Etiket: ozan der

  • Halk ozanı Abuzer Karakoç, Ankara’da anıldı- VİDEO

    Halk ozanı Abuzer Karakoç, Ankara’da anıldı- VİDEO

    PİRHA- Sivas Gürün Yuva-Külahlı Köyleri Derneği, Sivas Gürün Alacamezar Köy Derneği ve Halk Ozanları Kültür Derneği halk ozanı Abuzer Karakoç’u anma etkinliği düzenledi.

    Sivas Gürün Yuva-Külahlı Köyleri Derneği, Sivas Gürün Alacamezar Köy Derneği ve Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan-Der) halk ozanı Abuzer Karakoç’u anma etkinliği düzenledi. Yuva-Külahlı Köyleri Derneği’nde yapılan anma etkinliğine çok sayıda yurttaş katıldı.

    “ABUZER KARAKOÇ, BU TOPRAKLAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR OZAN”

    Etkinliğin sunuculuğunu yapan Ozan-Der yönetim üyesi Sefa Güneş, Abuzer Karakoç’un hayatı anlatarak etkinliği başlattı. Güneş, “Abuzer Karakoç, 1952 yılında Sivas’ın Gürün İlçesine bağlı Alacamezar köyünde doğdu. 70’li yıllarda birçok kez tutuklandı. 1980’de yine cezaevine girdi. Altı yıl cezaevinde yattı. Bu dönemde kan kanserine yakalandı. 1989 yılında farklı bir pasaport ile yurt dışına çıkmak zorunda kaldı. Paris’e yerleşti. Paris’te kanserden öldü” diyerek albüm çalışmalarını da aktardı.

    Yuva Külahlı Köyleri Dernek Başkanı Yusuf Gölpınar ve Alacamezar Köy Dernek Başkanı Orhan Özülüş konuşmalarında katılan herkese teşekkürlerine sunarak, Abuzer Karakoç’un bu topraklar için çok önemli bir ozan olduğunun altını çizdiler.

    “KARAKOÇ HEM ANADOLU HEM DE DEVRİM TÜRKÜLERİNİ EN İYİ BİÇİMDE DİLE GETİRİRDİ”

    Hasan Tatar, Abuzer Karakoç’un halk kültürü açısından önemli bir köşe taşı olduğunu söyleyerek, “Maalesef unutulmuş, unutturulmuş, itilmiş bir ozan gibi görülüyor Abuzer Karakoç. Oysa o gerek Anadolu türkülerini gerekse devrim türkülerini en iyi biçimde dile getiren bir insandı. Abuzer abiyle biz 1973 yılında bir turneye çıktık” dedi.

    Nurgül Ateş, “Ben de küçük yaştan itibaren Abuzer Karakoç’u yine benim büyüklerim sizler gibi devrimci yürekler, halkın içinden olanlar, abilerim bana aşıladılar. Burada olmaktan çok gurur duyuyorum çünkü Abuzer Karakoç’u dinlerken hem sesinden, hem yorumundan, duruşundan Pir Sultan Abdal’ı anımsıyorum. Onun dik duruşunu, onun serzenişlerini, halkının yanında oluşunu anımsıyorum” diye konuştu.

    Ozan-Der Başkanı Kenan Şahbudak ise Ozan-Der’in ozanları anma etkinliklerine devam edeceğini belirtti. Şahbudak, “Ozan-Der, 50. Yılında ozanlık geleneği adına iyi şeyler yapmaya çalışan bir kurumdur. Sefa hocam yönetim kuruluna geldiğimiz zaman biz konserler düzenliyoruz ama gelemeyenler için biz onların ayağına gitsek nasıl olur dedi. Ben hemen çok iyi olur dedim. Bu projenin ilk etkinliğidir, bu etkinliğin devamı gelecek. Abuzer Karakoç’un anmasını kendi yöre derneğinde yapmak istedik diğer ozanların anmalarını da kendi yöre derneklerinde istiyoruz. Unutulmuş, unutulmaya yüz tutmuş, bu geleneğin içinde çok emek vermiş ozanlarımızı da anmak istiyoruz” dedi.

    Anma etkinliği; Hasan Tatar, Nurgül Ateş, Sefa Güneş ve Kenan Şahbudak’ın müzik dinletisi ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Kainatın Aynasıyım’ diyen Aşık Daimi, Ankara’da anıldı-VİDEO

    ‘Kainatın Aynasıyım’ diyen Aşık Daimi, Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan Der), Aşık Daimi’yi, Hakk’a yürüyüşünün 41. yılında andı. Daimi’nin eserlerinin seslendirildiği programda, edebi kişiliği ve yaşamına dair de anlatımlar sergilendi.

    Halk Ozanları Kültür Derneği, 1983 yılında Hakk’a yürüyen Aşık Daimi için anma programı düzenledi.

    Petrol İş Sendikası toplantı salonunda yapılan anma programının sunumunu Ozan Der Genel Başkanı Kenan Şahbudak yaptı. Ozan Der’in kuruluşunun 50. yılını kutladıklarını belirten Şahbudak, bağlama ve koro çalışmalarının yanısıra şiir atölyelerinin de sürdüğünü söyledi. Şahbudak, her pazartesi Dertli Divani ile aşıklık ve zakirlik geleneğine dair atölye çalışmalarının da sürdüğü bilgisini paylaştı.

    Sanatçı Kenan Şahbudak, konuşmasında “Aleviliğin özünde aşk ve sevgi var olmuştur, bunu lütfen bırakmayalım. Dün Daimi’nin birçok eserini seslendiren Ali Ekber Çiçek’in de ölüm yıldönümüydü. Onu da buradan anıyoruz” diye ekledi.

    “BİN SAYFALIK KİTABI İKİ SÖZCÜKTE VERMİŞTİR”

    Anma programında Yazar Süleyman Zaman, Aşık Daimi’nin edebi kişiliğine dair sunum yaptı. Daimi’nin eserlerindeki derinliğe vurgu yapan Zaman, şunları söyledi:

    “Ozanlar, korkusuzca sorunları dile getiren ve bedel ödemeye göze alandır. Alevilik, Bektaşilik yasaklı bir inançtır. Dolayısıyla Aleviliğin bugüne kadar aktarılmasına ozanlar sebrp olmuşlardır. Dolayısıyla ozanlar geçmişi geleceğe aktaran önemli bir işlevsellik taşımıştır. Bu anlamda ozanları. Derileri yüzülmüş, asılmış, işkence görmüştür. Her ödenen bedel bir güce dönüşmüştür. Alevi inancını geleceğe en iyi yansıtanlardan birisi de İsmail Aydın (Aşık Daimi) olmuştur.

    ‘Kainatın aynasıyım’ deyişi ile bin sayfalık kitabı iki sözcükte vermiştir. Zihin gözü açık bir insandı Daimi. Aleviliğin, Bektaşiliğin ne demek olduğunu anlamak istiyorsak ozanların diline bakmamız gerekir. Ozanların ütopyaları, gelecek düşü vardır. Alevilikte de Rıza Şehri ütopyası vardır.
    Aşık Daimi yaşamı boyunca en güzel tezeneyi vurmuş, en güzel sözleri söylemiştir. İnsan sever, kamil bir yapısı vardı. Çok önemli dizeler yaratmıştır, onlar bize ışık oldu ve enerji verdi.”

    “YAŞAMIN SIRRINA ERMİŞ BİR İNSAN”

    Aşık Daiminin kızı Yadigar Orhan da program dahilinde konuşma yaptı. Ailesinin inanç kimliği nedeniyle birçok sürgüne maruz kaldığını belirten Orhan “Aşık Daimi Tercan’ın geliştirdiği bir ozan. ilk eserini 16 yaşında yazmıştır. Ozan olduktan sonra Anadoluyu köy köy gezmiş, halkın gözü, kulağı olmuş. Aşık Daimi eğitime çok önem verirdi. O nedenle İstanbul’a göç etti. Bıraktığı eserler umarım bize ışık olur. Daimi, yaşamın sırrına ermiş bir insandı” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Deyişlerin Dili’ atölye çalışması başladı: Yol’a gönül verenlere hizmet içi eğitim -VİDEO

    ‘Deyişlerin Dili’ atölye çalışması başladı: Yol’a gönül verenlere hizmet içi eğitim -VİDEO

    PİRHA – Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan-Der), 50. yıl etkinlikleri kapsamında “Deyişlerin Dili” adlı atölye çalışmasına başladı. Derneğin Başkanı Kenan Şahbudak, genç kuşağın, deyişlerdeki birçok kelimenin anlamını bilmediğine işaret ederek “Edep ve erkanla ilgili bir eğitim çalışması gibi düşünebiliriz” diye konuştu.

    Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan-Der) 50. yıl etkinlikleri kapsamında “Deyişlerin Dili” isimli atölye çalışmasının ilkini yaptı. Yoğun talebin oluştuğu programda aşıklık, zakirlik ve ozanlık üzerine söyleşiler gerçekleştirilecek.

    Derneğin Ankara’daki adresinde yapılan çalışmalarının başında 2010 yılında UNESCO tarafından “Yaşayan insan hazinesi” ilan edilen Ozan-Der üyesi Dertli Divani yer alıyor.

    “EDEP VE ERKANLA İLGİLİ BİR EĞİTİM”

    10 hafta boyunca her pazartesi saat 19.00 ile 21.00 saatleri arasında yapılacak çalışmaların detaylarına dair Ozan-Der Başkanı Kenan Şahbudak bilgi verdi. Halk Ozanları Kültür Derneği’nin 50. kuruluş yıldönümü sebebiyle böyle bir çalışmaya imza attıklarını söyleyen Şahbudak, şu bilgileri verdi:

    “Derneğimizin 50. yılı sebebiyle birçok etkinliğe başladık. Bunlardan bir tanesi de UNESCO tarafından ‘Yaşayan insan hazinesi’ ilan edilen ve çalışmalarını bu yönde faydalı bir şekilde sürdüren, aynı zamanda Ozan-Der’in de üyesi olan Dertli Divani’ye daha önce yapmış olduğu Mekteb-i İrfan çalışmalarından kaynaklı teklif götürdüm. ‘Bir benzer çalışmayı mutlaka Ozan-Der’de yapmalıyız’ dedim. Farklı olan yanı ise şu: ‘Ozanlık, aşıklık geleneği ve deyişlerin tasavvuf dilinin özellikle çözümlenmesinde deyişler ne anlatıyor’ konuları ile ilgili bir nevi eğitim, yani atölye çalışması olarak bunu düşünebiliriz.

    “HER HAFTA 50 KİŞİYLE MUHABBET”

    Her pazartesi günü 19 ile 21 saatleri arasında yaklaşık 50 kişi ile muhabbet yapacağız. Toplamda bu çalışma 10 hafta sürecek. Bu muhabbetin arkasından da büyük bir konser yapacağız. Konserde her hafta Dertli Divani ve saz ekibi ile çalıştığımız deyişlerin yer aldığı halka açık bir konser yapacağız. Buradaki esas amacımızı bir tür hizmet içi eğitim olarak düşünün. Ozanların, aşıkların, bu Yol’a gönül vermiş olan kişilerin kendini yetiştirmesiyle; edep ve erkanla ilgili bir eğitim çalışması gibi düşünebiliriz. Bu büyük vakıflar neden bu işi yapmazlar diye hep aklımda bir düşünce vardı. İşte dedeler, aşıklar, ozanlar, kendi kendini neden geliştirmez anlamında bir düşünceydi bu. Bir erkan bütünlüğü neden olmuyor diye düşüncelerim vardı ve sonuçta biz bunu Ozan-Der’de yapabiliriz dedik.”

    “AŞIK VE OZANLARA YÖNELİK HİZMET İÇİ EĞİTİM”

    Derslerin içeriğine dair de konuşan Ozan-Der Başkanı Kenan Şahbudak, şunları kaydetti:

    “Örneğin Aşık Veysel’in bir deyişini satır satır inceleyeceğiz. Aşık Veysel o dizelerde ne demek istemiş? Genç kuşak, türkülerin, özellikle de tasavvuf dili ile yazılmış olan deyişlerdeki birçok kelimenin anlamını bilmiyor. Hatta yanlış söylemler de oluyor. Bunları açıklayıp, saz ekibimizle icra ederek hem anlatacağız hem slayt gösterisi yapılacak hem de saz ekibimiz en sonda o deyişi icra etmiş olacak. Ama bunun içinde sadece bunu saz söz anlamında değil, bir bütün olarak düşünmemiz gerekiyor. Bir örnek verecek olursam; Vahdet-i vücut ya da vahdet-i mevcut ne demektir? Enel Hakk ne demektir? Kabe ne demektir? Şairler, ozanlar bunları yazıyor ama yazılan kelimenin manasını bilmiyor. Mesela ‘levh-i kalem’ diye yazılmış. ‘Nedir bu?’ diye soruyorum ama anlamı yok. Dolayısıyla hedefimiz yazan, çizen aşık ve ozanlara yönelik hizmet içi bir eğitim olacak. Bu geleneği, bu Yol’u öğrenmek isteyen gençlerimiz de çok, sadece Alevi-Bektaşilerin geldiği bir etkinlik de olmayacak bu. Bu felsefeye inanmış herkese açık bir çalışma diyebiliriz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ozan-Der’den 10 hafta sürecek ‘Deyişlerin Dili’ atölyesi

    Ozan-Der’den 10 hafta sürecek ‘Deyişlerin Dili’ atölyesi

    PİRHA – Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan-Der), 50. yıl etkinlikleri kapsamında “Deyişlerin Dili” adı altında atölye düzenleyecek. Dertli Divani’nin yürüteceği çalışmada, deyiş ve nefes türleri, Vahdet-i mevcut-Vahdet-i vücut kavramları ile aşıklık, zakirlik ve ozanlık geleneği üzerine sohbetler yapılacak.

    Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan-Der) 50. yıl etkinlikleri kapsamında “Deyişlerin Dili” başlığı altında aşıklık, zakirlik ve ozanlık üzerine atölye çalışmaları başlatacak.

    Derneğin Ankara’daki adresinde yapılacak muhabbet ve atölye çalışmalarının başında 2010 yılında UNESCO tarafından “Yaşayan insan hazinesi” ilan edilen Ozan-Der üyesi Dertli Divani yer alacak.

    Atölye çalışmasının 25 Mart 2024 itibariyle başlayacağını duyuran Ozan-Der, 10 hafta boyunca her pazartesi saat 19.00 ile 21.00 saatleri arasında iki saatlik program yapılacağını açıkladı.

    Sohbetler dahilinde ‘Deyiş ve nefes türleri, batini inanç ve değerler açısından Vahdet-i mevcut-Vahdet-i vücut kavramı, cemlerde aşıklık, zakirlik ve ozanlık hizmetleri’ üzerine görüşler sunulacağı duyuruldu. Yapılacak muhabbetlerin, öncelikle dernek üyelerine yönelik olduğunu açıklayan Ozan-Der, “Derneğimiz dışından da ilgi duyan müzisyen, yazar, şair ve bilgilenmek isteyen her can katılabilecektir. Katılan dostlar, bizi arayıp kesintisiz olarak bütün muhabbetlere katılacak şekilde kaydını yaptırabilirler. Muhabbetler, belirtilen saatlerde kesin olarak başlayıp bitecektir. Geçerli mazereti olup herhangi bir muhabbete gelemeyen, o muhabbetin kaydını bir sonraki muhabbete gelmeden önce izleyip, dinleyecek ve sonraki muhabbete öyle katılabilecektir. Katılım elli kişiyle sınırlı olup ücret talep edilmeyecektir” uyarısında da bulundu.

    PİRHA/ANKARA

  • Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında anıldı – VİDEO

    Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında anıldı – VİDEO

    PİRHA-Halk Ozanları Kültür Derneği, Hakk’a yürüyüşünün 50. Yılında Aşık Veysel’i andı.
    Ozanlar, düzenlenen gecede Aşık Veysel’e ait birbirinden kıymetli ezgileri seslendirdi.

    Halk Ozanları Kültür Derneği (OZAN-DER) Hakk’a yürüyüşünün 50. Yılında Aşık Veysel’i andı.
    Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan anmaya ilgi bir hayli yoğun oldu.

    “AŞIK VEYSEL ‘ÇOCUKLARI OKUTUN’ DEMİŞTİR”

    Gecenin açılışında konuşan OZAN-DER Başkanı Hüsnü İyidoğan, aşıklık geleneğinin Anadolu’daki birçok halk tarafından farklı dillerde icra edildiğini ifade etti ve ekledi; “Bu geleneğin ana temsilcisi olarak Alevi-Bektaşi ozanlarını görmekteyiz. Bu geleneğin binlerce yıldır Anadolu’da sürdürüldüğünü de görebiliriz. Ozanlık geleneği Anadolu’nun kültürel arşivi anlamına gelir. Ozanlık köyün, kırsalın alfabesi olmuştur.”

    Aşık Veysel Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özarslan ise “Ozanlarımızın bize bıraktığı emeğe sahip çıkmak için buradayım. İyi ki ozanlarımız var. İyi ki Aşık Veysel var. Onun bıraktığı bayrağı devralıp yol almak adına biz her şeye rağmen varız. Dernek olarak deprem döneminde yaklaşık 500 depremzedeye 6 ay bakabildik. Şimdi ise özellikle depremzede kız öğrencileri cüzi rakamlarla konukevinde ağırlıyoruz. Kızlarımızın okuması adına her türlü desteği sağlayacağız. Aşık Veysel de ‘çocukları okutun’ demiştir. Onun yolunda ilerlemeye gayret gösteriyoruz” dedi.

    Mustafa Özarslan, konuşmasının ardından Aşık Veysel’e ait nefes ve deyişler seslendirdi.

    “VEYSEL OLMASAYDI BU TOPRAKLAR EKSİK KALACAKTI”
    Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ise Aşık Veysel’in, aşıklık geleneğinin en büyük temsilcilerinden biri olduğunu vurgulayarak şu konuşmayı yaptı:
    “Sanat, milleti aydınlatır, barışı getirir. Onun için göreve başladığımdan beri kültür sanata önem verdim. Veysel’in gözü karanlıktı ancak içi aydınlıktı. Birçoğumuzun olamadığı kadar çağdaştı. Görmeyen gözleriyle hepimizden çok gören bir aydın olmuştur. 7 yaşında gözlerini kaybetmiş, o kadar mana yüklü ifadeler kullanmış ki her bir satırı için bir kitap yazılabilir. Veysel, şiirlerinde Anadolu’yu, doğayı, aşkı anlattı. Aşık Veysel olmasaydı bu topraklar eksik kalacaktı. Aşık Veysel’i minnetle anıyorum.”

    Konuşmaların ardından Ümit Özdizlekli yönetimindeki Ozan-Der Korosu, Aşık Veysel’e ait ezgileri seslendirdi.
    PİRHA/ANKARA

  • Ozanlardan çağrı: Herkes, çocuğunun geleceğini düşünerek sandığa gitmeli-VİDEO

    Ozanlardan çağrı: Herkes, çocuğunun geleceğini düşünerek sandığa gitmeli-VİDEO

    PİRHA – Halk ozanları, 28 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin tavrını açıkladı. OZAN-DER bünyesindeki ozanlar, “Sanatçı, haksızlığa, hukuksuzluğa ve gördüğü her olumsuzluğa karşı durmak zorundadır. Bu seçim bir dönüm noktası. Herkes, çocuğunun geleceğini düşünerek sandığa gitmeli” diye konuştu.

    28 Mayıs’ta yapılacak 2. tur Cumhurbaşkanlığı seçimi için halk ozanları çağrıda bulundu. Seçimlere katılımın önemli olduğunu vurgulayan ozanlar, oy kullanmanın yurttaş sorumluluğu olduğunu belirtti.

    “OZANLAR İÇİN BAMBAŞKA BİR ÖZGÜRLÜK OLACAK”

    Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan-Der) Başkanı Hüsnü İyidoğan, ozanlık geleneğinde demokrasi kültürünün olduğunu anlattı. İyidoğan, Pazar günü yapılacak seçime dair “Tabii ki demokrasi diyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Hüsnü İyidoğan, ozanların tarih boyunca “Aydınlık yüzlerinden dolayı” katledildiklerini söyleyerek şu çağrıyı yaptı:

    “Ozanlar her zaman haklının yanındadırlar. Eşitlikçi bir düzen istiyoruz, onun için tabii ki Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğiz. Kılıçdaroğlu zaten neler yapacağından bahsediyor. Dolayısıyla ozanlar için bambaşka bir özgürlük olacak. Bizim için demokrasi kıymetli. Onun için Kılıçdaroğlu’nun söylemlerinden yola çıkarsak daha özgürlükçü daha eşitlikçi bir düzenin kurulmasında öncülük edeceğini düşünüyorum. Bu anlamda tüm ozanlarımızı demokrasinin yanına çağırıyoruz.”

    “ÜLKE OLARAK HEPİMİZİN ENDİŞELERİ VAR”

    Ozan Sefil de yaptığı değerlendirmede “Özgürlükten ve barıştan yanayız” mesajını verdi. 2. tur için umutlu olduğunu belirten Ozan Sefil, “Ozanlar özgürlükten, haktan, demokrasiden yanadır. Bizim çizgimiz hiçbir zaman değişmedi, değişmeyecektir. Halk ozanları, bu ülkenin aydınlık yüzleridir. Demokrasi konusunda ülke olarak hepimizin endişeleri var, bunu zaten herkeste biliyor. Ozanlar olarak icraatlerimizi yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “KÖPRÜDEN SONRAKİ SON ÇIKIŞ”

    Ozan Abbas Koluaçık ise “Pir Sultanlardan, Nesimilerden, Hallaç-ı Mansurlardan bu tarafa hep haksızlığa, hukuksuzluğa, hırsızlığa karşı durmuştur sanatçılar” diye belirtti. Koluaçık, sanatın içerisinde anarşizm olduğunu da belirterek şöyle devam etti:

    “Sanatçı anarşist olmak zorundadır. Haksızlığa, hukuksuzluğa, yolsuzluğa ve gördüğü her olumsuzluğa karşı durmak zorundadır. Öbür türlü zaten sanatçı olmaz. Herkes nerede ne yapacağını ve geleceğini nasıl garantiye alacağını gayet iyi bilir. Bu seçim bir dönüm noktası, bunu herkesin iyi idrak etmesi lazım. Diyorlar ya ‘köprüden sonraki son çıkış.’ Herkes torununun, çocuğunun, kendisinin geleceğini düşünerek öyle sandığa gidip tercihini yapmak zorunda.”

    “ÜLKE İYİYE GİDECEK”

    Ozan Haydar Baba da sandıklara sahip çıkılması çağrısında bulundu. Ozan Haydar Baba, aşıklık geleneğinde demokratlığın baskın olduğunu söyleyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Ne hikmetse sosyal demokratlar artık kendi oylarına sahip çıkamıyorlar. Oylarına sahip çıkamadığı gibi karşı tarafa da teslim oluyorlar. Şu anda oylardaki sonuç tamamen tersidir. Kamuoyu yoklamalarında gördük ki millet ittifakının oyu en azın 54,5 idi ne hikmetse 44.5 indi buna da bir anlam veremedik. Bu seçimlerde millet ittifakı alır diye düşünüyorum. Yalnız Millet İttifakı kaç parti olursa olsun kendi sandıklarına sahip çıkamıyor. Sandıkta sorun yok ama torbalar gittiği zaman değiştiriyorlar, farklı yazıyorlar. Yüksek Seçim Kurulu’nda farklı kaydediyorlar. Onun için orada mümkün olduğu kadar hâkim ve avukatların sahip çıkmalarını temenni ediyorum. Orada sahip çıkmazlarsa seçimi almamız mümkün değil. Umudum var. Ülke iyiye gidecek, çok umutluyum. Değişim olmaz ise çok karamsarım. Belki bizler görmeyiz ama çocuklarımız ve torunlarımızın Filistin’in durumuna düşeceğinden korkuyorum. O nedenle çok büyük endişem de var.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Aşık Veysel, Ankara’da sevenleri tarafından anıldı-VİDEO

    Aşık Veysel, Ankara’da sevenleri tarafından anıldı-VİDEO

    PİRHA – Halk Ozanları Kültür Derneği (OZAN-DER) Hakk’a yürüyüşünün 50. Yılında Aşık Veysel’i andı.

    Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. Yılında Ankara’da halk ozanları tarafından anıldı.

    OZAN-DER’de yapılan anma programının moderatörlüğünü derneğin başkanı Hüsnü İyidoğan yaptı. Yoğun ilginin olduğu programda Gazeteci-Yazar Mustafa Balbay ve Yazar Veysel Kaymak konuşmacı olarak yer aldı.

    “ŞİİR İÇİN EMEK VERİLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLERDİ”

    İlk olarak Yazar Veysel Kaymak, Aşık Veysel ile olan anılarını paylaştı. Kaymak, Aşık Veysel’in, bütün şiirlerini ezbere okuduğunu belirterek “Aşık Baba ‘Şiir yazarken bir emek verilmesi gerekir’ diye söylerdi” sözünü de aktardı. Veysel Kaymak, büyük ozan ile olan anılarından kesitler aktardıktan sonra Aşık Veysel için yazdığı bir şiiri de katılımcılarla paylaştı.

    “BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜNÜ ORTAYA KOYABİLMİŞTİR”
    Gazeteci Yazar Mustafa Balbay da Aşık Veysel’in yaşantısına dair araştırmalarını özetledi. Balbay, yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:
    “Hani dünyayı koruyan bir ozon tabakası vardır ama bir de Anadolu’yu koruyan ‘Ozan tabakası’ vardır. İşte Aşık Veysel’in o ozan tabakasının en kırılmaz, en güçlü halkası olduğunu zamanla öğrendim. Aşık Veysel’i, Yunus Emre’nin devamı ve son kuşağı olarak da değerlendirebiliriz.
    Aşık Veysel’in bir de köy enstitüsü yılları vardır. Okuma yazma bilmeyen bir öğretmen kaç ülkede vardır? Ama Aşık Veysel bir saz öğretmeni olarak öyle güzel kuşaklar yetiştirmiştir ki kendisinden sonra pek çok ozan olmuştur.
    Aşık Veysel hiçbir zaman köklerini de unutmamıştır. Zamanın büyük bölümünü köyde geçirmiş, üstelik Anadolu’da da örneğin Konya’da Aşıklar Bayramının düzenlenmesini sağlamıştır. Anadolu’da diğer aşıkların da ortaya çıkmasını, onların da seslerini duyurabilmesini sağlamıştır. Ve bunların karşısında kendisine verilen ödüller için de örneğin ‘Size altından bir saz veriyoruz’ dediklerinde ‘Bana altından saz lazım değil, Kızılırmak’a köprü lazım’ demiştir. Kızılırmak’a köprü yapıldıktan sonra Aşık Veysel’e bir güzellik yapmak için ‘Senin köyüne yol yapıyoruz’ dediklerinde ‘İlk benim köye yapmayın. Az ileride bir Sünni köyü var, önce oraya yapın, sonra bana yapın’ diyebilmiştir. Aşık Veysel, bir arada yaşama kültürünü de hem yaşamıyla hem de şiirleri ile ortaya koyabilmiştir.”

    Konuşmalar ardından müzisyen Ümit Özdizlekli, Aşık Veysel ezgilerini seslendirdi. Özdizlekli’nin bağlaması ile seslendirdiği ezgilere tüm katılımcılar da eşlik etti.

    PİRHA/ANKARA

  • OZAN-DER’den Ustalara Saygı konseri-VİDEO

    OZAN-DER’den Ustalara Saygı konseri-VİDEO

    PİRHA – Halk müziğinin iki önemli ismi Mahzuni Şerif ve Neşet Ertaş, ‘Ustalara Saygı Konseri’ ile Ankara’da anıldı.

    Halk Ozanları Kültür Derneği (OZAN-DER) Halk Müziği Korosu, ‘Ustalara Saygı Konseri’nde Mahzuni Şerif ve Neşet Ertaş’ın eserlerini seslendirdi.

    Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi Yıldız Kenter Salonu’nda yapılan konsere ilgi bir hayli yoğun oldu.

    Konserin açılışında salonu selamlayan OZAN-DER Başkanı Ozan Kamber Nar, “ Sosyal medyada paylaşım yaparken ‘Bu konser kaçmaz dedim’ ancak bu kadar kalabalık olabileceğini hiç düşünmedik. Katılımınız için teşekkür ediyorum. Sizler bu kültüre sahip çıktıkça kültürümüz yaşayacaktır. Sahne alacak arkadaşlarımızın da emekleri var olsun” dedi.

    “OZANLARIN YANLIŞ GÖRDÜKLERİ TÜRKİYE’Yİ BUGÜN YAŞIYORUZ”

    Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar da ozanlık geleneğinin önemine vurgu yaparak şu konuşmayı gerçekleştirdi:

    “Ozanların yazdıklarıyla, onların yanlış gördükleri Türkiye’yi bugün yaşıyoruz. O Türkiye’yi yaşamamak için ozanların geleneğinin yaşaması lazım. Herkesin eleştirilebildiği, herkesin düşüncesini söyleyebildiği, herkesin inancını yaşayabildiği, eşit yurttaş olabildiği bir cumhuriyeti yaşatmak için beraber olmak zorundayız. Ve bu birlik içerisinde, yapılacak seçimlerde geliyor gelmekte olan diyorum.”

    Yapılan konuşmalar ardından Aşık Mahzuni Şerif ile Neşet Ertaş’ın biyografileri, konsere gelenler ile paylaşıldı.

    Şef Ümit Özdizlekli öncülüğündeki koro, usta ozanların birbirinden çok sevilen eserlerini çalıp seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Aşık Kamber Nar’ın üçüncü şiir kitabı çıktı: İnatla aşıklık kültürü yaşasın istiyoruz-VİDEO

    Aşık Kamber Nar’ın üçüncü şiir kitabı çıktı: İnatla aşıklık kültürü yaşasın istiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Kamber Nar’ın 3. şiir kitabı ‘Aşık Kamberî Hayatı ve Şiirleri’ çıktı. Yeni kitabına dair konuşan Kamber Nar, “İnatla bu kültür yaşasın istiyoruz. Çünkü bizi yaşatan, duygularımızı, sorunlarımızı anlatan, haksızlığa karşı çıkan, gümbür gümbür türküsünü söyleyen ozanlarımız geleneği bugünlere getirdi. Biz de o bayrağı aldık, bir yerlere götürmemiz lazım” dedi.

    Aşık Kamber Nar’ın yaşam hikayesi ve şiirlerinin yer aldığı “Aşık Kamberî hayatı, şiirlerinden seçmeler” kitabı yayımlandı. Nilay Yanalak Karasu tarafından derlenen kitap için Sivas Belediyesi de destekçi oldu.

    Kamber Nar, şiirlerinin yer aldığı üçüncü kitap hakkında PİRHA’ya konuştu. Aşık Nar, kitap içeriğini ise “Son zamanda yaşadığımız pandemi ile ilgili şiirler, onun da ötesinde sosyal içerikli, güncel sorunları anlatan, nasihat veren, yol gösteren şiirler yer alıyor” sözleriyle özetledi.

    “İNATLA BU KÜLTÜR YAŞASIN İSTİYORUZ”

    Şiirlerinde hece vezni kullandığını ve daha çok 11’li ve 8’li hecelerle yazdığını belirten Nar, şiirlerine dair şu açıklamayı yaptı:

    “Şiir tekniğimiz halk ozanlığı geleneği şeklindedir. Ağırlıklı olarak bizim yöremizin, yani Pir Sultan’dan bu tarafa kafiyeli, uyumlu bir şekilde şiirlerimi yazıyorum. Sırf kitap çıkarmak adına değil, bir şey vermek, gelecek nesiller bu kitabı okuduğunda ‘Kamber Nar ne güzel yazmış. Bugünkü konulara parmak basmış’ denilmesi lazım.
    3. kitabım 5-6 yıllık bir birikimin eseridir. Kitabımın içeriğinde taşlama da var. İsim vermeden taşlıyoruz ama kimi taşladığımızı okuyucu kitabı eline aldığı zaman anlar. Ya da bir yanlış gördüğümüzde onu şiirimizle eleştiririz. Bu kitapta Hacı Bektaş’ta yarışmada 1. olan bir şiirim de yer alıyor. ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ ifadesini içeren bir şiir yarışması yapılmıştı, orada birincilik alan şiirim de bu kitapta var.
    Şimdi ne kadar ömrüm kaldı bilmiyorum ama bu kitaplar kalıcıdır. Örneğin bu son çıkan kitabımız 81 ilin kütüphanelerine dağıtılmış. Sivas Belediyesi ve oradaki akademisyenlerin oluşturduğu bir grup tarafından bu işe imza atılmış. Dolayısıyla biz gittikten sonra mutlaka araştırmacılar çıkacak ve kitaplarımızdan faydalanacaklardır. Önemli olan ozanlık geleneğini yaşatmak adına bir çalışmaya imza atmak. Ayrıca şiirlerimin birçoğunu da ben müziklendirdim. 45 şiirimi seslendirip müziğini yaptım. Amacımız bu kültürün yaşaması… Ben bu saatten sonra şöhret olup para kazanacak değilim. Emekli bir insanım, gezip tozabilirdim de ama sürekli Ozanlar Derneğini açık tutuyorum ki bu kültür yaşasın. İnatla bu kültür yaşasın istiyoruz. Çünkü bizi yaşatan, duygularımızı, sorunlarımızı anlatan, haksızlığa karşı çıkan, gümbür gümbür türküsünü söyleyen ozanlarımız bugünlere getirdi. Biz de o bayrağı aldık bir yerlere götürmemiz lazım.”

    “BELEDİYELER BİRAZ DA BU KİTAPLARA PARA HARCASIN”

    Kamber Nar, Sivas Belediyesi tarafından 58 Sivaslı ozanın hayatının ve şiirlerinin yer aldığı kitap hazırlandığını belirterek şu mesajı da paylaştı:

    “Parti gözetmeksizin bütün belediyelerin bu kültüre hizmet vermesini umuyorum. Sivas’ın 58 ozanının kitabını çıkarttılar. Bunlar içerisinde Ruhsati de var, Aşık Veysel, Muhlis Akarsu, Ali Kızıltuğ da var. Ali Kızıltuğ’un yaşarken bir kitabı yoktu ama belediye çıkarttı. Bu nedenle komisyonda yer alan akademisyenlere teşekkür ediyorum. Bütün belediyelerin bu konuya el atması gerekir. Bu çok da maliyetli değil. Sivas’ta evet biraz fazla ozan var. Ona rağmen kitaplar çıkarıldı. Tabii unutulanlar da vardır illaki ama diyelim ki bir ilde 10 aşık, ozan var, 10 kitap çıkarırsın. Belediyelerde nice paralar harcanıyor biraz da bu kitaplara harcansın diyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • 5 Kasım tarihi ‘Aşıklar ve Ozanlar günü’ ilan edildi -VİDEO

    5 Kasım tarihi ‘Aşıklar ve Ozanlar günü’ ilan edildi -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da bulunan ozan ve aşık derneklerinin temsilcileri, 5 Kasım tarihini ‘Aşıklar ve Ozanlar günü’ ilan ettiklerini açıkladı. Tüm dünyada her mesleğin takvimlerde bir günü olduğunu söyleyen dernek temsilcileri, halk sanatçılarının takvimlerde birbirlerini hatırlayacakları, mesleklerinin tanıtımıyla ilgili fırsat ve dayanışma imkânı verecekleri bir gün belirlenmediğini aktardı.

    Ankara’da bulunan ozan ve aşık derneklerinin temsilcileri, 5 Kasım tarihini ‘Aşıklar ve Ozanlar günü’ ilan ettiklerini açıkladı.

    Tüm dünyada her mesleğin takvimlerde bir günü olduğunu söyleyen dernek temsilcileri, halk sanatçılarının takvimlerde birbirlerini hatırlayacakları, mesleklerinin tanıtımıyla ilgili fırsat ve dayanışma imkânı verecekleri bir gün belirlenmediğini aktardı.

    Bu durumun eksikliğini hissettiklerini belirten dernek temsilcileri, tarihteki ilk halk şairleri bayramı olan 5 Kasım’ı ‘Aşıklar ve Ozanlar günü’ olarak belirlediklerini açıkladı.

    Yapılan basın açıklamasını Ankara’da bulunan ozan ve aşık derneklerinin temsilcileri adına Ozan-Der üyesi Hayrettin İvgin okudu.

    “HALK SANATÇILARI GELENEKSEL SANATLARINI DEVAM ETTİRMEKTEDİRLER”

    Aşıklık geleneğinin yüzyıllar boyunca gelişerek günümüze kadar geldiğini ifade ederek sözlerine başlayan İvgin, şunları aktardı:

    “Aşıklar ve ozanlar bu geleneği yaşatan, geliştiren, geleneğe uygun olarak sanatlarını sürdüren halk sanatçılarıdır. Yüzyıllar içinde bu halk sanatçıları, ‘âşık, ozan, halk şairi, halk ozanı, halk âşığı’ gibi adlar almışlardır.  Bunlar hem milli enstrüman olan saz (bağlama, cura, vb.) çalan, şiir yazan, bunları ezgilendiren, ezgilendirdikleri türkü ve deyişlerini, geleneksel ve yöresel havalarla çeşitli tür, biçim ve konularda ortaya koyarak icra edenlerdir. Çeşitli Türk boylarında da bu tür halk sanatçılarına,  ‘baksı, kam, bakşı, bahşi, haycı, kaycı, cirav, sesen, destancı, oyun, ozan, şıncı, manascı, comokcu, akın, ırçı’ vb. adlar verilir. Yüzyıllardır değişik coğrafyalarda yaşayan tüm Türk boylarında bu halk sanatçıları geleneksel sanatlarını devam ettirmektedirler.”

    “HALK SANATÇILARININ DAYANIŞMA GÖSTERECEĞİ BİR GÜN”

    Tüm dünyada her mesleğin, sanat mensuplarının, hatta sosyal grupların takvimlerde bir günü olduğunu kaydeden İvgin, “Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü,  tiyatro günü, kuklacılar günü, ormancılar günü vb. Ancak, âşık tarzı halk sanatçılarının takvimlerde, birbirlerini hatırlayacakları, mesleklerinin tanıtımıyla ilgili fırsat ve dayanışma imkânı verecek bir gün belirlenmemiştir. Türkiye’de ve Türk dünyası coğrafyasında âşık, ozan, baksı, akın, manascı, şıncı gibi halk sanatçıları için takvimlerde bir gün belirlenmesi uzun zamandır gönüllerde ve fikirlerde yaşatılıyor ama hayata geçirilemiyordu. Bu nedenlerle Ankara’da faaliyet gösteren ve bünyesinde ozan, âşık sanatı ile ilgili çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarının başkanları ve temsilcileri Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan-Der)’nde bir araya gelerek yıllık takvimlerde hangi günün uygun olması ve gün olarak benimsenmesi görüşülmüştür.

    “’İLK HALK ŞAİRLERİ BAYRAMI’ GÜNÜYLE AYNI GÜNÜ BELİRLEDİK”

    İlk halk şairleri bayramı Sivas’ta 5 İkinciteşrin (Kasım) 1931’de yapıldı. Bu bayram üç gün devam etmiştir. Bu bayram Sivas Halk Şairlerini Koruma Derneği Başkanlığınca düzenlendi. Bu derneğin kurucuları arasında Sivas Maarif Müdürü Ahmet Kutsi (Tecer) ve Sivas Lisesi Musiki Muallimi Muzaffer Bey (Sarısözen), Edebiyat Öğretmeni Vehbi Cem (Aşkun) Bey bulunuyordu. Bayram, Derneğin Başkanı ve Sivas Belediye Başkanı Hikmet (Işık) Bey tarafından bir konuşma ile açıldı.  Bayrama; Âşık Revanî, Âşık Meslekî, Âşık Suzanî (Vahap), Âşık Süleyman (Fahrî), Karslı Mehmet, Âşık Müştâk, Âşık Yarım Ali, Âşık Talibî (Bektaş), Âşık Yusuf, Âşık San’atî, Âşık Ali, Hikâyeci Ağa Dayı, Âşık Veysel davet edildi ve katılımları sağlandı” dedi.

    Saydıkları nedenlerden dolayı ‘Âşıklar ve Ozanlar Günü’nün ‘5 Kasım’ günlerinde yapılmasını uygun bulduklarını belirten İvgin, bütün ozan ve aşıkların gününü kutladığını, sanatlarında başarılar dilediğini ifade ederek açıklamasını sonlandırdı.

    PİRHA/ANKARA

  • Kamber Nar: Toplumun bir araya gelmesinden rahatsızlık duyuyorlar-VİDEO

    Kamber Nar: Toplumun bir araya gelmesinden rahatsızlık duyuyorlar-VİDEO

    PİRHA – Ozan Kamber Nar, konser yasaklarının yanı sıra müzik emekçilerine dönük saldırıları kınayarak “Ozanlar gerçekleri söyleyen, her zaman haksızdan hesap soran kişilerdir. Dolayısıyla günümüzdeki yasaklamalar onların işine geliyor. Yani toplumun bir araya gelmesinden rahatsızlık duyuyorlar” yorumunda bulundu.

    Anadolu Fest etkinliğinin iptal edilmesiyle başlayan konser yasakları hız kesmeden devam ediyor. Müzik emekçilerinin konserlerine getirilen yasakların yanı sıra müzisyenlere dönük saldırılar da toplumun canını yakan bir diğer konu oluyor.

    Yasaklanan konserler için “kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi” gerekçeleri öne sürülürken, müzisyenlerin şiddete uğramasını engelleyecek ciddi bir hassasiyet ise ortaya konulmuş değil.

    Gerici grupların talepleri doğrultusunda, valilik kararlarıyla konser ve festivallerin iptal edilmesi ve müzik emekçilerine yönelik şiddet furyasını Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan Der) Başkanı Ozan Kamber Nar ile konuştuk.

    “MÜZİSYENLERE SALDIRANLAR ‘YARGI BİZİ CEZALANDIRMIYOR’ CESARETİNDELER”

    Pandemi sürecinde geçim sıkıntısı çekip intihar eden müzisyenlerin yaşadıkları henüz çok sıcakken, şimdi de istek eserlere karşılık verememeleri sebebiyle saldırıya uğrayan müzik emekçilerinin yaşadıkları gündemde. Ozan Kamber Nar ise “Bu şiddetin bir de öncesi var” diyerek “Ülkedeki gidişat ve kültüre bakış açısı çok iyi değil” değerlendirmesini yaptı. Ozan Nar, pandemi sürecindeki yasaklamalarla ardından kültürel faaliyetlerin büyük oranda sekteye uğradığını söyleyerek şu yorumda bulundu:

    “İnsanların sosyalleşmesi onların işine gelmiyor. Özellikle ozanlar gerçekleri söyleyen, her zaman haksızdan hesap soran kişilerdir. Dolayısıyla günümüzdeki yasaklamalar kısıtlamalar onların işine geliyor. Toplumun aydınlanmasını istemiyorlar. Geçmişte Mahsuni Şerif “Amerika katil katil” derken yalan mı söyledi? Bakın bugün neredeyse onlar bu türküyü söyleyecek hale geldiler. 50 yıl önce söylenen türküler ne kadar da ufku açık ve geleceği öngören insanlar tarafından söylenmiş. Yani toplumun bir araya gelmesi gerçeklerin öğrenilmesi onları rahatsız ediyor. Dolayısıyla engellemeler festivaller ile başladı ve konserlerle sürüyor. Şimdi de fiziksel baskı ve öldürülme gibi her türlü şey var.
    Müzisyenler pandemi sürecinde aç kalıp enstrümanlarını satarken bu insanlara destek verilmedi. Zaten toplumun hiçbir kesimine de destek verilmedi. Aç kalan müzisyenler intihar eder oldu. 20 yılda ekilenler bugünlerde biçilmeye başlandı. İnsanlara hakaret edilip, öldürülüp ve darp edilirken yapanların kim oldukları da meydana çıkıyor. Bu kişiler ‘Arkamızda gücümüz var. Yargı bizi cezalandırmıyor. Bir telefon edersek buradan çıkar gideriz. Yaptığımızda yanımıza kalır’ cesareti ile hareket ediyor.”

    “OZANLARIMIZ SAHNEYE ÇIKARKEN TEDİRGİN OLMAYA BAŞLADI”
    Sanat camiasındaki örgütlülüğün geçmiş yıllara nazaran zayıflamasındaki nedenler de Ozan Kamber Nar’ın değerlendirmeleri arasında yer aldı. “Bu konu bizim kanayan yaramız” diyen Ozan Nar, müzisyenlerin hedef haline getirilmesine karşın topyekun ses çıkarılamadığını ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
    “Halk Ozanları Kültür Derneği 1974’te kurulmuş. Feyzullah Çınar, Ali Kızıltuğ, Muhlis Akarsu, Mahsuni Şerif’in ve daha birçok Hakk’a yürümüş insanın içinde olduğu bir dernek… Örgütlülüğün önemini o dönemde kavramışlar. Ozanları bir araya toplayarak güç elde etmişler. 1980 darbesinde dahi bu dernek kapatılamamış. Örgütlülükte her zaman yarar var. Bizler de kör topal bu örgütlülüğü bugünlere getirdik. Ancak pandemi iyice tuz, biber oldu ve ozanlar artık kalabalığa girmemek için derneğe de gelmiyorlar. Bu arada ekonomik sıkıntılar da başladı. Bu nedenle örgütlülük de çözülmeye başladı. Zaten büyük şehirlerde ozanlık kültürü biraz daha yozlaşma içerisine girdi. Herkes bencilleşmeye başladı.
    Akşamları sahneye çıkarken tedirgin olmaya başlayan ozanlarımız söz konusu. Bu arkadaşlarımız ‘birileri istekte bulunacak ve ben karşılık veremeyeceğim’ hissiyatıyla başıma bir şey almayayım kaygısına giriyor. Bu insanlar ekonomik zorluk çektiği için ek gelir sağlamak adına buralarda müzik yapıyorlardı ama artık korkudan gitmemeye başladılar. Dolayısıyla hiç iyi bir yöne gitmiyoruz.”

    “O ESKİ YÜREKLİ YİĞİT OZANLAR ŞİMDİ YOK”
    Ozan Kamber Nar, sanat camiasının, ‘işimi kaybederim’ kaygısı ile hareket ettiğini belirterek “O eski yürekli yiğit ozanlar şimdi maalesef yok” diye de ekledi. Ozan Nar, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Geçmiş yıllarda bir kurumda idarecilik yapıyordum. Televizyon ve radyolarda programlar yaparken Hacı Bektaş Veli ile ilgili bir programa çıktım. İşe başladığım gün sorumlu kişi, beni arayarak ‘senin hacı-hoca, sağcı-solcu müşterilerin var. Takımını dahi belirtmemeye çalış’ gibi uyarıda bulunmuştu. Ben de ‘tamam’ demiştim, çünkü ekmek paramı oradan kazanıyordum. Emekli oluncaya kadar da dişimi sıktım. Ya çalıştığımız işlerden ya da genel yönetimden kaynaklı sıkıntılar bütün insanları bastırdı. Açıkçası bizlerde de biraz gevşeme oldu. Ozanlık camiasında o eski yürekli yiğit ozanlar şimdi maalesef yok.”

    “TEK OLURSAK GÜÇLÜ OLUR, İSTEDİĞİMİZİ YAPTIRABİLİRİZ”

    Kamber Nar, geçmişte yaşam sürmüş ozanların direncine ulaşmak adına yapılması gerekenlere de değinerek “Şimdi biz, ozanları bir araya getiremiyoruz. Bir dernek altındayken başka başka derneklerin açılacağını duyuyoruz. Tek olursak güçlü olur, yumruğumuzu vurup istediğimizi yaptırabiliriz. Ayrıca kimi arkadaşlarımız tezenesini içkilere meze ediyor. Düzgün yerlerde çalıp söylemek lazım. Ozanlığı yerle bir etmemek lazım. Böyle olunca toplumun değer yargısı da değişiyor” ifadelerini kullandı.

    Kamber Nar, sanatçıların konserlerinin engellendiği sürece ilişkin de değerlendirme yaptı. “Yasaklara karşı susmayacağız” vurgusunu yapan Ozan Nar sözlerine şöyle devam etti:
    “Anlattıklarımdan bir umutsuzluk sonucu çıkmasın. Umudu hiçbir zaman yitirmeyip üstüne üstüne gideceğiz. Baskının üstüne ısrarla gideceğiz. Yasaklar, baskılar Pir Sultan’ların döneminden başlıyor, bu yeni değil ki. Mücadele sonucunda bugün ‘Aleviyim’ diyebilen insanlar çoğaldı. 1993 Sivas Katliamı’ndan sonra ‘Devrimciyim, solcuyum, Aleviyim’ diyenler çoğaldı. Bedel ödemeden bir yerlere gelinemiyor. Mutlaka bedel ödememiz lazım. Birlikte olup tek yumruk olmamız lazım, başka bir seçeneğimiz yok.”

    “CUMHURBAŞKANI, VERİLEN O BAĞLAMAYI SADECE BİR AĞAÇ OLARAK TUTTU”

    Kamber Nar, Şahkulu Sultan Dergahı yönetimi tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye olarak verilen bağlamaya da değinerek şunları söyledi:

    “AKP, o bağlamanın değerini anlayabilecek bir siyasal iktidar değil. Sayın cumhurbaşkanı, verilen o bağlamayı sadece bir ağaç olarak tuttu. Bağlama bizde ‘Telli Kur’an’dır. Ama cumhurbaşkanımız düşünce yapısı olarak da söylemleriyle de o bağlamanın değerini anlamamıştır. Cemevlerine ‘cümbüş evi’ de demişti. Bugün ‘kötü’ dediğine yarın ‘iyi’ diyor. Dolayısıyla oturup saz da çalsa ben hiçbir şekilde tasvip edip bize yakın bir durum görmüyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Ahmet Özbek: İktidarın konser yasakları toplumun yaşam biçimine de müdahaledir-VİDEO
    > Aşık Selahattin Dündar: Faşist darbe dönemlerinde dahi sistematik bir yasak ve şiddet hatırlamıyorum-VİDEO
    > ‘Sanatçı statükoya karşı itirazını güçlendirmeli’-VİDEO
    > ‘İktidarın susturma, sürgün ve yok saymasına karşı ortak tutum belirlemeyiz’-VİDEO