Etiket: özgür gündem

  • Gazeteci Bayram Balcı Ankara’da toprağa sırlanacak!

    Gazeteci Bayram Balcı Ankara’da toprağa sırlanacak!

    PİRHA- Sürgünde olduğu Belçika’da Hakk’a yürüyen Gazeteci Bayram Balcı, 27 Haziran’da Ankara’da toprağa sırlanacak.

    Kanser tedavisi gördüğü Belçika’da 23 Haziran’da yaşamını yitiren Özgür Basın emekçisi Bayram Balcı, Ankara’da toprağa sırlanacak. Balcı’nın cenazesi, bu akşam saat 22.30’da Ankara Esenboğa Havalimanı’na oradan da Batıkent’te bulunan Pir Sultan Abdal Cemevi morguna götürülecek.

    Yarın ise saat 08.30’da cemevinde yapılacak erkandan sonra cenaze saat 11.30’da Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak. Cenaze törenin ardından da Tuzluçayır’da bulunan Dışlık Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği’nde Balcı için lokmalar pay edilecek.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • Cumartesi Anneleri: 31 Yıl önce gözaltında kaybedilen Cemal Akar’ı unutmadık!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 31 Yıl önce gözaltında kaybedilen Cemal Akar’ı unutmadık!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 983. haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle geldi. Kayıp yakınları, 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Cemal Akar’ı hatırlatarak “Adaletin sağlanması için adli ve siyasi makamlara yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunuyoruz” denildi.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.

    Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucularının 983. hafta eyleminde Galatasaray Meydanı bir kez daha ablukaya alındı.

    “GALATASARAY’DAN HAYKIRIYORUZ VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Cumartesi Anneleri adına yapılan basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel  Başkanı Eren Keskin okudu. Keskin’in okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “983. Haftamızda Galatasaray’dayız. Galatasaray’daki varlığımızla, gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi unutmadığımızı, onların nasıl kaybedildiğini hatırlattığımızı ve kayıplarımızın akıbetini karanlıkta bırakan hukuksuzluk ikliminin kaderimiz olmadığını haykırıyoruz. Gözaltında kaybedilenlerin yakınları ve insan hakları savunucuları olarak Galatasaray’dan, gözaltında tutulduğumuz polis merkezlerinden, yargılandığımız mahkeme salonlarından haykırıyoruz: Kayıplarımızdan da onlara ve adalete ulaşmamızı mümkün kılacak hak ve özgürlüklerimizi kullanmaktan da vazgeçmeyeceğiz.

    “DEVLET, ETKİN ÇABA GÖSTERMEDİ”

    1. Haftamızda ‘31 yıl önce gözaltında kaybedilen ve dosyası cezasızlık zincirinin bir halkası haline getirilen Cemal Akar’ı unutmadık’ diyerek buluştuk.

    30 yaşındaki Cemal Akar Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) Erzincan İl Sekreteri ve aynı zamanda İnsan Hakları Derneği üyesiydi. 25 Ocak 1993 tarihinde, çalıştığı işyerinin servis aracından inerken, görgü tanıklarının ifadelerine göre, davranışlarından  istihbarat görevlileri olduğu anlaşılan kişilerce sivil plakalı bir araçla kaçırıldı. Kaçırılma olayının ardından, MİT ve JİTEM adına çalışan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın da kaçıranlar arasında olduğu belirlendi. Daha önce de defalarca gözaltına alınıp işkence gören Cemal’in ailesi, Erzincan ve Tunceli Emniyet Müdürlüklerine başvurarak oğullarının nerede tutulduğunu sordu. Ancak her seferinde  kendilerine Cemal’in gözaltına alınmadığı cevabı verildi. İnsan Hakları Derneği, hükümet nezdinde girişimlerde bulundu. Ancak devlet otoriteleri, Cemal Akar’ın yaşam hakkını korumak ve gözaltında kaybedilmesini önlemek için etkin bir çaba göstermedi.

    “SİYASİ MAKAMLARA ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ”

    Kaçırılmasından bir ay sonra, 23 Şubat 1993 tarihinde, Cemal Akar’ın ağır işkence görmüş ve başından kurşunlanmış haldeki cansız bedeni, Erzincan-Dersim yolunda Nazımiye’ye bağlı Doğançık Köyü yakınlarında bulundu. Erzincan’dan kaçırılan Akar, 130 km’lik karayolu üzerindeki dört güvenlik kontrol noktasından geçirilerek buraya getirilmişti. Normal koşullarda bu kontrol noktalarını rahatça geçmek imkansızdı ve bu durum, araçta resmi kimliği bulunan kişilerin olduğu iddiasını desteklemekteydi. Olaydan dört ay sonra 24 Haziran 1993 tarihli Özgür Gündem gazetesinde yayınlanan bir haberde, Nevşehir Cezaevinde tutuklu bulunan E.H. isimli kişi, Erzincan Emniyet Müdürlüğünde Cemal Akar’la yüzleştirildiğini, buradaki sorgulamanın ardından birlikte Tunceli Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüklerini, birkaç gün orada kaldıktan sonra araziye çıkarıldıklarını ve arazi dönüşünde sadece kendisinin araca bindirildiğini ve Cemal Akar’ı o andan itibaren bir daha görmediğini ifade etti. Bu haberin yayımlanmasından yaklaşık beş ay sonra, Tunceli Valiliği, iddiaları araştırmak yerine aynı gazetede, söz konusu iddiaları yalanlayan bir tekzip yayınlattı. Cemal Akar dosyası, etkin soruşturma yapılmadan cezasızlık zincirinin bir halkasına dönüştürüldü. Kaybedilişinin 31. yılında, bir kez daha Cemal Akar dosyasında adaletin sağlanması için adli ve siyasi makamlara yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunuyoruz.

    Kaç yıl geçerse geçsin, Cemal Akar için tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.

    Yapılan basın açıklamasının ardından kayıp yakınları meydana karanfillerini bırakarak eylemi sonlandırdı.

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • 5 yıldır süren Özgür Gündem davasında 22 gazeteci beraat etti

    5 yıldır süren Özgür Gündem davasında 22 gazeteci beraat etti

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesine yapılan baskın sırasında gözaltına alınan ve 5 yıldır yargılanan 22 gazeteci, beraat etti.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesine yönelik yapılan baskında “polise mukavemet” iddiasıyla gözaltına alınan 22 gazetecinin yargılandığı davanın duruşması İstanbul 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya gazeteciler katılmazken, avukatları Özcan Kılıç, Cemal Polat, Sercan Korkmaz ve Oya Öznur hazır bulundu.

    Kimlik tespiti ardından söz alan Gülfem Karataş’ın avukatı Cemal Polat, müvekkilinin baskın sırasında bünyesinde çalıştığı İMC TV için haber takibi yaptığını ve o esnada gözaltına alındığını söyledi. Polat, “Müvekkil ne kadar sanık sandalyesinde olsa da mağdurdur” dedi. Karataş’ın gözaltına alındığı sırada saldırıya ve hakarete maruz kaldığını ifade eden Polat, iddianame ve mütalaaya işaret ederek, buralarda hakaretin kimin yaptığının yer almadığına dikkati çekti. Polat, beraat talebinde bulundu.

    Avukat Sercan Korkmaz da gazetecilerin mağdur olduğunu ancak sanık durumuna düşürüldüklerini söyledi. Dosyada açık fail ve fiilin olmadığına belirten Korkmaz, “İddia edilen suçun işlediğine dair kamera kayıtlarından söz ediliyor. Arama esnasında çekilmiş. Ancak dosyaya konulmamış” diye konuştu.

    AVUKAT KILIÇ: OLAYIN TANIĞIM

    Söz alan Avukat Özcan Kılıç ise söz konusu baskının tanığını olduğunu belirterek, yaşananları anımsattı. Kılıç, gazetenin kapatılmasının internet üzerinden emniyet tarafından servis edildiğini ardından ise polisin gazetenin bulunduğu cadde ve sokakları kuşattığın hatırlattı. Daha sonra polisin geldiğini ancak arama kararı göstermediklerini söyleyen Kılıç, “O gün orada 20 editör yanı sıra misafirler de vardı. Polis ile aramada için diyalog sürerken eli ve kolu sarılı bir polis gazetelere cinsiyetçi küfürler etmeye başladı. O esnada polis kamerası açıktı ancak dosyada yer almadı. Neden dosyaya konulmuyor ? İddiayı ispatlayacak ama konulmuyor. Küfre itiraz eden gazeteciler tekme tokat gözaltına alındı. Gözü kaşı patlayan oldu” diye ifadelerde bulundu.

    Kılıç, Özgür Gündem gazetesini kapatılmasının ihlal olduğuna dair Anayasaya Mahkemesi’nin (AYM) verdiği kararı ibraz ederek, kararın içinde bir kapatma aramasının nasıl olmayacağının tane tane anlatıldığını kaydetti. Yılmaz Bozkurt’un avukat Oya Öznur ise müvekkilinin olay gün gazete de misafir olduğunu, ancak buna rağmen darp edildiğini paylaştı. Bu konuda şikayette bulunduğunu aktaran Öznur, herhangi bir soruşturmanın dahi açılmadığını kaydetti. Ayrıca “hakaret” ve “polise mukavemet” iddiasına işaret eden Öznur, bu suçların şahsileştirilmediğini herkesin suçlandığını ve bunun doğru olmadığını söyledi. Ayrıca dosyada maddi bir gerçeğin olmadığını kaydeden Öznur, beraat talebinde bulundu.

    22’Sİ DE BERAAT ETTİ

    Savunmaların ardından kısa bir ara veren mahkeme, kararını açıkladı. Mahkeme, dosyada yer alan iddiaları ispatlayacak herhangi bir delilin olmadığını, ayrıca olayla ilgili kamera kayıtlarının bulunmaması, söz konusu suçlanan gazetecilerin suç işlediğinin sabit olmadığını bu nedenle beraat kararı verdi. Mahkeme ayrıca gazetecilere 5 yıldır verilmeyen dijital materyallerinin de verilmesine karar verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Özgür Gündem gazetesi İstanbul 8’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından 16 Ağustos 2016’da kapatıldı. Gazetenin Taksim’de bulunan binasına yapılan baskında aralarında gazetenin genel yayın yönetmeni Zana Kaya ve yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya’nın da bulunduğu 24 gazeteci gözaltına alındı. Kaya ve Kızılkaya çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanırken 22 gazeteci serbest bırakıldı. Kaya 5 ay, Kızılkaya ise 16 ay sonra çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Mahkeme kararıyla kapatılan gazete ise 29 Eylül 2016’da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile tekrar kapatıldı. Serbest bırakılana gazeteciler hakkında açılan davada, gözaltı esnasında el konulan haber materyallerinin kayıp olduğu öğrenildi. Polisin el koyduğu ve kayıp olan materyaller hakkında mahkeme, “kayıp olduğu için sahiplerine verilemeyecek” şeklinde karar vermişti. Ardından ise dava avukatları, söz konusu baskına ilişkin CD kayıtlarının olduğunu ve davaya sunulmasını istedi. Ancak bugüne kadar görülen duruşmalarda polisin iddiasını doğrulayacak bir kanıt olmamasına rağmen iddia makamının sunduğu mütalaasında ceza talebinde bulundu.

    (Mezopotamya Ajansı)

  • Korur Fincancı: Sözümüzü daha güçlü kurana kadar mücadelemiz sürecek

    Korur Fincancı: Sözümüzü daha güçlü kurana kadar mücadelemiz sürecek

    PİRHA-Özgür Gündem Nöbetçi Yayın Yönetmenliği davasında beraat eden fakat istinaf mahkemesinin kararı bozmasının ardından Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin’in yeniden yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. TTB Merkez Konseyi Başkanı Korur Fincancı, “Sözümüzü daha güçlü kurana kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi. 

    Özgür Gündem Nöbetçi Yayın Yönetmenliği davasında daha önce beraat eden Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ile Ahmet Nesin istinaf mahkemesinin kararı bozması sonrası yeniden yargılanıyor. Davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Önderoğlu ile Fincancı duruşmaya katılırken; Nesin’in yurt dışında olduğu belirtildi. Önderoğlu ile Fincancı daha önceki beyanlarını tekrar ettiklerini ifade etti. Tanık olarak dinlenmesi beklenen gazeteci İnan Kızılkaya’nın ise Covid-19 temaslı olarak karantinada olduğu kaydedildi.

    Ara kararını açıklayan mahkemeye heyeti, sanık Ahmet Nesin’in savunmasının alınması amacıyla yurt dışındaki adresine talimat yazılmasına; Kızılkaya adına duruşma gün ve saatinin bildirir tebligat çıkartılmasına hükmederek; bir sonraki duruşmayı 1 Şubat 2022 günü saat 13.30’a erteledi.”

    DURUŞMA ÖNCESİ AÇIKLAMA YAPILDI

    Celse öncesi Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Genel Merkezi, Avrupa Birliği Delegasyonu, Britanya ve Almanya’dan diplomatik temsilciler, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, TGS Başkanı Gökhan Durmuş, CHP İstanbul İl Teşkilatı, Barış Akademisyenleri, Hafıza Merkezi,  TMMOB, Eğitim-Sen ile çok sayıda gazetecilik ve hak kuruluşundan temsilciler katıldı.

    “5 YILDIR GİDİP GELEN BİR DAVANIN İÇİNDEYİZ”

    TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı dayanışma için gelenlere teşekkür ederken şunları söyledi:

    “5 yıldır gidip gelen bir davanın içindeyiz. Kafka’nın davasındaki gibi bina olarak da benzeyen mermerin soğukluğunda ama her zaman yan yana duruşumuzu hissettiğimiz insanın sıcaklığında bir mücadelenin içindeyiz. Ne için mücadele ediyoruz? Sözümüzü kurmak için, insan olmak için, insanlık için mücadele ediyoruz ve bu mücadeleden de vazgeçmiyoruz. Vazgeçmediğimizin kanıtı bizimle burada olan yol arkadaşlarımızdır.

    Bu ülkede Özgür Gündem gazetesinin yakılması, bombalanması, gazetecilerin faili belli cinayetlerle katledilmesi soruşturulmadı ama onların yanında olmak soruşturma konusu oldu hatta tutuklama nedeni sayıldı hatta bir kısmımız içinde cezaevinde yatma nedeni oldu.

    Her dava kendi içinde birbirinden farklı oysa işlediğimiz iddia edilen dayanışma suçu aynı dayanışma suçunun değişik cezalandırılmasıyla karşı karşıya kaldık. Ancak mücadeleden vazgeçmediğimiz muhakkaktır. Bu mücadeleyi sürdürme irademiz var. Ta ki bu topraklarda söz özgür olana kadar, insan özgür olana kadar biz haklarımız için sözümüzü daha güçlü kurana kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

    “ERDOĞAN’IN KONUŞMASINDAN SONRA BERAAT KARARLARIMIZ BOZULDU”

    Erol Önderoğlu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TTB’yi hedef alan açıklamalarının ardından beraat kararlarının bozulduğunu hatırlattı. Önderoğlu şöyle konuştu:

    “Erdoğan’ın Ekim 2020’deki konuşmasından bir hafta sonra beraat kararlarımız bozuldu. Beş yıllık sanıklıktan sonra bugün bu mahkemeden bu dosyayı ikinci bir beraat ile taçlandırmasını beklememiz oldukça zor. Yaptığımız bir gazete ile dayanışma olduğu için buradan beraat etmek isteriz fakat Türkiye’nin yargı bağımsızlığı ile ilgili meselesi dikkate alındığı zaman, bir ceza dosyasına bir cumhurbaşkanının müdahale edebileceği düşüncesi varken bunu bugün için dilemek kolay bir şey değil.

    Kendimi, hukuki zeminden kaymış bir dosyada çok fazla sanık olarak görmüyorum. Mahkum da olabiliriz, beraat de edebiliriz ancak buradaki zor karar asıl bu adliyede görev yapan savcı ve hakimlerin. Bizler elbette Türkiye’de şeffaflık, medya özgürlüğü için her biri yurttaşın söz özgürlüğü için mücadelemizi sürdüreceğiz. Herkesin bir işi varsa bizim işimiz son 25-30 yıldır bu oldu.”

    “BU DAVA BASININ VE İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARININ ÜZERİNDE BİR SOPA”

    TİHV Genel Sekreteri Coşkun Üsterci ise “Bu dava sadece basının üzerinde bir siyasal sopa değil aynı zamanda insan hakları savunucuları üzerinde bir sopa. Bugün yargılamalara konu olan arkadaşlarımız evrensel insan hakları normlarında nitelenen bütün özelliklere sahip insan hakları savunucularıdır. Yargılansalar da tacize maruz kalan bir basın kuruluşuyla dayanışma içinde bulundular ve insan hakları savunucusu olmanın gereklerini yerine getirdiler. Dolayısıyla kabul edilemez bir dava ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

     

     

     

  • Zübeyde Tepe oğlunun faillerini sordu: Failler değil anneler yargılanıyor-VİDEO

    Zübeyde Tepe oğlunun faillerini sordu: Failler değil anneler yargılanıyor-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri kayıplar için gerçekleştirdikleri 854. hafta eyleminde 28 yıl önce kaçırılarak, gözaltında katledilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin faillerini sorarak, “Ferhat Tepe için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Cumartesi Anneleri sosyal medyadan gerçekleştirdikleri 854. hafta eyleminde “Ferhat Tepe için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!” dedi.

    Açıklamada Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun’un sunumuyla Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, babası İsak Tepe, kardeşi Ayşe Tepe konuştu. Konuşmalarda Ferhat Tepe için adalet aramaktan ve Galatasaray’dan vazgeçmeyeceklerini vurgulandı.

    “ADALET YOK”

    Açıklamada söz alan Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, 28 yıldır oğlunun katillerinin yargılanması için mücadele ettiğini belirterek, “Eğer adalet olsaydı katiller bulunmuştu. Oğlumun suçu neydi? Artık bunu soracağım onlara. Niye öldürdüler benim çocuğumu? Bunu sonuna kadar soracağım. Bugün Galatasaray Meydanı’nda mücadele eden anneler yargılanıyor da neden failler yargılanmıyor? Biz Cumartesi Anneleri olarak her zaman çocuklarımızın yanındayız.  Çocuklarımızın katilleri bulunsun, yargılansın” dedi.

    “ÇOCUĞUMU HEDEF GÖSTEREN TUGAY KOMUTANIYDI”

    Baba İsak Tepe ise oğlunun katledildiği günden bu yana ayakta olduklarını ve mücadele ettiklerini dile getirerek şöyle konuştu:

    “O katiller devlet desteğiyle bunu yaptılar. Oğlumu aramaya gittiğimde bana dediler ki; ‘Bize bir milyar para ver, partiden istifa et, partiyi kapat biz de çocuğunu sana teslim ederiz.’ Oysa bana bunu söylediklerinde zaten oğlumu katletmişlerdi. Biz 1994 yılında tüm delilleri, öğrendiğimiz her şeyi Adalet Bakanlığı’na ilettik. Benim çocuğumu hedef gösteren o günün Tugay komutanıydı. O bölgede onlarca insanı öldürttü. İnsanları hedef gösterip öldürtüyordu. Biz o günden beri katiller yargılansın diye eylemelere başladık fakat hiç biri yargılanmadı, bir dava bile açılmadı.  20 yıl geçti dava düşürüldü. Biz davamızdan vazgeçmeyeceğiz. Bunu yapmayanlar utansınlar.”

    “GAZETEYE GİTMEK ÜZERE ÇIKTI VE BİR DAHA DÖNMEDİ”

    Basın metnini Cumartesi İnsanı Zeynep Ceren Boztoprak okudu. Boztoprak Ferhat Tepe hakkında şunları ifade etti:

    “19 yaşındaki Ferhat Tepe, Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis muhabiriydi. Gazetesi, güç sahiplerinin görünmesini, gösterilmesini istemediği olayları görünür kılmayı hedefleyen bir gazetecilik anlayışını savunuyordu. Bu yüzden gazete ve çalışanları ağır baskı ve tehditle karşı karşıyaydı.

    Girdiği üniversite sınavının sonuçlarını bekleyen Ferhat, 28 Temmuz 1993 tarihinde şehir merkezindeki evinden gazeteye gitmek üzere çıktı ve bir daha geri dönemedi. Görgü tanıkları onun silahlı, telsizli üç kişi tarafından kaçırıldığını söyledi.

    “KATLETTİKLERİ FERHAT TEPE İÇİN FİDYE İSTEDİLER”

    Boztoprak açıklamanın devamında İsak Tepe’yi telefonla arayan bir kişi, oğlunu Türk İntikam Tugayı adına kaçırdıklarını söylediklerini Ferhat’ın serbest bırakılması için de DEP İl Örgütünün kapatılmasını ve 1 milyar TL para istediklerini belirtti. Tepe’nin telefondaki kişinin sesini, dönemin Tatvan 6. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Korkmaz Tağma’ya benzettiğini vurguladı.

    Boztoprak resmi iddianın ise Ferhat’ın yüzlerce km uzaklıktaki Hazar Gölü’ne yüzmeye gittiği ama yüzme bilmediği için de boğulduğu şeklinde olduğunu belirtti.

    “ZAMAN AŞIMI CEZASIZLIK ZIRHININ TEMEL PARÇASI”

    Ailenin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldığını belirten Boztoprak ,Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı delilleri toplamadan, tanıkları dinlemeden, olayı aydınlatacak hiçbir girişimde bulunmadan soruşturmayı kasten zaman aşımına uğratarak kapattığını ifade etti. AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin Ferhat Tepe için ailenin yaptığı başvuruları ailenin lehine sonuçlandırmasına karşın Türkiye’de bir yargılamanın yapılmadığını anlatan Boztoprak son olarak şu ifadeleri kullandı:

    “Kaç yıl geçerse geçsin; Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 155 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • KHK ile kapatılan Özgür Gündem davasında 21 yıl hapis

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem davasında 21 yıl hapis

    KHK’yle kapatılan Özgür Gündem gazetesinin ana davasının karar duruşmasında, gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’e 6 yıl 3 ay, Genel Yayın Yönetmeni Zana Kaya’ya ise 1 yıl 13 ay hapis cezası verildi. 

    Kanun Hükmünde Kararname(KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi ana davasının 4’üncü duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak”, “Örgüt üyeliği”  ve “Örgüt propagandası” suçlamaları ile yargılanan gazeteyle dayanışma amacıyla bir gün Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni olan Eren Keskin ve gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya hazır bulunurken, gazetenin sahibi Kemal Sancılı ile Genel Yayın Yönetmeni Zana (Bilir) Kaya, duruşmaya katılmadı.

    Kimlik tespitiyle başlanan duruşmada Keskin ve Kızılkaya’nın son sözleri alındı. Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Sancılı, Kızılkaya ve Keskin’e “Örgüt üyeliği” suçlaması ile 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Kaya’ya ise “Örgüt propagandası” suçlamasıyla 1 yıl 13 ay hapis cezası verildi. (MA)

  • Can Dündar’ın Özgür Gündem’e destek davası görüldü

    Can Dündar’ın Özgür Gündem’e destek davası görüldü

    Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni kampanyasına katıldığı için yargılandığı davanın duruşması görüldü. 

    Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın, Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni kampanyasına katılımı gerekçe gösterilerek “terör örgütlerinin yöntemlerini meşru gösteren veya öven açıklamaları basmak veya yayınlamak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı davanın 11’inci duruşması İstanbul 22’ Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Dündar’ın katılmadığı duruşmada avukatı Abbas Yalçın hazır bulundu.

    Duruşmada, heyet değişikliği nedeniyle önceki tutanaklar okundu.

    Mahkeme heyeti, hakkında çıkarılan yakalama emrinin henüz infaz edilemediğini belirttiği Dündar için yazılan yurt dışı talimatına da henüz cevap verilmediğini paylaştı.

    İddia makamı ise, Dündar hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine ve diğer eksik hususların giderilmesi  talebinde bulundu.

    Dündar hakkında çıkarılan yakalama emrinin devamına, infazının beklenmesine karar veren mahkeme, yine Dündar için yazılan yurt dışı istinabe evrakının dönüşünün beklenmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 21 Mayıs 2020 tarihine erteledi.

    (Kaynak: MA)

     

  • Özgür Gündem davası 20 Şubat’a ertelendi

    Özgür Gündem davası 20 Şubat’a ertelendi

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol ve gazetenin yazı işleri müdürü Reyhan Çapan’ın yargılandığı davanın duruşması görüldü. 

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi Eş Genel Yayın Yönetmenleri Hüseyin Aykol, Yazı İşleri Müdürü Reyhan Çapan ve Hasan Başak’ın yargılandığı davanın duruşması İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya sanık gazeteciler katılmazken, avukatları Özcan Kılıç hazır bulundu.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, duruşmada iddia makamı önceki celsede vermiş olduğu mütalaayı tekrarladıklarını belirterek, mütalaada Hüseyin Akyol ile ilgili sevk maddelerine Aykol’un isminin yazılmasını istedi.  İddia makamı Aykol’un cezalandırılmasını talep etti.

    SÜRE TALEP EDİLDİ

    Ardından söz alan Reyhan Çapan ve Hüseyin Aykol’un müdafi avukatı Özcan Kılıç, mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebinde bulunarak, “Yeni bir yasa değişikliği olmuştur. Ayrıca sanıklar hakkında 6/73 esas sayılı dosyanın akıbeti beklenilmiştir. Akıbetinin sorulmasını talep ediyoruz” dedi.

    DURUŞMA ERTELENDİ

    Ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti bu celse ve bir önceki celse sunulan mütalaanın hazır bulunmayan sanık ve sanık müdafilerine tebliğine karar vererek savunmalarını hazırlamaları için gelecek celseye kadar süre verdi. Tutuklu veya hükümlü bulunan sanıkların gelecek celse SEGBİS sistemi üzerinden hazır edilmesine için ilgili yere yazı yazılmasına karar vererek, duruşmayı 20 Şubat 2020 tarihine erteledi. (HABER MERKEZİ)
  • Özgür Gündem davası ertelendi

    Özgür Gündem davası ertelendi

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskında “polise mukavemet” iddiasıyla yargılanan 22 gazetecinin duruşması görüldü.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskında “polise mukavemet” iddiasıyla gözaltına alınan 22 gazetecinin yargılandığı davanın duruşması İstanbul 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yargılanan gazetecilerin avukatları Özcan Kılıç, Sercan Korkmaz ve Hazal Pekşen Demirhan duruşmada hazır bulundu.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne yazılan müzekkereye bilgi mahiyetinde cevap verildiği dava kapsamında yargılanan gazeteciler Amine Demirkıran, Günay Aksoy, Bayram Balcı ve Ersin Çaksu hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin infaz edilemediği anlaşıldığı ifade edildi. Avukatlar, “Gelen yazı cevabı dikkate alınarak gerekli polis merkezinden ilgili hususların sorulmasını talep ediyoruz” dedi.

    Kararını açıklayan mahkeme, dava kapsamında yargılanan gazeteciler Amine Demirkıran, Günay Aksoy, Bayram Balcı ve Ersin Çaksu hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin infazının beklenmesine hüküm etti. Mahkemenin bir önceki celse verilen 1 nolu ara karar doğrultusunda yeniden Taksim Haşim Usta Polis Merkezi’ne müzekkere yazılarak; müzekkere ekine soruşturma aşamasında tutulan tüm tutanakların eklenmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 25 Şubat 2020’ye erteledi. (HABER MERKEZİ)

  • Özgür Gündem davası ertelendi

    Özgür Gündem davası ertelendi

    KHK’yle kapatılan Özgür Gündem gazetesinin genel yayın yönetmenleri, Yazı İşleri Müdürü ve siyasetçi Hatip Dicle’nin yargılandığı davanın duruşması ertelendi.

    Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) kapatılan Özgür Gündem gazetesinin genel yayın yönetmenleri Hüseyin Aykol ve Zana Kaya, gazetenin Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Kürt siyasetçi Hatip Dicle’nin yargılandığı davanın 14’üncü duruşması, İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Duruşmaya gazeteciler katılmazken, avukat Özcan Kılıç  ise duruşmada hazır bulundu.
    Mahkeme heyeti, Hatip Dicle’nin savunmasının alınması gerekçesi ile çıkarılan yakalama kararının devamına karar vererek duruşmayı 6 Şubat 2020’ye erteledi. (HABER MERKEZİ)
  • Özgür Gündem davasında Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’e beraat

    Özgür Gündem davasında Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’e beraat

    KHK’yle kapatılan Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katılan Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin hakkında açılan davada beraat kararı çıktı.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) kapatılan Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldıkları için “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılanan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Gazeteci-Yazar Ahmet Nesin’in onuncu duruşması İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, Fincancı ile müdafileri hazır bulunurken, yurtdışında bulunan Önderoğlu ve Nesin duruşmaya katılmadı. Duruşmayı, HDP Milletvekili Ahmet Şık, gazeteciler Şanar Yurdatapan, Barış İçin Akademisyenler, Norveç PEN, IPI, AB Delegasyonu, Article 19, RSF ve Britanya Elçiliği ile çok sayıda kişi izledi.

    Duruşmada ilk olarak söz alan savcısı, önceki duruşma verdiği mütalaasını tekrar etti. Ardından söz alan Fincancı, hazırlan yargı reformu paketinin beklenmesi talebiyle süre istedi. Mahkeme heyeti, önceki celse savunma için süre verildiğini, bu nedenle süre verilmesi talebinin reddine karar verdi. Ardından savunmasına devam eden Fincancı, “Biz Dünya Basın Özgürlüğü gününde Özgür Gündem’e yönelik baskılar karşısında bir dayanışma ortaya koyduk” dedi. Özgür Gündem 30 Mayıs 1992’de yayın hayatına başladığını, o tarihten bu yana kapatmalarla, baskılarla geçen bir yayıncılık yaptığını belirten Fincancı, katledilen Özgür Gündem gazetesi muhabir ve yöneticilerinin isimlerini saydı.

    17 yıl aradan sonra Özgür Gündem’in 2012’de yeniden yayın hayatına başladığını hatırlatan Fincancı, “Bu süreci ne kadar önemli bulduğumuzu, düşünce özgürlüğünü ne kadar önemli bulduğumuzu 100 insan bir araya gelerek gösteriyoruz” dedi.

    “AKLIMIZI SORUMLUCA KULLANMAMIZ LAZIM”

    Fincancı, “Sadece aklımızı kullanmamız yetmez, bu aklımızı sorumluca kullanmamız lazım. Devleti eleştirmeliyiz. Eleştiremiyorsa sorumlu yurttaş olamayız. Bir insan hakları savunucusu olarak sorumlu yurttaş görevimi yaptım. Suçlamaları kabul etmiyorum” diye belirtti.

    Ardından Avukat Tora Pekin, ifade özgürlüğünü konu alan bir davanın Anayasa Mahkemesi’nde karara çıkmak üzere olduğunu ifade ederek, AYM’nin vereceği kararın beklenilmesini istedi.

    MAHKEME BAŞKANI: BEKLEMEMİZE GEREK YOK

    Mahkeme başkanı taleplere karşı “Mahkumiyete bir koşullanma hissediyoruz. Biz yargı reformunu ve AYM’nin kararını beklemeksizin yargılamaya devam edelim. Beklememize gerek yok. Biz hakimiz. Bizim de kendimize göre bir irademiz var. Yargı reformuna gerek yok, AYM kararını beklemeye de gerek yok, bireysel başvuruyu beklemeye de gerek yok. Son kez süre verdiğimizi belirtmiştik. Biz de ona göre kararımızı verelim” ifadesini kullandı. Pekin savunmasını sonlandırarak, eski beyanlarını tekrar ettiğini ifade etti.

    AYŞE ÇELİK KARARINI HATIRLATTI

    Ardından Avukat Fikret İlkiz söz aldı. İlkiz, Anayasa Mahkemesi’nin Ayşe Çelik kararını hatırlatarak, verilecek kararda söz konusu kararın dikkate alınması gerektiğini dile getirdi.  Ardından konuşan Avukat Özcan Kılıç, “Hakikat ve gerçekten kopmamanız gerekiyor. Yargı paketinin çıkacağına dair hükümet tarafından somut açıklamalar var. Bunların beklenilmesi gerekiyor” dedi.

    DURUŞMAYI BİTİRMEDEN ‘NİHAİ KARAR’ VERDİĞİNİ AÇIKLADI

    Avukat Meriç Eyüboğlu, süre verilmemesinin savunma hakkının ihlali olacağını ifade ettiği sırada mahkeme başkanı, “Bireysel başvuru sonucu beklemeksizin, bu konuda nihai bir karar verdiğimizi belirttik” dedi.

    “HER GÜNÜMÜZ ÇAĞLAYAN TESİSLERİNDE GEÇİYOR”

    Son sözü sorulan Fincancı, “Öncelikle bunların bu ülke için bir yük olduğunu söylemenize sevindim. Her günümüz Çağlayan tesislerinde geçiyor. Bir hekim olarak çok sağlıksız bir buluyorum. Ben zaten beraat kararı ifadesini de doğru bulmuyorum. İşlemediğimiz bir suçu insan hakları mücadelemize bir engel olarak görüyorum. Bu yargılamayı bir zaman kaybı olarak görüyorum. Ben suçsuzun. Burada bir suç tanımlanacaksa ifade özgürlüğünü engellemenin bir suç olduğunu bir kez daha söylemek isterim” diye konuştu.

    Verdiği kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, suç koşulu oluşmadığını belirterek, tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi. (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Hüseyin Aykol gözaltına alındı

    Gazeteci Hüseyin Aykol gözaltına alındı

    Gazeteci Hüseyin Aykol, öğlen saatlerinde evinde gözaltına alındı. Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aykol’un, 3 yıl 9 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunuyordu.

    Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol, Ankra’daki evinde öğlen saatlerinde gözaltına alındı. Hakkında “örgüt propagandası yapmak” gerekçesiyle kesinleşmiş 3 yıl 9 ay hapis cezası bulunan Aykol, Sincan Batı Adliyesi’ne götürüldü. Burada hakkındaki hükmün yüzüne okunması sonrası Aykol’un Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilmesi bekleniyor.

    Özgür Basın’ın ilk yayını olan Toplumsal Diriliş dergisi çıktığında cezaevinde olan Aykol, 90’lı yılların başında çıkan haftalık gazete Halk Gerçeği’nin kuruluşunda yer aldı ve sonrasında Özgür Ülke, Özgür Gündem, Özgürlükçü Demokrasi, Yeni Yaşam gibi gazetelerde çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Aykol’un 45 yıla varan yayıncılık ve gazetecilik meslek tecrübesi bulunuyor.

     HAKKINDA 63 DAVA  VAR

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 16 Ocak 2018 tarihinde görülen karar duruşmasında kapatılan Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan gazeteci Aykol’a 3 yıl 9 ay hapis, Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni olan Ayşe Düzkan ve Ragıp Duran ile birlikte gazetenin yazarları olan Hüseyin Bektaş ve Mehmet Ali Çelebi’ye 1 yıl 6’şar ay hapis cezaları verilmişti.

    Aykol ve diğer gazetecilere verilen bu cezaların ardından gazetecilerin avukatları İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’ne itiraz başvurusunda bulunmuştu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 29 Kasım 2018 tarihinde başvuruların esastan reddine karar vererek, verilen cezaları onamıştı.

    Gazeteci Aykol hakkında açılan 63 dava bulunurken, bazı davaları da İstinaf mahkemelerinde devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özgür Gündem davasında 7 kişiye hapis cezası

    Özgür Gündem davasında 7 kişiye hapis cezası

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yönetici ve yazarlarının yargılandığı davanın karar duruşmasında ceza yağdı.

    Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yöneticileri ile yazarlarının gazetede yayınlanan yazılar nedeniyle “terör örgütü propagandası yapmak” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla yargılandığı davanın karar duruşması Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yazar ve yöneticilerin yargılandığı davada mahkeme heyeti, gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmenleri Avukat Eren Keskin ve Hüseyin Aykol ile Yazı İşleri Müdürü Reyhan Çapan’ın da bulunduğu 7 isme 15 yıl 1 ay hapis cezası verdi.

    Duruşmada yargılanan gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin ve gazeteci Reyhan Çapan ile gazetecilerin avukatları hazır bulundu. Duruşmayı İrlanda Büyükelçiliği’nden yetkililer de izledi.

    “DÜŞÜNCENİN SUÇ OLDUĞUNA İNANMIYORUM” 

    Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını tekrar ettiğini açıkladı. Ardından savunma yapan gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Avukat Eren Keskin, “İfade ve düşünce özgürlüğünden yanayım. Suç işlediğimi düşünmüyorum. Düşüncenin suç olduğuna da inanmıyorum. Beraatımı talep ediyorum” dedi. Gazetenin Yazı İşleri Müdürü Reyhan Çapan da savunmasında, “Suç işlediğimi düşünmüyorum” dedi.

    AYŞE ÖĞRETMEN KARARI HATIRLATILDI

    Ardından söz alan gazetecilerin avukatları, müvekkillerinin suç işlemediğini, ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında davrandıklarını dile getirerek, beraat talebinde bulundu. Avukat Özcan Kılıç, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Ayşe Çelik (Ayşe Öğretmen) kararını hatırlatarak, “10-15 gündür bu kararı mahkemelerde tartışıyoruz. Ancak, Ayşe Öğretmen kararının mahkemelerde bir hükmü yok” dedi.

    7 KİŞİYE TOPLAM 15 YIL CEZA

    Mahkeme heyeti verdiği kararında “terör örgütü propagandası” suçlamasını öne sürerek Eren Keskin ve Reyhan Çapan’a 3’er yıl 9’ar ay, Hüseyin Aykol’a 2 yıl 1 ay, Ayşe Batumlu ve Reyhan Hacıoğlu’na 1’er yıl 3’er ay, Tahir Temel ve Hüseyin Güçlü’ye 1’er yıl 6’şar ay hapis cezası verdi.

    Mahkeme heyeti, ceza alan 7 kişi için “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına” karar verirken, bir tek Batumlu ve Hacıoğlu’nun cezalarını erteledi.

    Ayşe Berktay, Celalettin Can, Cemal Bozkurt, Çetin Ulu, Emrullah Kurcan, Nuray Özdoğan, Ergin Atabey ve Özlem Söyler hakkında beraat kararı verdi.

    Mahkeme, Enver Baysal, Filiz Koçali, Hasan Başak, İhsan Yorulmaz, Muzaffer Ayata, Serbest Zan ve Züleyha Yılmaz’ın dosyasını, savunmalarının alınmadığı ve hakkındaki yakalama kararlarının infaz edilmemiş olmasını gerekçe göstererek ayırdı.
    Mahkeme heyeti, ayrıca; Reyhan Çapan, Eren Keskin, Bülent Alp ve Ruhat Kaya hakkında aynı suçlama ile açılan bir başka dosyada basın suçları kapsamında suç tarihinden 4 ay sonra soruşturma açıldığı için düşürülmesine karar verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özgür Gündem’le dayanışma davası ertelendi

    Özgür Gündem’le dayanışma davası ertelendi

    Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği davasında yargılanan Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin’in duruşması ertelendi.

    Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma gösterdikleri için yargılanan Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin’in duruşması ertelendi. Duruşmada beyanda bulunan Önderoğlu sansür ve baskıya karşı dayanışmaya katıldığını belirtti. Önderoğlu, “Telaşla bir günde hazırlanmış iddianame ile 2,5 yıl geçirdik. Söz konusu yargılamayı, gazeteciler ve hak savunucularının susturulması için yapılıyor diye görüyorum” dedi.

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi dayanışma için başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılarak gazetenin 1 günlük yayın yönetmenliği görevini üstlendikleri için “suç işlemeye tahrik,” “suçu ve suçluyu övme”, “örgüt propagandası” suçlamalarıyla 1.5 yıldan 7.5 yıla kadar hapis cezası ile yargılanan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı ve gazetemizin yazarı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile Gazeteci-Yazar Ahmet Nesin’in yargılandıkları davanın onuncu duruşması İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

    Aralarında AGİT Basın Özgürlüğü Ofisi, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ve Uluslararası Af Örgütü temsilcilerinin de olduğu çok sayıda gözlemcinin izlediği duruşmada Şebnem Korur Fincancı, avukatı Meriç Eyüboğlu’nun mahkemeye mazeret dilekçesi sunduğunu belirterek beyanda bulunmayacağını söyledi.

    ÖNDEROĞLU: İLK ARAŞTIRMAM METİN GÖKTEPE

    Bu talebin ardından Erol Önderoğlu beyanda bulundu. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde başlatılan kampanyaya katıldıkları için tutuklandıklarını hatırlatan Önderoğlu, “Bir günde hazırlanan iddianame, 10 günlük tedbir tutukluluğuyla Silivri’de sona erdi. Soruşturmanın açıldığı gün dosyanın durumu neyse bugün de aynı yerdedir. Telaşla bir günde hazırlanmış iddianame ile 2,5 yıl geçirdik. Söz konusu yargılamayı, gazeteciler ve hak savunucularının susturulması için yapılıyor diye görüyorum. Peşinen cezalandırma öngören, adil yargılama standartlarını ve ifade özgürlüğünü çiğneyen bu tür uygulamalar AGİT’in tavsiyelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı.” ifadelerini kullandı.

    1996’dan beri merkezi Paris’te bulunan, 1985’te kurulmuş Sınır Tanımayan Gazetecilerin (RSF) Türkiye Temsilciliğini yaptığını kaydeden Önderoğlu, ilk araştırmasının ise gözaltında öldürülen muhabirimiz Metin Göktepe için yaptığını söyledi.

    SUÇLAMA VAR, DELİL YOK

    Önderoğlu beyanının devamında şunları söyledi:

    “Türkiye’deki medya özgürlüğüne ilişkin RSF adına Bianet’te bin 491 ayrı habere imza attım. Bugüne kadar hakkımda hiç soruşturma yürütülmedi, yargılanmadım. Dayanışmaya katılmamın sebebi çok açıktır. Çoğulculuğa ve haber alma hakkını yerine getiren medyaya inanıyorum. Sansür ve baskıya karşı çıkmak için dayanışmaya katıldım. Gazetecileri hizaya getirmek için tutuklayan siyasal iktidarın baskılarına her daim şahit olduk. Politik görüşleri ne olursa olsun, haklarının savunulması gerektiği durumlarda daima yanlarında oldum. Hakkımdaki iddiaların ve suçlamaların tümünü reddediyorum. Suçlamaları kabul etmem mümkün değildir çünkü gazetecilik anlayışıma terstir. Meslek hayatım boyunca gazetecilerin maruz bırakıldıkları sansür, baskı ve ifade özgürlüğü dışında haber kaleme almadım.”

    Yaklaşık üç yıldır süren üç suçlamaya hiçbir kanıt ve delilin bulunmadığı söyleyen Önderoğlu, “Beraatımı ve özgürce haber yapma hakkını talep ediyorum” dedi.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 17 TEMMUZ’DA

    Ardından söz alan Avukat Tora Pekin, Önderoğlu’nun bir sonraki duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti.

    Ahmet Nesin’in avukatı Özcan Kılıç ise bir günlük sembolik bir görevi yapan kişinin Basın Kanunu gereğince sorumlu tutulamayacağı yönünde emsal teşkil eden bazı “kovuşturmaya yer yoktur” kararları ile beraat kararlarını mahkemeye sundu. Kılıç, Basın Kanunu’na göre hangi durumlarda sorumlu tutulacağına ilişkin incelemenin yapılması için kovuşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu. Kılıç: Gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya’nın yargılamaları devam ediyor, belki beraat alacak. Bu hususun bekletilebilir bir unsur olabileceğini düşünüyorum. Karar vermek için bu yargılamanın sonucunun beklenmesini istiyorum” dedi.

    Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, avukatların savunma için ek süre talebini ve Erol Önderoğlu’nun vareste tutulma talebini kabul etti. Kovuşturmanın genişletilmesi talebini ise reddeden mahkeme, bir sonraki duruşmayı 17 Temmuz saat 10.00’a bıraktı. (HABER MERKEZİ)

  • İfade Özgürlüğü Grubu’ndan Özgür Gündem için ortak açıklama

    İfade Özgürlüğü Grubu’ndan Özgür Gündem için ortak açıklama

    Aralarında uluslararası gazeteci örgütlerinin de olduğu 26 kurum Özgür Gündem davasında yargılananlar için beraat çağrısı yaptı. Yapılan açıklamada, “Bu dava asla cezai kovuşturmaya konu olmaması gereken mesleki bir dayanışmadan doğan hareket sonucu başlamıştır” denildi.

    Aralarında IFJ, IPI, Uluslararası PEN, Norveç Almanya İsveç PEN, Article 19, CPJ, ECPMF, CRNI, AEJ’nin de olduğu 26 basın ve ifade özgürlüğü örgütü, Özgür Gündem nöbetçi genel yayın yönetmenleri davasında hapisle yargılanan Fincancı, Nesin ve Önderoğlu için “beraat” istedi.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı ve Evrensel Yazarı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Gazeteci-Yazar Ahmet Nesin’in yargılandığı davaya ilişkin 26 basın ve ifade özgürlüğü örgütünün imzasıyla yayımlanan metinde, “İmzacı gruplar olarak ayrıca Türkiye’de otokratik bir girişim altında muhalif tüm sesleri susturmak, bağımsız gazeteciliği engellemek adına gazetecilere karşı devam eden tüm tutuklama ve yargılamaları şiddetle kınıyor. Üç yıla yakın süren bu davada yargılanan Önderoğlu, Korur Fincancı ve Nesin’e tüm dayanışma ve desteğimizi gönderiyor, Türk hükümetinden gazeteci, akademisyen ve yazarlara karşı yürütülen bu baskı iklimini sonlandırmasını talep ediyoruz” denildi.

    “TÜRKİYE GAZETECİLERİN HAKLARINI İHLAL ETMEYE SON VERMELİ”

    Yayımlanan ortak açıklamaya ilişkin konuşan IPI Türkiye Savunuculuk Koordinatörü Caroline Stockford “Bu dava asla cezai kovuşturmaya konu olmaması gereken mesleki bir dayanışmadan doğan hareket sonucu başlamıştır. Türkiye, halkın haber alma ve haber yayma hakkı için çalışan gazetecilerin haklarını ihlal etmeye bir son vermeli” çağrısı yaptı.

    ARTICLE 19 Avrupa ve Orta Asya Koordinatörü Sarah Clarke ise şu ifadeleri kullandı:

    “Yetkililer, önde gelen insan hakları savunucularını hedef alarak, Türkiye’de sivil toplumdan geriye kalan ne varsa yok etmeye çalışıyorlar. Ancak başaramayacaklar. Meslektaşlarımızı yalnız bırakmıyoruz ve bitmek bilmeyen bu yargısal tacize bir son verilmesini talep ediyoruz.”

    Özgür Gündem, uzun yıllardır hedefte. Bugün pek çok dava ile yüz yüze kalan gazete son olarak ise İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından, “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. Geçen ay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’nin Gazetenin Sahibi Ali Gürbüz’e yönelik 2004-2005 yılları arasında açtığı sistematik davalarla ifade özgürlüğü ihlali yaptığına hükmetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri 731. haftada Nazım Babaoğlu’nun akıbetini sordu-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 731. haftada Nazım Babaoğlu’nun akıbetini sordu-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri adalet arayışlarının 731. haftasında haber için gittiği Siverek’ten bir daha dönmeyen Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu’nun akıbetini sordu. 

    Cumartesi Anneleri 731. hafta da yasaklara rağmen kayıplarını aramaktan vazgeçmedi. Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelmelerine izin verilmeyen Cumartesi Anneleri 731. hafta da da İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nin önünde eylemlerini gerçekleştirdi.

    Kayıplarının akıbetini sormak için bir araya gelen Cumartesi Anneleri, kaybedilen kayıpların fotoğraflarını ve kırmızı karanfiller taşıdı.

    Basın metnini gözaltına kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu. 32 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkışlarının engellendiğini hatırlatan Ocak, Nazım Babaoğlu’nun 90’lı yıllarda hak ihlallerinin haberlerini yapan ve hedef haline getirilen gazetecilerden biri olduğunu kaydetti.

    “GAZETECİLER ÖLÜME TERK EDİLDİ”

    Urfa’da yaşayan Nazım Babaoğlu’nun hem üniversiteye hazırlanıp hem de Özgür Gündem Gazetesi’nin Urfa Bürosu’nda çalıştığını belirten Ocak, büronun ağır baskı altında olduğunu ve ölüm tehdidi alan gazetecilerin can güvenliklerinin sağlanması için Urfa Valisine ve emniyete başvurduklarını belirtti. Yetkililerin hiçbir önlem almadıklarını ve gazetecilerin ölüme terk edildiğini söyleyen Ocak, “1992 yılında Özgür Gündem’in Ceylanpınar muhabiri Hüseyin Deniz, 1993 yılında da Urfa Büro Şefi Kemal Kılıç uğradıkları silahlı saldırı sonucunda öldürüldü.” dedi.

    DYP Urfa Milletvekili Sedat Bucak’ın liderliğini yaptığı Bucak Aşireti’nin Urfa’da tecavüz, yargısız infaz ve gözaltında kaybetme gibi ağır insanlık suçları işlediklerini ifade eden Ocak, şunları belirtti:

    BUCAK AŞİRETİ BİRÇOK İNSANLIK SUÇU İŞLEDİ

    “Bucak Aşireti’ne mensup korucuların tecavüz ettiği öğretmenlerle ilgili Urfa Büro’nun hazırladığı haber gazetenin manşetine taşınınca, çalışanlara yönelik tehditler daha da arttı. 12 Mart 1994 sabahı Anadolu Ajansı Muhabiri Murat Yoğunlu; Özgür Gündem Bürosu’nu telefonla arayarak ‘Çok önemli bir haber var, bir muhabiriniz mutlaka Siverek’e gelsin’ dedi. Bu telefon üzerine Siverek’e giden Nazım Babaoğlu orada gözaltına alınarak Korucubaşı Sedat Bucak’ın evine götürüldü ve kaybedildi. Murat Yoğunlu, Sedat Bucak’ın baskı ve tehdidi altında gazeteye telefon ettiğini söyledi. Nazım Babaoğlu’nun Bucak Aşireti korucularının arabaya bindirerek götürüldüğü ve Sedat Bucak’ın işkencehane olarak kullanılan evinde görüldüğü tanıklarca beyan edildi.”

    Ocak, 25 yıldır Nazım Babaoğlu dosyasında hukukun işletilmediğini ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini ekledi.

    “90’LARDAKİ KORKU ORTAMINI YAŞIYORUZ”

    Gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya, babalarını Bucak Aşireti’nin kaçırdığını belirterek şunları dile getirdi:

    “Babamın akıbetini sormak için amcam Bucak Aşireti’ne gittiğinde Nazım Babaoğlu’nu işkence yapılmış bir halde görüyor. O dönem Kürt basınının susturulması, yok edilmesi, gözaltında kaybedilmesi yaygındır. Biz aile olarak da baskı gördük, savcılığa gittiğimizde dilekçe yazacak biri bile yoktu. Bugün yine 90’lardaki korku ortamını yaşıyoruz, bizim derdimizi anlatacak gazeteci, savcı, polis kalmadı. Burada insanlar kendini ifade edemiyor, 90’larda neyse İstanbul’da yine aynısı. İnsanları öldüre öldüre bir yere varılmaz. Bugün savcı ve hakimlere sesleniyoruz; susmanız sonuç getirmiyor, adalet istiyoruz, kayıplarımızın kemiklerini istiyoruz.”

    “1994 EN ÇOK GAZETECİNİN KAÇIRILDIĞI, KATLEDİLDİĞİ YIL”

    Eyleme katılamayan Nazım Babaoğlu’nun ailesinin gönderdiği mektup okundu. Mektupta şu ifadelere yer verildi:

    “Nazım 19 yaşında geleceğe dair umutları olan bir gençti. Gazetecilik için zor yıllardı. Egemenlerin iktidar hırsı genç gazetecilerin bu idealleri gerçekleştirmesine engeldi. Öyle ki 1994 yılı en çok gazetecinin kaçırıldığı, katledildiği yıl olarak tarihimizde karar bir leke olarak yer aldı. 1994 yılı en çok faili belli karanlık cinayetlerin işlendiği yıl oldu. Nazım böyle bir yılda kaçırıldı. Günlerce kaçıranların elinde bir rehin olarak kaldı. Sonra da akıbeti belli olmayacak şekilde katledildi. Yetkili herkes Nazım’ın akıbetinin ortaya çıkarılmaması için el birliği söz birliği etmişlerdi. Emir büyük yerdendi!

    Aradan 25 yıl geçti. Çeyrek asır! Çok iyi biliyoruz ki, her açığa çıkarılmayan bir faili belli cinayet yeni yeni siyasal cinayetlerin teşvik belgesi oldu. Nazım’ı kaçıranlar toplumu demokrasiden, hukuktan, adaletten uzaklaştırmak için, kendi yalanlarını tek elden ve tek ses olarak bağırmak için kaçırdılar ve katlettiler. Çeyrek yüzyıllık acı bize şunu öğretmiştir; demokrasi gelişmeden, tüm insanlar, toplumlar birey olmaktan ve toplum olmaktan doğan haklarını elde etmeden kayıpların akıbetinin de ortaya çıkarılmayacaktır. Her hafta bu gerçeği hatırlatmak, bu gerçeği insanlığın gündeminde tutmak bu mücadelenin de bir parçasıdır.

    Nazım 44 yaşında. Ama kaçırıldığı andaki gibi genç ve idealleri olan bir genç olarak yüreğimizde ve zihnimizde, halkımızın özgürlük ve demokrasi mücadelesinde, sonsuza dek var olacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Özgür Gündem davası 27 Şubat’a ertelendi

    Özgür Gündem davası 27 Şubat’a ertelendi

    Bugün görülen Özgür Gündem ile dayanışma davasında Ahmet Nesin hakkındaki yakalama kararı kaldırıldı. Esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyayı savcıya gönderen mahkeme heyeti duruşmayı 27 Şubat’a erteledi. 

    Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katıldıkları için yargılanan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, yazar Ahmet Nesin ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın yargılandığı davanın 8’inci duruşması İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Önderoğlu, Fincancı ve avukatları hazır bulundu.

    Duruşmayı RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, RSF Almanya Temsilcisi Christian Mihr, RSF Avrupa Direktörü Johann Bihr ile CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili Oya Ersoy, 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu’un aralarında bulunduğu çok sayıda kişi izledi.

    Yurt dışında bulunan Yazar Ahmet Nesin duruşmaya katılmazken, istinabe yoluyla ifadesinin alındığı görüldü. Nesin, alınan ifadesinde suçlamaları kabul etmediğini dile getirerek, 11 gün İstanbul’da dava kapsamında cezaevinde kaldığını belirtti.

    Önderoğlu ile Fincancı, eski beyanlarına ekleyecekleri bir hususun olmadığını dile getirdi. İddia makamı da dosyadaki eksik hususların giderilmesini istemesi üzerine mahkeme heyeti, Nesin hakkında çıkarılan yakalama kararını, ifadesinin alınmış olmasını gerekçe göstererek kaldırdı. Esas hakkında mütalaasını hazırlamak için dosyayı savcıya gönderen heyet duruşmayı, 27 Şubat gününe erteledi.

  • Enternasyonalist sendikacı Mehmet Akyol anıldı-VİDEO

    Enternasyonalist sendikacı Mehmet Akyol anıldı-VİDEO

    PİRHA- KHK ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi yazarı ve enternasyonalist sendikacı Mehmet Akyol yaşamını yitirmesinin 2’nci yılında mezarı başında anıldı.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem yazarı ve emek sayfası editörü Mehmet Akyol, yaşamını yitirmesinin 2’nci yılında Kağıthane’deki Hasdal Mezarlığı’nda bulunan mezarı başında anıldı. Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) ve  DİSK Dev Turizm-İş sendikası tarafından yapılan anmaya çok sayıda kişi katılırken “Mehmet Akyol yoldaş ölümsüzdür” pankartı açıldı.

    “ONDAN ALDIĞIMIZ SENDİKACI ÇİZGİYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Anma Akyol şahsında yaşamını yitiren bütün devrim şehitleri adına yapılan saygı duruşu ile başladı.

    Anmada ilk sözü SODAP temsilcisi Ersin Çatalkaya yaptı. Mehmet Akyol’un yaşamının her safhasını devrimci mücadeleye adadığını belirten Çatalkaya işçi sınıfının örgütlü mücadelesine yol gösterdiğini kaydetti.

    SODAP temsilcisinden sonra sözü alan DİSK Dev Turizm-İş sendikası Marmara Bölge Şube Başkanı Turgay Özdemir  de, “Akyol hoca sendikamızın kuruluşuna büyük emek vermiştir, bizler de ondan aldığımız sendikacı çizgiyi sürdüreceğiz” diye belirtti.

    Anmada son sözü ise Akyol’un mücadele arkadaşı Mustafa Güler yaptı. Güler “Amansız bir hastalık yüzünden kaybettik. Ülkeyi zorunlu olarak terk ettiği zaman bile gittiği ülkede işçileri örgütledi. Kendi şahsi sorunlarını hiçbir zaman başkasına yansıtmazdı. Biz de çok sonra öğrendik hastalığını. Hastanede iken son demlerinde bizi yanına çağırdı. Bize ‘Bu iş tamam artık’ dedi ve göz göze geldik. Söyleyecek kelime bulamadım” diye ifade etti.

    Yapılan konuşmaların ardından anma sloganlar eşliğinde son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Özgür Gündem davalarında 5 gazeteciye toplam 9 yıl 9 ay hapis cezası

    Özgür Gündem davalarında 5 gazeteciye toplam 9 yıl 9 ay hapis cezası

    Gazeteciler Ayşe Düzkan, Hüseyin Aykol, Mehmet Ali Çelebi, Hüseyin Bektaş ve Ragıp Duran’ın yargılandığı Özgür Gündem Davası’nda beş gazeteciye toplam 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

    Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan gazetecilerden Ayşe Düzkan, Hüseyin Aykol, Mehmet Ali Çelebi, Hüseyin Bektaş ve Ragıp Duran’ın yargılandığı davada karar çıktı.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, gazeteci Hüseyin Aykol’a “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 3 yıl 9 ay, Hüseyin Bektaş, Mehmet Ali Çelebi, Ayşe Düzkan ve Ragıp Duran’a ise 1’er yıl 6’şar ay hapis cezası verildi.

    Beş gazeteciye toplamda 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

  • Özgür Gündem Davası’nda Kızılkaya ve Sancılı’ya tahliye: Kalemimi kıramayacaklar

    Özgür Gündem Davası’nda Kızılkaya ve Sancılı’ya tahliye: Kalemimi kıramayacaklar

    PİRHA- Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin yazar ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 2’si tutuklu 9 sanığın, “Devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozmak” ve “Terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla yargılandığı dava bugün görüldü. Davada mahkeme heyeti İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı’nın tahliyesine karar verdi, duruşma 6 Mart’a ertelendi. İnan Kızılkaya,  “Benim kalemimi kıramayacaklar. Ben vicdanlı bir gazeteciyim. Tahliyemi istiyorum” dedi.

    CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Hilmi Yarayıcı, HDP Milletvekili Erdal Ataş, Alman Konsolosluğu yetkilileri, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Cumartesi Anneleri, insan hakları savunucuları ve çok sayıda gazeteci destek için davayı takip etti.

    İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özgür Gündem ana davasının 5’inci duruşmasına tutuklu sanıklar Kemal Sancılı ve İnan Kızılkaya ile tutuksuz sanıklar Dilci Necmiye Alpay ve Av. Eren Keskin ile avukatları katıldı.

    “ISRARLA ÖRGÜTSEL BAĞ ARIYORSUZ”

    Duruşmada ilk olarak konuşan Avukat Özcan Kılıç, Eren Keskin’in yurt dışı yasağının kaldırılmasını istedi. Kılıç, AİHM’nin Özgür Gündem’in kapatılmasına ilişkin verdiği cezaları hatırlatarak, tahliye edilmemelerine ilişkin verilen ara kararları eleştirdi. Kılıç, “Bu dosyada aranan birilerinin olması bu kişilerin suçu değil. O kişiler kaçak değil. Israrla örgütsel bir bağ aranıyor. Müvekkillerin örgüt bağlantısı çıkacak diye beklemeyin, çıkmayacak. Kendileri de anlattı herhangi bir örgüt bağı yok” dedi. Gazetecilerin tutuksuz yargılanmalarına dair Anayasa Mahkemesi’nin kararı olduğunu belirten Özcan, dosyaya itiraz etti.

    “TUTUKLUK GEREKTİRECEK BİR DURUM YOK”

    Av.Kılıç, Kemal Sancılı’nın da haberlerden cezai sorumluluğu olmadığını söyleyerek Sancılı’nın gazetenin masraf durumuna ilişkin işlerle ilgili olduğunu söyledi. Av. Kılıç, “Basın Kanunu kapsamında sorumluluğu olmamasına rağmen savcılık tarafından ısrarla haberlerden sorumlu tutuluyor. Burada yayın politikasıyla ilgili bir dava var. Ekonomik işleyişi konu alan bir dava olmadığı için Kemal Sancılı yargılanmamalı” diye konuştu.

    Gazetenin gider durumunun araştırılmasını ve bu hususta bu dosyadan ayrılmasını talep ettiklerini ancak bu talebin “gereksiz bulunarak” reddedildiğini hatırlatan Özcan, “Mevcut davanın haberlerine ve yayın çizgisine dair olduğunu görüyoruz. Yargılanan bu. İnan bir yıldan fazladır tutuklu. Bu aşamada ikisinin de tutukluluğunu gerektiren bir durum yoktur. İkisinin de serbest bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Duruşmada söz alan Kemal Sancılı, “Avukatımın beyanlarına katılıyorum. Tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.

    “GAZETECİLER VİCDAN VE CÜZDAN ARASINDA KALIYOR”

    İnan Kızılkaya da avukatının beyanlarına katıldığını söyleyerek şunları söyledi: “Ben 441 gündür özgürlüğümden yoksunum ve tecrit altındayım. 16 Ağustos günü Özgür Gündem gazetesi yüzlerce polis tarafında basıldı. Polisler sanki düşman kalesini dağıttılar. Oysa bizi normal şekilde gözaltına alıp götürebilirdi, bizim elimizde top tüfek yoktu bize ‘biz size devletin gücünü göstereceğiz’ diyorlardı. Benim elimde kalemimden başka bir şey yoktu. Gazetemiz muhalif bir gazete o gün gerçekleşen şey gazetenin perspektifinin de doğrulandığı bir noktaydı. Ben Kürt’üm, hayatım boyunca hep devletin gücünü hissetim. Oysa demokratik devlette vatandaş devletin gücünü değil özgürlüğünü hisseder. Ben bir gazeteciyim” dedi. Gazetecilerin vicdan ve cüzdan arasında kaldığını ve bazılarının vicdanı tercih ettiğini bazılarının cüzdanı tercih ettiğini ve kalemlerinin kırıldığını söyleyen Kızılkaya, “Benim kalemimi kıramayacaklar. Ben vicdanlı bir gazeteciyim. Tahliyemi istiyorum” dedi.

    Daha sonra söz alan savcı esas hakkında mütalaa için dosyanın İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilmesini ve tutukluluğun devamını istedi.

    Mahkeme heyeti ise İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı’nın tahliyesine karar verdi.

    KIZILKAYA’YA 92 DAVA AÇILDI

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu Cumhuriyet Savcısı savcı Umut Tepe tarafından hazırlanan iddianamede yargılanan 9 gazeteci “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma”, “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” ve “örgüt propagandası” iddialarıyla suçlanıyor. İddianamede Özgür Gündem gazetesi ise “örgüt yayını” olarak nitelendiriliyor.

    Dava kapsamında 4 buçuk ay tutuklu kalan Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Kaya 29 Aralık 2016 tarihinde görülen ilk duruşmada tahliye edildi. 22 Haziran 2017 tarihinde görülen davanın dördüncü duruşmasında mahkeme heyeti, Kızılkaya ve Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek, Erdoğan ile Alpay’ın yurt dışı yasağını kaldırdı. Eren Keskin için de imza koşullu adli kontrol kararını kaldıran mahkeme heyeti, Anadolu Ajansı ve Turkuaz Dağıtım’a abonelik karşılığında ne kadar ücret ödendiğine dair talebi ise reddetti. Kararda, Özgür Gündem gazetesinin “PKK ile organik bağı”nın bulunup, bulunmadığının Emniyet Genel Müdürlüğü’ne sorulmasına, gazetede hakkında daha önce yürütülen adli soruşturmalar hakkında ve gazete hakkında kapatma kararları hakkında bilgi istenmesine karar verdi.

    Kızılkaya’ya, Özgür Gündem gazetesi yazı işleri müdürlüğü yaptığı için hakkında 92 dava açıldı. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Özgür Gündem Gazetesi Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği Kampanyası başladı. Bu kampanyaya katılan her isim için açılan dava aynı zamanda Kızılkaya içinde açıldı.