Etiket: polis saldırısı

  • Kenya’da vergi protestosu: Meclis binası yakıldı, çok sayıda ölü var

    Kenya’da vergi protestosu: Meclis binası yakıldı, çok sayıda ölü var

    PİRHA- Kenya’da vergi zammı öngören tasarıya karşı protestolarda parlamento binası ateşe verildi. Polis kitleye ateş açtı, çok sayıda ölü olduğu bildirildi.

    Kenya’da birçok ürüne vergi zammı getiren hükümet paketine karşı rpotestolara polisin saldırısı sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

    Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, başkent Nairobi’de Meclis binasına girmeye çalışan protestoculara polis saldırdı.

    Çok sayıda ölü ve yaralı olduğu bildirildi.

    Ellerinde bayrak ve afişlerle yürüyen kitle ana caddeleri trafiğe kapatıp, meclis bahçesine girerek bazı araçları ateşe verdi. Polis kitleye saldırarak meclis bölgesinden çıkardı, meclis çevresi ablukaya alındı.

    Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu protesto eylemleri, yüzden fazla gözaltına ve 1 kişinin polis tarafından vurularak öldürülmesine rağmen 18 Haziran’dan bu yana ülkenin farklı şehirlerinde devam ediyor. Eylemlerde yüzlerce kişi, “Köle olmayacağız” ve “2024 Finans Tasarısı’nı reddediyoruz” yazılı pankartlar taşıyor. Eylemlerin hedefinde ise vergi zammının mimarı Kenya Devlet Başkanı William Ruto var. Ruto geçtiğimiz haftalarda ziyaret ettiği ABD ile yeni anlaşmalar imzalamıştı. ABD protestolar devam ederken Kenya’yı “NATO üyesi olmayan müttefik” ilan etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • 1 Mayıs’ta polis işkencesi: Partizan okurunun parmağı çatladı

    1 Mayıs’ta polis işkencesi: Partizan okurunun parmağı çatladı

    PİRHA – İstanbul’da Partizan okuru İbrahim Hakkı Eren’in gözaltına alınırken polis işkencesinde parmağı çatladı.

    1 Mayıs’ta Taksim’e yürümek üzere Saraçhane’de buluşan Partizan’a yönelik gerçekleşen polis saldırısında 17 kişi işkenceyle gözaltına alınmıştı. Polis işkencesi sonucu Partizan okuru İbrahim Hakkı Eren’in parmağı çatladı, çatlak nedeniyle eli alçıya alındı.

    Ayrıca birçok Partizan okurunun vücudunda işkence nedeniyle morluklar oluştuğu öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Eğitim-Sen’lilere polis saldırısına AİHM’den ‘Hak ihlali ve tazminat ödenmesi’ kararı

    Eğitim-Sen’lilere polis saldırısına AİHM’den ‘Hak ihlali ve tazminat ödenmesi’ kararı

    PİRHA – Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) 2009 yılında toplu sözleşme müzakereleri ile ilgili olarak yapmak istediği basın açıklamasına yönelik polis saldırısına AİHM’den “Hak ihlali ve tazminat ödenmesi” kararı çıktı.

    Eğitim Sen’in 5 Haziran 2009’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapmak istediği basın açıklamasına yönelik polis saldırısına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden “Hak ihlali” kararı çıktı.

    YURTTAŞI KÖR EDEN COP DARBESİ SUÇ GÖRÜLMEMİŞTİ!

    Eğitim Sen üye ve yöneticileri, 2009 yılında Sıhhıye’de toplanarak Bakanlığa gitmek isterken kortejin önü kesilmiş ve emniyet güçleri sendika yönetici ve temsilcilerinin üzerine cop, tazyikli su ve gaz bombalarıyla saldırmıştı. Bu müdahale sırasında, cop darbeleri gözüne isabet eden Eğitim Sen üyesi Dengiz Sönmez, sağ gözünün görme yetisini %80 oranında yitirmişti. Dönemin Merkez Yürütme Kurulu üyeleri Zübeyde Kılıç Öztürk, Sayım Gültekin, Mustafa Ecevit ve üyelerden Alper Öztürk de aldıkları cop darbeleriyle yaralanmıştı.

    Dönemin Ankara Emniyet Müdürü, Güvenlik Şube Müdürü, Çevik Kuvvet Şube Müdürü ve yaralamaya sebebiyet veren polis memurları hakkında Eğitim Sen’in yaptığı suç duyurusunun sonuçsuz kalması üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılmıştı. AİHM, Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun da (ETUC) müdahil olarak takip ettiği başvuru sonucunda, 30 Ağustos 2022 tarihli kararı ile Sözleşmenin 3. ve 11. maddelerinin ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme ayrıca başvuruculardan Dengiz Sönmez’e 26.000, diğer başvuruculara 6.500 Euro tazminat ödenmesine hükmetti.

    PİRHA/ANKARA

  • Mahkemeden, Ali İsmail Korkmaz davasında sanık polise ‘basit yaralamadan’ ceza!

    Mahkemeden, Ali İsmail Korkmaz davasında sanık polise ‘basit yaralamadan’ ceza!

    Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görülen Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesiyle ilgili davada karar açıklandı. Buna göre polis Hüseyin Engin’e tekrar ‘kasten basit yaralama’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, hükmün açıklanmasının da geri bırakılmaması kararını verdi.

    Eskişehir’de 2013 yılında Gezi Direnişi sırasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın ailesinin Anayasaya Mahkemesine (AYM) yaptığı başvuru sonucunda polis Hüseyin Engin, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Sanık polis Hüseyin Engin hakkında “kasten basit yaralama” suçunda 7 ay 15 gün hapis cezası verildi.

    Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görülen Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesiyle ilgili davada karar açıklandı. Buna göre polis memuru Hüseyin Engin’e tekrar ‘kasten basit yaralama’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, hükmün açıklanmasının da geri bırakılmaması kararını verdi.

    Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinde sabah saatlerinde başlayan duruşmada, savcı mütalaasını sundu. Savcı, mütaalasında sanık polise kasten yaralama suçundan ceza verilmesini talep etti.

    AVUKATLAR ‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇTAN’ CEZA TALEP ETTİ

    Avukat Ayhan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda eziyetin geniş yorumlanması ve sanığın insanlığa karşı suçtan cezalandırılmasını talep etti.

    Mahkeme insanlığa karşı işlenmiş suç talebini reddetti.

    BASİT YARALAMADAN CEZA

    Kararını açıklayan mahkeme, sanık polis Hüseyin Engin hakkında “kasten basit yaralama” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Ayrıca bu hüküm ertelenmeyerek sanık hakkında 5 ay süreyle hak yoksunluğu kararı verildi.

    Korkmaz ailesinin avukatları, Yargıtay yolu açık olan bu kararı temyiz edeceklerini bildirdi.

    “DAVA DEVAM EDECEK, FAİLLER CEZASIZ KALMAYACAK”

    Adliye çıkışında “basit yaralamadan” verilen cezaya tepkilerini dile getiren Anne Emel Korkmaz, “Dövülerek öldürülen bir gencin sanığına 7 ay 15 gün ceza verilmesi kabul edilebilir değil. Mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.

    Daha sonra Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi ve avukatları Kayseri Baro Başkanlığı önünde basın açıklaması yaptı.

    Aile avukatı Ayhan Erdoğan, “Bu dava halen devam etmektedir. Çünkü verilen cezalar hukuken sanıkların cezalandırılması gereken oran ve maddelere ters düşmektedir. Örneğin AYM’nin tespitine dayanan sanık Hüseyin Engin’in eziyet suçundan cezalandırılmasını uygulamak yerine mahkeme eski kararı uyguladı. Benim güvenlik güçlerine önerim anayasal haklarını kullanan insanların karşısından iktidarın anayasaya aykırı emirlerini uygulama konumunda kendilerini bırakmamalarıdır. Bu yargılama aynı zamanda güvenlik güçlerine bir uyarı niteliğindedir. Bugün bu davada hüküm kesinleşti. Bizim hukukumuzda buna yer olmamasına rağmen 10 yıl sonra siyasal iktidarın ağır ithamları ve ağıza alınmayacak dilleriyle Gezi sürecine katılanların suçlaması sonrasında yeniden yargılandı ve mahkum edildi. Bu hukukta bir skandaldır. Hiçbir fail cezasız kalmayacak ve biz bitti demeden bu dava bitmeyecek” dedi.

    “ADALETİ SAVUNMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Ali İsmail Korkmaz’ın abisi Gürkan Korkmaz ise adalet vurgusu yaparak, şunları kaydetti:

    “Ali İsmail toprağın altında ama düştüğü yerde çoğalarak mücadeleyi arttırıyor. Binlerce bedende binlerce isimde onun adını yaşatıyoruz. Biz de yaşadığımız sürece, nefes aldığımız sürece adaleti savunmak için mücadelemizi devam ettireceğiz. Hak ihlaline uğramış ve uğramaya muhtemel kişilerin hakkını savunmak için Ali İsmail davası simgeseldir ve toplumun davasıdır. Bu yüzden hakkımızı alana kadar mücadelemizi bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

    Ailenin geçtiğimiz süreçte AYM’ye yaptığı başvuru sonucunda ihlal kararı verilmiş, polis Hüseyin Engin’in de yargılanmasına ve Ali İsmail Korkmaz’ın ailesine 67 bin 500 lira tazminat ödenmesine oy birliği ile karar verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fransa Başkonsolosluğu önündeki katliam protestosuna polis müdahale etti

    Fransa Başkonsolosluğu önündeki katliam protestosuna polis müdahale etti

    PİRHA- Fransa Başkonsolosluğu önünde Paris’teki silahlı saldırıyı protesto etmek isteyen sanatçı ve siyasetçilere polis müdahale etti. 14 kişinin gözaltına alındığının belirtildiği müdahalede, sanatçı ve siyasetçiler darp edilerek ve ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kültür ve Sanat Meclisi, Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilen silahlı saldırıyı protesto etti.

    Taksim’de bulunan Fransa Başkonsolosluğu önünde yapılmak istenen eyleme polis izin vermeyerek sert müdahalede bulundu.

    Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV),  Gölge Kültür Sanat Merkezi (GKSM) üyeleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu’nun yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisinin içinde olduğu kitlenin önü polis tarafından kesildi. Kitleyi ablukaya alan polisler, haber takibi yapan gazetecileri de engelledi.

    Müdahaleye tepki gösteren kitle, eylemi yapmakta ısrar edince sanatçı ve siyasetçilerin aralarında bulunduğu 14 kişi ters kelepçelenerek gözaltına alındı.

    “KATİLLER SOKAKLARDA DOLAŞIYOR, PROTESTO EDENLER GÖZALTINA ALINIYOR”

    Çok sayıda kişinin gözaltına alınmasının ardından polis saldırısına tepki göstererek açıklama yapan HDP Milletvekili Musa Piroğlu, “Eylemin engellenmesi Fransa’da katliam yapan kişinin serbest bırakılması ile eş değerdir. Dünyanın her yerinde iktidarlar aynı şeyi yapıyor. Katiller sokaklarda dolaşıyor, katliam yapılıyor. Ancak bu katliamları protesto etmek yasaklanıyor. Fransa hükümeti katliamın faillerini açığa çıkarmadığı sürece bilsin ki suçludur. Bu açıklamalara da engel olan polis ve bu iktidar, bu katliamın suç ortağı ve faillerin arkasındaki güçtür. Eğer katillerle hesaplaşma olmazsa katliam devam eder. Biz bu katliamların karşısında yılmadık, yılmayacağız. Eninde sonunda onlarla yargı önünde hesaplaşacağız” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘İktidar seçime sadece kendi sesinin aktarıldığı bir medya ile gitmek istiyor’

    ‘İktidar seçime sadece kendi sesinin aktarıldığı bir medya ile gitmek istiyor’

    PİRHA- Sahada haber takibi yapan gazetecilere yönelik polislerin engellemesi, saldırısı ve baskısı artıyor. Gazeteci meslek örgütü temsilcileri, “Gazeteciler özellikle sahada çalışırken çok ciddi zorluklar yaşıyorlar. İktidar kendi gerçekliğini gizlemek için sokakta dile getirilen eleştirileri, hakları, talepleri saldırılarla bastırmak ve bu durumun kayıt altına alınmasını da önlemek istiyor” dedi.

    Sahada haber takibi yapan gazetecilere yönelik polislerin engellemesi, saldırısı ve baskısı her geçen gün artarak devam ediyor.

    Son birkaç gün içerisinde yaşanan dört olayda gazeteciler, polis tarafından keyfi biçimde engellenerek taciz ve tehdide maruz kaldı.

    Van’da haber takibi yapmak isteyen gazetecilere polis silah çekerken, Ankara’da adliyedeki basın odasını basan polisler gazetecilerin haber yapmaması için tehdit etti. İstanbul’da ise Beykoz’daki yıkımları görüntülemek isteyen gazeteciler polisler tarafından darp edilirken, bir kadın gazeteci polis tarafından fiziki tacize uğradı.

    Gazetecilerin yaşadıkları saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuşan meslek örgütü temsilcileri, duruma tepki göstererek dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

    “GAZETECİLER ENGELLENİYORDU AMA ARTIK BU DURUM ŞİDDET BOYUTUNA ULAŞTI”

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, polisin son dönemde gazetecilere yönelik saldırılarında ciddi bir artış olduğunu ifade ederek, “Neredeyse her gün bir kentten gazetecilere yönelik bir saldırı, taciz, engelleme olayı duyuyoruz. Özellikle toplumsal eylemlerde gazetecilerin görüntü almasını, haber yapmasını engelleme durumu son birkaç yıldır yaşanıyordu ancak bu artık gitgide şiddet boyutuna ulaştı. Gazeteciler ne yazık ki darp ediliyor, gözaltına alınıyor, tehdide, hakarete maruz kalıyorlar” dedi.

    Son olarak Van’da silah çekmeye kadar işin boyutu uzadığını vurgulayan Müftüoğlu, saldırıların kabul edilemez olduğunu söyledi.

    “İKTİDAR HER KESİME SALDIRIYOR VE BUNUN KAYIT ALTINA ALINMASINI İSTEMİYOR”

    Gazetecilere mesleklerini yaptırmamaya yönelik bir tutum söz konusu olduğunun altını çizen ve saldırıya maruz kalana gazetecilerin derneklerine yaptıkları başvurularda ciddi bir artış olduğunu söyleyen Müftüoğlu, “Gazeteciler özellikle sahada çalışırken çok ciddi zorluklar yaşıyorlar. İktidar kendi gerçekliğini gizlemek için sokakta dile getirilen eleştirileri, hakları, talepleri saldırılarla bastırmak istiyor, engellemek istiyor. Bu durumun kayıt altına alınmasını da önlemek istiyor ve bundan dolayı da gazetecilere yönelik bir engelleme yaşanıyor” diye konuştu.

    “TÜM BUNLARA RAĞMEN DİRENEN GAZETECİLER VAR”

    2016 yılındaki OHAL’le birlikte baskının her geçen gün arttığını ifade eden Müftüoğlu, “Tüm bunlara rağmen direnen gazeteciler var. Bir şekilde kendilerine alternatif mecralar yaratıp, düşüncelerini söylemeye çalışan, ülkedeki gerçeklikleri kamuoyuna, dünyaya yansıtmaya çalışan gazeteciler var. İktidar bu duruma da tahammül edemiyor ve tamamen susturmaya yönelik hamleler yapıyor. Yaşanan saldırılarda bu hamlelerin bir parçası” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDARIN KOLTUĞU SALLANIRKEN GAZETECİLERİ HEDEFLEDİĞİ GÖRÜLÜYOR”

    Gazetecilerin tutuklandığını, yaptıkları haberlerle ilgili haklarında soruşturmalar, davalar açıldığını anımsatan Müftüoğlu, şunları aktardı:

    “En son Diyarbakır’da 20’si gazeteci 22 kişi gözaltına alındı. Ve bu kişilerden 16’sı tutuklandı. 3 aya yaklaştık ve hala iddianameleri hazır değil. Ne ile suçlandıklarını bilmiyoruz ama hakimlik ve savcılık soruşturmalarında gördük ki, yaptıkları gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanıyorlar. İktidarın koltuğu sallanırken gazetecileri hedeflediği görülüyor. Seçimlere yaklaştıkça şiddetin ve şiddetin varacağı boyutun daha da artacağını düşünüyorum.

    Gazeteciler sorgusuz sualsiz ortak bir tepki ortaya koymalı. Bu tür durumlara karşı biz dernek olarak ortak bir tavır geliştirme konusunda çalışmalar yapıyoruz. Gazetecilerin örgütlenmesini, dayanışmasını sağlamaya çalışıyoruz. Ancak bu bizimle sınırlı bir durum değil. Tüm meslek örgütleri aynı ölçüde tepki vermeli. Amasız fakatsız bir araya gelmeliyiz. Van’da yaşanan olaya karşı İstanbul’da bugün gazeteciler sokağa çıkmıyorsa, bu bir eksikliktir. Mücadeleyi büyütmeye ihtiyacımız var. Halkın da haber alma hakkını savunması gerekiyor. Bu doğrultuda gazetecileri desteklemeliler.”

    “İKTİDAR SEÇİME GİDERSE SADECE KENDİ SESİNİN AKTARILDIĞI BİR MEDYA İLE GİTMEK İSTİYOR”

    DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ise, neredeyse her toplumsal olayda gazetecilerin hedef haline geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

    “İş artık gazeteciye silah çekmeye, hatta kaybetmekle tehdit etmeye kadar vardı. Bunun birçok nedeni var. Türkiye’de cezasızlık, hukuksuzluk, yöneticililerin keyfi olarak  tutumları ve önüne geleni terörist olarak, suçlu olarak  nitelendirmek bir kural haline geldi. Seçime giderken de bu baskıların daha çok artmasından da endişe ediyorum. Çünkü güvenlik güçleri sokakta uyguladığı şiddetin kamuoyu tarafından görülmesini istemiyor. Bunun için gazetecileri son olaylarda olduğu gibi hedef haline getiriyor. İktidar seçime giderse sadece kendi sesinin aktarıldığı bir medya ile gitmek istiyor. Bunun için de kendisinden olmayan, kendisine biat etmeyen her medya organına ve gazeteciye baskı uygulamayı sürdürüyor.

    “SORUN DEMOKRASİ SORUNUDUR, HALKIN HABER ALMA HAKKINA SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Bizim meslek örgütleri olarak elimizden geleni yapıyoruz. Bu duruma karşı mahkemelere gidiyoruz veya sokak gösterileri düzenliyoruz vs. Ama bu sorun sadece gazetecilerin sorunu değil. Bu sorun bir demokrasi sorunu. Halkın haber alma hakkını sağlayacak olan gazetecilerdir. Gazeteciler Türkiye’de bu kadar büyük bir  baskıya rağmen büyük bir cesaretle görevlerini yapmaya devam ediyorlar. Önemli olan halkın kendi haber alma hakkına sahip çıkmasıdır. Yani toplumun demokrasiye, basın ve ifade özgürlüğüne sahip çıkması gerekiyor. Yoksa gazeteciler, meslek örgütleri zaten elinden geleni yapıyor. Önemli olan toplumun ve demokrasi güçlerinin buna birlikte itiraz edip, demokrasinin kalitesini yükseltmeye çalışmasıdır.”

    “TÜRKİYE’DE YAŞANANLAR, OLUP BİTENLER HALKTAN GİZLENMEK İSTENİYOR”

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, son bir haftaya bile bakıldığında Türkiye’de önümüzdeki süreçte gazetecilere yönelik baskıların artacağının işaretlerinin görüldüğünü söyledi.

    Türkiye’nin bir seçim sürecine girdiğini ve iktidarın toplumdan bazı gerçekleri gizlemek istediğine değinen Durmuş, “Bu nedenle de gazeteciler engelleniyor. Son birkaç günde İstanbul’da Beykoz’da yıkım sırasında gazetecilerin saldırıya uğraması, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde gazetecilerin saldırıya uğraması, Van’da haber takibi yapan gazetecilerin saldırıya uğraması gibi olaylar yaşadık. Buralarda gazetecilerin haber izlemesi engellenmek istendi. Orada yaşananların kamuoyuna aktarılmasının önüne geçilmek istendi. Türkiye’de yaşananlar, olup bitenler halktan gizlenmek isteniyor. Halkın haber almasının önüne geçilmek isteniyor” ifadelerini kullandı.

    “GAZETECİLER ALANDA BİRLİKTE HAREKET EDİP SALDIRILARI PÜSKÜRTMELİ”

    Tüm bu saldırılara karşı gazetecilerin iki yol izleyebileceğini söyleyen Durmuş, şunları katardı:

    “Birincisi özellikle alanda çalışan gazetecilerin dayanışma içerisinde olması, birlikte hareket etmesi, polisin herhangi bir gazeteciye yönelik müdahalesinde diğer meslektaşlarının da onunla dayanışma göstermesi ve o saldırıyı püskürtmesi gerekiyor. Biz gazeteciler olarak alanda dayanıştığımız oranda saldırılarda azalacaktır diye düşünüyorum.

    İkincisi ise Türkiye’deki gazetecilerin meslek örgütleri, sendikaları, cemiyetleri, dernekleri onların toplu bir şekilde bu saldırılara karşı ses yükseltmesi gerekiyor. Biz sendika olarak meslektaşlarımıza yönelik bir saldırı gerçekleştiğinde, bir müdahale olduğunda buna karşı açıklamalar, eylemler yapıyoruz, suç duyurularında bulunuyoruz ama tek başına bir sendikanın çözebileceği bir sorun değil. Gazetecilerin yan yana gelip dayanışması ile birlikte, meslek örgütlerinin birlikteliğiyle hareket etmesi ve haber takibi sırasında saldırıya uğrayan gazetecilerle güçlü bir dayanışma gösterilmesi gerekiyor.”

    “SALDIRILARI YAPAN KAMU GÖREVLİLERİ HAKLARINDA İŞLEM YAPILMALI”

    Bu saldırı talimatlarını veren kamu görevlilerinin görevlerinden el çektirilmeleri gerektiğini vurgulayan Durmuş son olarak, “Bunun için bir girişimde bulunulması gerekiyor. Çünkü gazeteci topluma haber ulaştırmak dışında bir şey yapmıyor. Dolayısıyla orada o talimatları veren emniyet müdürlerinin, polis amirlerinin her kimse görevden el çektirilmesi gerekiyor, yargılanmaları gerekiyor. Toplumun haber alma hakkını engelliyorlar. Sadece gazeteciyi darp etmiyorlar. Buradan sizin aracılığınızla İçişleri Bakanlığı’na da seslenmek istiyorum, son bir haftada gazetecilere yönelik yapılan saldırılarda bulunan kamu görevlilerinin derhal görevden alınması ve haklarında soruşturma başlatılması gerekiyor” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU-Berivan KELEŞ/ANKARA

  • Van’da gazetecilere silah çeken polisler, Ankara’da odalarını basıp tehdit etti-VİDEO

    Van’da gazetecilere silah çeken polisler, Ankara’da odalarını basıp tehdit etti-VİDEO

    PİRHA- Sahada haber takibi yapan gazetecilere yönelik polislerin engellemesi, saldırısı ve baskısı artıyor. İki günde gerçekleşen 4 olayda gazeteciler keyfi biçimde engellenerek, darp, tehdit ve tacize maruz kaldı.

    Sahada haber takibi yapan gazetecilere yönelik polislerin engellemesi, saldırısı ve baskısı her geçen gün artarak devam ediyor.

    Son iki günde yaşanan dört olayda gazeteciler, polis tarafından keyfi biçimde engellenerek taciz ve tehdide maruz kaldı.

    POLİSTEN GAZETECİYE: SENİ VURURUM, KİMSE BULAMAZ

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Van’da gerçekleştirdiği 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi sonrasında ise yürüyüşe geçen kitleyi takip eden gazeteciler, polisler tarafından darp edildi.

    Bianet’te yer alan habere göre polisler, kitleyi takip eden gazetecilerden Mesut Bağcı’yı yere yatırarak, darp etti ve kamerasını kırdı.

    Kendisini TEM Şube’den olarak tanıtan bir sivil polis ise, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Berivan Kutlu ile JİNNEWS muhabiri Zelal Tunç’u ölümle tehdit etti. Polis, gazetecilere ‘Seni vururum, kimse seni bulamaz’ dedi.

    Aynı polis, JİNNEWS muhabiri Elfazi Toral’a da silah çekti. Söz konusu anlar diğer gazetecilerin görüntülerine yansıdı. Polisler aynı zamanda sık sık gazetecilerin görüntü almasını engelleyerek, kameralarını kırmaya çalıştı.

    Emniyet Müdürlüğü’nden bazı polislerin, kentteki kimi gazetecileri aradığı ve konuya dair herhangi bir görüntünün servis edilmemesi yönünde tehdit ettiği de öğrenildi.

    Ekipmanları kırılan, darp edilen ve ölümle tehdit edilen gazeteciler, İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi üzerinden suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

    İSTANBUL’DA SİVİL POLİS KADIN GAZETECİYİ TACİZ ETTİ

    Dün İstanbul’daki 1 Eylül Dünya Barış Günü eyleminde ise, bir polis Bianet muhabiri Tuğçe Yılmaz’a fiziki tacizde bulundu. Sivil polisin tacizine uğrayan Bianet muhabiri Tuğçe Yılmaz yaşadıklarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Arbede ile olmuş, yanlışlıkla olmuş bir şey değil. Sivil polis kasten, doğruca göğsümü sıktı” derken, “Haber izlemeye gittiğim etkinlikte yalnızca tacize uğramakla kalmadım, haberimi de geçemedim. Hem saldırıya uğradım hem de haberci olarak mesleğimin gereğini yerine getirmem engellendi” dedi.

    Dün İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı Tokatköy’de ‘kentsel dönüşüm’ gerekçesiyle yapılmaya çalışılan ve halktan tepki alan yıkımları takip etmeye çalışan gazeteciler de polis tarafından engellenerek, darp edildi.

    Halk TV muhabiri Erdinç Yılmaz polis tarafından alandan uzaklaştırıldı ve darp edildi.

    POLİS ANKARA’DA GAZETECİLERİN ODASI BASARAK VE TEHDİT ETTİ

    Bugün Ankara’da yaşanan olayda ise, gözaltındaki eski THK Üniversitesi Rektörü Ünsal Ban’ın adliyeye getirildiği anları fotoğraflayan gazetecilerin odası Gasp Büro Amiri olduğu belirtilen bir polis tarafından basıldı. Polisler, gazetecileri fotoğrafların yayımlanmaması için tehdit etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da polisin saldırısına uğrayan gazeteciler: Asla susmayacağız!-VİDEO

    Ankara’da polisin saldırısına uğrayan gazeteciler: Asla susmayacağız!-VİDEO

    PİRHA- DFGD ve MKGP’nun çağrısıyla basın açıklaması yapmak için bir araya gelen gazetecilere polisin müdahalesine tepki gösterildi. Gazeteciler özgür basın olarak asla susmayacaklarını vurguladı.

    Ankara’da Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen demokratik kitle örgütleri Diyarbakır’da 16 gazetecinin hukuksuz bir şekilde tutuklanmasını protesto etmek istedi.
    Ulus Heykel önünde yapılmak istenen açıklamaya polis izin vermedi. Açıklama yapmak isteyen gazeteciler direnince polis müdahale etti.
    Serbest gazeteci Sibel Yükler ve Mezopotamya Haber Ajansı Ankara Büro Şefi Deniz Nazlım darp edilerek gözaltına alındı.

    Polisin dağıttığı gazeteciler DİSK Basın İş Sendikası’na yürüyerek burada Basın açıklaması yaptı.
    Açıklamaya İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ile il yöneticileri ve HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Murat Sarısaç ile HDP il yöneticileri ve Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube yöneticileri destek verdi.

    Açıklamada ilk olarak Turgut Dedeoğlu söz aldı. Dedeoğlu, “25 yıl önce Özgür Ülke Gazetesi bombalanmıştı. 2022 yılına geldik ama hiçbir şey değişmedi. Basın açıklaması anayasal bir hak ama engellendik. Valiliğe bir izin yazısı da gönderdik ama cevap dahi alamadık. Alana geldiğimizde bazı arkadaşlarımız gözaltına alındı. Bazıları darp edildi. Gazetecilik yapmak suç değildir” diye konuştu.

    Mezopotamya Haber Ajansı’nın editörü Özgür Paksoy ise, “Bugün açıklama yapmak istedik ama polisler bizi engelledi ve saldırdılar. İşkenceyle 2 arkadaşımız gözaltına alındı. Biz polis devletine karşı halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    Yeni Yaşam Gazetesi Ankara temsilcisi Hüseyin Aykol da, şunları dile getirdi:

    “Son 33 yıldır özgür basın olarak çalışıyoruz. Bu 33 yılda büyük bedeller ödedik. Hala saldırıya uğruyoruz. Ama her şeye rağmen gazetecilik yapamaya devam ediyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. Halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Bu iktidardan kurtulduğumuzda bu saldırıyı yapan polislerde hesap verecektir. Bize destek olan herkese teşekkür ediyoruz.”

    “İSTİBDAT REJİMİ KURDULAR”

    HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Bugün yapılmak istenen açıklamaya polis saldırdı ve 2 arkadaşımız gözaltına alındı. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Oluşturdukları havuz medyasıyla istibdat rejimi kurdular. Ama özgür basın emekçileri var. Toplumun sesi oldular. Teşekkür ederiz onlara. Özgür basın üzerindeki baskılar bitene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise, “Bu saldırı kabul edilemez. Yasalara göre basın araç ve gereçlere el konulamaz. Suç işleniyor. Türkiye’de ki olup biteni nasıl öğreneceğiz? Özgür basından tabi ki. Toplumsal mücadele verilecekse bunun haber alma özgürlüğüyle ilintili olduğunu söyleyelim. Ankara’da bir OHAL var. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın” diye konuştu.

    “AKP GİDEREK SERTLEŞİYOR ÇÜNKÜ OY KAYBEDİYOR”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de söz alarak, “Bizde bu durumu kınıyoruz. AKP giderek sertleşiyor çünkü oy kaybediyor. Halkın haber almasını, gerçekleri öğrenmesini istemiyorlar. Sansür yasası çıkarmaya çalıştılar. Açıktan bir OHAL yaşanıyor. Yoğun hak ihlalleri yaşanıyor. Özellikle Ankara’da yaşıyoruz bunu. Milliyetçi kadrolar yerleştirildi her yere. Bu saldırılar onlar üzerinden yapılıyor. Ancak baskıların sona erdirilmesi için tüm kesimler birleşmeliyiz. Ancak birlik olursak yenebiliriz faşizmi” ifadelerini kullandı.

    JinNews muhabiri Öznur Değer ise, “Bu fotoğraf makinesi bizim hakikatimizi yansıtıyor. Biz Ape Musalardan aldık bu mirası. Bize bırakılan bu emanete sahip çıkmak için açıklama yapmak istedik ancak saldırıya uğradık. Gelin hep birlikte mücadele edelim” dedi.

    Açıklama ‘Özgür basın susturulamaz’ sloganıyla son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Gezi’yi anmak isteyenlere polis müdahalesi -VİDEO

    Gezi’yi anmak isteyenlere polis müdahalesi -VİDEO

    PİRHA- Gezi Direnişi’ni 9. Yıl dönümünde anmak isteyen çok sayıda gruba polis müdahale ederek gözaltına aldı. Gezi Parkı’na çıkan tüm yollar ablukaya alındığı için İstiklal Caddesi’nde toplanan Taksim Dayanışması üyeleri, yaptıkları açıklamada, “Çatışmadan, öfkeden, nefretten medet umanlara karşı birlik olalım. Adaletsiz bu düzene karşı birlik olalım. Gezi bu ülkenin onurudur” dedi.

    Gezi Direnişi’ni 9. Yıl dönümünde anmak isteyenler Taksim Dayanışması’nın yaptığı çağrıyla Taksim’de TMMOB Makine Mühendisleri Odası önünde buluştu.

    ‘Karanlık gider, Gezi kalır’ sloganıyla düzenlenen eyleme Gezi Direnişi sırasında hayatını kaybedenlerin aileleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Eylemde sık sık ‘Her yer Taksim, her yer direniş’, ‘Bu daha başlangıç, mücadeleye devam’, ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz’, ‘Direne direne kazanacağız’ sloganları atıldı.

    Gezi Direnişi’nde yaşamını yitirenlerin isimlerinin okunmasıyla başlayan eylemde, yurttaşlar isimlerin okunmasına ‘Burada’ diyerek cevap verdi.

    GEZİ PARKI’NA YÜRÜMEK İSTEYENLERE BİBER GAZLI MÜDAHALE

    Ardından Taksim Meydanı’na yürüyerek Gezi Parkı’nda basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis biber gazları ve coplarla müdahale etti.

    Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’na çıkan tüm yolları ablukaya alan polis, hiçbir eyleme izin verilmeyeceğini açıkladı.

    Taksim Dayanışması üyeleri, Gezi Parkı’na çıkan tüm yollar ablukaya alındığı için İstiklal Caddesi’nde açıklama yaptı.

    Yapılan açıklamada, “Çatışmadan, öfkeden, nefretten medet umanlara karşı birlik olalım. Adaletsiz bu düzene karşı birlik olalım. Gezi bu ülkenin onurudur. Siyasi iktidarın sopası haline gelen yargının kararlarını tanımıyoruz. Bu ülkede kaç lise, kaç üniversite varsa, deresine sahip çıkan kaç köy, bedenime karışma diyen kaç kadın, dilimi, kimliğimi, varlığımı inkar etme diyen kaç Kürt varsa, inancımı sorgulama diyen kaç Alevi, acımı reddetme diyen kaç ermeni, yönelimimi kabul et diyen kaç LGBTI+ birey varsa, bu pahalılıkta bu ücretlerle yaşanmaz diyen kaç işçi, ürünü elinde kalan ne kadar çiftçi varsa o kadar Gezi Parkı çıkacak karşınıza. Delilsiz, tanıksız, mesnetsiz yargılamalarla hapislere doldurduğunuz insanlara yaşattığınız hukuksuzluğun hiç kimseyi sindiremeyeceğini görecek, kendi hukuksuzluğunuzun karanlığında yol alamaz hale geldiğinizi yaşayarak hissedeceksiniz!” denildi.

    GAZETECİLERDE DARP EDİLDİ

    Açıklamanın ardından polis bir kez daha gruba biber gazları ve coplarla müdahalede bulundu. Ara sokaklarda devam eden müdahalelerde çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı.

    Gözaltı araçlarından biri hastaneye doğru yola çıkarken HDP Milletvekili Musa Piroğlu aracın önüne durarak gözaltıları engellemeye çalıştı.

    Polis bu sırada çekim yapmak isteyen basın mensuplarına da saldırdı. Gazetecilerin çekim yapmasına izin vermeyen polis, birçok gazeteciyi de darp etti.

    TAKSİM MEYDANI’NDA TİP’LİLER GÖZALTINA ALINDI

    TİP üyeleri de Gezi Direnişi’ni anmak için Taksim Meydanı’na geldi. Meydanda toplanan grubu ablukaya alan polis, 40 kişiyi darp ederek gözaltına aldı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Polis, HDP Genel Merkezine girişlere izin vermiyor!

    Polis, HDP Genel Merkezine girişlere izin vermiyor!

    PİRHA – Kolluk güçleri tarafından öğle saatlerinde ablukaya alınan HDP Genel Merkezinin olduğu sokak da girişlere kapatıldı.

    Halkların Demokratik Partisi’ne dönük polis baskısı sürüyor. Öğle saatlerinde parti binasına yönelik başlatılan abluka akşam saatlerinde daha da genişletildi. HDP Genel Merkezinin olduğu Büklüm Sokağına milletvekilleri haricinde girişler yasaklandı.

    HDP’ye destek vermek amacıyla bölgeye gelen yurttaşlar, polis engeliyle karşılaştı. Polislerin ayrıca sokak girişinde GBT sorgulaması yaptığı da görüldü. HDP’ye destek için gelenler, parti binasına giremeyince çevre kafelerde bekleyerek durumu protesto etti.

    Öğle saatlerinde yapılan polis saldırısı sonucu gözaltına alınan 8 kişinin ise serbest bırakıldıkları bilgisi verildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Suruç Aileleri İnisiyatifi: Polisin görevi gençlere saldırmak değil

    Suruç Aileleri İnisiyatifi: Polisin görevi gençlere saldırmak değil

    PİRHA-Kadıköy’de Suruç Katliamı’nın yıl dönümünde yapılmak istenen yürüyüşe polis saldırısına tepki gösteren Suruç Aileleri İnisiyatifi basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Suruç’taki zihniyet ile Kadıköy’de saldıran zihniyetin aynı olduğu” belirtildi.

    Suruç’ta katledilenlerin 6’ncı yıldönümü nedeniyle Kadıköy’de yaptığı açıklama ardından Süreyya Operası önüne yürümek isteyen gençlere yönelik polis saldırısına tepki gösteren Suruç Aileleri İnisiyatifi basın açıklaması yaptı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısına Suruç yaralıları, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, İHD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Sert, Gençlik Örgütleri ve çok sayıda kişi katıldı.

    “İŞKENCELERİ ARTIK MEYDANLARDA YAPMAYA BAŞLADILAR”

    Katliamı lanetlemek için yaptıkları eylemlerde polisin işkencesiyle karşı karşıya kaldıkları söyleyen Suruç’ta katledilen Uğur Özkan’ın ağabeyi Süleyman Özkan, “Dün gözaltı aracına gaz bombası atıldı ve burada gençleri boğmaya çalıştılar. Bazı arkadaşlarımızı merdivenden aşağıya attılar. Her sene yaşadığımız bir durumdu bu ama bu sene farklı vahşi geldiler. Biz barış dedikçe saldırıyorlar, sadece Suruç ailesi için değil adaletsizlikle karşı karşıya kalan herkes için arayışlarına devam edeceğiz” dedi.

    Polisin gençlere kin ve nefretle saldırdığını söyleyen Suruç’ta katledilen Hatice Ezgi Sadet’in ablası Özge Sadet, “Polisin görevi gençlere saldırmak değil ama dün gördük ki bire bir düşman hukuku söz konusu. Demokratik mücadeleye karşı bir duruş var. İşkenceleri artık meydanlarda yapmaya başladılar. Gençlik toplumun dinamik gücüdür. Gençlerimizle devamlı beraberiz bu toplumun aynasıdır. Biz onlarla gurur duyuyoruz. Gençlere ablukada saldırmak sadece bir acizliktir” dedi.

    6 yıl önce gerçekleşen katliamla dün yaşanan müdahalenin aynı zihniyetin ürünü olduğuna vurgu yapan Vatan Budak’ın babası Murat Budak ise, “Biz mücadelemizi yükselttiğimiz sürece bunlar geri adım atacaklar. Türkiye ve Kürdistan’daki adaletsizler için hak arıyoruz. Gençlik devamlı ayakta olacak” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yılı nedeniyle eylem yapan 3 kadın gözaltına alındı

    İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yılı nedeniyle eylem yapan 3 kadın gözaltına alındı

    PİRHA- “Yaşamak İstiyoruz” İnisiyatifi üyeleri, İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıldönümü dolayısıyla Taksim Meydanı’nda bir araya gelip ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’ pankartı açtı. Basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis izin vermeyerek 3 kadını gözaltına aldı.

    “Yaşamak İstiyoruz” İnisiyatifi üyeleri, İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıldönümü dolayısıyla Taksim Meydanı’nda bir araya gelerek açıklama yapmak istedi. ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’ pankartı açan kadınlar ‘Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz’ sloganını atarak açıklama yapmak istedi.

    Taksim Meydanı’nda açıklama yapmak isteyen “Yaşamak İstiyoruz” İnisiyatifi üyesi Havva Cuştan, kazanımların yok sayılmasına karşı tüm kadınların seferber olması gerektiğini, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkılması gerektiğini belirtti. Açıklama devam ederken gelen polisler koronavirüs tedbirlerini gerekçe göstererek kadınlara müdahale etti. Açıklamaya engel olan polis pankartı toplayarak 3 kadını gözaltına aldı. Gözaltına alınırken konuşmaya devam eden Cuştan, iktidarın yasaklarını tanımadığını ifade ederek kendilerine müdahale eden polislere ‘Kadınlar katledilirken neredeydiniz?’ diye sordu.

    Yaşanan gözaltılara sosyal medyadan tepki yağdı. “İki gün önce İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları protesto eden pandemi kısıtlamalarını ve yasaklarını hiçe sayan onlarca kişiye neden müdahale edilmedi” denilerek, gözaltı uygulamasın eleştirildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adana İl Emniyet Müdürlüğü önünde bekleyen Furkan Vakfı üyelerine gazlı müdahale

    Adana İl Emniyet Müdürlüğü önünde bekleyen Furkan Vakfı üyelerine gazlı müdahale

    PİRHA-Adana’da emniyet önünde bekleyen Furkan Vakfı üyelerine polis biber gazı ve kalkanlarla müdahale etti.

    Adana’da 4 Mayıs’ta “İtikaf”ta bulunmak için gittikleri camilerde polis baskınıyla gözaltına alınan aralarında Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul ile birlikte 30’u çocuk 400 kişinin emniyetteki ifade işlemleri devam ediyor.

    Gözaltına alınanlar için Adana İl Emniyet Müdürlüğü önünde bekleyen Furkan Vakfı üyelerine polis biber gazı ve kalkanlarla müdahale etti. Müdahale sırasında çok sayıda kişi darp edildi. Polis ve Furkan Vakfı üyelerinin emniyet binası çevresinde bekleyişi sürüyor.

    “AVUKATLARIN DAHİ GÖRÜŞMESİNE MÜSAADE EDİLMİYOR”

    Polisin müdahalesinin ardından konuşan Alparslan Kuytul’un eşi Semra Kuytul, “3 gündür burada beklediği halde ailesi ile bir defa bile görüştürmediler. Burası F tipi değil, burası tecrit uygulama yeri değil. Hocaefendi içerde tecritte tek başına tutuluyor.  Ne avukatlar ne de biz kendisi ile görüşemiyoruz.  Saatlerdir Emniyet binasında olan avukatların dahi görüşmesine müsaade edilmiyor. Bulunduğu katta tek başına olduğunu duyduk sadece” dedi.

    PİRHA/ADANA

  • Bakırköy, Gebze ve Diyarbakır’da tutuklu annelerine saldırı

    Bakırköy, Gebze ve Diyarbakır’da tutuklu annelerine saldırı

    PİRHA- Çocukları cezaevinde açlık grevinde olan annelerin yapmak istediği eylemler İstanbul Bakırköy, Kocaeli Gebze ve Diyarbakır’da polis tarafından yine engellendi.

    Çocukları cezaevlerinde tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevinde olan annelerin Diyarbakır, Kocaeli Gebze ve İstanbul Bakırköy’de yapmak istedikleri eylemler polis tarafından engellendi. Annelere, avukatlara ve vekillere biber gazı ve tazyikli suyla saldıran polis çok sayıda anneyi gözaltına aldı.

    BAKIRKÖY

    Tecridin kaldırılması için açlık grevine başlayan tutukluların anneleri, İstanbul Bakırköy Cezaevi önüne yürümek istedi.

    Yürüyüşe engel olan polis anneleri gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında Mezopotamya Haber Ajansı Muhabiri İrfan Tunççelik de bulunuyor.

    HDP Milletvekili Serpil Kemalbay’ın polisle konuşarak engellemenin anayasaya aykırı olduğunu belirtmesi gözaltılara engel olamadı. Polisler tek bir uyarı yaptıktan sonra bütün anneleri gözaltına aldı.

    GEBZE

    Tecride karşı açlık grevinde olan çocuklarına ve yakınlarına destek olmak için ailelerin Kocaeli Gebze Kadın Kapalı Cezaevi önünde başlattığı nöbet eylemi de 32’nci gününde devam etti. Araçlarıyla Gebze M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi önüne gelen ailelerin cezaevi önünde inmesine izin verilmedi. Eyleme Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Fatma Kurtulan ve Şevin Coşkun da destek verdi.

    AİLELER ABLUKAYA ALINDI

    Cezaevi çevresi çevik kuvvet polisi, panzer ve TOMA ile kapatıldı. Aileler cezaevinin karşısında bulunan sokağa yönlendirildi. Araçlarından inmek isteyen ailelere polis engel oldu. Milletvekili Fatma Kurtulan polis amiri ile tartışarak yapılanın hukuksuz olduğunu söyledi. Ailelerin eyleminin barışçıl olduğunu, bunun güvenlik tedbiri alınması gerektirecek bir durum olmadığını ifade eden Kurtulan’a polis amiri “Ben emirlere uyuyorum. Cezaevi önünde eylem yapmak, toplanmak yasaktır. Araçtan inmeleri halinde gözaltı yapacağız” yanıtını verdi.

    POLİS: SİZ GAZETECİ DEĞİLSİNİZ

    Bu sırada polis olay yerinde bulunan herkesin GBT’sine baktı. Polis ayrıca haber takibi yapan gazetecilerin de çekim yapmasına engel oldu. Polis gazetecilere, “Siz gazeteci değilsiniz burada çekim yapamazsınız” dedi. Gazeteciler haber takibi yaptıklarını belirterek çekime devam ettiği sırada polis amiri, gazetecilerin çekim yapmasını engelleyerek, “Siz beni teşhir ediyorsunuz. Benim yüzümü çekiyorsunuz. Günlerdir yüzüm çekilerek teşhir ediliyorum” iddiasında bulundu.

    Polis ablukasına alınan aileler, bir süre cezaevi yakınında durduktan sonra alandan ayrıldı. Aileler eylem kararlılıklarını yineleyerek yarın tekrar cezaevi önünde olacaklarını belirtti.

    DİYARBAKIR

    Diyarbakır’da da devam eden tutuklu yakınlarının ve annelerinin eylemine polis yine saldırdı. Onlarca Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA), zırhlı araç, ranger ve çevik kuvvet ekip polisleri ile parkı ablukaya alan polisler, parka giriş çıkışları da engelledi. Annelere destek vermek isteyen yurttaşlara tepki gösteren polisler, gazetecilerin çekim yapmasını da engelleyerek, eylemin gerçekleştiği Batıkent Kavşağı’ndan uzaklaştırdı.

    AVUKATLAR BEYAZ TÜLBENTLERİYLE ANNELERİN YANINDAYDI

    Öte yandan Koşuyolu Caddesi’nde toplanan annelere Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar ve HDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz, Remziye Tosun, Semra Güzel eşlik etti. Avukatlar cübbeleri ve beyaz yazmalar ile annelerin yanında yer aldı.

    Yürüyüş yapmak isteyen anneler polis tarafından abluka altına alındı. Anneler “Direne direne kazanacağız”, “Bijî berxwedana zindana” sloganları ile oturma eylemine geçerek polis engeline tepki gösterdi. Yürüyüşte ısrar edilmesi üzerine tutuklu anneleri, avukatlar ve vekiller Batıkent Kavşağı’nda oturma eyleminde olan annelere doğru yürüyüşe geçti.

    POLİS GAZETECİLERE ŞİDDET UYGULADI

    Sloganlar eşliğinde Batıkent Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen kitleye polis saldırdı. Anneleri yerlerde sürükleyen ve darp eden polisler, coplar ve tazyikli suyla kitleyi dağıtmaya çalıştı. Bu sırada çekim yapan muhabirlerimiz Beritan Canözer ve Medya Üren polislerin şiddetine maruz kaldı. Basın çalışanlarının çekim yapmasına izin verilmiyor. (HABER MERKEZİ)

  • Bakırköy Cezaevi önündeki ailelere polis yine müdahale etti-VİDEO

    Bakırköy Cezaevi önündeki ailelere polis yine müdahale etti-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Bakırköy Kadın Cezaevi önünde çocukları açlık grevinde olan tutuklu ailelerinin yapmak istediği nöbet eylemine polis yine saldırarak aralarında annelerin de bulunduğu 6 kişiyi yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı. 

    Tecridin kaldırılması talebiyle çocukları açlık grevinde olan ailelerin Bakırköy L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi önündeki başlattığı nöbet eylemi bir kez daha polis müdahalesiyle son buldu.

    Eyleme Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Dilşat Canbaz, Tuma Çelik ve Ali Kenanoğlu katıldı. E-5 Karayolu üzerinde bulunan Çocuk Sitesi Otobüs Durağı’nda bir araya gelen aileler buradan cezaevi önüne doğru yürüdü. Polis cezaevine 500 metre kala ailelerin önünü keserek yürümenin yasak olduğunu ileri sürdü. Bir süre milletvekilleri ile tartışan polisler, kaldırımda oturan ailelere saldırarak 7 kişiyi gözaltına aldı.

    “ÇOCUKLARIMIZ ÖLÜYOR, SESSİZ KALAMAYIZ”

    Gözaltılara tepki gösteren aileler, buradan Şirinevler Meydanı’na kadar yürüdü. Ailelerin yürüyüşe geçmesi üzerine bir polis amirinin elindeki pet şişeyi ve parmak sallayarak, “yürüsünler onlar yürüsünler” demesi dikkat çekti. Meydanda son bulan yürüyüşün ardından polis saldırısına tepki gösteren aileler, “Çocuklarımız ölüyor, biz buna sessiz kalamayız. Bizi anlamak zorundasınız. Hepimizi öldürün kurtulalım. Artık dayanamıyoruz. Biz her gün buraya geleceğiz. Bu iş çözülene kadar geleceğiz” dedi.

    Aileler tepkilerini dile getirdikten sonra eylemini sonlandırdı.

    Öte yandan gözaltına alınanların Ataköy Karakolu’na götürüldüğü öğrenilirken, avukat Murat Arksak’ın gözaltına alındığı sırada darp edildiği belirtildi.

    Gözaltına alınanların isimleri ise şöyle: “Horik Turgut, Behiye Dağ, Sakine Yakup, Peri Akyıldız, Necibe Başaran, avukatlar Meltem Özel ve Murat Arksak.”

    “AÇLIK GREVLERİ BU ÜLKENİN DEMOKRATİKLEŞMESİ İÇİN YAPILIYOR”

    Annelerin eylemine destek vermek amacıyla oturma eylemine katılan HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, polisin saldırısına tepki göstererek “Türkiye’de kendi hukuk sitemine ve yasalara uymayan baskıcı despotik bir yönetim anlayışı var. Demokratik olmayan ülkelerde bu tür yöntemler bir yönetme biçimi olarak benimseniyor.” dedi.

    Annelerin açlık grevlerinde kritik eşiği geçen çocuklarına sahip çıkmak, yaşamsal durumlarına dikkat çekmek için hapishane önlerinde olduklarını belirten Kenanoğlu, eylemcilerin de bu ülkenin demokratikleşmesi için açlık grevlerini sürdürdüklerini söyledi.

    “SALDIRILAR BU ÜLKENİN HUKUKUNA UYMUYOR”

    Hak hukuk ve adaletin devre dışı bırakıldığı bir sistemin yaşandığını ifade eden Kenanoğlu, “Kendi baskıcı yöntemlerini uygulamak için anneler de dahil olmak üzere herkese bir baskı ve zulüm politikası uyguluyorlar.” diye ifade etti.

    Kenanoğlu, “Anneler gözaltını da göze almış durumdalar. Netice itibariyle evlatlarının yaşamı söz konusu.” diyerek annelerin kararlılığına vurgu yaptı. Bugün yapılan saldırı ve gözaltılara da değinen Kenanoğlu, yaşananların bu ülkenin kendi yasalarına ve hukukuna uymayan şeyler olduğunu belirterek “Biz bunları deşifre etmeye ve annelere sahip çıkmaya devam edeceğiz.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Vekillerden tepki: Barış diyen insanları anmayacağız da kimi anacağız?-VİDEO

    Vekillerden tepki: Barış diyen insanları anmayacağız da kimi anacağız?-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 3. yılında. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Barış dedikleri için katledilenleri anmayacağız da kimleri anacağız” dedi. HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz ise katliamda yaşamını yitirenleri rahmetle anıp bu davanın peşini bırakmayacaklarını belirtti.   

    IŞİD’in düzenlediği 103 kişinin hayatını kaybedip yüzlerce kişinin yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üçüncü yılında katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları, yaralılar ve katliama tepki göstermek isteyenler Ankara Garı’nın önünde biraraya gelmek istedi.

    Ankara Garı’na çıkan tüm ana ve bağlantı yolları polis tarafından kapatıldı. Sabahın erken saatlerinden itibaren bölgeye TOMA ve yüzlerce çevik kuvvet ekibi getirildi. Çevik kuvvet ekipleri ilk başta katliamın gerçekleştiği yere yalnızca ellerinde olan listelerde adları olan yaralı ve hayatını kaybedenlerin yakınlarının alınacağını söyledi. Polisin müdahalesi sonrasında geçişlere izin verildi.

    “BARIŞ DEDİKLERİ İÇİN KATLEDİLENLERİ ANMAYACAĞIZ DA KİMİ ANACAĞIZ?”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Bugün 10 Ekim’in 3. yılında anmaya geldik. Önce anmaya gelenler içeri girerken ceplerindeki kalemleri çıkarttırdılar. Katliamı yapacağı önceden bilinen katillerin, burada göz yumularak 103 insanın katledilmesine, katliam düzenlemesine yol verildi, teşvik edildi” dedi.

    Ailelerin bugün anmada zorluklar yaşadıklarını dile getiren Şeker, şöyle konuştu:

    “Bunu protesto ediyoruz. Büyük bir acı, Türkiye’nin yaşadığı en büyük katliam. Bu katliamda yaşamını yitirenleri anmak Türkiye’de yaşayan herkesin sorumluluğu. Barış diye buraya gelenleri, barış dedikleri için katledilenleri anmayacağız da kimleri anacağız. Önlerinde saygıyla eğiliyorum, saygıyla anıyorum.”

    “POLİS PATLAMADAN SORUMLU OLANLARDAN BİRİDİR”

    HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz ise “Polis, izin vermeme sebebini en başından beri iddia ediyoruz, patlamadan sorumlu olanlardan biri. Çünkü gerekli önlemleri almadı, takip edilmesine rağmen alınmadı. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, kendini patlatmadan biz bir şey yapamayız ifadelerini kullanmıştı” dedi. Kaçmaz, katliamda yaşamını yitirenleri rahmetle anıp bu davanın peşini bırakmayacaklarını belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • DAD Kadın Meclisi’nden açıklama: Alevi kadınlar olarak biz soruyoruz; kayıplar nerede?

    DAD Kadın Meclisi’nden açıklama: Alevi kadınlar olarak biz soruyoruz; kayıplar nerede?

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, İstanbul Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Annelerinin 700. eylemine polisin saldırısına tepki gösterdi. Yapılan yazılı açıklamada, “Cumartesi Annelerinin sorusunu bir kez daha buradan Hakk Yol Alevi kadınlar olarak biz soruyoruz. Kayıplar nerede? Yapılan zulme derhal son verilmeli ailelere evlatlarının emanetleri teslim edilmelidir” denildi. 

    Yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi, İstanbul Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Annelerinin 700. eylemine polisin saldırısına tepki gösterdi.

    Açıklamada, “Cumartesi Annelerine yapılan eziyet ve zalimliği kınıyoruz. Evlatlarının nerede olduğunu sormak suç değildir” denildi.

    DAD Kadın Meclisi’nin açıklaması şöyle:

    “Cümle varlık deryası bir nefesle cana gelir. Can nefestir ve ilk ve son nefes birdir. Ömür bu iki nefes arasındaki anların anlamı toplamıdır. Kadın rahminde taşıdığı döl yatağındaki su ile bu nefese mekan olur.

    Hakk cevheri can yani nefes Hü’nün deryasındandır. Ol’dan sonraki bu halin varlık alemindeki taşıyıcısı ana kadın olmuştur.

    “ZALİMLİK HAKK’IN DERGAHINDA KABUL GÖRMEZ”

    Kah İnnana, kah Havva, kah Sera, kah Meryem, kah Hatice, Kah Fatıma, kah Zehra, kah Zeynep olmuştur. Hangi isimle vara gelmiş olursa olsun, Hakk’ı bilmekten gerçeği görmek ve idrak etmekten ve anlatmaktan vazgeçmemiştir ve vazgeçmeyecektir. Zalimlik ve zulum Hakk’ın dergahında kabul görmez. İnsan zalimliği cevherinden almaz. Zalimlik benliğe düşmüş iblisin hırkasıdır. Kötülüğün hırkasını giyerek cümle cana zulmeden Hakikkat bilgisinden uzaklaşmış olur. Hakk yoldan çıkmış can artık Hakk çemberinde değildir.

    Hakk çemberinden çıkmak her türlü zulmü, zorbalığı, talanı tecavüzü yapmayı meşru gören bir anlayışı toplumlara düzen olarak dayatmaktır. Bu Hakk düzeni değildir ve kabul edilemez. Nahak düzene bulaşmış, benliğe düşmüşlerin akıbeti helak olmaktır. Buna karşı ses çıkarmak ise Kelamul’allahtır.

    Bizler Hakk yol Alevi kadınları olarak dünyanın neresinde bir zalim varsa onun karşısında olmaya mazlumlarla yan yana saf tutmaya devam edeceğiz.

    Cumartesi Annelerine yapılan eziyet ve zalimliği kınıyoruz. Evlatlarının nerede olduğunu sormak suç değildir. Her can Hakk’a bağlıdır ve son nefesini verdikten sonra Hakkite sırlanmalıdır. Hiç bir düzen temsilcisi bunu yok sayamaz. Cumartesi Annelerinin sorusunu bir kez daha buradan Hakk Yol Alevi kadınlar olarak biz soruyoruz. KAYIPLAR NEREDE? Yapılan zulme derhal son verilmeli ailelere evlatlarının emanetleri teslim edilmelidir. Hakk, yardımcımız Xızır yoldaşımız olsun. Aşk ile”