Etiket: pişnik

  • Tanrıverdi çiftini yollara düşüren cem aşkı-VİDEO

    Tanrıverdi çiftini yollara düşüren cem aşkı-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman merkeze bağlı Pişnik köyünde yaşayan Fatma Tanrıverdi ve Kureyş Tanrıverdi çifti her hafta Perşembe günü yapılan Birlik ve  Muhabbet cemlerine katılmak için Adıyaman merkezde bulunan cemevine gidiyorlar. Tanrıverdi çifti, gençlerin de cemevlerine gelerek cemlere katılıp Alevilik yol erkanını öğrenmesi gerektiğini ifade ediyor. 

    Alevi nüfusunun kalabalık olduğu ve Alevilik yol erkanın yoğun olarak yaşandığı Adıyaman’da Kureyş Tanrıverdi (67) ve Fatma Tanrıverdi (65) çifti ilerleyen yaşlarına rağmen çocuk yaşta başlayan semah ve Alevilik yolu aşkı nedeni ile her hafta Perşembe günü 12 km uzaklıkta bulunan Durukaynak (Pişnik) köyünden yola çıkarak Adıyaman merkez Yeni Mahalle’de bulunan cemevine gelerek burada yapılan birlik cemine katılıp semah dönüyorlar.

    Adıyaman merkeze gidip ceme katılmak için yola çıkan Tanrıverdi çifti, çevre köylerden gelen araçlara otostop çekerek bazen de araç bulamadıkları zaman şehirde yaşayan oğlunun gelip onları alması ile cemevine gidiyorlar. Tutulan cemin ardından tekrar köylerine dönüyorlar.

    “HÜSEYİN AŞKI İLE SEMAH DÖNERİM”

    Fatma Tanrıverdi, “Her Perşembe günü köyden şehre gitmek için yola çıkıyoruz. Bazen araç denk geliyor bizi alıyor, araç olmasa da yolda şehirde oturan oğlumuz var onu arıyoruz gelip bizi cemevine götürüyor. Bağlama sesi duyduğumda aşka gelirim. Deyişler söylenmeye başlandığında İmam Hüseyin aşkı ile semah dönerim” diyor.

    Tanrıverdi çocukluğunda ceme ilgisini şöyle anlattı:

    “Biz çocuk yaştayken köylerde cemler tutulurdu. Muharrem’de kömbe yapılırdı. Bizim köyde cem yapılmak için toplanılan bir ev vardı biz de oraya gidiyorduk. Saz çalınıp, deyişler okunup semah dönüldüğü zaman çok ilgimi çekerdi. Bir gün büyüyüp ben de semah döneyim diye hayal kuruyordum. Bu yaşlarda semah dönme aşkı bende oluştu. Yıllardır da Perşembe günleri Karapınar Mahallesi’nde bulunan cemevine giderek cemlere katılıp semah dönüyorum” dedi.

    “GENÇLER YOL ERKANDAN UZAKLAŞIYOR”

    Gençlerin Alevilik yol erkanından uzaklaştığını ifade eden Tanrıverdi, “Gençler cemevlerine gelip cemlere katılmıyor. Bu yol Hak Muhammed Ali yoludur. Bu yolu sürdürmek sahip çıkarak yaşamak gerekiyor” ifadelerini kullanarak gençlere cemlere katılmaları için çağrıda bulundu.

    “BU YOLUN AŞIĞIYIZ” 

    “Herkesin yaşam aşkı neyse onu yaşamak ister. Bizim de aşkımız Alevilik yol erkanını yaşamak bunun için yıllardır her hafta Perşembe günü cemevine giderek ceme katılıp hizmetimizi yerine getirerek bu yolu ve erkanı yaşamak istiyoruz” diyen Kureyş Tanrıverdi ise şunlara vurgu yaptı:

    “Biz cemevine gittiğimizde kalbimizde büyük bir aşk oluşuyor. Ayaklarımda ağrı var zor yürüyorum. Ama kalbimdeki Alevilik ve 12 İmam aşkı ile semaha durduğumda vücudumdaki bütün ağrıyı unutuyorum. Hiçbir hastalığım yokmuş gibi hissediyorum. Cemi yürüten Pir bizlere Aleviliğin yol erkanını anlatıyor. Cemlere özelikle yaşlıların ilgisi oluyor. Gelen gençler var ama sayıları çok az. Gençlerin daha çok ilgi göstermesi gerekiyor. Bu yolu tanımaları ve yaşamaları gerekiyor.”

    “ZİYARET VE DERGAHLARIMIZ KUTSALLARIMIZDIR”

    Tanrıverdi, “Çocuk yaştaydık bağlama sesini duyduğumuzda kalbimizde bir aşk hissediyorduk. Dedeler köylere geldiğinde biz de cemlere katılıyorduk. Deyişler okunurken büyüklerimizle ve yaşlılarımızla birlikte semah dönüyorduk. Bugün halen bunu devam ettiriyoruz” diyor.

    Adıyaman’da bulunan bir çok ziyaret ve dergaha giderek kurbanlarını kestiklerini söyleyen Tanrıverdi,  “Yine Aleviler için kutsal olan Türkiye kentlerinde bulunan bir çok ziyaret ve dergaha da gittim. Bunlar bizim kutsallarımız gidip ziyaret edip niyazlaşmak gerekiyor” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • İlerleyen yaşlarına rağmen el işi dokumaları yaşatmaya çalışıyorlar-VİDEO

    İlerleyen yaşlarına rağmen el işi dokumaları yaşatmaya çalışıyorlar-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman merkeze bağlı Durukaynak (Pişnik) köyünde yaşayan, Mustafa ve Zarife Bozkurt çifti aile büyüklerinden öğrendikleri halı yastık ve yaptıkları süs eşyaları ile geçimini sağlıyor. El emeği ve göz nuru ile yaptıkları halı dokuma hediyelik eşyalarla da bir sanatı yaşatmaya çalışıyorlar.

    Adıyaman köylerinde bir gelenek olan halı dokuma yastıklar eskiden yoğun rağbet görüyordu. Fakat son yıllarda artan fabrikasyon yastık ve koltuk üretiminden dolayı artık gereken ilgi gösterilmiyor. Bozkurt çifti ise her ne kadar halı yastık dokumaya devam etse de, Çengel olarak adlandırılan duvar ve kapı süslerine daha çok ağırlık vermiş durumda. Mustafa ve Zarife Bozkurt tarafından yapılan çengeller ise oldukça  yoğun ilgi görüyor.

    “ÇOCUKLARIMI EL İŞLERİNDEN KAZANDIĞIM PARA İLE OKUTTUM”

    Zarife Bozkurt halı yapmasını kaynanasından öğrenmiş. Uzun bir süredir halı dokuduğunu söyleyen Bozkurt, iki kızına da öğretmiş. Bozkurt halı dokuma serüvenini ise şöyle anlatıyor:

    “Daha çok halı yastıklar yapıyordum. Kızlarım da bana yardım ediyorlardı. Bizim köyde her hangi bir tarlamız yok, yaptığımız bu işle geçimimizi sağladık. Çocuklarımı buradan kazandığım para ile okuttum. Kızlarımın çeyizlerini hazırladım ve evlendirdim. Şimdide yaşlandım ve yalnız kaldığım için de yapamıyorum. Sadece iğnelik ya da şark köşelerinde süs olarak kullanılan el işlerim var. Oğlum İzmir’den bizlere boncuklar gönderiyor, yününü ve iplerini de buradan alıyoruz. Çengel dediğimiz duvar süsleri en çok ilgi görüyor. Bunları genelde hediyelik olarak yeni ev yapanlara ve evlenenlere götürüyorlar. Yaptığımız bu süs halı yastıkları, çengelleri ve iğnelikleri Adıyaman köylerine ve ilçelerine de götürüyor satıyorduk. Şimdi de yoğun bir talep var. Ama yaşımızın ilerlemesi ve yalnız kalmamızdan dolayı yapamıyoruz”

    “ATA YÜKLEYEREK KOMŞU İLLERE GÖTÜRÜRDÜK”

    Mustafa Bozkurt da  ailesinin Pişnik köyüne kendisi doğmadan geldiğini belirtiyor ve ekliyor:

    ” Burada bir arazimiz yok. Başka insanların tarlalarında yarıcılık yaparak geçimimizi sağlıyorduk. Boş zamanlarımızda da annemle birlikte halı yastıklar ve benzeri süs eşyalar yapıyorduk. 90’ lı yıllarda tekel tütününün yasaklanması ile beraber eşim ve kızlarımla birlikte bu işi yapmaya başladık. İlerleyen yaşımıza rağmen azda olsa yapmaya çalışıyoruz. Geçmiş yıllarda daha çok halı yastıklar yapıyordu eşim. Ama bu gün sadece Çengel dediğimiz duvara asılan süslerden genelde yapıyoruz. Yaptığımız halı yastıkları eskiden çok araç olmadığı için ata yükleyerek Adıyaman ilçeleri, köyleri başta olmak üzere komşu illeri de götürüp satıyordum. Bazen peşin bazen de veresiye ile satıyordum. Halen geçmiş yıllardan kalan alacaklarım var. Şimdi de istiyorlar ama yaşlandım artık götüremiyorum. Ama yine de köye gelip satın alanlar yada sipariş verenler oluyor”

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

     

  • Dede mesleği değirmenciliği torunu sürdürüyor-VİDEO

    Dede mesleği değirmenciliği torunu sürdürüyor-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman merkeze bağlı Durukaynak (Pişinik) Köyü’nde yaşayan Hüseyin Tanrıverdi, dede mesleği olan değirmenciliği sürdürüyor. Ailece 35 senedir değirmencilik yaptıklarını söyleyen Tanrıverdi’nin kendisi de 12 senedir bu mesleği yapıyor.

    Kentleşmenin başlamasıyla birlikte köylerden kentlere göç de başladı. Eskisi gibi sürdürülemeyen tarım, hayvancılık, rençberlik ve daha bir sürü meslek makineleşmeyle birlikte yok olmaya yüz tuttu. Değirmencilik de bunlardan biri. Dere kenarlarında bulunan su değirmenleri, tepelerde bulunan yel değirmenleri birer birer kapanmaya başladı. Anadolu’da hemen hemen her köyde bulunan değirmenlerin ve değirmencilerin de sayılarının azaldığı ve yeni çırak yetişmediğinden dolayı son demlerini yaşıyor.

    Adıyaman merkeze bağlı Durukaynak (Pişinik) Köyü’nde dedesinden kalma mesleği sürdüren Hüseyin Tanrıverdi de son ustalardan birisi. Kendisi genç olmasına rağmen şehirlere göç etmeyi ya da mesleği bırakmayı tercih etmeyen Tanrıverdi, 12 senedir köyünde değirmencilik yapıyor.

    EKONOMİK KRİZE RAĞMEN EKMEĞİNİ ÇIKARIYOR

    Ekonomik krizden dolayı çok kazanç elde edemediklerini ancak yine de ekmeklerini çıkardıklarını söyleyen Tanrıverdi sözlerine şöyle devam ediyor:

    “Değirmen fabrika gibidir. Her köyde bir değirmen olursa değirmencilerin fazla kazancı olmaz. En azından dört beş köyün bir değirmene gelip un öğütmesi lazım ki değirmen bundan kazanç elde etsin.”

    ÇALIŞAN SAYISI İŞE GÖRE DEĞİŞİYOR

    Ezme, bulgur, kepek, mısır unu ve dövme yapmak için ayrı ayrı makineler kullandıklarını belirten Tanrıverdi, insan sağlığı için kepekli unun daha iyi olduğunu da eklemeden edemiyor. Değirmende genellikle iki kişi çalıştıklarını söyleyen Tanrıverdi, işin fazla olduğu zamanlarda sayının üçe çıktığını da belirtiyor.

    Civar köylerde başka değirmen olmadığından çevre köylerin çoğunun bu değirmene gelip unlarını burada öğüttüklerini ifade eden Tanrıverdi, öğüttükleri unların karşılığında para, kepek ya da hak aldıklarını söyleyerek müşterinin isteğine göre değiştiğini de ekliyor.

    “BELLİ BİR ÇALIŞMA SAATİMİZ YOK”

    Tanrıverdi, değirmenciliğin belli bir saati olmadığını ifade ediyor. Tanrıverdi, “Mesela gün gelir biz saat 08.00’de gelir burayı açarız, gün gelir sabahın 05.00’nde müşteri gelir. Gün gelir akşam 05.00’te kapatırız, gün gelir gece 12.00’de -01.00’de müşteri gelir. Yani belli bir mesai saatimiz yok bizim” diyor ve sözlerini sonlandırıyor.

    Suay ABAK/Mustafa YÜKSEL
    ADIYAMAN