Etiket: özcan ateş

  • Dersim’den 21 Şubat mesajı: Barış anadilsiz olmaz!-VİDEO

    Dersim’den 21 Şubat mesajı: Barış anadilsiz olmaz!-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 22 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına, DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu.

    Açıklamada, tüm halkların anadillerinin yaşamın her alanında özgürce kullanılabilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, barışın ve özgürlüğün anadillerle mümkün olacağı ifade edilerek şu ifadelere yer verildi:

    “HERKES KENDİ DİLİNDE OKUYUP, YAZMALI”

    Ateş,  “Barış anadilsiz olmaz, özgürlük anadilimizle olur. Öncelikle özgürlük varoluş dilleriyle olur. Bir halk kendi diliyle okuyup yazmazsa o halk özgür değildir. Dillerin mücadelesi her halkın hakkıdır. Bir halk dilinden koparsa, tarihi, kültürü ve kimliği de koparılır” dedi.

    Türkiye’de başta Kürtçe olmak üzere birçok dilin asimilasyon politikalarıyla yok sayıldığı belirten Ateş, açıklamada şunları kaydetti: “Türkiye devleti Kürt halkının diline inkar politikası uyguluyor. Sadece Kürtçe değil, Laz, Ermeni, Süryani, Hamşince, Abazaca, Çerkezce gibi diller de asimilasyonla yok sayıldı ve kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. Artık asimilasyon uygulaması son bulmalı; bütün halklar kendi anadilleriyle eğitim görebilmeli, okuyabilmeli, konuşabilmeli” dedi.

    “ÇOCUKLARINIZLA ANADİLDE KONUŞUN, ÖĞRETİN, SOHBET EDİN”

    Özcan Ateş, halklara çağrıda bulunarak, çocuklarla anadilde konuşmanın ve kültürün aktarılmasının önemine dikkat çekti:

     “Dillerimiz inancımızdır, kimliğimizdir, kültürümüzdür, tarihimizdir. Anadiller evde, sokakta, yaşamın her alanında serbest olursa varlığını korur ve yaşar. Halkımıza çağrımızdır: Çocuklarınızla anadille konuşun, öğretin, sohbet edin.”

    Açıklama, “Dünya Anadili Günümüz kutlu olsun” mesajıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’den Rojava’ya Çerağlı çağrı: Katliamlara karşı ses yükselteceğiz!- VİDEO

    Dersim’den Rojava’ya Çerağlı çağrı: Katliamlara karşı ses yükselteceğiz!- VİDEO

    PİRHA- DBP ve DEM Parti Dersim İl Örgütleri, yarın Rojava için gerçekleştirilecek eylem için katılım çağrısında bulundu. “Rojava ve Kobane’de gerçekleştirilen katliamlara karşı çerağlarımızı yakıp, ses yükselteceğiz” diyen DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yarın gerçekleştirilecek eyleme katılım çağrısında bulundu.

    “Kerbela’dan Rojava’ya yaşanan karanlığa karşı çerağlarımızı yakıyoruz” diyen, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Rojava üzerinde sürdürülen saldırıları kınamak ve tepki göstermek amacıyla yarın Seyit Rıza Meydanı’nda çerağ yakarak yaşananları protesto edecek.

    Eylem öncesi Demokratik Bölgeler Partisi ve DEM Parti İl Örgütleri, katılım çağrısında bulunmak amacıyla Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı. Açıklamada DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş konuştu.

    “ROJAVA MÜCADELEDİR, ÖZGÜRLÜKTÜR”

    “Suriye’de Alevilerle, Dürzilerle, Hristiyanlarla başlayan HTŞ-IŞİD katliamları, bugün Halep’te devam etti. Hemen akabinde ise aynı ateş Rojava ve Kobani’ye döndü” diyen DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, saldırılar karşısında sessiz kalmayacaklarını ve ses yükselteceklerinin mesajını verdi.

    Yarın yapılacak açıklamaya katılım çağrısında bulunan Kordu, “Yarın saat 17.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda hep beraber buluşalım. Suriye’de, Rojava’da, Kobane’de gerçekleştirilen katliamlara karşı dur demek için, Kobane’de kuşatmayı kaldırmak için, sivil katliamların son bulması için, Suriye’de demokratik bir yönetimin inşa edilmesi için buradan ses vereceğiz. Tüm Dersim halkını çerağlarıyla birlikte Rojava’ya ve Kobane’ye karşı ses vermeye çağırıyoruz” dedi.

    “ROJAVA’DAKİ KARANLIĞI YOK ETMEK İÇİN ÇERAĞLARIMIZI YAKACAĞIZ”

    Diğer bir çağrıda bulunan isim ise DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş oldu. Suriye ve Rojava ekseninde yaşanan katliamlara sessiz kalınmaması gerektiğine dikkat çeken Ateş, “Alevilere, Kürtlere zülüm var. Orada çocuk ve kadınlar katlediliyor. Rojava’yı ve orada yaşayan halkları kendi denetimine almak isteyen mevcut zihniyet diyor ki, ‘dilinizi konuşmayın, kimliğinizden vazgeçin.’ Rojava kendi kimliği, kültürü, dili ve özgürlüğü için mücadele ediyor. Bizde Dersim’de Rojava için bir araya geliyoruz. Yarın Seyit Rıza Meydanı’nda Rojava’daki savaşa karşı, Rojava halkıyla dayanışmak için çerağlarımızı yakacağız. Rojava’daki karanlığı aydınlatmak için gelin hep beraber çerağlarımızı yakalım. Halkımızı yarın Rojava dayanışmaya çağırıyoruz.

    DBP ve DEM Parti İl örgütleri, Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan çağrının ardından Dersim Çarşı merkezinde yurttaşlara ve esnaflara bildiri dağıtarak eyleme katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdı!’- VİDEO

    ‘Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdı!’- VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Şam Geçici Hükümeti ve ona bağlı cihadist çetelerin Rojava halkına yönelik saldırıları protesto edildi. Polis ablukası altında gerçekleşen açıklamada, saldırıların durdurulması için çağrıda bulunuldu.

    Suriye Geçici Hükümeti ve cihadist çetelerin, önce Halep kentinde bulunan Eşrefiye ve Şex Maksud mahallelerine dönük başlayan saldırıları, devamında Rojava’nın tamamını kapsayacak şekilde genişledi. Kürt halkı, başta Kuzey ve Doğu Suriye olmak üzere tüm alanlarda “seferberlik” halinde.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Sanat Sokağı’nda gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla, Rojava halkının yanında olduğunu ve Rojava halkıyla birlikte direniş içerisinde olunacağı söylendi. Açıklamada sık sık ‘QOME ROJAVA TEYNA NİYO’ ve ‘BİJİ BERXEDANA ROJAVA’ sloganları atıldı. Platform adına açıklamayı DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu.

    “ŞAM REJİMİNİN SALDIRILARI ROJAVA’YA DÖNÜK BÜYÜK BİR TEHDİT NİTELİĞİNDEDİR”

    Şam rejiminin saldırılarının, Rojava’da kadınların öncülüğünde, halkın direnişiyle oluşturulan eşitlikçi, demokratik ve özerk yönetime yönelik büyük bir tehdit niteliğinde olduğunu söyleyen Özcan Ateş, “Bu saldırılar; kadınların özne olduğu bir toplumsal örgütlenmenin hedef alındığı, Kürt halkına savaşın dayatıldığı ve bununla Suriye’nin geleceğine kast edildiği bir saldırganlığı ifade etmektedir. Son günlerde artarak devam eden saldırılar, sivilleri doğrudan hedef almakta; başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere onlarca insanın yaşam hakkını ihlal etmektedir” dedi.

    “Kürtleri hedef alan bu saldırılar, yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de ortadan kaldırmaya yönelik girişimler” olduğuna dikkat çeken Ateş, “Bu nedenle Şam yönetimi açısından yaşananlar, Kürtlerle kurulacak ilişkilerde tarihsel bir kırılma niteliği de taşıyacaktır” dedi ve devamında ise şunları söyledi:

    “Paris’te Suriye’nin geleceği ve toprak bütünlüğü adı altında yapılan; Fransa, ABD, İsrail, Türkiye ve Birleşik Krallığın direkt ya da dolaylı olarak dâhil olduğu görüşmeler, Kürt halkına yönelik saldırılardan bağımsız değildir. Suriye’deki halkların birlikte yaşam iradesi masada temsil edilmezken, yaşadıkları coğrafyalar pazarlık konusu yapılmaktadır. Paris’te yürütülen diplomasi, Kürtlerin eşit yaşama iradesinin hâlâ pazarlık konusu olduğunu, zorla yerinden edilmenin fiili bir tasfiye yöntemi olarak kabul gördüğünü ve demokratik yerel modellerin küresel güçlerin güvenlikçi öncelikleriyle çeliştiği ölçüde hedef alındığını bir kez daha göstermiştir.”

    “TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ SÖYLEMLERİ BÜYÜK BİR YALAN”

    Özcan Ateş, Suriye Geçici Hükümeti’nin ‘Suriye’de amacımız toprak bütünlüğünü sağlamaktır’ ifadelerine karşı olarak ise şu sözlerle cevap verdi: “İktidarın Türkiye’ye yönelik terör tehdidi bahanesiyle Suriye’nin toprak bütünlüğü savunduğunu iddia ederek Suriye’deki azınlıkların haklarını yok sayan, Geçici Şam hükümetini ve cihadist çeteleri desteklemesi kabul edilebilir bir durum değildir. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğunu iddia edenler Golan tepelerinin İsrail tarafından işgal edilmesini, toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı olarak görmemesi, meselenin Suriye’nin toprak bütünlüğü ile ilgili bir durum olmadığının açık göstergesidir. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiğini” vurguladıklarını belirtti.

    Ateş, son olarak ise Rojava halkının yanında olduklarını söyleyerek, direniş mesajı verdi: “Bizler Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırıları, zorla yerinden etme politikalarını ve halkların iradesini yok sayan bu savaş konseptini reddediyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun savaş ve çatışmanın karşısında tek gerçek çözümün onurlu bir barış olduğunu biliyor ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.”

    “ROJAVA HALKI YALNIZ DEĞİLDİR”

    Basın açıklamasında hazır bulunan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise Rojava halkının yalnız olmadığını belirterek, çete saldırılarının tüm halkalara yönelik olduğunu söyledi. Devamında ise uzun süredir var olan Suriye’de varlığını sürdüren tekçi, mezhepçi, cinsiyetçi, faşist aklın başta kadınlar olmak üzere insanların olduğu yerlere saldırılarını arttırdığını vurguladı. Orada bir katliam yapılmak istendiğini söyleyen Ayten Kordu, “Bizler Türkiye’de yaşayanlara Aleviler, Kürtler, demokratlar ve insanlıktan yana olan herkes bu insanlık suçuna karşı bir araya gelip sesini çıkarmalıdır. Bizler her yerde sesimizi yükselteceğiz. Eşit özgür yaşama yapılan bu saldırılara karşı her yerde mücadele etmeye demokratik özgür bir yaşamın inşa edilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Rojava halkı yalnız değildir ” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’den 2026 mesajı: Barış için mücadele, özgürlük için ısrar!-VİDEO

    Dersim’den 2026 mesajı: Barış için mücadele, özgürlük için ısrar!-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eş Başkanları Nurşat Yeşil ile Özgür Ateş, DEM Parti Dersim İl Eş Başkanları Hümeyra Tusun Yeğin ile Özcan Ateş, ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi ve EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, 2026 yılına dair mesajlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Yapılan açıklamalarda barış, demokrasi, özgürlük ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıkarken, yeni yıla mücadele vurgusuyla girildi.

    İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı uzun yıllardır mücadele yürüten Aleviler, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. Kurum temsilcileri, 2025 yılının da baskı politikalarına karşı mücadelenin sürdüğü bir yıl olduğunu vurgularken, 2026’da bu mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Dersim’deki kurum temsilcileri yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.

    “DAHA ÖZGÜR YILLARA”

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, 2026 yılına dair beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:

    “2025 yılında başlayan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini, çıkarılacak yasalarla 2026 yılında daha sağlam temellerle ilerlemesini; kimsenin dilinden, dininden, ırkından, cinsel yöneliminden dolayı ayrıştırılmadığı, tüm insanların onurda ve haklarda eşit olduğu, kadınların ve LGBTİ+’ların daha özgür yaşadığı bir toplumu 2026 yılı için diliyorum, temenni ediyorum.”

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş ise yeni yıl mesajına kültürel ve toplumsal barış vurgusuyla başladı:

    “Öncelikle tüm halkımızın Gağan bayramını kutlayarak başlamak istiyorum. Barışın coğrafyamızda egemen kılınması için, savaşsız, sömürüsüz bir dünya için 2026’ya dair beklentilerimizin bu yönde olmasını diliyor ve temenni ediyorum.”

    “BARIŞIN YILI OLSUN”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, 2025 yılının toplumsal baskılar ve savaşlarla geçtiğine dikkat çekerek, barışın somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguladı:

    “Öncelikle 2025 yılını da aslında bir önceki yıllardan çok farksız yaşamadık. Yani genel olarak toplumsal baskı, demokrasinin olmayışı, kadına, çocuğa ve doğaya yönelik yapılan saldırılarla geçti. Diğer yandan dünyada da yaşanan savaşlar bizleri olumsuz anlamda etkiledi. O yüzden 2026 yılının ülkemize, Orta Doğu’ya ve tüm dünyaya öncelikle barış getirmesini istiyorum. Bu atılan barış adımlarının somut adımlarla ilerlemesi toplum açıdan çok önemli. Bunların dışında kadına yönelik şiddetin olmadığı, çocukların şiddete uğramadığı, öldürülmediği, doğanın katledilmediği, emekçilerin hakkını aldığı, güzel, mutlu, huzurlu bir yıl diliyorum.”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş ise tarihsel acılara işaret ederek barış ve kardeşlik çağrısı yaptı:

    “Geçtiğimiz yıllar bu topraklarda katliamlar, zulümler yaşandı. Temennimiz odur ki bundan sonraki yıllarda, bu acı ve katliamların son bulmasıdır. Her halkın kendi diliyle, rengiyle, kimliğiyle, inancıyla özgür yaşamasını istiyoruz. Çocuk çocukluğunu, yaşlı yaşlılığını mutlu ve huzurlu yaşasın. Yeni yıl halkımızın berrak suyunun kirlenmediği, savaşların ve ölümlerin olmadığı, doğanın katledilmediği, börtü böceğin öldürülmediği, barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir yaşam diliyorum. Özelde Kürt halkının ve tüm dünya halklarının yeni yılını kutluyorum.”

    “EMEKÇİLERİN ÖZGÜR OLDUĞU BİR YIL OLSUN”

    ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, 2025 yılının emekçiler ve ezilen halklar açısından zorlu geçtiğini belirterek, yeni yıl için mücadele ve umut vurgusu yaptı:

    “2025 yılı, Türkiye işçi sınıfı, emekçileri ve ezilen halklar açısından büyük zorlukların, büyük sıkıntıların ve büyük mücadelelerin olduğu bir yıl oldu. Bu yıldan aldığımız güçle yeni yılı selamlamak istiyoruz. Özellikle başta Kürt halkının, Kürt ulusunun barış ve demokrasi mücadelesinde atmış olduğu yeni bir adım var. Umarım bu karar Kürt halkına, Kürt ulusuna ve ezilen halklara adil, demokratik bir barışı getirir. Diğer yandan grevlerin, direnişlerin, işçi kıyımlarının, çocuk ölümlerinin, çocuk işçi ölümlerinin ve kadın ölümlerinin çokça arttığı bir yılı geride bıraktık. Yeni yılın en azından bunların olmaması ve ezilen halkların, işçi sınıfının, emekçilerin, gençlerin, çocukların ve kadınların özgür olduğu, mutlu olduğu, gerçekten gelecekleri konusunda herhangi bir kaygı yaşamadıkları bir yıl olmasını temenni ediyorum ve yeni yılda da en azından dünya halklarının savaşsız, sömürüsüz bir yaşamı inşa etmesini temenni ediyoruz.”

    “2026 BİZİM YILIMIZ OLACAK”

    EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul ise mücadele çağrısını büyüterek 2026’ya dair umutlu bir mesaj verdi:

    “2025 yılını tamamlayarak bir yüzyılın ilk çeyreğini de tamamlamış olduk. Bu yılda da işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadeleyle dolu bir yıl oldu. Tabii ki egemen sınıflar bakımından da kendi tahakkümlerini arttırmak, kendi tahakkümlerini kurmanın bir yılı olarak devam etti. 2026’nın işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadelenin kazanacağı bir yıl olacağını umuyoruz. Mücadelemizi birleştirir, beraber hareket eder, vitesi yükseltirsek 2026 yılı bizim yılımız olacaktır. Herkese mutlu yıllar.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Fuhuş, uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal dayanışmayı büyütelim!’- VİDEO

    ‘Fuhuş, uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal dayanışmayı büyütelim!’- VİDEO

    PİRHA- Dersim DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş ve EMEP İl Başkanı Ergin Tekin, Dersim’de artan fuhuş ve çeteleşmenin önüne geçmenin tek yolunun olayları normalleştirmemek ve bunlara karşı toplumsal dayanışmayı arttırmak olduğunu söyledi.

    Uyuşturucu, fuhuş ve çeteleşme son dönemde Dersim’in en büyük problemlerinden! Dersim’de yapılan fuhuş operasyonu sonrası ortaya atılan iddialar durumun ne kadar vahim olduğunu gösterdi. İddialara ilişkin henüz somut bir gelişme yaşanmazken, kentte huzursuzluk hakim. Bir ifade tutanağının medyaya sızdırılmasıyla başlayan bu süreci, Dersim DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş ve EMEP İl Başkanı Ergin Tekin değerlendi.

    Yaşanan tüm bu olay ve gelişmeleri Dersim DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş ve EMEP İl Başkanı Ergin Tekin’e sorduk, “Bir an önce bu olayların bu iddiaların araştırılıp kamuoyuyla neticeleri paylaşılmalıdır” diyerek yetkilileri göreve çağırdılar.

    “38’DEN BUGÜNE UYGULANAN BASKI VE YOK ETME POLİTİKALARININ BİR SONUCUDUR”

    Fuhuş, uyuşturucu ve çeteleşme iddialarına ilişkin zamanda geriye giderek bugüne bakmak gerektiğini ifade eden DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş, “1938’de tutun günümüze kadar. Birçok dönemde kent üzerinde yoğun baskılar oluşturuldu. Kentin inanç yapısıyla, doğasıyla, kimliğiyle, kültürüyle her zaman bir mücadele söz konusuydu. Bir geriye çekme, bir özünden koparılma durumu söz konusuydu. Tabii o günden bugüne kadar sistematik bir biçimde devam etti. 1980’lerde yine göç ettirme, tutuklanma, gözaltına alma, yargılanma ve hapis ceza cezalandırılma gibi durumlar söz konusu oldu. Onun akabinde 94’lü ve 2000’li yıllara geldiğimizde yine bu kentte düşüncesinden, inancından, kimliğinden kaynaklı birçok baskı, zulüm, asimilasyon politikalarına maruz kaldı” diyerek, bu kadar yoğun baskı ve zor altında tutulan Dersim toplumunun özünden bilinçli bir şekilde uzaklaştırıldığını söyledi.

    “SİSTEMİN UYGULADIĞI POLİTİKALAR TOPLUMU GÜÇSÜZ BIRAKIYOR”

    Yıllar boyu süren baskı ve zor politikalarından kaynaklı toplum içerisinde açığa çıkmamış bir çok olgunun meydana geldiğini söyleyen Ateş, “Bu süreçler böyle devam ederken peş peşe toplumun ister istemez bu kadar yoğun baskıya dayanması da zorlaştı. Gün geçtikçe kimliğinden de, özünden de uzaklaşmaya başlandı. Göç ettirme, işsizlik, ekonomik olarak muhtaç yaratma politikası sonucu sisteme bağlı bir hayat dayatıldı. Yani sokağında işsiz gezen işçisinden harçlık bulamayan öğrencisine kadar, köyünde üretemeyen ya da yeterince pazarlamayan, bunun üzerinde geçimini sağlamayan bir durum ve bunun kötü sonuçları sistematik bir biçimde gelişti” diyen Ateş, toplumun bütün bu olgulara rağmen ayakta durmayı başardığını ve Dersim’in kimliğinden de, dilinden de, inancından da uzaklaştırılamadığını kaydetti.

    “KENTTE UYUŞTURUCU, FUHUŞ, ÇETELEŞME ÖN PLANA ÇIKMAYA BAŞLADI”

    DEM Parti İl Örgütü olarak tartışılan ve ortaya atılan bu iddiaların peşinde olduklarını aktaran Ateş, “Şimdi bu iddiayı açığa çıkarmak, bu iddianın gerçekliğini kamuoyuyla paylaşmak da aslında devlet kurumlarının işidir. Devlet kurumları bu kentin emniyet müdürlüğü, valiliği bir şekliyle kamuoyuna yansıyan bu tutanaktaki ifadelerin, isimlerin ya da iddiaların gerçekliğini ispatlamak durumundadır” dedi.

    “ÜLKE GENELİNDE UYUŞTURUCU, FUHUŞ, ÇETELEŞME SORUNLARI VAR”

    EMEP İl Başkanı Ergin Tekin de, son on yılda ülke genelinde karşılaşılan en önemli şeylerden biri uyuşturucu, fuhuş ve bununla birlikte çetelerin giderek yaygınlaşması olduğunu belirterek, “Basına da yansıdığı şekliyle uluslararası uyuşturucu transferinin belki de merkezlerinden biri haline gelmiş bir ülkeden bahsediyoruz. Hatta uyuşturucu baronlarının kendilerine korunaklı bir alan olarak gördükleri yerlerden biri Türkiye olmuş durumda. Bununla birlikte çeteciliğin de giderek arttığı, fuhuş çetelerinin, aynı zamanda gençler içerisindeki çeteciliğin, birbirini vurma, yaralama ve benzeri olayların da gitgide arttığı bir dönemden bahsedebiliriz. Tabii bu ülke genelinde yaşanan durumdan doğal olarak Dersim’e de yansıyor. Dersim de buralardan bağımsız değil” dedi.

    Gençlerin geleceğe dair umutlarının giderek yok olduğu bir zaman içinde olduğunu söyleyen Tekin, “Bu çaresizlik Dersim’e de yansıyor. Gençler buradaki umutsuzluktan dolayı ya yurt dışına gidiyor ya da burada kolay para kazanmanın yolu nedir diye düşünerek, küçük çeteler halinde yan yana gelerek farklı oluşumlara gittiklerini gözlemliyoruz” dedi.

    “KADINLARIN YAŞAMINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR”

    Ülkedeki durumun kadınların yaşamını doğrudan etkilediğini savunan Ergin Tekin, şunları ifade etti:

    “Yoksulluğun giderek büyüdüğü, işsizliğin giderek arttığı temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan ve doğal olarak bundan en çok etkilenen kesim neresi diye sorarsak kadınlar diyebiliriz.

    Ekonomik belirsizliğin, işsizliğin giderek arttığı bir dönemde kadınların en çok yaşadığı sıkıntılardan biri hem ekonomik hem de toplumsal baskılar. Bunların getirdiği çaresizlik, umutsuzluk bir yandan son dönemde Dersim’de de yaşanmaya başladı. Duyulan şu fuhuş meselelerine dair çeşitli ilişki ağlarından bahsediliyor. Bu ilişki ağları içerisinde kadınların, bu ekonomik zorluklar içerisinde hiç değilse bir iş bulayım derdiyle nasıl mağdur edildiği ile karşı karşıya kalıyoruz.

    Aslında ilimizde senelerdir bu fuhuş çeteleri hakkında çeşitli iddialar söz konusu. Ama şöyle bir durum da var: Fuhuş çeteleri olmasına rağmen Adliyede neredeyse cezasızlık söz konusu. Yani tatmin edici cezaların olmaması bu ağda bulunan çetelerin daha rahat hareket etmesini ve bu ağa düşen kadınların da şikayet etmemesi, şikayet etmekten korkmasından dolayı bu çeteleri cesaretlendiren bir durumla karşı karşıyayız aslında.”

    “YAŞANAN OLAYLAR İHMAL OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ”

    Kentin 7/24 güvenlik kameralarıyla izlendiğini belirten Ergin Tekin, “24 saat boyunca güvenlik kameralarıyla mobeseleriyle takip edilen, her vatandaşımızın attığı adımın takip edildiği bir yerde böyle olayların, böyle çetelerin bu kadar rahat hareket etmesi ve organize suç işlemesinin çözülememesi aslında bir ihmal olarak görülmemeli. Tam tersi buralarda ihmalden öte belli bir plan, belli bir fuhuş çetesinin giderek bu çürümüşlüğü büyüttüğünü görebiliyoruz. Kamu kurumlarındaki nüfuzunu kullanarak kadınları fuhuşa sürüklemesi iddiaları var” diye konuştu.

    Kentte daha önce yaşanan diğer olaylara dikkat çeken Tekin, “Bir yıl önce yine bir kamu kurumunda yaşanmış bir buna benzer bir olaydan bahsedildi. Ama ondan sonra ne oldu? Bu kamu kurumundaki görevlilerle ilgili bir ceza verildi mi? Muamma kimse bilmiyor. Aynı şeyi burada da burada da yaşanacak mı? Onu da bilmek lazım. Şimdi işte çeşitli kurumlardan görevlilerin olduğu söyleniyor. Bu kurumlardaki kişilerin görevden uzaklaştırılacak mı ya da alınacak mı? Çeşitli cezalara verilecek mi? Bunları takip etmek önemlidir diye düşünüyoruz” dedi.

    Ortaya çıkan sorunların çözümünün toplumsal dayanışmadan geçtiğinin altını çizen Tekin, “Bu karanlıktan kurtulmanın tek yolu toplumsal dayanışmayı arttırmak. Bu işin sessizlikle geçirilmesi çeteleri güçlendirir. Halkımızdan beklentimiz bu olayların normalleşmesini engellemektir. Bu çürümüşlüğe karşı yan yana gelmek ve toplumsal birlikteliği artıracak çalışmalar yapmalıyız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • GÜNCELLENDİ/Dersim’de 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yürüyüş yapıldı-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/Dersim’de 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yürüyüş yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapıldı. Kitle yürüyüşte sık sık, ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi’ sloganını attı.

    Dersim’de 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde, Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapıldı. Kitle yürüyüşte sık sık, ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi’ sloganını attı.

    Yürüyüşün ardından Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yapıldı. Açıklamayı DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı. Açıklamada, ‘Demokratik ve eşit bir yaşam için barışa ses ver’ pankartı açıldı.

    “TOPLUMSAL BARIŞ SAĞLANMADAN SAĞLIKLI GELECEK KURULAMAZ”

    1 Eylül Dünya Barış Günü’ne savaşların, yoksulluğun ve soykırımın gölgesinde girdiklerini belirten Özcan Ateş, “Ukrayna Rusya savaşı ve İsrail’in Gazze kıyımının sürdüğü bu günlerde barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Barış sadece çatışmaların, şiddetin sona erdirilmesi için değil toplumun eşit özgür birlikteliği içinde gereklidir, toplumsal barış sağlanmadan sağlıklı gelecek kurulamaz. Yaşanılan karamsar tabloya rağmen değiştirmek ve eşit özgür barışçıl bir dünyayı yaratmak mücadele ile mümkün olacaktır. Savaşsız, sömürüsüz, demokratik ve eşit bir yaşamın inşa edildiği bir dünya bizim ellerinde, dayanışma ve mücadele ile kurulacaktır” dedi.

    “BARIŞI, DEMOKRASİ KÜLTÜRÜNDEN BAĞIMSIZ ELE ALMIYORUZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Türkiye’de çok uzun zamandan beri coğrafyamızda barışın tesis edilmesi için uzun yıllardır topraklarımızda verilen bir mücadele var. Biz savaşın neler getirdiğini, kendi yaşadığımız coğrafyadan, 1938 katliamından biliyoruz. Bugün bütün halkların ve inançların artık kendi varlığını inşa edebileceği yeni bir süreç başladı. Artık hepimizin omuzlarında çok büyük bir sorumluluk var. Biz coğrafyamızda barışı sağlarken demokrasi kültüründen bağımsız ele almıyoruz. Bu ülkede ancak demokratik kültür inşa edilebilirse gerçek anlamda bir barış bu topraklarda tesis edilecek.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD’nin 39. yılında Dersim’de açıklama: İnsan hak ve özgürlüklerini savunmaya devam ediyoruz-VİDEO

    İHD’nin 39. yılında Dersim’de açıklama: İnsan hak ve özgürlüklerini savunmaya devam ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği’nin, 39. kuruluş yıldönümü sebebiyle Dersim’de basın toplantısı düzenlendi. Yapılan açıklamada, “İHD’nin kuruluşunun 39. yılında ısrarla insan hak ve özgürlüklerini ve barış hakkını savunmaya devam ediyoruz; iyi ki İHD var diyoruz” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 39. kuruluş yıldönümünde basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş okudu.

    “İYİ Kİ İHD VAR DİYORUZ”

    İnsan Hakları Derneği’nin demokrasi ve insan hakları sorununun giderilmesine katkı sunmak için mücadelesini ısrarla sürdürdüğünü belirten Özgür Ateş, “İHD’nin bu mücadelesi coğrafyamızda insan hakları bilinci ve kültürünün oluşmasına önemli katkılar sunmuş ve sunmaya devam etmektedir. Bu nedenle diyoruz ki, iyi ki İHD var. Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin insan hakları karnesi halen ihlallerle dolu. Bu husustaki önerilerimizi ana başlıkları ile her yıl güncelleyerek tekrarlamaktayız. İnsan hakları savunucularının İHD çatısı altındaki 39 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin insan haklarına dayalı demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi ısrarla sürdürülecektir. İHD’nin kuruluşunun 39. Yılında ısrarla insan hak ve özgürlüklerini ve Barış Hakkını savunmaya devam ediyoruz; iyi ki İHD var diyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Devletin Kürt dili üzerindeki düşmanca tavrı devam ediyor-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Devletin Kürt dili üzerindeki düşmanca tavrı devam ediyor-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Bayrampaşa’da bir ailenin Kürtçe müzik dinledikleri için darp edilip gözaltına alınması Dersim’de protesto edildi. Yapılan açıklamada, “Artık yeter Kürt halkını tanıyın ve dilimiz, kültürümüz üstündeki bu baskıyı bir an önce sonlandırın” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, İstanbul Bayrampaşa’da bir ailenin Kürtçe müzik dinledikleri için darp edilip gözaltına alınmasını protesto etmek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    Açıklamada Kirmançki “Zonê ma komîya mawa, zonê ma haştîya  û ozadiya zonê ma sera, destunexo bionce“ (Dilimiz kimliğimizdir, dilimiz barış ve özgürlüğümüzdür. Ellerinizi dilimizin üstünden çekin) pankartı açıldı. Basın metnini Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi ( DEM Parti) Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş, Kirmançki olarak okudu.

    “KÜRTÇEYE TAHAMÜLSÜZLÜK DEVAM EDİYOR”

    Devletin Kürt diline düşmanca tavrının devam ettiğini vurgulayan Özcan Ateş, “İstanbul’da bir araç içerisinde bulunan bir aileyi Kürtçe müzik dinledikleri için durdurup kaba şiddetle gözaltına aldılar. Gözaltında kadın çocuk yaşlı demeden işkence uyguladılar. Bunların içerisinde hamile bir kadın da vardı. Kadın hamile olduğunu söylemesine rağmen polis şiddeti devam etti. Çünkü bilinç altında Kürt diline karşı düşmanca tutum devam ediyordu. Onun için şiddet devam etti. Biz Dersimliler bu zihniyeti çok yakından biliyoruz. Bu zihniyet 1938’de yaşanan katliamları yapanlarla aynı zihniyeti taşıyor. 1938’de de hamile kadınların karnındaki bebeklerin sürgülerle öldürülmüştü. Artık bu zulme son verin. Halkın bilinç altına öyle bir düşmanlık yerleştirilmiş ki Kürt diline tahammül edilemiyor” dedi.

    “KÜRT HALKI ÜZERİNDEKİ BASKIYI BİR AN ÖNCE SONLANDIRIN”

    Yapılan saldırının Kürt halkına yönelik bir saldırı olduğunu belirten Ateş, “Biz Dersimliler diyoruz ki kirli ellerinizi halkımızın, gençlerimizin üstünden çekin. Artık yeter Kürt halkını tanıyın ve dilimiz, kültürümüz üstündeki bu baskıyı bir an önce sonlandırın. Kürt halkı bu ülkeye yük değildir aksine barışı getirmeye çalışıyor. Kürt halkı vardır ve bu halkın dili de Kürtçedir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO

    Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de, ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapıldı. Yürüyüşte sık sık ‘Dersim’de çete istemiyoruz’ sloganı atıldı. Dersim’de artan şiddet olaylarında devlet politikasına bakılması gerektiğini vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Gençliği değersizleştirmeye çalışan bu sisteme karşı bizlerde gençlerin daha fazla örgütlenebileceği, söz kurabileceği alanları yaratmak zorundayız” diye konuştu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş düzenledi.

    Yürüyüşe DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile yüzlerce yurttaş katıldı.

    Yürüyüş sonrası basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu.

    “HERKES BİLMELİDİR Kİ DERSİM SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

    Dersimliler olarak bu toprakların ruhuna ve kültürüne aykırı olan gelişmeleri asla kabul etmediklerini vurgulayan Özcan Ateş, “Bu gelişmelerin kökeninde Dersim’in tarihsel kimliğine yönelik uzun süredir devam eden saldırıların olduğunun farkındayız. Herkesin bildiği gibi Dersim yalnızca bir coğrafya değil; bir ruhtur, bir bilinçtir, bir duruştur. Herkes bilmelidir ki Dersim sahipsiz değildir. Atalarımızın ağır bedellerle bize emanet ettiği bu toprakları onurla koruyacak; ikrarımız ve sevdamız olan Dersim’i gelecek nesillere tertemiz teslim edeceğiz. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, çeteciliğe, şiddete ve yozlaşmaya karşı çocuklarımızı ve gençlerimizi koruyacağımızı, bu kötülüklere karşı asla sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz” dedi.

    “GENÇLERİN SÖZ KURABİLECEĞİ ALANLARI YARATMAK ZORUNDAYIZ”

    Dersim’de artan şiddet olaylarında devlet politikasına bakılması gerektiğini vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, “Dersim’deki özel güvenliği devrimcilere uyguladınız. Slogan attığımızda etrafımıza yüz tane polisi yığdınız ama şehrin ortasında çatışma olduğunda, sokaklarda uyuşturucu satıldığında sadece seyrediyorsunuz. Gençliği değersizleştirmeye çalışan bu sisteme karşı bizlerde gençlerin daha fazla örgütlenebileceği, söz kurabileceği alanları yaratmak zorundayız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Aysel Doğan’ın cenazesine katılanların yargılandığı dava, 17 Ekim’e ertelendi

    Aysel Doğan’ın cenazesine katılanların yargılandığı dava, 17 Ekim’e ertelendi

    PİRHA-Aysel Doğan’ın cenazesine katıldığı için yargılanan 49 kişinin ilk duruşması Tunceli Adliyesi 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, duruşmayı yakalanması ve talimat dosyası olan kişiler olduğu için 17 Ekim’e ertelendi

    Kürt Siyasetçi Aysel Doğan, 11 Mayıs 2022 tarihinde Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti. Aysel Doğan’ın cenazesi 14 Mayıs 2022 tarihinde Dersim’e getirilmişti ancak cenazeye gelen kişilere polis sert müdahale etmişti.

    Aysel Doğan’ın cenazesine katılan 49 kişiye ‘Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama’ , ‘Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet’ suçlamalarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması Tunceli Adliyesi 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    “İNSANİ OLARAK CENAZEMİZE SAHİP ÇIKMAK İSTEDİK”

    Aysel Doğan’ın değer verdiği bir arkadaşı olduğunu belirterek sözlerine başlayan İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “Dersim için birlikte mücadele ettik, Aysel Doğan bir barış aktivistiydi. Başka bir ülkede hastalıktan hayatını kaybetti bizlerde dostları olarak cenazesine katılmak istedik. Polis cenazeye izin vermedi ama biz insani olarak cenazenize sahip çıkmak istedik. Herhangi bir şekilde suç işlemedik. Bir insanın cenazesinin gömülmesine izin verilmemesi en büyük insanlık suçudur” diye belirtti.

    “HERHANGİ BİR SUÇ İŞLEMEDİK, MAĞDURUZ”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bizim toplumumuzda cenazeye katılmak bir görev ve gelenektir. Ben Aysel Doğan’ın cenaze evinde bekliyordum, emniyet tarafından cenazenin defnedileceğini söylediler. Biz de hep beraber Sütlüce yol ayrımın oraya gittik. Cenaze arabası geldiği zaman kolluk kuvvetleri tarafından cenazeye katılmak isteyenlere gaz fişekleri atıldı ve toma ile su sıkıldı. Herhangi bir suç işlemedik bizler mağduruz.”

    “POLİSLER TARAFINDAN YOL KAPATILDI, ÜZERİMİZE SU VE GAZ SIKTILAR”

    Aysel Doğan ile birlikte Dersim’de siyasal alanda çalışma yürüttüklerini söyleyen HDP eski Dersim İl Eş Başkanı İbrahim Kasun, “Kendi arabamla birlikte cenazeye katılmak istedim, Aktuluk bölgesinde polisler tarafından yol kapatıldı üzerimize su ve gaz sıktılar” diye ifade etti.

    “AYSEL DOĞAN’IN CENAZESİNE KATILDIĞIMIZ İÇİN Mİ YARGILANIYORUZ?”

    Aysel Doğan Dersim’de siyaset yapan sosyalist ve devrimci bir kadın olduğu için cenazesine katıldığını belirten SMF Temsilcisi Mustafa Aytaç, “Biz neden suçlanıyoruz? Aysel Doğan’ın cenazesine katıldığımız için mi yargılanıyoruz?” diye sordu.

    “İNSANLARIN BİR CENAZEYİ DEFNETMESİ EN DOĞAL HAKTIR”

    Aysel Doğan’ın Dersim’in bir değeri olduğunu vurgulayan Avukat Erdal Enver Şimşek, “İnsanların bir cenazeyi defnetmesi en doğal haktır. Yolu kapatan cenazeye katılanlar değil, kolluktur. Suç unsurları oluşmamıştır o yüzden müvekkillerimizin beraatini talep ediyorum” şeklinde konuştu.

    “TUNCELİ VALLİĞİ’NİN CENAZE GÜNÜ KISITLAMA GETİRMESİ HUKUKSUZDUR”

    Aysel Doğan’ın cenazesinin kolluk tarafından kaçırılmak istendiğini vurgulayan Avukat Kenan Çetin, “Cenaze toplantı gösteri ve yürüyüş değildir, Tunceli Valiliği’nin cenaze günü kısıtlama getirmesi hukuksuzdur. Bu davanın açılmaması gerekiyordu. Müvekkillerimizin beraatini talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme heyeti, duruşmayı yakalanması ve talimat dosyası olan kişiler olduğu için 17 Ekim’e erteledi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Tüm kesimleri ses çıkarmaya çağırıyoruz!-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Tüm kesimleri ses çıkarmaya çağırıyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, bir haftadır süren protestolara ilişkin açıklama yaparak, “Toplumun tüm kesimlerini bu baskıcı ve hukuksuz düzene karşı ses çıkarmaya, birlikte mücadeleyi yükseltmeye davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolardan sonra gözaltı, tutuklama, medya ve demokratik kitle örgütlerine yönelik baskılara ilişkin Yeraltı Çarşısı üstünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu. Açıklamada, ‘Baskılar, gözaltılar, tutuklamalar bizi yıldıramaz’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, gazeteciler, işten atılan işçiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “HALKIN BARIŞÇIL TEPKİLERİ ORANTISIZ ŞİDDETLE BASTIRILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR”

    Hukuksuzlukların her geçen gün daha da derinleştiğini belirten Özcan Ateş, “Temel hak ve özgürlükler hiçe sayılırken, otoriter tek adam yönetimi baskı politikalarını genişletiyor. Düşünce ve ifade özgürlüğünden sendikal faaliyetlere, basın özgürlüğünden inanç özgürlüğüne kadar tüm demokratik alanlarda ağır ihlaller yaşanıyor. Ülkenin dört bir yanında halkın demokratik ve barışçıl yöntemlerle dile getirdiği meşru tepkiler, iktidarın talimatlarını harfiyen uygulayan güvenlik güçlerinin orantısız şiddetiyle bastırılmaya çalışılmaktadır. Toplumun her kesiminden yurttaşların katıldığı protestolarda insanlar sokak ortasında acımasızca darp edilmekte, işkenceye varan uygulamalara maruz bırakılmaktadır. Gözaltına alınanlar ise hem fiziksel işkenceye hem de taciz ve kötü muameleye uğramaktadır. Halkın haber alma hakkını savunan basın emekçileri ile demokratik talepleri dile getiren siyasetçiler ise sistemli biçimde hedef gösterilerek susturulmak istenmektedir. Bu tablo, yalnızca hukukun değil, insan onurunun da ayaklar altına alındığını göstermektedir” dedi.

    “KARARLI BİR DURUŞLA BU KARANLIĞI DAĞITABİLİRİZ”

    AKP ve MHP ittifakının, Türkiye’yi her geçen gün daha derin bir karanlığa sürüklediğini vurgulayan Ateş, “Uluslararası demokrasi, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve hukuk devleti endekslerinde Türkiye’nin en alt sıralarda yer alması, gelinen vahim durumu doğrulamaktadır. Muhalif habercilik yapmak, sosyal medyada görüş belirtmek veya barışçıl eylemlere katılmak dahi suç kapsamına alınmakta; gazeteciler tutuklanmakta, akademisyenler susturulmakta ve bağımsız yargı tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Böylece Türkiye, bir hukuk devletinden hızla uzaklaşarak keyfi yönetimin ve baskıcı rejimin kurumsallaştığı bir yapıya bürünmektedir. Son olarak, toplumun tüm kesimlerini bu baskıcı ve hukuksuz düzene karşı ses çıkarmaya, birlikte mücadeleyi yükseltmeye davet ediyoruz. Çünkü susarak otoriter rejimler gerilemez; ancak dayanışmayla, ortak mücadeleyle ve kararlı bir duruşla bu karanlığı dağıtabiliriz” diye konuştu.

    “BASKI VE CEZALANDIRMA POLİTİKALARINA SON VERİLMELİ”

    Ateş, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-Kayyumlar gayrimeşrudur; işten çıkarılan emekçiler derhal görevlerine iade edilmelidir.

    -Halkın belediyesine ait gayrimenkullerin satışı derhal durdurulmalıdır.

    -Alevi öğrencilere yönelik zorunlu iftar dayatması gibi inanç özgürlüğüne yönelik müdahalelere son verilmelidir.

    -Barışçıl basın açıklamalarını hukuksuzca takip eden ve katılımcıları cep telefonlarıyla kayıt altına alan emniyet uygulamaları durdurulmalıdır.

    -İstanbul Barosu’na yönelik kayyum uygulaması derhal geri çekilmeli, meslek örgütlerinin bağımsızlığına saygı gösterilmelidir.

    -RTÜK’ün muhalif medyaya yönelik sansür, baskı ve cezalandırma politikalarına son verilmeli, basın emekçilerine yönelik şiddet ve gözaltılar sona erdirilmelidir.

    -Eğitim Sen MYK üyelerine yönelik ev hapsi ve imza cezaları iptal edilmeli, anayasal sendikal haklara yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır.”

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun açıklamasının ardından gazetecilere ve televizyon kanallarına yönelik baskılara ilişkin gazeteciler adına yapılan açıklamayı Hüseyin Yaşar Sezgin okudu.

    Halkın anayasal hakkı olan protesto gösterilerine yönelik baskıların giderek arttığını söyleyen Hüseyin Yaşar Sezgin, şunları ifade etti:

    “Bu baskılar yalnızca protestolara katılan halka değil, aynı zamanda halka gerçekleri aktarmaya çalışan gazetecilere de yönelmiştir. Gazeteciler sahada görevlerini yaparken polis şiddetine maruz kalmış, darp edilmiş, gözaltına alınmış ve onlarcası hukuksuz bir şekilde tutuklanmıştır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), sansür uygulayarak ve para cezaları vererek medyayı susturmaya çalışmaktadır. Birçok gazete, ajans ve haber sitesine erişim engeli getirilirken, sosyal medya üzerindeki hesaplar hukuksuz bir şekilde kapatılmaktadır. Bu uygulamalar, halkın doğru bilgiye ulaşmasını engellemek, tek sesli bir medya düzeni oluşturmak ve kamuoyunu susturmak için yapılan açık bir sansürdür. Ancak hiçbir baskı, hiçbir yasak, gerçeği gizleyemez. Bizler, basın emekçileri olarak, hukuksuz gözaltıların, tutuklamaların ve sansür uygulamalarının derhal son bulmasını talep ediyoruz. Gözaltındaki ve tutuklu tüm gazeteciler serbest bırakılmalıdır. Gazetecilik suç değildir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de katliamlar lanetlendi: Hafızamız en büyük direnişimizdir!-VİDEO

    Dersim’de katliamlar lanetlendi: Hafızamız en büyük direnişimizdir!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Emek ve Demokrasi Platformu, 12 Mart 1995’te yaşanan Gazi Katliamı, 16 Mart 1978’de ki Beyazıt Katliamı ve 16 Mart 1988’de yaşanan Halepçe Katliamlarına dair basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş, “Ezilen halklara ve toplumsal muhalefete yöneltilen devlet şiddetine karşı koyacak en güçlü direniş araçlarından biri hafızadır. Devletin şiddet ve cezasızlık düzenine karşı, hafızamız bizim en büyük direnişimizdir” dedi. 

    Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu, Gazi Mahallesi, Beyazıt ve Halepçe katliamlarını lanetledi, hayatını kaybedenleri andı ve katliamcı zihniyetlere karşı birlikte mücadele çağrısı yaptı.

    Sanat Sokağı’nda gerçekleşen açıklamayı kurumlar adına DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu.

    “HAFIZANIN SİLİNMESİNE İZİN VERMEK SUÇA ORTAK OLMAKTIR”

    Tarih boyunca yaşanan katliamlarda devletin cezasızlık politikasının sürekliliğine işaret eden Ateş, “Beyazıt’ta, Halepçe’de, Gazi’de, Qamişlo’da yaşananlar, faillerin korunması ve adaletin sağlanmamasıyla bir “devlet geleneği” hâline getirilmek istenmiştir. Mart ayında gerçekleşen bu katliamlar, farklı coğrafyalarda yaşanmış olsa da, ezilen halklara ve toplumsal muhalefete yöneltilen devlet şiddetinin ortak bir parçasıdır. Bu nedenle, bu katliamları anmak yalnızca geçmişi hatırlamak değil, bugün ve yarın için ortak bir mücadeleyi büyütmektir. Ancak biliyoruz ki hafızanın silinmesine izin vermek, suça ortak olmak demektir. Unutulan her katliam, tekrar yaşanma riskini içinde barındırır. Katliamları unutmamak, unutturmamak ve sorumluların yargılanmasını talep etmek, geçmişin olduğu kadar bugünün ve geleceğin de mücadelesidir” dedi.

    “HAFIZAMIZ EN BÜYÜK DİRENİŞİMİZDİR”

    Ateş, “Devletin şiddet ve cezasızlık düzenine karşı, hafızamız bizim en büyük direnişimizdir” diyerek şöyle devam etti:

    “Katliamların sorumluları tetiği çekenler ya da bombayı yerleştirenlerle sınırlı değildir. Onları koruyan, davaları sürüncemede bırakan, delilleri karartan, toplumun hafızasını yok etmek için çabalayan tüm mekanizmalar bu suçun bir parçasıdır. Adaletsizlik yalnızca mahkemelerde değil, medyada, siyaset sahnesinde ve eğitim sisteminde de örgütlü bir biçimde yeniden üretilmektedir. Bu yüzden adalet arayışımız hukuki olduğu kadar toplumsal bir mücadeledir. Ezilen halklara ve toplumsal muhalefete yöneltilen devlet şiddetine karşı koyacak en güçlü direniş araçlarından biri hafızadır. Unutmayı reddetmek, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de mücadelesini vermektir. Devletin şiddet ve cezasızlık düzenine karşı, hafızamız bizim en büyük direnişimizdir.”

    “HAFIZAYI KORUMAK, ÖZGÜR GELECEĞİ İNŞA ETMENİN ÖNEMLİ ADIMI”

    Katliam faillerinin korunması ve adil yargılamaların yapılmamasının yeni katliamların önünü açtığını ifade eden Ateş, “Maraş, Çorum ve Sivas’ta cezasız bırakılan katiller, Gazi başta olmak üzere birçok katliama zemin hazırlamıştır. Gerçek sorumlular yargılanıp hesap verene kadar mücadelemiz sürecektir. Bir kez daha vurguluyoruz: Adalet, unutmayanların ve unutturmayanların mücadelesiyle kazanılır. Hafızayı korumak, yalnızca geçmişin acılarını hatırlamak değil, aynı zamanda adil ve özgür bir geleceği inşa etmenin en önemli adımıdır. Unutmak, faillerin yeniden güç kazanmasına ve adaletsizliğin kök salmasına hizmet eder. Ancak bizler, halkların hafızasını, ortak mücadelesini ve dayanışmasını büyüterek bu düzene karşı koymaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • Kültürel Soykırım paneli: Kürt Aleviler, en ağır şekilde asimilasyon politikalarını yaşadı -VİDEO

    Kültürel Soykırım paneli: Kürt Aleviler, en ağır şekilde asimilasyon politikalarını yaşadı -VİDEO

    PİRHA-Karakoçan Doğa ve Kültür Festivali’nin 2. gününde ‘Kültürel Soykırım’ paneli yapıldı. DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, yaptığı konuşmada “Türkiye’de Türk ve Müslüman değilsen payına katliam ve asimilasyon politikası düşmekte. Kürt Aleviler, en ağır şekilde asimilasyon politikalarını yaşadı. Çünkü Alevi inancı ulus devlet anlayışına terstir, devletle ilişkilenmeyen bir inançtır” dedi.

    Karakoçan Doğa ve Kültür Festivali’nin 2. gününde ‘Kültürel Soykırım’ paneli yapıldı. Moderatörlüğünü Musa Şanak’ın yaptığı panele Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ve tiyatrocu Özcan Ateş konuşmacı olarak katıldı.

    “KÜRTLER KÜLTÜREL, SİYASİ VE FİZİKİ OLARAK KATLİAMLARA MARUZ KALDI”

    Kürtlerin yüz yıldır kültürel, siyasi ve fiziki olarak katliamlara maruz kaldığını söyleyen Özcan Ateş, “Politikalarını işgal ve yok etmekle sürdüren kapitalist modernite, kültür kıyımı gerçekleştiriyor, maddi ve manevi kültür içerisinde yer alan her şeye karşı barbarca saldırıyor. Kapitalist modernite, ulus devlet anlayışını kendisine maske olarak kullanıyor. Ortadoğu’nun en eski halklarından Kürtlerin coğrafyasında katliamlar, kırımlar yapılmış, yer altı ve yer üstündeki bütün zenginlikler alınarak istismar edilmiş. Bu yüzden kültürel kıyımdan bahsedeceksek bu topraklarda yaşanan kültürel kıyımdan uzaklaşmamalıyız” dedi.

    “ALEVİ İNANCI, ULUS DEVLET ANLAYIŞINA TERSTİR”

    Türkiye’de Türk ve Müslüman olmayanların payına katliam ve asimilasyon düştüğünü belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Türkiye’de Kürtler ve Aleviler en ağır bir şekilde asimilasyon politikalarını yaşadı. Alevi inancında, birlikte yaşama sistemi olduğu için ulus devletlerin saldırısından hiç kurtulamadı. Çünkü Alevi inancı ulus devlet anlayışına terstir, devletle ilişkilenmeyen bir inançtır. Aleviler, Koçgiri ve Dersim’de olduğu gibi birçok yerde katliama uğradı” diye konuştu.

    PİRHA/ELAZIĞ