Etiket: pirrha

  • Mustafa Sazcı: Alevi Bektaşi Ansiklopedisi boşluğu vardı, iktidar bunu kullandı-VİDEO

    Mustafa Sazcı: Alevi Bektaşi Ansiklopedisi boşluğu vardı, iktidar bunu kullandı-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlamasına tepki gösteren Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, aslında bu çalışmayı Alevi kurumlarının yapması gerektiğini söyledi. 

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın duyurusuyla ve Prof. Dr. Ali Yaman’ın PİRHA’ya verdiği röportajla Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’nin İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara hazırlatılmasının ortaya çıkması tepki çekti.

    Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı önümüzdeki süreç içerisinde Alevi Bektaşi Ansiklopedisi oluşturmayı düşünüyor. Bu çalışmanın içerisindeyse Ali Rıza Özdemir’in sıkı bir İslamcı ve muhafazakar olan eşi de dahil olmak üzere, birçok İlahiyatçı doçent, doktor, profesör bulunmaktadır” dedi.

    ABDALLARI EKSİK MÜSLÜMANLAR OLARAK TARİF EDİYORLAR”

    Sazcı, “Bu çalışmayı yapanlar Konya’nın Doğanlar ve Yeni Mahallesi’ndeki Abdalları, yarım yamalak Müslüman olarak, eksik Müslüman olarak tabir ediliyor. Eksik Müslümanların, tefsir, kelam öğrenerek öz Müslümanlığı yani onların tabiriyle Sünni İslam’ı öğrenmesi hususunda bir çalışma yapıyorlar” diye belirtti.

    Sazcı, toplumun laik veya ılımlı Müslüman olarak gördüğü yazarlar İhsan Eliaçık, Mustafa Kurtulmuş gibi isimlerin, Alevi Bektaşilik konusunda yazan, çizen, araştıran araştırmacılar ve akademisyenler başta olmak üzere hiç kimseden ses çıkmamasını eleştirdi.

    “KAYGUSUZ ABDAL, VİRANİ VE FUZULİ’NİN KELAMLARI DİYANET VAKFI TARAFINDAN TAHRİP EDİLEREK YAYINLANDI”

    Yakın dönemde Kaygusuz Abdal, Virani ve Fuzili’nin kelamlarının Diyanet Vakfı tarafından yayınlandığına dikkat çeken Sazcı, “Alevi Bektaşi klasikleri olarak yayınlanan bir set vardı, Diyanet Vakfı tarafından yayınlanmıştı. Bugün Google’dan aradığında bu klasikler ya doğrudan ya da kısmen tahrip edilerek yayımlanmış klasikler” diye ekledi.

    “ANSİKLOPEDİ BOŞLUĞU VARDI, ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI BU BOŞLUĞU KULLANDI”

    Birkaç yıl sonra Alevi Bektaşilik üzerine araştırma yapmak istendiğinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı kaynakların görüneceğini belirten Sazcı, “Buna karşı Alevi kurumların ciddi bir tedbir alması gerekir. Demek ki bir ansiklopedi boşluğu vardı ve iktidar bunu kullandı” dedi.

    “BOŞ BIRAKTIĞIMIZ ALANLARI KENDİ İNANCIMIZ VE KENDİ ÖZGÜN KİMLİĞİMİZLE  DOLDURMALIYIZ”

    Alevi Bektaşi Aşık-ı Sadıkların kelamlarını anlayabilmek için ansiklopediye başvurmak zorunda olduğunu vurgulayan Sazcı, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Buna ilişkin Alevi Bektaşi kurumlarının çıkarmış oldukları herhangi bir kaynak yok. Dolayısıyla bu boşluğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı böyle doldurmaya yeltendi. Biz Alevi kurumlarının yapması gereken, onlardan bir adım önde giderek aslında onların doldurabilecekleri o alanları önceden kendi inancımız ve kendi özgün kimliğimizle doldurmamız, alternatif bir çalışmanın içerisine girmemiz gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • HBVAKV Döşemealtı Şubesi aşure paylaştı: Demokratik anayasa istiyoruz-VİDEO

    HBVAKV Döşemealtı Şubesi aşure paylaştı: Demokratik anayasa istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Döşemealtı Şubesi aşure lokması paylaştı. Burada yapılan konuşmalarda Aleviler üzerinde uygulanmak istenen asimilasyon politikalarına tepki gösterildi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, demokratik bir anayasanın yapılması gerektiğini söyledi. 

    Muharrem Orucu’nun bitmesiyle birlikte birçok cemevi, aşure pay etmeye devam ediyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Döşemealtı Şubesi’nin düzenlemiş olduğu aşure lokmasına, Antalya’da örgütlü bulunan çok sayıda Alevi kurumu, demokratik kitle örgütleri ve yüzlerce yurttaş katıldı.

    Arzuman Ocağı evlatlarından Şehriban Mutluer, “Bir Muharrem ayını daha sırlamanın huzuru içindeyiz. Kadimden bu yana Alevi toplumu olarak ikrarlıyız. Işık karanlığın korkutucusudur, ilmin başı ışıktır. Biz onun için her yıl, her zaman çerağ huzurunda sorgulanırız, onun ışığında yola çıkarız” dedi.

    Ardından çerağ uyandırılarak gülbeng okundu.

    “MADIMAK OTELİ UTANÇ MÜZESİ OLMALI”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Döşemealtı Şube Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Binali Efe, Alevilerin sorunlarının hükümet tarafından yok sayıldığına dikkat çekerek, cemevlerinin ibadethane statüsünde kabul edilmemesini eleştirdi.

    Madımak Oteli’nin utanç müzesi olma talebini dile getiren Efe, “Hacı Bektaş Veli Dergâhı şu an müze statüsünde. Biz oraya bir dönem para vererek giriyorduk. Dünyanın hiçbir tarafında insanların inanç merkezleri olan bir yerin müze olması veya devlet tarafından kontrol edilmesi söz konusu olamaz. Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti’nde böyle bir handikap böyle bir çıkmazdayız. Sivas’ta Madımak otelinde bir katliam oldu. O otelin üzerine her ne kadar müze yazdılarsa o müzenin İslam tarihi içerisinde en hunharca canlı canlı yakılan insanlarımızın ebedi olarak orada örnek teşkil etsin diye biz isminin utanç müzesi olması için yapmış olduğumuz girişimlerde şu ana kadar herhangi bir gelişme olmadı” dedi.

    AKP’nin köyleri dolaşarak Alevi dedelerini maaşa bağlama teklifine de değinen Efe, “Alevi asimilasyonları maalesef devam ediyor. Birçok yerde köylere giderek köydeki muhtarları tehdit ederek, insanları tahakküm altına alarak, korkutarak ‘sizin köyünüze hizmet etmeyeceğiz, buraya cami yaptıracağız, ondan sonra hizmet vereceğiz’ diyorlar. Bu şekilde bir sürü tehditler alıyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLER DEMOKRATİK BİR ANAYASA İSTİYOR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez de yaptığı konuşmada, Alevilerin yıllardır vermiş olduğu mücadeleye değindi.
    Alevilerin eşit yurttaşlık hakkına kavuşmaları için demokratik bir anayasaya ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Geçmez, “Türkiye’nin eşit yurttaşlık kavramına kavuşabilmesi, demokratik bir anayasaya kavuşabilmesi, hukuki zemin içerisinde demokratik bir anayasa ile taçlandırılmasını istedik. Alevilerin tarihteki bütün talepleri bu oldu. Devletin bütçelerinin belli bir gruplara aktarılması, onların diğerlerinden üstün tutulması kabul edilecek bir şey değil. Bu devleti birlikte kurduysak bu devletin geleceğini de birlikte kurmak zorundayız. Bunun yolu da demokratik bir anayasadır” dedi.

    HÜKÜMETE TEPKİ

    ÇEDES protokolü kapsamında okullara imam atanmasına ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın izlediği politikalara ilişkin de konuşan Ercan Geçmez, şunları söyledi:

    “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı cemevlerini ibadethane kabul etmiyor. Siz kimsiniz? Aleviler ‘bizim ibadethanemiz cemevidir’ diyor sen kim oluyorsun niye Aleviler adına böyle bir cümle kuruyorsun? Biz buna karşıyız! Bizi bize öğretme, bizim inanımızı yasal bir güvence altına alın. Aleviler zorunlu din derslerine yıllardır karşı çıkıyorlar, bunu diyen Alevilere söylemediklerini bırakmadılar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden davalar kazandık. Türkiye’de bir sürü dava kazandık, hiçbirini uygulamadılar. 5 tane daha seçmeli din dersi getirdiler. O da yetmiyormuşçasına ÇEDES adı altında okullara bir din eğitimi daha başlattılar. Türkiye’nin en büyük holdingi olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na bunu havale ettiler. Diyanet İşleri Başkanlığı yaz tatilinde okullara müftü imam atıyor ve bu çocuklara ders vermeye başlıyor. İşte biz buna karşıyız.”

    Konuşmaların ardından Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Zakir Süleyman Demir, Mahir Uygur ve Serpil Efe deyişler ve nefesler söylediler. Ardından Karatepe köyü Semahçıları deyişler ile birlikte semahlarını döndü. Okunan gülbenglerden sonra lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Hastanemi Açın Platformu’ndan ‘Ankara’da kapatılan hastaneleri açın’ çağrısı-VİDEO

    Hastanemi Açın Platformu’ndan ‘Ankara’da kapatılan hastaneleri açın’ çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Hastanemi Açın Platformu, Ankara’daki şehir hastanesinin açılması sürecinde kapanan tüm hastanelerin yeniden açılmasını talep etti.

    Hastanemi Açın Platformu (HAP), Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılması ile kapatılan 6 hastanenin yeniden açılması talebiyle açıklama yaptı. Kapatılan hastanelerden Yüksek İhtisas Hastanesi önünde yapılan açıklamaya, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Gamze Taşçıer, Murat Emir ile Hakların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Habip Eksik ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

    Basın açıklaması Hastaneleri Açın Platformu Sözcüsü Bayazıt İlhan tarafından okundu.

    İlhan yaptığı açıklamada, kapatılan hastanelerin Ankara için tarihi önemi olduğunu vurgulayarak, “Ankara’da yaklaşık 120 örgütün birleştiği HAP, hastanelerimizin tarihi kimlikleri korunarak tekrardan açılmasını talep ediyor. Ankara’da kapatılan bazı hastanelerin Kovid-19 klinikleri olarak tekrar açılacağı bilgisini aldık, bu durumun Ankara’da vakaların yoğunlaşmasının bir göstergesi. Biz bu hastanelerimizi tamamen açılmasını istiyoruz” dedi.

    “İNATLAŞMADAN VAZGEÇİP KAPATILAN TÜM HASTANELER AÇILMALIDIR

    Salgınla mücadeleye kapatılan hastaneler ile başlandığını ifade eden CHP Milletvekili doktor Gamze Taşçıer, kapatılan hastanelere ulaşımın kolay olduğunu söyledi. Salgın başlamadan önce hastanelerin açılması talebinde bulunduklarını hatırlatan Taşçıer, “Kapatılan hastaneler açılsaydı, salgın ile daha iyi mücadele edecektik. Yetkililere sesleniyoruz, bazılarını açacaklarını söylediler. Amasız, fakatsız,  inatlaşmadan vazgeçip hepsini açmaları lazım. Sesimize kulak verip, inadınızdan bir an önce vazgeçin” şeklinde konuştu.

    “AÇIKLANAN VAKALAR VE VERİLEN RAKAMLARA  KİMSE İNANMIYOR”

    CHP Milletvekili Doktor Murat Emir de şehir hastanesinin uzaklığına dikkati çekti. Mamak’ta kalp krizi geçiren bir hastanın şehir hastanesine gidene kadar yaşamını yitirdiğini söyleyen Emir, devlet hastanelerinin şehir hastanelerine hasta bulmak için kapandığını dile getirdi. Pandemi hastanelerinin nitelikli bir şekilde hizmet vermediğini ifade eden Emir, şunları söyledi:

    “Pandemi konusunda yanlış rakamlarla vakit kaybettik, kimse inanmıyor, gerçek kat be kat üzerinde. Bütüncül bir politika olmadan pandemi ile mücadele etmek mümkün değil, yoğun bakımlar doldu artık bu hastaneleri açın.”

    Salgına karşı yürütülen mücadelenin büyütülmesi gerektiğinin altını çizen HDP Milletvekili Habip Eksik ise Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık sektöründe rant döneminin başladığını ifade etti. İktidarın kendi yandaşlarına sağlık firmalarını peşkeş çektiğini söyleyen Eksik, şehir hastanelerin açılması ile yurttaşların mağdur olduğunu söyledi. Vaka sayılarının arttığı bir dönemde hastanelerin kapalı olmasının kabul edilemez olduğunu söyleyen Eksik, “AKP bu kurumları inşaat firmalarına peşkeş çekiyor. Buradan tekrar sesleniyoruz: Halkımızın zenginlikleri olan bu hastanelere sahip çıkmalı. Sağlık Bakanı ciddiyetsiz bir tavır ile her gün tweet atıyor, insan sağlığı tweet ile olmaz uzun süreli politikalar ile olur. Gelin bu hastaneleri halkın hizmetine açın” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ‘Sevklerden kaynaklı hasta mahpusların tedavileri tamamlanamıyor’-VİDEO

    ‘Sevklerden kaynaklı hasta mahpusların tedavileri tamamlanamıyor’-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 306 haftasında İHD Ankara Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri; cezaevlerini kişilerin yalnızca özgürlüğünden mahrum edilen mekanlar olmaktan çıkarıp, farklı pek çok eziyet verici uygulamalarında oluştuğu alanlar haline getirmiştir” denildi. 

    Hbaerin Videosu

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bu hafta da koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle İnsan Hakları Derneği’nde basın toplantısı yaptı. İHD Genel Merkez MYK Üyesi Nuray Çevirmen tarafından yapılan açıklamada eylemin 306. Haftasında Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan hasta mahpuslarının durumuna dikkat çekildi.

    Çevirmen, Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri; cezaevlerini kişilerin yalnızca özgürlüğünden mahrum edilen mekanlar olmaktan çıkarıp, farklı pek çok eziyet verici uygulamalarında oluştuğu alanlar haline getirmiştir. Binlerce hasta mahpus hapishanelerde adeta yaşam savaşı vermekte; sağlıksız koşullarda yaşamaya çalışmakta ve ne yazık ki pek çok mahpus hastalıklarının tedavi edilmemesi nedeniyle yaşamlarını kaybetmeye devam etmektedir” dedi.

    Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan hasta mahpusların durumuna dikkat çeken Çevirmen, hapishanede bulunan tutukluların durumuna ilişkin şunları sıraladı:

    “-Adem Amaç; Osmaniye Cezaevinden 26 Aralık 2019 tarihinde Afyon’a sevk edilmiştir. 13 yıl önce karın içi organlarda ve karın duvarında, kas yapısını tamamen ortadan kaldıran sağlık problemi meydana gelmiş; kolostomi, uç uça gnastamoz, karın duvarında kas yapısı yerine protestik yama ameliyatları ve gelişen enfeksiyon ile apselerden dolayı belli tarihlerde toplam 12 kez ameliyat geçirmiştir. Ancak geçirmiş olduğu ameliyatlara rağmen tedavisi tamamlanamamış, şu anda karın duvarında zayıflık hassasiyet ve şişlik var; oturma, kalkma ve diğer tüm hareketlerinde sorunlar ve kısıtlılıklar yaşamaktadır. Oluşan enfeksiyon ile karnındaki ameliyat yerinde 2 tane delik açılmış ve yıllardır sürekli iltihap aktığı için yaraları kapanmamaktadır.

    -Menduh Kılıç; 28 yıldır cezaevindedir. Kronik resisten akciğer TBC (Tüberküloz) hastasıdır. Sol akciğerinin 2/3 ameliyatla alınmış ve aynı akciğerinde tehlikeli mantar enfeksiyonu oluşmuştur. Yine aynı akciğerinde leke tespit edilmiş, bu lekeden parça alınıp biyopsi yapılması gerekmektedir. Sağ akciğerinde de bu hastalıktan dolayı ciddi şekilde tahribat oluşmuştur. İleri derecede astım ve KOAH hastasıdır ve şu an solunum cihazına bağlı yaşamımı idame ettirmek zorundadır. Kronik faranjit, mide reflüsü hastalığı var ve bu hastalıktan kaynaklı yemek borusunda ciddi tahribat oluşmuştur. Sol bacağında kist bulunmaktadır ve kronik alerji hastasıdır.

    -Şevket Bilici; 28 yıldır cezaevindedir. 2018 yılında aynı yıl içerisinde 2 kez kalp krizi geçirmiştir. Kalp rahatsızlığından kaynaklı olarak 3 kez anjiyo olmuştur. Başta ana damar olmak üzere 4 kalp damarının tıkalı olduğunun tespiti üzerine 4 damara da stent takılmıştır. Kalp damarlarında %45 daralma var. Mevcut durumda da sol tarafında büyük oranda hep ağrı ve uyuşukluk bulunmaktadır. Kansızlık rahatsızlığı var ve nefes alışverişlerinde büyük zorluk çekiyor. Ayrıca mide ve ülser rahatsızlığı, bağırsak sorunları, içten kanamalı hemoroid, sinüzit ve baş ağrıları, yüksek tansiyon, düşük tansiyon rahatsızlıkları, gül dökümü hastalığı ve alerjik rahatsızlıkları bulunmaktadır.

    -Selçuk Yıldızhan; Gözlerinden %79 görme engellidir. Marmara Araştırma Hastanesinde kendisini muayene eden doktoru “gözlerinin durumunun iyi olmadığını, görme sıkıntısının aktif hale geldiğini ve doğuştan gözbebeklerin ve göz retinası olmadığı için ameliyat olması gerektiğini ancak bu ameliyatın çok riskli ve Türkiye’de bu ameliyatı yapabilecek yeteri düzeyde tecrübeli bir doktorun bulunmadığını, ancak gözlerinin görme noksanlığının ilerleyişini durdurabilmek için kendisini ameliyat edeceğini ve gözlerindeki kataraktı da bu ameliyatla alıp gözüne mercek takacağını” söylenmiş ancak Afyon’a sevk edilmesiyle tedavisi durmuştur.

    -Abdullah Ongullu; Kronik astım, bronşit, KOAH, Vertigo hastasıdır. Orta kulak iltihabından kaynaklı iki kulakta işitme kaybı var, işitme cihazı kullanıyor. İki gözünde glokom ve ileri görme kaybı (bir gözünde %60 hasar var). Bir ayağı %90 engelli. Boyun ve bel fıtığı ayrıca reflü ve prostat rahatsızlığı da var.

    “SEVKLERDEN KAYNAKLI HASTA MAHPUSLARIN TEDAVİLERİ TAMAMLANAMIYOR”

    -Haydar Nama; Maltepe Cezaevinde iken kampüs hastanesinde hem mide hem de bağırsak endoskopisi olduğunu, fakat sonuçların olumsuz olduğunu ve Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini ve orada tahlillerinin temiz çıkmadığının kendisine iletildiğini, gün verildiğini, 15 Mart’ta tedavisinin başlatılacağını, tedavi sürecini beklerken 9 Mart tarihinde zorunluk olarak Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Cezaevine getirildiğini, bu cezaevine geldikten sonra tedavisinin burada olacağının söylendiğini, fakat pandemiden kaynaklı hastaneye götürülmediğini, hastalığının ağırlaşarak devam ettiğini, tarafımıza iletmiştir.

    -Akif İpek; Böbreklerinde taş ve kist var, iki defa ameliyat olmuştur. Ayrıca guatr ameliyatı oldu. Bel-boyun fıtığı, reflü, ülser, gastrit, gözlerde kronik iltihaplanma, hemoroid hastalıkları da bulunmaktadır.

    -Habil Emen; Belinde ağır fıtık var. Omurgasından disk ameliyatı olmuş. Sırtında platin var ve disk kayması var.”

    “HASTA MAPUSLAR TAHLİYE EDİLDİN”

    Afyon 1 Nolu T Tipinde bulunan hasta mahpuslardan bir kısmının durumunun oldukça kritik ve acil müdahale gerektirdiğini belirten Nuray Çevirmen, tüm tetkik ve tedavilerin acil olarak yapılması, cezaevinde yaşamını devam ettiremeyecek durumda olanların tahliye edilmesini istedi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • İHD Genel Merkezi: Herkesin savaşa karşı çıkması gerekir

    İHD Genel Merkezi: Herkesin savaşa karşı çıkması gerekir

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi, Suriye’de son yaşanan gelişmelerle  ilgili basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, “Türkiye ülke içindeki ve dışındaki Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yollarla çözebilir, yeter ki bu konuda siyasi irade ortaya koyabilsin” denildi. 

    İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi, Suriye’nin İdlip kentinde yaşanan gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye’nin Suriye’nin İdlip bölgesinde bulunan askeri birliğine yönelik gerçekleştirilen saldırı sonucunda 33 askerin yaşamını yitirdiği, 32 askerin de yaralandığının kaydedildiği açıklamada, yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileklerinde bulunuldu.

    “KÜRT SORUNU BARIŞÇIL YOLLARLA ÇÖZÜLEBİLİR”

    2011 yılının Mart ayında başlayan Suriye iç savaşında ‘Türkiye-Suriye savaşına’ dönüşmesinin oldukça ciddi ve kaygı verici bir durum olduğunun belirtildiği açıklamada, “Siyasi iktidarın, sorunları diyalog ve müzakere yöntemleri ile çözmek yerine sorunların sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla aktif askeri hareketlilik içerisine girmesi böylesi bir durumun oluşmasına sebep olmuştur” denildi.

    Türkiye’nin ülke içindeki veya dışındaki Kürt Sorununu demokratik ve barışçıl yollarla çözebileceği kaydedilen açıklamada, bu konuda siyasi iradenin ortaya koyulması gerektiği ve diğer ülkelerle olan sorunların diyalogla yoluyla çözülmesi için uluslararası mekanizmaların sonuna kadar zorlaması gerektiği üzerinde duruldu.

    Açıklamda, savaşın büyük bir acı ve yıkıma sebep olacağı belirtilerek, herkesin savaşa karşı çıkması gerektiği vurgulandı.

    PİRHA /ANKARA