Etiket: prof. dr. çiğdem boz

  • Prof. Dr. Boz: Göç çalışmaları cinsiyet körü; erkek aktör ve kadın ise onun valizi bir eşya-VİDEO

    Prof. Dr. Boz: Göç çalışmaları cinsiyet körü; erkek aktör ve kadın ise onun valizi bir eşya-VİDEO

    PİRHA- Göç ve Kadın Yaşamı panelinde konuşan Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Göç çalışmaları cinsiyet körü ve toplumsal cinsiyete dokunmuyor. Bu körlüğü aşmak görünür kılmak, bunu yaparken de tipik sosyal bilimci gibi ‘kadınlar da bunları yaşamıştır’ gibi değil, onların deneyimlerini kendi ağızlarından dinlemek ve aktarmak istedim” dedi. 

    Munzur Çevre Derneği ‘Göç ve Kadın Yaşamı’ panel düzenledi. İstanbul Okmeydanı’nda bulunan dernek binasında gerçekleşen panelin açılışını Munzur Çevre ve Dayanışma Derneği yönetiminden Ali Ekber Barmağıç yaptı. Barmağıç, misafirleri selamlayarak Çiğdem Boz’a dair kısa bir tanıtımda bulundu.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, göç ve sonrasında kadınların metropollerde yaşadığı sorunları yaptığı saha araştırmaları ve gözlemleri üzerinden sundu.

    “GÖÇ MESELESİNİ KADINLARIN GÖZÜNDEN ANLATMAK İSTEDİM”

    Göç meselesini kadınların gözünden, dilinden anlatmak istediğini belirten Boz, “23 yıldır Dersim’e hem kültürel hem de coğrafi olarak çok yakınım. Bir iktisatçının Alevilik ile ne işi olur sorularını çok alıyorum. Son dönemlerde de çalışma alanım Aleviliğin ekonomik politiği. Alevilerin ekonomik yaşamda neler yaptığı, şimdiye kadar nasıl bir tarihten geçtiğine ve sınıf oluşumlarına bakıyorum. Son çalışmam göç ve kadın, Dersimli kadınlar özelinde göçle ilgileniyorum. Feminist bir iktisatçı olarak bu göç meselesini kadınların gözünden bakıp onlardan dilinden anlatmak istedim ve böyle yola çıktım” dedi.

    “GÖÇ ÇALIŞMALARINDA ERKEK AKTÖR, KADIN İSE ONUN YANINDAKİ EŞYA”

    Göç çalışmalarının erkeklerden üzerinden anlatıldığı eleştirisi sunan Boz, “Göçün zorunlu ve gönüllü olduğuna dair bilgiler bize iki türünü veriyor. Gönüllü de ne kadar gönüllü? O da bir zorunluluktan kaynaklanıyor ama arkasında savaş, kıtlık, afet ve baskı yok. Göç temelinde insan hareketliliği bir mekan gibi ama, mekanın yanında sosyo-ekonomik kültürel ortamı da değiştirme var. Göç çalışmaları hep erkek üzerinden anlatılıyor ve aktör erkek. Bu göç meselesinde kadına erkeğin ‘valizi’ muamelesi yapılıyor. Erkeğin yanında götürdüğü eşyadan çok farkı yok. Ama görünmez koca bir kadın emeği var” diye konuştu.

    “CİNSİYET KÖRLÜĞÜNÜ AŞARAK KADINLARIN GÖZÜNDEN AKTARMAK İSTEDİM”

    Boz, Dersimli kadınları neden göç meselesinin merkezine aldığını sorularına ise, “Göç çalışmaları cinsiyet körü ve toplumsal cinsiyete dokunmuyor. Bu körlüğü aşmak, görünür kılmak, bunu yaparken de tipik sosyal bilimci gibi ‘kadınlar da bunları yaşamıştır’ gibi değil, onların deneyimlerini kendi ağızlarından dinlemek ve aktarmak istedim. Bütün amacın, motivasyonun bu olduğunu söyleyebilirim. Çalışmanın kapsamını İstanbul Gülsuyu ve Bursa Kestel’deki Dersimli kadınlar olarak belirledim. Göçe tabi olan birçok kadın varken niye Dersimli kadınlar? Bir farklı dilin, farklı bir dinin içerisinde olmaları ve geçmişte sürgün ve göçü yaşamış bir deneyimleri, hafızaları var. O anlamda Dersim özel. Homojen bir topluluk ve herkes Kürt Alevi” diyerek cevap verdi.

    “GÖÇÜN KADINLAŞMASININ KENDİSİ BİR VAKA”

    Boz, şöyle devam etti:

    “Saha çalışmasından derinlikli uzun mülakatlar yaptım. 23 yıldır da katılımcı araştırmacı olarak bunu yapıyorum. Köyde, mutfakta, yemekte, şehirde iç içe olduğum için gözlem yapma şansım çok fazla. Çok rahattım. Bana ne demek istediklerini ya da ne demek istemediklerini çok iyi biliyorum. Son 40 yılda göçün kadınlaşmasının kendisi bir vaka zaten. Göç edilen mekanla etkileşimde cinsiyetler arasında şöyle bir fark oluyor. Yabancı bir yere gittiği ve başka bir iş yapamayacağı için bur bir olgu. Kimisi de o kadar geçinemiyor ki çalışmak zorunda kalıyor. Göç edilen yerde daha çok ev kadınlaşması ve iş gücü piyasasına atılma eğilimi araştırmalarda yüzde 50 oranında görünüyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ABF ve bileşenleri: Akademisyenlerin işten çıkarılması kabul edilemez

    ABF ve bileşenleri: Akademisyenlerin işten çıkarılması kabul edilemez

    PİRHA- Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un görevine son verilmesine Alevi kurumlarından tepkiler gelmeye devam ediyor. Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri yaptığı açıklamada, “Prof. Dr. Çiğdem Boz ve diğer işten atılan akademisyenlerin yanında olduğumuzu vurguluyor, bu haksız uygulamaların son bulmasını ve akademik özgürlüklerin tam anlamıyla tesis edilmesini talep ediyoruz” dedi. 

    Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un görevine geçen hafta son verildi. Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un gerekçe gösterilmeksizin görevine son verilmesi, Alevi toplumunun tepkisine neden oldu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve bileşenleri konuya ilişkin yazılı bir açıklama paylaştı.

    “AKADEMİK ÖZGÜRLÜĞE VE BİLİMSEL ÖZERKLİĞE AĞIR BİR DARBEDİR”

    Yapılan açıklamada işten çıkarılan akademisyenlerin yalnız olmadığı belirtilirken, “Fenerbahçe Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Çiğdem Boz ve diğer beş akademisyenin gerekçesiz olarak işten çıkarılması kabul edilemez. Vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin, devlet üniversitelerinde görev yapan meslektaşlarından farklı muameleye tabi tutulması ve iş akdilerinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin feshedilmesi, akademik özgürlüğe ve bilimsel özerkliğe ağır bir darbedir. Bu durum, yalnızca işten atılan akademisyenlerin değil, tüm akademi camiasının ve toplumun geleceğini tehdit eden bir uygulamadır. Akademik özgürlüklerin korunması ve bilim insanlarının güvenli çalışma koşullarında araştırmalarını sürdürebilmesi, ülkemizin bilimsel ve kültürel gelişimi için elzemdir” denildi.

    ALEVİ KURUMLARI TALEPLERİNİ SIRALADI

    Alevi kurumlarının açıklamasında, şu talepler yinelendi:

    1. Akademik Özgürlüklerin Güvence Altına Alınması: Akademisyenlerin görevlerine gerekçesiz olarak son verilmemesi için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

    2. Eşit Muamele: Vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenler ile devlet üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin hakları arasında ayrım yapılmamalıdır.

    3. Şeffaf ve Adil İşlemler: İş akdi fesihlerinde şeffaf ve adil süreçlerin izlenmesi sağlanmalı, akademisyenlerin savunma hakları gözetilmelidir.

    4. Hakların Korunması: İşten çıkarılan akademisyenlerin haklarının korunması için gerekli adımlar atılmalı, mağduriyetleri giderilmelidir.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    Prof. Dr. Çiğdem Boz’un, Fenerbahçe Üniversitesi’ndeki görevine son verildi

    Erçe’den Fenerbahçe Üniversitesi’ne tepki: Prof. Dr. Çiğdem Boz onurumuzdur!

    Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu: Prof. Dr. Çiğdem Boz hocamızın yanındayız

    PSAKD’den Çiğdem Boz’a destek: Başlattığı hukuk mücadelesinde yanındayız

     

  • PSAKD’den Çiğdem Boz’a destek: Başlattığı hukuk mücadelesinde yanındayız

    PSAKD’den Çiğdem Boz’a destek: Başlattığı hukuk mücadelesinde yanındayız

    PİRHA- PSAKD, Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un gerekçe belirtilmeksizin görevine son verilmesine ilişkin yaptığı açıklamada, ” Çiğdem Hocamız vesilesiyle vakıf üniversitelerinde süren emek sömürüsüne, güvencesiz iş koşullarına itiraz ediyoruz. Bilim, piyasanın değil insanın ve insan emeğinin kutsandığı bir ortamda gelişebilir. Prof. Dr. Çiğdem Boz’un başlattığı hukuk mücadelesinde kendisinin yanında olduğumuzu buradan bir kez daha ilan etmek isteriz” dedi.

    Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un görevine geçen hafta son verildi. Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un gerekçe gösterilmeksizin görevine son verilmesi, Alevi toplumunun tepkisine neden oldu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi’nin konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Çiğdem Boz’un Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesine verdiği katkılara atıfta bulunulurken, Boz’un hukuk mücadelesinde yanında olacaklarının da altı çizildi.

    “YOL’A HİZMETTE YOLDAŞIMIZ OLAN PROF. DR. ÇİĞDEM BOZ’UN İŞİNE SON VERİLMESİNİ KINIYORUZ”

    PSAKD Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Derneğimiz bünyesinde yapılan eğitim seminerleri ve Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesine verdiği katkılarla Yol’a hizmette yoldaşımız olan Prof.Dr. Çiğdem Boz’un haksız bir şekilde Fenerbahçe Üniversitesindeki işine son verilmesini kınıyoruz. Çiğdem Hocamız vesilesiyle vakıf üniversitelerinde süren emek sömürüsüne, güvencesiz iş koşullarına itiraz ediyoruz. Her ne kadar vakıf üniversitelerinde yükseköğretim hizmeti ücret karşılığı verilse de bu okullar kamu hizmeti veren kurumlardır. Bu kamu hizmetinin özgür ve demokratik bir ortamda verilebilmesi için ise akademisyenlere iş güvencesi sağlanmalıdır.
    Üniversitelerin bilim insanlarının emeğine ve fikirlerine saygılı olmasını bekliyor, vakıf üniversitelerinde iş güvencesinin sağlanması konusunda yetkilileri göreve çağırıyoruz. Bilim, piyasanın değil insanın ve insan emeğinin kutsandığı bir ortamda gelişebilir. Prof. Dr. Çiğdem Boz’un başlattığı hukuk mücadelesinde kendisinin yanında olduğumuzu buradan bir kez daha ilan etmek isteriz.”

    PİRHA/ANKARA

    Prof. Dr. Çiğdem Boz’un, Fenerbahçe Üniversitesi’ndeki görevine son verildi

    Erçe’den Fenerbahçe Üniversitesi’ne tepki: Prof. Dr. Çiğdem Boz onurumuzdur!

    Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu: Prof. Dr. Çiğdem Boz hocamızın yanındayız

  • Erçe’den Fenerbahçe Üniversitesi’ne tepki: Prof. Dr. Çiğdem Boz onurumuzdur!

    Erçe’den Fenerbahçe Üniversitesi’ne tepki: Prof. Dr. Çiğdem Boz onurumuzdur!

    PİRHA- PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un resmi olarak herhangi bir gerekçe gösterilmeden görevine son verilmesine tepki gösterdi. Erçe, “Üniversiteleri birer ticarethane mantığı ile yönetenler, şimdi de siyasi kararlara imza atıyorlar” dedi.

    Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un görevine son verildi. Resmi olarak herhangi bir gerekçe gösterilmeden görevine son verilen Boz gibi 6 öğretim üyesinin de işine son verildi.

    Pir Sultan Abdal Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe konuya ilişkin sosyal medyasında bir paylaşım yaptı.

    “ÜNİVERSİTENİN ASIL AMACI BELLİ OLAN KARARINDAN DÖNMESİNİ BEKLİYORUZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği örgütlülüğü adına da konu ile ilgili gün içinde basına ve kamuoyuna yönelik bir açıklama yapılacağı bilgisini veren Cuma Erçe, “Derneğimizin bir çok çalışmasında ciddi bir emeği ve katkısı olan çok değerli Bilim İnsanı Prof. Dr. Çiğdem Boz hocamız, çalıştığı Fenerbahçe Üniversitesi’nde işine son verilmiştir. Üniversitenin bu tutumunu şiddetle kınıyor, bu hukuksuz ve asıl amacı belli olan kararından bir an önce dönmelerini bekliyoruz” dedi.

    “BİR ÇOK BİLİM İNSANI AYNI KADERİ PAYLAŞIYOR”

    “Prof. Dr. Çiğdem Boz onurumuzdur ve yalnız değildir” diyen Erçe, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Üniversiteleri birer ticarethane mantığı ile yönetenler, şimdi de siyasi kararlara imza atıyorlar. Vakıf üniversitesi adı altında patronlara peşkeş çekilen bilim yuvaları ne yazık ki, bilim insanlarını köle gibi kullanıp, sonra da kapı dışarı edebiliyorlar. Çiğdem hocamız bunlardan sadece biri. Daha bir çok bilim insanı aynı kaderi paylaşıyor.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Doç. Dr. Mehmet Ertan: Kentleşme süreci Aleviler üzerinde önemli bir kırılma yarattı-VİDEO

    Doç. Dr. Mehmet Ertan: Kentleşme süreci Aleviler üzerinde önemli bir kırılma yarattı-VİDEO

    PİRHA- CAN TV’de Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunduğu Yol’un Yüzyılı programına konuk olan Doç. Dr. Mehmet Ertan, ‘Aleviler ve Kentleşme Süreci’  konusu üzerine değerlendirme yaptı. Kentleşme sürecinin Aleviler açısından son derece önemli bir kırılma noktası olduğunu söyleyen Ertan, “Geleneksel Aleviliğin düşkünlük, musahiplik gibi mekanizmaları artık kentlerde ve kırsal alanlarda işleyemez hale geldi, bu durum da Aleviler üzerinde ciddi bir travma yarattı” dedi.

    Türkiye’de kentleşme süreci hızlı bir şekilde ilerlerken, göç eden toplumlardan biri de Aleviler. Aleviliğin en önemli kurumu Dedelik kentlerde devam ediyor ancak özellikle düşkünlük ve musahiplik mekanizması şehirlerde neredeyse yok olmak üzere.

    CAN TV’de Prof. Dr. Çiğdem Boz‘un sunduğu Yol’un Yüzyılı programına konuk olan Doç. Dr. Mehmet Ertan,Aleviler ve Kentleşme Süreci’  konusu üzerine değerlendirme yaptı.

    “GELENEKSEL ALEVİLİĞİN MEKANİZMALARI, KENTLERDE İŞLEYEMEZ HALE GELDİ”

    Kentleşme sürecinin Aleviler açısından son derece önemli bir kırılma noktası olduğunu söyleyen Doç. Dr. Mehmet Ertan, “Çünkü bizim geleneksel Alevilik diye nitelendirdiğimiz ve daha çok kırsal bölgelerde, yüz yüze ilişkilerin hâkim olduğu bir ilişki ağından bahsediyoruz. Dış dünya ve merkezi otorite ile ilişkiyi asgariye indirecek ve topluluğun ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilecek bir ilişki ağı, kentleşme süreciyle birlikte eskisi gibi işlemez hale geldi. Çünkü bu ilişki ağını çalışabilmesi ve işleyebilmesi homojen bir toplumu ve dışa kapalı bir yaşam örüntüsünü gerektiriyor” dedi.

    Ertan, kentleşme sürecinin Aleviler üzerindeki etkisini anlatırken şöyle devam etti:

    “Kentleşme süreciyle birlikte dışa açılmaya başladıkça sadece Alevi göçmenlerin kentlere gelmesiyle ilişkili bir süreç değil, bu süreçte Alevi köyleri de aynı zamanda dışa açılmaya başlıyor bu süreç içerisinde. Geleneksel Aleviliğin düşkünlük, musahiplik gibi mekanizmaları artık kentlerde işleyemez hale geldi ve bu durum Aleviler üzerinde ciddi bir travma yaratıyor. Böylece yüzlerce yıldır büyük bir dayanışma mekanizması ve koruyucu bir zırh olan inançtan uzaklaşıyorsunuz. Kentleşme Aleviler açısından bakıldığında hem siyasete hem de merkezi devlet aygıtlarına tekrar tutunabilme ve oraya entegre olabilme mücadelesi. O yüzden kentleşme süreci Alevi göçmenler için iki kat daha zor yaşandı.”

    Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • “Cumhuriyet Aleviler açısından önemli bir kırılma yarattı ancak ekonomik olarak bir değişim olmadı” -VİDEO

    “Cumhuriyet Aleviler açısından önemli bir kırılma yarattı ancak ekonomik olarak bir değişim olmadı” -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Kadıköy Şubesi ve İçerenköy Cemevi tarafından düzenlenen halk seminerleri devam ediyor. ‘Alevilerin Yüzyıllık İktisadi Tarihi’ üzerine konuşma yapan Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Köyde toprağı, suyu ve makinesi olan Türkmen Aleviler bile ekonomik olarak iyi durumda olabilecekken tarımın önemsizleştirilmesiyle yoksullaştığı için kentlere göç etmek zorunda kaldı. Köylerde bölgesel kalkınma eşitsiz bir şekilde yürütüldüğü için iyi durumda olabilecek çiftçimiz bile yoksullaştırıldı” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi/İçerenköy Cemevi tarafından düzenlenen halk seminerleri devam ediyor. Prof. Dr. Çiğdem Boz, ‘Alevilerin Yüzyıllık İktisadi Tarihi’ başlıklı seminerde Alevilerin sosyal ve ekonomik marjinalliklerini, değişen sınıfsal konumlarını anlattı.

    “TÜRKİYE, DÜNYA KONJONKTÜRÜNDEN BAĞIMSIZ İKTİSAT POLİTİKASI YAPAMAZ”

    Cumhuriyet döneminin Aleviler açısından önemli bir kırılma yarattığını ancak ekonomik ve yaşam tarzı olarak bir şeyin değiştirmediğini vurgulayan Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Aleviler köylerden kentlere göç edene kadar ekonomik olarak bir farklılık yok. 1990’lı yıllara kadar Aleviler yine de topraktan bir şeyler kazanabiliyordu. 1990’lı yıllar hem İMF ile yapılan anlaşmalar hem de Avrupa Birliği ile yapılan anlaşmalarla tarımın tamamen gözden çıkarıldığı bir dönem. Dolayısıyla köyde toprağı, suyu ve makinesi olan Türkmen Aleviler bile ekonomik olarak iyi durumda olabilecekken tarımın önemsizleştirilmesiyle yoksullaştığı için kentlere göç etmek zorunda kaldı. Köylerde bölgesel kalkınma eşitsiz bir şekilde yürütüldüğü için iyi durumda olabilecek çiftçimiz bile yoksullaştırıldı. Yüzyıllık ekonomi politikalarına baktığımızda iki hat var. Birisi dışa açılmacı her şeyi serbestleştirelim, devleti küçültelim anlayışı, diğeri de daha planlı gidelim ve kendi şartlarımızı hazırlamadan açılmayalım diyen anlayış var. İkinci politikanın uygulandığı yıllarda ülkedeki refah genel anlamda daha yüksek. Ancak hiçbir zaman Türkiye, dünya konjonktüründen bağımsız bir iktisat politikası yapamaz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Maraş Katliamı, Kızılbaşların mallarının yağmasıydı’-VİDEO

    ‘Maraş Katliamı, Kızılbaşların mallarının yağmasıydı’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Kadıköy Şubesi/İçerenköy Cemevi’nde Maraş Katliamının 45. yılında panel düzenlendi. 70’lerin ortasına kadar Alevilerin sosyalist hareketlere dahil olmasının Alevi eşittir Komünist özdeşliğini pekiştirtirdiğini belirten Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Sünni halkın huzursuzluğundan ve ekonomik sıkıntılarından faydalanan MHP ve Ülkü Ocakları bunu kullanarak Alevilere şiddeti haklı kılmaya çalıştı. Bu bir anlamda Kızılbaşların mallarının yağmasıydı” dedi.

    Maraş Katliamının üzerinden 45 yıl geçti. 19 Aralık ile 26 Aralık 1978 tarihleri arasında, sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 iş yeri tahrip edildi. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliamında da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı. O günün acılarıysa bugün hala devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi/İçerenköy Cemevi’nde Maraş Katliamının 45. yılında panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği GYK Üyesi Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağçal’ın yaptığı panele Prof. Dr. Çiğdem Boz, Doç. Dr. Hakan Güneş ve Maraş Katliamı tanığı Rahime Polat konuşmacı olarak katıldı.

    “KATLİAM, DEVLETİN GÖZETİMİNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR”

    Açılış konuşmasını gerçekleştiren PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi Yöneticisi Şengül Şimşek Ayvadaş, “Maraş Katliamı da diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiştir. Şehirdeki kolluk kuvvetleri hiçbir müdahalede bulunmayarak katliama ortak olmuştur. Maraş’ta, yüzlerce insan sadece Alevi olduğu için hunharca katledildi.”

    “MARAŞ KATLİAMI, ÖNCEDEN PLANLANDI”

    Maraş Katliamı tanığı Rahime Polat ise, “Maraş Katliamı önceden planlanmış, yağmaya dayalı, insanlık dışı bir olaydı” dedi.

    “MHP VE ÜLKÜ OCAKLARI ALEVİLERE ŞİDDETİ HAKLI KILMAYA ÇALIŞTI”

    1977-1979 yıllarının dünya ekonomisinde iktisadi bunalım yılları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Bu yüzden de önceki dönemlerde ülkeye giren dış kaynağın kesildiğini ve 1962-76 arasında yaşanan iktisadi büyüme durdu. Böyle bir ortamda kentlerde görünür olmaya başlayan Aleviler ufak ufak sermaye biriktirmeye, iş yeri açmaya başladılar. Sünni esnafın hakim olduğu piyasaya giren Alevilerin küçük burjuvazisi ekonomik olanakların bölüşümü konusunda Sünni esanafa rakip oldu bir anlamda. 70’lerin ortasına kadar Alevilerin sosyalist hareketlere dahil olması Alevi eşittir Komünist özdeşliğini pekiştirmişti. Sünni halkın huzursuzluğundan ve ekonomik sıkıntılarından faydalanan MHP ve Ülkü Ocakları bunu kullanarak Alevilere şiddeti haklı kılmaya çalıştı. Bu bir anlamda Kızılbaşların mallarının yağmasıydı” diye belirtti.

    “MARAŞ KATLİAMI, ÇOK FAİLLİ BİR CİNAYETTİR”

    Maraş Katliamının çok failli bir cinayet olduğunu belirten Doç. Dr. Hakan Güneş, “Tek faili olmayan bir cinayet, katliam. Bu cinayetin bir uluslararası boyutu var bir de yerel güçler var. Suçu sadece katliamı gerçekleştiren yerel insanlara atmayalım ama onları da maşa olarak aklamayalım. Onlar suçlular, soğuk bir şekilde cinayeti işlediler ve yaptıklarını itiraf edip özür dilemek zorundalar. Bu çok failli katliamın bütün aktörlerinin ulusal ve uluslarası düzeyde hukuken yargılanması gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Prof. Dr. Çiğdem Boz: Laik eğitim için 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi yükseltelim-VİDEO

    Prof. Dr. Çiğdem Boz: Laik eğitim için 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi yükseltelim-VİDEO

    PİRHA-Eğitimin dinselleştirilmesine karşı meydanlara çıkılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Hep birlikte meydanlara çıkmalıyız ve temel yurttaşlık hakkı olan laik eğitimi talep etmek zorundayız. Bu nedenle 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de yapılacak mitinge tüm yurttaşlarımızı davet ediyorum” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “EĞİTİMİN DİNSELLEŞTİRİLMESİ BİZİ BEKLEYEN ÇOK BÜYÜK BİR TEHLİKE”

    12 Eylül askeri darbesinden bu yana eğitimin adım adım dinselleştirildiğini söyleyen Çiğdem Boz, “AKP iktidarı döneminde de eğitimin dinselleştirilmesi yönünde adımlar atılıyor. Eğitimin dinselleştirilmesi bizi bekleyen çok büyük bir tehlike” dedi.

    Eğitim aslında çok temel bir yurttaşlık hakkı ve kamusal bir hizmet olması gerekirken hızla özelleştirilip, piyasalaştırılırken bir yandan da içerik olarak dinselleştiriliyor. Türkiye’de şu anda piyasa ve dinin bir arada olduğu bir eğitim sistemiyle karşı karşıyayız. Alevi veya seküler veliler bu dayatmadan kaçınmak için çok yüksek ücretler ödeyerek laik eğitim veren kurumlar arıyorlar. Bu duruma karşı hep birlikte sesimizi yükseltmek zorundayız. Yıllardır laik eğitim diye bağırıyoruz ve bundan sonra da bağırmaya devam edeceğiz galiba. Zorunlu din dersleri ve okullara imam atanması gibi uygulamalara karşı sadece Alevilerin değil tüm yurttaşların ses çıkarması gerekiyor. Bu sorun sadece Alevilerin sorunu değil, hep birlikte meydanlara çıkmalıyız ve temel yurttaşlık hakkı olan laik eğitimi talep etmek zorundayız. Bu nedenle 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de yapılacak mitinge tüm yurttaşlarımızı davet ediyorum” dedi.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Karakaya: Aleviliğin yazılı belgelerine gereken önemi vermeliyiz – VİDEO

    Karakaya: Aleviliğin yazılı belgelerine gereken önemi vermeliyiz – VİDEO

    PİRHA-Doç. Dr. Ayfer Karakaya, CANTV’de yayınlanan Yolun Yüzyılı programında konuşarak “Israrla Aleviliğin sadece sözel geleneğe dayalı olduğu vurgulandı. Oysa bu doğru değil. Sünni İslam’ın kitabi, medeni ve daha üstte olduğu ikilemi yaratılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla Aleviliğin yazılı ve yazma belgeleri var. Bunlara Aleviler olarak gereken önemi vermemiz gerekiyor” dedi.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumuyla CANTV’de yayınlanan Yolun Yüzyılı programına Doç. Dr. Ayfer Karakaya konuk oldu. Programın üçüncü bölümünde “Osmanlı döneminde Alevilerin sözlü ve yazılı kültürü”, “Alevilik ve Vefailik arasındaki ilişki”, “Osmanlı Devleti’nin Aleviler ile ilişkisi” ve “Osmanlı-Safavi ilişkileri” konuşuldu.

    “ALEVİLİĞİN YAZILI BELGELERİ VAR, GEREKEN ÖNEMİ VERMELİYİZ

    “Alevilerin kendi içinden çıkmış yazılı belgeleri ve yazmaları var. Fakat biz bunları derleyemedik” diye konuşan Doç. Dr. Ayfer Karakaya, Alevilerin yazılı belgelerinin ve yazmalarının neden derlenemediğini de şöyle anlattı:
    “Aleviliğin sözelliği üzerinde bir vurgu var. Çünkü bir paradigma var. Bunu desteklemek için de Aleviliğin sadece sözel aktarıma dayalı olduğunu söylemeniz gerekiyor. Çünkü buradaki varsayım sözel aktarımın zayıflığı. Çünkü hiyerarşik olarak kitabi kültürler sözel kültürlerden daha üsttedir. Dolayısıyla Aleviler, onlara göre göçebe, cahil, kitabı-İslamı anlamadıkları için ısrarla Aleviliğin sadece sözel geleneğe dayalı olduğu vurgulandı. Oysa bu doğru değil. Sünni İslam’ın kitabi, medeni ve daha üstte olduğu ikilemi yaratılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla Aleviliğin yazılı ve yazma belgeleri var. Bunlara Aleviler olarak gereken önemi vermemiz gerekiyor.”

    “ELİMDEKİ BELGELERİN AZI AHİLİK ÇOĞU VEFAİ DERGAHLARIYLA İLİŞKİLİ”

    Karakaya, Alevilik ve Vefailik arasındaki ilişkiye dair de şunları konuştu:
    “Bu belgelere baktığımda tarihsel olarak en eski katmanın tek tük Ahi icazetnamelerinden ama ağırlıklı olarak Vefai icazetnamelerinden oluştuğunu gördüm. Şunu da söylemem gerekir ki benim üzerinde yoğunlaştığım Alevi ocakları çoğunlukla Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgelerindeki ocaklardır. Dolayısıyla ben bütün ocaklar için bunun geçerli olduğunu söylemiyorum.”

    “SİYASETEN DAHA LİBERAL BİR DÖNEM”

    Karakaya, Osmanlı Devleti’nin Aleviler ile ilişkisine değinerek siyaseten liberal, akıcı dinsel ortamın Osmanlı’yı rahatsız etmediğini, Osmanlı’nın tek derdinin toprak kazanmak olduğunu vurguladı. Karakaya, aynı zamanda “o dönemde Müslüman tarafta kim savaşırsa onlar için önemli değil” dedi.

    “YAVUZ SULTAN SELİM TAHTA ÇIKMAK İÇİN KIZILBAŞLARA SERT POLİTİKALAR UYGULADI”

    Karakaya, Osmanlı-Safavi ilişkileri hakkında konuşarak “Yavuz Sultan Selim tahta çıkmak için Kızılbaşlara sert politikalar uyguladı” ifadelerine yer vererek, “Yavuz Sultan Selim, taktik değiştirerek Kızılbaş kartını kullanıyor ve babasının yerine geçmek için bunu yapıyor. Zaten babasını da zehirleyerek tahttan indiriyor. Ve bu Osmanlı tarihinde çok büyük bir utanç” şeklinde ifade etti.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    Programın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Prof. Dr. Boz, CAN TV’de sunduğu ‘Yol’un Yüzyılı’nı anlattı: Güzel bir yüzyıllık hikaye olacak – VİDEO

    Prof. Dr. Boz, CAN TV’de sunduğu ‘Yol’un Yüzyılı’nı anlattı: Güzel bir yüzyıllık hikaye olacak – VİDEO

    PİRHA – Prof. Dr. Çiğdem Boz, sunuculuğunu yaptığı CAN TV’de yayınlanan ‘Yol’un Yüzyılı’ programının Cumhuriyet’in yüzüncü yılıyla ilgili bir program olduğunu belirterek, “Biz bu programla Aleviler, Alevilik açısından Cumhuriyet’in yüzyılı neleri kapsıyordu? Aleviler ve Alevilik bu yüzyılda nasıl dönüştü? Bunları anlamaya çalışacağız” dedi.

    Cumhuriyet’in yüzyılını geride bırakırken, Alevilerin son yüzyılda yaşadıklarını tarihsel, sosyal ve kültürel açıdan değerlendiren ‘Yol’un Yüzyılı’ programının ilk bölümü 11 Ekim’de CAN TV‘de yayınlandı.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, sunuculuğunu yaptığı CAN TV’de yayınlanan ‘Yol’un Yüzyılı’ programının nasıl ortaya çıktığına, içeriğine ve bundan sonrası için nasıl bir yol izleneceğine dair PİRHA’ya konuştu.

    “PROGRAMIN BÖLÜM SAYISI SEYİRCİDEN GELEN TEPKİLERE GÖRE DEĞİŞEBİLİR”

    Programa isim verirken temalarının ‘Cumhuriyet ve Alevilik’ olduğunu ancak daha sonra başlığı değiştirdiklerini belirten Boz, “Yüzyıl kavramını ben kişisel olarak seviyordum arkadaşlar da uygun gördüler. Hem de Alevi inanç öğretisinin güzel bir tarifi Yol. Aslında bir yüzyıllık özet yapacağız. Bu yüzden Yolun Yüzyılı” diye konuştu.

    Boz, aynı zamanda programı 14-15 bölüm olarak tasarladıklarını da ifade ederek seyirciden gelen tepkilere göre de programın bölüm sayısının değişebileceğini söyledi. Boz, şöyle devam etti:

    “Yüzyıl ama yüzyıla 1923’te başlamak olmuyor. Birinci yüzyıla girerken nasıl bir tarihsel arka zeminde duruyorduk bir arkamıza bakmak, bunu özetlemek ondan sonra yüzyıllık hikayeyi dinlemek istedik.”

    “AKP DÖNEMİNDE ALEVİLER VE ALEVİLİK KONULU BİRKAÇ PROGRAM YAPMAYI PLANLIYORUZ”

    Boz, Yol’un Yüzyılı programının içeriğinde neler olacağına, nasıl bir yol izleneceğine dair de şunları söyledi:

    “Osmanlı’da Alevilik, Bektaşiliğin ilgası, 19. yüzyıl, kuruluş aşamasındaki o anayasal zeminde Aleviler, Alevilik nerede duruyor, bunlara bakıp ondan sonra da 30’lu yıllar, 50’lere kadar olan bir ekonomideki dışa açılmacı çok partili dönem ondan sonra Alevilerin kente indiği, kentleşmenin başladığı ve sol siyasal hareketle buluştuğu 1960-80 yılları arasını da ayrı bir bölüm olarak yayınlayacağız. Daha sonra elbette 90’lar. Maalesef bizim hafızamızda 90’larla ilgili kötü şeyler var. Madımak’a, Gazi’ye bakacağız. 90’lardan sonra da 2000’ler, AKP döneminde Aleviler ve Alevilik konulu birkaç program yapmayı planlıyoruz. Şu an tasarımız bu şekilde.”

    “TÜM YURTTAŞLARIMIZIN BU PROGRAMI İZLEMESİNİ İSTERİM”

    Çok heyecanlı olduğunu ifade eden Boz, son olarak programa dair düşüncelerini ise şöyle aktardı:

    “Çünkü İktisat Tarihçisiyim. Bu sene mesela Türkiye Ekonomisi dersini veriyorum. Her hafta orada Türkiye’nin bir dönemini incelerken her hafta bu stüdyoya gelip o dönemde Aleviler ve Aleviliğin nasıl dönüştüğünü bu konuda dirsek çürütmüş, emek vermiş kişilerle konuşmak benim için çok özel bir şey olacak. Pek çok alandan isimle görüşmek, çoğulcu bir bakış açısıyla Aleviliğe bakmak, hepimizi o özcü mikroptan, tekçi anlayıştan, devlet takıntısından kurtaracak çareler ya da ipuçları bu programda olacak. Ben o yüzden Alevi olsun olmasın tüm yurttaşlarımızın bu programı izlemesini isterim. Bence güzel bir yüzyıllık hikaye olacak.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL