Etiket: Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri

  • Dede Turan: Alevilik mezhep değildir, kendine özgü bir inançtır-VİDEO

    Dede Turan: Alevilik mezhep değildir, kendine özgü bir inançtır-VİDEO

    PİRHA- Edremit’te düzenlenen Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri, Mehmet Turan Dede’nin katıldığı muhabbet programı ile son buldu. Muhabbet buluşmasında konuşan Mehmet Turan Dede, “Baskın inançların bizim üzerimizdeki hegemonyasını atamadıkça öz olamayacağız. Aleviliği kendi içerisinde başka yere götürmeye çalışıyorlar. Ya siz Sünnileştirin, ya da biz Şiileştirelim söylemi var. Bu karşı karşıya kaldığımız büyük bir tehlike” dedi.

    Haberin videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri, son gününde Mehmet Turan Dede’nin katılımıyla düzenlenen muhabbet ile devam etti. Etkinlikte sanatçı Ercan Yolkulu ve Zakir İbrahim Tumay nefesler okudu.

    “BU YOLUN TEMEL İBADETİ ÖĞRENMEKTİR”

    “İnsan kendinde olan sırları anlamaya çalışır. Anladıkça dolar, doldukça daha çok ihtiyaç duyar” diyen Mehmet Turan Dede, Alevilikte tek amacın insan-ı kamil olmaya çalışmanın olduğunu vurguladı.

    Dede Turan, “Aşıkların sözü bizim için kelamın özüdür. Ne güzel çaldı, söyledi demeden ne söylediğini içselleştirebilir isek bu yolun gerçekleri ile çok daha yakından buluşuruz. Hak ve hakikatin çözülmesi elbette kolay değildir ama çözülmeye çalışılması mümkündür. Himmet bekleyerek, şefaat isteyerek ya da cennete gitmek gibi bir amaç vardır diye bekliyorsak yanılırız. Tek bir amaç vardır, o da insan-ı kamil olmak. İnsan kendinde olan sırları anlamaya çalışır. Anladıkça dolar, doldukça daha çok ihtiyaç duyar. Bu yolun temeldeki ibadeti öğrenmektir. Alevilikte tanrı hakkın, hak da evrenin kendisidir. İnsanda evrenin küçültülmüş maketidir. Yaşam içerisinde bütün varlıkların bir yerden yaratılmış olması adına bir anlayış yoktur. Bütün alemin varlığı içerisinde bir mevcut vardır ve o da evrenin tam kendisidir” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİK YAMALI BOHÇA DEĞİLDİR”

    “Sırrı hakikate geçmeden hala çoğumuzun ayağı şeriat kapısından çıkmış değil. Daha tarikat kapısına ayak basmış değiliz” diye konuşan Dede Turan, inançtaki gıdayı alabilmek için göz ve kulak önündeki duvarları yıkmaya gerek olduğunu hatırlatarak, bununla yüzleşilmesi çağrısında bulundu. Dede Turan şöyle devam etti:

    “ Aleviliği yamalı bohçaya benzetmek Aleviliği küçültür. Alevilik, diğerlerinin güzelliklerine güzellik vermiş olan deryanın adıdır. Alevi anlayışını, yolunu, felsefesini tarif etmek için önce yaşamak gerekiyor. Pişmeden pişirilmez. Pişirmek için önce kendin pişeceksin. Bizde bütünlüğün adı Hak’tır. Bir bütünün parçasıyız. Aşıkların sözü bu yolun özüdür. En az 14 bin yıl öncesinden var olduğunu bildiğimiz bir Alevi inancı var. Aleviliğin tarihi 1400 seneye sığdırılamaz. Alevilik bir mezhep veya yamalı bohça değildir. Bizim yolumuz sonsuzdur. Kadim var oluşun başından başlar. Alevinin ibadeti kendini eğitmektir. Esas asimilasyonu bizler kendimize yapıyoruz. Alevilik kendisine özgü bir inancın, yaşam felsefesinin adıdır. Alevilik inancı gerçekleridir. Gerçeklere eyvallah deriz.”

    “ALEVİLİKTE CENNET CEHENNEM YOK”

    “Aleviler olarak hiçbir zaman cennete gitmek, cehennem azabında yanmamak için ibadet etmiyoruz. Çünkü bizde cennet cehennem yok. Çünkü ölmek yok” diye ifade eden Dede Turan, yapılmaya çalışan hakka yürüme erkanlarına karşı çıkılmaya çalışıldığının altını çizdi. Cemevlerinin Alevilerin toplumsal özüne, yaşam biçimine eğitim vermesi ve hakka yürüme erkanı yürütmesi gerektiğine dikkat çeken Dede Turan şunları vurguladı:

    “Her şey bir vardan var oldu ve olmaya devam edecek. Zaman içinde bulunduğu ortama göre şekil değiştirir. Biz buna kalıp değiştirme diyoruz. Cemlerimizi bağışlama, affettirme ortamlarına dönüştürdüğümüz sürece o cemler gelene hiçbir şey vermez. Orada insanlara bir şeyler aktararak, gönlünü bilgi ile doyurarak, hoş ederek o meydanın muhabbetini yürütmektir. Ölmek, yok olmak anlamına gelir. Hiçbir şey durduğu yerde yok olmaz. Biçimler alır ve yoldaki anlamı devre eylemektir. Bu tekrar dönüşümdür. 4 ana unsur vardır; toprak, hava, ateş ve su. Yani bunların don değiştirmiş haliyiz hepimiz. Biz yeni adet getirmiyoruz. Biz de var olanın ortaya çıkmasına delil olmak istiyoruz. Hakka yürüme erkanı hala cenaze namazı olarak yerine getiriliyor. Bu yola uygun erkanımızın ve düsturumuzun olduğunu unutmuşuz. Şimdi ise yapılan hakka yürüme erkanlarına ‘böyle olmaz, cenaze namazı neden kılınmıyor’ diye karşı çıkılıyor. Biz kendimiz olmak zorundayız.”

    “KARŞIMIZDA BÜYÜK BİR TEHLİKE VAR”

    Muhabbet buluşmasının son bölümünde ise Mehmet Turan Dede, “Baskın inançların bizim üzerimizdeki hegemonyasını atamadıkça öz olamayacağız. Haktan, hakikatten yana olan Aleviliğin onlar için zarar teşkil ettiğini biliyorlar. Alevilik insandan, emekten, mazlumdan ve halkların kardeşliğinden yana. Bunu görenler Aleviliği kendi içerisinde başka yere götürmeye çalışıyorlar. Ya siz Sünnileştirin, ya da biz Şiileştirelim söylemi var. Bu karşı karşıya kaldığımız büyük bir tehlike. Bunlara karşı ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diye konuştu.

    PİRHA / BALIKESİR

     

  • ‘Demokratik bir anayasa bütün toplumların çimentosudur’-VİDEO

    ‘Demokratik bir anayasa bütün toplumların çimentosudur’-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri 2’nci gününde, ‘Alevilerin eşit hak talebi ve laiklik’ paneli ile devam etti.

    Haberin Videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri 2’nci gününde gazeteci-yazar Turan Eser’in katılımıyla düzenlenen panelle devam etti. Panele çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KİNDAR GENÇLİK İSTİYORLAR”

    “Bir avuç otoriter çocuklarımızdan çağdaş bilge bir nesil istemiyorlar. Kindar gençlik istiyorlar” diye konuşan gazeteci-yazar Turan Eser, farklı inançlardaki çocuklara tek din dayatıldığını ifade ederek bunun din ve vicdan özgürlüğüne karşı bir hak ihlali olduğunu vurguladı. Eser şöyle konuştu:

    “Asıl kavga gökyüzüne güvenenler ile yeryüzüne güvenenler arasındadır. Ülke eğitimde dibe vurmuş durumdadır. Bir avuç otoriter çocuklarımızdan çağdaş bilge bir nesil istemiyorlar. Kindar gençlik istiyorlar. Biz birbirimizin tetikçisi değil yoldaşı olmak istiyoruz. Kadını aşağılayan, farklılıkları ötekileştiren bir eğitim sistemi istemiyoruz. Din öğretimini devlet veremez. Devlet din okulları açmaz. MEB bizim çocuklarımızın nasıl inanacağına karar veriyor. Farklı inançtaki çocuklara tek din öğretiliyor. Bu din ve vicdan özgürlüğünün ihlalidir.”

    “DEVLET DİNCİLİK, ETNİK MİLLİYETÇİLİK YAPARSA VAY HALİMİZE”

    Alevilerin eşit yurttaşlık talebini her alanda haykırdığını söyleyen Eser, “Aleviler bu ülkede eşit yurttaşlık istiyor. Aleviler dinsiz bir devlet istiyor. Devlet namaz kılamaz, cem tutamaz. Devlet dincilik, etnik milliyetçilik yaparsa vay halimize. Aleviler 13. yy’dan beri laiklik mücadelesi veriyor. ‘Alevilerin katli vaciptir’ diyorlar işte bu savunduklarımız için. Taleplerimiz çok net. Eşit koşullarda barış içinde, huzur içinde yaşayabileceğimiz bir ülke istiyoruz. Bu hakları Sünni arkadaşlarımız için de istiyoruz. Diyanet en çok Sünni kardeşlerimize zulmediyor. 10 bakanlığın bütçesi ile aynı bütçeyi alıyor. Diyanetin bu ülkeye zarardan başka bir şeyi yok” diye konuştu.

    “DEVLET İÇİN MAKBUL VATANDAŞ TÜRK VE MÜSLÜMAN OLANDIR”

    Aleviliğin bir kültürel, inançsal kimlik olarak resmen tanınması gerekliliğine dikkat çeken Eser, Aleviliğin birçok Avrupa ülkesinde resmi olarak tanındığını ancak kendi topraklarında ise inkara, katliama maruz kaldığını hatırlattı. Devletin hiç bir inancı tanımlama hakkına sahip olmadığına değinen Eser, şöyle devam etti:

    “Devlet gözünde makbul vatandaş olmak Türk ve Müslüman olmaktır. Bir arada olmanın tek aracı laik, demokratik bir anayasadır. Kürdün anadilinde konuşma hakkı, Alevinin inancını yaşama hakkını kurabiliriz. Farklı bir yaşam mümkündür. Buna karşı olanlar son dönem bir çalışmanın içerisine girdi. Bütün müfredatları dinselleştiriyorlar. Tarikatlar bakanlık ile protokol imzalayarak okullarımıza girdi. Alevi İmam Hatip Lisesi açtılar. Orada da imamlaşmış dede yetiştirecekler. Aleviler bunu savunmuyor. Bizim içimizde de Hızır Paşa’lar var. İran’dan, Irak’tan getirdikleri Şiacılar ile cami kurdular. Alevilere buralarda namaz kıldırmaya çalışılıyor. Hatta cemevlerimize girdiler.”

     “DEMOKRATİK ANAYASA HEPİMİZİN ÇİMENTOSUDUR”

    Ülkedeki sorunların çözümünün tüm farklı toplumlar ve inançların yurttaşlık hakkını koruyacak bir anayasa olduğuna dikkat çeken Eser son olarak şunları vurguladı:

    “Laikliğin tartışılması yeniden gündeme gelmeli. Siyasi partiler dahi laikliği tartışmaktan korkar hale geldiler. Biz dindardan daha dindarız demenin bir anlamı yok. Mezhep dili ile siyaset olmaz. Çözüm basit. Bütün toplumların yurttaşlık hakkını koruyan şey anayasadır. Bizi birbirimize eşitleyen şey hukuksal eşitliktir. Din ve milliyetçilik çimento olamaz. Demokratik bir anayasa hepimizin çimentosu olabilir. Kültürel kimlikleri siyasetin çatışma unsuru haline getiremeyiz.”

    Etkinlik sanatçı Berivan Canpolat ve Öznur Korkmaz’ın okuduğu deyişler ile son buldu.

    PİRHA/BALIKESİR