Etiket: pir sultan abdal kültür derneği ankara şubesi

  • Madımak Adalet arayışı sürüyor, nöbetin 8. günü-VİDEO

    Madımak Adalet arayışı sürüyor, nöbetin 8. günü-VİDEO

    PİRHA-7 gün boyunca Madımak Adalet Nöbetini sürdüren PSAKD Genel Merkezi,  8’inci gününde nöbeti PSAKD Ankara Şubesi’ne devretti.

    2 Temmuz 1993 tarihinde kaldıkları Sivas Madımak Otelinin gerici dinci kişiler tarafından yakılması sonucu 33 aydın, yazar ve sanatçı yaşamını yitirmişti. 33 insanın yakılmasına neden olan kişiler hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesine rağmen 17 kişi hakkında tahliye kararı çıkartıldı. Verilen tahliye kararına karşı çıkan Alevi inanç kurumları ve aileleri kararı tanımadıklarını belirterek 33 gün sürecek olan ‘Madımak Adalet Nöbeti’ tutma kararı aldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, başlatmış olduğu nöbet eylemini kendi bünyesindeki şubelerle birlikte sürdüreceklerini söyledi.

    33 gün sürecek ‘Adalet Nöbetinin’ 8’inci gününde PSAKD Ankara Şubesi, genel merkezden devraldıkları nöbet eylemini 7 gün boyunca sürdürecek.

    Nöbetin 8’inci gününde çok sayıda yurttaşın destek verdiği nöbet eylemine Ankara Türkiye İşçi Partisi (TİP) temsilcileri katıldı. Adalet nöbetine destek verdiklerini belirten Türkiye İşçi Partisi yöneticileri dayanışma vurgusu yaptı.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara PSAKD Başkanı Üngörmüş: Ne olursa olsun değişmeyen tek şey yolumuzdan dönmeyeceğimizdir

    Ankara PSAKD Başkanı Üngörmüş: Ne olursa olsun değişmeyen tek şey yolumuzdan dönmeyeceğimizdir

    PİRHA – Olağan Genel Kurulda yeniden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şube başkanlığına seçilen Ali Üngörmüş, kaleme aldığı yazıda mücadeleye devam edeceğini vurguladı.

    Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şube’nin 13. Olağan Genel Kurulu’nda yeniden başkan seçilen Ali Üngörmüş bir yazı kaleme aldı.

    “FARKIMIZI ORTAYA KOYUYOR”

    Yazısında Pir Sultan örgütlülüğüne ve duruşuna yakışır bir şekilde çalışmalarına devam edeceğini belirten Üngörmüş, “Mücadelemizin bir dönemecinden daha geçiyoruz. Ve ne güzeldir ki kendi örgütlülüğümüzle, kendimiz seçimlerimizi yaparak mücadelemizi büyütüyoruz. Birileri istedi diye başkanlar değişmiyor. Sırf kişisel hırslara yenik düşerek belediye başkanlarının değiştirildiği, tek adamın ağzından çıkanın hadis sayıldığı bir ülkede kendi üyelerimiz akılları ve yüreklerindeki inançla karar veriyorlar. Demokrasiyi öncelikle kendi içimizde yaşıyoruz. Bu bile bizim farkımızı ortaya koyuyor” şeklinde ifade etti.

    “ÇOK ÖRGÜTLÜ DAVRANIYORLAR”

    “Bizim felsefemizde eşitlik var, özgürlük var, hak var, hukuk var, adalet var” diyen Üngörmüş, eğitim müfredatına, zorunlu din derslerine, imam hatip okullarının sayısının artmasına ve kadınlara yönelik saldırılara değinerek ülkede karanlık günler yaşandığını kaydetti. Üngörmüş şunları belirtti:

    “Onların yaptığı gerici, yobaz hamleleri tek tek saymaya çalışsak sayfalar dolusu örnekler verilebilir. Onlar karanlık düşüncelerini egemen kılmaya çalışıyorlar. Bunun içinde her türlü saldırganlığı meşru görüyorlar. Bir gecede çıkarttıkları kararnamelerle muhalif insanları işsiz bırakıyorlar. Bir torba yasayla hayatı vergilerden ibaret hale getiriyorlar. Eğitim, sağlık, ulaşım , barınma gibi en temel haklarımızı bile dinsel kurallarla şekillendirmeye çalışıyorlar. Yaptıkları bütün faaliyetler, aldıkları bütün kararlar belirli bir bütünlük halinde yapılıyor.
    İşsizlik, yoksulluk, kan, şiddet, savaş hepsi iktidarlarını korumak için kullandıkları argümanlar. Ve bunu yaparken çok örgütlü davranıyorlar. Yasaları, yargıçları, polisleri, patronları hepsi birlikte yapıyorlar. Niye peki? Sistem devam etsin daha çok zenginleşsinler sömürü daha çok artsın diye. Kimse muhaliflik yapmasın istiyorlar. Onlar bu hamleleri yaparken halkımız camilerde, tarikat yurtlarında, gerici kurumlarda onların istediği dinsel kurallarla uğraşsın. Ses etmesin istiyorlar. Zaten ses çıkaranlara, karşı duranlara da en sert şekilde müdahale ediyorlar ve baskı uyguluyorlar.”

    “BİZ ALEVİLER NE YAPIYORUZ?”

    “Biz Aleviler ne yapıyoruz?” sorusunun Pir Sultan örgütlülüğünün ve Alevi öğretisinin önemini ortaya çıkardığını vurgulayan Üngörmüş, şunları kaydetti:

    Onlar kadınları 2. sınıf vatandaş haline getirmeye çalışırken, şort giydi diye saldırırken, kara peçelere mahkum ederken biz eşit söz hakkı diyoruz. Kadınların hayatın yaratıcısı olduğunun altını çiziyoruz. Çünkü bizim felsefemiz bu.

    Onlar zorunlu din dersleriyle, sürekli değiştirdikleri sınav sistemiyle çocuklarımızı İmam hatiplere mecbur kılmaya çalışırken, kuran kursları ve Ensar gibi vakıflarıyla gericiliğe mahkum ederken biz kendi semahlarımızla, öğretimizle, kültürümüzle aydınlık düşünceli bireyler yetiştirmeye çalışıyoruz. Bunun için kurslar açıyoruz. Eğitim fırsatları sunuyoruz. Gençlerimize sahip çıkıyoruz.

    Onlar laikliği ortadan kaldırmaya çalışırken biz aydınlık bir ülke mücadelesini büyütüyoruz. Her sene 2 Temmuz’da canlarımızı anarken, 33 canımıza verdiğimiz sözümüzü, eşit, özgür bir ülke hayalimizi daha çok insana ulaştırmaya çalışıyoruz. Çünkü biz Aleviler, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir ülke istiyoruz. Çünkü biz Aleviler, eşit yurttaşlık hakkının en temel hak olduğunu biliyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz.  Çünkü biz Aleviler toplumsal duyarlılığı yüksek insanlarız. Haksızlıklara karşı boyun eğmez, mücadele ederiz. Bu bizim öğretimizin temel unsurudur.

    “DEVAM EDECEĞİZ”

    Görev yaptığı 2 yıllık süreçte mevcut yönetim olarak Pir Sultan bayrağını toplumsal platformda hak ettiği yere taşımak için çalıştıklarını vurgulayan Üngörmüş, “Devraldığımız bayrağı en yüksek noktaya taşımak için elimizden ne geldiyse yaptık. Dostlukla, imeceyle, inançla ve kararlılıkla bu dönemde yapmaya da devam edeceğiz. Ne olursa olsun değişmeyecek tek şey yolumuzdan dönmeyeceğimizdir” şeklinde ifade etti. (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Ankara Şubesi’nde aşureler paylaşıldı-VİDEO

    PSAKD Ankara Şubesi’nde aşureler paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi geçtiğimiz gün aşure lokması dağıttı. 

    Haberin Videosu

    PSAKD Ankara il binasında geçtiğimiz gün aşure lokması verildi. Katılımın yoğun olmasından dolayı Ankara güvenlik şubeden çok sayıda sivil ve resmi polisin dernek kapısında beklemesi ise dikkat çekiciydi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi aşure lokması dağıttı. Lokma dağıtımına Çankaya Belediye başkanı Alper Taşdelen, CHP Ankara Milletvekilleri Şenal Sarıhan, Murat Emir, Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKD) Genel Başkanı Tuncer Baş, PSKD Önceki Genel Başkanı Avukat Kazım Genç, PSAKD Yenimahalle şubesi, PSAKD Mamak şubesi, HDP Çankaya, CHP İl ve Çankaya ilçe, CHP Mamak  Gençlik Kolları, Kızılırmak Köy Dernekleri Federasyonu, Aşık Veysel Derneği, Sivri Alan Köy Derneği, Bey Yurdu (Sarıkışla) Derneği, Mali Müşavirler Odası, Yüksel Caddesi direnişçilerinden Veli Saçılık ve birçok yurttaş katıldı.

    Aşure dağıtımından önce mersiye ve deyişler okundu. Ardından Hubyar Sultan Ocağı dedelerinden Cemal Dede, lokma duasını verdi. Lokma duasının ardından aşureler pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

      

  • PSAKD Ankara Şubesi üyeleri Nuriye ve Semih için bir günlük açlık grevinde-VİDEO

    PSAKD Ankara Şubesi üyeleri Nuriye ve Semih için bir günlük açlık grevinde-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesi üyeleri açlık grevindeki tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek için bir günlük destek açlık grevi başlattılar. Destek eyleminde konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan “Hem Nuriye ve Semih hem OHAL hem KHK’ler hem de müfredat için sokağa inmeliyiz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    KHK ile ihraç edilen ve işlerine geri dönmek için açlık grevi yapan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevleri cezaevinde hala devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi üyeleri Gülmen ve Özakça’ya destek için bir günlük açlık grevine başladı.

    Açlık grevi eylemine Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, PSAKD Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş ve Yüksel Caddesi direnişçilerinden Veli Saçılık birer konuşma yaptılar.

    “BİR GÜN BİR KADIN İNSAN HAKLARI ANITININ ÖNÜNDE OTURMAYA BAŞLADI”

    İlk olarak konuşan PSAKD Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş, OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerin bir sürü masum insanın canını yaktığını ve çok az kişinin bu KHK’lere karşı direndiğini ifade ederek Yüksel Caddesi direnişinin başlangıcını şöyle anlattı:  “Bir gün bir kadın Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı’nın önünde ‘İşimi geri istiyorum’ diye oturmaya başladı ve aynı anda gözaltına alındı. Bu kadının adı Nuriye Gülmen’di. Ertesi gün yine bu eyleme devam etti ve yine gözaltına alındı. Yanına ilerleyen günlerde üç kişi daha katıldı. Acun Karadağ, Semih Özakça ve Veli Saçılık. Onlarca kez gözaltın alınmalarına rağmen mücadeleye devam etmektedirler. Onların bu mücadelesi dünya kamuoyunu ülkemizde yaşanan parti demokratik uygulamalar hakkında bilgilendirdi. İsimleri herkesin diline destan oldu.”

    “HER TÜRLÜ ZALİMLİĞİN KARŞISINDAYIZ”

    Gülmen ve Özakça’nın mücadelelerinin referandumda Hayır diyenlere de güç verdiğini kaydeden Üngörmüş, “Kerbela’da Yezit’e boyun eğmeyen, İmam Hüseyin’in yolundan gidenler, Osmanlı padişahlarına direnen Şah Kalenderlerin, Pir Sultan Abdalların torunları olarak her türlü haksızlığın karşısındayız. Zalimlere karşı mazlumların safındayız diyoruz.” şeklinde konuştu.

    “SES GETİRECEK EYLEMLİLİKLER DEĞİL”

    Üngörmüş’ün ardından konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, yaklaşık tüm şubeleriyle bu açlık grevine destek verdiklerini ifade etti. İlk bir günlük destek açlık grevi eyleminde eylemin diğer kurumlar tarafından sahiplenilerek sürdürülmesini istediklerini ancak bunun olmadığını vurgulayan Kaplan, bir günlük destek açlık grevlerinin ses getirecek eylemlilikler olmadığını belirtti.

    “SOKAĞA İNMELİYİZ”

    Konuşmasında eğitimin gericileştirilmeye çalışılmasına da değinen Kaplan, neredeyse bütün derslerin zorunlu din dersi haline getirildiğini buna karşı Alevi kurumları olarak Eylem takvimini yakında kamuoyuna açıklayacaklarını kaydetti. Kaplan “Hem Nuriye ve Semih için, hem OHAL için, hem KHK’ler için hem de müfredat için sokağa inmeliyiz” dedi.

    “O ZAMAN FETÖ, ŞİMDİ DE ALDANANLAR”

    Kaplan’ın ardından konuşan HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş OHAL ve KHK’lerden hep ötekileştirilen kesimlerin etkilendiklerini vurgulayarak şunları ifade etti: “Çok trajiktir ki biz tarihin hiçbir döneminde aldatılmadık, tarihin hiçbir döneminde yanıltılmadık. Aldananlar veya aldandığını söyleyenlere hiçbir şey olmuyor. Bu adamlar devletin içinde devlet olurken neredelerdi? Biz o zaman da karşı çıkıyorduk. O zaman FETÖ ile mücadele ediyorduk şimdi de aldananlarla mücadele ediyoruz.”

    “SEMBOL İSİMLER OLDULAR”

    Gülmen ve Özakça’nın bu sürecin sembol isimleri olduklarını söyleyen Baş, Türkiye’nin dört bir yanında onlarca insanın bu ve benzeri etkinliklerle hak arama mücadelesi içinde olduklarını kaydetti. Gülmen ve Özakça’nın eyleminin bir vicdan ve adalet eylemi olduğuna dikkat çeken Baş, onların toplumdan destek almamaları için cezaevine konulduklarını da ekledi. “Bu sadece Semih ve Nuriye’nin yaptığı bir açlık grevi değil. Bir toplumun tamamının durması gerektiği bir haktır” diyen Baş, Gülmen ve Özakça’ya yeterince destek verilmediğini artık herkesin kafasını kumdan çıkarması gerektiğini kaydetti.

    “BİZE DİYORLAR Kİ NURİYE VE SEMİH DEMEYİN”

    Yüksel Caddesi direnişçilerinden Veli Saçılık, konuşmasında açlık grevine girenlerin ve destek verenlerin Hüseyni bir duruş sergilediklerini söyleyerek şunları belirtti:

    Polis bize ısrarla diyor ki Nuriye ve Semih demeyin. Ne derseniz deyin. Aynı Pir Suştan’a Şah demeyin demesi gibi Hızır Paşa’nın. biz burada ısrarla karşı çıktık. ‘Sizde Şah diyeni öldürürlerse biz de bu yayladan Şah’a gideriz’ diyoruz hep beraber. Bu bir meydan okumadır. Çünkü karşıda bir zalim var. Kendi koyduğu kurallara, anayasasına ve insan haklarına her türlü  karşı çıkan bir zalim var. Bu zalimlik karısında 275 gündür İnsan Hakları Anıtı’nın önünde direniyoruz. Onların ‘Sokağa çıkamazsınız ve konuşamazsınız’ dediği yerde ‘Konuşuruz’ dedik ve bunu tanımadık. Bunu tanımayacağımızı defalarca söyledik. Bunu tanımadığımız için davalar açtılar, gözaltına aldılar. Şimdi de durup dururken örgüt üyesi olduk. Tabi ki herhangi bir delilleri yok. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar Nuriye ve Semih direnecekler. Nuriye ve Semih orada esir oldukları sürece biz de esiriz ve o esaretekarşı hep birlikte ses vermeliyiz. Alevi kurumlarının yaptığı gibi bütün Demokratik Kitle Örgütleri artık bu sesi vermeli, bu yükü Nuriye ve Semih’in sırtından almalı ve topluma yaymalıdır. Çünkü bu toplumsal özgürlüktür, hepimizin özgürlüğüdür. Onların yeni kuracakalrı devletin aslında ideolojisi bellidir. Faşist bir ideolojiye sahiptir. Bu faşizme karşı herkesi ortak mücadeleye çağırıyorum.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA