Etiket: patates

  • Nevşehir’de patates üreticileri 29 Ağustos’ta eylem yapacak

    Nevşehir’de patates üreticileri 29 Ağustos’ta eylem yapacak

    PİRHA- Üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunlar günden güne katlanarak artıyor. Patates fiyatlarının dibi gördüğü Nevşehir’de, üretici alım fiyatlarına tepki göstermek için eylem kararı aldı.

    Patates üretiminin yapıldığı Nevşehir’de bu yıl patates fiyatları dibi gördü. Tarlada 4 liradan alıcı bulan patates, üreticiyi ayaklandırdı.

    Yerel haber sitesi nevsehirkenthaber’in verdiği bilgiye göre, patates üreticilerinin CHP İl Başkanı Bülent Yumuş ve CHP Derinkuyu İlçe Başkanı Soner Barut’un da katılımıyla düzenlediği toplantıda eylem kararı çıktı.

    Bu kapsamda üreticiler, Derinkuyu ilçe merkezinde patates fiyatlarına tepki için 29 Ağustos Perşembe günü saat 14:00’da bir araya gelecek.

    Yazıhüyük Belediye Başkanı Birol Demirdelen de üreticilerin eylemine “Patates üreticileri, çiftçilerimiz ve milletvekillerimizin de katılacağı bu eyleme tüm patates üreticileri ve çiftçilerimiz davetlidir” diyerek çağrı yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Patates üreticileri: Tüccar gelmezse ürünler çöp olacak!

    Patates üreticileri: Tüccar gelmezse ürünler çöp olacak!

    PİRHA – Niğdeli patates üreticileri, maliyetine depoladıkları patatesi satamadıklarını ve piyasa yapıcı şirketlerin küçük çiftçiyi mağdur ettiğini söyledi.

    Niğde ili Çiftlik ilçesine bağlı Bozköy kasabasındaki patates üreticileri, ekonomik krizle birlikte zorlu bir süreç yaşadıklarını anlattı.

    Üretici Hasan Doğruer, köylerde patatesin depoda kaldığını belirtirken, sözleşmeli tarım yapan şirketlerin, küçük çiftçinin ürününün değer bulmasını engellediğini ifade etti. Üretici Doğruer, patates üretiminin şirketleştirildiğini ve devlet kurumlarının patatesi büyük şirketlerden alması ile sıkıntıya düştüklerini anlattı. Hasan Doğruer, “Şu an tam zarardayız. Artık 2000 liraya ton alıcı dahi bulamıyoruz. Mecbur ekiyoruz. Başka yapacak işimiz yok. Şu anda patatesi iki buçuk liradan veriyoruz. Birkaç güne kadar tüccar da bulamayacağız, hepsi çöp. Çiftçi battı” dedi.

    NÜFUS 30 MİLYON ARTTI, PATATES ÜRETİMİ 1 MİLYON TON AZALDI

    CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çiftçileirn sorunlarını dinlemek üzere bölgeye gitti. Gürer, üreticilerle yaptığı görüşmelerde “Ülkemizde 1999 yılında 6,5 milyon ton patates yetişiyordu. Nüfusumuz 30 milyon arttı, yıllık patates üretimimiz 5,5 milyon tona kadar geriledi. Buna rağmen patateste düzenli fiyat istikrarı olmadığı için üreticiyi mutlu etmiyor” şeklinde konuştu.

    ÜRETİCİDE PARA ETMİYOR, MARKETTE 20 LİRA

    Patatesin üreticideyken para etmediğini ama marketlerde 20 liranın altında olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Büyük kentlerde patatesin fiyatı arttığı zaman doğal olarak fakir, fukara, garip, gureba patatese erişemiyor. Üretici de patatese yaptığı masrafı alamaz durumda. Tüccar baskısı ile de üretici eziliyor. Niğde’de patatesin kilosu bu aralar 4 liraya kadar düştü. İstanbul’da markette, pazarda 20 liranın aşağısında patates bulamıyorsunuz. Ama üretici bu işten kazanmıyor.” dedi.

    BÜYÜK ŞİRKETLER KAZANIRKEN ÇİFTÇİ MAĞDUR EDİLDİ

    Patates üretiminde büyük şirketler nedeniyle küçük üreticinin zor durumda olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Gürer, “Birkaç tane büyük şirket patates üretimine girdi, sözleşmeli tarım yapıyor. Onların ürünleri değer buluyor ama gelip çiftçiden almayınca küçük üretici zor duruma düşüyor. Geçtiğimiz yılki patates şu anda depoda. Tüccar da gelmediği ve çiftçi patates satamadığı için mağdur oluyor. Patatesi büyük kentlerdeki vatandaşlar da pahalıya yiyor. Bu planlamanın olmamasının yanında küçük çiftçi desteklenmemesi ile oluşuyor” dedi.

    “ARACILAR KAZANIYOR, OLAN ÜRETİCİYE OLUYOR”

    CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Elinde patatesi kalmış vatandaşımız dert yanıyor, tüketicimiz pahalıya ürün alıyor. Buradaki plansızlık, istikrarsızlık ve işi bilmemezlik hem üreticiyi hem tüketiciyi mahvediyor. Bölgede büyük 6 şirket geçen yıl ürününü toplayıp kamuya veriyor. Talebin önünü kesmesi küçük çiftçinin ürününü elinde bırakıyor. Üretici beklediği sürede ürünün fiyat artmayınca sıkıntısı artıyor. Bazı köylerde stoktaki patateslere bayrama kadar alıcı gelmezse artık dayanım sürecini tamamlayacağı için çöp olacağı söyleniyor. Arada aracılar kazanıyor, olan üreticiye oluyor” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Patates ve soğanları cihatçı dernekler mi dağıtıyor?

    Patates ve soğanları cihatçı dernekler mi dağıtıyor?

    PİRHA-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘dağıtacağız’ dediği patates soğanları Kaymakamlıklar eliyle cihatçı derneklerin dağıttığı iddia edildi. Küçükçekmece’de yaşayan Savaş Türkoğlu adlı yurttaş, kaymakamlıktan yardım istediğini ancak kapısına Fetih Gençlik Derneği’nden geldiklerini söyledi. Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ise konuya ilişkin bir bilgilerinin olmadığını ifade etti. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Nisan günü yaptığı açıklamayla çiftçinin elinde kalan ve depolarda çürümeye terk edilen patates ve kuru soğanın alınarak, ihtiyaç sahibi ailelere bedelsiz olarak dağıtılacağını açıklamıştı.

    Ardından Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından alımı yapılan patateslerin ve kuru soğanların İl Valiliklerinin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla düzenli olarak yardım yapılan ihtiyaç sahibi ailelere bedelsiz olarak dağıtılacağını bildirmişti.

    Patates ve soğanların dağıtımıyla ilgili görüntü ve fotoğraflar ise sosyal medyada tepki çekmiş, Hilvan Kaymakamı Coşkun Doğan’ın bir vatandaşa patates çuvalı verdiği ana ait fotoğraf ile İstanbul Vali Yardımcısı Özlem Bozkurt Gevrek’in patates dağıtım töreni düzenlemesi ve Türk Bayrağı asılmış TIR’ların görüntüleri patates dağıtımına tepkinin simgesi olmuştu.

    “KAYMAKAMLIKTAN YARDIM BEKLERKEN CİHATÇI DERNEKTEN GELDİ”

    Patates soğan dağıtımlarının, kaymakamlıkların kendilerini yönlendirdiklerini söyleyen cihatçı dernek ve vakıflar aracılığıyla yapıldığı iddiası gündeme geldi.

    İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde yaşayan Savaş Türkoğlu’nun iddiasına göre kendilerini ‘Fetih Gençlik Derneği üyesi’ olarak tanıtan iki kişi evlerine bir çuval patates getirdi.

    Türkoğlu, yaşananları PİRHA’ya şöyle anlattı:

    “Kaymakamlıktan yardım almak için başvuru yapmıştık. Kaymakamlığa başvuruyu eşim yapmıştı. Daha sonra eşimi aradılar. Arayan kişi dedi ki, ‘Biz Fetih Gençlik Derneği’nden arıyoruz. Kaymakamlık tarafından yönlendirildik. Bir çuval patatesiniz var gelip alır mısınız?’ dediler. Bu dernek cihatçı bir dernek, ben biliyorum.

    Kaymakamlığa sormadık adresimizi ve kişisel bilgilerimizi neden verdiklerini. Yasal mı bilmiyorum. Böyle olduğunu öğrenince biz patates yardımını istemedik. Daha sonra onlar evimize kadar getirdiler. 15-16 yaşlarında iki çocuk getirdi. Fetih Gençlik Derneği’nden olduklarını söylediler. Sadece biz değil tüm mahalleye dağıttılar. Bizi aradılar mahallenizde dağıtım yapıyoruz, sizin de patatesiniz var getirmek istiyoruz dediler ve getirdiler. Bunlar büyük ihtimal AKP’nin dağıtacağız dediği patates soğanlar.”

    Türkoğlu kendilerine verilen patates çuvalının üzerinde hiçbir partinin ya da derneğin reklamının olmadığını söyleyerek, “İstanbul Küçükçekmece’de oturuyorum. Buradaki belediyeyi son seçimlerde CHP kazandı. O yüzden bu işi Kaymakamlık eliyle yapıyorlar sanırım. Sol görüşlü bir aileyiz. Böyle bir şey olmasına biz de şaşırdık” dedi.

    “YARDIMLARIN DAĞITILIŞI YASAYA UYGUN”

    Konuyla ilgili sorular yönelttiğimiz Küçükçekmece kaymakamlığı yetkilisi net bir açıklama yapmazken, “Vakıflar aracılığıyla dağıtım yapıyoruz. Bu yasal. Ancak adı geçen derneğin dağıtım yaptığı konusunda bir bilgim yok” demekle yetindi.

    Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ise konuya ilişkin bir bilgilerinin olmadığını ifade ederek, “Bu tür yardımlar genelde bu tarz dernekler, vakıflar aracılığı ile yapılıyor. Bilgimiz yok. Bize gelen bir ihbar da yok şimdilik. Kaymakamlığa sorsam da bilgi vermezler” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

     

  • Üretici satamadığı patatesi hayvan yemi olarak kullandı!

    Üretici satamadığı patatesi hayvan yemi olarak kullandı!

    PİRHA-Marketlerde kilosu 3 liraya kadar satılan patates, üretim merkezi olan Niğde’de maliyetinin altında dahi alıcı bulmadı. Üreticiler de çareyi patatesi hayvan yemi olarak kullanmakta gördü.

    Hayvan yemlerine gelen zamlar Niğdeli üreticileri çaresiz bıraktı. Patatesin üretim merkezi olarak bilinen Niğde’de çiftçiler, satamadıkları patatesi büyükbaş hayvanlara yedirdi.

    Niğde’deki depolarda 500 bin tona yakın patates çürümeye yüz tuttu. Kilosunu 1 liraya mal edip ürününü 60 kuruşa satamayan üretici, hayvan yemine gelen zamları da göz özünde bulundurarak, patatesi hayvan yemi olarak kullanmaya başladı.

    “BÜYÜKŞEHİRLERDE 3 LİRA, DEPODA 60 KURURUŞA ALAN YOK”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’de çiftçilerle bir araya geldi. “Tarım Kredi Kooperatifleri, depolardaki patatesleri alarak hem hayvan yemi olmaktan kurtarsın, hem de fukaranın tüketeceği gıda maddesi haline dönüştürsün” diyen Gürer, depodaki ürünlerin 1-2 aya çürüyeceğini ve hayvan yemi olarak da kullanılamayacağına dikkat çekti.

    Ömer Fethi Gürer, büyükşehirlerdeki marketlerde 3 liradan satılan patatesin, Niğde’de tüccara 60 kuruşa bile satılamadığına değinerek “İktidar patates üreticisinin sorunlarına kulak tıkıyor. Aylar önce yetkilileri uyardık. En azından maliyetini karşılayacak bir fiyatla bu ürün TMO ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla alınıp, yine uygun fiyatlarda tüketiciye sunulabilir” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kuru soğan ve patates ihracatı ön izne bağlandı

    Kuru soğan ve patates ihracatı ön izne bağlandı

    Kuru soğan ve taze patates, ihracı ön izne bağlı mallar listesine eklendi.

    Kuru soğan ve patatesin yurtdışına satışına sınırlama getirildi. Ticaret Bakanlığı’nın İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Tebliğde yapılan değişiklikle, ihracı ön izne bağlı mallar listesine kuru soğan ve taze veya soğutulmuş patates de eklendi.

    Buna göre, söz konusu ürünlerin ihracı belli kamu kurum ve kuruluşlarının ön iznine bağlanmış oldu. Patates ve kuru soğan ihraç etmek isteyen üretici ve firmalar Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvuracak.

    Bakanlık onay verirse izin verilen koşul ve miktarda patates ve kuru soğan ihracatı yapılabilecek.

    Geçen yıl arz-talep dengesizliği nedeniyle soğan ve patatesin kilosu 8-10 liraya kadar çıkmıştı.

     

  •  Hürü Teyze 86 yıllık yaşamın ağırlığını omuzlarında taşıyor…- VİDEO

     Hürü Teyze 86 yıllık yaşamın ağırlığını omuzlarında taşıyor…- VİDEO

    PİRHA-Türkmen Alevi köyü olan Kalender Dere, Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı. Burada yaşayan 86 yaşındaki Hürü Sulan, eskiden her şeyin ağır ancak daha sağlıklı, daha güzel olduğunu söylüyor. Çok ağır koşullarda yaşamalarına rağmen hastalıkların bile az olduğunu belirten Hürü Sulan ile eski yaşamlarına dair sıcak bir sohbet ediyoruz. 

    Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Alevi köyü olan Kalender Dere Köyü’nün yaylasına gidiyoruz. Gündüzleri yaylada çok kimse kalmıyor. Akşam dana ve inek sürüleri gelince yayla şenlikli oluyor. Kadınlar ağıllarda inek sağıyor, çocuklar inekleri götürdükten sonra ellerine top alıp oynamaya çıkıyorlar dışarıya. Yaylanın hemen hemen her günü aynı rutin içinde geçiyor hem çocuklar için hem de kadınlar için.

    Genelde köyde kalan yaşlılar bazı günler yaylaya geliyorlar. Gittiğimiz gün 10 yıldır yaylaya gelmeyen Hürü Sulan’a rastlıyoruz. Yayla çok değişmiş geliyor Hürü teyzeye. Komşularının evlerini tanımaya çalışıyor tek tek. Neredeyse kendi yaylaları bile yabancı geliyor Hürü teyzeye. Kapının önünde oturup sohbet ediyoruz Hürü teyzeyle. On sene önce yayla daha değişikmiş Hürü teyze için, “Şimdi yayla güzelleşmiş” diyor.

    Hürü teyze 1932 doğumlu, şimdi 86 yaşında. Bir 10 sene öncesine kadar sürekli yaylaya çıkan Hürü teyze, eskilerle şimdiki dönemi karşılaştırmadan edemiyor. Eskiden diye başlayan cümleler ardı ardına dökülüyor Hürü teyzenin ağzından. Yaşadığı zorlukları hiç unutamıyor ve rençberlik günlerinden başlıyor anlatmaya.

    “DERİN RENÇBERLİK YAPILIRDI”

    “Çok derin rençberlik yapılırdı” diyor Hürü teyze ve ekliyor: Davar çobanımız olurdu, kuzu çobanımız olurdu. Davar sahiplerinden ev başı bir adam giderdi sürüye. Davarı kuzudan seçerlerdi. Kuzu ayrı giderdi davar ayrı giderdi. Öğlen kuşluğa gelirdi. Davar ağılına doldururlardı davarları. Kadınlar dizilirdi, çoban gelen koyunun başını tutardı, kadınlar davar sağarlardı. Ben de sağardım. Sağardık, sütü makineye vururduk, yayık yayardık.”

    “ÇALIŞ Kİ KAYNANANIN GÖZÜNE GİRESİN”

    Eskiden ot işlerinin bile farklı olduğunu şöyle anlatıyor Hürü teyze:

    “Eskiden beylerimiz biçerdi biz de purul (ot yığma) eder gelirdik. Şimdi yemek var içmek var; çayla, yemekle gidiyorlar. Eskiden kaynanalarımız yoğurdu yayarlardı, elimize külekle katığı verirlerdi, öğlen olunca onun içine ekmeği doğrar yerdik. Sonra da çalış babam çalış, çalış babam çalış ki kaynananın gözüne giresin. Şimdi tırmık tırmıyor, biçer biçiyor. Yarı gecede kalkar arabayla maşala (ot tırmıklamak) giderdik. Öküz arabasıyla ot sap indirirlerdi. Ayaklarımız üşürdü, ellerimiz titrerdi. Güneş doğana kadar bir dönüm araba getirirdik. Onu dökerdik harmana dört arabayı bir harman ederdik. Onu aktar, kurut, atın varsa onu koş, öküzün varsa öküzü koş. Akşama kadar geme binerdik ayaklarımız uyuşurdu. Yiyeceğimiz neydi? Harmanın gözlüğüne biraz katık korduk, biraz da ekmek. Onunla öğlen yemeğimizi yerdik, eve gitmek bile yok. Ondan sonra harman dövüldüğünde savururduk yabayla. Samanını samanlığa döküp tahılını da ambara doldurur sonra gelir uyurduk.”

    HAYVAN YAĞI VE SODA İLE ÇIKMA SABUN YAPARLARMIŞ

    Eskiden bitin çok olduğunu ifade ediyor Hürü teyze. “Bit ilacı alırlardı. Bit bir kaybolur sonra tekrar düşerdi. Biti hiç bitiremiyorlardı. Şimdi bit yok. Yemekten mi içmekten mi temizlikten artık her neyse” diyen Hürü Sulan, o günlerde sabunlarını da kendilerinin yaptığını söylüyor. Sabun yapımını da şöyle anlatıyor:

    “Hayvanlar ölünce onun donmuş yağından çıkarırlardı. Şehirden soda alırlardı hayvanın yağıyla karıştırıp sabun yaparlardı. Ona da çıkma sabun derlerdi. Kaynanan iyiyse kullanırdın, kaynanan kötüyse de onu üç, dört kere kullanırdın.”

    “ESKİDEN ADAMLARIN ÇOĞU AÇLIKTAN GİDİYORDU”

    İnsanların eskiden daha fakir olduklarını, sadece zenginlerin iyi beslenebildiklerini belirten Hürü teyze, “Eskiden zenginler yer içerdi, fakirler aç susuz kalırdı. Öyle fakir vardı ki tarlalar biçilirdi dökülen buğdayları toplarlardı, onu döver kavururlardı kavut eder yerlerdi. Bir şeyi olmayan gelir zenginlerin taşını boğazı dolusuna temizlerdi. Boğazı dolusuna purulcu gelirlerdi. Eski çoraba, eski dizliğe purulcu gelirlerdi. Zenginlerin çok masrafı çıkmazdı, fakirlerin karınlarını doyururlardı, boğazlarına bakarlardı işlerini görürlerdi. Şimdi bir çöp kaldırsan diyor ki 150 lira. Şimdi çok beylikte geziyorlar. Eskiden adamların çoğu açlıktan gidiyordu (ölüyordu)” diyor.

    ESKİ MEYVE VE SEBZENİN LEZZETİ ARTIK YOK

    Bütün bu ağır çalışmaya ve yaşama rağmen hastalıkların daha az olduğunu ve hiç doktora gitmediklerini söyleyen Hürü teyze, şimdiki hastalıkların sebebi olarak da ilaçlı, hormonlu meyve ve sebzeleri görüyor ve şöyle ifade ediyor:

    “Hormonlu öteberileri yiye yiye adamlar da bozuldu. Eskiden kendi patatesimizi ekiyorduk patates yiyorlardı. Soğan ekiyorduk soğan yiyorlardı. Meyve çok gelirdi Badele’den (Türkgözü Köyü). Şimdi Badele’nin meyvesinin lezzeti yok. Salata, armut, cancır getirirlerdi yağla alırdık. Yesen tadı damağında kalır. Ben ekiyordum soğan, patates, kabak, fasulye. Eskiden bir tarla dolusu ekerdik patatesi. Akşama kadar çapalardık. Şimdi biraz eşeleyip hemen boğazını dolduruyorlar. Biz bir kör çapa ederdik, bir yarım boğaz ederdik, bir de tam boğaz ederdik. Şimdi bir kere çapa vuruyorlar. Arabacı geliyor hormonlu patatesi alıp yiyorlar. Tadı da su gibi. Bizim buraların patatesini ocağa koy iki dala kaynasa hemen pişerdi.”

    “BİR KADIN DOKUZ KOCA BOŞARDI”

    Her sözünde eskiyle şimdiyi karşılaştıran Hürü teyze, son olarak şunları söylüyor:

    “Eskiden çok zordu, şimdi alafranga yaşıyorlar. Öğlene kadar uyuyorlar, öğleden sonra demli çay, yemek, köy tavuğu, şehir tavuğu ye babam ye. Bazıları da bilmiyor yediğini nankörler çok var. Diyorlar ‘Beyim bana bakmıyor. Ne yedirmiş ki’ halbuki yok. Eski kadınların yerinde olsaydı şimdiki kadınlar, bir kadın dokuz koca boşardı.”

    Suay ABAK/ARDAHAN