Etiket: pir sultan abdal kültür derneği genel başkanı gani kaplan

  • Gani Kaplan: Danışma kurulunda Alevi örgütlenmesinin geleceğini tartışacağız-VİDEO

    Gani Kaplan: Danışma kurulunda Alevi örgütlenmesinin geleceğini tartışacağız-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi’nin 16’ncı Danışma Kurulu toplantısında Alevi örgütlenmesinin geleceğinin tartışılacağını kaydeden Genel Başkan Gani Kaplan, “Genel kurula giderken örgütün geleceği, geleceğin yeni kadrolarının oluşturulması, Alevi örgütlenmesi sonrası yapılabilecek ilişkileri konuşacağız. Buradan çıkan sonuçları diğer Alevi örgütleriyle de paylaşacağız” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin 16’ncı Danışma Kurulu toplantısı Antalya’da başladı. Muratpaşa ilçesindeki Antalya Otel’de başlayan ve 2 gün sürecek toplantıya ülke genelindeki birçok şubeden katılım sağlanıyor.

    “ALEVİ ÖRGÜTLENMESİNİN GELECEĞİNİ TARTIŞACAĞIZ”

    16’ncı danışma kuruluna ilişkin konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, tartışmalarda Alevi örgütlenmesinin 1o yılının planlanacağını belirterek, “Örgütümüz genel kurula giderken Alevi örgütlenmesinin geleceğini tartışacağız. Genel kurula giderken örgütün geleceği, geleceğin yeni kadrolarının oluşturulması, Alevi örgütlenmesi sonrası yapılabilecek ilişkiler, olası bir iktidar değişikliğinde örgütlerin alması gereken pozisyonları burada tartışacağız. Alevi örgütlerinin geleceğini tartışırken günün değil, gelecek 10 yılın planlanması gerekiyor” diye konuştu.

    “ÇIKAN SONUÇLAR DİĞER ALEVİ ÖRGÜTLERİYLE DE PAYLAŞACAĞIZ”

    Kaplan, genel tartışmalar sonrasına çıkacak sonuçların diğer Alevi örgütleriyle de paylaşılacağını ifade ederek, “Alevi örgütlerinde ilk kez böyle bir tartışma yürütülecek. Son zamanlarda cemevlerine yönelik provokasyon geliştirilmeye başlandı. Diyanet İşleri Başkanı Mersin’e giderek Alevilere kuran hediye etti. Kuran vermenin anlamı, ‘Ben seni dine davet ettim alırsan kabul ettin, almazdan savaş nedenidir’ demek olduğunu iyi biliyoruz. Alevi örgütlerinin devlet tabanı ve belediye ile olan ilişkilerini iki gün boyunca tartışacağız. Biz PSAKD olarak bu iç tartışmaları açan ilk örgüt olacağız. Buradan çıkan sonuçları diğer Alevi örgütleriyle de paylaşacağız” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi’nin 16’ncı Danışma Kurulu toplantısı 2 gün boyunca devam edecek.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Isparta belediye başkanı yaptığı provokasyonu unutup Kaplan’ı suçladı!

    Isparta belediye başkanı yaptığı provokasyonu unutup Kaplan’ı suçladı!

    PİRHA- Isparta Cemevi’nin açılışında söz alan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’ın Diyanet’i eleştiren konuşmasına hadsizce müdahale eden AKP’li Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, “Böyle bir ortamda Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili ağır sözler söylenmesi bizleri rahatsız etti” dedi. Başdeğirmen, kullandığı ayrımcı söylemleri unutarak cemevi için Gani Kaplan’dan teşekkür etmesini beklediğini söyledi.

    Isparta Cemevi’nin açılışında söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’ın Diyanet’i eleştiren konuşmasına AKP’li Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen müdahale ederek kürsüden indirmeye çalıştı. Kaplan’a yönelik ölçüsüz üslup ve müdahaleyi kabul etmeyen Alevi kurum başkanları kürsüde söz almayarak durumu protesto etti.

    İktidara yakınlığı ile bilinen Yeni Akit Gazetesi, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başeğirmen ile yaptığı röportajında saldırgan bir dil ile PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’ı hedef gösterdi. Diyanet’in Alevilere yönelik ayrımcı söylemleri ve tutumunu unutan Başdeğirmen, Kaplan’ın sözlerini ‘haksız itham ve ağır sözler olarak’ değerlendirerek Kaplan’a bu yüzden müdahale ettiğini savundu.

    GANİ KAPLAN’DAN TEŞEKKÜR BEKLEMİŞ!

    Başdeğirmen, cemevi açılışında Kaplan’a yönelik kullandığı ölçüsüz üslup ve müdahalesini unutarak PSAKD Genel Başkanı Kaplan’dan teşekkür beklediği dile getirdi. Başdeğirmen, “Açılışa Dernek yöneticisi bir misafir olarak gelen Gani beyin burada, ‘Bu bina çok güzel olmuş, hayırlı olsun. Isparta’ya bir Cemevi kazandırılmış. Ben bundan çok mutlu oldum. Burada emeği geçen herkese teşekkür ederim. Bu birlik ve beraberliğimiz devamlı olsun’ demesini beklerdim” dedi.

    “GANİ KAPLAN’IN DİYANET ÇIKIŞI BİZİ ÇOK ÜZDÜ”

    Diyanet’in Alevilere yönelik ayrımcı tutum ve müdahalelerini eleştiren Gani Kaplan’ın söylemlerini ‘haksız itham, ağır sözler’ olarak yorumlayan Başdeğirmen, Kaplan’a yönelik müdahalesini meşrulaştırmak istedi. Başdeğirmen, “Haksız ithamları karşısında kendimi bir an için tutamadım. Böyle bir ortamda Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili ağır sözler söylenmesi bizleri rahatsız etti. Kürsüye çıkar çıkmaz konuya girerken, ‘Bu bina yasal değildir’ diye başlaması bizleri bir anda şoka soktu. Orada mülki erkandan, Belediye Başkanı, Vali, parti başkanları ve milletvekilleri var. Hatta misafirlerin yarıdan fazlası da Sunni. Gani beyin devlete karşı çıkışı bizi gerçekten çok üzdü. Sözlerinin yanlış olduğunu söyleyerek, bu konuyu kapatmasını istedim” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

     

  • Hollanda Ankara Büyükelçi yardımcısı Madımak Oteli’ni ziyaret etti-VİDEO

    Hollanda Ankara Büyükelçi yardımcısı Madımak Oteli’ni ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- Hollanda Ankara Büyükelçi Yardımcısı Erik Weststrate ile beraberindeki heyet, Madımak Oteli’ni ziyaret etti.

    Hollanda Ankara Büyükelçi Yardımcısı Erik Weststrate , 2 Temmuz 1993’te faşist-gerici güçlerin yaptığı ve Hollanda vatandaşı Carina Cuanna’nın da aralarında olduğu 35 insanın yaşamını yitirdiği Sivas Madımak Oteli’ni ziyaret etti.

    Hollanda Ankara Büyükelçi Yardımcısı Erik Weststrate ile birlikte gelen heyete, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan ve PSAKD üyeleri eşlik etti.

    Heyet, bina içerisinde bulunan ve yaşamını yitirenlerin isminin bulunduğu bölüme ve otelin giriş kapısına  karanfiller bıraktı.

    Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Hollanda Ankara Büyükelçi Yardımcısı Erik Weststrate, “Tarihte çok üzücü bir olayın yaşandığın bir yerde bulunmaktayız. Aynı zamanda bir Hollanda vatandaşımızın da hayatını kaybettiği bir yer. Hem vatandaşımızı hem burada hayatını kaybeden diğer insanları hatırlamak istedik. Umarım gelecekte bir daha böyle şeyler yaşanmaz. Umarım insanlar birbirine her zaman saygıyla sevgiyle davranır. Biz Hollanda devleti olarak bunu destekliyoruz. Onun için burada olmak bizim için önemlidir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Alevi kurum başkanları örgütsel deneyim, sorunlar ve çözümü tartıştı- VİDEO

    Alevi kurum başkanları örgütsel deneyim, sorunlar ve çözümü tartıştı- VİDEO

    PİRHA- Narlıdere Cemevi’nde düzenlenen ‘Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler’ sempozyumunun dördüncü ve son oturumu ‘Örgütsel Karşılaşmalar’ başlığı ile devam etti. Alevi kurum başkanları Alevi mücadelesinin zor süreçten geçtiğini belirterek, Alevi kurumlarının yeni dönemdeki saldırılara karşı kendini yenilemesi ve pozisyon alması gerektiğini dikkat çekti. 

    Haberin Videosu

    Narlıdere Cemevi ve Munzur Akademi Kültür Sanat ve Turizm Derneği, ‘Aleviler ve Sosyalistler’ teması kapsamında Narlıdere Cemevi’nde düzenlediği sempozyum dördüncü oturum ile devam etti. Alevi kurum başkanlarının panelist olarak katıldığı son oturumda örgütsel deneyimler, yaşanan sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm yolları tartışıldı.

    Oturum başkanlığını Ayhan Yalçınkaya’nın yaptığı sempozyumun son oturumuna Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül panelist olarak katıldı.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİ GÜNCELLENMELİ”

    Son oturumunda ilk söz alan ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevilerin yaşadıkları coğrafyada büyük zorluklar yaşadığını ve tüm bu yaşanmışlıklara rağmen yolun bugüne kadar geldiğine vurgu yaptı. Alevi kurumlarının birlikteliğinin ortak bir tutum ve eylem birlikteliğine dönüştüğünü ifade eden Güzelgül, sosyalist hareketlerin bu mücadele payı olduğuna dikkat çekti. Güzelgül şöyle konuştu:

    “Halkı derdi için direnmeyenin tanrısı olmaz’ der Pir Sultan. İmam Hüseyin’in duruşu var. Zalimin zulmüne karşı direnmemek mazluma yapılacak en büyük kötülüktür diyen mirası var. Biat kültürü adına serini veren kültürü var. Gezi olaylarında Erdoğan’ın ‘bunların yüzde 60-70’i Aleviler’ sözü var. Yaşadığımız coğrafyada biz Aleviyiz diyemezdik. Köylerimiz vadilere, dağlara kurulmuştu. Hızır ayında bütün kış şartlarına rağmen cem tutulurdu. Biz bu durumdan bu günlere geldik. Bu yolu, erkanı bugün buraya getiren dedelerdir. Hakırullah alırlardı. Onlar olmadan bu yol yürümez. Cenazelerimizi yıkamayaz hale gelmiştik. Bundan sonra cemevi inşa etme kararı almıştık. Kendinden başka bir inancı kabul etmeyen bir zihniyet var. 12 bölgede toplantılar düzenledik. İkrarımız yoksa başaramayız. Bir birliktelik sağlandı. Diyanetin kaldırılmasını istiyorduk. Eşit yurttaşlık taleplerimizin güncellenmesi lazım. Tek başına verdiğimiz kararlar benliği temsil ediyor. Kurumlar olarak birlikteliği sağladık. Birlik olmaz isek bir hiçiz. 30 yıl daha mücadele versek taleplerimizden bir zırnık dahi alamayız. Sosyalistler ile mücadele vererek bu günlere geldik. Sadece inanç alanında mücadele ile de bunu başaramayız. Eleştirinin olmadığı yerde doğruyu bulamazsınız. Elbette eleştiri olacak.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNDE HER YAPIDAN İNSAN VAR”

    Alevi inancının toplum için mücadele edenlere sahip çıktığını aktaran PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi örgütlerinde her yapıdan insanların olduğunu belirtti. Kaplan, “Birlikte yürümekten onur da duyarız. Ama biz bir grubun orayı sahiplenmesi, bürosu gibi kullanmasına izin vermeyiz. Belediyeler de kendi Alevilerini yaratma gayretinde. Devrimcilerde bunu yapıyor” diye konuştu.

    “ALEVİLER AÇISINDAN KLASİK DERNEKÇİLİK BİTMİŞTİR”

    Kaplan, ülkenin en büyük sorunun demokrasi sorunu olduğunu belirterek, bu sorunun çözülmesi tüm kesimlerin sorunlarını çözeceğini kaydetti. “Hiç bir Alevi devlet aklı ile hareket edemez” diyen Kaplan şöyle devam etti:

    “Devlet ilişkilerinde Alevilerin şeffaflığı şarttır. Sosyalist ve devrimci mücadele Alevilerde karşılık bulmuştur. Aleviler şehirlere yerleştiğinde bir yeri vardı, tapusu da devlete aitti. Bu ihtiyaçlardan devrimci mücadelelere gerek duyuldu. Alevi örgütlenmesini en büyük eksiği kendimizi Aleviliğin şu an ki durumuna karşı konumlandıramadık. Alevilerin bu konumuna göre şekillendirmemiz gerekiyor. 70’li yıllardan kalma sloganlarla örgütlerimizi götürüyoruz. Aleviler açısından klasik dernekçilik bitmiştir. Bir an önce tüm dernekler pozisyon almak durumunda.”

    Alevi kurumlarının Alevi toplumunun yüzde 5’ini örgütleyebildiğine dikkat çeken Kaplan, şehir koşullarına göre öğretinin güncellemesi gerekliliğine vurgu yaptı.

    “SİYASİ HASTALIKLARDAN VAZGEÇMELİYİZ”

    30 yıllık ciddi bir örgütsel mücadelenin olduğunu belirten AKD Genel Başkanı Doğan Demir, bedel ödeyen bir topluluğun olduğunu belirterek mücadele yönteminde eksik kaldıklarını belirtti. Demir, “Alevi hareketini siyasete  angaje olduğunu belirten Demir, “Bizim işimiz sadece hizmet yürütmek. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını onaylamadığımız için yuhalanmıştık. Aleviler bu ülkenin geleceğine yön veremez, yönetemez ise geleceğini inşa edemez.  Alevilerin darmadağın bir yapısı var. Türkiye’deki 7 örgütlü kurumu bir araya getirdik. Ama içini dolduramıyoruz. Cemevlerimizi belediyeler işletiyor. Cemevleri bizimdir. Siyasi irade olmadığımız için bu sıkıntıları yaşıyoruz. Siyasi hastalıklarımızdan vazgeçmek durumundayız” ifadelerini kullandı.

    “SÖZ VE EYLEM BİRLİKTELİĞİ ÖNEMLİDİR”

    Alevilerin toplumsal mücadele için birlikte hareket etmesi zorunluluğuna dikkat çeken Demir, Alevi kurumlarının devlet ile görüşmelerindeki duruşunun ve taleplerinin önemli olduğunun altını çizdi. Demir şöyle konuştı:

    “Türkiye’de hak ihlalleri var. Birçok yerden Aleviler talepleri doğrultusunda Ankara’ya yürüdü. Alevi örgütleri ben küstüm oynamıyorum diyemez. Eksik de yapsa temsiliyet boyutunda muhatap alınmak durumunda. Bu sorunları çözmek için mutlaka görüşmek lazım. Mesele duruşunuzdur. Neyi talep ettiğinizdir. Biz toplumsal uzlaşı için birlikte mücadele etmek zorundayız. Söz ve eylem birliği yapmak zorundayız. Biz aynı zamanda azınlıkların talepleri konusunda da mücadele ediyoruz. Alevi örgütlerinin siyaset üstü bir konumu var. Kendimizi sorunlardan soyutlayamayız. Yeni bir karar aldık. Özellikle hayır yemeklerinin paraları ile bir burs komisyonu kurup öğrenci okutacağız. Buraları ağlama duvarları değil. Herkesin bu topluma nasıl hizmet edeceği, geleceğini nasıl inşa edeceği konusunda kendini sorgulaması lazım.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ ZOR SÜREÇTEN GEÇTİ”

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez de Alevi örgütlerinin zor bir süreçten geçtiğini belitti. Geçmez, köylerden kente göç eden Alevilerin zor şartlar altında mücadele ettiğini belirterek, “Özellikle Koçgiri, Dersim Alevilerinin yaşadığı ciddi sıkıntılar vardı. Onlar çok da isteyerek göç etmediler” dedi.

    Sosyalist örgütlerin kurumlara ön yargı ile geldiklerini söyleyen Geçmez, Alevi kurumlarının ilkeli bir birlikteliği öne çıkarması çağrısında bulunarak, “Yaptığımız eylemlerden sonra bu arkadaşlarda bir farkındalık oldu. Yaptığımız kurultaylar devletin yaptığı kurultaylara cevap niteliğindeydi. Sosyalistlerin ezberlerini bozan şeylerdi. Avrupa Birliği’nin ilerleme raporları sosyalistlerin Alevi örgütlenmeleri yakınlaşmasına neden oldu. ilkeli bir birliktelikten yana olmak lazım. İyi nitelikli kadrolarla yola çıkmak lazım. Aleviler tabelalarının olduğu yerde kendilerini güvende hissetti. Alevi siyaset yapmalı ama devletli Alevilikten uzak durması gerekiyor. Devletli bakışı ortada. Devletin lanetlediği değerler ile hareket etmez zorundayız” diye vurguladı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • ‘Asimilasyon gömleğini üzerimizden bir türlü yırtıp atamıyoruz’-VİDEO

    ‘Asimilasyon gömleğini üzerimizden bir türlü yırtıp atamıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Çiğli’de bulunan Alevi kurumları, ‘Asimilasyona karşı gelin canlar bir olalım’ paneli düzenlendi.

    Haberin Videosu

    Çiğli’de bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Yol Erenleri şubeleri panel düzenledi.

    Çiğli Belediyesi konferans salonunda gerçekleşen etkinliğin moderatörlüğünü Deniz Uslu yaptı. Panele PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, HDP MYK üyesi-Gazeteci Çilem Küçükkeleş, Mehmet Turan dede panelist olarak katıldı.

    Pir Süleyman Deprem’in çerağ uyandırdığı panelde HBVAKV Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han kısa bir konuş yaparak misafirleri selamladı.

    “İBADETİMİZ, FARKLI İNANÇLARIN DİLİNE GÖRE ŞEKİL ALIYOR”

    Panelde ilk söz alan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, asimilasyonun ilk olarak dilde başladığının altını çizerek ibadetlerin farklı inançların diline göre şekil aldığına vurgu yaptı. Alevi kurumlarının gayretlerinin bu asimilasyona karşı yeterli olmadığını ve Alevilerin taleplerine göre kendilerini güncelleyemedikleri özeleştirisinde bulunan Kaplan, “Asimilasyon önce dilde başlar. İbadetimiz komşu inançların diline göre şekilleniyor. Tarihten gelen arı bir dilimiz var. Müthiş vurguları elde edebiliriz. Asimilasyonun bir diğeri de cemevleri. Perşembe günleri yürüttüğümüz cemlerde tiyatroya kaçıyoruz. Doğru yürütene sözümüz yoktur. Hakka yürüme erkanında da komşu inançların dilini konuşuyoruz. Hiçbir kurumumuzda konuşulan Alevilerin günlük değildir. Alevi kurumları toplumun en ufak sorununu çözemiyor ise bitmiş duruma gelmiştir. Tarihimizi unutmayacağız ki yaşamı ona göre inşa edelim. Geçmişini unutan bir inanç toplumu haline geldik. Gayretlerimiz yetmiyor. Taleplere karşı kurumlar olarak kendimizi güncelleyemedik. Devletin aklı ile hareket eden herkes Yezit’tir. Hiçbir Alevi devletin aklı ile hareket edemez.”

    “SAMİMİYET VE YÜZLEŞME SÜRECİNDEN GEÇMEMİZ GEREKİYOR”

    Eşit yurttaşlık talebinin sadece bir gruba ayrıcalık ile değil tüm farklı kültürler ve inançların haklarının teslim edilmesi ile yaşanabilir kılınacağını söyleyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, buna karşı mücadelenin ise samimiyet ve yüzleşme sürecinden geçmesi gerektiğine vurgu yaptı. Geçmez şunları ifade etti:

    “Devletli din ve ırk olunmayacağı bilinmeli. Kültürler kendi özünden çıkartılarak yok ediliyor. iktidar gücünü ellerinde tutabilmek için insan öldürüyorlar. Siyasal İslamı kullanarak iktidara gelmeye çalışılıyor. Kültür ve siyasal duruşumuz anlamında özümüze dönmemiz gerektiğini düşünüyoruz. İnsanların doğuştan gelen hakları için mücadele etmek gerekiyor. Kapitalizm bütün gücü ile zulüm ettiği ortamda elbette zor olacaktır. Bu samimiyet ve yüzleşme sürecinden geçiyor. Alevilik iktidar dini değildir. Amacı insanı kamilliğe ulaştırmadır. Siyasal mücadeleyi de bu çizgi üzerinden geliştirmeliyiz. Aleviler olarak müthiş eksiklikler yaptık ama öz eleştiri veremedik. Alevi örgütlerinin görevi dayanışma ruhunu geliştirmektir. O ruhu geliştirerek, hayata geçirerek farkındalık yaratmaktır. Demokrasi ve hukuk herkes için olmalı. Yaşanan ülkede kafalar kuma gömülerek sorunlar çözülemez. Eşit yurttaşlık kendine ayrıcalık değildir. Cumartesi Annelerinin, Sivas’ta yakılanların dili de biziz. Acıları acılara kırdırırak sorunu çözemezsiniz. Diyarbakır’da Alevi bir sanatçının gidip oradaki tiyatroya dahil olması bizi zorluyor.”

    “BU İNANÇ EN ÇOK KADININI GÜÇLENDİREREK YÜRÜYEBİLİR”

    “Bu inanç en çok kadınını güçlendirerek yürüyebilir” diyen bir diğer panelist Halkların Demokratik Partisi (HDP) MYK üyesi Çilem Küçükkeleş ise Alevi kurumları içerisinde de kadın örgütlenmesine dair yanlış yaklaşımların olduğunun altını çizdi. Alevi inancının en çok darbelendiği, zedelendiği yer olan kadın konusunda yeniden ayağa kalkmaması durumunda kendini var edemeyeceği eleştirisini yönelten Küçükkeleş, şunları vurguladı:

    “Bu meydanlarda birleşebilmek, Hızırın dilini kullanabilmek çok önemli. İnsani kamil yolu sabretmeyi gerektirir. Dolaştığım bir çok yerde Alevilerin kurduğu kurumların anlamını yitirdiğini gördüm. Hakikatın hiçbir zaman kaybolmadığını gören bir toplumuz. Direnmek için güç olmaya gerek yoktur, hakikat olmalıdır. Biz ahlak deyince vicdanı anlarız. Ahlak bugün kapitalizmde kadına yüklenilmiş pozisyona düşürülmüş. Ahlak bir kadının boynunun borcu olacak bir değer değildir. Tekçi sistemler gibi yol yürümeye başladık. Bu felsefeyi kurutmak Aleviliği kurutmaktır. Toplumsal olmadığımız sürece inancımızı yürütme şansımız yok. Bizi bir araya getiren cemevlerimiz var. Biz çok devlet kapılarını bilen bir toplum değiliz. O binaların içini bir türlü dolduramadık. Ama bir diğer eksiklik ise biz kadınlara ait bir mekanımız yok. Ana Fatma, Zeynep Ana’nın yoldaşı olarak kabul ediliyoruz, tabir ediliyoruz. Biz Aleviler de bir şekilde sömürülüyoruz, kirleniyoruz. Tüm diğer kadınlar gibi Alevi kadınlar da eziliyor. Yakın tarihimize kadın ismi veremiyoruz. Bizde de kadına yaklaşımda yanlış anlayış var. Bu inanç en çok kadınını güçlendirerek yürüyebilir. En çok darbelendiği, zedelendiği yerden ayağa kalkamazsa kendini var edemez. İnancımızı iyiliği, güzelliği çoğaltarak koruyoruz. Sözü geleceğe taşıyalım ki bizim evlatlarımız bu inançla yol alıp yürüyebilsin.”

    “ASİMİLASYON ÖRTÜSÜNÜ YIRTIP ATAMIYORUZ”

    “Asimilasyon örtüsü üzerimize öyle bir yapışmış ki yırtıp atamıyoruz” diyen Mehmet Turan Dede ise, Alevi asimilasyonunda en büyük kaynağın yine içten olduğuna değindi. Asimilasyona karşı en önemli duruşun yol dilini korumanın olduğunu sözlerine ekleyen Mehmet Turan Dede, “Bizler asimilasyona uygun bir nüve olarak görülüyoruz. Asimilasyon örtüsü üzerimize öyle bir yapışmış ki yırtıp atamıyoruz. ‘Her ağacın kurdu kendi özünden, kökünden olandır’ derler ulular. Aleviliği fabrika ayarlarına getirmek istiyoruz. Bu asimilasyonun en büyük kaynağı bizleriz. İbadetlerimizde başka inançların terminolojisini kullanıyoruz. Kendi dilimizi unutuyoruz. Asimilasyona karşı en önemli duruş dilimiz yani yolumuzun dili var. Başka inançların ritüellerini kendimizin gibi uyguluyoruz. Aşıkların sözü ve kelamın özünü ise dualarda arıyoruz. Gerçeğe yani kendimizi uzaklaşıyoruz. İnancımızı başka şeylerin içerisinde arıyoruz. Yamalı bohça ve diğer inançlardan süzülüp gelmiş değiliz. Büyük derecede erozyona uğramış durumdayız. Devlet değerlerimize sahip çıkmaya bile başladı. Meydanlarda şimdi ise aşure dağıtanlar, daha önce aşurelerimizi döküyordu. Yola olan aşkımızı çoğaltacağız. Ancak o şekilde asimilasyona karşı gelebiliriz. Gönül çerağımızı daha da aydınlatmalıyız” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR 

     

  • Kaplan’dan online ezan tepkisi: Bu asimilasyonun bir parçasıdır-VİDEO

    Kaplan’dan online ezan tepkisi: Bu asimilasyonun bir parçasıdır-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Ayazağa Cemevi’nin tam karşısına bağlanan ‘korsan hoparlör’den yüksek sesle ezan okutulmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, devlet Alevi köylerinde online olarak hoparlör koyarak ezan okutmayla başladı. Bu asimilasyonun bir parçasıdır” dedi. 

    İstanbul Şişli ilçesi Ayazağa Mahallesi’ndeki cemevinin bulunduğu sokak ve çevresine aylardır ‘korsan hoparlör’ bağlanarak yüksek sesle ezan dinletilmeye başlandı.

    Belediye ve müftülük hoparlörün kendi bilgileri dışında bağlandığını açıkladı. HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da ‘korsan hoparlörü’ Meclis gündemine taşıyarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sormuştu.

    Cemevinin önünde bulanan direklere bağlanan ‘korsan hoparlör’den ezan okutulmasına ise tepkiler büyüyor. Konuya ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan PİRHA’ya konuştu.

    “Öncelikle arkadaşlar bu hoparlörü söküp atacaklar” diye sözlerine başlayan Kaplan, “Bizim cemevlerimiz karşısında hoparlör koymaya cesaret etseler biz söker atarız. O direği oradan kaldırırız” ifadelerini kullandı.

    ALEVİ KÖYLERİNE ONLİNE EZAN

    Kaplan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Devlet böyle çok gizliden birbirinin üzerine attığı bu tip şeylerde iyi sonuç verdiğinde herkesin kabul ettiği, üstlendiği diğer sonuçları hiç kimsenin kabul etmediği, tepki duyduğu anda herkesin birbirine attığı suç ile karşı karşıyayız. Devlet Alevi köylerinde online olarak hoparlör koyarak ezan okutmayla başladı. Ege’de bu çok yaygındır. Bunu zaman zaman köyün içerisinde köyün bir gencini valiliğe, bir gencini kaymakamlığa işe alarak ona yaptırarak işe başladı böyle şeyler. Bu asimilasyonun bir parçasıdır. Kulakları ezana alıştırmaya çalışıyorlar. Bu ülkede artık ezanın hoparlörle okunmasına da gerek yoktur. Çünkü herkes ezan vaktini saatini biliyor. Asıl olan ezanın çıplak sesle okunmasıdır. Dinin emri odur.”

    “HOPARLÖRDEN HABERLERİ VARDIR”

    Cemevi yönetiminin konuya ilişkin başvurduğu yetkili mercilerin haberinin olmadığını söylemesine de tepki gösteren Kaplan şöyle konuştu:

    “Gelip özellikle bizim ibadethanelerimizin karşısında ve Alevi köylerinde böyle bir online ezan okunması kaymakam ‘benim haberim yoktu’ müftü, vali ‘benim haberim yok’ deme şansına sahip değil. Onlardan habersiz bir şey olmaz. Biz geçen Erzincan’a girdik, on dakika sonra derneğe gittik; dernek başkanını aradılar ‘genel başkanınız buraya gelmiş açıklama mı yapacaksınız’ diye. İstihbaharatın bu kadar güçlü olduğu bir ülkede bir cemevinin karşısında ezan okutulmasından kaymakamın, valiliğin, müftülüğün benim haberim yok deme şansı yok. Haberleri vardır.”

    “İNANCIMIZA SAYGILI OLMALILAR”

    Bunu bilerek yaptıklarını söyleyen Kaplan, “Burada asıl sorun bizde. Bizim buna karşı ne yapmamız gerektiği noktasında. Nasıl ki Aleviler bir caminin önünde cemini yapmıyorsa, (çünkü biz tüm inançlara saygılı olmak durumdayız.) o hoparlörü koyanların da bizim inancımıza saygılı olması gerekir. Eğer bu işi kaşırlarsa sonu kötü olur. Dolayısıyla takanlar sessizce söksünler” diyor.

    “KATLİAMLARIN ALTINDA DİNİ İÇERİKLİ ÖGELER YATIYOR”

    Kaplan sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Biz de zaman zaman din dersi öğretmenleri ile karşı karşıya geldiğimizde, “Sen müslüman mısın? gibi bir tepkiyle karşılaşıyorduk. O zaman ‘Biz müslüman değiliz Aleviyiz’ deseydik belki bu sorunların çoğu aşılmış olurdu. Orada cemevi yöneticilerine de hak vermek gerekiyor. Din hassas biz konu, Türkiye’deki 12 Eylül öncesi ve sonrası aşağı yukarı katliamların hepsinin altında dini içerikli ögeler yatıyor. ‘Aleviler camiye saldırdı, Aleviler camiye silah soktu, Aleviler camiyi bombaladı’ savıyla ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla bu hassas bir konu ama oraya nasıl gece takılmışsa gece de rahatlıkla sökülebilir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ifadeye çağrıldı

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ifadeye çağrıldı

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, İbrahim Kaypakkaya’yı övdüğü gerekçesiyle savcılık tarafından ifadeye çağrıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan işkencede öldürülen devrimci önder olarak bilinen İbrahim Kaypakkaya’yı övdüğü gerekçesiyle savcılık tarafından ifadeye çağrıldı.

    Konuyu PİRHA ile paylaşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, savcılıktaki ifadesinin bir saat sürdüğünü, terör ve teröristi övmekle suçlandığını belirtti.

    6 aydır devam eden bir soruşturma olduğunu söyleyen Kaplan, Ankara’da yapılan İbrahim Kaypakkaya anmasına PSAKD Genel Başkanı sıfatıyla davet edildiğini ve katıldığını kaydetti.

    İfadesinde THKPC ile bir bağlantısı olmadığını söylediğini belirten Kaplan, yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini ekledi. Kaplan, ifadesinde ülkelerin yönetim biçimlerine ve yöneticilerine göre terör ve terörist kavramlarının değiştiğini belirttiğini de kaydetti. (HABER MERKEZİ)

     

  • PSAKD Kadıköy’de hakka yürüme erkanı-VİDEO

    PSAKD Kadıköy’de hakka yürüme erkanı-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD Kadıköy Şubesi’nde hakka yürüme erkanı gerçekleşti. Erkanlar asimilasyona karşı çalışmaların bir parçası olarak ele alınıyor.

    Sivas İmranlı Kızıltepe köyü 1924 yılı doğumlu Gülbağ Paşa Yıldırım’ın hakka yürüme erkanı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadıköy Şubesi cemevinde yapıldı.

    Erkana Yıldırım’ın yakınlarının yanı sıra Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan ve PSAKD Genel Başkan adaylarından Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe de katıldı.

    Hakka yürüme erkanı için aile yakınlarıyla görüşen şube yönetimi ailenin görüş ve rızalığını alarak hakka yürüme erkanına yön verdi.  Güvenç Abdal Ocağı pirlerinden Sefa Öztürk’ün yönetiminde hakka yürüme erkanı gerçekleşti.

    Hakka yürüme erkanı sırasında Sefa Öztürk dede devriye ile ilgili nefesler okudu. Hakka yürüyen canın oğlu Sabit Yıldırım erkan sırasında babasıyla ilgili anılarını tabutu başında anlatıp babasını yad etti. Ailenin isteği üzerine PSAKD Kartal Şubesi yöneticilerinden Haydar Arıkuşu Hüdai’nin “Bütün Evren Semah Döner” isimli nefesini okudu.

    Hakka yürüme erkanı ve diğer ritüellerin Alevilik özüne uygun olması ve diğer inançların baskısından çıkartılması yönünde ısrarcı olan şube yönetimi erkanlarda kadın ve erkeklerin yan yana can cana olmasında da öncülük etmeye devam edeceğini beyan etti.  (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi kurum başkanlarından ve pirlerden yeni yıl mesajı

    Alevi kurum başkanlarından ve pirlerden yeni yıl mesajı

    PİRHA-Yeni yıl mesajı veren Alevi kurum başkanları ve dedeler 2018’in barış, huzur ve adaletli bir yıl olmasını temenni ettiler.

    Alevi kurum başkanları ve pirleri yeni yıldan beklentilerini PİRHA’ya açıkladılar.

    “İÇİMİZDE VE DIŞIMIZDAKİ ŞER ODAKLARI YOK OLSUN” 

    Alevi Bektaş Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, 2018’e girerken katillerin iş başında olduğunu söyleyerek şunları ifade etti: “Yeni yılda içimizde ve dışımızdaki şer odaklarının yok olması, adaletin ve hukukun tecelli etmesini temenni ediyorum.”

    “TÜM İNSANLIĞA BARIŞ HUZUR VE MUTLULUK GETİRSİN”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş, yeni yılın tüm insanlığa mutluluk, barış ve huzur getirmesini temenni ederek OHAL ve KHK’lerin, yolsuzlukların olmadığı bir yıl diledi.

    “İNSANALRIN KARDEŞÇE YAŞADIĞI BİR YIL DİLİYORUM”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, 2028’in huzur ve barış içerisinde daha demokratik bir yıl olmasını dileyerek “Man Adası gibi yeni adaların keşfedilmediği, tüm insanların ve milliyetlerin özgürce ve kardeşçe yaşadığı bir yıl diliyorum” dedi.

    “YENİ YILDA BARIŞ İÇİN HEP BİRLİKTE MÜCADELE ETMEMİZ LAZIM”

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eş Genel Başkanı Dursun Demirtaş, her şeyden önce yeni yılda barış ortamının sağlanması gerektiğini vurgulayarak şunları dile getirdi: “Eşitlik, özgürlük, barış ve adalet için ben insanım diyen her kişi ve kurumun mücadele etmesi gerekiyor. Başka türlü güzel bir yaşama kavuşamayız. İnancımıza göre bu yeni yılın sağlık, huzur, barış ve esenlik getirmesini istiyoruz. Ama bunun için de mücadele etmemiz gerekiyor, bu konuda çaba sarf etmemiz gerekiyor. Ülkemizde, Mezopotamya bölgesinin her yerinde kanlar akıyor. Egemen güçlerin temsilcileri insanların dilini, kültürünü ve inancını yok etmeye çalışıyor. Bizim buna karşı hep birlikte mücadele etmemiz lazım.”

    “ALEVİ HAK VE TALEP MÜCADELESİ KARŞILIĞINI BULSUN”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de yeni yıldan çok beklentisi olmadığını söyleyerek şunları ifade etti: “Alevi hak ve talep mücadelesinin karşılığını bulmasını temenni ediyoruz. Alevilerin birliği ve dirliğinin uyum içerisinde olmasını diliyoruz. Çünkü ülke ve bölge anlamında sıkıntılı bir sürece giriyoruz.”

    PİRLERDEN YENİ YIL MESAJI

    Sosyal medya hesaplarında yeni yıldan beklentilerini paylaşan Alevi dedeleri Celal Fırat, Eren Yıldırım ve Sefa Öztürk ise şunları kaydettiler:

    İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat: “2018 yılından beklentimiz OHAL’siz, huzurlu ve yüreklerde sevgi dolu bir Türkiye… Çok şey mi istedik?”

    Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım: “2018 barışın, özgürlüğün ve adaletin yılı olsun.”

    Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Sefa Öztürk ise ‘Yeni Sene’ isimli bir şiir yayımladı:

     

     

    YENİ SENE

    Dostlarınız var mı soğuk kış günlerini paylaştığınız
    Kuşlara yem veriyor musunuz pencerenize konduğunda
    Sokakta hayvanlar size muhtaç
    Onlar için de bir kap yemeğiniz olsun

    Nasıl olsa yaşam zor zanaat
    Her taraf şiddet ve de acı
    Kadınlar katlediliyor çocuklar da
    Tecavüz kadınlar ve çocukları bekliyor
    Özgürlükler başka bahara
    Açlık ve sefalette cabası

    Yine de eksilmesin umutlar
    İnadına daha da yeşersin
    Bahar gelsin yani
    Hepinize iyi seneler

    İNKARCILIĞA ve AYRIMCILIĞA HAYIR 

    Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu, artık bu ülke de ayrım yapılmasını, inkarcılık yapılmasını istemediklerini belirtirken şu mesajı verdi:

    “İnsanlar inançlarından dolayı, konuştukları dilden dolayı cinsiyet farkından dolayı, ve neden ne olursa olsun hiçbir şekilde baskı ya uğramasın istiyoruz. Sokaklar da kadınlar ve çocuklar hiçbir şekil de taciz edilmesin istiyoruz. Tacizcilere ve bu sapıklara gerekli cezai işlem yapılsın diyoruz. Eşit Yurttaşlık Hakkının ülkede tüm insanlarımıza uygulanmasını istiyoruz.
    Kısaca “insanlarımız hak ettiği gibi” yaşamalı diyoruz.

    İnkarcılığa ve ayrımcılığa hayır, diyoruz.
    Bu inançla, 2018 yılı canlarımıza, ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesi dileği ile.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘AKP’li vekiller Maraş anmasının provokatif olduğu iddiasını kanıtlamak zorunda’

    ‘AKP’li vekiller Maraş anmasının provokatif olduğu iddiasını kanıtlamak zorunda’

    PİRHA- AKP’li vekillerin TBMM’de düzenledikleri basın açıklamasında Maraş’a nama için gidenleri provokatör ilan etmesine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, KHK yayınlandıktan sonra böyle bir açıklama yapılmasının Alevi örgütlerinin hedef gösterilmesi anlamına geldiğini vurguladı. 

    AKP Çorum Milletvekili Celalettin Güvenç ile Maraş Milletvekilleri Nursel Reyhanlıoğlu, Mehmet Uğur Dilipak ve İmran Kılıç TBMM’de düzenledikleri basın toplantısında Alevilere yönelik yapılan Sivas, Maraş ve Çorum katliamlarını olay olarak  tanımlarken, Maraş’a anma için gidenleri de provokatör ilan ettiler. AKP’li vekillerin bu açıklaması tepki çekti.

    “BUNU KANITLAMAKLA MÜKELLEFLER” 

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, önce bu açıklamayı yapan milletvekillerinin, Avrupa’dan ve Türkiye’nin dört bir yanından Maraş’a gelenlerin oradaki halka yönelik provokatif eylemleri olduğunu kanıtlamakla mükellef olduklarını kaydetti.

    “ALEVİ KURUMLARINI HEDEF GÖSTERİYORLAR”

    Anmalarda katliamların unutturulmaması ve başta devlet olmak üzere oradaki halkın da bu katliamlarla yüzleşmesini talep ettiklerini ifade eden Kaplan, dışarıdan anmaya katılanları terörize etmenin ne o milletvekillerine, ne de Türkiye’nin şu an ki konumuna bir faydası olacağını belirtti. Açıklamayı yapan milletvekillerinin Alevi kurumlarını hedef gösterdiğini söyleyen Kaplan “Bu akıl tutulmasıdır, öncelikle bundan vazgeçmeliler. Biz isterdik ki gerek Çorum’un yıl dönümünde, gerek Sivas’ın yıl dönümünde, gerekse Maraş’ın yıl dönümünde oranın tüm milletvekilleri katılsın. Bu katliamın kınanması yönünde buradaki kitleyle birlikte hareket etmelerini isterdik.” şeklinde konuştu.

    KHK TEPKİSİ

    Öte yandan son yayınlanan KHK’ye göre sivillerin, darbeyi önlemek için yaptığı eylemlerin hukuki, mali ve cezai sorumluluğu olmayacağı maddesini hatırlatan Kaplan, “Bu KHK çıktıktan sonra böyle bir açıklama yapılması bu örgütlerin hedefe konması anlamına geliyor ki bu da kabul edilebilir bir durum değildir” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Engellemelere karşı tavrımız net; bu anmayı gerçekleştireceğiz’

    ‘Engellemelere karşı tavrımız net; bu anmayı gerçekleştireceğiz’

    PİRHA-Maraş Katliamı’nın yıldönümü yaklaşırken Maraş Valiliği’nin Maraş’ta gösteri, yürüyüş ve basın açıklamasını 13 Ocak 2018 tarihine kadar yasaklamasına Alevi kurum başkanlarından tepkiler geldi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz bu karar rağmen Maraş’a giderek anmayı gerçekleştireceklerini vurguladılar.

    “VALİLİK AKLIMIZLA ALAY EDİYOR”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Maraş Valiliği’nin zaman zaman 1 aylık süre içerisinde zaman zaman da anmalardan iki gün önce bu tür yasakları getirdiğini hatırlatarak, bu yasağa rağmen programlarında hiçbir sapma olmayacağını ifade etti. “Valilik geçen yıl olduğu gibi bu sene de bizim aklımızla alay ediyor. Biliyorlar ki yasaklasalar da hatta Maraş’ın etrafını dikenli tellerle çevirseler de biz kurumlar olarak Yörük Selim’de basın açıklamasını yapacağız” diyen Kaplan, anmanın kitlesel hale getirilmemesi için bu yasaklamaların yapıldığına dikkat çekti.

    “ENGELLEMELERE KARŞI TAVRIMIZ NET”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, geçen yıl da valiliğin böyle bir karar aldığını ancak buna rağmen anmanın gerçekleştirildiğini belirterek, engellemelere karşı tavırlarının ve duruşlarının net olduğunu söyledi. Ülkede OHAL gerekçesiyle tepki gösterilmek istenen hiçbir şeye tepki verilmediğini ifade eden Deniz, Alevilere böyle bir kararın güçleri karşı karşıya getirmek için bilinçli alındığını ve gerilim politikasının arttırılmaya çalışıldığını kaydetti. (HABER MERKEZİ)

  • Solcu belediye başkanı nasıl olmalı?

    Solcu belediye başkanı nasıl olmalı?

    PİRHA- İzmir Menemen’de gerçekleşen ‘Yerel Yönetimlerde Sol Düşünce’ panelinde, nasıl bir belediyecilik anlayışının olması gerektiği konuşuldu. Konuşmalarda, sol düşüncede olan bir belediye başkanının her görüşe eşit mesafede ve özgürlük, eşitlik ile adaletten yana olması gerektiği vurgulandı. 

    Menemen Belediyesi ile Avrupa Alevi Düşünce Derneği işbirliğinde düzenlenen “Yerel Yönetimlerde Sol Düşünce” konulu panel, Menemen Belediye Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

    Moderatörlüğünü CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın yürüttüğü panelde; Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin, Dersim Hozat Belediye Başkanı Celaleddin Polat, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan ve CHP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın konuşmacı olarak yer aldı.

    CHP İzmir İl Başkanı Asuman Ali Güven, Belediye Meclis Üyeleri, Sivil Toplum Örgütleri Başkanları, Muhtarlar ve vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşen “Yerel Yönetimlerde Sol Düşünce” konulu panelin 4.’sünü Menemen’de gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan Avrupa Alevi Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Abbasoğlu, “Dernek olarak bu tür çalışmalara öncelik veriyoruz. Çünkü diyoruz ki ‘Bu ülkede sol iktidar olursa herkes bundan yararlanacak. İktidarın yolu da yerelden geçiyor. İyi bir yerel yöneticisi olan partinin iktidar olma şansı daha fazla. Örneklerini görüyoruz. Bu nedenle bizim için değerli bir çalışma, sizlerle birlikte olmaktan mutluyuz” dedi.

    “BELEDİYE BAŞKANI, EŞİTLİKÇİ, ADALETLİ OLMALI”

    Ev sahipliğini yaptığı panele konuşmacı olarak katılan Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin, sol düşünceye sahip Belediye Başkanlarının toplumun her kesimine eşit mesafede olması gerektiğini ifade ederek; “Menemen gibi sağ düşüncenin kalesi olan bir yerde 4 dönemdir sol düşünceyi yaşatabiliyorsak, bir sebebi vardır diye düşünüyorum. Sol düşünce demek, her düşünceye sahip çıkmak demektir. Biz de Menemen’de sol düşünceye hakim arkadaşlarımızla birlikte, seçildiğimiz günün ertesinde 6 oklu rozetimizi çıkarıyor, ‘Biz artık her kesimin Belediye Başkanıyız’ diyoruz. Sol düşünce demek, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Doğu-Batı, Laz-Çerkez hiçbir zaman ayırım yapmayan bir düşünce tarzı demektir. Yerel yönetimlerde sol düşünceye hizmet eden Belediye Başkanı arkadaşlarımız; eşitlikçi, adaletli, hakka ve hukuka inanan insanlar gurubu olmalı. Bu eşitlikçi, adaletli anlayışını her kesime yansıtabilmelidir” dedi.

    “SOL DÜŞÜNCEYE SAHİPSENİZ RİSK ALMALISINIZ”

    Sol düşünceyi bir yaşam biçimi olarak gördüğünü ifade eden Başkan Tahir Şahin, risk alarak CHP içerisinde verdiği mücadele sonucunda partisinden ihraç edildiği ve 2 buçuk yıl partisiz kaldığını hatırlattı. Şahin, “Mücadele ruhu yüksek insanlardan oluşan bir ideolojik kavramdır sol düşünce. Mevcut iktidara teslim olursanız, ben solcuyum diyemezsiniz. Sol düşünceye sahip insanlar, toplum menfaatlerine hizmet edebilmek adına risk almalıdır. Zaten risk alma anlayışınız yoksa, o zaman mevcut iktidara karşı gelme anlayışınız gelişmiyor demektir” ifadelerini kullandı.

    “BELEDİYE HİZMETLERİNİ KALİTELİ VE UCUZA GÖTÜRMELİ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan ise yerel yöneticilerin sokakta olması ve hemşerilerine dokunması gerektiğini ifade etti. “Sol Belediyecilik anlayışı, belediye hizmetlerini halka kaliteli ve ucuza götürmelidir” diyen Kaplan, toplu taşıma aracının zararına bakmaksızın, 1 kişi için de olsa 24 saat ulaşım sağlanması gerektiğini vurguladı.

    “SOL BELEDİYE BAŞKANI HALKTAN KOPUK OLMAZ”

    Dersim Hozat Belediye Başkanı Celaleddin Polat, “Sol söylemlerde değil, pratikte olmalı. Sol, Belediye’de söylemlerle iş başına gelip, kendi emekçisini sürgün eden belediye başkanlarıyla olmaz. Sol Belediye Başkanı, birlikte yola çıktığı yoldaşını yarı yolda bırakmaz. Sol belediye başkanı halktan kopuk olmaz. Sol Belediye Başkanı, halkla ve personeliyle birlikte Belediyeyi yöneten demektir” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET DİLLERDEN, DİNLERDEN VE İNANÇLARDAN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız da şöyle konuştu:

    “Aleviler olarak bizlerin istediği, bu memlekette yaşayan ve dilinden, dininden, ırkından, mezhebinden, düşüncesinden dolayı, geçmişte var olan kimliklerinde bugün de aynı şekilde bu kimliklerin, inançların anayasada resmi bir mutabakat altına alınmasıdır. Memlekette bütün inançların, dillerin aynı şekilde eşit mesafede gözükmesi ve bir barış anayasası olması bizim dileğimizdir. Her inanç, dil ve din özgürlüğünü korumalıdır. Devlet dillerden, dinlerden, inançlardan elini çekmelidir. Devlet sadece denetim mekanizması olmalıdır.”

    Soru cevap şeklinde devam eden panelin sonunda, etkinliğe ev sahipliği yapan Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin, panelin moderatörü ve konuşmacıları ile Avrupa Alevi Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Abbasoğlu’na günün anısına Menemen’e özgü toprak testi hediye etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurum başkanlarından tepki: TV10 üzerinde yaşanan gasp ve talandır-VİDEO

    Alevi kurum başkanlarından tepki: TV10 üzerinde yaşanan gasp ve talandır-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumları KHK ile kapatılan Tv10’un OHAL Komisyonu’na başvurusunun reddedilmesine tepki gösterdi. PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, aradan 37 yıl geçmesine rağmen 12 Eylül’ün hala bitmediğini, HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş, Tv10 üzerinde yaşananın gasp ve talan olduğunu, ABF Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Tv10’un farklı kimliklere, kültürlere, dillere ve inançlara kapısını açmasının iktidarı rahatsız ettiğini, DAD Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık ise susturulanın Hak ve hakikatin sesi olduğunu belirtti. 

    Haberin Videosu

    Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Tv10 geçtiğimiz gün Ankara’da OHAL Komisyonu’na başvurdu ancak başvurusu komisyon tarafından kabul edilmedi. Bunun üzerine PİRHA’ya konuşan Alevi kurum temsilcileri tepkilerini dile getirdiler.

    “12 EYLÜL’DEN BU YANA OHAL HİÇ KALKMADI”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Tv10’un susturulmasının Alevilerin susturulması olduğunu ifade ederek Tv10’un gerçekten Alevilerin sesi olduğunu, Alevi süreklerinin ibadet biçimlerini, yürüttüğü yolu bir anlamda Tv10 ekranlarını izleyerek öğrendiklerini kaydetti. Tv10’un ulaşmadığı Anadolu’nun köyü, bucağı kalmadığını söyleyen Kaplan ayrıca şunları dile getirdi:

    “12 Eylül’ün üzerinden 37 yıl geçti. Aslında 37 yıl boyunca hiçbir zaman OHAL kalkmadı. Lokal olarak bölgelerde, illerde uygulandı. Geçen yıl Temmuz’da 12 Eylül’ün yapamadığı, 12 Eylül’ün beceremediği darbenin sivil ayağı kurumsallaşarak ülkenin her alanına yayılmış durumda.”

    “TV10 ÜZERİNDE YAŞANAN GASP VE TALANDIR”

    Bugün sivil bir darbe süreci yaşandığını vurgulayan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş da şunları ifade etti:

    “Bugün darbe ve karşı darbe kucaklaştı. Her iki darbenin enerjisi, şiddeti ve öfkesi yoksulların, emekçilerin ve mazlumların üzerinde patladı. TV10 üzerinde yaşanan aslında gasp ve talandır. Adaleti bir tarafa bırakıyorum hukuksal ayağı bile oluşturulmadan herhangi yasal bir uygulamaya dayandırılmadan yapılan gasp ve talandır. Bu noktada gasp ve talan ettikleri şey de Alevilerin, yoksul Alevilerin emeğinden ve dişinden artırdıklarıyla kurdukları bir televizyondur. Allah’ın en büyük emri yanıma ne ile gelirseniz gelin ama  kul hakkı ile gelmeyin’dir. Şuanda siz kul hakkı yiyorsunuz.”

    “TV10 FARKLI KİMLİKLERİN, DİLLERİN, KÜLTÜRLERİN VE İNANÇLARIN SESİ VE KULAĞI OLUYORDU”

    Tek ses duymak isteyenlerin, ülkeyi OHAL yasalarıyla, kararnamelerle ve fetvalarla yönetmek isteyenlerin Alevilerin sesini kısmak istediklerini belirten Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, “Tv10, emekçilere, farklı kimliklere, farklı dillere, kültürlere ve inançlara kapsını açıyordu. Onların sesi kulağı oluyordu. Onlarla ahval ediyordu. Dolayısıyla da ‘Gelin canlar bir olalım’ felsefesine uygun olarak tüm canların birlikte bir arada olmasına zemin hazırlıyordu. Bu özü öze bağlama noktasındaki çalışmaları tekçi anlayışı rahatsız etti” şeklinde konuştu.

    “SUSTURULAN HAK VE HAKİKATİN SESİDİR”

    FETÖ ile mücadele adı altında muhaliflere, Alevilere, sol kesime yönelik bir zulmün ve haksızlığın uygulandığını ifade eden Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık, “Tv10’un kapısından girdiğinizde stüdyosunda ‘Hak ve Hakikatin Sesi TV10’ diye yazardı. Susturulan hak ve hakikatin sesidir. Yoksulun, mazlumun, bu ülkede bin yıllardır Alevi toplumunun toplumsal olarak kendisini ifade edebileceği nefes alabileceği bir alanın kapatılması olarak algılanmalıdır” şeklinde ifade etti. 

    Cebrail ARSLAN/ANKARA