Etiket: pir hamza takmaz

  • Pir Hamza Takmaz’dan, çocuklara temel Alevilik dersleri-VİDEO

    Pir Hamza Takmaz’dan, çocuklara temel Alevilik dersleri-VİDEO

    PİRHA- Dersim Çemişgezek’e bağlı Sinsor (Payamdüzü) ve çevre köylerde Alevi çocuklar ve topluma dair Alevililik eğitimi çalışmalarını sürdüren Kureyşan Ocağı pirlerinden  Hamza Takmaz, “Dersim ve Elazığ’daki cemevlerinde tek tip bir insan yaratılmış ve bu bizim inancımızda yoktur. Taliplerine sahip çıkarak gönlüne girmen, üretmen gerekiyor” dedi.

    Uzun yıllardır Avrupa ve Ege bölgesinde çalışmalar yürüten Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, ‘Avrupa’da veya Ege bölgesinde çalışma yaparken kendi köyüme hiç bir şey yapmamak bana acı verir’ diyerek çalışmalara koyulduğunu belirtiyor.

    Yılın belli dönemlerinde kendi köyündeki talipleri başta olmak üzere, diğer çevre köylerde de hizmet yürütmeye çalıştığını belirten Pir Takmaz, özellikle Alevi çocuklarına temel Alevilik dersleri verdiğini söylüyor. Lokma pay etme, delil uyandırma, lokma duası, ikrar ve musahiplik gibi temel kavramlarla çocukları inançları ile buluşturmaya çalışan Pir Takmaz, ayrıca hiçbir kurumdan destek almadan köylülerinin lokmaları ile bir cemevi projesi geliştiriyor. Çalışmalarının aileler tarafından olumlu tepki aldığını dile getiren Pir Takmaz taliplerin gönlüne girilmesi gerektiğini vurguluyor.

    “AYDIN, ÇAĞDAŞ BİR ALEVİ GENÇLİĞİ ADINA ÇEMİŞGEZEK’E GİTTİM”

    “Benim tek derdim olan gelecek nesil olan çocukların aydın fikirli, daha çağdaş bir Alevilik bilgisine sahip olmaları düşüncesiyle oraya gittim” diye konuşan Pir Hamza Takmaz, bunun bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Köylülerin ortaklaşması ve lokmaları yapılacak cemevi ile bu ihtiyaca bir nevi çare olmak istediklerini belirten Takmaz, “Çemişgezek yöresinde bir cemevinin kaçınılmaz olduğu görülüyor. Dersim ve Elazığ’daki cemevlerinin gidişatına baktığımızda bir asimilasyonun olduğunu görmekteyiz. Kendi köyümde yaklaşık 100 hane var. Oradaki canlarla bir toplantı düzenledik ve çok olumlu geçti. Orada bir cemevi projemiz var. Diğer cemevlerinden bir farkı ise seçme seçilme hakkı var. Bunu yaratmak istedik. Oradaki halk kendi eliyle üretecek, inançları yürütecek. Talip ile pir arasındaki doku birbirleri ile rızalık mertebesinden seçime ulaşması düşüncesindeyim. Çocuklar çok akıllı, çok verimli. İlkokul çocukları bana ‘Dede bizim mahalledekiler herkes birbirine küs ama ceme gelince barıştılar’ dedi. Çocuklar bunun farkına varıyorlar. Oradaki cemevlerinde seminerlerden tutalım, arkeoloji ve sosyolojiye kadar her şey olmalı. Bir okul da aslında cemevidir. Tabi ki hepimizin evi, gönlü cemevidir” dedi.

    “DEDELER ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”

    Eskiye rağmen sorunların daha da derinleştiğini, Alevi çocuklarının bu politikadan büyük oranda etkilenerek çıktığını belirten Pir Takmaz, Alevi pirlerinin gelecek nesiller için ellerini taşın altına koymalarını gerektiğinin altını çizerek şunları vurguladı:

    “Okulda din ve kuran dersleri kaçınılmaz halde. Ama devlet özellikle sessiz kalan toplumlarda baskıyı daha çok kullanıyor. Bunun farkına varılmıyor. Elazığ’da bir aileye mihman olduğumda o evin çocuğuna ne ders gördüğünü sordum. Çocuk namaz pozisyonuna durarak, kurandaki alfabetik harfleri söyledi. Arapça öğreniyor. Alevilikte pir-mürşit kavramına çok uzak bir çocuk gelişiyor. Alevi ailelerin endişelerini göremiyorum. Eskiden döşek, minder vardı, oturup dedelere danışılırdı ama şimdi o zaman bitti. Dedeler elini taşın altına koyacak, gelecek nesiller için bir şeyler yapacak.”

    “TALİPLERİN GÖNLÜNE GİRMEN, ÜRETMEN GEREKİYOR”

    “Kabristanlar da dahil olmak üzere sazımı elime alıp gülbenglerle birlikte deyişler okudum” diyen Takmaz, talibin piri ile sorunların çözümünde ortak noktada buluşmasını gerektiğini söyledi. Takmaz sözlerine şöyle devam etti:

    “Bunlarla anladığı dilde hasbıhal olmalıdır. Köyde çocuklar o deyişleri söylerken bile hoşnutluk var. Aileler de çocuklarını görünce memnun oluyorlar. Bizim amacımız bunu halka götürmek, sorunları anlatmak. Dersim üzerinde oynanan oyunları halkımızın görmesi gerekiyor. Taliplerimize sahip çıkmak gerekiyor. Diğer 3 köy Axuçan Ocağı’na bağlı ve saygı duyuyorum. O köylerin pirleri ayrıdır diye hiç gözardı etmedim. Avrupa’da veya Ege bölgesinde çalışma yaparken kendi köyümü hiç bir şey yapmamak bana acı verir. En azından bunun çabasını girdim, yaptım uğraştım sorgulamasına girdim. Halktan da çok iyi bir sonuç çıkıyor. Dersim ve Elazığ’daki cemevlerinde halktan gelen bir yönetim yok. Tek tip bir insan yaratılmış ve bu bizim inancımızda yoktur. Talip ve pir ortak paydalarda buluşabilmeli. Taliplerin gönlüne girmen, üretmen gerekiyor.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • Pir Hamza Takmaz: İkrarsızların sözde lisesi Alevi çocuklarını Emevileştirir

    Pir Hamza Takmaz: İkrarsızların sözde lisesi Alevi çocuklarını Emevileştirir

    PİRHA- Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı ile AKP hükümeti yöneticilerinin birlikte temelini attıkları Alevi imam hatip lisesi olarak da adlandırılan özel statülü Alevi Bektaşi Anadolu Lisesi projesine dedelerden tepki gelmeye devam ediyor. PİRHA’ya konuyu değerlendiren Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, “Bu denli ihanete girenler yolu yaşamayan, piri ile pişmeyen ve  ikrarı bilmeyenlerdir” dedi.  

    Ayrıca Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sakine Tükek’in “Dedeler eğitimden geçirilecek. Kur’an’ı tam olarak bilmeyen dedeler, nesillere tam ve doğru bilgiyi nasıl ulaştıracak?” sözlerine sert tepki gösteren Pir Hamza Takmaz “Onlar bize sen dedesin ve Kur’anı bilmiyorsun diyemez, hadlerini bilmeliler” diye ekledi.

    “YANDAŞ ÇIKARCILARLA ALEVİLER ŞİALAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    “Aleviler’e bu denli ihanet edilmesi çok üzücü” diyen Pir Hamza Takmaz Alevilerin böyle bir yolu olmadığı ve bu Dosteli Vakfı’nın Şialık adı altında bu toplumu denetim altına almaya çalıştığını belirterek şöyle konuştu:

    “Aleviler’e bu denli ihanet edilmesi çok üzücü. Bizim başımız bize bağlı. Yol erkan bazında her bireyin ikrarı piri ile mürşidine bağlıdır. 2. Mahmut ve 2. Murat dönemlerinde bunlar yaşandı. Alevilerin böyle bir yolu yoktur. Dosteli Vakfı bunu yapıyorsa Şialık adı altında bu toplumu denetime almaya çalışıyor. Tüm Alevilerin buna tepkisini göstermesi lazım. Devlet önce yasal haklarımızı iade etsin. Sanki Aleviler’e hakları teslim ediliyormuş gibi yandaş çıkarcılarla bu işi yapmaları bizi üzüyor. Tabi sözünü bilmeyene bizim sözümüz yoktur. Bu yolun yolcusu olmayana da yoktur.”

    “DEDELERE KUR’AN ÖĞRETME HADSİZLİĞİNE GİRMESİNLER”

    “Bu devletin dokunmadığı neyimiz, hangi değerimiz kaldı” diye soran Pir Takmaz Arapça veya Farsça değil ancak ve ancak bildikleri dil ile ibadet edeceklerini dile getirerek şunları söyledi:

    “Aleviler adına bu densizliğe gidilmesi de kabul edilemez. Zaten devlet yıllardır asimile ediyor. Dokunmadığı neyimiz, hangi değerimiz kaldı? Çocuklarımız zorunlu din dersi ve kuran kursu görmesin diye dilekçeler verirken haddini bilmeyenler Alevilik adına  pervasızca çalışmalara giriyorlar. Bunu da hüner sayıyorlar. Bu derneği kuran ve onu destekleyenlerin aklına şaşıyorum. Alevi felsefesi buna uygun değildir. Yolu, piri, mürşidi ve rehberi vardır. Bizler anladığımız dilde ibadet ederiz.  Onlar bize sen dedesin ve Kur’anı bilmiyorsun diyemez. Hadlerini bilmeliler.”

    “BU LİSE ALEVİ ÇOCUKLARINI EMEVİLEŞTİRİR”

    “Alevilere sayısızca saldırı ve hak ihlali varken bunlar neredeydi” diye konuşan Pir Takmaz şunları  vurguladı:

    “Her şeyi geçtim, ülkede bu topluma karşı sayısızca saldırı ve hak ihlali var. O zaman neredeydiniz diye sormazlar mı? Bunlar nasıl Alevi? Geleceğimiz ciddi anlamda çıkmaza giriyor. Çok konuşursan tutuklanırsın, hiç konuşmasan kendine ihanet ediyor olursun. Bu projeye kesinlikle karşıyız. Yola karşı olana karşıyız. Hiçbir çocuğumuzu bu liseye yollamayacağız. Elimizden geldiğince bunu teşhir etmeye çalışacağız. Yolu yaşamayan, piri ile pişmeyen ve ikrarı bilmeyenlerdir bunlar. Alevi toplumu da bunlara asla meydan vermesin. Bu lise Alevi çocuklarını Emevileştirir.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • Pir Hamza Takmaz: Tek tipleştirmenin olduğu yerde güzellik olamaz

    Pir Hamza Takmaz: Tek tipleştirmenin olduğu yerde güzellik olamaz

    PİRHA- Dirlik, bereket, bolluk simgesi olan Hızır ayına dair konuşan Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, “Bütün sürekler ile bölgeler, Hızır’ı farklı günlerde kutlar, tek tipleştirme olan yerde güzellik olamaz ve kuralcı olur ” diye belirtti. “Alevilik ve Hızır anlayışı iktidarlar eliyle yok edilmeye çalışıyor” diyen Takmaz, Hızır ayı içerisine her perşembe çerağların yakılması çağrısında bulundu.   

    Hızır ayının kutsallığının unutulmaya başlandığını ve Alevilerin kutsallarını eski heyecanla karşılayamadığını söyleyen Pir Takmaz, Alevilerin varlığının aslında kutsalları ve bayramları olduğunu hatırlattı.

    “HER SÜREK HIZIRI FARKLI GÜNLERDE VE KENDİ GÜZELLİĞİYLE KUTLAR” 

    1995 yılından itibaren Cem Vakfı ile Hızır ayının bilinçli olarak tek bir güne denk getirildiğini söyleyen Pir Takmaz , bu tarihlere Hızır’ın asla sığmayacağını ve Alevi süreklerinin her birinin kendi özgünlükleri dahilinde Hızır’ı kutlaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Hızır ayı bu yıl ilk defa 13-14-15 Şubat’a denk geldi. Bu tarihler 1995 yılından itibaren Cem Vakfı’nın ayarladığı bir sistemle bugünler hep hafta sonuna denk geliyordu. Biz Dersimlilerde, Şubat’ın ikinci haftasıydı, perşembeden başlayarak 4 hafta boyunca herkes orucuna niyetlenir. Aşiretler ve ocaklar oruçlarını farklı günlerde tutarlardı. O dönem yavaş yavaş kapanmak üzere. Artık herkes Hızır’ı aynı günde ve zamanda tutup bitiriyor. Yaşlılar dışında gençlerin bununla devam edeceklerini pek sanmıyorum. Cem Vakfı’nın koyduğu 13-14-15 Şubat tarihlerinden rahatsızım. Keza bu Avrupa’da da takvimlere böyle girmiş. Bence Hızır ayının ikinci haftasından sonra hangi güne denk geliyorsa son günü perşembe olacak şekilde yapılmalıdır. Bütün sürekler ve bu süreklerin bölgeleri Hızır’ı farklı günlerde kutlar. Bu da onların renkliliği. Tekleştirme olan yerde de zenginlik olmuyor. Kuralcı oluyor. Devletin sistemi Diyanet’te ne ise o dizayn ile yönlendirilmeye çalışılıyor. Herkes kendi güzelliği ile kalmalı diye düşünüyorum.”

    “KENDİ KUTSALLARIMIZI BİR KENARA BIRAKMAYALIM”

    “Alevi toplumu şeker bayramı kutlayacağına Hızır’ı kutlamalı” diyen Pir Takmaz Alevi toplumunun farklı inançların kutsallarına saygı duyulması gerektiğini ama kendi kutsallarını da bir kenara bırakmaması gerektiğini söyledi.

    “Şöyle de bir eleştirim var. Alevi toplumu şeker bayramı kutlayacağına Hızır’ı kutlamalı. Şekerlerini Hızır ayında çocuklarına versinler. Sadece yas-ı muharrem değil bayramlarımız da var. Bolluk, bereket ve zenginliktir. Elbette diğer inançların kutsalları kutsaldır ama kendi kutsallarını da bir kenara bırakmamalı. İnsanların gezmediği yerlerdeki ırmak sularını getirip evlerin içlerini ve hayvanlarına kadar serperlerdi. İnanış oraya Hızır’ın bereket getirmesiydi. Hızır ayında evlilik çağına gelmiş gençler niyet ederler. 3. gün su içmezler ve tuzlu şeyler yerler. Tuzlu şeyleri yedikten sonra da evlilik için niyet ederler. Oğlu iş arayan, okula giden veya evinin güzelleşmesini isteyenler niyet eder. Ama bozulmalar var. Mesela Hızır geride bırakılıp, unutulup şeker bayramını öne çıkarıyorlar” diye konuştu.

    “KAVUT PİŞER, DEYİŞ SÖYLENİR, ZİYARETLERE GİDER VE HIZIR BEKLENİRDİ”

    Hızır ayında ziyaretlere gidilip teberik getirildiğini, bir bütün evin temizlendiğini ve el değirmeninde öğütülen buğdayla yapılan kavut ile Hızır’ın beklendiğini dile getiren Pir Takmaz şöyle konuştu:

    “Eskiler Hızır’ı nerde çağırır isen hazırdır derlerdi. O darda, zorda kalana yetişendir. Hızır ayında geçler lokma toplar, cemde pay ederler. Sadece Alevi toplumuna değil tüm toplumlara aittir. Hızır ayında köylerdeki evler toprak olduğundan tabana şerbet serperek güzel bir parlak görünüm verilir. Yataklar, döşekler yıkanır ve kapılar açık bırakılır. Hızır ayında nehirlerden getirilen sular evlere ve hatta hayvanlara serpiştirilirdi. Dergahlara ve ziyaretlere gidilip teberik getirilirdi. Oruç bitimi de kavut yapılırdı. Buğday sacın üzerinde  kavrulduktan sonra destar (el değirmeni) ile öğütülürdü. Bu öğütme aşamasında deyişler, gulbanglar söylenirdi. İşte o iş bir aşk haline getiriliyordu. Kavut pişirilmeden önce bir gün kilerlerde veya mutfağın penceresinde üzerine bir bez örtülerek saklanırdı. Sabaha kadar Hızır o kavuta gelip uğramışa kurban kesilirdi. Kavut üzerinde bir pençe, ele veya farklı bir işaret olur ise Hızır’ın geldiği anlaşılırdı. Bunları yaşadık, gördük.”

    “ÖNÜMÜZE BİR ŞEY KOYAMADIĞIMIZ İÇİN GEÇMİŞİMİZİ YONTUP GÖTÜRÜYORUZ”

    “İktidarlar tarafından yok edilmek istenen kutsallarımız, ritüellerimiz olmazsa Alevilik de olmuyor”  diyen Pir Takmaz son olarak şunları vurguladı:

    “Alevilik ve Hızır anlayışı iktidarlar eliyle yok edilmeye çalışıyor. Ufak diller ve inançlar yok edilmeye çalışılıyor. Maalesef Hızır anlayışının yok olduğunu görüyoruz. Çocuklarımıza bunu aktaramıyoruz. Bu ritüeller, kutsallar olmadığı zaman Alevilik de olmuyor. Bu kadar güzel erdemliliği yok etmeye başladık. Hızır ayı içerisine her perşembe çerağlar yakılsın. Metropollerde iseler dahi Pazar günleri biraraya gelsinler. Alevilerin pire, mürşide, talibe  ve erkana ihtiyacı var. Yola ikrar vermeye ihtiyacı var. Toplum olarak önümüze bir şey koyamadığımız için, hep geçmişimizi yontup götürüyoruz.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR