Etiket: pir hasan erkişi

  • ‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’

    ‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’

    PİRHA-Pir Hasan Erkişi, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevilere yönelik uyguladığı asimilasyon politikasını değerlendirdi. Erkişi, her dönem Alevileri asimile etmek için projelerin uygulandığını vurgulayarak, “Alevileri parayla kendilerine bağlayarak, kendine bağlı Aleviler oluşturmak istiyorlar” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.
    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    Pir Hasan Erkişi, hükümetin Alevilere yönelik faaliyetlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN ÇEŞİTLİ PROGRAMLAR UYGULANDI”

    2. Mahmut döneminden itibaren Alevilerin asimile edilmesi için çeşitli projeler uygulandığını hatırlatan Hasan Erkişi, “Bunlardan bir tanesi özellikle şehirlerdeki Bektaşi köylerine camii inşa etmek oldu. İkinci projesi ise Kızılbaş, Kürt, Alevi köylerine Kuran kursları açmaktı ve bunu birçok yerde başlattılar. Büyük ihtimalle 1840’lardan 50’lerden sonra özellikle Karadeniz’de, İç Anadolu’da, Marmara Bölgesi’nde, Akdeniz’de Alevi köylerine camiler inşa edildi. Kızılbaş, Alevi Kürt köylerinde de Kuran kursları açıldı ben hatırlıyorum yaşım 72, bizim köyde de öncelerde açılmış olan Kuran kursu vardı. Önceleri başkaları tarafından gelip öğretiliyor sonradan köyden yetiştirilen kişiler vasıtasıyla kuran kursları veriliyordu. Bu proje de o projelerden bir tanesi ve onun devamıdır” dedi.

    “DEDELERİMİZ BİN YILDIR BU ERKANI KENDİ KIRIK SAZIYLA YÜRÜTMÜŞLERDİR”

    Mevcut iktidarın dedelere maaş bağlayarak, kendilerine bağlı Aleviler yaratmayı amaçladığını belirten Erkişi, “İnsanları maddiyatla, parayla kendilerine bağlayarak kendi Diyanetine veya kendine bağlı Aleviler oluşturmak istiyorlar, böyle bir amaçları söz konusudur” ifadelerini kullandı.

    Pir Hasan Erkişi şöyle devam etti:

    “Ne olursa olsun her halükârda kesinlikle Aleviyim diyen, Bektaşiyim diyen, hak ve hakikat yolunu savunan, pirim, dedeyim, babayım, anayım diyen kişilerin bu maaşlı işi reddetmeleri gerekiyor. Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür. Amir-memur ilişkisine dönüştüğü zaman da elbette ki amirin sana emrettiği konuları gündeme getireceksin veya o konuda mesaj vereceksin. İslami bir deyişle fetva, onların vermiş olduğu fetvaları sen de vermiş olacaksın. Tüm bunlardan dolayı kesinlikle doğru değildir. Gittikleri köylerde ki insanların, canların bunu reddetmesi gerekiyor. Karşı çıkmaları gerekiyor. Nasıl ki eskiden atalarımız, dedelerimiz, babalarımız bin yıllardan beri kendi kırık sazlarıyla, geceleri yol yürüyerek bu yolu sürdürmüşlerse, bu erkanları yürütmüşlerse o şekilde devam edilmelidir. O şekilde devam edilirse yolun gerçekleri doğrultusunda hareket etmiş olurlar. Aksi halde makam için, para pul için vicdanlarını satmış olurlar.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO

  • ‘Toplumdan rızalık alıp ikrar veren kişi, Aleviliği seçebilir’

    ‘Toplumdan rızalık alıp ikrar veren kişi, Aleviliği seçebilir’

    PİRHA- Pir Hasan Erkişi, Aleviliği “Kendine özgü, bağımsız bir öğreti” olarak tanımlarken yürütücüsü olduğu inancın temel ilke, kaide ve kurallarının olduğuna da işaret etti. Erkişi, ‘Sonradan Alevi olunur mu?’ sorusuna ise “Rıza ve ikrar toplumu içinde Alevice yaşamak isteyen bir kişi, günümüzde Alevi olabilir” yorumunu yaptı.

    Dünya genelinde hayat bulan birçok inancın bir kutsal kitabı, sembolü veya ortaya çıkış hikayesi mevcut. Ayrıca kurallar temelinde, yoruma kapalı olan ruhani inanışlar her ne kadar geniş kitleler nezdinde kabul görseler de temelinde bir misyonerlik çabasının olduğunu söylemek mümkün.

    Evrenin en eski inanç gruplarından Hinduizm, Zerdüştlük ve Museviliğin dahi ortalama bir çıkış tarihi mevcut iken Alevilik için tüm bu temel özellikleri sıralamak mümkün olmuyor. Tarihi net olmasa da sınırı, özü insan olan Alevilik, bugün dünyanın birçok ülkesinde özgünlüğünü koruyarak hayat buluyor.

    “ALEVİLER HAKLI OLARAK KENDİLERİNİ DIŞARIYA KAPATMIŞLAR”

    ‘Alevi inancını kurallar temelinde yorumlamak doğru bir yöntem midir?’ sorusuna Pir Hasan Erkişi’den cevap aldık. Aleviliği “Bağımsız bir öğreti, Yol, inanç sistemi” olarak tanımlayan Erkişi, Aleviliğin de temel ilkeleri, kaide ve kurallarının söz konusu olduğunu söyledi.

    Pir Hasan Erkişi, Alevi coğrafyasının kimi bölgelerinde hakim inanış olan “Sonradan Alevi olunmaz” söylemine dair de konuştu. Erkişi, Aleviler, uğradıkları baskı ve zulümden, yaşadıkları katliamlardan dolayı kendi canlarını kurtarmak, dominant dinin, kültürün Alevilik üzerindeki asimilasyonuna ‘dur’ demek ve Aleviliği koruma altına almak amacıyla kendilerini haklı olarak dışarıya kapatmışlar” dedi.

    Erkişi, Alevi toplumunun baskılar sebebiyle yabancı evliliğe de karşı çıktıklarını belirterek “Fakat tüm bu endişelere rağmen yabancılarla evlilikler olmuş ve bir kısmı diğer dinlere geçerken önemli bir kesimi de sonradan Alevi olmuştur” ifadelerini kulandı.

    “ALEVİ ÖĞRETİSİNE UYAN KİŞİLERİ BAŞ TACI YAPMIŞIZ”

    Pir Hasan Erkişi, evlilikler dışında geçmişte birçok insanın kendi rızaları ile başka inançlardan Aleviliğe geçtiğini anlattı. Erkişi, başka inançlardan Aleviliğe geçişte herhangi bir engelin olmadığını belirterek Yol’un şartlarını şu şekilde sıraladı:

    “Reya Heq û Heqiqet ‘Hak ve Hakikat  yolunun sonsuz yaşam öğretisini, Rindane filozofisini, manayı benimseyerek, özümseyerek cem erkanı esnasında, ‘Reya Heq û Heqiqet’ divanında, gerçek erenler dergahında, ilim ve irfan meydanında, kutsal, hakikat ocağının aydınlığında, rızalık kapısında, dapîr makamında, pir huzurunda, mürşidin didarında, çar ana sırrın (Güneş-Hava-Su-Toprak) ve cem Erenlerinin tanıklığında, Hakk ve hakikat yolunda, Dar-ı Mansur’da özünü dara çekerek, toplumsal iradeden rızalık alarak, gönül birliğinde saf tutarak, nasip, nefes alarak, ikrar ve özgür iradesiyle karar vererek Aleviliği seçmiş, sonradan Alevi olmuş bir çok can vardır.

    Kendine özgü, bağımsız bir öğreti, Yol, inanç sistemi olan Aleviliğin de temel ilkeleri, kaide ve kuralları söz konusudur. Yukarıda belirtildiği gibi özünü dara çeken, ‘eline, diline, beline sahip ol’ ahlakı ve yol değerleri doğrultusunda hareket eden, özet olarak; rıza ve ikrar toplumu içinde Alevice yaşamak isteyen bir kişi günümüzde de Alevi olabilir.

    Geçmişte sonradan Alevi olan çok sayıdaki canlardan bir kaç örnek verelim. Bir Müslüman Şeyh olan Hilmi Dede Baba, Abdulhamit tarafından Şah Kulu Dergahında görevlendiriliyor. Şeyh Hilmi Bey, bir müddet sonra Bektaşilikten, Kızılbaşlıktan etkilenerek Alevi oluyor ve Hilmi Dede ‘Baba’ sıfatını kazanıyor. Aynı şekilde Hilmi Dede Baba’dan nasip alan, Aleviliği seçen Edip Harabi de önceden iyi bir Müslümandı. Alanya beyinin oğlu Kaygusuz Abdal, Abdal Musa Dergahı’nda yıllarca hizmet etmiş, Alevi olmuş bir Hakk Aşığıdır. Ayrıca Alevi olmayan, Müslüman, Karmati, Hurufi olan, ancak dünya görüşü, dik duruşu, inanç hakkındaki düşünce ve tavırları, toplumsal, inançsal değerleri, eylemi ve söylemi Alevi öğretisine uyan kişileri baş tacı yapmışız. Darlarımıza onların isimlerini vererek, kutsiyet atfetmişiz. Örneğin ‘Enel Hakk’ diyen Hallacı Mansur’u, Mansur Dar’ı, Nesimi Dar’ı, Fazlı Dar’ı gibi.

    ‘Asalet kişide yoksa soydan, boydan ne gelir

    Arifler, gerçek Erenler bunu hep böyle bilir’

    “ALEVİLİK BAĞNAZ BİR İNANÇ DEĞİLDİR”

    Pir Hasan Erkişi, Aleviliğin, diğer inanç sistemleri gibi soydan gelmediğini de vurguladı. Toplumdan rızalık alıp, ikrar veren bireyin inancın bir parçası olabileceğini ifade eden Hasan Erkişi sözlerini şu cümlelerle detaylandırdı:

    “Dertli Divani, Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin söylediği gibi; ‘Belimden gelen değil, Yolumdan gelen evladımdır’ sözü Alevilikte geçerlidir. Alevilik etnisiteye (ırk-soy-kabile-aşiret, ulus) kan bağına dayanan bir inanç sistemi değildir. Can, itikak, ikrar ve rızalık bağına dayanan bir Yol’dur.

    Bir Alevi ana ve babanın bebeği, Hristiyan bir ailenin yanında büyütüldüğünde o çocuk Hristiyan olmaktadır. Alevi olmak biyolojik, kan bağıyla gecen bir kimlik değildir. Elbette ki herkesin Alevi olduğu, Mana’nın anlatıldığı, ritüellerin gerçekleştirildiği, Yol hizmetlerinin yapıldığı, Yol-erkanların yürütüldüğü bir ortamda büyüyen çocuk doğal olarak Alevi kimliğine, Alevi ortak belleğine sahip olarak Alevice, kollektif ruhi şekillenme kazanıyordu. Alevilik dar kalıplara sığdırılacak, dogmatik yapılara hapsedilmiş, statükocu, bağnaz bir inanç değildir. İnançsal değerleri, bilimi, filozofiyi bir bütün olarak esas alan sonsuz bir yasam öğretisidir. Aleviliğin var oluşundan beri hiç bir zaman misyonerlik amacı olmamıştır. İnsanları zorla, baskı yöntemleriyle Aleviliğe katma, asimile etme niyeti gütmemiştir. Yukarıda belirtildiği gibi gönüllülük temelinde özünü dara çeken, toplumdan rızalık alan, ikrar veren birisi, günümüzde de Aleviliği seçebilir.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSAN/ANKARA