Etiket: pir seyit rıza

  • Hüsniye Çelik: Seyit Rıza’yı katleden zihniyet hala devamlılığını sürdürüyor- VİDEO

    Hüsniye Çelik: Seyit Rıza’yı katleden zihniyet hala devamlılığını sürdürüyor- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Seyit Rıza ve arkadaşlarını katleden zihniyetin hala varlığını sürdürdüğünü belirterek, “Devlet, Alevileri ve Alevi inancını ortadan kaldırmak için her yolu denedi, deniyor. Ancak bizler Seyit Rıza’nın torunlarıyız. Asimilasyonlarına boyun eğmeyeceğiz” dedi.

    87 yıl önce Dersim’in önde gelenlerinden Pir Seyit Rıza ve arkadaşları Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Seyit Rıza ve arkadaşlarının katledilişine dair PİRHA‘ya konuştu.

    “DEVLET HER DAİM ALEVİLERİ YOK ETMEYE ÇALIŞTI”

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının Cumhuriyet rejiminin tekçi zihniyeti sonucu katledildiğini söyleyen Hüsniye Çelik, özellikle Kürt Alevilerin her daim devletin hedefinde olduğunu ve bu idamların da bundan dolayı yapıldığını vurguladı.

    Çelik, “Cumhuriyetin ilanından sonra yöneldikleri ilk kesim Ermeni ve Rumlardan sonra Aleviler oldu. Resmi devlet ideolojisi Kürtler ve özellikle Aleviler üzerinde sürekli bir yok etme, asimile etme haline geldi. Bugüne kadar da devam ettiriliyor. Devletin özellikle 12 Eylül’den sonra Alevilerin üzerindeki tahakkümü daha da katmerleşerek arttı” dedi.

    Aleviler üzerindeki yok etme hedefinin şimdilerde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla yapıldığına dikkat çeken Çelik, “Devlet, Sünni- Hanifi mezhebinin içine Alevileri konumlandırarak asimilasyon politikalarını devreye sokuyor. Ne yazık ki bizim bazı kanaat önderlerimiz de buna çanak tutuyor. Ancak buna güçleri yetmeyecek. Kızılbaş Aleviler ne yok oldu, ne de asimile oldular” diye konuştu.

    DERVİŞOĞLU’NUN TEHDİTİNE TEPKİ

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı hedef alarak, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerini kullanmıştı. Bu sözleri şiddetle kınadığını ifade eden Çelik, şunları dile getirdi:

    “Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam kararını verenlerle aynı zihniyetin ürünü. Yavuz’dan bu yana Alevi kıyımı var bu coğrafyada. Devletin ırkçı, faşist, tekçi zihniyeti aynı şekilde devam ediyor. Bunun karşısında tek vücut olup, direnmemiz gerekiyor. Buna boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Seyit Rıza’nın torunuyuz, inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • DEM Parti: Dersim Katliamı’nda sorumluluğu olan tüm siyasi aktörler kıyımın failleridir!

    DEM Parti: Dersim Katliamı’nda sorumluluğu olan tüm siyasi aktörler kıyımın failleridir!

    PİRHA – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Katliamı’nın 87. yıldönümüne dair açıklama yaptı. Dersim Katliamı’nın asimilasyon politikalarıyla sürdürüldüğüne vurgu yapan DEM Parti, “Organize eden ve bizzat sorumluluğu olan tüm siyasi aktörler bu kıyımın failleridir” ifadelerine yer verdi.

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu’nun Dersim’de Tenkil Harekatı kararı ardından başlatılan katliam sonucu resmi rakamlara göre 13 bin, yerel kaynaklara göre 50 binden fazla insan katledildi. On binlerce Dersimli de göçe zorlandı.

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Yüksel Mutlu ile Mahfuz Güleryüz, Dersim Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle yazılı açıklama yaptı.

    “SORUMLULUĞU OLAN TÜM SİYASİ AKTÖRLER, KIYIMIN FAİLLERİDİR”

    “Dersim Katliamı asimilasyon politikalarıyla sürdürülüyor” başlıklı yazıda Dersim’e düşmanlığın nedenleri arasında “Kızılbaş-Kürt kimliği” işaret edilerek şu açıklama yapıldı:

    “Tarih boyunca baş eğmeyen ve özgür olmayı yaşam şekline dönüştüren Dersim, Osmanlı’dan günümüze kadar hemen hemen tüm iktidarların saldırılarına maruz kaldı, zapt edilmesi gereken bir coğrafya olarak görüldü. Padişahların hâkim olmak için ferman çıkardığı, şeyhülislamların ‘katli vaciptir’ dediği Dersim’e yapılan operasyonların sayısı bilinmiyor.

    25 Aralık 1935 tarihinde çıkarılan 2884 sayılı “Tunceli Vilayeti’nin İdaresi Hakkında Kanun” Tedip ve Tenkil Harekâtı için zemin haline getirildi. Dönemin resmi raporlarındaki “Dersim asileri”, “eşkıyalar”, “Dersim bir çıbandır” şeklindeki tanımlamalar ile Kazım Karabekir’in Mustafa Kemal’e yazdığı mektupta “ya ıslah, ya da iflah edilmelidir” değerlendirmeleri, gerçekleştirilecek korkunç katliamın habercisiydi. Dördüncü Umumi Müfettiş Abdullah Alpdoğan tarafından uygulamaya konulan “Tunceli Kanunu” ile Dersim Tertelesi’nin fitilini ateşleyen tekçi zihniyet, 4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararıyla da tarihin en kanlı katliamlarından birine imza attı. 15 Kasım 1937’de Pir Seyid Rıza, oğlu ve tüm yol arkadaşları Elazığ’da kurulan bir mahkeme tarafından idam edildi.

    Dersim’e düşmanlığın nedenlerinden biri de kuşkusuz halkın “Kızılbaş-Kürt kimliği” ve bu eksende sürdüğü özgür-bağımsız yaşam arayışıdır. Dersim Tertelesi; 1925’deki Şark Islahat Planı’nın bir parçası olan Kürtleri Türkleştirmek, direnenleri ise katletme politikasının en acı sonuçlarından birisidir. Katliam politikaları daha sonra asimilasyonlarla sürdürülmüştür. Kürt-Alevilerin (Rê-haq inancının) merkezi olan Dersimli canlarımızın kadim inançları Cumhuriyetin kuruluş süreciyle birlikte yasal ve anayasal olarak yok sayılmış, kimi dönemlerde yasaklanmış, inanç merkezlerine el konulmuş, kapılarına kilit vurulmuş, yıkıma uğramış ve Pir Seyit Rıza gibi birçok inanç önderleri cezalandırılmıştır. Osmanlı’dan Cumhuriyete, Alevilere yönelik topyekûn bir asimilasyon politikası uygulanmıştır.

    “DERSİM TERTELESİ, BU ÜLKENİN KARANLIK TARİHİNİN AYDINLATILMAMIŞ SAYFASIDIR”

    Dersim Tertelesi, hala bu ülkenin karanlık tarihinin aydınlatılmamış ve yüzleşilmemiş bir sayfası olarak duruyor. Organize eden ve bizzat sorumluluğu olan tüm siyasi aktörler bu kıyımın failleridir. Dersim’de yaşanan kırım için özür dilediğini belirten AKP iktidarı, bu acıların telafisi için hiçbir şey yapmadığı gibi katliamın devamı olan asimilasyon politikalarını da sürdürmektedir. Dersim’in dili, inancı ve coğrafyası üzerindeki yasaklar hala devam etmektedir. Dersim halen tek dil, tek din uygulamalarıyla asimile edilmeye çalışılmaktadır. Bu tür uygulamalardan vazgeçilmesi toplumsal barışımız için vazgeçilmezdir. Anadolu ve Mezopotamya’nın tüm etnik ve inanç kimlikleri ortak değerlerimiz olarak korunmalıdır. Bunun için de her şeyden önce Dersim Tertelesi ile yüzleşmek amacıyla yıllardır gizli kalan arşivlerin açılıp inceleneceği bir hakikat komisyonu kurulmalıdır. Dersim’de kırımdan geçirilenlerden geriye kalanların kayıp çocuklarının kimlere verildikleri ve nerede oldukları araştırılmalıdır. İdam edilen önderlerin ve katledilen mazlum halkın mezarları bulunmalı ve Dersim ismi iade edilmelidir. Dersim coğrafyasındaki tüm canlıların ortak yaşam alanları olan Munzur topraklarındaki baraj projelerine son verilmelidir. Her yıl belirli güçler tarafından tekrarlanan orman yangınlarının Dersim’in ekosistemini daha fazla tahrip etmemesi için karanlık güçler Dersim’in doğasından ellerini artık tamamen çekmelidir.

    “DİZ ÇÖKMEYEREK BUGÜNE GELDİK”

    Koçgiri’den Dersim’e, Maraş’tan Roboski’ye kadar tüm katliam ve soykırımlarla yüzleşmeden egemen tekçi faşizmin devam ettirilmesi, yenilerinin yaşanmasına cesaret vermiştir. Biliyoruz ki bu katliamlarla yüzleşmek, devletin kendi suçlarıyla yüzleşmesi ve aslında bugün bu suçların tekrar işlenmemesi demektir.

    80’li yaşlarında katledilen Seyid Rıza ve çocukları başta olmak üzere bu katliamda kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, zehirlenen, idam edilen, katledilen, sürgün edilen on binlerce mazlum insanımızın acılı hatıralarını yüreğimizin derinliğinde hissediyoruz. Yitirdiklerimizin onurlu mücadelesi önünde saygıyla eğiliyoruz. Seyid Rıza ve yol arkadaşlarının ve Dersim halkının katliamlara karşı geliştirdiği tarihi direnişi sahipleniyoruz. Diz çökmeyerek bugüne geldik, bu soykırımlar aydınlanana kadar mücadele edeceğiz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Pir Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarının yarın 85. yılı

    Pir Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarının yarın 85. yılı

    PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşları, idam edilişlerinin 85. yılında anılıyor. Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), “Hiçbir şeyi unutmadık, hiçbir şeyi affetmedik” çağrısı ile 15 Kasım Salı, saat 19.37’de İstanbul’un Kadıköy ilçesinde anma yapacağını duyurdu.

    85 yıl önce Dersim’in önde gelenlerinden Pir Seyid Rıza ve arkadaşları Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi. Mezar yerleri hala bilinmeyen Seyit Rıza ve arkadaşları birçok ülkede anılacak.

    Dersim coğrafyasının maruz kaldığı en kanlı katliam olan 1937-38’de yaşananlar halen açıklığa kavuşmuş değil. İdam edilenlerin mezar yerleri hala açıklanmazken, Dersimliler 85 yıldır seyitlerinin ve yakınlarının mezar yerlerini arıyor.

    “HİÇBİR ŞEYİ UNUTMADIK”

    Bu arada, kimyasal gazlar, bombalar ve yargısız infazlarla yaşamdan koparılan insanların hesabını sormak adına her yıl olduğu gibi bu yıl da birçok dünya ülkesinde anmalar yapılacak.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), yaptığı duyuruda, “Hiçbir şeyi unutmadık, hiçbir şeyi affetmedik” diyerek, 15 Kasım’da saat 19.37’de Kadıköy Rıhtım’da anma yapacağını açıkladı.

    Ankara Dersimliler Derneği de her yıl olduğu gibi bu yıl da katledilenleri yapacakları programlar ile anacak. “85. Yılında kefensiz yatanlarımızı anıyoruz” çağrısını yapan Ankara Dersimliler Derneği, 15 Kasım’da, saat 18:00’de Tüm Bel-Sen toplantı salonunda anma yapacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kemal Bülbül meclisten seslendi: 82 yıllık bu zulme ne zaman bir cevap verilecek?-VİDEO

    Kemal Bülbül meclisten seslendi: 82 yıllık bu zulme ne zaman bir cevap verilecek?-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Pir Seyit Rıza ve yarenleri için idam kararı veren mahkeme değil, hukuk değil, kanun değil, hukuksuzluk, kanunsuzluk ve zorbalık değil midir? Pir Seyit Rıza ve yarenlerinin mezarı nerededir? Bedenler yakılmış mıdır? 82 yıllık bu zulme ne zaman bir cevap verilecektir?” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilmesinin 82. yıl dönümüne ilişkin HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül bugün mecliste basın açıklaması yaptı.

    Pir Seyit Rıza ve yarenlerinin insani, ahlaki, vicdani ve hukuksal hiçbir yönü olmayan ‘Tunçeli Kanunu’ ile idam edildiklerini ve bu kanunda ‘umumi müfettiş’ denen zatın yetkilerinin tanrıda bile olmadığını belirten Bülbül, sözlerine şöyle devam etti:

    “Tanrı hukukunda adil yargılama varken, ‘umumi müfettiş’ kanununda bırakın adil yargılamayı, yargılama bile yoktur. Direkt olarak idam kararı ve idam kararının infaz uygulaması vardır. Savcı hâkim yetkisinde, hâkim cellat yetkisinde, cellat umumi müfettiş yetkisindedir! ‘Sanık’ diye bir kavram yoktur! ‘Suçlu’ diye bir kavram da yoktur! Bugünkü KHK’ler gibi ‘Kanun Hükmünde İdam Cezası’ vardır ve bu ceza mahkeme dedikleri umumi müfettiş mizanseniyle zaten sübuta ermiştir! Savunma, temyiz gibi hukukun olmazsa olmaz kural ve süreçleri de yoktur! Çünkü ortada bir hukuk yoktur! O önem ‘Malatya Emniyet Müdürü’ iken Ankara tarafında Dersim’e görevlendirilen İhsan Sabri Çağlayangil ‘Hatıratım’ adlı kitabında olup bitenleri bir itiraf olarak anlatır! Aynı Çağlayangil, şu anda CHP Genel Başkanı olan Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı röportajda ‘mağaralara doldurup fareler gibi yaktık!’ dememiş miydi?”

    “PİR SEYİT RIZA VE YARENLERİNİN MEZARI NEREDE?”

    “Bu hakikatler ışığında söylüyoruz, soruyoruz, sorguluyoruz” diyen Bülbül son olarak şu soruları yöneltti yetkililere:

    • Pir Seyit Rıza ve yarenleri için idam kararı veren “mahkeme” değil, “hukuk” değil, “kanun” değil, hukuksuzluk, kanunsuzluk ve zorbalık değil midir?
    • Pir Seyit Rıza ve yarenlerinin mezarı nerededir? Bedenler yakılmış mıdır? 82 yıllık bu zulme ne zaman bir cevap verilecektir?
    • 38 maddeden oluşan ve 25 Aralık 1935’te yürürlüğe giren ve 1 Ocak 1940 tarihinde son bulacağı söylenen “Tunçeli Kanunu” hâlâ yürürlükte midir? Değilse, Dersim’in adı neden hala “Tunçeli”dir? Ve dahi Dersim’de şu anda uygulanmakta olanların hukuki dayanağı nedir?
    • Adına dahi “Kayyım” atanıp “Tunçeli” yapılan Dersim’in havası, suyu, toprağı, doğası, dağı, ovası neden yasaklıdır?
    • Maden arama gerekçesiyle Dersim’in bütün dağlık alanları maden arama sahası ilan edilerek bölgenin ekolojik tahribatına neden izin verilmektedir?

    (HABER MERKEZİ)