Etiket: polis kurşunu

  • Dilek Doğan’ın, evinde polis kurşunuyla katledilmesinin 8. Yılı

    Dilek Doğan’ın, evinde polis kurşunuyla katledilmesinin 8. Yılı

    PİRHA-Dilek Doğan’ın İstanbul Küçükarmutlu’da ailesiyle birlikte yaşadığı eve yapılan polis baskınında,  polis Yüksel Moğultay tarafından göğsünden vurularak katledilmesinin üzerinden 8 yıl geçti. Polis Moğultay’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi tepkilere neden oldu. Ailenin adalet talebi sürüyor. 

    Dilek Doğan 18 Ekim 2015’te, İstanbul Küçükarmutlu’daki evinde arama yapan Özel Harekât polislerinden Yüksel Moğultay tarafından gösünden vurularak katledildi.

    ABD Başkonsolosluğu’na yapılan silahlı saldırıya karıştığı ileri sürülen bir zanlının yakalanması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinden 13 polis, biri zırhlı, dört sivil araçla Doğan Ailesi’nin evine gitti.

    POLİS GÖĞSÜNDEN VURMUŞTU

    Dilek Doğan, polislere ayakkabılarıyla eve girdikleri için uyararak, galoş giymelerini söyledi. Polis evde arama yaparken Dilek Doğan polis tarafından göğsünden vuruldu.

    45 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra, 25 Ekim 2015’te, hayatını kaybetti. Cenazesi, polis ablukası altında hastaneden alınarak Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Dilek Doğan’ın cenazesi, Maraş’ın Afşin ilçesinde Türkçayırı Mahallesi’ndeki cemevinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

    DAVA SÜRECİ

    Dilek Doğan’ı vuran polisin, ekibin amiri Yüksel Moğultay olduğu belirlendi. Polis Yüksel Moğultay hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 83. Maddesi’ne dayanılarak “ihmal suretiyle kasten öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı ve iddianame kabul edildi.

    Dilek Doğan öldürüldüğü sırada başka bir odada kayıt yapan polis kamerasından alınan seslerin dökümüne de iddianamede yer verildi. Yapılan ilk duruşmada sanık, tetiğe basmadığını, aileyi salona ittirdiği sırada silahının patladığını savundu ve patlamaya Dilek Doğan’ın ağabeyi Mehmet Doğan’ın neden olduğunu iddia etti.

    Davanın ilerleyen aşamalarında, Doğan’ın vurulmasından hemen sonra kayda alınan, özel harekat polislerinin kendi aralarında Moğultay’ın Dilek Doğan’ı vurduğuna yönelik konuşmalarının, ailenin tepkisinin ve başka silah seslerinin de duyulduğu görüntülere ulaşıldı.

    Savcı mütalaasında, “neticesi öngörülemeyerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlanan taksir” tanımını yaparak sanığın 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Dilek Doğan’ın ailesinin avukatı, dosyadaki delillerin yok sayıldığını ve gerçekle ilgisi olmayan, sanıkları koruyan bir mütalaa verildiğini kaydetti.

    Dava sonucunda sanık Yüksel Moğultay’ın taksirle öldürme eylemine uyan TCK’nın 85/1 maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, olayın meydana geliş şekli, kusurunun yoğunluğu, sonucun ağırlığı dikkate alınarak 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

    Moğultay, olay günü OHAL bölgesinden geldiğini, çok yorgun olduğunu, bir an önce aramayı bitirip dinlenmek istediğini anlattı. Dosyayı karara bağlayan heyet, Moğultay’ı bilinçli taksir suçundan önce 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti. Ardından da iyi hal indirimi yaparak cezayı 6 yıl 3 aya indirdi.

    Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan, “Karardan sonra paramparça oldum. Dilek’in yarası buramda duruyor. O yaram tekrar kanıyor şimdi. Her şeyimize zehir kattılar adeta. Bize dünyayı dar ettiler” diyerek karara tepki göstermişti.

    Anne Doğan, “Maraş’tan ölümden kaçtık, burada dizimizin dibinde öldürdüler” ifadelerini kullanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Uğur Kurt davası yeniden görüldü: Mahkeme bilirkişi raporu istemeyi reddetti-VİDEO

    Uğur Kurt davası yeniden görüldü: Mahkeme bilirkişi raporu istemeyi reddetti-VİDEO

    PİRHA – Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüldü. 15 Aralık’a ertelenen ve bilirkişi inceleme talebinin reddedildiği duruşma sonrası Kurt’un eşi Narin Kurt, “Biz  dokuz yıldır adalet bekliyoruz” diyerek karara tepki gösterdi.

    Uğur Kurt, 22 Mayıs 2014 tarihinde Okmeydanı Cemevi’nde bir yakınının cenazesi için cemevinin bahçesinde bulunduğu sırada polis tarafından başından vurularak hayatını kaybetmişti. Mahkeme Uğur Kurt’u katleden polise 25 Nisan 2017’de 1 yıl 8 ay hapis cezası vermişti ancak verilen ceza 12 bin 100 lira para cezasına çevrilmişti. Anayasa Mahkemesi kararıyla sanık polis Sezgin Korkmaz yeniden yargılanmaya başladı.

    Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüldü.

    Duruşmaya Uğur Kurt’un eşi ve ailesi, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir, Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, İBB ve Beşiktaş Belediye Meclis üyesi İnan Güney, CHP Beyoğlu İlçe Başkanı Muharrem Bulut ve ilçe yönetimi, CHP Beyoğlu meclis üyeleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği( PSAKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yönetiminden İmam Balsever, CAN TV yayın kurulu üyesi Veli Büyükşahin, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, İstanbul Tuncelililer Kültür ve Dayanışma Derneği Metin Yıldız ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

    Sanık polis Sezgin Korkmaz, savunmasında, “Araçtan indikten sonra bize doğru molotofla gelen şahsa ateş ettim. Ancak kurşun 75 metre mesafede olan Kurt’a isabet etti. Bundan dolayı üzgünüm. Verdiğiniz karara saygı duyuyorum” dedi.

    “BİLİRLİŞİ İNCELEMESİ GEREKİYOR”

    Uğur Kurt’un avukatı Serdar Laçin, bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiğini aktararak olay gününe ait kayıtlarda sanık polis Korkmaz’ın amirlerinin kayıtta “sıkma, sıkma” dediğini aktardı.

    “ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI BÜTÜN YARGI ORGANLARINI BAĞLAR”

    Eski İstanbul Baro Başkanı Avukat Turgut Kazan “Karar veren heyetin de başka bir heyet olduğunu, bunun bile başlı başına sorun yaratacağını vurguluyorum. Suç sayılan eylemin cezalandırılması niçin önemlidir. Birincisi canı yanan tarafın devlet tarafından korunduğunu hissettirmek için. İkinci bir sebep de topluma mal olması ve caydırıcı bir sonuç yaratmak içindir. Anayasa Mahkemesi kararları yasamayı, yürütmeyi, bütün kesimleri bağladığı gibi bütün yargı organlarını da bağlar. Türkiye’yi cezasızlığın hüküm sürdüğü bir ülke olma izleminden kurtarınız” dedi.

    “SANIĞI BU DURUŞMA SALONUNDA HİÇ GÖRMEDEN İYİ HAL İNDİRİMİ UYGULADILAR”

    Kurt’un avukatlarından Aslı Kazan ise “Sanık zırhlı araçta bulunduğunu ve üstüne molotof atıldığını söyledi. Zırhlı araç içinde çok sayıda gaz bombası olmasına rağmen yokuşun tepesinden kaçmakta olan şahsa hedefi isabet ettiremiyor. Sanığın kurşunu Uğur’a isabet ediyor. Atış yaptıktan sonra “Adam vuruldu ya” diyor. Yani maktülü o kadar net görmekte. Ekibin amiri 5 defa “sıkma” diyor ama sanık silahını ateşliyor. Sanığın babası olan Kağıthane Emniyet Müdürü ile spor salonuna giderek zırhlı aracı oraya çekip görüntüleri izleyerek elemelerde bulundular. Değişen heyet görüntüleri bile izlemedi. Sanığı bu duruşma salonunda hiç görmeden iyi hal indirimi uyguladılar. Olaya ilişkin görüntülerin bu salonda izlenmesini talep ediyorum” dedi.

    “DURUŞMA 15 ARALIK’A ERTELENDİ”

    Mahkeme heyeti verilen aranın ardından kararı açıkladı. Duruşmanın 15 Aralık 2023 tarihine ertelenmesine, bilirkişi raporu isteminin reddine ve esas hakkında mütala için savcılığa gönderilmesine hükmetti.

    Duruşma sonrası Kurt’un eşi Narin Kurt, “Biz  dokuz yıldır adalet bekliyoruz” diyerek karara tepki gösterdi.

    “CEMEVLERİNDE ADAM ÖLDÜRMENİN BEDELİ 12.100 LİRADIR”

    Duruşmanın ardından basına açıklama yapan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin “9. yıla gireceğiz her gün aynı acıyla bu kararı bekliyorduk. Cemevlerinde adam öldürmenin bedeli 12.100 liradır. Bunu açıkça söylemiş oldular. Bu, Alevileri cezalandırmaktır. Bizim gayemiz intikam değil adalet istiyoruz” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Uğur Kurt, Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’teki eylemde, cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetti.  Polis Sezgin Korkmaz hakkında önce “taksirle ölüme neden olma” suçundan 6 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. İddianamenin gönderildiği 85. Asliye Ceza Mahkemesi, şüpheli polisin “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 ile 6 yıl arasında değişen hapis istemiyle değil “Olası kastla öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis istemiyle yargılanması gerektiğini ifade ederek dava dosyasını Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Bu karara polis memurunun avukatı itiraz etti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 85. Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, itirazı reddetti. Polis Sezgin Korkmaz’a “olası kastla insan öldürmeden” 20 yıldan 25 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yapılan yargılamanın sonunda duruşma savcısı da sanık polis hakkında “olası kastla insan öldürme” suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar değişen oranda hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Ancak Kurt davasında sanık polis “taksirden ölüme sebebiyet vermek”ten suçlu bulundu. 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan polisin cezası 12 bin 100 TL adli para cezasına çevrildi.

    Daha sonra Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt, AYM’ye bireysel başvuruda bulunmuştu. AYM de Kurt’un yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermişti. AYM’nin kararında, olayla ilgili görüntülerin mahkeme heyeti tarafından izlendiği ancak bu konuda bir bilirkişi incelemesi yapılmadığı aktarılmıştı. Davanın hükmünün de hâkim değişiklikleri nedeniyle başka bir mahkeme heyeti tarafından verildiği belirtilmişti.

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Cemevi bahçesinde polisin katlettiği Uğur Kurt’un davası yarın yeniden görülecek

    Cemevi bahçesinde polisin katlettiği Uğur Kurt’un davası yarın yeniden görülecek

    PİRHA – Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası yarın saat 11.00’de Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülecek. Okmeydanı Cemevi, Uğur Kurt davasının duruşmasına katılım için çağrı yaptı.

    Uğur Kurt, 22 Mayıs 2014 tarihinde Okmeydanı Cemevi’nde bir yakının cenazesi için cemevinin bahçesinde bulunduğu sırada polis tarafından başından vurularak hayatını kaybetmişti. Mahkeme Uğur Kurt’u katleden polise 25 Nisan 2017’de 1 yıl 8 ay hapis cezası vermişti ancak verilen ceza 12 bin 100 lira para cezasına çevrilmişti.

    Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası yarın saat 11.00’de Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülecek. Okmeydanı Cemevi yönetimi Uğur Kurt’un davasını sahiplenme çağrısı yaptı.

    “CÜMLE CANLARI DURUŞMAYA BEKLİYORUZ”

    Çağrıda şu ifadelere yer verildi:

    “Hakk’a yürüme erkanına katılmak için geldiği ibadethanesinin/cemevinin bahçesinde polis kurşunu ile Uğur Kurt’u katleden polis 3 yıl sonra 25 Nisan 2017 tarihinde ödül gibi bir ceza aldı. 1 yıl 8 ay hapis cezası, 12.100 lira para cezasına çevrildi. Bir cemevinin bahçesinde canımızı öldürmenin karşılığı ödül gibi 12 bin 100 lira. Adaletin Alevilere görünen yüzü! Haksız ve hukuksuz kararlar ile sonuçlanan bu dava şimdi tekrar görülmek üzere açılıyor. 10 Ekim Salı günü saat 11.00’de İstanbul Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Uğur Kurt canımızın Okmeydanı Cemevimizde polis kurşunu ile vurularak öldürüldüğü davaya sahip çıkmaya, Alevi kurumlarımızı ve cümle canları bekliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gezi’de katledilen Ahmet Atakan anıldı

    Gezi’de katledilen Ahmet Atakan anıldı

    Hatay’da Gezi eylemlerinde polis tarafından öldürülen Ahmet Atakan mezarı başında anıldı.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Armutlu Mahallesi’nde 10 Eylül 2013’te Gezi eylemlerinde polisin attığı gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Ahmet Atakan, Antakya’daki mezarı başında anıldı. Anmaya Atakan ailesi, kentteki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    POLİSE TEPKİ

    Anmada, Atakan için adalet talep edildi. Atakan’ın kardeşi Zafer Atakan, dokuz yıldır adalet mücadelesi verdiklerini, soruşturma sürecinde elde edilen tüm delillere valiliğin polislerin soruşturulmasını engellediğini vurguladı. Atakan’ın annesi Emsal Atakan, anma öncesi polisin mezarlığa gelmesini “Oğlumun katillerini oğlumun mezarı başında gördüm ve çok üzüldüm. Bir aile çocuğunu anmayacak mı?” diyerek tepki gösterdi. Baba Ali Atakan da Gezi eylemlerinde yaşamını yitirenlerin yaptıkları itirazın ne kadar haklı olduğunu bugün daha da iyi anlaşıldığını ifade etti. Davadan adalet çıkmadığını vurgulayan avukat Ali Habip ise, toplumsallaşmış davalardaki adaletsizliği devletin bir politikası haline geldiğini, bu davalarda halk desteğinin çok önemli olduğunu söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kemal Kurkut’un polis kurşunuyla katledilmesinin 5. yılı

    Kemal Kurkut’un polis kurşunuyla katledilmesinin 5. yılı

    PİRHA- Diyarbakır’da 2017 yılı Newroz kutlamasına katılmak isterken polisin açtığı ateşle öldürülen Kemal Kurkut anılıyor. İstinaf Mahkemesi, Kemal Kurkut cinayetinde sanık polise herhangi bir suç yüklenemeyeceğini belirterek, cinayetin “yasal çerçevede” işlendiğini ileri sürmüştü.

    21 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’daki Newroz Bayramı kutlamalarına katılmak üzere şehre gelen 23 yaşındaki Kemal Kurkut, kontrol noktasındaki barikatları geçtikten sonra polisin açtığı ateş sonucu katledildi. Diyarbakır Valiliği Kurkut’un canlı bomba olduğunu kamuoyuna servis etmişti.

    Kurkut’un öldürülmesiyle ilgili Diyarbakır Valiliği tarafından yapılan açıklamada, “Şahıs, etkinliğin yapılacağı yöne doğru koşmaya başlamıştır. Şahıs, güvenlik güçlerinin tüm uyarılarına rağmen elindeki bıçağı atmamış ve alana doğru koşmaya devam etmiştir. Söz konusu şahsın canlı bomba olma ihtimali değerlendirildiğinden ve alanda bulunan katılımcıların can güvenliği göz önünde bulundurulduğundan dolayı, arama noktasında görevli güvenlik güçlerince müdahale edilmiştir. Meydana gelen olay sonrasında yaralanan ve etkinlik alanına çağrılan ambulans ile hastaneye kaldırılan şüpheli şahıs, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir” denilmişti.

    FOTOĞRAFLAR GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARDI

    Ancak kutlamayı takip etmek üzere alanda bulunan Gazeteci Abdurrahman Gök’ün, Kurkut’un vurulduğu ana ilişkin çektiği fotoğraf kareleri Valiliğin açıklamasını yalanlayıp soruşturmanın seyrini değiştirdi. Fotoğraflar sonrası Kurkut’un ölümüne ilişkin iki polisin ifadesinin alınmasının ardından hazırlanan iddianame ile sanık polis Yakup Ş. hakkında 9 ay sonra “olası kastla öldürmekten” müebbet hapis istemiyle dava açıldı.

    Kurkut ailesinin tazminat talebiyle İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı davanın yerel mahkemece geri çevrilmesi üzerine itiraz edilen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, ocak ayında aldığı kararda, Kemal Kurkut’u “saldırgan eylemci” olarak değerlendirmişti. Mahkeme, cinayetin “yasal sınırlar içinde işlendiğine” hükmederek tazminat ödenmesini yer olmadığına karar vermişti.

    Benzer bir kararla cinayet zanlısı polis Yakup Şenocak’ın yargılandığı dava dosyasında da karşılaşıldı.

    İSTİNAF: KEMAL KURKUT’UN ÖLDÜRÜLMESİ YASAL ÇERÇEVEDE 

    Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesinin sanık polis Şenocak hakkında verdiği beraat kararına karşı tarafların yaptığı itirazı inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, Kurkut’un öldürülmesinin “yasal sınırlar içinde olup olmadığını” tartışmaya açtı. Mahkeme, yargılamayı yapan yerel mahkemenin sanık polis hakkında verdiği beraat kararını bunun üzerine kurmamasını esasa yönelik bir eksiklik olarak kabul edip kararı bozdu.

    İstinaf Mahkemesi, kararında, Anayasa’nın “yaşam hakkı”nı düzenleyen 17’nci maddesinde belirtilen zorunlu durumlarda meydana gelen ölme ve öldürme fillerinin yaşam hakkının ihlali sayılmayacağı hükmünü öne sürdü. Karara gerekçe olarak ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “yaşam hakkı”nı düzenleyen 2/b maddesine işaret eden mahkeme, söz konusu maddede istisnai hali oluşturan “‘Bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir kişinin kaçmasını önleme…’ nedeniyle meydana gelen ölümde yaşam hakkı ihlalinden bahsedilemeyeceği” hükmüne atıfta bulundu.

    Mahkeme, sözleşmenin “Hakkında mahkemece hükmedilen ölüm cezası verilmiş kişiler dışında kimsenin yaşam hakkının ihlal edilmeyeceği” hükmünü ise görmezden geldi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mahkemeden tepki çeken Kemal Kurkut kararı: Saldırgan bir eylemci

    Mahkemeden tepki çeken Kemal Kurkut kararı: Saldırgan bir eylemci

    İstinaf mahkemesi, Kemal Kurkut’un “saldırgan bir eylemci” olduğunu ve öldürülmesinde polisin silah kullanma koşullarının oluştuğunu iddia ederek, aileye tazminat ödenmesi kararını bozdu. 

    Diyarbakır’da 2017 yılında gerçekleşen Newroz kutlamaları sırasında polisler tarafından öldürülen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un ailesinin, “hizmet kusuru” gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı hakkında açtığı davada verilen 256 bin TL maddi ve manevi tazminat kararı bozuldu. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3’üncü İdari Dava Dairesi, Diyarbakır 3’üncü İdare Mahkemesi’nin idareyi sorumlu ve kusurlu bularak verdiği tazminat kararını, ailenin aleyhine bozdu.

    DEVAM EDEN DOSYAYI ESAS ALDI

    MA‘nın haberine göre İstinaf Mahkemesi kararına, Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin polis Yakup Şenocak hakkında verdiği beraat kararı ile hükmün kesinleşmesi sonrası olay yerinde bulunan tüm polisler hakkında yeniden soruşturma başlatılması kararını gerekçe gösterdi. İstinaf Mahkemesi’nin kararıyla, Kurkut davasında yargılanan Yakup Şenocak ile soruşturma aşamasında şüpheli olarak ifadesi alınan polis Onur Mete’nin de Diyarbakır İl Polis Disiplin Kurulu tarafından meslekten çıkarıldığı ortaya çıktı. Kararda, Diyarbakır İl Polis Disiplin Kurulu’nun 25 Ocak 2019’da 2 polisi meslekten çıkardığı ve yapılan itirazlar üzerine Diyarbakır 2’nci İdare Mahkemesi’nin meslekten çıkarma kararını iptal ettiği belirtildi. İstinaf Mahkemesi, bu durumu da kararına gerekçe gösterdi.

    SİLAH KULLANMA TALİMATI

    İstinaf, Kurkut’un öldürülmesinin “yasal sınırlar içinde kaldığını” belirterek, bunu da “2559 sayılı Polis Vazife Salahiyetleri Kanunu” ile İçişleri Bakanlığı tarafından 19 Mart 2017’de il emniyet müdürlüklerine gönderilen ve “koşulların oluşması durumunda tereddütsüz silah kullanma” yetkisi veren genelgesine dayandırdı. İstinaf, genelgede yer alan “Zor ve silah kullanma yetkisi kanunlarda açık bir şekilde belirtilmiştir. Gerekmediği ve şartları oluşmadığı müddetçe hiçbir şekilde silah kullanılmayacak, şartlar oluştuğunda usulüne uygun silah kullanmakta tereddüt edilmeyecek, ancak personelimiz hedef göstermeksizin ve kargaşa çıkartabilecek şekilde havaya ateş etmeyecektir” şeklinde bakanlığı savundu.

    ‘NEWROZ ALANINDA EYLEM’ İDDİASI

    İstinaf, “Olayın oluş şekli dikkate alındığında, davacılar yakınının Nevruz alanında eylem yapmak için Nevruz alanına yakın yerde bulunan kasaptan uzun bir bıçak temin ettiği (…)” ifadeleriyle Kurkut’un “saldırgan bir eylemci” olduğunu iddia etti. İstinaf, polislerin Kurkut’u ikaz ettikleri yönündeki beyanlarını doğru kabul ederek, şunları belirtti: “Tüm ikazlara uymayan davacılar yakınına yönelik güvenlik görevlilerinin silah kullanma yetkisinin oluştuğu, davacılar yakınına hedef alınmadan ikaz niteliğindeki açılan ateş sonucu yerden seken merminin isabet etmesi sonucu vefat eden davacının tüm bu süreçteki saldırgan eyleminin (ve ayrıca yaralı olmasına rağmen saldırgan tutumuna devam eden eyleminin) oluşan zarar ile idarenin sunduğu güvenlik hizmeti arasındaki illiyet bağını kestiği, idareye yüklenebilecek hizmet kusurunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.”

    İstinaf, olayda idarenin güvenlik hizmetinde kusuru bulunmadığını, Diyarbakır 3’üncü İdare Mahkemesi’nin verdiği tazminat kararının hukuka aykırı olduğunu ve tazminat talebinin reddine karar verdi.

    AİLE AVUKATINDAN KARARA TEPKİ 

    Kararı değerlendiren Kurkut ailesinin avukatı Serdar Çelebi, Diyarbakır Valiliği’nin olayın ardından yaptığı “canlı bomba” açıklamasını anımsattı. İlk günden bu yana olayın üstünün örtülmek istediğine işaret eden Çelebi, İstinaf Mahkemesi’nin verdiği kararı, “Tabiri caizse ‘Kemal Kurkut’un bunu hak ettiğini’ söyleyip, davayı tümden reddetti” şeklinde yorumladı.

    Kararın hukukla açıklanamayacağını vurgulayan Çelebi, “Valiliğin açıklamasıyla birlikte idare olayın seyrini farklı bir mecraya taşımak istedi. Ama çekilen fotoğraflar, tespit edilen diğer hususlar çok da gizlenecek bir olay değildi. Ama son kararla beraber aslında idarenin başta ulaşmak istediği sonuca mahkeme yoluyla, hukuk adına verilmiş bir kararla ulaşıldı gibi görünüyor. Bunu bir hukukçu olarak kabul etmemiz mümkün değil. Çünkü savcılık kasten öldürmeyle ilgili bir iddianame hazırlamış. İdari soruşturmalar var, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin yürüttüğü soruşturmalarda polislerin mevzuata uygun hareket etmediğini ve kusurlarının olduğunu bir polisin görevden alınması, diğerlerinin disiplin cezasını almasına dair kararları var. Ceza yargılaması sonucunda failin tespit edilememesine dair bir tespit var. Orada silah kullanmayı meşru kılacak herhangi bir belirleme bir tespit de yok. Tüm bunlar ortayken İstinaf Mahkemesi’nin olayın esasına inerek Kemal Kurkut’un buna maruz kalmasını hukuka uygun bularak, buna karar vermesi kabul edilebilir bir durum değildir” değerlendirmesinde bulundu.

    KUSUR İDAREDE 

    Onlarca kameranın önünde işlenen cinayetin failinin hala bulunamamasının idarenin bir kusuru olduğunu belirten Çelebi, delillerin toplanmadığını ve etkin bir soruşturma yürütülmediğinin altını çizdi. Çelebi, “Hala Bölge İdare Mahkemesi, idarenin kusurlu olmadığından bahsediyor. İdare, bir üniversite öğrencisini, gencecik bir insanı hayatta tutmakla bire bir yükümlüdür. Bunu yerine getirmemiş olması başlı başına kusurdur. Kaldı ki burada kusurdan bahsetmiyoruz, burada kasıttan bahsediyoruz. Devletin polisi kasıtlı bir şekilde bir insan öldürdü. Buna ilişkin bağımsız bir heyet tarafından hazırlanmış ve dosyaya girmiş bir rapor var; Hedef gözetilerek yakın mesafeden, öldürme kastıyla hareket ettiğine dair bir rapor var. Her ne kadar o rapora daha sonra müdahale edildi ve farklı bir sonuçla sonuçlandıysa da kimin silah sıktığı, kimin hangi noktada, hangi açıyla sıktığı, nereye nişan aldığına dair tespitler var. Kusurun ötesinde bir durum söz konusu” şeklinde konuştu.

    FAİLİN İDDİALARI 

    İstinafın Kurkut’u “saldırgan” olarak göstermesine tepki gösteren Çelebi, şunları söyledi:

    “Kemal Kurkut, bıçağı polise saldırıda kullanmamıştır. Polisin üzerine gelmemesi için bıçağı kendisine doğrultmuş, kendine zarar verme tehdidinde bulunmuştur. İstinaf Mahkemesi’nin belirttiği gibi polise bir saldırı söz konusu değildir. Evet, bir iki ifadede var, kim söylemiş bunu: Fail söylemiş bunu. Fail kendini kurtarma, silah kullanmayı meşru kılma adına kendisine saldırıldığını, kendisini patlatacağına dair beyanlarda bulunarak, silah kullanmayı hukuka uygun hale getirmeye çalışmış. Onun dışında bütün polisler verdiği ifadede, Kurkut’un elindeki bıçağı kendisine doğru salladığını söyledi. İstinaf Mahkemesi bunu görmek istememiştir. Bunu gördüğü anda çok farklı sonuçlar çıkacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu, set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla katledilmesini Soylu’ya sordu-VİDEO

    Kenanoğlu, set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla katledilmesini Soylu’ya sordu-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, polisin Çetin Kaya’yı katletmesini Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, “Çetin Kaya’nın polis kurşunu ile yere yatırılarak ensesinden vurulduğu iddiaları doğru ise son yıllarda artan bu tür vakaların önüne geçilmesi için polis eğitimleri gözden geçirilecek midir?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 29 Kasım 2021 tarihinde İstanbul Kadıköy/Göztepe’de set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla öldürülmesini Meclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Kenanoğlu, olaya ilişkin iddiaları İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu’ya sordu.

    Soru önergesinde şunlar kaydedildi:

    “29 Kasım 2021 tarihi akşamı İstanbul Kadıköy/Göztepe’de set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla vurulduğu iddia edilmektedir.

    Olayın yaşandığı akşam 22.00 sularında benzin istasyonu kameralarına yansıyan görüntülerde, Çetin Kaya’nın arabasını bir arabanın arkadan takip ettiği ve önüne kırdığı, görgü tanıklarına göre havaya ateş açılmadığı, tek kurşun sesinin duyulduğu, olayın 4-5 saniye içinde olduğu, Çetin Kaya’nın baş kısmından polis kurşunuyla öldürüldüğü kamuoyuna yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır.”

    UĞUR KURT, TAHİR ELÇİ HATIRLATMASI

    Uğur Kurt ve Tahir Elçi’nin katledilmesinde rol oynayanların halen görev başında oldukları hatırlatmasında bulanan Kenanoğlu, “Olayın basına yansıması ve kamuoyundan gelen tepkiler nedeniyle polis gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Ama benzeri olaylardan biliyoruz ki polisleri bu kadar rahat bir şekilde cinayet işlemeye sevk eden, bizzat cezasızlıkla ödüllendirilmeleridir. Uğur Kurt, Tahir Elçi katliamında olduğu gibi, polisler, yaptıkları katliama rağmen hâlen dahi görevlerinin başındadır. Bu katliamın bizzat sorumlusu, bu polislerin koruyucusu ve kollayıcısı olan iktidar ve suç işleri bakanlığıdır. Kaya ailesine başsağlığı dilerken katili ve katilin koruyucularını lanetliyorum. Bu olayın takipçisi olacağımızı da belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

    Ali Kenanoğlu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    * Çetin Kaya’nın yere yatırılıp ters kelepçe takılarak kafasından vurulduğu iddiaları doğru mudur?

    * Yaşanan olayda polis havaya uyarı ateşi açmış mıdır?

    * Yaşanan olayda polis dur ihtarında bulunmuş mudur?

    * Çetin Kaya hakkında yakalama veya soruşturma kararı var mıdır?

    * Olay anında Çetin Kaya’yı vuran polisin yanında bulunan şahıs kimdir?

    * Olayın yaşandığı cadde üzerinde mobese kameralarının devre dışı olduğu iddiaları doğru mudur?

    * Çetin Kaya vurulduktan sonra yerde yatarken polisin ilgilenmediği iddiaları doğru mudur?

    * Ambulansın geç geldiği iddiaları doğru mudur?

    * Çetin Kaya’nın polis kurşunu ile yere yatırılarak ensesinden vurulduğu iddiaları doğru ise son yıllarda artan bu tür vakaların önüne geçilmesi için polis eğitimleri gözden geçirilecek midir?

    * Bütün bu iddialar ile ilgili inceleme ve soruşturmaların akıbeti hakkında kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır?”

    PİRHA/ ANKARA

  • Dilek Doğan’ın dosyası AİHM’e taşınıyor

    Dilek Doğan’ın dosyası AİHM’e taşınıyor

    Dilek Doğan’ın polis tarafından evinde öldürülmesinin üzerinden 6 yıl geçti. Adaletin sağlanamadığını belirten Doğan ailesi, dosyayı AİHM’e taşıyacak.

    İstanbul Küçükarmutlu Mahallesi’nde yaşadığı eve 18 Ekim 2015 tarihinde, baskın düzenleyen ve ayakkabıyla içeri giren polislere “galoş giymeleri” uyarısında bulunan Dilek Doğan, polis kurşunuyla göğsünden vuruldu. 45 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra, 25 Ekim 2015’te, hayatını kaybetti.

    Doğan’ı katleden özel hareket polisi Y.M. hakkında “kasten öldürmenin ihmalli davranışla işlenmesi” ve “Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanmak” suçlarından 20 yıldan 26,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

    SADECE 45 GÜN KALACAK

    Davaya bakan İstanbul 12’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Mart 2017 tarihinde yaptığı karar duruşmasında polis memuru Y.M.’ye “iyi hal” indirimi yaparak “bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı.

    Yargıtay Başsavcılığı Doğan’ı katleden polis hakkında yapılan temyiz başvurusunu geçtiğimiz Temmuz ayında reddetti. Hala Yargıtay’da olan dosya onanırsa, fail polis yalnız 45 gün cezaevinde kalacak.

    Doğan ailesi katliamın üzerinden geçen 6 yılda “kasten öldürme” veya “olası kastla öldürme” suçundan yargılanmalarını istedikleri fail polisin, “iyi hal indirimi” yapılarak “bilinçli taksirle ölümüne neden olmak” suçundan cezaya çarptırılmasına tepkili.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Esra Solin Dal’a konuşan Dilek Doğan’ın ailesi, adaletin sağlanmadığını belirterek, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacaklarını söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Barış ve Oğuzhan’ın aileleri: Çocuklarımızı Alevi diye katlettiler

    Barış ve Oğuzhan’ın aileleri: Çocuklarımızı Alevi diye katlettiler

    12 Mart Platformu’nun düzenlediği ‘Adalet’ panelinde konuşan 2017 yılında polislerce katledilen Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un aileleri, çocuklarının Alevi oldukları için katledildiklerini söyledi

    12 Mart Platformu, 14 Nisan 2017 yılında polisler tarafından Gazi Barajı’nda katledilen Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un anısına Gazi Cemevi’nde “Adalet” konulu panel düzenledi. Panele Kerem ve Erkul’un ailelerinin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu’nun yanı sıra birçok sivil toplum örgütü yöneticisi katıldı. Panelin yapıldığı salona “Bahar yüzlü çocuklar. Gazi Barajı’nda katledilen Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un anısına” yazılı pankart asıldı.

    “ARAÇTAKİ SAZI SİLAHA BENZETTİK DEMİŞLERDİ”

    Dava avukatlarından Ümit Sisligül, katliamın tanıkları olduğunu belirterek, dava sürecinde cezasızlık politikası ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. Sisligül, “Polise giden ihbar sonrasında Gazi Barajı’na gitti. Ardından araçta bulunan kişilere tehdit ve hakaret ederek, araca ateş etmeye başlamış. Oğuzhan ve Kerem polis kurşunu ile katlediliyor ve diğer çocuklar da yaralanıyor. İki genci kaybettik. Davadan sonuç alacağımızı düşündük fakat düşündüğümüz gibi olmadı. Nisan ayında başlayan dava 5 ay sonra polislerin lehine döndü. Bütün delilleri yok edildi. Gaziosmanpaşa Adliyesi’nden Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne gönderildi. Bütün deliller kasten adam öldürmeyi gösterirken. Her zaman olduğu gibi polisler kollandı. Çok çaba sarf ettik. Ancak 3 kez heyet değişti. Duruşma savcısının bile talep ettiği cezanın altında ceza verildi. Mahkeme yine polislerin yargılandığı bir davada cezasızlık politikasını uyguladı. Polisler yine işlerinin başına döndü. ‘Araçtaki sazı silaha benzettik’ demişlerdi. Fakat olayın aslı dava sürecinde ortaya çıktı. Sonuç hukuksuzdu ve buna karşılık AYM’ye başvurduk ve sonuç alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “YAPILAN KATLİAMDI”

    Barış Kerem’in annesi Melike Taş, o gün çocuklarının şarkı ve türkü söylediğinin altını çizerek, “Bizim çocuklarımız 24 bin lira mı ediyor? Yapılan katliamdı. Bizim çocuklarımızın bedel 24 bin liraymış. 19 yaşındaki bir çocuğa 9 kurşun ne demek? Kaç çocuğun daha ölmesi gerekiyor ses çıkarmanız için” diye konuştu.

    “POLİSİN SALDIRGANLIĞI POLİTİK”

    Polis şiddetinin tavan yaptığını belirten HDP Milletvekili Musa Piroğlu, “Katliamlar dolu bir tarihimiz var. Kürdistan tarihi bunlara örülü. Son sürece damgasını vuran katliamlar gibi çocukların cenazesinin sokaklarda bekletildiği bir döneminin içerisinden geçiyoruz. Bütün eylemlerde polisler güç gösterisi yapıyor. Polislerin saldırganlığı politik seçime göre” diye belirtti.

    “ÇOCUKLARIMIZIN SUÇU NEYDİ”

    Son olarak söz alan Oğuzhan Erkul’un annesi Seyran Erkul da çocuklarının suçsuz yere katledildiğini belirterek, “Adalet yerini bulur dedik, fakat adalet bize öyle bir oyun oynadı ki ödül gibi ceza verdi. Suçumuz neydi? Vuruldukları yerde büyüdüler. Soruyorum ne suçu var? Benim oğlumun ne yaptı? Çocuklarımızın Suçu neydi? Bizim çiçeklerimiz soldurdular. 4 yıldır gecemiz gündüzümüz yok. Kızım ‘Abim neden gelmiyor’ diye soruyor, abin katledildi diyemiyorum. Baştakiler sağır ve dilsiz. Halk olunca sesleri çıkmıyor. Alevi diye katlettiler” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’un Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Kent Ormanı girişinde 14 Nisan 2017 tarihinde içerisinde bulundukları aracın polislerce taranması sonucu yaşları 15-18 arasında değişen 5 çocuktan Barış Kerem (18) ve Oğuzhan Erkul (18) hayatını kaybetmişti. Her iki gencin ölümüne neden olan polisler hakkında İstanbul 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın karar duruşması 5 Şubat’ta görüldü ve sanık polisler Erkan Ekmekçi, Zafer Sağlam, Davut Bakır ve Kenan Akıl’a ayrı ayrı “bilinçli taksir ile birden fazla kişinin ölümüne veya yaralanmasına neden olma” suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezaları verildi. Her bir sanık polis için 24 bin 300 TL para cezasına çeviren bu ceza da 24 taksite bölündü.

    (Yeni Yaşam)

     

  • Mahkeme Kemal Kurkut’un öldürülmesinde delil bulamadı

    Mahkeme Kemal Kurkut’un öldürülmesinde delil bulamadı

    Ulusal Kriminal Büro, Kriminal Polis Laboratuvarı ve kamera kayıtlarına rağmen mahkeme, polis memuru Yakup Ş.’nin üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’u öldürdüğüne dair delil bulamadı.

    Diyarbakır’da 2017 Newroz’unda üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’u “olası kastla öldürmekten” yargılanan polis memuru Yakup Ş.’ye verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin oy çokluğuyla verdiği beraat hükmünün gerekçeli kararında, üye hâkim Fatma Şeyda Polat Çalık muhalefet şerhi düştü.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, gerekçeli kararda, “cezalandırılmasına yeter nitelikte her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği” ileri sürüldü.

    ‘SANIK POLİSİN SİLAHINDAN ÇIKAN KURŞUNLA ÖLMEDİ’

    Kararda, Kemal Kurkut’un vücudunda 3 ateşli silah giriş-çıkış yarası tespit edildiği hatırlatılarak, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının raporuna atıf yapıldı. Raporda, Kurkut’un sol elindeki mermi nüvesinin sanık polis Yakup Ş.’nin silahından çıktığı, ancak Kurkut’un bu mermiyle değil göğsünün sol kafesinden giren mermiyle öldüğü belirtiliyor. Kurkut’un vücudundan ölümüne neden olan 9 milimetre çapında bir adet mermi çekirdeği deforme gömleğinin elde edildiği ifade ediliyor.

    Mahkemenin kararında, Kurkut’un vücudundaki 3 mermi giriş-çıkışı yaralanmasının “tek silahla mı birden çok silahla mı” gerçekleştiğinin tespit edilemediği belirtildi.

    Kararda, Kemal Kurkut’un “Hepinizi patlatacağım, yaklaşmayın ulan” dediği iddia edildi. Oysa, olay yerinde silahından çıkan 8 mermi kovanı bulunan polis memuru Onur M., Kurkut’un böyle bir ifadesini duymadığını söylemişti.

    ‘AYAKLARINA ATEŞ EDİLDİĞİ’ SAVUNMASI

    Mahkemenin gerekçeli kararında, “… şahsın defalarca uyarılmasına rağmen durmadığı ve sürekli hepinizi öldüreceğim şeklinde tehditler savurması göz önünde bulundurulduğunda şahsın terör örgütü mensubu olabileceği ve sansasyonel bir eylem yapabileceği değerlendirildiğinden şahsı durdurmak için bazı görevlilerce havaya uyarı atışı yapıldığı, şahsın aldırış etmediği ve kontrolsüz şekilde elinde bıçağı görevlilere doğru salladığı, saldırmaya devam etmesi ve basın protokol girişinin bulunduğu arama notasına doğru koşar adımlarla gitmesi üzerine telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilecek olası bir eylemin önüne geçmek maksadıyla olay yerinde bulunan bazı görevlilerce şahsı etkisiz hale getirecek ölçüde ayaklarına doğru silahla ateş edildiği…” ifadelerine yer verildi.

    ULUSAL KRİMİNAL’İN İLK RAPORU HATALI!

    Adli Tıp Kurumu’nun (ATK), Kurkut’un sol kolundan giren merminin kolu kat ederek vücuda girerek ölüme neden olmasının mümkün olduğu, ATK’nin Üst Kurul raporunda ise Kurkut’un yerden seken mermiyle öldürüldüğüne yönelik görüşüne işaret edilen gerekçeli kararda, Ulusal Kriminal Büro’nun Kurkut’un polis Yakup Ş. tarafından vurulduğu yönündeki ilk raporunun hatalı olduğu savunuldu.

    Kararda, “…15/10/2018 tarihli İstanbul ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ve 24/10/2019 tarihli İstanbul ATK Üçüncü Üst Kurulu raporları birlikte değerlendirildiğinde Ulusal Kriminal Büro tarafından düzenlenen ilk rapora itibar edilmediği, Ulusal Kriminal Büro tarafınca da düzenlenen ek raporda ilk raporun hatalı olduğunu açıkça sabit görülmekle…” denildi.

    YETERLİ DELİL BULUNAMADI

    Kararda, beraat hükmü şu şekilde gerekçelendirildi: “Her ne kadar olası kast ile kasten öldürme suçundan sanık Yakup Ş. hakkında kamu davası açılmış ise de; aşamalarda alınan raporlar, görüntü kayıtları, otopsi raporları ve ATK raporları doğrultusunda sanığın bu suçu işlediğini gösterir ve cezalandırılmasına yeter nitelikte her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden CMK’nın 223/2.e maddesi gereğince beraatine…”

    HEYETİN VİCDANİ KANAATİ!

    Mahkeme, ayrıca, polis ifadesinde 9 kez ateş ettiğini belirten Onur M. ve olay yerindeki diğer polisler hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunma kararı aldı.

    Üye Hâkim Fatma Şeyda Polat Çalık, karara muhalefet şerhi düştü. Çalık, şerhinde, sanık polis Yakup Ş.’nin “bilinçli taksirle cezalandırılması” gerektiğini belirtti. Sanık polisin eylem ile sonucu öngörmüş olması gerektiğine işaret eden Çalık, delilleri bütün olarak değerlendirerek, “Sanık tarafından mümkün ya da muhtemel olarak öngörülen neticenin kabullenilmesinin somut olayda söz konusu olmadığı, sanığın öngördüğü tipik neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güvenle hareket ettiği, bu kapsamda sanığın neticenin meydana gelmeyeceğine dair kendisine olan yersiz güveni neticesinde ölüm olayının vuku bulduğu…” şeklinde şerh koydu.

    Çalık, hâkimin somut delillerle bir değerlendirme yapabileceği, dosyada mübrez raporlar bu kadar açık iken katılan iddialarına da itibar edilemeyeceği kanaatinde olduğunu vurguladı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Samsun’da polisin başından vurduğu 17 yaşındaki genç hayatını kaybetti

    Samsun’da polisin başından vurduğu 17 yaşındaki genç hayatını kaybetti

    Samsun’un Atakum ilçesinde, komiser yardımcısının vurduğu 17 yaşındaki Yaşar Alperen Savaş hayatını kaybetti.

    23 Aralık günü yaşanan olayda iddialara göre, sürücü ehliyeti olmayan 17 yaşındaki Yaşar Alperen Savaş, polis kontrolüne girmeyerek aracıyla kaçtı. Polisin takip ederek yakaladığı 17 yaşındaki genç komiser yardımcısının ateş etmesi sonucu başından yaralandı. Savaş, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

    Komiser yardımcısının silahı iddiaya göre ‘kazara’ ateş aldı. Savaş’ı başından vurarak ağır yaraladı.

    Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Yaşar Alperen Savaş, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak dün gece hayatını kaybetti. Savaş’ın ehliyeti olmadığı için polis uygulamasından kaçtığı belirtildi.

    POLİS AÇIĞA ALINDI

    Öte yandan gözaltına alınan komiser yardımcısının sevk edildiği nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ve açığa alındığı bildirildi.

  • Gazi’de polisin öldürdüğü iki gencin davası ertelendi

    Gazi’de polisin öldürdüğü iki gencin davası ertelendi

    İstanbul Sultangazi’de polis tarafından ateş sonucu 2 gencin öldürülmesi; 3 gencin de yaralanmasına ilişkin davaya devam edildi. Duruşma görüntü ve video kayıtlarının beklenmesi için ertelendi.

    İstanbul Sultangazi’ye bağlı Gazi Mahallesinde Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un polis kurşunuyla öldürülmesi ve 3 kişinin yaralanmasına ilişkin davaya devam edildi. Çağlayan’da bulunan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya hayatını kaybeden Barış Kerem’in annesi Melike Altınışık, Oğuzhan Erkul’un annesi Seyran Erkul, ablası Figen Erkul, olayda ağır yaralan Ramazan Altürk’ün ailesi ve diğer müşteki aileleri ile avukatlar katıldı.

    Duruşmada söz alan Av. Meral Hanbayat, “8 Kasım 2018 tarihli ara kararda belirtilen maktullere ilişkin otopsi görüntülerinde hata mevcuttur. Görüntü ve videolar 2018 yılına ait. Doğru otopsi görüntülerinin gönderilmesi konusunda Adli Tıp Kurumuna yazı yazılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Sanık avukatı Tolga Yurdakul ise bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmak üzere mahkemeden süre talep etti.

    Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, maktullere ilişkin doğru görüntü ve video kayıtlarının gönderilmesi hususunda adli tıp kurumuna yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı 13 Şubat 2020 saat 09.30’a erteledi.

    NE OLMUŞTU?

    14 Nisan 2017’de İstanbul Sultangazi’de bulunan Gazi Kent Ormanından araçla çıkan 5 gence polis tarafından ateş açılmıştı. Kent Ormanı çıkışında “dur ihtarına uymadı” iddiasıyla polis aracından ateş açılması sonucu 2 genç hayatını kaybetmiş, 3 genç ise yaralanmıştı. Olayda yaralanan gençler, polise verdikleri ifadelerinde panikledikleri için durmadıklarını ve sonrasında ateş açıldığını belirtmişti.

  • Diyarbakır’da öldürülen gencin ailesi: Polis ‘yanlışlıka oldu’ dedi

    Diyarbakır’da öldürülen gencin ailesi: Polis ‘yanlışlıka oldu’ dedi

    PİRHA- Diyarbakır Sümerpark’ta sabah saat 04.00 sıralarında 20 yaşındaki Recep Hantaş vurularak öldürüldü. Ağabey Efe Hantaş, polisin “Operasyonda Recep yanlışlıkla vuruldu” dediğini anlattı.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Recep Hantaş, Sümerpark civarında sabah saat 04.00 sıralarında bir arkadaşıyla parkta otururken vuruldu. Hantaş gözünden, başından ve karnından vurularak hayatını kaybetti. Hantaş’ın cenazesi Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Olayla ilgili yetkililerden bir açıklama yapılmadı.

    MEZARLIĞA SADECE AİLE ALINDI

    Olay yerinde yaşamını yitiren Hantaş’ın cenazesi Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Öğle saatlerinde polis eşliğinde hastanede alınan Hantaş’ın cenazesi yine polis ablukası altında Yeniköy Mezarlığı’na defnedildi. Aile bireyleri dışında hiç kimsenin almadığı mezarlığın tüm girişleri polis tarafından kapatıldı. Hantaş’ın yanındaki arkadaşının gözaltına alındığı öğrenildi ancak kimliği açıklanmadı.

    “İNANDIRICI DEĞİL”
    Polislerin araması üzerine Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne gittiklerini anlatan ağabey Hantaş, hastaneye gitmelerine rağmen kimsenin kendilerine bilgi vermediğini ifade etti. Israrlı bekleyişlerinin ardından hastaneden bir doktorun yanlarına geldiğini vurgulayan Hantaş, doktorun kendilerine “Başınız sağ olsun Recep hayatını kaybetti” dediği belirtti.
    Bunun üzerine kardeşinin durumuna ilişkin yanlarına gittikleri polisten bilgi almaya çalıştıklarını ifade eden abi Hantaş, ancak polisin uzun bir süre kendilerine bilgi vermediğini kaydetti. Israrlı soruları sonucu polisin kendilerine “kardeşiniz arama listesinde olan biriyle görüştüğünü, operasyon yaptıklarını ve Recep’in burada yanlışlıkla öldürüldüğünü” söylediğini anlatan ağabey Hantaş, “Ancak, bu bize hiç inandırıcı gelmedi” dedi.
    “POLİSLER ÇOK TEDİRGİNDİ”
    Hastanedeki polislerin cenazenin bir an önce alınıp defnetmeleri dayatmasında bulunduğunu anlatan ağabey Hantaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizler daha olayın şokundayken, yanımıza gelen polisler, cenazeyi morgdan hemen alıp mezarlığa götürmemizi istedi. Polisler çok tedirgindi. Kardeşimin cenazesini alıp Yeniköy Mezarlığına gittiğimizde mezarlığın abluka altına alındığını gördük. Mezarlığın tüm kapıların önüne zırhlı araçlar konuşlandırılarak geçişlere kapatılmıştı. Bizim haricimizde kimseyi mezarlığa almadılar. Cenazenin dini vecibeleri yapılırken polisler bize sık sık ‘acele edin kalabalık olmadan bir an önce defnedin’ baskısı yaptı. Cenazeyi polis ablukasında alelacele bir şekilde defnetmek zorunda kaldık.”
    “RECEP DAHA ÖNCE TEHDİT EDİLDİ”
    Kardeşinin daha önce polisler tarafından tehdit edildiğini vurgulayan Hantaş,”  Recep bana polislerin GBT’sini yaparken kendisine ‘terörist’ dediklerini ve bu duruma itiraz edince ise tehdit edildiğini söylemişti. Bundan dolayı ne bir çatışmaya ne de ‘yanlışlıkla vuruldu’ beyanlarına inanırım” diyerek, tepkisin dile getirdi.
    Polisin anlattıklarına inanmadıklarını ve olayın tek tanığının ise gözaltında olduğuna dikkat çeken Hantaş, Adli Tıp’tan gelecek raporu beklediklerini söyledi. Ağabey Hantaş, raporun ellerine ulaşmasıyla birlikte Diyarbakır Cumhuriyet  Başsavcılığına giderek suç duyurusunda bulunacaklarını dile getirdi.  (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Uğur Kurt, katledilişinin 4. yılında Okmeydanı Cemevi’nde anıldı-VİDEO

    Uğur Kurt, katledilişinin 4. yılında Okmeydanı Cemevi’nde anıldı-VİDEO

    PİRHA – Polis kurşunuyla vurulan Uğur Kurt, vurulduğu yerde, Okmeydanı Cemevi bahçesinde sevenleri tarafından anıldı. Anmada konuşan Okmeydanı Cemevi sekreteri Turan Çerikçi, “Türkiye, bir canın bedelini 12 bin TL olarak belirlemiştir” diyerek tepki gösterdi. 

    Uğur Kurt, 22 Mayıs 2014 tarihinde bir yakının cenazesine katılmak için gittiği İstanbul Okmeydanı Cemevi bahçesinde polis kurşunuyla vurularak hayatını kaybetti.

    Uğur Kurt, katledilişinin 4. yılında Okmeydanı Cemevi’nde sevenleri tarafından anıldı. Anmaya, Kurt’un yakınları, Okmeydanı Cemevi yöneticileri, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yöneticileri, PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, Pir Haber Ajansı Haber Müdürü Turabi Kişin, CHP Beyoğlu Gençlik Kolları Başkanı Atakan Taşbilek ve Sultangazi Kadın Kolları Başkanı Sennur Sarıbudak ve çok sayıda kişi katıldı.

    BABA KANSERDEN HAKKA YÜRÜDÜ, ANNESİ KANSERLE MÜCADELE EDİYOR

    Cemevi bahçesine konulan masaya Uğur Kurt’un fotoğrafı ve kırmızı karanfiler bırakıldı. Açıklamayı HBVAKV Okmeydanı Cemevi Sekreteri Turan Çerikçi yaptı. Çerikçi, Uğur Kurt’un 2014 tarihinde polis kurşunuyla katledildiğini belirterek, “Bu katliamla sadece Uğur Kurt öldürülmedi, onunla birlikte ailesi, annesi ve babası da katledildi” dedi.
    Çerikçi, Uğur Kurt’un Babası Kemal Kurt’un kısa bir süre önce hakka yürüdüğünü ve annesi Gülnaz Kurt’un da kanserle mücadele ettiğini söyledi.

    “BU TÜR KATLİAMLARA KARŞI BİRLİKTE OLMALIYIZ”

    Alevilerin yaşadığı yerlerde bilinçli, sürekli ve sistemli bir yok etme politikasının uygulandığını belirten Turan Çerikçi, inkarcı ve asimile edici, yok sayma temeline dayalı bir siyasetin güdüldüğünü söyledi.

    Çerikçi, tüm kamuoyuna çağrıda bulunarak, “Sadece Aleviler değil, ülkemizin duyarlı kesimleri, demokrat ve aydın kesimleri bu tür katliamlara karşı duyarlı bir birliktelik sağlamak zorunda” dedi.

    Türkiye’de yargının siyasetin oyuncağı haline getirildiğini belirten Turan Çerikçi, evrensel hukuk kurallarına göre bağımsız olması gereken yargı ne yazık ki bir canın bedelini 12 bin TL olarak belirlemiştir. Bu da bizleri daha çok yaralıyor” şeklinde konuştu.

    Çerikçi, son olarak bu tür katliamların asla unutulmayacağını belirtti. (HABER MERKEZİ)

  • Berkin Elvan davasının 4. duruşması başladı

    Berkin Elvan davasının 4. duruşması başladı

    PIRHA- Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda başına isabet eden gaz kapsülü nedeniyle hayatını kaybeden Berkin Elvan davasının 4. duruşması Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye devam ediyor.

    Gezi eylemleri sırasında Okmeydanı’nda gaz kapsülünün başına isabet etmesiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan davasının 4. duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye devam ediyor.

    Davayı takip etmeye ailesinin yanı sıra ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, CHP Milletvekili Hilmi Yarayıcı, sanatçı Mehmet Ekici ve bir çok yurttaş adliyede hazır bulundu.

    14 YAŞINDA 15 KILOYLA HAYATINI KAYBETTİ

    269 gün hastanede yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan 14 yaşında 15 kiloda hayatını kaybetti.

  • Dilek Doğan’ı öldüren polisin 6 yıl 3 aylık cezası onandı

    Dilek Doğan’ı öldüren polisin 6 yıl 3 aylık cezası onandı

    İstanbul Küçükarmutlu’da, evinde Dilek Doğan’ı öldüren polisin cezası onandı.

    İstinaf Mahkemesi, Sarıyer’de Dilek Doğan’ın ölümüne neden olan merminin çıktığı silahın sahibi olan özel harekat polisi Y.M.’nin “Bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçundan aldığı 6 yıl 3 aylık hapis cezasını onadı.

    İstinaf Mahkemesi, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin özel harekat polisi Y.M.’ye, “Bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçundan verdiği 6 yıl 3 aylık hapis cezasını usul ve yasaya uygun buldu.

    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, istinaf başvurularını değerlendirmek üzere geçtiğimiz hafta toplandı. Daire, dosya üzerinde yaptığı incelemede yerel mahkeme kararını usul ve yasaya uygun bularak tarafların istinaf başvurularının esastan reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına hükmetti.

    NE OLMUŞTU?

    Dilek Doğan’ın öldüren özel harekat polisi Y.M. hakkında, “Kasten öldürmenin ihmalli davranışla işlenmesi” ve “Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanmak” suçlarından 20 yıldan 26.5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davaya bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Mart 2017 tarihinde yaptığı karar duruşmasında polis memuru Y.M.’yi, “Bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırmıştı.