Etiket: pirka

  • KESK: Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi geri çekilmelidir

    KESK: Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi geri çekilmelidir

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) yaptığı yazılı açıklamada, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırma Kanun Teklifi’nin geri çekilmesini istedi. 

    Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) yazılı açıklama yaparak, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi’nin geri çekilmesini istedi.

    25 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 228 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler sonrasında keyfilik ve hukuksuzluğun çığ gibi arttığına dikkat çekilen açıklamada, “Anayasa Mahkemesi’nin, 29 Kasım 2019 tarihinde açıklanan kararıyla Anayasaya aykırı olduğu bir kez daha ilan edilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birkaç kez torba yasalara sıkıştırılarak, gözlerden uzak tutulmaya çalışılarak korsanvari yöntemlerle yasal düzenleme haline getirilmeye çalışılmıştır” denildi. Açıklamada, kanun içindeki bazı tekliflerin geri çekildiğine ancak AKP iktidarının tek parti devleti ve fiili OHAL uygulamalarını terk etmek istemediğinden güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırmalarına ilişkin yasa teklifini AYM kararı gerekçesini gözetmeden bir kez daha Meclis’e gönderdiği ve teklifin görüşmelerine başlandığı belirtildi.

    “DÜZENLEME KİŞİNİN ÖZEL HAYATINI ETKİLEMEKTEDİR”

    İçişleri Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlanan teklife “Milli güvenlik açısından stratejik önem” vurgusu ile şimdiye kadar sayısız örnekte oldukça sübjektif, iktidarın politikalarına uygun olarak yorumlanmaya açık, hukuk dışı kararları mümkün kılan bir nitelik kazandırıldığı kaydedilen açıklamada, “Güvenlik soruşturması gibi uygulamalar gizlilik gerektiren ya da hassas sayılan sınırlı ölçüde görevlerde kullanılabilecek istisnai bir durum iken, kanun teklifi ile OHAL döneminde olduğu gibi muğlak ifadelerle kapsam içine sokulacak kamu alımlarında genel bir uygulama haline getirilmektedir. Düzenleme bu hali ile kişilerin çalışma hakkına, kamu görevine girme hakkına, kendi kişiliğini, sosyal varlığını, onurunu koruma hakkına ciddi engelleme getirmekte, özel hayatını etkilemektedir” ifadeleri kullanıldı.

    “İKTİDAR YARGI KARARLARINI İŞİNE GELDİĞİ GİBİ UYGULAMAKTAN VAZGEÇMELİ”

    AKP iktidarının OHAL’i kalıcı hale getirerek olağanlaştırdığına dikkat çekilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması şimdiye kadar uygulanan hali ve teklifte sunulan biçimiyle sadece adayı değil, birinci hatta ikinci derece yakınlarını da kapsar hale getirilerek toplumun geniş kesiminin hem kendilerinin hem de çocuklarının bugününü ve geleceğini derinden etkileyen, liyakatı değil AKP’ye sadakati esas alan, parti- iktidar ayrımını ortadan kaldırıp devleti tümüyle AKP’lileştirecek kadrolaşmayı kedefleyen, daha çok darbe dönemi uygulamalarındandır.

    Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması içkin olarak fişlemeleri de olağan hale getirdiğinden muhalif olsun ya da olmasın tüm vatandaşlarımızın Kişisel Verilerin Korunması başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerini tehdit etmektedir. Nitekim mahkemelerin beraat kararı verdiği, savcıların takipsizlikle sonuçlandırdığı dosyaların dahi güvenlik soruşturmalarına konu edindiği, nasıl ve hangi kriterlerle hazırlandığı bilinmeyen, itiraz edilemeyen istihbarat raporlarının esas alındığı uygulama nedeniyle ihraçlar başta olmak üzere sonuçları ağır olan mağduriyetlerin yaşanmasına neden olunmuştur. Dolaysıyla iktidar, yargı kararlarını işine geldiği gibi uygulamaktan ya da uygulamamaktan vazgeçmeli, Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerinin gereğini yapmalı, teklifi geri çekmelidir. Şu ana kadar uygulanan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasından kaynaklı yaşanan mağduriyetler ve hak kayıplarını giderecek düzenleme yapılmalıdır.”  PİRHA/ANKARA

     

  • KESK: Milyonların demokrasi, adalet mücadelesinin eseri Gezi’yi selamlıyoruz

    KESK: Milyonların demokrasi, adalet mücadelesinin eseri Gezi’yi selamlıyoruz

    PİRHA- KESK, Gezi Direnişi’nin 7’nci yılına ilişkin yaptığı açıklamada “Milyonların demokrasi, eşitlik, adalet mücadelesinin eseri Gezi’yi selamlıyoruz” dedi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Gezi Direnişinin 7’nci yılına dair basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada, “Ülkemiz halk hareketleri tarihine altın harflerle yazılan, en barışçıl, en güzler yüzlü direnişin, Gezi2nin üzerinden yedi yıl geçti. Her şey Gezi Parkı’ndaki tarihi ağaçların kesilip, yerine Topçu Kışlası adı verilen AVM projesinin yapılmasına itiraz edenlerin gecenin karanlığını yırtan haykırışı ile başladı” denilerek, şunlar belirtildi:

    “Evet, bundan yedi yıl önce her şey ‘3-5 ağaç’ için başlamıştı. Ancak İstanbul’un son yeşil alanlarından birisinin daha betonlaştırılmasına karşı çıkanlara reva görülen amansız şiddete duyulan tepki milyonların eşitlik, özgürlük ve demokrasi talebi ile birleşerek o ağaçların yeşeren dalları gibi kısa sürede tüm ülkeyi sardı. Yıllardır süren antidemokratik ve baskıcı ortamda kaç çocuk sahibi olacaklarından, çocuklarını hangi okullara göndereceklerine, nasıl giyinip ne yiyip içeceklerine kadar yaşamlarının her hücresine müdahale edilen, en temel sendikal hakları tek tek ellerinden alınmasına rağmen kölece çalışmaları beklenen milyonlar “yeter artık” diyerek omuz omuza verdiler. Demokrasiye, adalete, özgürlüğe susamış her yaştan, her kimlikten, her düşünceden, her inançtan, her meslekten milyonlar dayanışmayı, karşılıklı saygı ve sevgiyi, kardeşliği temel alan bir toplumsal direnişe, Gezi’ye imza attılar.

    “GENÇLERİMİZİN HERKESİ TERS KÖŞE EDEN YARATICI ZEKASI” 

    Evde, işte, sokakta çifte baskı ve sömürüye alıştırılmak istenen kadınların isyanı, ister beyaz ister mavi yakalı olsun yıllardır kölece çalışmaya itilen işçi ile kamu emekçisini, asgari ücretli ile plaza çalışanını buluşturan hak mücadelesi, annelerimizin kucaklayan şefkati, ülkede yaşananlara ekranlarını, sayfalarını kapatarak üç maymunu oynayan penguen medyasına karşı basın emekçilerinin onurlu duruşu, sanatçı, yazar, şair ve düşünürlerin halktan esirgemediği duyarlılığı, farklı renklere gönül veren taraftarların kombine baskıya, zulme karşı yükselen tezahüratı, coşkusu, dükkânının kapısına “Direnmeye gittim, döneceğim” notu asan esnafın karşılıksız sunduğu katkı Gezi’de bir araya geldi. Hepimiz oradaydık!

    “ARADAN GEÇEN YEDİ YILDA KARANLIK ARTTI”

    Gezi’den sonraki yedi yılda ülkede OHAL’in kalıcı hale getirildiğine dikkat çekilen açıklamanın devamında “Tek bir kişinin ağzından çıkan her sözün ferman kabul edilir hale geldiği, en temel özgürlüklerin dahi askıya alındığı bir düzene geçildi. Bu düzenin muktedirleri, farklıkları zenginlik olarak gören, hiç kimseyi ötekileştirmeyen, dışlamayan Gezi’nin değerlerine, demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik talebine adeta savaş açtılar” ifadeleri kullanıldı.

    “GEZİ’Yİ, HAFIZLARDAN SİLİP ATMAK İÇİN OLMADIK YALANLARA, İFTİRALARA SIĞINDILAR” 

    “12 gencimizin yaşamını yitirmesine, binlerce insanımızın yaralanmasına yol açanlar Gezi’ye vandallık etiketi yapıştırmaya kalktılar” denilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “FETÖ’den devralınan iddianamelere sığınarak, kişi veya kurumlara mal edilemeyecek genişlikte ve zenginlikte çok önemli bir toplumsal direnişten gizli örgüt, darbe senaryosu çıkarmaya çalıştılar. Milyonların eseri bir direnişi sahiplenen açıklamalarını, attıkları tweetleri ‘suç delili’ gibi gösterdikleri insanlar için ağırlaştırılmış müebbet cezası isteyecek kadar pervasızlaştılar. Beraat ile sonuçlanan her davadan sonra bile düşmanlaştırıcı, hukuk tanımayan açıklamalarına yenilerini eklemeye devam ettiler. Üretime değil, betonlaşmaya, ranta dayalı, iğneden ipliğe dışarıya bağımlı hale getirerek çökerttikleri ekonominin faturasını bile Gezi’ye bağladılar. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar milyonların eseri Gezi’yi hafızlarımızdan silmeye, Gezi’nin değerlerini, ruhunu yok etmeye güçleri yetmedi. Milyonların demokrasiye, adalete, özgürlüğe, insanca yaşamaya olan özlemi sürdükçe de yetmeyecek, Gezi hep yaşayacak.”

     “BUGÜN GEZİ’NİN DEĞERLERİNE DAHA ÇOK İHTİYACIMIZ VAR”

    Açıklamanın devamında şunlar vurgulandı:

    “Demokrasinin, adaletin, özgürlüklerin son kırıntılarının dahi rafa kaldırıldığı, Kaz dağlarından, Salda Gölü’ne, Kirazlı yayladan Olimpos’a uzanan doğa talanının hız kesmeden sürdüğü, toplumsal yaşamın her alanının Diyanet fetvaları ile yeniden şekillendirilmesinin hedeflendiği koşullarda Gezi’nin değerlerine, birliğe, dayanışmaya daha fazla ihtiyacımız var. Dünyayı ve ülkemizi tehdit eden Covid-19 pandemisini bile yeni saldırıların fırsatı haline getirildiği, topluma bir taraftan evde kal çağrıları yapanların diğer taraftan milyonlarca işçiyi, emekçiyi, dar gelirliyi salgına karşı adeta silahsız cepheye sürdüğü, salgına karşı açıklanan ekonomik paketlerde aslan payını patronlara dağıtılıp milyonlarca işçinin, dar gelirlinin kırıntılarla yetinmesinin beklendiği, özgürlükten, demokrasiden, barıştan,  yaşanabilir bir kent ve doğadan yana olan herkesin açlıkla, ölümle ve hapisle sınandığı, buna karşın katillerin hırsızlıların, yolsuzluk yapanların, tacizci ve tecavüzcülerin pandemi fırsatçılığı ile dışarı salındığı, çocuklarını dahi aylardır görmeden, gecesini gündüzüne katarak fedakârca çalışan sağlık emekçilerinin kadrolu-güvenceli çalışma hakkı,  ek ödeme eşitsizliğine son verilmesi gibi temel taleplerinin görmezden gelindiği, sadece alkışla yetinmelerinin beklendiği, yeterli koruyucu donanım sağlanmadığı için koronavirüse yakalanan sağlık çalışanlarının meslek hastalığına, işçilerin iş kazasına bağlı haklardan yararlanmasının bile çok görüldüğü, sadece kamu emekçilerinin hak ve çıkarlarını değil, kamu hizmetlerinden yararlanan milyonlarca yurttaşın haklarını korumak için çalışan, konfederasyonumuz KESK’e bağlı sendikaların üyelerinin sürgün gibi çağdışı cezalarla karşı karşıya bırakıldığı, toplumun genel çıkarı için çalışan, üreten meslek birliklerinin iktidarın arka bahçesi olmayı kabul etmedikleri için hedef tahtasına konulduğu günümüz koşullarında Gezi’nin değerlerine, dayanışmaya, birliğe, daha çok ihtiyacımız var. Gezi değerlerini kendi değerleri olarak gören bir konfederasyon olarak, KESK olarak her geçen gün daha yakıcı hale gelen bu ihtiyaca cevap vermek için, eşitliğin, özgürlüğün, barışın, laikliğin, dayanışmanın, insanca yaşamın hakim olduğu bir ülke için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

    Gezi sürecinde aramızdan hunharca koparılan Berkin Elvan’ın, Ethem Sarısülük’ün, Ali İsmail Korkmaz’ın, Abdullah Cömert’in, Medeni Yıldırım’ın, Hasan Ferit’in, Ahmet Atakan’ın, Mehmet Ayvalıtaş’ın anıları önünde saygıyla eğilirken, milyonların demokrasi, eşitlik, adalet mücadelesinin eseri Gezi’yi selamlıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Emekli-Sen: Sadaka değil, toplu sözleşme-VİDEO

    Emekli-Sen: Sadaka değil, toplu sözleşme-VİDEO

    PİRHA- Memur ve emekli zammının açıklanması ardından belirlenen oranlara itirazlar da sürüyor. Tüm Emekliler Sendikası yaptığı açıklamada “İnsanca yaşamak istiyoruz” diyerek durumu protesto etti.                                                

    Memur emeklilerine verilen yüzde 6’lık zam oranı Tüm Emekli Sen üyelerince tepkiyle karşılandı. Ankara’da bir araya gelen emekliler “Sadaka değil, toplu sözleşme istiyoruz” diyerek taleplerini sıraladı.

    Basın metnini okuyan Tüm Emekli Sen Çankaya Şube Başkanı Hulusi Şimşek şunları söyledi:

    “İlk 5 aylık rakamlara baktığımızda 2019 bütçesinde öngörülen 93 milyar TL lik açık hedefinin aşılacağı belli oldu.  İlk 5 aydaki rakamlara göre 22 milyarı Mayıs ayına ait olmak üzere 5 aylık bütçe açığı 66 milyar TL yi buldu.  Bu ortalama olarak aylık 13.2 milyar TL açık veren bir bütçe demektir.  Gidişatın böyle devam etmesi durumunda  13.2 x12 = 158 milyar bütçe açığı ile öngördükleri 93 milyar TL lik hedefin aşılacağı görülüyor.

    Bu da Temmuz ayı ve sonrasında bizleri büyük bir zam dalgasının beklediğini gösteriyor.

    Gerçek enflasyonun % 30 ları geçtiğini hepimiz bizzat yaşamımızdan bilirken biz emeklilere sahte enflasyon rakamları ile % 5 lik zam verilmesini ve verilecek miktarın daha elimize geçmeden zamlarla  misliyle geri alınmasını protesto ediyoruz.

    Eskiden iktidarlar seçim öncesi zamları erteleyip, seçim sonrası yaparlardı. Şimdi bir adım daha ileri giderek,  6 aylık enflasyonu düşük gösterip, emeklilere daha da düşük zam verebilmek için asıl zamları Temmuz ayına sarkıttılar. Örneğin EPDK elektriğe yaptığı zammı 1 Temmuz’da başlatacağını duyurdu.

    Seçim sonrası  Çaykur çay fiatlarına  % 15, Türk şeker şeker fiyatlarını  % 16 arttırdı. Botaş doğalgaz fiatlarını  en az % 10 arttırmaya hazırlanıyor.

    Elektrik, Doğalğaz, Şeker, Akaryakıt gibi temel ürünlere gelen bu zamların iğneden, ipliğe tüm ürünlere yansıyacağı, biz emekliler başta olmak üzere tüm halkı açlık sınırının altına indireceği bir süreç ile karşı karşıyayız.

    13 milyon emekli Tüm Emekli Sen’de örgütlü olursak, sorumlusu olmadığımız ekonomik krizin faturasını bizlere kesemezler.  Bizleri her geçen gün daha da yoksullaştıran bu gidişatı tersine çevirebiliriz.

    Biz emekliler Tüm Emekli Sen’de  birleşip, örgütlü büyük bir güce dönüşürsek emekli sendikaları statü yasasını çıkartıp, iktidarları toplusözleşme masasına oturtup gerçek enflasyon üzerinden ve milli gelirden de pay aldığımız toplusözleşmelere imza atmak zorunda bırakırız.

    Bizler sadaka zamlara mahkum değiliz. Maaşlarımız toplusözleşme masasında belirlensin istiyoruz.

    Bizler sendikada örgütlü olursak insanca yaşam talebimiz gerçekleşir.”

    Belirlenen emeklilik zamlarına ilişkin emeklilerin tepkileri ise söyle oldu.

    “TÜİK RAKAMLARI, HİÇ BİR ARAŞTIRMAYA DAYANMIYOR

    Memur emeklisi Yavuz Parlak, Türkiye’deki emekli maaş zamlarının kendilerine sunduğu yaşam koşularına ilişkin olarak, Türkiye ekonomisi Emeklilik için, çalışanlar için, bütün emeğinden geçinenler için hayatı acımasızca yaşatıyor. Dün TÜİK’in açıkladığı rakamlar hiçbir ücret düzenlemesi, araştırması yapmadan, birkaç tane marketlerden aldıkları fiyatlarla zam ayarlamalarını en düşük rakamlarla göstermeye çalışıyorlar. Ebetteki biz ekonomist falan değiliz diyen Parlak,

    Ben ekonomist değilim.Ekonomi  dediğin zaman cebine bakıyorum. Markete girip alış veriş yaptığımda dün alabildiğimi bugün alamadığımı gördüğümde ben o zaman ekonominin ne oluğunu anlıyorum dedi.

    KENDİ MAAŞLARINA % 40 EMEKLİYE, EMEKÇİYE  % 5

    İşçi emeklisi olan Rıza Göçmen ise: Türkiye’de yaşayan Emekliyi Aç, yoksul, sefil, perişan, hayatını parklarda idame ettiren, bir çay içmeye parası olmayan, bedava ülkesinin sokaklarında dolaşan bir kişi olarak anlatırım. Ülkemizde asgari ücretin altında maaş alan emekli yok deniliyor. Kişisel olarak kendim asgari ücretin altında bir maaş alıyorum. 1400 TL asgari ücret alıyorum.700 TL ev kirası veriyorum, geriye kalan 700 lirayla sosyal yaşam, alışveriş, mutfak masrafı, eğlence bunun gibi şeyleri yapmaya çalışıyorum diye tepki gösteren Gökmen sözlerinin devamında :

    Bize 1400 TL’yi reva gören bu iktidar, Cumhurbaşkanlığı istişare kurulu üyelerine 13 bin TL maaş vererek Cumhurbaşkanlığı sarayına oturtup,  ilk toplantısında kendilerine 5000 TL yüzde 40 zam yaparken, emekliye ise  %5’i reva görmüşlerdir.%5 zam açlık sınırının da altında bir zamdır. Böyle bir zammı kabul etmiyorum, kendilerine de bunu iade edeceğimi de deklare ediyorum dedi.

    “BU ÜLKEDE YAŞAM ÇOK PAHALI”

    Memur Emeklisi Hatice Pınar yapılan zammın kendilerine sağladığımı yaşam standartlı na ilişkin olarak şunları belirtti. Yaşam çokta kolay değil. Maddi sıkıntılarımız çok oluyor. 650, 700 TL kira veriyorum. Markete gidiyorsun bir şey alamıyorsun. Her şey çok pahalı, elektriği, suyu interneti her şey bildiğiniz gibi daha da çok pahalı. Çok sıkıntılar yaşıyoruz, maaşımız yetmiyor, verilen zamların hiç bir önemi yok. Hiçbir değeri kalmıyor. Bizlerin talebi olan  % 20-25 zam olsa idi. Tabii ki yüzde 20-25 oda çok zor bir şey, Bir emeklinin maaşı 3-3.5 milyon olmalı ki rahat bir yaşam olsun. Bildiğiniz gibi  bu ülkede her şey çok pahalı.

    Cebrail ARSLAN/Eren GÜVEN-ANKARA