Etiket: özgür basın

  • Gazeteci Bayram Balcı Ankara’da toprağa sırlanacak!

    Gazeteci Bayram Balcı Ankara’da toprağa sırlanacak!

    PİRHA- Sürgünde olduğu Belçika’da Hakk’a yürüyen Gazeteci Bayram Balcı, 27 Haziran’da Ankara’da toprağa sırlanacak.

    Kanser tedavisi gördüğü Belçika’da 23 Haziran’da yaşamını yitiren Özgür Basın emekçisi Bayram Balcı, Ankara’da toprağa sırlanacak. Balcı’nın cenazesi, bu akşam saat 22.30’da Ankara Esenboğa Havalimanı’na oradan da Batıkent’te bulunan Pir Sultan Abdal Cemevi morguna götürülecek.

    Yarın ise saat 08.30’da cemevinde yapılacak erkandan sonra cenaze saat 11.30’da Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak. Cenaze törenin ardından da Tuzluçayır’da bulunan Dışlık Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği’nde Balcı için lokmalar pay edilecek.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • İHD Dersim Şubesi: Tutuklu tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır!- VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Tutuklu tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır!- VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik artan baskılara dikkat çekerek, gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve yargılamaların derhal sona erdirilmesini istedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik sistematik baskılara dikkat çekerek, basın açıklama yaptı.

    Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayı şube adına İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Özgür Ateş okudu. Ateş, gazetecilerin yalnızca haber takibi ve kamuoyunu bilgilendirme görevleri nedeniyle kriminalize edildiğini belirtti. Ateş, PİRHA muhabiri Cihan Berk’in tutuklu yargılandığı davanın bu baskıların somut bir göstergesi olduğunu söyleyerek, özgür basının susturulamayacağını ifade etti.

    “HABER TAKİBİ YAPMAK, GERÇEKLERİ YAZMAK SUÇ DEĞİLDİR”

    Ateş, açıklamada şunları dile getirdi:

    “Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar her geçen gün artmakta; gazetecilik faaliyetleri sistematik bir biçimde kriminalize edilerek susturulmak istenmektedir. Kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu yerine getiren gazeteciler; gözaltı, tutuklama, soruşturma ve yargı baskısıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Haber takibi yapmak, gerçekleri yazmak ve kamuoyunu bilgilendirmek suç gibi gösterilmekte; gazeteciler hedef haline getirilmektedir.”

    Son dönemde gazetecilere yönelik operasyonların sıradanlaştırıldığını belirten Ateş, ev baskınları, dijital materyallere el koymalar, uzun gözaltı süreleri ve tutuklamaların yaygın hale geldiğini söyledi. Yargının bir baskı aracına dönüştüğünü ifade eden Ateş, bu durumun yalnızca basın emekçilerini değil, toplumun haber alma hakkını da tehdit ettiğini vurguladı.

    “GAZETECİLER TEHDİT ALTINDA MESLEKLERİNİ YAPMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Ateş, PİRHA muhabiri Cihan Berk’in tutuklu yargılandığı davanın bu baskıların somut örneklerinden biri olduğunu kaydederek şunları ekledi:

    “Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılan Berk’in duruşması, bir gazetecinin değil, toplumun haber alma hakkının yargılandığı bir sürece dönüşmüştür.”

    “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen düzenlemenin gazetecilik faaliyetleri üzerindeki baskıyı artırdığını dile getiren Ateş, Alican Uludağ, Bilal Özcan ve İsmail Arı gibi gazetecilerin gözaltına alınarak tutuklanmalarının bu yasanın pratikteki etkisini gösterdiğini söyledi.

    ETHA muhabirlerine yönelik baskılara da değinen İAteş, Müslüm Koyun, Pınar Gayıp, Elif Bayburt, Nadiye Gürbüz ve Züleyha Müldür’ün ev baskınları ve tutuklamalarla hedef haline getirildiğini hatırlattı. Açıklamada, gazetecilerin cezaevinden dahi haber üretmeye devam ettikleri vurgulandı.

    Ateş, gazeteci Ertan Çıta’nın Dersim Belediyesi’ne kayyum atanmasının ardından gerçekleşen protestolara katıldığı gerekçesiyle yargılandığını, bunun ifade özgürlüğünün nasıl daraltıldığını ortaya koyduğunu belirtti.

    Son olarak Ateş, başta Cihan Berk olmak üzere tutuklu tüm gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulunarak, gazeteci Cihan Berk’in 15 Nisan 2026 Çarşamba günü saat 11.20’de Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/DERSİM

  • Hakikat arayışının sembolü: Hüseyin Aykol!

    Hakikat arayışının sembolü: Hüseyin Aykol!

    PİRHA- Ömrünü hakikati yazmaya ve özgür basına adayan gazeteci Hüseyin Aykol için basın dünyası endişeli ve sessiz bir umutla ondan gelecek iyi haberi bekliyor.

    Ömrününün 50 yılını gazeteciliğe adayan Hüseyin Aykol, sadece bir gazeteci değil; bu ülkede kalemiyle direnen, her koşulda hakikati yazmaktan vazgeçmeyen kuşakların vicdanıdır.

    BİR ÖMÜRLÜK DİRENİŞİN İSMİ

    Özgür Gündem, Ülkede Gündem, Yeni Yaşam, gibi baskılara rağmen yayın hayatına devam eden birçok muhalif ve Kürt medya organında yöneticilik yapan Aykol, onlarca kez gözaltına alındı, yargılandı, cezalar aldı ama asla geri adım atmadı.

    O, haberin suç sayıldığı zamanlarda bile “yazmaya devam etmek halkın hakkıdır” diyerek susturulmak istenen birçok gazetecinin hem sesi hem de yol arkadaşı oldu.

    KALEMİ YASAKLANANLARA KALEM OLDU

    Aykol, yalnızca gazetecilik değil aynı zamanda dayanışmanın, direnmenin ve inatla üretmenin adı. Mahpusların sesi olan, gazetecilere moral veren, genç gazetecilere yol gösteren, susturulan halkların, ötekileştirilen dillerin, bastırılmak istenen hakikatlerin yanında duran bir emekçidir.

    Bugün ameliyathane kapısında sadece bir insanın yaşam mücadelesi değil aynı zamanda bu topraklardaki basın özgürlüğünün belleği de sınav veriyor.

    SESSİZ BİR DUA UMUTLU BİR BEKLEYİŞ

    Şimdi gözler bir kez daha hastanede. O ameliyathanede sadece Hüseyin Aykol’un değil bu ülkede gerçekleri yazmaya cesaret eden herkesin kalbi atıyor.

    Ve bizler…

    Yeniden yazacağı bir manşete, bir başka genç gazeteciye el vereceği yeni bir güne dair umudumuzu kaybetmiyoruz.

    Geçmiş olsun Hüseyin Aykol. Sesin, kalemin, yüreğin bizimle.

    PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    Gazeteci Hüseyin Aykol beyin kanaması geçirdi
    Gazeteci Hüseyin Aykol, yeniden ameliyata alındı!
    Gazeteci Aykol: Savaştan nemalananlar barış sürecini sabote etmek için aşağılayıcı dil kullanıyor
    Gazeteci Aykol: İlk öldürülenler hiç yakınmayanlardı, biliyor musunuz?

  • Gazeteci Öznur Değer, tahliye oldu!

    Gazeteci Öznur Değer, tahliye oldu!

    PİRHA – JINNEWS Haber Müdürü Öznur Değer, cezaevinde arkadaşları ve ailesi tarafından coşkuyla karşılandı.

    Mardin’de 7 Şubat’ta yapılan ev baskınında darp edilerek gözaltına alınan ve aynı gün “zincirleme örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklanan JINNEWS Haber Müdürü Öznur Değer hakkında açılan davanın ilk duruşması, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Öznur Değer, duruşmaya tutuklu bulunduğu Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla katıldı.

    Savcılık, vermiş olduğu mütalaada, Öznur Değer’e propaganda suçunca ceza verilerek tahliye edilmesini talep etti. Mahkeme başkanı, Değer hakkında yurt dışı yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 21 Ekim’e erteledi.

    Tahliye kararının ardından Öznur Değer, Erzincan T Tipi Cezaevinde Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Tevgera Jinen Azad, Özgürlük için Hukukçular Derneği ve arkadaşları tarafından karşılandı.

    “SORUMLULUKLARINI AYNI MİNVALDE SÜRDÜRECEĞİM”

    Kısa bir konuşma yapan Öznur Değer, sevincinin buruk olduğunu, hâlâ arkadaşlarının içeride olduğunu belirtti. Değer “Bundan sonra 5 yıldır yürüttüğüm barış gazeteciliğini daha büyük bir sorumlulukla yapmaya devam edeceğim. Geride kalan hasta tutsaklar, barış mücadelesini arayan insanlar için, barış gazeteciliği yapmaya devam edeceğim. Yıllardır söylediğimiz gibi özgür basın yıllardır susmadı, haykırdı, yazdı, üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmeye devam etti. Ben de öncülerimden aldığım mirasın sorumluluklarını aynı minvalde sürdüreceğim. Özgür Basın susturulamaz” dedi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • ‘Halkın iradesi ve özgür basın susturulamaz’-VİDEO

    ‘Halkın iradesi ve özgür basın susturulamaz’-VİDEO

    PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, belediyelere atanan kayyımlar ve basına yönelik tutuklamalara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Yönetemedikçe saldırganlığını artıran bu iktidar, yaşanan katliamların, felaketlerin, irade gasplarının, insanlık suçlarının üstünü örtmek için kayyım politikalarından medet ummasının yanı sıra gözünü özgür ve muhalif basına dikmiştir” denildi.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, “Halkın iradesi ve özgür basın susturulamaz” diyerek 18.30’da Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması düzenledi.

    Açıklamayı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti ) Ankara İl Eş Başkanı Fatin Kanat okudu.

    “SEÇİMLERDEN BU YANA İKTİDARIN YAPTIĞI TEK İCRAAT HALKIN İRADESİNİ GASP EDEREK 10 BELEDİYEYE KAYYIM ATAMAK OLMUŞTUR”

    Dün sabah saatlerine yine bir kayyım darbesi ile uyandıklarını belirten Fatin Kanat, “Siirt Belediye Eş Başkanları Sofya Alağaş ve Mehmet Kaysi görevlerinden uzaklaştırılarak Siirt Belediyesi’ne kayyım atanmıştır. Daha önce yaşanan kayyım pratiklerinden gördüğümüz üzere, belediye binası ablukaya alınmış, halkın ve halkın seçtiklerinin binaya giriş çıkışları engellenmiştir. Kayyım olarak atanan Siirt valisinin ilk icraatı ise kendisine yaptırdığı özel isimlik ile seçilmediği bir makama yerleşerek poz vermek olmuştur. Ülke yangın yerine dönmüşken, her güne yeni bir katliam yeni bir facia haberleriyle başlanırken, seçimlerden bu yana iktidarın yaptığı tek icraat halkın iradesini gasp ederek 10 belediyeye kayyım atamak olmuştur. Yönetemedikçe saldırganlığını artıran bu iktidar, yaşanan katliamların, felaketlerin, irade gasplarının, insanlık suçlarının üstünü örtmek için kayyım politikalarından medet ummasının yanı sıra gözünü özgür ve muhalif basına dikmiştir” dedi.
    “SİNDİRME POLİTİKASI DEĞİL AYNI ZAMANDA HALKIN HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK DE BİR SALDIRIDIR”
    “Siz susturmaya çalıştıkça biz daha güçlü söylüyoruz ki, halkların iradesi gaspedilemez, özgür basın susturlamaz!” diyen Kanat şunları ekledi:
    “22 Aralık tarihinden bu yana basına yönelik defalarca kez operasyon düzenlenmiş, onlarca gazeteci gözaltına alınmış ve ETHA, Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam Gazetesi, Jin News çalışanlarına ek olarak, son gerçekleşen Halk TV operasyonuyla birlikte toplam 16 basın emekçisi tutuklanmıştır. Bu sadece basına yönelik saldırı ve sindirme politikası değil aynı zamanda halkın haber alma özgürlüğüne yönelik de bir saldırıdır. Halkın iradesini temsil eden Siirt Belediye Eş Başkanı Sofya Alağaş da aynı zamanda bir gazeteci ve basın emekçisidir. Gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek, hakkında siyasi bir kararla verilen cezanın ardından yerine kayyım atanması halkın iradesine bir darbe olduğu kadar aynı zamanda basına ve gazetecilere yönelik baskı, sindirme ve gözdağı politikalarının devamı olarak okunmaktadır.”

    “GAZETECİLERDEN ELİNİZİ ÇEKİN”

    DEM Parti Çankaya İlçe Eş Başkanı-Gazeteci Ercan İpekçi ise “Gazetecilerin üzerinden elinizi çekin” diyerek şunları ifade etti:
    “Siirt Belediyesi’ne kayyum atamak için bir gazetecinin yapmış olduğu haberler suistimal edilerek kullanıldı. Geçmişteki gazetecilik faaliyetinden dolayı Sofia Alağaş hakkında açılmış dava birdenbire hızlandırarak, yargılama süreci hızlandırarak hakkında bir ceza verildi. Belediyeye kayyum atandı. Hukuk dışı bir işlemle, hukuk dışı bir yargılamayla, suçlamayla gerekçelendirme çalışıyorlar. Gazeteci meslektaşlarımızla ilgili olarak ileri sürülen tek iddia terör suçu. Başka başka türlü hakkında hakkında gözaltı kararı verilmesi, tutuklama yapılması, ceza verilmesi zaten mümkün değil. Adalet Bakanı’nın cezaevinde mesleki faaliyetlerinden dolayı gazeteci yok lafı bir palavradır. Haberleri gerekçe gösterilerek terörle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Haberden terör çıkmaz, gazeteciden terör çıkmaz.”

    “OCAK AYINDA 10 GAZETECİ TUTUKLANDI”

    Eğer barıştan söz edilecekse önce gazetecilerin özgürlüğünden başlanması gerektiğinin altını çizen İpekçi, “Siyasi iktidar; barış, çözüm süreci söylemleri arasında 2025 yılına biraz hızlı başladı. Gerek Kürt medyasından, gerek sosyalist basından, son olarak da muhalif olarak nitelendirilen Halk TV’den bir meslektaşımız ile birlikte 10 gazeteci Ocak ayında tutuklandı. Eğer barıştan söz edilecekse, eğer özgürlüklerden söz edilecekse önce gazetecilerin özgürlüğünden başlanması gerekiyor. Önce özgür bir ortam olacak ki ondan sonra diğer sorunları çözebilirsiniz. Önce herkes düşüncesini özgürce ifade edebilecek ki ondan sonra çözümü getirebilirsiniz” diye konuştu.
    Açıklama alkışlar ve sloganlar ile sonra erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gazetecilere yönelik baskılara Dersim’den tepki: Gazetecilik suç değildir-VİDEO

    Gazetecilere yönelik baskılara Dersim’den tepki: Gazetecilik suç değildir-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de gazeteciler son dönemde gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklanmalara tepki göstererek, “Tutuklanan arkadaşlarımızın serbest bırakılması için dayanışmamızı büyüterek mücadelemize devam edeceğiz. Gazetecilik suç değildir” dedi.

    Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) 20 Ocak 2025 tarihinde güncellenen raporuna göre Türkiye’deki hapishanelerde en az 36, ev hapsinde ise en az dört gazeteci ve basın emekçisi tutulmaktadır.

    Dersim’de gazeteciler son dönemde gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklanmalara tepki göstererek Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı gazeteciler adına Pir Haber Ajansı muhabiri Cihan Berk okudu. Açıklamada ‘Özgür basın susturulamaz’ pankartı açıldı. Açıklamaya DEM Parti Dersim İl Örgütü yöneticileri de destek verdi. Açıklamada sık sık ‘Özgür basın susturulamaz’ , ‘Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz’ sloganları atıldı.

    “GAZETECİLERE YÖNELİK BASKILARI KABUL ETMİYORUZ”

    Gazetecilere yönelik artan baskıları kabul etmediklerini belirten Cihan Berk, “Meslektaşlarımıza yönelik haksızlıklara karşı susmayacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin 20 Ocak 2025 tarihinde güncellenen raporuna göre Türkiye’deki hapishanelerde en az 36, ev hapsinde ise en az dört gazeteci ve basın emekçisi tutulmaktadır” dedi.

    “ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ”

    Gazetecilere yönelik sistematik baskılara ve gözdağı verme politikalarına son verilmesini vurgulayan Berk, “Gazetecilik, demokratik bir toplumun temel taşıdır ve herhangi bir siyasi baskıdan korunması gereken bir meslektir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi uyarınca, ifade özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetleri korunmalıdır. Gazeteciliğin suç olmadığını bir kez daha hatırlatıyoruz. Tutuklanan, gözaltına alınan meslektaşlarımızın haberlerini yaparak bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Tutuklanan arkadaşlarımızın serbest bırakılması için dayanışmamızı büyüterek mücadelemize devam edeceğiz! Gazetecilik suç değildir. Özgür basın susturulamaz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının 30’uncu yılı: Yürüyüşümüzden alıkoyamayacaksınız

    Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının 30’uncu yılı: Yürüyüşümüzden alıkoyamayacaksınız

    PİRHA- Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının 30’uncu yıl dönümünde düzenlenen anmada yapılan konuşmalarda “Bu saldırılar bizi yürüyüşümüzden alıkoymayacak. Biz yok edilemediğimiz gibi, yolumuza devam ediyoruz, hem de daha da büyüyerek” dedi.  

    Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının üzerinden 30 yıl geçti. 30’uncu yıl dönümünde saldırının yapıldığı Özgür Ülke gazetesinin Kadırga’daki bürosu önünde anma yapıldı.

    Saldırıda hayatını kaybeden Ersin Yıldız’ın fotoğrafı ve karanfillerin taşındığı anmada, sık sık “Özgür basın susturulamaz”, “Biji berxwedana Rojava”, “Özgür basın özgür ülke” sloganları atıldı. Anmaya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekilleri Çiçek Otlu ve Cengiz Çiçek’in yanı sıra çok sayıda gazeteci katıldı.

    “YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”

    Anmada açıklama yapan gazeteci Saliha Aras, saldırıda Ersin Yıldız’ın hayatını kaybettiğini 23 gazeteci ve çalışanının yaralandığını hatırlatarak, “Özgür Ülke’nin kimler tarafından bombalandığı ilk günlerde biliniyordu ama bombalamadan 15 gün sonra ortaya çıkan ‘Gizli’ ibareli ‘Bu gazeteyi bertaraf edin’ belgesi, artık her şeyi anlatmaya yetiyordu. Yaşanan olayın en dikkat çekici boyutu ise bombalamanın faillerini devletin ilgili güvenlik güçleri değil, bombalanan gazetenin kendisinin ortaya çıkarmış olmasıydı. ‘Bertaraf edin’ talimatının yer aldığı belgenin altında dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in imzası vardı” dedi.

    Gazeteci Saliha Aras, çeşitli şekillerde devam eden baskılara rağmen Özgür Ülke geleneğinin sürdüğünün altını çiçerek, “Devlet aklı, yayınlarımıza başladığımız ilk günden bu yana bizi yok etmeye çalışıyor. Biz yok edilemediğimiz gibi, yolumuza devam ediyoruz, hem de daha da büyüyerek. Bugünlerde de devrimci, demokrat medyaya büyük baskılar söz konusu. Yine başta devrimci, demokrat kamuoyu başta olmak üzere, tüm dostlarımızla birlikte yolumuza devam etmekte kararlıyız” diye belirtti.

    “MÜCADELEMİZDEN BİR ADIM GERİ ATMAYACAĞIZ”

    Açıklamada konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu ise, 30 yıl önce yaşanan katliamın ülkenin gerçekliğini ortaya koyduğunu ifade ederken, DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek de, “Her türlü bombalamalara, katliamlara rağmen özgürlük mücadelemizden bir adım geri atmayacağız. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Özgür bir toplum, özgür bir ülke mücadelesini zafere ulaştıracağız. Kayyım işgaliyle, İmralı mutlak tecridiyle, çete saldırılarıyla karşı karşıyayız; her biri Kürt halkının statü sahibi olmasını engellemektir. Bu saldırılar bizi yürüyüşümüzden alıkoymayacak. Yeni Yaşam bütün halkların yaşamıdır. Özgür Ülke’den bugüne kadar ne kadar büyüdüğümüzün göstergesidir. Yeni yaşam yolunda mücadelemizin sürdüreceğimizin sözünü şehitlerimiz huzurunda bir daha veriyoruz” şeklinde konuştu.

    Anma konuşmaların ardından sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • 31. Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi – VİDEO

    31. Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi – VİDEO

    PİRHA – 31. Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri, Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde yapılan törenle sahiplerine verildi.

    Yeni Yaşam Gazetesi’nin ev sahipliğinde 31. Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri, Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

    Ödüller, Türkçe Haber, Video Haber, Kürtçe Haber, Fotoğraf (Haber Fotoğrafı), Karikatür ve Gurbetelli Ersöz Anısına Kadın Haberciliği olmak üzere altı ayrı dalda verildi.

    Türkçe Haber dalında T24’ten Cengiz Anıl Bölükbaş’ın “İliç’te göçüğe giden yol: Siyanür sızdırdı, ruhsatı verilmedi, vergi borcu silindi, karları katladı” haberi, Video Haber dalında JINNEWS’ten Dilan Babat’ın çektiği “Konuş Sen Nerelisin?” görüntüsüne, Fotoğraf dalındaysa Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Müjdat Can’ın 20 Haziran 2024’te Diyarbakır’da çıkan ve altı köyü etkileyen yangın sırasında, yangında yaralanan hayvanların durumunu gösteren fotoğrafına, Kadın Haberciliği dalında da Kadın işçi muhabiri Rahime Karvar’ın tarım işçisi kadınların yaşadıklarına odaklanan haber dizisine verilirken, Karikatür dalında da Halil İbrahim Çoban’a mansiyon (teşvik) ödülü verildi. Her yıl verilen Onur Ödülü de bu yıl Federe Kürdistan’da 23 Ağustost’ta Türkiye’ye ait SİHA saldırısı ile katledilen gazeteciler Gülistan Tara ve Hero Bahaddin anısına verildi. İran’da idam cezasına çarptırılan kadın hakları savunucusu ve Kürt gazeteci Pexşan Azizi de Onur Ödülü’ne layık görüldü.

    Ödül törenine, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, Kürt siyasetçi Gültan Kışanak’ın yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi, kadın kurumu temsilcileri ve basın mensubu katıldı.

    Salona Musa Anter ve Gurbetelli Ersöz ile özgür basın mücadelesinde yaşamını yitiren gazetecilerin fotoğrafları asıldı.

    Tören, Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. 20 Eylül’de yaşamını yitiren Anter Anter anıldı. Babası Musa Anter ile aynı gün hayatını kaybettiği vurgulanarak, “Bu 20 Eylül’de o hasret pik yaptı ve ruhu babasızlığa daha çok dayanamadı. Anter Anter, Ape Musa’ya kavuştu” denildi.

    EVREN: KADINLAR OLDUĞU SÜRECE ÖZGÜR BASIN SUSMAYACAK

    İlk olarak Yeni Yaşam Gazetesi adına Kibriye Evren konuşma yaptı. Sözlerine Anter Anter’i anarak başlayan Evren şunları dile getirdi: “Anter Anter’in yaşamı Kürtlerin yaşamı. Kürtler Anter ailesinin yaşadıklarını yaşamaya devam ediyor. Özgür basın hakikati yazmaya devam ediyor. Gazeteci arkadaşlarımız tutuklanıyor, katlediliyor. Gülistan Tara, Hero Bahaddin gibi arkamda gördüğünüz birçok arkadaşımız katledildi. Bizim gazeteciliğimiz tarafsız değil. Biz halkların ezilenlerin kadınların gençlerin tarafıyız. Aynı zamanda sözünü meydanlarda söyleyenlerin tarafıyız. Ölümler, katliamlar dün olduğu gibi bugün de özgür basını yıldıramayacak. Bizim için kadın gazeteciliği, özgür basın gazeteciliği önemli. Gurbetelli Ersöz’ün kalemi dün olduğu gibi bugün de yazacak. Jin Jiyan Azadi felsefesi olduğu sürece Gurbetelli Ersöz’ün, Nagihan’ın kalemi yere düşmeyecek. Kadınlar olduğu sürece özgür basın susmayacak.”

    BAKIRHAN: SEVGİLİ APE MUSA, BIRAKTIĞIN KALEM YAZMAYA DEVAM EDİYOR

    Ardından DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan söz aldı. Bakırhan, şunları dile getirdi:
    “Ape Musa’nın, Gurbeteli Ersöz’ün kalemini yerde bırakmayacağız. Bütün zulümlere rağmen, siz değerli arkadaşlarla birarada olmaktan ötürü onur duydum. Siz emekçilerin, dili yasaklananların sesi oldunuz. Bundan dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. Ape Musa’nın öyküsü Kürtlerin öyküsüdür. Faili meçhuller, katliamlar var o yaşamda. Ama o yaşamda yılmadan mücadele etmek de var. Mehmed Uzun’un da dediği gibi Ape Musa unutulmayacak isimlerden biridir. Yaşa ailesi Amed’te yaşayan bir ailedir. Bulvar büfesinin sahipleridir. O büfe Özgür Gündem Gazetesi’nin sahipleridir. Gazeteyi sattıkları için tehdit edilir ve bir gün o büfe bombalanır. Bir yurttaş yaralanır o patlamada ama aile vazgeçmez. Kardeşler vazgeçmez ve Özgür Gündem’i satmaya devam ederler. Yalçın ve Yahya Yaşa kardeşler o mücadeleye devam eder. Yalçın da katledilir ama aile yılmadan mücadeleye devam eder. Ape Musa’nın özel bir yeri var. Ulu bir çınardı. Çoğunlukla mahkemelere düşerdi. O mahkemelerdeki savunmaları çok meşhurdur. Sevgili Ape Musa, bıraktığın kalem yazmaya devam ediyor. Demokrasi mücadelesini yazmak için mücadele sürüyor. Ape Musa’nın o çocuk generalleri bugün büyüdüler ve onlara serkeftin diyorum. Özgür basın şehitlerini minnetle anıyor, ödüle layık görülen gazetecileri de kutluyorum.”

    Bakırhan’ın konuşmasından sonra Özgür basın serüvenini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.

    KIŞANAK: GERÇEKLER ASLA KARANLIKTA KALMAYACAK

    Sinevizyon gösterimi ardından Kürt siyasetçi Gültan Kışanak da bir konuşma yaptı. Kışanak, şunları söyledi:
    “İnsanların birçok kimliği vardır benim de öyle. Bir Kürt kadını, bir devrimci olarak böyle kimliklerim var ama ben en çok gazeteci kimliğimi önemsiyorum ve değerli buluyorum. Bana hakikatin ne kadar değerli olduğunu öğretti özgür basın geleneği. İşte gerçek bu gördüğümüz şehitlerimiz kadar değerlidir. Hakikat bu kadar önemli olmasaydı bedeli bu kadar ağır olmazdı. Demek ki bu işin temeli çok sağlam atılmış. Demek ki Ape Musa bize çok önemli şeyler öğretmiş, demek ki Gurbetelli Ersöz, yolumuzu çok iyi aydınlatmış. Özgür basın geleneği bu halkın mücadelesini gün gün yazıyor ve bu gelenek yok olmayacak. Bunu bildikleri için cezaevlerinde hala bedel ödeyen arkadaşlarımız var. Ve maalesef hala özgür basını susturmak için 90’lı yıllarda geride bıraktığımız faili meçhul cinayetler bugün faili açık devam ediyor. Ape Musa, Gurbetelli Ersöz ve birçok yoldaşımıza sözümüz olsun, gerçekler asla karanlıkta kalmayacak. Hakikatin yolunda yürüyen bütün özgür basın çalışanlarını yürekten kutluyorum. Bu yolu aydınlatan bu kalemler, bu fotoğraf makineleri ve bu kameralar.”
    Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi.

    “APE MUSA’NIN SESİ GENÇ GAZETECİLERİN KALEMLERİNDE YANKILANMAYA DEVAM EDECEK”

    Türkçe Haber dalında ödül alan T24’ten Cengiz Anıl Bölükbaş’a ödülünü Asrın Hukuk Bürosu’ndan Raziye Öztürk verdi. Öztürk, “Bugün ekolojik sorunların olmasının en büyük sebeplerinden biri de kapitalist sistemdir. Bu anlamda ekolojik haberciliğin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” dedi. Bölükbaş da “Bu ödülü almak benim için çok onur verici bir şey. Hakikati savunmanın bedeli gözaltılar, cezaevleri, sürgünler oluyor. Ben ödülümü gazeteciliğin kuşatıldığı bu dönemde hayatımdaki en önemli insan olan Gökçer Tahincioğlu’na adıyorum. Ape Musa’nın sesi de genç gazetecilerin kalemlerinde yankılanmaya devam edecek” diye konuştu.

    “ÖDÜLÜMÜ, NAGİHAN AKARSEL, GÜLİSTAN TARA VE HERO BAHADDİN’E ADIYORUM”

    Video Haber dalında ödül alan JINNEWS’ten Dilan Babat’a ödülünü Cumartesi Anneleri adına Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun verdi. Tosun, Cumartesi Anneleri adına herkesi selamlayarak konuşmasına başladı. Tosun, biz inatla gerçeğin peşinden giden tüm gazetecileri buradan saygıyla selamlıyoruz. Gözaltında katledilen başta gazeteci Ferhat Tepe olmak üzere bütün gazetecileri saygıyla selamlıyoruz” dedi. Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe de söz alarak, “Bizim için çok acı, çok zor yıllardı ama biliyorum ki bugün de buradaki gazeteci arkadaşlarımız için de çok zor. Yaptığınız iş çok kıymetli, iyi ki gazetecilik yapıyorsunuz, iyi ki kalemleriniz var” dedi. Dilan Babat da yaptığı konuşmada, “Erkek devlet sistemine rağmen susmadık, devam ediyoruz. Bugün de Colemerg’te erkek devlet şiddetine, uyuşturucuya direnen gazeteci arkadaşımız Rabia Önver’in direndiği gibi direniyoruz. Ben bu ödülümü Nagihan Akarsel’e, Gülistan Tara ve Hero Bahaddin’e adıyorum” ifadelerini kullandı.

    “BU YOLDA SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Kürtçe Haber dalında ödül de ANHA’dan Silava Ebdulrehman Mihemed Emin’e verildi. Ödülü Emin adına Gazeteci Aziz Orucu aldı. Orucu, Silava burada olmadığı için çok üzgündü. Şartlar, koşullar onun buraya gelmesini el vermiyor. Bugün sorunlar çözülmüş olsaydı. Silava buraya gelip ödülünü almış olacaktı. Orucu, ardından Silava’nın gönderdiği mesajı okudu. Orucu, devamında şöyle konuştu:
    “Bu kadar gazeteci içinde, Nagihan da en önemli gazetecilerden biriydi. Bir gazeteci olarak Nagihan’ın ölümünü cezaevinde öğrendim. Bu Kürt halkının mücadelesi, gerçeklerin karanlıkta kalmaması adına ölümüne bir gazetecilik yürüttü arkadaşlarımız. Daha bir ay önce Gülistan Tara katledildi. O kadar çok isim var ki, kendi adımıza eksikliği hissediyoruz. Bu eksikliği gidermek için kalemlerimizi yerde bırakmamak gerekiyor. Bu yolda sonuna kadar mücadele edeceğiz. Geçmişte bu uğurda şehit düşen arkadaşlarımızın kalemini de, sözünü de yerde bırakmayacağız. Türkiye’de gazetecilik yapmak zordur ama Kürdistan’da daha zordur.”

    “YAKILIP YIKILAN BİR COĞRAFYANIN KADERİNİ FOTOĞRAFLA ANLATMAYA ÇALIŞTIK”

    Fotoğraf dalında Ödülü Mezopotamya Ajansı’ndan Müjdat Can adına MA’dan Diren Yurtsever aldı. Ödülü, Yurtsever’e Dicle Anter verdi. Yurtsever, Müjdat Can’ın gönderdiği mesajı okudu. Can, gönderdiği mesajda, “Yakılıp yıkılan bir coğrafyanın kaderini fotoğrafla anlatmaya çalıştık” dedi. Dicle Anter de, aynı gün babası ve kardeşini kaybettiğini belirterek şunları söyledi:
    “Gazeteciliği masa başında değil de sahada yapan, özellikle kadın gazeteci arkadaşlarımız başta olmak üzere bütün arkadaşlarımızı kutluyorum. Kürt gazeteciliğin dil üzerine daha çok gitmesi gerektiğine inanıyorum. Hayatlarımız film gibi.”

    “İYİ Kİ KADINLAR VE ÖZGÜR BASIN VAR”

    Gurbetelli Ersöz Kadın Haberciliği ödülünü kazanan Rahime Karvar’a ödülünü Kürt Siyasetçi Gültan Kışanak verdi. Karvar, “Gurbetelli Ersöz adına bu ödülü almak benim için çok onur verici bir şey. Ayrıca Gültan Kışanak gibi çok değerli bir siyasetçiden bu ödülü aldım. Tarım işçisi kadınlar bu ülkede en ağır koşullarda çalışan kadınlar. Ben bugün burada bu ödülü kendi adıma almıyorum, bu ödülü Colemerg’te hedef gösterilen Rabia, Kürdistan’da katledilen Gülistan ve Hero için alıyorum. İyi ki kadınlar ve özgür basın var” dedi. Kışanak da özgür basın geleneğinde mesai kavramı olmadığını dile getirerek “Bunlardan biri de Ümraniye çöplüğünün patladığı gündü. O gün çıkan gazetenin baş yazısı Gurbetelli arkadaşımıza aittir. İmzasızdır ama bu konudaki yazı Gurbetelli arkadaşımıza aittir. Sivas Katliamı’nda Özgür Gündem’den Cemile arkadaşımız da bize en doğruyu ulaştıran arkadaşımızdı. Gurbetelli yüzlerce kadın gazeteciye ön ayak oldu. Kadın gazetecilerin ellerine emeklerine yüreklerine sağlık” dedi.

    Karikatür dalında Halil İbrahim Çoban’a da mansiyon (teşvik) ödülü verildi.

    ONUR ÖDÜLLERİ VERİLDİ

    Onur Ödülü’nü Gülistan Tara’nın ailesi adına alan Dicle Erdem’e ödülü DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan verdi. Bakırhan, “Hero arkadaş ve Gülistan arkadaşı saygıyla anıyor ve onların mücadelelerinin sömürgecileri korkuyla ezeceğini söylüyor ve saygılarımı iletiyorum” derken, Erdem de, “Onları yok etmeye inat, Kürt halkı onların dostluğunu ve devrimciliğini tanımalıyız diyorum. Üzülsek de onların bu uzun ve çetrefilli mücadelesi yüzümüzü güldürüyor. Bu ödülü özellikle tüm basın şehitleri ve tüm onurlu kadın emekçileri adına alıyorum” dedi.
    Pexşan Azizi Onur Ödülü’nü gazeteci Aysel Işık aldı. Ödülü ÖHD Eş Başkanı Serhat Çakmak verdi. Işık, “Bu ödül jin jiyan azadi felsefesiyle direnen tüm arkadaşlarımıza gelsin” dedi. Pexşan Azizi’nin Evin Cezaevi’nden gönderdiği Kürtçe mesaj da okundu.

    Ödül töreninin ardından Koma Hevra ezgilerini seslendirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avustralya’dan, Gazeteci Diren Keser ve özgür basın için dayanışma etkinliği -VİDEO

    Avustralya’dan, Gazeteci Diren Keser ve özgür basın için dayanışma etkinliği -VİDEO

    PİRHA- Avustralya’da düzenlenen Özgür Basınla Dayanışma Etkinliği’ne tutuklu bulunduğu Tarsus Cezaevi’nden mesaj gönderen muhabirimiz Diren Keser, “Hakikati toplumla buluşturmanın emeğini verenlerden biri olarak insanlığa uzak bir ‘mekan’da bir dakika kalmak bile zulümdür. Her ne koşulda olursak olalım hakikatin peşinde yürümeye devam edeceğiz” dedi.

    Avustralya’da ‘Özgür Basın Susturulamaz, Diren Keser Yalnız Değildir’ çağrısıyla dayanışma etkinliği düzenlendi.

    Melbourne’e bulunan Merlyston Progress Hall’da düzenlenen etkinliğe çok sayıda gazeteci, hak savunucuları, siyasetçiler, hukukçular, kadın örgütü temsilcileri, emekçiler, Sivil Toplum Örgütü (STÖ) temsilcileri ve sanatçılar katıldı.

    Etkinlik Avustralya topraklarının geleneksel sahipleri olan Aborjinler, yerli halklar ve demokrasi mücadelesinden bedel ödeyenlerin selamlanması ile başladı.

    Etkinliğe ayrıca Sanatçı  Enver Çamdal, Muzaffer Oruçoğlu ve İsmihan Şen eserleri ile katılarak dayanışma gösterdi.

    MESAJLAR VERİLDİ

    Etkinlikte verilen mesajlarda özgür basınla dayanışma için en başta gazeteci cemiyetleri, sendikaları olmak üzere tüm sivil toplum örgütlerinin birlikte tavır koymaları gerektiğini vurgulanarak, siyasi muhalif partilerin gazetecilere yönelik baskıları gündemde tutarak tavır koymaları ve iktidar oldukları taktirde basın özgürlüğünü ayaklar altına alan tüm yasak, kararname ve uygulamaları tarihin çöplüğüne atacaklarına dair Türkiye halklarına söz vermeleri gerektiği ifade edildi.

    “GAZETECİLER TOPLUMUN ÖZGÜR İRADESİNİN TEMİNATIDIR”

    Ülkeyi bir bütün olarak baskı cenderesine almaya çalışan AKP-MHP iktidarının siyasal alandaki yetmezliklerini ve yürüttüğü kötü politikalarının gazetecilere, basın yayın organlarına baskı kurarak kapatmaya çalıştığı belirtilerek, yargı eliyle gazetecileri etkisizleştirme, yasaklar yoluyla da bilgi yayılımının engellemeye çalışıldığı kaydedildi.

    Mesajların devamında tüm baskı ve yıldırmalara rağmen yaşanan gerçekleri halka duyurma konusunda gazetecilerin elinden geleni yapmaya da devam ettiği ifade edilerek, gazetecilerin toplumun özgür iradesinin teminat olduğunun altı çizildi.

    MUHABİRİMİZ DİREN KESER’İN MESAJI OKUNDU

    Tarsus Cezaevi’nde tutuklu bulunan Pir Haber Ajansı (PİRHA) Mersin Muhabiri ve CAN TV programcısı Diren Keser’in mesajı okundu. Keser,  “Gazeteciler için lkemizde cezaevleri ne yazık ki çokta uzak yerler değil. Hakikati, toplumla buluşturmanın emeğini verenlerden biri olarak insanlığa uzak bir  “mekan”da bir dakika bile kalmak zulümdür. Her ne koşulda olursak olalım hakikatin pesinde yürümeye devam edeceğiz. Dört duvar arasında binlerce km uzaklıkta gösterdiğiniz dayanışma hücremi aydınlatıyor. Binlerce selam olsun! Elbet sınırsız bir dünyada  buluşacağız. O zamana kadar hoşça kalın” dedi.

    ‘HABERİN ARDINDAKİLER’ BELGESELİ GÖSTERİLDİ

    Etkinlikte ayrıca Yönetmenliğini Diren Keser’in yaptığı ve insan hakları odaklı gazeteciliğin Türkiye’deki durumu üzerine bir değerlendirmeyi amaçlayan ‘Haberin Ardındakiler’ belgeselinin Türkçe ve İngilizce alt yazılı gösterimi yapıldı.

    Etkinlik müzisyenler tarafından gerçekleşen dinleti ile son buldu.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Yeni Yaşam Gazetesi 6 yaşında -VİDEO

    Yeni Yaşam Gazetesi 6 yaşında -VİDEO

    PİRHA – Yeni Yaşam Gazetesi 6’ncı yaşında okurlarıyla buluştu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bu hikaye 126 yıl önce Kahire’de başladı, bugün Yeni Yaşam ile devam ediyor. Bu yol hiçbir zaman kapanmaz. Ne mutlu itiraz edenlere, hakikati yazanlara” dedi.

    Yeni Yaşam gazetesi kuruluşunun 6’ncı yıl dönümü dolayısıyla Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde ‘Yeni Yaşam 6’ncı yaşında okurlarıyla buluşuyor’ etkinliği düzenledi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve siyasetçi Sabahat Tuncel’in yanı sıra çok sayıda siyasi parti temsilcisi, sivil toplum örgütü, gazeteci ve okur etkinliğe katıldı. Gurbetelli Ersöz’ün posteri etkinliğin yapıldığı salona asıldı.

    Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşunun ardından Özgür Basın tarihini anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

    “BU GELENEK HİÇBİR ZAMAN BAŞ EĞMEDİ, EĞMEYECEK”
    Gazetenin İmtiyaz Sahibi olan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, etkinliğe görüntülü mesaj gönderdi. Özgür Basın geleneğinin yıllardır devam ettiğine dikkati çeken Çiçek, “Arkamızda ciddi bir miras da bıraktık. Yeni Yaşam aynı zamanda demokratik Türkiye’de özgür Kürdistan demektir. Bu gelenek hiçbir zaman baş eğmedi, eğmeyecek. Bu gelenek özgür yaşamın savunuculuğunu yapmış bir gelenektir” dedi.

    “JiN, JiYAN, AZADi”
    Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Çelebi, Özgür Basın’ın zorlu dönemlere rağmen yeniden doğarak, var olduğunu belirtti. Çelebi, her türlü baskıya rağmen Özgür Basının devamlılığını sağladığına işaret ederek, “Özgür Basın ‘jin, jiyan, azadi sesini duyurmaya devam edecektir” dedi.

    “UMUDUMUZ DİMDİK AYAKTA”
    Etkinliğe mesaj gönderen Musa Anter’in kızı Rahşan Anter, “Canlarım, ne mutlu bana ki babam Musa Anter’in ve halkımızın onu layık gördüğü ifadeyle ‘Ape Musa’nın sözleri sizin emeğinizle hala ses oluyor. Onun kalemi sizin elinizde baskıya, zulme ve her türlü gericiliğe meydan okuyor. Bu mücadelede yaşamını feda eden, ömürlerini hapishanelerde geçiren basın emekçilerimizi saygıyla anıyorum. Bugün siz orayı dolduran canlarımızın, ezgilerimizi çalan, şiirlerimizi söyleyen arkadaşlarımızın varlığı bizi yok sayanlara bir cevaptır. Umudumuz dimdik ayakta.

    “ONLAR BİZİM SESİMİZİ DUYURUYOR”
    Barış Annesi Bedia Gökgüz, “Bu gazete bizimdir. Onlar bizi görmese kimse bizi görmez. Onlar bizim sesimizi duyuruyor. Onlar sayesinde sesimiz çıkıyor. Biz sokaklarda darp ediliyoruz ama onlar sayesinde herkes bizi görüyor. Bu gelenek Musa Anter gibilerin kanı ve teriyle yapıldı. Biz her daim onların yanında olacağız” dedi.

    “BASIN ÖZGÜR DEĞİLSE DEMOKRASİDEN BAHSEDEMEYİZ”
    Siyasetçi Sabahat Tuncel, “Bir ülkede gazeteciler özgür değilse demokrasiden bahsedemeyiz. Yeni Yaşam bize ulaşmıyordu. Defalarca dilekçe verdik ama olmadı. Yeni Yaşam gazetesi sesimizi dışarı yansıttı. Çünkü totaliter rejimlerin olduğu yerlerde basın önemlidir ve hedef alınan basın olur. Çünkü hakikat açığa çıkarsa onlar tepe taklak gider. İşte bu arkadaşlarımız hakikati ortaya çıkarıyor. Bu gelenek çok kolay olmadı. Ama bedeller de boşa gitmedi” şeklinde konuştu.

    KIŞANAK’TAN MESAJ
    Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, etkinliğe mesaj gönderdi. Kışanak’ın mesajı şöyle: “Bu hakikat yolculuğunda uzun yıllar sizlerle birlikte yürümüş olmak, Gurbetelli Ersöz’ü, Ape Musa’yı, Kemal Kılıç’ı, Ferhat Tepe’yi, Nazım Babaoğlu’nu, Ersin Yıldız’ı ve sonsuza dek yolumuzu aydınlatacak nice onurlu insanı tanımak, birlikte çalışmak hayatımın anlamını oluşturdu. Bu anlam, demokratik siyasette ve kadın özgürlük mücadelesinde bana hep yoldaşlık etti, umudumu ve direncimi güçlü tutan temel dayanağım oldu. İyi ki varsınız, iyi ki hakikatlerin gün yüzüne çıkması için düşünce özgürlüğü için ve kalemin onuru için mücadele ediyorsunuz” dedi.

    “NE MUTLU İTİRAZ EDENLERE”
    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Özgür Basın emekçilerinin direnişine değindi. Bakırhan, “Yeri geldi Kars’ta, Siirt’te oldu. Yeri geldi kadınlarla, üniversite öğrencileriyle yani bütün halklarla beraber oldu. Bundan dolayı onları kutluyoruz. Ne mutlu itiraz edenlere, hakikati yazanlara diyoruz. Yeni Yaşam’a ne mutlu. Bu hikaye 126 yıl önce Kahire’de başladı, bugün Yeni Yaşam ile devam ediyor. Bu yol hiçbir zaman kapanmaz. Apê Musaların yolundan devam edecektir. Özgür Basın şehitleri Cengiz Altun, Rohat Aktaş, Ferhat Tepe, Gurbetelli Ersöz’ü unutmadık. Mücadeleleri önünde eğiliyoruz. Mücadelelerini devam ettirenlere de bin selam diyoruz. Yolunuz açık olsun. Bir okurunuz ve bir partinin eş genel başkanı olarak sizinle dayanışacağız. Bijî çapemeniya azad, bijî jiyana nû” ifadelerini kullandı.

    Etkinlik, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçıları Baran Bozyel ve Kasım Taşdoğan’ın sahne almasıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 3’ü tutuklu 9 gazetecinin iddianamesi mahkemeye sunuldu

    3’ü tutuklu 9 gazetecinin iddianamesi mahkemeye sunuldu

    Tutuklu Esra Solin Dal, Mehmet Aslan ve Erdoğan Alayumat’ın da aralarında olduğu 9 gazetecinin iddianamesi mahkemeye sunuldu.

    İstanbul merkezli polis operasyonu kapsamında 23 Nisan’da yapılan ev baskınlarında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Esra Solin Dal ve Mehmet Aslan, Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı Enes Sezgin ile Özgür Basın emekçileri Saliha Aras, Yeşim Alıcı, Beste Argat Balcı, Şirin Ermiş ve Erdoğan Alayumat ile MA eski muhabiri Doğan Kaynak gözaltına alındı.

    26 Nisan’da Çağlayan Adliyesi’ne çıkarılan gazetecilerden Mehmet Aslan, Esra Solin Dal ve Erdoğan Alayumat “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteciler hakkındaki soruşturmasını tamamladı. Gazetecilerin iddianamesi, İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

    Mahkemenin 15 gün içerisinde iddianamenin kabul edilip edilmeyeceğine dair kararını vermesi gerekiyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul ve Ankara’da gazeteciler gözaltına alındı

    İstanbul ve Ankara’da gazeteciler gözaltına alındı

    PİRHA- İstanbul, Urfa ve Ankara’da 9 gazeteci polis tarafından gözaltına alındı.

    Bu sabah saatlerinde İstanbul, Urfa ve Ankara’da gazetecilere yönelik gözaltı operasyonları yapıldı. Ankara’da yapılan ev baskınında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Mehmet Aslan gözaltına alındı.

    İstanbul’da yapılan ev baskınlarında ise MA muhabiri Esra Solin Dal, Yeni Özgür Politika’dan gazeteci Erdoğan Alayumat ,Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı Enes Sezgin ile Özgür Basın emekçileri Saliha Aras, Yeşim Alıcı, Beste Argat Balcı ve Şirin Ermiş gözaltına alındı. Urfa’da gazeteci Doğan Kaynak’ın gözaltına alınmasıyla sayı 9’a yükseldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 6 kadın gazetecinin duruşması ertelendi

    6 kadın gazetecinin duruşması ertelendi

    PİRHA – Özgür Basın çalışanlarına destek eylemi yaptıkları gerekçesiyle yargılanan 6 kadın gazetecinin ikinci duruşması 18 Haziran’a ertelendi.

    Özgür Basın çalışanlarına yönelik gözaltı operasyonlarını protesto etmek amacıyla 29 Nisan 2023’te İstanbul Kadıköy’de bir araya gelen ve darp edilerek gözaltına alınan 6 gazeteci hakkında açılan davanın ikinci duruşması görüldü.

    Gazeteciler Serpil Ünal, Yadigar Aygün, Pınar Gayıp, Eylem Nazlıer, Zeynep Kuray ve Esra Soybir hakkında “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla açılan davanın duruşması, Anadolu Adliyesi 22’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuksuz yargılanan gazeteciler duruşmaya katılmadı. Avukatlar Devrim Avcı Özkurt ve Ezgi Köse duruşmada hazır bulundu.

    Mahkeme heyeti, ilk duruşmada savunması alınmayan Esra Soybir’in savunmasının tamamlanması için Antalya 34’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimat yazısına ilişkin cevabın beklenilmesine karar verdi. Duruşma 18 Haziran’a ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • MA’da yayımlanan 149 haberden gazetecilere iddianame hazırlandı

    MA’da yayımlanan 149 haberden gazetecilere iddianame hazırlandı

    PİRHA-9’u tutuklu 11 gazeteci hakkında üç ay sonra iddianame hazırlayan savcılık, Mezopotamya Ajansı’nda yayımlanan 149 haberi iddianamede sıraladı. Irkçı saldırılara dair haberler de dahil birçok haber suçlama konusu yapıldı.

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 9’u tutuklu 11 gazeteci hakkında üç buçuk ay sonra iddianame hazırlandı. Mezopotamya Ajansı tüzel kişiliği olmasına rağmen iddianamede sanık olarak gösterilirken, ajansta yer alan 149 haber iddianamede sıralandı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Özgür Paksoy’un haberine göre tutuklu Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirleri Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Emrullah Acar ile JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznür Değer, tutuksuz yargılanan MA muhabiri Zemo Ağgöz ile bir süre MA’nın Ankara bürosunda stajyer olarak çalışan Mehmet Günhan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

    IRKÇI SALDIRILARIN HABERLERİ DE SIRALANDI

    Üç buçuk ay sonra tamamlanan 210 sayfalık iddianamenin büyük bölümünde Mezopotamya Ajansı’nda yer alan 149 habere yer verildi. Haberlerin yanı sıra gazetecilerin ifadeleri, el konulan dijital materyallerin inceleme sonuçları ile HTS kayıtları delil olarak gösterildi.

    Konya’nın Meram ilçesinde ırkçı saldırı sonucu katledilen Dedeoğulları ailesiyle ilgili haberler de suçlama konusu yapıldı. İddianamede, katledilen ailenin yakınlarının katliam sonrası olaya dair tanıklıklarının yer aldığı haberlerin yer alması dikkat çekti. Öte yandan Dedeoğulları ailesinin katledilmesine dönük protesto eylemleri ve açıklamalarla ilgili haberler, gazetecilere suçlama olarak yöneltildi.

    GAZETECİNİN HALAY ÇEKMESİ SUÇLAMA KONUSU YAPILDI

    Gazetecilerin legal/illegal eylemlere katıldığını iddia eden savcılık, söz konusu eylemlere ilişkin herhangi bir delil sunmadı. İddianamede gazetecilerin haber yapmak için katıldıkları cenaze törenleri de suçlama konusu yapıldı. Gazetecilerin ailelerinden bireyler hakkında açılan dava ya da var olan arama kararlarının yanı sıra hala iletişim halinde olmaları da suçlama konusu yapıldı. Gazeteci Zemo Ağgöz’un hakkında bir dosyadan dolayı yakalama kararı bulunan ve Fransa’da iltica eden ablasıyla irtibatlı olması da iddianameye konu edildi.

    Gazetecilerin halay çekip şarkı söylemesi de suçlama konusu yapıldı. Gazeteci Selman Güzelyüz’ün katıldığı bir piknik etkinliğinde şarkı söyleyip halay çekmesi de suç olarak gösterildi. Ancak söz konusu suçlamaya dair herhangi bir belge ve görüntü sunulmadı.

    11 GAZETECİYE TOPLAM 165 YIL HAPİS TALEBİ

    İddianamede, gazeteciler hakkında 17 Şubat 2021 ile 8 Eylül 2021 tarihleri arasında iletişim dinlenmesinin yapıldığı ortaya çıktı. İddianamede, PKK/KCK tarihine üç kez, gizli ve açık tanıkların gazetecilerle ilgili olmayan beyanlarına 2 kez yer veren savcı, gazetecilerin “örgüt üyesi” olduğunu iddia etti. Savcı, 11 gazeteci hakkında ayrı ayrı 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilmesini talep etti. İddianame, Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu: Sezgin Kartal yalnız değildir!

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu: Sezgin Kartal yalnız değildir!

    PİRHA – Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, 13 Ocak’ta tutuklanan Gazeteci Sezgin Kartal için “gazetecilik yargılanamaz, derhal serbest bırakılmalıdır” çağrısı yaptı.

    İstanbul’da 10 Ocak’ta polisler tarafından evinin kapısı kırılarak gözaltına alınan gazeteci Sezgin Kartal, “Örgüt üyeliği” şüphesi ile tutuklandı.

    Özgün TV Programcısı Sezgin Kartal’ın tutuklanmasına bir tepki de Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan geldi.

    “Sezgin Kartal yalnız değildir! Sezgin Kartal’a özgürlük!” başlığı ile paylaşılan videoda yurttaşlar, “Hukuksuz bir şekilde tutuklanan Sezgin Kartal derhal serbest bırakılmalıdır, gazetecilik yargılanamaz. Haksız ve hukuksuz yere yargılanan Sezgin Kartal derhal serbest bırakılmalıdır. Basın susturulamaz” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özgür Ülke Gazetesinin bombalandığı yerde anma yapıldı: Yorulmayacağız, susmayacağız!

    Özgür Ülke Gazetesinin bombalandığı yerde anma yapıldı: Yorulmayacağız, susmayacağız!

    PİRHA – 3 Aralık 1994’te bombalanan Özgür Ülke gazetesinin İstanbul bürosu önünde anma yapıldı. Gazeteci Hüseyin Aykol “‘Bu ateş sizi de yakar’ manşetini attığımız günden bu yana geçen 28 yıl boyunca ülke boydan boya ateşler içinde kaldı ve hiç gün yüzü görmedi” dedi.

    Kürt basınının önemli yayınlarından olan Özgür ülke 28 Nisan 1994’te yayın hayatına başladı. Kapatılan gazetelerin devamı niteliğinde olan Özgür Ülke, yayın hayatına başladıktan 239 gün sonra 3 Aralık 1994’te bombalandı.

    Gazetenin İstanbul Kadırga’daki teknik binası ile Cağaloğlu’ndaki merkez büro ve Ankara bürosu aynı anda, 2 Aralık’ı 3 Aralık’a bağlayan gece bombalı saldırıya uğradı. Gazetenin ulaştırma görevlisi 32 yaşındaki Ersin Yıldız yaşamını yitirirken, 23 gazete çalışanı ise bu saldırılarda yaralandı. Hastanede tedavileri tamamlanan çok sayıda gazeteci, hemen akabinde gözaltına alındı. Saldırıya dair ise hiçbir soruşturma yürütülmedi.

    “BU ATEŞ SİZİ DE YAKAR”

    Özgür Ülke’ye yapılan bombalı saldırının hemen ertesi günü gazete sadece dört sayfa basılarak “Bu ateş sizi de yakar!” manşetiyle çıkmıştı. Bu arada büyük zarara uğrayan gazeteye, okuyuculardan da ciddi destekler sağlandı. Kimi aydınlar saldırıya yönelik tepkilerini Özgür Ülke’nin köşelerine yazdıkları yazılarla gösterirken, aralarında yazar Orhan Pamuk, Ahmet Altan, Latife Tekin, Murathan Mungan ve Lale Mansur’un da yer aldığı bir grup aydın, sokağa çıkarak gazetenin “Ülke’ne Sahip Çık” manşetli sayısını dağıttı.

    Aynı günlerde dönemin Başbakanı Tansu Çiller imzalı bir belge de tartışmaların odağı oldu. Özgür Ülke gazetesinin devlet tarafından hedef gösterildiğini belirten belgede şu ifadelere yer veriliyordu:

    “Bölücü ve yıkıcı faaliyetlere destek verecek şekilde yayın yapan yayın organlarının faaliyetleri son günlerde devletin bekası ve manevi değerlerine açıkça saldırı şeklini almıştır. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik bu önemli tehdidin bertaraf edilmesi maksadıyla Adalet Bakanlığı’nca bu kadar suç duyurusu olmasına rağmen hukuken etkili bir şey yapılamamasının nedenlerinin belirlenerek, giderici önlemlerin alınmasına…”

    “KENDİ KENDİLERİNİ BOMBALADILAR”

    Saldırı ardından hiçbir soruşturmanın yapılmadığı gibi devlet yetkililerinden de çokça eleştirilir açıklamalar gelmişti. Dönemin Hükümet Sözcüsü Yıldırım Aktuna, saldırıya dair yaptığı açıklamada “Türkiye’yi zor durumda bırakmak için kendi kendilerini bombaladıklarını düşünüyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

    2 Şubat 1995 tarihinde kapatılan gazetenin 247 sayısından 220’si hakkında toplatma kararı verilmişti.

    SALDIRININ YAPILDIĞI YERDE BİRARAYA GELİNDİ!

    Çok sayıda gazeteci, Özgür Ülke Gazetesi’nin 28 yıl önce bombalanan İstanbul bürosu önünde bir araya geldi. İstanbul Cağaloğlu’ndaki merkez bürosu önünde yapılan anmada “Özgür basın susturulamaz” pankart açıldı.

    Saldırının yıldönümü anmasında konuşan gazeteci Hüseyin Aykol, tüm baskılara rağmen işlerinin başında olduklarını belirterek, “28 yıl sonra, Ersin’e ve bütün şehitlerimize yeniden söz veriyoruz. Durmayacağız, yorulmayacağız, susmayacağız” dedi.

    “İŞİMİZİN BAŞINDA, APÊ MUSA’NIN YOLUNDAYIZ”

    Gazeteci Aykol, 28 yıl sonra yine aynı yerde olduklarını söyleyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bir zamanlar bembeyaz bir martı gibi denize doğru uzanan o güzel binamızın önünde, yine dostlarımızla birlikteyiz. Bir kez daha Ersin Yıldız’ımızın ve ondan önce, ondan sonra yitirdiklerimizin acısını yüreğimizin derinliklerinde hissediyoruz.  Her yıl sayıyoruz; aklımızdan hiç çıkmasın diye sayıyoruz, herkesin aklına kazınsın diye: 25, 26, 27… Bugün 28’inci yıldayız. 28 yıl önce bugün, gazetemiz Özgür Ülke’nin üç ayrı binası, aynı anda, bizzat bu ülkenin başbakanı Tansu Çiller’in ‘bertaraf edilsin’ emriyle bombalandı.

    Taraftık çünkü biz. Halkın tarafıydık, gerçeğin tarafıydık ve bertaraf edilmemiz bu yüzden gerekliydi. Ama o gün başlamadı her şey. Daha sonra da bitmedi. ‘Bu ateş sizi de yakar’ manşetini attığımız günden bu yana geçen 28 yıl boyunca ülke boydan boya ateşler içinde kaldı ve hiç gün yüzü görmedi. Bugün hâlâ savaş tamtamları çalınıyor ve hâlâ gerçeğin peşinde koşmaya devam ediyoruz. Bu arada biz, daha onlarca gazeteci arkadaşımızı pusularda yitirdik. Çoğumuz, gerçeği söylemenin bedelini cezaevlerinde ödedik. Bugün, şu anda, yine onlarca gazeteci hapiste. Nagihan’ımızı Süleymaniye’de daha geçenlerde katlettiler, Nujiyan’ımızı çok sevdiği Şengal topraklarına verdik ve birkaç gün önce Derik’te İsam Ebadullah kardeşimiz bombardımanın hedefi oldu.

    Ama yanıldılar. Hep yanıldılar. Bir bombalık ömrümüz var sanıyorlardı, yanıldılar. Her düşenin kalemini arkasından gelenler devraldı, her mezarlık dönüşünde daha da kalabalıklaştık. Bir kilitli kapımız var sanıyorlardı, yanıldılar. 50’den fazla kilit vurdular kapımıza, tek tek söktük, hepsini ve daha ertesi gün yeniden sokaklarda sesimiz yankılandı.  Bir hücrelik inancımız var sanıyorlardı, yanıldılar. Yattığımız yeri de kendimize benzettik biz. Çünkü özgürlüğü de hakikati de hep içimizde taşıdık. Ve arada çok bakan da eskittik biz. Kimler gelip geçti. ‘Bitti bitiyor’ diyenleri, ‘düştü düşüyor’ diye heveslenenleri de gördük.

    Çok hakimi, savcıyı emekli ettik ayrıca. Hatta bazıları dünyadan bile emekli olmuşlardır artık, kimse adlarını bile hatırlamıyor yazık! Asri mezarlıkta yerleri baki ama halkın kalbinde bir toz zerresi kadar yer kaplamıyorlar. Biz hayatta kaldık ama. Nefes alıp vermek değil öyle. Yüreğimiz çarpa çarpa, bayrakları elden ele geçirerek yürüdük ve geldik bugüne. İşimizin başında, Apê Musa’nın yolundayız. Şimdi, 28 yıl sonra, Ersin’e ve bütün şehitlerimize yeniden söz veriyoruz.  Durmayacağız, yorulmayacağız, susmayacağız.”

    “SİZ MAĞDUR SEÇİCİ OLDUĞUNUZ İÇİN BUNLARI YAŞIYORUZ”

    İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin ise yaptığı konuşmada “Burası bir halkın gazetesi. 28 yıl önceyi çok iyi hatırlıyorum. Özgür Ülke binasının bulunduğu binada Belge Yayınları da vardı. Karşı daire boştu ve birileri tuttu. Biz bunların bir şeyin peşinde olduğunu söylemiştik ve ertesi gün bomba patladı. Apê Musa’dan Ferhat Tepe’ye onların çocukları bu mücadeleye hala devam ettiriyor. Çünkü bu mücadele yaşamını yitirenlere karşı borcumuzdur. Burada bu gazete bombalandığında muhalefetim diyen birçok kişi ortalıkta yoktu. Siz görmediğiniz için siz sustuğunuz için siz mağdur seçici olduğunuz için bunları yaşıyoruz. Basına yönelik tüm saldırılara karşısındayız” şeklinde konuştu.

    “HER GÜN BİR GAZETECİ KATLEDİLDİ”

    Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren ise, Cumhuriyet tarihi boyunca her gün bir gazetecinin katledildiğini belirterek “Bunun en büyük bedelini özgür basın geleneği verdi. Onlarca gazeteci arkadaşımızı gözaltında ve faili meçhul cinayetlerde kaybettik. Ne yaparlarsa yapsınlar gerçeğin sesini kısamazlar” dedi.

    “KATLİAMLAR TARİHİ”

    HDP Milletvekili Kemal Bülbül ise “Bir tarihe tanıklık ki katliamlar tarihi. İnkar, ırkçılık tarihi. Yüzyılı tamamlıyoruz. Yüzyılı tamamlarken katledilen gazetecilerin sayısını bilmek oldukça zor. Bu ırkçı, faşist sistem bazen Şark Islahat Planı bazen Tunceli Kanunu bazen Özel Harp bazen sıkıyönetim bazen darbe bazen de basını bastırma ve susturmadır. Bu binayı bombalayanlar bu gün Rojava’ya bomba atanlardır. Roboski’ye bomba atan Madımak’ı yakanlardır” dedi.

    Konuşmaların ardından bombalanan gazete binasının önünde karanfiller bırakıldı.

    Kaynak: MA

  • HDP’li Başaran, tutuklanan gazetecileri Meclis gündemine taşıdı

    HDP’li Başaran, tutuklanan gazetecileri Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA- MA ve JİNNEWS’te çalışan gazetecilerin tutuklanmasını Meclis gündemine taşıyan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “Özgür basın her türlü saldırı ve engellemeyle karşı karşıya kaldı. Gözaltına alınıyorlar, haber yapma hakları elinden alınıyor, ekipmanları parçalanıyor. Niye, çünkü yandaş basın değiller. Ne yaşarlarsa yaşasınlar hakikati topluma aktarmaktan vazgeçmediler” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak Ankara merkezli soruşturma kapsamında Mezopotamya Ajansı (MA) ve JİNNEWS muhabirlerinin tutuklanmasına ve basına yönelik baskılara ilişkin konuştu.

    Tutuklanan gazetecilerin fotoğrafını kürsüye bırakan Başaran, Sınır tanımayan gazetecilerin 2022 raporuna göre Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda 180 ülke arasında 149’ncu sırada olduğunu belirtti.

    “GAZETECİLER, YAPTIKLARI HABERLER GEREKÇE GÖSTERİLEREK TUTUKLANDI”

    Türkiye’de en az 26 gazetecinin şuan cezaevinde olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Başaran, şunları aktardı:

    “Gazetecilik faaliyetleri yürüttükleri için rehin tutuyorlar. Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Sarı basın kartları bütün gazetecilerden toplatıldı, bunun yerine başka bir renk, basın kartı verildi. Eskiden habercilik yaptığı için alınan bu kart, bu dönemde birçok engellemelerle karşı karşıya kalıyor. Hatta güvenlik soruşturmasından geçerek bu kartı alıyorlar. 2022 yılı Haziran içerisinde Diyarbakır merkezli operasyon yapıldı, bu operasyonda 19 gazetecinin evlerine eş zamanlı bir baskın yapıldı ve gözaltına alındılar. Bu gazetecilerden 16’sı gazetecilik yaptığı için tutuklandılar. Neydi kendilerine sorulan sorular, örneğin Aziz Oruç MA’ya yaptığı haberler nedeniyle ve sokak röportajları nedeniyle tutuklandı. Safiye Alataş JINNEWS’e, yani dünya ilk kadın ajansı olan JINNEWS’e haber yaptığı için tutuklandı. Elif Üngör, Mehmet Şahin, Mehmet Ali Ertaş, Neşe Toprak bunlarda gazetecilik yaptığı için tutuklandılar. Neşe Toprak kültür sanat programı yaptığı için tutuklandı. Remziye Temel muhasebeci olduğu için tutuklandı, Serdar Altan yine yaptığı programlardan kaynaklı tutuklandı. Suat Doğuhan yapım şirketi sahibi olduğu için tutuklandı.”

    “SUÇ İŞLERİ BAKANI PRODÜKSİYON YAPMAYA BAŞLAMIŞ”

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 25 Ekim’de yapılan ev baskınlarında gazetecilerin işkenceyle gözaltına alındığını anımsatan Başaran, “Foto roman olarak tarihe geçmiş suç işleri bakanı, bir de prodüksiyon yapmaya başladı. Gazeteciler evden çıkarken başları eğildi, ters kelepçeyle gözaltına alındılar. Bu şekilde basına bir malzeme verilmeye çalışıldı. Tutuklanan arkadaşlarımız kendi beyanlarında söyledi. Yetmedi, Berivan Altan, yanındaki Deniz Nazlım bu görüntülerin çekilmesi için özel bir operasyon yapıldığını söylüyorlar. Bunların çekilmesi için polislerin yelekleri, kamera çekimleri beklenilmiş. Gözaltına alınan Zemo Ağgöz için beş defa çekim istenmiş, istedikleri olmadığı için.  Gazetecilere ‘zorluk çıkarmayın başlarınızı eğeceğiz’ demişler. Emniyete varır varılmaz bu görüntüleri servis etmişler. Basın emekçileri gözaltı taciziyle ilk defa yüz yüze değiller. Her türlü saldırı ve engellemeye ile karşı karşıya kalmışlardır. Tacize varan kolluğun şiddeti ile yüz yüze kalıyorlar. Gözaltına alınıyorlar, haber yapma hakları elinden alınıyor. Ekipmanları parçalanıyor. Niye çünkü yandaş basın değiller” diye konuştu.

    “ÖZGÜR BASIN HAKİKATLERİ ANLATMAKTAN ASLA VAZGEÇMEDİ”

    AKP-MHP sıralarına ‘Sizler de özgür basını takip ediyorsunuzdur’ diyen Başaran, son olarak şunları dile getirdi:

    Takip etmezseniz nasıl bir ülke var. Yandaş basına göre bu ülkede ekonomik kriz yok, ekonomide kaç büyüme var. Zam yok fiyat büyütme var. Zaten Türkiye’de ekonomik kriz yok Avrupa’da var. Bu ülkede en az bir kadın katledilmiyor. Gülistan Doku kaybolmadı, İpek Er ölüme sürüklenmedi, İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddeti artıyordu ama çekilme kararından sonra azaldı böyle diyor yandaş basın. Dili, kültürü yok sayılan, baskıyla çözülmeye çalışılan Kürt sorunu yok.  Çünkü Cumhurbaşkanı, Kürt arkadaşları var. Bütün ülkeye sirayet eden bir tecrit sistemi yok yandaş basına göre. Cezaevlerinde en az 56 cenaze çıkmadı, iktidarın işkenceye ‘sıfır toleransı’ vardı. Diyarbakır cezaevini kültür alanına dönüştürüyor. Yaşam alanlarımız talan edilmiyor yandaş basına göre. Gençlerin üniversitede barınma hakları yok sayılmıyor, parklarda yatmıyorlar. Polis bana ‘seni çivilerim’ demedi. Habip Eksik’in bacağını kırmadı, Habip Eksik kendini yere attı manipülasyon yaptı. İşte sizin yaratmak istediğiniz basın bu. Ama sizin karşınızda Özgür Basın mücadeleye etmeye devam ediyor. Dört duvar arasında da mücadeleye devam ediyor. Bu topluma hepimizin hakikati ulaştırma yükümlülüğü var. Özgür basın katledildi, bombalamalarla yüz yüze bırakıldı, tutuklandı ama hakikati topluma aktarmaktan vazgeçmedi.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gazetecilerden açıklama: Özgür basın baş eğmez, onurumuza sahip çıkıyoruz-VİDEO

    Gazetecilerden açıklama: Özgür basın baş eğmez, onurumuza sahip çıkıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tutuklanan 9 gazeteci için İstanbul Şişhane’de basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Gerçeğin kalemini kırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Özgür basın baş eğmez. Gazetecilik onuruna sahip çıkıyoruz” ifadeleri kullanıldı. 

    Ankara merkezli 9 kentte yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan 9 gazeteci için İstanbul Şişhane Meydanı’nda basın açıklaması yapan Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tutuklamaları protesto etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Musa Piroğlu, Zeynel Özen, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ile DİSK Basın-İş Sendikası’nın da katıldığı açıklamada gazeteciler “Özgür basın baş eğmez” dedi.

    “TUTUKLAMALAR SİYASİ KARARIN ÖTESİNDE DEĞİLDİR”

    DFG ve MKGP adına yapılan ortak açıklamayı okuyan Nişmiye Güler, AKP-MHP iktidarının demokrasiyi ve ifade-haber alma özgürlüğünü ayaklar altına aldığını belirterek,” Kuşkusuz yargının 9 arkadaşımızı tutuklaması siyasi bir kararın ötesinde değildir” dedi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’de cumhuriyetin 99’uncu yıldönümünün karşılandığı 29 Ekim günü sabaha karşı Mezopotamya Ajansı Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirleri Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Berivan Altan, Hakan Yalçın, Emrullah Acar ve Ceylan Şahinli; JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer sessiz sedasız bir şekilde tutuklandı. 9 arkadaşımız ile aynı tarihlerde Diyarbakır’da gözaltına alınan JINNEWS muhabiri Derya Ren de kesinleşmiş cezası olduğu gerekçesi ile tutuklandı.

    Bu tarihin seçilmesi kuşkusuz tesadüf değil. 29 Ekim 2016’da Kürt özgür basının ajansları ve gazeteleri gece yarısı çıkarılan KHK ile kapatılmıştı. 6 yıl sonra bu kurumlarımızda çalışan 9 arkadaşımızın yaptıkları haberler, çalıştıkları ajanslar, dernek üyelikleri ve seyahatlerinden “suç” üretilmeye çalışılıp tutuklanmalarına hükmedildi. Bu, her fırsatta demokrasi naraları atan ve ülkede ifade özgürlüğü olduğunu savunan ama demokrasiyi ve ifade-haber alma özgürlüğünü ayaklar altına alan AKP-MHP iktidarının en büyük çelişkilerinden biridir. Kuşkusuz yargının 9 arkadaşımızı tutuklaması siyasi bir kararın ötesinde değildir.

    “BU SALDIRILARA DA BAŞ EĞMEYECEĞİZ”

    Yine arkadaşlarımızın derneğimize olan üyeliklerini suçlama konusu yapan ve derneğimizi kriminalize etmeye çalışan Ankara Emniyeti’ne ve buna alet olan savcılara da sesleniyoruz: Suç işliyorsunuz. Derneğimiz tamamıyla yasal olup, her türlü vergilerini veren bir kurumdur. Arkadaşlarımızı tutuklamaya yeterli delil bulamayıp, derneğimiz üzerinden suç üretme çabanız da nafiledir. Kürt basınına yönelik bu tür saldırılar, gazetecileri susturma ve gerçekleri karartma amaçlıdır. Kürt karşıtlığı ve düşmanlığında sınır tanımayan iktidar, savaş gerçekliğini tüm çıplaklığıyla halka ulaştıran Özgür Basın gazetecilerini asla susturamayacaktır. “Gerçekler Asla Karanlıkta Kalmayacak” geleneğinden gelen Özgür Basın çalışanları, ne dün ne bugün hiçbir baskıya baş eğmediğini tüm pratiğiyle ortaya koymuştur. Apê Musa, Gurbetelli Ersöz, Deniz Fırat, Cengiz Altun, Ferhat Tepe ve Nagihan Akarsel’den gücünü alan Kürt gazeteciler olarak bu saldırılara karşı da baş eğmeyeceğiz.

    “GERÇEĞİN KALEMİNİ KIRMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ”

    Gerçeğin kalemini kırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. 1990’lı yıllarda bombalama ve katletmelerle susturamadığınız Özgür basını böylesi düzmece operasyonlarla, tutuklamalarla da susturamayacaksınız! Baskıcı, despotik iktidar şunu bilsin ki korkunun ecele faydası yoktur. Ne tür baskı yaparsa yapsınlar, ne kadar sansür yasaları çıkarsalar çıkarsınlar, Kürt gazeteciler tehdit, baskı, gözaltı ve tutuklamalarla asla korkmaz, mücadeleden vazgeçmez ve baş eğmez! Buradan arkadaşlarımızı hedef gösteren sözde muhalif medyaya da sesleniyoruz. Bir taraftan yargının bağımsız olmadığını söyleyip diğer taraftan da söz konusu saldırılar Kürtlere yönelik olunca iktidarın sözcülüğünü yapmaktan vazgeçin!

    “GAZETECİLİK ONURUNA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Yine arkadaşlarımıza evlerinde başlayıp polis araçlarında sürdürülen, emniyete ve adliyeye taşan işkence, şu anda Sincan cezaevinde de sürdürülüyor. 9 arkadaşımız günlerdir tek kişilik hücrelerde tutulmaktadır. Baş eğdiremediğiniz arkadaşlarımıza işkenceye son verin. Tüm bu işkencelerinize baş eğmeyen arkadaşlarımız gibi, 16 Haziran’da tutuklanan 16 arkadaşımız gibi biz de buradan bir kez daha haykırıyoruz: Özgür basın baş eğmez. Gazetecilik onuruna sahip çıkıyoruz.

    Altını bir kez daha çiziyoruz, tüm çabaları beyhudedir. Büyük bedeller vererek, bugünlere gerçeklerden asla taviz vermeyerek gelen özgür basının kalemi iki yakalarını bırakmayacaktır. Tüm gazetecilere ve meslek örgütlerine çağrımızdır; biz değil iktidar korksun, gelin bu saldırıları hep birlikte mücadele ederek boşa çıkaralım. Tüm gazetecilere özgürlük diyoruz, özgür basın susturulamaz. Özgür basın baş eğmez.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • 9 Gazeteci, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

    9 Gazeteci, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

    PİRHA – MA ve JINNEWS muhabirleri, savcılıkta alınan ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 25 Ekim’de gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) ve JINNEWS muhabirlerinin Ankara Adliyesi’nde alınan savcılık ifadeleri tamamlandı.

    Kararını açıklayan savcılık, MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Deniz Nazlım, Selman Güleryüz, Hakan Yalçın, Ceylan Şahinli, Emrullah Acar ile JİNNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

    MA’da bir dönem stajyerlik yapan Mehmet Günhan ise adli kontrol şartıyla mahkemeye sevk edildi.

    Kaynak: MA

  • Dersim’de gazetecilerden açıklama: Hakikatin peşinden koşmayı sürdüreceğiz-VİDEO

    Dersim’de gazetecilerden açıklama: Hakikatin peşinden koşmayı sürdüreceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de gazeteciler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında dün 9 kentte yapılan ev ve büro baskınlarında gözaltına alınan 11 gazeteciye ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Sansür Yasası’nın Meclis’ten geçmesinin ardından 11 arkadaşımız işkenceyle gözaltına alındı, AKP iktidarı gazetecileri gözaltına alarak tüm topluma mesaj veriyor” denildi.

    Dersim’de gazeteciler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında dün 9 kentte yapılan ev ve büro baskınlarında gözaltına alınan 11 gazeteciye ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri ile HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü katıldı. Basın açıklamasını Gazete Patika Dersim Muhabiri Hıdır Yıldız okudu.

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”

    Sansür Yasası’nın Meclis’ten geçmesinin ardından 11 gazetecinin işkenceyle gözaltına alındığını ifade eden Yıldız, “AKP iktidarı gazetecileri gözaltına alarak tüm topluma mesaj veriyor. AKP iktidarı seçimlere giderken, kaos ve savaş ortamı yaratmaya çalışıyor. Bizler gazeteciler olarak geri adım atmayacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz çünkü gazetecilik suç değildir. İktidarın düzmece beyan ve ifadeleriyle hedef gösterdikleri gibi ne bir illegal yasa dışı bir örgüt üyesiyiz ne de suç işliyoruz. Ape Musa’yı, Metin Göktepe’yi, İlyas Aktaş’ı katledenlerden şimdi de gazetecileri gözaltı ve tutuklamalarla korkutmaya çalışıyorlar ama bizler yaptığımız işin sonunda ölüm bile olsa hakikatin peşinden koşmaya devam edeceğiz” dedi.

    Basın açıklaması ‘Özgür basın susturulamaz’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM