Etiket: Oyuncular

  • PİRHA, ‘Elif Ana’ filminin setindeydi: Bitmesini istemediğimiz bir öykü-VİDEO

    PİRHA, ‘Elif Ana’ filminin setindeydi: Bitmesini istemediğimiz bir öykü-VİDEO

    PİRHA- Maraş yöresinde, ‘Elif Ana/Ate Elif’ olarak bilinen Elif Sugan’ın hayatını işleyen ‘Elif Ana’ filminin çekimleri devam ediyor. PİRHA ekibi olarak Elif Ana filminin setine girerek yönetmen, yapımcı ve oyuncular ile konuştuk. Elif Ana karakterine can veren Oyuncu Aliye Uzunatağan, “Elif Ana çok özel sezgileri olan, üçüncü gözü yani gönül gözü açık bir kadın. İhtiyacı kadar olanı alıp, geri kalanı da yoksullara dağıtan bir kadın. Elif Ana gibi hırslardan, kinden uzak durmalıyız” dedi. 

    Maraş Pazarcık’a bağlı Pulyanlı (Akdemir) köyünde 1903 yılında dünyaya gelen ve bölge içerisinde kişiliği ve yol yürütücülüğü ile tanınan Elif Sugan’ın (Elif Ana) yaşamı beyaz perdeye aktarılıyor.

    Senaristliğini Nihat Behram, Semir Aslanyürek ve Kazım Öz’ün yaptığı, yönetmenliğini Kazım Öz ve Semir Aslanyürek’in paylaştığı filmde Elif Ana karakterini Aliye Uzunatağan canlandırıyor.

    Filmde İlyas Salman, Sermiyan Midyat, Cezmi Baskın, Füsun Demirel, Orhan Aydın, Turgay Tanülkü, Cansu Fırıncı, Ökkeş Sevimli, Ali Sürmeli, Necmettin Çobanoğlu, Rıza Sönmez, Muhlis Asan, Erdal Ayna, Kazım Çarman, Levent Üzümcü, Metin Coşkun ve Eray Türk gibi oyuncular da yer alıyor.

    FİLM, ELİF ANA’NIN HAKK’A YÜRÜDÜĞÜ 31 EYLÜL 2022’DE VİZYONA GİRECEK

    Müziklerini Erkan Oğur’un yaptığı ‘Elif Ana’ filmi, Elif Ana’nın Hakk’a yürüdüğü 31 Eylül 2022’de vizyona girecek.

    Pazarcık ilçesinde dünyaya gelen ve insanlara yardım severliği ile ün salan, bilge kişiliği ve yol yürütücülüğü ile bilinen Elif Ana’nın hayat hikayesi beyaz perdeye uyarlandı.

    PİRHA olarak mihman olduğumuz Elif Ana filminin setinde yapımcı, yönetmen, genel sanat yönetmeni ve yönetmenler ile filmi konuştuk.

    “TİTİZ DAVRANILARAK HAYATA GEÇMELİ”

    Filmin yapımcılarından Oyuncu Kazım Çarman, Elif Ana filminin titiz davranılarak hayata geçmesi gereken bir proje olduğunu vurgulayarak, “Elif Ana projesi yıllardır düşünülen projeydi. Bu projede en iyisini yapmaya çalıştık. Böylesi bir kadroyu bir araya getirmek zor. 4 haftadır çekimler devam ediyor. Bu bıçak sırtı giden bir proje. Çok daha titiz davranarak proje hayata geçmeli. 31 Eylül 2022 tarihinde vizyona girecek. Elif Ana’nın ölüm yıl dönümü. Türkiye’de ve Avrupa’nın 27 ülkesinde gösterime girecek. Elif Ana üstüne düşüne yaptı, şimdi sıra bizlerde. İyiliğe giden bu yolda da bizlerde Elif Ana’yı dünyaya tanıtalım” dedi.

    “KAYNAKLARIMIZI ONU TANIYAN DEDELER, İNSANLAR VE AİLESİ OLARAK BELİRLEDİK”

    Filmin diğer yapımcılarından Ökkeş Sevimli ise, Elif Ana filmi için kaynaklarını bölgedeki büyüklerden, dedelerden, onu tanıyan insanlardan ve ailesinden belirlediklerini kaydederek, “Bu projeyi 5 yıldan beri düşünüyorduk. 30 yıldır Avrupa’dayım. Kendi örf ve adetlerimizi bizden sonrakilere aktarabilmek ve Avrupa’da doğan çocuklarımıza kültürümüzü, inancımızı tanıtmak için böyle bir projeyi planladık. Bu camiaya uzağız ve ilk projemiz. Elif Ana’yı anlatmak gerçekten de zor. Dikkat etmek, farklı yerlere çekmemek gerekiyor. Kaynaklarımızı büyüklerimizden, dedelerimizden, Elif Ana ile birebir yaşayan insanlardan, ailesinden ve çocuklarından bilgi alarak belirledik. Bu bilgileri bir araya getirerek senaristimiz ile paylaştık. Genel tepkileri şimdiden görmek erken. Elbette gelen eleştiriler ile yeni bir şeyler yapılmak istenirse daha dikkatli olacağız. İstiyoruz ki herkes bu projeye destek versin” ifadelerini kullandı.

    “ELİF ANA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK ELBETTE ZOR” 

    Elif Ana’nın eşini canlandıran Oyuncu Necmettin Çobanoğlu, 1990’lı yıllarda çekilen ve Maraş’lı bir ailenin hikayesini konu alan film çekimlerinde Elif Ana ile tanıştığını dile getirdi. Elif Ana gibi değerli bir şahsiyetin filminin çekilmesinin kendilerini mutlu ettiğini ifade eden Çobanoğlu, “Elif Ana tarihi bir kadın. Filmin çekileceğini duyunca çok heyecanlandım. Elif Ana’yı bireysel olarak da tanıyordum. 1990’lı yıllarda Maraşlı bir ailenin hikayesini konu alan ‘Umuda Yolculuk’ filmi çekilirken kendisini görmüş, elini öpmüştüm. Kadının ülkemizde çok değersiz olduğu biliyoruz. Yoklukla geçen 84 yıllık yaşamında tek lokmasını dahi herkes ile paylaşmış bir Elif Ana. Elbette böylesi bir insanın filmini çekmek çok zor. Böylesi değerli bir insanın hayatını çektiğimiz için çok mutluyuz. Çok iyi oyunca kadrosu ve ekip var. Umarız başarırız ve nokta atış yapacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu.

    “ELİF ANA, YAŞANMIŞ VE BİTMESİNİ İSTEMEDİĞİMİZ BİR ÖYKÜ” 

    Filmin hem Genel Sanat Yönetmenliğini hem de oyuncusu olan Orhan Aydın, Elif Ana’nın öyküsünün iyiye, doğruya ve doğaya adanmış bir yaşam olduğunu dile getirerek, “Kısa bir zaman dilimi içinde bu projeyi hayata kattık. Oyuncu geçidi diyebileceğimiz bir kadro var. Nurhak Dağı’nın eteğinde, Pazarcık’ta daha sonra da Adana’da onlarca insanla buluşacağız. Sevinçli bir iş hayata kattığımızı düşünüyoruz. Elif Ana’nın öyküsü bütün yaşamını iyiliğe, doğruya, doğaya ve insana adamış bir öyküdür. Yaşanmış ve bitmesini istemediğimiz bir öykü. Burada vurma, cinayet, katliam ve düşmanlık yok. Bütün bunları hakim olduğu bir dünyada bizler insanlığa iyilik elimizi Elif Ana’nın aracılığıyla uzatıyoruz” dedi.

    “ELİF ANA GÖNÜL GÖZÜ AÇIK BİR KADIN”

    “Elif Ana çok özel sezgileri olan, üçüncü gözü yani gönül gözü açık bir kadın” diyen ve filmde Elif Ana karakterine can veren Oyuncu Aliye Uzunatağan da, “Elif Ana çok özel bir insan. Bu rol bana teklif edildiğinde ben Elif Ana’yı tanıyordum. Onu tanıyanlar ile sohbet ettim. Çocukları, gelinleri kendisini anlattı. Keşke dünya Elif Ana gibi olsa da bütün kötülükler bitse. Elif Ana çok özel sezgileri olan, üçüncü gözü yani gönül gözü açık bir kadın. İhtiyacı kadar olanı alıp, geri kalanı da yoksullara dağıtan bir kadın. Doğa da, hayvan da, kuşta, çiçekte hepsi onda bir, hiç ayırt etmeden seviyor. Elif Ana’yı oynamakta çok korktum, çünkü çok özel biri. Elif Ana gibi hırslardan, kinden uzak durmalıyız” diye konuştu.

    “ORTAK BİR DEĞERİN FİLMİNİ YAPARAK RIZALIK ALDIK”

    Filmin yönetmenlerinden Kazım Öz, bir sanat tartışmasında olacak tüm destek ve eleştirilerin bu filmde de gelişeceğine değinerek şöyle konuştu:

    “Geçen sene proje için bir hazırlık yapılmıştı ve daha sonra bana geldi. Proje ve senaryo toparlanarak yeniden yazıldı. 1 aydır da çekimleri başladı. Elif Ana’nın hayatından hareketle bu filmi çekiyoruz ve bu kurmaca bir film. Bölgede yapılan araştırmalar ve önceki senaryolardan yararlanarak bu film toparlandı. Bende bölgede çeşitli araştırmalar yaparak senaryoya son halini vermiş oldum. Kaynak olarak da onu tanıyan, yazan ve onu araştıranlarla diyalog sonucunda olayları toplayarak kurmaca bir film yaptık. Ailesiyle sıkı bir diyalogdayız ve yeğeni de bir sahnede oynuyor. Ortak bir değerin filmini yapıyoruz ve bu konuda da rızalık aldık. Mutlaka buna destek olanlar ve eleştirenler de olacak. Bir sanat tartışmasında olacak her şeyi elbette bunda da yaşayacağız. Filmi önümüzdeki yıl Elif Ana’nın ölüm yıldönümüne denk getirmeyi planlıyoruz. Film medyada çok yoğun yer aldı, halk tartışıyor ve içinde bulunmak isteyen yüzlerce insan oldu.”

    “FİLME YOĞUN İLGİ İŞİMİZİ DE ZORLAŞTIRIYOR”

    Filmin bir diğer yönetmeni Semir Arslanyürek ise, herkesin Elif Ana filmine yoğun ilgi ve beklentinin işlerini de daha zorlaştırdığını vurgulayarak, “Hem bana hem de Kazım Öz’e bu film teklifi geldi. Filmi beraber yapma kararı aldık. Senaryo bir çok elden geçmişti ve en son bize geldi. Sil baştan redakte edildi. Filmin çekimleri için mekanları ziyaret ettik. Elimizden geldiğince ailesi ve onu tanıyanlarla ciddi bir araştırma yaptık. Elif Ana’nın çocukluğundan gençliğine ve ihtiyarlığına kadar birçok dönemini anlatacağız. Herkes filme çok ilgi duyuyor ve bu da işimizi daha da zorlaştırıyor. Umut ediyoruz ki iyi bir şey ortaya koyacağız” ifadelerini kullandı.

    Ersin ÖZGÜL-Mehmet KOCAMER/MARAŞ

     

  • Valilik yasağına rağmen tiyatrocular Kadıköy’de buluştu

    Valilik yasağına rağmen tiyatrocular Kadıköy’de buluştu

    İstanbul Valiliği’nin 27 Mart Dünya Tiyatro Günü yürüyüşünü yasaklamasına tepki gösteren Kadıköy Tiyatroları Platformu, Oyuncular Sendikası üyeleri ve birçok sanatsever, Kadıköy’de bir araya geldi.

    Kadıköy Tiyatroları Platformu, Oyuncular Sendikası üyeleri ve birçok sanatsever, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü kutlama amacıyla Kadıköy’de bir araya geldi. Çok sayıda sanatçı ve sanatsever, İstanbul Valiliği’nin Dünya Tiyatrolar Günü yürüyüşünü yasaklamasına tepki göstererek “Bir replikle değişir dünya, bir haykırışla” yazılı pankart ile birlikte Kadıköy Süreyya Operası önüne yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşe aynı zamanda oyuncu olan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Barış Atay ve CHP Milletvekili Sera Kadıgil de destek verdi. “Yaşasın özgür tiyatro”, “Sanat engellenemez” dövizlerinin taşındığı yürüyüşte sıklıkla “Özgür sanat, özgür tiyatro”, “Gel bakalım, gel bakalım tiyatroya gel bakalım” sloganları atıldı.

    “SAHNEDEN BİR SÖZ SÖYLENİYORSA O TÜM İNSANLIĞA FISILDANAN BİR SÖZDÜR”

    Süreyya Operası önüne gelindiğinde Kadıköy Tiyatroları Platformu adına Volkan Yosunlu konuşma yaptı. “Sahnelerimizi birer birer kapatıp bu ülkeyi daha çok karanlığa itmek isteyenleri biliyoruz, Kadıköy Tiyatroları Platformu buna karşı ışık olmaya devam edecek” diyen Yosunlu şöyle devam etti: “Linç kampanyalarııyla meslektaşlarımıza karşı yöneltilen suçlamalara karşı hep bir arada olduk ve bir arada olacağız. Bugün aslında bunu da kutlamanın günü, aslında sanatla birlikte hayata değer katanların günü. Sizin, bizim, hepimizin ortak günü. Çünkü sahnede bir söz söyleniyorsa biliniyor ki o aslında hayata söylenen bir sözdür. Çünkü sahneden bir söz söyleniyorsa o tüm insanlığa fısıldanan bir sözdür.”

    “BİZE ENGELLERLE DEĞİL, BİLETLERLE GELİN”

    Yürüyüşün, yerel seçimlerin bahane edilerek yasaklanmasına tepki gösteren Yosunlu, açıklamasını “Burada bir güvenlik sorunu yok, bir zihniyet sorunu var ve bu zihniyet sorununa karşı Kadıköy’de üretim yapan tüm sanat emekçileri ve seyirciler bunun farkında. Yetkilileri, bizim karşımızda yasaklarla değil; Kadıköy çevresinde onlarca sahnede bulunan yüzlerce topluluğun oyunlarını izlerken görmek istiyoruz. Bize engellerle değil, biletlerle gelin lütfen!” sözleriyle sona erdirdi.

    “TİYATRO TOPLUMU İYİLEŞTİRİR”

    Basın açıklamasını, Oyuncular Sendikası adına Serdar Orçin okudu. “’Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü farklı duygularla kutluyoruz’ demek isterdim ama yine aynı duygularla kutluyoruz” diyerek konuşmaya başlayan Orçin, “Tiyatro var olduğu günden beri yasaklara ve baskılara uğramaktadır. Sebepleri bütün dönemlerde ve coğrafyalarda ufak tefek değişiklikler gösterse de özünde hep aynıdır. Çünkü bilinir ki tiyatro, toplumu iyileştirir. Yönetenlerin, erk sahiplerinin kör etmeye çalıştığı gözleri, çürütmeye çalıştığı vicdanları iyileştirir” diyen Orçin, “Son yıllarda da bu baskılar dönemin koşullarına göre şekil değiştirmiş, sinsi taklitlerle engellenen oyunlar, baskılar yüzünden kendine salon bulamayan ya da tahsis edilen salonları sürekli tamirata sokularak ellerinden alınan tiyatrocular, sosyal medyada beyan ettiği fikirlerinden ya da yüzyıllardır oynana gelen oyunlara sahnede getirdikleri yorumlardan ötürü hapis cezası alan Nazlılarımız, Dostlarımız var” diyerek tutuklu tiyatro sanatçıları Nazlı Masatçı ve Cenk Dostverdi’yi de andı.

    Her türlü engele rağmen büyümeye devam edip daha fazla seyirciye ulaşıldığını aktaran Orçin, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son verilerine göre 2016-2017 sezonunda sadece İstanbul’da özel tiyatroların toplam seyirci sayısının 1 milyon 850 bin civarına geldiğini, 2018-2019 sezonunda ise İstanbul sahnelerinde 215 yeni oyunun sahnelendiğini ve 2 milyon seyircinin aşıldığını ifade etti.

    “YAŞASIN ÖRGÜTLÜ DAYANIŞMA, YAŞASIN TİYATRO”

    Orçin konuşmasını “Biliyoruz ki tiyatrolar hep engellenmeye çalışıldı, çalışacak. İşte bu sebeple biz her koşulda aklımızla, fikrimizle, vicdanımızla, yeteneğimizle, değişmenin ve dönüşmenin yolunu bulmaya ve tabii ki birlikte dayanışma içinde durmaya, örgütlü olmaya, kendi gücümüzle kendimizi ve toplumumuzu iyileştirmeye ve umut olmaya devam etmeliyiz. Yaşasın örgütlü dayanışma, yaşasın özgür tiyatro” diyerek sonlandırdı.