Etiket: pankart

  • Direnişteki Peri Tekstil işçilerinin pankartı çalındı: Mücadelemizi sürdüreceğiz-VİDEO

    Direnişteki Peri Tekstil işçilerinin pankartı çalındı: Mücadelemizi sürdüreceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de haksız yere işten çıkarıldığı için direnen Peri Tesktil işçilerinin pankartı çalındı. Taleplerinin kabul edilene kadar geri adım atmayacaklarını vurgulayan BİRTEK-SEN Temsilcisi Kadir Ulaş, “İşçi arkadaşlarımız işe iade edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    Dersim’deki Peri Tekstil fabrikasında 20 gün önce işten çıkarılan ve 8 gündür fabrika önünde direnişte olan işçilerin kurduğu çadırdaki ‘Peri Tekstil’de işçi kıyımına son, direne direne kazanacağız’ pankartı sabah saatlerinde çalındı.

    Pankartın çalınmasının ardından BİRTEK SEN Temsilcisi Kadir Ulaş ve işçiler açıklama yaptı.

    “HUKUKİ SÜRECİ BAŞLATTIK”

    Taleplerinin kabul edilene kadar geri adım atmayacaklarını vurgulayan BİRTEK-SEN Temsilcisi Kadir Ulaş, “Bugün mücadelemizin 20’nci, direnişimizin 8’inci günü. İşçi arkadaşlarımız işe iade edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu sabah buraya gelirken birileri gelip pankartımızı sökmüş. Pankartımızı kimlerin ne niyetle söküğünü çok iyi biliyoruz. Buradan ifade edelim: Ne yarattığınız baskı ne de işçiler üzerinde kurduğunuz baskıya boyun eğeceğiz. Kamera kayıtları var, görgü tanıkları var. Hukuki süreci başlattık. Bunun arkasını bırakmayacağız. İşçi arkadaşlarımızın, baskıya, mobbinge maruz kalmadan çalışması gerektiğini söyledik. Ama öyle görünüyor ki iyi niyetli değiller” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de 17 işçi işten atıldı: Sendika müzakere çağrısında bulundu-VİDEO
    -Peri Tekstil’de işten atılan işçiler direniş çadırı kurdu: Haksız yere işten atıldık, işimizi geri istiyoruz-VİDEO

  • Özgür Özel, AKP’li belediyelerindeki usulsüzlükleri paylaştı, İmamoğlu pankartını kürsüye astı-VİDEO

    Özgür Özel, AKP’li belediyelerindeki usulsüzlükleri paylaştı, İmamoğlu pankartını kürsüye astı-VİDEO

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi. Erdoğan’a ahtapot yanıtı veren Özel, AKP’li Fatih, Bayrampaşa ve Bahçelievler belediyelerindeki usulsüzlükleri paylaştı. Özel,ayrıca Boğaz Köprüsü’nden kaldırılan “İmamoğlu’na özgürlük” pankartını CHP kürsüsüne astı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

    27 Mayıs 1960’ın yıl dönümüne değinen Özel, “Biz tarihimiz boyunca her darbeye karşı olduk, engel olmak için pozisyon aldık” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün konuya dair konuşacağını belirten Özel, “Darbeyi CHP’ye mal etmeye çalışacak ve bunu yaparken ülkenin 2. Cumhurbaşkanı’na, namus, ahlak, dürüstlük timsali bir devlet adamına, İsmet Paşa’ya dil uzatacak. O İsmet Paşa’ya uzanan dili, karalayan tüm kirli sözleri, İsmet Paşa’nın hatırası önünde eğilerek o lanetli dili şimdiden kınıyorum. İsmet Paşa’ya söylediği her sözü, o darbeden 65 yıl sonra bir başka darbeye girişen cunta başına şimdiden iade ediyorum” dedi.

    Erdoğan’a seslenen Özel, “İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı olarak geldi, seçimleri kaybetti, devretti. Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti. Sen Başbakan olarak geldin, Cumhurbaşkanı oldun ama cunta başkanı olarak siyaseti noktalıyorsun” diye konuştu.

    “SEÇİLMİŞİN ARKASINDAYIZ, DARBENİN KARŞISINDAYIZ”

    15 Temmuz darbe girişiminde demokrasi için mücedele verdiklerini anlatan Özgür Özel, “Meclisi açalım, darbeye direnelim, dedik. Kot pantolon üstüne emanet gömlekle kürsüye çıktım, ‘Milletin iradesinin, seçilmiş parlamentonun, demokrasinin arkasındayız, bütün darbelerin sonuna kadar karşısındayız’ dedim. Seçilmişin arkasındayız, darbenin karşısındayız. Sayın Erdoğan, demokrasiyi bir tramvaya benzetiyorsan biz raylarını döşeyeniz” ifadelerini kullandı.

    “DARBE YAPINCA MI SUSACAĞIZ”

    Erdoğan’ın darbe girişimi sonrası CHP’ye “Sizin dünyayla bağlantılarınız güçlü, bu darbeyi dünyaya birlikte anlatabilir miyiz” teklifini sunduğunu aktaran Özel, “Hay hay dedik. Şimdi diyor ki ‘Sosyalist Enternasyonel’e bizi şikayet etme’. Sana darbe yapılınca şikayet edeceğiz de anlatacağız da 15,5 milyon oyla milletin aday gösterdiği Ekrem İmamoğlu’na sen darbe yapınca mı susacağız!” dedi.

    “DARBECİLER PANİK EVRESİNDE”

    Özel, “Darbeciler panik evresindeler. Boş dosya dolmadıkça sağa sola saldırıyorlar. AK Parti’nin içindeki bazı vicdanlı sesler, bazı akıllı sesler, partinin geleceğini düşünenler buna rıza göstermediler. Şimdi homurdanmalar başlamış darbeciler arasında. ‘Hani dosya doluydu? Kandırıldık mı?’… Tayyip Bey bir yandan geçmiş sefer kumpas davalarında Zekeriya Öz’e sahip çıktığı gibi şimdi sürece sahip çıkmaya çalışıyor ama bir yandan da kazan kaynıyor. İmamoğlu, İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı. İddia var, iddianame yok. Olsa ne yazar, yargılama yok. Başlasa ne yazar, karar yok. Alınsa ne yazar, kesinleşme yok. Yani suçsuz” dedi.

    “İMAMOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK” PANKARTINI KÜRSÜYE ASTI

    İmamoğlu’nun resimlerinin toplatılmasına tepki gösteren Özel, “Başsavcılık kendisini hakim yerine koymuş. Abuk subuk işler yapıyor. Arkadaşlar, o ‘Asamazsın’ deyince gittiler Boğaz Köprüsü’ne astılar” dedi.

    Özel, Boğaz Köprüsü’nden kaldırılan “İmamoğlu’na özgürlük” pankartını CHP kürsüsüne astı, “Buna deliriyorlar, buna. Hadi gel indir! Bir başsavcıya, üç savcıya, üç hakimin arkasına saklanan korkaklara söylüyorum: Ekrem İmamoğlu masumdur. Gelecekte de bunun hesabını sizden hukuk önünde soracaktır” ifadelerini kullandı.

    Fatih Belediyesindeki usulsüzlükleri anlattı

    Özel ardından Sayıştay tarafından belirlenen Fatih Belediyesindeki usulsüzlükleri anlattı.

    Özel, “Tespit edilen bu suçlarla gelip Fatih Belediye Başkanı’nı almıyor. Bunları sormuyor, soruşturma açmıyor. Tut ki Fatih Belediyesi bizimdi. Oraya reklam veren herkes, şirket, belediye başkanı, bütün bürokratlar Silivri’de miydi, değil miydi? Fatih Belediye Başkanı’nın bunlara bir açıklaması varsa bağımsız yargı önünde tıkır tıkır anlatırdı ama belediye AK Parti’nin olunca hiçbir şey yapmayanlar Cumhuriyet Halk Partisine gelince bunları yapıyor. Benim anlatmaya çalıştığım bu” diye konuştu.

    BAHÇELİEVLER BELEDİYESİNDE USULSÜZ İHALE

    Ardından Bahçelievler Belediyesi’ni anlatmaya başlayan Özel, şunları dile getirdi:

    “AK Partili Bahçelievler Belediyesi, Temmuz 2024, temizlik hizmetleri ihalesi. İhaleyi bütün şirketler giriyor, herkes teklif veriyor. Bir tanesi 565 milyona ihaleyi alıyor. Diğer şirketler ‘Kaybettik’ deyip çekiliyor. Daha sonra bir ihale daha açılıyor. Bu şirketin arabalarına şoför alımı ihalesi. Öncekiler şoförü de hesap edip yüksek para koymuş. Bu düşük koymuş, diyor ki ‘İçinde şoförü yok’. Bu sefer 278 milyon lira şoför parası koyuyorlar, bunu da bu şirket alıyor. 843 milyon liraya çıkıyor. Bunu görünce diyorlar ki ‘Tek ihale yapılmalıydı. Araçla şoför aynı firmadan sağlanmalıydı. Bu firmaya böyle bir imtiyaz verilmemeliydi.’ Bunun üzerinden Bahçelievler Belediyesine hiçbir işlem yapılmıyor.

    Şirket kim? Bilginay Temizlik. Beşiktaş Belediyesindeki bir ihaleyi aldığı için Rıza Akpolat 130 gündür içeride. Esenyurt Belediyesinde ihale aldığı için 126 gündür bu dosyadan dolayı ikinci tutukluluğu var Ahmet Özer’in. Bu şirketin Türkiye’de almadığı ihale yok. Bir tek Bahçelievler’de ihale ikiye bölünmüş, belediyenin kusuruyla, hiçbir işlem yapılmıyor. Rıza Akpolat’ın suçu CHP’li olmak, Silivri’de. Bahçelievler Belediye Başkanı’nın avantajı AK Partili olmak, belediyede, akşamları evinde. Adalet mi bu?”

    “MİLLETİN MALINA EL UZATANLAR HESAP VERECEK”

    Özel, “Çıkın benim belediye başkanlarımın haklılığını savunduğum gibi bunların böyle olmadığını anlatın. Bizim alnımızı öne eğdirecek, birbirimizin gözüne bakamayacağımız hiçbir kusurumuz yok. Sizin ise bir taraftan tutulacak bir tane belediyeniz yok. Bu devir geçecek. Kumpası kuranlar da hesap verecek. Milletin malına el uzatanlar da teker teker hesap verecek” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Çevik kuvvetin sevk edildiği Karakoçan Belediyesi abluka altında-VİDEO

    Çevik kuvvetin sevk edildiği Karakoçan Belediyesi abluka altında-VİDEO

    PİRHA- Karakoçan Belediyesi’nde asılan ‘Kayyım’ pankartının indirilmesine karşı çıkan kitleye polis müdahalede bulundu.

    Karakoçan (DEP) belediyesi binasına asılan “seçimle geldik, kayyımla gitmeyiz” pankartı valilik kararı denilerek zorla indirilmesi üzerine halk tepki gösterdi. Pankartın indirilmesine tepki gösteren yurttaşlara polis müdahale etti.

    HABER MERKEZİ

    İLGİLİ HABERLER

    Karakoçan Belediyesi’nde pankart gerginliği-VİDEO

  • Karakoçan Belediyesi’ndeki kayyım pankartını polis zorla indirdi-VİDEO

    Karakoçan Belediyesi’ndeki kayyım pankartını polis zorla indirdi-VİDEO

    PİRHA-Karakoçan (DEP) Belediyesi binasında kayyımlara karşı “Seçimle geldik, kayyımla gitmeyiz” yazılı pankart yasak denilerek polis müdahalesiyle indirildi.

     

    Karakoçan (DEP) belediyesi binasına asılan “Seçimle geldik, kayyımla gitmeyiz” pankartı valilik kararı denilerek zorla indirildi. Halkın tepki göstermesine rağmen polisler binada asılan duran pankartı bulunduğu yerden kaldırdı.

    Karakoçan belediye Eş Başkanı Songül Düzgün, belediye meclis üyeleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ilçe eş başkanları karara tepki gösterirken, polis ile belediye eş başkanları arasında tartışma çıktı.

    Karakoçan Belediye Eş Başkanları, sosyal medyadan bir mesaj paylaşarak yapılan uygulamaya tepki gösterdi.

    Belediye Eş Başkanı Songül Düzgün, açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “Kürt halkına tahammülü olmayan, Kürt diline tahammülü olmayan kayyımcı zihniyet bugün belediyemizde asılı olan kayyımı protesto yazısını binamızdan zorla indirip halkın iradesini yok saymıştır. Şunu bilsinler ki biz halkın iradesiyiz, bizi halk seçti, Karakoçan halkı iradesine sahip çıktı. Biz kayyım zihniyetine belediyemizi teslim etmeyeceğiz. Biz halkımızla birlikte belediyemizi yönetmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ELAZIĞ

  • DEM Partili vekiller Boğaziçi Köprüsü’ne ‘Kayyım defol’ pankartı astı

    DEM Partili vekiller Boğaziçi Köprüsü’ne ‘Kayyım defol’ pankartı astı

    PİRHA- DEM Parti İstanbul milletvekilleri, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı Boğaziçi Köprüsü’ne “Kayyım defol” pankartı asarak, kayyım zihniyetine karşı demokratik kitle örgütlerine ortak mücadele çağrısında bulundu.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek ile İstanbul milletvekilleri Kezban Konukçu ve Celal Fırat, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasını protesto etmek amacıyla Boğaziçi Köprüsü’ne “kayyım defol” yazılı pankartı astı.

    ÇİÇEK: KAYBEDEN DARBECİLER OLACAK

    Pankartın asılmasının hemen ardından milletvekilleri köprüde bir konuşma yaptı. İlk olarak konuşan HDK Eşsözcüsü Çiçek, “Gezi’den Kobanê’ye, İstanbul’dan Hakkari’ye kaybeden darbeciler olacak. Biz kazanacağız” dedi.

    KONUKÇU: KAYYIM ZİHNİYETİNE KARŞI BİR ARADA DURMALIYIZ 

    Ardından konuşan DEM Parti milletvekilli Kezban Konukçu, Kürt halkının iradesinin gasp edilmesine izin vermeyeceklerini belirterek, kamuoyuna şu çağrıda bulundu: “Çünkü Kürt halkının iradesinin gasp edilmesi demek tüm halkların iradesinin gasp edilmesi demektir. Bu yalan ve talan düzeni devam etsin diye sürekli ve sürekli Kürt halkının iradesini gasp ediyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Buradan bütün demokratik kitlelere çağrımzdır; bu kayyım zihniyetine karşı bir arada durmak zorundayız. İnsanları eşit kardeşçe yapabildiği bir ülkeyi hep birlikte kurabilmek için bir araya gelmek zorundayız.”

    FIRAT: ZAFER BİZİMDİR

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat ise, “ ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyeceksin ama halkın iradesine kayyım atayacaksın. Eğer egemenlik kayıtsız şartsız milletin ise kesinlikle halkın iradesine saygı göstermeliler. Zafer bizimdir” dedi.

    Milletvekilleri ardından alkış ve zılgıtlar eşliğinde, “Bijî berxwedana Colemêrg” sloganı attı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • PSAKD Ataşehir ve Sarıyer şubeleri tarafından 10 Aralık mitingi için afiş ve pankart çalışması yapıldı

    PSAKD Ataşehir ve Sarıyer şubeleri tarafından 10 Aralık mitingi için afiş ve pankart çalışması yapıldı

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi ve Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi tarafından birçok mahallede 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine çağrı için afiş ve pankartlar asıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi 10 Aralık’ta Kadıköy’de düzenlenecek ‘Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye’ mitingi için çalışmalarını sürdürüyor.

    Bugün de birçok mahallede PSAKD Ataşehir ve Sarıyer şubeleri tarafından birçok mahalleye afiş ve pankartlar asılarak mitinge katılım çağrısı yapıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gezi’nin 10. yılında Galata Köprüsü’ne pankart asıldı-VİDEO

    Gezi’nin 10. yılında Galata Köprüsü’ne pankart asıldı-VİDEO

    PİRHA- SOL Parti, Gezi Parkı direnişinin 10’uncu yılı nedeniyle Galata Köprüsü’ne pankart astı. “Gezi umuttur, halk düşmanlarını yeneceğiz” yazılı pankartta, Gezi direnişleri sırasında yaşamını yitirenlerin resimleri yer aldı.

    SOL Parti, Gezi Parkı direnişinde yaşamını yitirenleri anmak için bugün Galata Köprüsü’ne pankart astı.

    “Gezi umuttur, halk düşmanlarını yeneceğiz” yazılı pankartta, Gezi eylemleri sırasında yaşamını yitiren Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Berkin Elvan, Medeni Yıldırım, Abdullah Can Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan ve Hasan Ferit Gedik’in resimleri yer aldı.

    Görüntüler, SOL Parti İstanbul’un sosyal medya hesabında “Gezi 10 yaşında. Dünyanın çivisine, bugünün gerisine sahip çıkan birileri var! Arkadaşlarımıza sözümüz; Halk düşmanlarını mutlaka yeneceğiz! Asla vazgeçme” notuyla paylaşıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatya’da, ‘Berkin Elvan Yaşam Parkı’ tabelası polisler tarafından söküldü-VİDEO

    Malatya’da, ‘Berkin Elvan Yaşam Parkı’ tabelası polisler tarafından söküldü-VİDEO

    PİRHA- HDP Gençlik Meclisi üyelerinin, depremzede çocuklarla dayanışma amacıyla Malatya’da kurdukları Berkin Elvan Yaşam Parkı (Leyzgeha Berkin Elvan) tabelası ile birlikte ‘Genç başladık genç başaracağız’ ve ‘Yaşam zinciri’ pankartları polisler tarafından söküldü.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi, depremin ilk gününden bu yana Maraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerden etkilenen kentlerde depremzedelerin yaralarını sarıyor.

    Malatya’da çalışmalarını sürdüren HDP’li gençler, Gezi Parkı protestoları sırasında Okmeydanı’nda ekmek almaya giderken polisin attığı gaz fişeğiyle katledilen Berkin Elvan anısına 11 Mart’ta park kurmuştu. Depremzede çocuklar için kurulan parka, “Berkin Elvan Yaşam Parkı (Leyzgeha Berkin Elvan) ismi verilmişti.

    Polisler bugün HDP’nin koordinasyon merkezinin kurduğu yaşam alanına gelerek Berkin Elvan Yaşam Parkı (Leyzgeha Berkin Elvan) tabelası, ‘Genç başladık genç başaracağız’ ve ‘Yaşam zinciri’ pankartlarını söktü.

    PİRHA/MALATYA

  • PSAKD’den çadır kente müdahaleye tepki: Koca devletin tek derdi pankartımız

    PSAKD’den çadır kente müdahaleye tepki: Koca devletin tek derdi pankartımız

    PİRHA- Adıyaman’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Zülfikar Yılmaz Çadır Kenti’ne polis tarafından müdahale edilmesine tepki gösteren PSAKD, “Koca devletin tek derdi Pir Sultan örgütlülüğü ve Zülfikar canın isminin olduğu pankartımızdır. Örgütümüz de Zülfikar canımız da onurumuzdur” dedi. 

    Adıyaman’da depremde hayatını kaybeden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz adına kurulan çadır kente polis tarafından müdahale edilerek, çadır kent pankartının indirilmesi istendi.

    Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), polisin müdahalesine tepki gösterdi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Devletin yapması gereken yardımı, sen ben demeden örgütlülüğümüz tarafından yapılan dayanışmaya karşı devlet kendi eksikliğini görmek yerine, örgütümüzün ve Zülfikar canımızın isminin olduğu pankartı dert edinmiştir. Fakat aynı süreçte onlarca insanın sırtına giydiği cemaat yelekleri, bu cemaat mensuplarının AFAD depolarındaki yardımları pay etmesi, aynı cemaatlerin asimile amaçlı dağıttığı kitapçıklar kimseyi rahatsız etmemiştir. Depremzede canlara hala bir çadır, bir sıcak çorba ya da ısınma ihtiyacını temin edememeyi dert etmemiştir. Binlerce insanı zamanında müdahaleyle enkaz altından çıkaramamayı dert etmemiştir. Koca devletin tek derdi Pir Sultan örgütlülüğü ve Zülfikar canın isminin olduğu pankartımızdır. Örgütümüz de Zülfikar canımız da onurumuzdur. İkisini de gururla taşımaya ve darda olan her canın yanında olmaya olan gayretimizi sürdüreceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’den bu kez ‘Mafyadan aylık 10 bin dolar alan siyasetçi kim?’ pankartı

    CHP’den bu kez ‘Mafyadan aylık 10 bin dolar alan siyasetçi kim?’ pankartı

    PİRHA- CHP, İl Başkanlığı ve 39 ilçe başkanlığı binasına, ‘Mafyadan aylık 10 bin dolar alan siyasetçi kim?’ pankartı astı.


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), il binalarından toplatılan ve mahkemelere taşınan “128 milyar dolar nerede?” pankartının ardından, Süleyman Soylu’nun, Sedat Peker’in bir siyasetçiye ayda 10 bin dolar maaş ödediği iddiasını pankarta taşıdı.

    CHP İstanbul İl Başkanlığı ve 39 ilçe başkanlığı binasına ‘Mafyadan aylık 10 bin dolar alan siyasetçi kim?’ ifadelerinin yer aldığı pankartlar asıldı.

    Binaya asılan pankartın fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, “Sahi, mafyadan aylık 10 bin dolar alan siyasetçi kim? İstanbul’da il başkanlığımız ve 39 ilçe başkanlığımızdan soruyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • Alkollü sürücünün öldürdüğü Umut Gündüz’ün babası: Bir pankarttan korktular!-VİDEO

    Alkollü sürücünün öldürdüğü Umut Gündüz’ün babası: Bir pankarttan korktular!-VİDEO

    PİRHA-56’ncısı düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda adalet talebini dile getiren pankart açtığı için gözaltına alınan 19 yaşındaki bisiklet sporcusu Umut Gündüz’ün babası Menderes Gündüz, “Bu tür ölümlerin bir trafik kazası değil de cinayet olarak yargılanması için pankart açtık” dedi. 

    Ankara Bisiklet ve Doğa Sporları Derneği üyesi olan 19 yaşındaki Umut Ahmet Gündüz, 15 Temmuz 2020 günü arkadaşı Ali Can Aydın ile antrenmandan dönerken Çağdaş Ş.’nin kullandığı otomobil Gündüz’e çarptı. Çarpma nedeniyle plakası yola düştüğü için yakalanan Çağdaş Ş.’nin 1.53 promil alkollü olduğu belirlenmişti.

    Baba Menderes Gündüz, oğlunun cinayete kurban gittiğini, son iki yılda 258 bisikletlinin alkollü sürücülerin karıştığı kazalarda yaşamını yitirdiğini söyledi.

    19 yaşındaki profesyonel bisikletçi ve aynı zamanda Ankara Bisiklet ve Doğa Sporları Derneği üyesi olan Umut Gündüz’ün anne ve babası oğullarının ölümüne neden olan alkollü sürücünün serbest kalması üzerine ‘Umut’a Ses Ol’ adlı bir kampanya başlatmıştı. Aile seslerini duyurabilmek için geçen hafta düzenlenen 56’ncısı düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na #bisikletliyaşamiçinadalet’ pankartıyla katıldı.

    İZİN BELGELERİ OLMASINA RAĞMEN GÖZALTINA ALINDILAR

    Umut’un anne ve babası Kuşadası’nda düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu finalinde, ‘#UmutaSesOl #bisikletliyaşamiçinadalet’ pankartı açtıktan sonra, Aydın Valiliği tarafından izin belgeleri bulunmasına rağmen gözaltına alındı.

    Yaşadıklarını PİRHA’ya anlatan baba Menderes Gündüz, “Antrenman dönüşü alkollü ve aşırı hızlı bir sürücünün arkadan çarpıp akabinde kaçması sonucu öldürülen Umut Gündüz’ün babasıyım. 15 Temmuz 2020’den sonra bisikletli ölümlere dikkat çekmek, farkındalık yaratmak ve bu tür ölümlerin bir trafik kazası değil de olayların ikinci derece cinayet olarak yargılanması için bir kampanya başlattık” dedi.

    “HER YERDE KULLANDIĞIMIZ PANKART ORADA SUÇ SAYILDI”

    Kampanyalarını ve seslerini duyurabilmek için 56’ncısı düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’na katıldıklarını söyleyen Gündüz şöyle devam etti:

    “Hem sesimizi duyurmak hem de bu farkındalığı arttırmak için eşim ve ben katıldık düzenlenen tura. Yanımızda 9 ay boyunca bu kampanyayı yürüttüğümüz pankartlarımız vardı. Marmaris’e geldiğimizde burada asmış olduğumuz pankartlarımız Jandarma Komutanlığı tarafından ‘sakıncalı ve yasak’ gerekçesiyle indirilmek istendi. Biz aile olarak indirmeyeceğimizi söylediğimizde ise ‘Kamu malına zarar vermekten’ tutanak tutacaklarını söylediler. Ayrıca gözaltı yapabileceklerini söylediler. Biz de pankartımızın içeriğinde herhangi bir suç teşkil edecek bir yazının olmadığını kendilerine söyledik. Bu pankartları 9 aydır birçok kurum, medya, mecra ve sivil toplum örgütünde taşıdığımızı belirttik. Ayrıca oğlumuzun adına Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Bahçelievler’de açılan bisiklet yolunda da biz bu pankartı taşıdığımızı ve birçok medyada da bunu kullandığımızı ifade ettik. Ancak kesinlikle izin vermeyeceklerini söylediler. Biz de pankartlarımızı kaldırmayacağını söyledik. Ardından apar topar pankartlarımız jandarma tarafından toplanarak parçalandı.”

    “BİSİKLET FEDERASYONU BAŞKANI BİZİ AZARLADI”

    Pankart asmak için izin almaya çalıştıklarını ve tüm yetkililere gitmelerine rağmen sonuç alamadıklarını aktaran Gündüz, “Pankart asmak için yasal olarak izin almamız söylendi. Marmaris Kaymakamlığı’na geçtik eşimle birlikte. Dilekçemizi yazdık. Başvurumuz önce olumlu karşılandı. Sonrasında kaymakamlıkta yetkili birisi güvenlik toplantısı yapılacağını, toplantının sonucunda kaymakamın izin vereceğini söyledi. Eşimle ben de bekledik kapının önünde. Kaymakam ve ekibi çıktığında pankarta izin vermeyeceklerini söylediler.  Niçin olduğunu sorduğumuzda ise Federasyonun onayı gerekiyor dediler. Federasyon yetkililerine ulaşmaya çalıştık ama kimse bize yardımcı olmadı. En son Federasyon Başkanı Erol Küçükbakırcı’ya ulaştık. Kendisine böyle bir zorluk yaşadığımızı ve bize yardımcı olmasını istedik. Çok ters ve sert bir üslupla bizi azarlayarak ‘Beni bir daha aramayın!’ dedi.

    “BİR PANKARTTAN KORKTULAR”

    Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen yol boyunca pankartlarını açmaya ve kampanyalarının sloganlarını yazmaya devam ettiklerini söyleyen Gündüz son olarak şu ifadeleri kullandı:

    “Son etap olan 8. Etap Kuşadası etabına geldik. Orası artık final bölümüydü. Oraya en yakın bir otelin terası olan balkon gördük. İzin alarak bu pankartı açmak istedik. Ancak herkes o kadar çok korkuyordu ki bir pankarttan, kimse bunun altına imzasını atmak, sebep olmak istemedi. Bizde inisiyatif kullanıp pankartımızı açtık. Pankartımızda sadece ‘Bisikletli ölümlere son! Bisikletli yaşam için adalet! Kaza değil cinayet!’ yazıyordu. Ve ‘Umut’a ses ol!’ yazıyordu. Orada Bakan bey varmış bizim bilgimiz yoktu. Bir anda gereksiz bir yaygara çıkarıldı.

    Asayiş polisleri eşimle beni gözaltına aldı. Otel içinde sorguladılar, kontrol ettiler. Aydın Valiliği’nden alınmış hem sokağa çıkma yasağına muafiyet hem de farkındalık oluşturmak adı altındaki izin yazımızda vardı. Onları gösterdik. ‘Tamam izniniz var gidebilirsiniz.’ dediler. Biz alandan çıkıp araca doğru giderken iki tane sivil polis geldi yanımıza ve bizi tekrar gözaltına aldılar. TEM’den olduklarını söylediler. TEM’den dediklerinde eşim de ben de tedirgin olduk. Terörle mücadele yani nasıl böyle bir şey olabilir? Nasıl bağdaştırabildiler bir pankartla terörle mücadeleyi? Sonrasında başka kaynaklardan öğrendik ki Aydın vali yardımcısının bizzat müdahalesi ile TEM bizi gözaltına almış. Kuşadası Emniyet Müdürlüğü’ne ifadelerimizi verdik. Bir odada 2 buçuk 3 saat tutulduk. Sonrasında serbest bırakıldık.”

    NE OLMUŞTU?

    19 yaşındaki bisiklet sporcusu Umut Gündüz, geçen yıl Ankara’da antrenman sonrası evine dönerken aşırı süratli giden alkollü sürücünün yönetimindeki aracın çarpması sonucunda hayatını kaybetmişti. Yolun sağ şeridinde ve eksiksiz teçhizatla gittiği belirlenen Umut Gündüz, olayda polis raporlarına göre kusursuz bulunmuştu. Yola düşen plakadan yakalanan sürücü ise 4 ay tutukluluk süresinin ardından serbest bırakılmıştı.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

     

     

  • Kadın cinayetlerine, şiddete karşı pankart astı: Buraya sığınabilirsiniz-VİDEO

    Kadın cinayetlerine, şiddete karşı pankart astı: Buraya sığınabilirsiniz-VİDEO

    PİRHA- Maraş Pazarcık’ta kafe işletmeciliği yapan Ali Sugan kadına yönelik şiddet-cinayetlere tepki amaçlı pankart asarak, şiddet gören kadınlara dükkanlarına sığınma çağrısın bulundu. Sugan, “Kadına yönelik şiddete hayır diyoruz. Kadınlar şiddet gördüğünde bize sığınabilir, gece geç saatlere kadar buradayız” dedi.

    Her gün şiddetini arttırarak devam eden kadın cinayetlerini ve şiddete karşı farkındalık oluşturmak isteyen Pazarcıklı esnaf Ali Sugan, iş yerinin girişine pankart asarak, şiddet gören kadınlara iş yerine sığınma çağrısında bulundu.

    İş yerine ‘Kadına Şiddete Hayır’ çağrısıyla asılan pankartta “Nerede olursanız olun, bir erkek tarafından darp ediliyorsanız, şiddet görüyorsanız, takip edildiğinizi, hissettiğiniz veya fark ettiğiniz an hiç çekinmeden buraya koşun. Gerisini biz hallederiz. Gerekirse polise, gerekirse sizi evinize ulaştırmayı taahhüt ediyoruz. Hepimiz kötü değiliz, çürüklerden birlikte kurtulacağız” ifadeleri yer aldı.

    “ETKİLENDİK VE FARKINDALIK YARATMAK İSTEDİK”

    Kafe işletmecisi Sugan, şiddetini arttıran kadın cinayetleri ile birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tek taraflı olarak feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nden etkilenerek böylesi bir pankart asma gereği duyduklarını kaydetti.

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü’nden mezun ve aslen Pazarcıklı olan Zeynep Şenpınar’ın milli boksör Selim Ahmet Kemaloğlu tarafından katledilmesini hatırlatan Sugan, şunları kaydetti:

    “Son zamanlarda kadına yönelik olan şiddetin artması, İstanbul Sözleşmesi’nin gece yarısı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile feshedilmesinden herkes gibi biz de etkilendik. Zeynep Şenyaşar’a yapılanları bire bir takip ettik. Ondan da çok etkilendik. Kadına yönelik şiddete hayır diyoruz. Şiddet gördüğünde bize sığınabilir, gece geç saatlere kadar buradayız. Yardımcı olmak ve bir farkındalık yaratmaya çalıştık. Bunu kesinlikle ticari amaçla yapmadık. Bir kasa elma düşünün. Bu elmanın içerisinde bir tane çürük olanı ayıklamazsanız o bütün elmalara bulaşır. O çürük elmaları iyi elmaların içerisinden çıkarmaya çalışalım.”

    “SOKAKTA YÜRÜRKEN TEDİRGİNİZ”

    Lise öğrencisi Ilgın Özden ise sokakta yürürken dahi tedirgin olduklarını ifade etti. Asılan bu pankartın az da olsa kadınlara güven verdiğini söyleyen Özden, “Bu gerçekten büyük bir duyarlılık. Kadına yönelik şiddet bu kadar yaygınken bu duyarlılık kadınlara güven veriyor. Buraya şiddet gören bir erkek de gelebilirdi ama maalesef günümüzde şiddet sadece kadına yönelik. 17 yaşındayım ve ben bile sokakta yürürken tedirginim. Ülkenin bu halinden şikayetçiyim. Gelecek kaygısı dışında, hava karardığında bile yalnız başıma yürüdüğümde zorlanıyorum. Bir şeyleri değiştirmek için farkındalık yaratmak istiyorum. Farkındalığı da kadınlar oluşturacak” dedi.

    Mehmet KOCAMER / MARAŞ

  • Dersim’de 1 Mayıs pankartı polis tarafından indirildi

    Dersim’de 1 Mayıs pankartı polis tarafından indirildi

    PİRHA – Dersim’de farklı dillerde ‘Yaşasın 1 Mayıs’ yazılı pankart Valilik kararı gerekçe gösterilerek gece saatlerinde polislerce indirildi.

    Belediyenin şehir merkezine astığı pankartta farklı dillerde “Yaşasın 1 Mayıs” ve “Emeğimizin, irademizin, yaşamımızın, gasp edilmesine karşı; söz, yetki, karar hakkımıza sahip çıkalım.” yazıyordu.

    “1 MAYIS’A YÖNELİK TAHAMMÜLSÜZLÜK”

    Belediyeden görüştüğümüz bir yetkili şunları kaydetti:

    “Güvenlik şube amiri gün içerisinde belediyeyi arayarak valiliğin talimatıyla pankartın sökülmesi gerektiğini bildirdi. Gerekçe olarak da pankartın asılı olduğu yerin pankart yeri olmadığını iddia ediyorlar. Bizden yer altı çarşısındaki yere pankartı asmamızı istediler. Biz daha önce, oraya birçok vesileyle pankart asıldığını ve buna dair daha önce hiç bir bildirimde bulunulmadığını belirttik. Bu yaklaşımı keyfi bir durum olarak değerlendiriyor ve 1 Mayıs’a yönelik tahammülsüzlük olarak görüyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • AYM’den ‘Hırsız, katil AKP’ kararının gerekçesi: İktidar eleştiriye katlanmak zorunda

    AYM’den ‘Hırsız, katil AKP’ kararının gerekçesi: İktidar eleştiriye katlanmak zorunda

    Anayasa Mahkemesi, Edirne’de parti binasına “Hırsız, katil AKP” pankartı astığı için parti binası basılarak gözaltına alınan ÖDP’liler hakkında verdiği hak ihlali kararının gerekçesini açıkladı. AYM, “İktidardaki partinin politikalarını eleştiren görüş ve düşünceler ne kadar ağır olursa olsun bunlardan dolayı kişilere yaptırım uygulanmamalıdır” dedi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM) 2014’te yapılan yerel seçimler sürecinde AKP’nin miting yapacağı Edirne’de parti binasına “Hırsız, katil AKP” yazılı pankart asan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) üyeleri hakkında Şubat ayında verdiği hak ihlali kararının gerekçesini açıkladı. AYM, gerekçeli kararında “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının” ve “İfade özgürlüğü”nün ihlal edildiğini belirtti.

    2014’teki yerel seçimler öncesinde, 19 Mart günü AKP, Edirne’de miting düzenledi. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın katıldığı mitinge karşı ÖDP üyeleri, parti binalarına “Hırsız, katil AKP” yazılı pankart astı. Pankartın asılması üzerine polis ÖDP il binasını bastı ve parti pankartı indirip parti üyelerini gaz bombası şiddet kullanarak gözaltına aldı.

    14 ÖDP üyesine olay ardından dava açılırken yargılama tüm üyelerin beraatıyla sonuçlandı. 14 ÖDP üyesi ise yargı sürecini devam ettirdi ve AYM’ye hak ihlali başvurusu yaptı.

    AYM, 6 Şubat 2020’de ÖDP üyeleri hakkında ‘hak ihlali’ kararı verdi. AYM’nin hak ihlali kararına ilişkin gerekçesi, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Yayımlanan gerekçeli kararda AYM, “İktidarda bulunan partinin eleştiriye katlanma yükümlülüğü oldukça geniştir. İktidardaki partinin politikalarını eleştiren görüş ve düşünceler ne kadar ağır olursa olsun bunlardan dolayı kişilere yaptırım uygulanmamalıdır” dedi.

    PARTİ BİNASININ İÇİNE GAZ BOMBASINA ELEŞTİRİ

    AYM’nin gerekçeli kararında “İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele” başlıklı ilk bölümünde, polisin parti binasının içine gaz bombası atması şu ifadelerle eleştirildi:

    “Kolluk görevlilerince yakalanmak istenen ancak direnen bir kimsenin yakalanmasına yönelik olarak kullanılan maddi güç, bu kişinin direncinin kırılmasına yetecek ölçüyle sınırlı olmalıdır. Uygulanan güç hiçbir biçimde direncin kırılması amacının ötesine taşmamalı ve direnen kişiye eza verdirmeye yönelmemelidir.

    Çevik Kuvvet polisi, bina içinde bir odada bulunan başvuruculara yönelik doğrudan biber gazı kullanmıştır. Bu tür gazların kullanılması, direncin kırılması için elverişli olan diğer araçların öncelikle denenmesi ve bunlardan bir sonuç elde edilememesi koşuluyla hukuka uygun görülebilir. Somut olayda gazın etkilerinden kaçış imkânı bulunmayan kapalı bir alanda gaz sıkılmış, alternatif araçların kullanılmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilmemiştir.

    Başvurucuların muhtemel kaçma girişimlerine karşı yeterli önlemler alınmış olmasına rağmen kolluk görevlilerin kapalı bir alana doğrudan gazla müdahale etmesi kullanılan gücün orantılılığı bakımından kabul edilebilir görülmemiştir.”

    İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ‘ABARTI’ VE ‘KIŞKIRTMAYI’ DA KAPSAR

    Kararın ikinci bölümünde yer alan “İfade özgürlüğü ihlali” bölümünde ise, pankart içeriği hakkında şöyle denildi:

    “Pankartta yer alan sözlerin AK Partiye gönül verenleri belirli bir oranda inciteceği kabul edilebilir. Zikredilen kavramları kullanmaları pankartı açanların açıkça polemik çıkarmaya ve şiddetli tepkiler yaratmaya yönelik üsluplarının bir parçasıdır. İfade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören bilgi ve fikirler için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘İtiraf ediyorum; örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim’

    ‘İtiraf ediyorum; örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim’

    PİRHA- Geçtiğimiz hafta gözaltına alınan ve tutuklama kararı çıkarılarak Malatya Cezaevi’ne götürülen eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir yaşadığı hukuksuzluğu anlattığı bir mektup gönderdi. 

    KHK ile işinden ihraç edilen eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir geçtiğimiz hafta sabahın erken saatlerinde evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı. Malatya Adliyesi’ne götürülerek hakim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Ardından da daha Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hakim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü.

    Tutuklanarak Malatya Cezaevi’ne götürülen Songül Tunçdemir yaşadığı sürece ve karşılaştığı hukuksuzluğa dikkat çekmek için dostlarına mektup gönderdi.

    “HIZIR’I HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK YÜREĞİMDE HİSSETTİM”

    Mektubuna bu zor süreçte kendisini yalnız bırakmadıkları için teşekkür ederek başlayan Tunçdemir, “Hızır ayının içinden geçerken darda, zorda olanların imdadına yetişen Hızır’ı her zamankinden daha fazla yüreğimde hissettim. Bu yıl Hızır’ı her zamankinden daha çok çağırdım. Hızır’ı sadece kendim için değil haksızlığa uğrayan tüm canlar için çağırdım.” dedi.

    12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 5:25 de evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alındığını hatırlatan Tunçdemir, tutuklanma sürecini, yaşadığı hukuksuzlukları ve kendisine yönelik yapılan suçlamaları mektubunda şöyle aktardı:

    “Malatya Cumhuriyet Savcılığı hakkımda yakalama kararı çıkarmış. İki gün Yakacık Karakolu’nda bekletildikten sonra Malatya TEM’e getirildim. İlk ifadem burada alındı.  Ben iki buçuk yıl öncesine kadar Maltepe’de yaşıyordum. Dört dönem Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nde Malatya şube başkanlığını yaptım. Suçlamalar o dönemle ilgili. Facebook hesabımdan suç unsurları çıkarmak için epey bir çaba sarf edilmiş. Benim ‘Hurşit Külter nerede?’ paylaşımım, başkalarının paylaşımına attığım 4 beğeni ve bana bol bol yapılan ama onaylamadığım etiketlemeler.

    En büyük suçlamalardan biri de başkanlığını yaptığım Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya şubesinin de içinde bulunduğu Malatya Emek ve Demokrasi Platformu’nun eylemlerine katılmak. Bunu yaparken de her kurumun kendi renkleri ile katıldığı elimde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği flamaları taşımama rağmen taşımadığım flama, pankart, fotoğraflar, dövizler ve atmadığım sloganlar için örgüt üyesi olmakla suçlanıyorum.”

    “YAŞANAN BU DURUM SKANDAL VE BİNDE BİR YAŞANILAN BİR DURUM”

    Daha önce Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanlığı yapmış öğretmen arkadaşı ile birlikte eş zamanlı olarak gözaltına alındıklarını ve bir gün sonra savcılığa götürüldüklerini  belirten Tunçdemir, şöyle devam etti:

    “Cumhuriyet Savcısı dosyaları inceledikten sonra bizi tutuklama talebiyle hakime sevk etti. Hakim dosyamızı inceleyip bizi tekrar dinledi ve denetimli olmak kaydıyla serbest bıraktı. Çıkmak için kimliklerimizin getirmesini beklerken savcının alınan karara itiraz edip jet hızıyla yakalatma kararı çıkardığını öğrendik. Adliyeden çıkmadan tekrar gözaltına alınıp yine jet hızıyla bir üst mahkeme hakiminin karşısına çıkarılıp tutuklandık. Skandal olmasının yanında binde bir yaşanan bir durum bu. Bunu tarih bir kenara yazacak.”

    YER OLMADIĞI İÇİN ADLİ SUÇLULARLA AYNI KOĞUŞTU

    Tutuklu yargılama sürecinin başladığını mektubunda dile getiren Tunçdemir, cezaevi koşullarını şöyle ifade etti:

    “Burada siyasi kadın tutsaklar için koğuş olmadığından adli suçlular ile aynı koğuşta kalıyorum.Yakın bir zamanda da Elazığ Kapalı Kadın Cezaevi’ne gönderilebilirim. Adli suçluların bulunduğu koğuşu bir cümle ile değerlendirecek olursam şunu söyleyebilirim: Bu ülkede suçu değil de suçluları öldürüyorlar. Bu koğuş bu yataklar daha çok tutsaklar görecektir. Ta ki asıl meselenin suçlular olmadığı öğrenilene kadar.”

    “ÜYE OLDUĞUM ÖRGÜTE YÜZLERCE SEMAHÇI YETİŞTİRDİM”

    Daha önceleri çokça gördüğü, duyduğu ama yaşamadığı pek çok şeyi son bir hafta içinde yaşadığını kaydeden Tunçdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “TEM yeleği giyinmiş, kadın polisin kolunda kolları kelepçeli bir şekilde Malatya Adliye Sarayı’nın merdivenlerinden indirilirken yüzüme patlayan flaşlar da gördüm. Bir insan nasıl örgüt elemanı yapılır. Her şey o kadar inandırıcı ki neredeyse ben bile inanacağım bu kurguya. Evet itiraf ediyorum. Ben bir örgüt elemanıyım. Bu örgüt için yüzlerce semahçı yetiştirdim, bu örgüt için onlarca basın açıklaması yaptım ve bu örgüt için binlerce kilometre yol kat ettim. Sivas’a gittim, Maraş’a gittim, Çorum’a gittim oralarda katledilen canlarımızı andım. Banaz’a gidip Pir Sultan’ı andım Hacıbektaş’a gittim niyaz ettim. Toplantılara katıldım. Hatta hiçbir toplantı kaçırmadım. Evet sevgili dostlar bunu herkes biliyor aslında. Ben Pir Sultan Abdal örgütünün çok radikal bir üyesiyim. O kadar radikalim ki ülkemizdeki her türlü ayrımcılık ortadan kalkana kadar olanca enerjisini bunun için mücadele etmeye odaklamış bir örgüt elemanıyım.”

    “ADALET HERKESE LAZIM”

    Çok haksızlıklar gördüklerini yine de kimseye kin tutmadıklarını mektubunda vurgulayan Tunçdemir, Adaletin herkese bir gün lazım olacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Biz yine de iftiralarla, kurgularla, yalanlarla, hayatımızı karartmaya çalışanlara inat hak ve hakikatin gücüyle birleşip bütün haksızlıkların karşısında olmaya devam edelim. Elbet bir gün iyiliğin, doğruluğun, güzelliğin, kazanacağı günler gelecektir. Ve kimse unutmasın ki adalet herkese lazım. Şimdi taşıdığın rütbe, bulunduğun makam seni güç sahibi yapabilir. Ve adalet gibi bir kaygın olmayabilir. Bu yüzden Adalet Sarayı diye adlandırdığımız yerlerde adil kararlar verilmiyor olabilir. Terazinin ibresinin bozulması, bunu yaratanların da sorunu haline gelecektir. Bunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Gayemiz kimse ezilmesin tüm farklılıklara rağmen herkes barış ve kardeşlik içinde yaşasın. En kısa zamanda görüşeceğiz. Zafer hak ve hakikat mücadelesi verenlerin olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dergah binasına Mevlüt Uysal pankartı asılması tartışma yarattı

    Dergah binasına Mevlüt Uysal pankartı asılması tartışma yarattı

    PİRHA- Garip Dede Dergahı’nda ek hizmet binasının yapımı sırasında Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın dergaha ziyaretleri ve Uysal’a teşekkür pankartının asılması tartışma yarattı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Onur Şahin, PSAKD Ankara (Sivas Şehitleri ) Şube Başkanı Ali Üngörmüş ve Erzincan şubenin verdiği tepkiye Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat yanıt verdi. 

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda ek hizmet binasının yapımı sırasında Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın dergaha ziyaretleri ve Mevlüt Uysal başta olmak üzere yetkililere teşekkür pankartının dergah binasına asılmasına bazı Alevi kurum temsilcileri tepki gösterdi.

    “SİVAS ŞEHİTLERİMİZİN KEMİKLERİNİ SIZLATTINIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri, derneğin Yenimahalle Şube Batıkent Cemevi Başkanı Onur Şahin sosyal medyadan yayınladığı mesajında, “Sivas katillerinin avukatı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ı ağırlayıp şu rezil pankartı asmanın utancı size yeter… Yazıklar olsun. Sivas Şehitlerimizin kemiklerini sızlattınız. Bilip ve görüp de işlerine öyle geldiği için susanları da ayrıca not ettik. Ne zaman küçük ve dar grup çıkarları değil de yolumuzun değerleri ve ilkeleri esas alınırsa işte o zaman herkesin samimiyetini görmüş oluruz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN YEMEĞİNİ DAHİ YEMEYENLER DERGAHLARDA GEZİYORLAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara (Sivas Şehitleri ) Şube Başkanı Ali Üngörmüş de sosyal medya hesabı facebook üzerinden tepki gösterdi.

    Üngörmüş’ün mesajından bir bölüm şöyle:

    “Sivas Madımak katillerinin avukatlarından, İBB Başkanı Mevlüt Uysal hakkında, geçen yıl tepkilerde bulunan, İstanbul’daki Cemevi Başkanı ne olduda çark edip, aynı şahsı makamında ağırlayarak cemevinin sitesinde yaptığı ve yapacakları hizmetler hakkında övgüler yağdırıp, pankart yaptırarak teşekkür ediyor. Dergahımızda aynı şahsı kürsüde konuşturuyor. Bu hizmetler nelerdir bizler de bilmek isteriz. Alevilerin yemeğini dahi yemeyenler, canlarımızı katlederek dergahlarımızda geziyorlar. Otu böceği bile her gün paylaşanlar bu olayı görmezden gelip susuyorsa kendi küçük çıkarlarını yolumuzun önüne koymuş demektir. Ama biz bu utanca sessiz kalmayacağız.”

    CELAL FIRAT’TAN YANIT

    Mevlüt Uysal ve asılan pankart nedeniyle gelen tepkilere Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, sosyal medya üzerinden yanıt verdi.

    “DEVLET YÖNETİMİNDEKİ KİŞİLERİN KURUMLARIMIZA ZİYARETİ NORMAL”

    “Biz Aleviler; örgütlenerek kurumsallaşmayı başaracağız, dolayısıyla siyasetin ve siyasetçilerin de gereken kamusal alanlarımızda olmaları doğal olacaktır” diyen Celal Fırat, Uysal’ın ziyaretinin normal olduğunu şu sözlerle ifade etti:

    “Bizler Garip Dede Dergâhı olarak kendi inançsal hukukumuzla, kendi yönetim kadromuzla artık Alevi toplumunun isteklerini anlayan, yorumlayabilen ve onların geleceklerine dokunan çalışmalarla Aleviliğin yaşanmasına, yaşatılmasına yön vermeyi başarmış bir kurumuz. Devlet –toplum ilişkilerinde devlet kurumlarının muhatapları bireyler değil kurumlardır. Toplumsal düzeyde devlet yönetimindeki kişilerin kurumlarımızı ziyaret etmelerini artık doğal görmeliyiz.”

    “MADDİ MANEVİ DESTEK TALEP ETMEDİK”

    “Bizler, “Hiçbir şey tek başına iyi değildir” ilkesinden yola çıkarak Alevilerin kafasına cemaatçi (tek tipçi) zihniyeti sokup kendi arka bahçeleri olarak kullanıp, sıra hizmet vermeye gelince devletçi siyaset zihniyetini meşru gösterip hizmetten vermeyen siyasi partilere de pirim vermeyeceğiz” diyen Fırat, dergahtaki durumu şöyle aktardı:

    “Garip Dede Dergâhı 24 yıldır Alevi canların katkılarıyla yaşam alanlarını cemevi yapmış, Garip Dede’ye yakışır şekilde adalet ve bireysel özgürlük konusunda mücadele etmiş bir kurumdur.
    Alevilerin verdiği her kuruş Şah Hüseyin’in adı kadar değerli ve kutsaldır. Haftalık 10 bin ziyaretçisi ile siyah-beyaz kadar net güven kazanmış bir kurum olarak devletin hiçbir kademesinden şu ana kadar maddi ve manevi bir destek talep etmemiştir.
    Maddi imkânları doğrultusunda inançsal, yaşam, eğitim- öğretim, sosyal, kültürel alanlarını genişletmek amacıyla tüm üyelerinin desteğiyle ve yönetim kurulu karar alarak kısa sürede cemevi hizmet binasını hayata geçirmeye başlamıştır.
    Bu binayı yapmaya başlarken hiçbir ideolojik sıkışmaya meyil vermeyeceğimizi, farklı toplum kesimlerinde rant talep etmediğimi de temel atma törenimizde açıkça dile getirdim.
    Ancak belediyeler ile ilgili yapmamız gereken resmi prosedürler yürütülürken; bölge adına bazı düzenlemeler ve iyileştirme çalışmalarının başkanın görev dahilinde olduğunu bildiğimiz için bu konuda destek olmasını ve sıkıntılarımızı dile getirmek istedik. Bunun üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Kültür Bakanı kurumumuzu ziyaret ederek misafirimiz olmuş destek olacaklarını beyan etmişlerdir. Bu ziyaret’ten tüm üyelerimizin ve yönetim kurumumuzun haberi vardır. Bizler başkanı Alevilik misafirlik ilkleri ile ağırladık.”

    “KAYGINIZ ALEVİLERİ SİYASETTEN UZAKLAŞTIRMAK”

    Celal Fırat, Mevlüt Uysal’ın ziyaretini yadırgayanlara, “Alevilere bakışınız artık gayri ahlaki olup temel kaygınız ise siyasetten Alevileri uzaklaştırmak ve toplumsal kesimlerde yalnızlaştırma yaratmaktır. Bırakın Aleviler güçleniyor, örgütleniyor, her adımı ses getiriyor” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Flormar işçilerinin direnişine polis baskını-VİDEO

    Flormar işçilerinin direnişine polis baskını-VİDEO

    PİRHA – Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Flormar fabrikasında 84 gündür direnen Flormar işçilerinin direnişine karşı polis müdahalesi başladı. Grev yapan işçilerin fabrika önüne astığı direniş pankartları polis tarafından toplatıldı.

    Türk-İş’e bağlı Petrol-İş sendikasına üye oldukları için işten atılan ve direnişe başlayan Flormar işçilerine yönelik polis baskısı arttı. Direnişin 84. gününde fabrika önüne gelen polis, “Yukarıdan talimat aldıklarını” söyleyerek işçilerin pankartlarını indirdi.

    Direniş alanında işçilerle birlikte bulunan Petrol-iş Gebze Şube Başkan Yardımcısı Şivan Kırmızıçiçek polis müdahalesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “Bugün Flormar direnişimizin 84. günü. Sabah geldik emniyet güçleri tarafından baskıya maruz kaldık” diyen Kırmızıçiçek, “Özelikle OHAL’in kalkmasından sonra mesaj alınmıştır. Polisler burada müziğin sesini kısmamız ve fabrika önünde durmamamız gerektiği konusunda bizi uyardılar” dedi.

    Kırmızıçiçek, yaşananları şöyle aktardı: “Polisler ‘Pankartları asmayın ve fabrikanın kaldırım tarafında durmayın’ dedi. İlk önce siviller geldi. Pankartları asmamamız gerektiğini söylediler. Gerekçelerini sorduk? ‘Yukarıdan gelen talimat böyle’ dediler. Bunlara uymayacağımızı söyledik ve ‘Burada talimat almıyoruz bizim de sendikamız var, sendikamızın aldığı karar noktasında eylemimizi sürdüreceğiz’ dedik. 6 araç çevik kuvvet ekibi gelerek pankartları müdahaleyle kaldıracaklarını söylediler.”

    Polis baskısının Flormar yönetiminin talebiyle arttığını bu nedenle pankartları indirmek zorunda kaldıklarını belirten Kırmızıçiçek, “Fabrika önünde bulunan işçilere yönelik baskısını artıran polis, gerekçe olarak ‘eylemin siyasallaşmasını’ gösteriyor.  Siyasi partilerin, kadın örgütlerinin, işçi sendikalarının Flormar işçilerine verdikleri destekten rahatsız oluyorlar” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL