Etiket: özgür piroğlu

  • Av. Piroğlu: Avukat ordusu ile yola devam edeceğiz

    Av. Piroğlu: Avukat ordusu ile yola devam edeceğiz

    PİRHA–Sivas Katliamı davasının zaman aşımı gerekçesi ile düşürülmesi ardından dosya, bir üst mahkemeye taşınacak. Avukat Özgür Piroğlu, sonraki mahkeme süreci için “Avukat ordusu ile yola devam edeceğiz” diyerek “Hala ‘İnsanlığa karşı suç’ üzerinde duruluyor ancak kimse ‘Soykırım’ suçunu tartışmıyor. Soykırım suçlarında hedef inancın kendisidir. Bu katliamda Alevilik hedef alınmıştır zaten, bu soykırımdır” dedi.

    Sivas Katliamı’nın firari sanıkları olan Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş üzerinden yürütülen dava 14 Eylül’de görülen duruşma ardından zaman aşımına uğratıldı.

    Sivas Katliamı açısından ikinci kez verilen zaman aşımı kararı ardından hukukçuların sonraki adımlarının ne olacağını Avukat Özgür Piroğlu ile konuştuk.

    “ZAMAN AŞIMI, BEKLENİLEN BİR TUTUMDU”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından katliam dosyası dahilinde tutuklu olan sanık Hayrettin Gül’ün 6 Eylül’de affedilmesi toplumda büyük tepkiye sebep olmuştu. 2012 yılında ana davanın zaman aşımına uğratılması ve ardından ikinci davanın da düşürülmesiyle birlikte Alevi toplumunun hukuka olan güveni de sarsıldı.

    Davanın avukatlarından Özgür Piroğlu, “Sürecin bu noktaya geleceğini biliyorduk” diyerek sonrası için yapılacakları anlattı. Av. Piroğlu, şimdi Yargıtay sürecinin işleyeceğini belirterek şunları söyledi:

    “Bizler, Yargıtay’dan farklı bir sonuç beklemiyoruz. Ama yine de bu davayı Yargıtay’a da götüreceğiz. Yakın zamanda gerekçeli karar çıkacaktır. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nden gerekçeli karar geldikten sonra dilekçemizi hazırlayıp, dosyayı Yargıtay’a götüreceğiz. Yargıtay’dan da aynı sonucu bekliyoruz. Yargıtay’ın kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne gideceğiz. Anayasa Mahkemesi’nden olumsuz karar çıkması durumunda ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağız.”

    “KİMSE SOYKIRIM SUÇUNU TARTIŞMIYOR”

    Av. Özgür Piroğlu, katliam dosyası dahilinde asıl üzerinde durulması gereken hususun “Soykırım” başlığı olduğunun ise altını çizdi. Av. Piroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Hala ‘İnsanlığa karşı suç’ üzerinde duruluyor ancak kimse ‘Soykırım suçunu’ tartışmıyor. Soykırım suçlarında hedef inancın kendisidir. Bu katliamda Alevilik hedef alınmıştır zaten, bu soykırımdır. İkinci olarak, insanlığa karşı suçta diyelim ki iki insanı öldürdüler, bu öldürülenlere karşı zaten bir kin, nefret varsa eğer bir de Alevi olmaları da üstüne ekleniyor; bu ise insanlığa karşı suç olur. Ama inancın kendisini hedef almak, bütün inanç mensuplarını yok etmeye yönelik bir durum ise soykırım olur. Mesela Madımak Katliamını yapanlar başka mahallelere girebilseydi girerlerdi ama güçleri oraya kadar yetti. Orada savunmasız insanları yakmak onlara kolay geldi. Örneğin Alibaba Mahallesi’ne girebilselerdi eğer bir çatışma olacaktı, bir direnç ortaya çıkacaktı; onu göze alamadıkları için en kolay işi yaptılar. Öldürebilecekleri bütün Alevileri öldürmeye çalıştılar, bu bir soykırımdır. Eylemin şiddetine baktığınız zaman saatler boyunca Türkiye’nin gözü önünde bir katliam yapıldı. 15 bin saldırgan, insanları cayır cayır yaktı. Soykırım olması için bundan daha vahşi ne olabilir? Soykırım suçlarında örneğin ‘3 bin kişinin ölmesi lazım’ denilmiyor.”

    “ORTADA DEVLET YOK!”

    Hüseyin Karababa’nın avukatlığını yapan Özgür Piroğlu, Sivas Katliamı ana davasının 2012 yılından sonra neden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürülmediğini de sorguladı. Davanın netice almasının engellendiğini ifade eden Piroğlu, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bu işin içerisinde derin devletin olmadığını söyleyenler oldu. ‘Şeriatçıların, Cumhuriyete karşı ayaklanması’ olarak yorumlayanlar oldu. Bizler ise bunun bir Alevi soykırımı olduğunu söylüyor ve ‘bu işin içerisinde kontrgerilla var’ diyoruz. Abdullah Gül döneminde Devlet Denetleme Kurulu doğrudan cumhurbaşkanının talimatı ile bir rapor hazırlıyor ve ‘devletin ihmali var’ deniliyor. Hem katliamda hem de sonraki süreçte devletin ihmaline değiniliyor. Biz bu konuyu mahkemede de gündeme getirdik ancak şimdi ortada devlet yok. ‘Devlet nerede?’ diyoruz.

    Geçtiğimiz yıllarda firari 3 katilin vatandaşlıktan çıkarılması için talepte bulunmuştum. Bugün hiçbir şey olmasa bile talebim yerine gelseydi en azından bu üç katil vatandaşlıktan çıkarılmış olacaktı. Bir şey elde etmiş olacaktık. Ancak bir kesim, ‘vatandaşlıktan çıkartılırlarsa biz iade isteyemeyiz’ demişti. Halbuki alakası yok. Örneğin; Fethullah Gülen vatandaşlıktan çıkarıldı ama Türkiye halen iade istiyor. Bu konuya dair Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ‘vatandaşlıktan çıkarılanların iadesi istenir’ diye bir açıklama da yapmıştı. Çünkü suçun işlendiği yer Türkiye.

    “EN KARANLIK ADAM KARAMOLLAOĞLU”

    Eğer Karamollaoğlu sorumlu değil ise ondan hesap sorulmayacaksa o zaman dosyanın arkasını da bırakalım. Karamollaoğlu en karanlık adamlardan biri. Oradaki katillerin çoğu Karamollaoğlu’ndan daha ‘masumdur’. Karamollaoğlu onlardan daha fazla katildir. Siyasi bir proje kuruyorlar, helalleşiyorlar, Millet İttifakı’nı kuruyorlar, Karamollaoğlu’nu Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapıyorlar, Alevi toplumuna, sola ihanet ediyorlar. Ondan sonra çıkıp ‘Biz bu davanın takibini yapıyoruz’ diyorlar!”

    “SİVAS NEDEN BİR ALEVİ SOYKIRIMI DEĞİL?”

    Avukat Özgür Piroğlu, son duruşmada söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe’yi de işaret ederek “Öncelikle soykırım terimi üzerinde durulmalıydı” diye belirtti. Piroğlu, “Öncelikle derneğin, ‘soykırım’ demesi lazım. Barolar ya da başka kurumlar ‘insanlığa karşı suç’ olarak tanımlayabilirler ancak Alevi kurumunun doğrudan ‘soykırım’ demesi lazım. Örgütlere sormak gerek; Sivas neden bir Alevi soykırımı değil? Neden bu konuyu doğrudan tartışmayıp ‘insanlığa karşı suç’ deyip kestirip atılıyor?” diye sordu.

    “BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ İKİ HUSUS”

    Dosyanın uluslararası mahkemelere taşınması için geniş bir avukat grubunun destek olacağını da söyleyen Özgür Piroğlu, “Bir avukat ordusuyla hareket edeceğiz. Önümüzdeki günlerde bu durum kamuoyuna açıklanacak. Bu işin yürütücüsü, temsilcisi öyle bir iki kişi olmamalı. Hiç Alevi avukat yok mudur?” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLERİ

    Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO
    Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

  • Cemevlerine saldırı davası 27 Şubat’a ertelendi

    Cemevlerine saldırı davası 27 Şubat’a ertelendi

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna/Cemevine 30 Temmuz 2022’de Ahmet Ozan Karaca tarafından yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasının duruşması 27 Şubat’a ertelendi. Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına ve Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesine, avukatların reddi hakim taleplerinin reddedilmesine karar verdi.

    Ankara’da bulunan Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de saldırı yapılmış ve olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 3 kişiden 2’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca tutuklanmıştı. Ankara’da Sincan Cezaevinde kalan Karaca’ya akıl sağlığı yerinde olmadığına dair rapor verildi.

    Cumhuriyet Savcısı Rüstem Kocadağ’ın hazırladığı iddianamede saldırgan Ahmet Ozan Karaca, Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül’ün ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’, ‘ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme’, ve ‘inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme‘ suçlarından cezalandırılması talep edildi. Savcı, saldırgan Karaca’nın bu suçlamalara ek olarak ‘silahla basit yaralama’ suçundan da cezalandırılması, Gül ve Bardakçı’nın 11 yıl dört aya kadar, Karaca’nın ise 12 yıl 10 aya kadar hapsi istendi.

    Saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Duruşmaya Alevi kurum başkanları ve yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda demokratik kitle örgütü, TBB, Ankara Barosu, siyasi parti temsilcileri, HDP Milletvekilleri Kemal Bülbül, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ile TİP Milletvekili Ahmet Şık katıldı. Duruşma salonunun küçüklüğü nedeniyle salona herkes alınmadı. Avukatların duruşmanın büyük salonda yapılması talebi reddedildi.

    “BU SALDIRININ ARKASINDA KİMLER VAR ARAŞTIRILSIN”

    Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Sanık Ahmet Ozan Karaca salona getirilmedi. Sincan Cezaevi’nden Segbisle bağlandı. Tutuksuz yargılanan iki sanık ise duruşmaya katılmadı.

    İlk olarak saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi Avukatı Denizcan Aydın söz alarak, “Bu salonda duruşma yapılamaz demiştik. Siz ısrarla burada yaptınız. Yargılama şeffaf yapılmıyor. Bu davanın iddianamesinde saldırıya uğrayanlar yoktu ama siz kabul ettiniz. Sağlıklı bir yargılama yapılmasını istiyoruz. Bu saldırının arkasında kim ya da kimler var ciddiyetle araştırılmasını istiyoruz” dedi.

    Cemevleri avukatlarından Ebru Akkal ise, “Bu salon meselesi çözülmeli. Herkes bu yargılamayı izlemeli. Neden salon talebimiz kabul edilmedi? Duruşmaya gelmeyen sanıklar buraya getirilmeli ve soru sormalıyız. Mış gibi yargılama yapılmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Avukat Hüsniye Şimşek de, “Etkili yargılama yapılacaksa sanıklar buraya gelmelidir. Sorular sormalıyız. Bu salonda yargılama yapılamaz. Bu hak ihlalidir. Adil yargılama istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Duruşmaya katılan diğer avukatlar da söz alarak aynı talepleri dile getirdi ve devletin her inanca eşit davranması, adil yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatların konuşmalarının ardından sanık avukatları söz aldı. Avukatlar duruşmanın başka salonda yapılmasına katıldıklarını ve sanıkların istenmesi halinde salonda hazır bulunmasını sağlayacaklarını söylediler.
    Söz alan savcı, avukatlara hak vererek bir sonraki duruşmanın daha büyük bir salonda yapılmasına karar verilmesini istedi.

    AVUKATLARDAN REDDİ HAKİM TALEBİ

    Kararını açıklayan mahkeme başkanı, taleplerin değerlendirileceğini söyleyerek duruşmaya devam etmek istedi.
    Avukatlar ise bu duruma itiraz ederek, tutuklu sanığın serbest bırakılması yönünde karar verileceğine yönelik izlenim edindiklerini belirtiler. Koşullar sağlanmadığı için ve hakimin tarafsız olmadığına ilişkin kanaat getirdiklerini ifade eden avukatlar reddi hakim talebinde bulundu. Bu saldırının arkasında kimin olduğunun ortaya çıkarılması için etkin bir yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatların taleplerini dikkate almayan mahkeme başkanı duruşmaya devam ederek sanık Ahmet Ozan Karaca’nın ifadesine başladı. Sanık savunmasında, “Tutuksuz yargılama istiyorum. Beraat etmek istiyorum. Savunmamı daha sonra istenildiğinde yapacağım” dedi.

     Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın avukatı da söz alarak şunları kaydetti:

    “Yargılama daha sağlıklı bir ortamda yapılmalı. Tüm yetki size ait. Müvekkilim tutuklu. Yargıç önüne çıkarılmalıdır. Savunması alınmalıdır. Bu onun hakkı. Daha sonra alacağım demek hukuka aykırı. Bir rapor da var ortada. Rahatsız kendisi. Tutuklamayı gerektiren tüm düzenlemeler ortadan kalkmış durumdadır. Haliyle bu rapor nedeniyle bir an önce savunmasının alınması ve tahliye edilmesi gerekir. Ceza ehliyeti yoktur. Tedavi olmalı. Atfedilen suçlar bakımından da tutuklanma gerektirmiyor. Bir ceza alacaksa dahi yattığı süre yeterli zaten. Müvekkilimin kaçma şüphesi de yoktur. Savunması alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalıdır.”

    “SANIK BU SALDIRILARI BİLİNÇLİ VE PLANLI YAPMIŞTIR, TUTUKLU YARGILANMALI”

    DAD avukatları ise bu savunmaya karşı söz alarak, “Sanık bu eylemleri bilinçli ve planlı bir şekilde yapmıştır. Cezai ehliyeti gayet yerinde görünüyor. Olmasa bile bu suçu işlemiştir ve cezaevinde kalmalıdır. Bu kişi tahliye olursa yine bir saldırı yapmayacağının bir garantisi yoktur. Tutuklu yargılanmalı. Sanığın sabit bir adresi yok. Kaçma şüphesi de var” dedi.

    “SALDIRGAN ALEVİLERİ VE KÜRTLERİ HEDEF ALMIŞTIR”

    Ardından Avukat Özgür Piroğlu da söz alarak şunları dile getirdi:

    “Bu eylemler anayasayı ihlal suçunu oluşturuyor. Bu şahıs aynı gün kısa süre içinde cebir ve şiddet kullanarak saldırılar yapmıştır. Alevileri hedef almıştır. Bu eylemlerle anayasal düzeni hedef almıştır. Bu eylemleri nedeniyle anayasayı ihlal suçundan Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması gerekiyordu. Mahkemeniz bu dosyada görevsizlik kararı vermeli. Bu kişinin telefonunda tabanca fotoğrafı ortaya çıkmıştır. Kürt siyasetinden Ferhat Encü ve Hasip Kaplan hakkında araştırma yaptığı da ortaya çıktı. Savcılıkta ise bu kişilerle savaşmak istediğini söylemiştir. Aynı zamanda Kürtleri de hedef almıştır. Hedefinde hem Aleviler hem de Kürtler vardır. Bu saldırının arkasında karanlık güçlerin olduğunu biliyoruz. Asıl sorumlular ortaya çıkarılmalıdır. Saldırıların üstü kapatıldı. Bu sanık belki de Kaplan’a ya da Encü’ye suikast düzenleyecek. Sanık hakkında bu yönlü bir soruşturma da yok. Bir sonraki duruşmada Kaplan ve Encü de tanık olarak dinlenmeli. Ayrıca verilen rapor tıp fakültesinden ya da adlı tıptan alınmamıştır. Bu rapor şaibelidir. Bu rapora dayanarak tahliye edilmemelidir.”

    Avukat Hüsniye Şimşek de raporun bilimsel olmadığını belirterek, söz konusu raporun güvenilirliğinin olmadığını kaydetti. Tam teşekküllü bir hastaneden rapor alınması gerektiğini söyledi. Şimşek, aynı zamanda diğer sanıkların da tutuklanmaları yönünde görüş bildirdi.

    Avukatların konuşmalarının ardından davada mağdur olanlara söz verildi.

    Şahı Merdan Cemevi’nde sandalye ile yaralanan Hüseyin Kagir şikayetçi olmadığını söylerken, diğer saldırıya uğrayan mağdurlar ise şikayetçi olduklarını beyan etti. Mağdurlar sanığın akli dengesinin yerinde olmadığına inanmadıklarını kaydetti. Mağdurlar, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın bir vakıfta bulunan kişiye de bıçakla saldırdığının altını çizdi.

    Sanık avukatı tekrar söz alarak, “Müvekkilimin savunmasının alınması gerekir. Usule uygun bir yargılama yapılmıyor şu an. Savunma almamak hukuka aykırı. Eğer şimdi savunma almazsanız diğer duruşmalarda savunma yapamayacağız” dedi.

    Cemevlerine saldırı davasında verilen aranın ardından duruşmaya devam edildi.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 27 ŞUBAT’TA GÖRÜLECEK

    Mahkeme başkanı, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın savunmasının alınması talebini reddederek, Karaca’nın tutukluluk halinin devamına ve sanığın Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesine, avukatların reddi hakim talebinin reddine karar verdi.
    Bir sonraki duruşma 27 Şubat 2023 saat 10:00 tarihine ertelendi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Cemevlerine saldırı davasının ilk duruşmasında avukatlardan tepki

    Cemevlerine saldırı davasının ilk duruşmasında avukatlardan tepki

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna/Cemevine 30 Temmuz 2022’de Ahmet Ozan Karaca tarafından yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasının ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Avukatlar savunma yaparken, mağdurlar da sanığın akıl sağlığının yerinde olmadığına inanmadıklarını dile getirdiler. 

    Ankara’da bulunan Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de saldırı yapılmış ve olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 3 kişiden 2’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca tutuklanmıştı. Ankara’da Sincan Cezaevinde kalan Karaca’ya akıl sağlığı yerinde olmadığına dair rapor verildi.

    Saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Duruşmaya Alevi kurum başkanları ve yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda demokratik kitle örgütü, TBB, Ankara Barosu, siyasi parti temsilcileri, HDP Milletvekilleri Kemal Bülbül, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ile TİP Milletvekili Ahmet Şık katıldı. Duruşma salonunun küçüklüğü nedeniyle salona herkes alınmadı. Avukatların duruşmanın büyük salonda yapılması talebi reddedildi.

    AVUKATLAR: SANIKLAR GETİRİLSİN, MIŞ GİBİ YARGILAMA YAPILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ!

    Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Sanık Ahmet Ozan Karaca salona getirilmedi. Sincan Cezaevi’nden Segbisle bağlandı. Tutuksuz yargılanan iki sanık ise duruşmaya katılmadı.

    İlk olarak saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi Avukatı Denizcan Aydın söz alarak, “Bu salonda duruşma yapılamaz demiştik. Siz ısrarla burada yaptınız. Yargılama şeffaf yapılmıyor. Bu davanın iddianamesinde saldırıya uğrayanlar yoktu ama siz kabul ettiniz. Sağlıklı bir yargılama yapılmasını istiyoruz. Bu saldırının arkasında kim ya da kimler var ciddiyetle araştırılmasını istiyoruz” dedi.

    Cemevleri avukatlarından Ebru Akkal ise, “Bu salon meselesi çözülmeli. Herkes bu yargılamayı izlemeli. Neden salon talebimiz kabul edilmedi? Duruşmaya gelmeyen sanıklar buraya getirilmeli ve soru sormalıyız. Mış gibi yargılama yapılmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Avukat Hüsniye Şimşek de, “Etkili yargılama yapılacaksa sanıklar buraya gelmelidir. Sorular sormalıyız. Bu salonda yargılama yapılamaz. Bu hak ihlalidir. Adil yargılama istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Duruşmaya katılan diğer avukatlar da söz alarak aynı talepleri dile getirdi ve devletin her inanca eşit davranması, adil yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatların konuşmalarının ardından sanık avukatları söz aldı. Avukatlar duruşmanın başka salonda yapılmasına katıldıklarını ve sanıkların istenmesi halinde salonda hazır bulunmasını sağlayacaklarını söylediler.
    Söz alan savcılık avukatlara hak vererek bir sonraki duruşmanın daha büyük bir salonda yapılmasına karar verilmesini istedi.

    AVUKATLARDAN REDDİ HAKİM TALEBİ

    Kararını açıklayan mahkeme başkanı, taleplerin değerlendirileceğini söyleyerek duruşmaya devam etmek istedi.
    Avukatlar ise bu duruma itiraz ederek, tutuklu sanığın serbest bırakılması yönünde karar verileceğine yönelik izlenim edindiklerini belirtiler. Koşullar sağlanmadığı için ve hakimin tarafsız olmadığına ilişkin kanaat getirdiklerini ifade eden avukatlar reddi hakim talebinde bulundu. Bu saldırının arkasında kimin olduğunun ortaya çıkarılması için etkin bir yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatlar ile mahkeme başkanı arasında sık sık tartışma yaşandı.
    Avukatların taleplerini dikkate almayan mahkeme başkanı duruşmaya devam ederek sanık Ahmet Ozan Karaca’nın ifadesine başladı. Sanık savunmasında, “Tutuksuz yargılama istiyorum. Beraat etmek istiyorum. Savunmamı daha sonra istenildiğinde yapacağım” dedi.

     Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın avukatı da söz alarak şunları kaydetti:

    “Yargılama daha sağlıklı bir ortamda yapılmalı. Tüm yetki size ait. Müvekkilim tutuklu. Yargıç önüne çıkarılmalıdır. Savunması alınmalıdır. Bu onun hakkı. Daha sonra alacağım demek hukuka aykırı. Bir rapor da var ortada. Rahatsız kendisi. Tutuklamayı gerektiren tüm düzenlemeler ortadan kalkmış durumdadır. Haliyle bu rapor nedeniyle bir an önce savunmasının alınması ve tahliye edilmesi gerekir. Ceza ehliyeti yoktur. Tedavi olmalı. Atfedilen suçlar bakımından da tutuklanma gerektirmiyor. Bir ceza alacaksa dahi yattığı süre yeterli zaten. Müvekkilimin kaçma şüphesi de yoktur. Savunması alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalıdır.”

    DAD AVUKATLARI: SANIK BU SALDIRILARI BİLİNÇLİ VE PLANLI YAPMIŞTIR, TUTUKLU YARGILANMALI

    DAD avukatları ise bu savunmaya karşı söz alarak, “Sanık bu eylemleri bilinçli ve planlı bir şekilde yapmıştır. Cezai ehliyeti gayet yerinde görünüyor. Olmasa bile bu suçu işlemiştir ve cezaevinde kalmalıdır. Bu kişi tahliye olursa yine bir saldırı yapmayacağının bir garantisi yoktur. Tutuklu yargılanmalı. Sanığın sabit bir adresi yok. Kaçma şüphesi de var” dedi.

    Ardından Avukat Özgür Piroğlu da söz alarak şunları dile getirdi:

    “Bu eylemler anayasayı ihlal suçunu oluşturuyor. Bu şahıs aynı gün kısa süre içinde cebir ve şiddet kullanarak saldırılar yapmıştır. Alevileri hedef almıştır. Bu eylemlerle anayasal düzeni hedef almıştır. Bu eylemleri nedeniyle anayasayı ihlal suçundan Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması gerekiyordu. Mahkemeniz bu dosyada görevsizlik kararı vermeli. Bu kişinin telefonunda tabanca fotoğrafı ortaya çıkmıştır. Kürt siyasetinden Ferhat Encü ve Hasip Kaplan hakkında araştırma yaptığı da ortaya çıktı. Savcılıkta ise bu kişilerle savaşmak istediğini söylemiştir. Aynı zamanda Kürtleri de hedef almıştır. Hedefinde hem Aleviler hem de Kürtler vardır. Bu saldırının arkasında karanlık güçlerin olduğunu biliyoruz. Asıl sorumlular ortaya çıkarılmalıdır. Saldırıların üstü kapatıldı. Bu sanık belki de Kaplan’a ya da Encü’ye suikast düzenleyecek. Sanık hakkında bu yönlü bir soruşturma da yok. Bir sonraki duruşmada Kaplan ve Encü de tanık olarak dinlenmeli. Ayrıca verilen rapor tıp fakültesinden ya da adlı tıptan alınmamıştır. Bu rapor şaibelidir. Bu rapora dayanarak tahliye edilmemelidir.”

    Avukat Hüsniye Şimşek de raporun bilimsel olmadığını belirterek, söz konusu raporun güvenilirliğinin olmadığını kaydetti. Tam teşekküllü bir hastaneden rapor alınması gerektiğini söyledi. Şimşek, aynı zamanda diğer sanıkların da tutuklanmaları yönünde görüş bildirdi.

    Avukatların konuşmalarının ardından davada mağdur olanlara söz verildi.

    Mağdur Şahı Merdan Cemevi’nde sandalye ile yaralanan Hüseyin Kagir şikayetçi olmadığını söylerken, diğer saldırıya uğrayan mağdurlar ise şikayetçi olduklarını beyan etti. Mağdurlar sanığın akli dengesinin yerinde olmadığına inanmadıklarını kaydetti. Mağdurlar, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın bir vakıfta bulunan kişiye de bıçakla saldırdığının altını çizdi.

    Sanık avukatı tekrar söz alarak, “Müvekkilimin savunmasının alınması gerekir. Usule uygun bir yargılama yapılmıyor şu an. Savunma almamak hukuka aykırı. Eğer şimdi savunma almazsanız diğer duruşmalarda savunma yapamayacağız” dedi.

    Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sivas Katliamı duruşması ertelendi; dava Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınacak-VİDEO

    Sivas Katliamı duruşması ertelendi; dava Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınacak-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın 3 firari sanık üzerinden devam eden davasının 29’uncu duruşması Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, eksik evrakların istenmesine, dönemin başbakanı, emniyet müdürü, vali ve belediye başkanının dinlenmesi talebinin ve derneklerin davaya katılım talebinin reddine karar verdi. Bir sonraki duruşma 26 Ocak 2023 saat 14.00’e ertelendi.

    33 canın yaşamını yitirdiği Sivas Katliamı’nın 3 firari sanık üzerinden devam eden davasının 29’uncu duruşması Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Duruşmaya katliamda yakınlarını kaybeden aileler, DAD Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), İHD Ankara Şubesi, İstanbul Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği, HDP il örgütü temsilcileri, Hollanda Büyükelçiliği’den gözlemciler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Kimlik tespitlerinin yapılmasıyla başlanan duruşmada mahkeme başkanı, 3 firari sanık üzerinden ilerleyen dava dosyasının, sanıklar hakkındaki tutuklama amaçlı yakalama kararının devam ettiğini belirtti.

    KARABABA ‘SOYKIRIMI’ MAHKEMEDE TEKRARLADI

    Katliamda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, duruşmada söz alarak, “Madımak Katliamı politik bir cinayettir. Alevi katliamlarının hepsi politiktir. Madımak, Alevi soykırımın bir zincir halkasıdır. Açtığım Alevi soykırımı pankartı nedeniyle hakkımda soruşturma açıldı. Ben burada defalarca bunu dillendirdim. Tutanaklara geçti hepsi. Koçgiri, Sivas, Gazi, Maraş hepsini toplasak, Alevilere bir soykırım vardır. Soykırımı tekrarlıyorum. Bu tanımlama doğrudur. Alevi toplumu yerinden yurdundan edilmiştir. Kimliklerini saklayarak yaşamak zorunda kalmışlardır. Mal ve mülklerine el konulmuştur. Alevilerin bu ülkede can ve mal güvenliği yoktur. Soykırımların devamını önlemek için bu dava soykırım davası olarak yürütülmelidir. Önümüzdeki günlerde uluslararası mahkemeye taşıyacağız” dedi.

    AV. PİROĞLU: DEVLET DENETLEME KURULU’NUN RAPORU MAHKEMECE İSTENMELİ

    Avukat Özgür Piroğlu ise, “Bu katliamı önümüzdeki günlerde Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşıyacağız. Alevilere soykırım uygulanıyor. Devlet Denetleme Kurulu bu katliamdaki devletin kusurunu hazırladığı raporda ortaya koymuştur. Bu raporun tamamının mahkemece istenmesini istiyoruz. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, dönemin valisi ve belediye başkanının da dinlenmesini istiyoruz” diye konuştu.

    AV. ŞİMŞEK: SİYASİ SORUMLULAR AÇIĞA ÇIKARILMALIDIR

    Avukat Hüsniye Şimşek de, “Daha önceki taleplerimizi tekrarlıyoruz. Bu katliamın yargılaması ile ilgili adil bir yargılama istedik. Ancak yıllardır sonuçlandırılmadı. Bu katliamın arkasında kimler var bunlar araştırılmıyor. Mahkeme gereken soruşturmaları yürütmüyor. Taleplerimiz heyet tarafından hep reddediliyor. Etkin bir yargılama yapılsın istiyoruz. Siyasi sorumlular açığa çıkarılmalıdır” diye belirtti.

    AV. YILMAZ: DAVA ZAMAN AŞIMI TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA

    Avukat Ali Yılmaz, “Bu katliam insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Zaman aşımı sorunu var. Bu tür davalarda zaman aşımı olmamalı. Kırmızı bülten çıkarılması ile ilgili tüm belgelerin Adalet Bakanlığı’ndan istedik ama cevap bile verilmedi. Bakanlık hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    AV. SARIHAN: ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜN VE ADİL KARAR VERİN

    Avukat Şenal Sarıhan da, “3 kadın arkadaş yargılama yapıyor. Yaşları da çok genç. Bu katliam yaşandığında belki sizler hayatta bile değildiniz. Katliamın üzerinden 29 yıl geçti. Zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıyayız. Katliam sırasındaki eyleme 15 bin kişi katıldı. Ancak 170 kişi gözaltına alındı. Uzun yıllar geçti ve çok az kişiye dava açıldı. Şeriatçı bir grubun organize saldırısı yaşandı. Basit adli soruşturmalarla geçiştirilmeye çalışıldı. Aranan firari sanıklar kuş gibi uçup gitti yurt dışına. Bu insanlığa karşı işlenmiş suçtur. Zaman aşımına uğramasına izin verilmemeli. Bu olay insanlık dünyasının kalbinde onulmaz yaralar açtı. Bir toplumun onurunu ayağa kaldırılması için yargı devreye girer. Adalet Bakanlığı bu firari sanıkları bir türlü bulamadı. Kadın vicdanınıza sesleniyorum. Bu katliamın hesabını sorun. Etkin bir soruşturma yürütün ve adil bir karar verin” dedi.

    Ankara Barosu avukatlarından Doğan Erkan söz alarak, Ankara Barosu olarak davaya katılım talebinde bulundu.

    Katliam davasının avukatlarının savunmalarının ardından mahkeme heyeti, sanıklar Eren Ceylan, Murat Karataş ve Murat Sonkur hakkındaki tutuklama amaçlı yakalama kararının devamına, yakalanırlarsa yeni duruşma günü verilerek duruşma açılmasına, eksik evrakların istenmesine, dönemin başbakanı, emniyet müdürü, vali ve belediye başkanının dinlenmesi talebinin reddine, derneklerin davaya katılım talebinin reddine karar vererek,
    bir sonraki duruşmayı 26 Ocak 2023 saat 14.00’e erteledi.

    Duruşma sonrası Alevilerin ve avukatların adliye önünde yapmak istediği açıklamayı polis engelledi.

    Bu arada, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, adliye çıkışında yaptığı açıklamada “Yine bir hukuksuzlukla karşı karşıya kalınan Musa Anter davasına 72 millete aynı nazardan bakan bir inancın mensubu olarak katılacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Hüseyin Karababa ‘Alevi Soykırımı’ yazılı pankart sebebiyle ifadeye çağrıldı!

    Hüseyin Karababa ‘Alevi Soykırımı’ yazılı pankart sebebiyle ifadeye çağrıldı!

    PİRHA – Sivas Katliamı’nın 29. yıldönümünde “Alevi Soykırımı” yazılı pankart açan Hüseyin Karababa, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlaması ile Ankara Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde ifade verdi. Karababa ifadesinde “Böyle bir pankartı hazırladığım için onur ve gurur duyarım” derken, avukatı Özgür Piroğlu da “Bu soruşturma düşünce ve ifade hürriyetine saldırı niteliğindedir” ifadesini kullandı.

    Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’ya “Alevi Soykırımı” pankartı açması nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
    Hüseyin Karababa, 2 Temmuz 2022’de Sivas’ta yapılan anmada söz konusu pankart nedeniyle polis tarafından engellenmişti. Karababa, Avukatı Özgür Piroğlu ile birlikte bugün (16 Eylül) Ankara Güvenlik Şube’ye giderek ifade verdi.
    “PANKARTIMIN İADESİNİ İSTİYORUM”
    Hüseyin Karababa “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasını kabul etmediğini söyleyerek şu ifadeyi verdi:
    “2 Temmuz Madımak Katliamı’nda kız kardeşimi kaybettiğimden dolayı her yıldönümünde Sivas iline gider bu konuya dair bazı pankartlar açarım. Soruşturma dosyasına konu olayda da 2 Temmuz tarihinde Sivas iline gittim. Bilim Kültür Merkezi (Madımak) önünde beklerken polisler yanıma geldi. Kapalı vaziyette duran pankartı kontrol ettiler. Daha sonra bu pankarta el koyarak pankartı benden aldılar. Bu pankartı kendim hazırladım. Herhangi bir yere, kişiye hazırlatmadım. Pankart içeriğinde geçen ‘Alevi soykırımı ve Madımak Müze Vakfı’ ifadeleri suç teşkil etmemektedir. Böyle bir pankartı hazırladığım için onur ve gurur duyarım.
    Böyle bir pankartı Madımak Katliamı’nın soykırım olması nedeniyle hazırladım. 1945 Nunberg mahkemelerindeki soykırımın tanımı ile Madımak Katliamı birebir uyuştuğundan bu şekilde bir ifade kullandım.
    DAVADA DA 10 KEZ ‘ALEVİ SOYKIRIMI’ İFADESİNİ KULLANDIM” 
    Ayrıca Madımak Katliamı’nın Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davasında müşteki konumunda bulunmaktayım. Bu davada en az 10 kez ‘Alevi soykırımı’ ifadesini kullandım. Hepsi de mahkeme tutanaklarına geçti. İlgili mahkemeden bu tutanaklara ulaşılabilir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Pankartımın iade edilmesini istiyorum.”
    “BÖYLE BİR SORUŞTURMA DÜŞÜNCE HÜRRİYETİNE SALDIRI NİTELİĞİNDEDİR”
    Karababa’nın avukatı Özgür Piroğlu da ifade işleminde Sivas Katliamı’nın ‘Alevi soykırımı’ olduğunu belirterek bu söylemin suç olmadığını vurguladı. Av. Piroğlu, konuyu Uluslararası Ceza Mahkemesine de taşıyacaklarını belirterek şunları söyledi:
    “Ben de Sivas Katliamı’nın Alevi soykırımı olduğunu düşünüyorum. Sivas Madımak Katliamı Alevi soykırımı olduğu için önümüzdeki günlerde Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne bu konuda başvuru yapacağız. Sivas Madımak Katliamı’nı Alevi soykırımı olarak tanımlayan pankart sebebiyle müvekkilimin, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçunu işlediğini iddia etmek hiçbir hukuki gerekçeye dayanmamaktadır. Müvekkilim kimi kime karşı hangi eylem sebebiyle tahrik etmiştir? Böyle bir soruşturmanın yürütülüyor olması ve müvekkilimin şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınıyor olması düşünce ve ifade hürriyetine saldırı niteliğindedir.”
    PİRHA/ANKARA
  • Cemevindeki dilek ağacını yakan iki IŞİD’li tutuklandı; savcı terör suçu demedi

    Cemevindeki dilek ağacını yakan iki IŞİD’li tutuklandı; savcı terör suçu demedi

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti sonrası, Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Türbesi ve Cemevinin önünde bulunan dilek ağacının yakan iki saldırgan ‘Terör örgütü IŞİD üyeliği’ suçundan tutuklandı. Av. Özgür Piroğlu, “Tutuklamaya sevk maddeleri terör örgütü üyeliği ve ağaç yakmak. Ancak savcı anayasayı ihlal suçundan tutuklamaya sevk etmedi. Hep saldırganların kurtarılmasına yönelik manevralar bunlar” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen ay ziyaret ettiği Mamak ilçesindeki Hüseyin Gazi Cemevinin bahçesinde bulunan dilek ağacı yakılmıştı.

    Otomobille cemevine gelen 2 kişiden biri araçtan inip, bez bağlama bahanesiyle yanına yaklaştığı dilek ağacını ateşe vermişti. 2 kişi daha sonra aynı araçla kaçmıştı. Dilek ağacındaki yangın hortumla su tutularak söndürülmüştü.

    Dilek ağacının yakılmasına ilişkin saldırıyla ilgili gözaltına alınan Sedat Ö. (41) ve Haydar A. (28) isimli iki kişi ‘Terör örgütü IŞİD üyeliği’ suçundan tutuklandı.

    Bu arada, Haydar A. hakkında IŞİD üyeliği suçundan 6 yıl 3 ay mahkumiyet kararı verildiği, dosyanın halen istinaf aşamasında olduğu, Sedat Ö.’nün de Suriye’deki çatışma bölgelerine gidip, bir süre önce geri döndüğü belirlendi.

    SAVCI ‘TETRÖR SUÇU’ DEMEDİ

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Av. Özgür Piroğlu, saldırganların IŞİD terör örgütü mensubu oldukları gerekçesiyle tutuklandıklarını ancak savcının bu kişilerin saldırısına terör suçu demediğini belirtti.

    Piroğlu savcının tavrına tepki göstererek, “İki şahıs da IŞİD’li çıktı. Tutuklamaya sevk maddeleri terör örgütü üyeliği ve ağaç yakmak. Ancak savcı anayasayı ihlal suçundan tutuklamaya sevk etmedi. Hem diyorsun ki bu şahıslar terör örgütünün üyesi, hem de bu saldırı anayasal düzeni değiştirmeye yönelik değil diyorsun. Cebir ve şiddet var. Sonuçta yanıcı madde var. Hep saldırganların kurtarılmasına yönelik manevralar bunlar” dedi.

    “SÜLEYMAN SOYLU NEDEN AÇIKLAMA YAPMIYOR?”

    Av. Piroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu konuda bir açıklama yapmamasını da eleştirerek, “IŞİD’in Alevilere ilk saldırısı bu. Hepimiz saldırı tehdidi altındayız. Bir sonraki saldırının ne olacağı belli değil. Cemevlerine saldıranlar da IŞİD’li olabilirler” dedi.

    “SORUŞTURMAYI JANDARMA TERÖRLE MÜCADELE YÜRÜTTÜ”

    Piroğlu, bu saldırganların yakalama, gözaltı işlemini polis yerine jandarmanın yürüttüğünü, önce jandarma karakolu, sonra da Jandarma Terörle Mücadele ekiplerinin yürüttüğüne dikkat çekti.

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Cemevi bahçesindeki dilek ağacını yakan 2 saldırgan gözaltında

    Cemevi bahçesindeki dilek ağacını yakan 2 saldırgan gözaltında

    PİRHA – Hüseyin Gazi Türbesi/Cemevi bahçesindeki dilek ağacını yakan 2 saldırgan kaçış yolunda yakalandı. Gözaltına alınan saldırganlar, Ankara Jandarma Genel Müdürlüğü’nde tutuluyor. 

    Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Türbesi/Cemevi içerisindeki dilek ağacını 8 Eylül’de yakan iki şahsın kaçış esnasında yakalandığı öğrenildi. Hüseyin Gazi Vakfı Avukatı Özgür Piroğlu, zanlıların Ankara Jandarma Genel Müdürlüğü’nde gözaltında olduklarını aktardı.

    “SALDIRGANLAR TERÖR SUÇUYLA YARGILANMIYORLAR”

    Piroğlu, saldırganların ve Vakıf Başkanı Ali Ayyıldız’ın ifadelerinin alındığını belirterek, “Maalesef diğer cemevi saldırılarında gördük ki zanlılar, bizim dilediğimiz gibi terör suçu ile yargılanmıyorlar. Sıradan bir suç gibi ifadeleri alınıp yakın zamanda serbest kalabiliyorlar. Bu tür saldırıları yapmak için sokaktan azılı bulmak zor olmasa gerek. Çünkü onlar da 3-5 ay yatıp çıkacaklarını biliyorlar. Ama bizler Ankara’da yaşanan bu saldırıların arka planlarının aydınlatılması için ısrarcı olacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Av. Piroğlu, cezaevlerinde bağlama ve semah kursu açılması için başvurdu

    Av. Piroğlu, cezaevlerinde bağlama ve semah kursu açılması için başvurdu

    PİRHA – Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, cezaevlerinde bağlama ve semah kursu verilmesi için Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne dilekçe sundu. Av. Piroğlu, “Kamu binalarında, cezaevlerinde Kur’an kursları mevcut. Alevi yurttaşların da inancını yerine getirebilmeleri için imkanlar sağlanmalı” dedi.

    Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, cezaevlerinde bağlama ve semah kursu açılması için Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden talepte bulundu.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Piroğlu, hapishanelerde bağlama ve semah eğitimi verilmesi konusunda görüşmek üzere Adalet Bakanlığı’ndan da randevu talebinde bulunacağını belirtti.

    Av. Piroğlu, söz konusu talebe dair Alevi kurumları ile siyasetçilere de çağrıda bulunarak, “Bu temel talep için bütün sorumluluğu olan kişileri duyarlı olmaya, mevcut talebe destek vermeye davet ediyorum. Biz de kendi inancımızı öğrenmek ve yaşamak istiyoruz. Bundan daha güzel bir talep olamaz. Milletvekillerinin de bu konuda ilgi göstermesini umuyorum. Birçok kamu kurumunda, cezaevinde Kur’an kursları mevcut. En son Ankara’daki Adliye Sarayı’nda dahi Kur’an kursu açıldı. Cezaevlerinde de ibadet yapılabiliyor ancak Alevi yurttaşların ibadet yapabileceği, inançları konusunda eğitim alabilecekleri uygun ortamlar yok. Cezaevlerinde Kur’an kursları var. Neden bizim de taleplerimiz karşılanmasın ki?” dedi.

    “BAĞLAMA VE SEMAH KURSLARININ AÇILMASINI TALEP EDİYORUM”

    Av. Özgür Piroğlu, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne sunulan dilekçede şu ifadelere yer verdi:

    “Şu anda Türkiye’de Ceza İnfaz Kurumlarında tutuklu veya hükümlü olarak bulunan vatandaşlarımızın binlercesi Alevi inancına ve kültürüne sahiptir. Bağlama ve semah Alevi inancının ve kültürünün özüdür. Bağlama ve semah bütün insanlara sevgiyi götürmeye çalışır. Ceza İnfaz Kurumlarında tutuklu veya hükümlü olarak bulunan Alevi yurttaşlarımızın inançlarını ve kültürlerini en iyi şekilde öğrenme ve yaşama hakları vardır. Aleviler yıllardır eşit yurttaşlık mücadelesi vermektedirler ve Sünni vatandaşlarımızın sahip oldukları haklardan faydalanmak istemektedirler. Bütün Ceza infaz Kurumlarında, isteğe bağlı olarak, tutuklulara ve hükümlülere yönelik olarak bağlama ve semah kurslarının açılmasını talep ediyorum.”

    PİRHA / ANKARA

  • Av. Piroğlu, Sivas Katliamı davasına bakan heyetin değişmesi için yeniden başvuru yaptı!

    Av. Piroğlu, Sivas Katliamı davasına bakan heyetin değişmesi için yeniden başvuru yaptı!

    PİRHA – Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, Sivas Katliamı davasını yürüten heyete dair redd-i hakim talebinin kabul görmemesi üzerine yeniden itirazda bulundu. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuran Av. Piroğlu, “Bu katliamın arkasındaki siyasi güçlerin ortaya çıkarılması mahkemenizin heyeti tarafından engellenmektedir. Mahkemenizin bu kararına itiraz ediyorum ve mahkemenizin heyetinin davadan çekilmesini talep ediyorum” dedi. 

    Firari 3 sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yargılanması üzerinden devam eden Sivas Katliamı davasının 22 Haziran’daki duruşmasında Avukat Coşkun Özgür Piroğlu ile Müşteki Hüseyin Karababa, redd-i hakim talebinde bulunmuştu. Söz konusu talebe olumsuz karşılık veren mahkeme heyetine dair Avukat Piroğlu, “Karar hukuka aykırıdır” diyerek yeniden Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu.

    “TALEBİMİZ, HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLDİ”

    Avukat Coşkun Özgür Piroğlu’nun itiraz dilekçesinde, heyetin davadan çekilmesi talep edilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Mahkemenizin 22.06.2022 tarihindeki duruşmada vermiş olduğu mahkemenizin heyetinin dosyadan çekilmesi talebimizi reddeden kararı hukuka aykırıdır. Bu karara karşı itiraz yoluna başvuruyorum. Bizim talebimizin davayı uzatmaya yönelik olmadığını herkes çok iyi bilmektedir. Bizim bu talebimizi süresi içinde yaptığımız da çok iyi bilinmektedir. Mahkemeniz bu talebimizi hukuka aykırı şekilde kendisi değerlendirmiştir ve hukuka aykırı şekilde reddetmiştir. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun, dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in bile tanık olarak dinlenmesi taleplerimizi reddeden mahkemenizin heyetinin hukuka uygun bir yargılama yapmadığı aşikardır. Bu katliamın arkasındaki siyasi güçlerin ortaya çıkarılması mahkemenizin heyeti tarafından engellenmektedir. Mahkemenizin bu kararına itiraz ediyorum ve mahkemenizin heyetinin davadan çekilmesini talep ediyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı duruşmasında Çiller’in dinlenmesi talebi reddedildi-VİDEO

    Sivas Katliamı duruşmasında Çiller’in dinlenmesi talebi reddedildi-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı davasında dosyası ayrılan üç firari sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın 26. duruşmasına bugün Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada Av. Özgür Piroğlu’nun dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in tanık olarak dinlenmesi talebi mahkeme tarafından reddedildi. Duruşma 19 Ocak 2022 tarihine ertelendi. 

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal etkinlikleri sırasında Madımak Oteli’nin binlerce gerici tarafından yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yaşamını yitirmesinin üzerinden 29 yıl geçti.

    2012 yılında zaman aşımına uğratılan Sivas’ta Madımak Katliamı davasında dosyası ayrılan üç firari sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın duruşmasına bugün Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

    Duruşmaya mağdur yakınları, Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Ankara Şubeleri, Alevi Bektaşi Derneği, Ankara Dersimliler Derneği, Kızılırmak Federasyonu yöneticileri, Hollanda Büyükelçiliği’nden gözlemciler, HDP Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Filiz kerestecioğlu ve Ankara İl yöneticileri katıldı.

    Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa da duruşmaya müşteki sıfatıyla katılarak Sivas’ta bir Alevi soykırımı yapıldığını vurguladı. Karababa “Koçgiri’den başlamak üzere, Dersim, Çorum, Malatya, Maraş, Sivas ve Gazi periyodik olarak devlet tarafından Alevi soykırımı yapılmıştır” dedi.

    Karababa şunları ifade etti:

    “Almanya 3 firari teröristi teslim etmelidir. 29 yıldır bu dava sürüyor. Bu firarilerin adresleri bellidir. Mahkeme bunun üzerine gitmelidir, istemelidir. Bu dava üstün körü sürdürülüp kapatılmamalı.”

    Ardından mağdur avukatları söz alarak taleplerini dile getirdiler.

    “KATLİAMIN SORUMLULARI ÇİLLER VE KARAMOLLAOĞLU DİNLENMELİDİR”

    Avukat Özgür Piroğlu duruşmada dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in dinlenmesi talebinde bulundu. Piroğlu, Çiller döneminde iki tane Alevi soykırımı olduğunu, bunlardan birinin Sivas Katliamı diğerinin de Gazi Katliamı olduğunu belirtti. Ancak mahkeme Piroğlu’nun talebini reddetti. Piroğlu duruşmada şunları dile getirdi:

    “Bu bir Alevi soykırımıdır. Madımak soykırımının birinci faili dönemin başbakanı Tansu Çiller’dir. Ardından Gazi Mahallesi katliamı yaşanmıştır. Bu katliam döneminde de Tansu Çiller görevdeydi ve sorumludur. Tansu Çiller’in tanık olarak çağrılmasını ve dinlenmesini talep ediyorum. Temel Karamollaoğlu da bu katliamın sorumlularından biridir. Temel Karamollaoğlu’nun da tanık olarak dinlenmesi zorunludur. Mahkemeye çağrılmasını ve dinlenmesini istiyorum. Madımak soykırım davasını önümüzde ki günlerde uluslararası ceza mahkemesine taşıyacağız. Bunu da belirtmek istiyorum.”

    “SADECE YASALARA GÖRE DEĞİL VİCDANLA DA HAREKET EDİLMELİDİR”

    Söz alan Avukat Şenal Saruhan ise şunları ifade etti:

    “Bu dava bir açmazda. İlerleme kaydedilmiyor. Dışarıda çok sayıda yargılanması gereken kişi, kurumlar ve örgütler var. Firari 3 kişinin en azından getirilmesi ve yargılanmasını istiyoruz. Murat Sonkur’un iade yazısında, 2013 yılında Alman Federal kurumu alman vatandaşı olduğunu ve adil yargılanma yapılmayacağı gerekçesiyle iade edemeyeceğini bildirdi. Ayrıca bu kişinin istihbarat örgütü MİT’e çalıştığı söyleniyor. Adalet Bakanlığı’nın da dahil olduğu uluslararası anlaşmalara göre terörist eylemlere katılanların iade edilip yargılanmaları gerekiyor. Ama buna uyulmuyor. Yine Alman kurumları iade edilmemeleri için çeşitli gerekçeler sundular. Ancak bu bir katliam ve terör eylemi. Bu insanlığa karşı işlenmiş bir suç. Katledilenlerin hepsi Alevi de değil. Aydın, yazar, ilerici insanlar. O yüzden bu insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu kişiler firari. Zaman aşımına uğrasın diye bekliyorlar. İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olmamalı. Mahkeme bu gerçeği göz önüne alarak karar vermelidir. Sadece yasalara değil vicdanla da hareket edilmelidir. Sanıkların iadesi konusunda yeniden yazı yazılmalıdır. Yapılamıyorsa gıyabında haklarında mahkumiyet kararı verilmelidir.”

    “TÜRKİYE ALMAN HÜKÜMETLERİYLE USÜLLERE UYGUN YAZIŞMALAR YAPMADI”

    Ardından söz alan Avukatlar Öztürk Türkdoğan, Hüsniye Şimşek ve Ali Yılmaz ise önceki avukatların beyanlarına katıldıklarını belirterek; “Türkiye Alman Hükümetleriyle usüllere uygun yazışmalar yapmalıdır. Davayı net olarak anlatmalıdır. Dava doğru aksedilmemektedir. Bundan dolayı iadeler gerçekleştirilmiyor. Bu insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Zaman aşımına uğramamalıdır. Mahkeme bu konuda gerekenleri yerine getirmelidir. Devletin bütün kurumlarının mahkemenin taleplerini yanıtlamadığı da görülüyor. Mahkeme bunları hızlandırmalıdır, cevap alma konusunda baskıcı davranmalıdır. Temel Karamollaoğlu katliam günü oradaki kitleyi yönlendirdi. Bunların belgeleri mevcut. Mahkemeye gelip dinlenmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştular.

    MAHKEME MAĞDUR AVUKATLARIN TALEPLERİNİ YİNE REDDETTİ

    Mahkeme, firari sanıkların haklarında kırmızı bültenle arama çıkarılmış olduğunu iadeleri konusunda başka bir girişime gerek olmadığına karar verdi. Ayrıca katliamın sanıklarıyla ilgili MİT’e gerekli yazının yazıldığını, cevabının beklenilmesine ve tanık olarak dinlenilmesi istenilen Tansu Çiller ve Temel Karamollaoğlu’nun dinlenilmesi talebinin reddine karar verdi.

    Duruşma 19 Ocak 2022’ye saat 14:00’a ertelendi.

    “HESAPLAŞACAĞIZ, YÜZLEŞECEĞİZ”

    Duruşma sonrası Can TV mikrofonuna konuşan Av. Özgür Piroğlu, Tansu Çiller’in Sivas ve Gazi katliamlarından sorumlu olduğunu ve mahkeme dinlenmesi gerektiğini söyledi.

    Hüseyin Karababa ise, “Bir katliamın üzerini kapatmaya çalışıyorlar. Alevi soykırımı ifadesini kullandım. Maraş, Çorum, Gazi katliamlarını gördüğümüzde bir Alevi soykırımı var. Alevilerin başından geçen bu. Maraş’ta bir milletvekili çıkarılamıyor. Çünkü bizi göç ettirdiler. Hollanda’nın gözlemcisi duruşmaya katılıyor artık. Devlet bize soykırım yapıyor. Katliamlar yaparak soykırım oluşturuyor. Dönemin Valisi Ahmet Karabilgin konuşmak istiyor ama mahkeme konuşturmuyor. Hiç bir devlet yetkilisi yargılanmadı. Avukatım Çiller’i gündeme getirdi. Hesaplaşacağız. Yüzleşeceğiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sivas Katliamı duruşması ertelendi; ‘Karamollaoğlu dinlensin’ talebine ret!

    Sivas Katliamı duruşması ertelendi; ‘Karamollaoğlu dinlensin’ talebine ret!

    PİRHA- Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın 24. duruşmasına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. 3 firari sanık üzerinden ilerleyen duruşma 9 Haziran 2021’e ertelendi.

    Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan 3 firari sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın duruşmasına bugün Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

    Duruşmaya, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları, avukatlar, Hollanda Elçiliğinden temsilciler, CHP ve HDP’li milletvekilleri ile çok sayıda Alevi örgüt temsilcisi katıldı.

    Firari sanıklar; Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yurt dışında olması sebebiyle dosyanın seyrine devam edildi.

    HOLLANDA BÜYÜKELİÇİLİĞİ’NDEN GÖZLEMCİ

    Kimlik tespitlerinin ardından mağdur aileler adına konuşan Hüseyin Karababa, “Bugün yeni bir gün. Dava açısından da yeni bir durum. Hollanda Elçiliği’nden gözlemci olarak katıldılar. Bunun zabıtlara geçmesini talep ediyoruz. Hollanda’nın bu davaya avukat tayin etmesini talep ediyorum” dedi.

    “KARAMOLLAOĞLU ASIL SORUMLUDUR, DİNLENMELİ”

    Av. Coşkun Özgür Piroğlu ise şunlar söyledi:

    “Temel Karamollaoğlu bu katliamda asıl sorumludur. Katliamı gerçekleştirenlerin kimler olduğunu bilmektedir. Kendisinin dinlenmesini talep ediyoruz. Dava zaman aşımına doğru gidiyor. Sanıklar dinlenemediği için dava sürüyor. Bu yargılamada önümüzü kesen maddeler var. Bu şahıslar, bu davayı zamanaşımına uğratıyorlar.
    Doğu Perinçek ve Ahmet Nesin’in dinlenmesi konusunda kararlıyız. Talebimizi yineliyoruz.”

    10 EKİM BARIŞ VE DAYANIŞMA DERNEĞİ’NİN TALEBİNE RET

    Av. Mehtap Sakinci ise Sivas Katliamı ile 10 Ekim Gar Katliamı’nın insanlığa karşı suçlar açısından benzer olduğunu ifade ederek davaya taraf olarak katılmak istediklerini söyledi.
    Mehtap Sakinci, “10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, 28 yıldır devam eden, zamanaşımı konusunda kaygıların olduğu bir dava. Biz de derneğimizle bu davaya katılmayı talep ediyoruz” dedi.

    “ÜÇ SANIĞIN MAHKEME ÖNÜNE GETİRİLMESİ TALEBİMİZDİR”

    Av. Şenal Sarıhan ise şunları kaydetti:

    “Bu 3 sanığın bir an önce adreslerinin saptanarak mahkeme önüne getirilmesi talebimizdir. Türkiye ne yazık ki çok sayıda katliama tanıklık etti. Katliamların sonlanmamasının asıl nedeni sorumluların bulunamamış olmasıdır. Polis kaydına göre 15 bin kişi o gün Madımak önünde toplanmıştı ancak 200 kişi hakkında soruşturma yapıldı. Devletin görevi yurttaşı korumaktır. Koruyamamışsa sorumluların cezalandırılması gerekirdi. Ne yazık ki gerçek sorumlular bulunamadı. Eğer Sivas’ta gerici örgütler tespit edilseydi yeni saldırılar olmayacaktı.
    Bu insanların yakalanmamış olması yeni katliamlara yol açtı. Terör örgütleri ellerini kollarını sallayarak gezindiler. Buna engel olmak hukukun görevidir. Bir ülkede esenliği, özgürlüğü devlet güvence altına almalıdır.”

    Av. Şenal Sarıhan, Ankara Barosu tarafından sanıklar için atanan bir avukata dönük de eleştiri yaparak, “İnsanlığa karşı bir suçu Ankara Barosu hiçbir şekilde savunamaz. Meslektaşımız saygı duyarak bu görevlendirmeden çekilmesini dilerim. Elbetteki avukatın görevi savunmadır. Doğrunun savunmasıdır. Umuyoruz ki mahkeme insanlığa karşı suç işlendiği yönünde karar verir.” dedi

    Mahkeme başkanı ise “Avukatlık hem serbest, hem de kamu görevidir. Baro, sanıklar açısından usül gereği söz konusu avukatı atamıştır” ifadesini kullandı.

    KARAMOLLAOĞLU’NUN DİNLENMESİ TALEBİ KABUL EDİLMEDİ

    Mahkeme heyeti, delil eksikliği nedeniyle, Temel Karamollaoğlu’nun dinlenmesine yer olmadığı, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin ‘zarar görmemesi nedeniyle’ davaya taraf olmasının uygun görülmediğini belirtilerek, duruşmayı 9 Haziran 2021 tarihine erteledi.

    Mahkemenin belirttiği tarihin çok ileri olduğunu ifade eden avukatlar, daha yakın bir tarihe çekilmesi konusunda itiraz etti.

    Mahkeme başkanı, Avukat Coşkun özgür Piroğlu’ya yönelik, “Nasıl bir gelişme olacak ki?” diyerek karışlık verdi ve tarih konusundaki talepleri uygun görmedi.

    DAVA ZAMAN AŞIMINA NASIL UĞRAMAYACAK?

    Duruşma sonrası Av. Coşkun Özgür Piroğlu, PİRHA’ya verdiği bilgide şunları belirtti:

    “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307.maddesinin temyiz aşamasında sanık aleyhine yapılan bozmalardan sonraki yargılamalarda sanığın tekrar dinlenmeden karar verilemeyeceğine ilişkin kısmı 3 firari sanığın cezalandırılmaları için tekrar dinlenmeleri zorunluluğunu getiriyor. Sanıklar firari oldukları için bu dava zamanaşımına uğruyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307. maddesinin bu kısmı Anayasamızın 14. maddesine aykırıdır. Ankara 1.
    Ağır Ceza Mahkemesi’nin Anayasamızın 152.maddesine göre Ceza Muhakemesi Kanunu’nun bu kısmının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmasını talep ettik. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun bu kısmı iptal olursa firari sanıklar beklenmeden cezalandırılacaklar ve dava zamanaşımına uğramayacak.”

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Üç firari sanığın yargılandığı Sivas Katliamı davası 20 Ocak’a ertelendi-VİDEO

    Üç firari sanığın yargılandığı Sivas Katliamı davası 20 Ocak’a ertelendi-VİDEO

    PİRHA- Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı davasında dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın duruşmasına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Mahkeme, sanıklar hakkında yakalama kararının devamına, 2 sanığın Hollanda’dan istenmesine, Doğu Perinçek ve Ahmet Nesin’in dinlenmesine yer olmadığına karar vererek, duruşmayı 20 Ocak’a erteledi.

    Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan 3 firari sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın duruşmasına bugün Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

    Adliyenin en küçük salonunda görülen duruşmayı, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin aileleri, avukatlar, CHP’li ve HDP’li milletvekilleri, PİRHA ve Yol TV muhabirleri izledi.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Sivas Katliamı davasına hiçbir vekaletname olmaksızın avukat olarak katılan  Nusret Senem’in davadan acz edilmesini talep etti.

    AVUKAT PİROĞLU: ALMANYA TERÖRİST SANIKLARI KORUMAKTADIR!

    Avukat Özgür Piroğlu ise aranan 3 firari sanığın terör suçlusu olduğunu ancak İçişleri Bakanlığı tarafından terörist olarak aranmadığını belirterek, “Emperyalist Almanya’ devleti terörist sanıkları  korumaktadır” dedi. Piroğlu, Hollanda devletinin ise vatandaşı olan Carina Cuanna’ya sahip çıkmadığını hatırlattı.

    Hollanda devletinin vatandaşına sahip çakması için Büyük elçiliğe dilekçe vermek istediklerini ancak içeri dahi alınmadıklarını belirten Av. Piroğlu, Hollanda’nın bu davaya müdahil olması için söylediklerinin tutanağa geçirilmesini istedi. Piroğlu, Hollanda’nın bu davaya müdahil olması durumunda Almanya’nın da bu teröristleri korumaktan vazgeçebileceğini, teröristlerin Hollanda’ya iadesinin mümkün olacağını kaydetti. Av. Piroğlu konuşmasının devamında ayrıca Avukat Özgür Piroğlu, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve daha önce  gazetelerde Sivas katliam davası ile ilgili bir takım açıklamalarda bulunan Yazar Ahmet Nesin’in duruşmada şahit olarak dinlenmesini de talep etti.

    MAHKEME, HOLLANDA BÜYÜKELÇİLİĞİ’NE YAZI YAZILMASI TALEBİNİ KABUL ETMEDİ

    Mahkeme heyeti, Sivas’ta katledilen Carina Cuanna için Avukat Özdür Piroğlu’nun Hollanda Büyükelçiliği’ne yazı yazılması talebini kabul etmedi.. Mahkeme sanıklar  hakkında  yakalama kararı ile birlikte Uluslararası Kırmızı bültende  bulunduğundan ayrıca, diğer firari sanık Eren Ceylan’ın da Hollanda’da açık adresi mevcut olmadığından iadesi yönünde Hollanda adli makamlarına talimat yazılmasına yer olmadığına,

    AVUKAT SARIHAN: SANIKLARIN YENİDEN İADELERİ İSTENMELİ

    Avukat Şenal Sarıhan ise 2017 yılı bilgilerine dayanarak ve davanın geçmişinin de gözönünden bulundurularak firari sanıkların Almanya’dan yeniden istenmesi noktasında girişimin yapılmasını istedi. Sarıhan, mahkemenin iade talebi ile ilgili yazdığı yazıların ve kanıt ve belgelerinin, sanıkların yaşadığı Bavyera eyaletine değil de Almanya Dışişleri başkanlığına gönderiliyor” diye sordu.

    AVUKAT SARIHAN: PERİNÇEK VE NESİN DİNLENMESİN

    Avukat Şenal Sarıhan, “Almanya’da katillere ağır ceza hükmü uygulanmaktadır. Sanıkları, Türkiye’de ağır cezayı gerekçe göstererek iade etmemesi doğru değildir. Yeniden iade işlemleri için belge ve kanıtların Almanya Dışişleri Bakanlığı’na değil Bavyera eyaletine gönderilmesini talep etti. Sarıhan, “Bu dava iade talebinde düğümlendi. Gerçekten iade talebinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı noktasında sorunlar var. Yeniden bu girişimler noktasında usulüne uygun talep olup olmadığının araştırılıp yeniden iadesi istenmeli” dedi.

    Sarıhan ayrı, Perinçek ve Nesin’in mahkemede dinlenmesinin davaya zarar vereceğini öne sürerek, her ikisininin de dinlenmemesi gerektiğini söyledi.

    DOĞU PERİNÇEK VE AHMET NESİN DİNLENMEYECEK

    Mahkeme heyeti, sanıklar hakkında yakalama kararının devamına, 2 sanığın Hollanda’dan istenmesine, Doğu Perinçek ve Ahmet Nesin’in dinlenmesine yer olmadığına karar vererek, duruşmayı 20 Ocak 2021 tarihine erteledi. Duruşma 20 Ocak’ta saat 14.00’te görülecek.

    “AVUKAT PİROĞLU’NDAN SARIHAN’A TEPKİ: CİDDİ SIKINTILAR YAŞIYORUZ

    PİRHA’ya duruşmada olup bitenleri değerlendiren Avukat Özgür Piroğlu, duruşmadaki tutumundan dolayı Avukat Şenal Sarıhan’ı eleştirdi.

    Piroğlu, “Biz Ahmet Nesin’in iddialarının açıklığa kavuşması için hem Ahmet Nesin’in hem Doğu Perinçek’in dinlenmesini talep ettik. Şenal Saruhan, Perinçek’in ve Nesin’in dinlenmesinin davamıza, mücadelemize zarar vereceğini söyledi ve dinlenmemesi yönünde talepte bulundu. Şenal Sarıhan ile bu hukuki mücadeleyi yürütme konusunda çok ciddi problem yaşıyoruz. Sarıhan ile geçmişte de problem yaşamıştım. Ben bu üç firari sanığın vatandaşlıktan çıkarılmasını istemiştim. O zaman da Şenal Hanım benim bu talebime karşı çıkmıştı. Katılanlar vekilleri Ali Yılmaz, Hasan Cem Yılmaz, Kazım Genç benim vatandaşlıktan çıkarılması talebimin reddedilmesi gerektiğini söylemişlerdi. Çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ ANKARA

  • Almanya’nın Sivas sanığını iade etmemesine karşı parlamenterler ve Aleviler göreve çağrıldı

    Almanya’nın Sivas sanığını iade etmemesine karşı parlamenterler ve Aleviler göreve çağrıldı

    PİRHA- Almanya, Sivas Madımak Katliamı’nın firari sanıklarından Murat Sonkur’un iade talebini reddetti. Almanya’nın bu kararına tepki gösteren Sivas Katliamı davası avukatı Özgür Piroğlu, Almanya’daki Alevi örgütlerini ve Alman parlamenterleri göreve çağırdı. 

    Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı davasının üç firari sanığından Murat Sonkur’un Almanya’dan iadesi edilmesi talebine olumsuz yanıt geldi. Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 23 Temmuz 2020’de gönderdiği notada, Sonkur’un iadesinin onaylanmasının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmesi ihtimali bulunması nedeniyle mümkün olmadığını savundu. Söz konusu yanıt, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla mahkeme dosyasına girdi.

    AVUKAT ÖZGÜR PİROĞLU’NDAN ALMAN DEVLETİNE TEPKİ

    Almanya’nın bu kararına katliamda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu tepki gösterdi.

    PİRHA’ya konuşan Piroğlu, Almanya’dan gelen yazının mahkemeye yeni geldiğini belirterek, “Almanya’nın baştan beri bu katilleri koruduğunu her zaman söylüyoruz” dedi.

    İçişleri Bakanlığının terör listesine bu üç kişinin eklenmesi taleplerine hala bir yanıt gelmediğini belirten Av. Piroğlu, Adalet Bakanlığı’nın yazısında Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmanın terör suçu olduğunu, bunun da önemli olduğunu ifade etti.

    ALMANYA’DAKİ ALEVİ ÖRGÜTLERİ VE PARLAMENTERLER GÖREVE ÇAĞRILDI

    Türkiye’de idam cezası olmadığını ve Almanya’nın bu tavrının anlaşılmaz olduğunun altını çizen Piroğlu, Alman parlamenterlerini, Sosyalist, sosyal demokrat milletvekillerini, Almanya’daki Alevi milletvekillerini göreve çağırdı. Bu konuda hassasiyet göstermeleri gerektiğini belirten Piroğlu, konuyu Almanya’nın parlamentosuna taşımaları gerekiyor” dedi.

    Almanya’daki Alevi örgütlerini de göreve çağıran Piroğlu, Alevilerin Alman devletini sıkıştırmaları gerekiyor bu konuda” diye konuştu.

    PİRHA/ İSTANBUL 

  • Sivas Katliamı davasının duruşmasına yarın devam edilecek

    Sivas Katliamı davasının duruşmasına yarın devam edilecek

    PİRHA- Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı davasında dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın duruşmasına yarın (9 Eylül Çarşamba) Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın duruşmasına 9 Eylül’de saat 14.00’te Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    3 firari sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yargılandığı davada, katliamda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, 8 Haziran’da Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in ve onu suçlayan Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin’in dinlenmesi talebinde bulunmuştu.

    Ahmet Nesin, Artı Gerçek’te 3 Temmuz 2019’da yayınlanan yazısında bazı tanıklıklarını paylaşarak Sivas Katliamı’nın fitilini ateşleyen Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri’nin babası tarafından değil Doğu Perinçek’in ekibi tarafından Aydınlık Gazetesi’nde yayımlandığını söylemişti. Nesin, “Aziz Nesin TGRT’ye Aydınlık Gazetesi’nde yayınlanan Şeytan Ayetleri’ni kendisinin yayınlamadığı ve haberi olmadığını söylediğinde Perinçek yeni bir kınama yazısıyla katliam planını büyük olasılıkla aynı anda kaleme alıyordu” demişti.

    DOĞU PERİNÇEK’İN DİNLENMESİ TALEBİ REDDEDİLMİŞTİ

    Avukat Piroğlu, Ahmet Nesin’in söz konusu yazıyı ve sosyal medya paylaşımlarını sunduğu başvuruda, “Doğu Perinçek’in Sivas Katliamı’nın sorumlularından biri olduğu konusunda müvekkilim Hüseyin Karababa’nın şüpheleri vardır. Bu konu aydınlatılmalıdır. Doğu Perinçek’in Sivas Katliamı’nın sorumluları arasında olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Doğu Perinçek şu anda Vatan Partisi’nin Genel Başkanıdır. Bu konuda Ahmet Nesin ve Doğu Perinçek’in ifadesi alınmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

    Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in dinlenmesi talebini, ‘soruşturmaya yer olmadığına’ karar vererek reddetti.

    “AHMET NESİN’İN KONUŞMASI GEREKİR”

    Bu konuda artık Ahmet Nesin’in konuşması gerektiğini söyleyen Av. Piroğlu, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Ahmet Nesin’in de Fransa’dan gelmesi lazım. ‘Burada ben konuşacağım’ demesi gerekiyor. 9 Eylül’de duruşmamız var. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde. Mutlaka Ahmet Nesin’in o duruşmaya katılması gerekiyor” diye konuşmuştu.

    DAD GENEL MERKEZİ: MADIMAK DAVASININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi de, Sivas Katliamı davasının sahiplenilmesi çağrısında bulunarak şunları kaydetti:

    “Katliamın, can almanın zaman aşımı olmaz, affı olmaz. Koçgiri’den Gazi’ye tüm Alevi katliamlarında gerçek katiller ortaya çıkmadı, devlet katliamları ile yüzleşmedi.
    Biz Demokratik Alevi Dernekleri olarak Madımak Davası’nın hukuki olarak, inançsal olarak ve vicdani olarak takipçisi olacağız. Bu dava hepimizin. Birlikte vicdan, adalet, hukuk mücadelesine sahip çıkalım. Mazlum çaresiz, mekan rızasız, zaman sahipsiz değildir.”

    PİRHA/ ANKARA
  • Sivas Valisi hakkında suç duyurusu: ‘Katliamla ilgili açıklamalarında teröristlere destek verdi’

    Sivas Valisi hakkında suç duyurusu: ‘Katliamla ilgili açıklamalarında teröristlere destek verdi’

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda öldürülen Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, Sivas Valisi Salih Ayhan hakkında, katliama “Sivas olayları” demesi ve katledilenler için de ‘vefat edenler’ diye bahsetmesi üzerine Sivas Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Av. Piroğlu, Vali Ayhan’ın söz konusu açıklamalarıyla teröristlere destek verdiğini kaydetti. 

    Sivas Valisi Salih Ayhan’ın Sivas Katliamı’nın 27. yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, katliamdan “Sivas olayları” diye bahsetmesine tepki gösterildi.

    Sivas Katliamı’nda öldürülen Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, Sivas Valisi Salih Ayhan hakkında, katliama “Sivas olayları” demesi üzerine Sivas Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    VALİ, KATLİAMA ‘OLAYLAR’, KATLEDİLENLERE ‘VEFAT EDENLER’ DEDİ

    Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, savcılığa verdiği suç duyurusu dilekçesinde Vali Salih Aydın’ın cezalandırılmasını isteyerek gerekçesini şöyle açıkladı:

    “Müvekkilim Hüseyin Karababa, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Katliamı’nda öldürülen Gülsün Karababa’nın abisidir. Sivas Katliamı Cumhuriyet tarihimizin en büyük terör katliamlarından biridir. 3 gün sonra bu katliamın 27. yıl anması Sivas’ta yapılacaktır. Sivas Valisi Salih Ayhan 27. yıl anma programıyla ilgili olarak 24.06.2020 tarihinde ve 26.06.2020 tarihinde bazı açıklamalar yapmıştır. Bu açıklamalarında Sivas Valisi Salih Ayhan Sivas Katliamı’nı ‘Sivas Olayları’ olarak değerlendirmiştir ve Sivas Katliamı’nda öldürülenlerden vefat edenler diye bahsetmiştir.

    “VALİ SALİH AYHAN’IN CEZALANDIRILMASINI TALEP EDİYORUM”

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Valisi olan Ahmet Karabilgin o dönemde yapılan etkinliğin ev sahibiydi ve  Sivas Kültür Merkezi’ndeki programda konuşmacıydı. O dönem Sivas Valiliği’nin ev sahibi olduğu bu etkinlik katliamla sonuçlandı. Cumhuriyet tarihimizin en büyük terör katliamlarından biri olan Sivas Katliamı’ndan ‘Sivas Olayları’ diye bahsetmek ve bu katliamda katledilen insanların öldürüldüklerini bile söylemekten imtina ederek bu insanlardan vefat edenler diye bahsetmek, terör katliamının katliam olduğunu reddetmek anlamına gelir. Bir terör katliamına katliam demeden ‘olaylar’ demek o katliamı masumlaştırmaya ve meşrulaştırmaya çalışmaktır. Sivas Valisi Salih Ayhan bu açıklamalarıyla Sivas Katliamı’nı gerçekleştiren teröristlere destek vermiştir. Sivas Valisi Salih Ayhan hakkında suç duyurusunda bulunuyorum ve Salih Ayhan’ın cezalandırılmasını talep ediyorum. Arz ederim.”

    PİRHA/ANKARA