Etiket: pembelik barajı

  • Dersim’de toprağını savunan köylülere 20 yıl hapis cezası

    Dersim’de toprağını savunan köylülere 20 yıl hapis cezası

    PİRHA-Toprağını savunan Aşağı Doluca (Xarik) köylülerine toplam 20 yıl hapis cezası verildi.

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesi ile Dersim’in Nazımiye-Mazgirt ilçeleri arasında yer alan Peri Suyu üzerine yapılan Pembelik Barajına karşı köylüler toprağını savunmuştu. 2012 yılında yapılmak istenen ve Nazımiye’nin Aşağı Doluca (Xarik) köyünü sular altına bırakacak olan barajın yapımını Limak Holding üstlenmişti.

    Direniş çadırı kuran Xarik köylüleri yıllarca Limak Holding’e ve devletin saldırılarına karşı direndi. Onlarca köylü bu direniş sırasında gözaltına alındı ve tutuklandı. Bazı köylülere “köye giriş yasağı, akarsuya yaklaşma cezası” verilirken bazı köylüler de 13 yıl boyunca imza atmaya zorunlu kılındı.
    Son süreçte de köylülere verilen hapis cezaları istinaf mahkemelerinde onaylanmaya başlandı. Son olarak Aşağı Doluca (Xarik) köyünden 8 kişiye, her birine 2 yıl 6 ay olmak üzere toplam 20 yıl hapis cezası verildi. Köylülerin “mala zarar vermek, 2911’e muhalefet” gibi çok sayıda hapis cezası da istinaf mahkemelerinde görüşülmeye devam ediyor.

    Köylüler bu cezalar karşısında yılmayacaklarını, topraklarını savunmaya devam edeceklerini ifade ettiler.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER
    >Pembelik barajı mağduru köylüler: Doğup büyüdüğümüz yerler su altında kaldı, çok acı-VİDEO

     

  • Arslan, Pembelik Barajı’na karşı çıktığı için ceza almıştı: Topraklarımızı koruyacağız -VİDEO

    Arslan, Pembelik Barajı’na karşı çıktığı için ceza almıştı: Topraklarımızı koruyacağız -VİDEO

    PİRHA-Barajların 90’lı yıllardan itibaren Dersim’in nehirleri üzerinde yapılmak istenen çevre saldırılarından biri olduğunu belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, “Haklı olmamıza rağmen mağdur edildik. Peri Vadisi’nde aldığımız cezalar bizi yıldırmayacak ve topraklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Dersim’de Peri Vadisi’nde yapılan HES ve baraj projelerinin sahibi olan Limak, çevre ve ekoloji mücadelesi yürüten yaşam savunucularına yönelik dava açtırmıştı. Karakoçan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame ve sonrasında açılan dava yaklaşık 11 yıl sürdü. Mahkeme, 17 Temmuz tarihinde kararını açıkladı. Munzur Çevre Derneği üyesi Özkan Arslan‘ın da yer aldığı 11 kişi hapis cezası aldı.

    Özkan Arslan, Z.A., M.A., M.A., M.A., D.G., Z.Ç., ve T.D.’ye 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. M.A. 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı, cezası 2 yıl ertelendi. C.B., H.Ö.’ye ise 1 yıl 3 ay hapis verildi, ceza ertelendi. Z.Y., P.A., ve Ü.G.’nin ise 8 yıllık zamanaşımı nedeniyle davadan düşürülmelerine karar verildi.

    Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, doğalarını korudukları için aldıkları cezayı PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “HAKLI OLMAMIZA RAĞMEN MAĞDUR EDİLDİK”

    O dönem baraja izin vermemek için köylüler ile birlikte Peri Özgür Köylü Hareketi adında bir oluşum oluşturduklarını söyleyen Özkan Arslan, “Direnişimiz hem demokratik alanda hem de hukuksal anlamda devam etti. Hukuksal anlamda hem Danıştay’ın hem de Elazığ İdare Mahkemesi’nin baraj yapımını durdurmaya yönelik kararı olmasına rağmen verilen karar uygulanmadı. Biz de meşru direnme hakkımızı kullandık. Limak ve diğer şirketlerin yaptığı baraj tamamen devletin bölgeye asker dökerek ve mahkemelerini kullanarak köylüleri yıldırma projesine başladılar. Bundan dolayı defalarca tutuklandık, köylerimize girişimiz yasaklandı.
    Haklı olmamıza rağmen mağdur edildik, eğitim hakkımız elimizden alındı, siyasal hakkımız engellendi ve bütün arazilerimiz hazineye çevrildi. Tamamen köylüleri yıpratmak için ellerinden gelen her şey yapıldı. Ama daha sonra devlet bütün gücünü kullanarak hepimizi cezaevine attı ve suyun önünü tutarak kaçak olarak Peri Vadisi’nde bulunan Pembelik Barajı’nı yaptı” dedi.

    “KÖYLÜLERE VERİLEN CEZA ASLINDA DERSİM HALKINA VERİLMİŞTİR”

    Aynı dava üzerinden kendilerine onlarca dava açıldığını ifade eden Arslan, şunları dile getirdi:

    “Biz sürekli cezalar alıp hapishaneleri gezdik ve o günden bugüne mağdur durumdayız. 58 kişinin yargılandığı toplu bir davamız vardı ve dava sonucunda 11 köylüye hapis cezası verildi. Haksızlığa uğrayan biz, toprakları sular altında kalan yine biz ama şirketin devlet eliyle cezalandırdığı yine köylüler oldu.

    “BARAJLAR ÇEVRE SALDIRISIDIR, TOPRAKALRIMIZ İÇİN MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Barajlar 90’lı yıllardan itibaren Dersim’in nehirleri üzerinde yapılmak istenen çevre saldırılarından biri. Köylülere verilen bu ceza aslında tüm Dersim halkına verilmiş cezadır. Maalesef 21. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde köylülere verilen bu ceza bile işlenmedi, bu durum aslında Dersim’de ki kurumların kendi doğasından ve insanlarından ne kadar uzaklaştığını gösteriyor. Peri Vadisi’nde aldığımız cezalar bizi yıldırmayacak ve topraklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • Arduç ailesinin mağduriyeti sürüyor: Asma köprü çözüm olmadı, köprü istiyoruz -VİDEO

    Arduç ailesinin mağduriyeti sürüyor: Asma köprü çözüm olmadı, köprü istiyoruz -VİDEO

    PİRHA-Dersim-Elazığ-Bingöl sınırında bulunan Peri Suyu üzerinde yapımı tamamlanan Pembelik Barajı ve HES projesinin yol ve köprüleri su altında bırakması nedeniyle yıllardır zor bir yaşam sürdüren Dallıbahçe Köyü Ilısu Mezrası’nda yaşayan Ayhan ve Adile Arduç çifti, köprü yapılması gerektiğini yineledi. Arduç çifti, “Bizim talebimiz Nazımiye’ye gidebilmemiz için yol ve insanların buraya yerleşebilmeleri için bir köprü yapılsın” dedi.

    Türkiye’de doğası en çok tahrip edilen illerin başında Dersim geliyor. Bölgede son 10 yılda altı baraj ve Hidroelektrik Santral (HES) projesi tamamlanarak enerji üretimine geçildi. Dersim’in doğal sınırlarını oluşturan Karasu ve Peri çayları üzerinde yapılan projelerle ilin etrafı göllerle çevrelendi.

    Dersim’de 80’li yılların başından bu yana 4 baraj ve 6 HES’in yapımı tamamlanarak, işletmeye açıldı. Mercan HES’i, Uzunçayır Barajı ve HES’i, Dinar HES’i, Tatar Barajı ve HES’i, Seyrantepe Barajı ve HES’i ile Pembelik Barajı ve HES’i. Dersim, Elazığ ve Bingöl sınırındaki Peri Çayı üzerinde yer alan Pembelik Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) Limak Enerji tarafından 2008 yılında yapımına başlanarak 2015 yılında tamamlandı.

    Dersim-Elazığ-Bingöl sınırında bulunan Peri Suyu üzerinde yapımı tamamlanan Pembelik Barajı ve HES projesinin yol ve köprüleri su altında bırakması nedeniyle Dersim’in Nazımiye İlçesi Dallıbahçe Köyü Ilısu Mezrası’nda yaşayan Ayhan ve Adile Arduç çifti, yıllar geçmesine rağmen devam eden mağduriyetlerini PİRHA’ya anlattı.

    “SORUNLARIMIZ DEVAM EDİYOR”

    Barajın suyu tutulduktan sonra köylerinde mahsur kaldıklarını belirten Adile Arduç, “Bütün ÇED raporlarını yok sayarak bizi burada mahsur bıraktılar, bütün yaşamsal haklarımızdan mahrum kaldık. Bize çeşitli teklifler yaptılar sizi oradan çıkartalım, dediler ama biz çıkmadık kendi köyümüzde yaşamak istiyoruz dedik. O yüzden mücadele ettik. Biz burada 2015 yılında açlık grevine gittik. Açlık grevinin 10. günü Valilik köprü yapacağız diye açıklama yaptı. Aslında büyük bir köprü yapacaklardı insanların gelip ev yapabilecekleri, üzerinde eşyaların taşınabileceği. Biz açlık grevini sonlandırdık ama 1 yıl boyunca köprü sözü yerine getirilmedi biz yine mahsur kaldık. Daha sonra bize size tahtadan asma köprü yapacağız kabul edecekseniz edin etmeyeceksiniz onu da yapmayacağız dediler. Bize sus payı gibi dayatıldı mecbur kabul etmek zorunda kaldık ama biz yine mücadelemize devam ettik. Nazımiye’ye 15 dakika olan yolumuz iki saate çıkarılmış. Biz Nazımiye’ye bağlıyız, herhangi bir işimiz olursa iki saat sonra Nazımiye’ye gidebiliyoruz ve halen bu sorunumuz devam ediyor. Bizim talebimiz Nazımiye’ye gidebilmemiz için yol ve insanların buraya yerleşebilmeleri için bir köprü yapılsın” dedi.

    “BÜTÜN DEĞERLERİMİZ SUYUN ALTINDA KALDI”

    Pandemiden dolayı insanların artık köye gelemediklerini söyleyen Adile Arduç, şunları belirtti:

    “Bizim bütün değerlerimiz suyun altında kaldı, biz onları suyun altından nasıl çıkaracağız. Ben yaşadıklarımızı düşündüğümde hep ağlarım bunlar bizi var eden değerlerimizdir. Devlet vatandaşının haklarını koruması lazım, ben burada kendi topraklarımı korumak için bedenimi ölüme yatırmamalıyım, bu hak değil ve benim bir inanç merkezlerim var oraya gidip kendi inancımı yaşıyorum ama onu elimden aldılar. Şimdiye kadar yapılan yapıldı belki halk bilinçsizdi, belki biz değerlerimizin farkına sonradan vardık ama bundan sonra baraj yapılmasına kimse izin vermesin. Başka bir baraj projesinde hep birlikte tek yürek olarak karşı durmalıyız, yaşadığımız bu acıyı başkaları yaşamasın.”

    “KÖYLÜLERİN BİRBİRİYLE OLAN BAĞLANTILARI KOPTU”

    Barajın yapılmasıyla birlikte köylülerin birbiriyle olan bağlantılarının koptuğunu söyleyen Ayhan Arduç ise, “İnsanların değerleri, mezarları ve ziyaretleri sular altında kaldı. Baraj bitti, barajın önünde bir set vardı biz o setin üzerinden gelip gidiyorduk. Gece yarısı o seti yıkmışlardı, biz burada mahsur kaldık. Biz bir sene boyunca hiçbir yere gidemedik biz kimseye ulaşamadık kimse de bize ulaşamadı. Basının, sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin ve milletvekillerinin desteği oldu bu süreçte. Ama baktık ki bir gelişme olmuyor biz de açlık grevine başladık. Açlık grevinin 10. Günü vali açıklama yaptı ‘biz şirket yetkilileri ile görüştük oraya köprü yapacağız, açlık grevine son verilsin’ dedi. Biz de avukatımızla konuştuk ve 10. Gününde açlık grevine son verdik ama bir sene geçmesine rağmen köprü yapılmadı.  Demir köprü yerine asma köprü yaptılar, köprüden araç geçemiyor. Bir sürü insan köylerine geri dönüp ev yapmak istiyor ama yapamıyor ulaşım olmadığı için. Baraj hem bize hem de çevrede ki köylere bir zulüm yaşattırdı” dedi.

    “BEN BÖYLE BİR MAĞDURİYETİ HİÇBİR YERDE GÖRMEDİM”

    Asma köprü çözüm olmadığını, aynı mağduriyeti halen yaşadıklarını vurgulayan Ayhan Arduç, şöyle devam etti:

    “Köylüler de buraya gelip ev yapmak istiyor ama insanlar gelemiyor bu durumdan dolayı. Ben böyle bir mağduriyeti hiçbir yerde görmedim. Bağlı olduğumuz ilçe ile iletişimimiz yok. Benim çocuğum hayvancılık, arıcılık yapmak istiyor ama yapamıyor çünkü biz buraya hiçbir şey getirtemiyoruz. İki-üç sene boyunca arkadaşlar bize botla yiyecek getiriyordu. İnsanlar köye geri dönmek istiyor. Buraya sağlam bir köprü veya yolun yapılması gerekiyor. Bunlar yapılmazsa kimse köye geri dönemez. Dünyanın birçok yerinde barajlar yapılıyor ama insanlara zulüm yaşatarak bir şey yapılmaz. Madem barajı yaptın o zaman yolumu yap, köprümü yap vatandaşını mağdur etme. Eskiden biz Gola Xızır’a gidip kurban keserdik, niyaz dağıtırdık, dua ederdik bunlar bizim kutsallarımızdı ama su altında kaldı.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Pembelik barajı mağduru köylüler: Doğup büyüdüğümüz yerler su altında kaldı, çok acı-VİDEO

    Pembelik barajı mağduru köylüler: Doğup büyüdüğümüz yerler su altında kaldı, çok acı-VİDEO

    PİRHA-Dersim, Elazığ ve Bingöl sınırındaki Peri Çayı üzerinde yer alan Pembelik Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) Limak Enerji tarafından 2008 yılında yapımına başlanarak 2015 yılında tamamlandı. Nazımiye ilçesinin Xarik (Aşağı Doluca) köyünde yaşayan yurttaşlar, baraj yapıldıktan sonra yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattılar. “Mezarlarımız, ziyaretlerimiz suyun altında kaldı. Çok acı bir şey, biz yaşadık ama inşallah başkaları yaşamaz.”

    Türkiye’de doğası en çok tahrip edilen illerin başında Dersim geliyor. Bölgede son 10 yılda altı baraj ve Hidroelektrik Santral (HES) projesi tamamlanarak enerji üretimine geçildi. Dersim’in doğal sınırlarını oluşturan Karasu ve Peri çayları üzerinde yapılan projelerle ilin etrafı göllerle çevrelendi.

    Dersim’de 80’li yılların başından bu yana 4 baraj ve 6 HES’in yapımı tamamlanarak, işletmeye açıldı. Mercan HES’i, Uzunçayır Barajı ve HES’i, Dinar HES’i, Tatar Barajı ve HES’i, Seyrantepe Barajı ve HES’i ile Pembelik Barajı ve HES’i.

    Dersim, Elazığ ve Bingöl sınırındaki Peri Çayı üzerinde yer alan Pembelik Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) Limak Enerji tarafından 2008 yılında yapımına başlanarak 2015 yılında tamamlandı.

    Dersim’in Nazımiye ilçesinin Xarik (Aşağı Doluca) köyünde yaşayan yurttaşlar, baraj yapıldıktan sonra yaşadıkları sorunları anlattı.

    “BİZ YAŞADIK AMA İNŞALLAH BAŞKALARI YAŞAMAZ”

    “Evimiz eskiden nehir kenarındaydı ama baraj nedeniyle su altında kaldıktan sonra gidecek bir yerimiz olmadı” diyen Nezahat Şeyhun, “Şimdiki aklım olsaydı insanları toplar gidip orada yatağımızı yapardık ama yine de oraya kazma vurdurmazdım. Çocukluğumuz, gençliğimiz, doğup büyüdüğümüz yerler suların altında kaybolup gitti. Torunlarıma doğup büyüdüğüm yeri göstermeyi çok isterdim ama yapamadım çok üzgünüm. Mezarlarımız, ziyaretlerimiz suyun altında kaldı gerçekten çok acı bir şey. Yaşadıklarımız yüzünden bir yıl içinde on yıl yaşlandım. Dünyayı verseler yine de 1 metre toprağını kimse vermesin, biz yaşadık ama inşallah başkaları yaşamaz. İçimiz yana yana yavaş yavaş sulara gömüldük. Yaşadıklarımızı hiç unutmadım halen gözlerimin önünde, gerçekten çok acı bir şeydi” dedi.

    Barajın ilk sondajlarının 1980’de yapıldığını ama o zaman insanların ekolojik denge, barajın doğaya etkisi gibi konularda bilinçli olmadığını vurgulayan Zülfü Artak, şunları kaydetti:

    “Topraklarımız değerlenecek, iş imkânı olacak gibi düşünceler vardı. Baraj yapılmaya başladığı zaman yeteri kadar insan toplayıp tepki gösteremedik, insanlara kendimizi anlatamadık ama yaşadığımız sorunları anlatmaya başladıktan sonra kitle örgütleriyle birlikte insanların tepkiler artmaya başladı. Sular kışın ortasında tutulduğu için biz evimizden çıkmak zorunda kaldık.”

    Baraj yüzünden çok mağdur olduklarını belirten Sabriye Çiçek de, “Evimiz, tarlamız, ahırımız su altında kaldı. 8-9 ay başka bir evde kaldık o yüzden çok mağdur olduk. Biz baraj yapılmasın diye direndik ama yine de başaramadık. O dönem çok mağdur olduk ama mağduriyetimiz halen devam ediyor” dedi.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersim Pembelik Barajı’nda köprü yapımı için keşif

    Dersim Pembelik Barajı’nda köprü yapımı için keşif

    PİRHA – Dersim Peri Suyu üzerinde bulunan Pembelik Barajı’ndan etkilenen bölgelerde bilirkişiler tarafından keşif yapıldı. 

    Dersim Nazımiye, Karakoçan ve Mazgirt bölgelerinin ortasında kalan Peri Suyu’nda yapılan Pembelik Barajı nedeniyle birçok köye ulaşım kapanmıştı.

    Yöre halkının köprü talep etmesiyle birçok dava açılmıştı. Şirketin 2 köprü yapma taahhüdünü yerine getirmemesi neticesinde bilirkişiler tarafından bölgede keşif gerçekleştirildi.

    Bingöl Yayladere Çayağzı-Sürmelikoç Köyü mıntıkasında yapılan keşfe yöre halkı, çevre örgütleri katılım gösterdi.

    Dava avukatlarından Yılmaz Karaaslan, şirketin köprüyü yapmamasından dolayı büyük bir insani dram yaşandığını, adeta kaderine terk edilerek üç ilçenin iletişiminin de kesilmesiyle köprünün neden yapılması gerektiğini belgeleriyle dava hakimi ve bilirkişi heyetine anlattı.

    PİRHA/DERSİM

  • Peri Suyu’nda balık ölümleri için KAR-DEF’ten çağrı

    Peri Suyu’nda balık ölümleri için KAR-DEF’ten çağrı

    PİRHA- Elazığ-Dersim-Bingöl sınırları içerisinde bulunan Peri Suyu’nda faaliyette olan Pembelik Barajı’nda yaklaşık iki haftadan beri sazan balık ölümleri ve bu balıkların su yüzeyinde dışa vurmaları gözlemleniyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Peri Suyu Koruma Platformu, uzman kişilerce yerinde araştırma ve analizinin yapılması, sonucunun kamuoyuna duyurularak bilgilendirme talebinde bulundu.

    Peri Suyu üzerindeki Pembelik barajında yaklaşık iki haftadır balık ölümleri oluyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Peri Suyu Koruma Platformu(KAR-DEF) şunları belirtti:

    “Elazığ-Karakoçan/Tunceli-Nazimiye/Bingöl-Yayladere sınırları içerisinde faaliyete olan Pembelik Barajı’nda, bölgedeki köylülerin verdiği bilgilere göre, yaklaşık iki haftadan beri sazan balık ölümleri ve bu balıkların sersem bir şekilde su yüzeyinde dışa vurmaları gözlemlenmektedir. Bu balık ölümleri en çok Elazığ-Karakoçan Akkuş Köyü, Tunceli Nazımiye Aşağı Doluca Köyü ve Bingöl-Yayladere Çayağzı köyleri civarında olduğu belirtilmektedir.

    Bölgede yaşayan vatandaşların açıklamalarına göre şimdiye kadar. Peri Suyu’nda balık avladıklarını ama bu şekilde, sazan balıklarının ölümlerine rastlamadığı, mevcut durum karşısında hem suda yaşayan canlılar hem de balık avlanması sonucunda halk sağlığı açısından bir endişe duyduklarını ifade etmektedirler.”

    BALIK ÖLÜMLERİNİN AÇIĞA ÇIKMASI İÇİN ÇAĞRI

    Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

    “Pembelik Barajı ve çevresindeki köylerde bahsi geçen sazan balık ölümlerinin meydana gelmesi her bakımdan bir tedirginlik yaratmakta. Halk sağlığı açısından önem arz eden bu balık ölümlerinin neden kaynaklandığı bilinmediği gibi, ölümlere neden olan durumun açığa çıkması için Elazığ Tarım ve Orman İ Müdürlüğü tarafından, uzman kişilerce yerinde araştırma ve analizinin yapılması, sonucunun kamuoyuna duyurularak bilgilendirilmesi tarafımızdan talep edilmiştir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Pembelik Barajı’nda keşif yapıldı-VİDEO

    Pembelik Barajı’nda keşif yapıldı-VİDEO

    PİRHA – Dersim, Elazığ ve Bingöl köylerinin orta noktasında bulunan Peri Vadisi’nde hukuksuzca inşa edilen Pembelik Barajı’nın keşfi yapıldı. Keşfe Peri Suyu Koruma Platformu, hukukçular ve çok sayda yurttaş katıldı. 

    Dersim, Elazığ, Bingöl hattında yer alan Peri Suyu’na yapılan Pembelik Barajı’nda mahkeme kararı ile bilirkişilerce keşif yapıldı.

    Keşfe KAR-DEF, dava avukatları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Peri Suyu Koruma Platformu adına keşfe ilişkin PİRHA’ya konuşan Eren Akyol, “Güvenlik amacıyla yapılan Pembelik Barajı’nın su tutmasıyla yaklaşık 4 yıl geçen süre içerisinde Tunceli, Elazığ, Bingöl illerine bağlı birbirleriyle akraba, hısım olan köylülerin iletişimi kesilmiş bulunmakta. Nihai ÇED raporunda baraj gövdesinin olduğu yerde köprü yapılma projesi ve çevre yollarının bağlantılarının sağlanması taahhüdü varken, malesef bölge halkı bu barajı istemediğinden, meşru demokratik haklarını kullanmaları karşısında, mevcut LİMAK Şirketi, bu fiili durum karşısında buna uymayıp, ÇED raporunu değiştirerek bölge insanlarını cezalandırmayı seçti. Bölgede devleti, işbirlikçileri arkasına alan LİMAK hiç bir hukuk tanımadan, imar planı olmadığı halde KAÇAK durumdaki PEMBELİK BARAJINI bitirerek bulunduğumuz sürece kadar gelmiş bulunmakta” ifadelerini kullandı.

    “PERİ SUYU HALKI HUKUKSUZLUK KARŞISINDA GERİ ADIM ATMADI”

    Akyol, “Suyundan, toprağından, kültüründen ödün vermeyen Peri Suyu halkı, hakkında başlatılan soruşturmalar, kendilerine verilen para cezaları, tutuklamalar ve kendi köylerine mahkemenin giriş yasağı kararı vermelerine rağmen devlet ve Limak’ın hukuksuzluğu karşısında geri adım atmadı. Bölgede Kültürel, ekolojik soykırıma neden olan ve Peri Vadisi denilen bir yeri sulara boğarak tamamen dili olmayan canlılarla birlikte yok etmeyle karşı bırakmış bulunmakta. Bütün bu hukuksuzluklar, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nin tescil kararına rağmen, şu anda AİHM’ne taşınmış bulunmakta. Çünkü geldiğimiz noktada sanki köprü lütufmuş gibi 5 yıl sonra keşif kararı alınıp yöre insanlarıyla adeta tiyatro oynanıyor” diye konuştu.

    NE OLMUŞTU? 

    Peri Suyu üzerinde, Tunceli-Elazığ ve Bingöl ili sınırlarında, Limak-Bilgin ortaklığı olan, Darenhes Elektrik Üretim AŞ. tarafından 2010 yıllı sonlarında, Acele Kamulaştırma ile Akkuş Köyü ve bölgedeki diğer köylülerin taşınmazlarına el konularak PEMBELİK BARAJI’nın inşasına başlandı. Bunun üzerine Akkuş Köyü ve bölgedeki diğer köyler, Danıştay 6. Dairesinde dava açarak, bu hukuksuz duruma DUR demenin startını verdiler.

    Danıştay 6. Daire de köylülerin açtığı davanın mahkeme kararını beklenmeden, Limak şirketi yangından mal kaçırır gibi bütün imkanlarını seferber ederek Pembelik Barajının çalışmasına başladılar.

    Danıştay 6. Dairede Akkuş Köylülerince açılan davada, Esas No:2011/6395 sayılı kararıyla, EPDK yapılacak tüm kamulaştırma hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek genel nitelikte bir karar alınması hukuken mümkün olmadığından, anılan Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak tesis edilen kamulaştırma işleminde de hukuka uygunluk bulunmadığından, yürütülmesinin durdurulmasına, 16.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verilmişti.

    Mahkeme kararını beklemeden Pembelik Barajının İnşasını sündüren LİMAK şirketi, Danıştay 6. Dairesinin Esas No:2011/6395 sayılı kararıyla köylülerin taşınmazları üzerinde işgalci konumundaydı. Peri Suyu üzerindeki Bölge halkı, Pembelik Barajının hemen altında yapılan Seyrantepe Barajı ve üstünde yapılan Özlüce Barajı arasında sıkışıp nefes alamaz durumu fiili olarak yaşayarak, Pembelik Barajının, bölgemizde ekolojik tahribatlarıyla birlikte, kültürel tahribatlarıda beraberinde yaşatacağını belirterek, Danıştay 6. Dairesinin kararının bir an önce yerine getirilmesini, doğamızı ve yaşam alanlarımızın korunması için Limak Şirketi ve ilgili kişiler hakkında Karakoçan Cumhuriyet Savcılığında toplu suç duyurusunda bulundular. Mağduriyet yaşayan bölge halkı, demokratik haklarını kullanarak, hukukun gereğini yerine getirilmesini talep ederken, Peri Vadisini Limak Cumhuriyeti ilan eden Limak Şirketi hakkında hiç bir hukuksal süreç işletilmeden, sadece haklarını arayan köylüler hakkında davalar açılarak, hapis cezalarıyla yargılanan köylülerle birlikte, bölgedeki çoğu köylülere huksuz bir şekilde para cezaları verildi ve bazı köylülerin köylerine girmelerine yasak getirildi.

    Pembelik Barajında mevcut hükümet Danıştay 6. Dairesinin Esas No:2011/6395 sayılı kararın gereğini yerine getirmesi gerekirken, hukukun etrafında dolanarak, ikinci bir bakanlar kurulu ile, baraj suyu altında kalan bölgedeki köylerin bütün taşınmazlarına parsel parsel yeni bir Acele Kamulaştırmayla el koydu. Bu hukuksuz ikinci Acele Kamulaştırma kararına karşı köylüler demokratik haklarını kullanarak, Akkuş Köyü tüzel Kişiliği ve 100 kişi ile ayrıca çevre köyleri Danıştay 6. Dairesinde dava açtılar. Danıştay 6. Dairesi Esas No: 2012/4817 sayılı kararıyla, 19.03.2014 tarihinde Acele Kamulaştırmanın yürütülmesinin durdurulması kararı verdi.

    Peri Vadisi halkı hukuka uyulması ve Danıştay 6. Dairesinin ders niteliğindeki mahkeme kararının gereğini yerine getirilmesini talep ederken, Pembelik Barajı hiçbir şey ortada yokmuş gibi hukuksuz çalışlarına devam etmesiyle birlikte. 06.08.2014 tarihinde, Darhanes Elektrik Genel Müdürü; Akkuş Köyü (Elazığ), Okçular Köyü (Karakoçan-Elazığ), Akarbaşı Köyü (Karakoçan-Elazığ), Alabal Köyü (Karakoçan-Elazığ), Çalıkaya Köyü (Karakoçan-Elazığ) Özlüce Köyü (Karakoçan-Elazığ), Çayağzı Köyü (Yayladere-Bingöl), Kalkanlı Köyü (Yayladere-Bingöl), Doğucak Köyü (Yayladere-Bingöl), Aşağıdoluca Köyü (Nazimiye-Tunceli), DalıbahçeKöyü (Nazimiye-Tunceli), muhtarlarına gönderdiği tebligat ile, baraj suyunun tutulacağını ve biran önce bölgeyi boşatılmasını talep etmekteydi.

    Danıştay 6. Dairesince Pembelik Barajının hukuksuzluğunu tescil ederken, Elazığ İdare Mahkemesinde de açılan ve İmar Planının olmağı kararı ortadayken, buna bir üst mahkemede itiraz eden şirkete, Malatya Bölge İdare Mahkemesi, imar planın olmadığı YD. İtiraz No:2014/501 12.11.2014 tarihindeki kararına rağmen, Limak Şirketinin genel müdürü, 06.08.2014 tarihinde hiç bir hukuksal dayanağı olmadan köylülerin köylerini boşaltası istemekte.
    Bütün bu hukuksuzluklara rağmen süreç içerisinde, EPDK tarafından yapılan bütün kamulaştırmalar tek tek yapılarak, EPKD tarafından yapılan avukatlık masrafları mağdur olan Peri Suyundaki taşınmaz sahiplerinden tahsis edilmesi, ve bunun sonucunda EPDK icra yoluyla avukatlık ücretlerini köylülerden tahsis etmesi, bir başka mağduriyet yaşatılmıştır.
    Devam eden bu süreç sonucunda, hukuksal olarak hiç bir yargı kararının uygulanmadığı Pembelik Barajı projesinin yarattığı mağduriyetler, Türikiye’nin taraf olduğu AİHM mahkemesine taşınmış bulunmaktadır.

    Darenhes Elektrik Üretim A.Ş Nihai ÇED Raporunda verilen baraj gölü altında kalan yolların rölekasyononun inşaat aşamasında tamamlanacağı, su tutulmaya başlanmadan önce yeni yolların tamamlanacağı ve yöre halkının mağdur olmayacağı taahhüdüne rağmen, Pembelik Barajının su tutmasıyla, Elazığ, Tunceli, Bingöl sınırlarında yaşayan köylerin iletişimini sağlayan KÖPRÜ su altında kalmış ve bunun yerine yeni bir köprü inşaa edilmeyerek, birbirleriyle akraba olan bölge insanları birbirlerinin cenazelerine gidememekte ve ulaşım olmadığından dolayı araçlarla km yol katederek ancak birbirlerine ulaşabilmekte. Suyuna toprağına, doğasına sahip çıkan Peri Vadisi köylüleri, hukuku gereğinin talep etmelerinin sonucunu, adeta tecrit edilerek cezalandırılmaktadır. Nihai ÇED raporunda verdiği taahhüdüne rağmen yaklaşık 5 yıldır köylülerin birbirleriyle iletişimi kesilmiş bulunmakta. Bu mağduriyetten dolayı Çayağzı Köyü (Yayladere-Bingöl) halkınca, vekalet verdikleri Avukat Yılmaz KARAARSLAN tarafından açılan davada, 11 Nisan 2019 Perşembe günü Pembelik Barajında yapılacak keşif sonucunda, köprüye ihtiyaç olup olmadığına dair bir karar verilecektir.

    PİRHA/DERSİM

  • Arduç ailesi: Hayatla olan bağımız koparıldı, Vali gelip görsün-VİDEO

    Arduç ailesi: Hayatla olan bağımız koparıldı, Vali gelip görsün-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de bulunan Peri Suyu üzerinde yapılan Pembelik Barajı ve HES projesiyle köylerinde esaret yaşayan Ayhan ve Adile Arduç çifti, yaşadıkları zorlukları, açlık grevi sürecini ve köye ulaşım sağlayan Direniş Köprüsü’nün hikayesini PİRHA’ya anlattı. 

    Dersim-Elazığ-Bingöl sınırında bulunan Peri Suyu üzerinde yapımı tamamlanan Pembelik Barajı ve HES projesinin yol ve köprüleri su altında bırakması nedeniyle Dersim’in Nazımiye İlçesi Dallıbahçe Köyü Ilısu Mezrası’nda yaşayan Ayhan ve Adile Arduç çifti, geçtiğimiz yıllar açlık grevine girmiş, 10 günlük açlık grevinin ardından Valiliğin köprü yapma sözü üzerine direnişi sonlandırmıştı. Sadece yayaların kullanabileceği tahta köprü yapıldı. Ancak Arduç ailesi yine mağdur.

    Ayhan ve Adile Arduç çifti, 1994 yılında köy boşaltmalardan açlık grevi direnişine kadar ve şu an yaşanan sürece ilişkin PİRHA’ya konuştular.

    “SESİMİZİ DUYURMAYA ÇALIŞTIK, HİÇBİR NETİCE ALAMADIK”

    Adile Arduç, barajın ilk girişimini ve yaşananları şöyle aktardı:

    “Peri Suyu üzerinde 9 baraj inşa edilmiş. Bir baraj gelip diğer baraja dayanıyor. Bu yörede de Peri Vadisi bölgesinde birçok yerleşik köy var. Bizim köyümüz olan Ilısu Köyü de bu köylerden biri. Baraj yapılınca bizim Nazımiye’ye, Karakoçan’a olan geçiş yollarımız su altında kaldı.

    Baraj yapılacağı zaman bütün yolların yapılacağı taahhüt edildi. Herkes gidip gönül rahatlığıyla köyüne yerleşebilir denildi. Zaten çözüm sürecinden kaynaklı insanlar geri dönüş de yapmak istiyorlardı. Biz de o taahhütleri de düşünerek geldik köyümüzde ev yaptık. Baraj bitmeden önce bu köprünün sondajı vurulmuştu, burada büyük köprü yapılacaktı. Hafriyat doldurdukları yeri geçici geçiş yeri yaptılar. Hafriyatı kaldırdıktan sonra köprü ve yolları yapacağız dediler.

    Baraj bittikten ve su tutulduktan sonra bütün yollar kesildi ve biz burada mahsur kaldık, bizi mahsur bıraktılar. Biz mahsur kaldıktan sonra, zaten gerekli bütün kurumlara müracaat etmiştik. İlgili kurumların haberi vardı. Evimizi bütün prosedürleri yerine getirerek yaptık. Ruhsatlı yani burası. Zaten gidip başvurunca soruyorlar yol var mı diye, yol varsa ruhsat veriliyor. Mahsur kalınca ilgili yerlere duyurduk bunu ama hiçbir sonuç alamadık. Başbakanlık tarafından arandık. Kamuoyu oluştu, buraya bütün medya mensupları geldi, sesimizi duyurmaya çalıştık. Hiçbir netice alamadık.”

    “BÜTÜN HAYATİ ŞEYLERİMİZ KISITLIYDI”

    Arduç, açlık grevi sürecine ilişkin de şunları söyledi:

    “En sonunda açlık grevine başladık. Ve gerçekten kararlıydık. Çünkü biz topraklarımızı terk etmeyeceğiz. Burası bizim kimliğimiz, biz burada var olduk ve burada var olacağız. Bizden sonraki nesil de yaşamını burada sürdürecek. Gidecek başka yerimiz yok.

    Bize altından köşk de yapsalar biz bu saklı cennetimizi bırakıp gitmeyiz. Biz burada doğmuşuz. Atalarımızın yeridir. Geçmişimiz de geleceğimiz de burada. Bizi buradan koparırlarsa ölürüz, yok oluruz. Var olduğumuz toprakları gelecek nesle de bırakacağız.

    Açlık grevinin 10. gününde, Valilik çelik konstrüksiyonlu köprü yapacağız diye açıklama yaptı. Biz 10. gününde açlık grevini sonlandırdık. Bekledik ve o çelik konstrüksiyonlu köprü yapılmadı ve biz yine mahsur olduk. Aracımızla mahsur kalmıştık. Karşı tarafa geçemiyorduk. Eski bir bot temin etmiştik. Bir sene de tamamen erzaksız, yiyeceksiz halde mahsur kaldık. AFAD ekipleri bize yiyecek getirdi. Medya mensupları, doğa aktivistleri geldiler. Onların getirdikleriyle idare ettik. Bütün hayati şeylerimiz kısıtlıydı. Köprü sözü verildikten sonra 1 yıl boyunca da öyle devam etti. Devlet bile bile seyirci kaldı. Sonrasında bu tahta asma köprü yapıldı. Zaten resmiyette burası yaya köprüsü diye geçiyor.”

    “TUNCELİ’YE GİTMEK İÇİN ELAZIĞ VE BİNGÖL’DEN GEÇMEK GEREKİYOR”

    Arduç, Dersim şehir merkezine gitmek için başka iller ve ilçelerden geçilmesi gerektiğini şöyle aktardı:

    “Bizim bağlı olduğumuz Dallıbahçe Köyü’ne ve Nazımiye ilçesine hiçbir bağlantımız yok. Yollarımız kesik, baraj göletinin altında. Bu Türkiye’de tek örnek de olabilir; bağlı olduğun köye ve ilçeye yolun, ulaşımın yok. Karşı taraf Elazığ Karakoçan, oradan Bingöl Yayladere’ye oradan Dallıbahçe Köyü’ne daha sonra Nazımiye ilçesine geçiyoruz. Tunceli merkeze gitmek için ya Seyrantepe Barajı’nın oradan gidiyoruz ya da Kovancılar’dan. Bu 2-3 saati buluyor zaten. Buradan yarım saatlik Nazımiye yolumuzu 4 saate çıkardılar.

    Bu hak değil. Devlet gerçekten kalkınmayı planlıyorsa köylüye bunu yapmamalı. Köylü bu zulmü görmemeli. Biz kendi toprağımızda üretmek istiyoruz. Bu da devlete katkıdır gerçekten.”

    “CENAZELERİMİZE GİDEMEDİK, TAMAMEN TECRİTTEYDİK”

    Adile Arduç, “Öncesinde de dilekçeler verilmiş bu yolla ilgili. En son köylüler 45-50’ye yakın dilekçe verildi. Bağlı olduğumuz ilçeye ve köye olan bağlantı yollarımızın yapılması için. Köylüler geri dönmek istiyor. Baraj yolları kesmeden önce köylüler ev yapmak istiyorlardı. Bu yollar kesilince köylüler öylece kalakaldı. Müracaatlar sürekli devam ediyor. Kaymakamla, valiyle görüşmeler sürüyor. Bize hep yapılacağı söyleniyor” diye konuştu.

    Arduç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tüm bağlantılarımız koptu. Köye geri gelmek isteyen köylüler gelemedi. 4 yıl boyunca çocuklarımızdan, ailelerimizden ayrı yaşadık. Cenazelerimiz oldu gidemedik, seyrettik. Bu çok acı. Şimdi anlatıyorum ama bir de bunun yaşanmışlığı var. Yaşamsal haklarımız gasp edilmişti burada. Tamamen abluka altındaydık burada, tecritteydik.

    Beklemekteyiz, bu yolun yapılmasını istiyoruz. İnşallah da yapılır. Sonuna kadar da mücadele edeceğiz. Bu bizim anayasal hakkımızdır. Hiç kimsenin ulaşım hakkı gasp edilemez. Bizim yaşamsal hakkımız bu. Hiçbir vatandaş buna maruz kalmamalı. Bizim muhatabımız devlettir. Biz devletimizden bunun yapılmasını talep ediyoruz. Köylüler şimdi bekliyorlar. Evini getirmek isteyen köylü nasıl yapacak evini? Betonu, çimentoyu getirecek, yol olmayınca bunlar nasıl gelecek. Mümkün değil gelemez. Devlet yol yapsın ki bu insanlar geri gelsin.

    “MEDYA OLMASAYDI ÖLÜME MAHKUMDUK”

    Bekliyoruz; devletimizden talebimiz, bağlı olduğumuz ilçeye yolumuzun yapılması, geçişlerimizin sağlanması. Biz insan olarak yaşamak istiyoruz. Bize yapılan muamele insanlık muamelesi değil. Burada insanlık suçu işlendi aslında.

    Düşünsenize kendi topraklarında mahsur kalıyorsunuz. Kimse size ulaşamıyor. Sesimizi bir telefonla duyurduk sadece. Medya olmasaydı biz burada ölüme mahkumduk.”

    “BÜTÜN CÜMLE CANLISIYLA ETKİLENDİ PERİ VADİSİ”  

    Pembelik Barajı’nın doğaya, bitkilere, yaban hayatına, Alevi ziyaretgahlarına olan etkilerini Adile Arduç şöyle anlatıyor:

    “Bütün cümle canlısıyla etkilendi burası. Orman kurumak üzere, meşe kurumak üzere. Bitkiler oluşmuyor. Mesela bostan ekiyoruz, bütün köylü geçimini bostandan sağlar. Ekinler olmuyor, bostan yetişmiyor. Barajın etkisinden dolayı kuruyor. Gece soğuk bastırır gündüz sıcak bastırır. Ama eskiden öyle değildi. Meyvelerimiz kurudu. Yeşile dair ne varsa gitti. Bir ay yeşil görebiliyoruz ondan sonrası kuraklık.

    YABAN HAYATI OLUMSUZ ETKİLENDİ

    Yaban hayatı etkilendi. Jiletli tellere takılıp telef oldular. Gölette boğulan boğulana. Dağ keçileri ve diğer yaban hayvanları eskiden nehir küçüktü karşıdan karşıya rahatça geçerdi. Ama şimdi atlıyorlar ve boğuluyorlar. Burada biz vaşak gördük, alaca porsuk gördük. Birçok çeşit hayvan gördük ve bunların nesli tükenmek üzere. Bitkiler de aynı şekilde. Eskiden yetişen bitkilerimiz şimdi çıkmamaya başladı. Cümle canlı nasıl etkileniyorsa biz de aynı şekilde etkileniyoruz.

    ALEVİ ZİYARETLERİ

    Ziyaret yerlerimiz, kutsal mekanlarımız; bütün köylü toplanırdık köprünün ayağının orada suyun altında kalmış Gola Xızır’ımız var, orada kurbanlar keserdik. Mart ayında Kara Çarşamba’da kurbanlarımızı, niyazlarımızı dağıtırdık. Bir birlikte yaşam kültürümüz vardı onu bizden aldılar. Hayatın da akışını durdurdular. Peri suyu artık akmıyor.

    “PERİ VADİSİ SUSKUN, BİZ PERİ VADİSİ’NE TERCÜMANLIK YAPIYORUZ”

    “Peri Vadisi suskun. Biz şu an Peri Vadisi’ne tercümanlık yapıyoruz sayılır. Biz bu vadide Peri Suyu’nun akışıyla uyuyorduk. Peri Vadisi böyle olmamalıydı” diye konuşan Arduç, barajın yapımı hakkında şu bilgileri verdi:

    “Pembelik Barajı kaçak yapıldı, kaçak inşa edildi, kaçak bitirildi ve kaçak çalıştırılıyor. Şu anda bu baraj kaçaktır. Ve Peri Vadisi’nin can damarını Pembelik Barajı kesmiştir, can suyunu almıştır. Devletin buna duyarlı olması lazım. Bu sular devletin. Bu devlet bizim. Bu topraklar sermayeye peşkeş çekilirse, sermaye buradan para kazanıyor ama bizim doğamız, yaşamımız gidiyor. Yarın gelecek nesil burada ne bulacak, çöl bulacak.

    Devletin, ilgili kurumların duyarlı olmasını istiyorum, bizi duymasını istiyorum. Bu köprü hiçbir talebimizi yerine getirmiyor.”

    “O ZAMANLAR BARAJ YOKTU, YASAKLARDAN DOLAYI KÖYÜMÜZE GİDEMİYORDUK”

    Köyün 1994’te boşaltılması hakkında konuşan Ayhan Arduç ise şöyle konuştu:

    “93 yılına kadar köylüler kendi köyünde yaşamaktaydı. Burası Ilısu Köyü’ydü. Buraya bağlı 3-4 mezra vardı. Askeriye tarafından köy boşaltmalar olunca bizim köyü, köy tüzelinden düşürdüler. Biz de göçtük buradan, İstanbul’a gittik. Sonrasında köye dönme yasağı vardı, kimse köyüne dönemiyordu. 6-7 yıl suyun karşısında Karakoçan’a bağlı yerde kaldık. O zaman da kendi köyümüze gidemiyorduk. Baraj daha yoktu, yasaklardan dolayı gidemiyorduk. O zamanlar da burada asma köprü vardı. O köprü de bombalanarak yıkılmıştı bağlantıyı koparmak için. Nazımiye ve Dallıbahçe’ye giden yolu barajı dikince kesildi, bizim bütün bağlantılarımızı kestiler.

    O dönemde bir savaş içerisinde terk ettik burayı. Herkes tarafından bilinen şeyler burada neler yaşandığı. Onlar bittikten sonra da barajlar inşa edilmeye başlandı. Barajlar daha büyük bir zulüm getirdi memlekete. Gördüğünüz gibi bu bir zulümdür.”

    “PEMBELİK BARAJI KAÇAK YAPILMIŞTIR”

    “Hiçbir yerde görülmemiş ki bir barajın suyu diğer baraja dayansın. Arada hiç mesafe yok. Yasal olarak bu baraj ile Seyrantepe Barajı arasında 3-4 km olması lazım” diye konuşan Arduç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz gelip köyde kendi yerimizde ev yaptık. Sonra bu manzarayla karşılaştık. Yapılan baraj kaçak yapılmıştır. Valimizin söz verdiği şekilde yapılmadı bu köprü. Yaya köprüsüdür. Arabayla geçmemiz bir risktir. Köyümüz, her zaman aklımızda, düşüncemizde vardı. Biz sonunda geldik evimizi yaptık, başardık. Bunu yaparken birçok şeyle karşılaştık. Önümüze birçok engel çıkarıldı buraya yerleşmememiz için. Ona rağmen biz pes etmedik, vazgeçmedik.”

    Medyanın desteğiyle, çevrecilerin desteğiyle, halkın desteğiyle tahta da olsa bu köprüyü yaptıklarını ifade eden Arduç, “Başvurduğumuzda tek ev için yol getiremeyiz, daha öncelikli yerler vardır diyorlar. Bu şeylerle geçiştiriyorlar. İnsanlar köylerine dönmek istiyor. En doğal haklarıdır. Kendi malıdır, tapulu malları vardır, mezarları var, geçmişi var. Bu köprü olmadan önce insanlar cenazesini bu tarafa getiremiyordu. Ne acı ki; biri botla getirmişti cenazesini yıllar önce. İnsanlar cenazesini Elazığ bölgesine defnediyorlar. Ne bir cenazeye ne bir düğüne ne bir hasta ziyaretine gidebildik. Bütün bağlantılarımız kopmuş durumda” dedi.

    Arduç, “Ben engelli bir vatandaşım. İki sene burada mahsur kaldım. İki öğrenci çocuğum vardı. Ne onları görebiliyordum ne onlara bir harçlık gönderebiliyordum ve ne de sağlıktan faydalanabiliyordum. İki sene boyunca burada çok sıkıntı yaşadık. Maaşımı gidip alamıyordum, eve bir erzak alamıyordum. Biz burada çok haksızlığa uğradık. Bizim anayasal hakkımızdır ulaşım ama aldığımız cevap hep şu; biz on eve mi hizmet getirelim bir eve mi hizmet getirelim. Burada bulunan 5 mezra mağdur şu an. Hiçbir yerle bağlantımız yok. Ne Tunceli ne Mazgirt. Sadece bu köprüyle Karakoçan’a oradan da Yayladere veya Kovancılar üzeri gidiliyor” diyerek sözlerini tamamladı.

    TAHTA KÖPRÜNÜN ADI DİRENİŞ KÖPRÜSÜ OLDU

    Şu an Ilısu Mezrası’na tek bağlantı olan tahta köprüye ‘Direniş Köprüsü’ adı verdiklerini söyleyen Adile Arduç, şöyle devam etti:

    “Bedenimizi ölüme yatırarak, direnerek bu köprüyü yaptırdık. Bu köprü bir ‘Direniş Köprüsü’dür. Bizim can damarımız şu anda yaşam yolumuz. Kışları yaya gidip geliniyor köprüden. Aracımızı karşıda bırakıyoruz köye yürüyerek çıkıyoruz kış şartlarında. Bize reva gördükleri köprü de budur. 1 km yokuş çıkıyorum köye. Engelli haklarından bahsediyor. Bize öyle bir engel koydular ki burada.”

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    Ayhan Arduç, son olarak Tunceli Valisi’ne çağrıda bulundu:

    “Tunceli Valisi gelsin, şu manzarayı görsün, yaptıkları bu işi görsünler. Ne şartlarla yaşadığımızı görsünler bunu istiyorum. Ve ona göre kendileri bir karar versinler.”

    İsmet SEFER-Hüseyin Yaşar SEZGİN

    DERSİM