Etiket: özgül saki

  • Milletvekillerinden avukatların yürüyüşüne destek: Yargı bağımsızlığı için buradayız-VİDEO

    Milletvekillerinden avukatların yürüyüşüne destek: Yargı bağımsızlığı için buradayız-VİDEO

    PİRHA- 5 Nisan Avukatlar Günü’nde Ankara’da yürüyüş yapan avukatlara DEM Parti ve CHP’li siyasetçiler de destek verdi. Aynı zamanda hukukçu kimlikleri olan milletvekilleri, “Savunmayı susturamazlar” vurgusunu yaptı.

    Türkiye Barolar Birliği “Savunmanın bağımsızlığı, hukuka saygı” talebiyle Ankara’da yürüyüş yaptı. Cübbeleriyle Ankara Barosu’ndan Anıttepe’ye yürüyen avukatlara siyasetçiler de destek verdi.

    “YARGI ORGANLARI, ADALET BAKANLIĞINA BAĞLI MÜDÜRLÜK GİBİ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, avukatlar olarak 5 Nisan Avukatlar Günü’nün buruk kutladığını belirtti. Aynı zamanda avukat olan Tiryaki, şunları söyledi:

    “Türkiye’de hukuksuzluk, haksızlık diz boyu. Artık Türkiye’de hukukun siyasallaşmasından bahsetmiyoruz, aslında Türkiye’de siyaset kurumunun tırnak içerisinde söylüyorum hukuk kurumları eliyle yürütülmesinden söz ediyoruz. Yani şu anda maalesef mahkemeler, yargı organları, Adalet Bakanlığına bağlı birer müdürlük gibi. Bağımsız yargı falan yok, talimatla iş yapan kurumlar haline dönmüş durumda.

    Biz şu an Türkiye’de bir darbe rejimi var diyoruz. 15 Temmuz başarıya ulaşmamış olsa bile aslında o gün bugündür Türkiye kalıcı bir olağanüstü hal ile yönetiliyor ve Türkiye’de demokrasiden, hukuktan söz edilemez. Bugün binlerce avukatın burada olması çok önemli. Aslında avukatlar, hukuk kurumunun üç önemli sadece ayağından biri olan avukatlar da topluma bir mesaj veriyorlar; yaşananları kabul etmediklerini, bu hukuksuzluğa karşı direneceklerini söylüyorlar. Bunu çok kıymetli buluyorum.”

    “YARGI BAĞIMSIZLIĞI İÇİN BURADAYIZ”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki de avukatların yürüyüşüne destek veren isimler arasındaydı. “Bugün Avukatlar Günü ama bundan daha geniş bir amaç için buradayız” diyen Saki, sözlerine şöyle devam etti:

    “Yargı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte iktidarın bir silahı oldu. Hükümetin, bütün muhalefeti susturmak için yargı eliyle dizaynına karşı da bir yürüyüş aynı zamanda. Bütün demokratik kurumlarda yasama, yürütme, yargı birbirinden ayrı olmalı ancak faşist hükümetlerde bu üçü birleşir ve biz adım adım oraya doğru gidiyoruz. İşte bu, yargının isyanı aslında. Demokratikleşmede yargının bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunu da söyleyerek diyoruz ki gerçekten demokratikleşme için yasama, yürütme, yargı ayrı güçler olarak demokrasinin inşasında sac ayaklarıdır. Bunun en temel ayaklarından yargı bağımsızlığı için buradayız.”

    “YARGI TARAFSIZLIĞI BAKIMINDAN EN KÖTÜ DÖNEM”

    DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Av. Öztürk Türkdoğan ise tutuklu öğrenciler ve siyasetçiler için yürüdüklerini belirterek şöyle devam etti:

    “Avukatların yürüyerek hak, hukuk, adalet sloganı attığı bir ülkede Avukatlar Günü kutlanamıyor. Bugün bir mücadele günü; hak, hukuk, adalet için mücadele ediyoruz. Türkiye, tarihinin yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı bakımından en kötü dönemini yaşıyor. 2017 yılında bize göre şaibeli olarak kabul edilen anayasa referandumuyla Türkiye, kuvvetler birliğine geçti. İşte o kuvvetler birliğinin sonuçlarını acı bir şekilde yaşıyoruz. Avukatlar, yargının gerçekten bağımsız tarafsız olması için mücadele ediyor. Bugün vesilesiyle düşünceleri nedeniyle mücadele edip hapiste olan başta öğrenciler olmak üzere siyasetçi arkadaşlarımızı, seçilmişleri, özgürlüğe kavuşturacağımız günleri de görmek istiyor, onlar için de mücadele ediyoruz.”

    “DARBE YAPAN FAŞİSTLERİN DAHİ YAPMADIĞI AĞIR ORTAMLAR”

    CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da avukatlara destek veren siyasetçiler arasındaydı. “Savunmayı susturamazlar” vurgusunu yapan Tanrıkulu, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Binlerce avukatla beraber yürüyoruz ve maalesef avukatlar gününü kutlayamıyoruz. Türkiye’de ağır insan hakları ihlalleri var, adalet tükenmiş durumda. Yargı bağımsız ve tarafsızlığını yitirmiş iktidarın bir aparatı haline dönüşmüş. Avukatlar bireysel olarak büyük bir baskı altında. Barolar da kurumsal olarak baskı altında. Darbe dönemlerinde görülmeyen bir biçimde barolar her taraftan kuşatılmaya çalışılıyor. En son İstanbul Barosuna yaptıkları bir açıklamadan dolayı dava açıldı ve baro yönetim kurulunun görevden alınmasına karar verildi. Bu 12 Eylül’de darbe yapan faşistlerin dahi yapmadığı ağır ortamlar aynı zamanda. Türkiye’nin her yerinde avukatlar büyük baskı altında; ekonomik zorluk içerisinde ve Türkiye’nin bu halinden avukatların yaşadıkları da bağımsız değil. O nedenle bugün meslektaşlarımız tam da Avukatlar Gününde adalet ve toplumsal barış için yürüdü. Bu düzeni değiştireceğiz.”

    Eren GÜVEN – Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • DAD Ankara Şubesi Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarına ilişkin panel düzenledi

    DAD Ankara Şubesi Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarına ilişkin panel düzenledi

    PİRHA-DAD Ankara Şubesi’nin düzenlediği “Suriye Gerçeği ve Suriye’deki Alevi Katliamları” paneli düzenledi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Suriye’nin başkenti Şam’da 8 Aralık 2024 tarihinde yönetimi ele geçiren Heyet Tehrir el-Şam’ın (HTŞ) Alevilere dönük katliamlarına karşı “Suriye Gerçeği ve Suriye’deki Alevi Katliamları” konulu panel düzenledi. Panele; Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Özgül Saki ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Eş Başkanı Nuray Çevirmen konuşmacı olarak katıldı.

    Panelin Moderatörlüğünü ise DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak yaptı.

    “İNSANLAR YERLERİNDEN, YURTLARINDAN EDİLDİ”

    Rasha Ali’nin anısına yapılan saygı duruşuyla başlayan panelde ilk olarak Nuray Çevirmen konuştu. Nuray Çevirmen, “2011 yılında Suriye’de başlayan savaş, cihadist çeteler ve örgütlerin yanı sıra Türkiye’nin desteğiyle hem askeri hem de ekonomik açıdan güçlendirildi ve coğrafya kan gölüne dönüştü. İnsanlar yerlerinden, yurtlarından edildi. Özellikle cihadist grupların Kobanê, Efrîn ve tüm Rojava bölgesinde gerçekleştirdiği katliamlar hala hafızalarımızda. Buna ek olarak, 3 bin Ezîdî kadın kaçırıldı, çocuklar katledilerek, insansızlaştırma politikası hedeflendi” dedi.

     “SURİYE HALKLARI BÜYÜK BİR ENDİŞE YAŞIYOR”

    HTŞ’nin yapısının DAİŞ, El-Nusra ve El-Kaide’den oluştuğuna dikkati çeken Nuray Çevirmen, “Bugün, cihadist bir örgüt olmaktan öteye geçemeyen, ancak Avrupa ve bazı gruplar tarafından adeta bir demokrasi savunucusu gibi gösterilen Colani eski bir El-Kaide üyesidir. Bu yüzden Suriye halkları büyük bir endişe ve belirsizlik içinde yaşıyor” dedi.

    “2011 YILINDAN BERİ BİR İÇ SAVAŞ SÜRÜYOR”

    DEM Parti Milletvekili Özgül Saki ise, “Suriye’ye bakıldığında 2011 yılından beri bir iç savaş sürüyor. Bu iç savaşın sonunda da aniden 61 yıllık BAAS rejiminin yıkılması ve bir anda yeni bir düzenin inşası meselesi ortaya çıktı. Bu kadar hızlı bir değişim beklemiyorduk. Peki ne oldu? 8 Aralık’tan itibaren yakından tanıdığımız IŞİD cihadist çeteleri, batının ‘terörist’ olarak tanımladığı ve ABD ile AB’nin Suriye yönetiminde söz sahibi olduğu bir durumda, parlatılarak tek söz sahibi yapılmış oldu. Hafızamızın temizlenmesi istendi” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • PSAKD Ataşehir Şubesi’de yeni müfredata ilişkin panel yapılacak

    PSAKD Ataşehir Şubesi’de yeni müfredata ilişkin panel yapılacak

    PİRHA- PSAKD Ataşehir Şubesi “Eğitim müfredatı ile hedeflenenler ve toplumsal sorumluluklar” konulu panel yapacak. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi 12 Haziran saat 18.00’de yeni “Eğitim müfredatıyla hedeflenenler ve toplumsal sorumluluklar” başlığıyla bir panel düzenleyecek. Panelde Halkların Eşitlik ve Demokrasi (DEM) Partisi İstanbul Milletvekili Özgül Saki ve KESK İstanbul Dönem Sözcüsü Hüseyin Tosu konuşmacı olarak yer alacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD’den çağrı: Ermeni Soykırımı’nı tanı, af dile, tazmin et -VİDEO

    İHD’den çağrı: Ermeni Soykırımı’nı tanı, af dile, tazmin et -VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 109. yılına ilişkin dernek binasında açıklama yaptı. İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, “Biz tanı, tazmin et, af dile çağrımızı yineliyoruz. Bu konu tartışılmadan bu coğrafyada gerçek bir barış olamayacağını biliyoruz” dedi

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 109. yılında “Tanı, Af Dile, Tazmin Et” başlığıyla basın açıklaması yaptı.

    “CUMHURİYET BU SUÇU YARGILAMIYOR, YÜZLEŞMİYOR”

    Açıklama öncesi söz alan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, “Bu soykırımın ittihatçıların suçu olduğunu biliyoruz ama bu cumhuriyet bu zihniyetin devamı. Cumhuriyet bu suçu yargılamıyor, yüzleşmiyor. Evet bu büyük felaket ama bunun adı soykırım. Biz ‘tanı, tazmin et, af dile’ çağrımızı yineliyoruz. Bu konu tartışılmadan bu coğrafyada gerçek bir barış olamayacağını biliyoruz” dedi.

    Ermeni Soykırımı basın metnini Gülistan Yarkın okudu. Yarkın’ın okuduğu açıklamada “Bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan mezarsız ölüler hak ettikleri gibi, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmüş olacak. Ruhları huzura erecek. Adalet yerini bulacak” denildi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Bundan 109 yıl önce 24 Nisan 1915’de zamanın Osmanlı toplumunun sanat, edebiyat, düşünce ve kültür dünyasının en üretken temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 220 İstanbullu Ermeni gözaltına alındı. Önce merkez cezaevi olarak kullanılan Mehterhane’ye yani bugün Türk İslam Eserleri Müzesi’nin bulunduğu Merkez Cezaevi’ne, ertesi gün Sarayburnu’na götürülerek orada kendilerini bekleyen bir gemiye bindirilip Haydarpaşa tren istasyonuna götürüldüler. Oradan da Anadolu’nun içlerine doğru yola çıkarıldılar. Bir grup Ayaş’a, bir grup Çankırı’ya götürüldü. Ayaş’a götürülen 70 kişiden 58’i, Çankırı’ya götürülen 150 kişiden 81’i öldürüldü. Bu vahşet bununla sınırlı kalmadı. Dönemin yöneticileri olan İttihat ve Terakki Partisi ve onun tetikçi örgütü Teşkilat-ı Mahsusa aracılığı ve yerel halkın katılımıyla İzmit’ten Eskişehir’e, Kayseri’den Sivas’a, Erzurum’dan Van’a, tüm Anadolu’daki Ermeni varlığına, bütün tarihsel, kültürel, ekonomik ve sosyal dokusuyla birlikte son verildi. Ermenilerin sadece canlarına kastedilmedi. Mallarına, mülklerine, paralarına, hatıralarına, tarihlerine el konuldu. Bir uygarlık, binlerce yıllık anayurdundan tüm izleriyle birlikte silinip yok edildi. Bu süreçte Kuzey Mezopotamya’nın en eski halklarından Süryaniler, Pontus ve Küçük Asya Rumları da soykırıma uğratıldı. Daha da önemlisi T.C devleti dünyanın en başarılı ve en uzun süreli soykırım inkârını gerçek kıldı, kurumsallaştırdı ve en geniş tabana yaygınlaştırdı. İnkâr o kadar başarılı oldu ki, bugün Ermeniler kendi memleketlerinde soykırıma uğradıklarını anlatmak bir yana binlerce yıllık varlıklarını bile kanıtlamak zorunda bırakıldılar.

    Türkiyeli Ermeniler bu inkâr ikliminde, inkârın hayatın her alanındaki taşıyıcıları ve sözcüleri ile birlikte yaşamak zorundayken, dünyanın dört bir yanındaki Ermeniler de ata topraklarından uzaklarda sürekli aile büyüklerinin anılarının incitilmesine katlanmak zorunda kalıyorlar.

    “SÜREKLİ SORUŞTURMA VE DAVA AÇILIYOR”

    Türkiye Cumhuriyet devleti, soykırımı inkâr etmekle kalmıyor, aksine 1915 soykırımını tartışmak isteyenleri de hukuken cezalandırma yoluna gidiyor. Özellikle soykırımla ilgili yapılmış açıklamalara 2018 yılından bu yana sürekli soruşturma ve dava açılıyor. Genel olarak söz konusu soruşturmalar takipsizlik kararıyla, açılan davalar beraat kararıyla sonuçlanmış olsa da son dönemde bu politikanın da değiştiğini görüyoruz. Geçtiğimiz ay sonuçlanan bir davada, yargılanan kişilere, soykırım anması nedeniyle, Türk Ceza Kanunu 301. Maddeden cezalar verildi. İnsan Hakları Derneği, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyeleri Eren Keskin ve Gülistan Yarkın aynı madde nedeniyle yargılanmaktalar. Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak, 2021 tarihinde yaptığımız soykırım anma açıklamamız, cezalandırılmak isteniyor. Bunun da Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu düşünüyoruz. Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir. İnkâra son verin. Bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan mezarsız ölüler hak ettikleri gibi, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmüş olacak. Ruhları huzura erecek. Adalet yerini bulacak.”

    “SOYKIRIMA SOYKIRIM DEMEK ZOR BİR DURUMA DÖNÜŞTÜ”

    Açıklamanın ardından DEM Parti MYK üyesi Murad Mıhçı konuşarak, “Yıllardır en gerçekçi sözü kuran İHD, Ermeni toplumunun bir ferdi olarak bizi yüreklendiriyor. Biliyoruz ki yaşadığımız bu süreçte soykırıma soykırım demek zor bir duruma dönüştü. Yargılamalara rağman bu mücadeleyi veren İHD’nin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. 24 Nisan’la yüzleşmemin azınlık bırakılan halklardan saha çok çoğunluktaki halklar için önemi var. Çünkü yüzleşilmeyen bir toplum büyük tehdit altındadır. Korkuyoruz. Bu konularda konuşabilecek kimse kalmadı. Türkiyeli bir Ermeni olarak bu coğrafyada mücadeleye devam ediyoruz. Her iki topluma da her iki ülkeye de çağrımızdır barışı gerçekten istiyorsanız biz burada köprü olmaya hazırız” dedi.

    “YÜZLEŞME YAŞAMIN SAHİPLENİLMESİDİR”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki de “Tarihsel olarak tanığız ki bu coğrafya katliam ve direniş coğrafyası. Bu soykırımla yüzleşilmesinin önemini çok iyi biliyoruz, bu yaşamın sahiplenilmesidir. Biz biliyoruz ki değişim karşılaşmalarla, tanıklıklarla, tanık olmanın sorumluluğunun yerine getirilmesiyle mümkündür” diye konuştu.

    “YÜZLEŞMEK IRKÇILIĞA KARŞI ÇIKMAK DEMEKTİR”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise “Yüzleşmek yapılmış olanın kabul edilemez olduğunu kabul etmek ve yapılacak olana karşı tavır almak demektir. Bütün suçların, katliamların, soykırımların üstleri örtülüyor. Ermeni halkına karşı işlenen bu suçla yüzleşmek ırkçılığa karşı çıkmak demektir” dedi.

    Konuşmaların ardından basın açıklaması son buldu.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Özgür Basını kesinlikle susturamayacaksınız’- VİDEO

    ‘Özgür Basını kesinlikle susturamayacaksınız’- VİDEO

    PİRHA- İstanbul ve Ankara’da yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 9 gazeteci için yapılan açıklamada konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili  Özgül Saki, “Gerekirse her birimiz bir Özgür Basın emekçisi olarak sokaklarda hakikatin sesi olmaya devam devam edeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi (DEM) Parti ve Halkların Demokratik Kongresi, Özgür basına dönük saldırıların ardından DEM Parti İstanbul İl Örgütü’nde açıklama gerçekleştirdi.

    “OPERASYONLARI KABUL ETMİYORUZ”

    DEM Parti İl Eş Başkanı Murat Kalmaz konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Dün Kürt gazetecilik gününün hemen ardından bu gözaltının yapılması manidardır. Yine özellikle dün Erdoğan’ın Irak ve Erbil ile yapmış olduğu ziyaretin hemen ardından yapılmış olması sürekli daha önceden buna benzer savaş hazırlıklarının yapıldığı, sınır ötesi operasyonlarının hazırlıklarının yapıldığı süreçten hemen öncesinde Özgür Basına dönük yapılan bu operasyonları, Kürt iradesine karşı yapılan işbirlikleri öncesi yapılan operasyonları kabul etmiyoruz. Özgür Basının kaleminden elinizi çekin. Siz ne yaparsanız yapın ne kadar baskı geliştirirseniz geliştirin ne kadar gözaltı ne kadar tutuklama gerçekleştirirseniz gerçekleştirin Ape Musa’nın ardılları Özgür Basını kesinlikle susturamayacaksınız. Hiçbir kameramanı, hiçbir yazan çizeni olmasa, hepsini tutuklasanız bile bizler kendi kameralarımızla bu süreci büyüteceğimizi net olarak belirtmek istiyoruz” dedi.

    “YAŞANANLARI KINIYORUZ”

    HDK adına konuşan İstanbul Eş sözcüsü Ali Bal şunları dile getirdi: “AKP-MHP  iktidarının 31 Mart’ta almış olduğu yenilgiden sonra savaş politikalarına onay alma talebine Belçika’dan başladı. Belçika’da gerçekleşen saldırgan tutumu kınadığımızı belirtmek istiyoruz. Bu savaş politikalarına karşı bu ülkede yaşayan inançlı, sosyalist, devrimci bütün insanların karşı durması gerektiğini bir kez daha gördük. Özgür Basın geleneği bu ülkede aslında milyonlarca insanın gerçeklerini yansıtan açığa çıkartan yayınlarla bugüne kendilerini taşıdılar.  Özgür Basın gereği bugüne kadar kendisini var ederek gelmiştir ve bundan sonra da sürdürecektir. Yaşananları kınadığımızı belirtmek istiyorum.”

    “TÜRKİYE HALKARI MÜCADELEYE SAHİP ÇIKMALI”

    Ardından söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu ise “AKP’nin ilk hamlesi Van’daki mazbatayı gasp etme üzerineydi. Özellikle 2023 seçimlerinden sonra kurduğu kabine ile birlikte savaş politikalarını hızlandırmaya çalışıyor.  Orta Doğu‘da Kürt halkının özgürlük mücadelesinde kazandığı bütün değerleri yok etmeye çalışıyor. 40 yıllık iktidarları boyunca tek bir şey gördüler Kürt sorununu çözmeyen, onurlu bir barış mücadelesi yürütmeyen bütün iktidarlar çözüldü. AKP ve MHP  iktidarı da bunun farkında ve bütün saldırganlığı bunun üzerindedir. Basın emekçilerine yönelik yaptığı saldırganlık da bunun üzerinedir. Hakikati yazan söyleyen emekçileri, basın özgürlüğü ve bu bütün gerçekleri halkla buluşturma doğrultusundadır. O yüzden de ne savaş politikaları ne işgal ve sömürgeci politikaların haklarımızın nezdinde bir yeri yoktur. 31 Mart seçimlerinde halklarımız savaş karşıtı olduğunu bu savaş karşıtlığıyla da yoksulluğu meydana getiren savaş bütçesine de hayır dediklerini göstermiştir. O yüzden biz Türkiye halkları da bu mücadeleye sahip çıkmaya gözaltındaki arkadaşlarımızın serbest bırakılması için her türlü protesto yapmaya davet ediyoruz. Özgür Basın susturulamaz” dedi.

    “HAKİKATİN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Son olarak konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki şöyle konuştu: “Rejimler, tüm faşist hükümetler hakikat ve gerçeğin düşmanı ve kendi yandaş basını dışında gerçek anlamda hakikatin peşinde olanların baş düşmanı. Arkadaşlarımızın da söylediği gibi son seçimlerde ağır bir şekilde sarsılan bu rejim şimdi kendini yeniden dizayn etmek için savaş ve sömürgeci politikalara yandaş bulmak için kapı kapı dolaşıyor. Bu arada bunu yaparken özgür basının hakikatin sesi olan kamerası olan Özgür Basını zaptetmeye çalışıyor. Özellikle bunu yaparken tüm dünya ve Orta Doğu coğrafyasında sömürgeci savaşlarına karşı en çok kadınlar direniyor. Bir bütün olarak dayanışma içinde bunlara karşı mücadelemizi veriyoruz ve burada kadınların savaş koşullarında sömürgeci politikadan da neler yaşadığını Özgür Basında kadın arkadaşlarımız dile getiriyorlar. Bu anlamda her basını yapın operasyonda kadınlar ayrıca bir saldırının olduğunun da farkındayız. İktidarın bu savaş politikalarına ve iş birliği içinde yaptığı yeni sömürgeci politikalara izin vermeyeceğiz gerekirse her birimiz bir Özgür Basın emekçisi olarak sokaklarda hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti Ankara’da kadın seçim bürosunu açtı: Kadın, yaşam, özgürlük diyoruz!-VİDEO

    DEM Parti Ankara’da kadın seçim bürosunu açtı: Kadın, yaşam, özgürlük diyoruz!-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Ankara’da kadın seçim bürosu açtı. Açılışta konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki,”Ankara sokaklarına, siyasetin olduğu her yere, mücadelenin olduğu her yere siyasetin ‘mor dem’ini getirmek üzere, Gültan Kışanak’ın duvarlardan aşan sesi, bedeni, mücadelesi olmak üzere yola çıktık. “ dedi.

    31 Mart Yerel Seçimleri kapsamında, Ankara’da DEM Parti’nin kadın seçim bürosunun açılışı yapıldı. Açılışa çok sayıda kadın katıldı.

    “ARTIK KÖTÜNÜN İYİSİNİ ARAMAK ZORUNDA DEĞİLİZ, GÜLTAN KIŞANAK VAR”

    Açılışta konuşma yapan DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, “Kadın seçim büromuzun anlamı şu demek; kadınlar patriyarkanın egemen olduğu her yerde kadın özgürlüğünü, politikasını, mücadelesini yapmak için her yerde olacaklar. Yerel yönetimleri erkeklerin egemenlik alanı olmaktan çıkartacaklar ve kadınların, LGBTİ+’ların, tüm yaşamı savunanların mekanları haline getirecekler. Bugün buradan Gültan Kışanak’ı şahsında tüm kadın adaylarla dayanışıyoruz. Onların mücadelelerinin parçasıyız aslında. Ve Ankara sokaklarına, siyasetin olduğu her yere, mücadelenin olduğu her yere siyasetin ‘mor dem’ini getirmek üzere, Gültan Kışanak’ın duvarlardan aşan sesi, bedeni, mücadelesi olmak üzere yola çıktık. Ankara erkeklerin seçiminin olduğu bir yer olmaktan çıktı. Artık bir erkekten diğer erkeğe, kötünün içinde iyisini aramak zorunda kalmayacağız. Çünkü Gültan Kışanak var artık. Gültan Kışanak’ın yerel yönetimlerde neler yaptığı bilmek, görmek isteyenler Diyarbakır’daki yerel yönetim deneyimine baksınlar diyorum ben. Hep birlikte dayanışma içinde bu süreci Gültan Kışanak şahsında hapishanede olan bütün kadınlar için hem de aday olan bütün kadınlar için yürüyeceğiz” dedi.

    Özgül Saki’nin konuşmasının ardından Gültan Kışanak’ın mektubu okundu.

    Kadın seçim bürosu açılışı müzik dinletisi ve halaylar ile devam etti. Kadınlar, Gültan Kışanak için yazdıkları mesajları gönderilmek üzere panoya astı.

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Özgül Saki: Adana’da Yeşil Sol Parti’ye saldırıya çok net yanıt verilecek- VİDEO

    Milletvekili Özgül Saki: Adana’da Yeşil Sol Parti’ye saldırıya çok net yanıt verilecek- VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti İstanbul milletvekili Özgül Saki, Adana’da, HDP ve Yeşil Sol Parti’nin ortak kullandığı binaya saldırıya ve polislerin yakalanan 2 kadına tutumuna tepki gösterdi. Saki, “Bu saldırılara karşı biz direnişimizle buradayız diyeceğiz” dedi.

    Adana’da, HDP ve Yeşil Sol Parti’nin orta kullandığı binaya saldırı girişiminde bulunan 2 kadın, partililer tarafından yakalanmıştı. Yapılan açıklamada, saldırı girişiminde bulunan bir kadının “Beni polisler gönderdi” dediği ifade edilmişti. İl binasına ve Ömer Öcalan’a yapılan saldırılara ilişkin Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, PİRHA’ya değerlendirme yaptı.

    “VEKİLLERİ SALDIRININ ÖZNESİ HALİNE GETİREN HOYRATLIK İÇİNDELER”

    Saki, hükümetin AKP-MHP hükümeti olduğunu aynı zamanda askerin devletle birlikte bir bütün olduğunu dile getirerek, “Bu memlekette gerçekten sahici muhalefet yapan sahici örgütlü güç Yeşil Sol Parti ve HDP” dedi. Seçimlerden sonra hükümetin aldığı sonuçlarla daha önce de saldırıların olduğunu söyleyen Saki,”Bu sefer bizzat vekilleri de saldırının öznesi haline getiren bir hoyratlık içindeler” dedi.

    “ADANA’DAKİ PARTİ BİNALARINA SALDIRI İLK DEĞİL”

    Saki, Adana saldırısına ilişkin çok net yanıt verileceğini söyleyerek şunları kaydetti:

    “Adana’daki parti binalarına saldırı, ilk değil. Adana’dakinin ayrı bir önemi var. Fark ettiyseniz yakalanan kadın, ‘beni polis yönlendirdi’ diyor. Bu bizim açımızdan zaten net bir şey. Sonra milletvekilimiz Ömer Öcalan’a bütün herkesin gözü önünde jandarma, kaçırma girişiminde bulunuyor. Biliyoruz ki biz HDP, Yeşil Sol Parti mücadelesini sadece meclisle sınırlamaz. Ama meclise gönderdiği temsilciler, halkın mücadelesinden gelen temsilcilerdir. Ve hiçbir şekilde buna izin verilemez. Adana saldırısına ilişkin de çok net yanıt verilecek.”

    “MÜCADELE VE DİRENİŞ DE YÜKSELECEK”

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Ömer Öcalan’a yapılan saldırıyı da protesto edeceklerini belirterek, “Ama bundan öte söyleyeceğimiz bir şey savaş hükümetinde yaşıyoruz. Krizleri saldırıyla çözmeye çalışan bir hükümet içinde yaşıyoruz. Ve yeni dönemde hele önümüzde yerel seçimler varken gerçek muhalefet yapan öznelere saldırı artacak. Ama bunun karşısında mücadele ve direniş de hiç kuşkusuz yükselecek. Bu anlamda yerel seçimlere dönük AKP-MHP iktidarının hala yarası büyükşehirlerin kaybedilmiş olması. Bölgede kayyumu atadı belki. Belki buralara da atamayı düşünüyor. Bizim önümüzdeki dönem bu yerel seçimlere kadar mücadeleyi yükseltip böyle bir şey yapmalarına asla izin vermeyeceğimizi herkese çok net göstermektir. Bir kere daha Urfa’da Ömer Öcalan’a yapılan o saldırı girişimini protesto için ama aynı zamanda il örgütlerimiz çeşitli yerlerde eş zamanlı bu saldırılara karşı biz direnişimizle buradayız diyeceğiz.”

    Devrim FINDIK-Dilan ŞİMŞEK / İSTANBUL