PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin, ‘Sivas için adalet, herkes için adalet’ çağrısıyla Adalet Bakanlığı’na düzenlemek istediği yürüyüş polis tarafından engellendi.
Sivas Madımak’ta 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hapis cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesini protesto etmek amacıyla başlatılan ‘Adalet Nöbeti’nin son gününde Adalet Bakanlığı önünde yapılacak eylem polislerce engellendi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi önünde toplanan Alevi kurum temsilcileri ve çok sayıda kişi Madımak şehitlerinin fotoğraflarının olduğu pankartla birlikte Adalet Bakanlığı’na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşün önünü kesen polisler kitlenin ilerlemesine izin vermeyeceklerini belirterek yürüyüşü engelledi.
Yasaklama kararını kabul etmeyen Alevi kurumları oturma eylemine başladı.
Kitle basın açıklaması için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi önüne geçiyor.
PİRHA- 23’üncü Feminist Gece Yürüyüşü’nde buluşan binlerce kadın ayrımcılığın, eşitsizliğin, şiddetin, sömürünün olmadığı bir dünyada ısrar ettiklerini belirterek, “Eşit ve özgür bir dünya kurmadan bitmeyecek bu isyan” mesajını verdi.
Cihangir, Karaköy ve İstiklal Caddesi’nden Sıraselviler’e yürüyen kadınlar ellerinde düdük, bayrak ve dövizlerle yürüyor. Kadınlar ellerinde, “Barış da bahar da kadınlarla gelecek”, “İsyan”, “Erkeklere makul bir mücadele borcumuzyok”, “Fail erkek hasta değil, ataerkinin sağlıklı oğludur” dövizleri ve “Jin jiyan azadî”, “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları ile caddeye farklı noktalardan yürümeye başladı.
Kadınlar aynı zamanda şarkılar eşliğinde de yürüyor.
Sıraselviler caddesinde bir araya gelen kadınlar, “Feminist mücadelemiz hayatlarımızı, dünyayı değiştiriyor” yazılı dev pankart taşıdı. Kadınlar, “Jin jiyan azadî”, “Zıpla zıplan, zıplamayan Tayyip’tir”, “İnadına isyan inadına isyan inadına özgürlük” sloganları atarak ellerinde “6284’ü uygula”, “Biz sizin yakamadığınızın cadıların torunlarıyız” ve “Her dilde yan yana kadının fıtratı direniş” dövizlerini taşıdı.
Kitlesel halde yürüyen kadınlar Cihangir otoparkta açıklama yaptı. Açıklama Kürtçe, Arapça ve Türkçe okundu.
“DÜNYAYA İSYAN EDİYORUZ”
Açıklamada kadınların birbirinden aldığı güç ile bir arada olduğunu dile getirilerek, “Biz gücümüzü yüzlerce yıllık feminizm tarihinden, kadınların coğrafyaları ve kıtaları aşan ortak deneyiminden, bugün Arjantin’de her şeye rağmen sokağa çıkıp yüzbinleri bulan kadınlar ve LGBTİ+’lardan, biz gücümüzü Orta Doğu’da seküler bir alternatifi mümkün kılan Kürt kadınlardan, Filistin’de, Gazze’de yasını direnişe dönüştüren ve ne olursa olsun yaşamı sürdürmeyi başaran kadınlardan, gücümüzü Suriye’de her şeye rağmen ‘bizsiz bir rejim inşa edemezsiniz’ deme cesaretini gösteren kadınlardan, gücümüzü ABD’de transfobinin iktidarına karşı yaşamını savunan translardan alıyoruz ve sesimizi onların sesine katıyoruz. Savaşla yeniden kurmakta oldukları dünyaya isyan ediyoruz” denildi.
“SUSTURMAYA, SİNDİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
“Mücadelemizden, hayatlarımızı, dünyayı değiştirmemizden irkilenler bizlere saldırılarının dozunu her gün biraz daha artırıyor” denilen açıklamanın devamında şu ifadeler dile getirildi:
“Bu saldırıyla bir gün İstanbul Sözleşmesi feshediliyor, öteki gün ‘aile yılı’ ilan ediliyor. Otoriter muhafazakar rejimler, kendi ahlaklarını yasaya dönüştürmeye, hayatlarımızı daraltmaya çalışıyor. Bizleri yok etmeyi umuyorlar. Pınar Gültekin’in canavarca hisle öldürülmediğini söyleyenler, Narin’in başına ne geldiğini çözmekle uğraşmıyor, Dina’nın maruz kaldığı ırkçı şiddeti ortaya çıkarmaya tenezzül etmiyor. Tüm bu adaletsizliklere karşı itiraz edenleri, yaşamın böyle, yaşamın adaletsiz, yaşamın eşitsiz sürmemesi gerektiğini söyleyenleri susturmaya, sindirmeye, yok etmeye çalışıyor.
“MÜCADELEMİZ HAYATLARIMIZI VE DÜNYAYI DEĞİŞTİRİYOR”
“Bizlerse susmuyoruz. Özgürlüğün kadınların dayanışmasıyla, yan yana direnmesiyle mümkün olduğunu feminizmden öğrendik. İstanbul’da 40 sene önce feministler ‘İsyanı var bizde haksız yüzyılların. Özlemi var bizde geniş hayatların’ diyerek sokaklara çıktı. Biz bu geniş hayatlara sahip çıkıyoruz, haksız yüzyılların hesabını soruyoruz. Özgür hayatları almadan bir yere gitmiyoruz. Ayrımcılığın, eşitsizliğin, şiddetin, sömürünün olmadığı bir dünyada ısrar ediyoruz. Erkek şiddetini önlemeyip ‘kadınlar faillere kapıyı açıyor’ diyenlere karşı, bizi bakım emeği ve yoksulluğa mahkum etmeye, eşitlik politikaları yerine aileyi güçlendirme adı altında kadınları sindirmeye karşı, homofobi ve transfobiyi norm haline getirmeye çalışanlara, seçtiklerimize kayyum atayarak irademizi yok sayanlara karşı, eylemlerimize, fikirlerimize, birlikteliğimize müdahale eden, gözdağı veren, şiddet uygulayanlara karşı yaşasın feminist mücadelemiz. Feminist mücadelemiz hayatlarımızı ve dünyayı değiştiriyor. Eşit ve özgür bir dünya kurmadan bitmeyecek bu isyan.”
Açıklamanın ardından kadınlar bir süre “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz”, “Partriyarka gidecek biz kalacağız”, “Yaşasın 8 Mart, yaşasın feminist mücadelemiz”, “Sokakta isyan var”, “Jin jiyan azadi” sloganları attı.
200’E YAKIN KADIN GÖZALTINA ALINDI
23’üncü Feminist Gece Yürüyüşü sonrası alandan ayrılan kadınlar polis tarafından ablukaya alındı. “Tayyip kaç kaç kaç, kadınlar geliyor” sloganı atıldığı ve “2911 sayılı kanuna muhalefet” gerekçesiyle kadınları darp eden polis, aralarında gazetecilerin de olduğu 200’e yakın kadını darp ederek ve ters kelepçeyle gözaltına aldı. Kadınlar gözaltılara sloganlarla karşılık verdi.
PİRHA – Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından CHP’li meclis üyeleri bu sabah da belediyeye girerek görevlerini yapmak istedi. Meclis üyelerinin binaya girmesine engel olan kolluk güçleri ile yurttaşlar arasında arbede yaşandı.
Prof. Dr. Ahmet Özer, 30 Ekim’de tutuklanıp, yerine kayyum atanmıştı. Yapılan uygulamaya tepki gösteren halk ile polis arasında günlerdir gergin anlar yaşanıyor.
CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökhan Zeybek, Suat Özçağdaş, Aylin Nazlıaka ve Sevgi Kılıç, CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek’in de aralarında bulunduğu CHP heyeti bu sabah Esenyurt Belediyesi önüne geldi.
Gökhan Zeybek, Suat Özçağdaş, 28 belediye meclis üyesinin görevlerini yapabilmeleri için belediye binasına girmeleri gerektiğini belirtti. Ancak CHP’lilerin önüne polis barikatı kuruldu. Polisler, aldıkları emir gereği geçiş izninin olmadığını belirtti.
CHP heyeti ise söz konusu emrin yazılı mı sözlü mü olduğunu sorarak kendilerine emrin gösterilmesini istedi. Kolluğun, yazılı bir emir göstermemesi üzerine arbede başladı.
CHP’liler, “Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları attı.
PİRHA-Adıyaman DEM Parti, İçişleri Bakanlığı tarafından Mardin, Batman ve Halfeti’ye atanan kayyımlara yönelik basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamada, “Asla boyun eğmeyeceğiz, asla mücadeleden geri durmayacağız” denildi.
Sabah erken saatlerde DEM Parti Mardin, Batman ve Halfeti ilçesine atanan kayyımları protesto etmek amacıyla yürüyüş yapmak isteyen Adıyaman Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) kitlesine polis engel koydu. Yaşanan tartışmanın ardından polisler ancak basın açıklamasına izin verileceğini söyledi. Kitle daha sonra Mimar Sinan Parkı’ndan Demokrasi Parkı’na yürüyüşe geçerek basın açıklamasını burada yaptı.
Kitle açıklama esnasında sık sık kayyıma karşı ‘Direne direne kazanacağız, faşizme karşı omuz omuza, Jin Jiyan Azadi’ ve zılgıt, alkışlarla protesto etti. Kayyımları protesto açıklamasına çok sayıda sivil toplum örgütü ve halk destek sağladı.
“ASLA BOYUN EĞMEYECEĞİZ^”
Basın açıklamısını okuyan Adıyaman DEM Parti İl Eş Başkanı Hüseyin Çoşkun, yaptığı açıklamada kayyım politikalarına tepki göstererek, hangi partiden ve düşünceden olursa olsun siyasi iradesine yönelmiş açık bir tehdit olduğunu söyledi.
Çoşkun, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Bir kez daha ifade edelim ki bu saldırı halkın iradesine yönelik gerçekleştirilmiş açık bir gasptır. Daha önce gerçekleştirilen kayyımlar halk tarafından reddedilmiş, kayyım pratiği seçimlerde büyük bir yenilgiye uğrayan kayyım gaspında ısrar etmek, siyasi tükenmişliğin göstergesidir. AKP-MHP iktidarı, seçimle kazanmadığını yargı ve kolluk marifetiyle ele geçirme alışkanlığını ve kayyım gaspını bir rejime dönüştürmüştür. Bu saldırı, aynı zamanda Kürt halkının seçme ve seçilme hakkına büyük bir saldırıdır. Halkın doğrudan katılımının olduğu yerel yönetimlerin, belediyelerin ablukaya alınması ve adete karakola çevrilmesi, mevcut siyasi rejimin demokratik meşrutiyetini bittiğinin açık ilanıdır. Bu topraklarda zorbalık ve zulümle hiçbir iktidar abat olmamıştır, olmayacaktır.
Bu yöntem ve saldırılar, her türlü çözüm arayışını ve yaklaşımını zehirlediği gibi, iktidarın samimiyeti konusunda da daha büyük şüpheler doğurmuştur. Biz çözüm beklentilerine tuzak kurulmuştur. Asla boyun eğmeyeceğiz, asla mücadeleden geri durmayacağız. Eğer iktidar iflas etmiş bu yöntemlerle başarılı olacağını düşünüyorsa çok büyük yanılacaktır. Halkımız da her şart ve koşulda kendi iradesine sahip çıkacaktır.”
PİRHA- Sendikalı oldukları gerekçesiyle işten atılan Fernas Madencilik işçilerinin TBMM’ye yürümesine izin verilmedi. Polis işçilerin yürüyüşünü engelledi. Üç saatin ardından işçiler, polis barikatının açılmasını sağladı. 7 işçi temsilcisi AKP’li Ferhat Nasıroğlu ile görüşme ayarlanması amacıyla Meclis’e gidiyor.
Manisa’nın Soma ilçesindeki Fernas Madencilik’te, AKP Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’nun sahibi olduğu işyerinde, iş güvenliğinin olmamasına ve düşük ücretlere karşı mücadele başlatan işçiler, sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten atılmıştı.
Direnişlerinin 46. gününde Ankara’ya gelen Fernas işçileri, Kurtuluş Parkı’ndan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürümek istedi, fakat polis yürüyüşü engelledi.
Bağımsız Maden İş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sorun çözülmezse Meclise yürüyeceğimizi günler öncesinden bildirdik ancak çözüm için herhangi bir adım atılmadı. Şimdi de Meclise yürümek isteyen madencilerin yolu kesiliyor. Madenciler, sonu ne olursa olsun iradelerinden vazgeçmeyecek, Meclis’e yürüyecek!” dedi.
“HOLDİNGLERE, YÖNETENLERE AYRI; İŞÇİYE, EMEKÇİYE AYRI UYGULAMA VAR”
Bağımsız Maden-İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, “Holdinglere, yönetenlere ayrı; işçiye, emekçiye ayrı uygulama var. Yasaya uymayacaksanız, yasalara yazmayın, bu yasaları kaldırın. Köleliği de yasalaştırın. Holdingler istedikleri gibi toplu olarak işçi öldürebilsinler. İstedikleri gibi işçileri işten atabilsinler. Eğer durum buysa, eşit yurttaş değilsek bunun Anayasa’da da yazılmasına gerek yok” dedi.
“MÜZAKEREYE OTURACAKSINIZ ÇÜNKÜ HAKSIZSINIZ”
Fernas işçisi Özay Karakuş, 4 senedir Fernas Madencilik’te çalıştığını ve 301 madencinin hayatını kaybettiği maden ocağından çıktığını belirterek şunları söyledi:
“Bu milletin çocuğuyum ben, siz beni görmezden gelemezsiniz. Siz bu müzakereye oturacaksınız, oturmak zorundasınız. Çünkü sizler haksızsınız. Soma’daki maden ocaklarına buradaki arkadaşların isimleri verilmiş, hiçbiri işe alınmıyor. Bu kadar insanın ailesini yoksulluğa, boşanmaya, intihara sürekleyecek kadar canı olamazsınız.”
İşçilerin kararlı duruşu, üç saatin ardından polis barikatının açılmasını sağladı. İşçiler yalınayak şekilde Meclis’e yürümeye başladı. İşçiler Kolej Metroya kadar yürüdü. 7 işçi temsilcisi AKP’li Ferhat Nasıroğlu ile görüşme ayarlanması amacıyla Meclis’e geçerken giderken kalan işçiler Kurtuluş Parkına geri döndü.
“ÖLÜM SADECE OCAKTAN GELMİYOR, ONLARIN DÜZENİNDEN GELİYOR”
Kolej Metrosu önünde konuşan Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, “İşçi hakkını arayınca böyle yürüyemiyor, Milletin meclisine giremiyorlar. Korkuyorlar. Bizim mecliste çıplak ayakla yürümemizden korktular. Bu halk bunu yemez, iktidar kim olursa olsun bu sistem sürdürülebilir değil. Ölüm sadece ocaktan gelmiyor onların düzeninden geliyor” dedi.
PİRHA- DEM Parti Bitlis Milletvekili Hüseyin Olan, bir video paylaşarak il seçim kuruluna dilekçe vermelerinin polis tarafından engellendiğini duyurdu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Bitlis’te il seçim kuruluna gidip seçim usulsüzlüklerine karşı itiraz dilekçesi vermek istedi. Polis barikat kurarak itiraz dilekçesi verilmesini engelledi. DEM Parti Bitlis Milletvekili Hüseyin Olan, konuya ilişkin bir video paylaştı.
Olan, yaptığı paylaşımda “Bitlis’te il seçim kuruluna gidip seçim usulsüzlüklerine karşı vereceğimiz itiraz dilekçemiz güvenlik güçlerince hukuksuz bir şekilde engelleniyoruz” derken polisin kitleye saldırdığı, gaz bombaları atılarak gözaltıların yapıldığı öğrenildi.
PİRHA – Sultançiftliği Meydanında seçim standı açmak isteyen DEM Parti yöneticilerine Zafer Partisi ve polis engel oldu.
Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İstanbul Sultançiftliği Meydanında seçim standı açmasına valilik izni olmadığı gerekçesiyle Zafer Partililer ile polis tarafından engellendi. Meydanda stant açan Zafer Partililer, DEM Partililere “Bizim olduğumuz yerde stant açamazsınız” diyerek engel olmaya çalıştı. Bunun üzerine yaşanan tartışmaya polis müdahale etti. Polis, DEM Parti’ye valilik izin olmadığı gerekçesiyle stant açmasına izin vermedi.
PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Seyit Rıza Meydanı’nda İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları protesto ederek basın açıklaması yapmak istedi ancak polis, Tunceli Valiliği’nin 5 günlük eylem ve etkinlik yasağını gerekçe göstererek basın açıklamasının yapılmasını engelledi. Diğer yandan polis, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Tunceli Cemevi’nde Filistin için yapılan etkinliğe izin verdi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Seyit Rıza Meydanı’nda İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları protesto ederek basın açıklaması yapmak istedi ancak polis, Tunceli Valiliği’nin 5 günlük eylem ve etkinlik yasağını gerekçe göstererek basın açıklamasının yapılmasını engelledi.
Ancak polis, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun açıklamasını engellerken, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Tunceli Cemevi’nde Filistin için yapılan etkinliğe müdahale etmedi.
“ÇİFTE STANDARTI KINIYORUZ”
Polis engelinin ardından kısa bir konuşma yapan Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, şunları dile getirdi:
“Bugün bir açıklama yapacaktık ama aniden bir karar alındı ve eylem-etkinlik yasaklarının konulduğu söylendi. Yaşanan savaşa karşı bir açıklamamız olacaktı ama yapacağımız açıklama valilik tarafından yasaklandı. Bugün Tunceli Cemevi’nde etkinlik var, buna izin veriliyor ama bizim açıklamamıza izin verilmiyor. Bu çifte standartı kınıyoruz, açıklamamızı daha ileri bir tarihte yapacağız” dedi.
PİRHA- Cezaevinde yakalandığı kanser nedeniyle dün hastanede yaşamını yitiren hasta tutuklu Şakir Turan, Mardin’de son yolculuğuna uğurlandı. Cenazenin Şakir Turan’ın cenazesinin morga götürülmek istenmesi sırasında da polis engel çıkardı.
Erzincan L Tipi Kapalı Cezaevi’nde gırtlak kanseri teşhisi konulan hasta tutuklu Şakir Turan, 4 ay içerisinde 23 kilo verdi. “Örgüte yardım” iddiasıyla 6 yıl hapis cezası verilen 70 yaşındaki Turan, tedavi gördüğü Erzincan Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Cenazesini teslim alan Milletvekili Kordu, cenazeyi Diyarbakır’a götürerek Turan’ın ailesinin Alanya’dan gelmesini beklemek ve birlikte defin işlemleri için Mardine götürmek istedi ancak polis Kordu’ya engel oldu.
“ŞU AN YAŞADIĞIMIZ CEZAEVLERİNDEKİ ZİHNİYETİN KENDİSİDİR”
Gece saatlerinde polisin engellemesine yönelik açıklama yapan Ayten Kordu şunları söyledi:
“40 dakikadır burada bekletiliyoruz. Bize şu söylendi: Götüreceğimiz morgda eski bakan vefat etmiş. Dolayısıyla çakışma olmasın diye orası uygun değil dediler. Biz de tamam eğitim ve araştırma morguna götürelim dedik. Ailemiz yolda, Alanya’dan yola çıktı. Onları bekleyeceğiz burada ve onlar geldikten sonra sabah Mardin’e yola çıkacağımızı söyledik. Fakat bu konuda çok ciddi bir zorlama ve bilinçli olarak engelleme var. Hiç kimse olmasın biz morga götürürüz gibi engelleyici, zorlaştırıcı bir tutum içindeler zaten cezaevlerinde. Şu an yaptıkları şey gerçekten cenazemize de bir zulümdür. Engellemeye çalışıyorlar, biz şu konuda ısrarcıyız. Ailemiz gelene kadar burada, Diyarbakır’da bekleyeceğiz ve sabah buradan Mardin’e geçeceğiz. Bu çok doğal ve insani bir haktır. Ailenin burada olması ve beraber yola çıkmak ama şu an bunu bile engellemek istiyorlar. Şu an yaşadığımız şey aslında tam da cezaevlerinde uygulanan zihniyetin kendisidir. Bu zihniyet yine kendisini gösteriyor. Bu zihniyete ilişkin mücadele edeceğimizi söyledik. Bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz buradayız.”
Polisin engellemelerine rağmen, Şakir Turan’ın cenaze töreni sabah Mardin’de gerçekleştirildi. Cenaze törenine çok sayıda yurttaş katıldı.
PİRHA- Polisin müdahale ettiği Yeşil Sol Parti standında açıklama yapan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Hakan Öztürk “Hani nerede eşitlik? Hani nerede kardeşlik? Bu seçimlerle birlikte ülkemize kardeşlik getireceğiz. Tek adam rejimini göndereceğiz” dedi. Öztürk ekledi: Parlamenter rejimlerde böyledir. Halk sizin politikalarınızı beğenmezse sizi gönderir. Bu normaldir, buna alışın.
Diyarbakır’da yapılan soruşturma kapsamında 21 ilde yapılan ev baskınlarında aralarında HDP yöneticilerinin, gazetecilerin, hukukçuların, sendika yöneticileri ve sanatçıların bulunduğu 128 kişi gözaltına alındı.
Yeşil Sol Parti’nin Kadıköy’deki seçim standında operasyonları protesto etmek için yapılmak istenen basın açıklamasına da polis müdahale etti. “Halay çekildiğini” gerekçe eden polisler aralarında EHP üyelerinin de olduğu 20 kişiyi gözaltına aldı.
Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı ve EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, polis saldırsının üzerine Kadıköy’deki Yeşil Sol Parti standına gitti. Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarıyla birlikte yüzlerce kişi de stant alanındaydı. Öztürk, burada bir açıklama yaptı.
“TEMEL İHTİYAÇLARI KAMU HİZMETİ OLARAK YAPACAĞIZ, DİYEMEZ MİYİZ BUNU?”
Sözlerine “Bizim halkımızın horon teptiği, halay çektiği ilk kez mi görülüyor? Çekemez mi? Buna gelip de siz ‘halay çekmeyin’ denir mi?” diyerek başlayan Öztürk “O meclisin nasıl işlemez hale getirildiğini biliyoruz. Kürt halkına nasıl haksızlıklar yapıldığını görüyoruz. Kürt halkıyla kardeşçe yaşamayı, Türk ve Kürt halklarının kardeşliğini savunuyoruz. Bu halkın nasıl bir yoksulluk çektiğini biliyoruz. Temel haklarından nasıl mahrum kaldığını biliyoruz. Barınmada, sağlıkta, eğitimde, beslenmede nasıl bir sorun yaşadığını biliyoruz. Diyoruz ki, bunları kamu hizmeti olarak yapacağız. Diyemez miyiz bunu arkadaşlar?” sözleriyle alanda bulunan kitleye seslendi. Kendisini dinleyenler “Deriz!” diyerek yanıt verdi.
“HANİ NEREDE EŞİTLİK? HANİ NEREDE KARDEŞLİK?”
Öztürk, “Diyoruz işte. Bunu seçimlerde diyemeyeceksek ne zaman diyeceğiz? Basın açıklaması yapmak isteriz olmaz. Başka zaman ifade edelim desek olmaz. Seçimlere geldik seçimlerde söylüyoruz. Bu halkın karnı tok, sırtı pek değil. Her yerde bir sürü parti anlatıyor. Şimdi Diyarbakır’da bunu anlatanlara, bunun faaliyetini yürütenlere, gazeteciye, avukata ve oradaki milletvekillerine yardımcı olan kim varsa gözaltı yapılmış. Bu kabul edilir mi arkadaşlar? Hani nerede eşitlik? Hani nerede kardeşlik?” ifadelerini kullandı.
POLİS KONUŞMAYI KESMEYE ÇALIŞTI
Öztürk’ün konuşması esnasında alanda bekleyen polisler, konuşmayı yarıda kesmeye çalıştı. Polise tepki gösteren Hakan Öztürk, “İnsanlar burada halay çektiği için müdahale etmeyin. Burada olan bir seçim çalışmasıdır. Bir müzik çalınırsa insanlar halay çeker, sonra çalışmasına devam eder. Sizin müdahale etmenize gerek yok. Siz buradan çekilin, konuşmamızı yapalım” dedi. Tartışmanın ardından polisler kitlenin protesto alkışları arasında uzaklaştı.
“HALK POLİTİKALARINIZI BEĞENMEZSE SİZİ GÖNDERİR, BUNA ALIŞIN”
Hakan Öztürk, konuşmasına şöyle devam etti.
“Bu seçimlerle birlikte ülkemize kardeşlik getireceğiz. Bu tek adam rejimi politikalarını bir kenara koyacağız. Bunu da nasıl yapacağız? Elbette ki birleşerek. Eğer tek adam rejimiyle karşı karşıyaysak biz de tek yumruk olacağız, tek yürek olacağız, tek vücut olacağız ve Yeşil Sol Parti’yle onları göndereceğiz. Bunu diyemez miyiz? Sizi göndereceğiz. Parlamenter rejimlerde böyledir. Halk sizin politikalarınızı beğenmezse sizi gönderir. Bu normaldir, buna alışın.”
PİRHA- Ankara’da Kızılay önüne yürüyen HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile HDP’li vekiller polis engeliyle karşılaştı. Daha sonra açıklama yapan Sancar ve Buldan, iktidarın ölümlerden sorumlu olduğunu belirterek, “Harami düzeninin sorumluları hesap verecekler” dedi. Buldan, “Helallik isteyen Cumhurbaşkanına sesleniyoruz, Türkiye halkları, tek bir insan bile size hakkını helal etmeyecek” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Parlamento Grubu ile birlikte deprem sonrası çadır satışıyla gündeme gelen Kızılay Genel Merkezi’ne yürüdü. Kızılay binasına giden bütün sokakları yüzlerce polisle giriş çıkışlara kapatan polis, HDP’lilerin de geçişini engelleyerek yer yer saldırgan tavır sergiledi. Engellemeler üzerine Buldan ve Sancar, Kızılay’ın bulunduğu sokakta açıklama yaptı.
SANCAR: ÇÜRÜMÜŞ DÜZENİN TABLOSU
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, iktidarın açıklamadan dahi korktuğunu söyledi.
Sancar, şöyle devam etti:
“Depremden sonra ortada görünmeyen insanları enkaz altında donarak çığlıklar atarak ölüme terk eden yardım götürmeyen iktidar burada bir açıklama yapılmasından korkuyor. Şu gördüğünüz tablo çürümüş yozlaşmış yolsuzluğa batmış bir düzenin özetidir. Kızılay bu düzenin sembolü haline gelmiştir. İnsanlar soğukta açıkta açken elindeki malzemeleri kana varan kadar satan bir güya yardım kuruluşu ve bunları pişkinlikle savunan etik olmayan ahlaki olmayan duruşu. Ahlak yok, arlanma yok, utanma yok ama polis gücüyle insanları susturmak için bütün bu rezaletleri, hukuksuzlukları, çürümüşlüğü dile getirmeyi engellemek için her şeyi yapıyorlar ama susturamazlar. Halkı susturamazlar, bizleri engelleyemezler. Bu yükselen çığlıklar çürümüş, pisliğe batmış düzenin sonunu getiriyor. Bunun farkındalar. Tribünlerden yükselen sesten korkuyorlar.
“KENDİ SUÇLARINIZI GİZLEYEMEZLER”
Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanlarının milletvekilleriyle açıklama yapmasından korkuyorlar ama kendi suçlarını bunlarla gizleyemezler. Suçlarını yüzlerine vurmak için buradayız. Bütün bu kirliliğin rantın, yandaşa peşkeş çekilme politikalarının daha görünür olması, halkımızı daha gözünün olması için buradayız. Sözümüzü her yerde söyleyeceğiz. Bunu engelleyemeyecekler. Bu düzenin sorumluları en tepeden en aşağıya kadar hesap verecekler. İstifa ahlaki bir erdemdir siyasi bir gerekliliktir. Ne bir erdem var ne de siyasetin demokratik kurallarına en ufak bir saygı var bu iktidarda. Evet, istifa istiyoruz ama istifa suçları örtmez. Harami düzeninin bütün sorumluları hesap verecekler. Bu düzeni kuran işleten en tepeden en aşağıya kadar bütün görevliler hesap verecekler. Bu harami düzeni yıkılacak, harami düzenini kuranların helallik istemeye hiçbir şekilde hakları yok. Bu halk bu hakkını helal etmeyecek, hesap soracak, hesap soracak.”
BULDAN: İNSANDA BİRAZ UTANMA OLUR
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, engellemelerin bir utanç tablosu olduğunu belirterek, “Ben de öncelikle bugün burada yaşadığımız bu tablonun bir utanç tablosu olduğunu belirtmek istiyorum. Tam 22 gündür insanlar enkazın altında can verirken, insanlar soğuktan üşürken, insanlar açlıkla baş başa kalırken orada olmayanlar, depremzedelerin yaralarını sarmayanlar, depremzedeleri enkazın altından çıkarmayanlar, onların soğuktan üşümesine göz yumanlar açlıkla baş başa kalmasına göz yumanlar bugün bizim Kızılay önünde yapacağımız açıklamayı engellediler. Sistemin nasıl çalıştığını bir kez daha gördük. Bu düzenin nasıl sağlandığını bugün bir kez daha gözlerimizle gördük” dedi.
“BUNLARDA NE YÜZ, NE AHLAK VAR”
Buldan şunları kaydetti:
“Depremzedelerin yaşadığı acıları yerinde görmüştük ama onlara yardım etmeyen bu kurumun nasıl çalıştığını nasıl çalıştırıldığını nasıl talimat aldığını bugün bir kez daha gözlerimizle gördük. İnsanda biraz utanma olur. İnsanda biraz yüz olur. İnsanda biraz vicdan olur ama bunlarda ne yüz var ne vicdan var ne de ahlak var sevgili arkadaşlarım. Depremzedeler 22 gündür enkazın altından canlarını yakınlarını çocuklarını kurtarmaya çalışırken ilk 2-3 gün ortada olmayanların onlara çadır göndermeyenlerin onlara su göndermeyenlerin onlara hiçbir şekilde malzeme göndermeyenlerin bu yaşanan ölümlerden bu yaşananlardan birebir sorumlu olduğunu belirtmek istiyorum. Ne yazık ki çok üzülerek vicdanımız sızlayarak bir kez daha öğrendik ki Kızılay, çadırlarını, kanını parayla satmış. Bu bir utanç tablosudur. Bizim halkımızın, depremzedelerin vergileri ile çadırlar depremzedeler para ile satılmış. İşte bu düzenin nasıl işlediğinin göstergesidir bu.
Hakkımızı helal etmiyoruz. Helallik isteyen Cumhurbaşkanına sesleniyoruz, hiçbir depremzede ve depremde hayatını yitirenlerin yakınları başta olmak üzere Türkiye halkları, tek bir insan bile size hakkını helal etmeyecek. Hiç kimseden helallik istemeyin. Çünkü siz insanların yaşamlarını yitirmesine neden oldunuz. Açlıktan ve soğuktan mağdur olmasına göz yumdunuz. Tek bir yetkili 22 gün geçmesine rağmen istifa etmedi. Bugün bir kez daha söylüyorum. Kızılay başkanı, yönetim, bakanlar, küçük ortakları ve Cumhurbaşkanı hepsi hep birlikte istifa etmek durumundadır. İstifa etmezlerse bile onları seçimlerde biz göndereceğiz. Halkımıza bir kez daha söz veriyoruz.”
Eş Genel Başkanların açıklamalarının ardından HDP’li vekiller, Kızılay’ın bulunduğu sokaktan ayrıldı.
PİRHA- Ankara’da 4 Alevi kurumuna 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşmasının ardından adliye önünde yapılmak istenen açıklamaya polis izin vermedi. Görüşmelerin sonucunda yapılan açıklamada, “Bu bir adli dava değil bu siyasi yönü olan toplumsal bir davadır. Bir basın açıklamasına bile burada tahammül edilmiyor. Biz Aleviler diyoruz ki bu ülkenin eşit, özgür tüm yurttaşlarıyla barış ve huzur içinde yaşamak istiyoruz” denildi.
Ankara’da bulunan 4 Alevi kurumuna geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Alevi kurumları ve milletvekilleri duruşma sonrasında adliye önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polis ‘güvenlik’ gerekçesiyle açıklama yapılmasına izin vermedi.
Yapılan görüşmelerin ardından sadece Alevi kurum temsilcilerinin ve HDP Milletvekili Zeynel Özen’in açıklama yapmasına izin verildi.
“BU KİN, BU NEFRET KERBELA’DAN BU YANA DEVAM EDİYOR”
HDP Milletvekili Zeynel Özen açıklamasında şunları dile getirdi:
“Bugün burada görüyorsunuz bu düşmanlık, bu kin, bu nefret son bulmadı, devam ediyor. Kerbela’dan bugüne devam ediyor. Birçok katliam oldu bu katliamların göstermelik yargılamaları. Hiçbir zaman için hakikat ortaya çıkarılmadı. Hakikat ortaya çıkarılmadığı için de bu meczuplar da bulunan cesaret alıyor. Şimdiye kadar kırkın üzerinde Alevi ev işaretlenmesi, Alevi iş yerlerine saldırılar oldu. Hep yetkililer şunu dediler: Bu kendini bilmez, aklı dengesi olmayan, sarhoş veya çocuktur. Ne tesadüf ki bu 4 Alevi kurumuna yapılan saldırı kameraların önünde yapıldı. Bunu gizleme saklama şansları yoktu. Saldırganı yakaladılar ve tam da yıllarca Alevilere söylenen o senaryo hayata geçirildi ‘kendini bilmez sarhoş çocuk birisi yaptı’ denildi. Akıl sağlığı yerinde değil diye rapor aldılar. Bu bir utançtır utanç. Bu bir adli dava değil, bu siyasi yönü olan toplumsal bir davadır.
“BİR BASIN AÇIKLAMASINA DAHİ TAHAMMÜL EDİLMİYOR”
Nasıl ki başka bir inanca saldırı olunca biz de kınadık dedik ki lanetliyoruz bir inanca bir saldırı yapılıyor ama Aleviler söz konusu olunca birisi bu duyarlılığı göstermiyor. Bir basın açıklamasına bile burada tahammül edilmiyor. Biz bu davanın peşinde olacağız. Sivas’ı zaman aşımına uğrattılar, yine o dava bir takım sanıklar konusunda devam ediyor ve o davanın nasıl ki peşini bırakmadıysak bu davayı da bırakmayacağız. Biz o raporu da yok hükmünde sayıyoruz. İzmir’den gelip burada 4 bölgede Alevi kurumlarını tek tek bulup saldırıda bulunuluyor. Aslında bizim aklımızla dalga geçiyorlar. Aleviler buna inanır mı? Bu dava aynı zamanda bir vicdan meselesidir. Adli bir vaka değil. Bunu hem siyasiler hem de yargı mensupları anlamalıdır. Gereği yapılmazsa toplum tarafından lanetle karşılanılacaktır. Adil bir yargılama olmalı ve bu saldırıların arkasında kimler var esas faillerin ortaya çıkarılması gerekir.”
“ALEVİLERİN VARLIĞINA İPOTEK KOYMAK İSTİYORLAR”
Ardından söz alan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise, “Bizler sevginin, barışın ve adaletin dilinin temsilcileri Alevilerin her geçen gün kendileri için eğer çalınacak bir minare gerekiyorsa böyle bir ihtiyaç varsa biz saldırıya maruz kalıyoruz. Bu çalınan minare neydi biliyor musunuz? 4 kuruma saldırdıktan sonra rızasız ve ikrarsız bir şekilde mekanlarımıza girildi ve bizim mevcut bugüne kadar oluşturduğumuz Alevi kurumlarına kayyum atamasının yolu açıldı. Bir masa kuruldu ve Alevileri masaya bağlayacaklar. Alevi toplumsallığının böyle bir talebi yoktu. Bu sadece ve sadece Alevileri denetlemek, özünden uzaklaştırmak için yapılan bir işlemdi. Bu minare ile Alevi varlığına ipotek konulması yeni bir Alevi Diyaneti’nin yolunun açılmasıydı. Kılıfı da çok hazırdı. E bir tane akıl sağlığı yerinde olmayan birisi geldi, bu kurumlara saldırdı ve gitti. Mahkemede sabahtan beri akıl sağlığı yerinde değildir, bunu kabul edelim, tahliyesine karar verelim… Ama hayır bu iş öyle olmayacak. Biz Aleviler diyoruz ki bu ülkenin eşit, özgür tüm yurttaşlarıyla barış ve huzur içinde yaşamamız gerekiyor. Biz bu barışa, adalete sadece Alevileri değil tüm toplumu davet ediyoruz. Türkiye toplumu barış ve özgürlük içinde yaşamalıdır. Yöneticilerimiz kullandıkları ötekileştirici, ayrıştırıcı dilden dolayı bizi birbirimize düşürüyor. Biz onları bu ülkeyi yönetenleri, ahlakın diline, edebe davet ediyoruz” dedi.
PİRHA-68 kuşağının devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın katledilişlerinin 50’nci yılında Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada, “Onları idam edenler hatırlanmazken denizler yeni doğan yüzbinlerce çocuğun isminde, gençliğin gelecek mücadelesinde, işçi sınıfının özgürlük mücadelesinde yaşıyorlar” denildi.
68 kuşağının devrimci önderleri ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) kurucuları Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan katledilişlerinin 50’nci yılında birçok yerde anılmaya devam ediyor.
Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, parti önünden Seyit Rıza Meydanı’na yapmak istediği yürüyüşü polis engellemeye çalıştı. Dersim’de Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü öncülüğünde Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun da destek vermesiyle Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. Kitle sürekli ‘Yaşasın Devrim ve Sosyalizm’, ‘Yusuf, Hüseyin, Deniz sürüyor sürecek mücadelemiz’ sloganları atıldı.
Basın açıklamasını Emek Gençliği Dersim İl Yöneticisi Yusuf Akın okudu. Açıklamada ‘Yaşasın Devrim ve Sosyalizm’ pankartı açıldı.
“DENİZLER ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNDE YAŞIYORLAR”
Denizlerin yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi kahrolsun emperyalizm dediklerini ifade eden Emek Gençliği Dersim İl Yöneticisi Yusuf Akın, “Onlar bağımsızlık, demokrasi, özgürlük ve sosyalizm mücadelemizde yaşıyorlar. Onları idam edenler hatırlanmazken denizler yeni doğan yüzbinlerce çocuğun isminde, gençliğin gelecek mücadelesinde, işçi sınıfının özgürlük mücadelesinde yaşıyorlar” diye belirtti.
Geleceğe ışık tutarak devrimci bir halk yaratacaklarını söyleyen Eski EMEP Dersim İl Başkanı Salih Gündoğan, “Halkımızın mücadelesini bize miras bırakanlar şunu iyi bilirler ki devrim sosyalizm mücadelesi tarih boyunca susmamıştır ve susmayacaktır” dedi.
“BİRGÜN ELBET ZAFER GÜNÜ OLACAKTIR”
EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, “Her kim zulüm ve zorbalığa, sömürü ve baskıya karşı yürekli bir öfke duyuyorsa emperyalistlerin ve işbirlikçilerin barbarlığına karşı bağımsızlık, siyasal demokrasi ve sosyalizm için birleşmelidir. Kızılderede, Ulucanlarda, Nurhaklarda, Diyarbakır işkencehanelerinde ve ülkenin diğer yerlerinde yitirdiğimiz devrimcilerin uğruna can verdikleri dava ancak milyonlara mal edilerek zafere ulaştırılabilir. Şu bilinsin ki bir gün elbet zafer günü olacaktır” diye ifade etti.
Dersim’de OHAL zamanından kalan alışkanlığın devam ettiğini söyleyen Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, “Denizler üniversitede alanlara inip emperyalistleri protesto ederken bağımsız bir ülke düşü vardı. 50 yıl sonra burada gördüğümüz manzarada bugün ülkeyi yönetenler kendi anayasalarını tanımamaktadırlar. Ülkeyi ve ili yönetenler kolluğa verdiğiniz emirle kitle örgütlerini, siyasi partileri, gençleri ve kadınları genelgelerle kaldırıma çıkartamazsınız. Bu ülke halkların özgürlüğüne, demokrasiye kavuşacaktır” diye konuştu.
PİRHA-HDP Dersim İl Örgütü, HDP Genel Merkezi’ne yapılan polis provokasyonuna karşı basın açıklaması yaptı. Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Genel merkezimiz ablukaya alınmış ve faşist saldırıyla karşı karşıya. Hukuku ortadan kaldırırsanız ortada kalan şey çete olur” dedi.
HDP Genel Merkezi’ne yapılan polis provokasyonuna karşı Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya HDP milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen, MYK Üyesi Turgut Öker, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, EMEP İl Örgütü ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Açıklama öncesi polislerce ablukaya alınan meydana geçmek isteyen kitle, polislerce engellendi. Polisler, “valilik kararı” gerekçesi ile meydanda açıklamaya izin vermeyeceklerini kaydetti. Engellemeye tepki gösteren kitle, sık sık “HDP halktır halk burada” sloganı attı. Duruma tepki gösteren HDP milletvekilleri Ali Kenanoğlu ile Zeynel Özen, Seyit Rıza Heykeli önüne geçerek açıklamada bulundu.
HDP Genel Merkezine yönelik provokasyon girişimi yapıldığını söyleyen Kenanoğlu, “Genel merkezimiz ablukaya alınmış ve faşist saldırıyla karşı karşıya. Hukuku ortadan kaldırırsanız ortada kalan şey çete olur. Bugün parti genel merkezimiz önünde milletvekillerimiz, parti yöneticilerimiz o çetelerce tehdit edilmiştir. Hem de ölüm tehdidi ile. Bu bir provokasyondur ve bunun başında olan suçişleri bakanıdır. Bizler bu ülkede hukuku sağlamak için mücadele etmeye devam edeceğiz. İşte o çeteler bu ülkede hukuku, adaleti ortadan kaldırmak için provokasyon gerçekleştiriyorlar. Biliyoruz ki bugüne kadar başaramadılar başaramayacaklar” dedi.
“Çok iyi iş başardınız” diyerek polis engeline tepki gösteren Zeynel Özen, “Bir dönem sizin gibi yasadışı kanunsuz emirleri uygulayanlar cezaevinde. Bir gün sizler de demokratik mahkemelerde hesap vereceksiniz. Bu halk sizden hesap soracak” diye konuştu.
PİRHA- Gazi Katliamı’nın 27. yılı dolayısıyla yapılacak anma için Gazi Cemevi önünde toplanan kitlenin yürümesine polis izin vermiyor.
27 yıl önce 22 kişinin katledildiği Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için bir araya gelen kitle Gazi Cemevi önünde toplanmaya başladı. Yüzlerce kişinin toplandığı Gazi Cemevi önünden yürümek isteyen kitleye polis izin vermiyor.
Katliamda yaşamını yitirenleri anmak için bir araya gelen kitle sloganlarla bekleyişini sürdürüyor.
Yapılan görüşmeler sonrasında kitle yürüyüşe geçti.
PİRHA- Ankara’da Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, Olgunlar Caddesi’nde bulunan Madenciler Anıtı’ndan Sakarya Caddesi’ne yürümek istedi ancak polis tarafından engellendi. Sakarya Caddesi’nde buluşan kadınlar engellenen yürüyüşlerini ve eylemlerini burada gerçekleştirdi.
Ankara’da Kadın Platformu’nun çağrısıyla kadınlar Olgunlar Caddesi’nde bulunan Madenci Anıtı’ndan Sakarya Caddesi’ne doğru ‘Gece yürüyüşü’ gerçekleştirmek istedi. Polis Sakarya Caddesi’ne kadar yapılacak olan yürüyüş öncesinde anıt çevresini barikatlarla kapatarak kadınların eylem yapmasına izin vermedi.
Polisin Kızılay çevresinde yoğun güvenlik önlemi almasının ve anıt çevresine girişe izin vermemesinin ardından kadınlar Sakarya Caddesi’nde buluşarak engellenen yürüyüşlerini ve eylemlerini burada gerçekleştirdi.
‘Ataerkiye kafa tutuyoruz’, ‘Erkek egemenliğe karşı öz savunmayı kuşan’, ‘Fiyatlar kanatlandı uçuyor’, ‘Yoksulluğun bedelini biz ödemeyeceğiz’, ‘Kadınlar barışta ısrarcı’ dövizleri taşıyan kadınlar, ‘Jin, Jiyan, Azadi’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’ sloganları attı.
“HEYECANIMIZLA, COŞKUMUZLA, UMUDUMUZLA YAN YANA BURADAYIZ”
Munzur Üniversitesi öğrencisi olan ve yaklaşık 800 gündür haber alınamayan Gülistan Doku’nun akıbetini de soran kadınlar, ‘Gülistan Doku nerede’ diye haykırdı. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşa da değinen kadınlar, ‘Feministler savaş değil barış istiyor’ dedi.
Kadınlar Sakarya Caddesi’nde sloganlarla yaptıkları yürüyüşün ardından basın açıklaması yaptı. Yapılan basın açıklaması, ‘Heyecanımızla, coşkumuzla, umudumuzla ama en çok da öfkemizle ve isyanımızla yan yanayız buradayız! Kazanımlarımızın bütününe yönelik dört bir yandan saldırılar karşısında feminist mücadelemizle varız buradayız’ sözleriyle başladı.
“EMEĞİMİZE EL KOYANLARIN YAKASINI BIRAKMAYACAĞIZ”
Kadınlar yıllardır haklarının gasp edildiğini vurgulayarak şunları dile getirdi:
“Evde, işte, sokakta, kampüste, fabrikada emeğimiz sömürülüyor, kayıt dışı esnek saatlerde güvencesiz çalıştırılıyor ve yoksullaştırılıyoruz. İşten attığınız, emeklerine çöktüğünüz işçi kadınlar fabrikalarda, malzeme depolarında, konfeksiyonlarda, belediyelerde nasıl direniyor, görüyor musunuz? Hayatı var eden, karşılıksız bakım emeği vererek çocukların, yaşlıların bakımını üstlenen, içlerine hapsetmeye çalıştığınız evlerin bitmeyen işlerini üstüne yıktığınız kadınların isyanını duyuyor musunuz? Emeğimize sahip çıkmak için buradayız! Emeğimize el koyan kocaların, babaların, patronların yakasını bırakmayacağız!”
“KAZANILMIŞ HAKLARIMIZA GÖZ DİKEN BU DÜZENİ YIKACAĞIZ!”
İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceklerini belirten kadınlar; “Gece yarısı kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldırdınız. Yetmedi nafaka hakkımıza saldırdınız! Yetmedi kürtaj hakkımızı gasp ettiniz! Yaşamlarımızın teminatı olan İstanbul Sözleşmesi’nden ve haklarımızdan vazgeçmeyeceğimizi tekrar tekrar haykırıyoruz. Kadınları sömürmeye doymayan kutsal aileyi ve erkekleri korumak için boşanmayı zorlaştıran, kazanılmış haklarımıza göz diken bu düzeni yıkacağız!”
“SAVAŞLARDAN EN ÇOK ZARAR GÖREN BİZLERİZ”
Üniversiteleri ve belediyeleri ele geçiren işgalci kayyım zihniyetle her alanda mücadele ettiklerini ve etmeye devam edeceklerini aktaran kadınlar sözlerine şu şekilde devam etti:
“Üniversitelerdeki eril bilim diline, cinsiyetçi akademik kültüre, heteronormatif eğitim sistemine karşı isyanımız var! İtirazımız var! Biz Rojova’da, Filistin’de, Afganistan’da, Suriye’de, Ukrayna’da, dünyanın dört bir yanında savaştan en çok etkilenen, göçe zorlanan, yara alan savaşın bütün kirli yüzünü gören ve açığa çıkaran Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Çerkes kadınlarız. Bizler emeği sömürülen dışlanan mültecileriz. Savaşlardan en çok zarar görenleriz. Herkes şunu bilsin ki yüzyıllardır farklı coğrafyalarda sürdürülen savaşlara karşı biz kadınlar barışı haykırmaya devam edeceğiz. Bu topraklardaki kadınlar olarak, savaşın ne olduğunu bizler çok iyi biliriz. Biz, barışı örgütlemek için mücadele eden kadınlarız.”
“BU BİR YAŞAM MÜCADELESİDİR: FEMİNİST İSYANDAYIZ!”
‘Birbirimizi bu erkek şiddetine karşı sarıp sarmalayacağız, koruyup kollayacağız’ diyen kadınlar son olarak; “Yılın her günü sürdürdüğümüz yaşama mücadelemizi her 8 Mart’ta olduğu gibi bu 8 Mart’ta da feminist isyanla sokağa taşıyoruz. Kadınlara, çocuklara, LGBTİ+’lara yönelik şiddet, ayrımcılık, nefret söylemleri biz feministleri asla yıldırmadı, yıldırmayacak. Birbirimizden güç alarak birbirimize umut olarak feminist mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Sokaklar, meydanlar, geceler, bu hayat bizim! Bu bir yaşam mücadelesidir: Feminist isyandayız!” dedi.
PİRHA-Mezarlığı abluka altına alan polis, 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te katledilen Sakine Cansız’ın mezarının başında yapılmak istenen anma etkinliğini engelledi. Erkek devlet şiddetinin engeliyle karşılaştıklarını söyleyen Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, “Bu katliamda rolü olan devlet aklı tarafından mezarlığa gitmemizi engelledi. Bizler mezarlığa gidememiş olsak da mezar başından kadın katliamlarına ‘dur’ diyememiş olsak da hiçbir engelleme bizim kadın mücadelemizi asla engelleyemez” dedi.
Özgür Kadın Hareketi (TJA) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi öncülüğünde Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak 2013 tarihinde katledilen Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız için mezarı başında anma etkinliği düzenlemek istendi.
Dersim Belediyesi Asri Mezarlığı’nda gerçekleştirilen anmaya, HDP Sözcüsü Ebru Günay, milletvekilleri Feleknas Uca, Alican Önlü, TJA aktivistleri ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yöneticileri katıldı. Anma öncesi mezarlığı abluka altına alan polis, grubun Sakine Cansız’ın mezarının başında anma etkinliğini engelledi.
Engelleme üzerine mezarlık önünde açıklama yapan grup, “Sakine’lerin Sêvê’lerin cesaret ve kararlılığıyla mücadeleye devam ediyoruz” yazılı pankart açtı.
“HESAP VERMEK ZORUNDA KALACAKSINIZ”
Erkek devlet şiddetinin engeliyle karşılaştıklarını ifade eden HDP Sözcüsü Ebru Günay, “Diyarbakır’dan, Batman’dan, Elazığ’dan kadınlar, burada anma gerçekleştirmek istediler. Bu katliamda rolü olan devlet aklı, bizi engellemeye çalıştı. Mezarlığa gitmemiz engellendi. Bizler mezarlığa gidememiş olsak da mezar başından kadın katliamlarına ‘dur’ diyememiş olsak da hiçbir engelleme bizim kadın mücadelemizi asla engelleyemez. Bütün kadınlar dünyanın dört bir tarafında anmalar gerçekleştiriyor, kadın özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren Sakine Cansız’ı, Fidan Doğan’ı, Leyla Şaylemez’i anıyor ama biz Dersim’de mezarı başında, provokatör valiler tarafından engelleniyoruz. Buradan o provokatör valiye söylüyoruz, bizim kadın özgürlük mücadelemiz sizi elbet yerle bir edecektir. Elbet bütün kadın katliamlarında rol alan erkekler gibi, bütün kadın katliamlarının failleri gibi kadınlara hesap vereceksiniz. Kadın özgürlük mücadelesine, kadın hareketlerine, feminist hareketlere hesap vermek zorunda kalacaksınız” diye konuştu.
“SAKİNE’NİN MÜCADELESİ ŞU AN DÜNYANIN DÖRT BİR TARAFINDA”
Paris katliamıyla kadınların barış mücadelesinin engellenmek istendiğini vurgulayan Günay, “Biz kadınlar, Kürt halkı ve onun dostları, bütün katliamlara rağmen barış mücadelesini yürütmeye devam ettik. Paris katliamından 3 yıl sonra, Silopi’de Sêvê Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar arkadaşlarımız katledildi. Onlar da erkek devletinin tecrit politikaları sonucu katledildi. Ne Sêvêler mücadelelerinden vazgeçti, ne bizler mücadelemizden yıldık ne de yaşamı hep kavga olan Sakine Cansız mücadelesinden geri durdu. Amed zindanında Esat Oktay Yıldıran’a başkaldıran Sakine’nin mücadelesi, şu an dünyanın dört bir tarafında. Sakine’nin kadın özgürlük aşkı dünyanın dört bir yanında kadınlarda yankı buluyor. Dünyadaki bütün kadınlar, Kürt kadınlarıyla omuz omuza mücadele etmeye devam ediyor. Ama biz Dersim’in asi kızı Sakine’nin anmasını gerçekleştiremiyoruz. Çünkü iktidar kadınlardan, kadın özgürlük mücadelesinde rahatsız” diye konuştu.
Yapılan açıklama sonrası Sakine Cansız’ın mezarında mumlar yakıldı.
PİRHA-Devlet tarafından ihaleler açılarak avcıların yaban hayvanlarını katledilmesine tepki gösteren Dersimlilerin basın açıklaması yapması polisler tarafından engellendi.
Dersim coğrafyası, barajlar, HES’ler, maden projeleri, orman yangınları ve avcılık faaliyetleri adı altında çeşitli saldırılara maruz kalmaya devam ediyor.
Dersimli yurttaşlar, yaban hayvanlarını katletmek için getirilen kalabalık bir avcı grubuna tepki göstermek için Tunceli Öğretmenevi’nin önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polisler, yurttaşların açıklama yapmasına izin vermeyerek yolu kapattı. Avcıların 10 tane yaban domuzunu öldürmek için izin aldığını söyleyen polisler yurttaşları dağılmaları yönünde uyardı. Uyarının ardından Dersimli yurttaşlar, avcılara karşı mücadele etmeye devam edeceklerini ve doğada bulunan hiçbir hayvanın katledilmesine izin vermeyeceklerini ifade ederek dağıldı.
PİRHA- Alevilerde geleneksel olarak kutlanan Gaxan’a dair yurttaşlardan röportaj alan PİRHA muhabirini engelleyen polisler, MA muhabirinin de çektiği görüntülere el koymaya çalıştı.
HDP Nazımiye ilçe kongresi sonrası yurttaşlardan röportaj alan gazetecileri engelleyen polisler, çekilen görüntülere el koymaya çalıştı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Nazımiye ilçesi 4’üncü Olağan Kongresi’ni “Faşizme karşı direniyoruz, umut ve cesaretle örgütleniyoruz” şiarıyla ilçede bulunan bir kıraathanede gerçekleştirdi. Kongre sonrası, Alevilerde yeni yılı karşılama anlamına gelen ve geleneksel olarak Aralık ayının son üç günü kutlanan Gaxan’a ilişkin yaşlı bir kadın yurttaştan röportaj alan PİRHA Dersim muhabiri polislerce engellendi. Polis, muhabirimize çekim yapması için izin alması gerektiğini belirterek çekim yapmasına izin vermeyeceklerini belirtti.
Savcılık talimatını ileri sürerek kongre dışında bir çalışmanın yapılmayacağı yönünde gerekçe öne süren polisler, yaşanan engellemeyi görüntüleyen MA muhabirinin de görüntülerine el koymaya çalıştı.
HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ile yurttaşlar, polislerin gazetecileri engellemesine “gazetecilerin çekim yapması engellenmez” diyerek tepki gösterdi.
PİRHA-DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, yöneticiler ve üyeler asgari ücret taleplerini içeren basın açıklaması için Çalışma Bakanlığı önündeydi. Yapılan açıklamada “Türkiye’de asgari ücret artık ucuz emeğin sembolü olan Çin’den bile düşük. Bunu bile isteye yapıyorlar. Türk Lirası değer kaybedince ücretler azalacak, bu ülkenin işçileri en ucuz emek olarak dünyaya pazarlanacak” denildi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin başkanlığında 1 Aralık’ta ilk toplantısını yaptı. İkinci toplantı 7 Aralık’ta, üçüncü toplantı ise 9 Aralık’ta yapılacak.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda yer alamayan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ise Çalışma Bakanlığı önünde eylemdeydi. Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun da katılımıyla çok sayıda işçi “Asgari ücret 5200 net” dövizleri ile bakanlık binası önünde bir araya geldi.
İŞÇİLERİN EYLEMİNDE BASINA YİNE ENGEL!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına çıkan tüm cadde ve sokaklar eylemden saatler önce polis ablukasına alındı. Eylem alanına otobüslerle gitmek isteyen çok sayıda sendikalının araçları, polisler tarafından gerekçe belirtilmeden durduruldu. Bakanlık binasına gitmeleri engellenen işçiler, Ulusta yaptıkları basın açıklaması ile yasak kararını protesto etti.
İşçilerin eylemini takip etmek isteyen basın mensuplarına da polis engeli söz konusuydu. Cumhurbaşkanlığınca verilen turkuaz renkli kartın mecburi olduğunu söyleyen emniyet güçleri, gazetecilerin sahip olduğu uluslararası basın kartının (IFJ) geçersiz olduğunu savundu. İşçilerin eylemini takip için ‘basın yeleği giyinilmesi’ yönünde dayatmada bulunan kolluk güçlerine, tepki gösterildi. Yapılan itirazlar sonrası gazeteciler alana girebildi.
“ASGARİ ÜCRET UCUZ EMEĞİN SEMBOLÜ OLAN ÇİN’DEN BİLE DÜŞÜK”
DİSK Yönetim Kurulu adına basın açıklamasını yapan isim Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu oldu. Çerkezoğlu, “2022 asgari ücreti için, masada olmamamıza rağmen, işyerlerinden, meydanlardan yükselen talepleri bugün buraya Çalışma Bakanlığı önüne taşıdık” dedi. “Artık yeter, geçinmek istiyoruz” diyen Çerkezoğlu, şu açıklamayı yaptı:
“İşsizlik, pahalılık, zamlar, faturalar belimizi büküyor. Ekonomik krizin ve pandeminin ağır yükünü biz taşıyoruz. Her sabah yeni zamlara uyanıyor, her gün yoksullaşıyoruz. Biz çalışıyoruz, bir üretiyoruz, bu ülkenin ekonomisini biz büyütüyoruz ama geçinemiyoruz. Borçla yaşamaya çalışıyoruz. Üstüne üstlük son günlerde Türk Lirası değer kaybettikçe, biz kaybediyoruz. Emeğimiz ucuzluyor, satın alma gücümüz azalıyor.
Türkiye’de asgari ücret artık ucuz emeğin sembolü olan Çin’den bile düşük. Bunu bile isteye yapıyorlar. Amaçladıkları tam da bu. Türk Lirası değer kaybedince ücretler azalacak, bu ülkenin işçileri en ucuz emek olarak dünyaya pazarlanacak. Yok öyle yağma! Bu ülke, bu halk, bu ülkenin işçi sınıfı satılık değildir.
İşte biz bu asgari ücret sürecindeki mücadelemizi sadece ekmeğimizi savunma mücadelesi olarak görmüyoruz. Bu sadece ekmeğimizi değil, aynı zamanda emeğimizi ve memleketimizi savunma mücadelesidir.
Türkiye’de milyonlarca işçi asgari geçim için yetersiz olan asgari ücretle geçinmeye çalışırken, milyonlarca işçi asgari ücret dahi alamıyor. Kadınların dörtte biri asgari ücretin altında bir ücretle çalışıyor. Asgari ücretin yüzde 20’den fazlası ve altında ücret alan işçilerin sayısı 10 milyona yaklaşıyor. Türkiye hızla bir asgari ücretliler ülkesine dönüşüyor. Asgari ücret sembolik bir ücreti değil ortalama ücreti ifade ediyor.
Hani televizyonlara çıkıp ‘ekonomi büyüyor, Türkiye büyüyor’ diyorlar ya. Ben size büyüyen şeyi söyleyeyim. Adaletsizlik büyüyor. Asgari ücret 1974’te kişi başına milli gelirin yüzde 81’i düzeyinde idi. 2021 yılında ise kişi başına milli gelirin yüzde 54’üne geriledi. Bu adaletsizliğe dur diyoruz: Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, Türkiye büyüyorsa payımızı istiyoruz!
Bizler bu soyguna dur diyoruz. Brüt asgari ücretin net ödenmesini istiyoruz. Asgari ücretin ve tüm ücretlerin asgari ücret tutarı kadar bölümünde vergi ve kesintiler kaldırılarak tüm ücretlere 1000 lira iyileştirme yapılmalı diyoruz.
Türkiye’de asgari ücret tek bir işçi için hesaplanıyor. Oysa asgari ücret hesabında sadece işçinin kendisi değil, uluslararası standartlara uygun şekilde geçindirmekle yükümlü olduğu aile bireyleri de esas alınmalıdır. Asgari ücret artışında yoksulluk sınırı da bir kriter olarak dikkate alınmalıdır. Bir hanede iki kişi çalıştığında en azından yoksulluk sınırı aşılmalıdır. Gerek yoksulluk sınırı gerek gıda fiyatları artışı ve gerekse ekonomik büyüme dikkate alındığında 2022 yılında asgari ücreti en az net 5.200 TL olmalıdır.”
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yapılan basın açıklaması ardından DİSK Yönetim Kurulu olarak saat 13:00’te Çalışma Bakanı Vedat Bilgin ile bir araya geldi.