PİRHA- Murat Sönmez, plastik kullanmayarak tamamen doğal bir şekilde ahşaptan rüzgar gülleri yapıyor. “Mersin Rüzgarı” adını verdiği ürünlerini çocukların hayalleriyle yapan Sönmez, ürünlerini Dersim’de de sergilemek istiyor.
Murat Sönmez, çocukluğundan bu yana merakı olan işi mesleğine dönüştürmüş durumda.
Çalıştığı lojistik firmasından ayrılmasının ardından iş ararken oğluna yaptığı oyuncaktan yola çıkan Sönmez, kendi tasarladığı rüzgar güllerini üretmeye başladı.
Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Baltalı köyündeki atölyesinde üretim yapan Sönmez, “Çocukluğumdan bu yana merakım vardı. Ahşapla mekaniği birleştirmek istedim ve deneme yanılmayla, yurt dışındaki arkadaşlarımdan da faydalanarak bu işi oturttum” diye konuştu.
YÜZDE YÜZ DOĞAL VE ÇEVRECİ
Sönmez, ürünlerini plastik kullanmayarak tamamen doğal bir şekilde ahşaptan yapıyor. Elektrik gücü de kullanmayan Sönmez, ürünlerinin sadece doğada rüzgarın etkisiyle hareket etmesini tercih ediyor.
Yapım aşamasında çocukların da katkı sağladığını belirten Sönmez, şöyke konuştu:
“Atölyemde düşünme aşamasından sonra yapacağım rüzgar gülünü çiziyorum, kıl testeremle kesiyorum ve son olarak da boyuyorum. Boyama ve fikir verme konusunda oğlum, yeğenlerim de bana yardımcı oluyorlar. Ayrıca Milli Eğitim Müdürlüğü’nün belirlediği okullardan hemen her hafta öğrenciler geliyor. Çocuklar burada hep görüp, öğrenip hem de eğleniyorlar. Onlar mutlu olunca ben de mutlu oluyorum”
MERSİN RÜZGARI YURT DIŞINA AÇILIYOR
Üretilen rengarenk rüzgar güllerine yurt dışından da talep yüksek. Hollanda’da da atölye kuran Sönmez, “Mersin Rüzgarı” adı verdiği rüzgar güllerini yılın belirli dönemlerinde orada üretip satıyor.
Mersin Büyükşehir ve Seyhan Belediyelerinden destek gören Sönmez, Mersin Üniversitesi’nde bu alanda atölye çalışmaları da gerçekleştiriyor.
“ÜRÜNLERİMİ DERSİM’DE SERGİLEMEK İSTİYORUM”
Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun yaptığı işleri takdir ettiğini dile getiren Murat Sönmez, ürünlerini Dersim’de sergilemek istediğini söyledi.
Sönmez, “Yaptığım işi çok seviyorum, bana mutluluk veriyor. El emeği çok değerli ve insanlar da bunu istiyor. Eksik de olsa, hatalı da olsa insanlar buna önem veriyor.
Dersim Belediye Başkanı Maçoğlu’nu takdir ediyorum, çok güzel çalışmaları var. Orada da workshop yapmak istiyorum bu vesileyle hem oraları görmek hem de ürünlerim tanınsın istiyorum” sözlerini kullandı.
PİRHA – Rengarenk Umutlar Derneği, oyuncak bekleyen çocuklar için “Oyuncak Kütüphanesi” kurdu. İkinci el oyuncaklardan oluşan Oyuncak Kütüphanesi için sosyal medyadan oyuncak çağrısı yapıldı.
Diyarbakır’ın Sur İlçesi’ne bağlı Ziya Gökalp Mahallesi’nde, daha önce de Sur içinde ‘Umut Işığı Kadın Kooperatifi’ olarak çalışma yürüten ancak sokağa çıkma yasakları ve çatışma süreciyle birlikte kapanmak zorunda kalan derneğin aktivistleri yeni bir çalışmaya imza attı.
Geçtiğimiz yıl Ziya Gökalp Mahallesi’ndeki harabeye dönmüş bir evi gönüllülerle birlikte onarıp rengarenk boyayarak çocuklar için oluşturulan bu alana ‘Rengarenk Umutlar Derneği’ adını verdi.
OYUNCAK ERİŞİMİ OLMAYAN ÇOCUKLAR İÇİN KURULDU
Oyuncağa erişimi olmayan çocuklar için kurulan; hayal gücünü, gelişimini ve becerilerini güçlendiren; şiddeti özendirmeyen, cinsiyetçiliği pekiştirmeyen ve ayrımcılığı çağrıştırmayan yeni ve ikinci el oyuncaklardan oluşan Oyuncak Kütüphanesi için sosyal medyadan oyuncak çağrısı yapıldı.
Yurtiçi ve yurtdışından gelen dayanışmayla Sur içindeki birçok çocuğa ulaşıldı. Üyelik sistemiyle işleyen kütüphaneye çocuklar gelip istedikleri oyuncağı alıyor ve 1 hafta sonra yenisiyle değiştirmek üzere geri getiriyorlar. (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Cinsiyetçi ve savaşı olağanlaştıran oyuncaklara karşı çocukların hep birlikte oynayarak barışçı bir kişilik geliştirmelerine yarıdımcı olacak oyuncaklar tasarlayıp yapıyor Baran Bülent Akdemir. Oyuncak yapmayı da, onlarla oynamayı da insanı iyileştiren bir sanat olarak ele alan Akdemir, bu uğraşını “Hayatı sanat içinde yaşama” olarak tanımlıyor.
Haberin Videosu
Baran Bülent Akdemir bir sağlık emekçisi. Travma Cerrahisi’nde uzun yıllardır çalışan Akdemir, hobi olarak da oyuncak atölyesinde boş zamanlarını geçiriyor.
“Aslında travma cerrahisinde çalıştığımız için bu iş bir şekilde bizim için terapi sayılır” diyen Akdemir, kendini sağlıkçı olmanın ötesinde oyuncakçı ve masalcı olarak tanıtıyor. Oyuncak yapmak onun için çocukluğundan bu yana gelen aile geleneği. Kurduğu bu atölyede ise hayallerini işliyor 8 yıldır.
Akdemir, “İlk ustalarım babam, amcam ve kuzenlerimdi. Sonra ustalaşarak devam ediyorum. Bunlar benim çocukluk oyuncaklarım. Biraz zamana uyarlanmış büyük halleri” diyor. Oyuncağın dışında ev dekorasyonu ürünler de tasarlayan Akdemir’in sloganı ise, ‘Hayatı sanat içerisinde yaşama’.
Kırılmayan, kolay aşınmayan ve alerjik özelliği olmayan oyuncaklar tasarlamaya çalışan Akdemir, yine kendine özgü, piyasa oyuncaklarından ziyade çocukların kendilerinin de tasarlayabildikleri oyuncaklar çıkarmayı hedefliyor. Özellikle ahşap kullanmaya çalıştıklarını söyleyen Akdemir, genelde ömrünü tamamlamış ve kesime müsait ya da kesilmiş ağaçları işliyor.
SANATI HAYAT OLARAK İŞLİYOR
Sanat için çıktıkları bu yolda nasıl bir yol izlediğini ise şöyle anlatıyor:
“Sanat ürünü aynı zamanda birçok işleve sahip olabilmeli, odaları veya evleri süslemekten ziyade işlevsel bir ürün de olmalı. Kişinin kendisini ifade edebileceği bir ürün de olmalı. Sanatı hayat olarak işleme maksadıyla başladık bu işe. Ama tabi oyuncak bizim için bu işin en olmazsa olmazı. Talep edenin ya kendi çizimleri hayal gücünü kullanarak onunla ortaklaşarak yapabiliyoruz. Ya da bizim kendi hayal gücümüzle tasarladıklarımız oluyor. Kopyalamıyoruz ama bilindik ürünleri yaptığımızda olur. Yine de onların şekillerine değiştirerek atölye misyonuna uygun hale getiriyoruz.”
Çocukların gelişiminde önemli bir faktör olan oyuncakları ile piyasadaki cinsiyetçi oyuncaklara karşı bir duruş da sergiliyor Akdemir.
Çocukların kendilerinin de tasarlayabildikleri, ailelerin hayal ettikleri veya eğitim araç gereci şeklinde oyuncaklar çıkaran Akdemir sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Çocuklar, ileride yapacakları mesleklerden kişiliklerine kadar, aslında oyuncaklar aracılığıyla aileleri ve toplum tarafından belirleniyor. Bunun doğru olmadığına inanmadığımız için şunu yapmaya çalışıyoruz. Unisex oyuncak üretmeye çalışıyoruz. Hem kız çocuklara hem de erkek çocuklara hitap edebilecek oyuncak çıkarmaya çalışıyoruz.
Oyunu kurgulayan oyuncak değil oyunla birlikte kendini kuran oyuncak hevesiyle yola çıktık. Çocuk hayal gücünü oyuncak üzerinde gerçekleştirebilsin ya da hayal gücünü oyuncağıyla geliştirebilsin diye. Çünkü aslında bir karşı duruştur. Bütün topluma karşı ‘siz yanlış bir rol benimsemişsiniz’ ama doğrusu budur ideasıdır. Bu çok dik ve iğneleyici şekilde değil de daha estetik daha insani ve biraz daha çocukça yapmaya çalışıyoruz.”
EZBERCİ EĞİTİM SİSTEMİ DIŞINDA YARATICI OYUNLAR İÇİN OYUNCAKLAR
Ezberci bir eğitim sistemine karşı da oyuncaklar üreten Akdemir, “Biz bunu ezberden ziyade oyunu eğitime dönüştürmüş bir oyuncak hem birkaç şeyi aynı anda öğrenebildiği ve birbirine entegre edebildiği oyuncaklar üretmeye çalışıyoruz. Bu maksatla kendi tasarımlarımızı yapıyoruz” diyor.
Bu oyuncakları çocuklar kadar yetişkinlerin de oynayabileceğini söylüyor Akdemir:
“Oyuncaklar bir yaşından biz 20 yaşına kadar diyoruz. Ama daha üstü de var. Benim için hayat bir oyun şeklidir. Yaptığım oyuncaklarla önce kendim oynuyorum. Eğer çocuklarıyla diyalog kurmak istiyorlarsa etkin bir diyalog kurmak için biz bu oyuncakları yapboz ya da oyunu kur şeklinde yaptığımız için yetişkinler eğitim kısmında burada. Ama bazen öyle oyuncaklar tasarlamaya çalışıyoruz ki yetişkinler de oynayabiliyorlar.”
LÖSEMİLİ ÇOCUKLARA OYUNCAK ÜRETTİLER
Oyuncak yapmanın yanı sıra sosyal sorumluluk projeleri de geliştiren Akdemir, lösemili çocuklar için ürettiği oyuncağa ilişkin ise şu bilgileri veriyor:
“Uzun süre yatma ihtiyacı duyduğu için bu hasta çocuklar aileleriyle onlara tedavi verecek hemşire ve doktorlar veya diğer sağlık personeliyle iletişim kurmaları için bir oyuncak üretme ihtiyacı duyduk. Ama aynı çocuk aynı oyuncakla aynı dakikada oynarsa ne olacak? O zaman şöyle dedik, aynı çocuk beş oyunu bir defada oynayabilir ya da beş çocuk aynı oyunu aynı dakikada oynayabilir şeklinde tasarladık. Bir baktık ki yetişkinler de çocuklar da ya da sağlık çalışanları da bundan büyük bir haz alıyorlar çünkü bir topluluk oluşturabiliyorsunuz. Kolektif bir oyun oluşturuyorsunuz ama aynı oyunu oynamıyorlar çocuklar, beş ayrı oyunu oynuyorlar. Şunu öğrenme şansımız oldu: Biz artık oyunlardan, oyuncaklardan çocukluğumuzdan, çocukça düşlerimizden çok uzağız. Biraz daha yakınlaşmamız ve insani hal almamız için gerekliliğimizi yeniden keşfetmemiz için böyle oyuncaklara ihtiyaç duyuluyor.”
Bu atölyenin ekibi aynı zamanda duvar ressamlığı da yapıyor. Çalıştığı hastanede ağırlıklı çocuklarla etkinlik şeklinde yaptıklarını söyleyen Akdemir, “Hasta, hasta yakınları, hemşire, hastane çalışanlarının hepsi bizimle çalıştılar. Duvarı hem tual olarak kullanıyorlar hem de biz onlara renk algılarını veya kolektif yaşam şekillerini resim çizerken anlatmış oluyoruz” diyor.
OYUNLA BARIŞÇI BİR HAYATI ÖĞRENİYORUZ VE ÖĞRETİYORUZ
Akdemir oyuncaklarla barış vurgusu yaparak sonlandırıyor: Oyun uzlaşmak demektir. Biz oyunla hayatı öğreniyoruz. Biz oyunla hayatı öğrenmeye devam edeceğiz. Oyunla hayatı öğretmeye de devam edeceğiz. Oysa bizim için insan doğasıyla savaşmanın çok ters bir şey olduğunu biliyoruz zaten. Ve bu doğayı işlerken kendi doğallığıyla işlemeye gayret ediyoruz. Savaş çok suni bir yapıdır.”
Söyleşi sonrası Baran Bülent Akdemir, masal anlattı.
Oyuncaklar için internet üzerinden Facebook ve youtube’de bulunan sanatanka sayfalarından ulaşılabilir.