Etiket: plastik

  • DEM Parti’den Dünya Çevre Günü mesajı: Plastik üretiminin durdurulması gerekir!

    DEM Parti’den Dünya Çevre Günü mesajı: Plastik üretiminin durdurulması gerekir!

    PİRHA – DEM Parti Ekoloji, Tarım ve Hayvan Hakları Komisyonu Eş Sözcüleri Melis Tantan ile İbrahim Akın, Dünya Çevre Günü sebebiyle yazılı açıklama paylaştı. Doğayı kirletip, yıkımına neden olanların “çevreci” olarak kendini göstermeye çalıştığını belirten Tantan ve Akın, “Dünya Çevre Günü vesilesiyle Barış ve Demokratik Toplum sürecinin doğanın korunması mücadelesiyle bir bütün olduğunu hatırlatırız” ifadelerini kullandı.

    İsveç’in Stokholm kentinde 1972 yılında yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan bir kararla 5 Haziran, ‘Dünya Çevre Günü’ olarak kabul edildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ekoloji, Tarım ve Hayvan Hakları Komisyonu Eş Sözcüleri Melis Tantan ile İbrahim Akın, Dünya Çevre Günü vesilesiyle yazılı açıklama yaptı.

    “DOĞAYA SALINAN PLASTİK AZALTILMALI!”

    “İklim yıkımına ve ekokırıma karşı doğayı savunacağız” başlıklı yazıda Dünya Çevre Günü’nün bu yılki temasının “plastik kirliliği” olduğu belirtildi. Doğayı kirletenlerin, kendilerini “çevreci” olarak gösterdiklerini ifade eden Melis Tantan ile İbrahim Akın, şu açıklamayı paylaştı:

    “Doğanın döngüsünün kapitalist müdahalelerle bozulduğu bir çağ içerisindeyiz. Kapitalizmin yarattığı krizin ekolojik krizi de giderek derinleştirdiğine, krizlerden sermaye ve devletler yararına yeni fırsatların yaratılmaya çalışıldığına, halkların ve doğanın, tüm canlı-cansız öznelerin ise bu krizlerde varlık savaşı verdiğine tanıklık ediyoruz.

    Sermayenin ‘emisyon ticareti’ adı altında kirletme hakkını hukuksal düzenlemelerle meşrulaştırmaya çalıştığı, güvenlik politikalarının kültürel ve toplumsal kırımla birlikte ekolojik kırımı da yarattığı, doğayı kirletenlerin ve yıkımına neden olanların “çevreci” olarak kendini göstermeye çalıştığı bir dönemde doğa için hakikatin peşinde olmaya ve hakikati savunmaya devam edeceğiz.

    Bu hakikat; tüm yaşam alanlarımızı ve yabanın hakkını savunmakla, ‘kurda, kuşa, aşa’ diyerek beslenmesini canlı-cansız tüm varlıkları da gözeterek, doğanın döngüsünü devam ettirmek üzerine kurulu bir yaşamı kurmakla mümkündür. Devasa maden ve enerji yatırımlarıyla sadece yerli-yabancı-uluslararası sermaye gruplarına kazandıran kalkınmacı söylemlerin terk edildiği, doğanın bir meta veya bir yatırım aracı olarak görülmediği, işçilerin mağdur edilmeden fosil yakıt kullanımına son verildiği, çiftçiyi çevresiyle birlikte koruyabilecek yöntemlerle bitkisel ve tarımsal üretimin arttırıldığı politikaların hayata geçirilmesi mümkündür. Mülksüzleştirme, yoksullaştırma ve doğanın tahribatı üzerine kurulu rant üreten şehirleşme politikalarının terk edilerek, kendine yeten dayanışmacı ekonomilerle aşırı tüketimin olmadığı, doğayla barışık, tüm türlerin hakkını ve ayırt etmeksizin tüm insanların ihtiyaçlarını gözeten planlı ve rant üretimine kapalı bir kentleşme mümkündür.

    Bu yılki teması “plastik kirliliği” olan Dünya Çevre Günü’nde vurgulamak isteriz ki; doğa tahribatına yol açan diğer tüm sonuçlar gibi plastik kirliliğinin başlıca sorumlusu da doğayı meta olarak gören kapitalizmin kendisidir. Plastiklerin geri dönüşümü dahil olmak üzere mikro plastiklerin istilasını arttırarak krizden fırsat yaratan her türlü sermaye atağına karşı doğaya salınan plastiklerin azaltılması için üretiminin durdurulması gerektiği çağrısını yenilemek isteriz.

    Dünya Çevre Günü vesilesiyle Barış ve Demokratik Toplum sürecinin doğanın korunması mücadelesiyle bir bütün olduğunu hatırlatırız. Bu süreçte; toprağın bereketinin arttığı, suyun özgürce aktığı, havanın temiz olduğu, yabanın ve ekolojik çeşitliliğin müdahalesiz yaşayabildiği doğayla barışık bir toplum için tüm halklarla bir arada mücadelemizi büyüteceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çevreciler eko-kıyıma karşı uyardı: Bu tesisler Akdeniz’i öldürecek- VİDEO

    Çevreciler eko-kıyıma karşı uyardı: Bu tesisler Akdeniz’i öldürecek- VİDEO

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri, Hatay’ın Erzin ilçesinde yapılmak istenen plastik fabrikası başta olmak üzere Doğu Akdeniz’deki tesislerin zararlarına ilişkin panel düzenledi. Panelde, tesislerin yaratacağı eko-kirliliğin Akdeniz’deki yaşamı yok edeceğine vurgu yapıldı.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) ‘Plastik ve Ekosistem: Erzin’de Plastik Fabrikasının, Dörtyol’da Petrokimya Tesisinin Zararları’ konulu panel gerçekleştirdi. Biyolog Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, Adana Çevre ve Tüketici Koruma Derneği (AÇTKD) Başkanı Sadun Bölükbaşı ve DAÇE Ortak Sekreteri Sabahat Aslan’ın konuşmacı olduğu panele Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu, çevreci dernekler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BU TESİSLER AKDENİZ’İ ÖLDÜRECEK”

    DAÇE Ortak Sekreteri Sabahat Aslan, Marmara denizindeki ekosistemin tesisler yüzünden öldüğünü hatırlatarak aynısının Akdeniz’de de yaşanacağının altını çizdi. Tüm kirli yatırımların Doğu Akdeniz Bölgesine yönlendirildiğini söyleyen Aslan, “Bundan önce yatırımlar Marmara’da yapılıyordu. Bu kirli yatırımlar sebebiyle orada yer kalmadı ve Marmara denizi öldü. Oradan soğutma suyu alınamayacak duruma geldiği için şu anda bu tür tesisleri Akdeniz Bölgesine yönlendirdiler. Bu tesisler Akdeniz’i de öldürecek. Akkuyu Nükleer Santrali’ndeki deşarj sistemi sebebiyle Akdeniz’in ısısı 2 ile 6 derece arttı. Buradaki tesislerde aynı sistem uygulanacak. Bu da denizimizin ısısının daha da artacağını gösteriyor bize. Ve bu ısı artışları denizdeki canlıların çoğunun ölmesi demek” dedi.

    Avrupa’nın, verdiği zararlar sebebiyle bu tür tesisleri kendi bölgelerinde yapmaktan vazgeçtiğini ve az gelişmiş ülkeler üzerinden bunu gerçekleştirdiğini belirten Aslan, “Avrupa nükleerden, polipropilenden, petrokimya gibi tesislerden vazgeçti çünkü Avrupa Birliği ülkeleri bu tesislerin vermiş olduğu etkiyi azaltamıyor. Bu tesislerin kurulumu bizim gibi demokrasisi, toplumsal muhalefeti az olan ülkelere yönlendiriyorlar. Bu ülkeler plastik atıklarını bile imha etmekten dahi imtina ediyor. Bu ülkelerin tonlarca plastiği Mersin limanına gelip çeşitli şehirlere dağıtılıyor. Geri dönüşüm adı altında bu plastikleri yakıyorlar, yakamadıkları yerlerde de denizlere, derelere atıyorlar” sözlerini kullandı.

    “ÇED RAPORLARI İNSAN SAĞLIĞINI YOK SAYIYOR”

    AÇTKD Başkanı Doktor Sadun Bölükbaşı,da, tesislerin insan sağlığında yaratacağı olumsuz durumlar hakkında bilgi verdi. ÇED raporlarında insan sağlığının yok sayıldığını ve bunun yeteri kadar dile getirilmediğini söyleyen Bölükbaşı, şu ifadeleri kullandı:

    “Üretim aşamasında gazlar ve kimyasalların etrafa saçılması, soğutma sisteminin deniz ekosistemini bozması besin zinciriyle insana ulaşıyor. Plastikler küçüldükçe risk de artıyor. Nano plastikler insan kanına karışıyor. Etrafındaki toksik atıkları bünyesine alıyor ve siz de onu yediğinizde içtiğinizde üzerinde taşıdığı kanserojen, toksik kimyasalları da alıyorsunuz. Bu da kansere yol açıyor ve hormonal dengeyi de bozuyor. Bu riskler uzun bir sürece yayıldığı için insanlar bunu görmüyor veya yok sayıyor. Biz toksik kimyasala birileri para kazanacak diye maruz kalmamalıyız. Bunu istemek de en temel hakkımız.”

    GÜNDOĞDU: TESİSLER MÜSİLAJ RİSKİNİ ARTIRIYOR

    Biyolog Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ise, tesislerin ciddi oranda kimyasal atık ürettiğini dile getirdi. Bölgede müsailaj tehlikesine dikkati çeken Gündoğdu, “Bölgede müsilaj tehlikesi var ve bu tehlikeyi kimse bilmiyor. Özellikle İsken termik santralinin olduğu bölgede bir müsilaj oluşumunu gözlemliyoruz. Özellikle yaz aylarında su sıcaklığının artmasının üzerine bir de tesislerin soğutma suyunun bırakılması müsilaj oluşumunu artırıyor. Bu tarz soğutma suyu kullanacak olan bir sürü tesis kurulacak. Buraya kurulacak olan tesis de denizden su alıp tekrar denize bırakacak. Bir tesis denizden su aldığında sadece ısıtmıyor onu, aynı zamanda içindeki kimyasallar sebebiyle su, deniz canlılarının ölümüne de sebebiyet veriyor” şeklinde konuştu.

    Çevre kıyımı yapan bu tesislere karşı mücadele yürütmenin zorluğuna vurgu yapan Gündoğdu, “Çok ciddi bir rant var burada. Petrokimya çok güçlü ve elleri kolları her yere uzanıyor. Tek dayanak tırnak içerisinde hukuk sistemi. Toplumsal muhalefet ve mücadele burada belirleyici olacak” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ HATAY

  • Koronavirüs, ‘hangi yüzeyde ne kadar yaşıyor?’ tespit edildi

    Koronavirüs, ‘hangi yüzeyde ne kadar yaşıyor?’ tespit edildi

    ABD Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nden (NIAID) bilim adamları tarafından yapılan bir araştırma, tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsün havada saatlerce, yüzeylerde ise günlerce yaşayabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre virüs en çok plastik ve çelik, en az ise bakır yüzeylerde yaşam sürebiliyor.

    Bilim insanları, ev veya hastane ortamındaki yüzeyler üzerinde yaptıkları araştırma sonucunda, virüsün bu yüzeylerde ne kadar süre bulaşıcı olarak kalabildiğine ilişkin verilere ulaştılar.

    PLASTİK, ÇELİK, KARTON VE BAKIR

    Salı günü New England Tıp Dergisi portalında yayınlanan araştırmaya göre,

    – Virüs, enfekte biri öksürdüğünde veya hapşırdığında, ağızdan saçılan damlacıklarla havaya ve yüzeylere dağılıyor.

    – Saçılmanın ardından 66 dakika içinde virüslerin yarısı ölüyor; diğer yarısı ise havada en az üç saat boyunca yaşayabiliyor ve bulaşıcı özelliğini koruyor.

    – Koronavirüs, plastik yüzeyler ve paslanmaz çelik üzerinde 3 gün yaşayabiliyor,

    – Bu süre karton ve mukavva üzerinde en fazla 24 saat olarak kaydedildi.

    – Virüs, bakır yüzeylerde ise sadece 4 saat boyunca etkili olabiliyor.

    Bu da, 66 dakika sonra virüs partiküllerinin dörtte üçünün etkisiz hale geleceğini, ancak %25’inin hala etkili olacağı anlamına geliyor.

    Rocky Mountain Laboratuvarı’ndan Neeltje van Doremalen tarafından yürütülen araştırmaya göre, üçüncü saatin sonunda yaşayabilir virüs miktarı %12.5’e düşüyor.

    EN GÜVENİLİR METAL BAKIR

    Paslanmaz çelikte, virüs parçacıklarının yarısının etkisiz hale gelmesi 5 saat 38 dakika sürerken, araştırmacılar, plastikte yarılanma ömrünün 6 saat 49 dakika olduğunu belirtiyor.

    Kartonda yarı ömür yaklaşık üç buçuk saatti bulurken, araştırmacılar çok fazla değişkenlik olduğunu söyleyerek daha dikkatli olunması gerektiğini tavsiye ediyor

    Araştırmaya göre, en kısa hayatta kalma süresi, virüsün yarısının 46 dakika içinde etkisiz hale geldiği bakır yüzeyler.

  • CHP’li Murat Bakan: İthal plastikler koronavirüs taşıma riskine sahip

    CHP’li Murat Bakan: İthal plastikler koronavirüs taşıma riskine sahip

    CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan son dönemde dünyayı kasıp kavuran ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü)’nun COVID-19 adını verdiği koronavirüsü TBMM gündemine taşıdı. Bakan “İthal plastikler koronavirüs taşıma riskine sahip” dedi.

    CHP’ İzmir Milletvekili Murat Bakan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un cevaplaması için TBMM’ye sunduğu soru önergesinde plastik çöp ithalatıyla Türkiye’ye koronavirüs girişinin olabileceğini belirtti.

    Murat Bakan, soru önergesinde Türkiye’nin koronavirüsün görüldüğü bazı ülkelerden ithal plastik temin edildiğini, bu ithalatın durulması için herhangi bir çalışmanın yapılıp yapılmadığını sordu.                        (HABER MERKEZİ)