Etiket: pahalılık

  • Karabağlar’da kadınlar kendi ürettiklerini satıyor: Zamlardan dolayı zorlanıyoruz!-VİDEO

    Karabağlar’da kadınlar kendi ürettiklerini satıyor: Zamlardan dolayı zorlanıyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Büyük çoğunluğunu Tahtacı kadınların oluşturduğu pazarda çalışan esnaf kadınlar, kendi el emekleri ile üretmiş oldukları ürünlerini satarak yarattıkları istihdamla kendilerini daha özgüvenli ve güçlü hissettiklerini belirtiyorlar. Kadınlar, “Kendimiz kazanıyoruz, bu tarz pazarlar bizler için umut verici. Ancak ekonomik krizden kaynaklı eskisi gibi kazanamıyoruz” diye konuştular. 

    Kadınlar hayatın her alanında çalışıyor, üretiyor ve ekonomik bağımsızlıkları için savaş veriyor. Çoğunluğu Tahtacı olan kadınlar da böyle bir mücadelenin içinde.

    İzmir Karabağlar’a bağlı Uzundere Mahallesi’ndeki kadınlar, kendi el emekleri ile üretmiş oldukları oya, örgü, sebze, kışlık yiyecek, ekmek gibi ürünleri kurdukları pazarda satarak ekonomilerine katkı sağlıyorlar. Pazar, her perşembe günü açık oluyor. İlk olarak 5 kişi ile başlayan pazarda şimdi 70-80 kadar kadın var.

    Pazarda her kadının yeteneğine, ilgi alanına göre meyve sebze, giyim, şarküteri, kışlık konserveler, gözleme, çiçek ve kuruyemiş gibi ürünlerin satışının yapılacağı tezgahlar mevcut. Pazarda, ürünlerini satmak için bağrışma olmadığı için sakin bir hava hakim.

    Kadınlar, ekonomik krizden dolayı eskisi gibi çok şey yapamasalar da sınırlı imkanlarıyla kurutmalıkların yanı sıra salça, turşu, konserve, reçel yaparak bunları tezgahlarına koyuyor. Hem kendilerinin hem de müşterilerinin alım güçlerinin düştüğünü belirten kadın esnaflar, artan maliyetlerin kendileri için iyice yük olduğunu söylüyorlar.

    “HAZIRLIKLAR 3 GÜN ÖNCEDEN BAŞLIYOR”

    Gözleme ve börek gibi ürünler satan esnaf Zeynep Gül, aldığı yevmiye ile 1 haftalık ev ihtiyaçlarını karşıladığını söyleyerek, “Herkes kendi emeği ile yaptığı ürünleri pazar yerinde satarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Perşembe günkü pazar için hazırlıklara 3 gün önceden başlanıyor. Biz gözleme, börek yapıyoruz. O yüzden otlarımızı toplayıp 3 gün öncesinde hazırlığa başlıyoruz. Ekonomik kriz bize de yansıyor, can çekişiyoruz. Her şey çok pahalı. Aldığım yevmiye ile 1 haftalık ihtiyaçlarım çıkıyor. Yine de kadınlar olarak bir arada olmaktan mutluyuz. Bir şekilde buluşuyoruz” diye konuştu.

    “KAZANAMIYORUZ, MALZEME FİYATLARI PAHALI”

    Pazarda gözleme, börek satan tezgahın sahibi olan Türkan Okanlar da, ekonomik krizin yansıması olan zamlardan kaynaklı malzeme fiyatlarına yetişemediğini belirterek, “Az kişi ile ile bu pazara başladık ve sonrasında birçok kadın heveslenerek geldi. Pazar artık kadın pazarı oldu. Herkes elinden geleni yaparak burada satıyor. Perşembe sabah erken geliyoruz akşama kadar çalışıyoruz. Gözleme yapıyorum burada. Her şey çok pahalı. Çok kazanıyoruz gibi gözüküyor ama kalan 2-3 günün emeği. Malzeme parası almış başını gidiyor. Eskiden 1 lira artış yapıyorduk dünya kadar kazanıyorduk. Şimdi 5 lira artış yaptık cebimize bir şey girmiyor. Artış yapmasak zarar ediyoruz, yaparsak da müşteri gelmiyor. İnsanlar kadınların emeğini ve yiyeceklerini seviyor. Birçok insan dışardan buraya geliyor. Evimizin bütçesine katkı oluyor. Kendimiz çalışıyoruz, kazanıyoruz, geziyoruz; ne istersek onu yapıyoruz. Kadınların emeği hiçbir şeye benzemiyor. Farklı oluyor” dedi.

    “NE GELİRİMİZ, NE SİGORTAMIZ VARDI”

    Gülfer Konuk ise kendi girişimleri ile kadın pazarı kurduklarını söyledi. İstihdam alanı yaratılan kadın pazarlarıyla kadınların kendilerini daha özgüvenli ve güçlü hissettiğini sözlerine ekleyen Konuk şöyle devam etti:

    “Bu pazarı 5 kişi kurduk. Önce gözleme yapıyorduk. Dönemin belediye başkanına pazar için başvuruda bulunduk. Kabul gördü ve pazar alanı kurduk. Bu sayı giderek artınca kura çekerek herkese bir yer verdik. Kadınların hiçbirinin ne geliri ne de sigortası vardı. Perşembe günü bütün kadınlar emekleri ile ürettiklerini burada satıyor. Diğer günler ise kadınlar gelecek haftanın hazırlığını yapıyor.

    Dışardan birçok misafir geliyor. Kadınların çalıştığını görünce şaşırıyorlar. Kendi emeğimiz ile yemek çok farklı. Sabah işe giderken çok sevinçliyim. Elbette yoruluyoruz. Bir de pahalılık var. Kadınlar bu zamlardan dolayı çok zorlanıyor. Poğaça için lor alıyoruz diğer hafta yine pahalanıyor. Sürekli zam var ve biz bu zammı istemiyoruz. Bu kadın pazarı başka yerlerde de kurulursa kadınlar kazanır.”

    “SOĞUK YEDİK, YAĞMUR YEDİK”

    Eşi ile sokak aralarında seyyar satıcılık yaparak esnaflığa başlayan Gülsiye Kıran da, kadın pazarında zeytin, reçel, salça gibi kışlık yiyecekler sattığını dile getirerek, “İlk olarak ot satmaya başladım. Öğleye kadar bitirirdik. Eşim ile sokak aralarında satmaya başladık. Ekmeğimizi buradan kazandık. Bu pazar ilk açıldığından beri buradayım. Soğuk yedik, yağmur yedik. Bu aylarda genelde konserve yapıyorum. Zeytin, zeytinyağı, reçel, salça yapıyorum. Konserve şişeleri çok pahalı. Salçayı tüp ile yapıyorum ve zorlanıyorum. İnsanların alım gücü yok. Gönül istiyor ki pazarlık yapmadan insanlar alabilsin. Eski satışlar yok” ifadelerini kullandı.

    “BENZİN PAHALI, KEKİK TOPLAYAMAYA GİDEMİYORUZ”

    Fatma Gül isimli esnaf ise 1994 yılından beri kendi tarlasından biçtiği ürünlerin yanında nane, kekik gibi şifalı bitkiler satıyor.

    Geçmişte araçla giderek topladıkları nane, kekik gibi bitkileri artık benzin pahalılığından dolayı otobüsle giderek toplamak zorunda kaldığından dert yanan Gül, şunları kaydetti:

    “Kekik, nane, reçel, biber turşusu, üzüm ve zeytini kendi tarlamdan topluyorum. Naneleri kendi bahçemden, kekiği ise uzak yerlerden getirip kurutuyorum. Doğal olarak satıyorum. Zeytin hasadı yakında başlayacak ve onu hazırlayacağız. Bu pazar evimize katkı oluyor. Çoğu müşterimiz dışarıdan gelerek buradan ürün alıyor. Menderes’ten kekikleri toplayarak sırtımızda getiriyorduk. Eskiden araba ile gidip getiriyorduk. Şimdi ise benzin pahalı, artık araba tutamıyoruz, otobüsle gidip getiriyoruz. Bazı zamanlar iş olmuyor, bazı zamanlar ise işlerimiz iyi oluyor.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Halkın ortak isyanı: Böyle rezillik görmedik; ekonomi bitti, her şey bitti!-VİDEO

    Halkın ortak isyanı: Böyle rezillik görmedik; ekonomi bitti, her şey bitti!-VİDEO

    PİRHA- Hayat pahalılığı karşısında halk, “geçinemiyoruz” dese de siyasi iktidarın savunması tam tersi yönde oluyor. Esnaf, bir bütün olarak satış yapamadığını dile getirirken halk ise “Bu pahalılıkta nasıl alalım?” diye soruyor. Ankaralı yurttaşlar, yaşanan ekonomik gidişata karşı çözümün, iktidar değişimi olduğunu söylüyor. Mikrofon uzattığımız yurttaşların çoğunluğu, AKP iktidarının ekonomi politikalarını eleştirerek, muhalefete daha çok ses çıkarması için öneride bulundu.  İşte Ankaralıların, “Ekonomik kriz var mı? Var ise muhalefet ne yapmalı?” sorumuza verdikleri yanıtlar…

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul’da Barınamıyoruz Hareketi: Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık-VİDEO

    İstanbul’da Barınamıyoruz Hareketi: Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin dört bir yanında ev ve yurt ücretlerinin pahalılığını ‘Barınamıyoruz’ diyerek protesto eden öğrencilerin parklardaki nöbetleri sürüyor. Çantalarını yastık, bankları ise yatak yaptıklarını belirten öğrenciler barınma haklarını kazanana kadar mücadeleye devam edeceklerini ifade ettiler. 

    ‘Barınamıyoruz’ diyerek fahiş yurt ve ev kiralarını protesto etmek için Türkiye’nin birçok noktasında sokaklara çıkan, parklarda sabahlayan öğrenciler eylemlerine devam ediyor.

    Öğrenciler yalnız barınma kalemindeki pahalılıktan şikayetçi değil. Aynı zamanda ulaşım, beslenme, iletişim, sosyal aktivite gibi noktada yaşanan zamlar ve fahiş fiyatlardan da şikayetçiler.

    Taleplerini dillendirmek üzere İstanbul Beşiktaş’taki Sporcular Parkı’nda dördüncü gün nöbeti için bir araya gelen öğrenciler PİRHA‘ya açıklamalarda bulundular.

    “BARINAMAYANLAR OLARAK HEPİMİZ SOKAKTA KALDIK”

    Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi Kardelen Şahin, okuluna gün içinde 4-5 saatlik mesafede oturduğunu söylerken; “Yurda yerleşemediğim ve ev tutamadığım için ben de buradayım. Barınamayanların genel ilkesi, hepimiz sokakta kaldık. Yurtlar yetersiz. Fahiş ev kiraları malum. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’nün (KYK) verdiği bütçe belli” dedi.

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Yurt konusunda Türkiye’de bugüne kadar hiçbir iktidarın yapmadığı yatırımları yaptık. Göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin altığı burs 45 liracıktı, 45 liracık. Ya elinize dilinize dursun ya. Şu anda 650 TL’ye çıktı nereden nereye geldi” şeklindeki açıklamasını da değerlendiren Şahin, şunları söyledi:

    “Önemli olan verilen paranın rakamı değil değeridir. 45 TL’ye o zamanlar 3 gram altın alınıyorken; şu an 650 TL ile 1 gram altın alamıyorsunuz. İnsanlarla dalga geçermiş gibi 650 lira verdim demek hakaret gibi öğrencilere. Hiçbir öğrencinin 650 lirayla geçinmesi mümkün değil. Yapılanlar ahlak dışı.”

    “BARINMA HAKKIMIZI ALANA KADAR MÜCADELE DEVAM EDECEĞİZ”

    İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinde okuyan Aleyna isimli öğrenci de okuluyla evi arasında 2 buçuk saatlik bir mesafenin olduğunu kaydetti. “Bana yurt çıkmadı ve nerede kalacağımı bilemiyorum” diyen Aleyna, “Okulumun yanındaki evlerin kiraları pandemiden önceki fiyatlara göre %150 artmış durumda. Kiraya çıkma durumum da yok. KYK bursunun 45 TL olduğu döneme baktım. O dönem birçok şey daha uygunmuş. Şu an KYK bursu 650 TL iken; KYK yurtları 500-550 TL. İstanbul’daki en uygun evler 1700-1800 TL’den başlıyor.

    Bunun dışında sağlıklı beslenebilmemiz imkânsız hale geldi. Ulaşım aynı şekilde çok pahalı durumda. Bizden barınma, beslenme ve ulaşım giderlerimizin 650 TL ile karşılamamız bekleniyor. Barınamıyoruz hareketi olarak eylemlerimize devam edeceğiz. Barınma en temel hakkımız. Bunu alana kadar da nöbetlerimiz sürecek. Mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “20-30 KİŞİNİN DEĞİL 10 MİLYON ÖĞRENCİNİN TALEBİNİ İLETİYORUZ”

    Yine bir vakıf üniversitesinde öğrenci olan Hasan Doğan ise son zamanlarda artan kira zamlarını protesto etmek için sokaklara çıktıklarını belirterek, “Mevcut kira ve yurt ücretlerini ödeyecek ne bizim ne de ailemizin durumları var. Bizler bugün burada 20-30 kişi değil 10 milyon öğrencinin talebini iletiyoruz herkese. Yurtların 700 bin barınma kapasitesi var. Bizler ise 10 milyon öğrenciyiz. Mağduriyeti yaratan ve çözüm sunmayan da devletin kendisidir. Taleplerimiz açık ve net. Ev fiyatlarının düşürülmesi. Öğrencilere ev bursu verilmesi. Herkese insanca yaşayabileceği barınma şartlarının oluşturulması. Aynı zamanda yurtların denetlenmesi ve daha sağlıklı bir yaşam için fiyatların düşürülmesi” şeklinde konuştu.

    “ÇANTALARIMIZI YASTIK, BANKLARI YATAĞIMIZ YAPTIK”

    Doğan, Türkiye’nin farklı yerlerinde nöbetlerinin sürdüğünü ifade ederken, “Çözüm bulunana dek bütün yolları deneyerek; parkları ve bankları yatağımız yapıp, gökyüzünün altında sokaklarda nöbetimizi devam ettireceğiz. 10 milyon öğrenciyiz ve sorun çözülene kadar her yerde onları rahatsız etmeye devam edeceğiz” dedi.

    2017 yılında İstanbul’a üniversite okumak için geldiğinde kaldığı evin kira ücretinin 750 TL olduğunu vurgulayan Doğan son olarak şöyle konuştu:

    “Şu an kaldığım ev Kartal’da. Okulum ise Avcılar’da. Okulun yakınında ev tutma ihtimalim yok. Merkezi yerlerde kalamıyorum. Ulaşım, yemek, sosyal aktivite, faturalar, internet masraflarımız var. Sorunlar çok. Bütün bunları 650 TL ile çözmek mümkün değil. Bütün arkadaşlarımızı kent meydanlarına, sokaklara davet ediyoruz. Çantalarımızı yastık yaptık. Parklarda banklarda sabahlıyoruz.”

    “CUMHURBAŞKANI EV VE YURT FİYATLARINA HİÇ BAKMIYOR”

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde eğitimine devam eden Fatma Sümeli de, devam eden nöbetlere ilişkin, “Barınamıyoruz hareketi adı altında dördüncü gecemizdeyiz. Barınma sıkıntısı yaşadığımız için bir araya geldik. Bunu duyurmaya çalışıyoruz. Bu durumun yaşam koşullarımızı ve eğitim şartlarımızı ne kadar zorlaştırdığını göstermek istedik. Cumhurbaşkanı ev ve yurt fiyatlarına hiç bakmıyor. 650 TL burs veriyor ama 480 TL yurt kirası alıyor. Geri kalan 170 lira ile geçinmemi istiyor. Kitaplarımın tanesi 70 lira. Ben nasıl geçinebilirim? Yalnız barınma sıkıntısı değil bir bütün olarak eğitim sıkıntımıza tepki gösteriyoruz. Bu noktada herkese çağrıda bulunuyoruz” yorumunda bulundu.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

     

     

  • Adıyaman’da tütün ekimine başlandı: Emeğimizin karşılığını alamıyoruz-VİDEO

    Adıyaman’da tütün ekimine başlandı: Emeğimizin karşılığını alamıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’ın en büyük geçim kaynağı olan tütünün ilk adımı olan dikim dönemi başladı. Sabahın erken saatlerinde tarlaya giden çiftçiler, hayat pahalılığının gün geçtikçe arttığını ama yevmiyelerin her sene düştüğüne vurgu yaparak emeklerinin karşılığını alamamaktan şikayetçi. 

    Adıyaman’ın en büyük geçim kaynağı olan tütün sadırı dağdaki karın erimesi ile birlikte ekiliyor. Ekime hazır hale getirilecek olan sadır için yapılan sulama, ilaçlama ve gübreleme ile 40 gün boyunca büyük bir emek veriliyor. Mayıs ayında ekime hazır hale getirilen tütün sadırı hayatın her alanında var olan ve emek veren kadınların tarladaki işçiliği ile ekimi yapılıyor. Sabah gün doğmadan tarlaya giden çoğunluğunu kadınların oluşturduğu çiftçiler, gün batımına kadar yazın kavurucu sıcağında tütün ekimi yapıyor. Hayatın bir çok alanında olduğu gibi tütün ekimi yapan kadınlar da verdikleri emeğin karşılığını alamıyor.

    “BÜYÜK EMEK VERİYORUZ KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ”

    Adıyaman’da Merkez Mahallesi’ne bağlı Afat Evlerinde yaşayan çiftçilere mikrofon uzattık.

    Tütün ekimine verilen emeğin çok büyük bir emek olduğunu ifade eden tütün üreticisi Aziz Lale, “Tütünün ilk adımı olan sadırın ekimine Mart’ın son haftasında başlıyoruz. Kırk gün boyunca sulaması, gübre ve ilaçlaması yapılan sadır ekime hazır hale geliyor. Mayıs’ın ilk haftasında ekimine başlanan tütün bölgelere göre değişiyor. Haziran sonuna kadar ekimi devam ediyor. Ağustos’ta yaprak toplanmasına başlanıyor. Gece yarısından sonra sabah saat 04.00’te tarlaya giden yurttaşlar saat 10.00’a kadar yapraklarını topluyor. Sonra da ipe dizim kurutmaya alıyor.  Bir yıl boyunca tütüne büyük bir emek veren köylüler emeğinin karşılığını alamıyor.

    “TEKELİN KAPATILMASI İLE BÜYÜK SIKINTI YAŞADIK”

    “Daha önce tekel vardı. Emeğimizin karşılığını bugüne oranla az da olsa alıyorduk” diyen Lale, “Tekele götürdüğümüz tütüne kota ile kısıtlama getirildi. Ardından tamamen kaldırılarak tekel kapatıldı. İnsanlar büyük bir sıkıntıya sokuldu. Bugün de İzmir tütünü ekiyoruz. Tüccarın keyfine göre bir fiyat biçiliyor. Bu üreticiler için büyük bir sıkıntı oluyor”

    “İZMİR TÜTÜNÜ MASRAFINI ÇIKARMIYOR”

    Tütün ekecek arazisi olmadığı için yıllardır yarıcılık yaparak geçimini sağlayan ve son dönemlerde yaşanan sıkıntılardan sonra tütün de ekemeyen yevmiyeye giderek geçimini sağlayan Zevê Lale de, “Hızır lokması yapıldıktan sonra tütün sadırının tarlasını hazır hale getirerek sadırı ekiyoruz. Adıyaman’da iki çeşit tütün ekiliyor. Sulu ve susuz. Bu dönemde susuz olan tüccara sattığımız İzmir tütününü ekiyoruz. Bir ay sonrada Adıyaman’ın en büyük geçim kaynağı olan sigara için kıyılan tütünü ekiyoruz. Bu tütünde daha önce emeğimizin karşılığını alıyorduk ve geçimimizi sağlayabiliyorduk. Ama sigaralık tütüne yasak getirilmesi ile birlikte büyük sıkıntı yaşadık. Mağdur durumdayız, açlık sınırında yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIMIZ İL DIŞINA ÇALIŞMAYA GİDİYOR”

    Zevê Lale, “Tütünde yaşanan sıkıntılarla birlikte çocuklarımız il dışına farklı işlerde yevmiye karşılığı çalışmak için gidiyor. Benim üç oğlum şu anda İstanbul halinde çalışıyor. Eşini ve çocuklarını burada bırakmış. Kirada oturuyorlar ve kiralarını ödeyemeyecek durumdalar. Ekonomik anlamda büyük sıkıntı yaşıyoruz. Tütünümüze ve emeğimize yasak getiren hükümet bize bir çözüm yolu bulmalıdır”  şeklinde konuştu.

    “ÜÇ YILLIK EMEĞİMİZ AMBARDA ÇÜRÜYOR”

    “Yaklaşık 40 gün boyunca tütün sadırını yetiştirmek için yaptığımız sulama, ilaçlama ve gübreleme ile büyük bir emek veriyoruz” diyen Elif Zeytin ise “ Yaz mevsiminin en sıcak dönemlerinde de ekimini yapıyoruz. Ağustos ayında da tütünün yapraklarını toplamaya başlıyoruz. Sonra kurutup satışa hazır hale getiriyoruz. Tüccar kendisinin belirlediği fiyat ile gelip tütünümüzü alıyor. Böyle olunca da bazen masrafını bile çıkarmıyor. Sarmalık tütün ekiyorduk. Adıyaman’da binlerce aile onunla geçimini sağlıyorduk. Getirilen yasaklarla birlikte tütünümüzü de satamıyoruz. Üç yıllık emeğimiz ambarda çürüyor. Mağdur bir durumdayız yetkililerin buna bir çözüm üretmesi gerekiyor” dedi.

    “ÜNİVERSİTE BİTİREN ÇOCUKLARIM İNŞAATA ÇALIŞIYOR”

    “Büyük bir çile çekiyoruz, bu da göz önünde, herkes görüyor” ifadelerini kullana 53 yaşındaki Safiye Bildik de “Kendimi bildim bileli yevmiyeye gidiyorum. Altı çocuğum var. Üniversite bitirmişler onların da düzgün bir işi yok inşaat işlerine gidiyorlar. O da bazen oluyor çoğu zaman da olmuyor. Çocuklar çaresiz bir şekilde evde oturuyorlar. Adıyaman’da sigaralık tütün serbestken üreticiler para kazandığı için yevmiyelerimiz daha iyiydi. Bugün bir paket sigara 15 lira bir kg tütün de 15 lira. Yasaklarla birlikte bizler sıkıntı yaşadık, yevmiyeler tekrar düştü pahalılık giderek artı. Evimize bir kilo domates bile alamıyoruz” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARIMIZA OKUL HARÇLIĞI VEREMİYORUZ”

    “Mart ayının sonunda tütünün sadırını ekiyor ve bugüne dikime hazır hale getiriyoruz” diyen Fidan Zeytin, “Sabah daha gün doğmadan tarlaya gidiyoruz. Bu sıcaklarda gün batımına kadar tütün ekiyoruz. Büyük bir emek veriyoruz ama bunun karşılığını da alamıyoruz. Çocuklarımızın okul harçlıklarını veremiyoruz. Çocukları okutamayacak, mutfağımızın erzağını alamayacak duruma geldik. Ne yapacağız şimdi?

    MUSTAFA YÜKSEL/ADIYAMAN