Etiket: parti meclisi

  • DEM Parti’den ‘eşit yurttaşlık’ ilkelerine dayanan toplumsal mutabakat çağrısı

    DEM Parti’den ‘eşit yurttaşlık’ ilkelerine dayanan toplumsal mutabakat çağrısı

    PİRHA- DEM Parti Meclisi’nin sonuç bildirgesinde, “Demokratik katılım ve toplumsal haklar bağlamında eşit yurttaşlık ilkelerine dayanan bir toplumsal mutabakata ihtiyaç vardır. Barış süreci önemli fırsatlar barındırsa da ciddi riskleri de içermektedir. Sürecin yönü, mücadele ve müzakerelerle şekillenecek” denildi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Parti Meclisi’nin Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında Parti Genel Merkezinde toplanılmasının ardından PM sonuç bildirgesi yayımlandı.

    Sonuç bildirgesinde, “Dünya, Ortadoğu ve Türkiye, kapitalist modernitenin yarattığı çoklu krizlerin derinleştiği tarihsel bir dönemden geçmektedir. Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı bu süreçte, bölgesel savaşlar ve çatışmalar artmakta; halklar savaş, şiddet ve sömürü sarmalına sıkıştırılmaktadır. Ukrayna-Rusya savaşıyla güç kazanan, 7 Ekim’de başlayıp Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den tüm bölgeye yayılan savaşla birlikte tüm bölge devletleri, yeni savaş ittifakları ve yeni işgal politikaları oluşturmaktadır” denildi.

    ‘TARİHSEL OLANAKLAR SUNMAKTADIR’

    Bildirgede şunlar kaydedildi:

    “Halkları savaş, şiddet ve sömürü kıskacında tutan bu süreç, aynı zamanda halkların direnişiyle demokratik, toplumcu, sosyalist ve kadın özgürlükçü bir sistemin inşası için tarihsel olanaklar da sunmaktadır. Bu bağlamda, Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ yeni bir dönemin kapılarını aralamış; PKK’nin 12. Kongresinde aldığı çalışmalarını sonlandırma kararıyla bu süreç yeni bir evreye taşınmıştır.

    MÜCADELE BÜYÜYECEK

    Devlet ile Sayın Öcalan ve Kürt Hareketi arasında süren diyalog sadece Kürt sorununun çözümüne değil, Türkiye’de demokratik toplumun inşasına da olanak sunmaktadır. Partimiz, İmralı Heyetimiz inisiyatifinde ve tüm örgüt yapısıyla bu sürecin toplumsallaşması ve kalıcı barışa dönüşmesi için sorumluluk almaktadır. Barış ve demokratik çözüm süreçleri, tarihsel olanaklar kadar ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle partimiz, sürecin Türkiye halklarının lehine gelişmesi ve sonuçlanabilmesi için mücadeleyi büyütme kararlılığındadır.

    OLANAK FAZLA

    Parti Meclisi toplantımızda, DEM Parti’nin ideolojik-politik ve örgütsel-pratik hattının yükseltilerek dönemin ve değişimin ruhuna uygun bir mücadele birlikteliğine sahip çıkılması gerektiği vurgusu yapılmış; sürecin karakterini istediğimiz doğrultuda şekillendirme ve bu süreçten halklarımızın yararına büyük kazanımlarla çıkma olanağımızın her zamankinden daha fazla olduğunun altı çizilmiştir. Partimiz, özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle birlikte Türkiye’nin demokratikleşmesinin kurucu öznesi olma sorumluluğunu taşımaktadır. Çatışmaların ve şiddetin sona ermesi sürecinin kalıcı bir barışa evrilmesi Kürt sorununun eşit haklara dayalı demokratik çözümü ile mümkündür. Kürt meselesinin çözümünde, toplumsal yapının ve devletin demokratik dönüşümünde iradi bir güç olan partimiz, ortaya çıkan olanakları halklar ve ezilenler lehine değerlendirmeyi temel görev saymaktadır. Bu sürecin en dinamik bileşenleri gençler, kadınlar ve emekçilerdir.

    HERKESE SORUMLULUK DÜŞÜYOR

    Yarım asrı bulan savaş politikaları, halkları çözümsüzlük ve yoksulluk sarmalında tutmuştur. Sayın Öcalan’ın yaptığı çağrı, barışa ve demokratik çözüme dair yeni bir diyalog zeminini mümkün kılmıştır. Bu süreç, aynı zamanda demokratik mücadele olanaklarını genişletmiştir. Kürt meselesinin demokratik çözümünün, barış talebini toplumsallaştırmanın ve demokratik toplumu inşa etmenin olanaklarının güçlü biçimde ortaya çıktığı bu tarihsel aşamada, siyasal ve toplumsal mücadeleler başta olmak üzere, bütün topluma ciddi sorumlulukların düştüğü açıktır.

    RİSKLER VE FIRSATLAR VAR

    Barış süreci önemli fırsatlar barındırsa da ciddi riskleri de içermektedir. Sürecin yönü, mücadele ve müzakerelerle şekillenecektir. Bu nedenle ideolojik ve örgütsel mücadeleyi büyütmek ve sürecin Türkiye halkları açısından kazanıma dönüşmesini sağlamak partimizin temel görevidir. Demokratik dönüşüm ancak 85 milyonun yararını esas alan çerçevede ve herkesin kendini içinde bulabileceği ortak bir gelecek tasavvuruyla mümkün olabilir. Bu yol büyük emek, özveri ve mücadele gerektirmektedir. Böylesi zorlu bir dönemden geçtiğimizin farkındalığıyla, dönüştürücü ve özgürleştirici esasa odaklanmak başta partimiz olmak üzere tüm emek ve demokrasi güçlerinin öncelikli sorumluluğu olmalıdır.

    TOPLUMSAL MUTABAKATA İHTİYAÇ VAR

    Sürecin başarısı, halkların içinde bulunduğu aktif ve örgütlü mücadeleyle mümkündür. Diyalog sürecinde halklarımız hem özne hem de kazanımların güvencesi olmalıdır. Barış talebinin toplumsallaşması ve demokratik toplumun inşasında devrimci sosyalist güçlerin sorumluluğu büyüktür. Bu süreçte demokrasi cephesinde ortak mücadeleyi güçlendirmek yaşamsaldır.

    Barış ve demokrasinin ayrılmaz birlikteliğiyle barışın inşası, ülkenin her köşesine, siyasi, toplumsal ve iktisadi alanlara olumlu yansıyacak gelişmelerin temel anahtarıdır. Türkiye halklarının barışa ve demokratik dönüşüme dayanan gerçek potansiyelini açığa çıkarmak için demokratik katılım ve toplumsal haklar bağlamında eşit yurttaşlık ilkelerine dayanan bir toplumsal mutabakata ihtiyaç vardır. Türkiye toplumunun çoğulcu, özgürlükçü ve adalet temelli ortak yaşam ilkeleri de güvence altına alınmalıdır.

    DEVLETİN İNSAFINA BIRAKILMAMALI

    Bizim için barış, tüm vatandaşların eşit toplumsal haklara sahip olduğu, özgürce yaşayabildiği, farklılıkların zenginlik olarak kabul edildiği Demokratik Türkiye demektir. Demokratik Türkiye, ortak kader ve tarihe sahip olduğumuz Ortadoğu halklarına güçlü bir nefes vermek anlamına gelecektir. Barış mücadelesinin öncü güçlerinden biri partimizdir. Süreci doğru temelde okumak ve açığa çıkan olanakları yerinde ve zamanında kullanmak sürecin seyrini, karakterini ve sonuçlarını belirleyecektir. Söz konusu sorumluluğu yerine getirmek başta partimizin görevidir. Yanı sıra, demokratik, sol ve sosyalist yapıların da söz konusu sorumluluğu mevcuttur. Bu sorumluluğu bugün yerine getirmemek ise süreci devletin insafına bırakmak ve onun istediği gibi şekillendirmesine müsaade etmek anlamına gelecektir.

    Türkiye’nin demokratikleşmesi ve barış sürecinin ilerlemesi açısından yeni dönemin tam da merkezinde olan partimiz, iktidarı da muhalefeti de etkileyecek ve tarihsel eşiği öteye taşıyabilecek ciddiyette çalışmalı ve örgütlenme hamlesini sürekli kılmalıdır. Bu temelde zaman, halklarımızın büyük özlemi olan barışın ve demokratik toplumun inşasına odaklanma, örgütsel ve ideolojik mücadeleyi büyütme zamanıdır. Zaman, halklarımız ve ezilenler için 7 gün 24 saat umutla ve coşkuyla çalışma zamanıdır. DEM Parti, bu tarihsel rolü yerine getirme sorumluluğuyla hareket edecektir.”

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Biz kimsenin ilk yardım çantası değiliz

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Biz kimsenin ilk yardım çantası değiliz

    PİRHA-DEM Parti Meclisi yerel seçimler gündemiyle toplandı. Toplantının açılışında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Biz kimsenin ilk yardım çantası değiliz. Sandıkta başı gözü yarılana, her daim pansuman için yetişecek yedek güç değiliz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclisi, DEM Parti Genel Merkezi’nde Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplandı.

    Siyasal gelişmeleri değerlendirecek olan Parti Meclisi, aynı zamanda seçim hazırlıklarını gözden geçirecek ve seçim stratejisine ilişkin son kararı verecek.

    Toplantının açılışında konuşan Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, DEM Parti adı ile yapılan ilk toplantı olduğunu hatırlatarak, “Umarım tarihi bir dönemeçte yaptığımız bu toplantı, Türkiye demokrasisine ve halklarına kazandıracak bir sonuçla sonuçlanır. Eminim bugün Parti Meclisimizdeki arkadaşlarımız çok değerli düşünceler ortaya koyarak bu konuda yol haritamızı, çerçevemizi belirleyecektir” dedi.

    “İRADEMİZİN YOK SAYILMASINA GEÇİT VERMEYECEĞİZ”

    Kayyım politikalarının Kürt halkının temel sorunu olduğunu belirten Tuncer Bakırhan, “Parti Meclisimizin bu toplantısı, Türkiye siyasi tarihinde önemli bir dönemece işaret eden 2024 yılında yapılacak yerel seçimlerin aynı zamanda kaderini de belirleyecektir. Biz bu toplantıdaki tartışmalar sonucunda bir çerçeve, bir yol haritası ortaya çıkacağına eminiz. Herkesin gözü partimizin vereceği bu kararlarda olacaktır. Bu seçim, sadece Türkiye halkları değil partimiz açısından da önemli sonuçlar doğuracaktır. Bu seçim, Kürt halkının iradesine ipotek koyarak atanan kayyımlarla hesaplaşacağımız bir seçim olacaktır. Bu sebeple sadece kayyım atanan kentleri değil aynı zamanda bölgede, Kürdistan coğrafyasında kötü yönetilen belediyeleri de demokratik yerel yönetimler anlayışımızla buluşturacağız. İrademizin yok sayılmasına bu sefer kesinlikle halklarımızla birlikte geçit vermeyeceğiz.

    Sadece yerel yönetimleri almayacağız, aynı zamanda halkımızla birlikte bu iradeye kayyım atanmaması için var gücümüzle belediyelerimizi ve kentlerimizi savunacağız. Kayyımlar sadece irade gaspı değildir. Bölgeden gelen birçok arkadaşımız bunu yakinen biliyor. Kayyımlar pek çok sorunu da beraberinde büyüterek varlıklarına devam ediyorlar. Yolsuzluklar aleni bir şekilde ortada, hizmet desen hizmet yok. Ciddi bir hizmet eksikliği yaşanıyor. Kadına, Kürde, ötekiye ayrımcılık had safhada” diye ekledi.

    “BİZ KİMSENİN İLK YARDIM ÇANTASI, SANDIKTA BAŞI GÖZÜ YARILANA YETİŞECEK YEDEK GÜÇ DEĞİLİZ”

    Seçimlere dair konuşan Bakırhan, DEM Parti’nin bir yedek güç olmadığının altını çizerek, “Ülkenin batısında da uzun zamandan bu yana söylediğimiz gibi halklarımızın kazanacağı, emekçilerin kazanacağı ve yerel yönetimlerde bulundukları her yerde temsil edilecekleri bir modeli esas alacağız. Bizim dahil olmadığımız birçok tartışmada partimiz adına birçok yorum yapılıyor, tartışma yapılıyor. Partimizin nasıl bir politik tutum takınacağı tartışılıyor, yazılıyor, çiziliyor. Şunu belirtmek istiyoruz: Biz kimsenin ilk yardım çantası değiliz. Sandıkta başı gözü yarılana, her daim pansuman için yetişecek yedek güç değiliz” diye konuştu.

    “İSTER AMPUL OLSUN, İSTER OK OLSUN, KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDEN KİM KAÇIYORSA KARŞISINDAYIZ”

    “Bizim için toplumu yok sayanlar, sermayeyle kol gezenler meşru değildir, partisinin bir önemi yoktur” diyen Bakırhan, şunları ekledi:

    “Bizim için yolsuzluk yapan hırsızdır, partisinin bir önemi yoktur. İster Ampul, ister ok olsun; her kim ki demokrasiden ve Kürt sorununun demokratik çözümünden kaçıyorsa, en temel belediyecilik hizmetlerini bile yapamıyorsa biz karşısındayız. Bu yerellerde de demokratik yerel yönetimler anlayışımızın kazanması için var gücümüzle çalışacağımızı, bu kentleri yönetmeye talip olduğumuzu da belirtmek istiyorum.
    Evrensel insan hakları ve hukuk ilkeleri ile kadın eşitlikçi politikamız ışığında işbirliklerine açığız

    Bizler demokratik zemin, evrensel insan hakları ve hukukun genel ilkeleri ile kadın eşitlikçi politikalarımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Bunları pazarlık konusu yapmayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • CHP’de 60 kişilik Parti Meclisi üyeleri belli oldu

    CHP’de 60 kişilik Parti Meclisi üyeleri belli oldu

    PİRHA-CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu seçimleri tamamlandı. Seçimlerin ardından 60 kişilik Parti Meclisi üyeleri belli oldu.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı’nda Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) seçimi için oy sayımı sona erdi. Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen kurultayda, 60 kişilik PM ve 15 kişiden oluşan YDK üyeleri belirlendi.

    CHP’de 60 kişilik Parti Meclisi üyeleri, cinsiyet kotası ve gençlik kotasının uygulanmasının ardından belirlendi.

    PARTİ MECLİSİ ÜYELERİ

    CHP’nin 60 kişilik Parti Meclisi üyeleri şu isimlerden oluştu:

    Gökhan Zeybek – 648

    Özgür Karabat –  643

    Bedirhan Berk Doğru – 633

    Ozan Işık – 606

    Deniz Yücel – 596

    Gamze Taşçıer –  589

    Murat Bakan –  582

    Suat Özçağdaş –  576

    Cem Aydın –  574

    Baki Aydöner – 555

    Ensar Aytekin – 554

    Gül Çiftçi Binici-  542

    Selin Sayek Böke – 541

    Canan Taşer – 528

    Pınar Uzun Okakın – 521

    Mahir Yüksel –  518

    Erhan Adem –  516

    Burhanettin Bulut –  501

    Ecevit Keleş –  501

    Ali Abbas Ertürk –  499

    Hikmet Erbilgin –  492

    Ali Haydar Fırat –  489

    Bülent Nuri Çavuşoğlu –  484

    Hüseyin Yaşar – 467

    Berker Esen – 466

    Ulaş Karasu – 463

    Müslim Sarı – 462

    Deniz Yavuzyılmaz – 461

    Zeliha Aksaz Şahbaz – 459

    Özgür Ceylan – 455

    Hikmet Yalım Halıcı –  447

    Erbil Aydınlık –  444

    Sevgi Kılıç –  440

    Yalçın Görgöz- 434

    Orhan Salıbal –  434

    Turgay Özcan –  422

    Melisa Uğuraş –  421

    Mehmet Tüm –  416

    Ali Haydar Hakverdi – 415

    Mehmet Necati Yağcı –  408

    Sinem Kırçiçek – 407

    Sezgin Tanrıkulu – 406

    Semra Dinçer – 388

    Hüseyin Can Güner – 383

    Ahmet Hakan Uyanık – 376

    Şengül Yeşildal –  360

    Emin Umut Dikili –  358

    Mehmet Alkın Denizaslanı – 296

    Nazan Güneysu – 320

    Koza Yardımcı – 318

    Aylin Nazlıaka – 305

    Saniye Barut – 296

    BKSP’DEN PM’YE GİREN 8 İSİM

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in aday gösterdiği Bilim, Kültür ve Sanat Platformu’ndan 8 isim Parti Meclisi’ne girdi.

    Bilim, Kültür ve Sanat Platformu’ndan Parti Meclisi’ne giren 8 isim şöyle:

    Yankı Bağcıoğlu (851)

    Yalçın Karatepe (829)

    Volkan Demir (800)

    Baran Bozoğlu (796)

    İlhan Uzgel (784)

    Gülşah Deniz Atalar ((772)

    Gökçe Gökçen (719)

    Armağan Erdoğan (659)

    YDK ÜYELERİ

    CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda Yüksek Disiplin Kurulu Üyeleri de belli oldu:

    Ayça Akpek Şenay – 626

    Esin Fatma Temel – 546

    Hümeyra Akkuş Sandıkcı – 546

    İsmail Emre Telci – 539

    Ekincan Aksoy – 533

    Özkan Tice – 527

    Aysemin Gülmez – 524

    Deniz Çakır – 523

    Süleyman Bülbül – 522

    Deniz Demiröz – 521

    Nurdan Yüceal – 498

    Turan Taşkın Özer – 463

    Ali Balta – 456

    Özgür Sağlam – 440

    Remzi Kazmaz – 304

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP 38. Olağan Kurultay’ı ikinci gününde PM seçimi ile devam ediyor-VİDEO

    CHP 38. Olağan Kurultay’ı ikinci gününde PM seçimi ile devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- CHP kurultayı ikinci gününde devam ediyor. Kurultayın ikinci gününde 60 kişilik Parti Meclisi’nin (PM) seçimi için hazırlıklar sürüyor.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin  38. Olağan Kurultay’ı Ankara’da Arena Spor Salonu’nda ikinci gününde devam ediyor.

    CHP Genel Başkanlığı oy üstünlüğü ile 13 yıl sonrasında Özgür Özel’ e geçti. Özel, bu sabah itibariyle 81 il başkanı ile bir araya gelerek Parti Meclisi’nin oluşturulması hakkında müzakere yaptı. Kurultay’ın ikinci gününde Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin kurulu seçimleri için sandıklar kuruldu. Her adayın yarışta yer alması için 10 delegenin imzasını almasına gerek duyuluyor.

    60 üyeli PM’nin 52 üyesi çarşaf liste ile 8 üyesi ise “Bilim Yönetim Kurum Platformu” kontenjanından seçilecek. PM üyeliği için 400’ün üzerinde kişinin aday olması bekleniyor. Buna karşılık Özgür Özel’in yeni parti yönetimi için daha genç bir PM hedeflediği düşünülüyor.

    CHP Genel Başkanı Özel’in daha önce MYK da yer alan üyelere de PM listesinde yer vermeyeceği belirtiliyor. Özel’in listesinde daha çok akademisyenlere yer vereceği konuşuluyor.
    Arena Salonu içerisinde PM’de yer almak isteyen kişilerin fotoğrafları asılmış durumda.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP ve Yeşil Sol Parti sonuç bildirgesini açıkladı

    HDP ve Yeşil Sol Parti sonuç bildirgesini açıkladı

    HDP ve Yeşil Sol Parti seçimler sonrası alınan toplantıların ardından Parti Meclisi Sonuç Bildirgesini açıkladı. Bildirgede “Kürt sorununun demokratik çözümünde ve Demokratik Cumhuriyet’te ısrarcıyız” denildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası alınan değerlendirme toplantıları sonrası Parti Meclisi Sonuç Bildirgesini açıkladı. Açıklamada demokratik cumhuriyetin inşasında ısrarın sürdürüleceği ve Kürt Sorunun demokratik çözümündeki ısrar vurgulanırken parti içindeki örgütlülük ve siyaset yapma biçiminin ise yeniden yapılandırılacağı belirtildi.

    “ELEŞTİRİ-ÖZELEŞTİRİ VAZGEÇİLMEZDİR”

    Yapılan toplantılarda seçim sonuçlarıyla birlikte yerelden merkeze kadar partinin yeniden yapılanma sürecinin ele alındığı kaydedildi. Özeleştiri vurgusu yapılan bildirgede, “Bu süreçte yürütülecek tartışmalarda örgütsel gerçeği gören her tespitin gelecek dönemde partimize büyük güç katacağı gerçeği ortadadır. Siyasal fikriyatımızın dönüştürücü gücünü daha fazla gösterebilmesi ve toplumsallaşması için yeni bir siyasal ve örgütsel anlayışı ve dili örgütlememiz zorunludur. Sahici bir eleştiri-özeleştiri süreci ve yeni döneme güç katabilecek yapıcı değerlendirmeler en önemli ihtiyaçtır. Toplantımız böylesine hayati bir meramın önemli uğraklarından biri olmuştur. İl-ilçe örgütlerimizden genel merkezlerimize; meclislerimizden komisyonlarımıza kadar tüm örgütsel yapı ve çalışma alanlarımızı, bürokratik ve merkezi bir anlayıştan esaslı bir kopuşla yeniden ve birlikte örgütlememiz gerekmektedir. Yeni dönemde mücadele geleneğimizin vazgeçilmezi olan özeleştirinin ve eleştirel diyaloğun gücü ile yürümeye, başarısız olduğumuz alanları yeniden inşa etmeye ve yoldaşlık hukukunu daha sahici kurmaya yönelik inancımız oldukça güçlüdür” diye belirtildi.

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Bu doğrultuda; hâlihazırda yürüttüğümüz tartışmalar ile il-ilçe-mahalle-köy düzeyinde yapacağımız yaygın halk toplantılarının, konferansların, kongrenin ve yeni tartışma zeminlerinin mevcut siyasal ve gündelik resmimizi daha net açığa çıkaracağına inanıyoruz. Halklarımıza olan siyasal ve tarihsel sorumluluğumuz gereği bu resmin şeffaf olmasından imtina etmediğimizin altını çizmek isteriz. Yeşil Sol Parti ve HDP Parti Meclisleri olarak; yapısal ve örgütsel sorunlarımızın kapsamlı bir şekilde değerlendirileceği bu süreçte özeleştirinin kendisinin pratikte verilmesi gerçekliğini ifade ediyoruz. Bu gerçeklikten yola çıkarak önümüze gelecek ödevlerimizi koyduk. Toplumsal katılımı güçlü kılacak mekanizmaları inşa edeceğiz. Mevcut sorunların yaşandığı yapısal işleyişten radikal bir kopuşun yollarını derinlemesine tartışmaya devam edeceğiz.

    “SİYASETİN TOPLUMLAŞMASINI MERKEZE ALACAĞIZ”

    Seçim dönemi boyunca bir yandan halkın sahadaki reaksiyonlarının doğru okunmadığı, diğer yandan ise özden ve esas kaynaklarımızdan uzaklaşıldığına dair eleştirilerin bir süredir devam ettiği görüldü. Bu eleştirilere karşı siyaset yapma biçimimizi nasıl değiştirebileceğimizi, hangi kurumsal mekanizmaları inşa etmemiz gerektiğini ve bunu yaparken nasıl bir örgütlenme modeline ihtiyacımız olduğunu değerlendirdik. Temsili ve orta sınıf siyaset biçimine sıkışmak yerine siyasetin toplumsallaşmasını merkeze alacağız. Önümüzdeki mücadele döneminde toplumsal dinamikleri açığa çıkarmaya daha fazla yoğunlaşacağız. Parti-halk ve merkez-yerel gibi hiyerarşik ikiliklerle bürokratikleşmiş yapılara, anlayışlara ve yaşamın her alanındaki toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliklere karşı devrimci kolektif mücadeleyi ve anlayışı esas alacağız. Bu gidişattan rahatsızlık duyan ve değişimi kaçınılmaz gören her örgütlü yapı, çevre ve kişi ile bu temelde birlikteliklerde ısrar etmek direniş ve yeniden inşa hattımızın önceliği olacaktır.

    KOLEKTİF VE TOPLUMSALLAŞAN SİYASET AKLI

    Parti yapımızda kadın özgürlük mücadelesine yönelik engelleme ve ideolojik aşınmalara karşı sokaktan Meclis’e kadar her alanda eril anlayışa karşı örgütlenerek kararlı bir biçimde mücadeleyi sürdüreceğiz. Siyaset yapma biçimimizi yeniden yapılandırma tartışmaları yürütürken siyaseti siyasetsizleştirmenin adı olarak popülizmi de ele aldık. Siyasetin yeterli düzeyde üretilememesi ile popülizmin büyümesi arasındaki ilişkiyi ortaya koyduk. Popülist eksenli siyaset tarzının yıpratıcılığına karşı yeni dönemde kolektif ve toplumsallaşan siyaset aklını yine birlikte üretmenin yollarını inşa edeceğiz.

    HALKIN KATILIMI EKSENLİ SİYASET

    Siyasetimizin ittifaklar ve bileşenler konusunda istenilen amaca ulaşamamış olması durumunu, derinlikli bir tartışmanın konusu olarak ele aldık ve almaya devam edeceğiz. Bu önemli tartışmayı siyasetimizin büyüme stratejisinde yeni yol ve yöntemler bulma gerekliliği merkezinde değerlendirdik. Büyüme ve genişleme siyasetinin salt siyasi partiler, örgütler ve bireylerle yapılacak dönemsel ittifaklarla mümkün olmadığı bilinciyle bu soruna çözüm üretmenin yollarını bulmanın önemi üzerinde durduk. Üçüncü Yol’u demokratik ittifaklar ve halkın katılımı ekseninde örmenin temsil siyasetine dair isabetli eleştirilere çözüm perspektifi sunacağı inancındayız. Demokratik ittifaklar zeminiyle toplumsallaşmış siyaset, hem seçilmiş olmayı temel hedef olmaktan kurtarabilecek hem de siyasetin toplumsallaşmasının önünü açabilecektir.

    Siyaseti “bedel karşılığında ödül” denkleminden çıkarmak için güçlü politik-toplumsal zemin halihazırda vardır ve bu yönüyle partimiz üzerine inşa edildiği birikimin ve çeşitliliğin varlığının gücüne de sahiptir.

    DEMOKRATİK CUMHURİYET TALEBİ

    Önümüzdeki süreçte AKP-MHP bloku Kürt sorunundaki mevcut politikalarında ısrarcı olacaktır. Bizler de buna karşı “Barış ve Demokrasi Mücadelesini” büyütmekte ısrar edeceğiz. Açıktır ki yeni dönemde devlet aklı ikili bir strateji devreye koyacaktır. Bir yandan mevcut genel politikalarında ısrar ederken, bir yandan da kimi oluşumlar üzerinden siyasal gücümüzü bölgede kırmak isteyecektir. Devlet aklı yaptığı bu siyasal-sosyolojik yatırımla, iktidarın açıkça ifade ettiği gibi Kürt halkını farklı yöntemlerle teslim alma siyasetini hedeflemektedir. İktidarın bu siyasal yönelimi, tekçi ve inkârcı devlet politikasının süreklilik içinde ve biçim değiştirerek devam etmesi anlamına gelmektedir. Bu yönelime karşı yeni dönemde önemli politik sorumluluklarımızdan biri Sayın Öcalan’a uygulanan tecridi kırma mücadelesini sürdürmek olacaktır. Tüm tutsak yoldaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması için mücadele etmeye, Kürt halkının ve tüm halkların mücadele tarihini sahiplenmeye ve bu tarihi güçlendirmeye yeni bir ideolojik-politik hattı da birlikte inşa ederek devam edeceğiz.

    Demokratik Cumhuriyet’i inşa etmeye olan inancımız ve irademiz, parlamento seçimleriyle sınırlı tutulamayacak kadar güçlü ve hayatidir. Demokratik Cumhuriyet’in örgütlenmesini yaşamın her alanında anbean hayata geçirmek yeni dönemin önemli politik sorumluluklarından biridir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Demokratik Cumhuriyet talebimizi daha güçlü bir şekilde inşa edecek yolları halklar örecek, biz öreceğiz.

    “ÜÇÜNCÜ YOL MÜCADELEMİZİ YÜKSELTECEĞİZ”

    Fikriyatımızı en güçlü şekilde hayata geçirecek ve bizi sistemin iki hegemonik fay hattının dışına taşıyacak ideolojik-politik duruş Üçüncü Yol’dur. Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tutumumuzdan dolayı aşınmaların meydana geldiği ortadadır. Üçüncü Yol siyasetinden uzaklaşma ve iki kutba da payanda olmama ilkesinden kısmi kopuşun yarattığı ideolojik aşınmaları birlikte onaracağız. Üçüncü Yol siyasetini toplumsallaştırmanın çaresini yine toplumsal çaba ile bulacağımıza olan inancımız tamdır.

    Üçüncü Yol stratejimizin önemli hedeflerinden biri demokratik ittifakları genişletmektir. Bugüne kadar ittifak siyasetimizin seçimle sınırlı tutulması bizler açısından bir özeleştiri konusudur. Buna karşılık, toplumun tüm dinamikleriyle ittifaklar kurmak partimizin temel hedefi olmaya devam edecektir. Bu siyasal-toplumsal yaklaşıma kaynaklık eden ise doğrudan mücadele ve özgürleşme fikriyatımızdır. Bilinmelidir ki seçim başarısızlıkları, eksiklikleri ve hataları siyasal fikriyatımıza gölge düşüremez; bilakis fikriyatımızı daha güçlü şekilde ve özeleştiri ile sahiplenmemizi ve eylememizi zorunlu kılar. Yeni dönemde, ittifak siyasetimizin toplumsal zeminde devam etmesini birlikte inşa etmenin yollarını yine birlikte arayacağız. Bu buluşmaların, parti ve halk arasındaki mesafeyi ortadan kaldırmamıza katkı sunacağına ve inşa sürecimizi güçlendireceğine inanıyoruz. İçe gömülme riskine karşı mücadeleyi büyüterek yeniden yapılanmayı esas alacağız! Seçim sonrası bir yandan partimizin tüm alanlarında ciddi bir özeleştiri ve yeniden yapılanma tartışmalarını yürütmeye devam ederken, bir yandan da Türkiye, Kürdistan, Ortadoğu ve küresel siyasetteki reel gelişmelere karşı mücadele hattımızı örmeyi sürdürüyoruz. Hemen her gün halkların kazanımlarına karşı iktidar tarafından yeni saldırılarda bulunuluyor.

    Seçim sonuçları üzerinden sosyal medya mecraları başta olmak üzere HDP’ye karşı yürütülen ideolojik-politik eleştirilerin ve çoğunlukla da saldırıya varan bir dalganın geliştiğini de takip etmekteyiz. Partimize yönelik yapıcı ve ön açıcı eleştirilerin kıymetini teslim etmekle ve tartışma sürecimizde bu eleştirileri de sürece samimiyetle taşımayı siyasal sorumluluk olarak kabul etmekle birlikte, ideolojik-politik saldırı ve manipülasyon dalgasına karşı ortak bir tutum içerisinde olacağımızı da paylaşmak isteriz.

    “DİMDİK AYAKTAYIZ”

    Tek tek kişileri aşan mücadele tarihimiz ve birikimimiz, partimizin emektarı olan herkesi bir arada ve barışın, özgürlüğün, emeğin, kadın özgürlüğünün ve demokrasinin mücadele safında tutma gücüne sahiptir. Bu hakikatle; yürütülen algı operasyonlarının kaynağını ve adresini bildiğimizi ve bu yönlendirmelere karşı dimdik ayakta olduğumuzu, partimizin kişilerin değil kadınların, gençliğin, işçilerin, işsizlerin, ezilenlerin ezcümle tüm halkların partisi olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.

    Partimiz; yeniden yapılanma sürecini güçlü şekilde sürdürürken topluma dayatılan şiddet ve yoksulluğa karşı siyaset üretmeye, seçim sonrası bedelin ödetildiği halklarımızla bir arada olmaya, nerede bir haksızlık varsa karşısında durmaya, itiraz varsa omuz vermeye devam etmektedir. Önümüzdeki dönemde toplumsal mücadelenin öncülüğünü üstlenme sorumluluğunun bizlerde olduğu apaçıktır. Partimizin devrimci mahiyeti; en zor zamanlarda dahi mücadeleden değil hatalardan ve eksikliklerden vazgeçmeyi, eşsiz ve kusursuz adımların birlikteliği değil oluş ve akış halinde, çokluğuyla ve tüm farklılıklarıyla bir arada olmayı her an yeniden bize öğretmektedir. Bu devrimci öğreti ve deneyimler geçmişte olduğu gibi bugün de yolumuzu cesaretle, coşkuyla ve birlikte bulmamızı sağlayacak ortak pusulamız olmaya devam edecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sancar: Halka sunacak vaatleri olmayanlar, çıkıp ahkam kesiyorlar

    Sancar: Halka sunacak vaatleri olmayanlar, çıkıp ahkam kesiyorlar

    Partilerini suçlayanların aynaya bakmasını isteyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Halktan destek almak konusunda ne doğru dürüst vaatleri ne de oyları olanlar, çıkıp ahkam kesiyorlar” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM), yeni dönem politikalarını belirlemek için partinin genel merkezinde toplandı. Eş Genel Başkan Mithat Sancar, Parti Meclisi toplantısının açılışında siyasetteki gelişmeleri değerlendirdi.

    HDP üzerinden yapılan tartışmalarla konuşmasına başlayan Sancar, “İktidarın nefret ve ayrıştırıcı üslubunun bu ülkede yarattığı tahribatlar, halklarımızın gözleri önündedir. İkincisi HDP ile ilgili suçlayıcı ve dışlayıcı söz söylemek isteyen parti, şahıs ve kurumlar, özellikle partiler, HDP ile ilgili suçlayıcı söz söylemeden aynaya baksınlar. Aynaya iyice baksınlar, görecekleri tablodan sonra sözlerini kursunlar. Üçüncüsü halka ve halkın desteğine, algısına ve beklentisine baksınlar. HDP halkın desteği ile yürüyüşünü büyütmeye devam ediyor. Her alanda zulme ve zorbalığa uğramasına rağmen, her türlü kuşatma altında olmasına rağmen yolundan bir milim sapmıyor. Biz buralara kolay gelmedik, büyük bedeller ödeyerek geldik. Biz buralara ikbal sevdasıyla gelmedik, kişisel ve partisel çıkar hesaplarımızla gelmedik, biz buralara büyük bedeller ödeyerek kararlı bir mücadele ile geldik. Bugün bütün olumsuz şartlara rağmen halkların umudu olmaya devam ediyorsak, sebebi halkın gönlünde kurduğumuz müstesna yerdir” dedi.

    “DOĞRU BİLDİĞİMİZ YOLDAN AYRILMAYACAĞIZ”

    “Halktan destek almak konusunda ne bir doğru dürüst vaatleri ne de oyları olanlar çıkıp ahkam kesiyorlar” diyen Sancar, eleştirilerini şöyle sıraladı:

    “Bütün bunlara rağmen yolumuzdan şaşmayacağız, vazgeçmeyeceğiz. Doğru bildiğimiz yoldan yürümeye kararlılıkla devam edeceğiz. Ne iktidarın provokasyon ve operasyonları ne de başkalarını tahrikleri bizleri bu yoldan alıkoyabilir. Yolumuz bu ülkeye demokrasinin kapılarını açmaktır, Kürt sorununa siyasal çözümün zemini yaratmaktır. Bu ülkede yaşayan herkesin onurlu ve eşit bir yaşam sürmesini sağlayacak geleceği inşa etmektir. Bu yolumuza nasıl gideceğimizi en erken ilan eden parti biziz. Farkındayız, seçimler tartışılıyor, HDP’nin konumu herkesin gündeminde. Çünkü inançlı ve kararlı yürüyüş, güçlü bir halk desteği yaratıyor. Bu seçimlerin ne kadar önemli olduğunu herkes biliyor.”

    “EYLÜL’DE AÇIKLADIĞIMIZ TUTUMUZ DEVAM EDİYOR”

    Seçimlerle ilgili tutumlarını bir buçuk yıl önce açıkladıklarını anımsatan Sancar, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Bunun ötesinde yapılan her açıklama spekülasyondur, kurmacadır, aldatmacadır. HDP’nin bu çizgisinden vazgeçmesi de şu an bugünkü şartlar altında söz konusu değildir. Bizler çağrı yaptık. Önce büyük bir demokrasi ittifakı kuralım dedik. Bu demokrasi ittifakını ilmek ilmek örüyoruz, büyüyerek inşa oluyor demokrasi ittifakı. Emek ve Özgürlük İttifakı bunun en somut ve önemli sonucudur. Amacımız halkları seçeneksiz, bu toplumu alternatifsiz yaratma arayışlarını boşa çıkarmaktır. Bu ülkenin halkları yaşanan yıkım, çöküş, savaş, yalan, talan ve kan düzenine mahkum değildir. Çünkü HDP var, HDP ile birlikte Emek ve Özgürlük İttifakının yürüyüşü var, çünkü bu yürüyüşün hedeflediği büyük demokrasi ittifakının güneşi parlamaktadır. O nedenle bir seçenek var, umut var, hem de güçlü bir alternatif, çok sağlam bir umut var. Biz çizgimizden ve geçen Eylül deklarasyondan ilan ettiğimiz politikamızdan ne operasyonlar baskılar ne de tahrikler nedeniyle vazgeçecek değiliz.

    “ÇAĞRIMIZ TÜRKİYE HALKLARINA”

    Çağrılarımız sanılıyor ki siyasi partilerin merkezlerinedir. Elbette bütün muhalefet partilerine çağrılar yapıyoruz. Bu çağrıların amacı gelin bize destek olun olarak anlaşılıyorsa, bu aymazlıktır. Tam tersine Türkiye halklarına gelin, yol açılım amacını taşımaktır. Çağrımızın esas adresi, Türkiye halklarının vicdanı, aklı ve ahlakıdır. Tertemiz bir geçmişe ve bütünüyle kararlı bir demokrasi mücadelesine kendini adamış bir partinin başkalarının boş sözleriyle herhangi bir şekilde yalpalayacağını sananlar büyük yanılıyorlar.

    “KİM KÜRT HALKINI YOK SAYARSA…”

    Diyoruz ki önümüzdeki seçimde yalan talan ve kan düzenini değiştirelim. Bunun için de cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından açık diyalog doğrudan müzakere çağrımızı defalarca yaptık, yineliyoruz. Fakat altını bir kez da çiziyoruz. Bu çağrımızın muhatabı esası olarak Türkiye halklarıdır, toplumun tamamıdır. En başta bu toplumun ezilenlerin, dışlananları, yok sayılanları, sömürülenledir. Biliyoruz ki halklar bu sesi duyuyor. Türkiye toplumlu bu kararlı ve inançlı mücadelenin kendisini aydınlığa çıkaracağını görüyor. Kim ki bunun dışında bir yol izlerse, HDP’yi kurduğu demokrasi ittifakını, bu ittifakın motor gücü olan Kürt halkını yok saymaya dışlamaya ve aşağılamaya yeltenirse Türkiye halklarının vicdanında büyük bir mahkumiyete maruz kalacaktır.

    Bizler bu iktidarı değiştirmek istiyoruz. Bunun için sorumlulukla hareket ediyoruz. Gücümüzün farkındayız. Seçimlerde kilit parti olduğumuzu da biliyoruz. Esas düsturumuz sorumluluk bilincidir. Biz halk desteğinin farkındayız. Herkes bilsin ki sorumluluğumuzun bilincindeyiz.

    “ALİ RIZA AMCANIN ELİNDEKİ TORBA HAFIZALARDAN SİLİNMEYECEK”

    Bu iktidar bir zulüm düzenini, en köklü ve yaygın bir şekilde kurmak için elinden geleni yapıyor. Ülkeyi soyuyor, çetelere teslim ediyor. Devlet artık -yıllar önce Çetin Altan söylediği için yargılanmıştı- bir çeteler ittifakına dönüşmüş durumdadır, bunun sebebi savaş politikalarıdır. Hem Kürtlere karşı uygulanan şiddet yöntemleri hem Kürt sorununda yaklaşımda güvenlikçi politikalar hem de bölgeye yayılmak istenen işgal ve operasyon planlardır. Tüm bunlar, çeteleşmenin ve ekonomik çöküşün de en temel sebebidir. Bunlara karşı kararlılıkla, cesaretle, açık sözlülükle karşı çıkmadıkça ne bu iktidarı durdurmak ne de bu rejimi değiştirmek kolaydır. Gerçekten iktidarı değiştirmek istiyorsak, bu rejimi değiştirmek istiyorsak önce buraya bakacağız. Ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı, yalandan, savaştan, beslenen iktidarın en temel sütunlarına karşı dürüst ve samimi bir duruş sergilemeyen hiç kimsenin bu ülkenin halklarına aydınlık vaat etmesi mümkün değildir. Bu iktidar zulmü zirveye çıkarmıştı. Ali Rıza amcanın elindeki torba bu ülkenin hafızasından silinmeyecektir. En başta Kürtler çocuklarının kemiklerini bir torbada teslim eden bu iktidarı affetmeyecektir!  Biz bu ülkeyi mezarsız ölüler cehennemi olmaktan çıkarmak istiyoruz. Ölümler son bulsun istiyoruz, yaşamın gereklilikleri hakim olsun istiyoruz. Bu iktidar zulmü her türlü kötülükle donatarak yürütmeye kararlı görünüyor. Bu şekilde Kürt halkını sindirebileceğini, boyun eğdirebileceğini düşünüyor.

    “HDP HİÇBİR ZORBALIĞA DİZ ÇÖKMEZ”

    Semra Güzel yoldaşımızın maruz kaldığı muamele. Herkes biliyor, dokunulmazlığı, hukuksuzca, haksızca kaldırıldı. Oylamada da evet diyenler de sessiz diyenler de biliyor. Güzel’e kurulan kumpas ve ardından yapılanlar, bu iktidarın Kürt düşmanlığının en tipik politikalarıdır. Semra Güzel’in duruşu da Kürt halkının ve Kürt halkıyla mücadeleyi büyüten emekçilerin, kadınların, gençlerin, duruşunu en güzel şekilde ortaya koydu. Nasıl İdris Baluken’in boyunu eğdirmeye çalışanlar sert bir tepkiyle karşılaştılarsa aynı muameleyi Semra Güzel’e yapmak isteyenler de aynı cevabı aldı. Özet şudur: HDP asla boyun eğmez. HDP hiçbir zorbalığa karşı diz çökmez. Bizi biz yapan en temel değerlerimiz de tam budur. Bizler bakanlık, mevki peşinde koşacak insanlar değiliz. Burada siyaset yapmak ateşten gömlek giymektir. Bu gömleği halkların aydınlık geleceği için giyiyoruz ve bu kararlılıkla da yolumuza devam edeceğiz.

    “ALTERNATİFİ BÜYÜTME SORUMLULUĞUMUZ VAR”

    Biz bu ittifakı, ezilenler ve sömürülenler, yok sayılan çevrelere yaymakta kararlıyız. Tekrar söylüyorum sevgili halkımız, sadece seçmenimiz, bize sempati duyanlara değil, bu toplumda biraz demokrasi isteği, azıcık adalet duygusu, yine tahrip olmamış, vicdan parçaları taşıyan yurttaşlarımıza sesleniyorum. Çözüm var, çözüm biziz. Çünkü çoğulculuğu, eşit yurttaşlığı, demokratik cumhuriyeti savunan başka da parti, çizgi yok. Bu ülkenin bütün insanların onurlu ve eşit yaşam vaat eden başka da bir alternatif yok. Biz bu alternatifi büyütme sorumluluğu altındayız. Hayata geçirme sorumluluğu altındayız. Parti Meclisimiz bugün bunları ayrıntılı olarak konuşacak ve yol haritasını biraz daha somutlaştıracaktır.

    “ZULME KÖTÜLÜK EKLİYOR”

    Zulüm diyoruz, zulmün sonu yok. Zulüm tek başına uygulanmakla kalmıyor, bu iktidar zulümle de yetinmiyor. Zulme kötülük ekliyor. Zulüm tek başına faşizmin ayırt edici özelliği değildir. Kendisine faşist diyemeyeceğimiz rejimlerde de zulüm vardır. Faşizmin alametifarika zulme kötülük eklemektir. Her zulme bir de kötülük ekleyen zihniyet bu ülkede faşizmden başka hiçbir şey getirmez. Biz zulme ve zorbalığa karşı çıktığımız için kötülüğü de ortadan kaldıracak bir mücadele yürütüyoruz. Bu mücadelede iyiliğin, vicdanın adaletin ve özgürlüğün kazanacağından da şüphe duymuyoruz. Cezaevlerinde yapılanlar sadece zulüm değildir. Kötülüktür. Kötülüğün en kötüsüdür. Hasta tutuklu ve hükümlülere yapılanlar hiçbir ilkeye ve değere inanca sığmaz. Tıpkı Ali Rıza amcanın elinde çocuklarının kemikleri olan torbasıyla kamuoyuna ve tarihe yansıyan görüntüleri. Tıpkı Tuğluk arkadaşımıza yapılanlar gibi. Tıpkı bu ülkeye bir rejim olarak giydirilen tecrit gibi. Bunlar hem siyasal hem ahlaki hem de vicdani meselelerdir. O nedenle çağrılarımıza bütün halklarımızın dikkatle kulak vermesi ve önyargısız değerlendirmesi talebimiz var.

    “YENİ BİR BAŞLANGIÇ, İNŞA İSTİYORUZ”

    Eksiklerimiz var, her şeyi istediğimiz gibi yapmakta değiliz. Eksikleri tamamlanacak canla başla çalışılıyoruz. Eleştiriler başımız gözümüz üstüne ama düşmanlığa prim vermeyiz. Zulme karşı boyun eğmeyiz. Bu karalı yürüyüş ve inançlı duruş sayesinde halkların sayısal ve siyasal alternatifi haline gelmiş durumdayız. Buna bize karşı olan olmayan herkes görüyor. Biz aynı zamanda sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Biz yeni bir başlangıç ve yeniden inşa istiyoruz. Bu ülkeye demokrasinin yolunu açacak her türlü çalışmanın yürütülmesi için elimizden geleni yapmaya söz veriyoruz.

    “MUTLAKA KAZANACAĞIZ”

    Biz Kürt sorununda siyasi çözümün, inançlara karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmanın, eşit yurttaşlığın ve demokratik cumhuriyetin yolunda yürüyoruz. Bu yürüyüş bizleri bu hedeflerimize ulaştıracaktır. Hepimiz bu inanç ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz, büyüyeceğiz. Emek ve Özgürlük İttifakı bu ülkenin ne güçlü alternatif haline getireceğiz. Demokrasi ittifakını Türkiye’nin çözüm adresi olarak inşa edeceğiz. Şüpheniz olmasın kazanacağız. Mutlaka kazanacağız.”

    (MA)

     

     

     

     

  • CHP Parti Meclisi’ne seçilen 8 isim belli oldu

    CHP Parti Meclisi’ne seçilen 8 isim belli oldu

    CHP’nin “Hedef iktidar” sloganıyla gerçekleştirdiği 37. Olağan Kurultayı hafta sonu yapıldı. 60 kişilik Parti Meclisi’ne Bilim Yönetim ve Kültür Platformu kontenjanından seçilen sekiz isim belli oldu. 15 Yüksek Disiplin Kurulu üyesi de belirlendi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 37. Olağan Kurultayı’nda, Bilim Yönetim ve Kültür Platformu kontenjanından Parti Meclisi’ne (PM) seçilenler belli oldu.

    Yunus Emre en yüksek oyla (1021) seçilirken; onu sırasıyla Aylin Yaman (964), Fethi Açıkel (959), Burhan Şenatalar (905), Ali Rıza Erbay (887), Lale Karabıyık (871), Yüksel Taşkın (780) ve Ayşe Eser Dınışoğlu (756) izledi.

    Sanatçı Onur Akın 777 oy aldı ancak PM’ye giremedi. Onun yerine cinsiyet kotası nedeniyle Ayşe Eser Danışoğlu PM’ye girdi.

    Akın’ın yanı sıra gazeteci Örsan Öymen’in oğlu Prof. Örsan Kunter Öymen, Prof. Hüseyin Tarık Şengül ve Baran Seyhan da PM’ye giremedi.

    CHP PM üyelerinin 52’si çarşaf listeden, geri kalan sekizi ise “genel başkan kontenjanı” olarak da adlandırılan Bilim Yönetim ve Kültür Platformu listesinden seçiliyor.

    Yeni tüzük gereği, yüzde 33 cinsiyet, yüzde 20 gençlik kotası ilk kez uygulanıyor. Bu nedenle PM’nin en az yarısı kadın ve gençlerden oluşacak.

    PM’YE GİRECEĞİ ÖNGÖRÜLEN İSİMLER ŞÖYLE:

    Resmi olmayan sonuçlara göre, CHP Sözcüsü Faik Öztrak delegeden en fazla oyu olan isim oldu. Öztrak, 982 oyla ilk sırada yer aldı.

    Öztrak’ı Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu 862 oyla, Maraş Milletvekili Ali Öztunç ise 855 oyla takip etti.

    Eski CHP İzmir İl Başkanı Rıfat Turuntay Nalbantoğlu 848 oy alırken, Genel Başkan Yardımcıları’ndan Oğuz Kaan Salıcı’ya 844, Onursal Adıgüzel’e ise 836 oy çıktı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından hazırlandığı belirtilen anahtar listede yer alan Erdoğan Toprak 819, Umut Akdoğan 830, Kılıçdaroğlu’nun danışmanlarından Deniz Demir 825, Selin Sayek Böke 794 oy aldı.

    Yine MYK üyelerinden Veli Ağbaba 791, Gamze Akkuş İlgezdi 729, Orhan Sarıbal 675, Muharrem Erkek 642, Gülizar Biçer Karaca 606 ve Seyit Torun 673 oy alarak PM’ye girmeye yetecek oya ulaştı.

    Resmi sonuçlar, parti tüzüğünde belirtilen kotaların uygulanmasının ardından ilan edilecek.

    15 YÜKSEK DİSİPLİN KURULU ÜYESİ DE BELİRLENDİ 

    Kurultayda Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) da 47 aday arasından şu isimler seçildi:

    Mahir Polat, Saniye Barut, Uğur Bayraktutan, Süleyman Bülbül, Gülsun Filorinalı, Sezgin Kaya, Cem Artantaş, Ahmet Ersen Oysoy, Garip Erdoğan, Doğuşcan Aygün, Mustafa Serdar Soydan, Bülent Maraklı, Gülşah Atalar, Tuğba Torun, Gonca Yelda Orhan.

    Pandemi koşulları nedeniyle seyircisiz yapılan CHP kurultayının ilk gününde, tek aday olan Kemal Kılıçdaroğlu 6. kez genel başkan seçilmişti.

    Kurultayın ikinci gününde ise 60 üyeli Parti Meclisi ve 15 üyeli Yüksek Disiplin Kurulu üyelikleri için seçim yapılmıştı.

  • HDP PM üyesi Veli Saçılık: HDP halkın partisidir-VİDEO

    HDP PM üyesi Veli Saçılık: HDP halkın partisidir-VİDEO

    PİRHA – HDP’nin 4. Olağan Kongresi’nde Parti Meclisi üyesi seçilen Veli Saçılık, HDP kongresinin insanlara umut verdiğini belirterek, HDP’nin halkın partisi olduğunu ve halk tarafından yönetileceğini vurguladı. “Barış olmak zorunda” diyen Saçılık, “Çünkü çok kan aktı ve ancak bu kanı barış durdurabilir” ifadelerini kullandı.

    Haberin Videosu

    Halkların Demokratik Partisi’nin 4. Olağan Genel Kurulu Ankara’da gerçekleşti. Kitlesel katılımın yüksek olduğu kongrede parti meclisinin yüzde sekseni değişti. Parti Meclisi’ne seçilen KHK ile işinden edilen Sosyolog Veli Saçılık, kongre sürecini değerlendirdi.

    “HDP KONGRESİ İNSANLARA UMUT OLDU”

    Kongrenin kitlesel olduğuna dikkat çeken Saçılık, “Neredeyse 7 Haziran seçimlerinden bugüne her gün operasyon oluyor, hem üst düzeyde hem kadro düzeyinde tutuklamalar gerçekleşiyordu. İşkenceler, baskılar varken, sanki onlar bitti derken, AKP bitirmeye çalışırken, hiç eksilmemiş gibi insanlar oraya geldiler ve büyük bir coşku ile kongreyi gerçekleştirdiler. Bence AKP için acı bir gün, Türkiye halkları için de güzel bir gündü. Barış içerisinde, özgürlük duygusu içerisinde bir kongre gerçekleşti” dedi. Saçılık, Türkiye’de karanlık bir süreçten geçtiğini hatırlatarak, HDP kongresinin insanlara umut olduğunun altını çizdi.

    Eş Başkanlığa Mithat Sancar’ın getirilmesinin önemli olduğunun altını çizen Saçılık, “Özellikle Mithat hocanın seçilmiş olması bu dönemde, belki barış dilinin genel anlamda, diğer HDP bileşenleri dışındaki insanlarla ya da çevrelerle görüşme açısından Mithat hocanın bu konu da ben başarılı olacağını düşünüyorum” dedi.

    “HDP HALKIN PARTİSİDİR, ONLAR TARAFINDAN YÖNETİLİR”

    HDP’nin halkın partisi olduğunu söyleyen Veli Saçılık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Zaten bu partiyi onun kadroları yönetir, onun kitlesi yönetir. Aslında HDP halkın partisidir, onlar tarafından yönetilir. Ayakkabı boyası sandığı sırtında olup otobüsün arkasından koşarak el sallayan çocuğundur HDP. O anlamda biz o kadar bedel ödeyen zulüm gören halkın sadece söylediklerini ve düşündüklerini yapmakla görevliyiz. O anlamda hepimize hayırlı olsun. Bizi zor bir görev bekliyor. Muhtemelen AKP yeni tutuklama saldırılarına başlayacaktır, bizi çalıştırmak istemeyecektir ama ben inanıyorum 5. kongrede de birçok yol almış olacaklar. AKP ‘bu kadar zulüm yaptım ama niye eksilmiyorlar’ diye bir daha düşünecektir. Ama bence 5. kongrede de AKP olmayacaktır.”

    “BARIŞ OLMAK ZORUNDA”

    Halkın barış özlemi içinde olduğuna işaret eden Saçılık, “Mithat hocanın adı öne çıktığında herkesin ortak görüşü acaba yeni bir çatışmasızlık süreci, yeni bir barış süreci mi başlıyor gibi düşünüldü. Böyle somut bir bilgi yok ortada ama herkes barışı özledi. Çünkü AKP çok uzun zamandır kandan besleniyor, çok uzun zamandır aşırı ırkçı, mezhepçi bir yapı içerisinde. Bence sadece HDP içinde böyle bir özlem yok. Toplumun tamamında özgürlükten yana demokrasiden yana herkes barışı özlemiş durumda. Barış olmak zorunda. Çünkü çok kan aktı ve ancak bu kanı barış durdurabilir” ifadelerini kullandı.

    “HDP’NİN PARTİ ORGANLARININ ÇOĞU TUTUKLU YA DA YURT DIŞINDA”

    100 kişilik PM üyelerinin dağılımına değinen Saçılık, hem kadın temsiliyeti açısından hemde bölgelerin kendi temsiliyetini, tabanını yansıtması açısından orantılı bir dağılımın olduğunu belirtti.

    HDP’nin üzerindeki baskıların artarak devam ettiğini, bütün parti organlarıyla çalışabilen bir durumda olmadığının altını çizen Saçılık, “Bütün kadroları, 7000 kişi tutuklu, onun dışında birçok kişi yurt dışında ya da yasal olarak parti dışına çıkarılmış devlet tarafından, böyle bir yapı. Ben eminim ki bütün baskıların yok olduğu yerde HDP çok daha demokratik seçimlerle, ön seçimlerle kendisini, üyelerini ve yöneticilerini seçecektir” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP’nin PM listesi belli oldu

    HDP’nin PM listesi belli oldu

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) polis operasyonlarının gölgesinde, 3. Olağan Kongresi’ni topladı.

    Ankara Spor Salonu’nda saat 10.00’da başlayan kongre öncesinde polis ekiplerince yoğun yığınak yapılırken, partinin yetkili organları da hazırlıklarını tamamladı.

    Kongrede Divan Eş Başkanlıklarına Sırrı Süreyya Önder ve Meral Danış Beştaş seçildi.

    BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, 70 delegenin imzasıyla divana sunulan “Selahattin Demirtaş yeniden eş genel başkan olsun” dilekçesi ise Demirtaş’ın “aday gösterilirsem işleme almayın” dilekçesi nedeniyle işleme alınmadı.

    Kongrede görevi devredecek olan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile milletvekilleri salona birlikte girdi. Parti yöneticileri ve milletvekilleri salonda tur atarak partilileri selamladı. Selamlamaya “İnadına beraber inadına HDP” şarkısı eşlik etti.

    Kongreye CHP Genel Başkan Yardımcısı Engin Altay, Halkın TKP’si Genel Başkanı Erkan Baş, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş, Halkevleri GYK üyesi Oya Ersoy ve çok sayıda siyasi parti ile STK temsilcisi katıldı. Kongrelerine HDP’yi çağırmayan AKP ve MHP ise davet edilmedi.

    “AKAN KANIN DURMASINI İSTİYORUZ” 

    Figen Yüksekdağ’ın tutuklanıp vekilliğinin düşürülmesinin ardından olağanüstü kongreye giden HDP’de, Yüksekdağ’dan boşalan Eş Genel Başkanlık koltuğuna Serpil Kemalbay seçilmişti. Daha önce aday olmayacağını açıklayan Kemalbay, kongrede özetle şunları söyledi:

    “Zindanlarda rehin olan binlerce yoldaşımızı selamlıyorum. İçeride yükseltilen direniş bu salonda karşılığını buluyor. Faşizm ancak onun karşısında güç birliği yaparak, omuz omuza vererek, direnerek yenilir. O yüzden bizler direniş yolunu seçtik.

    “Biz bu ülkede akan kanın durmasını istiyoruz. Sayın Abdullah Öcalan barış içinde yaşamak için çaba harcadı ama bu iktidar bu çabayı ortadan kaldırdı. Afrin’de yaşamını yitiren gerillalar gibi askerler de insandır. Bizler insanı yaşatmalıyız. Askeri yaşatmalıyız. Askerlerin ölülerini sayamayız. Askerlerin tabutuna elimizi koyup konuşamayız. İşte HDP barış için mücadele ediyorum derken, kendi yaşamından yola çıktı. Bugün savaş gereklidir diyenler kendi kasalarından bahsediyor. Oysa biz kendi çocuklarımızdan bahsediyoruz. Kimsenin çocuklarını savaşa sürmeye bu iktidarın hakkı yoktur.

    “Etrafınıza bir bakın; HDP dışında yeni bir söz söyleyen kimse var mı? Yok. Bizler halklarımızın umuduyuz. Halklarımıza yeni bir yaşamı kuracak olanlar; halkların, kadınların, emekçilerin, Kürtlerin, Alevilerin birleşik hareketidir HDP. ”

    DEMİRTAŞ’TAN MESAJ

    Divan Başkanı Sırrı Süreyya Önder, Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın mesajını okudu. Demirtaş’ın, parti lideri olarak gönderdiği son mesajı şöyle:

    “Halklarımızın derin krizler yaşadığı dönemde gerçekleştirdiğimiz kongremiz şimdiden hayırlı olsun. 15 aydan bu yana rehin alınmış olsak da kalbim olağan sıcaklığıyla kongre salonunda atıyor. Arkadaşlarım siyasi analizleri yapacağı için ben size kısa bir mesaj ileteceğim. Biran olsun desteğini esirgemeyen, bütün çalışma arkadaşlarıma, halkımıza, genç yoldaşlarıma binlerce kez teşekkür ediyorum. Bu süre zarfında özel olarak yanımda duran eşime ve aileme özel olarak teşekkür ediyorum.

    “Benim en büyük kaygım sizleri mahçup etmemektir. Bu kavganın öncülerinden biri olarak, mahçup hissediyorum. Çünkü bizler mezar taşında “halkına borçlu gitti” yazanların geleneğinden geliyoruz. Tam anlamıyla özgürlü ve tam anlamıyla demokrasi sağlanana kadar bu borç ödenmiş sayılmaz. Bu kongreyle birlikte, eş genel başkanlık görevimi başka arkadaşlarıma devrediyorum. Yeni eş genel başkanlarımızın öncülüğünde sizlere layık bir mücadele ortaya koymanın sözünü veriyorum. Birlikte eş genel başkanlık yapmaktan onur duyduğun Figen yoldaşıma ve onun şahsında tüm rehin alınan arkadaşlarıma sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum. HDP’lileri tutuklayarak, katlederek yıldıracaklarını, teslim alacaklarını zannedenler, boşa çabaladıklarını anlayacaklar. Biz devasa bir çınar gibiyiz. Çınarımızın her bir dalında Türkiye’nin bütün halkları özgürce yerini almıştır. HDP bütün kimlik ve inançların kendi partisine dönüşmüştür. HDP, Kapitalizmin en ağır sömürü koşullarına karşı gerçek bir emekçi partisi olmuştur. HDP artık kişilere bağlı olmayan kurumsal bir partiye dönüşmüştür.

    “Partimiz parlamentarizme boğulmadan, şiddet dışı yöntemlerle demokratik mücadeleyi büyütme sorumluluğuyla karşı karşıyadır. Direnişe karşı faşizmin yöntemi tutuklama olacaksa, bizi dolduracak yer bulamayacaklardır.

    “Bizler her türlü şiddete ilkesel olarak karşı çıkarız. Israrla barış hemen şimdi demeye devam edeceğiz. AKP-MHP faşizminin Kürt halkını imha savaşını her yerde teşhir edeceğiz. HDP, AKP-MHP faşizminin kurmak istediği Türkiye’nin partisi değildir. HDP, hırsızların partisi de değildir. HDP, Türkiye’nin yoksullarının, yok sayılanlarının partisidir. Bizim hayal ettiğimiz Türkiye ile, faşizmin hayal ettiği Türkiye arasında büyük bir fark var.

    “Yeni eş genel başkanlarımızın öncülüğünde kenetleneceğiz ve bu mücadeleyi büyüteceğiz. Beni tekrar genel başkan adayı olarak öneren yoldaşlarıma teşekkür ediyorum. Ancak daha önce belirttiğim nedenlerle, siyasi ahlakım gereği görevimi bırakmam gerektiğini düşünüyorum. Sizlere teşekkür ediyorum. Bu zamana kadar mücadele eden tüm yoldaşlarıma teşekkür ediyorum.”

    HDP’de yeni PM listesi de belli oldu. Liste şöyle:

  • Kılıçdaroğlu da dahil CHP PM üyelerine soruşturma

    Kılıçdaroğlu da dahil CHP PM üyelerine soruşturma

    CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu dahil bütün PM üyeleri hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın suç duyurusu kapsamında soruşturma başlatıldı.  

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi’nin (PM) 6 Kasım 2016 tarihli toplantısı sonrasında milletvekillerinin tutuklanmasına dair yayınladığı bildiri nedeniyle Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu dahil bütün PM üyeleri hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın suç duyurusuyla başlatıldı.
    CHP Parti Meclisi, geçen yıl HDP ve Cumhuriyet gazetesine yönelik operasyon üzerine olağanüstü toplanarak bildiri yayımladı. Dört maddelik bildiride, “FETÖ, PKK ve IŞİD terör örgütlerine yardım ve yataklık eden Saray ve AKP yöneticileri, demokrasimize ve ülkemizin bekasına yönelik en büyük tehdittir” ifadelerine yer verildi.
    Bildirinin kamuoyunda geniş yankı uyandırmasının ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise 8 Kasım 2016 tarihinde avukatı Hüseyin Aydın aracılığıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Kılıçdaroğlu ve PM üyeleri hakkında, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
    Suç duyurusunun ardından başlatılan soruşturma kapsamında PM üyesi milletvekilleri hakkında, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiası yönünden fezlekeler hazırlanarak Meclis’e gönderildi. Milletvekili olmayan PM üyelerinin dosyaları ayrılırken, haklarındaki soruşturma da devam ediyor.
    (HABER MERKEZİ)