PİRHA – Pütürge ilçesinin Gündeğer Mahallesi 7 yol mevkiinde çıkan orman yangınında çok sayıda ağacın yanı sıra evler de zarar gördü.
Aşırı sıcaklar Malatya’da da orman yangınına sebep oldu. Pötürge ilçesinin Gündeğer Mahallesini de çevreleyen yangında çok sayıda ağaç kül oldu.
Yangına 5 araç, 23 personel ile müdahale edildi. Arazi şartlarının kötü olduğu bölgede yaklaşık 500 hektar alan yangından zarar gördü. Yangın nedeniyle kullanılmayan 3 ev de kısmen yandı.
Yangına müdahale esnasında bir itfaiye personeli dumandan etkilenirken, bir personel de müdahale esnasında hortum patlaması sebebi ile yaralandı.
Yaklaşık 7 saattir devam eden yangına Malatya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı 32 personel müdahale etmekte.
PİRHA-Pötürge’de bulunan Gönçi Hızır Ziyareti tahrip edildi. Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Hızır Ziyaretinin tahrip edilmesi Alevi inancına saldırı olduğunu ifade ederek, “Bu coğrafyada ki kutsal ziyaretlerimize zarar verilmesinin engellenmesini istiyoruz. Ziyaretlerimiz kutsalımızdır!” dedi.
Malatya Pütürge Hüsükuşağı Köyü yaylalarında bulunan Hızır Ziyareti (Gönçi Hızır) kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edildi.
Gönçi Hızır‘ın tahrip edilmesine tepki gösteren Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Benim de çocukluğumdan beri ziyaret ettiğim, atalarımızdan kalan kutsalımız Hızır Ziyaretinin tahrip edilmesi Alevi inancına saldırıdır. Bu saldırılar egemen anlayışın oluşturduğu kindar politikaların ürünüdür. Biz artık bu ülke de barışın dilinin konuşulmasını istiyoruz. Bu coğrafyada ki kutsal ziyaretlerimize zarar verilmesinin engellenmesini istiyoruz. Ziyaretlerimiz kutsalımızdır!” dedi.
PİRHA – Malatya Çevre Platformu Ankara Sözcüsü Yoldaş M. Ceylan, madenlerle birlikte kültürel ve inançsal kıyımın da söz konusu olduğunu belirterek “Örneğin Başkınık köyü Alevi Kızılbaş inancı ile bilinen ve birçok ocağın, ziyaretgahların mevcut olduğu bir köy. Burada bir yağma, katliam, göç ve talan oluşacak” dedi.
Maden faaliyetleri sebebiyle Alevi coğrafyasındaki talan hız kesmeden sürüyor. Doğanın katledilerek toplumun yaşam alanlarının daraltıldığı bir bölge de Malatya oldu.
Malatya Çevre Platformu Ankara Sözcüsü Yoldaş M. Ceylan, bölgede süren maden faaliyetlerine işaret ederek yaklaşık 30 köyün yok olacağını söyledi. Ceylan, madenlerle birlikte kültürel kıyımın da söz konusu olduğunu belirterek “Örneğin Başkınık köyü Alevi Kızılbaş inancı ile bilinen ve birçok ocağın, ziyaretgahların mevcut olduğu bir köy. Burada bir yağma, katliam, göç ve talan oluşacak” dedi.
30 KÖY YOK OLACAK!
Yoldaş Ceylan, madenler sebebiyle çok vahim bir durumun söz konusu olduğunu söyleyerek, özellikle Malatya, Sivas, Elazığ, Dersim, Erzincan, Maraş ve Adıyaman gibi illerde “çok yoğun bir vahşi maden projeleri mevcut” dedi. Ceylan, Malatya Çevre Platform olarak 3 yıldır madenlere karşı mücadele yürüttüklerini belirterek şu bilgileri paylaştı:
“Şu an binlerce projenin hayata geçmesi için hazırlık aşamasında olduğunu biliyoruz. Özellikle Malatya’da binin üstünde, iki yüzlü faal olmak üzere proje var. Bugün dahi Hekimhan‘ın Çulhalı köyünde bir maden için ÇED süreci başlatıldı. Hekimhan’dan Kangal bölgesine doğru giden güzergahta özellikle Alevi köyleri yer alıyor. Madenler de bütünüyle bu köylerde bulunuyor. Yaklaşık 30 köyün yok olacağı anlamına geliyor.
OCAK VE ZİYARETGAHLAR DA TEHLİKE ALTINDA!
Söz konusu demir ve altın madenleri nedeniyle Alevi ocak ve ziyaretgahları da tehlike altında bulunuyor. Ceylan, amaçlananın sadece maden faaliyeti olmadığını ifade ederek şunları söyledi:
“Örneğin Başkınık köyü Alevi Kızılbaş inancı ile bilinen ve birçok ocağın, ziyaretgahın mevcut olduğu bir köy. Burada Hacım Sultan Ocağı, 12 Kardeş Ocağı ile Vaylo Dede ve Salih Dede ziyaretgahı var. Alevilerin özellikle gelip burada adak adadığı, birlikte dayanışma içinde olduğu, çoğu zaman cem ve muhabbetlerini yürüttüğü bir alan. Alevilerin her dağın başında, her taşın altında, her ağacın yanında bir ziyaretgahı, bir kutsalı vardır. Bu bir gerçektir.”
“İNSANLARIN MAL VARLIĞINA EL KOYMAK, GASP ETMEK DEMEKTİR”
“Atma bölgesinden Arapgir ilçesine, Sarı Çiçek Yaylası’ndan Kemaliye ve Munzur dağlarına uzanan çok büyük bir felaket bizi bekliyor. Biz bunu 3 yıldır söylüyoruz. Cumhurbaşkanlığının bir hafta önce yayınladığı acil kamulaştırma belgeleri de var. Bu hepimizin de bildiği gibi bütün insanların mal varlığına el koymak, gasp etmek demektir.
Madem projeleri önce küçük ölçekli başlıyor ve daha sonra kapasite artırımına gidiliyor. Bu anlamda çok uyanıklar, bir alana tamamen birden girmiyorlar. Önce bir bölgenin cevherini aldıktan sonra devlete başvurarak kapasiteyi arttırıyor ve öteye gitmek istiyor. Ekonomik olarak sıkışan ve krize yol açan bu egemen sistem bir an önce bu madenleri çıkarmak ve kendini maddi olarak kurtarmaya çalışıyor.”
“BÖLGE İNSANI HALEN TEHLİKENİN FARKINDA DEĞİL”
Söz konusu maden faaliyetleri içerisinde yerli ve yabancı birçok şirketin olduğunu ifade eden Ceylan, Kolin İnşaat, İngiltere merkezli Starex şirketlerinin asıl büyük talanda pay sahibi olduğunu dile getirdi. Yoldaş M. Ceylan, yabancı şirketlerin iş ortaklarının ise Kolin İnşaat olduğunu söyleyerek şunları aktardı:
“Maden sahalarının faaliyete sokulduğu yerlerde insanlar rahatsız olmaya başladılar. Çevre platformları etrafında insanlar toparlanmaya başladı. Biraz geç kalındı. Çünkü çoğunun şu an bahçeleri, evleri, hayvanların otlandığı yerler toz duman içerisinde. Yine de şu an oralarda yaşamaya çalışıyorlar. Ama bölge insanı halen tehlikenin farkında değil. Tehlike çok büyük. Yani orada dumanı tüten bir maden var ve etrafa toz dağıtıyor. O toz görünüyor ama tamamen köylere ulaşmadığı için insanlar şu an sessiz. Ancak maden sahaları bunlarla sınırlı kalmayacak. Kapasite arttırımına gidiyorlar ve zaten bölge tamamen acil kamulaştırmaya sokuluyor.”
“VAHŞİ MADEN PROJELERİNE HEP BİRLİKTE KARŞI DURALIM”
Yoldaş Ceylan, Malatya ve civar illerdeki maden faaliyetleri nedeniyle “Burada bir yağma, katliam, göç ve talan var” diyerek topluma duyarlılık çağrısı da yaptı. Ceylan, tehlikenin önüne geçilmemesi durumunda kültürel ve çevresel yıkım yaşanacağını ifade ederek şunları söyledi:
“Bugüne kadar Alevileri, Kürtleri yok edemeyen, kültüründen, inancından vazgeçiremeyen sistem, ekonomik olarak da tabii ki halkları çöküntü içerisine uğrattı. Şimdi de diyor ki ‘Hem bunları yerlerinden ederim hem de ekonomimi düzeltmek için buradaki cevheri alırım’.
Eğer bugün Malatya ilini dört taraftan bu maden şirketlerine teslim etmiş olursak ardından o dağlardan Sivas’a, Erzincan’a ve Dersim’e de gideceklerdir. Bu anlamda insanların Malatya’daki çevre mücadelesine omuz vermelerini istiyoruz. Bizler Malatya Platformu olarak birçok basın açıklaması yaptık. Açılan birkaç da davamız var. Ayrıca destek için İliç’e de gittik. Bütün çevre örgütlerini, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, yazarları, sanatçı dostlarımızı, hep birlikte çevre mücadelesine omuz vermeye, bu vahşi maden projelerine hep birlikte karşı durmaya çağırıyorum.”
PİRHA- Milletvekili Kemal Bülbül, Malatya depremi ardından halkın maruz kaldığı mağduriyetleri Meclis gündemine taşıdı. Bülbül, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a “Depremin üzerinden iki kış geçmesine karşın yol, barınma ve içme/kullanma suyunun temin edilmesi ile ilgili Bakanlığınız ne tür ek tedbirler öngörmektedir?” diye sordu.
Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Eylül 2020’de Malatya’da yaşanan 4.6 şiddetindeki depremle birlikte Pütürge halkının yaşadığı mağduriyete dikkat çekti. HDP’li Bülbül, Hatip ve Ağalar mahallelerinde 153 binada ağır, 25 binada ise hafif hasarın oluştuğuna dikkat çekti.
Milletvekili Kemal Bülbül, bölgede yaptığı incelemeler doğrultusunda, ağır hasarlı binalar için TOKİ tarafından yapılacak evlerde yurttaşlara yüzde 40’lık bir indirimin yapılacağı beyanını hatırlattı. Kemal Bülbül, depremin üzerinden iki kış geçtiğine dikkat çekerek “Şu ana kadar evleri ağır hasarlı olan afetzedelerin sadece % 10 kadarının evlerinin yapım aşamasında olduğu, bu mekanların yer seçiminde yerel halkın talepleri göz önünde tutulmadığı iddia edilmektedir. Temel faaliyetleri hayvancılık olan yerel halkın, evleri ve faaliyet alanları arasındaki mesafenin uzaklığı ek bir mağduriyete sebep olmaktadır. Ağır hasarlı evsahiplerinin yüzde 80-90’ının mağduriyeti halen sürmektedir” dedi.
AFETZEDELERE YARDIM TAAHHÜT EDİLMİŞTİ!
Milletvekili Kemal Bülbül, Köklükaya Köyü’ne TOKİ tarafından yapımına başlanan toplu konutlar sebebiyle yerel halkın, su kaynaklarını kullanamadığını da belirterek “Köylülerden birinin 240 kök meyve ağacı, sulama suyunun bulunamaması yüzünden tamamen kurumasına sebep olmuştur” dedi.
Kemal Bülbül, yetkililerin, riskli alan olduğu sebebiyle bölgenin kentsel dönüşüme tabi tutulacağına dair açıklamalar yaptığını da ifade etti. Bülbül, hafif hasarlı ve hasarsız ev sahiplerinin de ağır hasarlı ev sahiplerine tanınan yüzde 40’lık indirimden yararlanmak istediklerini de aktardı. HDP’li Bülbül ayrıca deprem sonrasında afetzedelere 5-10 bin lira arasında verileceği taahhüt edilen yardıma dair herhangi bir ödeme yapılmadığını da belirtti.
“İKİ KIŞ GEÇMESİNE RAĞMEN…”
Milletvekili Kemal Bülbül, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:
“Depremin üzerinden iki kış geçmesine karşın yol, barınma ve içme/kullanma suyunun temin edilmesi ile ilgili Bakanlığınız ne tür ek tedbirler öngörmektedir?
Bakanlığınız hafif ve hasarsız ev sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için TOKİ tarafından yapılacak evlerde % 40’lık indirim talebinin karşılanmasına dair ne tür bir girişimde bulunacaktır?
Deprem sonrasında afetzedelere 5-10 bin lira arasında verileceği taahhüt edilen yardıma dair Bakanlığınız herhangi bir çalışma yapmakta mıdır?”
PİRHA-Malatya’da 2019 Şubat ayında yaşanan depremin yaraları halen sarılmadı. Çok sayıda yurttaşa, ederinin altında ücretler verilerek evleri yıkıldı. Ancak hasar almayan evler de TOKİ’nin yıkmak istediği evler arasında kaldı. Bölge halkını dinleyen Milletvekili Kemal Bülbül, “Burada insanların barınma ve yaşama hakkı ihlal ediliyor” dedi.
Malatya Pötürge’de 2019 yılında yaşanan depremin ardından Ağlar ve Hatip Mahallesi’ndeki yurttaşlar büyük mağduriyet yaşadıklarını aktardı. Mahalle sakinleri, kentsel dönüşüm adı altında TOKİ’nin, evleri yıkarak insanları çaresiz bıraktığını belirtti. Mahalleliler, TOKİ’nin, sahip oldukları evleri çok uygun fiyata alıp bölgeyi “rant merkezine” çevireceğini de söyledi.
Halkın yoğun tepki gösterdiği yıkıma karşı, kolluk güçlerinin de mahalleliye baskı yaptığı ifade edildi. Evi ve işyerleri yıkılma tehlikesi altında olan Basri Katılmış, deprem sonrasında Pötürge ilçesinde 153 ağır hasarlı evin yıkıldığı bilgisini verdi. Katılmış, Ağlar ve Hatip Mahallesinde 30 civarında hafif hasarlı evin olduğunu da belirterek şunları söyledi:
“Halk, hafif hasarlı evlerin yıkılmaması için direndi. Ancak, çevik kuvveti getirip vatandaşın evine dayadılar. ‘Kesinlikle çıkacaksınız’ deniliyor. Bu sebepten ötürü bazı aileler de mahkemeye başvurdu. Hatta geçen hafta çevik kuvvet, bir ailenin evine gelerek zorla eşyaları dışarı çıkarttı. Evi tam yıkacakları esnada mahkemeden ‘yıkımı durdurma’ yönünde karar geldi. Ardından o tüm eşyaları içeriye taşıdılar. Ben de o aile ile aynı durumu yaşıyorum. Ancak kimi insanlar maddi olanaksızlıklar sebebiyle avukat dahi tutamıyor”
EVLERİNİ BOŞALTANLARA HİÇ BİR DESTEK YOK!
Deprem sebebiyle evleri hasar alan ailelere herhangi bir maddi destek de sunulmuyor. Mahalleliler, TOKİ yetkililerinin “gidin konteynırlarda kalın” dediklerini belirterek mağduriyetlerine biran önce çözüm bulunmasını istedi.
Birçok insanın yaşadığı evlerdeki pencere ve kapıların kırıldığı mahallelerde elektriklerin de kesildiği bilgisi verildi.
Canan Sönmez isimli yurttaş, “Birçok hastalığım var. Elektrik saatimi dahi söktüler. Çok mağdur oldum. Bu süreçte sinir hastası da oldum. Adeta psikolojimi bozdular. Malatya’dan çevik kuvveti getirip evimize dayadılar. Mağduriyetimiz çok büyük” sözleriyle şikayetini dile getirdi.
“EVİMİZİN DEĞERİNİ VERİN, ÇIKALIM”
Ağlar ve Hatip Mahallesi’ndeki yurttaşlar, evlerin yok pahasına satılmak istendiğine vurgu yaptı. “Evimizin değerinde ödeme yapın, çıkalım” diyen mahalleliler, yetkililerin teklif ettiği ücretler ile yeni bir ev satın almalarının mümkün olmadığını söyledi.
“HASARLI OLMAYAN EVLER DAHİ BOŞALTILMIŞ”
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de bölgede incelemeler yapıp yurttaşları dinledi. “Bölgede bir dayatma, hak ihlali söz konusu” diyen Bülbül, 2019’da yaşanan deprem sonrası hiçbir mağduriyetin giderilmediğini belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Hafif ve ağır hasarlı şeklinde belirlemeler yapılmış. Bazı evler de yıkılmış. Adeta deprem biraz önce olmuş! Ancak herhangi bir müdahale söz konusu değil. Burada insanların barınma ve yaşama hakkı ihlal ediliyor. Bundan kaynaklı yurttaş da ciddi tepki gösteriyor. Bizler, bu tepkiyi hem demokratik kamuoyuna hem de Meclise taşıyacağız. Burada, yurttaşın yıkılan evinin yerine ihtiyaçlarını karşılayacak bir konut verilmiyor. Mesela bu mahallelerde hayvancılık yapan da var. TOKİ, işe müdahale etmiş ancak herhangi bir standart yok. Kimlere ne kadar para ödeneceği de belli değil. Keyfi bir tutum ile gelip kapılara ‘2 gün içerisinde evleri boşaltın’ diye yazı asmışlar. Bazı yerlerde evler hasarlı olmadığı halde zorla boşaltılmış ve insanlar mağdur edilmiş. Konuyu Meclis’te de gündeme getireceğiz.”
PİRHA – Malatya’nın Pütürge İlçesine bağlı Hüsükuşağı köyleri 24 Ocak’da yaşanan depremde evleri yıkılmış ve çok sayıda evde hasar görmüştü. Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat, yaptığı çağrıda, kış gelmeden devletin deprem bölgesindeki halkın sorunlarını çözmesini istedi.
24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6.8 büyüklüğünde depremde 22 kişi hayatını kaybetmiş, bin 31 kişi de yaralanmıştı. Deprem Malatya’da da büyük hasara sebep olmuştu.
Geçtiğimiz günlerde köyünü ziyaret eden Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Celal Fırat, sosyal medyadan çağrı yaparak deprem bölgesindeki halkın sorunlarının kış gelmeden çözülmesini istedi.
Malatya’nın Pütürge İlçesi’ne bağlı Hüsükuşağı köylerinde yaşanan depremin acılarının ilk günkü gibi olduğunu belirten Fırat, deprem bölgesinde devlet nezdinde hiçbir çalışmanın olmadığını söyledi.
Fırat, Türkiye’nin deprem bölgesi olduğunu sık sık artçı sarsıntıların olduğunu belirterek, “Şu an çoğu canlarımız ağır hasarlı evlerde kalıyor. 5 ay geçmesine rağmen halen tespit tutanakları yapılıyor. Hükümet ivedi şekilde bölgede yaşayan insanlara kredi vermelidir” dedi.
Fırat, deprem bölgesinde yaşayan halkın sorunlarını Devletin acil bir şekilde kış gelmeden çözmesi çağrısı yaptı.
Celal Fırat, Pütürge Köyünü, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Yönetim Kurulu’nu Temsilen Mehmet Ali Cankaya, Haydar Aygören, Cem Bitnel ve Ümit Sarı’nın ziyaret ettiğini belirterek, “Deprem bölgesinde konfederasyonun canlarımıza yapacağı desteği köy muhtarlarımız ve canlarımızla görüş alışverişinde bulunduk. Hakk emeklerini zayi etmesin” dedi.
PİRHA- Elazığ’da yaşanan deprem sonrası bölgeye giden AKD Genel Sekreteri Ali Özveren, Alevi kurumları olarak iyi bir sınav verdiklerini belirterek, “Ancak deprem sonrası bazı yardım kamyonlarının durdurulmasına tanıklık ettik. Bu şık olmamıştır. Çünkü depremin dili, dini, ırkı yoktur. Gelen her türlü yardımın kabul edilmesi gerekiyordu” dedi.
Haberin videosu;
AKD Genel Sekreteri ve ABF Genel Başkan Yardımcısı Ali Özveren Elazığ’da yaşanan depreme dair izlenimlerini PİRHA’yla paylaştı;
“Malatya Pötürge’ye bağlı köylere gittik. Bu köyler başka bölgelerdeki Alevi köyleri gibi, tarih boyunca ulaşılmaz veya zor ulaşılan yerlere kurulmuştur. Gittiğimiz köylerde böyle yerlerdeydi. Yollar depremden kaynaklı kapanmıştı. Her gittiğimiz köyde büyük bir hasar olduğunu gördük. Bir çok yıkılmış ve yaşamını yitiren ve yaralanan canlarımız olmuştu. Köylerde yaşayanların çoğunluğu yaşlılardan oluşuyordu. Artçı depremlerin yaşanıyor ve kış olmasından dolayı çok tedirginlerdi. Bizde hızlı bir şekilde kendi örgütlerimizi bilgilendirdik ve çalışmaya başladık. Çoğunlukla çadır ve konteyner talebi vardı. Kış koşullarında çadırın çokta işe yaramayacağını, konteynerin de devletin işi olduğu için biz farklı bir yol bulduk. Köy dışında yaşayan ve evi sağlam kalan evlerin sahipleriyle temasa geçtik ve mağdur olan ailelerin o evlere yerleşmelerini sağladık.
“DEPREMİN DİLİ, DİNİ, IRKI YOK”
Köylerdeki çalışmaları yaptıktan sonra Elazığ’a bağlı başta sun köyü olmak üzere birçok köye geçtiklerini belirten Özveren, “ Pötürge’de gördüğümüz manzara ile karşılaştık. Hızlı bir şekilde kurumlarımızı organize edip yardımları ulaştırdık. Dün itibariyle yardımlar yeterli olduğu için durdurduk. Ancak deprem sonrası bazı yardım kamyonlarının durdurulmasına tanıklık ettik. Bu doğru ve şık olmamıştır. Çünkü depremin dili, dini, ırkı yoktur. Gelen her türlü yardımın kabul edilmesi gerekiyordu. Alevi kurumları olarak iyi bir sınav verdiğimizi söyleyebilirim” dedi.