Etiket: proje

  • Pir Zeynel Kete: Aşure’yi Aleviler eliyle resmi tören haline getirmek bir projedir

    Pir Zeynel Kete: Aşure’yi Aleviler eliyle resmi tören haline getirmek bir projedir

    PİRHA- Şıx Çoban Ocağına mensup Pir Zeynel Kete, Yeni Yaşam gazetesinde “Belediyeler ve aşure töreni” başlığıyla kaleme aldığı yazıda, Aşure lokmasının protokol haline getirilmesini eleştirdi. Kete, “Aşure’yi Aleviler eliyle resmi tören haline getirmek bir projedir. Aleviliğin kültürel direniş hattını yok ederek “değiştirme/ dönüştürme”, Aleviliğe müdahale etme, kaybettirme tasarımıdır” dedi. 

    Şıx Çoban Ocağına mensup Pir Zeynel Kete, Yeni Yaşam gazetesinde “Belediyeler ve aşure töreni” başlığıyla kaleme aldığı yazıda, belediyelerin ‘Aşure töreni!’ yapmalarını yeni bir Alevilik tasarımı olarak düşünmek gerektiğini ifade etti.

    Kete, “Aşure’yi Aleviler eliyle resmi tören haline getirmek bir projedir. Aleviliğin kültürel direniş hattını yok ederek “değiştirme/ dönüştürme”, Aleviliğe müdahale etme, kaybettirme tasarımıdır” dedi.

    Pir Zeynel Kete’nin yazısının tamamı şöyle:

    “Yaşadığımız çağda kapitalist modernist anlayış bütün olguların, kavramların gerçek manalarının üstünü örtmek için  var olan tarihsel değerleri metalaştırarak  toplumsal mühendislik projeleri üretiyor.

    Devletçi zihniyetler görünürde halkların kültürüne, inancına değer verdiğini söyleyerek aslında değersizleştirme siyasetini ortaya koyuyorlar. Bu zihniyet toplumu sadece ekonomik olarak yıkıma sürüklemiyor; kültürel olarak da toplumun binlerce yıllık demokratik değerlerini anlamsızlaştırarak, zaman ve mekanından uzaklaştırarak kendi denetimine almaktadır. Böylelikle devletçi zihniyetler ve onların uzantıları tarafından rıza toplumuna ait bütün komünal değerler hakikatinden uzaklaştırılmıştır. Kavramlar değerler, kendinden menkul şeyler değildir, binlerce yıllık tarihsel ve toplumsal koşulların ürünüdürler.

    “BELEDİYELERİN AŞURE TÖRENİ YAPMASI YENİ BİR ALEVİLİK TASARIMIDIR”

    Özellikle Muharrem Ayı’nın bittiği şu günlerde belediyelerin “Aşure töreni!” yapmalarını yeni bir Alevilik tasarımı olarak düşünmek gerekir. Binlerce yıllık kültürel direniş hattı ve bu hatta karşılık bulan ritüeller, kavramlar, topluma dair demokratik değerler, bu değerlerin tarihsel anlamları belediyeler tarafından kutlanacak belirli gün ve haftalar listesine eklenmiştir. Elbette ki bu sürece gelinmesinin asıl müsebbibi bu inanç üzerinden ikbal devşirenlerdir.

    BELEDİYE BAŞKANLARI VE PROTOKOLLE AŞURE LOKMASI PAY EDİLMESİ NE KADAR KUTSALDIR?

    Rıza toplumuna ait bütün değerler kutsallığını toplumsallığından almıştır. Toplumsal yararlılık ilkesi kendisini gösterince kutsanma da kendisini göstermiştir. Aşure her şeyden önce doğal toplum özelliğini taşır. Doğal toplumda inancın toplumsal yaşamla bire bir ilişkisi vardır. Toprakla ilişkilenme, emek süreçleri, üretim aşamaları kutsallıkla iç içedir. Bu kutsallıkta esas olan Ana Kadın’ın bilgeliği, bilinci, tecrübesi, kemaleti ve duygusudur. Ana Kadın’ın duygusundan uzak, yemek şirketlerine ihale edilen, mislice gider olarak fatura edilen, cemevlerinin resmi “dede”leri tarafından “duası” verilen, belediye başkanları ve protokolle eril bir zihniyetle resmi tören şeklinde açılışı yapılan bir Aşure lokmasının pay edilmesi ne kadar toplumsaldır, kutsaldır. Yaşamla bağı koparılan tüm ritüellerin iktidara hizmet ettiğini tarih göstermiştir.

    “AŞURE KUTSAL ŞÜKRAN AŞIDIR”

    Alevi inancında Aşure ile Tufan arasında bir ilişki kurulur. Dünya çapında etki yaratan Tufan efsanesi yeni bir başlangıç olarak kabul edilir. Nuh kelimesi başta Kürtçe olmak üzere bir çok dilde “yeni” anlamına gelmektedir. Anlatılana göre Tufan ile beraber sadece insanlık kaos yaşamamış, toplum ve doğa, yaratılan maddi kültürel değerler yok olmuştur. Tufan’dan kurtulanların atalarını anma, doğaya şükran duymak için elde kalan azıklarla yaptıkları “kutsal şükran aşı”dır, yeni bir yaşamın başlangıcıdır.

    “AŞURE FARKLILIKLARIN RIZALIKLA BİR ARADA YAŞAMALARI GEREKTİĞİNİN İFADESİDİR”

    Duygu ve düşüncenin yaşamla ikrarlaştığı, kaos ve kriz anında ikrarlaşarak hayatta kalınabileceği, yeniden bir yaşamın inşası için farklılıkların rızalıkla bir arada yaşamaları gerektiğinin ifadesidir Aşure. Farklılıkların birbirine tahakküm kurmayacakları, zalimin zulmüne karşı ortaklaşan yaşamın kültürleştiği, güzelleştiği ,sistemleştiği; bütün renklerin rızalıkla ortak bir mekanda yaşanabileceğinin karşılığıdır Aşure.

    Zulme karşı dayanışmanın, ruhsal ve bedensel olarak ikrarlaşmanın, duygu ve düşüncede ortaklaşmanın ahlaken de karşılık bulmaktadır.

    “AŞUREYİ ALEVİLER ELİYLE RESMİ TÖREN HALİNE GETİRMEK BİR PROJEDİR”

    Aşure’yi Aleviler eliyle resmi tören haline getirmek bir projedir. Aleviliğin kültürel direniş hattını yok ederek “değiştirme/ dönüştürme”, Aleviliğe müdahale etme, kaybettirme tasarımıdır. Bu ihale son birkaç yıldır yerel yönetimlere verilmiştir. Alevilik Aleviler eliyle belediyeler üzerinden “yola getiriliyor.” Osmanlı lahiyalarında “tashih-i itikat” olarak tanımlanır.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hamm Cemevinde ‘engelli göçmenlerin sorunlarına çözüm’ konuşuldu

    Hamm Cemevinde ‘engelli göçmenlerin sorunlarına çözüm’ konuşuldu

    PİRHA- Almanya’nın Kuzey Ran Vesffalya (NRW) eyaletinde bulunan Hamm Alevi Kültür Merkezi Cemevi’nde engelli bireyler ve haklarına yönelik çalışma yapıldı.

    Almanya’da uzun yıllardır göç, sağlık, eğitim ve engelliler alanında çalışmalar yürüten Mina-Leben Derneği ile Hamm Bedensel ve Çoklu Engelliler Derneği ortak projesi kapsamında Hamm Alevi Kültür Merkezi Cemevi’nde çalışma yapıldı.

    Hamm Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde bir araya gelinen Mina-Liben projesi kapsamında Almanya’daki engelli göçmenlerin sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin tartışmalar yürütüldü.

    PİRHA/ ALMANYA

     

     

  • KAR-DEF, 31 Mart yerel seçimleri için taleplerini sıraladı

    KAR-DEF, 31 Mart yerel seçimleri için taleplerini sıraladı

    PİRHA – Karakoçan Dernekleri Federasyonu (KAR-DEF) yaptığı yazılı açıklamada, 31 Mart 2019 yerel yönetim seçimlerinde, ülkedeki hak ve özgürlüklerin gelişmesi, doğa üzerindeki tahribatın azaltılması ve merkeziyetçi politikalara karşı yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, adaylara çağrıda bulunuldu. 

    Elazığ Karakoçan Dernekleri Federasyonu (KAR-DEF) 31 Mart yerel seçimlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Karakoçan ve Peri Vadisi’nde demokratik, ekolojik bir yerel yönetim için adaylara çağrıda bulunuldu.

    Türkiye’de sermayeden yana uygulanan politikalar nedeniyle doğal ve kültürel varlıkların talan edildiği ve sermaye birikimine sokulduğu belirtilen açıklamada, kentlerin, kasabaların ve köylerin betonlaştırıldığı, kentsel dönüşüm adı altında yağmalandığına dikkat çekildi.

    “MERKEZİYETÇİ POLİTİKALARA KARŞI YEREL YÖNETİMLER GÜÇLENMELİ”

    Havanın, suyun ve toprağın ticarileştirildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Tarım çökertildi ve gıda egemenliği şirketlerin eline geçti. Kır-kent ayrımı iyice körüklendi. Kırlar boşaldı. İstisnalar hariç, yerel yönetimlerin çoğunun verdiği hizmetlerde halkın çıkarları değil, daha fazla sermayenin çıkarları gözetildi.
    Çılgın projelerle, termik santrallerle, altın madenciliği ile, Hidro Elektrik Santralleri (HES), Jeotermik Enerji Santralleri (JES), Rüzgar Enerjisi Santralleri (RES), Güneş Enerjisi Santralleri (GES), Balık Çiftlikleri ile Yeşil Yol ile Deniz Dolguları ile hava alanları, köprüler, sanayi yatırımları ile kırlar ve kentler, ovalar, yaylalar, tarım alanları, yeraltı ve yer üstü suları kirlendi ve zehirlendi, ormanlar talan edildi. Karakoçan İlçemizi de kapsayan Peri Vadisi’nde, rant projeleriyle ekolojik kırım uygulandı.”

    Açıklamada, Türkiye’deki hak ve özgürlüklerin gelişmesi, doğa üzerindeki tahribatın azaltılması ve merkeziyetçi politikalara karşı yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiği belirtilerek, bu doğrultuda mücadele eden partiler ve adaylarla birlikte çalışacaklarını duyurdu.

    “YAŞAMI TEHDİT EDEN PROJELER DERHAL DURDURULMALI”

    Karakoçan’daki ve Peri Vadisi’ndeki Yayladere-Kiğı-Adaklı-Yedisu-Nazimiye-Mazgirt’deki tüm adaylara şu taleplerin alınması çağrısında bulunuldu:

    • Su, bütün canlılar için bir yaşam hakkıdır. Su, temiz, güvenilir, ulaşılabilir ve ücretsiz olmalıdır. Su havzaları korunmalı, tüm yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesinin önüne geçilmelidir. Yeraltı sularının yağmalanması son bulmalıdır. Doğal kaynak suları korunmalı, kaynak sularının 3. şahıslara tahsis edilip satılması yerine, şehir içme suyu hatlarına ilave edilerek içme suları daha kaliteli hale getirilmeli ve halkın ihtiyacı kadar ulaştırılmalıdır. Karakoçan ve diğer ilçelerde mahallelerde çeşmeler yapılarak, halkın ücretsiz bir şekilde bunlardan yararlanması sağlanmalı. Suyu hapseden ve gasp eden şirket faaliyetleri, barajlar, maden ocaklarına karşı mücadele yürütülmelidir.
    • Yerel yönetimlerde “demokrasi” hayata geçirilmelidir. Yerelde sivil ekoloji inisiyatiflerinin katılacağı mahalle komiteleri aracılığı ile ortaya çıkacak görüş ve öneriler dikkate alınmalı, yaşamı tehdit eden mevcut projelerin faaliyetleri derhal durdurulmalıdır. Belediye kaynakları artık dar bir kesime değil, halka ve doğaya aktarılması temel şart olmalıdır.

    “ALTYAPILAR TAMAMLANMALI”

    • İmar planları hazırlanırken, AVM’ler ve emlak rantı değil, sağlıklı barınma alanları, kent içi doğal alanlar, koruluklar, parklar, sanatsal kültürel eğitim mekanları, deprem toplanma alanları gibi ihtiyaçlar düşünülmelidir.
    • Kanalizasyon, drenaj, otopark, içme suyu altyapıları, arıtma tesisleri gibi gerekli altyapılar tamamlanmalıdır. Karakoçan’da kanalizasyonun olmayışı ve bunun OXİ deresine akması sonucu, insan ve canlı yaşamını olumsuz etkileyen OXİ deresinin orjinal halinin korunması, su havzalarının yapılaşmaya açılmaması çalışmalarına bir an önce başlanmalı ve bitirilmelidir.
    • Atıkların azaltılması için gerekli çalışmalar yapılmalı, plastik ve pet kullanımı tamamen yasaklanmalı, katı atık yönetim planı uygulanmalı, atıklar yerinde ayrıştırılmalı ve toplanmalı, geri dönüştürülmelidir. Karakoçan’ın bütün köylerine çöp konteyneri verilmeli, planlama ile bunların toplanması yapılabilmeli.

    “EKOLOJİK ÇOCUK PARKLARI YAPILMALI”

    • İlçelerde ücretsiz toplu taşıma yapılarak, ücretsiz Belediyecilik hizmetlerine geçilerek sosyal adalet için adımlar atılmalıdır. Ulaşım sorunu olan köylere projeler yapılmalı.
    • Sokak hayvanları için bakım merkezleri ve sığınaklar kurulmalıdır.
    • Gençlik merkezleri, kreşler ve ekolojik çocuk parkları yapılmalıdır.
    • Gençlerin uyuşturucu, alkol vs. kötü alışkanlıklarına karşı paneller tertiplenmeli, bağlarının kuvvetlendirilmesi önemle ele alınarak, oluşturulacak gençlik kamplarında gençlerimizin sosyal, sportif ve kültürel açıdan gelişmeleri sağlanmalıdır.
    • Orta ve yüksek öğrenim okumak isteyip ama imkanı olmayan gençlerimize karşılıksız burs sağlanarak okumalarına yardım edilmelidir.
    • İlçelerimizde yüksek okulda öğrenim gören öğrenciler için modern yurtlar yapılmalı.

    “ANADİL VE EĞİTİM KONUSUNDA PROJELER ÜRETİLMELİ”  

    • Toplum anadilini yaşatması varlığını koruması için, geleceğimiz olan çocuklarımıza bölgemizin anadilleri olan Kurmanci ve Zazaki’nin toplumsal alanda kullanılması, tüm hizmetlerde yer almasına kadar geliştirilmesi ve eğitimi konusunda projeler yapılmalıdır.
    • Kadınların bakmakla sorumlu tutulduğu çocuk, hasta ve yaşlı bakımının ve ev işlerinin toplumsallaştırılması için her mahallede kreş, bakım evleri, çamaşırhaneler ve yemekhaneler açılmalıdır.
    • Kadına yönelik şiddet karşısında kadınların güvenle hayata katılabileceği sığınma evlerinin devlet güvencesinde her ilçeye açılmalıdır.
    • Kadınların sağlık hakkına erişimini kolaylaştıracak kadın sağlığı birimlerinin açılması ve sosyal mekanların sayısı artırılmalıdır.
    • İlçelerde yaşayan herkesin tıbbi ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişim haklarının sağlanması ve toplum sağlığını tehdit eden hastalıklara karşı önlemlerin alınması, bu konuda Türk Tabipler Birliği ve şubeleri ile istişare içerisinde belli tarihlerde, sağlık taramaları yapılmalıdır.
    • İlçelerde modern sebze ve meyve hali yapılmalı. Bu sebze meyve hallinde halkın sağlığı gözetilmeli, ilaç kalıntılı, zehirli gıdalar engellenmelidir.
    • İlçe Merkezlerinde halkın sağlığını tehdit etmeden, merkezden uzakta, her çeşit hijyenik ortamın sağlandığı, uzman veteriner kontrolünde bir canlı hayvan pazarı yapılmalı. Bu canlı hayvan pazarlarında alınacak bilimsel tedbirlerle hastalıklı hayvan satışı engellenmelidir.
    • İlçelerde, projeler hazırlanıp yerel ekolojik tarımsal üretime önem verilmeli, bu ürünlerin aracısız pazarlanması için gerekli üretici pazarları kurulmalıdır. Belediyeler üretici ve kentlinin ortak olacağı kooperatiflerin kurulmasını örgütlemeli, kaynak ayırmalı, yerel tohumlarla gıdada kendine yetebilen bir kent modeline geçerek tarım şirketlerine boyun eğmeden, halkına ucuz, sağlıklı gıda sunabilmelidir.

    “GDO’LU ÜRÜNLER YASAKLANMALI”

    • GDO’lu üretim yasaklanmalı ve önlenmelidir.
    • Geçimlik tarım için, ücretsiz su desteği sağlanmalıdır.
    • Peri Vadisi havzasındaki belediyelerin yerellere örnek belediye modeli olacak şekilde, küçük çiftçiliği desteklemek için, tarımda kullanılan makineler için halkla beraber çalışmalar yapılmalı, belediye, araç ekipmanları için tarım araçları hangarları kurmalıdır. Bu alanda kooperatif kurulmalı ve bu kooperatiflerle birlikte hareket edilmelidir.
    • Koşullar gereği göç eden bölge insanlarımızın, geri dönüşlerini sağlamak, üretime dahil edilip daha bir yaşam kurmaları için projeler yapılmalıdır.
    • Deprem fay hattının üzerinde bulanan bölgemizde deprem riski gözetilerek İmar planlaması yapılmalıdır.
    • Çevre Düzeni Planları bilimsel temellere göre hazırlanmalı, rant uğruna sık sık değiştirilmemelidir, ormanlar, yeşil alanlar, tarım alanları, meralar korunmalıdır.

    “ALEVİLERİN İNANÇ YERİ OLAN CEMEVLERİ YAPIMI DESTEKLENMELİ”

    • Kaçak yapılaşma ve ilçeleri kirleten, yaşam alanlarımızı zehirleyen, sanayi tesisleri projelerine izin verilmemelidir.
    • Tarihi kültürel yerlerin tescil edilip korunması ve yaşatılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
    • Alevi vatandaşlarımızın kendi gelenek ve görenekleri içerisinde, ibadetlerini yapabilecekleri cemevlerinin yapılması desteklenmelidir.
    • İlçemizde ve köylerimizde oluşan doğal afetler (deprem, yangın, sel, heylan) sonucunda, ekip ve ekipmanların oluşturulması ve ihtiyaçları etmek için her köyümüzde araç gereç temininin sağlanması yapılmalıdır.
    • Peri Vadisi havzasının endomik bitki türleri ve yaban hayatının şemasının çıkartılması, yasal avcılığın tamamen yasaklanması ve Peri Vadisi havzasının Milli Park statüsüne alınması için girişimlerde bulunulmalıdır.
    • Enerji ihtiyacı kamu veya enerji kooperatifleri eliyle  ve halkın gereksinimi kadar sağlanmalıdır. Atık üretmeyen bir politika ekolojik belediyecilik ile mümkündür. Enerji verimliliği ve tasarrufu ile ilgili çalışmalar yapılmalıdır.
    • Belediyeler iklim değişikliğine karşı mücadeleyi sosyal adaleti temel alarak başarmalı, kömür, petrol, gaz, asfalt ve betona bağımlılıktan kurtaran politikalar uygulanmalıdır. İklim Değişikliğine Karşı Önlemler için Master Planı hazırlanmalıdır.
    • Belediyelerde özelleştirme ve taşeronlaştırmaya son verilmelidir. Halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışına uygun olarak tüm hizmetlerin, Belediye kurumları ve personeli tarafından yürütüldüğü, hizmetlerin piyasalaştırılmasına ve kâr aracı haline getirilmesine son verildiği, hizmetlerin halka ucuz, kaliteli ve sürekli bir şekilde ulaştırıldığı bir yerel yönetim anlayışını benimsemelidir.
    • Tüm yerel yönetimlerde çevre koruma birimi kurulmalı ve bu birimde konusunda uzman elemanlar görevlendirilmelidir. Bu birim hava, su, toprak kirliliği açısından gerekli denetimleri gerçekleştirmeli, sonuçları halkla paylaşmalı ve önlemleri almalı, aykırılıkları sona erdirecek yaptırım uygulamalıdır,
    • Doğayı yöneten değil, doğanın bir parçası olduğunu kabul eden politikalar geliştirilmelidir.

    Karakoçan Dernekleri Federasyonu (KAR-DEF)  açıklamasında, Türkiye’deki hak ve özgürlüklerin gelişmesi için, halktan, emekten, doğadan yana, tüm canlıları gözeten, halkla birlikte karar veren, demokratik ve ekolojik bir yerel yöneticilik anlayışından yana olduklarını kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kerestecioğlu: Kadınlarla yarışabilmeyi erkeklerle yarışmaktan daha çok tercih ederim – Video

    Kerestecioğlu: Kadınlarla yarışabilmeyi erkeklerle yarışmaktan daha çok tercih ederim – Video

    PİRHA- Milletvekilliğinden belediye başkanlığı adaylığına geçiş kararı alan HDP’li Filiz Kerestecioğlu, “Öncelikli amacımız yerel demokrasiyi güçlendirmek.” dedi. Seçimlerde kadın adayların sayısına da vurgu yapan Kerestecioğlu “Kadınlarla yarışabilmeyi erkeklerle yarışmaktan daha fazla tercih ederim.” ifadelerini kullandı.

    ‘Başkentin kalbi’ olarak adlandırılan Çankaya, 31 Mart yerel seçimlerinde çekişmenin en fazla olacağı adreslerden birisi. CHP adına mevcut belediye başkanı Alper Taşdelen aday gösterilirken AKP ise Sanatçı Amber Türkmen’i öne sürdü. Aday ismini en geç hazırlayan HDP ise Ankara Milletvekili olan Filiz Kerestecioğlu ile yarışa dahil oldu.

    “AMACIMIZ YEREL DEMOKRASİYİ GÜÇLÜ KILMAK”

    Seçimlerde büyükşehir belediyesi için aday çıkartmayacağını açıklayan HDP’nin Çankaya kararı sürpriz olarak yorumlandı. Aynı zamanda hukukçu olan Kerestecioğlu, Ankara’nın kimliğini iyi bildiğini ifade ederek “Kent demokrasisini kurmak istiyoruz. Partimizin temel hedefi olan yerel demokrasiyi güçlendirmektir. Ankaralı seçmenimize sözümüzü söyleyip hep birlikte yerel demokrasi adımını güçlendirmek için çalışmak istedik” dedi.

    Çankaya için “Yaptıkları hiç önemli değil. Kim olursa olsun, hep aynı partiden olsun’ anlayışının hakim olduğunu ifade eden Kerestecioğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnsanlara hakikaten hizmet edecek, kişilere ihtiyaç. Bu bir tür mevki, makam meselesi değil. Ankara milletvekiliyim, Ankara’da okudum, Ankara’da büyüdüm. Ankara Atatürk Lisesi ve Hukuk Fakültesi mezunuyum. Bu şehrin sorunlarını da biliyorum. Gençliğimdeki Ankara’yı hatırlayınca içim açıyor. Örneğin; Saraçoğlu Mahallesi’nde yapılmak istenenler, Kızılay’ın geldiği hal, Kuğulu Parkın nasıl böyle giderek yıllar içerisinde daraltıldığı, bütün yeşil alanların azaldığına şahit olmamın etkisi var. Ama HDP’nin siyasetini, kent demokrasi anlayışını özellikle Ankara’da hayata geçirip sözümüzü duyurabilmek istiyoruz. Bir ülkenin genelinde demokrasi olmazsa eğer yerelinde demokrasinin de olması ve güçlenmesi gerçekten güç. Birazda bu sesi duyurabilmek ve yerelden de aslında bu teşviki yapabilmek için de adayım.”

    BELEDİYELERDE ÇOK RENKLİ VE SESLİLİK OLUŞTURULMALI”

    Filiz Kerestecioğlu, belediye başkanı seçilmesi durumunda öncelikli yapılacaklara da şöyle değindi:

    “Ankara’nın sorunları çok belli. Geçtiğimiz Mayıs ayında suların sellerin bastığı bir başkent gördük. Burası yaya ve insana odaklı olmayan bir şehir. Bisiklet yollarının mümkün olduğu ve aynı zamanda insan odaklı yolların olabileceğini düşünüyorum. Bugün kalkmış tanzim satıştan bahsediyorlar. Aslında bu solun anlayışı. Eskiden insanlara daha adaletli ve ucuza paylaştırmak için kurulmuş olan bu anlayışı şehirde gerçekleştirmenin mümkün olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kent bostanları da bu şehirde yapılabilecek projeler arasında. Çünkü öğrendiğimde beni çok etkileyen konulardan birisi de Ankara’nın 20 tarım ürünü ile kendini ve başka şehirleri de besleyebilecek gücü olmasıydı. İster Çankaya’da olsun ister Ankara’nın başka ilçelerinde tüm inşalar bina ve otomobil odaklı yapılıyor. İşte bunları değiştirmek mümkün. Belediye meclislerinde oluşacak çok renklilik ve seslilik ile bu değişimler olabilecek. Çünkü belediye meclisi demek, denetim demektir. Denetimsizlik olduğu zaman hangi partinin belediye başkanı olursa olsun süreç ranta doğru ilerler. Bunu denetleyecek olan da halktır. Bu nedenle öncelikle halkımızdan belediye meclislerinde HDP’ye oy vermelerini talep ediyorum.”

    “KADINLARLA YARIŞABİLMEYİ DAHA FAZLA TERCİH EDERİM”

    Seçimlerde iddialı olduklarına da vurgu yapan Kerestecioğlu, “iddiamız demokrasi ve özgürlük iddiasıdır” diyerek yerel seçimlerde yarışacak olan kadın adaylar konusunda ise şunları belirtti:

    “Kadın adayların olması güzel. Kadının bu kadar görünmez olduğu başka bir seçim herhalde yoktur. HDP dışında kadın adaylara yer veren parti sayısı gerçekten çok az. Ankara’da birazda kadının sözünü güçlendirmek için yola koyulduk. Feminist gelenekten, kadın hareketinden gelen, mor çatı ve baroda kadın hakları merkezi kurucularından bir kadın olarak kadının var olmasını, kadınlarla yarışabilmeyi erkeklerle yarışmaktan daha fazla tercih ederim. Belediye meclislerinde de aynı şekilde kadın sayısının çok daha fazla olmasını özellikle muhtarlarımızın kadınlardan olmasını çok isterim.”

    Cebrail ARSLAN – Eren GÜVEN / ANKARA