PİRHA- Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Mehmet Seyitalioğlu, devlet ve iktidar eliyle Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının devam ettiğini söyleyerek, “İktidarın tahakkümünde ve güdümünde olan tarikatlara meydan açarak asimilasyon devlet eliyle, Kültür Bakanlığı öncülüğünde yürütülüyor” dedi.
Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Mehmet Seyitalioğlu, devlet ve iktidar eliyle Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının devam ettiğini söyledi.
Pir Mehmet Seyitoğlu, özellikle İslami cepheden olmak üzere diğer inanç çevrelerince Alevilerin özünden ayrılarak asimile edilmek istendiğine vurgu yaptı.
Bu asimilasyonun devlet eliyle, Kültür Bakanlığı öncülüğünde yürütüldüğünü belirten Seyitalioğlu, şunları söyledi:
“Varto’nun Alevi köyleri tek tek dolaşılarak kendilerini Kültür Bakanlığı ve İçişleri Bakanlık görevlileri olarak tanıtan kişiler bu emellerine ulaşmak istemektedirler. İbadethanelerimize birer görevli atayacaklarını, sigortasının yatırılacağı, ‘pirinizi seçin onu da görevlendirelim, yetkilendirelim’ sözlerini de eklemekten kaçınmamaktalar. Eğer kabuller gerçekleşirse ne zaman cem yapacağımızın ne zaman aşure paylaşacağımızın vs. kararını artık devlet görevlileri verecek. Devletin Alevisi olmaya götüren yol açılmış olacak.”
Seyitalioğlu, toplumun herhangi bir kesiminin inançlarına ve yaşam tarzına müdahale edilmemesi gerektiğini ifade etti.
PİRHA- Newroz’un Alevilerdeki yerine ilişkin konuşan Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Mehmet Seyitalioğlu, “Newroz ile yeniden şekillenir, yeniden var olur, yeniden şahlanır, yeniden toplumsallaşır, bu bize güç ve enerji verir. Newroz’un olacağı günün akşamında çıralar yakılır, ziyaret dediğimiz o taşa gidilir, yağdan yapılmış olan çırayı yakar, eve dönerdik. Gündüz ise güneşe, gece ise aya ve kendi yöremizdeki ziyarete dönerek dua edilirdi” dedi.
Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Mehmet Seyitalioğlu, Newroz’u ve Newroz’un Alevilerdeki yerini anlattı.
Seyitalioğlu, kış mevsimi ile başlayan ve Raa Heqî Alevilik inancının kutsallık ile birlikte yas atfettiği günleri olan Gaxan, Xızır, Howtemal ve Newroz’un birbiri ile ilişkili olduğuna vurguda bulunarak, bunların hepsinin Newroz ile yeniden şekillendiği, var olduğu ve toplumsallaşarak güç verdiğine dikkat çekti.
“NEWROZ HER YÖREDE KENDİNE ÖZGÜ GELENEKSEL BİR KÜLTÜRLE YAŞATILIR”
Seyitalioğlu, Newroz’un her yörede kendine özgü geleneksel bir kültürle yaşatılarak bugüne getirildiğini belirtti. Varto bölgesinde Newroz’ a özgü ritüeller ve anlatımları da paylaşan Seyitaalioğlu, “Örneğin Varto’da Hormekan yöresinde kutlanırdı. 1950’li yıllarda amcam bunu evde kutlarlardı. Newroz’un olacağı günün akşamında çıralar yakılır, ziyaret dediğimiz o taşa gidilir, yağdan yapılmış olan çırayı yakar, eve dönerdik. Diğer gün ayın 21’inde tüm tabiatın yeşile durduğu, yeşermeye durduğu, varlığa döndüğü, yani çar anasır dediğimiz ana temel öğelerin yeniden varlık dünyasına intikal ettiğini ifade eden tarzda bir bütünlük içerisinde hareket edilir ve amcam o gün dua ederdi. Kendince eğer gündüzse güneşe, geceyse aya ve kendi yöremizdeki ziyarete dönerek dua ederdi. Duasında sağlık dilerdi, iyi rızk dilerdi, kötülerin, arsızların, pirsizlerin kendi yolumuza çıkmaması için dua ederdi ve hep bu temelde yürütürdü. Diğer gün eskiden yani depremden önce köy damlarının çatısı topraktı. Evin damında, getirilen meşe ağaçlarının yaprakları hayvanlara yedirilir ve geriye yalnız çeper kalırdı. O çeperden bir odun yığını döşerdi ve onu tutuştururdu. Buna da Newroz diyordu” diye belirtti.
“KABEM İNSAN DEĞİL, CÜMLE ALEMDİR”
Raa Haqi Alevi inancında eşitlikçi doğal toplum fikrinin var olduğuna değinen Seyitalioğlu, “Aslında Alevilikte de eşitlikçi, doğal, dayanışmacı bir toplum kültürü vardır ve o bu geleneklerde yatıyor. Biz eskiden şiirlerimizde, türkülerimizde kabem insandır diyorduk, halbuki kabem insandır cümlesi bana göre eksiktir. Kabem cümle alemdir. Yani kurdu, kuşu, çakalı, balığı olmasa ben yalnız başıma ne yaparım? Yani kabemin insan olması, insanın bir varlık dünyasında var olması yetmez. Çünkü ekolojik, toplumsal değerlerin bütünüyle birlikte biz var olduğumuz zaman hayatın kendisini gerçek manada yaşarız ve yaşatırız” diye konuştu.
“GAXAN’DAN 21 MART’A KADAR DEVAM EDEN ZENGİN BİR RİTÜELLER DÖNEMİMİZ VAR”
Newroz’un, ateşin üzerinden atlama, demir dövme gibi hayatın bir alanına indirgendiğini söyleyen Seyitalioğlu, “Newroz’da yalnız başına ne ateşin üzerinden atlamaktır, ne yalnız başına demiri dövmektir, ne yalnız başına secde eden ağaçların doğayla insan arasındaki bu diyalektik bağının, varlık dünyasına inkişaf edip yeniden var etme noktasında, kültürel olarak taşınıyor olması demektir. Yani bunların bütünüdür. Ne yalnız ateşin üzerinden atlamaya indirgenir derken ateşin üzerinden atlamayı reddetmiyorum. Ama sadece onunla anlatılmaz. Çünkü Gaxan’dan başlayan ve Mart sonuna, 21 Mart’a kadar devam eden zengin bir ritüeller dönemimiz vardır” dedi.
“NEWROZ YENİ GÜNÜN, YENİ YAŞAMIN İŞARETİDİR”
Şubat ayının son haftasından itibaren cemrelerin düşmesi ile birlikte kainatın canlılık kazanmaya başladığını ifade eden Seyitalioğlu Gaxan, Xızır ve Newroz süreçlerinin bir biri ile ilişkili olduğuna vurguda bulundu.
Seyitaliaoğlu şöyle devam etti:
“Cemrelerin ilki havaya düşer ve gökyüzünde kuşlar ötüşmeye, sıcak memleketlere giden kuşlar dönmeye başlar. Mesela bizim oraya gelen sığırcıklar vardır, kara kuş diyoruz yöresel olarak, onlar gelirler. Ardından cemre suya düşer, leylekler, turnalar gelirdi. Akarsuların kenarlarında erimiş olan kar paçalarındaki hafif kara noktalarına, yeşilliklerine turnalar gelir konardı. Bir süre sonra cemre toprağa düşer ve artık toprakta saklı bulunan çiçeklerin, mesela kardelenin (pivok) yeryüzüne fışkırdığını görürdük. Toprakta saklı olan o soğanın çiçeklendiğini görürdük. Bunların hepsi yeni günün, yeni yaşamın işaretidir. Yeniden hayatın var olma günüdür. Tabi ki bizim için bir Xızır kültürü farklıdır, hak, hakikat farklıdır, zahir ve batın olgusu farklıdır. Bunların hepsi Newroz ile yeniden şekillenir, yeniden var olur, yeniden şahlanır, yeniden toplumsallaşır, bu bize güç ve enerji verir. Yeniden doğumlara hazırlanırız. Yeşererek hayat bulan bütün doğa olgunlaşır, mevsimi gelir yeşerir, mevsimi gelir yazın boylanır, tohumlanır, tekrar toprağa düşer. Yine bir kar örtüsüyle örtülür ve tekrar bir Newroz’da yeniden Newrozlaşarak doğuma durmak üzere, yeşermek üzere toprak örtüsünün altında, o günü bekler ve şahlanarak bizlere müjdeler kendini.”
PİRHA- AKD Genel Başkanı Doğan Demir’in Davutoğlu’nun partisinde yer almasına ilişkin konuşan Pir Mehmet Seyitalioğlu, “Doğan Demir acaba hangi Alevi kurumunun veya hangi kurumların rızalığını alarak oraya gitti. Bir defa bu rızalığın dayandığı temel çerçeve nedir? Alevilerin bir partiden çok kendi özüyle buluşmaya ve toplumuyla bütünleşmeye ihtiyacı vardır” dedi.
Pir Mehmet Seyitalioğlu, Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nin kurucu üyeleri arasında yer alan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir’e tepki gösterdi.
“İNANÇLAR SİYASİ PARTİLERE İHTİYAÇ DUYMAZ”
İnançların kendini yaşatabilmesi için hiçbir siyasi partinin ekonomik desteğine ihtiyacı olmayacağını söyleyen Seyitalioğlu, kendi olabilmenin ancak demokrasi ile sağlanabileceğini söyledi.
Seyitalioğlu, “Alevilerin örgütlenmesi bir araya gelmesi, mevcut siyasal ve hukuksal boyutuyla biçimlendirip, tartıştığınız zaman bir parti mi, parti dışımı veyahut ta bir örgütlü güç içerisinde var olma gibi soruları sorduğumuzda şöyle bir cevap görürüz; Aleviler kendi partisini kurmalı mıdır sorusunu kendi kendimize sorduğumuzda ve tarihsel olarak baktığımızda denenmiş, ispatlanmış ve doğru bir sonuca varmayan partiler vardır. O zaman nasıl bir partide ne şekilde örgütlenmeliyiz sorusuna cevap vermek lazım. Bir defa Alevi inanç ve kültüründe olduğu gibi diğer inançlarında top yekün olarak devlet yapılanmasının dışında olmalıdır. Yani şudur; devletin dini olmaz. Her inanç kendi boyutuyla yaşamalı ve kendisini yaşatmalı. Ekonomik toplumsal siyasal hiçbir desteği de gerek yok kendi yağında kavrulmalıdırlar. Ne zaman ki bir inanç çevresi başka bir inanca baskı ve zulüm uygulamaya kalkarsa o zaman demokratik hukuk temelinde buna karşı birlik göstermelidir dur demelidir. Hepimizin birlikte olduğu bir demokratik devlet ancak buna hayır diyebilir. Çünkü hepsine de eşit uzaklıkta olacağı için de birilerine sen konuş, sen örgütlen, sen sus, sen rafizisin, sen devlet dışısın deme cüreti göstermemelidir. Her kesimin kendi inancını yaşama, örgütlenme, kurumlarını var etme haklarını ancak demokrasi şemsiyesi altında gerçekleştirebiliriz” diye konuştu.
ALEVİLERİN İKTİDARLAŞMA GİBİ ARAYIŞI YOK”
Seyitalioğlu, her toplumun inanç, kültür ve siyasal haklarının anayasal bir hak gerçekliği temelinde garanti alınması gerektiğine çağrı yaptı. Alevilerin iktidarlaşma gibi bir arayışının olmadığına vurgu yapan Seyitalioğlu, “Mevcut gelinen noktada da cemevlerimizin çok ciddi problemleri var. Cemevlerinde değil, onun çeperinde inanç ve ibadet özgürlüğü olmadığı içinde kendi gerçek Alevi inanç ve kültürünün yaşandığı yerler olmaktan çıkmaktadır. Zira pratik olan yapılan cenaze erkanlarıdır, evlilikle ilgili verilen gulbanglardır. Oysaki Alevi inanç ve kültürü bunun ötesindedir. Örgütlü olan önderlerin, canların bunun önüne geçmesi gerekiyor. Çünkü bizim iktidar olma diye bir anlayışımız yoktur. Mesela bazı canlar çıkıp “biz hiçbir yere vali miyiz, kaymakam mıyız” gibi serzenişleri oluyor. Bu söylem Alevilerin bütünüyle dıştalanıyor oluşunun yansımasıdır. Ama kesinlikle bizim iktidarlaşma, birilerini yönetme değil, tam tersine Alevilerin kollektif hakları temelinde doğal, eşitlikçi toplum anlayışınla hareket edip, yoğunlaşırsak, yolumuz erkanını yaşar ve yaşatırız. O zaman hiçbir gölge üzerimize düşmez ve yol kat edebiliriz” dedi.
“KİMDEN RIZALIK ALINDI?”
Davutoğlu’nun partisinde yer alan Doğan Demir’e, ‘Acaba hangi Alevi kurumunun veya hangi kurumların rızalığını alarak oraya geldi’ sorusunu yönelten Seyitalioğlu, durumun Alevileri yaraladığını söyledi.
Seyitalioğlu, “Bir defa bu rızalığın dayandığı temel dayandığı temel çerçeve nedir. Geçmişte bazı partiler vaatlerde bulunuldu ama hiçbir adım atılmadığı herkesçe bilinen bir gerçek. Davutoğlu’nun geçmişte yapıklarına baktığımızda bunu çok iyi görüyoruz. Kendisi dışında olan bütün herkese düşman insandan nasıl medet umulur. Doğan Demir’in Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı olma sıfatı ile orada bulunması yenilir yutulur bir durum değildir. Bu bakış açısının yarını yoktur” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Demokratik Alevi Derneği Mersin Şubesi 2. Olağan kongresini gerçekleştirdi. Kongrede konuşan DAD Mersin Şube Eş Başkanı Mehmet Seyitalioğlu, “Kurumumuz, Alevi inanç ve kültürünü yaşamak ve yaşatmak için bir görev ve sorumluluk üstlenmektedir. Alevi inancımızı yaşar, yaşatırız ve özgürlük mücadelesini veririz” dedi.
Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mersin Şubesi 2. Olağan kongresini şube binasında gerçekleştirdi. Yapılan kongreye HDP, DBP, ESP, Halk Evleri, Emek ve Demokrasi Platformu temsilcileri, HDK meclisi ve sözcüleri, 78’liler girişimi, İHD, PSAKD Mersin şube temsilcileri ve çok sayıda can katıldı.
Divan başkanlığını Hasan Yurtsever, üyeliklerine Gülay Şimşek ve Fahrettin Teker seçildi.
Alevilik yol erkanında Kerbela’dan bu yana mücadele eden ve şehit düşen canların anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
Demokratik Alevi Derneklerinin görev ve misyonu hakkında açıklama yapan divan başkanı Hasan Yurtsever, üye ve canların bu konudaki çalışmalarına güç vermeleri gerektiğine vurgu yaptı.
Divan başkanının konuşmasının ardından kongreye katılan siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri söz aldı.
Toplumda örgütlenmenin önündeki en büyük engelin düşünce özgürlüğüne vurulan zincir olduğunu ifade eden İHD Mersin şube yöneticisi Ali Tanrıverdi, “İnanç örgütlenmesinde Demokratik Alevi Derneklerinin önemli bir işlev ve boşluğu doldurduğunu ilimizdeki bu çaba ve gayretleri bakımından en açıcı ve Alevi inanç ve kültürün yaşatılmasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu temeldeki çalışmaların topluma ve inançlara bir perspektif açmaktadır” diye ifade etti.
78’liler girişimi yöneticilerinden İbrahim Bilen, Tarihselliği açısından Alevi inanç ve kültürünün kökenine vurgu yaptı.
“KAPİTALİST MODERNİTEYE KARŞI 1400 YILLIK MÜCADELE GELENEĞİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”
“İnancında bir siyaset alanı olduğunu hayatın her alanı hakikat arayışı ile Mazlum çaresiz mekan rızasız zaman sahipsiz olmadığını ve bu özdeyişin kendilerine bir ışık tuttuğunu” ifade eden HDP Mersin il eş başkanı Mustafa Işık, “Mevcut yapılanma, toplumsal değerlerden uzaklaştırmak ve bu değerleri hiçe indirgemek isteyen toplumsallığı bozan kapitalist moderniteye karşı biz de 1400 yıllık mücadele geleneğini ve toplumsallığı var etmekle gerçekleştirebiliriz” dedi.
“CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA BİR ÇOK KATLİAM YAŞANMIŞTIR”
Kongreye katılan kurum temsilcilerinin ardından söz alan DAD eş başkanı Mehmet Seyitalioğlu “Demokratik Alevi dernekleri her şeyden evvel bir Alevi kurumudur. Kurum Alevi inanç ve kültürünü yaşamak ve yaşatmak için bir görev ve sorumluluk üstlenmektedir. Alevi inancımızı yaşar, yaşatır ve özgürlük mücadelesini veririz” dedi.
“Bir siyaset tarzı olarak Cumhuriyet boyunca muhalif olan halklara ve inançlara yönelik birçok katliamlar yapılmıştır” ifadelerini kullanan Seyitalioğlu, “Cumhuriyet döneminde, Koçgiri, Şeyh Sait, Zilan, Dersim, Rum katliamı, Ortanca, Elbistan, Maraş, Sivas Malatya, Gazi, Ümraniye, Madımak, Roboski, Sur, Cizre, Nusaybin, Şırnak ve Ankara Garı Katliamları. İttihat ve Terakki Partisi’nin kalem şörlerinden Baha Sait cumhuriyet döneminde de önemli görevler üstlenerek Kürtleri Türkleştirme Alevileri İslamlaştırma çabaları Cumhuriyet döneminde ise Alevileri İslamlaştırma ve Türkleştirme gayretleri de planlama içinde devam etmiştir” diye ifade etti.
“OSMANLI’DAN DEVRALINAN MUHALİFLERİ YOK ETME POLİTİKASIDIR”
Seyitalioğlu, “Bir siyaset tarzı olarak tüm muhalifler her zaman böylesin zulümlerle karşı karşıya kalmışlardır. Bir siyaset tarzı olarak katliamlar hep devam ede gelmiştir. Özet dediğimiz tarz Osmanlı’dan devri alınan muhaliflere yönelik yok etme politikalarıdır. Diğer yaşananlar da bunun farklı zaman ve mekanda cereyan edenlerdir” diye konuştu.
Mali ve faaliyet raporlarının okunup oylanmasının ardından tek liste ile yapılan seçimde yönetim üyeliklerine, İbrahim Çeçen, Nurettin Aktan, Hasan Kılıç, İsmail Altun, Gülbahar şoför, Musa Okutan ve Tülay Şakar seçildiler.
İlk toplantıda bir araya gelecek olan yönetim kurulu üyeleri şube eş başkanlarını seçerek görev dağılımı yapacak.
PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları için meydanda çılalarını ve mumlarını yakarak anma gerçekleştirdi.
İdam edilişinin 81. yılında Seyit Rıza ve yoldaşları, Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda çılalar ve mumlar yakılarak anıldı.
Anmaya DAD, PSAKD, ABF, DEDEF, EMEP, SMF, ESP, SKM, HDP, DBP, PARTİZAN, BARO, DİSK, KESK, İHD ve DTK temsilcilerinin yanı sıra HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Milletvekilleri Ali kenanoğlu, Kemal Bülbül, Dılşat Canbaz Kaya, Zeynel Özen ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Seyit Sabun Ocağı Pirlerinden Mehmet Seyitalioğlu, “Karanlıkları, değerlerimizi bütünüyle yok eden, bu kirlilik Seyit Rızaların katledilişine kadar var olan bir zincirdir. İşte tam da bu karanlıkların aydınlanması için bu mumu yakıyorum” dedi.
Mumlar ve çılalar yakılarak Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı.
PİRHA- 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleştirilen Dersim Tertelesi’nin 81. yıl dönümünde Demokratik Alevi Derneği Mersin Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleşti. Açıklamada, Dersim’de insanlık onurunun ayaklar altına alındığı belirtildi.
4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleştirilen Dersim Tertelesi’nin 81. yıl dönümünde Demokratik Alevi Derneği Mersin Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleşti.
Dernek binasında gerçekleşen basın açıklamasına, Siirt HDP Vekili Kadri Yıldırım, Aysel Kılavuz, Demokratik Alevi Derneği Üyeleri ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.
Demokratik Alevi Derneği Mersin Şube Başkanı Mehmet Seyitalioğlu “Dersim’de devlet zalimlikte sınır tanımadı. Dersim’de hem Kürtlük hem de Alevilik büyük bir mezalime maruz kaldı. Cumhuriyet tarihinin en büyük toplu katliamı yapıldı. İnsanlık onuru ayaklar altına alınarak bir halkın dili, tarihi, kültürü, inancı yok edilmeye çalışıldı. Ama bu zalimlik hiçbir zaman unutulmadı. Katliamların tüm detayları ağıtlarda kaldı. Acısı yüreklerde dinmedi” diye konuştu.
Seyitalioğlu’’ 1925-1938 yılları arasında uygulanan inkar, imha ve Türkleştirme politikaları için artık sözün bittiği yerdeyiz” diyerek şu talepleri yineledi:
“Dersim Katliamı’na ait tüm devlet arşivleri açılmalıdır. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalıdır. Dersim’in ve diğer Kürt illeri ve tüm yerleşim yerlerinin adları iade edilmelidir.”
PİRHA- Xızır’ın, Aleviler için çok önemli olduğunu belirten Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mersin Şubesi Eş Başkanı Pir Mehmet Seyitalioğlu, “Xızır’ı dışımızda aramaya gerek yoktur. Güzelliğe vesile olan, bizleri iyiliğe, doğruluğa, hakikate yönlendiren kişi de Xızır’dır” dedi.
Haberin videosu
Aleviler için en önemli kutsal ay olan Xızır ayı, oruç ve Xızır cemleriyle devam ediyor.
PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mersin Şubesi Eş Başkanı Pir Mehmet Seyitalioğlu, Ocak ayının sonu şubat ayının ortasına kadar Xızır orucu tutulduğunu ifade etti.
Pir Mehmet Seyitalioğlu, “Aslında oruç, doğanın uykuda olma halidir. Yani doğa değişime, dönüşüme hazırlandığı zamandır. Alevilerin de Xızır ve Heftmal gibi oruçlar tutması doğaldır. Çünkü Aleviler doğayla bütünleşmiştir. Xızır inancı, darda kalan, zorda olanın, özgürlüğün ve baharın müjdecisidir. Doğada yavaş yavaş cemreler düşer” diyerek şunları söyledi:
“Xızır’ın, inanç deryasında Xızır adıyla anılıp, yeniden ikrarlaşmayı gündemleştirdiği alanlar vardır. Mesela göl, ağaç, çeşme, dağ vb. yerlere Xızır adı verilir. Aleviler buralara gittiğinde niyaz olurlar. Xızır herkesin imdadına gitmez, pak olanların imdadına yetişir. İnancımızda pak, yaşamımızın bütününde arınarak, ikrarlaşarak vardığı yerdir.”
“HZ. ALİ’YE VE EHLİBEYT’E ÖNCÜLÜK EDEN XIZIR’DIR”
Tur dağında Musa’ya öncülük eden Kızıldeniz’i aştırıp ölümsüzlük yolunu gösteren Xızır’dır. Hz. Ali’ye ve Ehlibeyt’e öncülük eden Xızır’dır” diyen Pir Seyitalioğlu, “Xızır’ı dışımızda aramaya gerek yoktur. Güzelliğe vesile olan, bizleri iyiliğe, doğruluğa, hakikate yönlendiren kişi de Xızır’dır. Ayrıca Xızır Cem’i, İkrar Cem’i, Dar Cem’i Xızır ayın yürütülür. Xızır kültü çok geniş bir anlam ve inanç dünyasıdır. Xızır’ı ya Hak, Ya Xızır, Ya Ana Fatma diye çağırır. Darda olanın, zorda olanın yanında olmasını isteriz” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Başkanı Pir Mehmet Seyitalioğlu, iktidarın kendisi gibi düşünmeyenleri dışladığını söyledi. Seyitalioğlu, “Bu dışlamayı, TDK’nin Alevilere vazalak demesinde, Alevilerin sesi olan TV10 yönetici ve çalışanlarının tutuklanmasında ve tutuklulara tek tip elbise giydirilmek istenmesinde görüyoruz. Bunlara karşı halkların demokratik temelde hak arayışlarını örgütlemeliyiz” dedi.
Haberin videosu
Türk Dil Kurumu’nun Alevileri, serseri, aptal anlamlarına gelen “vazalak” olarak tanımlamasına tepki gösteren Pir Mehmet Seyitalioğlu, TDK’nin bu tutumuyla memleket içerisinde toplumun bir kesimini ötekileştirdiğini belirtti. Seyitalioğlu, “Bu tür tutumlara hayır diyoruz. Bu gidişata asla yol vermeyeceğiz. Kurum ve kuruluşlarımızla bu ahlaksızlığa karşı gerekli davranışımızı ortaya koyacağız” dedi.
“TUTUKLANAN TV10 YÖNETİCİLERİ VE ÇALIŞANLARI SERBEST BIRAKILSIN”
TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu üyesi Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in tutuklanmasını da değerlendiren Pir Seyitalioğlu, şunları ifade etti:
“Kendi dillerinde, inançlarında yaşamlarını sürdüren insanların kültürünü yayan televizyonu kapatmasına karşı günlerdir direniyorlardı. Tekçi anlayışa karşı çıktıkları için tutuklandılar. Devlet, kendi Alevisini yaratmak, karşısında konuşan, soran, sorgulayan, hak arayan bir insan kitlesi değil, kendine biat eden bir toplum istiyor. Farklı seslerin yükselmesinden rahatsızlık duymaktadır. Tutuklananların en kısa sürede serbest bırakılmasını istiyoruz.”
“TEK TİP ELBİSE UYGULAMASI İNSANLIK DIŞI”
Tutuklulara “Tek tip elbise” yasasını da değerlendiren Pir Seyitalioğlu, tek tip elbise uygulamanın insanlık dışı bir tutum olduğuna dikkat çekerek “Bunu kabul etmek mümkün değildir” dedi.