Etiket: özgün inanç

  • ‘AİHM’nin kararı Aleviliği tanımlama değil, emsal bir karar, büyük bir kazanım’-VİDEO

    ‘AİHM’nin kararı Aleviliği tanımlama değil, emsal bir karar, büyük bir kazanım’-VİDEO

    PİRHA-  Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu. AİHM’ye başvuran AABF, Aleviliğin bağımsız bir inanç olduğunu belirtti, 4 yıl sonra mahkeme Alevileri haklı, Avusturya hükümetini ise haksız buldu. Federasyonun Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, mahkeme kararının büyük bir kazanım olduğunu söyledi. AABK Kurucu Başkanı Turgut Öker de AİHM’nin kararının Aleviliği tanımlama olmadığının altını çizdi.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Avusturya devletinin Aleviliği İslam’dan bağımsız ele almamasını, bir mezhep olarak görmesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyarak uluslararası arenada hukuk mücadelesi başlatmıştı. 30 Ocak’ta AABF’nin başvurusunu görüşen mahkeme, Avusturya hükümetini haksız bularak emsal bir karar aldı. Mahkeme Alevileri haklı bularak “Alevilik kendine özgün bir inançtır” dedi ve Avusturya’nın karara uyması gerektiğini belirtti.

    Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu.

    CAN TV‘de Abidin Çetin‘in sunduğu Nabız programına konuk olan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 5 Mart’ta Alevilerin başvursunu haklı bularak Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etmesine dair konuştular.

    “AVUSTURYA HÜKÜMETİ ALEVİLERİ BASKI ALTINA ALMAK İSTİYOR”

    Mehmet Ali Çankaya, ‘İslam Yasası’ ile Avusturya hükümetinin Alevileri baskı altına almak istediğini kaydederek, “Avusturya Alevi Federasyonu, 2009 yılında Avusturya hükümetine Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğuna dair bir başvuru yapmıştı. Hükümet İslam Yasası ile Sünni, Şia ve Alevi İslam gibi kavramlarla toplumları yönetmek istediler, baskı altın aldılar. Biz bu yasaya sığmayacağımızı söyledik. Müslümanlığın beşinci mezhebi diye adlandırdıkları bir Alevi İslam topluluğu türedi. Bunun akıl hocaları cami-cemevi projeleri gibi konseptler oluşturan İzzettin Doğan- Fethullah Gülen’di. Aleviliğin başına İslam kelimesini getirdiler ve Avusturya hükümeti de bunu kabul etti. 12 yıllık mahkeme süreçleri boyunca da bu şemsiyenin altına girmeyeceğimizi çok kez vurguladık” dedi.

    “ALEVİLERİ TANIMAK ZORUNDA KALDILAR”

    Çankaya, şöyle devam etti:”

    Davalarımız kabul edilmedi ve 2018 yılında Avusturya’daki mahkeme süreçleri bitti. Sonrasında ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk. AİHM 2022 yılında bir karar verdi ve bu karar hem bize hem de Avusturya hükümetine iletildi. Aleviliğin tanınması konusunda bir masaya oturduk. 5 haftalık bir görüşme oldu ve Avusturya hükümetine kararı kabul etmemesi durumunda AİHM’deki davayı geri çekmeyeceğimizi ilettik. Avusturya hükümeti 22 Nisan 2022’de bizleri tanımak zorunda kaldı. 12 yıllık kaybımızın kurumsal, hukuksal, sosyal karşılığının verilmesini talep ettik. Hükümet 5 sene boyunca beklememizi istedi. AİHM’den çekilmedik ve 30 Ocak tarihinde gelen yazıda bizleri haklı buldu.

    “BU BÜYÜK BİR KAZANIMDIR, EMSALİ GÖRÜLMEYEN BİR KARARDIR”

    ‘Devletin Alevisi olmayacağız’ söyleminin bir tek Türkiye için değil tüm dünya devletleri açısından geçerli olduğuna dikkat çeken Çankaya, “Biz Alevi kurumları olarak Avusturya hükümeti bizleri kabul etmediği için AİHM’e gittik. Özgür olan bir Alevi inancı kazandı. Eğer bizler AİHM’ne başvurmuş olmasaydık nasıl olacaktı? Avusturya’da İslam inancının beşinci mezhebi olacaktık. Bu büyük bir kazanımdır ve emsali görülmeyen bir karardır. Devletin Alevisi olmayacağız diyoruz. Peki yalnız bir tek Türkiye’de mi devletin Alevisi olmayacağız, yoksa bütün dünyada mı? Devletler Alevi inancına müdahale edemez üzerinden bir karar çıkması herkesi sevindirdi. Tüm Alevi kurumlarını bağlayan bir noktada kazanım elde ettik.

    “ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE AVUSTURYA HÜKÜMETİYLE FEDERASYON MASAYA OTURACAK”

    Önümüzdeki 3 aylık zaman içerisinde Avusturya hükümeti ile Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu heyet şeklinde masaya oturacak. 13 yılda kaybettiğimiz bütün haklarımızı alacağız” diye konuştu.

    AVUSTURYA DEVLETİNE VE İSLAM YASASI’NA BOYUN EĞEMEZDİK 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker ise Avusturya hükümetinin, Aleviliği İslam’ın beşinci mezhebi olan gören bir toplulukla, Diyanet mantığı ile hareket ettiğini belirtti. Bu dayatmaya boyun eğmeyeceklerini ifade eden Öker, “Alevilerin ana yurdu olan Türkiye’de sorunları var. Avrupa’daki Alevileri bir araya getirmenin yanında oranın hükümetlerine Alevi inancının kabul ettirilmesi ve Hristiyan, Yahudi, Müslümanların elde ettiği hakları bizlerin de hak etmesi için bir görevimiz vardı. Bu süreç Almanya’da sorunsuz ilerledi ve sonuçlandı. Bu kararın hazırlığını kardeş federasyonumuz olan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na aktarmaya yeltendiğimizde ise bu ihanet şebekesi federasyonumuza ait olan başvuruyu alıp kendi başvurusu gibi gösterdi ve oranın yetkili mercilerine teslim etti. İslam’ın beşinci mezhebiyiz diyen bir topluluk ortaya çıkınca Avusturya devleti de bunun üzerine atladı. Devletler denetim altında olanı, kendi çıkarına hizmet edeni tercih eder. Türkiye’de çok çektiğimiz, karşı çıktığımız Diyanet’e boyun eğmediğimiz gibi Avusturya’da da buna boyun eğemezdik” şeklinde konuştu.

    “AİHM’İN KARARI ALEVİLİĞİ TANIMLAMA KARARI DEĞİL!”

    “Avrupa’daki Alevileri, Diyanet’e bağlı yapılanmalar mı temsil edecek?” diye soran Öker, AİHM’nin kararının Aleviliği tanımlama olmadığının altını çizdi.

    Öker şunları ifade etti:

    “Aleviliği Avusturya devletinin kontrolünde beşinci bir mezhep olarak onaylayamazdık. Kamuoyunun bilmediği şey şu; bu teolojik bir tartışma konusu değil. Konu Alevilik İslam mıdır, değil midir, Ali var mıdır yok mudur konusu değil. Avrupa’daki Alevileri, Diyanet’e bağlı yapılanmalar mı temsil edecek? Hiçbir şekilde İslami grupların kontrolüne girmeden kendi başına bağımsız, kendi federasyon ve konfederasyonlarıyla diğer inançların eşit düzeyde olmasının mücadelesi bu. Devletin kontrolünde tuttuğu basın organları ise AİHM’nin Aleviliğin ne olduğu karar verdiğini ve bizlerin o karar ile Aleviliği öğrenmişiz gibi konuyu çarpıtıyorlar. Aleviliğin ne olduğuna Aleviler karar verir, devletler Aleviliğe don biçemez ve Aleviliğin ne olduğuna karar veremezler. Bizler ne Avusturya hükümeti ne de AİHM’den Aleviliğin ne olduğuna karar verin diye bir beklenti içerisine girmedik, davayı onun için açmadık. Davaya bakan AİHM hakimleri Alevi sözcüğünü belki ilk defa duydular. O hakimlerin Aleviliğin ne olduğuna karar vermeleri söz konusu değil.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    AİHM’den emsal karar: AABF’nin ‘Alevilik bağımsız bir inançtır’ başvurusunu haklı buldu
    Avusturya ABF, bağımsız bir Aleviliğin tanınması için AİHM’ye başvurdu
    Özgür Turak, Avusturya’daki İslam Yasası gerçeğini anlattı: Diyanet’ten farksız

     

  • ‘Alevilik her çağın gelişmelerine uyum sağlayan bir inanç ve yaşam biçimidir’-VİDEO

    ‘Alevilik her çağın gelişmelerine uyum sağlayan bir inanç ve yaşam biçimidir’-VİDEO

    PİRHA- Avusturya devletinin Alevi inancını bağımsız ve kendine özgü bir inanç olarak tanımasına ilişkin konuşan Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Alevilik, her çağın gelişmelerine uyum sağlayan, bilimden yana olan ve en önemlisi de emekten yana, ezilenden yana, mazlumdan yana olan bir yaşam ve inanç biçimidir” dedi.

    Alevilik 13 Nisan 2022 tarihinde Avusturya’da ‘kendine özgü bir inanç’ olarak tanındı.

    Avusturya devletinin Alevi inancını bağımsız ve kendine özgü bir inanç olarak tanımasının önemine vurgu yapan Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Aleviliğin her çağın gelişmelerine uyum sağlayan bir inanç ve yaşam biçimi olduğunu söyledi.

    “ALEVİLİK HER ÇAĞIN AYDINLANMASINI TAŞIYAN BİR İNANÇTIR”

    Aleviliğin tarihçesinin çok eskilere dayandığını ve bu inancı tarihçilerin araştırması gerektiğini ifade eden Akpınar, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Alevilik bir ırmaktır. Hazreti Ali, Şeyh Bedrettin, Nesimi, Pir Sultan, Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa bunlardan biridir. İsmini sayamayacağımız birçok ırmak var aslında. Araştırdığımız zaman kendimizden başlamamız lazım. Alevi bir yurttaşın Sünni bir vatandaşla inanç bazında benzerliğini bir araştırsınlar. Yani bu günkü Sünni İslamla bizim inancımızın bağdaşan bir tarafı var mı? Artıları ve eksileri koysunlar. Biz ya ‘Allah ya Muhammet ya Ali’ söyleminin dışında bugünkü Sünni İslamla benzerliğimiz olan hiçbir şey yok, ibadet anlamında da yok. Bazıları asıl müslüman biziz diyor. Nasıl asıl Müslüman biz oluyoruz? Gerçekten bunu savunan arkadaşların bu çelişkiyi gidermesi lazım. Çünkü biz camiye gitmiyoruz, namaz kılmıyoruz biz bir kere ibadetimizi eşitimizle, çocuğumuzla birlikte yan yana yapıyoruz. Bugünkü Sünni İslamda böyle bir ibadet şekli yok ki.”

    “ALEVİLER KENDİ İNANÇLARINI, KÜLTÜRLERİNİ VE RİTÜELLERİNİ YAŞATMALILAR”

    Alevi yurttaşların inançlarına ve inançlarının ritüellerine sahip çıkması, onları yaşatması gerektiğini dile getiren Akpınar, “İnsanlarımız bu anlamda sürecin getirdiği korkuların ve birçok olayın sonucunda kendisini inkâr etmemeli. Kültürlerini, ritüellerini yaşatmalılar. Her çağın gelişmelerine uyum sağlayan, bilimden yana olan ve en önemlisi de emekten yana, ezilenden yana, mazlumdan yana olan bir yaşam ve inanç biçimidir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Karakaya: Aleviliğin Alici, batıni yönü, onun bağımsız bir inanç olmasına engel değildir

    Karakaya: Aleviliğin Alici, batıni yönü, onun bağımsız bir inanç olmasına engel değildir

    PİRHA – Doç. Dr. Ayfer KarakayaAvusturya’da Aleviliğin özgün bir inanç olarak tanınmasının ardından yaşanan tartışmalara ilişkin “Enerjimizi Aleviliğin eşit ve özgün bir inanç olarak kabulü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethanemiz olarak tanınması için yaptığımız ortak mücadeleye yoğunlaştırabiliriz” dedi. 

    Doç. Dr. Ayfer Karakaya, son olarak Avusturya’da olmak üzere Avrupa ülkelerinde Aleviliğin ayrı, özgün bir inanç olarak tanınmasının ardından yaşanan tartışmalara dair bir mesaj paylaştı. Facebook hesabından yazan Karakaya “Evet, Alevilik en genel anlamda Sufilik havuzu içerisinde şekillenmiş, Alici, batıni yönü olan bir inançtır. Ama bu onun özgün, bağımsız bir inanç olarak kabul edilmesinin önünde bir engel değildir” dedi.

    “ALEVİLİĞİ BÖLMEYE ÇALIŞANLAR, YOLUN DOSTU DEĞİLDİR”

    Doç. Dr. Ayfer Karakaya, tıpkı diller gibi inançların da ortak referans ve kaynaklardan beslenmiş olabileceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Ancak belli bir noktadan sonra öğreti ve ritüel anlamında o kadar farklılaşırlar ki, ortak duygudaşlık anlamında o kadar koparlar ki artık bağımsız, özgün bir inanç haline gelirler. Meseleye böyle yaklaşmak gerekir. Böyle yaklaşılırsa anlamsız kısır döngülerden ve tartışmalardan da kurtuluruz.

    Daha de önemlisi, enerjimizi Aleviliğin eşit ve özgün bir inanç olarak kabulü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethanemiz olarak tanınması, Alevilere karşı ayrımcı uygulamaların sonlanması ve Alevi kültürel ve inançsal mirasının korunması için yaptığımız ortak mücadeleye yoğunlaştırabiliriz. Alevilik varlığını sürdürecekse olması gereken de budur.

    Aleviliği şu veya bu gerekçeyle bölmeye çalışanlar, bunu doğal gösterenler bu yolun dostu değildir. Ülkede %4’lere kadar düşmüş bir inancın bölünmek gibi bir lüksü olabilir mi?

    Olsa olsa diğer birçok dinde, inançta da olan ‘reformist’ ve ‘gelenekçi’ şeklinde bir ayrıma gidilebilir.

    Bu iki grup belli konularda anlaşamasa bile birbirini tekfir etme hakkına sahip değildir. Alevi soylu olan, ‘Aleviyim’ diyen Alevidir (tabii tamamen art niyetli, çakma FETÖCÜ falan değilse).”

    (HABER MERKEZİ)