ve  çocukların görevleri belli. Rumet Haki de bu geleneğin geleceği olarak yetiştiriliyor.

    Rumet Haki yılın belli ayları ailesiyle birlikte koçerlik yapıyor. Bu yıl Dersim Pülümür’e bağlı Bağır yaylasında koçerlik yapan Rumet Haki’nin ailesi çok uzun yıllardır bu geleneği sürdürüyor.

    ÇEŞMEDEN SU GETİRME ÇOCUKLAR İÇİN OYUN ARACI OLUYOR

    Rumet Haki ile yerin göğe en yakın olduğu gecenin parlak yıldızlarını izlerken tanışıyoruz. Sert bakışları ile Haki gecenin koyu sohbetine dahil oluyor. İlgisi hep kameramızda. Birlikte kamerayı incelemeye başlıyoruz ve gecenin geç saatlerinde koyu sohbet yerini uykuya bırakıyor.

    Sabahın en erken saatlerinde uyanıyoruz. Haki ve diğer çocuklarla ile birlikte güneşi karşılıyoruz. Dünden mayalanan peynirler sabah tartılmak üzere çadıra getiriliyor. Ve sonrasında o sıcaklığıyla koçer sofrasında kahvaltıya koyuluyoruz. Haki ve diğer çocuklar kahvaltıdan sonra yemek gibi ihtiyaçlarda kullanmak için bidonlarla su getiriyor. Su getirme çocuklar için oyun aracına dönüşüyor.

    RUMET HAKİ’NİN GÖREVİ BAŞLIYOR

    Kısa süre sonra yaylada olan koyunlar sağılmak için koçerlerin oluşturduğu Kürtçe berî dedikleri alana geliyor. Rumet Haki’nin asıl görevi şimdi başlıyor; sağılacak koyunların ayrılması. Yaşının küçük olması onu bu görevinden geri bırakmıyor ve Rumet Haki koyunlar sağılana kadar alanda kalıyor.

    OYUNCAKLARI ÇAMUR VE TAŞLAR

    Koca günü Rumet Haki ile bitirmeye ve ayrılmaya yakın kameramızı kendisine çeviriyoruz. Büyük bir öz güvenle sorularımızı yanıtlıyor. Kendi deyimi ile, ‘Burada araba sesi yok o yüzden seviyorum’ diyen Rumet Haki’nin tek şikayeti internet olmaması. Ama bu şikayetini koyunlar, çoban köpekleri, çamur ve taşlarla karşılıyor. İşleri hiç bitmeden devam eden koçerler ve çocuklar ile vedalaşarak bir diğer bahara buluşmak üzere yayladan ayrılıyoruz.

    Ersin ÖZGÜL/DERSİM

     

  • Genco Erkal ‘Sivas 93’ oyununu erişime açtı

    Genco Erkal ‘Sivas 93’ oyununu erişime açtı

    Tiyatro sanatçısı Genco Erkal, “Sivas 93” adlı oyununu bugün saat 17.00’de YouTube üzerinden erişime açacak.

    2007 yılında sahnelenen oyunun o dönem kaydedilen filmi ilk kez bugün izleyiciyle buluşacak.

    Genco Erkal’ın yazıp yönettiği oyunda1993 yılında Sivas’taki Madımak Oteli’nde yaşanan katliam anlatılıyor.

    Dostlar Tiyatrosu’nun 50 yıllık tarihindeki en iyi oyunlarından biri olan “Sivas 93” dört yıl boyunca 224 kez oynandı ve 98 bin 400 kişi tarafından izlendi.

    Anadolu kentlerini boydan boya dolaştıktan sonra İngiltere, Hollanda, Belçika, İsviçre, Fransa’da ve Almanya’nın on kentinde sahnelenen oyun birçok ödül kazandı.

    “Sivas 93”ün müziğinde Fazıl Say’ın imzası var.

    Genco Erkal daha önce de “Marx’ın Dönüşü” oyunu ile Aziz Nesin’in “Hazret-i Dangalak” şiirini seslendirdiği videoyu YouTube hesabından paylaşmıştı.

  • Sivas’ta yakılarak katledilen Hasret Gültekin’in hayatı sahneye taşınıyor

    Sivas’ta yakılarak katledilen Hasret Gültekin’in hayatı sahneye taşınıyor

    PİRHA – 1993 yılında Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen ozan Hasret Gültekin’in yaşamı, “Hasret-Hasret Gültekin Türkü Müzikali” ile sahneye taşınıyor.

    1993 yılında Sivas’ta Madımak Oteli’nde 34 kişiyle birlikte yakılarak katledilen ozan Hasret Gültekin’in yaşamı, “Hasret-Hasret Gültekin Türkü Müzikali”yle sahneye taşınıyor.

    Berlin merkezli Theater28’in ilk Türkiye prodüksiyonu olan oyun, Mart ayından itibaren Türkiye ve Avrupa’da sahnelenecek.

    Şirin Aktemur’un senaryosunu yazdığı ve yönettiği oyunda Hasret Gültekin’e Devrim Evin hayat veriyor. Sahnede ona bağlamasıyla Deniz Türkan eşlik ediyor.

    Üç yıllık uzun bir araştırmanın ardından kaleme alınan oyunda 22 yaşında hayatını kaybeden Hasret Gültekin’in bilinmeyen yönleriyle birlikte ailesinin verdiği bilgiler ışığında bugüne dek bilinmeyen değerleri de anlatılacak. Ozanın bugüne kadar seslendirdiği türküler de sahnede canlı olarak çalınıp söylenecek.

    Madımak Katliamı’nın unutulmamasının ve adının katliam olarak tanımlanabilmesinin önemine değinen yönetmen Şirin Aktemur, müzikalle ilgili olarak “Katillerin cezalandırılmaması ama kimsenin de intikam duygusu taşımaması, bugün de benzer şekilde hayatların yarım bırakılması ve hasretlik… Aslında sanatın hep gerçek olanla ilgilendiğini söyleyebilirim. Gerçeklik ne kadar samimiyetle anlatılırsa seyirci anlatılanı o denli yüreğine alır” dedi.

    Sahne programı şöyle:

    15 Mart, Ankara Yılmaz Güney Sahnesi

    20 Mart, Berlin Tiyatro Festivali kapsamında Akademie der Künste

    28 Mart, İzmir Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi

    29 Mart, İzmir Menemen – Kubilay Kültür Merkezi

    5 Nisan, Kenter Tiyatrosu

    8 Nisan, MOİ Sahne

    15 Nisan, İzmir Narlıdere Kültür Merkezi’nde

    16 Nisan, İzmir Torbalı Belediye Kültür Merkezi

    3 Mayıs, Londra Millfield Theatre

  • Amed Şehir Tiyatrosu Salı akşamı Mersin’de-VİDEO

    Amed Şehir Tiyatrosu Salı akşamı Mersin’de-VİDEO

    PİRHA-Amed Şehir Tiyatrosu “xewna şeveke havînê” adlı oyunu 11 Şubat Salı günü saat 20:00’da Mersinli tiyatroseverlerle buluşacak. 

    Haberin videosu;

    Amed Şehir Tiyatrosu, William Shakespeare’nin yazar Kawa Nemir’in Kürtçeye çevirdiği “Xewna Şevek Havînê (Bir Yaz Gecesi Rüyası)” olarak sahneye taşıdı.

    İstanbul, Ankara gibi birçok kentte sahnelenen oyun 11 Şubat Salı akşamı saat 20:00’da Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

    14 kişilik oyuncu kadrosunun sahnelediği oyunun yönetmen koltuğunda Ferhad Feqî  bulunuyor. İki perdeden oluşan aşk – komedi türünde olan oyun bir saat 40 dakika sürüyor. Oyunda Batı ve Doğu müziğinin yanı sıra Kürtçe şarkılarda yer alıyor.

    PİRHA/MERSİN

     

  • ‘Çiçu’ adlı oyun 6 Şubat’da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde sahnelenecek

    ‘Çiçu’ adlı oyun 6 Şubat’da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde sahnelenecek

    PİRHA – Aziz Nesin’in ‘Çiçu’ adlı Kırmancki oyunu 6 Şubat’da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gösterilecek. 

    Seyr-i Mesel ve Dersim Araştırmalar Merkezi’nin ortak düzenlediği ‘Çiçu’ adlı Kırmancki oyun, 6 Şubat’da sahnelenecek. Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde sahnelenecek oyunda Reji; Erdal Ceviz, Aktör ise Alişan Önlü olacak. Oyun saat 20.00’de başlayacak.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Anadolu Çocuk Eğitim Platformu: Herkesi sosyal sorumluluğa davet ediyoruz

    Anadolu Çocuk Eğitim Platformu: Herkesi sosyal sorumluluğa davet ediyoruz

    PİRHA – Anadolu Çocuk Eğitim Platformu Tiyatro ve Sanat Atölyesi, 26 Haziran’da İstanbul Kartal’da ‘Eğitsel Komedi Çocuk Tiyatrosu’ gerçekleştirecek. 

    Anadolu Çocuk Eğitim Platformu Tiyatro ve Sanat Atölyesi, Eğitsel Komedi Çocuk Tiyatrosu’nu 26 Haziran’da saat 19.00’da İstanbul Kartal’da sahneleyecek.

    “OYUNUMUZ ÇOCUKLARIN ÖĞRENİMİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR”

    Platform yaptığı açıklamada, “İstanbul’da bir grup gönüllü olarak oluşturduğumuz eğitsel güldürü tiyatro oyunu ile çocuklarımız kendisini korumayı öğreniyor. Anadolu Çocuk Eğitim Platformu Tiyatro ve Sanat Atölyesi olarak oyunu psikolog desteği ile 4-11 yaş aralığındaki çocuklara yönelik hazırladık. Uzmanlarımız keyif alan ve mutlu olan çocuğun daha kolay öğrendiğinin özellikle altını çizmektedir. Çocuğun öğrenimini kolaylaştırmak ve odaklanmasını sağlamak üzere oyunumuz güldürü ile harmanlanmış ve eğitsel nitelikte hazırlanmıştır. Eğlenerek öğrenmek çocukların dikkatini oyun üzerinde topluyor. Dolayısıyla eğitim kurumlarında verilmekte olan mahremiyet eğitimini sanat ile bir araya getirerek çocukların algı düzeyine uygun bir çocuk tiyatrosu oluşturduk. Oyunumuz çocukların ilgisini üzerinde toplayarak öğrenimlerini kolaylaştırıyor. Medya kuruluşlarımızı, belediyelerimizi, iş adamlarımızı, anne ve babaları ve tüm toplum önderlerini bu sosyal sorumluluk içerisinde yer almaya ve hayatlarına doğru ve güzel bilgileri katmaya davet ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “ÇOCUK TOHUM DİKİLEN TARLA GİBİDİR”

    “Unutmayın; öfke ile büyütülen çocuk öfke, sevgi ile büyütülen çocuk sevgi besler. İnatlaşarak büyüyen çocuk inat, saygı ile büyütülen çocuk saygı besler. Çocuk; tohum dikilen tarla gibidir. Ne ekerseniz onu biçer, ne verirseniz onu alırsınız” denilerek çocukların sosyal yaşamda varlığına ilişkin çağrıda bulunuldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hilal Nesin, hayatında hiç tiyatroya gitmemiş insanlarla oyun çalışıyor-VİDEO

    Hilal Nesin, hayatında hiç tiyatroya gitmemiş insanlarla oyun çalışıyor-VİDEO

    PİRHA-Tiyatro eğitmeni Hilal Nesin amatörlerle çalışma yapmayı tercih ediyor. Nesin,  “Yani yaşamının hiçbir alanında sahneye çıkmamış, belki hayatında hiçbir tiyatro oyununu izlememiş ya da hiç tiyatroya gitmemiş insanlarla çalışmak istedim. Sanatın onlara dokunmasını istedim” diyor.

    Almanya’nın Bergisch Gladbach kentinde genelde Koçgirililerin yoğun olduğu Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi bünyesinde yapılan tiyatro provasına mihman olduk. İçeri girdiğimizde coşkulu bir kadın grubu karşılıyor bizi. Neşeleri bizi de sarıyor. Hummalı bir şekilde 10 Mart tarihinde sergileyecekleri oyuna hazırlanıyorlar.

    Tiyatro oyununun ismi, “Söylemesi ayıp değil.”  Oyunun yönetmeni ise Hilal Nesin.

    Hilal Nesin Sivas’ın Divriği İlçesi Çamşıhı köyünden bir pir kızı. Antalya Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürarslan Konservatuvarı’nda Türk Halk Müziği Bölümü’nden mezun . Aynı zamanda Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde de tiyatro eğitimi almış.

    Kadın sorunlarını sahneye aktaran Nesin, yazmayı çok sevdiğini söylüyor:

    “Dilim sivri, hayatın kendisi sivri zaten. Yazarken bir çok insan uyardı beni; yazma, konuşma söyleme, işine bak gibi. Bir tiyatrocu gözlemlemeden nasıl oynayabilir. Lay lay lom ile sanat yapamazsınız. Halkın sesini vermeniz için halkla yaşamanız gerekiyor. Ben devletle yaşamıyorum. 551 çeşit yemek yiyen bir insanın nesini anlatayım, zengin olmuş daha çok zengin olmak isteyen insanın nesini anlatayım.”

    “AMATÖRLERLE ÇALIŞMAYI TERCİH ETTİM”

    Nesin Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi’nde de aynı amaçla  bir süredir tiyatro eğitmenliği yapıyor.

    Nesin amatörlerle çalışma yapmayı tercih ettiğini belirtiyor ve ekliyor, “Yani yaşamının hiçbir alanında sahneye çıkmamış, belki hayatında hiçbir tiyatro oyununu izlememiş ya da hiç tiyatroya gitmemiş insanlarla çalışmak istedim. Sanatın onlara dokunmasını istedim.”

    Bir süredir Fransa’da yaşayan Nesin koşullardan dolayı çalışmalarına ara vermiş. O nedenle böyle bir teklif geldiğinde çok sevindiği dile getiriyor:

    “Buraya geldim, içeri girdim. O kadar sıcak bir insan topluluğu ile karşılaştım ki. Kadınların gözleri parlıyor dolu dolu. Hiç bir şey konuşmadım. 5 dakika sonra dedim ki, “haftaya rolleri dağıtıyorum”. Tiyatroya başlayan insanlara 3 ay kurs verirsiniz normalde. Diyafram çalışması ile başladık. Herkesin rollerini dağıttım. Beni şaşırttılar. Daha okumayı yazmayı sonradan öğrenmiş bir kadın vardı. Bu beni çok duygulandırdı. Gözümün önünde büyüyorlar. Bende bugüne kadar yaptığım çalışmalarda bunu gözlemledim. İçeri çekinerek giren, ondan sonra sahnede devleşenler var. Bunu yaşamayı çok sevdim.”

    “İLK SAHNEYE ÇIKAN İNSANLARIN AYAKTA ALKIŞLANDIĞINI HATIRLIYORUM”

    Nesin, sanat ile uğraşmanın özellikle kadınlara iyi geldiğini ifade ediyor ve tiyatronun önemli oranda gözlemleme yeteneğini arttırdığını kaydediyor:

    “Bakkalı, manavı, kasabı, doktoru insanları gözlemlersiniz onları sahneye taşırsınız. Tiyatro’nun özeti insanı insana anlatma sanatı. Belki bugüne kadar bir otobüs şoförüne dikkat etmedik. Çiçek satan insanın psikolojisini, zengin olanları hep mutlu zannettik, fakir olanları mutsuz.

    Özellikle Türkiye’deki öğrencilerim, gözlemleyip gelip bana anlatırlardı. Biz profesyonel tiyatrocular bazı şeyleri gözlemleyemiyoruz. Biz bu işin mektebini okuduk, bu işi biliyoruz. Ama amatör tiyatrocular bu işi öğrenelim dedikleri için duygularını daha çok katıyorlar. Kendine güven bazen tiyatro izleyenleri bağlamıyor. İlk sahneye çıkan insanları ağlayarak ayakta alkışlandığını hatırlıyorum.”

    “BİZ YARALARI OLAN BİR TOPLUMUZ”

    Sürekli halkla çalıştığını  ve halkın yaptığı işlere saygı duyduğunu belirten Nesin, “Hep halkla çalışmak istedim. Halk tiyatrosu, meddahlık. Bizim insanlarımız zaten kendileri yaşamlarında bir tiyatro sahnesi oluştururlar. Bizim oyuncalara sadece onu sahneye taşımak kalıyor.

    Çeşnibahar’daki kadınların ayakta alkışlandığını gördüm. Kumluca’daki öğrencilerimin ayakta alkışlandığını gördüm. O amatör ruhu sahneye veren insanların verdiği tad çok farklı” diyor.

    Nesin Antalya’da kadınları sosyal hayatın içine almayı amaçlayarak, Çeşnibahar Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kurdu. Orada kadınlarla çalışma fırsatı da bulan Nesin, “Siz hayatın içine girdiğiniz zaman bir şeye kendinizi dahil ettiğiniz zaman dünyada sizi yoran ekonomik kriz, yalnızlık gibi çağın bütün hastalıklarından arındığınızı duyuyorsunuz” diyor ve bir öğrencisinin deprasan ilaçlarını nasıl bıraktığını şöyle anlatıyor:

    “O COĞRAFYADAN GELEN YARASIZ BİR KADIN YOK”

    “Bir öğrencim vardı. Psikolojik sorunları vardı. Bu öğrencileri de seçtim en çok. 3 hafta sonra sesini kullandı, sahneyi kullandı. Oyunu bittirdik, turnelere gittik. Bir gün geldi “haplarımı almayı unutmuşum” dedi. Ama iyi olduğunu söyledi. Bir süre ilaç kullandığını bile fark etmemişti. Bu çok sevindirici. Bunu cezaevindeki kadınlarla görüştüğüm zaman, hayat kadınları ile görüştüğüm zaman da hissettim. Biz yaraları olan bir toplumuz. O coğrafyadan gelen yarasız bir kadın yoktur.”

    “KADINA ŞİDDETİ NORMALLEŞTİRMEMEK LAZIM”

    Bergisch Gladbach’ta kadınlarla oynamaktan büyük zevk aldığını anlatan Nesin’in 8 Mart vesilesi ile oynayacağı oyun, “Söylemesi ayıp değil” kadın sorunlarına parmak basan bir sürü hikayeden oluşuyor. Nesin gerisini ise şöyle anlatıyor:

    “Hakkını Amerika’da fabrikalarda arayan kadınların acısıyla başlar. Bu oyunun içerisinde hepsi var. Çalışan, emeğini kocasının elinden almaya çalışan bir kadın var. Sürekli kendisine eziyet eden kocasının cenazesinde ağlama var, geline edilen eziyet var. Yaşamın içerisinde ne varsa 45 dakikaya sığdırmaya çalıştık.

    Kadın sorunu elbette yazmakla bitmez. Bazı hikayeler dinliyorum.Gerçekten çok trajik. Avrupa’nın göbeğinde mi bunlar olmuş diyeceğin hikayeler var. Cehalet yeni bir cehaleti doğurur. Bunu gelecek nesillere aktarmak lazım. Şiddeti normalleştirmemek lazım.”

    ELİF SONZAMANCI/KÖLN

     

  • Levent Üzümcü: Oyunumuz İskenderun’da baskılar nedeniyle iptal edildi

    Levent Üzümcü: Oyunumuz İskenderun’da baskılar nedeniyle iptal edildi

    Tiyatro oyuncusu Levent Üzümcü, 10 Ocak’ta Hatay İskenderun’da sergileyecekleri oyunun baskılar nedeniyle iptal edilmek zorunda kaldığını duyurdu. 

    Sosyal medya hesabından yayınladığı bir video ile iptali duyuran Üzümcü, oyunu sergileyecek koleje baskı yapıldığını belirterek  “Sanatın ve sanatçının hiç olmadığı kadar özgür, demokrasinin hiç olmadığı kadar ileride olduğu şu günlerde İskenderun’da oynayacağımız oyunun kolejin sahnesi, yapılan baskılar nedeniyle elimizden alındı” dedi.

  • “Karıma İnat Yaşasın Hayat” için prömiyer zamanı

    “Karıma İnat Yaşasın Hayat” için prömiyer zamanı

    Müfredat Dışı Tiyatro, Murat Muslu’nun yazıp yönettiği ‘Karıma İnat Yaşasın Hayat’ adlı 2 perdelik komedi türündeki oyunu, 19 Ekim 2018 günü saat 20.30’da tiyatroseverlerin beğenisine sunuyor. 

    Müfredat Dışı Tiyatro, Murat Muslu’nun yazıp yönettiği ‘Karıma İnat Yaşasın Hayat’ adlı 2 perdelik komedi türündeki oyunu, 19 Ekim 2018 günü saat 20.30’da tiyatroseverlerin beğenisine sunuyor. Oyunda Murat Muslu, Oğuz Tabak, Seda Elhan ve Neriman Uysal rol alıyor.

    Müfredat Dışı Tiyatro’nun sahneleyeceği ‘Karıma İnat Yaşasın Hayat’ adlı 2 perdelik komedi türündeki oyun seyircisiyle ilk kez buluşacak.

    19 Ekim Cuma günü saat 20.30’da Ataşehir Mustafa Saffet Kültür Merkezi’nde prömiyer yapacak olan oyunun yazarı ve yönetmeni Murat Muslu. Oynayanlar ise Murat Muslu, Oğuz Tabak, Seda Elhan ve Neriman Uysal. Oyunun, sahne ve giysi tasarımı Murat Muslu’ya, ışık tasarımı Hasan Demir’e, dekor realizasyonu Metin Avdaç’a, ışık ve ses operatörlüğü Zabit Erol’a, özgün müziği Onur Karabiber’e ve afiş tasarımı Murat Akkan’a ait.

    Oyunun yapımını ise Sabahattin Ali ile ilgili çektiği Sabah Yıldızı adlı belgesel filmle tanınan yönetmen Metin Avdaç’ın şirketi SineMAnus Prodüksiyon üstleniyor.

    Provaları halen süren ‘Karıma İnat Yaşasın Hayat’ adlı oyunun konusu ise özetle şöyle:

    Bahtiyar Bayram Mutlu, çocukken Yeşilçam’da oyunculuk kariyeri yapmayı planlamış ancak bunun çocuk arabeskçiler furyası yüzünden gerçekleşmeyeceğini gördüğü anda rotasını siyasete kırmış biridir. Yıllar sonra ünlü bir Yeşilçam yıldızı olamamıştır ama fırıldaklıklarıyla ünlü bir siyaset yıldızı olmuştur. Artık ünlü bir belediye başkanıdır. Bu ününü kendinden önceki solcu başkana kurduğu kaset kumpasından seçmenlerine verdiği yalan vaadlere kadar uzanan bir dizi icraata borçludur. Ancak siyasetteki kariyer hedefi sadece belediye başkanlığıyla sınırlı değildir elbette. İlerde başbakan, başkan, kral, padişah vb. olabilmeyi planlamaktadır. Ama bu planı karısı Kibriye’nin bir darbesi ile bozulur. Bu öyle bir darbedir ki Bahtiyar’ı gece vakti kendi yaptırdığı Hödüksoyar Viyadükü’nde intiharın eşiğine getirir. Ancak viyadükte intihara gelen sadece kendisi değildir. Sevgilisi Okşan’ın kocası Şaduman da oradadır. Bu gece karısını yüzünü göremediği bir erkekle basmış ve bunu onuruna yediremediği için viyadükte intihara gelmiştir.

    Oyunun biletleri tiyatrolar.com.tr ve mobilet.com üzerinden online olarak alınabilecek. Ayrıca isteyen tiyatroseverler Ataşehir Mustafa Saffet Kültür Merkezi gişesinden de biletleri edinebilecekler.

    Gişe tel: 0216 570 5000 / Dahili: 2200-2201-2202
    Ayrıntılı bilgi için iletişim: 0542 596 6464

     

  • Seyyit Garip Musa Derneği Başkanı Özer: Semah hiçbir zaman oyun olmadı – VİDEO

    Seyyit Garip Musa Derneği Başkanı Özer: Semah hiçbir zaman oyun olmadı – VİDEO

    PİRHA – Yeni eğitim müfredatında Hayat Bilgisi 3. ve 4. ders kitaplarında yer alan semahın ‘halk oyunu’ şeklinde verilmesine Seyyit Garip Musa Derneği Başkanı Güngör Özer tepki gösterdi. Seyyit Garip Musa Derneği Başkanı Güngör Özer, “Semah hiçbir zaman  oyun olmadı. Semah Allah’a ulaşmanın yoludur. Canlar kendilerinden geçerek huşu içinde hak ile bütünleşir vahdeti vücut sırrına ererler” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Yeni eğitim müfredatında 3. ve 4. ders kitaplarında yer alan semahın halk oyunları şeklinde verilmesine ilişkin Seyyit Garip Musa Derneği Başkanı Güngör Özer Pir Haber Ajansı PİRHA‘ya konuştu.

    Semahın hiçbir zaman  oyun olmadığını belirten Seyyit Garip Musa Derneği Başkanı Özer, “Semah Allah’a ulaşmanın yoludur. Canlar kendilerinden geçerek huşu içinde hak ile bütünleşir vahdeti vücut sırrına ererler” dedi.

    “YER, GÖK HER VARLIK DÖNMEKTEDİR” 

    “Semah Hz. Muhammed’in miraçta kırklar ile cem olup bütün benlikte bir nefis duygularını atıp, üryan büryan hakka ulaşmanın adı” olduğunu vurgulayan Seyyit Garip Musa Derneği Başkanı Özer, “Yer gök her varlık şu an dönmektedir. Her ne kadar bazı kişiler semahın oyun olduğunu, inanç ve amacının olmadığını söyleseler de;  bu kişiler geçmişte dünyanın dönmediğini savunan ve döndüğünü söyleyen kişiyi suçlayan aşağılayan kişilerle aynı zihniyettedir” şeklinde konuştu.

    Seyyit Garip Musa Derneği Başkanı Güngör Özer son olarak Hacı Bektaşı Veli’den şu sözlerini paylaştı:

    “Haşa ki bizim semahımız bir oyuncak değildir. Salıncak değildir. Her kim ki semahı bir oyun sayar, onun namazı kılınır değildir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA