Etiket: özel öğretmenler sendikası

  • Eğitimci Nebil Birtek: Eğitim, barış için motor güç olabilir!- VİDEO

    Eğitimci Nebil Birtek: Eğitim, barış için motor güç olabilir!- VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek, eğitim sisteminin toplumsal dönüşümde motor güç olabileceğini belirterek, barış sürecinde pedagojinin rolüne dikkat çekti. Birtek, “Eğitimle birlikte barışı topluma kazandırabiliriz” dedi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni eğitim perspektifinden PİRHA’ya değerlendirdi. Birtek; barışın diyalog ve eğitim yoluyla inşa edilebileceğine, eğitimin toplumsal dönüşümdeki rolüne, emek sömürüsü ile barışsızlık arasındaki ilişkiye ve barışın çok yönlü -doğayla, toplumla, bireyle- kurulması gerektiğine değindi.

    “EĞİTİM, BARIŞI TOPLUMSALLAŞTIRMADA ÖNEMLİ BİR GÜÇ”

    Birtek, eğitimin yalnızca bireysel değil, toplumsal dönüşümün de anahtarı olduğunu belirterek, barışı eğitim odağında tesis etmenin mümkün olabileceğini Jean Piaget ve John Dewey’den verdiği referanslarla anlattı:

    “Eğitim, barışın toplumsallaşması ya da toplumun belli bir uzlaşı etrafında birleşmesi için bir motor güç olabilir. John Dewey’in de belirttiği gibi, eğitim toplumları dönüştürebilecek demokratik bir güçtür. Sadece askeri yöntemlerle değil aynı zamanda demokratik güç ve eğitim sisteminin toplumları değiştirmedeki gücünden bahsederek barışın bu şekilde sağlanabileceğini vurgu yapar.

    Jean Pieget ise öğrencilere özellikle anaokulundan başlamak üzere savaş karşıtlığından ziyade büyük oranda herkesi içine alabilecek toplumsal değerlere dikkat çekmekten bahseder. Bunun özellikle öğrenciler üzerinde daha fazla etkili olacağını dile getirmiştir. Bu türdeki bir eğitim sistemine de barışı koymayı öne sürer. Böylece barışı tesis etmede eğitimin, özellikle pedagojik eğitimin bir kolaylaştırıcı olabileceğini öne sürer. Gerçekten de baktığımız zaman bireyler üzerinde istediğimiz bilişsel, duyuşsal ve devinimsel değişiklikleri savaşın önlenmesi ve barışın daimi hale getirilmesi üzerinde yoğunlaştırabiliriz. Bunu eğitim alanında sürekli hale getirebiliriz. Bu tür bir eğitim barışın eğitimde nasıl oturtulup, toplum için faydalı olacağını gösterebilir. Çünkü eğitimin toplumun geleceğinde önemli bir rolü vardır.”

    “BARIŞ İÇİN EMEK VERİLMESİ GEREKİYOR”

    Nebil Birtek, özel sektör öğretmenlerinin yıllardır ekonomik zorluklarla boğuştuğunu ve bu durumun ülkedeki çatışmalı ortamdan bağımsız olmadığına vurgu yaparak, “Neredeyse patronların ücretli kölesi olarak çalışıyoruz. Bu durumun varlığı, barış ortamının eksikliğiyle doğrudan bağlantılı. Barış ortamı olmadan emek sömürüsüne karşı mücadele de eksik kalır” diye konuştu.

    Barış için toplumun her kesiminin çabalaması gerektiğinin altını çizen Birtek, “ Barış, emek isteyen bir kavramdır. Barışın yalnızca insanlar arasında değil; doğa, hayvanlar ve toplumun ötekileştirilen kesimleriyle de kurulması gerekiyor. Toplumun hurdaya çevrilen tüm kesimleriyle bir uzlaşı inşa etmeliyiz. Barışı dert edinenler, bunun kaygısını yaşayanlar, mağduru olanlar, hiç mağduru olmasa bile bir şekilde bu durumdan zarar görenlerin yani topyekün bir şekilde barış için emek verilmesi gerekiyor. Ki bu da bir süreç işidir. John Dewey’in dediği gibi; barış bir süreç işidir ve biz bu süreci barışın yapı taşlarından olan eğitim ile yapabiliriz. Eğitimle birlikte barışı topluma kazandırabiliriz” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • “Ataması yapılmayan öğretmenler varken okullara imam atanması kabul edilemez”- VİDEO

    “Ataması yapılmayan öğretmenler varken okullara imam atanması kabul edilemez”- VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilcisi Nebil Birtek, atama bekleyen milyonlarca öğretmen varken okullara imam ve din görevlilerinin atanmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Birtek, “Alanında uzman olan, atanamadığı için intihar eden o kadar öğretmen varken okullara imam atanmasını kabul etmeyeceğiz. Gerekli adımları atacağız” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı.

    Geçmişte de benzer projelerle eğitim alanı laiklikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmeye çalışılmıştı. Şimdi de ‘Manevi danışmanlık’ adı altında din görevlilerinin okullara atanması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden tepki topluyor. Tekçi dinci zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle eğitimcilerden itiraz sesleri yükseliyor.

    Söz konusu uygulama ile ilgili PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin İl Temsilcisi Nebil Birtek, ataması yapılmayan birçok öğretmenin intihar ettiğine, farklı iş kollarında çalışanların da iş cinayetlerine kurban gittiğine dikkat çekti.

    “AMAÇ ÖĞRENCİLERİ TARİKATLARA ÇEKMEK”

    Nebil Birtek, ÇEDES projesinin iktidarın kendi dünya görüşünü dayatma araçlarından biri olduğunu söyledi. Bu uygulamayla öğrencilerin tarikatlara yönlendirilmesinin amaçlandığını belirten Birtek, “Ataması yapılan din görevlilerinin herhangi bir pedogojik formasyonu ve öğrencilere yetecek şekilde uzmanlıkları olmadığı için değerler eğitimi olsun, başka alanlarda olsun öğrencilere katabilecekleri herhangi bir donanımları yoktur. Tabi bunun amacını biliyoruz. Öğrencileri tarikatlara çekmek, iktidarın ve hükümetin kendi ideolojisine yakın bir nesil yaratmaya çalışması, özellikle tarikat yurtlarında cemaatlerde çok fazla yaşanan şiddet ve istismar vakaları sebebiyle toplumda oluşan haklı yargıyı kırmak için her düzeyde öğrencilere bu şekilde ulaşmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    “ÇEDES ÖĞRENCİLERİ ÖTEKİLEŞTİRECEK”

    Mevcut eğitim sisteminde tek dilin, tek dinin yer almasının yanında bir de ÇEDES gibi projelerle sorunun daha da büyüdüğüne vurgu yapan Nebil Birtek, bunun öğrenciler üzerinde ötekileştirici ve yalnızlaştırıcı bir etki bıraktığını ifade etti.

    Birtek, “Zaten tek dilin okutulması, üstü kapalı bir biçimde tek din, tek mezhep hatta tek dünya görüşü dayatılıyor. ÇEDES protokolü ile var olanın biraz daha somutlaştırılması, kendini iktidara ve onun dünya görüşüne yakın hissetmeyenlerin daha da yalnızlaşması, daha fazla toplum dışına itilmesine sebep olacaktır. ÇEDES protokolünün zorlamaya bağlı olmadığı söyleniyor ama biz biliyoruz ki otoriter baskıyla, okuldaki baskıyla veya akran baskısıyla bu yapılan uygulamalara öğrencilerin bir şekilde yönlendiriliyor. Zaten ayrışmış toplumu daha da kutuplaştıracağını düşünüyorum. Kendini resmi dine, mezhebe yakın hissetmeyen öğrenciler gerek okulda gerekse bulundukları çevrede ötekileştirmeye maruz kalacaktır” dedi.

    “PROTOKOLÜN İPTALİ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

    “Bu kadar alanında uzman, pedagojik eğitim almış öğretmen varken, Milli Eğitim’de bu yönde büyük bir boşluk varken bu öğretmenlerin atamasının yapılmayıp yerine imam ve din görevlilerinin okullarda görevlendirilmesi kabul edilebilir bir şey değil” diyen Nebil Birtek, bu protokolün iptali için ellerinden geleni yapacakalrını söyleyerek, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Demokratik, laik, evrensel bir eğitim sistemi istiyoruz. Herhangi bir kimlik ve dini görüşün baskısı altında eğitim verilmesini reddediyoruz. Evrensel eğitim siteminin Türkiye’de uygulanması için elimizden gelen neyse yapacağız. Yaklaşık 600 bin ile 1 milyon arasında ataması yapılmayan öğretmenler var. Bir an önce bu öğretmenlerin atamasının yapılmasını istiyoruz. İmamların kendi işlerini kendi ortamlarında, camilerde yapmalarını, eğitim alanına Diyanet’in gölgesinin düşmemesini, öğretmenlerin de okulda olmasını istiyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    >‘Okullara imam atanması eğitimin tarikatlara teslim edilmesidir, karşı koymalıyız’

    >‘Okullara imam atanması çocuklar için çok tehlikeli, mücadele edilmeli’

    >‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’

    >“Okullara imam atanması Alevi çocuklarını asimile etme politikasıdır”

    >‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’

    >‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’

    >‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’

    >‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’

    >‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’

    >Laik eğitim karşıtlığı sürüyor: İzmir’de 842 okula din görevlileri atandı