Etiket: özelleştirme

  • Malatya’da elektrik faturalarına tepki

    Malatya’da elektrik faturalarına tepki

    Malatya’da Sol Parti zamlar sonrası artan elektrik faturalarına tepki göstermek için elektrik dağıtım şirketi önünde basın açıklaması yaptı.

    Sol Parti İl Başkanı Ali Amanat tarafından tarafından yapılan açıklamada, enerji üretim ve dağıtımın özelleştirilmesi sonrasında elektrik faturalarının üç katına çıktığı belirtilerek zamların geri çekilmesi çağrısında bulunuldu.

    “ÖZELLEŞTİRME İLE FATURALAR ÜÇ KATINA ÇIKTI”

    Amanat, tek adam rejiminin yarattığı güvensizlik, kuralsızlık, belirsizlik ve keyfiliğin krizi daha de derinleştirdiğini vurgulayarak, “Erdoğan’ın fantastik tezleri, TÜİK’in sahte verileri, bir NAS bir ÇİN modeli derken ülkemiz felaketten felakete sürüklendi. Üç ayda dövizi de faizi de enflasyonu da yükseltip yeni zam ve vergilerle halkı soydular. Elektrik faturalarımız zamlarla iki üç katına çıktı. Bu zamların tek nedeni enerji üretim ve dağıtımın özelleştirilmiş olmasıdır. Sadece tükettiğimiz elektriğin parasını değil; şirketlere haraç kesiyorlar! Şirketleri zengin etmek için garibanın, yoksulun, emekçinin cebindeki üç kuruşu çalıyorlar! Bu faturalar ödenmez; bu faturaları ödetmeye kalkmak bu karda kışta milyonlarca insanı elektriksiz bırakmak demektir. Geçen yıl 5 milyon ailenin elektriğinin kesildiği düşünülürse bu yıl bu sayı katlanarak artacaktır. Bu büyük eziyete son verilmeli, zamlar geri çekilmelidir” dedi.

    “BU BİR SOYGUNDUR”

    Elektrik dağıtım şirketinin fazladan elde ettiği gelirler ile KYK borçlarının tamamının 10 kere ödeneceğini belirten Amanat, “Dağıtım şirketlerinin bir ayda toplam abonelerden elde ettiği gelir 2021`de 19,7 milyar lira iken, 2022`de 42,2 milyar liraya çıkacak. Yani özel şirkeler her ay 22,5 milyar lira fazladan gelir elde ederken, aylık gelirleri de yüzde 114 artmış olacak. Yani son zamlarla birlikte toplamda yıllık 270 milyar ilave gelir elde etmiş olacaklar Bir aylık karları ile bu memleketin gençlerinin sırtında bir yüke dönüşen KYK borçlarının tamamı 10 kere ödenir. Bir sonraki ayda ise 4 milyon öğrenciye yurt imkanı sağlanabilir. Bu bir soygundur” diye konuştu.

    “ÇÖZÜM KAMULAŞTIRMADA, HALKA AİT OLANA GERİ ALALIM”

    Özeleştirme ile ülkenin tüm kamu birikimlerinin haraç mezat satıldığını ifade eden Amanat, son olarak şunları belirtti:

    “Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden bu piyasa düzeni devam ettirilerek, şirket egemenliği korunarak çıkılamaz. Enerji şirketleri kamulaştırılmadan, bunun mücadelesi gerçekleştirilmeden bu zamlar geri alınamaz! Türkiye’nin krizden çıkışı için acil bir kamucu dönüşüm gerçekleştirilmelidir. Yerli-yabancı sermayeye peşkeş çekilen, halka ait tüm varlıklar yeniden kamulaştırılmalıdır. Ekonomiden siyasete eğitimden sağlık sistemine kadar her alanda kamucu/toplumcu bir anlayışın egemen kılınarak, özelleştirmelerle yağmalanan yandaş sermayeye peşkeş çekilen kamu malları yeniden kamuya iade edilmelidir. Eğitim ve sağlık her düzeyde parasız olmalı, özel eğitim kurumları ve hastaneler kamulaştırılmalıdır. Tüm halkımızı bu mücadeleyi birlikte sürdürmeye; halka ait olan her şeyi geri almak için birleşmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/MALATYA

  • TRT fiilen şirket oluyor; Haber-Sen’den tepki – VİDEO

    TRT fiilen şirket oluyor; Haber-Sen’den tepki – VİDEO

    PİRHA – TRT’nin özelleştirilmesi sonucu personele yansıyacak olan sorunları değerlendiren Haber-Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, “TRT’ye şirket kurma, yerli yabancı sermayeli şirketlere ortak olma hakkı veriliyor. TRT fiilen şirket oluyor. Neoliberal politikaları benimsemiş bir anlayışla bunu yapıyorlar. En önemlisi TRT kamu ihale kanunundan muaf tutuluyor” dedi.

    TRT’nin özelleştirilmesiyle yaşanacak sorunları Haber-Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu PİRHA’ya değerlendirdi.

    TRT’de 2003 yılında acil eylem planı ile başlayan TRT’yi itibarsızlaştırmak için tartışmaya açtıklarını söyleyen Ustaoğlu, 703 No’lu KHK ile birlikte TRT’de yaklaşık 5 bin kişinin hayatının değişeceğini ve bu 5 bin kişinin 2 binin emekli olacağını kalanların ise istihdam personel fazlası adı altıda başka kamu kuruluşlarına gönderileceklerini kaydetti.

    TRT’deki bu değişikliğin sadece TRT’nin var olan personeline yönelik olmadığını, bundan sonra TRT’de çalışacak personele de özel hukuk hükümlerine tabii bir istihdam modeli belirlendiğini belirten Ustaoğlu, “Bu değişiklikle tamamen iş kanunu gereği işçi statüsünde çalıştırılacaklar. 657 (Devlet Memurlar Yasası) sayılı yasada çalışanların iş güvencesi vardı, iş güvencesinden, özlük haklarından arındırılmış insanlar TRT’de istihdam edilecek” dedi.

    “TRT MÜDÜRÜNÜN GÖREV SÜRESİ CUMHURBAŞKANI İLE AYNI”

    TRT’deki değişikliğin sadece personele yapılmadığının altını çizen Ustaoğlu, “İdarecilere yönelikte yapılıyor. TRT’de bu kadar değişim, bu kadar farklılaşma yaşanırken 703 No’lu KHK’nin 3 ve 4 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile TRT’deki yönetim kurulu 15 günde bir toplanma zaruriyeti vardı, bunu değiştirdiler ve bunu 3 ayda bire çıkardılar. Bu ne demek? Yönetim kuruluna ‘TRT’yi biz yöneteceğiz sen maaşını alıyorsun, sen sadece onaylayacaksın’ demektir” ifadelerini kullandı.

    TRT genel müdürünün görev süresini Cumhurbaşkanının görev süresiyle eşitlendiğini belirten Ustaoğlu, “Böyle bir pozisyonda doğru tarafsız bir yayıncılık yapılabileceğini düşüne bilir miyiz?” diye sordu.

    TRT’YE ŞİRKET KURMA HAKKI

    TRT’ye şirket kurma, yerli yabancı sermayeli şirketlere ortak olma hakkının tanındığını söyleyen Burak Ustaoğlu,  Neo Liberal politikaları benimsemiş bir anlayışın bunu yapabileceğini belirterek şöyle devam etti:

    “En önemlisi TRT kamu ihale kanunundan muaf tutuluyor. TRT’nin bir şirkette %1 bile olsa o şirkette kamu ihale kanunundan muaf tutuluyor. TRT’nin halk tarafından finanse edildiği bir bütçesi vardı. Elektrik payı ve bandrol paralarıyla. Bunların hangi şirkete nasıl, ne şekilde ihale edildiği kamu ihale kanunundan uzaklaşınca bununla birlikte bizim de denetlememizden uzaklaşmış olacak.”

    TRT’nin uzun zamandır kamu hizmeti yayıncılığında karnesinin zayıf olduğunu ve bunun da son seçimlerde siyasi partilere göstermiş olduğu zaman dilimleriyle de kanıtlandığını kaydeden Ustaoğlu, TRT’de kamu hizmeti yayıncılığının çok ciddi bir darbe aldığını, kar mantalitesi ile hareket eden bir kurumdan kamu hizmetinin beklenilmeyeceğini söyledi.

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ” 

    TRT’de kamu hizmeti yayıncılığını benimsemiş insanların olduğunu ve bunların kurumdan el çektirilmeye, uzaklaştırılmaya çalışıldığının altını çizen Haber-Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, mücadeleye devam edeceklerini, gerek hukuki zeminde, gerek sendikal zeminde ve gerekse de kurumlarla kurdukları irtibatlarla  mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • Beş ilin yöre dernekleri, şeker fabrikalarını satmaması için yarın hükümeti uyaracak

    Beş ilin yöre dernekleri, şeker fabrikalarını satmaması için yarın hükümeti uyaracak

    PİRHA-Tokat, Yozgat, Amasya, Kastamonu, Erzincan yöre dernekleri şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili 8 Nisan Pazar günü saat 15:00’te Beyoğlu Tünel meydanında basın açıklaması yapacak. 

    İlk fabrikası 1926 yılında açılan, Cumhuriyet tarihinin ilk fabrikalarını bünyesinde barındıran Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye ait 14 fabrikanın satışı geçtiğimiz Şubat ayında ilan edilmişti.

    Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye ait 14 fabrikayı özelleştireceğini duyurmasının ardından geçen süre içinde ilk özelleştirilen fabrikalar Bor ve Kırşehir şeker fabrikaları oldu.

    Özelleştirme kararının kamuya duyurulmasından itibaren çeşitli kesimlerden tepkiler gelmişti. İlk fabrikaların satılmasına rağmen tepkiler hala sürüyor. 8 Nisan Pazar günü Tokat, Yozgat, Amasya, Kastamonu, Erzincan yöre dernekleri yapacakları basın açıklamasıyla özelleştirmeye tepki gösterecekler.

    Yöre dernekleri hazırladıkları bir afişle sosyal medyada basın açıklamasına tüm halkı davet etti. Hazırlanan afişte şu ifadeler yer alıyor. “Şeker fabrikaları halkındır, satılamaz!”, “Özelleştirmelere, yabancı şirketlere peşkeş çekmeye HAYIR!”

     

  • ‘Elbistan şeker fabrikasının satışa sunulması AKP’nin vuracağı yeni bir darbedir’

    ‘Elbistan şeker fabrikasının satışa sunulması AKP’nin vuracağı yeni bir darbedir’

    PİRHA- Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 14 fabrikanın satışı ilan edilmesine tepkiler yükseliyor. CHP Parti Meclisi Üyesi Ali Öztunç, “Elbistan şeker fabrikasının özelleştirme kapsamında satılacak olması Elbistan’a, Elbistanlıya AKP’nin vuracağı yeni bir darbedir” dedi. Öztunç’a göre, fabrikada çalışan işçiler, Elbistan ovasındaki pancar üreticisi çiftçiler bu karardan olumsuz etkilenecek.

    Cumhuriyet tarihinin ilk fabrikalarını bünyesinde barındıran Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 14 fabrikanın satışı ilan edildi.

    İlk fabrikası 1926 yılında açılan, Cumhuriyet tarihinin ilk fabrikalarını bünyesinde barındıran Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 14 fabrikanın satışı ilan edildi.

    Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye ait 14 fabrikanın satış yöntemiyle ayrı ayrı özelleştirilmesine ilişkin ilanı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. ÖİB’nin yüzde 100 hissesine sahip olduğu Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye ait 14 fabrika, satış yöntemiyle ayrı ayrı özelleştirilecek.

    Buna göre;

    14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin ihaleler pazarlık usulü ile gerçekleştirilecek ve pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımıyla yapılacak açık artırma suretiyle sonuçlandırılabilecek.

    İhalelere gerçek ve tüzel kişilerle yatırım fonları ve ortak girişim grupları (OGG) katılabilecek.

    İstekliler, ayrı ayrı olmak koşuluyla birden fazla ihaleye teklif verebilecek. Birden fazla fabrika için teklif verilmesi halinde bu teklifler birbirleriyle ilişkilendirilmeyecek.

    Şartnameler, 26 Şubat’ta ÖİB’den temin edilebilecek. İdare’den ihale şartnamesi almış isteklilere talepleri halinde durum tespiti yapmak üzere fabrika ziyaretinde bulunma ve fabrikanın yöneticileriyle görüşme imkanı sağlanacak. Teklifler Türk Lirası olarak verilecek. İhale bedeli peşin veya vadeli önenebilecek. İhale bedelinin vadeli olarak ödenmesinin talep edildiği takdirde asgari yüzde 30’u varlık satış sözleşmesi imza tarihinde peşin, ihale bedelinin vadeye bırakılan tutarı ise azami 12 ayda bir ödeme yapmak kaydıyla en çok 48 ayda ve eşit taksitlerle vadeyle bırakılan tutar üzerinden ödeme tarihleri itibariyle hesaplanacak vade farkıyla ödenecek.

    İstekliler son tekliflerini, Bor, Çorum, Kırşehir ve Yozgat şeker fabrikaları için 3 Nisan’a, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu ve Turhal şeker fabrikaları için 11 Nisan’a, Afyon, Alpullu, Burdur, Elbistan ve Muş şeker fabrikaları için ise 18 Nisan’a kadar verebilecek.”

    CHP’Lİ ALİ ÖZTUNÇ’TAN TEPKİ: AKP’NİN YENİ DARBESİ

    Maraş Elbistanlı CHP Parti Meclisi Üyesi Ali Öztunç, sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Öztunç, “Elbistan şeker fabrikasının özelleştirme kapsamında satılacak olması Elbistan’a, Elbistanlıya AKP’nin vuracağı yeni bir darbedir” dedi.

    Öztunç şeker fabrikalarının özelleştirmesiyle şu olumsuzlukların olacağını sıraladı:

    “Fabrikada çalışan işçiler, Elbistan ovasındaki pancar üreticisi çiftçiler başta olmak üzere tüm hemşehrilerim bu karardan olumsuz etkilenecek. İnsanların ekmeği ile oynamak ne islam dinine ne de insan olmanın kriterlerine uyar. Yazıktır, günahtır. Bu karardan vazgeçin. Halk düşmanlığı yapmayın.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi halka ihanettir!’

    ‘Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi halka ihanettir!’

    PİRHA- CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, şeker fabrikalarının Türkiye’nin en köklü işletmelerinden biri olduğunu belirterek özelleştirmenin yerli üreticiye ve tüketiciye ‘ihanet etmekle’ eşdeğer olduğunu ifade etti.

    Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi için ihale açmasının ardından tepkiler devam ediyor.

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, şeker fabrikalarının Türkiye’nin en köklü işletmelerinden biri olduğunu belirterek özelleştirmenin yerli üreticiye ve tüketiciye ‘ihanet etmekle’ eşdeğer olduğunu ifade etti.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya yazılı soru önergesi veren CHP’li Mehmet Tüm, konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Şeker fabrikalarının hikayesi ülkemizin kuruluş yıllarına dayanıyor. 1930’lu yıllarda kurulan fabrikalar, savaştan çıkmış bir ülkenin ekonomik buhrana rağmen ayakta durabilmesinin en temel ayağını oluşturuyor. Dolayısıyla fabrikalarımız sadece yerli üretimin değil, uluslararası sermayeye bağımlılıktan kurtuluşun da sembolleriydi. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi demek, tekrar ülkemizin uluslararası tekellerin politikalarına bağımlı olması anlamına geliyor. Şeker pancarından üretilen şeker yerine, mısırdan üretilen şeker sağlığa yönelik ciddi tehlikeler barındırıyor. Yanı sıra, pancardan yerli üretici, hayvancılıkla geçimini sağlayan insanlar ve esnaf da kaybedecek. Fabrika işçilerinin durumunun ne olacağı da yine belirsizliğini koruyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik krizi aşmak ve bütçe açığını kapatmak için ülkemizin elde kalan son fabrikalarını satıyorlar. Bu üreticiye, tüketiciye, çiftçiye, esnafa, kısaca halka ihanettir.”

    “ŞEKERİN YERİNİ NİŞASTA BAZLI ŞEKER Mİ ALACAK?” 

    Bakan Fakıbaba’ya verdiği önergede CHP’li Tüm şu soruları yöneltti:

    “Bu hafta içinde çıkarılacak ilanlarla 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi için ihale sürecinin başlatılacağı duyurulmuştur. Bu ilanlarla 14 şeker fabrikası için satış süreci başlayacak ve ihalelerde fabrikalar için üretim ve çiftçiden alım şartı konulacaktır.”

    Bu çerçeveden hareketle;

    1. Şeker fabrikalarının özelleştirilme kapsamında satılmasının gerekçesi nedir?
    2. 14 şeker fabrikasının satışı ne kadar sürede tamamlanacaktır?
    3. İhalelerde fabrikalar için üretim ve çiftçiden alım şartı nasıl olacaktır?
    4. Şeker fabrikalarında çalışan işçilerin durumu ne olacaktır?
    5. Şeker fabrikalarının kapatılmasıyla şeker pancarlarından üretilen şekerin yerini nişasta bazlı şeker mi alacaktır?
    6. Et ve Balık Kurumu’nun özelleştirilmesinden ardından yaşanan olumsuzlukların Şeker Fabrikaları için yaşanmaması nasıl sağlanacaktır?
    7. Satış sonrası pancar üretiminin azalmasına bağlı olarak melas ve küspe eksikliği hayvancılık sektörünü nasıl etkileyecektir?

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İsveç’te sağlık emekçileri özelleştirmeyi protesto etti

    İsveç’te sağlık emekçileri özelleştirmeyi protesto etti

    İsveç’in 11 ilinde bir araya gelen sağlık emekçileri, özelleştirme ve taşeronlaştırmaya dikkat çekmek amacıyla meydanlara çıktı.

    Evrensel’de yer alan habere göre, İsveç’te özelleştirme ve taşeronlaştırma politikasının yol açtığı yıkıcı sonuçlara dikkat çekmek ve sağlık sektöründeki emek sömürüsünü protesto etmek için, İsveç’in 11 ilinde sağlık emekçileri meydanlara çıktı.

    Stockholm, Göteborg ve Malmö gibi büyük yerleşim birimlerinde yapılan miting ve yürüyüşlerde konuşmalar yapan sağlık emekçileri, hükümete sağlık emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını kötüleştiren, hastaların yaşamlarını riske sokan özelleştirme, taşeronlaştırma ve kemer sıkma politikasına son vermeleri çağrısı yaptılar.

    “Ucuzluğa son-bir başka sağlık mümkündür” parolasıyla yapılan eylemlerde, özelleştirme ve taşeronlaştırma politikasına son verilmesini ve sağlık ve eğitim hizmetlerinin yeniden devlet ve belediyelere devredilmesini talep eden pankart ve dövizler de  taşındı. Göstericiler, hükümetin sağlık politikasını protesto etmek için zaman zaman hep birlikte düdük çaldı.

    İNSAN ONURUNA YARAŞIR SAĞLIK HİZMETLERİ HERKESİN HAKKI

    Stockholm’deki gösteri kadınların oluşturduğu müzik grubunun trampet çalmasıyla başladı. Hemşire Ingrid Borin, meydanda yaptığı konuşmada amaçlarının sağlık sistemindeki aksaklıkları halka duyurmak ve önlem almaları için harekete geçmelerini sağlamak olduğunu belirttikten sonra şunları kaydetti: “Biz sağlık sistemindeki aksakları ve bunların giderilmesi için yapılması gerekenleri biliyoruz. Sağlık kurumlarının zayıflamasından hem çalışanlar hem de hastalar zarar görüyor. Bu, herkesi etkiliyor. Hepimizin bazen sağlık hizmetleri alma gereksinimi duyuyoruz. İyi ve insan onuruna yaraşır sağlık hizmetleri herkesin hakkı.”

    Göteborg’de düzenlenen gösteride Mattias Nilsson, sağlık sistemindeki özelleştirme ve kemer sıkma politikalarının emekçiler üzerindeki etkisini, “Hastanede çalıştığım 9 yıl içinde koşullarının nasıl ağırlaştığını gözlemledim. Sağlık hizmetlerine talep artarken sağlık hizmetleri veren yerlerin sayısı azaldı. Personel sıkça yer değiştiriliyor ve hasta yazılan meslektaşlarımızın sayıları arttı. Artık personel dayanamıyor” diyerek özetledi.
    Linköping ilindeki gösteride hemşire Alexandra Lyssarides, hastaların kötü çalışma koşullarının hastaların güvenliğini tehdit ettiği uyarısında bulunduktan sonra, politikacılara duruma müdahale etmeleri ve önlem almaları çağrısı yaptı.