Etiket: özgür ateş

  • Dersim’de ot toplamaya giden yurttaşlar, mayınlı arazilerden dolayı büyük tehlike yaşıyor- VİDEO

    Dersim’de ot toplamaya giden yurttaşlar, mayınlı arazilerden dolayı büyük tehlike yaşıyor- VİDEO

    PİRHA- Baharın gelişiyle dağlarda çıkan Gulik otunu toplamaya giden yurttaşlar, büyük tehlike altında toplama işlemini gerçekleştiriyor. Dersim’de temizlenmeyen 10 binden fazla kara mayını mevcut. Mayınlar, başta geçimini sağlamak için ot toplamaya giden yurttaşlar ve yaylacılar olmak üzere tüm yurttaşları tehdit etmeye devam ediyor.

    Bahar aylarında Dersim dağları ziyaretçilerini ağırlıyor. Yurttaşlardan hobi amaçlı ve doğa turları için gelenler olduğu gibi ekonomik geçimini sağlamak için gelenler de mevcut.

    Özellikle dağlarda gulik, ışkın ve mantar toplamaya gidenler büyük riskleri göze alıyor. Mayınlı arazilerin varlığından dolayı yurttaşların yaşamları büyük tehdit altında.

    Mayınlar ve patlayıcı madde artıkları, dünyada ve Türkiye’de can almaya ve tehdit etmeye devam ediyor. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de, 839 bin anti-personel kara mayını, 164 bin 797 adet anti-tank mayını olmak üzere 1 milyon 101 bin 389 adet mayın bulunuyor. Savaş artığı patlayıcı maddelerin sayısı ise bilinmiyor. Hali hazırda toplanmayan mayınlar, yurttaşların hem hayatını hem de ekonomik geçimini zora sokuyor.

    Dersim’in Kıl Köyü kırsalında gulik toplamaya giden yurttaşlar büyük tehlike atlattı. Gulik topladıkları alanın mayınlı olduğunu yanlarına gelen askerler tarafından kendilerine iletilirken, etrafta herhangibir uyarı tabelasının olmaması riski büyütüyor. Askerlerin uyarılarına “Neden herhangibir tabela yok?” sorusunu yönelten yurttaşlar, tepkilerini dile getirdi.

    “MAYINLARIN TOPLANMASINI VE CAN GÜVENLİĞİMİZİN SAĞLANMASINI İSTİYORUZ”

    Gulik satıcısı ve toplayıcısı Talip Çakıcı, mayınlı arazilerin temizlenmemesine tepki göstererek, “Arazide kayma yerleri var. Normalde temizlenmesi gerekiyor. Her taraf mayınlı saha. Mayınlardan dolayı çoğu kişi hayatını kaybetti. Sadece Dersim’de yaşayan insanlar değil dışarıdan gelen ve bölgeyi bilmeyen insanlar da büyük tehlike altında kalıyor. Bu yüzden mayınlı arazilerin temizlenmesini istediklerini” belirtti.

    Çakıcı, “Bundan birkaç sene önce iki çocuk mayına basarak hayatını kaybetmişti. Hep bu şekilde tehlikeli altında yaşıyoruz. Can güvenliğimiz yok” dedi ve ekonomik geçimlerini sağlamak amacıyla mecburiyetten bu tehlikeleri göze aldıklarını söyledi: “Ekonomik ihtiyaçlarımızdan ve geçim kaynağımız olduğundan dolayı ‘gulik’ topluyoruz. Ama zor şartlarda topluyoruz. Mesela uyarı tabelaları yok, mayınların temizlenmesine yönelik bir çalışma yok. İnsanlar bu yüzden gidiyor mayına basıyor, hayvanı gidiyor mayına basıyor. Mayınların temizlenmesi çok zor bir şey değil. İsteseler temizleyebilirler.”

    “MAYINLAR DOLAYISIYLA YAŞAM HAKKI TEHLİKE ALTINDA”

    İnsan Hakları Derneği(İHD) Dersim Şubesi Eş Başkanı Özgür Ateş de, kent merkezine yakın Kıl Köyü civarındaki karakol bölgesinde mayın tehlikesine dikkat çekti. Ateş, baharın gelmesiyle birlikte yurttaşların doğadan topladıkları otlar nedeniyle risk altında olduklarını vurguladı.

    Ateş, “Burası Kılköy civarı, karakolun bulunduğu bölge. Bahar aylarının gelmesiyle insanlar doğada yiyecek olarak kullanılabilecek otları topluyor. Ancak burası ciddi anlamda mayınlı bir saha. Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Ottawa Sözleşmesi’ne rağmen Dersim’deki karakol bölgelerinde binlerce mayın bulunuyor ve bu mayınların hiçbirinin haritası yok. Devletin temizleme yönünde bir çalışması da bulunmadığını” söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bölgede uyarı tabelaları dahi yok. Köylüler yol kenarlarında ot toplarken hiçbir uyarı görmüyor. Hayatlarını riske atıyorlar. Yaban hayvanları da zaman zaman mayınlara basarak ölüyor. Yetkililer yalnızca biz bölgeye girdikten sonra mayınlı alanlarda dolaştığımızı hatırlatıyorlar.”

    Mayınların yarattığı risklere dikkat çeken Ateş, “Bütün bu mayınlı sahaların, Dersim coğrafyasında bulunan on binlerce mayından oluştuğu belirtiliyor. Üstelik bu mayınların haritaları olmadığı gibi, toprağın altında zamanla hareket ettiklerini de biliyoruz. Baharla birlikte köylerine, yaylalarına dönecek olan yurttaşlar ve sürü sahipleri çok ciddi risk altında. Çatışmalı sürecin ardından coğrafyadaki tüm mayınların temizlenmesi gerekiyor. Yetkililerden ivedilikle çalışma başlatmalarını ve uyarı tabelalarının bir an önce yerleştirilmesini ve temizlenmesini bekliyoruz” diyerek yetkililere çağrı yaptı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’den 2026 mesajı: Barış için mücadele, özgürlük için ısrar!-VİDEO

    Dersim’den 2026 mesajı: Barış için mücadele, özgürlük için ısrar!-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eş Başkanları Nurşat Yeşil ile Özgür Ateş, DEM Parti Dersim İl Eş Başkanları Hümeyra Tusun Yeğin ile Özcan Ateş, ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi ve EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, 2026 yılına dair mesajlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Yapılan açıklamalarda barış, demokrasi, özgürlük ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıkarken, yeni yıla mücadele vurgusuyla girildi.

    İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı uzun yıllardır mücadele yürüten Aleviler, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. Kurum temsilcileri, 2025 yılının da baskı politikalarına karşı mücadelenin sürdüğü bir yıl olduğunu vurgularken, 2026’da bu mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Dersim’deki kurum temsilcileri yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.

    “DAHA ÖZGÜR YILLARA”

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, 2026 yılına dair beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:

    “2025 yılında başlayan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini, çıkarılacak yasalarla 2026 yılında daha sağlam temellerle ilerlemesini; kimsenin dilinden, dininden, ırkından, cinsel yöneliminden dolayı ayrıştırılmadığı, tüm insanların onurda ve haklarda eşit olduğu, kadınların ve LGBTİ+’ların daha özgür yaşadığı bir toplumu 2026 yılı için diliyorum, temenni ediyorum.”

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş ise yeni yıl mesajına kültürel ve toplumsal barış vurgusuyla başladı:

    “Öncelikle tüm halkımızın Gağan bayramını kutlayarak başlamak istiyorum. Barışın coğrafyamızda egemen kılınması için, savaşsız, sömürüsüz bir dünya için 2026’ya dair beklentilerimizin bu yönde olmasını diliyor ve temenni ediyorum.”

    “BARIŞIN YILI OLSUN”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, 2025 yılının toplumsal baskılar ve savaşlarla geçtiğine dikkat çekerek, barışın somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguladı:

    “Öncelikle 2025 yılını da aslında bir önceki yıllardan çok farksız yaşamadık. Yani genel olarak toplumsal baskı, demokrasinin olmayışı, kadına, çocuğa ve doğaya yönelik yapılan saldırılarla geçti. Diğer yandan dünyada da yaşanan savaşlar bizleri olumsuz anlamda etkiledi. O yüzden 2026 yılının ülkemize, Orta Doğu’ya ve tüm dünyaya öncelikle barış getirmesini istiyorum. Bu atılan barış adımlarının somut adımlarla ilerlemesi toplum açıdan çok önemli. Bunların dışında kadına yönelik şiddetin olmadığı, çocukların şiddete uğramadığı, öldürülmediği, doğanın katledilmediği, emekçilerin hakkını aldığı, güzel, mutlu, huzurlu bir yıl diliyorum.”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş ise tarihsel acılara işaret ederek barış ve kardeşlik çağrısı yaptı:

    “Geçtiğimiz yıllar bu topraklarda katliamlar, zulümler yaşandı. Temennimiz odur ki bundan sonraki yıllarda, bu acı ve katliamların son bulmasıdır. Her halkın kendi diliyle, rengiyle, kimliğiyle, inancıyla özgür yaşamasını istiyoruz. Çocuk çocukluğunu, yaşlı yaşlılığını mutlu ve huzurlu yaşasın. Yeni yıl halkımızın berrak suyunun kirlenmediği, savaşların ve ölümlerin olmadığı, doğanın katledilmediği, börtü böceğin öldürülmediği, barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir yaşam diliyorum. Özelde Kürt halkının ve tüm dünya halklarının yeni yılını kutluyorum.”

    “EMEKÇİLERİN ÖZGÜR OLDUĞU BİR YIL OLSUN”

    ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, 2025 yılının emekçiler ve ezilen halklar açısından zorlu geçtiğini belirterek, yeni yıl için mücadele ve umut vurgusu yaptı:

    “2025 yılı, Türkiye işçi sınıfı, emekçileri ve ezilen halklar açısından büyük zorlukların, büyük sıkıntıların ve büyük mücadelelerin olduğu bir yıl oldu. Bu yıldan aldığımız güçle yeni yılı selamlamak istiyoruz. Özellikle başta Kürt halkının, Kürt ulusunun barış ve demokrasi mücadelesinde atmış olduğu yeni bir adım var. Umarım bu karar Kürt halkına, Kürt ulusuna ve ezilen halklara adil, demokratik bir barışı getirir. Diğer yandan grevlerin, direnişlerin, işçi kıyımlarının, çocuk ölümlerinin, çocuk işçi ölümlerinin ve kadın ölümlerinin çokça arttığı bir yılı geride bıraktık. Yeni yılın en azından bunların olmaması ve ezilen halkların, işçi sınıfının, emekçilerin, gençlerin, çocukların ve kadınların özgür olduğu, mutlu olduğu, gerçekten gelecekleri konusunda herhangi bir kaygı yaşamadıkları bir yıl olmasını temenni ediyorum ve yeni yılda da en azından dünya halklarının savaşsız, sömürüsüz bir yaşamı inşa etmesini temenni ediyoruz.”

    “2026 BİZİM YILIMIZ OLACAK”

    EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul ise mücadele çağrısını büyüterek 2026’ya dair umutlu bir mesaj verdi:

    “2025 yılını tamamlayarak bir yüzyılın ilk çeyreğini de tamamlamış olduk. Bu yılda da işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadeleyle dolu bir yıl oldu. Tabii ki egemen sınıflar bakımından da kendi tahakkümlerini arttırmak, kendi tahakkümlerini kurmanın bir yılı olarak devam etti. 2026’nın işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadelenin kazanacağı bir yıl olacağını umuyoruz. Mücadelemizi birleştirir, beraber hareket eder, vitesi yükseltirsek 2026 yılı bizim yılımız olacaktır. Herkese mutlu yıllar.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim: Eşitsizliğe, adaletsizliğe ve baskıya karşı insan haklarını savunuyoruz -VİDEO

    İHD Dersim: Eşitsizliğe, adaletsizliğe ve baskıya karşı insan haklarını savunuyoruz -VİDEO

    PİRHA – İHD Dersim Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yaptı. Açıklamada, “Eşitsizlik, adaletsizlik, yoksulluk, ayrımcılık ve savaşa karşı ısrarla barış, demokrasi ve insan hakları değerlerini savunuyoruz” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 77. yılında yaptığı açıklamada, “İnsan haklarıyla insandır. Görüyoruz, susmuyoruz, mücadele ediyoruz” vurgusu yaptı. Basın açıklamasını İHD Dersim Eş Başkanı Özgür Ateş okudu.

    Ateş, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 77. yılında, belgeyi “insanlık için en önemli kurucu sözleşmelerden biri” olarak nitelendirdi.

    “30 maddeden oluşan Evrensel Bildirge, Birleşmiş Milletler bünyesinde yürütülen uzun çalışmalar sonucunda 10 Aralık 1948’de kabul edilmiştir. Türkiye, bildirgeyi 27 Mayıs 1949’da Resmi Gazete’de yayımlayarak yürürlüğe koymuştur” dedi.

    Bildirgenin barış, insan hakları ve demokrasi ideallerinin kurumsallaşmasının temel taşlarından biri olduğunu belirten Ateş, buna karşın bugün dünya genelinde insan haklarının ağır bir kriz yaşadığını ifade etti.

    “BM, küresel çapta artan ayrımcılığı, eşitsizliği, yoksulluğu, ekolojik yıkımı ve savaşların yol açtığı insani krizi durdurmada yeterince etkin olamamaktadır” dedi.

    “TÜRKİYE’DE YOĞUN İNSAN HAKLARI KRİZİ YAŞANMAKTA”

    Türkiye’de de insan hakları alanında ağır bir kriz yaşandığını belirten Ateş, 2016’dan bu yana fiilen süren OHAL rejiminin hak ve özgürlükleri kısıtladığını vurguladı:

    “Kuralsızlık, keyfilik ve belirsizlik kamusal alanı düzenlemede kullanışlı araçlar haline gelmiştir.”

    Ateş, tutuklamalarla seçme-seçilme hakkının gasp edildiğini ve işkencenin en temel insan hakları sorunu olarak sürdüğünü söyledi:

    “Günümüzde tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir. Van Belediyesi’ne kayyım atanması ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın tutuklanması bunun somut birer örneğidir.”

    “KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ DEMOKRATİKLEŞMEYLE MÜMKÜNDÜR”

    1 Ekim 2024’ten bu yana Kürt meselesine dair yeni bir sürecin başlatıldığını hatırlatan Ateş, buna rağmen iktidarın çatışmacı ve güvenlik merkezli politikalarını sürdürdüğünü belirtti.

    “Kürt meselesi, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engellerden biridir. Çözüm, demokrasiyi kendi başına değer olarak kabul eden bir ‘demokratikleşme programı’ ile mümkündür” dedi.

    Ateş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
    “İhlalleri belgelemeye, raporlamaya, görünür kılmaya ve cezasızlıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. İnsan haklarının kurucu değerlerine kararlılıkla sahip çıkacağız.”

    Açıklama, İnsan Hakları Anıtı’na karanfiller bırakılmasıyla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • İHD Dersim Şubesi: 2025 yılının ilk yarısında temel hak ve özgürlükler çok boyutlu biçimlerde ihlal edilmiştir-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: 2025 yılının ilk yarısında temel hak ve özgürlükler çok boyutlu biçimlerde ihlal edilmiştir-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, 2025 yılının ilk yarısına ait yaşanan hak ihlallerine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada, “İnsan hakları; barışın, özgürlüğün ve eşitliğin temelidir. Bu temeller sarsıldığında, yalnızca bireyler değil, toplumun bütünü zarar görür” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 2025 yılının ilk yarısına ait yaşanan hak ihlallerine ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş okudu.

    “KEYFİ GBT UYGULAMALARI ÖZEL YAŞAMI İHLAL EDEN BASKI ARACINA DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    2025 yılının ilk yarısında kentte yaşayan bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin çok boyutlu biçimlerde ihlal edildiğini belirten Özgür Ateş, “Demokratik protesto ve açıklamalar engellenmiş, hak savunucularına, seçilmişlere, sanatçılara yönelik soruşturmalar açılmıştır. Halkın ifade özgürlüğü hem sokakta hem dijital mecralarda baskı altına alınmış; özellikle kadınlar, gençler ve çevre aktivistleri bu baskıların hedefi olmuştur. Kentte uzun süredir sistematik hale gelen “sürekli denetim baskısı” toplumsal yaşamın her alanını kuşatmaktadır. Yol kontrolleri, keyfi GBT uygulamaları, sosyal medya taramaları; yurttaşları korku iklimine mahkûm eden, kişisel güvenliği tehdit eden ve özel yaşamı ihlal eden bir baskı aracına dönüşmüştür. Bu uygulamalar yalnızca güvenlik değil; aynı zamanda politik ifade, örgütlenme, seyahat özgürlüğü ve bir bütün yaşam hakkı üzerinde de ciddi bir tehdit oluşturmaktadır” dedi.

    “KAYYIM HALKIN İRADESİNİ YOK SAYMAKTA”

    Hak ihlallerinin başında seçme ve seçilme hakkının ihlal edilmesinin geldiğini ifade eden Ateş, “Belediye eş başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanması halk iradesini yok saymakta; demokratik işleyişe zarar vermektedir. Bununla birlikte, çok sayıda belediye çalışanının işten çıkarılması, yerel yönetimlerde emek veren kişilerin yaşam ve geçim haklarını tehdit etmiştir. Kamuda çalışanlara yönelik baskı, iş güvencesini zayıflatmakta ve sendikal örgütlülüğü hedef almaktadır. Çevre ve ekoloji alanındaki ihlaller ise yaşam alanlarımızı doğrudan tehdit etmeye devam etmektedir. Dersim’in birçok ilçesinde ruhsatlandırılan maden projeleri, kutsal mekanlar, orman ekosistemleri, tarım alanları ve su kaynakları üzerinde geri dönüşü mümkün olmayan tahribatlar yaratmaktadır. Gülistan Doku’dan tam beş yıldır hâlâ haber alınamıyor. Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybedilmesi, sadece bir kişinin değil, binlerce kadının adalet talebinin görmezden gelinmesidir. Bu olay, kolluk kuvvetlerinin ihmali, yargının hareketsizliği ve delil karartmalarıyla büyüyen bir cezasızlık örneğine dönüşmüştür. Adaletin yerini bulmaması, kadınların yaşam hakkının korunmadığı, faillerin ise dokunulmaz olduğu bir düzenin varlığını göstermektedir” diye konuştu.

    “İNSAN HAKLARI; BARIŞIN ÖZGÜRLÜĞÜN VE EŞİTLİĞİN TEMELİDİR”

    Ateş, İHD Dersim Şubesi olarak taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-İfade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı üzerindeki baskılar son bulmalıdır.

    -Seçme-seçilme hakkına saygı gösterilmeli; halk iradesine yapılan müdahaleler sona erdirilmelidir.

    -Belediyelerde işten çıkarılan emekçiler görevlerine iade edilmeli; çalışma hakkı güvence altına alınmalıdır.

    -Ekolojik yıkıma neden olan projeler iptal edilmeli, doğa ve kutsal alanlar korunmalıdır.

    -Hayvanlara yönelik şiddet ve nefret dili durdurulmalı; hayvan hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.

    -İnsan hakları; barışın, özgürlüğün ve eşitliğin temelidir.

    -Bu temeller sarsıldığında, yalnızca bireyler değil, toplumun bütünü zarar görür.

    -Bu nedenle herkesi hakların savunulmasında sorumluluk almaya ve dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de sokak duvarlarındaki ırkçı yazılamalara İHD’den tepki!

    Dersim’de sokak duvarlarındaki ırkçı yazılamalara İHD’den tepki!

    PİRHA-Dersim’de sokak duvarlarındaki ırkçı yazılamalar yapılmasına tepki gösteren İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş, “Bu tür yazılamaları küçümsememek gerektiğini düşünüyoruz ve yetkilileri bunları yapanlar hakkında biran önce gerekli işlemleri yapmasını bekliyoruz” dedi.

    Dersim Merkez’de Mameki Parkı’ndan Gola Çeto ziyaretine gidilen yolda bulunan duvarlara Nazi sembolü olan gamalı haç çizilerek T.S.T imzası atıldı. Duvarlara “Kahrolsun Sosyalizm”, “Yaşasın Faşizm”, “Çok Yaşa Türk Irkı” gibi yazılamaların yapıldığı görüldü.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş, Dersim’de duvarlara yazılan ırkçı yazılamalara tepki gösterdi.

    “YETKİLİLERİN BİR AN ÖNCE GEREKLİ İŞLEMLERİ YAPMASINI BEKLİYORUZ”

    Irkçı, faşist zihniyet ürünü duvar yazılamalarının Dersim’in sosyo-politik dokusuna ve inançsal değerlerine bir saldırı ve tehdit durumu olarak değerlendirilmesi gerektiğini dikkat çeken Özgür Ateş, “Dersim coğrafyası inançsal ve kültürel açıdan her renk ve kültürden insanın kendini özgürce ifade edebildiği dilini, inancını, kültürünü yaşayabildiği Alevi kızılbaş ve kırmançların yaşadığı bir şehir. Birçok açıdan özgün yapısı ve dokusuyla her zaman için sapkın ve faşist zihniyetlerin hedefi haline getirilmektedir. Bu tür yazılamaları küçümsememek gerektiğini düşünüyoruz ve yetkilileri bunları yapanlar hakkında biran önce gerekli işlemleri yapmasını bekliyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de duvarlara ırkçı yazılamalar yapıldı-VİDEO

  • İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’nde Dersim’de açıklama yapıldı-VİDEO

    İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’nde Dersim’de açıklama yapıldı-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’nde açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Toplum üzerinde baskı ve kontrolünü her geçen gün daha da arttıran siyasal iktidarın icraatları sonucunda tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla Sanat Sokağı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Basın metnini İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş okudu. Açıklamada “İşkencesiz bir dünya mümkün” pankartı açıldı.

    Açıklamaya yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “TÜM ÜLKE İŞKENCE MEKÂNI HALİNE GELDİ”

    Hiçbir istisnai durumun işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemeyeceğini belirten Özgür Ateş, “Açık ve net belirlemeye karşın işkence, hâlen dünyanın pek çok ülkesinde devletler tarafından toplumlara karşı insanlık dışı bir cezalandırma ve yıldırma aracı olarak giderek artan bir şekilde kullanılıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında tesis edildiği biçimiyle küresel insan hakları rejimini ayakta tutan siyasi iradenin hızla çözüldüğü koşullarda, başta Ortadoğu olmak üzere, dünyanın bir çok bölgesinde yaşanan insani kriz ve savaşlar, bu çözülme sürecinin varacağı/vardığı noktayı göstermektedir. Maalesef ülkemizde de işkence ve diğer kötü muamele sadece askeri darbeler döneminde değil tüm cumhuriyet tarihi boyunca sistematik bir devlet pratiği olarak varlığını korumuştur. Ancak günümüzde, insan hakları ve demokrasi değerlerini hem bir referans hem de denge ve denetleme sistemi olmaktan çıkaran, yarattığı kuralsızlık, keyfilik ve belirsizlik rejimi ile toplum üzerinde baskı ve kontrolünü her geçen gün daha da arttıran siyasal iktidarın icraatları sonucunda tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir” diye konuştu.

    “İŞKENCEYE İLİŞKİN İDDİALAR TARAFSIZ BİR ŞEKİLDE SORUŞTURULMALI”

    Ateş, teleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    -Cezasızlık politikalarına derhal son verilmelidir.
    -Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçilmeli.
    -Uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.
    -Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.
    -Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.
    -Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı, BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye ek Protokol (OPCAT) ve BM Paris Prensiplerine uygun, tümüyle bağımsız yeni bir Ulusal Önleme Mekanizması (UÖM) oluşturulmalıdır. -İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması, bir BM belgesi olan İstanbul Protokolü ilkelerine göre yapılmalıdır.
    -İşkenceye ilişkin iddialar İstanbul Protokolü ışığında hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı
    -Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları’nı yürütme erkine doğrudan bağımlı kılan, adeta bir mahkeme gibi hareket ederek yargı yetkisi kullanmasına yol açan tüm düzenlemeler iptal edilmelidir.

    Açıklama alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • 120 gündür açlık grevinde olan Ali Hasan Akgül için Dersim’de açıklama yapıldı-VİDEO

    120 gündür açlık grevinde olan Ali Hasan Akgül için Dersim’de açıklama yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Ankara Sincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ali Hasan Akgül, sevk olma talebiyle 120 gündür açlık grevinde. Kabul edilebilir talepleri olmasına rağmen 120 gündür oğlunun taleplerinin kabul edilmediğini belirten anne Kader Güler, “Dün oğlumun görüşüne gittik, çok ciddi kilo kaybı, eklem ağrıları ve ağız içi yaraları oluşmaya başladı. Biz açlık grevi direnişçilerinin taleplerinin kabul edilmesini istiyoruz” dedi.

    Ankara Sincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ali Hasan Akgül; arkadaşlarının bulunduğu S, R ve Y tipi olmayan cezaevine sevk edilme talebiyle 120 gündür açlık grevinde.

    Açlık grevindeki Ali Hasan Akgül için Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Ali Hasan Akgül’ün annesi, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “ALİ HASAN AKGÜL, TUTUKLU OLMASINA RAĞMEN KUYU TİPİ HAPİSHANELERDE TUTULMAKTADIR”

    Cezaevinde 120 gündür açlık grevinde olan Ali Hasan Akgül için bir arada olduklarını belirten İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş, “Ali Hasan Akgül, sadece tutuklu olmasına rağmen kuyu tipi hapishanede tutulmaktadır. Kuyu tipi hapishanelerde tutuklu olanlar kendi kişiliğinden soyutlanarak tutulmaktadır” dedi.

    “OĞLUMUN TALEPLERİ 120 GÜNDÜR KABUL EDİLMEDİ”

    Ali Hasan Akgül’ün annesi Kader Güler ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Oğlum Sincan’da 120 gündür süresiz açlık grevinde. Kabul edilebilir talepleri olmasına rağmen 120 gündür talepleri kabul edilmedi. Adalet Bakanlığı’na kaldıkları hapishanenin insan onuruna aykırı olduğunu söylemişler ancak Adalet Bakanlığı’ndan herhangi bir cevap gelmediği için 18 Şubat tarihinden itibaren açlık grevinde. Dün oğlumun görüşüne gittik, çok ciddi kilo kaybı, eklem ağrıları ve ağız içi yaraları oluşmaya başladı. Biz açlık grevi direnişçilerinin taleplerinin kabul edilmesini istiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Suriye’de Alevi kimliği silinip, tek etnik mezhebe yönelik bir ülke kurulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    ‘Suriye’de Alevi kimliği silinip, tek etnik mezhebe yönelik bir ülke kurulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    PİRHA-Suriye’de halen ağır insan hakları ihlalleri yaşandığını ifade eden İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Özgür Ateş, “Suriye’de Alevi kimliğinin silinmeye çalışılıp ve tek bir etnik mezhebe yönelik bir ülke kurulmaya çalışıldığını görüyoruz. Alevilere insani yardımların ulaştırılması ve insanların can güvenliklerinin güvence altına alınması konusunda uluslararası kuruluşlar daha fazla çaba sarf etmeli” dedi.

    Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile Türkiye’nin de desteklediği SMO tarafından yapılan Alevi soykırımı günden güne daha da can yakıcı hal alıyor. Ülkenin batısındaki kıyı kentlerde yaşayan Aleviler, tecavüz ve kaçırılma vakalarıyla sık sık yüz yüze geliyor.

    Suriye’de Alevilerin yaşadıkları birçok köy, çeteler tarafından boşaltılırken, demografik değişime de dikkat çekiliyor. Alevilere ait mülkler, çeteler tarafından gasp ve talan ediliyor. Dünya kamuoyu ise, Alevi soykırımına karşı suskun.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi Eş Başkanı Özgür Ateş, Suriye’de devam eden Alevi katliamına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “SURİYE’DE HALEN AĞIR İNSAN HAKLARI İHLALLERİ YAŞANIYOR”

    Egemen sistemlerin paylaşım süreçlerinin sonucunda Esad rejimi devrilip yeni yönetimin iktidara gelmesiyle Suriye’deki sorunların çözülmedğini ifade eden Özgür Ateş, “Suriye’de halen ağır insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Etnik grupların ve dini mezheplerin çok ciddi baskılara ve katliamlara maruz kaldığını görüyoruz. Özellikle son dönemlerde Alevilere karşı işlenen cinayetlerin, toplu katliamların uluslararası boyutta da yankısını bulduğunu görüyoruz. Alevilere yönelik katliamlar azalmış gibi görünse de halen Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde kadınların kaçırıldığını, ailelerin yok edildiğini ve Suriye’de Alevi kimliği silinmeye çalışılıp ve tek bir etnik mezhebe yönelik bir ülke kurulmaya çalışıldığını görüyoruz” dedi.

    “İNSANİ YARDIM KURULUŞLARININ SURİYE’DEKİ ALEVİLERE YARDIM ETMESİ GEREKİYOR”

    Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşlarına Suriye’deki Alevilere yardım etmeleri yönünde çağrı yapan Ateş, “Suriye’de Alevilere insani yardımların ulaştırılması ve insanların can güvenliklerinin güvence altına alınması konusunda uluslararası kuruluşların daha fazla çaba sarf etmesini istiyoruz. Bizlerde elimizden geldiğince Suriye’de yaşananları gündemleştirerek oradaki insanlarla dayanışma içerisinde olacağız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Kayyım atamalarının hukuksal dayanağı yok, Kürt halkı cezalandırılmak isteniyor’-VİDEO

    ‘Kayyım atamalarının hukuksal dayanağı yok, Kürt halkı cezalandırılmak isteniyor’-VİDEO

    PİRHA- Belediyelere kayyım atanmasının hiçbir hukuksal dayanağının olmadığı ifade eden İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş, “Kayyım politikasının uygulandığı yerlere baktığımızda Kürdistan coğrafyası olduğunu görüyoruz. Belediyelere kayyım atanarak Kürt halkının iradesi yok sayılıyor” dedi.

    Hakkari, Mardin, Batman, Halfeti, Esenyurt, Dersim, Ovacık ve Bahçesaray belediyelerine kayyım atandı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş, iktidarın belediyelere kayyım atamasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KÜRT HALKINI CEZALANDIRMAK İÇİN BELEDİYELERE KAYYIM ATANIYOR”

    Belediyelere kayyım atanmasının hiçbir hukuksal dayanağının olmadığı vurgulayan Özgür Ateş, “Kayyım egemen sistemin, resmî ideolojinin kendisinden olmayan belediyeleri cezalandırma anlayışı. Kayyım halk iradesini tanımama, halkın seçimlerini kabul etmeme anlayışının kendisi. Kayyım politikasının uygulandığı yerlere baktığımızda Kürdistan coğrafyası olduğunu görüyoruz. Belediyelere kayyım atanması Kürt halkını cezalandırma amacıyla yapılıyor. Belediyelere kayyım atanarak Kürt halkının iradesi yok sayılıyor. Kayyım atanan belediyelerin borçlarının hepsi AKP iktidarının kendi döneminden gelen borçlar. Kendilerinin yönettiği dönemde belediyelere hiçbir şekilde karışılmıyor ancak belediyeler kendilerinde olmadığı zaman bu politika devreye sokuluyor. Eğer belediyeyi ben kazanmadıysam cevabını belediyeye kayyım atayarak veririm” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • 19 Aralık Cezaevi ve Maraş Katliamı ile Taybet İnan’ın katledilişi Dersim’de protesto edildi-VİDEO

    19 Aralık Cezaevi ve Maraş Katliamı ile Taybet İnan’ın katledilişi Dersim’de protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de 19 Aralık Katliamı, Maraş Katliamı ve Taybet İnan’ın katledilişine ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, “İnsan hakları savunucuları olarak 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağız. Maraş Katliamı aydınlatılmalı, Alevilerden özür dilenmeli ve katliamın sorumluları yargı önünde hesap vermelidir” denildi. Taybet İnan’ın da unutulmadığı belirtilen açıklamada, “Taybet İnan’ın davasının peşini bırakmayacağız” ifadeleri kullanıldı. 

    19 Aralık Cezaevi Katliamı, Maraş Katliamı ve Taybet İnan’ın katledilişinin 9. yılında Dersim’de Sanat Sokağı’nda açıklama yapıldı. Açıklamada ’19 Aralık Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    19 Aralık Cezaevi Katliamı’na ilişkin açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş, Maraş Katliamı’na ilişkin açıklamayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, Taybet İnan’a ilişkin açıklamayı da DEM Parti Dersim İl Örgütü Yöneticisi Hümeyra Tusun Yeğin okudu.

    19 ARALIK KATLİAMI’NI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    İnsan Hakları Derneği olarak 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının ve faillerin yargılanmasını talep etmeye devam edeceklerini belirten İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş, “İnsan yaşamını korumak zorunda olan devlet, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bizzat sorumlusu olmuştur. Aradan geçen 24 yıllık süreçte tecrit sistemi daha da ağırlaştırıldığı gibi tüm hapishanelerde hak ihlalleri artarak devam etmektedir. Toplum üzerinde zor kullanma aygıtı haline dönüşen hapsetme sisteminde yeni tip hapishaneler ile bugün tecrit sistemi insanın hem fiziksel hem de zihinsel bütünlüğü üzerinde büyük bir tahribat meydana getirmektedir. F Tipi Hapishanelerin yanı sıra özellikle yeni açılan Yüksek Güvenlikli, S Tipi ve Y Tipi Hapishaneler ile yeni bir sistem uygulanmaya başlanmış olup buralarda tutulan mahpuslar çok ağır izolasyon yöntemlerine maruz bırakılmaktadır. İnsan hakları savunucuları olarak 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağımızı ve süregelen tüm hak ihlallerine karşı duracağımızı, mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunuyoruz” dedi.

    “MARAŞ KATLİAMI AYDINLATILMALI, ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLENMELİ”

    Maraş Katliamı’na ilişkin açıklamayı okuyan PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya da “Maraş Katliamının üzerinden 46 yıl geçti. Bu katliam da diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmamıştır. Bu yönüyle bu katliamın sorumlusu devletin kendisidir. Katliam faillerinin yargı önüne çıkarılmamasında da her zaman olduğu gibi devletin cezasızlık politikası devreye konulmuştur. Oysa Maraş Katliamı insanlığa karşı işlenmiş suçlar kategorisindedir. Sonraki yıllarda da devlet katliamla yüzleşmek ve onarıcı adalet mekanizmalarını kurmak yerine Maraş’ta yapılmak istenen anmaları çeşitli gerekçelerle yasaklamıştır. İktidara hatırlatmak isteriz ki; gerçek bir toplumsal barışın yolu hakikatin ortaya çıkarılması ve geçmişle yüzleşmekten geçmektedir. Geçmişte yaşanan soykırımlar, insanlığa karşı işlenen suçlar, savaş suçları aydınlanmadan ve bu suçlar nedeni ile resmi özür dilenmeden toplumsal barışın kurulması mümkün gözükmemektedir. Bu nedenledir ki, Maraş Katliamı aydınlatılmalı, Alevilerden özür dilenmeli ve katliamın sorumluları yargı önünde hesap vermelidir” diye belirtti.

    “TAYBET İNAN’IN DAVASININ PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    9 yıl önce Taybet İnan’ın Şırnak Silopi’de, evinin önünde 10 kurşunla katledildiğini dile getiren DEM Parti Dersim İl Örgütü Yöneticisi Hümeyra Tusun Yeğin ise şunları kaydetti:

    “Cenazesi 7 gün sokakta kaldı. Yapılan otopside, vücuduna isabet eden 10 öldürücü kurşun saptandı. 2015 yılının Ekim ayında ilan edilip, 2016 yılının Nisan ayına kadar devam eden sokağa çıkma yasakları sırasında birçok acı yaşandı. Bunlardan en acı olanı da Taybet İnan’ın öldürülmesiydi. 11 çocuklu bir ev kadını, evinin önünde, keskin nişancıların attığı kurşunlarla katledildi. Bugüne kadar hiç kimse yargılanmadı, cezalandırılmadı. Biz insan hakları savunucuları olarak Taybet İnan’ın ölümünü hiç unutmadık, onun acısını hep taze tuttuk ve yaşadık. Onun ölüm yıl dönümünde bir kez daha barış taleplerimizi dile getirmek istiyoruz. Taybet İnan’ı unutmadık, Taybet İnan’ın davasının peşini bırakmayacağız. Bu cezasızlık politikası, bu çatışmalı ortam sona erene kadar insan hakları mücadelesinde kararlıyız.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: İşkence olgusu 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu -VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: İşkence olgusu 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu -VİDEO

    PİRHA-Dersim’de insan hakları savunucuları, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası sebebiyle basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Anayasa’nın ve evrensel hukukun mutlak olarak yasaklamasına ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkence olgusu 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olmuştur. Resmi gözaltı merkezlerinin yanı sıra resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları, yeni bir boyut kazanmıştır” denildi.

    İnsan hakları savunucuları, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası sebebiyle Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Özgürlük Anıtı’na yürüyerek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş okudu.

    “BM, YAŞANAN EŞİTSİZLİĞİ VE ADALETSİZLİĞİ SONLANDIRMADA YETERİNCE ETKİN OLAMAMIŞTIR”

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen halen kurulamadığını belirten Özgür Ateş, “BM, küresel boyutta yaşanan eşitsizliği, adaletsizliği, ırkçılığı, ayrımcılığı, sömürgeciliği, otoriterleşmeyi sonlandırmada yeterince etkin olamamaktadır. Güçlü devletlerin çıkar ilişkilerine dayalı oluşturdukları askeri ve ekonomik birliktelikler, sürdürülen savaş politikaları yakın çevremizde Ukrayna, Gazze ve bugünlerde Suriye’de olduğu gibi halkları temel hak ve özgürlüklerini kullanamaz hale getirmiş, büyük bir insani krize yol açmıştır. Yaşanan tüm olumsuzluklara karşın dünyanın her yerinde halklar özgürlük, adalet, eşitlik ve insan hakları talepleriyle itirazlarını yükseltmektedirler. Devletlerin ve hükümetlerin bu itirazlara yanıtı ise şiddetin her türünü sistematikleştirip yaygınlaştırma ve hayatın tek gerçeği olarak toplumlara dayatma şeklinde olmaktadır. Bugün tüm dünyada yaşanan ağır kriz karşısında insan haklarını savunmak ve kurucu rolünü yeniden etkin kılmak en asli görevimizdir” dedi.

    “TÜRKİYE, 2016 YILINDAN İTİBAREN OHAL REJİMİ İLE YÖNETİLİYOR”

    Türkiye’nin 2016 yılından itibaren OHAL rejimi ile yönetildiğini vurgulayan Ateş, “Bu durum, siyasal iktidarın gücünü sınırlandıran anayasacılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin terkedilmesine yol açmıştır. Böylelikle keyfilik ve belirsizlik siyasal alanın asli unsurları haline gelmiştir. Özellikle bir yönetim tekniği olarak başvurduğu belirsizlik yaratma gücü, siyasal iktidara erkini daha da merkezileştirip toplum üzerindeki baskı ve kontrolünü arttırma olanağı sağlamaktadır” diye belirtti.

    Ateş, “Siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına ülkenin her meselesini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, ülke içinde ve dışında şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucunda 2024 yılında da yoğun yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır. Çok faklı toplumsal kesimlerden insanlar ya doğrudan kolluk güçlerinin şiddeti ya da devletin, “önleme ve koruma” yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu yapısal şiddetin veya üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen şiddetin sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir” ifadelerini kullandı.

    “İŞKENCE OLGUSU, 2024 YILINDA DA EN BAŞAT İNSAN HAKLARI SORUNU”

    İşkence olgusunun 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olmaya devam ettiğini belirten Özgür Ateş, şunları kaydetti:

    “Resmi gözaltı merkezlerinin yanı sıra kolluk güçlerinin barışçıl toplantı ve gösterilere müdahalesi sırasında, sokak ve açık alanlarda ya da ev ve iş yeri gibi mekânlarda, yani resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları, yeni bir boyut kazanmıştır. Denilebilir ki siyasal iktidarın baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı sonucu günümüzde tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir. Yakın tarihimizin en utanç verici insan hakları ihlallerinden biri olan insanlığa karşı suç niteliğindeki zorla kaçırma vakalarının OHAL’in ilan edildiği 2016 yılından bu yana yeniden yaşanmaya başlaması son derece endişe vericidir. Devletlerin insan haklarına yönelik saygısının dolayımsız göstergesi olan hapishaneler, bugün Türkiye’de siyasal iktidarın hukuku bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanmasının sonucunda tıka basa dolu durumdadır. Yaşam hakkı ihlalinden işkenceye, sağlık hakkına erişime kadar ağır ve ciddi ihlallerinin yaşandığı yerlerdir.”

    “İNSAN HAKLARINA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş, “Son söz olarak; hep vurguladığımız gibi, var oluş nedenleri hak ihlallerinin son bulduğu, adalet, barış ve demokrasinin tesis edildiği bir ülke ve dünyaya ulaşmak olan bizler, dün olduğu gibi bundan sonra da tüm zorluklara karşın ihlalleri belgeleyip, raporlayarak görünür kılmaya, böylelikle önlemeye, cezasızlıkla mücadele etmeye ve insan haklarının kurucu değerlerine kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    Açıklamanın ardından Özgürlük Anıtı’na karanfil bırakıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de Adalet Nöbeti’nde, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki-VİDEO

    Dersim’de Adalet Nöbeti’nde, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi yöneticileri, Haziran ayındaki Adalet Nöbeti’nde Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyıma dikkat çekti. Yapılan açıklamada, toplumsal barış için halk iradesine saygı gösterilmesi çağrısı yapıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’nin, Haziran ayındaki Adalet Nöbeti’nde Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyıma tepki gösterildi. Adalet Nöbeti’nde basın metnini İHD Dersim Şubesi Yöneticisi Özgür Ateş okudu.

    “DEVLET, KAYYIM POLİTİKASINDAN VAZGEÇMİŞ DEĞİL”

    Halkın iradesine karşı otoriter rejim uygulamalarının devam ettiğini belirten Özgür Ateş, “Yurttaşların temel hakkı olan seçme ve seçilme hakkı bir kez daha gasp edilmiştir” dedi.

    Ateş şöyle devam etti:

    “Devlet kayyım politikasından vazgeçmiş değildir. DBP ve HDP’li belediyelerle başlayan hukuksuzluk Dem Partili belediyeler ile devam etmektedir, hızlıca tüm Dem Partili Belediyelere yayılma tehlikesi barındırmaktadır. Tam bir demokratik sistemin inşası için yerel demokrasinin güvence altında olması barışı ve demokrasiyi sağlamanın en önemli koşuludur. Siyasal iktidarı demokratik ve barışçıl bir geleceğin inşası için bu kritik süreçte sorumluluk içerisinde davranmaya, geçmişten ders çıkartarak Hakkâri Belediyesi’ne atanan kayyımı geri çekmeye ve demokratik ve evrensel hukuk değerlerine dönmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi’nden çağrı: Toplumsal barış için geçmişle yüzleşin-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi’nden çağrı: Toplumsal barış için geçmişle yüzleşin-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, Mayıs ayındaki Adalet Nöbeti’nde Mayıs ayınında yaşanan katliamlara dikkat çekildi. Toplumsal barış için geçmişle yüzleşme çağrısı yapıldı. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, “Toplumsal barış için geçmişle yüzleş” talebiyle Barış Nöbeti eylemi gerçekleştirdi. Adalet Nöbeti’nde okunan basın metnini İHD Dersim Şubesi Yöneticisi Özgür Ateş okudu.

    “İHLALLER ŞİRKETİ”

    Mayıs ayında birçok katliam yapıldığını belirten Özgür Ateş, “1 Mayıs 1977’de İstanbul’da gerçekleşen emekçi katliamı, Mayıs 1980 Çorum Katliamı var. 11 Mayıs 2013 Reyhanlı’da gerçekleşen katliam var. Hala faillerinin bulunmadığı ve yargılanmadığını biliyoruz. 6 Mayıs 1972 yılında gerçekleşen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamı hala kanayan bir toplumsal yaradır. Cumhuriyet’in geride kalan dönemine ait tablo; bölgede yaşamın her alanında hak ihlallerinin yaşandığı, faili meçhul cinayetler ile gözaltında zorla kaybedilmelerin sıradanlaştığı, yoğun çatışmalı süreçlerde on binlerce insanın yaşamını yitirdiği, işkence ve kötü muamele yasağının sürekli ihlal edildiği ve cezasızlık sistemiyle faillerin aklandığı bir “ihlaller yüzyılı” olarak karşımızda durmaktadır. Geçen yüzyılda, Ermeni Soykırımı, Zilan Deresi Katliamı, Pêçar Tenkil Harekâtı, Dersim Katliamı, 6/7 Eylül Pogromu, Lice ve Roboski Katliamları gibi toplumsal hafızadan asla silinmeyecek ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir dönem olmuştur” dedi.

    “İKTİDARLAR KATLİAMLARLA YÜZLEŞMEDİ”

    Türkiye’de iktidarların yaşanan katliamlarla yüzleşmediğini vurgulayan Ateş, “Türkiye toplumunun barışarak iyileşebilmesinin yegane yolunun geçmişle yüzleşme olduğuna biliyoruz. Geçmişte devlet eliyle yaşanan hukuksuzlukları, toplumsal belleğin unutkanlığına havale ederek demokratik bir devlet ve toplum yaratmak imkansızdır. Sahici bir demokrasi ve güçlü bir toplumsal barış iradesi ancak geçmişle yüzleşmenin sağlanması ile onarıcı adalet mekanizmalarını hayata geçirmek ile mümkündür. Bu nedenle siyasi iktidara ‘Toplumsal barış için geçmişle yüzleşin’ çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Van’daki polis ablukasına son verilsin- VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Van’daki polis ablukasına son verilsin- VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, Nisan ayındaki Adalet Nöbeti’nde Van’da irade gaspı sebebiyle yapılan eylemlerde birçok hak ihlalleri yaşandığına dikkat çekti. Van’da devam eden polis ablukasına derhal son verilmesi çağrısı yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, “Toplumsal barış ve halk iradesine saygı” talebiyle Barış Nöbeti eylemi düzenledi. Adalet Nöbeti’nde okunan basın metnini İHD Dersim Şubesi Yöneticisi Özgür Ateş okudu.

    “TOPLUMSAL BARIŞIN SAĞLANMASI İÇİN MÜCADELEYE DEVAM”

    Van’da yapılan yerel seçimlerde seçilmiş olan Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının iadesi kararının hukuka aykırı bir şekilde ortadan kaldırıldığı ve halkın iradesinin yok sayıldığı belirten Özgür Ateş, “Bu durum demokratik hakların ve hukukun üstünlüğünün ihlalidir. Polis şiddetinin demokratik hakların kullanımını engellediğini ve halkın iradesine saygı gösterilmesini zorlaştırdı. İHD olarak hukukun üstünlüğüne, demokratik haklara ve toplumsal barışın sağlanmasına yönelik çağrıda bulunuyoruz. İHD olarak halkın demokratik haklarını savunmaya ve toplumsal barışın sağlanması için mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim İHD’den tutuklanan yöneticileri için açıklama: Bu haksızlık ve hukuksuzca-VİDEO

    Dersim İHD’den tutuklanan yöneticileri için açıklama: Bu haksızlık ve hukuksuzca-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, kurucu üye Rıza Dalkılıç’ın tutuklanmasına ve yönetim kurulu üyesi Özgür Ateş’e 6 yıl 3 Ay hapis cezası verilmesine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanan üye ve  yöneticilerimiz derhal serbest bırakılmalıdır” ifadeleri yer aldı. 

    İHD Dersim Şubesi, yönetim kurulu üyesi Özgür Ateş’in ceza almasına ve kurucu üye Rıza Dalkılıç’ın tutuklanmasına ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya İHD üyeleri ve HDP Dersim İl Eş Başkanı Özlem Toprak katıldı.

    Açıklamayı okuyan İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, “Derneğimizin Yönetim kurulu üyesi Özgür Ateş, 05 Temmuz 2017 tarihinde gözaltına alınarak 13 Temmuz 2017 günü çıkarıldığı mahkemece örgüte üye olmak suçlamasıyla tutuklanmıştır. İnsan hakları savunucusu, İHD Dersim Şube Yöneticimiz Özgür Ateş, 13 Kasım’da görülen davasında örgüt üyeliğinden 6 yıl 3 Ay hapis cezası verilmiştir. Yine derneğimiz üyesi ve Dersim İHD Şube kurucu yönetim kurulu üyesi  Rıza Dalkılıç 14 Kasım’da çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştır. Özgür Ateş ve Rıza Dalkılıç her zaman ve her koşulda temel hak ve özgürlüklerin korunması ve insan haklarına saygının büyütülmesi için  uğraş vermiştirler” ifadelerini kullandı.

    “İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI, HER GEÇEN GÜN DAHA FAZLA BASKI ALTINA ALINMAKTADIR”

    “İlimizde yaşanan hak ihlallerinde derneğimize yapılan başvurularda üye ve yöneticilerimiz gerekli girişimlerde bulunarak hak ihlallerinin giderilmesi için çalışmalar yürütmüşlerdir. Ancak derneğimiz  insan hakları savunucuları her geçen gün daha fazla  baskı altına alınmaktadır.Son olarak yöneticimiz Özgür Ateş ve şube kurucu üyemiz Rıza Dalkılıç’ın tutuklanmaları hak savunucularının faaliyetlerini yürütemez hale geldiklerinin göstergesidir” diye konuşan Solmaz, şöyle devam etti:

    “Demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü toplumsal varoluşun temelidir. Çünkü ifade özgürlüğü kişinin kanaatini diğerlerine bildirme, düşüncesini dışa vurma, kendisi dışındakilerle iletişime girebilme potansiyelinin gerçekleştirilmesidir. Özgür bir biçimde düşüncenin oluşumuna, yaşanmasına, açıklanmasına izin verilmeyen bir toplumda ise yurttaşlardan değil, ancak tek tip ve iktidarların istediği gibi programlanmış biat eden bireylerden söz edilebilecektir. Bu da hem demokrasinin hem de toplum olma halinin yok edilmesinden başka bir şey değildir.”

    “HAKSIZ, HUKUKSUZCA TUTUKLANAN ÜYE VE YÖNETİCİLERİMİZ SERBEST BIRAKILSIN”

    “Hükümete ve soruşturma makamlarına seslenen Solmaz, şunları kaydetti:

    “Birleşmiş Milletler tarafından 9 Aralık 1998 tarihinde kabul ve ilan edilen, kısa adıyla “İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirisi”, insan hakları savunucularının haklarını, ödevlerini ve aynı zamanda devletlerin sorumluluklarını düzenler.

    Bildiri, insan haklarını savunma hakkının kendisini bir insan hakkı olarak vurgular. Herkesin insan haklarını savunma hakkı vardır. İnsan hakları savunucuları da, bireysel olarak ya da başkalarıyla birlikte insan haklarını korumak ve geliştirmek için çalışan kişilerdir.

    Bu konuda Avrupa Birliği de “Rehber ilkeler” oluşturmuştur.

    Hükümetler, altına imza attıkları uluslararası sözleşmeler ve çeşitli belgelerde, insan hakları savunucularını tanıyacaklarını, koruyacaklarını, faaliyetlerini kolaylaştıracaklarını taahhüt etmişlerdir. İnsan hakları savunucularının tutuklanması  hak savunucularının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı bakımından ne kadar güvenceden yoksun olduklarını göstermektedir. Bu temelde, Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanan üye ve  yöneticilerimiz derhal serbest bırakılmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM