Etiket: polen ekoloji kolektifi

  • İstanbul’da bir operasyon dalgası daha: 92 kişi gözaltına alındı!

    İstanbul’da bir operasyon dalgası daha: 92 kişi gözaltına alındı!

    PİRHA – İstanbul’da, sabah saatlerinde yapılan ev baskınları sonucu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Ev aramaları esnasında birçok yurttaşın da şiddete maruz kaldığı belirtildi.

    İstanbul güne ev baskınlarıyla başladı. Sosyalistlere dönük gözaltı operasyonları sonucu en az 92 kişinin gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.

    Gözaltına alınanlar arasında BEKSAV Eşbaşkanı Ahmet Uçar, Ayşenur Demir, Polen Ekoloji Kolektifi’nden Cemil Aksu’nun da olduğu belirtildi.

    Partizan, TÖP, Proleter Devrimci Duruş ve Kaldıraç üyesi çok sayıda yurttaşın da gözaltına alındığı öğrenildi.

    GAZETECİLER DE GÖZALTINDA!

    İstanbul’da yapılan operasyonlarda Etkin Haber Ajansı çalışanları ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi üyeleri de gözaltına alındı.

    Ezilenlerin Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamaya göre hakkında gözaltı kararı olan isimler şöyle

    Grup Vardiya solisti Ruşa Sabur, Aydın Kılıçdere, Ali Haydar Saygılı, Hüseyin İldan, Cemre Nayır, Eylül Devrim Altepe, Sema Uçar, Veli Tek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Polen Ekoloji Kolektifi’nden ‘ekolojik kazanımlar’ çalışması

    Polen Ekoloji Kolektifi’nden ‘ekolojik kazanımlar’ çalışması

    PİRHA – Polen Ekoloji Kolektifi, son beş yılın ekolojik kazanımlarını derleyerek 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yayımladı, elde edilen irili ufaklı başarıların hepsinin toplam dolaylı etkilerinin çok daha büyük olduğunu vurguladı.

    Polen Ekoloji Kolektifi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde 2019-2023 ekolojik kazanımları derledi. “Mücadele kazandırır. Örgütlendiler, mücadele ettiler, kazandılar. Örgütlü halk yenilmez” başlıklı çalışmanın giriş kısmında 1972 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’ndan bu yana her yıl kutlanan 5 Haziran’ın çevre korunması konusunda dünya çapında farkındalık yaratmak ve eyleme geçmek amaçlı olduğu kaydedildi.

    SERMAYE ÖLÜMÜ YA DA SAĞLIKSIZ BİR HAYATI DAYATIYOR

    “Yarım asırdan fazla zaman geçmesine rağmen Birleşmiş Milletler çatısı altında sürdürülen Çevre Konferansları, ‘iklim anlaşmaları’ ve diğer müzakereler, tam olarak şirketlere yeni kârlı sektörler (karbon ticareti), yeni mali piyasalar (yeşil fonlar), yeni emperyalist rekabet (yeşil dönüşüm) ve paylaşım alanları (derin okyanus madenciliği, kutupların paylaşılması, çöller, yeni maden coğrafyaları) yaratmaktan başka işe yaramadı. Emperyalist kapitalist devletlerin mutlak tahakkümünde olan bir BM’den de başka hiçbir şey beklenemez” denilen çalışmada, konferansların yapılmaya başlandığı 1972 yılından beri her yeryüzünde daha fazla orman kaybının yaşandığı hatırlatıldı. Fosil yakıt kullanımı ve karbon emisyonlarının hızla arttığına dikkat çekilen çalışmada, “Artık her ay/yıl, bir önceki ay/yıldan daha sıcak geçiyor ve aşırı sıcaklar her geçen gün şiddetlenerek artmaya devam ediyor. En büyük karbon yutağı okyanuslardaki atıklar 7. Kıta’yı oluştururken mikroplastikler besinlerin bir parçası olarak her yerdeler. Türlerin yok oluş hızı artmaya devam ediyor. Endüstriyel tarım, zehirli gıda üretim sektörü haline geldi; kanser ve diğer hastalıklar yaşamın kaçınılmazları haline geldi. Sermaye emek gücünü satmak dışında seçeneği olmayanlara hayatta kalmaları için sağlıklarını kaybetmeyi dayatıyor” ifadeleri yer aldı.

    NEDEN SON 5 YIL ELE ALINDI?

    Mücadele kazandır başlıklı çalışmanın son beş yılı ele almasının önemli bir nedeni olduğunun altı çizilen çalışmada, “Geçen 5 yıl, ‘torba yasalar’, KHK’ler eliyle Anayasa ve yasaların şirketlerin çıkarları doğrultusunda düzenlendiği, yorumlandığı, yeri geldiğinde es geçildiği, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi en üst yargı organlarının, Danıştay ve diğer mahkemelerin kararlarının kolluk güçleri tarafından kaale alınmadığı, her türlü hak arayışının polisiye güçle bastırıldığı, demokratik kitle örgütleri üzerinde mâli baskıların arttırıldığı, milletvekilleri dahil sokakta her an işkenceye maruz kalındığı, tutsaklara işkence vakalarının arttığı, gözaltılar, uzun yargılama ve tutukluluk halinin olağanlaştığı, belediyelere, üniversitelere kayyımların atandığı, bir ‘olağanüstü hal rejimi’ altında geçti. Sıkça bahsi geçen ‘felaket kapitalizmi’nin ağırlığını hissettirmesine gerek kalmadan yaşanan siyasi krizler, temelleri sarsılan devleti, bu rejimi kalıcı bir yönetim biçimi haline getirmeye itti. Ekolojik felaketler doğrudan siyasi rejimin bir sonucu olarak katmerlendi. Bu beş yıl içinde küresel bir ekolojik felaketin bir semptomu olarak gelişen Covid-19 pandemisine maruz kaldık. Pandemi karşısında devletler, ‘sosyal mesafe’ gibi son derece ideolojik bir yaklaşımla başta yaşlıları evlere, işçileri fabrikalara hapsederek ve hali hazırda süren ekonomik krizin yükünü halkın sırtına yıkacak fırsat olarak kullandılar, her türlü eylem yasaklandı, denetim ve disiplin aygıtları geliştirildi. Fakat ihaleler, şirketlerin faaliyetleri kesintisiz devam etti. İşte bu faşist baskı koşullarında bile örgütlü mücadeleler sonucunda küçük büyük zaferler elde edildi. En olumsuz koşullarda bile mücadele kazandırdı” ifadeleri yer aldı.

    NE KAZANDIK?

    Çalışmada elde edilen verilerin derlenmesiyle oluşan sonuçlar “Kazanımlar” bölümünde, en az 32 bin hektarın üzerinde tarım alanı, 16 bin hektarın üzerinde orman alanı talan edilmekten kurtarıldığı, yine farklı aşamalarda projelerin durdurulmasıyla en az bin 600 hektar SİT alanı, 80 hektar mera alanı ve 24 hektar sulak alanın “şimdilik” korunduğu kaydedildi.

    Kazanımların hukuki ve fiili mücadele aşamalarına da dikkat çekilen çalışmada, “En çok kazanımın sağlandığı ‘ÇED gerekli değildir’ ve ‘ÇED olumlu’ kararlarının mahkemelerce iptal edilmesi bir bakıma daha önceki aşamalarda yaşanan zorlanmayı, mücadele düzeyinin önceki aşamaları kazanmaya yetmediğini gösteren önemli bir işarettir. Zira, bu aşamada hukukun askıya alındığı, projelerin karar tanınmaksızın fiilen devam ettirildiği vakalara da sıkça rastlanılmaktadır” denildi.

    Olağanüstü hal koşullarında elde edilen bu başarıların değerinin çok yüksek olduğu kaydedilen çalışmada, şu kazanımlar sıralandı:

    -Bu beş yıl içinde, yasa değişikliği yapılarak, zeytinliklerin madencilik faaliyetine açılması girişimi en az iki kez engellendi.
    -Kazdağı siyanürlü altın madeni ve diğer yeni maden ocakları açılmaktan kurtarıldı.
    -Başta İstanbul olmak üzere tüm Marmara’yı etkileyecek Kanal İstanbul Projesi’ne başlanması engellendi.
    -Sadece Muğla’da yaklaşık 10 km uzunluğundaki kıyı alanı yapılaşmadan kurtarıldı.
    -İstanbul’da betonlaşmanın ortasında bir vaha olan Validebağ Korusu yapılaşmadan kurtarıldı.
    -Amasya’da Çambükü köyündeki 1000 dönümlük tarım alanı OSB ile yok edilmekten kurtarıldı.
    -Aydın’da onlarca köy ve tarım alanı JES’lerle kirletilmekten kurtarıldı
    -Eskişehir’de orman, mera ve tarım alanı olan Alpu ovası termik santral ve kömür ocağı olmaktan kurtarıldı.
    -Durdurulan HES projeleriyle vadiler, dereler tarumar edilmekten kurtarıldı.

    ÖLÜ BİRER METAYA ÇEVİRMESİNE KARŞI BİRER SET

    Bu küçük başarıların hepsinin toplam dolaylı etkilerinin çok daha büyük olduğu vurgulanan çalışma, şöyle devam etti:

    “Yaptırılmayan, yapımı geciktirilen, yürütmesi durdurulan her proje, küresel iklim değişikliğine karşı acil çözümdür. Yok edilmekten kurtarılan her orman parçası, kirletilmesi ve gasp edilmesi engellenen her dere, her mera parçası, tarım alanı şirketlerin doğayı ölü birer metaya çevirmesine karşı birer settir. İklim krizine karşı acil planımız ‘yap-tır-ma-mak’tır.”

    Polen Ekoloji Kolektifi’nin sitesinde yer alan “Mücadele kazandırır. Örgütlendiler, mücadele ettiler, kazandılar. Örgütlü halk yenilmez” çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Polen Ekoloji Enstitüsü açıldı-VİDEO

    Polen Ekoloji Enstitüsü açıldı-VİDEO

    PİRHA – Polen Ekoloji Kolektifi’nin çalışmaları kapsamında İstanbul Kadıköy’de Polen Ekoloji Enstitüsü açıldı. Açılışta konuşan Polen Ekoloji Derneği Eş Başkanı Çise Yıldız, Marksist bir ekoloji iddiasıyla yola çıktıklarını ve bu iddia doğrultusunda mücadele yürüttüklerini vurguladı. Dernek Eş Başkanı Onur Yılmaz da, “Enstitüyle tüm koşturma, sürüklenme, baskı altında hissetme, kendini güçsüz hissetme duygularını geri itmek, kendiliğinden süren mücadeleleri birleştirmek istiyoruz” dedi.

    Polen Ekoloji Kolektifi’nin çalışmalarının bir parçası olarak Polen Ekoloji Enstitüsü açılışını gerçekleşti. Kadıköy’de bulunan enstitünün açılışına Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş başta olmak üzere çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü, ekoloji ve çevre örgütü katıldı.

    YILDIZ: MARKSİST BİR EKOLOJİ İDDİASIYLA YOLA ÇIKTIK

    Açılışta söz alan Polen Ekoloji Derneği Eş Başkanları Çise Yıldız ve Onur Yılmaz katılanlara teşekkür etti. Çise Yıldız, 4 yıldır ekoloji alanında mücadele yürüttüklerini hatırlattı. Marksist bir ekoloji iddiasıyla yola çıktıklarını ve bu iddia doğrultusunda mücadele yürüttüklerini vurgulayan Yıldız, “Bizim için bu faaliyetlerin tümü mücadele pratiği anlamı taşıyor. Yola çıkarken, mücadele içinden gelen insanlar olarak bir takım eksiklikleri görüyorduk ekoloji mücadelesinde. Yerellerde önemli direnişler söz konusuydu, ama bunların birbiriyle bağını kurmak önem taşıyordu. Ortaya çıkan ekolojik yıkımı protesto etmek yerine bunun nedenlerini görebilmek, bunu yaratanların kimler olduğunu belirlemek ve mücadelede başarı elde etmek çok önemli. Mücadelenin yönünü, hattını belirlemek çok önemli. Aslında Polen Ekoloji’nin dert ettiği meselelerden biri de buydu. Coğrafyamızdaki ekoloji mücadelesini daha da bütüncül, belirli program ve politikayla sürdürmek için örgütlü güce ulaştırmak” dedi.

    “ÇALIŞMALARIMIZA MAYIS AYINDA BAŞLIYORUZ”

    Marksist ekolojiyi perspektif edindiklerini, emek ve ekoloji alanını birlikte ele alarak mücadele perspektifi oluşturduklarına işaret eden Yıldız, yürüttükleri çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Kampanyalar, Glasgow ve Kolombiya’da düzenlenen Yeryüzü Sosyal Konferansı’nda yer aldıklarını ve örgütleyicisi olduklarını söyleyen Yıldız, “Dört yıllık süreçte, bu bilgi üretimini toplumsal ve ekoloji mücadelesinin tespiti için önemsedik. Daha sistemli, programlı hale taşımak için enstitüyü açıyoruz. Bunun ihtiyaç ve gereksinimlerini hissettik” diye konuştu.

    Polen Ekoloji Enstitüsü’nün Marksist ekolojiye ilgi duyan, kapasite ve becerilerini geliştirmek, mücadeleye katkı sunmak isteyen herkese açık olduğunun altını çizen Yıldız, “Salt akademik bir çalışma değil, mücadeleyle bağı içinde ilerleyecek” diye vurguladı. Çise Yıldız, çalışmaların mayıs ayında başlayacağı bilgisini verdi.

    YILMAZ: KENDİLİĞİNDEN SÜREN MÜCADELELERİ BİRLEŞTİRMEK İSTİYORUZ

    Polen Ekoloji Derneği’nin Eş Başkanı Onur Yılmaz, Polen Ekoloji Enstitüsü’nün ekoloji mücadelesinin merkezinde durmak, faaliyetleri büyütmek için bir araç olduğunu söyledi. İnsanların emek ve doğa sömürüsüne karşı faşist baskı koşullarında mücadele yürüttüğünü belirten Yılmaz, “Enstitüyle tüm koşturma, sürüklenme, baskı altında hissetme, kendini güçsüz hissetme duygularını geri itmek, kendiliğinden süren mücadeleleri birleştirmek istiyoruz” dedi.

    Kapitalizmin var oluşsal kriz içinde olduğuna işaret eden Yılmaz, ekoloji ve emek mücadelesinin birlikte yürütülmesi, aynı zamanda toplumsal mücadeleyle birleştirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları ekledi: “Doğa talanı; madencilik, inşaat, enerji sektörleri üzerinden yürüyor. Coğrafyadaki devrimci mücadele, emekçi sol ekoloji mücadelesiyle birleşmek için son yıllarda yoğunlaştı. Biz de bu yoğunlaşmanın özeleştirel süreciyiz.”

    Türkiye’den Avrupa’ya ekoloji ve toplumsal mücadelelerin bir öznesi olduklarını dile getiren Yılmaz, Marksizm konusunda iddialı olduklarının altını çizdi. Yılmaz, 1 Mayıs’a giderken çok sayıda örgütün çeşitli etkinlikler düzenlediğini hatırlattı, Polen Ekoloji Enstitüsü’nün tüm emek ve ekoloji örgütlerine açık olduğunu söyledi.

    EKOLOJİ BİRLİĞİ: YEREL MÜCADELELERLE EVRENSEL BİLİM BİR ARAYA GETİRİLMELİ

    Ardından Ekoloji Birliği’nin gönderdiği mesaj okundu. Polen Ekoloji Enstitüsü’nün ekoloji mücadelesine önemli katkılar sunacağı belirtildi. Enerji ve maden şirketlerine yeni ruhsat ve izinler verilerek büyük bir talan, sömürü düzeni kurulduğu belirtilen mesajda, “Şirketler karlarına kar katarken, işbirlikçileri nemalanırken, işçiler ve köylüler daha fazla yoksullaşmakta, ormanlar, tarlalarından, yaşam alanları, su varlıkları yok edilmekte ve kirletilmektedir” denildi.

    Yerel mücadelelerden elde edilen deneyimlerin ve evrensel bilimsel bilginin bir araya getirilmesinin önemine işaret eden Ekoloji Birliği, “Polen Ekoloji Enstitüsü, bu önemli ihtiyacı giderecek olan önemli bir kurumsal yapı olacaktır. Polen Ekoloji Kolektifi’ni, bin bir emek ve inançla yaşama geçirdiği bu çok kıymetli çalışmasından dolayı kutlar, başarılar dileriz” dedi.

    Polen Ekoloji Enstitüsü’nün açılışı serbest sohbetle devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Onur Yılmaz: Yeni nesil ekoloji aktivizmi oluşturmak istiyoruz- VİDEO

    Onur Yılmaz: Yeni nesil ekoloji aktivizmi oluşturmak istiyoruz- VİDEO

    PİRHA – 21 Nisan’da açılacak olan Polen Ekoloji Enstitüsü’nü anlatan Polen Ekoloji Çalışmaları Derneği Eş Başkanı Onur Yılmaz, enstitünün başlıca amaçlarından birinin ekoloji ve emek hareketinin kendi pratiği içinde ürettiği bilgiyi kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirebilmesi olduğunu söyledi.

    Polen Ekoloji Kolektifi’nin çalışmalarından biri olan Polen Ekoloji Enstitüsü, İstanbul Kadıköy’deki yerinde 21 Nisan’da açılacak. 3 Mayıs’tan itibaren de birinci dönem dersleri yüz yüze ve online olarak gerçekleştirilecek. Polen Ekoloji Çalışmaları Derneği Eş Başkanı Onur Yılmaz, 21 Nisan’da açılacak olan Polen Ekoloji Enstitüsü’nü PİRHA‘ya anlattı.

    “POLEN EKOLOJİ ENSTİTÜSÜ POLEN EKOLOJİ KOLEKTİFİ’NİN FAALİYETLERİNDEN BİRİ OLARAK BAŞLADI”

    Polen Ekoloji Enstitüsü’nün Polen Ekoloji Kolektifi’nin faaliyetlerinden birisi olarak başladığını dile getiren Yılmaz, Polen Ekoloji Kolektifi’nin amacına dair şunları söyledi:

    “Kurulduğundan beri dert edindiği ekoloji hareketindeki gördüğümüz çeşitli eksik yanlarla ilgili hem hareketin içinden hem de onu ileriye taşıyacak bir müdahalede bulunmaktı amacımız. Bunun da tabi belirli bir ideolojik görüşe yani Marksist bir yaklaşıma dayanması gerektiğini düşündük.”

    “ENSTİTÜMÜZ AKADEMİK TAKVİMİ TAKİP ETMİYOR”

    Polen Ekoloji Enstitüsü’nün akademik takvimle bir bağının olmadığını ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

    “Enstitünün başlıca amaçlarından bir tanesi ekoloji ve emek hareketinin kendi pratiği içinde ürettiği bilgiyi kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirebilmesi. Türkiye’de maalesef özellikle son yıllarda KHK’larla birlikte üniversitelerde akademinin içi büyük oranda boşaltıldı. Zaten zayıf olan ekoloji ve akademi arasındaki ilişki gerçekten zayıfladı. Biz buna geleneksel akademinin sınırlarını aşarak cevap vermek istiyoruz. Bilgi üretimini sadece bir analiz nesnesiyle kurulan ilişki üzerinden değil hem hareketin içinden gelen bilgiyle hem de hareketin ihtiyaçları doğrultusunda üretilen bir bilgiyle akademiyi yönlendirerek ekolojiyle olan bağını buradan kurmak istiyoruz. Bu bakımdan enstitümüzün 17 kişiden oluşan bir danışma kurulu var. Hocalarımız enstitüde dönem boyunca çeşitli seminerler düzenleyecekler. Enstitümüzün akademik takvimle doğrudan bir bağı yok hatta onu takip etmeyen kendi iç işleyişi içindeki konular olacak.”

    “EĞİTİMCİLERİN EĞİTİLMESİNİ DE DERT EDİNİYORUZ”

    Genç akademisyenlere çağrı yapan Yılmaz, yeni nesil ekoloji aktivizmi oluşturmak istediklerini belirterek şunlara yer verdi:

    “Enstitünün genç akademisyenlere, ekoloji mücadelesiyle ilişki kurmak isteyen akademisyenlere özellikle bir çağrısı var. Üretecekleri araştırma projelerini, saha çalışmalarını daha dinamik bir şekilde gerçekleştirebileceklerini düşünüyoruz. Bu bakımdan tam olarak yeni bir nesil ekoloji aktivizmi üretmek, daha militan daha sahanın gerçeklerine hakim, ülkenin, coğrafyanın ekonomi politikasına hakim ekolojik aktivistler yetiştirmek istiyoruz. Marx’ın ‘Feuerbach Üzerine Tezler’inde belirttiği gibi eğitimcilerin eğitilmesini de dert ediniyoruz. Buradaki amaçlarımızdan bir tanesi de o olacak.”

    “21 NİSAN’DA HERKESİ AÇILIŞIMIZA DAVET EDİYORUZ”

    Sanatçı kolektifleriyle, sendikalarla, yöre dernekleriyle, kadın örgütleriyle çeşitli ekoloji atölyeleri yapmayı düşündüklerini kaydeden Yılmaz, Polen Ekoloji Kolektifi’nin faaliyetlerinin enstitü ile sınırlı olmayacağını dile getirdi. Yılmaz, son olarak şu çağrıda bulundu:

    “Biz tüm toplumun üzerine çöken motivasyonsuzluk, bir şeylerin değişmeyeceğine dair inançsızlık karşısında esasında üretilerek bunların değiştirileceğini göstermek istiyoruz. Bugünkü attığımız enstitü adımı bu yönde bir adım. Her yaştan, her cinsten, her ulustan insanları kolektifimizde faaliyet yürütmeye çağırıyoruz. 21 Nisan’daki açılışımıza da herkesi davet ediyoruz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL