Etiket: pirha.org

  • Özen’in, PİRHA’ya erişim engeli hakkındaki önergesine Meclis Başkanlığı’ndan ret

    Özen’in, PİRHA’ya erişim engeli hakkındaki önergesine Meclis Başkanlığı’ndan ret

    PİRHA-TBMM Başkanlığı, HDP Milletvekili Zeynel Özen’in, PİRHA’ya dönük erişim engeliyle ilgili soru önergesini kabul etmeyerek iade etti. İade cevabında ise “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” hükmü işaret edildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Zeynel Özen, Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) pirha.net internet sitesine hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine tepki göstererek konuyu Meclis gündemine taşımıştı.

    Özen’in önergesini kabul etmeyen Meclis Başkanlığı, yazılı bir cevap ile önergenin “aykırılık taşıdığı değerlendirilmiştir” cevabını verdi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop imzası ile yazılan cevapta, Milletvekili Zeynel Özen’in “Anayasa Mahkemesinin (AYM) temel içtihat niteliğindeki haber sitelerine erişim engelinin aksine kararına rağmen, mahkemeler neden halen bu yönde kararlar vermeye devam etmektedir?” sorusunun usule aykırı olduğu öne sürüldü.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop imzalı metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçtüzüğü’nün 67’nci ve 96’ncı maddeleri uyarınca TBMM Başkanlığı’na sunulan yazılı soru önergeleri Anayasa ve İçtüzük hükümlerine uygunluk noktasında TBMM Başkanlığı’nca incelenmekte ve yapılan değerlendirme sonucunda işleme alınarak gelen kâğıtlar listesinde yayımlanmakta veya sahibine iade edilmektedir.

    Anayasa’nın 138’inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” hükmü yer almaktadır. Buna göre milletvekilleri tarafından, görülmekte olan bir dava ile ilgili olarak yargı yetkisinin kullanılmasına müdahale anlamına gelebilecek şekilde yazılı soru önergesi verilemeyeceği açıktır.

    TBMM İçtüzüğü’nün “Sorulamayacak konular” başlıklı 97’nci maddesi “Aşağıdaki sorular Başkanlıkça kabul edilmez: … b) Tek amacı istişare sağlamaktan ibaret konula/’ hükmünü içermektedir, Bu maddede yazılı soru önergelerinde sadece belli bir konu hakkında istişarî amaçla sorulan soruların Başkanlıkça kabul edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

    Bu çerçevede ilgide kayıtlı önergeniz incelenmiş ve önergenizin 3 numaralı sorusunun yukarıda aktarılan Anayasa’nın 138’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 97’nci maddeleri hükümlerine aykırılık taşıdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla önergeniz, söz konusu soru çıkarıldığı veya yukarıda belirtilen Anayasa ve İçtüzük hükümlerine uygun olarak yeniden düzenlendiği takdirde işleme alınabilecektir.”

    “PİR HABER AJANSI’NA NEDEN ERİŞİM ENGELİ UYGULANMIŞTIR?”

    HDP’li Özen, söz konusu önergede Adalet Bakanlığı’na şu soruları yöneltmişti:

    “1-Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Alevi Haber Sitesi Pir Haber Ajansı’na neden erişim engeli uygulanmıştır?

    2-Başta Aleviler olmak üzere ülkenin çeşitliliği olan ötekilerin sesini kesilmesinde yargının araç olarak kullanılmasının önüne geçmek için herhangi bir çalışmanız var mıdır?

    3-Anayasa Mahkemesinin (AYM) temel içtihat niteliğindeki haber sitelerine erişim engelinin aksine kararına rağmen, mahkemeler neden halen bu yönde kararlar vermeye devam etmektedir?

    4-AYM’nin de altını çizdiği bu hukuk garabetinin ortadan kaldırılması için gerekli yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi için TBMM’yi göreve çağırmayı düşünüyor musunuz?

    PİRHA/ANKARA

  • Kadınlar cemevinde tiyatro topluluğu kurdular: Ufkumuz genişledi, özgüvenimiz arttı-VİDEO

    Kadınlar cemevinde tiyatro topluluğu kurdular: Ufkumuz genişledi, özgüvenimiz arttı-VİDEO

    PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde bir araya gelerek tiyatro topluluğu kuran kadınlar, “Kadınların artık yemek yapmaktan, ev temizlemekten çıkmaları gerekiyor. Cemevi bizlere çok güzel imkanlar sunuyor ama kadınlarımızda girişkenlik çok fazla yok. Tiyatroda çok kısa da olsa oynamak bize çok şeyler kazandırdı. Ufkumuz genişledi, özgüvenimiz arttı” dedi.

     Antalya’da bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde bir araya gelen kadınlar tiyatro topluluğu kurdu.

    Kısa süre önce tiyatro topluluğu oluşturan ve çalışmalara başlayan kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde İtalyan Oyun Yazarı Dario Fo‘nun kadınlar üzerine yazdığı eserlerinden birini sergiledi.

    Cemevlerinin sadece ibadethane olmadığını söyleyen kadınlar, cemevinde tiyatro eğitimi alarak sanat alanında kendilerini geliştirdiklerini ve özgüven kazandıklarını belirttiler.

    Tiyatronun dinlerle ilişkili olduğunu söyleyen tiyatro hocası Cafer Yelsalı ise özellikle Alevi gençlerin bu tür sanatsal faaliyetlere yönelmesi gerektiğinin altını çizdi. Tüm cemevlerine çağrı yapan tiyatro hocası, cemevlerinin sanatsal etkinliklerle ilgili eğitimler, kurslar vermesi gerektiğini söyledi.

    “CEMEVİ YÖNETİMİNDEKİ İNSANLARIN TEŞVİKİYLE TİYATROYA BAŞLADIK”

    Çorum’a bağlı Merzifon Köyü’nden olduğunu söyleyen Serime Karataş yaptıkları tiyatro çalışmalarına ilişkin şunları aktardı:

    “Turizm sektöründen emekliyim. Aleviyim. Alevi olduğum için de yolum bir şekilde cemevi ile birleşti. Burada cemevi yönetimindeki insanların teşviki ile Cafer hocamızla tanıştık. Hocamız (Cafer Yelsalı) bize böyle bir imkân sundu. Bizler de böyle bir etkinliğin içinde yer aldık. Güzel bir oyun oldu. Çok fazla çalışamadık. Ezberden konuşmamız gerekiyordu. Süremiz kısıtlı olduğu için okuma tiyatrosu yaptık, katılım da çok iyiydi. Cemevinde böyle sanatsal etkinliklerin olması ve tiyatroya önem verilmesi çok güzel. Sık sık yapılmasını istiyoruz. Bundan sonra da yeni bir oyunumuz var. Sonraki etkinliklerde de bir aksilik olmazsa yine beraber olacağız.”

    “CEMEVİ KADINLARA ÇOK GÜZEL İMKANLAR SUNUYOR”

    Konuşmasının devamında zamanını daha çok evde geçiren kadınlara seslenen Karataş, “Genelde kadınlarımız özellikle de Alevi kadınlarımız maalesef bu tip sanatsal etkinliklere karşı çok fazla duyarlı değiller. Artık mutfaktan, yemek yapmaktan, ev temizlemekten çıkmaları gerekiyor. Bu sistemde kadınlar haklarını arayamıyor. Kadınların sanatsal etkinliklere kesinlikle girmesi lazım. Cemevi bizlere çok güzel imkanlar sunuyor ama kadınlarımızda bu girişkenlik çok fazla yok. Burada resim, koro, müzik aletlerinin kursları koşulsuz veriliyor ve her türlü imkân sağlanıyor. Çevremizdeki insanları teşvik etmemiz gerekiyor. Cemevine katkıları olsun, katılımları olsun istiyoruz. Pir Haber Ajansı olarak bize bu imkanı verdiğiniz için size de çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ DEĞİLİM AMA BURAYA KOŞA KOŞA GELİYORUM”

    Emekli ebe olan Hülya Uçar da cemevinde yaptıkları etkinlikleri aktararak; “Emekli olduktan sonra bazı yerlerde çalıştım. Torunlarım var. Evimiz buraya yakın. Burası harika bir yer. Ben aslında Alevi değilim ama Aleviler mükemmel insanlar. Herkes tanısın, dünyada tanısın. Çok iyi ve hoş görülü insanlar. Ben burada çok mutluyum. Burası sanki benim bir evim, bir ailem gibi. Rahatlıkla seve seve, koşa koşa geliyorum. İnanır mısın bazen buraya 1-2 gün gelmesem özlüyorum. Burayı o kadar çok seviyorum ki. Aslında hiç mikrofona konuşmadım, toplumun da içerisinde hiç konuşmadım ama burada öyle bir güven geldi ki bak tiyatroya çıktık. Hocamız çok iyi. Bizleri çok güzel eğitiyorlar. Torunum da geliyor buraya, o da bazı şeyler öğrendi. Ben torunumu hiçbir yere göndermiyorum, çocuk direkt buraya geliyor. Bütün kadınlar gelsin. Burada Alevi-Sünni diye bir şey yok. Sadece insanız. Kadınlar evde durmasınlar, gelsinler ufukları genişler”

    “KISA SÜREDE ÇOK ŞEY ÖĞRENDİK”

    Tiyatro oyununda görev alan kadınlardan Saadet Çelik ise şunları dile getirdi:

    “Ben aynı zamanda kostümcüyüm. Bir arkadaşım sayesinde buradakilerle tanıştım. İyi ki de tanışmışım. Hayata bakış açım değişti. Tiyatroda çok kısa da olsa oynamak bize o kadar çok şeyler kazandırdı ki ufkum daha çok gelişti. Herkese çok teşekkür ederim bize böyle bir imkan sundukları için. Kadınlar isterse her şeyi yapabilir. Yeter ki istesinler, yeter ki emek göstersinler, çaba harcasınlar. Evde oturmakla hiçbir şey olmaz.

    “CEMEVLERİ SADECE İBADETHANE DEĞİLDİR”

    Emekli memur olan Sevil Demir ise, “Benim çevremde cemevi dendiğinde sadece ibadethane şeklinde düşünülüyor. Ben tiyatroya burada başladığım zaman çok şaşırdı arkadaşlarım. Tiyatroya davet ettiğimde çok şaşırdılar ve gerçekten algıyı kırdığımızı düşünüyorum. Yönetimde bulunan arkadaşların bize bu imkânı sunmaları çok faydalı oldu. Emekli bir kadın olarak buraya 3 yıldır geliyorum. 2 yılı pandemi ile geçti. Pandemide bu tür aktiviteler olmadı. Pandemi sonrası bizim için çok iyi oldu. Gerçekten ben burada kendimi buldum. Tiyatroyla ilgili hiçbir eğitimim yoktu. Hocanın katkı sunması ve verdiği eğitimleri ile çok şey yaptık. Ben açıkçası çok mutluyum öncelikle kendimi yeniden buldum. Sürekli çalıştığım için bu hayatıma bir anlam kazandırdı” ifadelerini kullandı.

    “SADECE KADINLAR DEĞİL TÜM KİTLEYE HİTAP EDECEK ETKİNLİKLER VAR”

    Tiyatrolara önceden izleyici olarak katıldığını ve çok sevdiği bir sanat dalı olduğunu söyleyen Demir sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Cemevinin bunu bize sunması gerçekten algıları kıran bir durum. Ben devam etmesini isterim. Kadın canlarımız cemevinde sadece tiyatro var diye düşünmesinler. Ben ilk önce semahla başlamıştım. Sadece semah var diye düşünmesinler. Vakitlerini geçirebileceği bir ortam, arkadaşlık ortamı var. Mesela resim kursları, saz kursları, gitar kursları vb. gibi kurslar da var. Bunları değerlendirsinler. Ayrıca çocuklarını da buraya getirebilirler. Çocuklar için de burada aynı zamanda etkinliklerimiz var. Sadece kadınlara değil tüm kitleye hitap eden aktiviteler var. Ben Manisalıyım. Manisa’da da Cemevlerine gidiyorum. Orada bu tür etkinlikler değil de yardımlar ve kadınlar günü etkinliği var. Ama burada gerçekten birçok etkinlik sunulmakta. Evde boş boş oturup TV dizilerini izleyeceklerine cemevlerine gelerek kendilerini geliştirmelerini tavsiye ederim.”

    “TİYATRONUN KÖKENİ DİNLERE DAYANIR”

    Cemevinde tiyatro yapmanın Aleviliğin felsefi boyutu ile alakalı olduğunu belirten Tiyatro Hocası Cafer Yelsalı da, “Bütün canların sanatla ilgilenmesi gerekir. Çünkü mesela Aleviliğin bir ritüeli olan semahın tiyatrosal bir gösteri olduğunu biliyoruz. Çünkü tiyatronun kökeni dinlere dayanır. Hatta daha eskiye. Ateşin etrafında avını nasıl avladığını anlatmaya dayanır. Haliyle de Alevilik ve tiyatro aslında birbirini tamamlayan, birbiriyle bütün bir sanat dalı olma özelliği de yürütebiliyor. Az çok görüyoruz, izliyoruz. Tiyatro metinlerine bakarsanız ya Türkiye’deki Alevilik inancı ile bağdaşık metinler olduğunu ya da Pir Sultan Abdal oyunu ya da bu tarz Alevi dede, Abdal önderlerin oyunlarının yapıldığını görürsünüz. Onun dışında da Avrupa formlarına bakınca da Aleviliğe yakın olan mezheplerle birlikte iş yapıldığını görürsünüz” dedi.

    “CEMEVLERİMİZ ALEVİLERİN EĞİTİM MERKEZİDİR”

    Tiyatronun fiziksel görünmesine karşın daha çok felsefi boyutu olan bir sanat olduğunu vurgulayan Yelsalı şunları ifade etti:

    “Bütün vücut ve beş duyu organı kullanılır tiyatroda. Tiyatroda Alevilik inancıyla ters düşecek hiçbir şey yoktur. O yüzden de en rahat cemevlerinde tiyatro yapılabileceğini düşünüyorum. Burada öncelikle cemevlerimiz Alevilerin eğitim merkezleridir. Aynı zamanda sanatsal faaliyet gösterecekleri yerlerdir. Cemlerin yapıldığı kadar bunlara da önem verdiğimiz aşikâr. Böyle bir durum varken de burada bir tiyatro eğitimi vermek önemli oluyor. Burada insanlara tiyatroyu öğretmek, tiyatronun neden önemli olduğunu anlatmak önemli. Burada da bir oyun çıkarmak istedik ve gayet başarılı bir oyun çıkardık. Oyunumuz aslında bir defaya mahsus oynandı. Kısa bir sürede hazırlanan bir oyundu. Kısa bir sürede çok kısa bir eğitimle direk sahneye çıkıp ve o sahnedeki minimal de olsa gereksinimlerin hepsinin yapabilmeleri büyük bir başarıdır. Bunun altını çizmek lazım.”

    “TİYATRO AYNI ZAMANDA POLİTİK BİR SANATTIR”

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne hitaben İtalyan Oyun Yazarı Dario Fo’nun kadın oyunlarından bir uyarlamayı sahnelediklerini söyleyen Yelsalı, “Okuma tiyatrosu adıyla yaptık ama aslında orada cidden bir oyun oynandı. Kadınların hikayeleri anlatıldı ve kadınların yaşadığı sorunlara değinildi. Çünkü tiyatro aynı zamanda politik bir sanattır. Şimdi başka bir proje hazırlıyoruz. Onun yazımını ben yapıyorum. Yine kadınlar üzerine kadın temalı bir oyun. Buradan tüm Türkiye’ye çağrım cemevlerinde tiyatroyu özendirici işler yapsınlar. Tiyatro Alevilik inancıyla çok uç ve ayrı noktalarda değil. Felsefi olarak neredeyse aynı özellikleri taşıyan durumlar var. Oyunları da okumalarını öneririm herkese. Özellikle bizim Alevi gençlerinin daha fazla tiyatroyla bağdaşık olmaları ve izlemeleri gerekiyor” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • Prof. Dr. Ergil: Muhalefet, seçimi kazansa bile Kürtler ve Aleviler dışarıda bırakılacaktır-VİDEO

    Prof. Dr. Ergil: Muhalefet, seçimi kazansa bile Kürtler ve Aleviler dışarıda bırakılacaktır-VİDEO

    PİRHA – Prof. Dr. Doğu Ergil, Rusya-Ukrayna savaşı ile Kürt ve Alevi sorununa ilişkin PİRHA’ya konuştu. Rusya’nın, amacına ulaşana dek tüm gücünü kullanacağına vurgu yapan Ergil, Türkiye siyasetinde yaşanan gelişmeleri de yorumladı. Alevi sorununda iktidarın tutumunu eleştiren Ergil, “Aleviliği, Sünniliğe dönüştürerek asimile edemezsiniz. Sünnilik adına Aleviliğe karşı durur, onun beklentilerini ‘sapkınlık’ olarak görürsen tabii ki ayrım doğar” ifadelerini kullandı.

    Rusya’nın Ukrayna’ya dönük işgali tüm hızıyla sürüyor. Sivillere yönelik saldırılar da durmak bilmiyor. Ukrayna, son olarak ülkenin güneyindeki Mariupol şehrinde sivillerin sığınak olarak kullandığı tiyatro binasının Rusya tarafından bombalandığını açıkladı. Aktarılan bilgilere göre söz konusu binada 1200 kişinin bulunduğu belirtiliyor. Henüz ölü ve yaralılar konusunda ise net bir bilgi bulunmuyor.

    Ukrayna, Rusya’nın “savaş suçu” işlediğini ifade etse de ne Avrupa ne de diğer dünya ülkeleri söz konusu bu savaşta etkin bir taraf olmuyor.

    Savaşın başından bu yana sadece Mariupol’de dahi en az 2 bin 400 kişinin öldürüldüğü bilgisi paylaşılsa da asıl gerçeklerin savaş sonlandıktan sonra ortaya çıkacağı belirtiliyor.

    “HER KOŞULDA KAÇINILMASI GEREKİR”

    Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil ile Rusya işgaline dair yaptığımız sohbetteki ilk yorum da “Savaş bir trajedidir” yönünde oldu. Akademisyen Ergil, “Savaşın her koşulda kaçınılması gereken acı verici bir olay” olduğu vurgusunu yaparak, Rusya’nın amaçlarına, Dünya ülkelerinin ise yaşanan ölümlere neden kayıtsız kaldığını yorumladı.

    Türkiye’nin temel sorunlarından Kürt sorununun çözümü için 63 kişilik Akil İnsanlar Listesi’nde de yer alan Doğu Ergil ile Rusya ve Ukrayna savaşı başta olmak üzere Alevi sorununa dek birçok başlığı konuştuk.

    “NATO’NUN DA AMACI UKRAYNA’NIN MENFAATLERİ DEĞİL”

    PİRHA-Günümüz Avrupa’sında bir savaş pek öngörülmezdi ancak çok yakıcı bir duruma şahitlik ediyoruz. Sizce Rusya’nın Ukrayna harekâtı batı ülkelerini birleştirdi mi? Rusya ile Avrupa ülkeleri arasında tam bir kutuplaşma oluştu denebilir mi?

    DOĞU ERGİL: “Ukrayna gerçekten çok zengin bir tarım ülkesi. Avrupa’nın ‘ekmek sepeti’ denir. Ayçiçeği yağı ve buğdayın çoğunu bizler de oradan alıyoruz. Bu alanlar artık ekilip biçilemeyecek. Çünkü Rus ordusu sadece şehirleri tahrip etmiyor, aynı zamanda ekili arazileri de yakıyor. Bir an önce sonuca gidip Ukrayna halkına ‘Yeter artık bu çektiğimiz nedir?’ dedirtip kendi yönetimine baskı yapsın diye… Bu yaşananlara Avrupa ne kadar katlanır onu bilmiyoruz. O yüzden şimdilik bu savaş Avrupa ülkelerini birleştirmiş gözüküyor. Hatta NATO’yu ‘Demir Yumruk’ gibi yaptı iddiaları da var. Fakat NATO ‘Biz sana her türlü desteği veririz’ derken bu askeri müdahaleye karşı fiili bir şey yapmıyor. Çünkü NATO’nun da amacı Ukrayna’nın menfaatleri değil. ‘Rusya batağa saplansın, zor durumda kalsın ve NATO karşısında zayıflasın’ amacı güdüyor. Yani bunun da kurbanı Ukrayna halkı ve toprakları oluyor.”

    “KİMSE BU DENLİ YIKICI BİR MÜDAHALEYE İNANMIYORDU”

    -NATO planında sona gelindiği tartışmaları varken şimdi NATO’nun genişlemesi konuşuluyor. Bu mümkün mü?

    NATO’nun karşısında ciddi bir tehdit ve rakip yoktu. O yüzden bu boşlukta Rusya hamlesini yaptı. Rusya, kendince ‘Şunlar şunlar olursa ben müdahale ederim’ diye yıllar öncesinde söylemlerde bulundu fakat kimse bu denli yıkıcı bir müdahaleye inanmıyordu. ‘Amaçlarımı elde etmeden bana karşı çıkılırsa elimdeki nükleer cephaneliği de harekete geçiririm’ diyor ki bu üçüncü ve belki de son Dünya Savaşı olur.”

    UKRAYNA’NIN FEDA EDİLMESİNE GÖZ YUMUYORLAR”

    -Avrupa’nın da ABD’nin de bu savaşı hemen bitirebilecek gücü var ancak tam anlamı ile taraf olmuyorlar. Sizce Ukrayna gözden çıkarıldı mı?

    Hayır öyle bir şey diyemeyiz fakat Rusya istediklerini elde etmesin diye Ukrayna’nın feda edilmesine göz yumuyorlar. Bir, askeri açıdan istediğini yapmasın, NATO karşısında güçlenmesin, Ukrayna ve Doğu Avrupa’da eski Sovyet Birliği nüfus alanında tekrar varlığını göstermesin ve burada NATO’yu dengeleyecek bir varlık sergilemesin isteniyor. Rusya bunu yapabildiği ölçüde NATO ve Batı istediğine kavuşamayacak. Rusya istediğini elde edinceye kadar maalesef Ukrayna’nın boğazını sıkacak ta ki nefesi kesilene kadar. Ukrayna ölmemek için ‘tamam artık dur’ diyecek. Bu tabii ki haklı bir şey değil çünkü egemen bağımsız bir ülke, istediği bloka yanaşır ya da savunma sistemini seçer. Fakat Rusya diyor ki ‘NATO, benim varlığımı tehdit eden, güvenliğimi yok edecek bir düzen peşinde’. Şimdiye kadar dünya barışını hep denge götürdü. Buna da ‘Dehşet dengesi’ deniyordu. Her iki tarafın da nükleer silahları var. Bir tarafta NATO var diğer tarafta Varşova Paktı. Fakat Sovyetler çökünce Varşova Paktı da ortadan kalktı. Şimdi Rusya buna benzer bir güç odağı oluşturmak istiyor. Merkezinde Rusya’nın olduğu… Bu olmadan da ‘vazgeçmem’ diyor.”

    “RUSYA BU SAVAŞI AVRUPA VEYA NATO BLOĞUNA KARŞI VERMİYOR”

    -Emmanuel Macron6 Kasım 2018’de yaptığı bir açıklamadaRusya tehlikesine dikkat çekerek, ABD’ye bağımlı olmayan, egemen bir AB ordusu kurmadıkça Avrupalıların güvende olamayacağını söylemişti. Almanya ise yakın zamanda savunma bütçesini 100 milyar Avro arttırma kararı aldı. Avrupa şu an kendisini tehlikede görüyor mu dersiniz?

    Avrupa’yı tehdit eden bir Rus varlığı söz konusu değildi. Rusya kendi güvenliği için savaştığını söylüyor ve bunu da Avrupa veya NATO bloğuna karşı vermiyor, kendi eski nüfus alanında ve hatta kendisi için çok elzem olan Karadeniz filosunun bulunduğu Kırım bölgesini kaptırmamaya çalışıyor. Sanıyorum 1954 yılıydı, Rusya Devlet başkanı olan ve Ukrayna doğumlu olan Nikita Kuruşçev tuttu Rusya için çok önemli olan Kırım’ı durduk yerde Ukrayna’ya verdi. Belki de Stalin zamanında yapılan büyük zulüm nedeniyle vicdan azabı sebebiyle telafi etmek amacıyla bunu yaptı. Ama orası hep ihtilaflı bir bölge olarak kaldı. Ve Rusya, Ukrayna’dan burayı hep kiralayarak, bu kira süresi de hep arttırılarak bugüne kadar geldi. Fakat Ukrayna, yapılan anlaşmalara rağmen ‘Burası benim, vermem’ diyordu. Sonunda resmen ilhak etti. Bu tabii bağımsız bir ülkeye karşı yapılacak bir şey değildi. O zaman bütün güçlüler, kaba kuvvetle kendi haklılıklarını ilan edebilirler. Ne var ki politika ideal değil reel bir şey. Hegemon güçler böyle şeyler yapabiliyor. Şimdi biz bile kendimizi ‘tehdit altında’ hissettiğimiz için güneyde başka ülkelerin topraklarına girebiliyoruz. Bunda da kendimizi çok haklı olarak görüyoruz. Maalesef bunlar güçlünün haksızlığı diyelim.”

    ARSA SATACAĞIM DİYE ÜLKE MENFAATLERİNİ FEDA ETMENİN ANLAMI YOK”

    -Yeni bir dünya kuruluyor gibi. ABD, AB, Çin, Rusya ve Hindistan’dan oluşan beş merkezli bir dünya. Türkiye bunların içerisinde nerede olacak dersiniz?

    Türkiye tercihini yapmıştı. Batı ile olacak. Onun savunma sisteminin bir parçası ama Türkiye ne yapıp edip çatışma ihtimali olan bu bloklar arasında tarafsız kalmalı. Geçmişte bu rolü oynayan iyi yetişmiş görevliler vardı ama şimdi bir Dışişleri Bakanlığı yok. Diplomasi ortadan kaldırıldı ve oraya siyasi iradenin istediği insanlar atanıyor. Büyükelçilerin birçoğu mevcut iktidara yakın isimler ama bunlar da diplomasiyi bilmiyorlar. Cumhuriyetin ilanından beri Türkiye’nin getirdiği o dengede durma ve bloklar arasındaki tarafsızlık konusunda Türkiye o anlayıştan uzaklaştı. Bunun bir yansıması da Kanal İstanbul’dur. Şimdi boğazları bypass edip Kanal İstanbul’dan ‘istediğim savaş gemilerini Karadeniz’e geçirebilirim’ dediğin anda Möntrö Antlaşması’nın hükümlerini geçersiz kılıyor kendi tarafsızlığını zedeliyorsun. Ve Rusya’nın da hedefi haline geliyorsun. Arsa satacağım diye ülkenin menfaatlerini feda etmenin anlamı yok.”

    “ALEVİLERİN SABRI VE ANLAYIŞINA TEŞEKKÜR ETMEK LAZIM”

    -Biraz da Türkiye özelindeki konulara değinelim isterim. Rusya-Ukrayna savaşı öncelikli gündem haline geldi ancak Türkiye’de de uzun yıllardır bir iç çatışma hali söz konusu. En önemli sorunlar; Kürt ve Alevi sorunu iktidar ve bir kısım muhalefet tarafından hiç konuşulmuyor. Diğer yandan seçim telaşı başladı ve barajın yüzde 7’ye çekilmesi girişimi var. Tüm bu güncel gelişmelere dair yorumunuz ne olur?

    Alevilerin eşit yurttaş olarak sistemde yerini alması sorunu şimdiye kadar şiddet doğurmadı ve bu sorun şiddetle yürütülmedi. Buna bir defa şükür etmek lazım. Bu konuda tabi Alevilerin inanılmaz sabrı ve anlayışına da teşekkür etmek lazım. Kürt sorunu ise bence ‘yapay’ bir sorun. Bundan kastım şu; doğada sorun yoktur, olgular ve gerçekler vardır. Fakat siz bu gerçekleri anlamaz ve iyi yönetemezseniz soruna dönüşürler. Kürt sorunu da böyle. Kürt sorunu, Türkiye, Kürtlerin isteklerini, beklentilerini; aşırılardan bahsetmiyorum, anlayıp yönetemediği için soruna dönüştü. Türkiye’de Kürt nüfusu ‘20 milyon’ diye telaffuz ediliyor olabilir. Hadi onu 12-13 milyon diye indir. Şimdi bu kadar insan isyan etse hiçbir ülke bunu bastıramaz. Yani Kürtler bu kadar çok korkulduğu kadar ayrılık, bağımsızlık, Türkiye’den nefret üzerine türetilmiş bir kopukluk falan istemiyorlar. Ama birtakım istekleri var. Bakın şimdi, Türkiye halkı, özellikle ‘halkı’ diyorum ‘hükümeti’ değil, bütün siyasi partilerle, tabii ki HDP dışında hepsi, Kürtleri dinlememek, onları yok saymak konusunda müttefik. Bakın koalisyonlara bile dahil etmiyorlar. Yani Türkiye’de yüzde seksen, Kürtleri dışlamak, dışarıda bırakmak, Kürtlerden endişe etmek, korkmak hatta nefret etmek konusunda bir uzlaşma halinde. Ve bu uzlaşma laikleri, dincisi, muhafazakarı, liberali, askeri, sivili, hepsinin ortak özelliğidir. O yüzden bu sorun oluyor ve Kürtleri de içine alan bir siyasal birliğin oluşturulamaması ve siyasetin normalleşememesi sonucunu doğuruyor.”

    “KISIR VE EKSİK AKLIN PLANI”

    -Geçmişte Kürtleri, Türk kimliği içerisinde eritme projesi vardı. Şimdi de Aleviliği Sünnilik içerisinde eritme gibi bir politika yürütülmekte. Okullarda zorunlu din dersleri dayatılıyor, cemevleri halen ibadethane statüsünde görülmüyor. Mevcut iktidarın asimilasyon politikalarına dair ne söylersiniz?

    Bu bir kısır ve eksik aklın planı. Bir kimlik muhalif olmaktan, isyancı olmaktan uzaklaştırılabilir. Nasıl uzaklaştırırsın? Örneğin bir başka kimliğe dönüştürerek değil, karşıt da olsa farklı kimliklerin hepsini kapsayacak bir üst kimlik altında toplayabilirsin. Şimdi siz Aleviliği Sünniliğe dönüştürerek asimile edemezsiniz. Ama Aleviliği de Sünniliği de genel İslam çerçevesi içine yerleştirebilirsiniz. Yerlerini bulur, bunları çatışma halinden çıkartır, ‘Senin yerin burası. Sen de bir Müslüman kesimsin. Senin haklarını kabul ediyorum, beklentilerinin farkındayım karşılıyorum’ dediğin zaman olmaz. Sen Sünnilik adına Aleviliğe karşı durur onun beklentilerini ‘sapkınlık’ olarak görürsen tabii ki ayrım doğar. Ve o zaman yönetim mezhepsel bir yönetime döner.”

    “İNİSİYATİFİ AZ, İRADESİ ÇOK SINIRLI BİR MUHALEFET VAR”

    -Sorunların giderilmesi adına muhalefet, yeterince refleks gösterebiliyor mu sizce?

    Yaşananlara karşı çıkmayan, itiraz etmeyen, farklı yol yöntem önermeyen bir kesim bir kere zaten muhalefet olamaz. Yani Türkiye’nin sorunlarından biri, anlayışı kıt bir iktidar değil, inisiyatifi az, iradesi çok sınırlı ve nasıl muhalefet edileceğini pek bilmeyen bir muhalefettir aynı zamanda. Yani bunlar birbirlerini tamamlıyorlar. O yüzden de Türkiye’nin sorunları çözülemiyor.”

    “TÜRKİYE ESKİDEN DAHA ÇOĞULCUYDU”

    -Türkiye siyasetinin kalitesi geçmişe kıyasla geriye mi gitti yani?

    Türkiye eskiden daha çoğulcuydu yani farklılıklarını daha rahat kabul edebilen bir toplumdu. Sol partiler vardı, sendikacılık vardı ama bugün sendikacılık diye bir şey yok. O yüzden örgütlü bir toplum olmaktan çıkıldı ve bugün sadece iktidara bağlanması istenen ve bağlanan bürokrasisinin kalitesi çok düşmüş. Dış ilişkilerin, kişisel tercihlere bağlandığı bir ülke haline geldik maalesef.”

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPMAK CHP HÜKÜMETİ DÖNEMİNDE DE VARDI”

    -Demokratik bir seçim sürecini atlatmamız halinde 2 yıl sonrası için ülkeyi nasıl görüyorsunuz?

    İşte seçimlerin nasıl olacağını bilmiyoruz. Eğer demokratik bir seçim olmazsa Türkiye son derece sürtüşmeli, çekişmeli bir sürece girecek demektir. Bırak onu, muhalefet seçimi kazansa bile aralarında o kadar farklı görüş ayrılıkları var ki gene Kürtleri dışarıda bırakan bir tavırla bu sorunları çözmeleri çok zor. Alevi sorunu da keza öyle. Farklılıkları kabul etmeyen bir ülke kendi varlığını inkar ediyor demektir. Bugün Alevi köylerine cami yapmak CHP hükümetleri döneminde de söz konusuydu. Yani bu neye delalet ediyor; dinin bir devlet kurumu olduğu anlayışına dayanıyor. Halbuki dinin bireysel bir tercih olması lazım. Eğer öyle anlaşılırsa Alevilik de bir sorun olmaz. İsteyen camisini kurar, istemeyen kurmaz. Dinin, devletin tasarrufundan ve tabii egemenliğinden çıkması lazım.”

    EREN GÜVEN/ANKARA

  • KESK: 3600 ek gösterge talebi, kapalı kapılar ardındaki toplantılarla oldubittiye getirilemez!-VİDEO

    KESK: 3600 ek gösterge talebi, kapalı kapılar ardındaki toplantılarla oldubittiye getirilemez!-VİDEO

    PİRHA- KESK, Cumhurbaşkanı tarafından bazı meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge konusunda MEMUR SEN ile Çalışma Bakanlığı’nın gizli görüşmelerde bulunduğunu aktardı. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “Tüm kamu emekçilerini yakından ilgilendiren ek gösterge adaletsizliğinin çözümü kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla oldubittiye getirilmesini doğru bulmuyoruz” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 4 yıl önce Cumhurbaşkanı tarafından bazı meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge sözüne dair basın açıklaması yaptı. KESK Genel Merkez binasında yapılan basın açıklamasına KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri de katıldı.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgezik, “Ek gösterge adaletsizliğine artık son verilsin” diyerek, Cumhurbaşkanı tarafından kimi meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge sözünün üzerinden neredeyse 4 yıl geçtiğine işaret etti. Bozgeyik, 3600 konusunun şimdi de Çalışma Bakanlığı ve MEMUR SEN arasında gizli görüşüldüğünü söyleyerek, tarafların 16 Mart’ta, bir kez daha bir araya geleceği bilgisini paylaştı.

    3600 EK GÖSTERGE TÜM KAMU EMEKÇİLERİNİ KAPSIYOR MU?

    Kamuda görev yapan 3.532.797 çalışanın, 3600 Ek Göstergeden faydalanıp faydalanamayacağı konusunda henüz bir netlik yok. KESK, bu düzenlemenin adaletli biçimde yapılması ve emekli maaşlarında da düzenlemeye gidilmesi yönünde ısrarını sürdürdü.

    “ÜÇ KONFEDERASYONUN KATILMASI ZORUNLUDUR”

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, iktidarın, emek karşıtı, sermaye yanlısı politika yürüttüğünü ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Ancak Yandaş Konfederasyonun gerek TİS görüşmelerinde ve gerekse de bağlantılı olması nedeniyle 3600 ek gösterge tartışmalarında konuyu hiç gündeme getirmiyor olması kabul edilemezdir.

    Sorunun çözümü; on yıl boyunca kurulan toplu sözleşme masalarına yansıyan tutumu ve altına imza attığı mutabakatlar başta olmak üzere altı milyon kamu emekçisinin ve emeklinin temel taleplerini savunmaktan uzak olduğunu defalarca ispatlayanlar ile iktidar arasında kapalı kapılar ardında yapılacak görüşmelere bırakılamaz. Kaldı ki, tüm geriliklerine rağmen mevcut 4688 sayılı yasa hükümlerine göre kamu emekçilerinin ve emeklilerinin geneline ilişkin görüşmelere en çok üyeye sahip üç konfederasyonun katılması zorunludur.

    Dolayısıyla yarın yapılacak toplantının TİS mevzuatına ve toplu sözleşme ruhuna aykırı olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. Milyonları ilgilendiren bir konu sırf iktidara yakın diye tek bir konfederasyonla bağıtlanacak, tartışılacak bir durum değildir

    Tüm kamu emekçilerini yakından ilgilendiren ek gösterge adaletsizliğinin çözümü ve bu temelde 3600 ek gösterge talebinin ele alınmasını kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla oldubittiye getirilmesini doğru bulmuyoruz.

    MEMUR SEN kamu emekçilerinin hak çıkarlarını gözden çıkarma pahasına iktidarın elini rahatlatmaktan, iktidar da diyet olarak MEMUR SEN’i büyütmek için sendikal ayrımcılığı körüklemekten vazgeçmelidir.

    KESK olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı temel hak ve özgürlüklere, tüm eksiklerine rağmen 4688 sayılı yasa başta olmak üzere kendi yaptığı yasalara ve temel ILO sözleşmelerine uymaya çağırıyor, ‘toplu sözleşme’ masasının konusu olan ek gösterge adaletsizliğinin çözümü, 3600 ek gösterge ve emekli aylığı bağlama oranı ile emekli aylığı güncelleme katsayısının artırılması talebinin karşılanması için bir an önce tüm konfederasyonların katılımının sağlandığı toplantıları hayata geçirmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ÖHD Mersin: Konya Katliamını tüm gerçekliği ile her yerde dile getireceğiz!

    ÖHD Mersin: Konya Katliamını tüm gerçekliği ile her yerde dile getireceğiz!

    PİRHA- ÖHD Mersin Şubesi, Dedeoğlu ailesi ve davayı üstelenen avukatlara dair başlatılan soruşturmayla katliamın örtbas edilmek istendiğini belirterek, Konya Savcılığı’nca yürütülen soruşturma açık bir şekilde hukuksuzluğu bizlere göstermiştir” dedi.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi, Konya Katliamında yargılanan sanıklardan Mehmet Altun ile birlikte katliamı azmettirmekten tutuksuz yargılanan sanıklardan Ali, Veli ve Ayşe Keleş’in, Dedeoğulları ailesinin yakınları ile avukatlarından şikâyetçi olması sonrası başlatılan soruşturmaya dair dernek binasında basın toplantısı düzenledi.

    ÖHD Mersin Şubesi Eşbaşkanı İbrahim Kaya, katliama yönelik adli makamlarca yürütülen işlemlerde Dedeoğulları ailesinin avukatlığını üstlenen ÖHD üyesi avukatlar; Ali Bozan, Maviş Aydın, Ebru Akkal hakkında yürütülen soruşturmanın avukatlar ve hayatta kalan diğer aile üyeleri üzerinde baskı oluşturmak olduğunun altını çizdi.

    Avukatların, mesleklerinin gereğini yerine getirdiğini belirten Kaya, “Hakkında mesleki faaliyetleri sebebiyle yürütülen soruşturmanın herhangi bir hukuki boyutu olmayıp, Konya Savcılığı’nca yürütülen soruşturma açık bir şekilde hukuksuzluğu bizlere göstermiştir” dedi.

    Yürütülen soruşturmanın bir diğer amacının da Dedeoğulları ailesine yönelik yapılan katliamın örtbas edilmek istenilmesi olduğuna dikkat çeken Kaya, şunları söyledi:

    “30.07.2021 tarihinde gerçekleşen katliam sonrası 10 tutuklu ile başlayan ve gelinen aşama ile tek bir tutuklu sanığın kaldığı dosya da cezasızlık politikası çerçevesinden sonuçlandırılmak istenilse de bu durumu kabul etmeyerek gerçekleşen katliamın tüm gerçekliği ile bulunduğumuz her yerde dile getireceğiz. Bu hususta Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi olarak katliam dosyasının takipçisi ve Dedeoğulları ailesi avukatlarının yanında olacağımızı belirtmek isteriz.”

    NE OLMUŞTU?

    Konya’nın Meram ilçesinde yaşayan Dedeoğulları ailesine yönelik 12 Mayıs 2021 ve 30 Temmuz 2021 tarihlerinde ırkçı saldırılar gerçekleşmiştir. 12 Mayıs 2021 tarihli saldırıda Metin, Barış, Serap, Yaşar, Sibel, Serpil Dedeoğulları ağır bir şekilde yaralanmıştır. Bu saldırıya ilişkin Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesi, saldıranlar hakkında ‘Basit Yaralama, Kasten Yaralama, Silahla Tehdit, Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Nitelikli Olarak Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme’ suçlarından kovuşturma devam etmektedir. Gerçekleşen ilk saldırı sonrası Dedeoğulları ailesi tarafından Konya adli ve idari birimlere koruma başvurusu yapılmış olup, ne yazık ki başvurularına olumlu bir dönüş yapılmamış ve herhangi bir güvenlik tedbiri alınmamıştır. Dedeoğlulları ailesine yönelik herhangi bir koruma tedbirinin alınmamasından sonra 30 Temmuz 2021’de Dedeoğulları ailesine yönelik yapılan saldırıda Yaşar, İpek, Metin, Barış, Sibel, Serap, Serpil Dedeoğulları katledilmişlerdir. Bu ırkçı saldırıya yönelik Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanıklar hakkında ‘Canavarca Hisle Tasarlayarak Yedi Kişiyi Kasten Öldürme, Canavarca Hisle Tasarlayarak Yedi Kişiyi Kasten Öldürmeye Azmettirme, Yakarak Mala Zarar Verme, Nitelikli Olarak Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme’ suçlarından kovuşturma işlemi devam etmektedir.

    PİRHA/MERSİN

  • Milletvekili Koçyiğit, pirha.net’e getirilen erişim engeli kararını Meclis gündemine taşıdı!

    Milletvekili Koçyiğit, pirha.net’e getirilen erişim engeli kararını Meclis gündemine taşıdı!

    PİRHA-HDP Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) gerekçe gösterilmeden mahkeme tarafından erişime engellenmesini Meclis gündemine taşıdı. Koçyiğit, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın cevaplaması istemiyle, “Getirilen engelin gerekçesi nedir, erişim engeline gerekçe yapılan haber içerikleri hangileridir?” diye sordu.

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, www.pirha.net ile www.yeniyasamgazetesi2.com sitesinin Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla herhangi bir gerekçe gösterilmeden erişime engellenmesini Meclis gündemine taşıdı.

    Koçyiğit, PİRHA’nın “Alevi toplumunun sesi” olduğuna vurgu yaparak “Konuyla ilgili Anayasa Mahkemesi 27 Ekim 2021’de internet erişim engellerine yönelik bir pilot karara imza atmış, aralarında BirGün, Gazete Duvar ve Diken gibi basın yayın kuruluşlarının içerisinde olduğu toplamda 129 habere getirilen erişim engeli için ‘hak ihlali’ kararı vermiştir. Kararda, Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde yer alan ifade ve basın özgürlüğü ile 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir. Hak ihlallerinin yapısal sorundan kaynaklandığını belirten AYM, bu kararında ‘pilot karar usulü’nün uygulanmasına, ‘yapısal sorunun giderilmesi için keyfiyetin TBMM’ye bildirilmesine’ karar vermiştir” ifadelerini kullandı.

    “KOLLUK TARAFINDAN YAPILAN ŞİKAYET USULEN MÜMKÜN MÜDÜR?”

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Pir Haber Ajansı’nın ‘pirha.net’ alan adlı internet haber sitesine getirilen engelin gerekçesi nedir, erişim engeline gerekçe yapılan haber içerikleri hangileridir?

    *Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararı verilen ve benzer konularda pilot karar usulünün uygulanmasını esas kılan (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri [GK], B. No: 2018/14884, 27/10/2021, § …) kararına rağmen halen Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından internet haber sitelerine erişim engeli kararı verilmesinin hukuksal anlamı nedir? Anayasa Mahkemesi içtihatları neden yok sayılmaktadır?

    *Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından verilen erişim engeli kararlarının genellikle talep edenden yana şekillenmesi ifade ve basın özgürlüğü açısından değerlendirildiğinde ihlal değil midir?

    *Anayasa Mahkemesi Ekim 2017 yılında Ali Kıdık başvurusu ile ilgili vermiş olduğu kararında erişim engelleme kararlarının sulh ceza hakimlikleri tarafından ancak istisnai durumlarda verilebileceğini karara bağlamışsa da hakimliklerin istisnai halleri olağanlaştırması hakkında başlatılmış soruşturmalar bulunmakta mıdır?

    *Anayasa Mahkemesi’nin 2018/14884 Başvuru Numaralı ihlal tespit kararının bir örneğinin Bakanlığınıza ulaşması konusunda karar verilmiştir. İlgili karar tarafınıza tebliğ edilmişse hangi çalışmalar yapılmıştır?

    *Anayasa Mahkemesi’nin 2018/14884 Başvuru Numaralı ihlal tespit kararında ‘Yapısal sorunun çözümü için keyfiyetin Türkiye Büyük Millet Meclisine BİLDİRİLMESİNE’ şeklinde karar kılınmıştır. TBMM’de keyfiyetin sonlanması adına henüz bir çalışma yürütülmemesinin nedenleri nelerdir?

    *Açıklanan verilere göre son 14 yılda Türkiye’den 467 bin 11 web sitesi, 764 farklı kurum (mahkemeler ve idari kurumlar) tarafından verilen 408 bin 808 farklı kararla erişime engellenmiştir. Bu kararların ardından yapılan itiraz sayısı kaçtır, kaçı hakkında kabul kararı verilmiştir, kaçı AYM başvurusu sonucunda ihlal kararı ile sonuçlanmıştır?

    *İfade ve basın özgürlüğü ihlalinin önüne geçmek için Bakanlığınızca şimdiye dek yapılmış çalışmalar nelerdir?

    *Pir Haber Ajansının web sitesine getirilen erişim engelinin Jandarma tarafından yapılan şikayet sonucu kararlaştırıldığı belirtilmektedir. İddia edilen bu bilgi doğru mudur? Şikâyet şayet kolluk tarafından yapılmışsa bu usulen mümkün müdür?”

    PİRHA/ANKARA

  • PİRHA, pirha.org adresinden yoluna devam edecek

    PİRHA, pirha.org adresinden yoluna devam edecek

    PİRHA- PİRHA, pirha.org adresinden yoluna devam edecek. Pir Haber Ajansı Yönetim Kurulu yaptığı yazılı açıklamada, Alevi toplumunun sesi olan ve  6 yıldır aralıksız haber üreten ve kendi alanında bir ilk olan Pir Haber Ajansı’na Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişime kapatılmasına karşı hukuki mücadeleyi başlattıklarını belirterek, bundan böyle ajansın pirha.org ile yoluna devam edeceğini bildirdi. Açıklamada, bu süreçte destek veren tüm canlara teşekkür edildi. 

    Merkezi İstanbul’da olan, 2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren ajansımız Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) internet sitesine hiçbir gerekçe gösterilmeden 9 Mart’ta erişim engeli getirildi.

    Alevi toplumuna ait bir haber ajansı olması açısından bir ilk olan ve ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir herekçe gösterilmeden erişim engeli getirildi.

    “PİRHA’ya erişim engelini herhangi bir haberden dolayı değil, genel geçer, ortaya karışık bir kararla vermişler. Anormal, absürt bir karar” diyen Avukat Seyit Demir ajans adına, ‘pirha.net’ adreine erişim engelinin kalkması için Hatay 2. Sulh Ceza Hakimliği’ne dilekçe verdi. Böylece hukuki süreç başlatılmış oldu.

    Ajansımız, hukuki sürecin sonuçlanmasını beklemeden kamuoyunun haber alma hakkını gözeterek pirha.org ile yoluna devam etme kararı aldı.

    Pir Haber Ajansı (PİRHA) Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle:

    “Alevi toplumunun kendi sesini ve rengini kamuoyuna yansıtma aracı olarak yayın hayatına giren ve 6 yıldır aralıksız haber üreten ve kendi alanında bir ilk olan ajansımız Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden 08-03-2022 tarihinde erişim engeli getirildi.
    Son yıllarda Alevi toplumu eşit yurttaşlık hakkı talebi başta olmak üzere, Alevilere ait cemevlerinin ibadethane sayılması, zorunlu din derslerinin kaldırılması, devletin inançlara eşit yaklaşması ve Türkiye’nin demokratikleştirilmesi temelinde ısrarlı bir tutum sahibi oldu. Bu tutumunu ise kendi emeği ve lokmaları ile kurduğu Pir Haber Ajansı gibi yayın organları üzerinden kamuoyuna taşıdı. Baskıcı, dışlayıcı, yok sayıcı politikaları, Alevilerin evlerinin işaretlenmesinden kimliklerinden dolayı aşağılanmaları, işlerinden edilmeleri, normal hizmetlerden bile mahrum bırakılmaları, yaşadıkları toprakların, inanç merkezlerinin, ziyaretlerinin talan edilmesine kadar her türlü hakikati toplum bu ajans üzerinden takip etme imkanını yakaladı.
    Tabii ki kendilerine ait güzelliklere de; cemevinden dergahına, köyünden mezrasına, ziyaretinden dağına, suyuna, duasından doğayla ilişkisine, semahından deyişine, gülüşüne, yakarışına kadar yaşamının her anına dair renklere de bu ajans emekçilerinin çabası üzerinden ulaştı.
    Geldiğimiz noktada ortaya çıkan iki sonuç Pir Haber Ajansının doğru yolda olduğunu gösteriyor.

    DESTEĞİNİ ESİRGEMEYEN TÜM CANLARA TEŞEKKÜRLER

    Birincisi; PİRHA’nın bu gücünü gören ve Alevileri olduğu gibi kabul etmek yerine Sünnileştirmeyi stratejik bir politika olarak önüne koymuş olan aklın PİRHA’yı engelleme çabaları doğru yolda olduğumuzu gösterir.
    İkincisi; Erişim engelinden hemen sonra gerek sosyal medya üzerinden ve gerekse basın açıklaması gibi değişik yol ve yöntemlerle sesini yükselten, PİRHA’ya sahip çıkan milyonlarca takipçinin, basın ve ifade özgürlüğüne inanan demokratik kamuoyunun, Alevi kurumunun, Pirin, Ananın gösterdiği tepki doğru yolda olduğumuzu gösterdi bize. Desteğini esirgemeyen tüm canlara PİRHA ailesi olarak büyük teşekkürlerimizi buradan bir kez daha belirtelim.

    HUKUKİ MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEKTİR

    Herhangi bir haberimiz gerekçe gösterilmeden, basın ve ifade özgürlüğüne aykırı ve hukuksuz bulduğumuz erişim engeline karşı avukatlarımız aracılığıyla başlattığımız hukuki mücadelemiz devam edecektir. İtirazımızın sonuç alacağına olan inancımızı korumak istiyoruz. Sonuç alırsak aynı adres ile yolumuza devam edeceğiz elbette.
    Bu erişim engeli sadece Alevi toplumuna dair hakikati karartmayı hedeflemiyor aynı zamanda ekmeğini gazeteci olarak kazanan Alevi basın emekçilerinin hayatlarını da karartmayı hedefliyor. Erişim engelinin kaldırılması ve özgür habercilik yapabilmemiz için bu gerçeğin de bilinmesi ve şu ana kadar verilen desteğin bundan sonrası için de gerekli olduğunun bilinmesini isteriz.

    PİRHA, HUKUKİ SÜREÇ SONUÇLANINCAYA KADAR pirha.org İLE DEVAM EDECEK

    Aradan geçen 6 yıl içerisinde Alevilerin haber ajansı olarak sahneye çıkan, birçok önemli habere imza atan, tüm ezilenlerin seslerini duyurmayı sorumluluk olarak gören, kamuoyunun özgür ve doğru haber alma hakkını ve meslek onurunu korumayı sürdüren ajansımız erişim engeline karşı şu aşamada yeni bir adresle yayın hayatına devam edecektir.
    OHAL şartlarında kurulan, fikir ve gücünü özgür basın geleneğinden alan gerçeklerin karanlıkta kalmaması, hakkın ve hakikatin sesini çıkarmak adına yola çıkan PİR HABER AJANSI hukuki süreç netleşinceye kadar yoluna pirha.org ile devam edecek.
    Saygılarımızla,
    Pir Haber Ajansı Yönetim Kurulu”

    PİRHA/ İSTANBUL