Etiket: pir hasan kılavuz

  • Alevilikte dede nikahı: Evliliğin manevi teminatıdır!-VİDEO

    Alevilikte dede nikahı: Evliliğin manevi teminatıdır!-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancında evliliğin, kadın ve erkeğin cemaat huzurunda birbirine ikrar vermesiyle anlam kazandığını belirten Pir Hasan Kılavuz, “Nikah, bir ikrar alma ve ikrar verme işlemidir. İki kişi birbirini Hakk’ın ve cemaatin huzurunda kabul eder. Dede nikahı, evliliğin manevi teminatıdır ve toplumun huzurunda yapılan bir sözleşmedir” dedi.

    Alevi inancında nikah, yalnızca iki kişinin birlikteliği değil; cemaatin huzurunda verilen bir ikrar, Hakk’a ve topluma karşı üstlenilen bir sorumluluk olarak kabul ediliyor. Dede huzurunda kıyılan nikah, evliliğin manevi boyutunu oluştururken, eşlerin birbirine bağlılığını ve toplum içindeki yerini de belirliyor.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz dede, Alevilikte dede nikahının anlamına ve tarihsel önemine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ALEVİLİKTE NİKAH, İKRAR ALIP VERMEKTİR”

    Alevi inancında nikahın “ikrar” kavramı üzerinden ele alındığını belirten Pir Hasan Kılavuz, evlilikte en önemli unsurun kadın ve erkeğin birbirini Hakk’ın ve cemaatin huzurunda kabul etmesi olduğunu ifade etti. Kılavuz, Alevilikte ikrarın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sözleşme anlamı taşıdığını vurgulayarak, bu sözün kanaat önderlerinin öncülüğünde alındığını söyledi.
    Pir Hasan Kılavuz, “Alevi inanç ve ibadetinde nikah, aslında ikrar alma ve ikrar verme olarak tanımlanır. Şimdi ikrar alma ve ikrar verme, bireyler arasında olduğu gibi, cemaatler arasında da gerçekleşir. Fakat evliliklerdeki ikrar, en mühim olanıdır ve en yaygın olanıdır. Yani bir kadın ve erkek birbirine ikrar verir, bu ikrar ancak bir kanaat önderinin huzurunda geçerlidir. Dede veya seyit gibi dini liderlerin öncülüğünde bu ikrarlar kabul edilir. İkrar verme, birbirini kabul etme anlamına gelir. Bir kanaat önderi, yani bir dede, şahitlik yapar, ‘evet’ der. O zaman ‘bu ikrarı kabul ettik, birbirinizi eş olarak kabul ettiniz’ anlamına gelir” dedi.

    TOPLUMSAL BAĞLAYICILIK

    Hasan Kılavuz, Alevi inancında dede nikahının önemine dair şunları dile getirdi:

    “Dede nikahı, evliliğin bir tür teminatıdır. İkrar verdikleri zaman, kadın ve erkek, birbirini kabul ettiklerini ilan etmiş olurlar. Bu ikrar, yalnızca dedenin huzurunda yapılmaz, aynı zamanda cemaatin huzurunda da verilmelidir. Cemaatin huzurunda verilen bu ikrar, evliliği güçlendirir, güvence altına alır. Dede, bu ikrarı alırken, hazır cemaatin şehadetini de talep eder. Bu durum, evliliğin manevi olarak sağlıklı bir şekilde devam etmesi için gereklidir. Yani her iki taraf da birbirine, ‘ben seni kabul ediyorum’ demelidir. Eğer bu ikrar, cemaat huzurunda verilmezse, o evliliğin geçerliliği sorgulanabilir.”

    Kılavuz, Alevilikte toplumsal sorumluluğun önemli olduğunu vurgularken, geçmişte dedenin verdiği kararların toplumsal bağlayıcılığı olduğunun altını çizerek, “Geçmişte, dedenin verdiği karar çok önemliydi. O karar köyde, yerleşim biriminde geçerliydi. Eğer bir çift, dedenin huzurunda ikrar verip evliliğini ilan etmiyor, toplumsal sözleşmeye uymuyorsa, dışlanırlardı. O zaman dedenin hükmü geçerliydi ve bu konuda kimse karşı çıkamazdı. O evlilik, cemaatin şehadetiyle onaylanırdı. Eğer evlilikte bir yanlışlık, bir hata olmuşsa, yine dede ya da pir toplumsal sorumluluk alır, o evliliği devam ettirir ya da sorunu çözmek için barıştırma yoluna giderdi” diye konuştu.

    “BUGÜN MANEVİ NİKAH, RESMİ NİKAHIN ARDINDAN YAPILIYOR”

    Bugün, hukuki zorunlulukların ve medeni kanunların etkisiyle değişen koşulları anlatan Kılavuz, “Bugün, resmi nikah kıyılmadan önce dede nikahı yapılmaz. Bunun için önce resmi nikahınızı kıydırmalısınız. Resmi nikah, hukuki bir gereklilik olduğu için bunun yapılması şarttır. Fakat biz Aleviler, resmi nikahın ardından dini bir rahatlama için manevi olarak huzura gelerek dedemizden nikah almak isteriz. Yani, ‘Önce resmi nikahınızı kıyın, ardından gelin, biz de burada manevi olarak nikahınızı kıyalım’ deriz. Bu, evliliğin hem toplumsal hem de manevi yönünü güvence altına almak içindir. Çünkü bir evlilik yalnızca hukuki bir bağ değil aynı zamanda toplumsal ve manevi bir bağdır. Bu bağın da cemaat huzurunda, dede huzurunda onaylanması gerekir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLİKTE KADININ SÖZÜ VE ANALARIN HİZMETİ ESASTIR”

    Alevilikte kadının yeri ve sözü hakkına da değinen Hasan Kılavuz, Alevi inancının kadına verdiği değere dair şunları söyledi:
    “Alevilikte kadının yeri başkadır. Kadın sadece evde değil toplumda da eşit ve söz sahibi olmalıdır. Nikah sırasında da kadının mağdur edilmemesi gerekir. Alevi inancında kadın, sadece sofrada değil toplumsal alanda da eşit bir hakka sahip olmalıdır. Bu yüzden dede nikahlarında kadının rızası ve sözü çok önemlidir. Her iki taraf da birbirini kabul etmelidir, ancak kadının sözünün geçerliliği ve saygınlığı çok büyüktür. O yüzden dede, evlilik ikrarını alırken kadının rızasına ve eşitliğine büyük bir özen gösterir.”

    Nikahın yalnızca dedeler tarafından değil, yetkin Alevi anaları tarafından da kıyılabileceğini vurgulayan Kılavuz, “Alevi inancında bir kadın da dede gibi nikah kıyabilir. Bunun önünde hiçbir engel yoktur. Yeter ki o kadın, cemaat huzurunda ikrarı alacak yetkinliğe sahip olsun. Bu konuda herhangi bir engel yoktur. Tarihte de kadınların bu tür görevleri yerine getirdiğini biliyoruz. Baba İshak’ın müritleri zamanında, ilk nikahları dergah anaları yapmıştır. Yani kadının bu tür görevleri yerine getirmesi Alevilikte eskiden beri süregelen bir gelenektir” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Pir Hasan Kılavuz: Zalimin karşısında dik durmalı, birbirimize sahip çıkmalıyız!-VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: Zalimin karşısında dik durmalı, birbirimize sahip çıkmalıyız!-VİDEO

    PİRHA – Pir Hasan Kılavuz, Suriye’de süren Alevi katliamına dair konuştu. Benzer girişimlerin Türkiye’de de olabileceğini belirten Kılavuz, “Daima zalimin karşısında dik durmalı, yılgınlığa düşmemeli, birbirimize sahip çıkmalıyız” diye konuştu.

    Suriye’de Alevi halkına dönük katliamlar durmak bilmiyor. HTŞ’ye bağlı gruplar ile IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun yaptığı insanlık suçlarına bir tepki de Mersin Cemevi Başkanı Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Hasan Kılavuz’dan geldi.

    “ALEVİ YOKSULU, KİMSESİZİ KATLETMEYE BAŞLADI”

    Pir Hasan Kılavuz, katliama yönelik Türkiye’deki hükümetten hiç ses çıkmamasının altını çizdi. Kılavuz, devam eden katliama ilişkin şu yorumda bulundu:

    “Bundan 13 yıl önce Halep’te başlayan olaylar, akabinde böyle bir günün geleceğinin de habercisiydi. O günden beri Aleviler büyük bir zulüm ve cefa çektiler. Ama oradaki Alevilerin cefa çektiği ile bir yerde teselli buluyorduk; Esad’tan öteri… Esat vardı ve ‘oradaki Aleviler belki güvendedir’ diye düşünüyorduk. Ama esasında öyle değildi. Esat döneminde de Aleviler orada yine de eza ve cefa çekiyorlardı. Bu şeriatçı, bağnaz grup, orayı ele geçirince, elini kolunu sallayıp Halep’ten Şam’a gelince binlerce Alevi yoksulu, kimsesizi katletmeye başladı. Her gün insanların öldürüp, köylerin basıldığını, oradaki verimli topraklara çöktüklerini okuyoruz.

    “TÜRKİYE’DE HÜKÜMET KANADINDAN HİÇ SES ÇIKMIYOR, SEYİRCİ KALIYORLAR”

    Bizim, Aleviler olarak Türkiye’de yapacağımız tek şey, bu katliamları yapanlar, ona fırsat verenler, buna çanak tutanları lanetlemekten öteye gitmiyor. Dünya kamuoyuna duyarlı kılmak için hem ülkemizde hem de Avrupa’da mitingler yapılmakta. Dilekçeler hazırlanıp Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, insan hakları kurumlarına belli müracaatlar yapılmakta ve bu konuda dünyanın dikkati buraya çekilip bu katliamın durdurulması amaçlanmakta. Şimdi bu katliamı kim durdurabilir? Türkiye buna müdahil oluyor mu? Türkiye’de hükümet kanadından hiç ses çıkmıyor, seyirci kalıyorlar. Oysaki oradaki devlet başkanı sıfatında olan kişinin başına 10 milyon para konulmuştu, teröristti ama bugün Şam’da masada oturuyor ve kendisine bağlı cihatçı kesimleri, Alevilerin üzerine saldırtıp katliam yaptırtıyor. Tabii sadece Aleviler için değil oradaki Hristiyanlar, Ezidiler, Süryaniler ve diğer azınlık gruplar için de bu katliam, sürgün, baskı devam ediyor. Farklı inanç gruplarının, sınırın öte tarafına kaçmak için çaba içerisinde olduklarını da biliyoruz. Kürtlerin üzerinde de hakeza öyle ama Kürtlerin orada bir güç olması, örgütlü olmaları en azından bu katliamların önüne geçiyor.”

    “ALEVİLERİN TEDBİRLİ OLMASI LAZIM!”

    Pir Hasan Kılavuz, Suriye’de yaşanan katliamın Türkiye’ye de sıçrayabileceği uyarısında bulundu. Alevi toplumunun, olası bir girişime karşı tedbirli olması gerektiğini vurgulayan Kılavuz, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Suriye’deki olayların arkası durup sakinleşir mi emin değilim. Bunun bir ucu Türkiye’de de olabilir. Olmaz diye bir şey yok. Sivas Madımak Katliamı’nda olduğu zaman da ortalık gündüzdü ama insanlar yakıldı. Bundan 46 yıl önce Maraş’ta olanlara baktığımız zaman hakeza öyleydi. Onun için ülkemizde Alevilerin dikkatli, tedbirli olması lazım. Ama nerede mazluma kahır yükleniyor, katlediliyorsa daima zalimin karşısında dik durmalı, yılgınlığa düşmemeli, birbirimize sahip çıkmalıyız. Yapılabilecek ne varsa Türkiye’deki örgütlü Alevilerin bunu yaptığını görüyoruz; mitingler düzenleniyor ve ciddi açıklamalar yapıyorlar, bu önemli. Ha ciddiye alınıp ona göre adımlar atılıyor mu henüz bir şey görmedik. Demek ki bu durum şu anlama geliyor; bu etkinlik ve eylemler daha kitlesel hale gelmeli. Bütün demokratik örgütlerin, Alevilerin, ciddi ses çıkarması lazım. Bu sesi en çok çıkarması gerekenler de Arap Alevileridir. Mersin’den tutun Hatay’a kadar 7 milyon civarında Arap Alevi yaşamaktadır. Buralarda da bir silkinme, direnme bekliyoruz. Yaptıklarında bugüne kadar hep yanlarında olduk, şimdi de oluruz. Biz Aleviler her halükarda Suriye’de yaşananları şiddetle kınıyoruz, lanetliyoruz. Böylesi olayların olmaması yegane temennimiz ve beklentimizdir.”

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin Cemevi’nde, Maraş’ta katledilenler anıldı: Devletin gözünün önünde Aleviler katledildi- VİDEO

    Mersin Cemevi’nde, Maraş’ta katledilenler anıldı: Devletin gözünün önünde Aleviler katledildi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Anmada konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Maraş Katliamı Alevilere karşı yapılan diğer katliamlar gibi devletin gözü önünde gerçekleşti. Eğer bu ülkede barış konuşulacaksa Maraş Katliamı aydınlatılmalıdır. Alevilerden özür dilenmeli, sorumlular yargı önünde hesap vermelidir” dedi.

    Mersin Cemevi, Maraş Katliamı’nın 46. yılında anma gerçekleştirdi. Anmaya Mersin Cemevi yönetimi, Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız, DEM Parti meclis üyeleri, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Saygı duruşu, gülbeng ve çerağların uyandırılmasıyla başlayan anmada, katliama ilişkin görüntülerin yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

    “ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLENSİN”

    Anmada konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Bu topraklar bin Kerbelalar yaşamıştır, Maraş Katliamı da onlardan biridir. Maraş Katliamı tıpkı diğer katliamlar gibi devletin gözü önünde yapıldı. AKP de dahil olmak üzere hiçbir iktidar bu katliamla yüzleşmeye yanaşmadı. Eğer bu ülkede barış konuşulacaksa Maraş Katliamı aydınlatılmalıdır. Alevilerden özür dilenmeli, sorumlular yargı önünde hesap vermelidir. Bütün bunlara rağmen bizim şiarımız; bu topraklarda kin ve öfke tohumları ekmeden, düşmanlığı körüklemeden karşılıklı ön yargılar son bulmalı, barış, birliktelik ve dostluklar çoğalmalı, bütün kimlikler ve inançlar huzur içinde yaşamalıdır” diye konuştu.

    “MEZAR YERLERİ SIR GİBİ SAKLANIYOR”

    Dr. Hüseyin Çamak ise Maraş Katliamı’na dair bir sunum yaptı. Çamak, şu ifadeleri kullandı:

    “Aradan geçen onca yılda faillerin cezalandırılması bir yana, katliamda yaşamını yitirenlerin anılmasına bile hala Maraş’ta izin verilmiyor. Hatta yaşamını yitirenlerden bazılarının mezarları sır gibi saklanıyor. Yaslarını tutmalarına dahi izin verilmeyen bu insanların sarıalamayacak yaraları kalpleri kanatmaya devam ediyor. Yaşamını yitiren canları saygıyla anıyor, unutursak kalbimiz kurusun diyorum.”

    Konuşmaların ardından deyişler seslendirildi, semah dönüldü.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de hükümete çağrı: Madımak’ın önü barış meydanı olsun- VİDEO

    Mersin’de hükümete çağrı: Madımak’ın önü barış meydanı olsun- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Aleviler, AKD Mersin Cemevi öncülüğünde Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri Madımak Parkı’nda andı. Anmada konuşan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, devletin katliamı izlediğini belirtirken, Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz ise Madımak önündeki meydanın ‘barış meydanı’ olması için iktidara çağrıda bulundu.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Cemevi, Sivas Katliamı’nın 31. Yıldönümünde Madımak Parkı’nda yaşamını yitirenler için anma programı düzenledi. Programa AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Akdeniz Belediye Eş Başkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma, saygı duruşu ve Erdoğan Sevin dedenin gülbenk okumasıyla başladı. Zakir Rıza Aydın’ın söylediği deyişler eşliğinde semah dönüldü.

    “HİÇBİR İKTİDAR BU KATLİAMI LANETLEMEDİ”

    Anmada ilk olarak konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, 31 yıl boyunda mevcut iktidarlardan hiçbirinin Madımak Katliamı’nı kınayan tek bir söylemlerinin olmadığına dikkat çekti. Kılavuz, “Günde beş vakit namaz kılan Diyanet İşler Başkanı tek bir camide cuma hutbesinde ateşe atılanlar, yakılanlar hakkında tek bir söz söylemedi” diye belirtti.

    İktidara Madımak Otelinin utanç müzesi olması için çağrıda bulunan Kılavuz, “Madımak’ın önündeki meydan barış meydanı olsun. Biz 31 yıldır bir daha aynı acılar yaşanmasın diye Madımak Oteli Utanç Müzesi olsun istiyoruz. Eğer katliamları anmazsak, anlatmazsak onlar tekrarlanır. Bir daha tekrarlanmasın diye sazımızla, sözümüzle o canlarımızı hep anacağız” sözlerini kullandı.

    “DEVLET KATLİAMI İZLEDİ”

    AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da Madımak Katliamı’nın bilinçli yapıldığını söyleyerek, “31 yıl önce aslında bir sosyal deney yaptılar. Birileri oyunu kurdu, şeriat isteyen bir güruhu oraya getirtti ve göz göre göre 8 saat boyunca binlerce insanın oraya toplanmasını ve 33 canımızın diri diri yakılmasını polis, asker, devlet izledi. Bu şeriat isteyen, insanlığa ve doğaya zulmeden herkese bir kez daha seslenelim ki ne yaparsanız yapın bu toplumu sevgi dilinden döndüremeyeceksiniz” diye konuştu.

    Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız, “Madımak Katliamının hesabı sorulsaydı bugün Roboski, Suruç, Ankara gibi birçok katliam olmayacaktı. Bir daha benzer olayların yaşanmaması için var olan mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız ise şu ifadeleri kullandı:

    “Devlet önce sanki böyle bir şey olmamış gibi davrandı, sonra da bu katliamı yapanları yargılamamayı tercih etti. Ancak biz yıllardır bir daha aynı acılar yaşanmasın diye mücadele etmeli ve Madımak davasını toplumun vicdanında gerçekten nihayetlendirene kadar bu işin takipçisi olmalıyız.”

    Konuşmaların ardından Madımak Anıtında çerağların uyandırılmasıyla anma programı sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin Cemevi, ‘ÇEDES Kime ve Neye Hizmet Ediyor’ başlıklı konferansa hazırlanıyor

    Mersin Cemevi, ‘ÇEDES Kime ve Neye Hizmet Ediyor’ başlıklı konferansa hazırlanıyor

    PİRHA- Mersin Cemevi, ÇEDES hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla 26 Mayıs Pazar günü ‘Değerler Eğitimi, ÇEDES Kime ve Neye Hizmet Ediyor’ başlıklı konferans düzenliyor. İki oturumda gerçekleşecek olan konferansta yurtiçi ve yurtdışından toplam 8 bilim insanı konuşmacı olarak yer alacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesi kapsamında “manevi danışman” olarak görevlendirilen imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu hocalarının görevlendirilmesine karşı kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Mersin Cemevi 26 Mayıs Pazar günü konferans düzenleyecek.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “ÇEDES programının içeriğini birçok veli ve hatta eğitimciler dahi bilmiyor. ÇEDES ile eğitimin daha da dinselleştirildiğini belirten Aleviler olarak bu projeye şiddetle karşı çıkıyor. Küçücük çocuklara tek bir dinin anlayışı dayatılıyor. Bu ülkede yalnızca Hanefi mezhebindekiler yaşamıyor ki. Bu ülkede 20 milyona yakın Alevi yaşıyor. Öte yandan başka inanç ve mezhepten milyonlarca insan varken tek bir inancın ibadet ve değerlerinin dayatılması kabul edilemez” dedi.

    “ÇOCUKLARA DEĞERLER AİLELERİ TARAFINDAN VERİLİR”

    Kılavuz şöyle devam etti:

    “Çocuklara değerlerİ aileleri tarafından öğrenir. Ailenin vereceği değerler eğitimininin, öğretmenlikten uzak insanlar tarafından verilmesi eğitimdeki en büyük tehlikedir. Bu topraklarda sadece bir inanç yoktur. Tek inanca dayalı taraflı ve yanlı eğitimin verilmesi diğer inançlara büyük saygısızlıktır. Anadolu toprakları dinsel açıdan mozaik yapıya sahiptir. Birbirimizi anlayıp inançlara saygı göstermeliyiz. Bilimsel, laik eğitim için ÇEDES’e karşı çıkıyoruz.”

    İki oturumda gerçekleşecek olan konferansta yurtiçi ve yurtdışından toplam 8 bilim insanı konuşmacı olarak yer alacak.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Cemevi’nde Newroz Bayramı kutlandı- VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Newroz Bayramı kutlandı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Newroz kutlandı. Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, tüm dünyaya barış gelmesini dileyerek Newroz ateşini yaktı.

    21 Mart baharın gelişini müjdeleyen Newroz Bayramı Mersin Cemevi’nde kutlandı. Kutlamaya Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, CHP Mersin Milletvekilleri Gülcan Kış ile Hasan Ufuk Çakır, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Ortodoks Rum Kilisesi Pederleri, Latin Katolik Kilisesi Baş Rahibi, kentteki emek ve demokrasi güçleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Newroz kutlamaları, Erdoğan Sevin dedenin okuduğu gülbeng ve bahçede Newroz ateşinin yakılmasıyla başladı. Zakir Rıza Aydın’ın okuduğu nefesler eşliğinde semah dönüldü.

    “NEWROZ HER GÜNDEN ÜSTÜNDÜR”

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, konuşmasına Newroz’un tarihçesine değinerek başladı. Newroz’un tüm günlerden farklı ve üstün olduğuna vurgu yapan Kılavuz, “Her 21 Mart Newroz günü geldiğinde ayinler, törenler yapılır. Semahlar dönülür, çerağlar uyandırılır, nasip alınıp verilir. Newroz yeni bir günün adıdır ve her günden üstündür. Alevi pirleri ve uluları der ki, dünyanın yaratılış günüdür” dedi.

    “18 ASIRDIR KUTLANAN TEK BAYRAM”

    AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da Newroz’un Orta Asya, Mezopotamya, Anadolu’da tüm halkların ortaklaşa kutladığı ve 18 asırdır kutlanan tek bayram olduğuna dikkat çekti. Konuşmasında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hazırlama aşamasında olduğu “Alevi Ansiklopedisi” çalışmasına da değinen Yılmaz, “Bu ansiklopedisini Sünni akademisyenlere hazırlatıyorlar. Bizim birbirinden değerli bilgelerimiz, pirlerimiz, akademisyenlerimiz yok mu da siz bize bu zulmü yapıyorsunuz” diye konuştu.

    Yılmaz, Alevi kurumlarına ve Alevi camiasına karşı örgütlü bir saldırı olduğunu ancak her zaman olduğu gibi bundan sonra da mücadele edeceklerini belirtti.

    Konuşmaların ardından müzik grubu Miraz sahneye çıkarak sevilen şarkıları seslendirdi. Konser, halaylarla son buldu.

    PİRHA/ MERSİN

  • DEM Parti Akdeniz Belediyesi Eş Başkan Adayı Sarıyıldız, Mersin Cemevi’ni ziyaret etti- VİDEO

    DEM Parti Akdeniz Belediyesi Eş Başkan Adayı Sarıyıldız, Mersin Cemevi’ni ziyaret etti- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Akdeniz Belediyesi Eş Başkan Adayı Hoşyar Sarıyıldız, Mersin Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarette Alevilerin haklı taleplerinin karşılanması için üstlerine düşeni yapma sözü veren Sarıyıldız, “Alevi halklarımızın eşit yurttaşlık ve eşit hizmet görme taleplerini yerine getireceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Akdeniz Belediye Eş Başkan Adayı Hoşyar Sarıyıldız, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ve İl Eş Başkanı Reşat Aşan, Mersin Cemevi’ni ziyaret etti. Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, ziyaretlerinden dolayı DEM Parti heyetine teşekkür ederek seçimlerde başarılar diledi.

    “ALEVİLERİN HAKLI TALEPLERİNİ SAVUNACAĞIZ”

    DEM Parti Akdeniz Belediye Eş Başkan Adayı Hoşyar Sarıyıldız, Akdeniz’in dil, din, ırk açısından zengin bir yapıya sahip olduğunu belirterek, tüm kesimlerin eşit düzeyde hizmet alması gerektiğini kaydetti.

    Alevilerin haklı talepleri noktasında yerel yönetimler olarak üstlerine düşeni yapacaklarının sözünü veren Sarıyıldız, şunları söyledi:

    “Cemevimizin şahsında Alevi halkımızın onun haklı taleplerini sahiplendik ve bu haklı talepler karşılanana kadar mücadelenizde birer nefer olacağız. 31 Mart’ta bir yerel seçim bekliyor bizi. Bizler de eş başkan adayları olarak Alevi halklarımızın eşit yurttaşlık ve eşit hizmet görme taleplerini yerine getireceğiz. Akdeniz’de yaşayan bütün halklara, inançlara hizmet vereceğiz. Bugün bizim Akdeniz’de ulaşabileceğimiz demokratik, katılımcı, şeffaf, eşit ve hizmet üreten belediyecilik, ülke genelinde özlemini duyduğumuz o barış ve kardeşliğe örnek teşkil edecek.”

    Ali Bozan ise başkan adaylarının halktan yana bir belediyecilik anlayışıyla Akdeniz’i yöneteceklerine kefil olduğunu belirtti.

    PİRHA/ MERSİN

  • Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren Aleviler Mersin’de anıldı- VİDEO

    Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren Aleviler Mersin’de anıldı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Anmada konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Katliamlar devlet politikası haline gelmiş durumda. Alevilerin haksız olduğuna dair bir algı yaratıp unutturmaya çalışıyorlar. Ancak her şeye rağmen unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    Video eklenecek…

    Mersin Cemevi, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında anma gerçekleştirdi. Saygı duruşu, gülbeng ve çerağların uyandırılmasıyla başlayan anmada, katliama ilişkin görüntülerin yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Anmada Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz açılış konuşmasını, Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Kamalak ise ‘Demokrasi ve Alevilik’ konulu sunum yaptı.

    “MARAŞ KATLİAMI BİTMEYEN BİR ACI”

    Pir Hasan Kılavuz, yaşanan katliamları unutturmamanın önemine değinerek konuşmasına başladı. Devlet tarafından katliamların unutturulmaya çalışıldığını belirten Kılavuz, “Bitmeyen acının, unutulmayan ağıtın adıdır Maraş Katliamı. Unutturmamak adına duyarlı olmak lazım ancak bu konuda duyarsızlık had safhada. Devlet tarafından duyarsızlık yaratılarak acılar unutturulmaya çalışılıyor. Bu konuda özellikle Alevi kurumlarına, demokratik kitle örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşüyor” dedi.

    “KATLİAMLAR DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELDİ”

    Hasan Kılavuz, Türkiye’deki iktidarların yaşanan hiçbir katliamla yüzleşmediğini, tam tersi üstünü örtmek ve failleri korumak için her şeyin yapıldığına dikkat çekerek, “Katliamlar devlet politikası haline geldi. Bizlerin haksız olduğuna dair bir algı yaratıp unutturmaya çalışıyorlar. Ancak her şeye rağmen unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu topraklarda bir daha bu acılar yaşanmasın istiyoruz” diye konuştu.

    Maraş’ta her yıl Valilik tarafından yürüyüş yapma yasağı konulduğunu hatırlatan Kılavuz, bu yıl da yasağa rağmen Maraş’ta olacaklarının altını çizdi.

    Prof. Dr. İhsan Kamalak ise, ‘Demokrasi ve Alevilik’ konulu sunumda Alevilik inancında hoşgörünün önemine değinerek, “İnsana ve hoşgörüye Aleviliğin verdiği değer ve bu değerleri pratiğe dökmesi konusunda Alevilik demokrasi için çok önemli” dedi.

    Anma, Ayhan Danyeli ve Zakir Rıza Aydın’ın deyişler seslendirmesinin ardından semah dönülmesiyle anma sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    ‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, AKP hükümetinin Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevileri bölme hamlesine tepki gösterdi. AKP’nin Alevi köylerini dolaşarak dedelere maaş teklif etmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Kılavuz, “Bu çaba ile çok ince bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor. Ama hiçbir Alevi dedesinin böyle bir isteği yok” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler. 

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Pir Hasan Kılavuz, hükümetin para zaafını kullanarak insanları yanına çekmeye çalıştığını söyledi. Ancak bu çabanın boşa olduğunu belirten Kılavuz, Alevi dedelerinin asıl isteğinin cemevlerine yasal statü verilmesi olduğunu dile getirdi.

    “ALEVİLER SARAYIN KAPISINA HİÇBİR ZAMAN KUL OLMAMIŞTIR”

    Hasan Kılavuz, AKP hükümetinin kendilerine göre cemevi tarifi yaptığını ve buna göre ülkedeki 2 bin 100 cemevini dolaşarak kendilerine bağlamaya çalıştıklarını ifade etti. Kılavuz, Alevi dedelerine maaş teklif edilmesine ilişkin “Maaşla, parayla bazı zaafı olan kişileri yanlarına çekmeye çalışıyorlar ama Alevi dedelerinin hiçbirinin böyle bir isteği yok. Osmanlıdan bu yana kim devletin kapısına para ve maaş için yanaştıysa Aleviler onu çürük bir diş gibi söküp atmıştır. Bu inancın kadim pirleri sarayın kapısına kul olmamıştır. Şimdi yavaş yavaş çok ince bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor” sözlerini kullandı.

    Devletin asimilasyon politikalarına karşı örgütlenme vurgusu yapan Kılavuz, “Geri adım atmamak lazım, kimseyle düşmanlık etmeden kendi hak mücadelemizi savunmamız lazım” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

  • Mersin Cemevi aşurelerini paylaştı- VİDEO

    Mersin Cemevi aşurelerini paylaştı- VİDEO

    PİRHA- Muharrem orucunun bitmesinin ardından Mersin Cemevi’nde aşure paylaştırıldı. Lokma paylaşımında konuşan Pir Hasan Kılavuz, dünyadaki açlık, susuzluk ve savaşlara değinerek bunların da Kerbela olduğunu belirtti.

    Muharrem Orucu’nun bitmesiyle birlikte birçok cemevi aşurelerini pay etmeye devam ediyor. Mersin Cemevi’nde İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede’nin okuduğu gülbeng ile aşureler paylaştırıldı. Zakir Rıza Aydın’ın seslendirdiği deyişlerle semah dönüldü.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz konuşma yaptı. Kılavuz, Kerbela’nın günümüzde de yaşadığını vurgulayarak şunları söyledi; “Günümüzün gerçeklerine de Aleviler gözlerine açmalıdır. UNİCEF raporlarına göre günde 800 çocuk susuzluktan ölüyor. Dünyadaki susuzluk, açlık ve yoksulluğa dikkat çeken Pir Hasan Kılavuz, bunların da birer Kerbela olduğunu ifade etti. Dünyada savaşlar, kavgalar var ve insanlar Kerbela’yı yaşıyorlar. Bunlara da dur demek lazım ve gözlerimizi kapatmamamız lazım”

    Kılavuz’un ardından Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan birer konuşma yaptı.
    Konuşmaların ardından aşureler paylaşılırken, Gani Pekşen ve Mercan Erzincan tarafından deyişler seslendirildi.

    PİRHA/MERSİN

  • Alevi yazarlar, Esat Korkmaz’ı anlattı: İlkeliydi, üretkendi, mücadeleciydi- VİDEO

    Alevi yazarlar, Esat Korkmaz’ı anlattı: İlkeliydi, üretkendi, mücadeleciydi- VİDEO

    PİRHA – Araştırmacı-Yazar Esat Korkmaz’ın Hakk’a yürümesinin ardından, Alevi yazarlar, gazeteciler, kurum temsilcileri PİRHA’ya konuştu. Alevi aydınlar, Esat Korkmaz’ın Alevi toplumunda emeğinin büyük olduğuna dikkat çekerek, yokluğunun toplum için büyük bir kayıp olduğunu ifade ettiler. 

    Araştırmacı-Yazar Esat Korkmaz’ın Hakk’a yürümesi büyük üzüntü yarattı. 29 Temmuz Cumartesi günü saat 12.00’de Şahkulu Sultan Dergahı’ndan Hakk’a uğurlanacak olan Korkmaz için Alevi Yazar Ayhan Aydın, Alevi Bektaşi Federasyonu Eski Genel Başkanı ve Yazar Ali Balkız, Gazeteci ve Alev Yayınları Yöneticisi Ahmet Koçak, Yazar Erdoğan Aydın, Gazeteci Attila Taş ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Esat Korkmaz’ın Hakk’a yürümesine ve tanık oldukları yaşamına dair PİRHA’ya konuştular.

    “ESAT KORKMAZ GİBİLER BU ÜLKENİN ŞANSIDIR”

    Yazar Ayhan Aydın, “Esat Korkmaz bize çok şeyler vermiştir” diyerek şunları kaydetti:

    “Sosyalist devrimci bir geçmişi olduğunu biz biliyoruz, zorlu yıllardan geçtiğini, hapishanelerde kaldığını, işkencelerden geçtiğini de biliriz. Bunları dile getirmezdi ama yazılarıyla geçmişin tanıklıklarıyla, kafa tutan günleriyle sayısız eserlerinde biz bunların izini sürebiliyoruz. Aleviliğin- Bektaşiliğin temel değerlerini değer bildi, öğretilerini öğreti bildi. Yorumu, görüşleri farklıydı ama hiçbir zaman ahlaki değerler bakımından köklerinden koparmadan ruhunu zedelemeden Aleviliğin, Bektaşiliğin öz değerlerini bize taşımıştı bir düşünür edasıyla. Esat Korkmaz bize çok şeyler vermiştir. Vadilerimizde, ovalarımızda, dağlarımızda onun o güzel çalışmaları, Alevi Bektaşi varlığı yaşadıkça yaşayacaktır. Ormanlarımızı kesiyorlar, su kaynaklarımızı kurutuyorlar. Bizi Şii-Sünni otoriteler içerisinde eritmek istiyorlar. İşte Esat Korkmaz gibiler bu ülkenin şansıdır, ses bayrağıdır. Dolayısıyla onun yazdığı eserler geleceğe emanettir, selam olsun diyorum O’na. Doksanlı yıllardan bu yana bitmez tükenmez bir dostluğumuz vardı. Anısı anımız, yolu yolumuzdur. Her zaman içinde üretenden yanaydı, yaratandan yanaydı güzel bir insandı.”

    “DAHA ÇOK ÜRETECEĞİ ŞEYLER VARDI”

    Alev Yayınları Yöneticisi Ahmet Koçak da, Korkmaz’ın daha çok üreteceği şeyler vardı diyerek şunları söyledi:

    “Esat abi ile yaklaşık 30 küsür yıldır tanışıyorum. Doksanlı yılların başlarında tanışmıştım. O günden bugüne dostluğum ilişkim sürekli devam etti, son anına kadar devam etti. Benim nezdimde Esat Korkmaz ilkeli, savunduğu değerlerin arkasında duran, sonuna kadar eleştirilere açık ama doğrularından da elinden geldiğince taviz vermeyen bir kişilik bir kimlikte bir insandı. Yıllardır hep şunları söyledik, sanatçılarımız, ozanlarımız, aydınlarımız, gazeteciler üreten insanlara yaşarken değer verelim. Biz yaşarken değer vermesini bir türlü bilmiyoruz. Son bir ay içerisindeki durumu biraz daha ağırlaşmıştı. Özellikle son bir haftadaki aşamasında da ağrısız sancısız geçirdi ve aramızdan ayrıldı. Tabi çok üzgünüm. Yani daha çok üreteceği şeyler vardı.”

    “HEPİMİZ İÇİN ÇOK BÜYÜK BİR KAYIP; HALK ADAMIYDI”

    Yazar Ali Balkız ise Korkmaz’ın alçak gönüllü olduğunu dile getirerek şunları kaydetti:

    “Öyle burnu havalarda olan aydın tiplerinden değildi. Halk adamı idi aynı zamanda. Hiç yorulmadı. Olanak bulduğu her yerde ve zamanda gençleri başına topladı. Onlarla felsefe konuştu, Alevi tarihini konuştu, zahirliği konuştu. Kimiz, nereden geliyoruz, nasıl geldik bugüne? Bugün neyiz, nereye gidiyoruz? Sorularını yanıtladı gençlerle birlikte. Böyle bir öğretmenlik yanı da vardı yazarlığının dışında. Hepimiz için çok büyük bir kayıp. Sadece Aleviler için değil. Gerçeği arayan her kesim için önemli bir kayıp. Ama bize bıraktığı eserler de tesellimiz olsun. Güle güle gitsin yolu açık olsun. Devri daim olsun, devri daim olmanın gereği olarak da geri dönsün. Fazla bekletmesin bizi. Saygıyla, sevgiyle anıyorum, Esat Korkmaz’ı.”

    “ALEVİ DÜNYASI İÇİN BÜYÜK BİR KAYIP”

    Yazar Erdoğan Aydın, “Biz arkadaşlarının hizmet ettiği kurumların, hayatlarına bir şekilde dokunduğu, işte ajansların, televizyon kurumlarının da bu sorumluluk üzerinden daha çok şey yapması gerekir” diyerek Korkmaz’ı şu sözlerle andı:

    “Esat benim çok sevdiğim, değer verdiğim, kendisinden çok şey öğrendiğim, hem insani anlamda, hem siyasi anlamda hem de Alevilik bilinci ve mücadelesi anlamında kendisinden gerçekten çok şey öğrendiğim, benim için çok özel yerde, çok kıymetli bir insandı. Hayatı ilk gençlik döneminden, üniversite yıllarından beri sosyalizm için mücadelede geçmiş, kararlı, inatçı, değer verdiği değerler adına hiçbir dönem çabayı, mücadeleyi kendi kendini onarmayı, aşmayı ihmal etmemiş bir insan. Böyle birden bire onu kaybetmiş olmamız hayatımda da, eminim ki son on yılları boyunca çok büyük katkı verdiği Alevi dünyası açısından da hissedilecek büyük bir kayıp olacaktır. Yani ben de yeni duydum ve her zaman çok sağlıklı, çok dinamik, yaşını göstermeyen, yaşına göre her zaman çok genç duran o hali aklıma geldikçe inanmakta da zorlanıyorum. Ama ne yazık ki kaybettik sevgili Esat Korkmaz’ı. Son otuz yıl boyunca ağırlıklı enerjisini Alevi kimliğinin hak mücadelesine, Aleviliğin ne olup ne olmadığına, Alevi tarihinin nasıl şekillendiğine yoğunlaştırmış bir insandı. Bu konuda gerçekten çok önemli katkılar çabalar sergiledi. İnanın ne diyeceğimi bilemiyorum. Kişisel olarak da çok çok üzgünüm, özellikle ölüm haberini duyunca son altı aydır niçin haberleşmedik? Niçin birbirimizi görmedik diye ayrıca vicdan azabı çekiyorum. Eminim ki varlığı, ruhu o anıları devri daim olacak ve aramızda yeniden güzel şeyler olarak, üretken şeyler olarak yaşamaya, kendini hissettirmeye devam edecek. Biz arkadaşlarının, hizmet ettiği kurumların, hayatlarına bir şekilde dokunduğu, işte ajansların, televizyon kurumlarının da bu sorumluluk üzerinden daha çok şey yapması gerekir diye düşünüyorum. Bu soruşturmayı yapıyor olmanız nedeniyle de Pir Haber’e de ayrıca kişisel olarak teşekkür ediyorum. Başımız sağ olsun. Devri daim olsun. Anısı eserleri, çabası, dostu aramızda daha çok yaşasın diliyorum.”

    “MÜCADELE AZMİ BENİ ÇOK ETKİLEMİŞTİ”

    Gazeteci Attila Taş ise, Nefes Dergisi’nde Alevilikle alakalı ilk yazısını Esat Korkmaz’ın yayınladığını söyleyerek şunları dile getirdi:

    “Esat Hocamın benim için paha biçilmez önemi şuydu: O gerçek bir aydın ve gerçek bir entelektüel idi. Alevi dünyasına bol gelen bir gömleği vardı. Aleviliği doğru anlamak, doğru tanımlama noktasındaki ısrarı, bu ısrardaki tavizsizliği, mücadele azmi beni çok etkilemişti. Derin bir felsefi birikimi vardı Esat Hoca’nın, sadece Alevi Bektaşi araştırmaları üzerinde değil elbette. Araştırmalarındaki felsefi derinlik çok değerli. Şu anda piyasada Alevi Bektaşi kitapları yazarları, araştırmacıları dediklerimize baktığımızda bir çoğunun beş tane kitabı okuyup o kitaptan çıkardıkları özetle bir kitap yazdığını görüyoruz. Çok büyük bir kayıp oldu Esat Hoca. Yani gerçekten söyleyecek bir şey bulamıyorum, çok değerli bir insandı. Kısaca şunu söyleyeyim, Aleviler erenler kervanından bahsediyorsa, Yol’a hizmet edenler kervanından bahsediyorsa o yolun başına konulacak ilk isimlerden biridir Esat Korkmaz. Çok çok büyük bir kayıp. Bu kayıp aynı zamanda Alevi asimilasyonunun hızla ilerlemesine de maalesef bir katkı sunacak. Çünkü Esat Hoca gibi gerçekten mücadeleci, asimilasyona karşı mücadele eden, Yol’u rayından çıkaranlara karşı böyle mücadele eden bir başka aydın, bir başka entelektüel bulunabilir mi? Hiç sanmıyorum.”

    Pir Hasan Kılavuz ise, “Aramızdan ayrıldı, uğurlar olsun ama unutmayacağız. Çalışmalarını işledikçe unutmayacağız. Devri daim olsun. Yıldızlar, ışıklar içinde uyusun” dedi.

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Yazar Esat Korkmaz Hakk’a yürüdü

  • Pir Hasan Kılavuz’dan, 27 Mart’ta kutlanacak Newroz Bayramı’na katılım çağırısı-VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz’dan, 27 Mart’ta kutlanacak Newroz Bayramı’na katılım çağırısı-VİDEO

    PİRHA-Pir Hasan Kılavuz, Newroz Bayramı’nın hem Alevilerin hem de halkların ortak kutladığı bir gün olduğunu belirterek, Mersin Cemevi’nde, 27 Mart saat 16.00’da kutlanacak Newroz Bayramı’na katılım çağrısında bulundu.

    Anadolu ve Mezopotamya’nın yüzlerce merkezinde Newroz Bayramı büyük bir coşkuyla kutlanırken, Alevi toplumu ve kurumları da Newroz Bayramı’nı kutladı.

    Mersin Cemevi de 27 Mart’ta Newroz Bayramını kutlayacak. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Newroz’un Ortadoğu halklarının bayramı olduğuna işaret ederek, “Newroz güzel günün adıdır. Newroz, gönüllerin ölümsüz gelinidir. Newroz’da doğa canlanır, kuzular bile başka meleşir” dedi.

    “NEWROZ, BARIŞTIR, KARDEŞLİKTİR, ÖZGÜRLÜKTÜR”

    Newroz Bayramı’nın hem Alevilerin hem de halkların ortak kutladığı bir gün olduğunu belirten Kılavuz, “Mezopotamya topraklarının bütün renklerini giymiş, kadınların, gençlerin kutladığı bir gündür. Newroz, barıştır, kardeşliktir, özgürlüktür. Newroz tüm halklara kutlu olsun” diyerek, Mersin Cemevi’nde, 27 Mart saat 16.00’da kutlanacak Newroz Bayramı’na katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de Hızır Cemi tutuldu, lokmalar paylaşıldı

    Mersin’de Hızır Cemi tutuldu, lokmalar paylaşıldı

    PİRHA-Aleviler için kutsal olan, aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Hızır ayı devam ediyor. Mersin’de de Hızır Cemi tutuldu, lokmalar paylaşıldı. Alevi inancının en büyük bayram günlerinin Hızır günleri olduğunu söyleyen Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Aleviler Hızır’ı karlı kış günlerinde bekler. Hızır kendine sığınanların kalkanı, umutsuzların umududur, her şeyden vazgeçebilirsiniz ama Hızır’ınızdan vazgeçmeyin” dedi.

    Aleviler için kutsal olan, aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Hızır ayı devam ediyor. Bu çerçevede Mersin’de Hızır Cemi tutuldu. Hızır Cemi’ni Hasan Kılavuz Dede, Erdoğan Sevin Dede, Hıdır Beyaz Dede, Kazım Baran Dede yürüttü.

    “ALEVİLER HIZIR’I KARLI KIŞ GÜNLERİNDE BEKLER”

    Alevi inancının en büyük bayram günlerinin Hızır günleri olduğunu söyleyen Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, ’’Hızır ayında, talipler pirinin yolunu gözler. Pir gelince cem yapar, talibi görgüden geçirir. Pir, inançsal hizmeti yürütür. Her Alevi, imkân ve olanaklar doğrultusunda kurban tığlar. Alevi inanç ve ibadetleri Hızır ayında doruk noktasına ulaşır. Canlarımız hangi dilde konuşuyorsa Hızır’ı o dilde çağırır. Hızır bütün kavimlerin dilini bilendir. İçten ve yürekten çağrıldığında Hızır her zaman hazır ve nazırdır. Hızır karlı kış günlerinde bütün canların bir arada olduğu zaman darda zorda olanların ve yoksulların yardımına gelir. Aleviler Hızır’ı karlı kış günlerinde bekler. Hızır kendine sığınanların kalkanı, umutsuzların umududur her şeyden vazgeçebilirsiniz ama Hızır’ınızdan vazgeçmeyin. Bizim inanç kimliğimiz tektir. Ya Alevisin, Ya Sünnisin iki kimlikli olmaz. Herkes kendi inanç değerlerini yaşamalıdır. Bu toprakların kadim halkı olan Aleviler kendi inancını geçmişten günümüze unutmadan yaşamaktadır. Herkes kendi inancını özgürce yaşamalıdır. Birbirini ötekileştirmeden, kin ve nefret beslemeden inancını özgürce yaşamalıdır. Anadolu Alevilerinin merkezinde insan vardır, bütün kavimlere aynı nazardan bakar nasıl inanıyorsa öyle yaşamalıdır” dedi.

    Zakir Rıza Aydın’ın seslendirdiği deyiş, duvaz ve mersiyelerle birlikte on iki hizmet yerine getirilerek semah dönüldü. Cem erkanını yürüten dedeler on iki hizmeti yerine getirenlere verdikleri gülbankta bütün insanlığın, barış huzur içinde yaşaması, dünyanın doğal felaketlerden, savaşlardan, bulaşıcı hastalıklardan ve her türlü terörden korunması ifade edildi.

    Cem erkanının ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Cemevlerinin üzerinde bulunduğu parseller, ‘ibadet yeri’ olarak tescil edilmeli’

    ‘Cemevlerinin üzerinde bulunduğu parseller, ‘ibadet yeri’ olarak tescil edilmeli’

    PİRHA- Yenice Cemevinin imar planlarına ‘ibadet yeri’ olarak işaretlenmesini değerlendiren ABF İnanç Kurulu Başkanı Pir Hasan Kılavuz, yerel yönetimlerin alacağı bu tür kararların, merkezi hükümetin cemevleri ile ilgili AİHM kararlarını uygulamasına büyük katkısının olacağını söyledi.

    Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin 2021 Yılı Ocak Ayı Olağan Meclis toplantısında, Yenice Cemevinin imar planlarına ‘ibadet yeri’ olarak işaretlenmesi oy çokluğuyla kabul edildi.

    Karara ilişkin Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, açıklamada bulundu.

    “CEMEVLERİ, HİÇBİR ZAMAN CAMİNİN ALTERNATİFİ OLARAK DÜŞÜNÜLMEMELİDİR”

    Cemevlerinin ibadet yeri olmadığına dönük söylemlerin Alevi yurttaşları ciddi bir biçimde rahatsız ettiğini belirten Kılavuz, “Cemevleri, hiçbir zaman caminin alternatifi olarak düşünülmemelidir. Bir toplumun kutsal dediği mekan, o toplum için kutsaldır. Aleviler; haklı olarak yurt içinde ve yurt dışında cemevlerini kutsal mekanlar olarak görür ve her platformda sesli olarak dile getiriyorlar” dedi.

    Alevi-Bektaşi inancının odak noktasında cemlerin olduğunun altını çizen Kılavuz, şöyle devam etti:

    “Anadolu’nun bin yıllık tarihinde cemevleri coğrafik yerleşim yerlerine göre değişik isimlerle adlandırılmıştır. “Cem damı”, “Baba damı”, “Dede Sofrası”, “Meydan Odası” olarak adlandırılan yerlerde ibadet için toplanılırdı. Bu mekanların en eskilerine özgün mimarileriyle 12. yüzyıldan itibaren Malatya’nın Onar Köyü’nde, Dersim’in Hacılı Köyü’nde, Amasya’nın köylerinde ve daha birçok şehirde rastlanmaktadır.”

    “ÖTEKİLEŞTİRME BİR DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELDİ”

    Kılavuz, “Cemevlerinin yasal statü için Alevi kurumları bütün hukuki yolları deneyerek bir sonuç almayınca, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdığını ve mahkemeyi kazandığını vurgulayarak, “Buna karşın Alevi – Bektaşiler, kamusal alanda ayrımcılık, ötekileştirme ve tasfiye hareketi kapsamına giren örnekler hemen her iktidar döneminde uygulanmıştır. Son zamanlarda bu konudaki rahatsızlıklar ciddi şekilde artmıştır. Ötekileştirmenin bir devlet politikası haline geldiği ve sistemli bir şekilde uygulanır olduğu kanaati yaygındır” diye ifade etti.

    “HÜKÜMETİN AİHM KARARLARINI UYGULAMASINA KATKI SUNABİLİR”

    Yerel yönetimlerin alacağı bu tür kararlar, merkezi hükümetin cemevleri ile ilgili AİHM kararlarını uygulamasına büyük katkısının olacağını söyleyen Kılavuz, “Ülkemizde, 20 milyona yakın Alevi inancında vatandaş yaşıyor. Temennimiz odur ki bu diğer illerin yerel yönetimlerine emsal örnek olur. Bütün cemevlerinin üzerinde bulundukları parseller ibadet yeri olarak tescil edilir” dedi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • ABF İnanç Kurulu Başkanı Kılavuz: Devlet tanımamakta ısrarlı; Aleviler taleplerine sahip çıkmalı

    ABF İnanç Kurulu Başkanı Kılavuz: Devlet tanımamakta ısrarlı; Aleviler taleplerine sahip çıkmalı

    PİRHA- ABF İnanç Kurulu Başkanı Pir Hasan Kılavuz, devletin Alevileri, inançlarını ve ibadet yerlerini görmemekte ısrar ettiğini belirterek, “Aleviler de taleplerine sahip çıkmalı. Alevi yurttaşlar inancını ve inanç yerini içselleştirirse sorunlar hızlı çözülür. Direnirlerse haklarını alırlar” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu Başkanı Pir Hasan Kılavuz, cemevlerine hala ibadethane statüsü verilmemesini ve Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır elektriksiz bırakılmasını  PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CAMİYLE, KİLİSEYLE, HAVRAYLA CEMEVİ EŞİT STATÜDE GÖRÜLMELİDİR”

    Kılavuz, Diyarbakır Pir Sultan Kültür Derneği Cemevinin yaklaşık 2 yıldır elektriksiz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

    “Benzer sıkıntıları birçok cemevi yaşıyor. Yaptığımız başvurular ve yargı sürecinde şu ana kadar sonuç alınmış değildir. Nedeni de devletin geçmişten günümüze cemevlerini ibadethane olarak görmemesi ve tanımamasıdır. Halbuki Türkiye’de milyonlarca Alevi yaşamakta, vergi vermekte ve yurttaş olmaktan kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmektedir. Mahkemeler “Alevilerin ibadet yeri Cemevidir” şeklinde karar verdiği halde, devlet Alevilerin inançlarını tanımamakta ısrar etmekte, uluslararası alanda verilmiş olan yargı kararlarını uygulamamaktadır. Elektrik ile ilgili de açtığımız dava var. Ancak bizim lehimize sonuçlanacağına ihtimal vermiyorum. Devletin tepesindekiler kabul etmediği için yerelde mahkemeler farkı bir karar veremezler. Yapılması gereken camiyle, kiliseyle, havrayla cemevinin eşit statüde görülmesidir.”

    “ALEVİ YURTTAŞLAR İNANCINI VE İNANÇ YERİNİ İÇSELLEŞTİRİRSE SORUNLAR HIZLI ÇÖZÜLÜR”

    Muhalefet partilerini de eleştiren Kılavuz, “’Cemevleri ibadet yerleridir’ diyen CHP’nin, “Tekke ve Zaviyeler Kanunu kaldırılsın” diye bir tek önergesi var mı?” diye sordu.

    Kılavuz, “Aleviler de taleplerine sahip çıkmalı. Alevi yurttaşlar inancını ve inanç yerini içselleştirirse sorunlar hızlı çözülür. Direnirlerse haklarını alırlar. Bu kısa vadeli bir süreç değil ancak uzun soluklu bir mücadeleyle ve doğru yol ve yöntemleri kullanarak haklar alınabilir. Zor bir süreç ancak zoru başarmak önemlidir” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

     

  • Mersin Cemevinde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Mersin Cemevinde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA-Sivas Katliamı’nın 27. yılında yapılan anmada konuşan Pir Hasan Kılavuz, bu topraklardaki farklı inanç ve kültürlere hiçbir zaman tahammül edilmediğini söyledi. Kılavuz, “Sivas’ta Pir Sultan ismine, Âşık Veysel heykeline, semah dönülüp deyiş söylenmesine izin vermeyen zihniyet var oldukça, hiçbir demokratik açılım Alevilerin acısına merhem olmaz” dedi.

    Sivas Madımak Otelinde katledilen 35 can, Mersin Cemevinde anıldı. Saygı duruşu ile başlayan anmada Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede, gülbeng okudu ve çerağlar uyandırıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Alevilerin hafızasında unutulmayan tarihi günler vardır. Bu günlerin acıları ilikten kemiğe ruhumuza işlemiştir. Silmek istesek de olmuyor. 2 Temmuz 1993 böyle bir gündür” diyerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “2 Temmuz 1993, Sivas’ta tekbir seslerinin unutulmadığı, planlı programlı katliam günüdür. Ateşi tutuşturanlar, 35 canımızı diri diri yakanlar görünümde şeriatçıydılar. Ama çok iyi bilindiği gibi görüntünün arkasındaki asıl güç, şeriatçıları besleyen, büyütüp devrimcilerin, ilericilerin, Alevilerin üzerine salan, katliamları yaptıran, devlet içinde kümelenen halk düşmanı sivil çetelerdi. Bugün iktidar olanların içerisinde Sivas’ta canlarımızı diri diri yakan halk düşmanlarının gönüldeşleri vardır. Geçmişte atalarımızın, bugün bizlerin yaşadığı bu topraklarda daima ayrımcılığın, imhanın, inkârın ve istismarın hedefine konan Alevilere, istisnasız bütün iktidarlar her gün kendi cellâtlarının ismini hatırlatarak yaşamayı zorunlu kıldı. On binlerce Alevinin katili Yavuz Selim ismi her Alevinin hafızasındadır.”

    Türkiye’de hiçbir demokratik açılımın inandırıcı olmadığına dikkat çeken Kılavuz, “Bu topraklardaki farklı inanç ve kültürlere hiçbir zaman tahammül edilmedi. Sivas’ta Pir Sultan ismine, Âşık Veysel heykeline, semah dönülüp deyiş söylenmesine izin vermeyen zihniyet var oldukça, hiçbir demokratik açılım Alevilerin acısına merhem olmaz” dedi.

    “AFFEDİLİP SERBEST BIRAKILAN KİŞİ, MİLYONLARCA ALEVİNİN VİCDANLARINDA HEP MAHKÛM KALACAKTIR”

    Kılavuz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Madımak otelinde yakılan 35 canın katili, saray tarafından affedilip cezaevinden çıkarıldı. 27 yıl içerisinde gelip giden iktidarlar ve hâlen iktidar olanlar tek bir sefer olsun mağdur ailelerden ve Alevi camiasından özür dilemediler. Ama unutulmamalı ki bedeli ölüm bile olsa, o affedilip serbest bırakılan kişi, milyonlarca Alevinin vicdanlarında hep mahkûm kalacaktır. ‘’Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’’ diyen Pir Sultan’ın talipleri hiçbir zalim gücün önünde diz çökmedi. Yalnızca pirlerimizin önünde ve cemlerimizde diz kırdık. Sivas şehitlerimizin aziz ruhları şad, devirleri daim ola. Eşit yurttaşlık, barış ve kardeşlik her dem bizim şiarımız olsun.”

    Kılavuz’un konuşmasının ardından sanatçılar Turhan Alıcı, Ozan Açıkalın, Mustafa Talipoğlu, Onur Talipoğlu deyişler söyledi ve semah dönüldü.

    Diren KESER-Erol KAMALAK/MERSİN

  • Pir Hasan Kılavuz yeniden AKD Mersin Şube Başkanı oldu

    Pir Hasan Kılavuz yeniden AKD Mersin Şube Başkanı oldu

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi 14. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Pir Hasan Kılavuz yeniden başkan seçildi.

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi 14. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Genel Kurula, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkez Yöneticisi Ali Özveren ve Hasan Engin katıldı.
    Genel Kurulda, Pir Hasan Kılavuz ve Nuran Kılıçkaya Engin’in yer aldığı 2 listeyle seçim yapıldı.

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi 14.Olağan Genel Kurulunda konuşan Pir Hasan Kılavuz, “Bütün dünyada inanç merkezleri ve inanç mabetleri o inancın inanç önderleri ve inanç konusunda yetkin kişilerle ayakta kalır. Yaşadığımız ülkede eğer cemevleri ayakta kalacaksa, yalnızca Alevi inanç değerlerini bilen ve inanan taliplerin, kendi pirlerini ve seyitlerini cemevlerinde en yetkin durumda, önder olarak kabul etmeleri ile olur’’ diye konuştu.

    “PİR, TALİBİNİ İMAMA VE MÜFTÜYE MAHKUM ETMEMELİ”  

    Pir Hasan Kılavuz, “Önderlik yapan Pir, bilgili olmalı, her inançtan haberdar olmalı, talibini imama ve müftüye mahkum etmemelidir. Alevi pirleri kötülük bendini yıkan ve gittikleri her yerde bir ahlak okulunu açan insanlardır. Alevi pirleri geçmişten günümüze kadar, her hilekar düzene karşı, münafığın fitneliğine karşı, talibi korumak için suyun önünü tutan bir baraj seti gibi durmuştur” diye belirtti.

    Kılavuz, “2013 yılında Mersin Cemevi’nde görevi üstlenirken kendime üç temel hedef koydum” diyerek şöyle açıkladı:
    1- Alevi inancının özünü bozmadan yaşatmaktır.
    2- Cemevini, Alevilere yakışır bir inanç mabedi yapısına kavuşturmaktır.
    3- Cemevinin ekonomik yönden sıkıntılarını en aza indirmektir.
    4- Bütün kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri içerisinde saygınlığını artırmaktır.
    5- Bütün siyasi partilere aynı mesafede duran, dışarıda itibar gören, istem ve talepleri kabul gören bir cemevi olmasını sağlamaktır.”

    1135 oy kullanılan seçimde, Pir Hasan Kılavuz’un yer aldığı beyaz liste 716, Nuran Kılıçkaya Engin’in yer aldığı mavi liste; 411 oy aldı.

    PİRHA/MERSİN

  • Pir Hasan Kılavuz: Sivas Katliamı Aleviler için bir Kerbela’dır

    Pir Hasan Kılavuz: Sivas Katliamı Aleviler için bir Kerbela’dır

    PİRHA- Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, 33 insanın yakılarak katledildiği Sivas Katliamı’nın Alevilerin tarihinde bir Kerbela olayı olduğunu vurguladı. 

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta gerici güçler tarafından yakılarak katledilen canlarla ilgili PİRHA’ya konuştu.

    Kılavuz, “Bu coğrafyada Kızılırmak boylarında Alevilerin ulularının, dervişlerinin ve aşıklarının en üretken ve inanç ibadetimizdeki bütün değerleri yaşattıkları o topraklarda bir katliam yaşandı. 33 insanımız diri diri yakıldı. Alevilerin tarihinde bu da bir Kerbala’ydı” dedi.

    “İşte o günden sonra Aleviler bu bir Kerbela’dır, Irak’a değil Sivas’a Kerbela’ya gitmeliyiz dediler” diye konuşan Pir Kılavuz, şöyle konuştu:

    “Bugün de görüyorum ki tüm kurumlarımız bu kararda durmak için verdikleri ikrarda duruyorlar. Bütün Alevi örgütleri olarak 2 Temmuz’da Sivas’ta olacağız. Onların aziz seferleri onları hiçbir zaman unutmadılar. Bu olaya sebep verenler, kışkırtanlar hala hayatta. Şiddetle kınıyoruz ve lanetliyoruz. Şehit olanlarını anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Pir Hasan Kılavuz: Kaos yaratalım diye saldırı yapabilirler-VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: Kaos yaratalım diye saldırı yapabilirler-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da Valiliği’nin talimatıyla Keçiören Kaymakamı başkanlığında yapılan “Alevi örgütlerine her an tahrik olabilir, dikkat” toplantısında Alevi dernekleri temsilcilerinin uyarılmasını, Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz  PİRHA’ya değerlendirdi. Kılavuz, “Yaşadığımız topraklarda Alevilere yönelik daima katliamlar olmuştur onun için tedbiri elden bırakmamak önem kazanıyor” dedi.

    Haberin Videosu

    Ankara’da valiliğin talimatıyla “Alevi örgütlerine her an tahrik olabilir” uyarısının yapıldığı toplantıya ilişkin Mersin Cemevi Başkanı, Seyit Sabun Ocağı pirlerinden Hasan Kılavuz PİRHA’ya konuştu.

    Kılavuz, “Yaşadığımız topraklarda Alevilere yönelik daima katliamlar olmuştur ve Aleviler bu katliamları yaşamışlardır. Onun için tedbirli olmak, tedbiri elden bırakmamak, günümüzde daha da önem kazanıyor.” dedi.

    Pir Kılavuz, şunları ifade etti:

    “Onlarca cemevinin olduğu kentler var. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Mersin. Şimdi bu cemevlerine yönelik bir saldırı olur ise; Alevilerin tavrı ne olur. Tabii bu biz Alevileri hep düşündürüyor. Onun içinde tedbiri elden bırakmamak için cemevlerimizin bu konuda hassas davranması lazım, cemevi yönetici ve kadrolarının cemevlerine kim geliyor, kim çıkıyor, nereden geliyor. Cemevleri sahipsiz bırakılmamalı.”

    “KAOS YARATALIM DİYEREK SALDIRI PLANLAYABİLİRLER”

    Pir Hasan Kılavuz, “Cemevlerinde mümkün olduğunca olanak ve imkanlar yaratılarak 24 saat hizmet verilmelidir. Bu konuda tedirginliğimiz var mı diye sorsalar ben bir cemevinin başkanı olarak evet tedirginliğimiz var. Çünkü belli olmaz. Su uyur düşman uyumaz. Biz Alevilerle Sünnileri karşı karşıya getirilelim, ortada bir kaos yaratalım, bir düşmanlığı körükleyelim, murat alalım, onunla kendini tatmin etmek için Alevilere bir saldırı planlayabilirler” diye konuşarak, şöyle devam etti:

    “Bunun için de hedef şahıslardan çok kurumlar olur. Nedir Alevi kurumları, cemevleri. Ben bu konuda tedirgin değil miyim, desem hayır eksik olur. Evet tedirginim. Onun için de bizim cemevimizde polis vardır. 1 seneden fazla oldu. Cemevimizde 24 saat görev yapıyorlar. Niye? Valiliğe müracaatımızı yaptık. Dedik ki böyle bir duyum alınmış, bilgi alınmış, emniyetten bilgilendirdiler. Cemevlerine yönelik bir saldırı hesabı yapanlar var. O zaman dedik sizin bu tedbiri almanız lazım. Koruma almanız lazım.

    Şayet biz ‘polis gelmesin istemiyoruz’ deseydik herhangi bir olay olsa o zaman da Alevi kurum ve kuruluşları Alevi kanaat önderleri, yazarları, çizerleri tepki gösterse niye bu oldu? Diyecekler ki biz koruma verdik, tedbir alalım dedik, siz istemediniz. Onun için ben açıkça söylüyorum. Bugünkü mevcut hükümet de nerede olursa olsun valiler, kaymakamlar, bakanlıklar, il emniyet müdürlükleri, ilçe emniyet müdürleri cemevi yöneticileri kendilerinin güvenliğini sağlamaları için oralardan hizmet almalıdırlar.”

    “PROVOKASYONLARIN ÖNÜNE GEÇMEK GEREKİYOR”

    Kılavuz, “Tedbirler alınmalıdır. Bu bizim hakkımızdır. Niye hakkımızdır? Çünkü biz korkuyla yaşamak istemiyoruz. Çünkü ülkenin bir kaosa doğru gittiğini de görüyoruz. IŞİD’i bir taraftan, Alevileri sevmeyenler bir taraftan, bir kavga sürüyor. Ülkemizin her köşesinde, ülkemizin dışında. Öyle bir hal almış ki kimin dost, kimin düşman olduğunu bilemez duruma geldik” dedi.

    Suriye’de yaşanan olayları örnek gösteren Kılavuz, “Suriye’de de Alevilere karşı büyük bir katliam uygulanıyor. Bir cemevine saldırı yapılsa, orada bir katliam uygulansa bunun hesabını kim verecek” diye sordu ve sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevilerin tedbirli olması lazım. Bu tür provokasyon olayların önüne geçmek için de bağlı bulundukları yerlerde onlardan hizmet almalıdırlar. Ve resmi müracaatları olmalı. Ben bunu gerekli görüyorum. Türkiye’de Alevilerin korkusuz yaşamak, çoluk çocuğumuzun rahatça cemevlerine gitmesi, ibadetlerimizi yapmamız, kültürel değerlerimizi orada yaşatmamız için buna ihtiyaç vardır. İnanıyorum ki bugün cemevlerimizin yöneticileri, kurumun kanaat önderleri de bu konuda gerekli duyarlılığı göstereceklerdir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Pir Hasan Kılavuz: Xızır hazır ve nazırdır, yeter ki yürekten çağır-VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: Xızır hazır ve nazırdır, yeter ki yürekten çağır-VİDEO

    PİRHA- Seyit Sabun Ocağı Pirlerinden Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Xızır ayının inancın doruğa çıktığı bir ay ve bayram günleri olduğunu belirterek, “Xızır cümle canların muradını verendir, darda olanlara yetişendir. Xızır cümlemize yar ve yardımcı olsun” dedi.

    Haberin videosu

    Xızır ayı, oruç ve Xızır cemleriyle devam ediyor. Aleviler bulundukları yerlerde şubat aynın ilk günlerinden başlayarak ayın üçüncü haftasına kadar, üç gün oruç tutuyor.

    Pir Hasan Kılavuz, yürekten Xızır’ı çağıranlara, yad edenlere, gönlünde yaşatanlara Xızır hep yardımcı olur. Xızır, Anadolu Kızılbaş Alevilerin yaşayan tanrısıdır. Onun için Aleviler nerede olurlarsa olsunlar hep Xızır’ı çağırırlar” dedi.

    “Xızır, ab-ı hayat suyunu içip ölümsüzleşendir” diyen Kılavuz şunları ifade etti:

    “Bu evrende, yeryüzünde yeşillik durduğu, çiçekler açtığı sürece Bozatlı Xızır vardır. Xızır hazır ve nazırdır, yeter ki yürekten çağır. Xızır, Alevilerin, yıldızıdır, dolunayıdır, güneşidir, herşeyidir. Xızır ayı geldiği zaman, en ucra köşeye kadar, inançta en yoğun duyguların kalbe çaldığı o günlerde, Xızır lokması pişirirler. Xızır’a atfettikleri her mekanda lokmalarını paylaşırlar. Xızır ayı inancın doruğa çıktığı günlerdir. Pirler, mürşidler, reyberler, seyitler, taliplerini bugünlerde ziyarete gider, Sorunlarını dinler, müşküllüklerini giderir, küskünleri barıştır, ağlayanı güldürürler. Xızır, meyman Alidir. Xızır herkese gönlünce görünür.”

    Pir Kılavuz, “Xızır orucu, 3 gün ve Alevilerin yaşadıkları bütün yerleşim yerlerinde 4 hafta boyunca tutulur” diyerek şu bilgileri verdi:

    “Aynı coşku ve sevinçle bulundukları yerde Xızır’ı karşılarlar. Bayram havasında hazırlık yapılır, evler temizlenir, Xızır çağrılır. Çünkü Alevi inancında en büyük bayram günleri Xızır günleridir. Xızır ayı kış ayıdır. Xızır ayı, ambarların tükendiği, yiyeceklerin azaldığı günler yaşadığı zamandır. İşte böylesi günlerde Xızır lokması denilen ve ambarın altında kalan buğday tanelerinin kavrulup yapılan Kavut pişirilip, kapı komşu çağrılarak nuş edilir. Aleviler, Xızır adını binlerce yere verdikleri için gittikleri yerde o noktaya geldiklerinde orayı öperler. Xızır cümle canların muradını verendir, darda olanlara yetişendir. Xızır cümlemize yar ve yardımcı olsun.

    Diren KESER/MERSİN