Etiket: özgür bozdoğan

  • MEB’in yeni eğitim modeli: Dinci, ideolojik ve bireyci bir yönelim var

    MEB’in yeni eğitim modeli: Dinci, ideolojik ve bireyci bir yönelim var

    Ziya Selçuk yeni ortaöğretim sisteminin detaylarını açıkladı. Yeni model, 2020 – 2021 yılında 9’uncu sınıftan itibaren uygulanmaya başlanacak.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Lisede Ne Yaptık?/Ortaöğretim Tasarım Tanıtım Toplantısı”nda eğitim sistemine ilişkin değişiklikleri anlattı. Selçuk yeni düzenlemede liselerde ders sayısının azalacağını açıkladı. 9. sınıflarda 15-16 dersten söz ederken, şu anki tasarımda 8 ders olacağını anlatan Selçuk “10. sınıfta 9 ders, 11’inci sınıfta 9’a ve 12’inci sınıfta 7’ye düşecek. Niye azaltıyoruz? Bir çocuğun 15-16 dersi anlaması ve içselleştirmesi mümkün olmuyor” dedi. MEB’in ve Bakan Selçuk’un açıkladığı yeni modeli eğitimciler; dinci, ideolojik ve bireyci yaklaşımı nedeniyle eleştirdi.

    AÇIKLANAN EĞİTİM SİSTEMİNDE NELER ÖNGÖRÜLÜYOR?

    • Ders sayıları azalacak. 9’uncu sınıflarda 8 ders, 10’uncu sınıflarda 10 ders, 11. sınıfta 9 ders, 12. sınıfta 7 ders olacak.
    • Anadolu Liseleri için 9-11 sınıflarda ders saati 35, 12. sınıflarda ise ders saati 24 olacak.
    • Hayal-Etkinlik-Yaşam temalarında çalışmalarla değerlendirilmek üzere kısa adı HEY olan haftalık 5 saatlik zaman dilimleri planlandı. Bununla öğrencilerin tasarım ve uygulama becerilerini geliştirecek etkinlikler yapmaları ve toplumsal fayda çalışmalarıyla yaşamla ilişki kurmaları hedefleniyor. 9-11. sınıflarda haziran ayları ağırlık olarak 5 saatlik portfolyo, sunum, değerlendirme çalışmaları olacak.
    • Bu çerçevede, lisenin ilk üç yılında haftalık okul zamanının 35 saati Akademik Gelişim Programı, 5 saati Hayal-Etkinlik-Yaşam temalı çalışmalar olacak.
    • 12. sınıfta haftalık çizelgede; akademik ders saatleri 24, proje ve sertifika çalışmaları 6, destek ve rehberlik çalışmaları da 10 olmak üzere toplam 40 saat olacak.
    • Okullara Kariyer Ofisleri kurulacak.
    • 11 ve 12. sınıflarda zorunlu hale gelen Bilgi Kuramı dersiyle birlikte öğrencilerin bilginin doğası üzerine yoğunlaşmaları sağlanarak, bilgilerin nasıl elde edildiğinin sorgulandığı, doğruluğunun kanıt temelli gerekçelendirildiği becerilerin kazandırılması hedefleniyor
    • Yeni eğitim sistemine 2020-2021 Öğretim yılında 9. sınıfı okuyacak öğrencilerle başlanacak. Kademeli olarak ilerlenecek.
    • İlk sınav üniversite sınavı 2024 yılında yapılacak.

    BAKAN SELÇUK: LİSELERDE DERSLER AZALACAK

    Yeni düzenlemeyi sadece bir ders çizelgesi olarak görmemek gerektiğini ifade eden Selçuk “Bu Türkiye’nin bir gelecek projesi, bir ekonomi projesi, bir sosyal hayat projesi” dedi.

    2040’lara doğru inanılmaz bir çağın geleceğini, vücudumuzda nano-robotların dolaştığı bir çağa gittiğimizi belirten Selçuk “Biz bu çocukları 2035’lere, 40’lara hazırlıyoruz” iddiasında bulundu.

    HAYATTA PROBLEM ÇÖZMEK ÖNEMLİ

    Soru çözmenin başka, sorun çözmenin başka olduğunu, çocuklar soru şablonlarını ezberleyerek soruları çözebilirler diye konuşan Selçuk “Ama bu soruları çözerken bunun anlamının ne olduğu, neden yapıldığını anlamakta zorlanabilirler. Çocuğun hayatta problem çözmesi önemli. Bir genç işe başladığında iş yerindekiler soru çözmekle ilgilenirler mi? İlgilenmezler, ‘sen problem çözebiliyor musun?’ derler” dedi.

    Okul profili değerlendirme, tasarım beceri atölyeleri, e-portfolyo, e-rehberlik ve benzeri birçok projenin mesleki eğitimde yaptıkları birçok projenin aslında 2023 eğitim vizyonun parçaları olduğunu anlatan Seçuk “Bu parçaların da her birisinin birbiriyle bir bağlantısı var. Yani birbirini tamamlayıcı etkiye sahipler.” 

    “ALGI YARATILIYOR”

    Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan ise MEB tarafından hafta içi yapılan ve Bakan’ın yaptığı yeni açıklamaların ‘Eğitimde sorunları çözüyoruz’ algısı yaratmaya yönelik olduğunu söyledi. Yeni modelin bireyselliğe vurgusuna ve eğitimin pedagojik yanını yok saydığına dikkat çeken Bozdoğan Bakan Selçuk’un 2040 yılına hazırlık yapıyoruz diye açıkladığı modelde zorunlu ortak dersler arasında yabancı dil, teknolojik dersler, çevre bilimi, insan hakları ve demokrasi gibi derslerin bulunmadığını belirten Bozdoğan “Bu çerçeveyle 2040 yılına değil bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek bile mümkün değildir. Model liseleri okul olmaktan çıkaracaktır” dedi.

  • ‘Eğitim aracılığı ile yeni rejim inşa ediliyor’-VİDEO

    ‘Eğitim aracılığı ile yeni rejim inşa ediliyor’-VİDEO

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından karma eğitimin kaldırılmasına tepki gösteren Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan, “Son dönem karma eğitimle ilgili olan tartışma özellikle eğitim yaşantısında meydana gelen dönüşüm ve değişimle beraber değerlendirildiğinde esasında daha bütünlüklü bir tartışmanın şu an sadece görünür yüzü karşımıza çıkıyor. Eğitim siyasi iktidarın inşa etmeye çalıştığı yeni rejimin kurucu bir unsuru, kurucu bir öğesidir” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB),  Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği’nde gerçekleştirdiği değişiklik tartışma yarattı. Düzenlemeyle önceki yönetmelikte yer alan “Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır” maddesi yürürlükten kaldırıldı.

    Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan karma eğiminin okullarda kaldırılmasına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Esasında karma eğitim daha öncede Türkiye’de eğitim yaşantısı içinde kimi çevreler tarafından tartışılmaya çalışılmış, tartışılması denenmiş ama ortaya konan argümanların bilimle herhangi bir şekilde alakası olmadığı için geçerli ve tutarlı olmadığı için ciddiye alınmış bir tartışma değildir” diyen Bozdoğan, “Son dönemdeki karma eğitimle ilgili olan tartışma özellikle eğitim yaşantısında meydana gelen dönüşüm ve değişimle beraber değerlendirildiğinde esasında daha bütünlüklü bir tartışmanın  şu an sadece görünür yüzü karşımıza çıkıyor. Eğitim siyasi iktidarın inşa etmeye çalıştığı yeni rejimin kurucu bir unsuru, kurucu bir öğesidir” dedi.

    “EĞİTİM ARACILIĞI İLE YENİ REJİM İNŞAA EDİLİYOR”

    Eğitim aracılığı ile yeni bir rejimin inşa edilmeye çalışıldığına dikkat çeken Bozdoğan, “Özellikle karma eğitimi kaldırarak Anadolu liselerinde akademik eğitim veren kurumların kontenjanlarının baskı altına alınması, sınırlandırılması, daha çok öğrencilerin mesleki teknik okullarından imam hatip okullarına yönlendirilmesi, bununla beraber  öğrencilerin ilgi tercih ve yeteneklerine göre bir okullaşma politikası değil de; İktidarın beklentilerine göre oluşturulmuş olan okullaşma politikasının uygulanmaya çalışılması karma eğitim tartışmalarıyla beraber düşünüldüğünde çok daha anlamlı bir hale geliyor” ifadelerini kullandı.

    Karma eğitim olmazsa ne olur, karma eğitim olmazsa öğrencilerin burada görecek zararlar nedir? sorularının sorulması gerektiğini ifade eden Bozdoğan, “Esasında biz okul yaşantısını, eğitim yaşantısını toplumsal yaşam ile kamusal yaşam ilişkilerinin yeniden üretildiği, öğrencinin bireyin sosyal, bireysel, bilimsel becerilerini geliştirdiği ve gelecek yaşama hazırlandığı ortak yaşamlar olarak düşünürüz” dedi.

    “KIZ ÖĞRENCİLER EVE HAPSEDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Oluşan tablonun kendisi şu an yaşamın kendisinde var olan gerçekliği değil, iktidar tarafından istenilen bir gerçekliğin yansıması olacağını belirten şöyle devam etti:

    ” Okulu bir bütün olarak düşündüğümüzde okul yaşantısını kız ve erkek öğrenciler olarak ayırdığınızda oradaki bütünlüğü yaşama aykırı bir şekilde ayırmış ve doğal olmayanı doğalmış gibi eğitim yaşantısının içine sokacaksınız. Daha önemlisi kız öğrencisinin okuldaki var oluşunu  doğasına aykırı bir şekilde toplumsal yaşamdan kopararak  eril bir toplumda, eve hapis edilmeye çalışılan üzerinde kontrol kurulmaya çalışılan bir birey olarak kadının çok daha olumsuz bir yaşantıyı kabul etmesi olacak.”

    “EĞİTİM ALANI MÜCADELE ALANI OLACAKTIR”

    Bir hegemonyayı tesis etme meselesi ve bu hegemonya tesis edilirken karma eğitimin bu şekilde tartışılması ve uygulanmaya çalışılması da bu hegemonyayı oluşturmanın bir aracı olarak görüldüğünü dile getiren Bozdoğan, “Biz eğitim ve bilim emekçiler sendikası Eğitim-Sen olarak kurulduğumuzdan bu yana tüm öğrencilerimizin, tüm yurttaşlarımızın, eşit, parasız, kamusal, ana dilinde laik bilimsel bir eğitim alması için her zaman savunucusu olduk. Bundan sonrada savunmaya devam edeceğiz” diye konuşan Bozdoğan sözlerini şöyle tamamladı:

    “Özellikle karma eğitim tartışmalarıyla  orta eğitime geçiş sisteminin yarattığı olumsuzluklarla, ulaşılabilir, erişilebilir okulları inşa etmek yerine, taşımalı eğitim yoluyla köy okullarının kapatılarak çocukların bir biçimi ile yurtlara, pansiyonlara mahkûm edildiği, ailelerinden koparıldığı ve eğitim almalarının önündeki zorlukların her geçen gün arttığı bir ortamda önümüzdeki dönem bizler açısından da bu alanların tamamı birer mücadele alanı olacaktır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Okullarda karma eğitim şartı kaldırıldı

    Okullarda karma eğitim şartı kaldırıldı

    Milli Eğitim Bakanlığı, tarikat ve cemaatlerin sıklıkla istediği talebi yerine getirerek okullardaki karma eğitim şartını kaldırdı.

    Milli Eğitim Bakanlığı, okulların açılması ve kapanmasına ilişkin esasların düzenlendiği yönetmelikte yapılan değişikliklerle Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezlerinde karma eğitim yapılması şartını kaldırdı. Resmi Gazete’de yayımlanan “Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği”nde liselerin açılmasına ilişkin esasların düzenlendiği bölümden “Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır” maddesi kaldırıldı. Eğitim kurumlarının harem-selamlık olarak kurgulanmasını talep eden tarikatların istekleri doğrultusunda imam hatip liselerinin dışında Anadolu liselerinin de kız ve erkek lisesi olarak ayrılmasının kapısı aralandı.

    GEREKÇE YARGI KARARI

    MEB ise karma eğitime ilişkin maddenin kaldırılmasının yargı kararı gereğince olduğunu savundu. MEB Ortaöğretim Genel Müdürü Ercan Türk’ün yönetmeliğe ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini hatırlatan bakanlık kaynakları, “‘Karma eğitim’ ibaresine yönelik yargının yürütmeyi durdurma kararı gereğince düzenleme yapılmıştır” dedi. Yönetmelikteki madde kaldırılsa da Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ‘karma eğitim’ başlığı altındaki “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir” maddesini hatırlatan MEB yetkilileri “Kesinlikle karma eğitimin kaldırılmasına ilişkin herhangi bir çalışma ve düzenleme yoktur” savunmasını yaptı.

     OKUL KAPATMA İÇİN KRİTİK SAYI 40

    Öte yandan daha önce öğrenci sayısı 80’in altında kalan liselerin kapatılmasını öngören yönetmelik değiştirilerek, imam hatiplere sağlanan 40 öğrenci standardı her okula sağlandı. Değişiklikle kapatılma şartları toplam öğrenci sayısının okul öncesi ve ilkokullarda 10, ortaokullarda, imam hatip ortaokullarında ve yatılı bölge ortaokulları ile ortaöğretim kurumlarında 40’ın altına düşmesi olarak düzenlendi.

    KÖY OKULLARINA KAPI ARALANDI

    Yönetmelik değişikliğiyle yıllar boyunca taşımalı eğitime geçileceği söylemiyle kapatılan köy okullarına da kapı aralandı. Bu kapsamda “ulaşım şartlarının elverişsiz olması veya öğrenci velilerinin tamamının çocuklarının taşıma yoluyla eğitime erişim kapsamında öğrenim görmelerini istememeleri” durumunda ilkokul 1-4. sınıflarda öğrenci sayısının toplamda en az 8 olması ve valilikçe gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça bu ilkokulların açık kalması sağlanması yönetmeliğe dahil edildi.

    Ayrıca toplam nüfusu 200 binin altında olan illerde nüfus şartı aranmaksızın il merkezinde bir rehberlik ve araştırma merkezi açılması da yönetmeliğe eklendi. Bunun dışında rehberlik ve araştırma merkezi açılabilmesi için yerleşim birimi nüfusunun 200 binden az olmaması ya da yerleşim birimi ile hizmet verilecek en yakın rehberlik ve araştırma merkezi arasındaki mesafenin 150 kilometreden fazla olması halinde ise yerleşim birimi nüfusunun 100 binden az olmaması şartı getirildi.

    İMAM HATİPLERİN AÇILMASI KOLAYLAŞTIRILDI

    Bakanlık değişiklikle imam hatiplerin açılması da kolaylaştırdı. İmam hatip lisesi açma şartlarından bu okullar için aranan “geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, mûsikî/müzik dersliği bulunması, okulun açılacağı yerleşim birimi merkez nüfusunun 5 bin veya yerleşim birimine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10 bin olması” şartı kaldırıldı. Mevcut yönetmelikte ortaokul ve imam hatip ortaokulu açmak için 5. sınıfta en az 20 öğrenci şartı aranırken bu şart da esnetildi. En az 20 ya da toplamda 40 öğrencinin olması durumunda ortaokul ya da imam hatip ortaokulu açılabilmesi değişiklik kapsamında sağlandı. Yönetmelik içine öğrencilerin yatılı olarak barınmasına olanak sağlayan pansiyonları da alan MEB, pansiyon açmak için 100 öğrenci kapasitesi olması şartı 50 kız 50 erkek kapasite olması şeklinde değiştirdi. Eski yönetmelikte okul açılmasına ilişkin talep ve raporları nisan ayında isteyen MEB, bu koşulları şubat ayına çekti.

    “KARMA EĞİTİMİN TASFİYESİNDE YENİ ADIM”

    Yönetmelik değişikliğini değerlendiren Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan, “Yönetmelik değişikliği, MEB ’in akademik okullar, sanat ve spor okullarına dönük mesafeli ancak İmam hatip okullarına dönük kollayıcı ve kolaylaştırıcı tutumunu sürdürüyor olması ve karma eğitimin kademeli olarak kaldırılması yaklaşımındaki ısrarının izlerini taşımaktadır. Alışık olduğumuz şekliyle de, ‘piyasa’ ile karşı karşıya gelinmemesine de özen gösterilmektedir” dedi. Karma eğitime yönelik tehdide dikkat çeken Bozdoğan, “Değişiklikle karma eğitimin tasfiyesinde atılmış olan yeni bir adım olarak kabul edilmelidir. Yapılan değişiklik, bu yıl uygulanan ‘Ortaöğretime Geçiş Sistemi’ ve yapılan Anadolu Lisesi kontenjan artırımlarının büyük bölümünün Çok Programlı Anadolu Liselerinde yapıldığı dikkate alındığında ciddi sonuçlar üretecektir. Bu okulları tercih eden öğrencilerin akademik eğitim alma isteğinden kaynaklı tercihte bulunduğu gerçeği göz önüne alındığında, şu an MEB bu öğrencilere kız veya erkek okullarında okumayı dayatmaktadır. Bu adımın kendisi ileride farklı okul türlerinde de karma eğitimin tamamen kaldırılmasının zeminini oluşturma olasılığını barındırmaktadır. MEB acilen yaptığı bu değişiklikten vazgeçmelidir” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

     

  • Eğitim-Sen Genel Eğitim Sekreteri Özgür Bozdağan: 17 Eylül mitingi bir başlangıç mitingi

    Eğitim-Sen Genel Eğitim Sekreteri Özgür Bozdağan: 17 Eylül mitingi bir başlangıç mitingi

    PİRHA – ABF ve Eğitim-Sen öncülüğünde eğitimde gericileşmeye karşı laik, bilimsel ve anadilde parasız bir eğitim için 17 Eylül’de İstanbul Kartal’da yapılacak mitinge çağrı ve destekler artıyor. Eğitim-Sen Yöneticisi Özgür Bozdağan, “Bizim açımızdan 17 Eylül mitingi bir başlangıç mitingi. Alevi örgütleriyle beraber örgütlediğimiz laik, bilimsel, anadilde, kamusal ve ücretsiz eğitim mücadelesi bir başlangıç mücadelesi. Bu mücadelenin kendisi sadece eğitim alanıyla sınırlı bir mücadele değil” dedi.

    Eğitim-Sen Genel Yüksek Öğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdağan  yeni eğitim müfredatına ve 17 Eylül’de eğitimde gericileşmeye karşı laik, bilimsel ve anadil bir eğitim için İstanbul Kartal’da saat 13:00’da yapılacak olan mitinge ilişkin Pir Haber Ajansına konuştu.

    “SİYASETEN HAZIRLANMIŞ ÖĞRETİM PROGRAMLARI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Öğretim programlarının hazırlanmasıyla ilgili temel bilimsel süreçlerin tamamının ortadan kaldırıldığını belirten Bozdoğan, “Bilimsel süreçlerin hiçbir şekilde işletilmediği siyaseten hazırlanmış öğretim programlarıyla karşı karşıyayız. Yani öğretim programları öğrencilerin yaş grupları, yaş gruplarının temel özellikleri, Türkiye’nin nesnel gerçeklikleri ve bilimsel bir zeminden ziyade siyasal iktidarın ihtiyaçları ve kurguladığı gelecek perspektifi üzerinden hazırlanmış öğretim programlarıdır” dedi.

    “TEKÇİ BİR EĞİTİM PROGRAMIDIR”

    Bizler açısından bu öğretim programlarının kendileri tamamen siyaseten ve eğitim alanı dışında hazırlandığı için 4 temel başlıkta eleştiriye tabi tutuklarını belirten Bozdağan 4 temel başlığı şöyle ifade etti:

    1. Bilimsel programlar değil. Bilimsel olarak yani içlerindeki maddi geçeklikler ve maddi hataların daha ötesinde bir şey söylüyoruz. Bilimsel olarak hazırlanmış programlar değildir.
    2. Türkiye’nin kültürel zenginlikleri ve coğrafi özellikleri dikkate alınmadan hazırlanmış, tekçi bir eğitim programdır. Bu anlamda kültürel çoğulculuğumuzu yansıtmaz.
    3. Cinsiyetçi bir programdır. Erkek egemen bir bakış açısıyla ve o yaklaşımla yazılmıştır ki talim terbiye kurulu başkanının gerçekten talihsiz açıklamasını hepiniz duymuşsunuzdur. O ders kitaplarındaki kadının kocasına itaat etmesiyle ilgili olan bölümü.
    4. Sermayenin diliyle hazırlanmış, sermaye egemen ve örtük müfredat dediğimiz bir yaklaşımla sermayenin egemenliğini bir biçimiyle normalleştirmeye çalışan bir programdır ki 3, 4 gün önce Yeni Şafak yazarlarından birinin de ifade ettiği gibi onlar da diyorlar ya Müslümanlar arasında sınıf farkı yoktur, eşitsizlik yoktur, hepsi eşittir şeklinde ifade edildi.

    “20 BİN NÜFUSA ULAŞMAYAN İL VE İLÇELERDE ANADOLU LİSESİ AÇILMAYACAK”

    Haziran ayı içerisinde milli eğitim bakanlığının kurum açma kapama ve ad verme yönetmeliği adı altında bir yönetmelik yayınlandığını belirten Bozdoğan şunlara dikkat çekti:

    Kurum açma kapama ve ad verme yönetmeliğinin ilgili maddesi “hangi coğrafi bölgelerde, hangi nüfusa göre, hangi okul türlerinin açılacağını düzenliyor. Şimdi bu Anadolu liseleriyle ilgili düzenlemedeki madde şu: Merkez nüfuzu 10 bin, köylerle beraber 20 bini bulmayan ilçe merkezlerinde Anadolu Liseleri ve Mesleki ve Teknik Eğitim Liseleri açılamıyor. Nüfusu 50 bini bulmayan ilçe merkezlerinde ise Güzel Sanatlar liseleri, Fen liseleri ve Sosyal Bilimler liseleri açılamıyor. Ancak merkez nüfusu 5 bini bulan ilçelerde Anadolu İmam Hatip liseleri açılıyor. Şimdi bizim buradaki temel itirazımız şu: Nüfusu 5 bin olan ilçelerdeki ihtiyacın imam hatip lisesi olduğuna kim karar veriyor? Kimin yetkisinde ya da soruyu daha da ilerletelim kim karar vermeli buna? Şimdi doğal olarak şunu söylemek gerekiyor. Orada yaşayan yurttaşlar, öğrenciler bunlara bir sandık koyarsınız, sorarsınız ya da çocukların ilgi ve yeteneklerine göre açılacak okul türünü belirlersiniz. Ancak milli eğitim bakanlığına temel eleştirimiz de budur zaten kamu yönetimini elinde bulundurma yetkisini kullanarak nüfusu 10 binin altında olan tüm ilçelerdeki çocukları imam hatip liselerine zorunlu olarak gönderiyor. İmam hatip lisesine gitmediniz diyelim. Aile olarak çocuğunuzu imam hatip lisesine göndermek istemiyorsunuz. O zaman tek bir seçeneğiniz var. Nüfusu daha fazla olan bir ilçe merkezine öğrencinizi göndereceksiniz. Peki orada da yurt yok. Çocuk nerede kalacak? Burada da devreye tarikat ve cemaatlerin yurdu giriyor. Yani karşımızdaki yaklaşım bütünlüklü bir yaklaşım ve bizim temel eleştirimiz de bu. Kamuoyunu uyarmaya çalışıyoruz, yurttaşları uyarmaya çalışıyoruz. Böylesine büyük bir tehlike var. Ve Çok ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıya kalacağız.”

    “17 EYLÜL MİTİNGİ SADECE EĞİTİM ALANI İLE İLGİLİ DEĞİL”

    Bozdoğan, “Bizim açımızdan 17 Eylül mitingi bir başlangıç mitingi. Alevi örgütleriyle beraber örgütlediğimiz laik, bilimsel, ana dilde, kamusal ve ücretsiz eğitim mücadelesi bir başlangıç mücadelesi. Bu mücadelenin kendisi sadece eğitim alanıyla sınırlı bir mücadele değil. Nasıl bir Türkiye’de yaşayacağımız ile ilgili temel bir mücadele. Çünkü siyasi iktidar açısından artık eğitim araçsal bir işlev görüyor. Kendisini yeniden üretmesinin ve iktidarını üretmesinin bir aracı olarak görülüyor” dedi.

    “TÜM YURTTAŞLARI HAREKET ETMEYE DAVET EDİYORUZ”

    17 Eylül itibariyle yeni ve yoğun bir mücadele dönemi içerisine gireceğiz ve kamuoyunu uyarma görevimizi yerine getireceklerini belirten Eğitim-Sen Genel Yüksek Öğretim ve Eğitim Sekreteri Bozdağan, “Bir demokratik kitle örgütü olarak ve tüm yurttaşları bu konuda hareket etmeye davet edeceğiz. 18’inde Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde, milli eğitim bakanlıkları, ilçe milli eğitim ve il milli eğitim müdürlükleri önünde olacağız. Arkasından önümüzdeki dönemimizi kamuoyunu bilgilendirme ve farkındalık yaratma dönemi olarak tarifliyoruz. Yaklaşık birkaç ay boyunca Türkiye’nin bütün illerinde bütün ilçelerinde yurttaşları eğitim alanında yaşanan dönüşüm ve bu dönüşümün neyle sonuçlanabileceğiyle ilgili uyarı görevimizi yerine getireceğiz” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • 17 Eylül’de Kartal Meydanı’nda laik, bilimsel ve anadilde eğitim için cem olunacak-VİDEO

    17 Eylül’de Kartal Meydanı’nda laik, bilimsel ve anadilde eğitim için cem olunacak-VİDEO

    PİRHA – ABF ve Eğitim sen 17 Eylül’de Kartal’da yapılacak miting öncesi Taksim Hill Otel’de basına kahvaltılı bilgilendirme toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada 17 Eylül’de Kartal Meydanı’na herkes davet edilerek, “laik, bilimsel ve anadilde bir eğitim için Cem olunacak” denildi. Açıklamada, eğitimin gericileştirildiğine işaret edilerek, “AKP zihniyeti, Alevileri ve Aleviliği inkar etmeye ve bizlere karşı sistematik asimilasyon politikası uygulamaya devam ediyor” denildi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim sen 17 Eylül’de Kartal’da yapılacak miting öncesi Taksim Hill Otel’de basına kahvaltılı bilgilendirme toplantısı düzenledi.

    Toplantıya mitingin tertip komitesinden PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, AKD Genel Başkanı Doğan Demir, HBVAKV Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, Garipdede Dergahı Başkanı Celal Fırat, PSAKD önceki başkanlarından Kemal Bülbül, Eğitim-Sen genel Yüksek Öğretim ve Eğitim Sekreteri  Özgür Bozdoğan, ABF Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Can, KHK ile kapatılan Tv10 programcısı Hüseyin Kelleci katıldı.

    17 Eylül mitingiyle ilgili sinevizyon gösterimiyle başlayan toplantıda basın açıklamasını ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız yaptı.

    “AKP ALEVİLERİ VE ALEVİLİĞİ İNKAR ETMEYE DEVAM EDİYOR”

    Alevilerin, demokrasi, eşitlik, adalet isteyen, insan hak ve özgürlüklerinden yana mücadele eden tüm kesimlerin AKP zihniyetinin yoğun baskısı ve inkar kıskacı ile karşı karşıya kaldığının belirtildiği açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Yaşamın her alanında tekçiliği “Değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez!” hale getiren AKP zihniyeti, geleneksel bir devlet politikası olarak Alevileri ve Aleviliği inkar etmeye ve bizlere karşı sistematik asimilasyon politikası uygulamaya devam ediyor. AKP’nin inkar ve asimilasyon zihniyetinin yürütücüsü tarafından “TEK, TEK” diyerek sıralanan “TEKLERİN” temeli bize göre AKP/Devlet zihniyetiyle bezenmiş “TEK DİN”dir. Tekçi zihniyetin temel unsuru olan “TEK DİN” Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından şekillendirilen, Milli Eğitim Bakanlığı ve devletin tüm kurumları tarafından “Uygulanması zorunlu olan” TEKÇİ DEVLET DİNİNE göre yapılandırılmış uygulamalardır. Oysa ihtiyacımız, halkların kendi ana dilinde, inanç gruplarının kendi inançsal değerlerine göre kamusal eğitim aldığı, eğitimin, savaşsız, çatışmasız toplumsal barış hakkını, barış kültürünü amaçladığı bir eğitim programıdır.”

    “TEKÇİ, TEK TİP EĞİTİM SİSTEMİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Açıklamada ayrıca şunlara vurgu yapıldı:

    “AKP Devlet zihniyetinin tekçi, inkarcı, asimilasyoncu politikalarla şekillendirdiği, “Yeni eğitim Programı” da bu sistematik politikanın bir sonucudur. “Yeni” denen “Eğitim programı” AKP/Devlet zihniyetine göre “Yeni” olup, bize göre, ne yenidir ne de yenilik getirecektir! AKP Devletinin “Yeni Eğitim Programı” bildik ırkçı, gerici oyundan başka bir şey değildir! “Yeni” denen “Eğitim Programı”ndaki açık ve gizli şeriatçı, cihatçı, fetihçi, cinsiyetçi, inkarcı, tekçi, asimilasyoncu ve ırkçı uygulamaları sıralamaya kalksak buna zaman yetmeyeceği gibi akılla açıklanacak bir durum da değildir..! Biz, Aleviler ve Türkiye Demokratik kamuoyu olarak varlığımızı inkar eden tekçi, tek tip, asimilasyoncu eğitim programını kabul etmiyoruz! Etmeyeceğiz…!!!  Bu amaçla;  17 Eylül 2017 Pazar günü, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) olarak, müsahip kurumumuz Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) ile Kartal Meydanı’nda saat 13.00’da yapacağımız “LAİK, BİLİMSEL, KAMUSAL, PARASIZ ve ANADİLDE EĞİTİM İSTİYORUZ!” mitingimiz için çalışmalarımız devam ediyor.”

    “DÜŞÜNSEL, KÜLTÜREL VE SİYASİ ÇALIŞMALARIMIZ BU MİTİNGLE SINIRLI KALMAYACAK”

    Taksim Hill Otel’de yapılan basın açıklamasında son olarak yapılacak çalışmalara değinilerek miting için şu çağrı yapıldı:

    “Demokrasi, eşitlik ve adalet için yapacağımız eylem ve etkinlikler, düşünsel, kültürel, siyasi çalışmalar bu mitingimiz ile sınırlı kalmayacak. ABF olarak “LAİK, BİLİMSEL, KAMUSAL, PARASIZ ve ANADİLDE EĞİTİM” konferansı planladık. Bu konferans için eğitim ve bilim emekçilerinin kurumlarıyla, konuya katkı sunacak bilim insanlarıyla görüşmelerimiz devam ediyor. Yine 18 Eylül 2017 Pazartesi günü Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde Eğitim-Sen ile “LAİK, BİLİMSEL, KAMUSAL, PARASIZ ve ANADİLDE EĞİTİM İSTİYORUZ!” açıklaması yapacağız. Yerel kurumlarımız da milli eğitim müdürlükleri önünde eş zamanlı kitlesel basın açıklaması yapacaktır.  Bir kere daha İstanbul Halkına, Marmara Bölgesinde yaşayan halkımıza mitingimize destek ve katılım çağrısı yapıyoruz. Biliyoruz ki emeğiyle geçinmeyi erdem bilen yoksul halkımız, eşitlik, özgürlük ve adaleti yaşam ilkesi edinmiş Alevi toplumu, demokratik kurum ve dost siyasal partiler, karanlığa karşı sanatıyla mücadele eden aydın, yazar ve sanatçılarımız çağrımıza kulak verip aydınlık yarınlar için bizimle birlikte Kartal Meydanı’nda CEM OLACAKLARDIR!”

    “BU MİTİNG KRİTİK ÖNEME SAHİPTİR”

    Basın açıklaması yapıldıktan sonra söz alan Eğitim – Sen Genel Yüksek Öğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdağan ise 12 Eylül’ün yıldönümü olduğuna değinerek, “Bu miting daha önceki eğitim alanında yaptığımız mitinglerden daha kritik öneme sahiptir. Eğitim alanında yapılacak olan değişikliklere itiraz edeceğiz. Dini referansların hakim olduğu bir anlayışla çocukların yetiştirilmek istendiği bir Türkiye’ye itiraz ediyoruz” dedi.

    “DERS KİTAPLARININ HALİ İÇLER ACISI”

    Eğitimde piyasacı bir anlayışla karşı karşıya kalındığını belirten Bozdoğan, “Eğer sesimizi yükseltip bu dönüşümü durdurmazsak nüfusu 10 binin altında olan ilçelerde sadece inam hatip Liseleri açılacak. Hani kendileri bireylerin temel hak ve özgürlüklerini koruyorlardı? Bütün bu hakların askıya alındığı bir dönemdeyiz. 51 tane dersin eğitim programı değişti. Ders kitaplarının hali içler acısı” şeklinde konuştu.

    “LAİK, BİLİMSEL, ANADİLDE PARASIZ BİR EĞİTİM İSTEYECEĞİZ”

    Tarikatlar ve cemaatlerle imzalanan protokollere değinen Bozdoğan, Aileler özel okullara mecbur bırakılıyor. Eğitimde en çok özelleştirmenin yaşandığı bir dönemdeyiz. Laik, bilimsel, demokratik, Ana dilde parasız bir eğitim isteyeceğiz. Eğitimin en önemli özelliği eşit olmasıdır” dedi.

    Eğitim – Sen Genel Yüksek Öğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdağan son olarak 17 Eylül’de laik bilimsel ve anadilde bir eğitim için İstanbul Kartal Meydan’ında yapılacak olan mitinge herkesin destek ve katılımı için cağrı yaptı.

    (HABER MERKEZİ)