Etiket: özgür gündem gazetesi

  • Celalettin Can: Aylarca bizi hapiste tutmaya çalışmaları kabul edilebilir değil – VİDEO

    Celalettin Can: Aylarca bizi hapiste tutmaya çalışmaları kabul edilebilir değil – VİDEO

    PİRHA – 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, Özgür Gündem Gazetesi’nde nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptığı için hapis cezası aldı.

    78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’a, Özgür Gündem Gazetesi’nde nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptığı için 15 ay hapis cezası verildi.  28 Ağustos’ta İnfaz Savcılığı’na teslim olacağını söyleyen Can, aldığı hapis cezasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DAYANIŞMA İÇİNDE OLMAK SUÇ DEĞİLDİR”

    Can, dayanışma içinde olmanın suç olmadığını belirterek şunları söyledi:
    “Ben bir gazeteciyim, yazarım. Toplumun sorunlarına karşı duyarlı bir insanım. Gazeteciliğin sorunlarına da fazlasıyla duyarlı bir insanım. Bizim Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma içerisine girmemiz en doğal hakkımızdır. Dayanışma içinde olmak suç değildir. Suç kabul edilip bunun üzerinden ceza geliştirilmesi kabul edilemez bir şeydir. Ama maalesef bizim ülkemizde bunlar oluyor.”

    “DEMOKRASİ KARŞITI HAREKET TARZINI GERİLETECEĞİZ”

    Can, pazartesi günü İnfaz Savcılığı’na teslim olacağını belirterek, sonrasında ise Silivri Cezaevine götürülebileceğini ya da denetimli serbestlik hakkının kabul edilmesi durumunda özgür kalacağını aktardı. Celalettin Can, yaşadıklarına ilişkin “Aylarca bizi hapiste tutmaya çalışmaları kabul edilebilir bir şey değil. Bunu kınıyorum” diyerek şöyle devam etti:

    “Her şeye rağmen birbirimize sahip çıktıkça demokrasi karşıtı hareket tarzını gerileteceğiz. 21. yüzyıl Türkiye’sinde hala bir dayanışmanın bile bir ceza konusu yapıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Umarım demokrasi mücadelesini geliştirme imkanlarını iyi kullanabiliriz. Bunu geriletiriz ve bir daha böyle şeyler yaşanmaz.”

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışan gazetecilere hapis cezası

    Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışan gazetecilere hapis cezası

    Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma amacıyla ‘Genel Yayın Yönetmenliği’ kampanyasına katılan Faruk Eren, Ertuğrul Mavioğlu, Fehim Işık, Celal Başlangıç, İhsan Çaralan ve Celalettin Can “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla hapis cezasına çarptırıldı. Celaletttin Can haricinde alınan kararın açıklanmasının ertelenmesine karar verildi.

    Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma amacıyla ‘Genel Yayın Yönetmenliği’ kampanyasına katılan ve “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla hapis cezasına çarptırılan Faruk Eren, Ertuğrul Mavioğlu, Fehim Işık, Celal Başlangıç, İhsan Çaralan ve Celalettin Can hakkında verilen kararın açıklanması geri bırakıldı.

    CELALETTİN CAN’IN CEZASI ERTELENMEDİ

    Savunmaların ardından İstanbul 14. ACM duruşmaya ara verdi ve mahkeme aranın ardından hükmünü açıkladı.

    Celalettin Can’ın cezası ertelenmezken, mahkeme 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan diğer gazetecilerin aldığı hükümlerin açıklanmasını geri bıraktı.

    Davada sanık sıfatıyla yargılanan Öncü Akgül de “terör örgütü propagandası” suçundan 1 yıl 3 ay ertelemeli hapis cezasına çarptırıldı.

    “BASIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNDUĞUMUZ İÇİN YARGILANIYORUZ”

    DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren’e son sözlerini soran mahkemeye Eren, “Basında ifade özgürlüğünü savunduğumuz için yargılanıyoruz” yanıtını verdi.

    HÜSEYİN AYKOL’A 3 YIL 9 AY HAPİS CEZASI

    Mahkeme, Hüseyin Aykol’un “terör örgütü propagandası” suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özgür Gündem ana davasında tutukluluğa devam kararı

    Özgür Gündem ana davasında tutukluluğa devam kararı

    Özgür Gündem gazetesi ana davasında, Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi, Eren Keskin’in adli kontrolü kaldırıldı. 

    Kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yazar ve yöneticilerinin aralarında bulunduğu 9 kişinin yargılandığı ana davada İstanbul Baro Başkan Adayı olan Eren Keskin’in yurtdışı çıkış yasağı kaldırıldı. Bugün ayrıca gazeteye destek vermek amacıyla nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması vardı.

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yazar ve yayın danışma kurulu üyeleri Filiz Koçali, Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Ragıp Zarakolu, Genel Yayın Yönetmeni Zana (Bilir) Kaya, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya, yazar Eren Keskin, İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı ile Yayın Danışma Kurulu üyesi Bilge Aykut’un “Devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozmak” ve “Terör örgütüne üye olmak” suçlamalarıyla yargılandıkları davanın onuncu duruşması İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, İnan Kızılkaya ve Eren Keskin ile avukatları hazır bulundu. Dava kapsamında tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise tutulduğu hapishaneden SEGBİS ile katıldı. Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve çok sayıda kişi izledi.

    “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ İHLAL EDİLDİĞİ İÇİN YARGILANIYORUZ” 

    Mahkeme başkanı Ahmet Uğuz dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya geldiğini söyledi. Dava kapsamında yargılanan Eren Keskin, yargılamanın Türkiye’nin altına imza attı uluslararası sözleşmeler ve anayasaya aykırı olduğunu belirterek, “İfade özgürlüğümüz ihlal edildiği ve kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum” dedi.

    Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı da tahliyesini talep etti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ifade ederek mahkemeden iadesini istedi. Kılıç, Sancılı’nın tutukluluğunun infaza dönüştüğünü belirterek tahliyesini talep etti. Kılıç, İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İHD Genel Başkanı olan Keskin’in yurtdışı yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

    Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin CMK’nın 160. maddesine aykırılık teşkil ettiğini söyledi. Doğan, incelemesi biten dijital materyallerin de iadesini talep etti.

    DURUŞMA 17 OCAK’A ERTELENDİ

    Duruşma savcısı Aydın Boztaş, Sancılı’nın üzerine atılı bulunan suça ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı ve sanığın yurt dışına kaçmak isterken yakalandığı hususunu gözeterek adli kontrol uygulamalarının yetersiz kalacağını söyledi ve tutukluluğunun devamını istedi. Savcı Boztaş, Keskin’in adli kontrolün kaldırılması yönündeki talebin de kabulünü istedi. Mahkeme ara kararında, Sancılı’nın tutukluluğunun devamına karar verirken Keskin’in yurtdışı çıkış yasağını kaldırdı. İncelemesi biten dijital materyallerin iadesine karar veren mahkeme, sanıkların ve avukatların dijital inceleme raporlarını incelemesi için duruşmayı 17 Ocak 2019 saat 09.15’e erteledi.

    ÖZGÜR GÜNDEM DAVASI DA ERTELENDİ

    Özgür Gündem gazetesinin “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katıldıkları için “örgüt propagandası” suçlamasıyla haklarında dava açılan 13 gazetecinin duruşması ise 28 Mart 2019’a ertelendi.

    “Örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılanan 13 gazetecinin dokuzuncu duruşması İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada dava kapsamında yargılanan Faruk Eren ve Ertuğrul Mavioğlu ile avukatları hazır bulundu. Duruşmayı HDP Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP eski Milletvekili Barış Yarkadaş, RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve çok sayıda kişi izledi.

    HEYET DEĞİŞİKLİĞİ

    Duruşmada İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin değiştiği görüldü. Yeni gelen heyetin mahkeme başkanı Murat Özer dosya incelemesinde, başka bir dosyadan Osmaniye Cezaevi’nde tutuklu bulunan Veysel Kemer’in Kürtçe savunma yapma isteğinin Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddedildiğini ve Kemer’in ifadesinin alınmadığını gördüklerini söyledi. Davanın yedinci duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını açıklayan duruşma savcısı Ercan Gümüş, Hüseyin Aykol’un zincirleme şekilde örgüt propagandası yaptığını iddia ederek 13 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti. Savcı Gümüş, kampanyaya katılan DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, Evrensel yazarları İhsan Çaralan ve Fehim Işık, gazeteciler Ertuğrul Mavioğlu, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Öncü Akgül, Ömer Ağın, Dilşah Kocakaya, Mehmet Şirin Taşdemir, Veysel Kemer ve Yüksel Oğuz’un da 7 buçuk yıla kadar cezalandırılmalarını talep etmişti. Bugün görülen duruşmada mütalaasını tekrarlayan Gümüş, Veysel Kemer’in savunmasından sonra mütalaa hususunun tekrar değerlendirileceğini ifade etti.

    BASIN BÜROSUNDAN SÜRELİ YAYIN BEYANNAMELERİ İSTENECEK 

    Dosyadaki eksik hususların giderilmesini isteyen sanık avukatları, esas hakkındaki mütalaa yeniden verildikten sonra savunma yapacaklarını beyan ettiler. Ara kararı açıklayan mahkeme başkanı Özer, Veysel Kemer’in usule uygun olarak alınmış bir savunması olmadığını hatırlatarak, “Savunma hakkına önem veriyoruz.” dedi. Mahkeme başkanı Özer,  Veysel Kemer’in adresi mahkemesine savunma hakkı kapsamında Kürtçe bir tercüman eşliğinde savunmasının alınması için talimat yazılmasına karar verdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosuna müzakere yazılarak sanıkların suç tarihlerini kapsayan şekilde Özgür Gündem gazetesine ait süreli yayın beyannamelerinin istenmesine karar veren mahkeme, gazetelerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosuna teslim tarihlerinin sorulması yönünde karar oluşturdu. Duruşma 28 Mart 2019 saat 11.00’e ertelendi.

    Foto-Evrensel
  • Cumhuriyet ve Özgür Gündem davaları başladı: Demokrasi yoğun bakıma alınmış bir hasta-VİDEO

    Cumhuriyet ve Özgür Gündem davaları başladı: Demokrasi yoğun bakıma alınmış bir hasta-VİDEO

    PİRHA – Özgür Gündem gazetesinin beşinci, Cumhuriyet gazetesinin dördüncü duruşması Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye başlandı. Duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yapan gazeteciler “Hakikati boğmaya çalışmaktan vazgeçin. İnsanlarımızın ışığa ihtiyacı var, karanlığa değil” dediler.

    Haberin Videosu

    Tutuklu bulunan Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarının ve Özgür Gündem Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve imtiyaz sabihi Kemal Sancılı’nın Çağlayan adliyesinde görülecek duruşmaları öncesinde meslektaşları basın açıklaması düzenledi. Dışarıdaki Gazeteciler’in düzenlediği açıklamaya Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Gökhan Durmuş, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri Hilmi Yarayıcı, Barış Yarkadaş, Sezgin Tanrıkulu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Ahmet Kaya, Yüksel Caddesi Direnişçisi Veli Saçılık, International Press Institute (IPI)(Uluslararası Basın Enstitüsü), PEN temsilcisi Sarah Clark, Alman yazar Günter Wallraf’ın yanı sıra çok sayuda gazeteci ve yurttaş katıldı. Tutuklu bulunan gazetecilerin fotoğraflarının taşındığı açıklamada sık sık “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

    “HAKİKATİ BOĞMAYA ÇALIŞMAKTAN VAZGEÇİN”

    Dışarıdaki Gazeteciler adına basın metnini Gazeteci Candan Yıldız okudu. Cumhuriyet ve Özgür Gündem gazetelerine açılan davalardan tutuklanan gazetecilerin sadece gazetecilik yaptıkları için yargılandıklarını söyleyen Yıldız, yargıyı insanları boyun eğdirmek için kullanmanın kimseye yarar sağlamadığını vurguladı. “İçerideki gazeteciler de dışarıdaki gazeteciler de ne susacak ne de boyun eğecek. Teslim olmayız” diyen Yıldız, memleketin hak, hukuk, adalet ve vicdanına dair değerlerin tümden kangren olmadan adım atmak gerektiğini kaydetti. Yıldız “Hakikati boğmaya çalışmaktan vazgeçin. İnsanlarımızın ışığa ihtiyacı var, karanlığa değil” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’DEN HUKUK DEVLETİ DİYE BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Yıldız’ın ardından International Press Institute (IPI)(Uluslararası Basın Enstitüsü) Başkanı John Yearwood söz aldı. Gazetecilerin tutuklu değil şuan aralarında ve işleri yapmış olmalarını dilediklerini ifade eden Yearwood, “Biz bugün buradayız çünkü meslektaşlarının yanı başlarında olduğunu bilmeleri gerekiyor” dedi.

    Yearwood’un ardından ise Alman yazar Günter Wallraf söz alarak Türkiye’de gazeteciliğin geldiği noktayı tüm dünyanın gördüğünü dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tek bir işareti ile baskıların artığına değinen Wallraf “Bu koşullarda gazetecilik yapan arkadaşlarımıza saygı duyuyoruz onlar zamanın kahramanlarıdır. Bugün büyük beklenti içinde değilim ama umarım bugün başlangıç olur ve 170 gazeteci serbest bırakılır. Türkiye’den bir hukuk devleti diye bahsetmek mümkün değil. Ama belki vicdanlı bir hakim kalmıştır ve onu bekleyeceğiz” şeklinde ifade etti.

    “DEMOKRASİ ŞUAN YOĞUN BAKIMA ALINMIŞ BİR HASTA”

    Wallraf’ın ardından söz alan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, “Demokrasi şuan AKP yüzünden yoğun bakıma alınmış bir hasta gibi duruyor. Biz şuan yoğun bakıma alınmış bu hastayı özgürlük mücadelemizle, düşünceyi ifade etme özgürlüğü mücadelemizle yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Yüksel Direnişçilerinden Veli Saçılık’ta Ankara’da eylemlerinde polisin öncelikle basına müdahale ettiğine dikkat çekerek bu durumu polislere sorduğunu anlatarak şunları söyledi: “Polise bu durumu sorduğumda ise şunu söylediler; ‘Onlar çekiyor ve buranın sesi duyuluyor’ diye yanıtladı. İşte gazetecilere bu yüzden ihtiyacımız var. Bizim sesimiz olan gazetecilere her zaman ihtiyacımız var. Biz Ankara’da direniyoruz onlar da mesleklerini icra ederek direniyor ve birlikte kazanacağız” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Geçmişte silahlarla susturulmaya çalışılan basın şimdi KHK’lerle susturulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    ‘Geçmişte silahlarla susturulmaya çalışılan basın şimdi KHK’lerle susturulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    PİRHA – 648. haftada Galatasaray Meydanı’nda buluşan Cumartesi Anneleri 28 Temmuz 1993 akşamı Bitlis şehir merkezinden silahlı telsizli üç kişi tarafından kaçırılan ve cansız bedeni Elazığ kimsesizler mezarlığında bulunan Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiri Ferhat Tepe için adalet talep etti. 

    Haberin Videosu

    Cumartesi Annelerinin gözaltında kayıpların akıbetini sormak ve adalet aramak için yaptıkları eylem 648. haftadır devam ediyor. 648. haftada 1993 yılında gözaltında kaybedilen Özgür Gündem gazetesinin Bitlis muhabiri olan Ferhat Tepe için adalet istendi. Eyleme geçtiğimiz gün KHK ile kapatılan dihaber muhabirleri destek verdi.

    “DEVLET CEMİL KIRBAYIR’I NE YAPTIN?”

    Eylemde ilk olarak konuşan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Gülmez 37 senedir kardeşini aradığını söyleyerek devlete şöyle seslendi:

    “Devlet Cemil Kırbayır’ı ne yaptın? Kardeşimin kemikleri nerede? Hiç aranmamış, sorulmamış diyorsunuz. Biz araya araya yorulduk. Bu adalet bize ne zaman gelecek? Cemil Kırbayır’ın kemiklerini verin diye burada oturdum. İçerenköy’den buraya yaya yürüdüğüm günler oldu. Yazık be. Beni öldürsen, etimden et kessen ben bu devletten davacıyım. Öldüreninden tut işkenceye vereninden temizlikçisine kadar hepsinden davacıyım. Ben ölsem bile çocuklarım bu davanın peşinde olacaklar. Sen anama söz verdin cumhurbaşkanı. Sözünü tut. Ben senden bir şey beklemiyorum. Sen cumhurbaşkanısın, devletsin. Kardeşimin kemiklerini bul. Buradan Kars savcısına da sesleniyorum. Elini vicdanına koy. O dosyalara bak.”

    “BU ÜLKEDE KATİLLER DEĞİL MAZLUMLAR KATLEDİLİYOR”

    Fatma Gülmez’in ardında konuşan Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe, Ferhat Tepe’nin evlerinin önünden alındığını söyleyerek 90’lı yılların karanlığında katledilen herkesin katilinin siyasi ve askeri erkeler olduğunu ifade etti. Kardeşinin öldürüldüğü günden beri isimler verdiklerini ve bu isimlerle ilgili soruşturma bile açılmadığını belirten Ayşe Tepe, umutlarını kaybetmediklerini, kaybetmeleri halinde burada konuşamayacaklarını kaydetti. Ayşe Tepe, bu ülkede katillerin değil, mazlumların katledildiğini gördüklerini söyledi.

    “GAZETECİLİK YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Ferhat Tepe’nin çalışanı olduğu Özgür Gündem gazetesi adına geçtiğimiz gün KHK ile kapatılan dihaber muhabiri Yasin Kobulan konuştu. Kobulan, Ferhat Tepe’yi 1993 yılında tanıdığını, cenazesinin onların evlerinin aşağısında bulunduğunu belirtti. O günden bu güne O’nun mirasçısı olarak devam ettiklerini söyleyen Kobulan, Ferhat Tepelerin gerçekleri kamuoyuna duyurdukları için katledildiklerini kaydetti. Geçmişte silahlarla ve öldürülmelerle susturulmaya çalışılan basının şimdi de KHK’lerle susturulmaya çalışıldığını vurgulayan Kobulan, 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olduğunu da ekledi. “Biz geçmişimize bakarak geleceğe gidiyoruz” diyen Kobulan, susmayacaklarını, gerçekleri yazmaya devam edeceklerini ve gazetecilik yapmaya devam edeceklerini belirtti.

    “SAVUNMA YAPANLAR CEZASIZ BIRAKMA GELENEĞİNİ SÜRDÜRDÜLER”

    Haftanın basın metnini Cumartesi insanı ve KHK ile kapatılan dihaber muhabiri Sadiye Eser okudu. İHD’nin verilerine göre 12 Eylül askeri darbesi döneminde 15 kişinin gözaltında kaybedildiğini belirten Eser, bunlardan birisinin Kars’ta gözaltında işkenceyle öldürüldüğü meclis araştırma komisyonu tarafından belgelenen Cemil Kırbayır olduğunu kaydetti. Bugün ki iktidar partisinin Adalet Bakanlığı’nın Cemil Kırbayır’ın AİHM’deki davasına hükumet adına savunma yaptığını ifade eden Eser, savunma yapanların Cemil Kırbayır da dahil olmak üzere bugüne kadar yapılmış başvuruları cezasız bırakma geleneğini sürdürdüklerinin altını çizdi.

    “İnkar ve suçu örtme kaygısıyla yapılan Bu savunma her dönem iktidarın hukuksuz uygulamalarına tanık olan bizler için şaşırtıcı değildir.” diyen Eser, bundan 24 yıl önce Ferhat Tepe’nin gözaltında kaybedilmesiyle ilgili tanıklık yapacak 2 kişinin dönemin hükumeti tarafından baskı ve menfaat sağlama taahhüdüyle yalan beyana sevk edildiklerini söyledi.

    Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiri olan Ferhat Tepe’nin 90’lı yılların karanlığında bölgede işenen ağır insanlık suçlarını haberleriyle kamuoyuna taşıdığını belirten Eser, 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis’in şehir merkezinde silahlı ve telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldığını, Ferhat Tepe’yi kaçıran otomobillerden birinin daha sonra bölgedeki karakolun önünde görüldüğünü ifade etti.

    “MEÇHUL KİŞİ OLARAK BULUNDU”

    Ferhat Tepe’nin kaçırılmasının ardından DEP Bitlis Şube başkanı olan babası İshak Tepe’yi telefonla arayan bir kişinin oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istediğini söyleyen Eser, şunları belirtti: “Baba İshak Tepe Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğlunun bulunmasını istedi. Ailenin ve Gündem Gazetesi’nin ısrarlı arayışıyla 9 Ağustos 1993 tarihinde, gözaltına alındığı inkar edilen Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedenine, ‘meçhul kişi’ olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.” (HABER MERKEZİ)