Etiket: Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi

  • Adli yıl gazetecileri yargılayarak başlıyor!

    Adli yıl gazetecileri yargılayarak başlıyor!

    PİRHA- Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaası davası Eylül ayında Çağlayan Adliyesi’nde 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Eylül ayının ilki Türkiye tarihine en kalabalık gazeteci yargılaması olarak geçen ve kamuoyunda “KCK Basın Davası” olarak bilinen dava. 20 Aralık 2011 tarihinde Dicle Haber Ajansı, Özgür Gündem, Azadiya Welat, Demokratik Modernite ve Fırat Dağıtım gibi Kürt gazetecilerine yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan 46 gazetecinin yargılandığı davanın 15’inci duruşması 7 Eylül’de Çağlayan’da bulunan İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    20 Aralık 2011 tarihinde Kürt gazetecilerine yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan 46 gazeteciden 32’si 24 Aralık’ta tutuklanmıştı. 36 tutuklunun 17’si iki yıl süren yargılama boyunca tahliye edilirken, geriye kalan tutuklular ancak Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldıktan sonra tahliye edildi.

    ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ DAVASI 12 EYLÜL’DE

    Eylül ayının ikinci davası ise 12 Eylül’de İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan Özgürlükçü Demokrasi gazetesi davası. Özgürlükçü Demokrasi gazetesine 29 Mart’ta kayyum atanmasıyla birlikte aynı gün çalışanlarına dönük gözaltı operasyonu başlatılmış ve gözaltına alınan 14 çalışanından 6’sı tutuklanmıştı.

    Davada gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar ve Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul’un da aralarında bulunduğu 14 gazeteci, “Örgüte üye olmak”, “Propagandası yapmak” ve “Örgüt yayınlarını basmak ve yayınlamak” iddialarıyla suçlanıyor.

    GÜN MATBAACILIK’IN DAVASI İSE 18 EYLÜL’DE

    Eylül ayının bir diğer davası ise Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’ni bastığı için kayyum atanan ve çalışanlarına operasyon yapılan Gün Matbaacılık’ın davası. 18 Eylül’de ilk duruşması görülecek davada matbaa sahibi Kasım Zengin’in de aralarında bulunduğu 21 kişi tutuklu yargılanıyor.

    Matbaa hakkında hazırlanan iddianamede kayyum atanmasının gerekçesi olarak, matbaanın bastığı 110 kadar yayın için toplatma kararı verilmesi ve gazete, kitap ve dergilerin yazar, genel yayın yönetmenleri ve eser sahipleri hakkında devam eden davalar gösterildi.

    Bir diğer gerekçe ise Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin TSK’nin Afrin’e operasyonunu eleştirel bir şekilde manşetine taşıması ve bu gazete nüshalarının Gün Matbaacılık tarafından basımının yapılması oldu. İddianamede, matbaada basılan “Zimanê Kurdi” isimli Kürtçe dilbilgisi kitabı için de “sözde Kürtçe dil bilgisi” ifadelerine yer verilerek suçlama konusu yapıldı. (HABER MERKEZİ)

  • Özgür basın çalışanları, yarın tutuklamalara karşı eylem yapacak

    Özgür basın çalışanları, yarın tutuklamalara karşı eylem yapacak

    PİRHA – Özgür Basın Platformu, basına yönelik artan baskılara karşı yarın saat 12.00’de Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması yapacak. 

    OHAL koşullarında muhalif basın kuruluşlarına yönelik artan baskılar devam ediyor. Son olarak Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’ne kayyum atanması ve çalışanlarının tutuklanmasının ardından Etkin Haber Ajansı çalışanları gözaltına alınıp tutuklandı.

    Özgür basın çalışanları, tutuklamalara dikkat çekmek amacıyla yarın saat 12.30’de Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması yapacak. Özgür basın çalışanları hazırladıkları görsellerle sosyal medyada eyleme katılım çağrısı yaptı. Çağrıda şu ifadeler yer aldı:

    “Özgür basın geleneğine ve çalışanlarına yönelik giderek artan gözaltı, tutuklama ve etkisizleştirme furyasına karşı henüz tutuklanmamış gazeteciler olarak ses çıkarıyoruz. Gazetecilik suç değildir! Tutuklu arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!” (HABER MERKEZİ)

  • Özgürlükçü Demokrasi’den dört gazeteci daha tutuklandı

    Özgürlükçü Demokrasi’den dört gazeteci daha tutuklandı

    Kayyum atanan Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin çalışanlarına yönelik operasyonda gözaltına alınan gazetecilerden Mehmet Ali Çelebi, Reyhan Hacıoğlu, Hicran Urun ve Pınar Tarlak da tutuklandı.

    Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve gazetenin basıldığı Gün Matbaacılık’a kayyum atanmasından sonra başlatılan soruşturma kapsamında 4 Nisan’da gözaltına alınan gazetenin 7 editör ve çalışanı Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

    Gazetecilerin ifadelerini almayan savcı, gazetenin editörleri Mehmet Ali Çelebi, Reyhan Hacıoğlu ve Hicran Urun ile çalışanları Pınar Tarlak ve Ramazan Sola’yı tutuklama talebiyle 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti.

    Savcı, gazetenin çalışanı Nedim Demirkıran ve eski çalışanı Mehmet Beyazit’in ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını talep etti.

    Mahkemeye çıkarılan isimlerden Mehmet Ali Çelebi, Reyhan Hacıoğlu, Hicran Urun ve Pınar Tarlak tutuklanırken, diğer üç isim adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (HABER MERKEZİ)

     

  • RSF’den gazetecilerin tutuklanmasına tepki

    RSF’den gazetecilerin tutuklanmasına tepki

    Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Almanya Başkanı Mihr, kayyım uygulamalarına ve Özgürlükçü Demokrasi çalışanlarının tutuklanmasına tepki gösterdi.

    Türkiye’ye gözaltına alınan Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaacılık çalışanlarının derhal serbest bırakılması çağrısı yapan 17 uluslararası basın kuruluşu arasında bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve Article 19, matbaa çalışanları ve gazetecilerin jet hızıyla tutuklanmasına tepki gösterdi.

    Mezopotamya Ajansına (MA) konuşan RSF Almanya Başkanı Christian Mihr ve Article 19 Avrupa Program Koordinatörü Georgia Nash, basın üzerindeki baskılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Doğan Medya Grubunun satışı ve hemen ardından Özgürlükçü Demokrasi’ye kayyım atanarak çalışanlarının gözaltına alınıp tutuklanmasına tepki gösteren RSF Almanya Başkanı Christian Mihr, “Doğan Medya Grubunun satışı Türkiye’de medya çoğulculuğunun kesin olarak sona erdiği anlamına geliyor. Çünkü bu satış sonrası tüm ana akım medya organları ya doğrudan hükumet tarafından ya da dolaylı olarak Erdoğan-dostu iş adamaları tarafından kontrol ediliyor hale geldi. Özgürlükçü Demokrasi’ye el konulması ise ayrı bir yerde duruyor. Türkiye’de Kürt medyasına yönelik olarak süregelen baskılarda yeni bir zirveye işaret ediyor” dedi.

    “ELEŞTİREL HABERCİLİĞE DAİR SON ADACIK DA SUSTURULUYOR”

    Hükümetin neden böyle bir yol ve yöntem izlemiş olabileceğine dair konuşan Mihr, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbe girişimini “tarihi bir fırsat” olarak gördüğünü belirterek, “Hükümet de aynen buna uygun davrandı. Şu sıra Türkiye’de yargılanan gazetecilerin çoğunluğunun darbenin kendisini bir tarafa bırakın Gülen hareketi ile bir ilgisi yok, ancak hâlâ ‘terörle’ savaş kisvesi altında yargılanıyorlar. Bu, Kürt medyasının ve bazı başka örneklerin durumunda özellikle aşikar ve bu darbe girişiminden çok daha önce başlamıştı. Açıkça anlaşılıyor ki Türk hükümeti eleştirel haberciliğe dair kalan son adacıkları bile susturmayı hedefliyor” diye belirtti.

    “GAZETECİLER DAYANIŞMA İÇİNDE OLDUĞUMUZU BİLSİNLER”

    Türkiye’deki gazetecilerin her şeye rağmen mesleklerine devam etmesinin önemine vurgu yapan Mihr son olarak, “Karşı karşıya oldukları tüm baskılara ve risklere rağmen Türkiye’de birçok gazetecinin hâlâ basın özgürlüğü için nasıl bir kararlılık ve onurla mücadeleye devam ettiğini görmek inanılmaz derecede etkileyici. Bütün bu meslektaşlarımız çabalarının unutulmadığını ve Avrupa’da birçok medya çalışanı ile başka insanların Türkiye’de neler olduğunu yakından takip ettiğini ve gazetecilerle dayanışma içinde olduğunu bilsinler” diye konuştu.

    “ENDİŞE VERİCİ”

    Türkiye’de son dönem basın özgürlüğünden söz edilemeyecek gelişmelere tanıklık ettiklerini söyleyen Article 19 Avrupa Program Koordinatörü Georgia Nash ise, bunun tek sesli bir medya yaratmak amaçlı olduğunu belirtti. Özgürlükçü Demokrasi gazetesine kayyım atanarak çalışanlarının gözaltına alınmasını endişe verici olarak gözlemlediklerini dile getiren Nash, “Türkiye’de artık daha az sayıda bağımsız gazeteden söz edilebilir. Bu da toplumun bilgilendirilmesinin önüne geçiyor” diyerek tepki gösterdi.

    “ELİMİZDEN NE GELİYORSA YAPMAYA HAZIRIZ”

    Basın ihlalleri açısından Türkiye’nin kendileri için önemli bir odak noktası olduğunu söyleyen Nash, “Çünkü Türkiye politik rol oynuyor ve orada kötü şeyler yaşanıyor. Bu yüzdendir ki AB, Avrupa Parlamentosu ve İnsan Hakları Mahkemesinin görüşleri alınarak BM İnsan Hakları Konseyine sunulması gerekir. Bilinen ve daha az bilinen davaların bu siyasi kurumların gündeminde kalmasını ve yargılanmalarını sağlamak için basın örgütleri olarak da elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız” dedi. (MA)

  • TV10 çalışanları 79. eylemini yaptı: Aleviler üzerindeki sistematik baskı son bulsun-VİDEO

    TV10 çalışanları 79. eylemini yaptı: Aleviler üzerindeki sistematik baskı son bulsun-VİDEO

    PİRHA – KHK ile hukuksuz bir şekilde kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanları başlatıkları eylemin 79. haftasında Taksim Galatasaray Lisesi önünde biraraya  geldi. Burada bir konuşma yapan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Bir ülkede basında ifade özgürlüğü yoksa orada demokrasiden, insan haklarından bahsedilemez” dedi.

    OHAL’in ardın çıkarılan KHK ile kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanları başlattıkları eylemin 79. haftasında Taksim Galatasaray Lisesi önünde biraraya geldiler. “Alevilerin Sesi TV10 Susturulamaz” pankartı açılarak “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

    KHK ile kapatılan TV10’nun geri alınması için başlatılan eylemin 79. haftasında olduğunu söyleyen Kişin, “Haftalardır bu meydanda Alevilerin Sesi TV10’nun kapatılmasını protesto ediyoruz. Basın üzerindeki baskıların son bulması, demokratik, çoğulcu her rengin kendisini ifade edebileceği bir ortamın oluşması için eylemlerimizi sürdürdük” dedi.

    “Bir ülkede basında ifade özgürlüğü yoksa orada demokrasiden, insan haklarından bahsedilemez” diyen Kişin, “Geçen haftalarda Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa’ya yapılan baskıyı dile getirdik. Bu baskınlarda 27 kişi gözaltına alınarak doğrudan mahkemeye sevk edildikten sonra 22’sinin tutuklanarak cezaevine gönderildiğini” söyledi.

    “GAZETECİLERİN EVLERİNE BASKINLAR YAPILIYOR”

    Türkiye’de cezaevindeki gazeteci sayısının 172 kişiye yükseldiğini söyleyen Kişin, geride bıraktığımız haftada gazete çalışanlarının evlerine baskın yapılarak gözaltına alındığını ve bunların da muhtemelen tutuklanacağını söyledi.

    Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin bir geleneği temsil ettiğini vurgulayan Kişin, “Bir geleneği sürdüren bu gazetelerin binaları bombalandı, gazeteciler failli meçhul cinayetlerle katledildi. Bu gazetelerin bombalanmasının tek nedeni ise bölgede Kürt halkına yönelik saldırıları, failli meçhul cinayetleri, köy boşaltmaları ve hukuksuzlukları dile getirmesidir” diye konuştu.

    “GAZETECİLER DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE HAK ETTİKLERİ YERİ ALACAK”

    9o’lı yıllardaki baskıların özgür basın geleneğinin sürdürülmesine engel olamadığının altını çizen Kişin, “Bugünün koşulları da geride kalır, bu gazeteciler yine Türkiye basın tarihinde, demokrasi mücadelesinde hak ettikleri yeri alarak gerçeklerin açığa çıkmasında rol oynayacaklardır” ifadelerini kullandı.

    ” TV10 ALEVİLERİN SORUNLARINI DİLE GETİRİYORDU”

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in üç ay önce gözaltına alınıp tutuklandıklarını ve hala bir iddianame olmadığını söyleyen Kişin, tutuklanan arkadaşlarının, Alevilerin sorunlarını dile getiren gazeteciler olduğunu söyledi.

    Kişin, Tv10 Çukurova temsilcisi Diren Keser’in de aynı gerekçelerle 2, 5 yıl ceza aldığını söyleyerek, biran önce arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi.

    “ALEVİLER ÜSTÜNDE SİSTEMATİK BİR BASKI VAR”

    Geçtiğimiz haftada 16 PSAKD Erzincan üyesinin tutuklandığını hatırlatan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, Aleviler üzerinde sistematik bir baskının her geçen gün kendisini gösterdiğini söyledi.

    TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak Alevileri asimile etmek için yapılan çalışma ve politikalara değinerek şunları ifade etti:

    “Ankara’da Alevilerin devşirme dedelerini bir araya getirip Alevilere karşı asimilasyon çarkını derinleştirmeye çalışan toplantıları biliyoruz. Bugünlerde piyasaya sürülen bu kişilerin Alevilikle hiçbir ilgisi yok. Çünkü Aleviler Sünnileşemiyorlarsa bari Şiileşsinler adı altında çıkarılan kitapçıkları ve erkannameleri biliyoruz. Alevi toplumu bunlara karşı  duyarlılık içindeler ve görüyorlar.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

  • Basın örgütleri: Sessiz kalırsak hepimiz yavaş yavaş yanarız – VİDEO

    Basın örgütleri: Sessiz kalırsak hepimiz yavaş yavaş yanarız – VİDEO

    PİRHA – Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa çalışanlarının tutuklanmasına tepki göstermek için İHD İstanbul Şubesi’nde bir araya gelenler, insanların baskılara karşı “Dokunan yanar” gerekçesiyle tepki göstermediğini ifade ederek, “Ama dokunmazsak aslında hepimiz yavaş yavaş yanarız” dedi. 

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa çalışanlarının tutuklanmasına karşı basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya, Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan, DİSK Basın İş Sendikası Üyesi Ali Ergin Demirhan, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş ve çok sayıda basın çalışanı destek verdi.

    “BASININ ÖZGÜRLÜĞÜ HERKESİN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR”

    Basın açıklamasında ilk olarak Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan konuştu. Boltan, Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa’nın kapatıldığını ve bununda alışılagelmiş bir durum haline geldiğini söyledi. Devlet basını olmayan ve devletin yanında yer almayan basın kurumların sıraya konulduğunu ifade eden Boltan, “Peyder pey gazeteler basılarak kapatılıyor ve çalışanlar gözaltına alınıp cezalandırılıp cezaevine konuluyor. Bunların amaçları bellidir” dedi.

    “Türkiye’de basın alanında devlet herhangi bir çalışma kabul etmiyor” diyen Boltan, Matbaanın tarihsel ehemmiyetinin önemli olduğunu belirtti.

    Osmanlı döneminde açılan matbaanın Osmanlı imparatorluğu tarafından kapatıldığına dikkat çeken Boltan, “Aslında matbaayı kapatan zihniyet sonraki zamanda matbaanın açılmasına engel olamadı. Fakat matbaayı kapatan zihniyetin sahibi Osmanlı imparatorluğu kapandı” dedi.

    Bu günün iktidarının Osmanlı zihniyetiyle matbaayı kapatarak kendisini iktidar yapacağını hesapladığını belirten Hakkı Boltan, o dönemlerde yapılmayanın bu dönemlerde mümkün olmayacağını söyledi.

    Boltan, “Basın özgürlüğü çerçevesinde faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu konuda gelebilecek her türlü saldırının karşısında olacağımızı ifade ediyoruz. Basın her zaman özgür olmalı” dedi.

    Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan, çağrıda bulunarak, “Eğer Türkiye’yi seviyorlarsa  ve bunun için savaş ve mücadele yürüttüklerini söylüyorlarsa öncelikle basını özgürleştirerek bunu yapmalılar. Basının özgürlüğü herkesin özgürlüğüdür” ifadelerini kullandı.

    “66 GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ”

    Boltan’dan sonra Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş konuştu. Durmuş, 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nü hatırlatarak, “1909 yılında Hasan Tahsin Bey’in öldürülmesinin üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçti. Bu arada 66 gazeteci öldürüldü, failli meçhul cinayetlere kurban gittiler. Öldürülen gazetecilere bakınca bir çoğunu haber peşinde koşarken, bazılarını rahatsız ettikleri için öldürüldüler” dedi.

    100 yıl aradan sonra Türkiye’de iktidarın basına bakışında çok şeyin değişmediğini söyleyen Durmuş, bugün gazetecilerin öldürülmediğini ama gözaltına alınıp, tutuklandığını hatta müebbetle cezalandırılmaya çalışıldığını söyledi.

    HABER YAPMAYA DEVAM…

    Bütün yapılan baskılara rağmen özgür basın çalışanlarının haberi halka ulaştırmak için çabaladıklarını söyleyen Durmuş, Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi Çalışanları’ndan kimsenin olmadığını çünkü hepsinin gözaltında olduğunu söyledi.

    Gökhan Durmuş, son olarak dayanışma içinde olduklarını belirterek, TGS olarak yanlarında olacağız. Bir ülkede basın özgürse demokrasi vardır. O yüzden demokrasi içinde halkın haber alma hakkı içinde özgür basın olarak haber yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    “BASINA YÖNELİK DARBE 2015’DE BAŞLADI”

    Son olarak söz alan DİSK/Basın-İş’ten Ali Ergin Demirhan, 25 Temmuz 2015 itibariyle basına yönelik bir darbe sürecinin başladığını belirterek, “O zamandan bu zamana kapatılan yayınlar, İnternet yasakları, tutuklu gazeteciler sayısında dünya rekortmeni olmamız,  televizyonlarını gazetelerin kapatılması ve bugün geldiğimiz son operasyonda gazete basmanın, kitap basmanın suç ilan edilmesi noktasına geldik” dedi.

    Gün Matbaa’sında 20 kişinin tutuklandığını söyleyen Demirhan, Kendilerine yöneltilen suçlamanın kendilerine iş olarak gelen kitabı basması olarak gösterildi.

    Özgür basın ve Kürt basını üzerinden tüm basına verilen bir tehdit olduğunu kaydeden Demirhan, “Kürt basınını döverek bütün basını terbiye etmeye çalışıyorlar. Kadri Bağdu’nun öldürülmesi üzerinden birkaç yıl geçti. Cinayetten tutuklamaya her şey var. Tutuklanan arkadaşlarımız savcının yüzünü bile görmeden, ifadelerinin bile alınmasına ihtiyaç alınmadan doğrudan tutuklanmaya sevk edildiler. Alınan bir siyasi karar, bir mahkeme yargılama süreci yok. Bu bütün halka basın özgürlüğüne bir saldırıdır” dedi.

    “HAKİKATİ KAPATAMAZSINIZ”

    İnsanların baskılara karşı “Dokunan yanar” gerekçesiyle tepki göstermediğini ifade eden Demirhan, “Ama dokunmazsak aslında hepimiz yavaş yavaş yanarız” dedi. Matbaa ve gazete çalışanlarının yanında olduklarını vurgulayan Demirhan, “Şirketleri matbaaları kapatabilirsiniz markaları yasaklayabilirsiniz ama bu geleneği durduramazsınız. Hakikati bununla kapatamazsınız.”

    (HABER MERKEZİ)