Etiket: Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)

  • Meclis’te ‘Suriye’de Alevi soykırımını durdurun’ çağrısı: İmzalar partilere sunuldu!-VİDEO

    Meclis’te ‘Suriye’de Alevi soykırımını durdurun’ çağrısı: İmzalar partilere sunuldu!-VİDEO

    PİRHA-Türkiye, Avrupa, Amerika ve Avustralya’dan 606 kurumun desteğiyle yürütülen “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar TBMM’ye teslim edildi. Meclis’te düzenlenen basın toplantısında konuşan CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu ile DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Suriye’de Aleviler başta olmak üzere azınlıklara yönelik hak ihlalleri ve kadınlara dönük şiddet iddialarına dikkat çekerek uluslararası topluma acil harekete geçme çağrısında bulundu.

    Türkiye, Avrupa, Amerika ve Avustralya’dan 606 kurumun imzasıyla yürütülen “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim edildi. Aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), SYKP, Suriye İnsan Hakları Topluluğu temsilcileriyle Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay’ın yer aldığı heyet, Meclis’te grubu bulan DEM Parti, CHP, Yeni Yol Grubu ile EMEP ve TİP milletvekilleriyle görüştü. Görüşmenin ardından basın toplantısı düzenlendi.
    “ÖZELLİKLE SURİYE’DE YAŞAYAN ALEVİLERE SOYKIRIM YAPILMIŞTIR”

    Basın toplantısında konuşan CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, Suriye’de rejim değişikliğinin ardından özellikle Alevilere yönelik ağır saldırılar yaşandığını ifade etti. Bu saldırıların zamanla Hristiyanlara, diğer azınlıklara ve laik Sünnilere kadar genişlediğini belirten Mullaoğlu, son dönemde kadınlara yönelik tecavüz, kadın kaçırma ve çocuk kaçırma olaylarının sürdüğünü söyledi.

    Sadece Alevi kimliği nedeniyle insanların işlerinden çıkarıldığını, emekli olanların ise emekli maaşlarının kesildiğini iddia eden Mullaoğlu, farklı siyasi partilerden ve çeşitli toplumsal kurumlardan temsilcilerin ortak bir insani duruş sergilemek amacıyla bir araya geldiklerini ifade etti.

    “72 MİLLETE BİR GÖZLE BAKAN BİR İTİKAT İNANCI MENSUPLARIYIZ”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise Aleviliğin 72 millete bir gözle bakan bir inanç olduğunu kaydederek, zulmün kimden geldiğine bakmaksızın her türlü baskının karşısında durduklarını dile getirdi. Esad döneminde yaşanan hak ihlallerini de hiçbir zaman savunmadıklarını belirten Fırat, kim olursa olsun zulmün karşısında olduklarını söyledi.

    “SURİYE’DE ALEVİLERİN YAŞAM HAKKINI VE HALKLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN ETME HAKKINI SAVUNUYORUZ”

    Konuşmasının devamında Celal Fırat, dünyanın farklı ülkelerinden bireyler ve kurumlar olarak Suriye’de yaşanan şiddet, baskı ve insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmayı reddettiklerini belirtti.

    Suriye’de Alevilerin yaşam hakkının korunması, azınlıkların güvence altına alınması ve halkların kendi kaderini tayin etme hakkının savunulması amacıyla uluslararası bir imza kampanyası yürüttüklerini ifade eden Fırat, sivillere yönelik saldırıların durdurulmasını ve kadınlara karşı işlenen suçların soruşturulmasını talep ettiklerini söyledi.

    “ALEVİ, DÜRZİ VE HRİSTİYAN TOPLULUKLAR SİSTEMATİK ŞİDDETLE KARŞI KARŞIYA”

    Celal Fırat, bugün başta Aleviler, Dürziler ve Hristiyan topluluklar olmak üzere birçok halkın sistematik şiddet, zorla yerinden edilme ve etnik-dinsel temizlik uygulamalarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Yaşananların tekçi ve köktendinci bir yönetim anlayışının sonucu olduğunu savunan Fırat, HTŞ ve diğer silahlı grupların işlediği iddia edilen insan hakları ihlallerine ilişkin uluslararası raporların her geçen gün arttığını söyledi.

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Uluslararası Af Örgütü, Human Rights Watch, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ve Suriye İnsan Hakları Ağı tarafından yayımlanan raporlara işaret eden Fırat, başta Aleviler olmak üzere seküler yaşam tarzını benimseyen birçok kişinin işlerinden uzaklaştırıldığını, mülksüzleştirildiğini ve ekonomik baskılarla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

    “ALEVİ KADINLARA YÖNELİK SALDIRILAR ARTIK SON DERECE TEHLİKELİ BİR BOYUTA ULAŞMIŞTIR”

    Konuşmasının önemli bir bölümünü kadınlara yönelik ihlallere ayıran Celal Fırat, 2025 yılı boyunca çok sayıda Alevi ve Kürt kadınının ağır insan hakları ihlallerine maruz kaldığını söyledi. Uluslararası kuruluşların raporlarında özellikle Alevi kadın ve kız çocuklarının kaçırılması, cinsiyete dayalı şiddete uğraması, zorla evlendirilmesi ve kimliklerinden koparılması riskinin giderek arttığının ortaya konulduğunu belirtti.

    Kadınların kaçırılmasının “İslam’ı seçti”, “gönüllü ayrıldı” ya da “Allah yolunda gitti” gibi söylemlerle meşrulaştırılmaya çalışıldığını ifade eden Fırat, bu şekilde kaçırma ve alıkoyma olaylarının görünmez hale getirildiğini söyledi.

    “BETÜL SÜLEYMAN ALUŞ VAKASI EN ÇARPICI ÖRNEKLERDEN BİRİDİR”

    Celal Fırat, 29 Nisan 2026 tarihinde kaçırıldığı belirtilen Betül Süleyman Aluş olayının bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu söyledi. Ailesinden edinilen bilgilere göre Aluş’un Ceble’de HTŞ kontrolündeki ve Selefi-Vahhabi anlayışın dayatıldığı bir kız yurdu veya eğitim merkezinde tutulduğunun iddia edildiğini aktaran Fırat, genç kadının özgür iradesini kullanıp kullanamadığı ve ailesiyle iletişim kurup kuramadığı konusunda ciddi endişeler bulunduğunu ifade etti.

    Betül Süleyman Aluş ve benzer durumda bulunan kadınlar için sessiz kalmanın yalnızca bireysel bir özgürlük ihlaline göz yummak anlamına gelmediğini belirten Fırat, bunun aynı zamanda Alevi toplumuna yönelik sistematik baskı politikalarının yaygınlaşmasına zemin hazırladığını söyledi.

    “ULUSLARARASI RAPORLARDA BELGELENEN İHLALLER”

    Celal Fırat, Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu ile Human Rights Watch’un raporlarında kadınların kaçırılması, cinsel şiddete maruz bırakılması ve kötü muamelenin sistematik yöntemler olarak yer aldığını ifade etti.

    Aralık 2024 sonrasında ve Mart 2025’te Alevilere yönelik saldırılarda 1.400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğinin raporlara yansıdığını belirten Fırat, işkence vakaları ve sistematik mülk yıkımlarının da belgelendiğini söyledi. Temmuz 2025’te Süveyda’da Dürzi toplumuna yönelik saldırılarda 1.500’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini, Ocak 2026’da ise Halep’te Kürt yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar sonucunda yaklaşık 100 ila 150 bin sivilin yerinden edildiğini hatırlattı.

    Kadınların kaçırılması, cinsel şiddete maruz bırakılması ve kötü muamelenin sistematik saldırı yöntemleri arasında yer aldığını belirten Fırat, keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler, işkence ve gözaltında ölümlerin de yaygın şekilde rapor edildiğini ifade etti.

    “ULUSLARARASI TOPLUMA VE KADIN ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRIDIR”

    Celal Fırat, Suriye’de yaşananların yalnızca bir güvenlik sorunu olmadığını, halkların var olma, inançlarını özgürce yaşama ve kendi geleceklerini belirleme mücadelesi olduğunu söyledi. Alevi, Dürzi, Hristiyan ve Kürt toplumlarına yönelik saldırıların ülkenin çoğulcu yapısını ortadan kaldırmayı amaçlayan baskı politikalarının parçası olduğunu belirtti.

    Fırat, Betül Süleyman Aluş ve benzer şekilde kaçırıldığı belirtilen tüm kadınların derhal özgürlüklerine kavuşturulmasını, Suriye’de başta Alevi kadınlar olmak üzere tüm kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet, zorla evlendirme ve ideolojik baskı uygulamalarının sona erdirilmesini istedi.

    HTŞ’ye bağlı silahlı grupların Alevilere ve diğer azınlıklara yönelik işlediği iddia edilen suçların bağımsız uluslararası bir soruşturma komisyonu tarafından araştırılması, sivillere yönelik saldırılar ile etnik ve dinsel temizlik uygulamalarının durdurulması, insan hakları ihlallerinin bağımsız mekanizmalar tarafından izlenmesi ve sorumlular hakkında etkin yargı süreçlerinin işletilmesi çağrısında bulunan Fırat, halkların kendi kaderini tayin etme hakkına saygı gösterilmesi ve azınlıkların güvenliğinin güvence altına alınması gerektiğini belirtti.

    Uluslararası toplumu, insan hakları kuruluşlarını, kadın örgütlerini ve demokratik kurumları Suriye’de yaşanan insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmamaya davet eden Celal Fırat, kaçırılan kadınların özgürlüğüne kavuşturulması ve Suriye’de tüm halkların eşit, özgür ve güvenli yaşayabileceği demokratik bir gelecek için uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi çağrısı yaptı.

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi kurumlarından tepki: Aleviler için Cemevi bir “Kültür Merkezi” değil, ibadethanedir!

    Alevi kurumlarından tepki: Aleviler için Cemevi bir “Kültür Merkezi” değil, ibadethanedir!

    PİRHA- Cemevi AKP tarafından spor tesisi ve kreşle aynı ketegoriye konmasına tepki gösteren Alevi kurumları, “Bu yönetmelik, Alevi toplumunun yıllardır dile getirdiği taleplere bir çözüm değil; aksine, inkâr siyasetinin yeni bir ilanıdır!” dedi.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yeni bir yönetmelik hazırlayarak, imar planlarında cemevi yapılarının statüsünü kültürel tesis olarak belirledi. Resmi Gazete’de yayımlanan “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”te cemevinin “kültürel tesis” olarak belirlenmesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan da etkisi olduğunu belirtildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yayınlanan yönetmelikte cemevinin imar mevzuatında “Kültürel Tesis Alanı” başlığı altında tanımlanmasına tepki gösterdi. 

    “BU DÜZENLEMEYİ REDDEDİYORUZ”

    “Bu yönetmelik, Alevi toplumunun yıllardır dile getirdiği taleplere bir çözüm değil; aksine, inkâr siyasetinin yeni bir ilanıdır!” diyen Alevi kurumları, yaptıkları açıklamada şunları dile getirdi:

    “Cemevlerinin, imar mevzuatında “Kültürel Tesis Alanı” başlığı altında tanımlanması; AKP ve Saray’ın, Alevi inancını yok etmeye çalıştığının ve Cemevlerini ibadethane olarak tanımlamadığının en net göstergesidir !

    Aleviler için Cemevi bir “Kültür Merkezi” değil, İbadethanedir!

    Bu konu ne yönetmeliklerle, ne de kelime değişikliği ile çözülebilir. Cemevlerini; cami, kilise ve havranın karşısına eşit bir ibadet yeri olarak koymaktan bilinçli biçimde kaçınan bu düzenleme, eşit yurttaşlık ilkesini açıkça ihlal etmektedir. Devlet, bir yandan “Alevilerle Açılım” söylemini dolaşıma sokarken; Cemevlerinin sorununu çözeceğiz diyerek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarken, diğer yandan Alevilerin ibadethanesini yasalarda açıkça belirtmekten kaçmaktadır. Bu da, bir kez daha göstermiştir ki, AKP Hükümeti ve Saray’ın derdi, Alevilerin taleplerini yerine getirmek değil; inancımızı yok saymaktır. Kurulan bu yapının, işlevsiz olduğu ve kuruluş amacının da inancımızın asimilasyonuna hizmet ettiği tescillenmiştir. Bu ikiyüzlü yaklaşım saklanamaz ve kabul edilemez.

    Alevi Kurumları olarak açıkça ifade ediyoruz: Cemevlerinin statüsü, yönetmeliklerle değil; inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık temelinde, Anayasa’ya ibadethane olarak eklenmelidir. Alevi İnancı, bu ülkenin asli inançlarından biridir ve bu gerçek, er ya da geç, hukuken de kabul edilmek zorundadır. Bu düzenlemeyi reddediyoruz. Alevi toplumunun iradesini yok sayan, inancımızı tanımayan hiçbir “düzenleme” bizim açımızdan meşru değildir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi kurumlarından ortak sonuç bildirgesi: Artık kurumlar değil, Yol konuşacak!

    Alevi kurumlarından ortak sonuç bildirgesi: Artık kurumlar değil, Yol konuşacak!

    PİRHA- Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurumları, İstanbul Küçükçekmece’deki Garip Dede Dergâhı’nda düzenlenen çalıştayın ardından ortak bir sonuç bildirgesi yayımladı. Bildirgede, Alevi toplumunun kendi iradesiyle örgütlenmesi, kadın ve genç temsiliyeti ile şeffaf karar mekanizmalarının öncelikli olduğu vurgulandı.

    4-5 Ekim’de İstanbul Küçükçekmece’deki Garip Dede Dergâhı’nda “Alevilerin Örgütlenme Manzarası: Sorunlar, İmkânlar ve Arayışlar” başlığıyla gerçekleştirilen çalıştay, Türkiye ve Avrupa’dan 26 Alevi kurumunun temsilcisinin yanı sıra akademisyen, araştırmacı, pir, ana, dedeyi bir araya getirdi.

    Katılımcılar arasında Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Garip Dede Dergâhı Vakfı temsilcileri yer aldı. Çalıştay boyunca, kadın ve genç temsilciler özel oturumlarda görüşlerini paylaştı ve katılımcılar arasındaki fikir alışverişi, uzun süredir Alevi toplumunda beklenen ortak zeminin işareti olarak değerlendirildi.

    “KURUMLAR DEĞİL YOL KONUŞACAK”

    Sonuç bildirgesinde öne çıkan en önemli başlık, Aleviliğin kendi iç iradesiyle örgütlenmesi gerektiği vurgusu oldu:

    “Artık kurumlar değil, Yol konuşacak. Devlet müdahalesine kapalı yapılar içinde, inancımızı özgürce yaşatacak mekanizmaları inşa edeceğiz.”

     Bildirgede, cemevlerinin sadece ibadet alanı değil, aynı zamanda hakikatin yaşandığı mekânlar olması gerektiği ifade edildi.

    KADIN VE GENÇLER KARAR MEKANİZMALARINDA

    Bildirge, Alevi toplumu içindeki eşitlik ve kapsayıcılık vurgusunu da ön plana çıkardı.

    • Karar mekanizmalarında kadınların ve gençlerin eşit temsiliyeti sağlanacak.

    • Gençlerin aktif katılımı ile geleceğe dönük sürdürülebilir örgütlenme hedefleniyor.

    • Kadın ve genç temsilciler, çalıştayın özel oturumlarında karar alma süreçlerinde görünürlük talep etti.

    ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK

    Bildirge, şeffaf örgütlenme ve hesap verebilirlik konularına da dikkat çekiyor:

    • Tüm karar süreçleri görünür, belgelenmiş ve erişilebilir olacak.

    • Kurumlar arası işbirliği ve bilgi paylaşımı artırılacak.

    • Farklılıklar bir zenginlik olarak görülerek, ortak hedefler için birleştirici bir yaklaşım geliştirilecek.

    YENİ YAPI: ALEVİ BEKTAŞİ TEMSİLCİLER MECLİSİ

    Bildirgeye göre, Alevi toplumunun kendi öz örgütlenmesini temsil edecek Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi kurulacak.

    • Meclis; tüm kurumların katılımıyla çalışacak ve karar alma süreçlerini yönlendirecek.

    • Kadın ve gençlerin eşit temsiliyeti sağlanacak.

    • İlk toplantısının 2026 Ocak ayında yapılması planlanıyor.

    Meclisin, Alevi toplumu içindeki ayrışmalara karşı ortak bir zemin oluşturması ve geleceğe dönük karar mekanizmalarını güçlendirmesi bekleniyor.

    Bildirge, devletin Aleviliğe müdahale girişimlerine karşı şu ifadeyle net bir mesaj verdi:

    “Alevilik, Diyanet’in gölgesinde değil; Yol’un ışığında yaşar. Devletin tanımladığı değil, canların yaşadığı Alevilik esastır. Alevi örgütleri teolojik farklılıkları düzleme ve bu alanda bir tekleşme arayışına girmeden, sosyokültürel ve sosyopolitik düzlemde tüm Alevi inanç ve yol erkânlarının kendine yer bulabileceği, katılımcı ve kapsayıcı bir çatı birlik oluşturma yönünde gayret sarf etmelidir. Bunu sağlamak hem mümkün hem de değerlidir.”

    Katılımcılar, bildirgenin bu bölümünü Alevi toplumunun kendi kimliğini ve iradesini koruma kararlılığı olarak yorumladı.

    Bildirgenin sonunda yer alan ortak çağrı şöyle:

    “Artık kurumlar değil, Yol konuşacak. El ele, el Hakk’a.”

    Çalıştay sonrası katılımcılar, birlik mesajı ve diriliş vurgusu ile ayrıldıklarını belirtti. Ortak sonuç bildirgesi, Alevi hareketinde yeni bir dönemin başladığını ve uzun süredir süren kurumsal ayrışmalara karşı ortak bir yeniden örgütlenme iradesini simgeliyor.

    Sonuç bildirgesinin tamamı: Alevilerin Örgütlenme Manzarası Çalıştay ve Forumu_Sonuç Bildirisi

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Alevilerin Örgütlenme Manzarası – Sorunlar, İmkanlar ve Arayışlar Çalıştayı’nda ‘Meclis’ kurma kararı!-VİDEO
    Alevilerin Örgütlenme Manzarası – Sorunlar, İmkanlar ve Arayışlar Çalıştayı 2. gününde devam etti-VİDEO

     

  • ‘Ateşin Düştüğü Yer; Sivas’ isimli fotoğraf sergisi Ankara’da ziyarete açıldı-VİDEO

    ‘Ateşin Düştüğü Yer; Sivas’ isimli fotoğraf sergisi Ankara’da ziyarete açıldı-VİDEO

    PİRHA- Mülkiyeliler Birliği Sergi Salonu’nda, Madımak Katliamı’nın 32.yılı sebebiyle “Ateşin Düştüğü Yer; Sivas” isimli fotoğraf sergisi ziyarete açıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) 2 Temmuz yaklaşırken, katliamın 32.yıldönümünde, katledilen 33 canı anmak amacıyla Mülkiyeliler Birliği’nde “Ateşin Düştüğü Yer; ‘Sivas’” isimli fotoğraf sergisi düzenlendi.

    Sergide Madımak Otel’inde katledilenlerin fotoğrafları yer alırken katliam gününe ait fotoğraflar sergileniyor.

    Sergi; 21,23, 24 Haziran’da Mülkiyeliler Birliği Sergi Salonu’nda ziyarete açık olacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: Suriye’de katliam var, herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: Suriye’de katliam var, herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz

    PİRHA- Alevi kurumları ortak bir açıklama yaparak Suriye’de yaşanan katliama tepki gösterdi. Suriye’de insanlık suçu işlendiği belirtilen açıklamada, “Şeriatçı, selefi, ırkçı çeteler başta Aleviler olmak üzere, Kürt, Ezidi, Süryani, Dürzi Hıristiyan ayrımı yapmadan katlediyor. Hızını alamayan şeriatçı, selefi, ırkçı gruplar sosyal medyada HTŞ’yi Samandağ’ına sokarak ülkemizdeki Alevileri de katletmekten bahsetmektedirler” denildi.

    Suriye’de ordu ile Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki cihatçı grupların çatışmaları 27 Kasım’dan bu yana devam ediyor. Halep’e giren silahlı grupların kentin büyük bir bölümünü kontrol ettiği ileri sürülüyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneği (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) konuya ilişkin ortak açıklama yayınlarken Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konudaki tavrını ve rolünü de değerlendirdi.

    “SURİYE’DE İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR”

    Suriye’de insanlık suçu işlendiğinin altını çizen Alevi kurumları, “Suriye iç savaşında sağlanan ateşkes sonucunda cihatçı selefi örgütler İdlib bölgesine sıkışmışlardı. Bir yılı aşkın bir süredir İsrail tarafından Filistin halkına yönelik yapılan katliamlar karşısında bu selefi /ırkçı çeteler sessiz kaldılar. Ne zamanki İsrail ile Lübnan hükümeti arasında sağlanan ateşkes süreci başlayınca bu güçler Suriye Hükümetine ve bölge halkına karşı savaşı başlattılar. ABD ve bölgedeki işbirlikçileri tarafından Eğitilen-donatılan, beslenip palazlandırılan şeriatçı, selefi, ırkçı çeteler başta Aleviler olmak üzere, Kürt, Ezidi, Süryani, Dürzi, Hristiyan ayrımı yapmadan katlediyor” dedi.

    “İDLİP’TEN YOLA ÇIKAN KONVOYLAR ALEVİLERİ VE KÜRTLERİ İŞKENCELERLE KATLETMEKTE”

    İdlip’ten yola çıkan konvoyların Halep merkezine doğru sert ve katliamcı bir tarzda ilerlerken bu güzergâh üzerinde yaşayan Alevileri ve Kürtleri işkencelerle katletmekte olduğunu belirten kurumlar, açıklamalarında şunları ekledi:

    “Suriye ile başlatılması düşünülen görüşmelerden olumlu sonuç alamayan siyasi iktidar ne yazık ki uzun bir süredir kontrol altında tuttuğu ve desteklediği ÖSO / SMO güçlerini serbest bırakarak Suriye denkleminden karlı çıkmanın hesaplarını yapmaktadır. Bölgede çok sayıda Şeriatçı/ selefi örgütler bulunmaktadır. Bu örgütlerle birlikte, Heyeti Tahrir Şam (HTŞ), (Nusra, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) öncülüğünde başlatılan saldırılar El Kaide ile ilişkili tecrübeli Uygur Türklerinden oluşan Türkistan İslam Partisi’nin eklenmesiyle daha da katliamcı bir hale geldi. Türkistan İslam partisi ve Özgür Suriye Ordusunun (ÖSO) askeri konvoylarında Türk Bayraklarının oluşu ve Suriye ordusunun mevzilerine obüs atışlarının olması ülkemizin bu konudaki tavrını ve rolünü açığa çıkarmaktadır. İdlip’ten yola çıkan konvoylar Halep merkezine doğru sert ve katliamcı bir tarzda ilerlerken bu güzergâh üzerinde yaşayan Alevileri ve Kürtleri işkencelerle katletmekte, Sosyal medyada yayınlamaktadırlar. Hızını alamayan şeriatçı, selefi, ırkçı gruplar sosyal medyada HTŞ’yi Samandağ’ına sokarak ülkemizdeki Alevileri de katletmekten bahsetmektedirler.”

    “TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI OLAN ALEVİLERİN VE KÜRTLERİN AKRABA VE AŞİRETLERİNİN BİR YARISI SURİYE SINIRLARI İÇERİSİNDE YAŞAMAKTA”

    Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Alevilerin ve Kürtlerin akraba ve aşiretlerinin bir yarısı Suriye sınırları içerisinde yaşamakta olduğunu dolayısıyla planlamalar yapılırken bu hassasiyetin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Alevi kurumları, şunları ekledi:

    “Siyasi iktidarın ve devletimizin tüm birimlerinin unutmaması gereken en önemli konu şudur: Tüm emperyalist devletlerin bölge ile ilgili planları olabilir, çıkarları yerine gelmeyince veya elde edince arkalarına bakmadan çekip gidebilirler. Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle bir şansı ve olanağı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Alevilerin ve Kürtlerin akraba ve aşiretlerinin bir yarısı Suriye sınırları içerisinde yaşamaktadır. Dolayısıyla devletimiz bölge ile ilgili planlamalar yaparken bu hassasiyeti göz önünde bulundurmalıdır.”

    “SAVAŞ, İNSANLIK SUÇUDUR”

    Suriye topraklarının ilhak edildiğini belirten Alevi kurumları, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi ikinci aşamasına geçmiş göründüğünün altını çizdi.

    Kurumlar açıklamada, “Peki savaş karşıtları, barış yanlıları, halkların özgürlüğü ve kardeşliğinden yana olanlar, insan hakları savunucuları bizler bu duruma daha ne kadar seyirci kalacağız. Yanı başımızda insanlık ölüyor. Suriye’de ve Ortadoğu’da İlhak, işgal, talan ve katliam var. Eğitilip donatılan Şeriatçı, Selefi, Irkçı çeteler kardeşlerimizi katlediyor. Savaş, ölüm demek, göç demek, yoksulluk ve çürümeye neden olan bir yıkım demektir. Savaş cinayet, savaş tecavüz, savaş yetim kalan çocuk demektir. Savaş, insanlık suçudur… Tüm siyasi Partileri, Emek ve Meslek Örgütlerimizi ve Demokratik Kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz! Bozatlı Hızır darda zorda kalan cümle canların carına yetişsin…” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi kurumları: Bakan Tekin’e medrese eğitimine doğru gidilmesinin tehlikelerini anlattık

    Alevi kurumları: Bakan Tekin’e medrese eğitimine doğru gidilmesinin tehlikelerini anlattık

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile dün makamında görüşen Alevi çatı kurumların yöneticileri ortak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Başta Alevi çocukları olmak üzere bu ülkedeki başka inançlardaki çocukların yaşadıkları sıkıntıların altını çizdik. Milli Eğitiminin son yıllarda artarak devam eden eğitimde gericileşme, bilimsellikten ve laiklikten uzaklaşmanın sonuçlarından biri olarak eğitimin medrese eğitimine doğru gitmesinin tehlikelerini anlattık” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşbaşkanı Nevin Kamil Ağaoğlu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, önceki gün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. Kurumlar, yapılan görüşmede Bakan Tekin’e, Alevi kurumlarının kuruluşundan bugüne kadar başta zorunlu din dersleri olmak üzere, çocukların eğitim alanında yaşadığı sıkıntıları, sorunları anlattı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Derneği (AKD) ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV)’nın katıldığı dünkü görüşmenin ardından kurumlar adına ortak bir açıklama yapıldı.

    Görüşmenin detaylarının aktarıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla kamuoyu ile paylaşılan projenin, toplumu kutuplaştıracağını, başta Aleviler olmak üzere farklı inançlardaki çocukları ötekileştireceğini vurguladık. Yine bu bağlamda, uzun yıllardır dile getirdiğimiz laik, bilimsel, demokratik eğitim vurgusunun bizim açımızdan ne anlama geldiğini ve ne ifade ettiğini kendisine ayrıntılı olarak anlattık. Yıllardır zorunlu din derslerine karşı verdiğimiz mücadelede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazandığımız davalara rağmen bu kararların uygulanmadığına vurgu yaptık. Sözde seçmeli din dersi olmasına rağmen fiiliyatta zorunlu olan din dersleri ile ilgili pratikteki uygulamaları anlattık.

    “ALEVİ ÇOCUKLARIN YAŞADIĞI ZULMÜ ANLATTIK”

    ÇEDES ve benzeri projeler ile Alevi çocuklarının yaşadığı zulmü anlattık. Bu projeleri kabul etmediğimizi, başta Alevi çocukları olmak üzere bu ülkedeki başka inançlardaki çocukların yaşadıkları sıkıntıların altını çizdik. Milli Eğitiminin son yıllarda artarak devam eden eğitimde gericileşme, bilimsellikten ve laiklikten uzaklaşmanın sonuçlarından biri olarak eğitimin medrese eğitimine doğru gitmesinin tehlikelerini anlattık. 2024-2025 eğitim öğretim yılında uygulamayı planladıkları yeni müfredat ile ilgili kaygılarımızı, itirazlarımızı dile getirdik. Çağdaş, bilimsel, laik ve demokratik bir eğitim modeli ve programına ihtiyaç olduğunu ancak bu hazırlanan modelin bu ihtiyacı karşılayamayacağını belirtip, programın geri çekilmesini ve bütün toplumsal muhatapları ile tartışılmasını talep ettik. Bu haliyle müfredatı asla kabul etmeyeceğimizi bununla ilgili bütün demokratik haklarımızı kullanacağımızı, geçmişte olduğu gibi önümüzdeki süreçte de bu yönde mücadelemize devam edeceğimizi ilettik.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurum başkanları, Bakan Tekin’le görüştü: Alevi çocukların yaşadığı zulüm anlatıldı-VİDEO