Etiket: özsavunma

  • ADFE’den muhalif medyaya Suriye tepkisi: Toplumumuz kurumlarına ve Alevi medyasına güvenmelidir

    ADFE’den muhalif medyaya Suriye tepkisi: Toplumumuz kurumlarına ve Alevi medyasına güvenmelidir

    PİRHA- Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Suriye’de Alevilere soykırım uygulandığını belirterek, bazı muhalif medya organlarının gerçeği yansıtmayan ‘dezenformasyon’ haberlerine tepki gösterdi. ADFE, “Alevi halkının, inançlarına ve yaşam biçimlerine yönelik sistematik saldırılar karşısında korunmak ve kendi kimliğini savunmak için başvurabileceği her türlü meşru savunma biçimi, aynı zamanda tüm insan hakları çerçevesinde meşrudur. Toplumumuzun bir parçası olan her birey, doğruyu öğrenmek ve yanlış bilgilere karşı durmak için Alevi kurumlarına ve Alevi medyasına güvenmelidir” açıklamasında bulundu.

    Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta Alevilerin hedef alındığı saldırıların son iki günde tırmanışa geçti. Çoğunluğu sivil olmak üzere 300’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ve yüzlercesinin de HTŞ tarafından bilinmeyen merkezlerde alıkonulduğu belirtiliyor.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), konuya ilişkin ‘Suriye’de Aleviler Katlediliyor’ başlığıyla yayımlanan açıklamada Alevilerin inançlarından kaynaklı soykırıma tabi tutulduğunu belirtti. Bazı muhalif medya organlarının Alevilere yönelik katliam saldırı haberlerini ‘Esad yanlıları’ şeklinde servis etmesini ‘dezenformasyon’ olduğunu dile getiren Türkiye Alevi Federasyonu, “Bizler, Türkiye Alevi Federasyonu olarak, hem bu katliamın hem de buna ilişkin yürütülen manipülasyonların ve yanıltıcı haberlerin karşısında duruyor, halkımızı bu konuda daha dikkatli ve duyarlı olmaya çağırıyoruz” dedi.

    MUHALİF MEDYA ORGANLARINA ‘DEZENFORMASYON’ TEPKİSİ

    Yaşanılanın bir soykırım olduğunu vurgulayan Türkiye Alevi Federasyonu, “Suriye’de, Alevi köylerinde yaşanan olaylar, sadece bir çatışma değil, bir soykırımdır. Alevi halkı, ne yazık ki, sadece inançları ve kimlikleri nedeniyle hedef alınmış, masum insanlar hayatını kaybetmiştir. Ancak, bu insanlık dramı, bazı medya organları tarafından çarpıtılmakta, Aleviler bir şekilde Esad yanlısı, rejim destekçisi olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu tür suçlamalar, yalnızca gerçeği saptırmakla kalmaz, aynı zamanda Alevi halkının acısını daha da derinleştiren bir manipülasyona dönüşmektedir. Son günlerde, Suriye’de gerçekleşen ve Alevi toplumunu hedef alan vahşi katliamla ilgili olarak, çeşitli medya organlarında ve özellikle bazı muhalif medya organlarında yapılan açıklamalar, gerçeği saptırmaya yönelik dezenformasyon içerikleri taşımaktadır. Bizler, Türkiye Alevi Federasyonu olarak, hem bu katliamın hem de buna ilişkin yürütülen manipülasyonların ve yanıltıcı haberlerin karşısında duruyor, halkımızı bu konuda daha dikkatli ve duyarlı olmaya çağırıyoruz” dedi.

    “ALEVİLERİN KENDİNİ SAVUNMASI MEŞRU BİR HAKTIR”

    Alevi halkının kendisine karşı yönelen baskılar karşısında öz savunma geliştirmesinin sadece doğal bir hak, aynı zamanda bir zorunluluk olduğunu ifade eden Türkiye Alevi Federasyonu, “Alevi halkı, her zaman barışı, kardeşliği ve insan haklarını savunmuş, hiçbir zaman bir baskı aracı olarak kullanılmaya izin vermemiştir. Aleviler, tarih boyunca her türlü zulme, baskıya ve ayrımcılığa karşı mücadele etmiştir. Bu, Suriye’deki savaşın da bir parçasıydı. Alevi toplumunun her zaman barışçıl, hoşgörülü ve insan haklarına saygılı bir duruş sergileyen bir kimliği olduğunu hatırlatıyoruz. Bu kimlik, herhangi bir savaş veya çatışma ortamında da aynen geçerlidir. Bu noktada, Alevi halkının kendisine karşı yönelen baskılar karşısında öz savunma geliştirmesi, sadece doğal bir hak, aynı zamanda bir zorunluluktur. Alevi halkının, inançlarına ve yaşam biçimlerine yönelik sistematik saldırılar karşısında korunmak ve kendi kimliğini savunmak için başvurabileceği her türlü meşru savunma biçimi, aynı zamanda tüm insan hakları çerçevesinde meşrudur. Alevi halkının tarihsel olarak maruz kaldığı baskılar ve saldırılar, bizlere bu tür öz savunmanın ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Bu hak, inancımızın, kimliğimizin ve varlığımızın korunması için gerekli ve kaçınılmaz bir adımdır” diye belirtti.

    “TOPLUMUMUZ ALEVİ KURUMLARINA VE ALEVİ MEDYASINA GÜVENMELİDİR”

    Türkiye Alevi Federasyonu‘nun açıklamasının devamında şunlar kaydedildi:

    Bu nedenle, Alevi halkını Esad yanlısı göstermek, hem gerçekle bağdaşmaz hem de halkımıza karşı büyük bir haksızlıktır. Gerçek şu ki, Alevi halkı, her türlü baskıyı ve zulmü, devletler arası çatışmalar ve iktidar kavgaları üzerinden bir kenara koyarak, sadece kendi inançları ve kimlikleriyle var olma mücadelesi vermektedir. Bizi başka bir kimlikle tanımlamaya çalışan her türlü dezenformasyon, sadece halkımızın acısını büyütmekte ve daha büyük bir kaosa yol açmaktadır.

    Federasyon olarak, değerli halkımıza sesleniyoruz: Her türlü yanlış bilgiye karşı dikkatli olalım. Gerçeklerin peşinden gitmek, sadece Alevi kurumları ve Alevi medyasından alınan bilgilerle mümkündür. Bugün, Alevi halkının sesi ve yüzü, yalnızca kendi kurumsal yapıları ve kendi medyasıdır. Alevi kurumları, bizlerin haklarını savunmak ve doğruyu halka duyurmak için yıllardır var gücüyle çalışmaktadır.

    Toplumumuzun bir parçası olan her birey, doğruyu öğrenmek ve yanlış bilgilere karşı durmak için Alevi kurumlarına ve Alevi medyasına güvenmelidir. Bizi asıl bizden başkası doğru temsil edemez. Bu süreçte, sağduyulu olmalı, toplumu yanıltan haberlere karşı duyarlı kalmalıyız. Bizler, Alevi halkı olarak, barışın, eşitliğin ve adaletin savunucusuyuz. Suriye’deki katliamı ve tüm zulmü lanetliyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize saygıyla anıyoruz. Halkımızı, hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bırakmayacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Sistematik şiddet gören kadın öz savunmada bulundu

    Sistematik şiddet gören kadın öz savunmada bulundu

    Ayşe K. kendisine sistematik şiddet uygulayan evli olduğu erkeği karşı öz savunma uygulayarak öldürdü.

    Denizli’nin Güney ilçesinde Ayşe K., kendisine sistematik şiddete uygulayan evli olduğu erkek Murat K.’yi öz savunma hakkını kullanarak öldürdü.

    Ayşe K., jandarma tarafından gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özsavunmada bulunan kadın için 24 yıl hapis istendi

    Özsavunmada bulunan kadın için 24 yıl hapis istendi

    Kendisine şiddet uygulayan evli olduğu Ahmet Akgün’ü özsavunmada bulunarak öldüren Mevlüde Akgün’ün yargılandığı davada savcı, 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası verilmesini istedi. 
    Ankara’nın Mamak ilçesinde, kendisine ve çocuğuna sistematik şiddet uyguladığı için evli olduğu Ahmet Akgün’ü 14 Ocak 2021 tarihinde özsavunmasını kullanarak öldüren 76 yaşındaki Mevlüde Akgün’ün “eşi kasten öldürme” suçlamasıyla yargılandığı davanın 7’nci duruşması Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, Akgün, avukatları ve yakınları katıldı.
    MÜTALAA AÇIKLANDI 
    Kimlik tespitinin ardından dosyaya giren evrakların okunmasıyla başlayan duruşmada, iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Ağırlaştırılmış müebbet ile cezalandırılması istenen mütalaada, Akgün’ün bu eylemi “haksız tahrik” altında işlediğine dikkat çekildi. Bu kapsamda Akgün’ün 18 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve tutukluluk halinin devamı talep edildi.
    Mahkeme heyeti ise, son savunmaların alınması için bir sonraki duruşmayı 20 Ekim’e erteledi.
    NE OLMUŞTU 
    Ankara’nın Mamak ilçesinde yaşayan 76 yaşındaki Mevlüde Akgün, 14 Ocak 2021 tarihinde kendisine sistematik şiddet uygulayan eşi Ahmet Akgün’ü, özsavunmasını kullanarak öldürdü. Hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Akgün, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. “Eşi kasten öldürme” suçundan hazırlanan iddianamenin Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesiyle Akgün, “eşi kasten öldürme” suçundan yargılanmaya başlandı.

     

    (HABER MERKEZİ) 

  • Sistematik cinsel tacize karşı özsavunmasını kullanan Azra Erdağ tahliye oldu

    Sistematik cinsel tacize karşı özsavunmasını kullanan Azra Erdağ tahliye oldu

    Arpaçay’da, kendisini 3 yıl boyunca taciz eden Birdal Doğan’ı özsavunmada bulunarak öldüren Azra Erdağ, tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye oldu.
    Kars’ın Arpaçay ilçesi Kardeştepe köyünde Azra Erdağ adlı lise öğrencisi, 3 yıl boyunca kendisini sistematik olarak taciz eden Birdal Doğan’ı özsavunmada bulunarak öldürmüştü.
    1 Mart 2022 tarihinde gerçekleşen olaydan sonra tutuklanan Erdağ, dün ilk duruşmasına çıktı. Mahkeme heyeti, olay tarihinde 18 yaşından küçük olan ve hakkında 12 yıla kadar hapis cezası istenen Erdağ hakkında “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında cinayetin işlendiği, suçun vasıf ve mahiyeti, delillerin toplanmış olması, delil karartma ihtimalinin bulunmaması, tutuklama koruma tedbirinin istisnai uygulanması gereken bir tedbir olması, tutuklamadan beklenen amaç ve gayenin adli kontrol tedbirlerinin uygulanması ile elde edilmesi mümkün ise öncelikli olarak adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının usul kuralları gereğince gerekli oluşu, dosya kapsamı itibarı ile aleyhindeki mevcut delil durumu ve tutuklu kaldığı süre dikkate alındığında bu aşamadan itibaren orantılık ve ölçülülük ilkeleri uyarınca atılı suçtan tahliyesine” kararı verdi.
    Bir sonraki duruşma 3 Kasım’a ertelendi.
    (HABER MERKEZİ) 
  • Mersinli kadınlardan Çilem Doğan’a destek: Erkek adalete meydan okuyoruz!

    Mersinli kadınlardan Çilem Doğan’a destek: Erkek adalete meydan okuyoruz!

    PİRHA- Mersinli kadınlar, Çilem Doğan’a verilen 15 yıllık hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasını protesto etti. Yapılan açıklamada “Katil erkekleri, tecavüzcüleri serbest bırakan erkek yargı, yine yaşamını savunan bir kadını cezalandırmayı seçerek bir kez daha şiddet uygulayan erkeklerin sırtını sıvazladı” denildi.

    Yargıtay’ın, Çilem Doğan hakkında açıkladığı karara bir tepki de Mersin’den geldi. Konuya ilişkin basın açıklaması yapan kadınlar, “Özsavunma haktır, cezalandırılamaz” dedi.

    Kadınlar adına ortak basın metnini Zübeyde Sadırlı Akpınar okudu. “Çilem Doğan’a verilen 15 yıl hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasını kabul etmiyoruz” diyen Sadırlı Akpınar, şu açıklamayı yaptı:

    “Katil erkekleri, tecavüzcüleri serbest bırakan erkek yargı, yine yaşamını savunan bir kadını cezalandırmayı seçerek bir kez daha şiddet uygulayan erkeklerin sırtını sıvazladı.

    Çilem Doğan 2016 yılında evli olduğu, yıllarca sistematik olarak şiddetine maruz kaldığı Hasan Karabulut’u özsavunma hakkını kullanarak öldürmüştü. Çilem, sayısını hatırlamadığı kadar çok defa devlet kurumlarına başvuru yapmış, 9 kez koruma kararı almasına rağmen yaşadığı şiddet devam etmişti. Kadın cinayetine giden yolda hayatta kalmayı başaran Çilem Doğan için meşru müdafaa hükümlerini uygulamayan Mahkemenin kararı dün Yargıtay tarafından onandı. Şiddete karşı Çilem’i korumayan devlet, ölmediği için Çilem’i bir kez daha cezalandırmaya kalktı.

    Nadira’nın, Yeldana’nın, İpek’in katillerini, Gülistan’ın faillerini tutuklamayan devlet, Nevin’i, Namme’yi, Çilem’i, Öznur’u, Yasemin’i cezalandırarak erkeklere ‘şiddet uygulayabilirsin, öldürebilirsin’ derken, kadınlara ‘öldürülsen bile kaderine razı ol’ diyor. Susup oturmamızı istiyor. Çilem’in de dediği gibi bu kararla bütün kadınlar hapsedilmek isteniyor. Bize reva gördükleri hayatı reddediyoruz. Adeta tüm kadınlara gözdağı verilmek istenircesine verilen bu karara da erkek adalete de ülkenin dört bir yanında sokaklarda meydan okuyoruz. Çilem’in elleri ellerimizde ne pahasına olursa olsun yaşamlarımızı ve birbirimizi savunacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.

    İstanbul Sözleşmesi’nin hukuksuzca fesh edildiği, 6284’ün uygulanmadığı, erkeklerin cezasızlıkla cesaretlendirildiği koşullarda yaşamlarımızı savunduğumuz her yöntem meşrudur. Özsavunma haktır. Cezalandırılamaz. Çilem’in söylediği gibi biz kadınlar kirpiğimiz yere düşmesin diye omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. Kadın mücadelesi kazanacak. Çilem’i dayanışmanın sıcaklığıyla kucaklıyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Özsavunma haktır, cezalandırılamaz!’-VİDEO

    ‘Özsavunma haktır, cezalandırılamaz!’-VİDEO

    PİRHA- Çilem Doğan’ın duruşmasına duyarlılık çağrısı yapan Mersin Kadın Platformu, “Özsavunma cezalandırılamaz” dedi.

    Mersin Kadın Platformu, ‘Çilem Doğan yalnız değildir, öz savunma haktır’ konulu basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Platform adına açıklamayı Nasibe Keskin okudu.

    Kadın cinayetine giden yolda özsavunma uygulayarak hayatta kalmayı başaran Çilem’in yanında olduklarını belirten Nasibe Keskin,  her türlü yardım çağrısına karşılık bulamayan Çilem Doğan’ın yaşayabilmek için özsavunmasını uygulamak zorunda kaldığına dikkat çekti.

    “ÇİLEM DOĞAN HEPİMİZİZ”

    Varolan erkek devlet, erkek yargı kadınları, lgbti+ları katleden erkeklere iyi hal, haksız tahrik indirimi gibi indirimler uygulayıp katilleri ödüllendirirken, yaşamını savunan kadınların özellikle cinsel şiddet ve seks işçiliğine zorlanması beyanlarını kabul etmiyor ve kadınları yaşamlarını savunduğu için cezalandırmaya çalışıldığını vurgulayan Nasibe Keskin, şunları ifade etti:

    “Kadın cinayetlerinden ve yaşamlarımızdan biliyoruz ki kadınlar devlet koruması olmadığı ve toplumsal normlar sabretmeyi, alttan almayı öğütlediği için sabretmeyi deniyor. Sabredilmeye çalışılan o anda ise yaşamsal tehdit, şiddet hiç bitmiyor. Başka çaresi kalmadığı zamanda da kadınlar özsavunmasını uygulamak zorunda bırakılıyor. Bir katil, suçlu aranıyorsa biz o katili söyleyelim! Çilem’in bunca yıl görmüş olduğu şiddetin kaynağı ataerkil sistem ve Çilem’i korumayan erkek devlettir! Aynı şekilde yaşamını savunmak için öz savunma uygulamak zorunda bırakılan ve cezalandırılan kadınlardan, lgbti+lardan ve Çilem’den vazgeçmiyoruz. Çilem Doğan hepimiziz. Özsavunmasını uygulayan kadınlar, lgbti+lar hepimiziz. Ve birbirimizden vazgeçmiyoruz. Özsavunma cezalandırılamaz. Yarın Ankara Yargıtay 1. Ceza mahkemesinde saat 9.30’da Çilem’in duruşması görülecek. Bu akşam saat 21.00’da #çilemdoğanaözgürlük #çilemdoğanaberaat tagıyle tüm kadınları, lgbti+ları Çilem’i, birbirimizi savunmaya çağırıyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • İsviçre, özsavunmasını yapan Yasemin Çakal’a ‘politik oturum hakkı’ tanıdı-VİDEO

    İsviçre, özsavunmasını yapan Yasemin Çakal’a ‘politik oturum hakkı’ tanıdı-VİDEO

    PİRHA- Uzun yıllar boyunca evli olduğu erkeğin ağır şiddetine maruz kalan ve 2014 yılında özsavunmasını uygulayan Yasemin Çakal, 3 yıl hapishanede kaldıktan sonra İsviçre’ye iltica etti. Talebi değerlendiren İsviçre bir ilke imza atarak, Yasemin Çakal’a ‘politik oturum hakkı’ tanıdı.

    Özsavunmasını uyguladığı için 3 yıl hapishanede kalan Yasemin Çakal, tahliye olduktan sonra gittiği İsviçre’de politik oturum hakkı aldı.

    Yıllarca evli olduğu erkeğin ağır şiddetine maruz kalan Yasemin Çakal, 2014 yılında özsavunmasını uygulayarak Özkan Kaymaklı’yı öldürdü. 3 yıl Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutuklu kaldıktan sonra beraat etti. Ancak İstinaf Mahkemesi 15 yıl hapis cezası verilmesini isteyerek kararı bozdu ve dosya hala Yargıtay’da bekliyor.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET POLİTİKTİR”

    Tahliye olduktan bir süre sonra İsviçre’ye giden Yasemin Çakal, iltica talebinde bulundu. İltica Dairesi görevlisi başvurucunun üzerindeki tehlike kalkana kadar İsviçre’de kalmasına olanak tanıyan “F” oturumu verilebileceği olasılığını gündeme getirdi.

    Ancak Yasemin Çakal, kadına yönelik şiddetin politik olduğunu, özsavunmanın cezalandırılmasının kabul edilemez olduğu yönünde savunma yaptı. Çakal bu durumu “Kadına yönelik şiddet politiktir. Kadının kendisini savunması cezalandırılıyor, dedim. Doğrusu mahkemede kendi kendime konuşuyorum gibi bir duygu içindeydim. Mahkemenin dikkate alacağına dair umudum yoktu” diye anlattı.

    İsviçre’nin politik oturum hakkı tanımasının çok önemli olduğuna dikkat çeken Yasemin Çakal, mücadelesinde yanında olan avukatlara ve tüm kadınlara teşekkür etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersinli kadınlar: İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için feminist özsavunmaya-VİDEO

    Mersinli kadınlar: İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için feminist özsavunmaya-VİDEO

    PİRHA-Mersin Kadın Savunma Ağı, İstanbul Sözleşmesi’nin AKP tarafınca fesh edilmesine tepki göstererek “İktidar hayatlarımıza kast ediyor. Bu karar gayrı meşrudur. Bu karar kadınlara ve LGBTİ+’lara açılan bir savaştır. Ancak bu savaşın kaybedeni biz olmayacağız” açıklamasını yaptı.

    AKP iktidarının 20 Mart’ta İstanbul Sözleşmesi’nin fesh edildiğine dair açıklaması ardından kadınlardan tepkiler gelmeye devam ediyor. Mersin’de sokağa çıkan kadınlar, “Kararınız hükümsüzdür! İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz” diyerek itirazlarını dile getirdi.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİM VAZGEÇMİYORUZ”

    Kadın Savunma Ağı adına basın açıklamasını okuyan İdil Ece Eşki, sözleşmenin feshi yönünde verilen kararın hükümsüz olduğunu söyleyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi Türkiye tarafından 2011 tarihinde imzalanmış, 2014 yılında meclis kararı ile yürürlüğe girmiştir, kanun niteliğindedir. Yıllarca kadın hareketinin mücadelesi ile kadınlar tarafından yazılan sözleşmenin bir gece yarısı Cumhurbaşkanı kararnamesi ile fesh edilmesi hukuksuzdur, kadınların iradesinin, hayatlarının yok sayılmasıdır. İstanbul Sözleşmesi kadınları, LGBTİ+’ları, çocukları şiddetten koruyan en kapsamlı ve güncel yasal araçtır. Bu sözleşme kadına yönelik şiddeti önleme, şiddete karşı kadınları koruma, şiddeti kovuşturma ve politika üretme konusunda taraf devletleri bağlayıcı yükümlülükler getirir. Kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik her türlü ayrımcılığı ortadan kaldırmayı, fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddeti, çocuk istismarını önlemeyi amaçlar. İstanbul Sözleşmesini fesh eden iktidar hayatlarımıza kast ediyor. Kadınlara bu kararı anlatamazsınız, bu karar gayrı meşrudur. Bu karar kadınlara ve LGBTİ+’lara açılan bir savaştır. Ancak bu savaşın kaybedeni biz olmayacağız.

    Yıllardır izlediği politikalarla eşitliği yok sayan AKP iktidarının İstanbul Sözleşmesi ile derdi açıktır. Kadınlara ‘ya bizim çizdiğimiz makbul kadın sınırları içerisinde kalacaksın, ya da bu ülkede yaşama şansın yok’ demektedir. Yıllardır İstanbul Sözleşmesi ve 6284’e saldırıların, nafaka hakkına saldırıların, boşanmayı önleyici politikaların altında aynı kadın düşmanlığı yatmakta biliyoruz. Şiddeti artırdığı, aileyi yıktığı gibi akıl dışı argümanlarla sözleşmeyi hedef alanların asıl niyetinin LGBTİ+’ları şiddetin odağı haline getirmek, toplumsal cinsiyet lafını ortadan kaldırarak kadınların maruz kaldığı ayrımcılığı doğallaştırmak ve böylelikle de kadınlar üstündeki egemenliklerini sürdürmek olduğunu biliyoruz.

    Dün olduğu gibi bugün de kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı karşısına feminist özsavunmamız ile dikiliyoruz.

    İstanbul Sözleşmesine yapılan gece yarısı operasyonunu takip eden günlerde bir günde 6 kadın katledildi. İstanbul Sözleşmesi’ni iptal edenler bu cinayetlerin sorumlusudur. İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi ile LGBTİ+’ları hedef gösterenler LBBTİ+’lara yönelik artan şiddetten sorumludur, nefret suçu işlemektedir.

    Kocaeli’nde işitme engelli eşcinsel bir kişiyi öldüresiye döverek sosyal medyada paylaşan Fırat Kaya bu cesareti İstanbul Sözleşmesi’ni iptal ederek LGBTİ+’ları hedef gösteren AKP iktidarından almaktadır.

    Hayatlarımızı bir takım erkeklerin iktidar pazarlığına teslim etmeyeceğiz. Kadınlara ve LGBTİ+’lara ne Ankara Sözleşmesi gibi yalan vaatler pazarlayın, ne de iktidarınızı rahatça sürdürmek için hayatlarımızı pazarlık haline getirin. Bu yalanlara karnımız tok, susmaya ise hiç niyetimiz yok.

    Bugün de ülkenin dört bir yanında sokaktayız, sokakta olmaya da devam edeceğiz. Yarın saat 18:00’de Mersin Kadın Platformunun çağrısıyla Kushimato Sokağında olacağız.

    Bilinsin ki o sözleşmenin her bir maddesi kadınlar tarafından uygulatılacak.

    Yaşamlarımıza, haklarımıza, özgürlüğümüze, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için feminist özsavunmaya!”

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin Kadın Platformu’ndan Alime Toprak için açıklama: Özsavunma haktır

    Mersin Kadın Platformu’ndan Alime Toprak için açıklama: Özsavunma haktır

    Sürekli şiddet gördüğü Ali Toprak’ı öldürülmemek için öldürdüğünü söyleyen Alime Toprak’a, kadın örgütlerinden destek geldi. Mersin Kadın Platformu, “Özsavunma haktır. Görevliler görevini yapmıyor, kadınlar buna mecbur kalıyor” dedi.

    Mersin Anamur’da Alime Toprak, kendisine ve çocuklarına işkence eden evli olduğu Ali Toprak’a karşı özsavunma hakkını kullandığını Müge Anlı’nın programında açıkladı.

    Mersin Haberci gazetesinden Ayşenur Önal’ın haberine göre, 31 Ağustos 2020 tarihinde serada çalışan Ali Toprak, ölü bulunmuştu. Cinayet günü birlikte çalıştıkları muz serasına gittiklerini anlatan Alime Toprak; “Ben çalıştığımız diğer seraya su almaya gitmiştim. Geldiğimde öldürülmüştü” demişti. Ancak canlı yayında konuşan Toprak, “Kocamı ben öldürdüm. O gün serada beni çok dövdü. Çocuklarıma da zarar vermek istiyordu. Onları korumak için Ali’yi öldürdüm” dedi.

    “FATURA YİNE KADINA KESİLİYOR”

    Yaşanılan olayla ilgili açıklama yapan Mersin Kadın Platformu’ndan Zeynep Kaya, “Özsavunma haktır. Görevliler görevini yapmıyor, kadınlar buna mecbur kalıyor” dedi.

    Nimet Akgün ve Melek İpek’in de özsavunmaya mecbur kaldığına dikkat çeken Kaya, “Kadınlar ölmemek için özsavunmaya kalkışıyor. Bunların örneklerini hep görüyoruz, kadın şikayet ediyor ama şikayeti kolluk kuvvetleri tarafından ciddiye alınmıyor ve adli kontrol şartı ile serbest bırakılıyor. Bu yaşanılan olayları adli makamların dikkate alması lazım, kadın öldürmese öldürülecekti. Her olayda görüyoruz kadın muhakkak şikayette bulunmuş oluyor. Görevliler görevini yapmadığı için sonuç buraya geliyor ve fatura yine kadına kesiliyor” sözlerine yer verdi.

    “NİMET AKGÜN VE MELEK İPEK’TE DE BUNU YAŞADIK”

    Adli makamların tarafsız olması gerektiğinin altını çizen Zeynep Kaya, “Kadınlar şikayette bulunduğu halde kolluk kuvvetleri bununla ilgili gereken tedbiri almıyor ve sonuç buraya geliyor. Nimet Akgün ve Melek İpek’te de bunu yaşadık. Fatura hep kadına kesiliyor. İstanbul Sözleşmesi’ni bu yüzden savunuyoruz. Yargı bir zincirdir ve zincirin bir halkasının dahi eksik olmasıyla sonuç hep buraya geliyor. Kadınlar kendi adaletlerini sağlamak zorunda bırakılıyor. Biz kadın örgütlerinin bu olaylara bakışı ortada. Olayların takipçisi olacağız, haklarımız için sokaklarda, meydanlarda mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ankara’da bir kadın, şiddet gördüğü erkeği özsavunma anında öldürdü

    Ankara’da bir kadın, şiddet gördüğü erkeği özsavunma anında öldürdü

     Ankara’da yaşayan Nimet Akgün, kendisine ve engelli kızına şiddet uygulayan eşi Ali Akgün’ü özsavunmada bulunarak öldürdü. 

    Bir özsavunma haberi de Ankara’dan geldi. Edinilen bilgilere göre, Mamak İlçesi Bahçelerüstü Mahallesi’nde yaşayan 75 yaşındaki Nimet Akgün, kendisine ve engelli kızına şiddet uygulayan 80 yaşındaki Ali Akgün ile tartışmaya başladı. Tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüşmesi üzerine Nimet Akgün, bıçakla kendini savundu.
    Dün akşam gerçekleşen olaydan sonra erkek şiddetine karşı özsavunmada bulunan Akgün, gözaltına alındı.
    MOR DAYANIŞMA’DAN DESTEK
    Olayın duyulması sonrası Mor Dayanışma, Akgün ile dayanışma mesajı yayınladı.

    Mor Dayanışma’nın sosyal medya hesabı üzerinden yayınlanan “Öz Savunma Haktır” başlıklı mesajda, “Kadınlar şiddet dolu evlerde yaşamaya mecbur bırakılıyor, yoksullaştırılıyor, çaresiz bırakılıyor. Diğer yandan erkek şiddeti meşrulaştırılıyor. Şiddete sessiz kalmayan ve hayatlarına sahip çıkan Melek İpek ile Nimet Akgün serbest bırakılsın! Kadınları değil erkek şiddetini durdurun!” ifadeleri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)