Etiket: peşmerge

  • ‘14 Nisan 1988… Kürt halkının hafızasına kazınmış kara bir gün’

    ‘14 Nisan 1988… Kürt halkının hafızasına kazınmış kara bir gün’

    PİRHA – DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, Enfal Katliamı’nın yıldönümü sebebiyle açıklama yaptı. Yüksel Mutlu, “Enfal, Bir halkı haritadan silme hayalinin adıydı” diyerek yaşamını yitirenleri de andı.

    Saddam Hüseyin rejimi tarafından yürütülen ve liderliğini Ali Hasan el-Mecid’in (Kimyasal Ali) yapmış olduğu katliamda en az 180 bin kişi yaşamını yitirmişti. Katliam sürecinde, kara harekâtlarıyla birlikte havadan bombalamalar da yapılmıştı.

    “ACIMIZ TAZE, ÖFKEMİZ DİRİ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu “Enfal Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız” başlıklı yazılı açıklama paylaştı. Mutlu, “Unutmadık, affetmedik, unutturmayacağız!” vurgusunu yaparak açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “14 Nisan 1988… Kürt halkının hafızasına kazınmış kara bir gün. Saddam Hüseyin rejiminin emriyle,  uluslararası ve bölgesel güçlerin desteğiyle, Enfal adı verilen ve devlet eliyle yürütülen bir yok etme planı devreye sokuldu. Binlerce Kürt sivil, kimyasal silahlar da dahil olmak üzere en vahşi yöntemlerle katledildi. Köyler yerle bir edildi, topraklar toplu mezarlara dönüştürüldü. Bu katliam, yalnızca bir halkın değil, tüm insanlığın vicdanında kapanmayan bir yara olarak tarihe geçti.

    Enfal, yalnızca bir askeri operasyon değildi. Enfal, Kürt halkının diline, kültürüne, tarihine ve geleceğine yönelmiş topyekûn bir imha hareketiydi. Bir halkı haritadan silme hayalinin adıydı.

    Aradan 37 yıl geçti. Acımız taze, öfkemiz diri. Katliamın failleri yalnızca tarihin değil, insanlığın ve hukukun önünde de hesap vermelidir. Bu suç cezasız kalmamalı, adalet yerini bulmalıdır.

    Bizler DEM Parti olarak yaşam hakkının kutsallığına, halkların eşitliğine ve bir arada onurlu yaşam iradesine olan inancımızla, Enfal Katliamı’nda yitirdiğimiz tüm canları saygıyla anıyoruz. Hakikat ve adalet arayışında mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Tekten: Bombalar yağdırıp maç skoru gibi anlatıyorlar-VİDEO

    Tekten: Bombalar yağdırıp maç skoru gibi anlatıyorlar-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, Suriye operasyonunu eleştirdi. Tekten, “Güvenlik gerekçesiyle bir halkın üstüne bombalar yağdırılarak yaşananları maç skoru gibi anlatıp iç siyasette malzeme olarak kullanmak kabul edilir bir durum değildir” dedi. 

    Haberin videosu 

    TSK ve ÖSO’nun Suriye operasyonu sürerken, kamuoyundan da alınan karara dair eleştiriler gelmeye devam ediyor.

    Alevi yöneticiler, yaşanan sivil ölümlerine işaret ederken, Türkiye’nin bir tür “bataklığa” sürüklendiği yönünde yorumlar yapıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, “Sebebi ne olursa olsun Türkiye Ortadoğu’da bir kaosun içine girmemeliydi” diyerek alınan kararı eleştirdi. Tekten ayrıca “Hiçbir ülkenin, bir başka ülke toprağında gözü olmamalı” diyerek şunları dile getirdi:

    “TÜRKİYE YALNIZ BIRAKILMIŞTIR”

    “’Yurtta sulh cihanda sulh’ denilerek Türkiye halklarının bulunduğu nokta ve dünya siyasetine bakışı özetlenmiştir. Fakat son dönemlerde Amerika’nın Arap baharı ile başlattığı ve bunu ilk siyasetine malzeme olarak kullandığı bir akım geliştirildi. Artık savaşların içeri ile olan kısmı çok daha fazla bir hale dönüştürüldü. Bence bu savaş Türkiye’nin asla içinde olmaması gereken bir durumdu. Savaşlar nedeniyle bugün Türkiye gerek doğuda gerek batıda hiçbir komşusu ile sulh içinde değil. Öyle ki Türkiye’nin bu son operasyonu kendisini Müslüman blokta addeden yönetim için bile bir mağlubiyet olmuştur. Adeta Arap camiası başta Suudi Arabistan olmak üzere bu operasyona karşı bir tavır almıştır. Hiçbir ülkenin, bir diğer ülkenin toprağında gerekçesi ne olursa olsun gözü olmamalıdır. Söylenen bir laf var ‘Sınırlarımızda ya da Suriye’de barışın en kısa yolu Şam ile Ankara arasındaki diyalogtan geçer.’ Diyalog kapılarını zorlamadan oradaki halkların mevcudiyetini önemsemeden, gelişmiş siyasi düzenin gerçekliğine varmadan sadece güvenlik gerekçesiyle halkın üstüne bombalar yağdırıp bunu bir maç skoru gibi anlatıp iç siyasette malzeme olarak kullanmak doğru değil. Yapılanı bir gaza, bir fetih gibi sunmak Türkiye’nin saygın dış politikası açısından; ne kadar kaldı saygınlığı bilmiyorum; kabul edilir bir durum değildir. Türkiye bu savaşın masada barıştıran tarafı olması gerekirken savaşan tarafı olmuştur ve maalesef de yalnız bırakılmıştır. Kaosun bu şekilde sürdürülebilir olmasının imkanı yoktur. İşin perde arkasını bilemiyoruz ama çok somut bir gerçek var ki o da AKP oylarının %30’lar civarına düşmüş olmasıdır. Olması mümkün bir seçimde hezimete yol açıp AKP’nin seçim kaybetmesi riskini milliyetçi duygulara atıfta bulunup çocuklarımızın kanları üzerinden yeniden inşa etmeye çalışmak ve bunun içinde bomba kullanmak, kan dökmek siyasetin bir unsuru olmamalı.

    “SELA NE TÜRDEN BİR SİMGE TEŞKİL EDİYOR?”

    Yaşanan süreçte Diyanet’in tutumuna dair de yorum yapan Vedat Tekten “Harekatı ‘fetih ve gaza’ olarak ele alırsa, ona bağlı olan kurumlar da o şekle uygun tavır takılırlar” dedi.

    Tekten, savaşın kazananı olmadığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu doğru bir durum değil. 15 Temmuz’da da sabahlara kadar sela okutuldu. Çeşitli sebeplerle selaya başvuruyorlar. Ne türden bir simge teşkil ediyor onu da çözmek mümkün değil. Buna ‘Fetih’ derseniz sela okutmak Osmanlı’da da var olan bir durumdu. Bugün cihat bayrağını açıp ‘PYD-YPG üstlerine gidiyoruz. Terörü temizleyeceğiz’ denilen bu örgütlere geçmişte peşmerge güçleri Türkiye’ye alıp Hatay bölgesine kadar sınırlarımızın içinde ambulanslar refakatinde, halkın yoğun alkış ve ilgisi ile geçirilip Suriye topraklarına sokulmuştu. Şimdi kendini Müslüman ülke olarak tarif eden ülkenin ordusu bir diğer Müslüman ülkeye nasıl cihat açabilir onu da ilahiyatçılar çözümlesin. Durumu nereden ele alırsanız alın gerek uluslararası hukuk, gerek Türkiye’nin saygınlığı, gelecekteki siyasi ve komşularla olan ilişkileri açısından bize kar getirecek bir hal değil. Umarım bu anlamsız kaos bize çok fazla zarar vermeden bir şekilde noktalanır. Biz evlatlarımızın tabutlar içerisinde gelmesini istemiyoruz. Savaşın hiçbir zaman kazananı olmamıştır.”

    Eren GÜVEN / ANKARA