Etiket: ppirha

  • Ankara Tabip Odası ‘Normalleşme’ sürecinde alınması gereken tedbirleri açıkladı-VİDEO

    Ankara Tabip Odası ‘Normalleşme’ sürecinde alınması gereken tedbirleri açıkladı-VİDEO

    PİRHA- ATO Yürütme Kurulu üyesi Dr. Gülgün Kıran, iktidarın pandemi sürecinde tercihini sermayeden yana kullandığını belirterek, “Normalleşme” sürecinde alınması gereken tedbirleri paylaştı.

    Ankara Tabip Odası, merkez binasında “Yeniden açılma döneminde sağlık hizmetlerine yönelik önerilerimiz” başlıklı basın toplantısı yaptı.

    Oda adına basın açıklamasını okuyan Dr. Gülgün Kıran, COVID-19 pandemisi halen sürmekteyken siyasi iktidar tercihini yine ekonomiden yana kullandığını ifade ederek, “Açık havada yer alan park ve yeşillik alanlara gitmenin yasak, kapalı ortam olan AVM’lere ise girmenin serbest olduğu bir süreçten geçmekteyiz. Kamu tarafından alınan önlemler hızlıca gevşetilerek “normalleşme” algısı yaratılmıştır” dedi.

    Kıran, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Pandemi  döneminde COVID-19 hastası dışındaki hastaların da sağlık hizmetine ulaşabilmesi ve nitelikli, risksiz bir sağlık hizmeti alması gerektiği bir gerçektir. Bunun için ise öncelikle olası bir bulaşa karşı her tür tedbir ve koruyucu önlemin alınması gerekmektedir. Ancak hiçbir önlem alınmaksızın poliklinik ve yatan hasta servislerinin yeniden açılmasının salgın için büyük bir risk oluşturacağı bir gerçektir. Daha pandemi süreci tüm sıcaklığı ile devam ederken  COVID dışı polikliniklerde günde 80-100 hastanın tek bir poliklinik odasından hizmet aldığı ve fiziksel mesafe kurallarının hiçe sayıldığı pek çok hekim arkadaşımız tarafından dile getirilmektedir.”

    “Bu süreçte halkın sağlığının korunması için alınması gereken önlemler konusunda yetkilileri uyarıyor ve kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” diyen Kıran, önerilerini şöyle sıraladı:

    “1-Poliklinik hizmetleri doğru havalandırma sistemleri olan odalarda sürdürülmelidir. Pencere bulunmayan ve dış ortamla bağlantısı olmayan odalarda hizmet verilmemelidir.

    2-Merkezi Hasta Randevu Sistemi ile her hastanın poliklinik hizmeti alacağı saat belirlenmeli, poliklinik girişlerinde ve bekleme salonlarındaki temas sayısı minimumda tutulmaya çalışılmalıdır.

    3-Her muayene sonrasında mutlaka poliklinik odalarının havalanmasına izin verecek şekilde hasta kabulü yapılmalıdır.

    4-Bekleme salonlarında ve poliklinik önlerinde 2 metrelik fiziksel mesafe kuralı gözetilmelidir.

    5-Her hastaya, varsa refakatçisine de maske temin edilmeli, poliklinik girişlerinde ve hastane girişlerinde dezenfektan bulundurulmalıdır.

    6-Her poliklinik odasında kapı kolu, muayene masası, steteskop, tansiyon aleti ve ultrasonografi probu gibi sık ve doğrudan temasın olduğu yüzeyler aralıklı olarak dezenfekte edilmelidir.

    7-Tüm polikliniklere hastalar randevu ile başvurmalı kabul edilmelidir. Detaylı anamnez ve fizik muayeneye olanak sağlayacak, fiziksel teması en aza indirgeyecek ve uygun dezenfeksiyon işleminin gerçekleştirmesine imkan sağlayacak şekilde günlük hasta sayıları azaltılarak, randevular 30 dakika arayla verilmelidir.

    8-Polikliniklere başvuran hastalara girişte ateş ölçümü yapılmalı; temas öyküsü, ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi şikayetler olan hastalar mutlaka triajdan geçirilmelidir.

    9-Poliklinikte çalışan sağlık çalışanına günlük mesai saati için en az 2 cerrahi maske, yeterli sayıda eldiven, siperlik ve dezenfektan temin edilmelidir.

    10-Kronik hastalıkları bulunan hastalar önceden belirlenerek; kendileri randevu  alamadıkları durumda, merkezi bir sistemle bu hastalara belli aralıklarla randevu oluşturulmalıdır. Böylece basamaklandırılmış şekilde hizmet veremeyen sağlık kuruluşlarına gereksiz başvuruların da önüne geçilmiş olunur. Söz gelimi diyabet, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı bulunan hastalara 3 ayda bir randevu oluşturularak, asıl sağlık hizmetine ulaşma ihtiyacı olan ve  takibi gereken hastalara ulaşmak hedeflenmelidir.

    11-Onkolojik bir tanısı olan, kemoterapi alan ve bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler alan romatolojik ya da organ nakilli hastalar için personellerin 2 haftada bir tarandığı; hiç bir kısmında COVID hastası bakılmayan hastaneler (temiz hastane) ayrılmalı ve bu grup hastalar bu sağlık kuruluşlarından sağlık hizmeti almalıdırlar. Yine bu hastanelerde de teması en aza indirecek şekilde randevu sistemi ile çalışılmalı ve yukarıda bahsedilen bulaş önleyici önlemlerin hepsine uyulmalıdır.

    12- Bu hastaların hastanelere ulaşımı ücretsiz şekilde kamusal bir hizmet olarak sağlanmalı, tetkik ve tedavi süreci sonrasında eve ulaşımı için de bu hizmet verilmelidir.

    13-Pandemi boyunca tüm hastanelerde yataklı servis hizmetleri tek kişilik odalarda verilmelidir. Refakatçi gerekmedikçe hastalar izole şekilde yatırılmalı ve ziyaretçi girişleri kısıtlanmalıdır.

    Covid-19 pandemisi sürerken yeniden açılma döneminde ameliyathanelerde alınması gereken önlemler

    Covid-19 un doğası gereği asemptomatik bireylerden de bulaş riski göz önüne alınarak yapılacak ameliyatın aciliyetine göre farklı önlemler alınmasını gerektiriyor.

    Eğer operasyon acil değilse öncelikle tüm hastaların asemptomatik dahi olsa pcr test yapılıp sonucu çıktıktan sonra operasyona alınmalıdır. Böylece hem hastaneye başvurusu sırasında hasta taranmış hem de operasyondan sonraki süreçte hastanın yatırılacağı oda ve servis gibi konularda karar vermeyi ve cerrahi müdahale sonrasında oluşabilecek ateş, öksürük gibi semptomların etyolojisine yönelik araştırmalar için yol gösterici olur.

    Elektif operasyonlarda hastanın test sonucu negatif ise alınması gereken önlemler ise şöyle belirtildi:

    1. Testlerin güvenilirliği %100 olmadığı için test sonucu negatif dahi olsa hasta servisten ameliyathaneye transferi sırasında mutlaka cerrahi maske takmalı. Aynı şekilde transportunu sağlayan personel de cerrahi maske takmalı.
    2. Hastalar ameliyathane kapısında bekletilmeden hızlıca negatif basınçlı operasyon odasına alınmalı. Bunun organizasyonu için tüm sağlık çalışanları aktif iletişimde olmalı.
    3. Yapılacak işleme uygun anestezi yöntemi seçmek bu dönemde bulaşı engellemek açısından oldukça önem arz etmektedir.
    4. Spinal anestezi ile alınabilecek vakalar eğer hastanın buna engel bir durumu yoksa mutlaka önerilmeli ve uygulanmalıdır. Bu sayede yüksek riskli işlemler arasında olan entübasyon, maskeleme,aspire etme işlemlerinden kaçınılmış olur.
    5. Eğer hastaya sedasyon altında işlem yapılacaksa hastanın oksijen ihtiyacını, hastanın cerrahi maskesi takılıyken de karşılanmasına imkan sağlayan nazal kanülle sağlanmalı ve anestezik ajan olarak en az solunum depresyonu yapacak ajanlar tercih edilerek hastanın spontan solunumun korunmasına dikkat edilmelidir.
    6. Eğer hasta genel anestezi alacaksa entübasyon işlemi sırasında odada sadece entübasyonu yapacak kişi ve bir yardımcı personel olacak şekilde en aza indirilip işleme öyle başlanması, işleme başlamadan önce hastanın üstünü şeffaf bir poşetle kaplanarak aerosol yayılımının en aza indirgenmesi ve entübasyon aracı olarak video laringoskop, glideoskop gibi doktorla hasta arasında bir metre mesafenin korunmasını sağlayacak yöntemlerin tercih edilmesi önerilir. Hasta entübe edildikten sonra aerosol yükünün en fazla olduğu dönem ilk 10 dakika olduğu için cerrahlar, hemşireler ve diğer yardımcı personelin 10 dakika sonra operasyon odasına girmesi önerilir. Hasta entübe edildikten sonra mutlaka sonra tüpün ucuna bir filtre takılması ve eğer tüple anestezi makinesinin bağlantısını kesilmesini gerektiren bir durum oluşursa anestezi makinesinin gaz akışı kesildikten sonra bağlantıların ayrılması önerilir.Hasta ekstübe edilirken de yine entübasyon sırasındaki gibi gerekli iki personel odadayken yapılması hastanın üstünün şeffaf örtüyle örtülmesi ve ekstübasyondan sonra 10 dakika boyunca diğer sağlık çalışanlarının odaya girmemesi gereklidir. Hasta ekstübe edildikten 10 dakika sonra odanın bir sonraki hasta için hazırlanmaya başlanması gerekir. Odanın temizliği bittikten sonra bir sonraki hasta alınmadan önce mutlaka 15-20 dakika havalandırılması önerilir.
    7. Ekstübe edilip ayılma odasına alınacak hastanın yine operasyon odasından cerrahi maske takılarak çıkarılması önerilir.

    Elektif operasyonlarda hastanın test sonucu pozitif ise alınacak önlemler ise şöyle:

    1. Hasta servisten operasyon odasına indirilirken ffp2/ffp3 maske takmalı.
    2. Hastanede pozitif hastalar için ayrılmış özel asansörler kullanılarak operasyon odasına ulaştırılmalı.
    3. Hasta ameliyathanenin herhangi bir yerinde bekletilmeden pozitif hastalar için daha önceden belirlenmiş negatif basınçlı odalara alınmalı.
    4. Operasyon süresince odada bulunması gereken tüm sağlık çalışanları tüm kişisel koruyucu kıyafetlerini (tulum, ffp2/3 maske, gözlük, yüz koruyucu siper) giymiş bir şekilde odadan operasyon süresince çıkmayacak şekilde hazır olmalı.
    5. Operasyon odasında gerekebilecek tüm malzemeler hazır bulundurulmalı ancak eksik malzeme olma ihtimaline karşın ameliyat odasının kapısının dışında malzemeleri hazırlayacak ekstra bir personel olmalı. Bu sayede operasyon süresince kapı sık açılıp kapanmayacağı için aerosol yayılımı engellenmiş olacaktır.
    6. Operasyon bittikten sonra hasta ekstübe edildikten sonra üstünü tamamen kaplayacak bir şeffaf koruyucu örtüyle servise transfer edilecektir.
    7. Tüm personel hasta çıktıktan sonra operasyon odasının hemen dışında koruyucu kıyafetleri uygun bir şekilde çıkarıp, ellerini yıkamalıdır.
    8. Aynı operasyon odasına yeni hasta alınmadan önce odanın en az 45 dakika havalandırılması önerilir.

    Acil operasyona alınacak hastalarda alınması gereken önlemler

    Hastanın durumunun test sonucunu beklemeyecek kadar acil olması durumunda hasta operasyon odasına indirilmeden önce semptomlar ve bulaş riski açısından hızlıca değerlendirilmeli ve operasyon ekibi bu konuda bilgilendirilmelidir.

    • Hastanın semptomu ve olası temas öyküsü yoksa hasta test sonucu negatif hasta gibi değerlendirilmelidir. Ancak entübasyonu ve ekstübasyonu yapacak personelin tam kişisel koruyucu kıyafetle yapması önerilir. Diğer tüm yolak elektif negatif hastayla aynı şekilde izlenebilir.
    • Hastanın semptomları ya da olası bir temas öyküsü varsa hasta şüpheli kabul edilip test sonucu pozitif hasta gibi kabul edilmelidir.
    • Hasta şüpheli ise ve eğer acil tanısı sırasında BT çekilecekse süreci uzatmayacağı için mutlaka toraks BT de çekilip yorumlanmalıdır.
    • Tüm önlemler alınmalıdır. Hastanın durumu stabillendikten sonra mutlaka pcr testi yapılmalıdır.

    PİRHA/ANAKARA

  • Sarıhan: Affedilen Kılıç, elinde benzin bidonuyla ‘laiklik gidecek şeriat gelecek’ diyendir-VİDEO

    Sarıhan: Affedilen Kılıç, elinde benzin bidonuyla ‘laiklik gidecek şeriat gelecek’ diyendir-VİDEO

    PİRHA – Hukukçu Şenal Sarıhan,”Cumhurbaşkanı tarafından affedilen Ahmet Turan Kılıç denen kişi elinde benzin bidonu ile ‘Şeriat isteriz, laiklik gidecek şeriat gelecek’ diye sloganlar atan ‘ cihat isteriz, cihat zamanıdır’ diyen halkı galeyana getiren kişidir” dedi.

    Haberin Videosu

    Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesine tepkiler sürüyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Sivas Katliamı davası avukatlarından Şenal Sarıhan, “Özellikle son bir aydır Ahmet Turan Kılıç’la ilgili başta Akit gazetesi olmak üzere sağ basının büyük bir kampanya yürüttüğünü belirten Sarıhan, Kılıç’ın hasta olduğu ve masun olarak cezaevinde bulunduğu yönünde haberlerin yapıldığını söyledi.

    “LAİKLİK GİDECEK ŞERİAT İSTERİZ DİYE BAĞIRIYORDU”

    Sarıhan, şunları kaydetti:

    “Hasta olduğuna ilişkin bir rapor var. Nasıl oldu meselesi iddiasına gelince, bu bir af meselesi olamaz. Ayrıca af konusunda da masum değil neden masum değil? Dosyayı açtım baktım hangi idealar vardı? Hangi kanıtlarla bu sanık hükümlü hale geldi? Hakkında mahkumiyet kararı verildi diye.7 polis tanığın anlatımı var. O tanıklardan birisi emniyet müdürü unvanını taşıyan birisi, diğerleri de emniyette önemli görevli olan tanıklar. Bu tanıkların ağız birliği etmişcesine bu adamı başından sonuna kadar yani Cuma namazından çıktıktan sonra, Madımağın önüne gelene kadar eylem içinde olduğunu, otele saldırmak için halkı galeyana getirdiğini, cihat talebinde bulunduğunu, sıkça cihatta hazır olun, cihat zamanı şimdi diye sloganlar attığını, kendisini engelleyen polislere benim sizinle işimiz yok,  bizim işimiz onlarla diyerek onları da aşmaya çalıştığını ve saldırgan grubu otelin önüne yığmaya, elini kolaylaştırıcı, eylemine yol açıcı, sebep olucu eylemler gerçekleştirmiş şeytan Aziz diye bağırıyor ama bundan daha önemli olarak bağırtıları arasında söyle bir cümle var.

    Şeriat isteriz, laiklik gidecek şeriat gelecek diyor. En çok diğerlerinden farklı diğer sloganlarda bu cihat isteriz, cihat zamanıdır dediği sözleri var. Bu şahısla ilgili başka insanlar tanıklık etse idi derdi ki evet acaba taraflı mı? Ama polislerin hiçbir hesabı olamaz, hiçbir taraflılığı söz konusu olamaz. Ve 7 polis birden yedi emniyet görevlisi birden aleyhinde tanıklık yapıyor.”

    “OĞLU YANINDAYSA O NEDEN YARGILANMADI”

    “Savunma tanıkları bizim dükkanımıza gelmişti, alışveriş yapmıştı gibi cümleler kuruyorlar. Oğlu babasının suçsuz olduğunu söylüyor Oğlu o zaman kaç yaşlarındaydı, bilmiyorum. Ama oğlu eğer gerçekten babasının yanında idi ise o neden yargılanmadı. Şimdi bu tablonun içinde masum olmadığı kesin. Fakat daha sonra işte geçtiğimiz cuma günü Cumhurbaşkanlığının af kararından haberdar olduk” diyerek tepkisini dile getiren Sarıhan, “Ben doğal olarak bir hukukçuyum ve insan haklarını savunan bir hukukçuyum. Benim gözümde insanlar ne siyasi görüşleri sebebiyle, ne düşünceleri sebebiyle, ne de inançları sebebiyle birbirinden ayrı değil. İnsanları eşit korumak gerektiğini inancı içindeyim. Bu sanıkta benim ebetteki onaylamadığım biridir. Bu hükümlüdür, cezaevindedir, cezaevinin infaz kuralları önünde de herkes eşit durumdadır. Cezaevi kuralları cezaevi infaz kuralları insanlık onurunu korunmasını emreder. İnsanlık onurunu korumakta insan temel hak ve özgürlüklerini saygı duymakla mümkündür. Bu sandığın sağlık gibi bir problemi varsa ve cezaevinde yaşayamayacak durumda ise bununla ilgili cumhurbaşkanı bir olumlu karar alabilir, ama hangi şarla alabilir. Adli tıp raporu eğer bunun ceza evinde kalamayacak durumda olduğuna dair veri vermişse,  birinci kural bu” diye konuştu.

    “İNSANLIK SUÇU AFFEDİLEMEZ, ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Hukukçu olarak tatmin olmadığını belirten Sarıhan, insanlık suçlarında zaman aşımı olmayacağını şöyle ifade etti:

    “Biz kamuoyu olarak ben bir hukukçu olacakta aileleri temsil eden biri olarak ta tatmin olmadım. Neden tatmin olmadım? Çünkü adli tıp raporu açıklanmadı, bu raporun açıklanması lazım. Yani cumhurbaşkanı nasıl bir karar verdiğini tatmin olmadım. Çünkü Sivas davasında sanıklar 1993’ten bu yana korunuyorlar, hep korundular, hep yanlı davranıldı, hep onların dediğini uygulama oldu. Duruşmalarda bile adeta biz daha doğrusu mağdurlar adeta onlar eylemcilerdi de, bunlar mı mağdurdu böyle bir hava yaratıldı.

    Çifte standart yürüdü daha sonra hakkında idam cezası verilmiş olan sanık tahliye oldu ve yurt dışına gittiler. Üstelik yurt dışında örgütlü bir biçimde götürüldüler ve yurt dışında da kalmalarının ticari olanaklarının bütün olanakları önlerine serildi. Ne yazık ki bu güne kadarki iktidarlar ve hiçbir iktidar bu sandıkların iadesi konusunda adım atmadı. İç hukukumuza göre zaman aşımında olanların geri döndüğünü ve zaman aşımı hakkından yararlandığını gördük. Oysa biz Sivas katliamı davası avukatları olarak başka bir idea içindeyiz.  Biz diyoruz ki 2005 yılında TCY da insanlığa karşı suç işlemişlerdir. İnsanlığa karşı suç nasıl zaman aşımına uğramıyorsa, insanlığa karşı suç işleyenlerin de cezalarının af edilmemesi gerekir.”

    “İNSANLARIN YAŞAMALARINDAN YANAYIZ”

    Sarıhan, Alevi kurumları, sivil toplum örgütlerinin 8 Şubat günü Adalet Bakanlığı önünde yapacağı açıklamaya ilişkin şunları söyledi:

    “Bütün demokratik kitle örgütleri aslında özellikle pazar gününden başlayarak taleplerini itiraz üzerine tepkilerini ifade ediyorlar. Demokratik kuruluşlarımızın pek çoğu ifade etti. PSAKD de 8 Şubat’ta böyle bir basın açıklaması yapacak. Ben bu basın açıklamasında herkesin olmasını öneririm.  Yani buna tepki duyan, daha önce açıklama yapmış olan kitle örgütlerimizin de, halkımızın da olmasını öneririm. Burada taleplerini elbette ifade edecekler, ben şuna inanıyorum ki, biz hasta tutuklu ve hükümlülerin hastalıklarının hukuki çerçevede her hangi bir biçimde yaşam hakkını ihlal eder durumda olması koşulu ile elbette bırakılmalarından insanın yaşamasından yanayız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

  • ’24 Aralık, Maraş Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ olsun teklifi

    ’24 Aralık, Maraş Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ olsun teklifi

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen ile Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 24 Aralık’ın ‘Maraş Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ ilan edilmesi hakkında Meclis’e kanun teklifi verdi.  

    HDP İstanbul Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen ile Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 24 Aralık’ın Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anma ve yas günü ilan edilmesi hakkında Meclis’e kanun teklifi sundu. Milletvekilleri kanun teklifinin gerekçesini de belirttiler. 

    Kanun teklifinde genel gerekçede şunlar belirtildi:

    “12 Eylül 1980 Askeri darbesinin oluşmasına müsait bir ortamın hazırlanması açısından, 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Kahramanmaraş’ta gerçekleşenler 1980 öncesi yaşanan iç karışıklıkların şiddetli bir başlangıcını oluşturan katliamlar silsilesinin ilk durağıdır. Kahramanmaraş il merkezinde 1978 yılının 19-26 Aralık tarihleri arasında 7 gün süren katliamda resmi rakamlara göre 111 kişi, katliamın tanıklarına göre ise resmi rakamlarda belirtilenlerin çok üstünde vatandaş hayatını kaybetmiştir. Alevilere ait yüzlerce ev ve işyeri yakılıp yağmalanmıştır. O güne kadar bir arada yaşayan insanlar bir anda adeta bir gücün devreye girmesiyle ayrıştırılıp, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, solcu-sağcı ayrımının körüklenmesiyle 26 Aralık’a kadar aralıksız devam eden saldırıların ardından 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiştir.

    1988’e kadar süren Maraş Katliamı sanıklarının yargılanması sonucunda, olaylara karışıp yargılanan 804 sanıktan 22 kişiye idam, 7 kişiye müebbet hapis, 321 kişiye ise 1 ila 24 yıl arasında hapis cezaları verilmiştir. Fakat idam ve müebbet cezalı sanıkları da içeren kararlar bir süre sonra Yargıtay tarafından bozulmuştur. Uzun süren davalar sürecinde sis perdelerini aralamaya yakın olan 3 müdahil avukatı katliamın şifrelerini çözmeye yaklaştıkça art arda faili meçhul cinayetlere kurban gider. Maraş Katliamı’nın müdahil avukatları; Ceyhun Can 10 Eylül 1979’da, Halil Sıtkı Güllüoğlu 3 Şubat 1980’de ve Ahmet Albay 3 Mayıs 1980’de öldürülürler. 

    “BEBEKLER, ÇOCUKLAR, KADINLAR DA DAHİL ONLARCA İNSAN YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Yargıtay’ın Maraş Katliamı sanıklarına verilen cezaları bozma kararının ardından gerçekleşen yeni yargılama sürecinde ise çoğu kişi beraat eder, geri kalanlara ise hafif cezalar verilir. 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle alınan hafif cezalar da ertelenir ve serbest bırakılırlar. Sonuç olarak içlerinde masum bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil onlarca insanın yaşamını yitirdiği Maraş Katliamı’nın planlayıcılarından, tetikçilerinden ve katillerinden tek bir kişinin bile ceza almaması ve üstünün itinayla kapatılması, başta katledilen kişilerin yakınları olmak üzere vicdan sahibi herkesin yüreklerinde büyük bir yara açmıştır.

    “YÜZLEŞİLMESİ ŞARTTIR”

    Özellikle ırkçılık ve dincilik ekseninde gelişen toplumdaki tüm farklılıkları birbirine düşman eden nefret suçlarına gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve böyle olası katliamların yaşanmaması için hatırlanıp yüzleşilmesi şarttır. Böyle bir anma ve yas günü ilan edilerek; olası provokasyonlara karşı toplum içerisinde çıkabilecek her türlü linç ve katliam girişiminin önüne geçerek, Alevifobiyle mücadele edilebilmesi, toplumsal farkındalığın yaratılması ve bir kardeşlik bilincin aşılanması amaçlanmaktadır.

    Bu kanun teklifi ile; 19-26 Aralık tarihleri arasında Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiseler sonucunda hayatlarını kaybedenlere yönelik duyarlılık ve farkındalık yaratmak amaçlanmış ve organize katliamın en yoğun şekilde yaşandığı 24 Aralık gününün Maraş Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür.

    Kanun teklifinde madde gerekçeleri de şöyle kaydedildi:

     MADDE 1- 24 Aralık’ın Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anma ve yas günü olarak ilan edilmesi amaçlanmıştır.

    MADDE 2- Yürürlük maddesidir.

    MADDE 3- Yürütme maddesidir.

    (HABER MERKEZİ)